Dilaver Koman
İlkel Atalarımızda Ruh Kavramı II
Yayınlanma: 1 Şubat, 2010
İlkel atalarımız yaşam ilkesini (siz buna "yaşam ruhu" diyebilirsiniz) bizim şu anda algıladığımızdan çok daha farklı algılamaktaydı. Bizce değerli şeyler sayılan canlı ve cansız tüm varlıklar, ilkel zihniyet için son derece önemsizdir. Doğadaki tüm nesneler içlerinde bir yaşam ilkesi (ruhu) barındırırlar ve ilkel insan bunlarla iç içe yaşamaktadır. Yabanıllar için dünya genellikle canlıdır; ağaçlar da bu kuralın dışında değildir. Onların da kendi gibi ruhları olduğuna inanır ve onlara buna göre davranırlar.
devamı... 520 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
İlkel Atalarımızda Ruh Kavramı
Yayınlanma: 21 Aralık, 2009
Kö şe yazısı yazmaya başladığım andan itibaren temel anlay ışım şu oldu: Tüm dinler ve inançlar insanlık tarihi boyunca yaşananlar sonucunda üretilmişlerdir. Bu sebeple yazılarımda inançların köklerinin eski inan ış ve toplumlara dayandığını ısrarla vurguluyorum; dinleri anlamak ve kapsaml ı bir eleştirisini yapmak istiyorsak onları bu bağlamda değerlendirmemiz gerektigini göstermeye çal ışıyorum. Bu yazı ile başlayacak dizide ilkel atalarımızın ruh ve tanrı anlayışlarına değinerek bazı yanlış anlamalara aç ıklık getirmeye çal ışacagım...
devamı... 687 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Bakire Doğum
Yayınlanma: 14 Kasım, 2009
Âl-i İmran Suresi'nin 47. ayetinde (Meryem) “Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?” dedi. Allah “Öyle ama Allah dilediğini yaratır. O bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir” dedi." Şeklinde anlatılan olay Meryem Suresi'nde şu şekilde yer alır:
devamı... 1302 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Sırat Köprüsü
Yayınlanma: 12 Ekim, 2009
İslami literatürde ‘Sırat Köprüsü’ kavramı genişçe tanımlanır. Bu tanım her ne kadar Kuran’da geçmezse de İslami gelenek Sırat Köprüsü’nü inanışın içine taşımıştır. Bazı İslami çevreler bu tanım Kuran’da yer almadığı için dayanak olarak ele alınmaması gerektiğini ileri sürer. Bir dinsel inancın nasıl şekillendiğini ve dini dogmaların aslında vahiy değil de toplumun tüm eski geleneklerinin bir devamı olduğunu ayrıca bu dogmaların neredeyse tüm eski halkların inancında bir şekilde yer aldığını gösterebilmek için Sırat Köprüsü kavramına ve bunun değişik uygarlıklardaki izdüşümüne kısaca göz atmamız gerekir.
devamı... 1040 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Miraç
Yayınlanma: 12 Eylül, 2009
Geçen ayki yazımda yer ile göğün ayrılmasından bahsetmiştim. Bu ayrılma aslında kol ile kafa emeğinin ayrılmasını da simgelemekle beraber belirgin bir sonuca da yol açıyordu: Göğün kutsal olması ve insanların göğe -yani tanrıya- ulaşma çabası… Tanrıya gökte yer verildikçe ve ona ulaşma çabaları göğe ulaşmakla adreslendirildikçe pek çok kültürde bu anlayışın izlerini görmek mümkün hale gelmekte…
devamı... 938 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Yerle Gögün Ayrılması ya da Birken İki olmak
Yayınlanma: 11 Ağustos, 2009
Enbiya Suresi 30. ayet şöyle der : “İnkâr edenler, göklerle yer bitişikken bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı?” Bu ayetin mucize yaratıcıları tarafından big-bang’in delili olarak ele alınmasını bir kenara bırakırsak eski toplum tarihinde de bu ayetle benzeşen pek çok mitolojik öğeye rastlarız. Kapsamlı bir araştırma birken iki olmak ya da yer ve göğün ilahi bir güç tarafından ayrılması mitosunu bizim karşımıza her yerde çıkarır. En eski örneğimiz Sümer mitolojisindendir. Böyle olması da gayet doğaldır çünkü tarih Sümer’de başlar ve ilk yazılı kaynaklar da Sümerlere aittir.
devamı... 1363 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Tanrıça Domuz 3
Yayınlanma: 10 Temmuz, 2009
Aslında bu ay farklı bir konuyu işlemek niyetindeydim. Ancak “Tanrıça Domuz” yazılarının farklı ortamlarda tartışma konusu yapıldığına ve çok çeşitli eleştiriler aldığına tanık oldum. Bu benim “Demek ki köşe yazılarımız amaçlandığı biçimde yol alıyor” diye düşünmeme yol açtı. Bu sebeple bu ay yazılarıma gelen eleştirilere bir yanıt vermeyi uygun gördüm. Çünkü eleştiriler benim meramımı tam olarak anlatamadığımı ortaya koyuyor. Bu anlamda konuyu son kez ele alarak bazı hususlarda açıklama gereği duyuyorum
devamı... 1334 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Tanrıça Domuz 2
Yayınlanma: 3 Haziran, 2009
Domuzun Neolitik Dönem’in tamamında görünüyor olmasına karşın, koyun, keçi ve sığır bu geniş bölgenin kuzeydoğu eyaletine yüzyıllar sonra girmiştir. Domuz ve yabani domuz, Persefon ve Demeter ritleri; Attis, Adonis, Tammuz ve Osiris mitosları; Odysseus ve Kirke efsaneleri ile İrlanda halk masallarında daha sonraları sığır yetiştiricilerinin uyarladığı temaların eski bağlantılarını ortaya koyar. Çin ve Güneydoğu Asya’da domuz, sığırın tanınmasından sonra da önemini korumuştur. Bütün Okyanusya’da domuzun rit ve mitoslardaki önemi birinci derecededir. Kurban edilen domuzlar erkektir.
devamı... 1142 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Tanrıça Domuz 1
Yayınlanma: 12 Mys, 2009
Totemizm insanoğlunun en eski inanç ve davranış biçimidir. Totemcilikte, totem olan hayvan/bitki hem kutsal hem de tabu olarak düşünülürdü. O klanın ortak ruhu ve güç kaynağı idi; klanın yaşama nedeniydi. Bu yüzden avlanarak bireysel olarak tüketilmesi tabu idi. Ancak yılın belli günlerinde de ortaklaşa düzenlenen törenlerde toplu olarak yenirdi. Böylece onun güçlerinin tüm klana geçeceğine ve böylece klanın yaşam gücünün tazeleneceğine inanılırdı.
devamı... 1221 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (0)
Ateşin Çalınması
Yayınlanma: 8 Nisan, 2009
İnsan, evrimi süresince önce konuşmayı öğrendi sonra da bunu kullanarak iletişimi geliştirdi. Bunu diğerleriyle bir arada yaşadığı için yapmıştı. Konuşma dilinin ortaya çıkması köklü bir deneyim aktarımına yol açtı. Hayvanlıktan insanlığa gidilen uzun yolda ‘kültür’, insanlığın bugünkü haline gelmesinde büyük rol oynadı. Kültürün temelinde ‘deneyimlerin sonraki kuşaklara aktarılarak topluluğun bir arada tutulması’ olgusu yatar.
devamı... 1494 kez okundu -
Yorum oku / Yorum yaz (1)