Site Haritası
ENGLISHDEUTSCH
LİNKLER
BÜLTEN ARŞİVİ
KİTAP ALIMI
HABER ARŞİVİ
DİN KARŞITI FELSEFELER
BİLİYOR MUYDUNUZ?
KUTSAL KİTAPLAR
- KURAN'IN ELEŞTİRİSİ
- TEVRAT'IN ELEŞTİRİSİ
- İNCİL'İN ELEŞTİRİSİ
VİDEOLAR
ARİF TEKİN
ÇEVİRİ ÇALIŞMALARIMIZ
ARAŞTIRMA DOSYALARI
SİZLERDEN GELENLER
Köşe Yazıları


Sitede Ara
Söyleşiler
-
-
-
| Sonraki sayfa >> |
Anket
SonuçlarOturum Paneli
Sitemizden Haberler
Değerli TD Sitesi Üyeleri ve Okurları,
uzun bir aradan sonra tekrar faaliyetlerine başlayan sitemizin Video Çalışma Grubu, ilk iş olarak daha önce hazırlanmış olan toplam 27 çalışmayı iki ayrı platformda toparlamış ve ilginize sunmuş bulunmaktadır.
Videolarımızı TD Sitesinin YouTube Kanalında izleyebilirsiniz.
Yanısıra bütün videolarımız, (daha düşük çözünürlükte) Ana Sayfamızın Video Bölümünde de yer almaktadır.
Değerli hocamız Prof. İlhan Arsel'i 7 şubat 2010 pazar günü kaybettik.
1921 yılında doğan İlhan Arsel akademisyen, öğretim görevlisi ve yazardı. Turan Dursun'un yakın dostu da olan İlhan Arsel özellikle İslam dinini ve semavi dinleri eleştiren kitapları ile tanındı.
Ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
İlhan Arsel Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1942 yılında aynı fakültede doçent ve profesör oldu. Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde doktorasını yaptıktan sonra, otuz yıldan fazla bir süre boyunca üniversite öğretim üyeliğinde bulundu; Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde "Anayasa Hukuku" dersleri verdi. 27 Mayıs Darbesi'nin ardından yeni bir anayasa tasarısı hazırlamakla görevli on kişilik İstanbul Komisyonu'na, ve daha sonra Kurucu Meclis Öntasarısı'nı oluşturan beş kişilik komisyona üye şeçildi. 1966 yılında Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından Cumhuriyet Senatosu'na Kontenjan Senatörü olarak atandı. Daha sonra tekrar üniversiteye döndü. 1971 yılında, merkezi New York'ta bulunan "Inter-University Associate" kuruluşuna danışman ve araştırmacı olarak alındı ve bu kuruluşun kronolojik yorum esasına göre yayınladığı "Constitutions of the Countries of the World" (Dünya Ülkeleri Anayasaları) adlı 14 ciltlik yapıtın "Türkiye" ve "Belçika" bölümlerini (1971 yılı itibariyle) hazırladı. 1975 yılında, ders vermekte bulunduğu Ankara Polis Enstitüsü'nden istifa etti. 1977 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden de istifa etti. Bu tarihten itibaren araştırma ve öğretim faaliyetlerine devam etti.
17.01.2010 Tarihinde Hürriyet gazetesinde Soner Yalçın imzalı yazıda Naima Dursun'un intiharı
konu edinilmiştir.
Baştan aşağı duyarlı vicdan sahibi bir gazetecilik örneği verilen yazıda muhtemelen bir dizgi hatası
nedeniyle Naima Dursun'un ölüm tarihi Turan Dursun'un katledilişinden 20 yıl sonra olarak gösterilmiştir.
Naima Dursun'un canına kıyması 2004 yılında gerçekleşmiştir. Yani olay yeni değildir.
Sitemize gelen başsağlığı dilekleri üzerine bu açıklama zorunlu hale gelmiştir. Sayın Soner Yalçın'ın da
bu hatayı düzelteceğine inanıyoruz.
Saygılarımızla....
Hurafelere, batıl inançlara ve dogmalara karşı aklın, bilimin ve sağduyunun sesini gürleştirmek adına, katkıda bulunmaya çalıştığımız aydınlık mücadelesinde Turan Dursun Sitesi olarak bir önemli projeyi daha hayata geçirmiş bulunmaktayız:
MucizeYalanları.com adlı yeni Sitemiz bugün yayın hayatına başlamıştır.
Sahte bir bilimsellik maskesiyle, Kuran'da bilimsel mucizeler bulma girişimi son yıllarda, özellikle internet ortamında gittikçe yaygınlaşmış ve birçok inanırın adeta itikadi dayanak noktası haline gelmiştir.
Harun Yahya, Ömer Çelakıl ve diğerleri gibi baş mucizecilerin iddialarına, derli toplu, kapsamlı ve somut yanıtlar sunacak olan Mucize Yalanları Sitemizin internet ortamında önemli bir boşluğu kapatacağını düşünüyoruz.
Bugün doğumunu kutladığımız sitemiz, sürekli yenilenecek, geliştirilecek ve yeni mucize reddiyeleriyle genişletilecektir.
Bu süreçte hepinizin ilgi ve katkılarını da bekliyoruz. Yeni Sitemizdeki mucize reddiyelerinin altındaki linkten forumumuzda somut metinle ilgili açılmış olan başlığa ulaşabilir, görüşlerinizi, sorularınızı, eleştiri ve önerilerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.
Projenin başlangıcından bu güne kadarki süreçte katkılarını esirgemeyen tüm arkadaşlarımıza ve Mucize Yalanları Çalışma Grubuna teşekkür ederiz..
Harun Yahya'nın geçtiğimiz yıl sitemiz aleyhinde açtığı dava bugün sonuçlandı.
İstanbul'da süren duruşmanın bugünkü son celsesinde hakim red kararı verdi.
Harun Yahya olarak da anılan Adnan Oktar evrim teorisi aleyhindeki yayınları ve sık sık hakkında açılan davalarla biliniyor.
Harun Yahya, sitemizin forum bölümlerinde kendisine hakaret edildiğini iddia ediyor ve manevi tazminat talep ediyordu.
Araştırmacı Yazar Arif Tekin 18 Kasım 2009 tarihinde itibaren sitemizde yazmaya başlayacak.
"Kur'an'ın Kökeni", "Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları", "Sumerler'den İslam'a Kutsal Kitaplar ve Dinler", "Kur'an'da Allah" kitaplarının yazarı olan Arif Tekin site ana sayfamızda bulunan Yazar Köşesi'nde yazmaya başlayacak.
Sayın Arif Tekin'e teklifimize olumlu yanıt verdiği için teşekkür ediyor ve site yönetimi adına hoş geldiniz diyoruz.
Konuyla ilgili forum başlığımız aşağıdaki linktedir:
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=14718
Arif Tekin Kimdir?
Diyarbakır ili, Kulp ilçesi Akdoruk (Gavgas) Köyü'nde doğdu...
Birinci olan makale Dinlerden Özgürlük Grubu (DÖG) forumunda yapılan oylama sonucu belli oldu.
Söz konusu makaleye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.turandursun.com/forumlar/...53&postcount=1
Makalenin yazarı olan ulpian'ı tebrik eder katkılarının devamını dileriz.
Sitemizin İngilizce versiyonu turandursun.net bugün yayınına başladı.
İngilizce sayfalarımız daha önce sitemizde alt sayfalar olarak yer alıyordu. Dolayısıyla yabancı ziyaretçilerimizi önce Türkçe sayfalar karşılıyordu. Yeni sitemiz giriş sayfasından itibaren tamamen İngilizce. Yakın bir zamanda Almanca sayfalarımız da turandursun.net'e aktarılacak.
Turan Dursun Sitesi'nin dışa açılımında önemli bir adım olan turandursun.net sayesinde yabancı dostlarımızla daha sıkı bir ilişki ummaktayız.
Bu akşam (14 ağustos 2009 cuma) Habertürk tv. kanalında saat 21.00 civarlarında evrim teorisi konulu bir tartışma programı yapılacak. Programa sitemizde köşe yazarlığı da yapan Bilim ve Gelecek Dergisi'nin yönetmeni Ender Helvacıoğlu'nun yanısıra Yard. Doç. Dr. Hasan Aydın ve Doç. Dr. Ergi Deniz Özsoy katılacaklar.
Sitemizde programla ilgili bir forum başlığı da açılmıştır:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?goto=newpost&t=11868
2 Temmuz Madımak Katliamı Turan Dursun Sitesi Özel Bülteni olarak geniş kesimlere duyuruldu.
“Allah’ın emirlerini yerine getirmek için ciddiyetle gayret et; gevşeklik gösterme! Müslümanları öldürenleri ele geçirirsen onları başkalarına ibret olacak şekilde öldürerek öçlerini al! Şayet Allah sana zafer nasip ederse onları (mürtedleri) ateşte yak!”
Tarihçi Taberî'ye göre bu emir Buzâha Savaşı sonrası komutan Hâlid’e, Ebubekr tarafından verilmiş...
Taberî, Halid'in bu emri canla başla yerine getirdiğini anlatır...
| Sonraki sayfa >> |
Yurttan ve Dünyadan Haberler
Pazar günü “ecelsiz öldürülmüş” babaların çocukları bir araya geldi, babalarını andı
“Ecelsiz öldürüldük. Vurulduk ey halkım, unutma bizi...” 21 Haziran 2009 Pazar günü, birçok çocuk babalarına hediyeler verirken, yıllardır bugünü mezar taşları başında geçiren çocuklar, ‘ecelsiz öldürülmüş’ babaların çocukları bir araya geldiler. Tek başlarına değil el ele tutuşarak andılar babalarını bu kez.
“Benim Babam Bir Kahramandı” adını taşıyan buluşmayı 1980 yılında evinin önünde kurşunlanan yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun gelini Canan Kaftancıoğlu düzenlemişti. İstemişti ki babalarının elini zamansız bırakmak zorunda kalan çocukların sesi duyulsun bu Babalar Günü’nde.
Mekân, Esenkent Rıfat Ilgaz Açıkhava Tiyatrosu’ydu. Sunucu İlknur Kaplan’ın, Uğur Mumcu’nun 1975’ten gelen sözleriyle, “Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi!” diye açtığı gece, o çocukların anılarıyla devam etti.
‘Babam hangi damarlara bastı’
1978 yılında, kontrgerillayla ilgili bir dava açmak üzereyken öldürülen savcı Doğan Öz’ün yüzü sahnedeki perdede belirirken, onu kendi satırlarıyla andı çocukları. Önce oğlu Yüce Turan Öz babasının şiirlerini okudu, ardından tiyatro oyuncusu kızı Bengi Heval Öz babasının son raporunu okudu. Babasının hangi damarlara bastığı, daha da basmak üzere olduğu bilinsin istiyordu...
1979 yılına geçtik sonra, Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeniyken öldürülen Abdi İpekçi’yi kızı Nükhet İpekçi anlattı. Hayallerinden söz etti, “Başka çocuklar babalarına büyük armağanlar verebilirken, ben de bu kadarcık hayal kurabilirim” diyerek... Duruşma salonlarında bir araya gelmekti hayali, adalet istemek... Hatta belki tetikçilerin yakınlarıyla da yan yana durmak.
“Gökçen Çatlı’dan aldım bu fikri” dedi; “Tele-vizyonda izledim. Onun dili mağdurun diliydi. Bizim babalarımız aynı hikâyenin içinde yok ettirildi. Bize bu hikâyeyi yaşatanlara hesap sorabiliriz.”
1979’da öldürülen Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul’u kızı Ayçil Yurkadul Şahin’in mektubundan dinledikten sonra sosyolog Cavit Orhan Tütengil’in kızı Deniz Tütengil çıktı kürsüye. “7 Aralık 1979’da bir cinayet işlendi. Öldürülen kişi benim babamdı...” Annesinin gazetecilere isyanını hatırladı sonra: “Gidin katillerin fotoğrafını çekin...” 30 yıl geçmişti aradan. Katillerin fotoğrafı hiçbir zaman çekilememişti...
Sonra bir dia gösterisiyle gerçek bir aydın mezarlığı olan ülkemizin siyasi cinayetler bilançosunu izledik sessizce. 1910’da Ahmet Samim ile başladı resm-i geçit, 2007’de Hrant Dink ile son buldu. Bahriye Üçok’lar, Turan Dursun’lar, Metin Altıok’lar, Sevinç Özgüner’ler, Uğur Mumcu’lar, bir bir geçtiler aydınlık yüzleriyle.
1980’leri Ümit Kaftancıoğlu’nun oğlu Ali Naki Kaftancıoğlu açtı. Dünyanın en eğlenceli babasını, yöresine âşık, halkını, bir de kuzinede pişmiş patatesi elleri yanarak yemeyi seven babasını anlattı özlemle. “Sıra bana geliyor” diyerek nasıl hızla çalıştığını, daktilo seslerinin, sigaranın ve ülkücü tehditlerinin nasıl arttığını... Sonra... “Önüne çıkamayanlar arkasından dokuz kurşunla ancak susturabilmişti bu ezgili, kocaman yüreği...”
‘Gözyaşlarımı hâlâ akıtmadım’
Gene 1980’de öldürülen DİSK Başkanı Kemal Türkler’in kızı Nilgün Türkler babasına seslendi sonra: “Canım babam, senin güzel yeşil gözlerini görmeyeli tam 29 yıl oldu. Mahkemen, inanmayacaksın ama hâlâ sürüyor. Sana söz verdiğim gibi, gözyaşlarımı hâlâ akıtmadım.”
“Babamdan hâlâ korkuyorlar” dedi sonra; “Korksunlar. Demokrasi düşmanları, katil faşistler korksunlar. Biz devrim şehitlerinin tohumlarıyız, bizden korksunlar.” Ve babasının meşhur ‘Birlik Dayanışma selamıyla’ indi sahneden.
1980’de gözaltında dövülerek öldürülen yayıncı İlhan Erdost’un eşi Gül Erdost, “Kenan Evren ve yandaşları yargılanınca konuşacağım” diye girdi söze. Bunu görmek ilk dileğiydi hayatta, ikincisi ise ‘unutulmaya yüz tutan canlarının’ ders kitaplarına girmesi.
Turan Dursun’un öldürülmesini ve sonraki süreci kendisine müthiş benzeyen oğlu Abit Dursun’dan dinledik. Derken CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş kürsüye gelerek coşkulu bir konuşma yaptı.
Ve bir kez daha diller tutuldu Sivas’ta yanan Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan’ın anlattığı masal karşısında... Ölüm fikrinden çok uzak, mutlu bir ailenin masalıydı. Babası kocaman bir gözlük, bir uçak büyüklüğünde gazete, her gün değişen kitap adları gibiydi onun için. Masal 2 Temmuz 1993’te kâbusa dönmüş, babasına sormak istediği koca bir soru kalmıştı Eren Aysan’da: “Biz bu ülkeye bunları hak edecek ne yaptık?”
Yanımda bir baba istiyordum
Yine Madımak’ın yuttuğu halk ozanımız Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen ise “Ben kahraman bir baba istemiyordum ki” diye isyan etti: “Yaşayan, kanıyla canıyla yanımda olan bir baba istiyordum. Umarım bu toplum daha fazla kahraman baba yaratmaz. Kahraman devlet olsun, babalarımızı korusun.”
Ve sözü kesip müziğe girdi: “Öyle ağırım ki kendime / Sen benden gittin gideli...” Babasına yazmıştı bu şarkıyı.
22 yaşında Sivas’ta yakılan Hasret Gültekin’in babasının ölümünden iki ay sonra doğan oğlu Roni Hasret Gültekin perdeden seslendi izleyenlere. Genco Erkal, Nâzım’dan şiirler okudu... Bir de Ataol Behramoğlu’ndan...
Vakit çok daralmıştı. Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı’nın kızı Dolunay Kışlalı Uluç ve yaşasa muhtemelen şimdi baba olacak olan Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe hep birlikte çağrıldılar sahneye, “Lütfen kısa olsun” uyarısıyla...
‘Cenazesini bile vermediler’
Dicle Anter “Babamın cenazesini bile vermediler bize” diye isyan ederken, Özge Mumcu okumayı söker sökmez tanıdığı köşeyi anlatıyordu. Cumhuriyet’in sağ alt köşesindeki “Gözlem” köşesini. Anlamadığı kelimeleri babasına sora sora... “Emperyalizm ne demek baba?”
Meryem Göktepe kardeşini Mahmut Temizyürek’in şiiriyle anarken Dolunay Kışlalı Uluç “İlk aşkımdı” diyordu babası için, “İlk erkek modelim.” “Cenazede milyonlarca kardeşim olduğunu anladım”. Babası öldürüldüğünde 29 günlük olan küçük kızkardeşi Nilhan uykulu gözlerle izliyordu ablasını. “Acılar paylaşıldıkça azalıyordu” Kışlalı’nın dediği gibi. Bugün ilk kez yalnız değildi, “ecelsiz öldürülen” aydın babaların çocukları. Sanki hepsi kardeştiler, bir büyük aileydiler.
Milliyet Gazetesi
Asu Maro / Fotoğraflar: OZAN GÜZELCE
697 kez okundu - Yorum oku / Yorum yaz (0)
