PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed okuma-yazma biliyor muydu?


sahozgur
20-05-2009, 16:20
Kuranın en büyük mucizelerinden birinin okuma-yazma bilmeyen muhammede vahyedilmiş olması olarak gösterilir. Muhammedin okuma-yazma bilmediğine dair ayet ve hadisler vardır. Hadisleri bir kenara atarsak, kurana baktığımızda aslında muhammedin okuma-yazma bilmediğine dair bir işaret yoktur.

Ümmi; Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen anlamlarına gelir. Kuranda ümmi kelimesi 6 ayette geçmektedir. Bunlar:

Bakara 78. Ve minhum ummiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hum illa yezunnûn.

Bunların bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.

Bu ayette tevratı okumamış yahudilerden bahseder. Okuma-yazma bilmemekle bir alakası yoktur. Tevrattan bilgisi olmayanlardan bahsediyor.

Ali İmran 20.

Fe in haccuke fe kul eslemtu vechiye lillahi ve menittebean, ve kul lillezine utul kitabe vel ummiyyine e eslemtum, fe in eslemu fe kadihtedev, ve in tevellev fe innema aleykel belağ, vallahu besırum bil ibâd.

Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.

Bu ayette de bariz olarak ümmi derken, kendilerine kitap verilmemiş kişiler kastediliyor.

Ali İmran 75.

Ve min ehlil kitabi men inte'menhu bi kintariy yueddihi ileyk, ve minhum men in te'menhu bi dinaril la yueddihi ileyke illa ma dumte aleyhi kaima, zalike bi ennehum kalu leyse aleyna fil ummiyyine sebil, ve yekulune alellahil kezibe ve hum ya'lemûn.

"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

Burada da ümmiler diye hitap edilen yahudi ve hristiyanlar dışında kalanlardır.

Cumua 2.

Huvellezi be'ase fil'ummiyyîne resulem minhum yetlu 'aleyhim ayatihi ve yuzekkihim ve yu'allimuhumulkitabe velhikmeh, ve inkanu min kablu lefi dalalin mubîn.

O, ümmîlere, içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitabı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderendir. Hâlbuki onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

Bu ayette yine kitap verilmeyenleri anlatıyor.

Görüldüğü gibi ümmi kelimesi yahudi ve hristiyanlar dışında kalan ve kendilerine kitap verilmeyen ve kitaptan haberi olmayan manasında kullanılmıştır. Şimdi muhammedin okuma-yazma bilmediğine dair yorumların sebebi olan ayetlere bakalım:

Araf 157.

Ellezine yettebiuner rasulen nebiyyel ummiyyellezi yecidune mektuben indehum fit tevrati vel incil, ye'muruhum bil ma'rufi ve yenhahum anil munkeri ve yuhillu lehumut tayyibati ve yuharrimu aleyhimul habaise ve yedau anhum israhum vel ağlalelleti kanet aleyhim, fellezine amenu bihi ve azzeruhu ve nesaruhu vettebeu nurallezi unzile meahu ulaike humul muflihûn.

Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır. Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Araf 158.

Kul ya eyyuhen nasu inni rasulullahi ileykum cemianillezi lehu mulkus semavati vel ard, la ilahe illa huve yuhyi ve yumit, fe aminu billahi ve rasulihin nebiyyil ummiyyellezi yu'minu billahi ve kelimatihi vettebiuhu leallekum tehtedûn.

De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”

Bu iki ayette de görülmektedir ki muhammedin okuma-yazma bilmediği değil, diğer ayetlerde olduğu gibi kendisinin ne yahudi ne de hristiyan olmadığı, tevrat ve incili okumadığı anlatılmaktadır.

Ayrıca ümmi kelimesi mekkeliler için kullanılan bir ifadedir. Çünkü Mekkenin bir adı da Ümmü'l-Kura'ydı. bu ayetlerde ümmi derken mekkeli muhammed denmekte istenmiş olabilir. Ama okuma-yazma bilmediği anlamını çıkarmak gerçekten hadislerin etkisinde kalmaktan kaynaklanır.

Kursat
21-05-2009, 22:20
Bi arkadaşa sormuştum bana kalbine iniyor demişti.Çok saçma geliyor bana !

Çizgi film gibi

azınlık
21-05-2009, 23:18
Alternatif 1: Biliyordu - Muhammed efsanesi fıslar ama hiç olmazsa mürekkep yalamış birinin peşinde koşmuş olurlar

Alternatif 2: Bilmiyordu - Efsane sürer, 1400 sene bir cahilin peşinde koşmuş olurlar ama hiç olmazsa okur-yazar olarak kendilerini bir nebze iyi hissederler

Karar: Bilmiyordu.

A.

ezemezler2
22-05-2009, 01:16
Benim şahsi fikrim, Muhammedin okuma yazma bilmesi dışında, ticari tecrübeleri sırasında zamanın bilimiyle ilgili bilgileride edindiğidir. Mesala bence ay tutulmasının ne zaman olacağını biliyordu. Bence EQ su da çok yüksekti yoksa peşinden bunca insanı sadece bir fantezi ile peşinden sürükleyemezdi.

Düzeni değiştirmek istiyordu, ama bunu nasıl yapacaktı, bildiğim kadarıyla bunun için çok düşünmüş çok zamanı varmış. Bence bir insan yüzüklerin efendisi, yıldız savaşları, gibi eserleri çıkartabiliyorsa, bence Muhammed de tevratı vesaire inceleyip 'hadi okuyamıyor diyelim' dinlemiş olabilir bunu kafasında yıllarca kurup yeni bir eseri beyninde pek tabi oluşturmuş olabilir, ona ilham verende yıllarca gördüğü zulüm ve bunun sonucunda öc alma duygusuydu bence.

Bence yıllarca kafasında herşeyi kurdu Allahın ağızından nasıl konusacağını insanları nasıl etkileyeceğini kendi kendine yıllarca planladı, bu öyle bir hal aldı ki bunu kendine de inandırmaya başladı, çoğu insan yanlızlıktan ve bu haksızlıkları kafasında sürekli kurduğundan dolayı kendisinin psikolojik bir sorun yaşamaya başladığını ve sanrılar görmeye başladığını düşünür ama bence kafası mükemmel bir şekilde yerindeydi ve çok zekiydi herşeyi bilerek yerinde ve planlı yaptı.

Kafasındakini kesinlikle deneyecekti ne olurdu ki zaten ölümden korkmuyordu sonunda elde edeceği düzende kendiside rahat edecekti. Bu oyunu yaratacaktı -Şah- Allah olacaktı ama kendisi de -Vezir- olacaktı. Oyun tutmasaydı kaybedecek bir şeyi yoktu. Ve yine güzel bir zamanlamayla Oyuna başladı. Her gün tek başına dağa çıkıp cümle cümle yıllardır düşündüklerini birilerine yazdırdı. Zaten bakıldığında tevrat ve incile hep göndermeler cevap vermeler var kuranda, bence onlarıda dinlemişti yada okumuştu ve ciddi bir filozoftu bence. Sonra ona ters gelenleri traşladı kendinden bir şeyler kattı ve olayı bitirdi tam 1400 yıla damgasını vurdu. Gördüğüm şu birçok insanın gerçekten çok güçlü yönleri var. Edebiyata bakın, sanata bakın, bilime bakın, öyle inatçı ve özel dahi insanlar var ki yaptıkları şeyler inanılmaz mucizeler. Neden Muhammet böyle biri olmasın. Okuma, yazma bilmemesi dahi olmadığı anlamına gelmez bence.

Adamlar görünmez pelerin yaptı ya şimdi bu adam peygamber mi, üstüne örttüğünüz cisimleri yok ediyor göstermiyor(japonyada). Şimdi bu adam bu işi herkesten gizli yapsaydı ve bir anda bu pelerini çıkartıp bana bunu Allah verdi ve dünyada düzen kur diye emir verdi deseydi ve bu adam herkesi etkileseydi kimse araştırmasaydı elindeki sihiri, ve en önemli nokta, adamda tutarlı düzgün davranışları olsaydı ve etik kuralları insanların aklına yatsaydı bir din yaratamazmıydı, bence o pelerinle şu zamanda bile dünyada bir yerlere gitse en az 100 000 kişilik bir din oluşturabilir.

Bize yansıtılan o günlerde tam bir kaosun olduğu. Yani cezalandırılması gerekenler cezalandırılmıyor, köleler zulm görüyo, ağır zalimlik var kadınlar tecavüze uğruyor falan bebekleri kesiyorlar gömüyorlar, Muhammed de çok ezilmiş ve bunu tek başına değiştirmek istemiş. Şimdi siz böyle ezilen insanlara bir umut veriyosun kim yapışmaz ki umut verene. Ve kendine 50 kişilik çok inanan bir grup oluşturursan ve düzen oluşturmaya başlarsan zaten kalabalıklaşmaya başlarsın. Hemde bu o kadar hızlı olur ki aynı az elektron olan yere fazla elektronların akması gibi, yada difüzyon gibi, pencereyi açtığında sıcak havanın hızla dışarı çıkması kadar hızlı olur. Zaten herkesin beyninde olan fikri Muhammed risk aldı ve harekete geçirdi bir fünye gibi, yakıt olarakta Allahı kullandı. Ve Allahı o kadar yüceltti ve büyüttüki aklının yettiği yere kadar, hayalinin yettiği yere kadar. Herkesi yeterince korkutacak kadar büyüttü, ve Allah karşısında herkese eşit hak verdi, yani herkese yetecek kadar ödülü, cazayı ve umudu verdi. Ve bunu yaparken en az düşüne bilen insanı düşünerek yaptı. Bakın bir insan körü körüne buna inanır ve uzun süre bunları okursa gerçekten hayalleri küçülür, yaratıcı düşünemez, isyan edemezi, hakkını arayamaz, kendini mutlu zanneder, çünkü bütün kapılar kapatılmıştır, ödüller oradadır, yapılması gerekenler orada, yapılmaması gerekenlerde orada, bunları uygula tamamdır sonsuza kadar mutluluk vaadediliyor ne duruyosun, başka şeyler düşünmeye ne gerek var.

İşte bu insanı kafeste o yuvarlak çemberde koşan hamstera çevirir. Her sabah kafanı o bezle yıllarca sıkarsın, kendi hapisaneni bayıla bayıla yaratırsın. Girersin kara çarşaflara 9 santimetre kareden dünyaya bakarsın. Yıllarca Muhammedin çorbaya düşmüş sineğini konuşursun. Sineğin bir kanadı çorbaya girmiş Muhammed de o çorbayı atmayın sineği çorbaya tamamen batırın. Sineğin bir kanadında bir hastalık varsa diğer kanadında da o hastalığın şifası vardır. Şeklinde ki hadislerini dinlersin yıllarca. Aslında mantıken ozamanlar çorba ne gezer Muhammed çoğu zaman tek hurma yiyip uyurmuş kendine eziyet etmek için değil tabi gerçekten durum çok vahimmiş yiyecek bir şey bulamıyorlarmış. Adamda sineği bile yiyin çorbayıda için demeye getirmiş. Ama o insan hayal gücü sanki Allah Muhammede sinek hakkında bir bilgi verdi ve gerçekten diğer kanatta şifa var zannediyorlar. Yakında sinek kanadı ticareti başlarsa şaşırmayın.

Şimdi Muhammedin dini aslında kapitalizme alet oluyor. Amerika nın büyük şirketleri ikiz kuleleri yok ettirip kendine afkanistana ve ıraka saldıracak yasaları çıkarttırdı sanki islam amerikaya savaş açmış süsü verdiler. Şimdi ırakta inşaat firmaları petrol şirketleri vs. ceplerini dolduruyolar. Olan kimlere oluyor, namaz kılarım, oruç tutarım, hacca giderim, başıma gelen felaketleri Allahtan bilip susarım diyen zavallı temiz kalpli insanlara ve onların çocuklarına oluyor malesef.

Şaman Türksoy
19-10-2009, 13:55
İslam Peygamberi Muhammet’nin “ümmi” , yani okur-yazar olup olmadığı, gerek İlahiyatçılar arasında, gerekse bilimsel çevrelerde, öteden beri tartışılan bir konudur.

İlahiyat konusunda akademik kariyer yapmış kalbur üstü bütün zevat Muhammet'in okuma-yazma bilmediği yolunda hemfikir bulunmaktadırlar.
Örnek ve kaynak olması bakımından üç ünlü ilahiyatçının bu konudaki "en sağlam delil" saydıkları Ankebut Suresi'nin 48.Ayeti ile ilgili "tefsir" lerini aktaracağım.



1- Fizilal-il Kur’an (Seyyid Kutub)

Ankebut Suresi, Ayet 48: “Sen Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuş ya da eline kalem alarak yazmış biri değilsin. Öyle olsaydı batıl yanlısı inkârcılar kuşkulanırlardı.”

Ayete yapılan Tefsir(açıklama):
Sana bu Kitab'ı öteden beri başvurduğumuz bir yöntem, değişmez bir yasa uyarınca indirdik. Allah'ın peygamberlerine vahiy indirdiği yolu kullanarak gönderdik bu Kitab'ı. "Ey Muhammed, sana indirdiğimiz Kitab'ın niteliği işte budur." Bu kitap karşısında insanlar iki safa ayrılır. Birinci safı Ehl-i Kitap'tan ve Kureyş kabilesinden inananlar oluşturur. İkinci safı ise, Ehl-i Kitab'ın bu Kur'an'ın doğruluğuna ve ellerindeki kitapları doğruladığını şahitlik etmelerine rağmen inkâr edip inatçılıklarını sürdürenler oluşturur. "Bizim ayetlerimizi inkâr edenler, sadece inatçı kâfirlerdir." Çünkü bu ayetler o kadar açık ve tutarlıdırlar ki, onları görmesin ve kavramasın diye kendi eliyle ruhunu örten, üzerini perdeleyen inatçılardan başkası inkâr edemez. Nitekim küfrün sözlük anlamı bir şeyi örtmek, gizlemektir. Buna benzer ifadelerde küfrün bu anlamı göz önünde bulundurulmuştur.
"Sen Kur'an'dan önce hiçbir kitap okumuş ya da eline kalem alarak yazmış biri değilsin. Öyle olsaydı batıl yanlısı inkârcılar kuşkulanırlardı."
İşte Kur'an-ı Kerim çocukça kuruntulara varana kadar, onların tüm kuşkularını ele alarak birer birer çürütüyor. Çünkü Hz. Peygamber hayatının uzun bir dönemini aralarında geçirmişti. Ve bu süre içinde ne bir kitap okumuş, ne de yazmıştı. Sonra da okur-yazar olanları dehşete düşüren bu olağanüstü Kitab'ı onlara getirmişti. Eğer daha önce okur-yazar biri olsaydı bu konuda kuşkuları bulunacaktı. İşte onun aralarında geçen geçmiş hayatı. Bu konuda bir kuşkuları varsa söylesinler.
Biz de diyoruz ki, Kur'an-ı Kerim, onların çocukça itirazları dahil her türlü kuşkularını ele alıp çürütüyor. Söz gelimi onun daha önce okur-yazar biri olduğunu varsayarsak bile yine de onların bu kitaptan kuşku duymaları doğru olmazdı. Çünkü bizzat bu Kur'an'ın kendisi, insan emeğinin ürünü olmadığının somut tanığıdır. Çünkü Kur'an gerçekten insan takatının, bilgisinin, ufuklarının çok çok üstündedir. Kur'an'ın içerdiği gerçek de tıpkı evrenin yaratılışının dayanağı olan gerçek gibi sınırsızdır(1)




2-Tefhimu’l Kur’an (Mevdudi)


Ankebut 48.Ayet : “Bundan önce sen hiç bir kitap okuyan değildin ve onu sağ elinle de yazmıyordun. Böyle olsaydı, batılda olanlar kuşkuya kapılırlardı.”

Ayetin Tefsiri:
Bu ayetle tartışmanın temeli, Hz. Peygamber'in (s.a) okuma-yazmasının olmamasıdır. Onun doğumundan yaşlılığına dek tüm hayatını oralarda geçirdiği çağdaşları ve akrabaları, onun hiç kitap okumadığını, hatta eline kalem dahi almadığını çok iyi biliyorlardı. Bu gerçeği gözler önüne sürerek Allah der ki: Kitap'ta sunulan derin bilgiler, daha önceki peygamberlerin kıssaları, birçok değişik dinin inanç ve akideleri, eski ümmetlerin tarihleri, sosyal, ekonomik ve ahlâkî hayatla ilgili sorunlar -ki bunlar ümmi bir adam tarafından aktarılıyor- bu adamın bu derin bilgileri başka bir kaynaktan değil, ancak vahiyden elde ettiğinin apaçık delilleridir. Eğer o okur-yazar olsaydı ve insanlar onu kitap okurken, ciddi çalışmalar yaparken görmüş olsalardı, o zaman bâtıla tapanlar şüphelerine, onun bu bilgileri vahiyden değil okuma ve inceleme sonucu elde ettiği şeklinde bir dayanak bulabilirlerdi. Fakat onun tamamen ümmî (okuma-yazması olmayan kişi) olduğu gerçeği, böyle bir şüpheye meydan bırakmamıştır. Bu nedenle, apaçık inatçılık hariç onun peygamberliğinin herhangi bir şekilde inkâr edilebileceği makul bir zemin yoktur."(1)



3-Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri:


Ankebut Suresi, 48.Ayet:”Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.”

Ayetin Tefsiri:
Halbuki sen bundan önce yani bu indirilmezden önce kitap okur değildin hala elinle yazmazsın da. O vakit, yani ümmi olmayıp da okuyup yazsa idin batıla uyanlar, yani batıl peşinde giden, yahut iptal etmeye sebep arayan o haksız kâfirler şüphe edebilirlerdi. Gerçi hakkı arayan insaflı hak arayıcı kimseler, yine şüphe etmezlerdi. Çünkü icaz için ümmilik şart değildir. Nitekim diğer peygamberler ümmi değillerdi, ancak öyle olsaydı, gerek müşrikler ve gerek ehl-i kitap'tan olan haksızlar için hiç olmazsa şüpheye bir sebep bulunmuş olurdu.






Üç ünlü ilahiyatçının Muhammet'in okur-yazar olmadığı yolundaki bu tespitlerinin yanı sıra, Elmalılı Hamdi Yazır "Ümmilik" kavramını özel olarak incelemiş, bu konuyu detaylıca açıklamıştır.Şöyle ki:

"Ümmî", ism-i mensubunda üç türlü nisbet ihtimal dahilindedir:

1- Ana anlamına olan "Ümm" nisbetidir ki, sanki "anasından doğduğu hal üzere kalmış", yaratılışındaki safiyet ve fıtrat hiç değişmeden olduğu gibi durumunu korumuş, sonradan yeni yeni değişikliklere uğramamış ve hiçbir şekilde bozulmamış anlamını ifade eder.

2- Ümmete mensub olmak, yani Arap Ümmeti'ne mensup olmak demek olur ki, "Biz hesap ve yazı bilmeyen bir ümmetiz." ifadesi uyarınca Araplar aslında hesap kitap bilmez bir kavim olmakla tanınıyor idiler.

3- Ümmül-kura'ya mensup, yani Mekke'li demektir.
Ve bu üç nisbetin üçünde de "ümmî" okuyup yazmaya uğraşmamış mânâsına gelen bir vasıftır, bir özelliktir. Ümmîlik sıradan insanlar hakkında kullanıldığı zaman genelde ilim eksikliğini ifade eden bir noksanlık sıfatı iken, yani bir ümmînin okuyup yazanlardan daha bilgili olması Allah tarafından olağan durumun aksine olarak, çalışıp çaba göstermeden ilâhî bilgilerle donatılmış olması ve vehbî ilimlere sahip olması peygamber için fıtrat yüceliğine delalet eder. İlmî yüceliği ve kemâli, okuyup yazanları aciz bırakan bir peygamber hakkında "ümmî"lik, her türlü şüpheyi ortadan kaldıran ve onun doğrudan doğruya Allah'tan gönderildiğini her türlü şüpheden arınmış olarak ispat eden harikulade bir üstün özelliktir, yani başlı başına bir mucizedir. Bu bakımdan "o resul, o ümmî nebî" vasfıyla anılması, "o risaleti ve nübüvveti açık olan mucize sahibi peygamber" demekten daha açık seçik bir belagat örneğidir." (Hamdi Yazır, Tefsir)(2)

İlahiyat ehli "ümmi" kavramını ve Ankebut-48.Ayet'ini aynı ortak noktada birleştirmiş olduğuna nazaran "Muhammet okur-yazar değildir." sonucuna ulaşılmış oluyor.

Buraya kadar yalnızca bir durum tespiti yapmaya , İslam Alimleri’nin ortak kanaatlerinin ne olduğunu belirlemeye çalıştım.

Şimdi de başka bir cepheden farklı görüşlere dokunmak, yer vermek istiyorum.


Tahsin Mayatepek, 30.03.1935 tarihinden itibaren Meksiko Maslahatgüzarlığı görevini yürüten ve bu görevi esnasındaki gözlemlerini 14 rapor halinde Atatürk’e gönderen eski diller uzmanı, tarihçi bir diplomattır. Tahsin Mayatepek'in Atatürk'e yazıp yolladığı 49 sahifelik 7. Raporunun içeriği 1931 yılında C.J.Churchward’ın
dört ciltlik eserinin konu başlıkları ile özetlenmiş halidir.
(Bu konu “Mu’nun Çocukları” adlı makalede daha detaylı olarak anlatılmıştır.)

Tahsin Mayatepek,Atatürk’e gönderdiği raporların bir örneğini de Türk Dil Kurumu'na gönderiyordu. Kurumun gelen evrak kayıtlarına 743 sıra numarası ile kaydedilmiş, o dönemin genel sekreteri İbrahim Necmi Dilmen' e gönderdiği mektubun konumuzla alakalı bölümünü Tahsin Mayatepek' in kaleme aldığı orjinal hali ile aşağıya alıyorum.


“…MU kıtası batmadan binlerce sene evvel çıkarak MU’nun ilimlerini ve dinini dünyanın birçok yerlerine ve ezcümle Mısır ve Hindistana yaymış olan (Naa-Cal)namındaki MU ilim ve din misyonerlerinin Himalay ve Eski Mısır mabedlerine nakl ettikleri tablet ve saireyi Musanın Sina dağındaki OZİRİS mabedinde ve İsanın hem Mısır ve hemde Hindistanda senelerce tetkik ettikleri ve bunlara kıyasen Kur’anda bir ayet başını teşkil eden (TA-HA)sözünün MU diline ait olduğunu Churchward’ın bu söz hakkındaki izahatını gördükten sonra Dini İslamı vaz eden zatında diğerleri gibi Mu’nun dil ve dinini Mısırda ve aglebi ihtimal Hindistan Manastırlarında tahsil ettiği neticesinin tebarüz etmekte olduğu…”


Bu paragraftan anlaşıldığına göre Tahsin Mayatepek’in kanaati İslam Peygamberi’nin asla bir “Ümmi” olmadığı, Mu Dini’ne ait öğretiyi Mısır’da Oziris Mabedi’nde, bir ihtimal Hindistan manastırlarında öğrendiği, sonra da İslam Dini’ni uydurduğu yolundadır. Bu kanaatin en önemli delili olarak da Kur’an’a girmiş Mu Dili’ne ait kelimeleri göstermektedir.

Ta-ha Kur’an’da bir surenin adıdır, Arapça olmadığı gibi bilinen hiçbir dile de ait değildir. Ne anlama geldiği bugüne kadar hiçbir İslam bilgini tarafından açıklana- mamıştır. Dahası, Ta-ha gibi Kur’an’da çok büyük önem atfedilen ve adına Ya-sin denilen bir süre daha var. Ya-sin’in ne anlama geldiğini de bugüne kadar hiçbir
ulema açıklayamamıştır. Çünkü o da “Ta-ha” gibi Arapça değildir. James Churcward TA-HA sözünün Mu Medeniyeti’nin dili olan (Naga-Maya) diline ait olduğunu ispatlıyor ve “su içeren yıldız” anlamına geldiğini açıklıyor(3). YA-SİN sözü ise NAGA-MAYA dili ile aynı orijinden gelen Maya diline ait bir sözcük ve “kederli dünya” ya da “elem dünyası” olarak çevirilebiliyor.

Tahsin Bey’e göre Muhammet bir Naa-cal rahibidir. Çok yüksek bir ezoterik bilgiye sahiptir. Tevrat’tan da İncil’den de haberi ve bilgisi vardır. Kur’an’a, Tevrat ve İncil’den aktarılmış pek çok masal göz önüne alındığında böyle bir olasılık seziliyor.

Şimdi daha ilginç bir ayrıntıyı aktaracağım.
Kur’an’da birbirini takip eden yedi sure “Ha-Mim” diye başlar, yani ilk ayetleri Ha ve Mim harfleridir. Bunlar 40:Mü’min 41:Fussilet 42:Şur’a 43:Zuhruf 44: Duhan 45:Casiye 46:Ahkaf sureleridir.
Bu surelerin niçin peşpeşe “Ha-Mim sedasıyla başladığı konusunu 1400 yıldır açık
layabilen çıkmamıştır. Bazı İslamcılar bunun Allah ile Muhammet arasında bir şifre olduğunu,hikmetini kimsenin bilemeyeceğini söylüyorlar. Bazıları ise “Ha-Mim levh-i mahfuz şifresidir.” gibi ezoterik anlamlar veriyorlar.
Bize göre de Harf-i mukatta’ a yani şifreleme olabilir. Muhammet Naga-Maya Ezoterik bilgilerine malik olduğunu ima etmiştir,bilinmez. Çünkü; HA-MİM Mayacadır ve “suya batmış mu kıtası” anlamına gelmektedir(3). Bu ayrıntılar bir araya gelince mozaik netleşmeye başlıyor. Bu noktada Tahsin Mayatepek’ e hak vermemek elde değildir.

Aslında yalnızca bu ip uçları ile yola çıksak Muhammet’in “ümmi” olmadığı sonucuna varabiliriz. Ancak iddialar bu kadar değildir.
Tahsin Bey’in yukarıda zikredilen kuşkuları gibi bazı kuşkulara, İslami kaynaklarda da yer verilmektedir. Makalenin bundan sonraki bölümünde onlara değineceğim.


Sürecek…
NOT: Forumdaşlarımdan bir ricam var. Makale tamamlanana kadar eleştiri ya da destek mahiyetinde ileti göndermeyinizJ

Şaman Türksoy
20-10-2009, 13:08
Muhammet dönemini yaşamış,onun çağdaşı ve arkadaşı olan insanlar tarafından aktarılmış, sağlamlığın en yüksek basamağı olan “mutevatır hadis”ler arasında bir hadis var. Buhari’nin “e’s-Sahih” adlı yapıtı dahil en sağlam kabul edilen hadis kitaplarında yer alan bu hadis “Iman Yemen’lidir.” der. Hatta “hikmet (bilgi, bilgelik) ve fıkıh da Yemen’lidir.”(4)

Hadramilerin iki genç kölesi vardı. Yemen halkından olan bu iki köleden birinin adı Yessar, ötekinin adı Cebr’di. Bu iki kölenin sahipleri şunları anlatırlar: “Bizim iki genç kölemiz vardı. Kendi dilleriyle kitaplarını okurlardı. Peygamber de bunlara uğrar, durup bunları dinlerdi.İşte bunun için, puta tapanlar ‘Muhammed, bunlardan öğreniyor…’ dediler.” (5)

Fahruddin Razi’nin de yer verdiği aktarmada, bunların yanında bir üçüncü köle daha var: Huvaytıb’ın kölesi Addas. (6) Yemenli Cebr,Yessar ve Addas.

Sözü uzatmadan söylersek; “Muhammet Kuran’ı ortaya koyarken bir takım kişilerden, bir takım şeyler öğrendi ve bu bilgileri (tanrı sözüymüş gibi) muhtelif Ayetlerde kullandı.” diye düşünülüyor.
Acaba bu düşüncelerde gerçeklik payı var mıdır? Varsa ne kadardır?

Başka bir aktarma daha var. Taberi aktarıyor: “ Peygamber, Mekke’de köle olan birine öğretimde bulunuyordu. Yabancıydı. Puta tapardı. Adı da Bel’am’dı. Peygamberin yanına girişinde ve çıkışında puta taparlar görüyorlardı. ‘Muhammed’e her şeyi öğreten Bel’am’dır diye konuştular.” (5)

Nahl Süresi’nin 103.Ayeti bu söylentiler üzerine nazil olmuş. Ayetin Diyanet çevirisini aşağıya aldım.

“And olsun ki biz, onların: ‘Ona (Muhammed’e) bir insan öğretiyor kesinlikle.’ dediklerini biliyoruz. Savlarını dayandırdıkları kimsenin dili yabancıdır. Bu ise (Kur’an) apaçık bir Arapça’dır.”

Yukarıdaki ayette, Muhammet’e öğretmenlik yaptığı ileri sürülen kişinin “Arap olmadığı, yabancı olduğu” belirtilmektedir.
Ayette sözü edilen “kimse” ya Yunanlı Bel’am ya da Yaiş’tir. Çünkü Bel’am için söylenenler ,Yaiş için de söyleniyordu.“Yaiş,Muhammed’e öğretmenlik yapıyor” deniyordu. (5)



Din’i İslam’ın vaazı üzerinden bunca yıl geçtikten sonra, mevcutlardan ayrı kanıtlar ele geçirmek imkansızlık derecesinde zor.
Muhammet belki Tahsin Mayatepek’in ileri sürdüğü gibi Mısır ya da Hindistan’daki mabetlerde öğrendiği Mu Dini’ nden esinlenerek Kur’an’ı ve İslam’ı uydurmuştur.
Yukarıda adları geçen kişiler kaynaklık etmiş olabilirler. Belki de her iki kaynak etkili olmuştur. Çok kesin olarak bilmiyorum.

Yalnız kesin olan bir şey var. Yukarıdaki ayetin son bölümünde Kur’an’ın apaçık bir Arapça olduğu ifade ediliyor. Bu doğru değildir. Çünkü Kur’an’da Yunanca, İbranice, Süryanice, Koptça, Mayaca ve çok eski ve ölü bir dil olan Naga-Maya dilinde sözcükler var. Ötekiler bir yana Mayaca ve Naga-Maya dilinden sözcüklerin nasıl olup
da Kur’an’a girdiği konusunun yorumunu okuyucuya bırakıyorum.

Sağlıcakla kalınız..


Kaynakça:
(1):www.darülkitap.com
(2):www.kuranikerim.com
(3):T.D.K Arşivi Güneş Dil Teorisi/Tahsin Mayatepek dosyaları 1
(4): (Bkz.Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’l-Meğazi/74; Tecrid, hadis no:1362; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Iman/81-91, hadis no:51-52, Ebu’l-Feyz Muhammed, Lukatu’l-Lai’l-Mütenasire Fi Ahadisi’l-Mutevatıre, Beyrut,1985, s.42-43,hadis no:10)
(5):(Bkz. Taberi, Cami’ul-Beyan, 14/119)
(6):(Bkz. F.Razi, tefsir, 24/50)
(7)Turan Dursun; Din Bu 4

BİTTİ…

AhbAp
20-10-2009, 13:22
Sayın Şaman Türksoy,

Güzel bir çalışma olmuş, ellerinize sağlık.

Saygılarımla...

huzurcan
20-10-2009, 14:16
Hz. Muhammed'in ümmi olup - olmasının büyük bir önemi olmaması gerekir.
Peygamberlerin okur - yazar olması gibi bir ön şart mı var ?
Kur'anın matbaada basılı bir kitap gibi pat diye ortaya düştüğü iddia edilmiyor ki zaten, okuma bilmek şart olsun.
Peygamberlik hayatı boyunca ilham/vahiy olarak gelmiş. Şifahi olarak bildirilmiş. Yazıyla bildirilmemiş ki.
Zaten ' Oku ' ayetini de anlayamamışımdır, neyi oku. Herhalde genel olarak oku deniyor, bir mucize olarak okur kılınıyor . Peki ama bu durumda kişinin okur hale getirilmesi /gelmesi neden mucize oluyor.
İnsanların bir çabayla ulaşabileceği şeyden mucize olur mu sizce .
Madem mucizeye konu oldu peygamberin bu konuya çok net açıklamalar getirmiş olması, daha önce okuma bilmediğini açıkça bildirmesi , belirsizlik içinde bırakmaması gerekmiyor muydu ?

AhbAp
20-10-2009, 14:26
Kurandaki 2. Sure olan Bakara Suresinin ilk ayeti "Elif, Lâm, Mîm" dir.

Diyanet işlerinin mealinde, benzer şekilde başlayan tüm sureler için, Bakara 1'e atıf yapılır ve Bakara 1'in şöyle bir dipnotu vardır:

"Kur'an-ı Kerim'de yirmi dokuz sûrenin başında yer alan bu gibi harflere Hurûf-i Mukattaa veya Mukatta'ât (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz. Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır."


Yani ya Surenin adı veya şifre diyor bu bilginler(!).


Eğer bunlar ilk ayeti oldukları Surenin adı oluyorlarsa, mesela Bakara Suresinin adı neden "Elif Lâm Mîm" Suresi değil? Eğer bunlar şifre ise, neyin şifresi? Cebrail, vahiy vgötürdüğü Muhammed'i tanımıyor mu? Muhammed, kendisine Vahiy getiren Cebrail'i tanımıyor mu? Bir "parola-işaret" gibi birşey mi? Öyle ise, neden diğer surelerin şifreleri yok?

umutbitmez
20-10-2009, 15:03
Uzun bir müddettir bu "dindar" hükümetin bozduğu işlerimi düzeltmek için çaba harcamaktan Allahla ve kuranla uğraşmaya vakit ayıramıyordum. Halada işlerim düzelmiş değil ama girmişken bir bakayım dedim..

Muhammedin okuma yazma bilmiyor diye söylenmesi, çoban olduğunun anlatılması, SADECE bie acındırma ve sevgi aşılama yöntemidir.. "vah zavallıcık fakir bir çobanmış, üstelik okuma yazma bile bilmiyormuş ama bak allahın işine tutmuş onu peygamber yapmış, darısı bizim başımıza işallah"

O dönemi okumuş olanlar bilirler ki, muhammed bilinen tanınan ve düşüncelerine önem verilen bir ticaret erbabıdır.. Çoban değildir ama ciddi boyutlarda hayvan ticareti yapar, okuma yazma bilmez denir ama (hacerülesved taşıydı sanıyorum)önemli konularda ona danışılır ve dedikleri uygulanırdı..

temelinde Yalan dolan ve kandırmaca olan bir din insanları nasıl "ahlak" yolunda yönlendirebilir..

ozgur_beyin
20-10-2009, 17:20
hangi antlaşma veya metindi hatırlamıyorum muhammed kendi eliyle bir metni imzalamıştır bulmam için epey uğraşmam lazım.
bu yüzden bazı kesimler okuma yazma bildiğine hükmederler

güneşinzaptıyakın
20-10-2009, 17:30
hangi antlaşma veya metindi hatırlamıyorum muhammed kendi eliyle bir metni imzalamıştır bulmam için epey uğraşmam lazım.
bu yüzden bazı kesimler okuma yazma bildiğine hükmederler
Bahsettiğin husus ila ilgili nette çok detaylı bir arşiv vardı hatırlıyorum, belgelerle Muhammed'in okuma yazma bildiğini anlatıyordu.

Kaldı ki Kur'anı yazmak için kerat cetvelini bile bilmeye gerek yok kanaatimce...

Karçiçeği
20-10-2009, 17:58
Sevgili dostlar,
İçeriği insanlık onuru için hiçbir yarar ifade etmeyen sözler için bu kadar emek harcamanın bir yararı yok. Mitolojik öykülerden oluşan bu tür öykülere teolojik açıdan bakmak çok komik oluyor. 21. yüzyılda hala bu tür saçmalıklarla uğraşıyorsak vay halimize...

kral
20-10-2009, 18:56
kuran uydurulabilecek bir sey degildir...

vartor
20-10-2009, 19:01
Hangi dinin mensubu, kendi inandigi kitaba uydurulabilecek birseydir diyebilir ki? Kral kuran icin demez, paolo da , kurana uyduruk der de, incile diyemez.

mehmetsalih
20-10-2009, 19:05
Selam,

Ümmi kitap Ehl-i Olmadğına işarettir. Fakat okuma yazmayı öğenmiştir.Çünkü "ikra" emri ilk onadır. Ayrıca nice okur yazarlar gördük:))

kıvançla...

Şaman Türksoy
20-10-2009, 20:45
Hz. Muhammed'in ümmi olup - olmasının büyük bir önemi olmaması gerekir.
Peygamberlerin okur - yazar olması gibi bir ön şart mı var ?
Kur'anın matbaada basılı bir kitap gibi pat diye ortaya düştüğü iddia edilmiyor ki zaten, okuma bilmek şart olsun.
Peygamberlik hayatı boyunca ilham/vahiy olarak gelmiş. Şifahi olarak bildirilmiş. Yazıyla bildirilmemiş ki.


Sayın huzurcan;ya meselenin iç yüzünü kavrayabilmiş değilsiniz ya da metni gözucu ile okumuşsunuz.

Kur'an'da yabancı sözcükler olduğu ortaya konuluyor. Dahası, çok eski ve ölü bir dil olan Naga-Maya dilinden geçtiği tartışmasız (aksini savunan şimdilik yok) sözcükler var. Anlaşılamayan odur ki Muhammet bu sözcükleri nereden biliyor, kimden, nasıl öğrenmiştir?

Kur'an'ın nasıl nazil olduğu (indiği) ve nasıl derlendiği (yazılı hale getirildiği) dikkate alındığında, onun kul eseri olduğu iddiası kuvvetleniyor.Bu konuyu işlemeye devam edeceğim.
Sağlıcakla kalınız...

Şaman Türksoy
20-10-2009, 20:56
kuran uydurulabilecek bir sey degildir...

Çok daha iyisi kul eliyle üretilmiştir,lakin sizin haberiniz olmamış:)


Gerçek Furkan (doğruyu yanlıştan ayırt eden)adlı kitap, iki Arap şair tarafından çoktan yazıldı.Hem de Kur'an'daki tekrarları ve imla hatalarını da izale ederek.Ayrıca belirtmekte yarar var, Muhammet onu yirmi üç yılda yazmış, bizimkiler sadece yedi yılda yazdılar.Müthiş değil mi?

oldschool
20-10-2009, 22:10
aklıma Hz. Muhammed'in hayatından bir kesit geliyor. hani meşhurdur hep anlatılır. müşriklerle bir anlaşma imzalıyorlar. müşrikler 'bismillahirrahmanirrahim' ibaresini rahman rahim bilmeyiz-tanımayız diye kabul etmiyorlar. bir de Allah'ın resulu cümlesini de biz zaten seninle bu yüzden savaşıyoruz diye kabul etmiyorlar. daha sonra, Hz. Muhammed de Hz. Ali'ye bu ibareyi silip yerine müşriklerin istediklerini yazmasını söylüyor. (bismikallahümme gibi) ama Hz. Ali bunu yapamayacağını söylüyor. Hz Muhammed de bu ibareler nerde GÖSTER BEN SİLEYİM diyor. yani Hz. Muhammed değil İslam'dan önce taaa yıllar sonra bile okuma yazma bilmiyor. bundan sonra kalkıp açıklama yapanlarınki de martavaldan öteye gitmiyor bence. daha tutarlı iddialarla gelelim derim...

saygılar...

simply a good person
21-10-2009, 00:55
Kurandaki 2. Sure olan Bakara Suresinin ilk ayeti "Elif, Lâm, Mîm" dir.

Diyanet işlerinin mealinde, benzer şekilde başlayan tüm sureler için, Bakara 1'e atıf yapılır ve Bakara 1'in şöyle bir dipnotu vardır:

"Kur'an-ı Kerim'de yirmi dokuz sûrenin başında yer alan bu gibi harflere Hurûf-i Mukattaa veya Mukatta'ât (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz. Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır."


Yani ya Surenin adı veya şifre diyor bu bilginler(!).


Eğer bunlar ilk ayeti oldukları Surenin adı oluyorlarsa, mesela Bakara Suresinin adı neden "Elif Lâm Mîm" Suresi değil? Eğer bunlar şifre ise, neyin şifresi? Cebrail, vahiy vgötürdüğü Muhammed'i tanımıyor mu? Muhammed, kendisine Vahiy getiren Cebrail'i tanımıyor mu? Bir "parola-işaret" gibi birşey mi? Öyle ise, neden diğer surelerin şifreleri yok?






Sevgili AhbAp;

"Elif Lâm Mîm" üclüsünü ben de merak etmistim. Arastirmalarim sonucunda Antik Keldaniler ve Kabala'dan kalma yaratilis inanclarina hitab eden ibranice harfler oldugunu ögrendim. Antik Kabala'ya göre:
Elif; her sey olma potansiyeline sahip hiclikten dogan ruhun simgesidir.
mim; (mem) "Elifin solugu" "bilinc sularina" sheen üfler ve böylece mem ve diger yapilar yaratilir. Bu soluk seen halinde tekrar elife döner. Hatta söyle bir denklem vardir;
Elif=mem x seen x sheen

Ayrica Antik Kabala'ya göre Yod ve Qof harflerinin büyük önemi vardir.
Yod: zamansizliktan vazgecen elif'tir. Elif ve yod arasinda bitmek bilmez bir savas vardir.
Qof: Elif ve yod arasindaki savasin zaferidir.

Kabalist ve Eski Ahit uzmani Carlo Suares'in bu konuda calismalari vardir. Merak eden arkadaslar arastirabilir.

Görüldügü gibi; elif ve mim'in nereden geldigini anliyoruz fakat "lam" harfinin ne olduguyla ilgili hicbir bilgi göremedim. Belki de Ibranice'deki elif ve diger harflerin önemini duyan Muhammed "lam" harfini bilmeden karistirdi araya.

güneşinzaptıyakın
21-10-2009, 01:00
Kurandaki 2. Sure olan Bakara Suresinin ilk ayeti "Elif, Lâm, Mîm" dir.

Diyanet işlerinin mealinde, benzer şekilde başlayan tüm sureler için, Bakara 1'e atıf yapılır ve Bakara 1'in şöyle bir dipnotu vardır:

"Kur'an-ı Kerim'de yirmi dokuz sûrenin başında yer alan bu gibi harflere Hurûf-i Mukattaa veya Mukatta'ât (Arap alfabesindeki adlarıyla, tek tek okunan harfler) denir. Anlamlarını kesin olarak bilmediğimiz bu harfler üzerinde tefsir bilginleri çeşitli görüşler belirtmişlerdir. Bunlar arasında, bu harflerin; başında bulunduğu sûrenin adı, ya da Allah Teâlâ ile Hz. Peygamber arasında birer şifre olduğu görüşleri ağırlık kazanmıştır."


Yani ya Surenin adı veya şifre diyor bu bilginler(!).


Eğer bunlar ilk ayeti oldukları Surenin adı oluyorlarsa, mesela Bakara Suresinin adı neden "Elif Lâm Mîm" Suresi değil? Eğer bunlar şifre ise, neyin şifresi? Cebrail, vahiy vgötürdüğü Muhammed'i tanımıyor mu? Muhammed, kendisine Vahiy getiren Cebrail'i tanımıyor mu? Bir "parola-işaret" gibi birşey mi? Öyle ise, neden diğer surelerin şifreleri yok?





Sevgili ahbap Hurûf-u Mukatta'a ile ilgili daha detaylı bilgiyi burdan öğrenebilirsin.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3406&highlight=huruf-u+mukatta

ozgurrr
21-10-2009, 02:10
Şaman Türksoy emeğiniz için teşekkürler. Çok ilginç bir teori ama ispatlaması imkansız gibi Kayıp Mu kıtasını Atatürk araştırtmış ama benim bildiğim bir sonuça ulaşılamamış atlantis efsanesi gibi o da şuan için bir efsane belki ileride birşeyler bulunursa olabilir. Hatta yanlış hatırlamıyorsam Hitler'inde benzer araştırmaları olmuş delirmeden önce :)

Ama burda bir aktarım ve metinlerin yayılmasından onlardan esinlenilmesi konusunda bence haklı olabilirsiniz o dönemde iletişim imkanları yok dilden dile efsaneler şeklinde bazen metinler halinde bazende toplumsal hafıza ile bazı bilgiler yayılmış aktarılmış ve bunlardan esinlenen zat'lar da çıkmış Kur'andaki yahudi hikayeleri gibi ya da gılgamış destanından esinlenilmesi gibi....

siparisci
21-10-2009, 09:22
1400 yıl geçmiş ve halen içinden çıkamıyorsak, Şaman arkadaş gibi niceleri Kur'anı çürütmek için kendilerini yırtıyorsa, binbir kelime oyunu ve katakulle ile Kur'anı tırtıklıyorsak, bu kitaba uydurma diyenlerin akıllarına şaşarım. Hatta şaşmakla kalmam, akıl yoksunu olduklarına yemin ederim.

Mohikan
21-10-2009, 11:26
Kuranı Kerimin uydurma olduğunu iddia ediyorsanız e buyurun onun bir ayetine benzer bir şey uydurun'da görelim Allah meydan okuyor size...
1400 yıldan beri'de bir Allahın kulu Kuranı Kerime benzer bir cümle bile getiremedi...

proximo
21-10-2009, 13:15
Eski ve Yeni Ahitler, Kuran’dan yüzyıllar önce kaleme alınmışlardır, ama tarihsel bir sıra takip ederler. Kuran’daki “benim oğlum bina okur, döner dolaşır bina okur” deyişine uygun anlatım Arap masal anlatma geleneğinin bir yansıması olabilir.
Kimi Müslümanlar Kuran’daki bilimsel ayet yorumlarına ve matematik açıklamalara (şifrelere) karşı çıkarlar. Kuran’ın bir hidayet, ahlak kitabı olduğunu söylerler. Öyle mi acaba? Kuran’da, savundukları tezi destekleyen, yani sağlam, tutarlı, kapsamlı, ayrıntılı, ilkeleri olan bir ahlak öğretisini vazeden ayet ve ayetler manzumesi gösterebilirler mi? Sadece ahlaki değil, hiçbir alanda ve hemen hemen hiçbir konuda net bir kural koymaz Kuran. Neden? Çünkü böyle bir dertleri olmamıştır söyleyenlerinin ve yazanlarının!
İncil yazarları, yazdıkları okunsun, anlaşılsın, bilgi olsun düşüncesinde değillerdi, denir. Kuran incelendiğinde de, Kuran’ı meydana getirenlerin böyle bir hassasiyetin bulunmadığı anlaşılıyor. Çala kalem, karmakarışık..! Kuran’ı yazanlar da, İncil yazarları ve derleyicileri gibi sağlıklı “bilgiler” vermemişlerdir.
Kuran’da bir toplumsal dönüşüm, devrim vs. hedefinin ve amacının olmadığı görülüyor. Ayetler, (sadece) mevcut “ekonomik-sosyal-kültürel-siyasi” sistem bünyesinde tek tanrı inancını yaymaya çalışıyor.
Dünyada, toplumlarda, birinin/birilerinin kazancı ötekinin/ötekilerin zararı ile sonuçlanmaktadır. Sevinç, mutluluk hisleri de (genellikle) öyle. İlginçtir(!), Hami-Sami dinlerinde, “ilahi” kitapları başta olmak üzere, bu hususta pek ya da hiç mesel yok!..
Kuran, “hem… hem de”, kalıbına uyan bir kitap kanımca. Çünkü; hem (kendi ifadeleri ile) Arap anlasın diye Arapça indirilmiştir, hem her şey açık açık anlatılmıştır, hem açık olanlarının yanında müteşabih ayetleri vardır; hem de (yorumculara, geleneğe göre) Kuran’ı ancak alimler, hatta bir bakıma Allah’ın seçtiği insanlar anlayabilir, “sıradan” insanlar ancak bu alimlerin tefsirlerini okuyabilirler.
Kuran’da her doğa olayının “Allah”a atfedilmesi bir bakıma metot olarak telakki edilebilir. Bu yaklaşım Tevrat ve İncil’de “sistematik” değildir; öyle ise Kuran’a hastır. Bu açıdan Kuran’ın özgün olduğu söylenebilir. Sanırım, şimdiye kadar sorulmayan ve tabii cevaplanmayan husus, Ortadoğu dinlerindeki bu yeni yaklaşımın nasıl ortaya çıktığıdır. Muhammed’in fikirsel yaratıcılığından kaynaklandığını sanmıyorum. Sözkonusu yaklaşımın (bunları içeren ayetlerin), az bir ihtimalle, Kuran’a, Muhammed’den sonra, Kuran komisyonu tarafından konulması halinde dahi, bir kültür, sözsel ve düşünsel birikim (mesela Sabilik) gerektirdiği ortadadır…
Cehennem korkutmaların,cennet tasvirlerini, çoğu kıssa sayılmayacak kadar belirsiz/kopuk hikayeleri, Musa’ya atıfları, hemen tamamı Yahudi-Arap kaynaklı hukuk ilkelerini, peygamberin özel-aile hayatına dair ayetleri ve tabiattaki olayları “Allah”ın varlığına ilişkilendiren ayetleri vb. çıkarırsak, Kuran’ın kalanı/mesajı nedir, ne kadardır, bize ne söyler, insanlığa nasıl yol gösterir, bu çağa, mesela Hindulara, Japonlara ve geleceğe nasıl bir mesaj verir vs?.. Hiçbir mesaj vermez, veremez. Çünkü ne cihanşümul ne zamanlarüstüdür

Şaman Türksoy
21-10-2009, 14:05
Şaman Türksoy emeğiniz için teşekkürler. Çok ilginç bir teori ama ispatlaması imkansız gibi Kayıp Mu kıtasını Atatürk araştırtmış ama benim bildiğim bir sonuça ulaşılamamış atlantis efsanesi gibi o da şuan için bir efsane belki ileride birşeyler bulunursa olabilir. Hatta yanlış hatırlamıyorsam Hitler'inde benzer araştırmaları olmuş delirmeden önce :)

Ama burda bir aktarım ve metinlerin yayılmasından onlardan esinlenilmesi konusunda bence haklı olabilirsiniz o dönemde iletişim imkanları yok dilden dile efsaneler şeklinde bazen metinler halinde bazende toplumsal hafıza ile bazı bilgiler yayılmış aktarılmış ve bunlardan esinlenen zat'lar da çıkmış Kur'andaki yahudi hikayeleri gibi ya da gılgamış destanından esinlenilmesi gibi....
Sayın ozgurr;
Mustafa Kemal Dil ve Tarih kurumlarını oluştururken iki temel amaç güdüyordu;birincisi,din etkisi ile Arapça güdümüne girerek doğal gelişimi sekteye uğramış olan Türk Dili'ne gelişip serpileceği ortamı hazırlamak; ikincisi ise Osmanlı'nın saray merkezli "Osmanlı Tebaası" politikası ile ümmetleşmiş Anadolu Türklüğü nezdinde 'Ulus' bilinci yaratmaktı.

Atatürk'ün bizzat kendisinin kaleme aldığı Türk Tarih Tezi'ni ile Güneş Dil Teorisi'nin ortaya atılışı da bu gayelere hizmet içindi.

Bir 'eski diller uzmanı' olan Tahsin Mayatepek'in büyük bir şans eseri Meksiko'da keşfettiği, C.James Churcward'ın elli yıllık araştırmasının sonucu olarak ortaya koyduğu ve ilk cildini 1931 yılında Amerika'da yayımladığı Mu Kıtası ile alakalı dört ciltlik seri , Atatürk'ün her iki amacına da hizmet ettiği için onu çok heyecanlandırmıştır. Atatürk altmış kadar bilim adamı ile kurduğu bir komisyona (zaman zaman başkanlığını da yaparak) bu eserleri inceletmiş, bizzat kendisi de incelemiş ve el yazısı ile notlar düşmüştür.

Aslında;amansız hastalığı devam ederken giriştiği bu çabalar Ulu Önder'i çok yıpratmış, sonunda yatağa düşürmüştür. Gerek bu konu,gerekse Güneş Dil Teorisi konusu,onun vefatı ile gündemden kaldırılmış, araştırmalar,çalışmalar sona erdirilmiştir.

Bu çalışma sürdürülmediği için bilimsel sonuçlar ortaya konulamamıştır.

Ama ben en azından Churchward'ın dört ciltlik bu eseri sayesinde semavi denilen üç dinin peygamberlerinin,birer şarlatan ve sahtekar olarak yerlerde sürünüyor olduklarını görerek yararlandım.

Barbar, göçebe , medeniyetsiz olduğu ileri sürülen Türk Halkları'nın gösterilmeye çalışıldığı gibi olmadıklarını kavradım. Ortalık Asya, Mezepotamya, Aşağı ve Yukarı Mısır Medeniyetleri ile Güney Amerika Uygarlıklarını (Aztek-Maya-İnka) yaratan halkın,Türklerle olan menşe ilişkisini öğrendim.

Ötekiler gibi uydurma değil , orijinal bir halk yaratması olan ilkel (!) Şamanizm'in kendisinden sonraki dinleri ne şekilde etkilediğini hayretle gördüm.

Musa'nın on emrinin, sekiz köşeli 'Davut Yıldızı'nın nerelerden,nasıl aşırıldığına tanıklık ettim.

Mu'nun Çocukları'ndan başlayarak Churchward'ın bütün eserlerinin okunmasını öneririm.

Sağlıcakla kalınız...

Şaman Türksoy
21-10-2009, 14:12
1400 yıl geçmiş ve halen içinden çıkamıyorsak, Şaman arkadaş gibi niceleri Kur'anı çürütmek için kendilerini yırtıyorsa, binbir kelime oyunu ve katakulle ile Kur'anı tırtıklıyorsak, bu kitaba uydurma diyenlerin akıllarına şaşarım. Hatta şaşmakla kalmam, akıl yoksunu olduklarına yemin ederim.

Ne kendimizi yırttığımız var ne de içinden çıkamadığımız.

Kavramaya, anlamaya, nedenini sorgulamaya çalışıyoruz.Kesin hüküm çıkarmıyor, tartışmaya açıyoruz. İman ile kabul değil ,us ile tartı yapıyoruz.Hiç kimseye de 'akıl yoksulu vb' hakaretler etmiyoruz.

Siz gökten inmiş bir melek ile Muhammet'in diz dize oturup (karşılıklı) mukabele yaptıkları masalını anlatırken 'imanlı' biz ise bunu sorgularken 'akıl yoksunu' oluyoruz, öyle mi?

siparisci
21-10-2009, 22:07
Ne kendimizi yırttığımız var ne de içinden çıkamadığımız.

Kavramaya, anlamaya, nedenini sorgulamaya çalışıyoruz.Kesin hüküm çıkarmıyor, tartışmaya açıyoruz. İman ile kabul değil ,us ile tartı yapıyoruz.Hiç kimseye de 'akıl yoksulu vb' hakaretler etmiyoruz.

Siz gökten inmiş bir melek ile Muhammet'in diz dize oturup (karşılıklı) mukabele yaptıkları masalını anlatırken 'imanlı' biz ise bunu sorgularken 'akıl yoksunu' oluyoruz, öyle mi?

Bak işte gördün mü bu şekilde çarpıtırsan ben ona tartışma demem. Resmen incik boncuk seçer gibi aralarında işinize yarayacak kelimeleri seçiyor, akıl bulandırmaya çalışıyorsunuz.

Diz dize oturmaymış. Bunu ancak senin gibiler söyler.

tokmak
21-10-2009, 22:12
Hz muhammed Ümmidir.....nedenmi????? Okuma yazmasini bilmez ona soleneni 26 yil boyunca bikmadan usanmadan insanlara nakletti......eger hz muhammed Ümmİ olmasa bunun icin 26 sene beklemezdi ki kim bekler.........2 ay icinde yazar cizer kendi dinini yaymaya calisirdi????o inandigi degerler icin 26 sene bikmadan usanmadan bekledi ve gorevini yapti.....bu kadar acik ve basit hz. Muhammde icin ummi degilse nerden ticaret yapiyordu biliyordu celskisine cevapta....o zamanin ticaret hayati bizimki gibi karman corman degildi bir elin 10 parmagi ticaret vardi bu kadar bait ezbere dayanan bir sistemdi....


Hz. Muhammed Ümmİdİr.......

Şaman Türksoy
21-10-2009, 22:19
[QUOTE=Diz dize oturmaymış. Bunu ancak senin gibiler söyler.[/QUOTE]

"Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" biz bunu bilir,yalan-dolan yoluna sapmayız.Evet;gerçektir.Bunu söyleyen biz değiliz,anlı-şanlı İslam alimleri söylüyor bu yalanları.Biz yalnızca kamuya sunuyoruz,dile getiriyoruz.Delil ister misiniz?

Şaman Türksoy
21-10-2009, 22:21
Hz muhammed Ümmidir.....nedenmi????? Okuma yazmasini bilmez ona soleneni 26 yil boyunca bikmadan usanmadan insanlara nakletti......eger hz muhammed Ümmİ olmasa bunun icin 26 sene beklemezdi ki kim bekler.........2 ay icinde yazar cizer kendi dinini yaymaya calisirdi????o inandigi degerler icin 26 sene bikmadan usanmadan bekledi ve gorevini yapti.....bu kadar acik ve basit hz. Muhammde icin ummi degilse nerden ticaret yapiyordu biliyordu celskisine cevapta....o zamanin ticaret hayati bizimki gibi karman corman degildi bir elin 10 parmagi ticaret vardi bu kadar bait ezbere dayanan bir sistemdi....
Bunu da yanlış biliyorsunuz.Kur'an yirmi üç yılda uydurulmuştur.Tonlarca kanıtın hiçbirini görmek ,anlamak istemiyorsunuz.

tokmak
21-10-2009, 22:21
Goster bakalim ne dililiymis bu merak ettim bende anli sanli hangi alimler bunlar???

Şaman Türksoy
22-10-2009, 13:41
Goster bakalim ne dililiymis bu merak ettim bende anli sanli hangi alimler bunlar???

Diyanet işleri Başkanlığı diye bir müessese vardır, bilir misiniz?

İşte o müessesenin resmi internet sitesinde,dini bilgiler verilir.Tıpkı bir din bilgisi ansiklopedisi gibi. İşte bu ansiklopediye girer ve vahiy maddesine girerseniz aşağıdaki metni okuma imkanı bulursunuz.Ama ben (siz hazır bilgiye alışkın olduğunuz için) siz zahmet etmeyin diye alıp aşağıya astım.Okuyun bakalım ne anlatılıyor?

VAHİY:Sözlükte "gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, îma ve işâret etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak ve göndermek" anlamlarına gelen vahiy, ıstılahta, Allah'ın peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denir.
Kur'ân ve diğer kutsal kitaplar, vahiy ürünüdür. Vahiy, ilâhî ve gayr-i ilâhî olmak üzere iki kısma ayrılır. İlâhi vahiy, Allah'ın vahyi demek olup 5 çeşittir:
1- Cebrail'e (Necm, 53/10) ve diğer meleklere vahyi (Enfâl, 8/12).
2- Cansız varlıklardan yeryüzüne (Zilzâl, 99/4-5) ve gökyüzüne (Fussilet, 41/12) vahyi. Bu vahiy, "emretmek" anlamındadır.
3- Canlılardan bal arısına vahyi (Nahl, 16/68-69). Bu vahiy, ilham, içgüdü anlamındadır.
4- İnsanlardan Hz. Musa (a.s.)'ın annesine (Kasas, 28/7) ve Hz. İsâ (a.s.)'ın havarilerine (Mâide, 5/111) vahyi. Bu vahiy, fıtrî ilham, îma, emir anlamındadır.
5- Peygamberlere vahiy (Nisâ, 4/162; A'râf, 7/117, 160). Bu vahiy, ıstılâhî anlamdaki gerçek vahiydir. Vahiy denince ilk akla gelen bu vahiydir. Bu vahiy, sözlü, sözsüz ve Cebrail vasıtasıyla olur. Sözlü vahiy, Allah'ın perde arkasından peygamberine hitap etmesidir. Sözsüz vahiy; rüyada veya uyanık iken vahyin peygamberin kalbine ilkası şeklinde olur.
Cebrail vasıtasıyla vahiy;
a) Peygamber uyanık veya uykuda iken vahyi peygamberin kalbine ilkası ile,
b) Cebrail'in melek veya insan suretinde vahiy getirmesi ile,
c) Cebrail görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi ile olur.
Vahyin geliş şekillerinden bir kısmı, Şûrâ sûresinin 51. âyetinde bildirilmiştir. Vahiy, Allah ile peygamber arasında bir sırdır. Mahiyetini insanların tam anlaması imkânsızdır. Vahiy geldiği anda peygamber titrer, rengi değişir, alnı terler ve nefesi sıkışırdı. Hz. Muhammed (a.s.) gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyame, 75/16-19), sonra vahiy katiplerine yazdırırdı. Her sene Ramazan ayında inen âyetleri ve sûreleri Cebrail'e okuyup arz ederdi.

Şaman Türksoy
23-10-2009, 09:20
Vahiy geldiği anda peygamber titrer, rengi değişir, alnı terler ve nefesi sıkışırdı. Hz. Muhammed (a.s.) gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyame, 75/16-19), sonra vahiy katiplerine yazdırırdı. Her sene Ramazan ayında inen âyetleri ve sûreleri Cebrail'e okuyup arz ederdi.

Son cümleyi açıklayacak bilgili bir Müslüman var mı?

Şaman Türksoy
23-10-2009, 22:49
Ne kadar üzgün olduğumu bilemezsiniz.

Avliye meselesinde olduğu gibi elle tutulur,gözle görülür bir iddia -ki aksi ispat olunamazsa din elden gider- birileri Kur'an'ın Muhammet'in uydurması olduğunu ciddi savlarla ileri sürüyor ve Müslümanlardan 'tık' yok...

Eğer yarın saat 09.00'a kadar yanıt alamazsam bileceğim ki, sitedeki tüm Müslümanlar sus-pus olmuştur. Sükut ikrardan geldiğine nazaran, bu din uydurmadır ve onun vaızı şarlatan ve dahi bir sahtekardır...

proximo
23-10-2009, 23:28
Kuran’da konuşan kimdir?

Kuran’da hitap eden kimdir, de olabilirdi soru… İnternette ve kitaplarda sorulan bu suale S. Ateş “İslam’da Güncel Tartışmalar” kitabında cevap vermiş. Cevabı, bildiğim kadarıyla, ki herhangi bir atıf yapmadığına göre, özgündür, yeni bir açılım sergiler. Okuyalım:

… Belli ki bu sözleri, doğrudan Allah söylemiyor, bir manevi elçi bir melek söylüyor. … Tenzil, ilahi anlamları, insan düzeyine indirmek demektir. Allah düzeyindeki konuşmanın mahiyeti bilinmez. Allah’ın konuşması, sese, harfe ve kelimelere muhtaç değildir. O, soyut manadır. Bunu bir insanın olağan haliyle anlaması mümkün değildir. Bundan dolayı Allah ile insan arasında doğrudan ve aracısız iletişim mümkün değildir. Bu iletişimi vahiy meleği sağlar. Melek, Allah’tan aldığı soyut manaları, o düzeyden indirerek, Peygamber’in konuştuğu dilin söz kalıplarına döküp ona verir. İşte buna vahiy denir. İlahi manaları insan sözü kalıplarına döken melek olduğu için Kuran ayetlerinden Allah genellikle üçüncü şahıs olarak anılır.S. Ateş, bu görüşünün ardından “padişah-ferman; sekreter-vali” örneklerini veriyor! Kuran’da “gariplik”, onu açıklamada “tuhaflık” olunca nitelikli bir örnek verilmesi sürpriz olurdu!

Kuran’da “o”lu ve “Allah”lı (ve “biz”li) hitapların yanı sıra “1. şahıs”ın konuştuğu ayetler de vardır (Aynı ayette hem 1. hem 3. şahıs da konuşabilir: Kuran mükemmeldir, dil mucizesidir!). S. Ateş bu durum için ne diyor, okumayı sürdürelim:

… Bu son ayetlerde vahiy bizzat Allah düzeyinden verilmekte, melek aradan çıkmaktadır. Sonra söz tekrar melek elçiye verilmekte ve melek elçi, ilk yaratış sahnesindeki Tanrı-İblis konuşmasını anlatmaktadır.
Bu sorunu mutasavvıfların diliyle söyleyecek olursak cem’ ve fark makamları olarak tanımlayabiliriz. Cem’, kulun veya elçinin kendi varlığından geçip Allah’ın varlığında erimesi, kaybolması, yalnız Allah’ın var olmasıdır. Fark ise elçinin veya kulun kendi bireyliğine dönmesi, Allah’ı ayrı, kendisini ayrı varlılar olarak görmesi ve o makamda konuşmasıdır. İkinci durumda elçi, kendi bireyliğinde konuştuğu için Allah’tan üçüncü şahıs olarak söz eder. Birinci durumda elçi Hak’ta eridiği için kendisinden konuşan bizzat Allah olur. Hitap Allah’tan yapılır.
Kuran çoğunlukla fark makamından, bazen de cem’ makamından verilmekte, bazen de aynı ayette fark ve cem’ makamları yan yana bulunmaktadırÇünkü ilahi yasa, yaratılış yasası böyledir. Sürekli cem’ makamı olsa, varlıklar görülmez, dünya işleri yürümez. Sürekli fark makamı olsa Allah unutulur…
Hatta bizzat kendisinin [melek] yaptığı işlerden söz etmektedir(1)…
Bu halin [cem’ makamı] mahiyetini ve lezzetini ancak yaşayan peygamberler ve derece bakımından onlara yaklaşan veliler idrak edebilirler.

Meleklerin de, tamamen insan “icadı” olan tasavvuf makamları ile “şereflendiklerini” öğreniyoruz!.. Keza “Allah” “bir hikmeti gereği”, bazı şeylerin “mahiyetini ve lezzetini” sadece sayılı kullarına veriyor! (2)

S. Ateş, bir soruna çözüm bulmak istiyor; fakat bulduğu “çözüm” bir başka problem yaratıyor: “Melek elçinin sözleri” benim “algılama düzeyimin” çok altında!

Muhammed’in konuştuğu ayetler de vardır. Bazı veya çoğu çevirilerde, orijinalinde yer almamasına rağmen, parantez içinde veya değil, cümlenin başına “de ki” (ق ل) sözcüğü konulmaktadır… Benim tahminim, Muhammed’in konuştuğu ayetlerin bazılarının başında “de ki”nin bulunmaması Kuran’ı derleyen, kaleme alan insanların unutkanlığından kaynaklandığıdır.

(1)“Biz, ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey, O’na aittir. Rabbin asla unutkan değildir.” (Meryem, 64)

(2)S. Ateş’in “mahiyet ve lezzet”i tasavvuf makamlarıyla irtibatlandırması bir yorumdur. Fakat, “Yahve”nin ve “Allah”ın bazı şeyleri, mesela meleklerini, bizatihi “kendini” peygamberlerine gösterdiği Tevrat ve Kuran’la sabittir. Dindarlar şu soruyu sormalıdırlar: Peygamberimizin görümlerinin dinimize, dindarlara ne faydası vardır, olmuştur? Ayetlerde ve hadislerde görümlere ilişkin anlatılanlar insanlara,dindarlara hangi bilgiyi, ahlaki değeri vermektedir?(mete tunç)

Karçiçeği
29-12-2009, 12:46
1400 yıl geçmiş ve halen içinden çıkamıyorsak, Şaman arkadaş gibi niceleri Kur'anı çürütmek için kendilerini yırtıyorsa, binbir kelime oyunu ve katakulle ile Kur'anı tırtıklıyorsak, bu kitaba uydurma diyenlerin akıllarına şaşarım. Hatta şaşmakla kalmam, akıl yoksunu olduklarına yemin ederim.


Sayın siparişçi,
O kitaba uydurma diyen yok. Muhammed tarafından yazdırılmış ve günümüze kadar gelmiştir.
Anlatılmak istenen, çağımız koşullarına yanıt verecek bilgelikten yoksun oluşudur.
Tevrat'tan, kısmen de İncil'den tırtıklanarak anlatılan öyküler sizi etkileyebilir. Ama özgür düşünceyi ilke edinen insanlar, o tür öykülerle vakit geçirmektense, daha edebi ve insanlık için daha yararlı yapıtları tercih ederler.
Yüreklice ve altlarını çizerek okuduğunuzda, inanıyorum ki siz de Kur'an'da insanın geleceğine yönelik yararlı bir şey bulamayacaksınız.
İnsanların bir dine neden inanma gereksinimi duyduklarını bilimsel bir gerçekle açıklayan psikanalitik yapıtlar okumanızı önerir, sağlıklı bir yaşam dilerim.
Saygılarımla...

UlulElbab
01-01-2010, 15:37
Sayın huzurcan;ya meselenin iç yüzünü kavrayabilmiş değilsiniz ya da metni gözucu ile okumuşsunuz.

Kur'an'da yabancı sözcükler olduğu ortaya konuluyor. Dahası, çok eski ve ölü bir dil olan Naga-Maya dilinden geçtiği tartışmasız (aksini savunan şimdilik yok) sözcükler var. Anlaşılamayan odur ki Muhammet bu sözcükleri nereden biliyor, kimden, nasıl öğrenmiştir?

Kur'an'ın nasıl nazil olduğu (indiği) ve nasıl derlendiği (yazılı hale getirildiği) dikkate alındığında, onun kul eseri olduğu iddiası kuvvetleniyor.Bu konuyu işlemeye devam edeceğim.
Sağlıcakla kalınız...

Selam,

İyi güzel alıntılanmış da bu "Yabancı" sözcüklere neden bir atıfda bulunulmamış?

Hiç olmazsa birer tane örnek kelime verebilseydiziniz,bu iddianız dedikodudan öte gidebilirdi...

Bilimsel bir Tartışma konusu olabilmesi için,Naga-Maya dilinden alıntılandığı iddia olunan kelimeleri belirtmeli ve kanıtlamalısınız.

Ayrıca Muhammedin "ummi" diye nitelendirilmesi, Onun Okuma-Yazma bilmediği anlamına gelmez.

Bazı İlahiyatcılar Kurandan deliller getirmeye çalışıyorlar ama bu anlamsız.

Kimseye alıntı yapmadığını ispatlamak için Elçiye iftira atmalarına gerek yok.

Ummi aynı zaman da "Halktan" birisi demektir.Asıl anlatılmak istenen de bu.

Elit bir tabakadan birisi değilde özellikle Halktan bir kimse Elçi olarak seçilmiştir.

Bütün mesele budur.

"İqra" Oku olarak çeviriliyor...bazılarıda nasıl okkusun diyor...

Sanki Gökten yazılı Metin indi?

Evreni ve İnsanı okumayı bilmeyenler Kuranıda okuyamazlar.

Sevgi ile...iqra

Kutluk
01-01-2010, 17:51
Ne kadar üzgün olduğumu bilemezsiniz.

Avliye meselesinde olduğu gibi elle tutulur,gözle görülür bir iddia -ki aksi ispat olunamazsa din elden gider- birileri Kur'an'ın Muhammet'in uydurması olduğunu ciddi savlarla ileri sürüyor ve Müslümanlardan 'tık' yok...

Eğer yarın saat 09.00'a kadar yanıt alamazsam bileceğim ki, sitedeki tüm Müslümanlar sus-pus olmuştur. Sükut ikrardan geldiğine nazaran, bu din uydurmadır ve onun vaızı şarlatan ve dahi bir sahtekardır...


Ciddi savlar bunlarsa bide ciddiyetsiz olanlar nasıl olr acaba.
Müslümanların size az cevep yazması yada yazmaması savlarınızın aşırı uçuk ve hayaller üzere kurulu olmasındandır.
Tamamlanamamış tezleri ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyorsunuz. Bu da ayrı bir zevk heralde sizin için.

Makas kelimesi Eskimoğcada da var. Şimdi makas deyince onlardan mı almış oldum makas kelimesini. Diyelim aldım, bunun benim okuma yazma bilmemle ne ilgisivar belki duyma özelliğimi kullanarak aldım bu kelimeyi.

Muhammed A.S.V. onla konuşmuş bunla görüşmüş. Tamam var mı elinide onlardan ne duyduğuna dair bir kanıt. yok! Burada ne giriyor devreye "şöyle olmuş olmalı", "bu kesin böyle öğrendi" veya "bunlar böyle dedi ki oradan biliyor". Hani neresinde bunun kesinlik. Sende söylüyorsun sav. Ama boş sav.

Sorabilirsin sen nerden biliyorsun böyle olmadığını.

Birincisi; kanıt iddia makamına aittir. Gerçek bir kanıt koyun ortaya bende inanayım.

İkincisi; bakrım nisa suresine "...(Şeytan dedi ki) Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler..." (Nisa Suresi 119.ayet) diyo sonra şuna bakarım;
Almanya Fedaral Tarım Araştırma Merkezi'ne ait Hayvan Yetiştirme Enstitüsü'nün bir raporundan bir kısım.
Doku toplanması kısa ve basittir. Bir hayvan yerleştirilip gemlendiğinde, klasik kulak parçası gibi bir doku saniyeler içinde hazır olur... Kulağa vurulan damgalar içinde bulunan çentikleyiciler kullanılarak kulaktan doku almak suretiyle, koyun keçi deve... için tek ve aynı presedür uygulanabilir...

Ayrıca BBC'nin haberi; Güney Koreli bilim adamları üç yaşındaki bir tazının kulağından aldıkları bir hücre ile köpek klonladılar.

Sonra iş basit artık, kendime döner sorarım "bunu Hz. Muhammed'e (s.a.v) kim nasıl söylemiş" diye.

UlulElbab
01-01-2010, 17:57
İkincisi; bakrım nisa suresine "...(Şeytan dedi ki) Mutlaka onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını kesecekler ve yine mutlaka onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler..." (Nisa Suresi 119.ayet) diyo sonra şuna bakarım;
Almanya Fedaral Tarım Araştırma Merkezi'ne ait Hayvan Yetiştirme Enstitüsü'nün bir raporundan bir kısım.
Doku toplanması kısa ve basittir. Bir hayvan yerleştirilip gemlendiğinde, klasik kulak parçası gibi bir doku saniyeler içinde hazır olur... Kulağa vurulan damgalar içinde bulunan çentikleyiciler kullanılarak kulaktan doku almak suretiyle, koyun keçi deve... için tek ve aynı presedür uygulanabilir...

Ayrıca BBC'nin haberi; Güney Koreli bilim adamları üç yaşındaki bir tazının kulağından aldıkları bir hücre ile köpek klonladılar.

Sonra iş basit artık, kendime döner sorarım "bunu Hz. Muhammed'e (s.a.v) kim nasıl söylemiş" diye.


Bence sadece "pipine" bakman yeterliydi...

Şeytanın dediklerini harfiyyen ATALARınız yüzyıllardır yapıyorlar.

Sünnet adı altında Allahın yarattığının beğenmeyip kesiyor ve atıyorlar.

Bunu da DİN adı altında yapıyorlar...

ne kadar az düşünüyorsunuz...

UlulElbab
01-01-2010, 18:31
N'oldu ? Gücünüze mi gitti?

Çıplak Gerçekler çarpıcıdır...

Derin nefes alıp 1234567889 diye saymakta fayda var elbet...

Ama Ayet orada;

Kuran-ı Kerim » 4 / NİSÂ - 119

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا

Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurennehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurennehum fe le yugayyirunne halkallâhi,ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasire husrânen mubînâ.

'Onları (SUNNİLERİ) saptıracağım, onları kuruntularla oyalayacağım,

hayvanların kulaklarını yarmalarını emeredeceğim, ALLAH'ın yaratıklarını değiştirmelerini emredeceğim.

Kim ALLAH yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır.

İşte Kuran ortada duruyor...Elçinin doğuştan Sünnetli olduğunu söylüyorsunuz....O halde GÖRDÜNÜZ MÜ?

Yüzyıllardır Yahudi geleneklerini "Sünnet" adı altında FARKLI bir DİN yaşıyorsunuz...Buna rağmen İSLAM adını kullanıyorsunuz.

Ben Sizden koptum-ayrıldım...

Şimdi Gerçek Nesiller yetiştiriyorum..."sünnetsiz".....

Allah kimin doğru yolda olduğunu pek Ala biliyor...Bekleyin bizde bekliyoruz

Kutluk
02-01-2010, 00:47
[QUOTE=UlulElbab;276284]N'oldu ? Gücünüze mi gitti?

Çıplak Gerçekler çarpıcıdır...

Şimdi ozaman çarpıcı olsun diye "nü" nü atma mesaj olarak aman ha.
Bir de benim sünnet ile ilgi bir tek yorumum varsa gösterebilirmisin sana zahmet.

Derin nefes alıp 1234567889 diye saymakta fayda var elbet...

Nefesimi tutmuyorum ne söylediğini anlamlandırmaya çalışıyorum kendi kendime ve sana cevap vermiyorum.


Ama Ayet orada;

Ben kenarda, yukarıda yada çaprazda mı dedim? Aynı ayet ama senin neye itiraz ettiğin belli değil.

Kuran-ı Kerim » 4 / NİSÂ - 119

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا

Ve le udillennehum ve le umenniyennehum ve le âmurennehum fe le yubettikunne âzânel en’âmi, ve le âmurennehum fe le yugayyirunne halkallâhi,ve men yettehıziş şeytâne veliyyen min dûnillâhi fe kad hasire husrânen mubînâ.

'Onları (SUNNİLERİ) saptıracağım, onları kuruntularla oyalayacağım,

hayvanların kulaklarını yarmalarını emeredeceğim, ALLAH'ın yaratıklarını değiştirmelerini emredeceğim.

Buraya sunni ifadesini nasıl ekleyebildin oda bende ciddi merak konusu.

Kim ALLAH yerine şeytanı dost ve egemen edinirse apaçık bir kayba uğramıştır.

Burası muhakkak

İşte Kuran ortada duruyor...Elçinin doğuştan Sünnetli olduğunu söylüyorsunuz....O halde GÖRDÜNÜZ MÜ?

Yüzyıllardır Yahudi geleneklerini "Sünnet" adı altında FARKLI bir DİN yaşıyorsunuz...Buna rağmen İSLAM adını kullanıyorsunuz.

Orda biraz dur ayağını gazdan çek.

Ben Sizden koptum-ayrıldım...
Şimdi Gerçek Nesiller yetiştiriyorum..."sünnetsiz".....

Yolun açık olmasın ne denir sana. Bide istavroz çıkarttır onlara eksik kalmasınlar.

Allah kimin doğru yolda olduğunu pek Ala biliyor...Bekleyin bizde bekliyoruz

Neyi bekliyoruz. Siz neyi bekliyosunuz. Uçtun mu?


Not: Sen kaç yaşındasın cinsel organın hala o kullandığın kavramla açıklanabiyor mu bilmiyorum ama, neyse burada kalmakda yarar var.

UlulElbab
02-01-2010, 00:57
Evet İsa Mesihin takipcileri bana siz Müşriklerden daha yakın.

N'oldu? Topu herzaman ki gibi taca atıyorsunuz...

Ayetler orada duruyor ama siz başka kelimelere takılıp kaldınız...

Yaşımı gerçekten çok mu merak ediyorsun? O organ için kullanılan kavramın sizin için önemi ne?
Ne Fark eder? Siz onu kestirince Allahın hoşunama gittiğini ZAN ediyorsunuz.

Sizler Gerçekten Cahillersiniz.

Müslümanım diye ortalarda dolaşıyorsunuz ...buna deliliniz ne?

Bence Pagansınız...ama bilmiyorsunuz...

Peygamberin Sakalına...Kabe denilen bir Taş binaya ve köşesinde ki Vajinaya tapıyorsunuz.

Evliyalar ve Şeyhlerin size öbür dünyada Torpil yapacağına inanıyorsunuz.

O zaman ne diye İslamın adını kirletiyorsunuz.

Marka Tescilli mi adınıza?

Kutluk
02-01-2010, 01:11
Arapçan var mı bilmiyorum ama: Evliya veliler demektir evliyalar olmaz. Evliyalar = velilerler ki bu yanlış olan .

Bunun dışında sana cevap yazmıyorum bundan sonra.http://www.turandursun.com/forumlar/images/icons/icon13.gif

UlulElbab
02-01-2010, 01:21
Arapçan var mı bilmiyorum ama: Evliya veliler demektir evliyalar olmaz. Evliyalar = velilerler ki bu yanlış olan .

Bunun dışında sana cevap yazmıyorum bundan sonra.http://www.turandursun.com/forumlar/images/icons/icon13.gif

cevap yazmıyormuş...
Aman ne büyük kayıp:spider:kafa

Arabcam olmasa sen ve senin Ağababalarının ne oyunlar çevirdiğini anlayamazdım.
Evliyalar Türkçe gramer yapısı ile son derece uyumlu ve doğru...
Bizde Türkçe yazıştığımıza göre? Böyle boş laflarla anca gidersin...:ranger:

image666
09-06-2010, 03:16
"Cibrîl, kuvvetle sıkıp, (Oku!) dedi bu sefer.
(Ben okumuş değilim) dedi yine o Server.

İkinci defâ sıkıp, (Oku!) dedi O yine.
(Ben okumuş değilim) buyurdu kendisine.

Üçüncü defâ sıkıp ve sonra bırakarak,
Beş âyeti kerîme okudu ilk olarak."

Bütün din bilginleri bu olayı böyle anlatırlar. "Beş ayeti kerime okudu ilk olarak" deniliyor. Benim dikkat çekmek istediğim nokta,
hayatında hiç okuma yazma öğrenmemiş bir insan nasıl oluyor da hemen okuyabiliyor?

Benim teorim şu: Dostoyevski dünyaca ünlü bir yazar ve aynı zaman da epilepsi hastası. Bu yüzden başarılı bir yazar aslında. Muhammet'inde aynı hastalığa yakalanmış olması mümkün. Zaten bu durumu hem bir çok din adamımının desteklediği gibi, şeytan ayetlerinde de görebiliriz. Bir şeyler görmüş olduğu, hastalık sebebi ile mümkün olsa da, asla cebrail olamaz kanaatindeyim.

ertin
10-06-2010, 15:30
Kurandaki Ummi kelimesine dayanarak kabul goren anlayisa gore Peygamber efendimizin Okuma yazma bilmedigi kabul edilmekdedir. Bu makalemizde genel inanisin tersine Peygamber efendimizn Kurana gore okuma yazma bildigidir.


Kuranda ilahi kaynagi hakkinda suphe uyandirmak isteyenlere karsi bir meydan okuma vardir. Ve hic kimsenin benzeri yapamayacagi acikca ifade edilmekdedir.
(BAKARA suresi 23. ayet) Ve in küntüm fi raybim mimma nezzelna ala abdina fe'tu bi suratim mim mislih, ved'u şühedaeküm min dunillahi in küntüm sadikiyn. Fe illem tef'alu ve len tef'alu fettekun naralleti vekudühen nasü vel hicarah, üiddet lil kafirin
(BAKARA suresi 23. ayet) Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz. Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
1. hic bir insan Kuranin benzerinei ortaya koyamiyacagindan, Kuranin Allah kelami oldugu konusunda suphe yokdur, 29 surenin 48 ayeti acikca Peygemaberin okuma yazma bildigini Onun Kuranin kendi imkanlari ile yazip uretemeyecegini soylemkdedir..Bakara 23-24 Ayetlerinden kendisinin bunu kendi basina yapamayacagini anliyoruz.
(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Ve ma künte tetlu min kablihi min kitabiv ve la tehuttuhu bi yeminike izel lertabel mübtilun
(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Eger bunu yapsaydi Kuranin Allah katindan olduguna suphe edenler suphelerinde hakkli olabilirdi. Allah hic bir insanoglunun bunu yazamiyacagini bakara 23-24 ayetlerinden soylediginden, Bunu bir insan olarak Peygamber yazmis olamaz.
2. Okuma yazmasi olamayan bir Peygambere "OKU" emri verilmesitir.
(ALAK suresi 1-5 ayet) İkra' bismi rabbikelleziy halak. Halekal'insane min 'alak. İkra' ve rabbükel'ekrem. Elleziy 'alleme bilkalem. Allemel'insane ma lem ya'lem
(ALAK suresi 1-5 ayet) Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir
AllaH resulu kendisine verilen emirleri mesaji uyguladigini soylediginden ( Su ayetlere bakiniz 6:50, 7:203, 10:15, 46:9) Alak suresi 1-5 ayetlerindeki emrede uymustur.

3) 29 surenin 48 ayetine gore Peygamberimizin kendiliginden vahiy uremyetecegini biliyoruz. Simdi olaylara tekrardan bakalim. Peygamber efendimiz kendiliginde sabah aksam hikayeler uretmekle suclanmakdadir. Peygamberimiz bu suclamalara karsi vahiyin Allah katindan oldugu cevabi verilmekdedir.

(FURKÂN suresi 5.-6 ayet) Ve kalu esatiyrul evvelinektetebeha fe hiye tümla aleyhi bükratev ve esiyla. Kul enzelehüllezi ya'lemüs sirra fis semavati vel ard innehu kane ğafurar rahiyma .
(FURKÂN suresi 5-6 ayet) Yine dediler ki: «Bu eskilerin masallarıdır, onları yazdırtmış da akşam sabah onlar kendisine okunuyor.». De ki: «Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O, çok bağışlayandır, merhamet edendir.»

Buna benzer senoryoda yine Peygamberi uydurmakla sucluyorlar. Onlara verilen cevap yine ayni> Hz Muhammede vahiy edilenin benzerini ortaya koymalari istenmekdedir.

(YÛNUS suresi 37-38 ayet) Ve ma kane hazel kur'anü ey yüftera min dunillahi ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tefsiylel kitabi la raybe fihi mir rabbil alemin. Em yekulunefterah kul fe'tu bi suratim mislihi ved'u menisteta'tüm min dunillahi in küntüm sadikiyn
(YÛNUS suresi 37-38 ayet) Bu Kur'an Allah'tandır, başkası tarafından uydurulamaz, ancak o, önündekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayıcı olarak alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir, bunda hiç şüphe yoktur! Yoksa: «Onu uydurdu!» mu diyorlar? De ki: «Öyle ise, haydi onun gibi bir sure getirin ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın!
Onemli Nokta Su: diger insanlarin uydurma oldugunu soylemelerine ragmen, Hz Muhammedin insanlara aktardigi ve Allah yanlizca bir Allah kulluk etmelerini isteyen Mesaj Allah katindandir ve Resulun kendi uydurmasi degildir.

4. "Ummi" kelimesnin anlamina bakarsak asagidaki ayetler konu hakkindaki goruslerimiz daha fazla aciklik getirecekdir. "Ummi" Kelimesi bu ayetlerde Allahin vahiyinden haberi olmayanlar icin kullanilmistir.

(BAKARA suresi 76-78 ayet) Ve iza leküllezine amenu kalu amenna, ve iza hala ba'duhüm ila ba'din kalu etühaddisunehüm bi ma fetehallahü aleyküm li yühaccuküm bihi inde rabbiküm, e fe la ta'kilun. E ve la ya'lemune ennellahe ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun . Ve minhüm ümmiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hüm illa yezunnun
(BAKARA suresi 76-79 ayet) İman edenlere rasladıklarında: «İnandık» derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında da: «Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı hakikatı onlara söylüyorsunuz? Aklınız yok mu be!» derler. Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir.Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntulardir; onlar sadece zannediyorlar.
Kendileri gercegin sahipleriymis gibi gercegi saklayan "Ummiler" var. 78 ayetin son cumlesini incelersek "Ummi" kelimesi: "Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntulardir; onlar sadece zannediyorlar." icin kullanilmis. Yani Allahin vahiyinden haberi olmayanlar "ummi" olarak adlandirilmis.

SONUC.
Hz Muhammed sadece okumakla emir olunmamis (Bakiniz 96:1-5), ayni zamanda uydurduklarini kendi basina yazmakla suclanmistir.(Bakiniz 10:37-38, 25:5-6). Allah ise onun diger insanlar gibi bir insan olarak bunu tek basina yazmiyacagini soylemekdedir. (Bakiniz 29:48) . Bu ayetlerden cikarabilecegimiz sonuc. Pytgamber efendimizn okuma yazma bildigidir.

ertin
10-06-2010, 15:32
Hadi Bakalım Buna ne diyeceksiniz

Felak Ve nas sürelerinin mealini okuyun

UlulElbab
10-06-2010, 15:48
Evreni OKUyamamak Ummiliktir.

İnsanı OKUyamamak Ummiliktir.

ve evet Vahyi OKUyamamak(anlayamamak) Ummilik.

Bu anlamda birçoğumuz ummiyiz.Çünkü evreni okuyamıyoruz gerektiği gibi konumumuzu belirleyemiyoruz Beyin denen muhteşem aygıtımız olmasına rağmen.

İnsanları "diğerleri" diye ayırıyoruz ve anlamıyoruz.

Vahyi,Gökten inen yağmuru ve onun devridaimini/çevrimini anlayamıyoruz.

Birde ummül-kur'a var ki onu da mekke diye çeviriyorlar...Tıpkı her Kitab yazan ayetin aslında bir mushaftan bahsetmediği gibi.

İlahiyat prof. olarak meal/çeviri yapan kelli-felli zat*ı muhteremlerin yaptığı bu hatalar sonucu ortaya "anlaşılmaz"bir Kur'an çıkıyor.

İnsanın iç çelişkilerin de yardımı ile okunan,çelişkili bir kitab oluyor ma el-esef.

saygılarımla...
UlUl

ertin
10-06-2010, 15:55
İnsanın iç çelişkilerin de yardımı ile okunan,çelişkili bir kitab oluyor ma el-esef.
Bütün ateistler bunu yapabilirmı Aşağıdaki ayeti okuyarak kurana benzer bir söz yazabilirmisiniz hadi bakalım imansızlar görelim sizi

(YÛNUS suresi 37-38 ayet) Bu Kur'an Allah'tandır, başkası tarafından uydurulamaz, ancak o, önündekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayıcı olarak alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir, bunda hiç şüphe yoktur! Yoksa: «Onu uydurdu!» mu diyorlar? De ki: «Öyle ise, haydi onun gibi bir sure getirin ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın!

vartor
10-06-2010, 17:40
(YÛNUS suresi 37-38 ayet) Bu Kur'an Allah'tandır, başkası tarafından uydurulamaz, ancak o, önündekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayıcı olarak alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir, bunda hiç şüphe yoktur! Yoksa: «Onu uydurdu!» mu diyorlar? De ki: «Öyle ise, haydi onun gibi bir sure getirin ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın!

Son iletiyi okudum, bana allah degil, muhammed kendini yalanliyabilecekler icin yazmis gibi gorundu. Dunku cocuklar ne hikmet goruyor bu surede anlamiyorum, yazilamiyacak ne var ki bunda? Beyinler o derece yikanmis ve karisik ki, basit ve sacma sozlerden bile mana cikariyorlar.
Ayrica , eski konulari arastirir ve incelersen, benzeri nelerin insan tarafindan yazildigini goreceksin. Yukardaki iletiyi yazarken gulumsedigini, "hah iste" dedigini duyar gibi oluyorum. Senin harika bir sure olarak gordugun, benim icin palavradan baska birsey degil. evet uydurdu diyorum. 22,5 sene degil, peygamberlik rolune soyunsaydim, 6 ay bile surmezdi karilariyla hangi sirayi takiben yatacagina kadar ayet indiren bir tanri yaratip, boylesine cahil insanlari sacmaliklarla kandirmak.
Mucize arayanlara Jules Verne'in kitaplarini okumasini tavsiye ederim. Peygamberim deseydi, herhalde ona da tapardiniz. Cimbizla cekilerek degil, apacik yazmis gelecegim teknolojisini; Denizalti, televizyon, aya seyahata kadar.

LifeOwneR
11-06-2010, 01:17
anlıyorum.. bende kitap yazsam "oku" diye başlardım diye düşünüyorum. sevgiler..

image666
11-06-2010, 01:26
anlıyorum.. bende kitap yazsam "oku" diye başlardım diye düşünüyorum. sevgiler..

Okuma yazma bilmeyen bir insana "oku" demek ile, o insana onu nasıl okutturacaksın bilmiyorum:D

Meraklı33
12-06-2010, 20:05
Herşeyi geçtim Tanrı'nın bir meleğinin cin gibi zarar vermesi, sarsması, boğazını sıkması normal mi?

rumpel
12-06-2010, 21:44
Ortada "oku" diye bir ses olması için ses tellerinin de olması lazım. Aksi düşünülemez .

Ulul evreni okumak için önce insandan yada kendimizden başlamalıyız dostum. Sanırım hemfikiriz. Kendine yabancılık en büyük kötülüklerden sanırım. Kişinin kendisine kötülüğü.

Konu için teşekkürler ,

sevgiler

nesinki
14-06-2010, 15:30
arkadaşlar olayın şu tarafını görmüyorsunuz...bir kere Kur'an yazılı olarak inmemiş vahiyle inmiştir...Ebu Bekir zamanında mushaflaştırılmaya başlanmıştır...cebrail geliyor ve ona sadece oku oku oku yaradan Rabbinin adıyla oku diyor yani yine peygamberimiz birşey okumuyor cebrail ayetleri söylüyor.....oku yaradan Rabbinin adıyla oku ve Allahın adıyla....ikiside aynı vurgu değil mi sizce...Allah'ın adıyla diyip surelere başlayıp okumuyor muyuz ? (bismllah= Allah'ın adıyla).....işte güzellik burda besmeleyle inen Kur'an besmeleyle okunuyor....

seyyah3441
15-06-2010, 15:04
arkadaşlar olayın şu tarafını görmüyorsunuz...bir kere Kur'an yazılı olarak inmemiş vahiyle inmiştir...Ebu Bekir zamanında mushaflaştırılmaya başlanmıştır...cebrail geliyor ve ona sadece oku oku oku yaradan Rabbinin adıyla oku diyor yani yine peygamberimiz birşey okumuyor cebrail ayetleri söylüyor.....oku yaradan Rabbinin adıyla oku ve Allahın adıyla....ikiside aynı vurgu değil mi sizce...Allah'ın adıyla diyip surelere başlayıp okumuyor muyuz ? (bismllah= Allah'ın adıyla).....işte güzellik burda besmeleyle inen Kur'an besmeleyle okunuyor....

Sevgili dostum,

Bismillah diyerek okumuyoruz ..Okuyorsak alışkanlık gereğidir ve batıldır , yanlıştır...

Doğrusu "Bİ İSMİ İLAH-İ RAHMAN-I RAHİM " dir.Yani adı ilah olmayan esirgeyen ,koruyan , saklayan, saran , kuşatan ki " O " dur. " O " nun adı ile başlıyorum anlamındadır .

Gelelim İKRA 'ya...

Evet, saygıdeğer ULULELBAB dostumuzun dediği gibi bu kelime köken olarak "kıraat " tan gelme sözcük " OKU " anlamındadır.Ama söylemek anlamında da kullanılır (ikrar).

Burda ki amaç evreni kainatı herşeyi ,( canlı cansız ) görmek ,okumak ( yani aralarında ki sırrı anlamak) ve bunu söylemektir.

Peygamberin okuduğu evren dir...Sırlardır...Dengeler dir.Kutsal kitap/lar (ta) aktarılan da bu gözlemlerin , okumaların yazıya dökülmüş şeklidir.

Bir rivayetle anlatılmak istenirse ,Cebrail ile Hz.Muhammed'in arasında geçen bahis edilebilinir.

Denir ki sormuştur Peygamber Cebrail 'e , ayetleri nasıl alır getirirsin diye.O 'da demiştir ki bir perdenin arkasından alıp sana getiririm .Peygamber demiştir birdaha ki sefere perdeyi arala ve bir bak bakalım.Ve o bir daha ki sefer geldiğinde yine sormuştur baktın mı diye .Cebrail evet Habibullah baktım gördüm ki senden alır sana getiririm........

Bu rivayet aslında sufizmin sırlarından birisidir...Derininde olmayana küfür az derininde olanına inkar daha da az derininde olanına ise şirk gibi gelebilir.Ama aslında evreni ve herşeyi , ama herşeyi nokta da görene bu aslında hakikatin kendisidir.

Hz Muhammed ' in en önemli yakarışlarından birirsi " Rab bil Alemin bana Eşyanın Hakikatini Göster " idi....Bu canlı cansız herşeyin arasında ki bağlantıyı tamamen olmasa da büyük oranda çözmüş bir " KUL " un yakarışıdır.Niye tamamen çözmemiş diyoruz , zira kendisi " Rab bim Seni Hakkıyla Bilemedim " demiştir. Buda "KUL "luğun ifadesi ,kabulu ve ikrarıdır..( lütfen kulluğu kölelik anlamında falan algılamayan ve ABD veya ABİD kelimesini araştırın)


Saygılarımla,

reis
12-09-2010, 03:50
evet arkadaşlar peygamber sözde okuma yazma bilmediğini bize bildiriyor ikra süresinde... ee peki neden sizce böyle söylüyor? insanların uydurması olduğunu anlamamaları için. ben şahsen orada bulunsa idim ya adam baksana okuma yazma bilmiyor peki buna ayetler nerden geliyor? demekki allah tan diye düşünürdüm...

burada bir kamulfle kokusu seziyorum...buna bir atasözümüz derki;
karda yürü,izini belli etme mantığını uyguladı demekki muhammed valla akıllı adammış ama daha akıllıların bunu ilerde araştıracağını düşünememiş demekki buda onun bir acizliğinin göstergesidir. kainatın sebebi olan bir peygamber böyle ucuz hatalar yapmamalı idi.buradan da peygamber olmadığını çıkarabiliriz.


bu tezime karşılık bütün arkadaşlardan yorumlarını bekliyorum. sizler bu düşüncem hakkında ne düşünüyorsunuz?

ahura mazda
12-09-2010, 04:08
sevgili reis;

Bu düşünce hakkında benimde zamanında yazdığım bir yazı vardı;

"yazı artı ürün,depolama ve ticaret sayesinde ortaya çıkıyor hali ile yazının ilk zamanlarında en çok kullananlar tüccarlar oluyor.peki yazının icadından nerdeyse 3800 sene geçmiş ve hz.muhammed(s.a.v) 9 yaşından beri amcası zübeyr bin avvam (r.a) ile dolaştığını biliyoruz amcası da ticaret ile uğraşıyor bunuda biliyoruz ve bir çok şehir dolaştıklarını biliyoruz suriye'den yemen'e kadar gezdikleri biliniyor.hz.hatice ile evleniyor hz.muhammed(s.a.v) ki hz.hatice de ticaret ile uğraşıyor e birde varaka bin nevfel vardır hz.hatice'nin amcasının oğlu ve kitabı mukaddes'i çok iyi bilen bu bilgiye hakim olan bir kişi ve hz.hatice den sonra hz.muhammed(s.a.v) vahiy geldiğini varaka bin nevfel'e aktarıldığı yazılır,anlatılır.tüm bu çevre de hz.muhammed(s.a.v) yazı yazmayı bilmediği ifade ediliyor.nasıl oluyor da ticaret ile iştigal eden yani tüccar olan bir kişi hemde eşi tüccar amcası tüccar iken bu kadar yer gezmişken ve çevresinde okur yazar varken maddi durumuda el veriyorken yazı yazmayı bilmez veya öğrenmez."

yazı biraz dağınık kusuruma bakmazsınız umarım ancak bu yazıdan çıkarabilecek bir netice daha var maddi imkan ve okuma yazma öğretecek kişiler var iken neden peygamber yazı yazmayı öğrenmez ? Öğrenmeye istekli olmayan bir peygamber nasıl öğretmeye teşvik edebilir ?

maalesef ki müslüman arkadaşlarımız bu noktayı es geçiyorlar.

reis
12-09-2010, 07:21
çok haklısın ahura-mazda dostum.

denklem
12-09-2010, 12:48
okuma yazma bildiğini ispat edemiyorsanız söylediğiniz bir iddiadan öteye geçemez.
lisede bir öğretmenimiz vardı.okuldaki bütün öğrencilerin adını soyadını numarasını bilirdi.güçlü bir hafızası vardı.
muhammde güçlü bir hafızaya sahip olabilir.kuranı okuduysanız bilirsiniz
ayetlerin çoğu tekrardır.tekrar tekrar anlatılan peygamberler hayatı vardır.
ayrıca bir çok ayet yaşanılan durumların üzerine gelmiştir.bunları bilince
okuma yazma bilmeyede gerek yok diyorum ben.en önemliside 20 yılda
gelmiş olması hepsinin.2 yılda gelmiş olsa kuran o zaman mucize derdim.

reis
12-09-2010, 12:55
is oraya gelirse peygamberin yasadigini ispatla ozaman bana?

Nova
12-09-2010, 13:12
Hatırladığım kadarıyla, ölürken de kağıt kalem istemişti vasiyetini yazmak için.

Kaynağını bulup eklerim.

Neva
12-09-2010, 13:30
"Peygamberimiz vefatından 5 gün önce Perşembe günü sabahı hastalığı ağırlaştı. Yanındakilere:
- Bana yazı yazacak bir şey getirin; Size, benden sonra sapıklığa düşmemeniz için vasiyetimi yazdırayım, buyurdu. Orada bulunanlar bu konuda ayrılığa düştüler. Bir kısmı:
- Resûlullah'ın hastalığı ağırlaşmıştır. Yanımızda ise Allah'ın kitabı var, o bize yeter, dediler ve Peygamberimizin o anda bir şey yazmasını istemediler, daha sonra yazılsın dediler. Bazıları ise:
- Hayır, şimdi yazılsın, deyip, bu görüşe karşı çıkarak tartışmaya başladılar. Bunun üzerine Peygamberimiz yanında bu şekilde davranılmasını hoş görmeyerek;
- Hiçbir Peygamberin yanında tartışma doğru değildir. (Haydi yanımdan çıkın) Benim şu içinde bulunduğum hal, sizin beni meşgul etmek istediğiniz şeyden hayırlıdır, buyurdu ve vefatı esnasında üç şey vasiyet etti.
1) Müşrikleri Arabistan'dan çıkarınız.
2) Gelecek elçilere benim yaptığım gibi ikramda bulununuz. Olayı anlatan İbn Abbas, üçüncü vasiyeti hatırlayamıyorum, demiştir."


Buhari, Kitabu'I-İlim, 39.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/basiliyayin/weboku.asp?sayfa=17&yid=25

denklem
12-09-2010, 14:34
2) Gelecek elçilere benim yaptığım gibi ikramda bulununuz. bu ne demek bilen varmı?

hercümerç
12-09-2010, 14:38
okuma yazma öğrenmek o dili konuşmayı bilen birisi için hiçte zor olmasa gerek. kısa sürede halledilebilir.

ahura mazda
12-09-2010, 17:27
okuma yazma bildiğini ispat edemiyorsanız söylediğiniz bir iddiadan öteye geçemez.
lisede bir öğretmenimiz vardı.okuldaki bütün öğrencilerin adını soyadını numarasını bilirdi.güçlü bir hafızası vardı.
muhammde güçlü bir hafızaya sahip olabilir.kuranı okuduysanız bilirsiniz
ayetlerin çoğu tekrardır.tekrar tekrar anlatılan peygamberler hayatı vardır.
ayrıca bir çok ayet yaşanılan durumların üzerine gelmiştir.bunları bilince
okuma yazma bilmeyede gerek yok diyorum ben.en önemliside 20 yılda
gelmiş olması hepsinin.2 yılda gelmiş olsa kuran o zaman mucize derdim.

sevgili denklem;

demek istediğim noktayı es geçmişsin madem bilmiyordu neden öğrenmedi ? (hadi diyelim bilmiyordu varsayımı üzerinden hareket ediyoruz)

mevzu Urfa'da "Oxford vardı ben mi okumadım ?" mevzusu da değil maddi imkanın var çevrende çok yakınında okur-yazar var ama sen bilmiyorsun veya öğrenmiyorsun ? Hani mükemmel insan,ahlaki adam ve ilmin önemini anlatan adam ?

saygılar

zocor
12-09-2010, 17:28
İkra Suresi Hz. Muhammed'in okuma yazma bilmediğinin RESMİ belgesidir..

İnsanlığı islama çağıran 40 yaşında biri yalan bir ayeti oraya koyamazdı..

ahura mazda
12-09-2010, 17:42
sevgili zocor;

yazılan yazıları ciddi ölçüde okumadığın kanaatindeyim

ikra suresi yani diğer bir adı ile alak suresine gönderme yaparak yazdım zaten yazıyı ancak her zaman ki gibi okumamışsınız,ben diyorum ki hayatı boyunca okuma yazma öğrenmemiş bir insan var ki imkanları o güne göre değil şimdikine göre bile bir çok insana binayen çok iyi ve karşısında akar suresi var.Sence bu ahlaki olarak ne derece mantıklı geliyor sana ? Milyarların var,ticaret ile uğraşıyorsun çevrende okur yazar insan var ama okuma yazma bilmek veya öğrenmek ile alakadar değilsin ? Bunu cevaplayabilir misin bana ?

saygılar

zocor
12-09-2010, 17:47
çok fazla cevaba değer birşey görmüyorum..
1400 sene evvelinden bahsediyoruz, ne işle meşgul olursa olsun kişi insan okuma-yazma bilmiyor olabilir..

fakat sonradan (peygamberlikten sonraki yıllarda) Hz. Muhammed okuma-yazma öğrenmiştir..

Nova
12-09-2010, 17:55
çok fazla cevaba değer birşey görmüyorum..
1400 sene evvelinden bahsediyoruz, ne işle meşgul olursa olsun kişi insan okuma-yazma bilmiyor olabilir..

fakat sonradan (peygamberlikten sonraki yıllarda) Hz. Muhammed okuma-yazma öğrenmiştir..

Yalanı ortaya çıkmasın diye öğrenmek zorundaydı tabi :)

zocor
12-09-2010, 18:11
tüm deliller yalan söylediğini değil resmen ayet indiğini gösteriyor..

denklem
12-09-2010, 18:15
ahura mazda niye öğrensin ki? öğrenirse mucize olmayacaktı.adamlar ne diyorlar
kuran allahtan geldi çünkü muhammet okuma yazma bilmiyordu.

ayrıca söylüyorum kuranı yazmak için okuma yazma bilmeye gerek yok.yığınla
tekrar ve hikaye var.geriside yaşadığı olaylara göre gelmiş.

ahura mazda
12-09-2010, 18:20
çok fazla cevaba değer birşey görmüyorum..
1400 sene evvelinden bahsediyoruz, ne işle meşgul olursa olsun kişi insan okuma-yazma bilmiyor olabilir..

fakat sonradan (peygamberlikten sonraki yıllarda) Hz. Muhammed okuma-yazma öğrenmiştir..

sevgili zocor bilmiyor olabilir değil sorumuz niye öğrenmedi ?

sevgili denklem olayın kurgu yönünden çok ahlaki boyutunu vermek istedim biraz yani her iki türlü de ahlaki olarak bir yalan var onu belirtmek istiyorum.

Neva
12-09-2010, 22:35
Sayin ahura mazda;

Dediginiz gibi iki turlu sahtelik mevcut, size katiliyorum.


-Ayetteki "oku" emri de saptiriliyor.

Dil'e getirilis(soylemek) ile okumak-yazmak eyleminin ne ilgisi var?

Mushaf halinde mi indi vahiy, ki eline alip acip okusun, ayete gore?

Muslumanlar bu celiskiyi bir turlu gormek istiyorlar.

AvniSinanoglu
12-09-2010, 23:21
Kurandaki Ummi kelimesine dayanarak kabul goren anlayisa gore Peygamber efendimizin Okuma yazma bilmedigi kabul edilmekdedir. Bu makalemizde genel inanisin tersine Peygamber efendimizn Kurana gore okuma yazma bildigidir.

http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=1239

SONUC.
Hz Muhammed sadece okumakla emir olunmamis (Bakiniz 96:1-5), ayni zamanda uydurduklarini kendi basina yazmakla suclanmistir.(Bakiniz 10:37-38, 25:5-6). Allah ise onun diger insanlar gibi bir insan olarak bunu tek basina yazmiyacagini soylemekdedir. (Bakiniz 29:48) . Bu ayetlerden cikarabilecegimiz sonuc. Pytgamber efendimizn okuma yazma bildigidir.

Alıntıdır (http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=1239)

ahura mazda
13-09-2010, 07:52
Sevgili Avnisinanoglu;

tartışmaları okudum bazı ayetler gözüme ilişti bunlardan birini yazmak isterim;


"Bakara:
78.Bunların (Yahudilerin) bir de ümmî takımı vardır; Kitab’ı
(Tevrat’ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar
sadece zanda bulunurlar. "

burada "ümmi" kelamı okuma yazma bilmeyen manası ile kullanılmış.

Onun dışında forumlarda Kur'an-ı Kerim için bir çok müslüman ; " okuma yazma bilmeyen peygamber nasıl yazmış olabilir siz hiç mi düşünmessiniz " argümanını kullandı.

Bu işte bir ahlaksız olduğu aşikardır.

saygılar

axial
13-09-2010, 10:25
Ademe herşeyi öğreten allah. En yüce kulum dediği muhammedi neden bu kadar cahil bırakmış.

Ama müslümanların en çok üzülmesi gereken konu ise böyle basit bir konuda bile koskoca islam camiasının bir fikir birliliğinde olamamasıdır. Her mezhep ten her cemaatten farklı sesler çıkıyor.

dragonwar
13-09-2010, 11:25
Güzel bir düşünce, bu açıdan hiç bakmamıştım.
Teşekkürler.

denklem
15-09-2010, 00:49
Kurandaki Ummi kelimesine dayanarak kabul goren anlayisa gore Peygamber efendimizin Okuma yazma bilmedigi kabul edilmekdedir. Bu makalemizde genel inanisin tersine Peygamber efendimizn Kurana gore okuma yazma bildigidir.


Kuranda ilahi kaynagi hakkinda suphe uyandirmak isteyenlere karsi bir meydan okuma vardir. Ve hic kimsenin benzeri yapamayacagi acikca ifade edilmekdedir.
(BAKARA suresi 23. ayet) Ve in küntüm fi raybim mimma nezzelna ala abdina fe'tu bi suratim mim mislih, ved'u şühedaeküm min dunillahi in küntüm sadikiyn. Fe illem tef'alu ve len tef'alu fettekun naralleti vekudühen nasü vel hicarah, üiddet lil kafirin
(BAKARA suresi 23. ayet) Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz. Yok yapamadıysanız, ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.
1. hic bir insan Kuranin benzerinei ortaya koyamiyacagindan, Kuranin Allah kelami oldugu konusunda suphe yokdur, 29 surenin 48 ayeti acikca Peygemaberin okuma yazma bildigini Onun Kuranin kendi imkanlari ile yazip uretemeyecegini soylemkdedir..Bakara 23-24 Ayetlerinden kendisinin bunu kendi basina yapamayacagini anliyoruz.
(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Ve ma künte tetlu min kablihi min kitabiv ve la tehuttuhu bi yeminike izel lertabel mübtilun
(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.
Sen bundan önce, ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Eger bunu yapsaydi Kuranin Allah katindan olduguna suphe edenler suphelerinde hakkli olabilirdi. Allah hic bir insanoglunun bunu yazamiyacagini bakara 23-24 ayetlerinden soylediginden, Bunu bir insan olarak Peygamber yazmis olamaz.
2. Okuma yazmasi olamayan bir Peygambere "OKU" emri verilmesitir.
(ALAK suresi 1-5 ayet) İkra' bismi rabbikelleziy halak. Halekal'insane min 'alak. İkra' ve rabbükel'ekrem. Elleziy 'alleme bilkalem. Allemel'insane ma lem ya'lem
(ALAK suresi 1-5 ayet) Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir
AllaH resulu kendisine verilen emirleri mesaji uyguladigini soylediginden ( Su ayetlere bakiniz 6:50, 7:203, 10:15, 46:9) Alak suresi 1-5 ayetlerindeki emrede uymustur.

3) 29 surenin 48 ayetine gore Peygamberimizin kendiliginden vahiy uremyetecegini biliyoruz. Simdi olaylara tekrardan bakalim. Peygamber efendimiz kendiliginde sabah aksam hikayeler uretmekle suclanmakdadir. Peygamberimiz bu suclamalara karsi vahiyin Allah katindan oldugu cevabi verilmekdedir.

(FURKÂN suresi 5.-6 ayet) Ve kalu esatiyrul evvelinektetebeha fe hiye tümla aleyhi bükratev ve esiyla. Kul enzelehüllezi ya'lemüs sirra fis semavati vel ard innehu kane ğafurar rahiyma .
(FURKÂN suresi 5-6 ayet) Yine dediler ki: «Bu eskilerin masallarıdır, onları yazdırtmış da akşam sabah onlar kendisine okunuyor.». De ki: «Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi. Gerçekten O, çok bağışlayandır, merhamet edendir.»

Buna benzer senoryoda yine Peygamberi uydurmakla sucluyorlar. Onlara verilen cevap yine ayni> Hz Muhammede vahiy edilenin benzerini ortaya koymalari istenmekdedir.

(YÛNUS suresi 37-38 ayet) Ve ma kane hazel kur'anü ey yüftera min dunillahi ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tefsiylel kitabi la raybe fihi mir rabbil alemin. Em yekulunefterah kul fe'tu bi suratim mislihi ved'u menisteta'tüm min dunillahi in küntüm sadikiyn
(YÛNUS suresi 37-38 ayet) Bu Kur'an Allah'tandır, başkası tarafından uydurulamaz, ancak o, önündekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayıcı olarak alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir, bunda hiç şüphe yoktur! Yoksa: «Onu uydurdu!» mu diyorlar? De ki: «Öyle ise, haydi onun gibi bir sure getirin ve Allah'tan başka kime gücünüz yeterse çağırın, eğer sözünüzde sadık iseniz bunu yapın!
Onemli Nokta Su: diger insanlarin uydurma oldugunu soylemelerine ragmen, Hz Muhammedin insanlara aktardigi ve Allah yanlizca bir Allah kulluk etmelerini isteyen Mesaj Allah katindandir ve Resulun kendi uydurmasi degildir.

4. "Ummi" kelimesnin anlamina bakarsak asagidaki ayetler konu hakkindaki goruslerimiz daha fazla aciklik getirecekdir. "Ummi" Kelimesi bu ayetlerde Allahin vahiyinden haberi olmayanlar icin kullanilmistir.

(BAKARA suresi 76-78 ayet) Ve iza leküllezine amenu kalu amenna, ve iza hala ba'duhüm ila ba'din kalu etühaddisunehüm bi ma fetehallahü aleyküm li yühaccuküm bihi inde rabbiküm, e fe la ta'kilun. E ve la ya'lemune ennellahe ya'lemü ma yüsirrune ve ma yu'linun . Ve minhüm ümmiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hüm illa yezunnun
(BAKARA suresi 76-79 ayet) İman edenlere rasladıklarında: «İnandık» derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıklarında da: «Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı hakikatı onlara söylüyorsunuz? Aklınız yok mu be!» derler. Peki bilmezler mi ki, onlar neyi sır olarak saklar ve neyi açıkça söylerlerse Allah hepsini bilir.Onların içinde bir de ümmiler var ki, Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntulardir; onlar sadece zannediyorlar.
Kendileri gercegin sahipleriymis gibi gercegi saklayan "Ummiler" var. 78 ayetin son cumlesini incelersek "Ummi" kelimesi: "Kitabı bilmezler, bütün bildikleri birtakım kuruntulardir; onlar sadece zannediyorlar." icin kullanilmis. Yani Allahin vahiyinden haberi olmayanlar "ummi" olarak adlandirilmis.

SONUC.
Hz Muhammed sadece okumakla emir olunmamis (Bakiniz 96:1-5), ayni zamanda uydurduklarini kendi basina yazmakla suclanmistir.(Bakiniz 10:37-38, 25:5-6). Allah ise onun diger insanlar gibi bir insan olarak bunu tek basina yazmiyacagini soylemekdedir. (Bakiniz 29:48) . Bu ayetlerden cikarabilecegimiz sonuc. Pytgamber efendimizn okuma yazma bildigidir.

denklem
15-09-2010, 00:49
Ikinci Gorus alinti
ÜMMÎ
Anasından doğduğu gibi kalan; yeni bir bilgi edinmemiş olan; okuma-yazma bilmeyen. "Ümm" kelimesinin ism-i mensubu "ümm"e mensup olan, Arap dilinde "ümm"; anne, bir şeyin aslı gibi anlamlara gelir (Firûzâbâdî, el-Kamûsu'l-Muhît, Beyrut 1987, 1891). Sözlük' anlamının yanında mecazı bazı anlamları da vardır. Kur'ân-ı Kerîm'de anne, asıl (kaynak) dönülecek yer ve süt emziren anlamlarında kullanılmıştır (Abdurrahman İbnu'l-Cevzî, Nüzhetu'l A'yuni'n-Nevazır fî İlmi'l-Vücûh ve'n-Nezâir Beyrut,1985,141-142).
Kur'ân-ı Kerîm'de Peygamber (s.a.s)'in neden bu vasıfla vasıflandığı konusunda âlimler birkaç ihtimal zikrederler:
a- Bu kelime ile anneye nisbet kastedilmiştir. Sanki doğduğu hal üzere kalmış; yeni bilgiler elde ederek asli fıtratının değişmediği kastedilmiş olabilir.
b- Arap milletine mensup olduğuna işaret edilmiş olabilir.
c- Mekkeli anlamında kullanılmış olabilir. Çünkü Mekke'nin isimlerinden biri Ümmü'l-Kura idi (Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân; Beyrut, 1965, VII, 298-299; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak dinî Kur'n Dili, İstanbul, 1979, IV, 2297).
Elmalılı Hamdi Yazır bu ihtimalleri zikrettikten sonra şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: "Bu üç nisbetin üçünde de ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır. Ümmîlik alelade kimseler hakkında âdeten ilim eksikliğini ifade eden bir noksan sıfat iken bir ümmînin okuyup yazanlardan fazla âlim olması Allah tarafından hilaf-ı âdet olarak bilâ kesbin mevhub bir kemal-i fıtriyeye delalet eder. Ve binaenaleyh kemalat-ı ilmiyle ve ameliyesi okuyup yazanları âciz bırakan bir peygamber hakkında her türlü şüpheyi kat eden ve onun doğrudan doğruya Allah tarafından gönderilmiş bulunduğunu biz zarure isbat eden harikulade bir sıfat-ı kemal, yani bir mucizedir" (Elmalılı, a.g.e., VI, 22-98).
Rasûlüllah (s.a.s)'in kendisine vahiy gelinceye dek okuma-yazma bilmediği tüm âlimler tarafından kabul edilmektedir. Nitekim bu durum şu âyette de açıkça ifade edilmektedir: "Sen bundan (Kur'ân'dan) evvel hiç bir kitap okur değildin. Elinle de onu yazmadın. Böyle olsaydı (hak ve hakikatı) iptal (ve inkâr) edenler elbette şüphelere düşerlerdi" (Ankebut, 29/48).
Ancak kendisine vahiy geldikten sonra okuma-yazmayı öğrenip öğrenmediği konusunda farklı görüşler vardır. Her iki tarafın delillerini özet olarak vermekte yarar vardır.
Okuma-yazma bilmediğini ileri sürenlerin delilleri:
a- Kur'ân-ı Kerîm Peygamber'i "Ümmî" diye vasıflandırmaktadır (A'raf, 7/157). Okuma-yazma bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bildiren ve geçmiş kavimlerin haber terini ve gelecekte vuku bulacakları bildiren bir vahyi tebliğ etmiş olması onun en büyük mucizelerindendir (Muhammed Rıza, Muhammed, Mısır, 1966, 63).
b- Kendisine ilk vahiy geldiğinde ona "oku" emrini vermiş, kendisi: "Ben okuma bilmem" karşılığını vermiştir.
c- Peygamberin ümmî olduğu, yani okuma-yazma bilmediği Kur'n'da belirtildiği halde müşrikler bu konuda herhangi bir itirazda bulunmamışlardır (Bakıllânî, İ'cazu'l-Kur'an, Mısır 1951, 62).
d- Peygamber'e vahiy değişik zamanlarda geldi. Yanında vaihiy kâtipleri bulunmadığında eğer okuma-yazma bilseydi kendisi vahyi yazardı. O, gelen vahyi ezberleyerek zaptetmeye çalışıyordu. Nitekim bu husus Kur'ân'da da ifade edilmektedir (el-Kıyame, 75/16; el-A'lâ, 87/6).
e- Peygamberin okuyup yazdığına dair delil olarak getirilen haberlerin bir çoğu ya zayıf veya uydurmadır. Diğerleri ise mecazdır. Bu konuda açık ve kesin bir haber bulunsaydı hiç bir Müslüman onun okuyup yazma bilmediğini söyleyemezdi (İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm, Beyrut, 1966, V, 331).
Okuma-yazma bildiğini savunanların delilleri:
a- Kendisine vahiy gelinceye kadar okuma-yazma bilmediği kesindir. Bu konudaki âyet, vahiy öncesi okuma-yazma bilmediğini ifade etmektedir. Eğer vahiy geldikten sonra da bilmiyor olsaydı, âyet buna da işaret ederdi.
b- Hudeybiye musalahasıyla ilgili olarak Buharî'de nakledilen bir rivayette şöyle denilmektedir: "Rasûlüllah sahifeyi aldı, pek iyi yazamıyordu ve yazdı" (Buharî, Meğazî, 43). Rivayet, mecaza yer vermeyecek şekilde açık ve kesindir. Yine İbn Mâce'nin naklettiği bir rivayette şöyle denilmektedir: "Sadakanın ecri 10 misli, karz-ı hasenin ecrinin ise,18 misli olduğunu yazılı olduğunu gördüm" (İbn Mâce, Sadakat 19). Bu rivayet onun okuduğunu kesin olarak anlatmaktadır. Okuyabilmek yazmanın bir bölümü olduğuna göre o, hem okuyor ve hem de yazmasını biliyordu. Bu konuda daha başka rivayetler de vardır:
c- Okuma-yazmayı teşvik eden bir dinin peygamberinin okuma-yazmayı öğrenmemiş olması düşünülemez. Huzurunda kâtipler vahyi yazıyorlardı ve o da yazdıklarına şahit oluyordu. Normal bir yeteneğe sahip olan biri bile o müddet içerisinde okuma-yazmayı öğrenirdi. Kaldı ki, Peygamber (s.a.s) gayet zekî ve kabiliyetli biriydi.
Peygamber (s.a.s)'in okuma-yazmayı bilip bilmediği tarih boyunca münakaşa konusu olmuştur. Bu konuda kesin bir sonuca varmak da kolay değildir. Ancak onun peygamberlikten önce okuma-yazma bilmediği nass ile sabit olup bu konuda herhangi bir ihtilaf da yoktur.

denklem
15-09-2010, 00:51
Benim kanaatime göre Peygamberimiz okur-yazar birisidir.
Birincisi tarihsel neden: O Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden Abdulmuttalib'in torunudur. Yani diğer kabilelere nazaran seçkin bir kabilenin ve MEKKE’NİN LİDERİNİN torunudur. Okur-yazarlık öğretimi o dönemde varsa -ki var- bundan toplum içindeki bu konumuyla Peygamberimizin faydalanmamış olması ihtimali zor bir olasılık bence.
Kur'ani neden: "Ümmi" okur-yazar olmayan, demek değildir. "Ümmi" İNDİRİLEN kitapların içeriği hakkında bilgi sahibi olmayan demektir. Bakara 78’de bu apaçık bir şekilde dile getirilmektedir.
Ankebut 48’de anlatılan ise okur-yazarlıktır. Fakat bu ayetteki okur-yazarlık okumayı ve yazmayı bilmek değildir. Bunun ötesinde iyi bir okur olmak ve okuduklarından istifade ederek okunacak şeyler yazmaktır. Hz. Muhammed Peygamberliği öncesinde diğer Kutsal(!) Kitapların okuru muydu? Okur olmanın ötesinde o kitaplardan esinlerek bir şeyler yazmak suretiyle insanlara sunan birisi miydi?

Peygamberimiz insanların önüne yazılı bir HİTAP= YAZI yada KİTAP koyuyor. Haliyle insanlar “bunu sen uydurdun” diyorlar. Ve cevap olarak da Rabbimiz Peygamberimizin YAZAR olmadığını ve daha önce böyle bir kitabının olmadığını vurguluyor.

Ankebut 48’e bir daha ve dikkatlice bakalım. Orada sen okuma-yazma bilmiyordun yada bilmiyorsun denilmiyor. Sen okur-yazar değildin deniliyor. Vurgu bilhassa yazarlığa yapılıyor. Çünkü konu kitap yazmak.




Vahyin katipler eliyle yazdırılmasının sebebi ise bu işin bir heyet ile yapılmasının uygun görüldüğünden dolayı olabilir. Bu girişim, kurulda bulunan kişileri ve çevrelerini ileri düzeyde onure ve motive etmektedir. Onların içlerinden birisinin de Ebu Süfyanın oğlu olan Muaviye olması sanırım konuyu özetlemekte.



bu tartışmalardan anladığım kadarıyla okuma yazma bildiğidir.

reis
15-09-2010, 09:44
(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Sen bundan önce, herzaman bir yazı okur, herzamanda elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.


ayete bak ayete, allah işi gücü bırakmış nelerle uğraşıyor ya. gönderdiği peygamberin okuma yazma bilmediğinden bahsediyor. bunun bana ne gibi faydası olur? mantıklı düşünün arkadaşlar.

yeni tebliğ edilen bir din var ortada ve insanlar kolay kolay putlarını bırakmak istemiyorlar. sonra burada verilmek istenen mesajın anlamını aşağıya yazacağım, fakat allah kulunun okuma yazma bilmediğini neden ispatlamaya çalışlır ki? isteyen inanır isteyen inanmaz? doğrumu doğru...

birde şu yönden bakalım olaya...okuma yazma bildiğini varsayalım

ayette şöyle yazarmıydı sizce?

(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Sen bundan önce, herzaman bir yazı okur, herzamanda elinle onu yazardın.

yazmayacaktı. çünkü bu işleri büsbütün karıştırırdı.

ayette verilmek istenen mesaj:

ey kullarım peygamberiniz okuma yazma bilmiyordu, eğer bilseydi kimse inanmazdı, herkes kuşkulanırdı.

demekki bütün islam dini peygamberin okuma yazma bilip bilmemesine bağlıydı desenize.


hadi bide burdan bakalım....

allahın peygamberinin okuma yazma bilmemesi bir acizlik değilmidir?bir rivayete göre peygamber ademden önce yaratılmış idi. kainatı onun hürmetine yaratan rab, onun okuma yazma bilmemesine izin verirmiydi?


ne ise sonra devam ederim şimdilik bu kadar

saygılar...

reis
15-09-2010, 09:44
(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Sen bundan önce, herzaman bir yazı okur, herzamanda elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı.


ayete bak ayete, allah işi gücü bırakmış nelerle uğraşıyor ya. gönderdiği peygamberin okuma yazma bilmediğinden bahsediyor. bunun bana ne gibi faydası olur? mantıklı düşünün arkadaşlar.

yeni tebliğ edilen bir din var ortada ve insanlar kolay kolay putlarını bırakmak istemiyorlar. sonra burada verilmek istenen mesajın anlamını aşağıya yazacağım, fakat allah kulunun okuma yazma bilmediğini neden ispatlamaya çalışlır ki? isteyen inanır isteyen inanmaz? doğrumu doğru...

birde şu yönden bakalım olaya...okuma yazma bildiğini varsayalım

ayette şöyle yazarmıydı sizce?

(ANKEBÛT suresi 48. ayet) Sen bundan önce, herzaman bir yazı okur, herzamanda elinle onu yazardın.

yazmayacaktı. çünkü bu işleri büsbütün karıştırırdı.

ayette verilmek istenen mesaj:

ey kullarım peygamberiniz okuma yazma bilmiyordu, eğer bilseydi kimse inanmazdı, herkes kuşkulanırdı.

demekki bütün islam dini peygamberin okuma yazma bilip bilmemesine bağlıydı desenize.


hadi bide burdan bakalım....

allahın peygamberinin okuma yazma bilmemesi bir acizlik değilmidir?bir rivayete göre peygamber ademden önce yaratılmış idi. kainatı onun hürmetine yaratan rab, onun okuma yazma bilmemesine izin verirmiydi?


ne ise sonra devam ederim şimdilik bu kadar

saygılar...

reis
15-09-2010, 09:57
durun bi dakika daha bitmedi..... bomba burada patlıyor...

muhoya alak süresi okunmaya başlandığı vakit cibril buna 'oku' diyor 'yaratan rabbini adıyla oku' sonra ben okuma yazma bilmem diyor,sonra beni salladı tekrar oku dedi, sonra ben birden okumaya başladım ama okuma yazmam yoktu.'' ama bunu kendi anlatıyor. kendinden başka bilen yok yani.

mantık hatası 2

her şeyi bilen rab, peygamberinin okuma yazması olmadığını bilmiyormuydu?biliyorsa neden meleğine oku dedittiriyor?


konu dışı

bu peygamber ki anlatılana göre nefs'i alınmış cibril muhammedin nefs'inin almış ama her ne hikmetse kuranda çoğu yerde karıdan kızdan bahsediyor. muhammedin cinsel hayatının müslümanlar için önemi ne?

Bilge Engin
15-09-2010, 11:12
Bence konsantrasyon bozukluğu ve hiperaktivite vardı. (O kadar hanım almasından belli). Ayrıca sübyancılık, şizofren ve epilepsi hastalığı da vardı. Bu problemlerin hepsi birden okumasına engel olmuş olabilir.

Kuranı oluşturma aşamasında da babildeki arkadaşlarının kendsine okumasını istemiş olabilir.

Ya asıl benim anlamadığım; cebo muhammede, al kitap bunu oku, mu demiş de, ben okuma bilmem, demiş.

yani ortada kitap yok yazı yok neyi oku demiş?

okuma bilmiyorsan da gördüğünü aynen kağıtla çiz, sonra deki ya ben böyle bişey yazdım ama ne demek olur bilmiyorum, okuma bilmem bunu da cebo bana getidi aldım kağıda çizdim, bir bana anlatsana. Nasıl olsa hatice okuma biliyor. daha iyi olurdu.

Saygılarımla...

reis
15-09-2010, 11:30
Ya asıl benim anlamadığım; cebo muhammede, al kitap bunu oku, mu demiş de, ben okuma bilmem, demiş.

adam haklı; oku diyorsun ama, neyi okuyacağım dememiş yüce peygamber. neden sormamış acaba ulan cebo oku diyorsunda ortada birşey yok ? nasıl yapcaz bu işi? en iyisi okuma yazma bilmiyorum deyip sıyrılmak işin içinden : )

kaynak: pamuk prenses ve yedi cüceler katliamı

reis
15-09-2010, 11:34
Ya asıl benim anlamadığım şimdi anlamışsındır umarım saygıdeğer bilge engin.

Bilge Engin
15-09-2010, 11:57
Sağol dostum, açıklama net sayılır.

Süper bir adam bu durumda, hayalle konuşuyor ona bile kurnazca cevaplar veriyor, hem de saf gözükerek. Ne diyeyim bi araba göre akıllıymış. Hani 1000 li yıllarda doğsa diyecem ki kavimler göçü sırasında bir akıncı uğramış 1 gün kalmış da onun meyvesi. ama o da değil takdire şayan bir arap kurnazı.

reis
15-09-2010, 12:06
cibril geldiğinde arkadaşı soruyor sanki hiç şaşırma yok.

reis
20-09-2010, 10:12
Sevgili ve Saygıdeğer Arkadaşlar!

1-Bir insanın 23 sene bir yalanı sürdürmesi,

2-Anlattıklarıyla 23 sene ibadet etmesi,(savaşlarda dahil)

3-Savaşlarda en önde giderek insanlara cesaret vermesi,

4-İyi huy ve güzel ahlak'ın eşsiz bir örneği olması

5-Lakabının 'muhammed-ul emin' olması

6-Yaşamında peygamberlik öncesinde de hiç yalan söz sarfetmemesi..

7-Bir insan bir yalanı uydurmak için kırk sene bekler mi?...

Birşeyi ortaya atarken her yönden düşünelim saygıdeğer dostlar...


saygılarımla...

reis
20-09-2010, 10:14
Birşeyi karalamak, kötülemek o kadar kolay ki , Aklamak da bir o kadar zor

Allah zoru başarabilenlerden eylesin bizi 'amin'

Neva
20-09-2010, 10:21
Sevgili ve Saygıdeğer Arkadaşlar!

1-Bir insanın 23 sene bir yalanı sürdürmesi,

2-Anlattıklarıyla 23 sene ibadet etmesi,(savaşlarda dahil)

3-Savaşlarda en önde giderek insanlara cesaret vermesi,

4-İyi huy ve güzel ahlak'ın eşsiz bir örneği olması

5-Lakabının 'muhammed-ul emin' olması

6-Yaşamında peygamberlik öncesinde de hiç yalan söz sarfetmemesi..

7-Bir insan bir yalanı uydurmak için kırk sene bekler mi?...

Birşeyi ortaya atarken her yönden düşünelim saygıdeğer dostlar...


saygılarımla...

Sayin reis;

Iyi niyetle sizi anlamaya calisyorum ancak;

Muhammed ile birlikte yasadiniz mi? Mesela nasil eminsiniz , hayatinda hic yalan soylemedigine?

Bir insan bir seyi soylemek, uygulamak icin 40 sene bekler. Deneyim kazanir cunku..

Iyi ahlak ve guzel huy gorecelidir.

Kac savasa bizzat kendisi katildi Muhammed? Kacina baskalarini yolladi?

Bazi seyleri iddia ederken de, biraz gercekci dusunmek daha iyidir diye dusunuyorum.

reis
20-09-2010, 10:30
saygıdeğer neva

40 senelik bir deneyim ve sonra bir sürü yalan siz buna gerçekten inanabiliyormusunuz? buna inanmak sizce akıllı bir insanın işimidir?

saygılarımla...

Neva
20-09-2010, 10:39
Sayin reis ;

Ben gordugum, algiladigim celiskiyi dikkate alirim. Sizdiniz degil mi, Muhammed'in inisiye oldugunu dusunen?
(Ozellikle soruyorum, cunku sitede bircok musluman arkadas var, garip sekilde tanri rolune soyunan.. Sizin yaklasiminiz, onlardan hic degilse daha akilci.. )

Ezoterik deneyimler bir gunde kazanilmaz diye bilirim ben.. Ama ezoterizm her zaman gercek ve dogru bilgileri de vermez diye bilirim.

Bu yuzden fazlasiyla acik celiskiler varken, buna istisnasiz dogrudur demek, akilli insanin yapacagi is degildir bence..

Ya sizce?

Lynx
20-09-2010, 10:52
reis

Bir Ateistsin Bir Müslüman artik birine karar verde ona göre tarsilasalim

Bilge Engin
20-09-2010, 11:06
Sayın Reis

Sorduğunuz sorulara kendi doğrularımla yanıt vermek isterim



1-Bir insanın 23 sene bir yalanı sürdürmesi,



Konuya sadece yalan olarak bakmayın. Şizofren ile beraber olan bir yalan bu. Ayrıca bu yalandan tüm mekke ve medineliler faydalanıyor. O YÜZDEN BU YALAN 23 SENE SÜREBİLİR.




2-Anlattıklarıyla 23 sene ibadet etmesi,(savaşlarda dahil)



Şizofren olup da kendi yalanına inanan birisi bunu yapar. Ayrıca yalanın inandırıcılığı devamlılığına bağlıdır. Ancak devamlılık teşkil ettiğinde inandırıcı olur.




3-Savaşlarda en önde giderek insanlara cesaret vermesi,



Savaşlarda hiç bir zaman en önde olmamıştır. Savaş alanının uzağında bir çadırın içerisinde güneşten ve savaştan uzak olarak sonucu beklemiştir.




4-İyi huy ve güzel ahlak'ın eşsiz bir örneği olması



Sübyancılığın güzel bir huy olduğunu düşünüyor musunuz? Ya da ona inanmadığı ve peygamberliğini kabul etmediği için insanları öldürtmesi?
Kendisine sınırsız hanım bahşetmesini ve hanımları ile kimsenin yüzyüze görüşmesini istememesini de iyi huy ve güzel ahlak olarak mı görüyorsunuz?
Benim değer yargılarım farklıdır ve bu tarz bir insana güzel huylu diyemem.




5-Lakabının 'muhammed-ul emin' olması

6-Yaşamında peygamberlik öncesinde de hiç yalan söz sarfetmemesi..



Yahu buna gerçekten inanıyor musunuz? Emeviler döneminde islamı ve ya muhammedi kötüleyen tek bir sayfa bile bırakılmamıştır. Kaba bir lafla ifade edeyim; O dönem hop hop muhammed top muhammed deselerdi şu an için bir kaynakta bu geçer miydi? Muhammed eminliğini öldükte 150-200 yıl sonra almıştır.



7-Bir insan bir yalanı uydurmak için kırk sene bekler mi?...



Rahatsızlığının belirginleşmesi 40 sene sürerse bekler. hanımı da 55 yaşına gelince daha da bir hızlanır.

Saygılar...

Voltaire Darwin
20-09-2010, 11:26
Sayın Reis,

1- Bir insanın 23 sene bir yalanı sürdürmesi
1- Eğer bir yalana kendiniz de inanıyorsanız 23 değil 123 sene yaşasanız, yine de sürdürürsünüz.

2- Anlattıklarıyla 23 sene ibadet etmesi,(savaşlarda dahil)
2- Cevap 1. sorunuza verdiğim cevapla aynı olabilir ve ek olarak eğer diyelim ki kendisi inanmıyor
ve sadece insanları kandırmaya ve itaat ettirmeye çalışıyor ise de bunu inandırıcılığı sürdürebilmesi için bir takım ritüellere bağlaması ve bizzat kendisinin uygulaması şarttır zaten.

3-Savaşlarda en önde giderek insanlara cesaret vermesi
3- Savaşlarda hep en önde gitmemiştir.

4- İyi huy ve güzel ahlak'ın eşsiz bir örneği olması
4- Bu inananlara söylenen bir sözdür, ve yine inanç meselesidir. İnanırsanız öyle
bilirsiniz.Muhammed'in ahlakıyla ilgili bilinenlerin yanlış ve
kişilerin kültür yapısına göre dereceli olduğu birçok yerde tartışılmaktadır.
(Örn. Ayşe ile evliliği Konusu, cariyesiyle basılması vs.. ).

5- Lakabının 'muhammed-ul emin' olması
5- Kişilerin inanmasını kolaylaştırmak için söylenen ve taraftarları tarafından yayılan
bir söz Kuran'da bir çok yerde kendini doğru kılmak için ifadeler bulunmaktadır.
O zamanlarda içinde bulunduğu toplumda , ne kadar el-emin olduğu aşağıdaki
ayetten anlaşılabilir.

Örn :
Âl-i İmrân 184

(Resulüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten,
senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice
peygamberler de yalancılıkla itham edildi.

6- Yaşamında peygamberlik öncesinde de hiç yalan söz sarfetmemesi..
6- Yine kanıtsız inanç meselesi. Bunu doğrulayan kanıtlar bulunmamakta.
Keşke o zamanki kureyş kabilesine sorabilseydik bunu. Ne derlerdi acaba?

7- Bir insan bir yalanı uydurmak için kırk sene bekler mi?...
7- Bekler. 25 yaşında inandırabilecek değildi ya toplumdaki kişileri?
Toplumda bir yer edinip yaşı gelince çok daha kolay olmuştur amacına ulaşması.

Saygılarımla

reis
20-09-2010, 11:27
Sayin reis ;

Ben gordugum, algiladigim celiskiyi dikkate alirim. Sizdiniz degil mi, Muhammed'in inisiye oldugunu dusunen?
(Ozellikle soruyorum, cunku sitede bircok musluman arkadas var, garip sekilde tanri rolune soyunan.. Sizin yaklasiminiz, onlardan hic degilse daha akilci.. )

Ezoterik deneyimler bir gunde kazanilmaz diye bilirim ben.. Ama ezoterizm her zaman gercek ve dogru bilgileri de vermez diye bilirim.

Bu yuzden fazlasiyla acik celiskiler varken, buna istisnasiz dogrudur demek, akilli insanin yapacagi is degildir bence..

Ya sizce?

kuran-ı kerim indiriliş esasına göre kitap olarak bir anda inmediğinden dolayı mesela ilk ayeti indiğinde 'çelişki aramak' kavramı yoktu. inanmayan külliyen inanmaz...

insan bir iki tane çelişki buldu diye araştırmadan hopp balıklama atlarsa atesitliğe sonunda benim gibi saf kan müslüman olur : ) asıl gerçekleri öğrendikten sonra... benim müslüman oluşum Allah'ın elinde idi ve benim beklediğim hidayet bana bir şekilde geldi. bunu burada anlatamam ama gerçekten ilahi bir mesaj aldığımı size söyleyebilirim.


ve Ateistlikten müslümanlığa geçerken bazı değişimlerim oldu. mesela;

cennet ve cehennem ile ilgili hiç birşey hissetmiyorum ve diyorumki gerçekten imanı isteyen zat-ı muhterem Allah rızasını istemesi lazımdır.


yani sözün kısası o hidayet denilen olayın hikmetine eriştim.


saygılarımla...

Ateistlik, doğrular adlı yelkenlerde gitmeyip, çelişkiler adlı bir gemide yol almaktır... BY-REİS

dude
20-09-2010, 12:05
insan bir iki tane çelişki buldu diye araştırmadan hopp balıklama atlarsa atesitliğe sonunda benim gibi saf kan müslüman olur : ) asıl gerçekleri öğrendikten sonra...


1- araştırdıktan sonra hangi çelişkilere cevap buldunuz?

2- öğrendiğiniz asıl gerçekler nelerdir?

lütfen yukarıdaki soruları daha önce ateist olduğunuz gerçeğiyle cevaplar mısınız?

Neva
20-09-2010, 12:19
kuran-ı kerim indiriliş esasına göre kitap olarak bir anda inmediğinden dolayı mesela ilk ayeti indiğinde 'çelişki aramak' kavramı yoktu. inanmayan külliyen inanmaz...

insan bir iki tane çelişki buldu diye araştırmadan hopp balıklama atlarsa atesitliğe sonunda benim gibi saf kan müslüman olur : ) asıl gerçekleri öğrendikten sonra... benim müslüman oluşum Allah'ın elinde idi ve benim beklediğim hidayet bana bir şekilde geldi. bunu burada anlatamam ama gerçekten ilahi bir mesaj aldığımı size söyleyebilirim.


ve Ateistlikten müslümanlığa geçerken bazı değişimlerim oldu. mesela;

cennet ve cehennem ile ilgili hiç birşey hissetmiyorum ve diyorumki gerçekten imanı isteyen zat-ı muhterem Allah rızasını istemesi lazımdır.


yani sözün kısası o hidayet denilen olayın hikmetine eriştim.


saygılarımla...

Ateistlik, doğrular adlı yelkenlerde gitmeyip, çelişkiler adlı bir gemide yol almaktır... BY-REİS

Sayin reis;

Asil celiski ilk ayetin inisidir zaten. Dilek, istek, ibadet icin ilk elden basvuruyu sart kosan, hicbir araci kabul etmeyen Allah, niye yollayacagi ayet icin araci koyuyor?

Soruyu ben sormamistim(bir ateist-bir musluman seklinde) size, baska arkadas sormustu ama benden alintiyla cevaplamissiniz.

Siz ilahi mesaj almis olabilirsiniz. Saygi duyarim, elestirmem de.. Bu manevi bir dusunus tarzidir.

Ama su soruya cevap vermenizi isterim, eger ilahi mesaj aldiginizi iddia ediyorsaniz.

Allah nedir?
Bilinen sifatlarini vs. karistirmadan, bana salt kendi dusuncelerinizle nasil aciklarsiniz.

serbestdy
20-09-2010, 13:15
güzel bir yaklaşım

serbestdy
20-09-2010, 13:16
sayın Reis

İlahi mesaj aldığına göre artık peygamberlik sıfatına ulaşmışsın demektir.
eğer kendini peygamber ilan edersen destek veririm sana.(hz. ebubekirin ben olurum).

1-kutsal kitabında fazla ayet olmasın yanlışlıkla çelikşiler olur skıntıya düşeriz.
2- kitabın içeriğinde
- yaşama hakkı
- kadın erkek eşitliği
- insancıllık
- hırsızlığa yalana iftiraya ceza
-doğruluk dürüstlüğe yönlendirme
-cinsel istismara hayır.

sonuç olarak insan hakları evrensel bildirgesinden bir kaç madde çalabilirsin.

ateist olsam da güzel bir dine hayır demem.

Bilge Engin
20-09-2010, 14:15
Gerçekten de Reis

Peygamberliğini ilan et.
Tanrın kendine inanma zorunluluğu getirmesin.
İnsan hakları evrensel bildirgesine paralel bir şeyler yazsan yeter.
Diğer tarafta da kime ne yapacağına kendi karar versin, tehdite ve teşviğe gerek yok.
Bi de memleketine gelip kurbandır alış-veriştir zorunlu hale getirme, 1 milyar cahil yemiş, ben yemem.
Sana iman konusunda da ayrılığa düşebiliriz. Zira getirdiklerin evrensel doğrularsa ve aslolan getirdiğin din; sen değilsen sana iman etmesem de olur. Yeter ki getirdiğin evrensel doğrular olsun.
Bir de kendine harem kurmaya çalışma, sen utanıp söyleyemesen ve vahiy yoluyla allah perde arkasından bakın dese de perdenin arkasına sadece sözlerim geçmez ona göre.

reis
20-09-2010, 16:26
Allah nedir?
Bilinen sifatlarini vs. karistirmadan, bana salt kendi dusuncelerinizle nasil aciklarsiniz.


O'nun bana öğrettiği ilimden başkasını sana söylemeye cüretim yoktur. Ama Allah'ı anlamak istiyorsan ama gerçekten anlamak istiyorsan sadece başını kaldır yukarı bak! ne gördün güneş gördün,ay gördün, yıldızları gördün... Ne güzel değilmi? Ama onları yaratan Allah'ı göremedin. Bende göremedim.

Ama Allah diyorki; Benim kulum beni görmeden ibadet yapıyor, herkes uyurken o ibadet için kalkıyor. Bunun Allah katında ecrini bilirmisin?

bigbang vsvs= herşey bir patlama ile oluştu eeE?

vucudundan bir organı çıkar bakalım ne kadar sağlıklı yaşıyorsun, yada yaşayabiliyormusun? o organlar rastgele bigbangdan sonra oluştu değil?. öyleydi de böyleydi dıtdırı vırt yani. Akıllı insan inanırmı la buna?

İlahi mesaj derken kafanız karışmasın, farklı şeyler yaşadım ve bunlardan çıkardığım mana benim nerde hata yaptığımı bana gösterdi...

Allah'ı görmek istiyorsan elini aç ve hareket ettir. Ondan sonra bu parmaklara, bu vucuda bu kuvveti, bu hareketli dirsek,kol,parmak dizaynını kim akıl etmiş diye düşün... tesadüf deme


Senin vucudun var pille felan değil yiyecek ne yersen enerji oluyor sana kuvvet veriyor. İnsan-Rızk ilişkisi buna bir örnek değil mi? insan olmasa rızkın, rızk olmasa insanın ne anlamı kalıyor. (rızk derken toprakta büyüyen yiyeceklerden bahsettim) sana Allah suyu vermiş niye ? Su olmadan hayat devam edemez çünkü.


neyse sonuç olarak Allah görmek isteyen görebilir. çok zor değil önemli olan anlayabilmek.

K.C.
20-09-2010, 16:34
Siz Allah'tan değil, Yaradandan bahsediyorsunuz.

Yaradan = Allah eşitliğinin doğruluğunu ispatlamak lazım.

Nasıl olacak bu?

aliyarasfal
20-09-2010, 16:41
Sayın reis;

Siz hiç bir zaman ateist değildiniz zaten, olamazsınızda.Burda sizin gibi ateistim, deistim söylemleri ile inancını gizleyerek birden imana geldim numarası yapanları çok gördük. her tarafı tutarsızlık ve çelişki dolu bir inancı kurtarmak için bu basit numaralardan daha iyisini bulmalısınız.

Biz ateist te doğmadık, yada inançlıda. farkımız biz ikisinide yaşadık ve iyi biliriz neyiz yada değiliz.

Uğurlar olsun orta oyunu seven kardeşim.

Şimdilik saygımla gittim...

reis
20-09-2010, 16:44
Sayın reis;

Siz hiç bir zaman ateist değildiniz zaten, olamazsınızda.Burda sizin gibi ateistim, deistim söylemleri ile inancını gizleyerek birden imana geldim numarası yapanları çok gördük. her tarafı tutarsızlık ve çelişki dolu bir inancı kurtarmak için bu basit numaralardan daha iyisini bulmalısınız.

Biz ateist te doğmadık, yada inançlıda. farkımız biz ikisinide yaşadık ve iyi biliriz neyiz yada değiliz.

Uğurlar olsun orta oyunu seven kardeşim.

Şimdilik saygımla gittim...


eski açtığım başlıkları iyi okuyun ali bey... müslüman adam o şekil yazı yazmaz...

saygım her daim şimdilik değil...

aliyarasfal
20-09-2010, 16:53
Benim ki şimdilik, saygıyı sadece hak edene sunuyorum, heleki dürüst olduğuna inanmadığım kişilere hiç sunmam.Basit demogojileriniz işe yaramıyor.

şimdilik saygımla gittim...

reis
20-09-2010, 17:09
sayın hackercesur kardeşim eğer bu yazıyı okuyorsan benimle ilgili birşeyler yaz iyi veya kötü farketmez... veya sayın nova... bu ismini saydıklarım benim arkadaşlarım.Az çok tanıyorlar : )

Yergin
20-09-2010, 17:40
sayın hackercesur kardeşim eğer bu yazıyı okuyorsan benimle ilgili birşeyler yaz iyi veya kötü farketmez... veya sayın nova... bu ismini saydıklarım benim arkadaşlarım.Az çok tanıyorlar : )

Kimseye kendinizi ispatlamak zorunda değilsiniz sayın reis. İsteyen istediğine inanır, isteyen istediğini düşünür, isteyen istediğini söyler. Siz buna engel olamazsınız.

Bu tür ithamlar ile bir zamanlar çok karşılaşan benden size tavsiye, tebessüm edip geçin.

Saygılar

Bilge Engin
20-09-2010, 17:47
Reis

madem ki inanmazken inanır noktaya geldin, evrim kuramının neresini tutarsız buldun bir anlatabilir misin?

reis
20-09-2010, 17:48
teşekkürler sayın yergin güzel yorum.

reis
20-09-2010, 17:57
evrim kuramıyla atesit olmadımki o benim için etkisiz elemandı. benim için evrimin bir önemi yoktu ozamanda.

Bilge Engin
20-09-2010, 18:01
Reis

Geçmişe ait yazılarınızı ve fikirlerinizi gözden geçirdim. Şunu iddia ediyorum ki siz bize savaş açmış durumdasınız. Ateist olan birinin bir şekilde bir bağlantısını bulursanız öldürürsünüz. Zira dininize göre yalan söylemek için sadece 3 tane koşul vardır. Ve bu koşullardan sadece şavaş, harp hali durumu şu anki söyleminize uygundur.

reis
20-09-2010, 18:10
sayın Bilge engin

size savaş açma gibi bir durumum yok burada ateist oldum bi hata ettim. Bazı şeyler gördüm ve yanımdaki insanlarda şahittir buna. Ama bu durumu anlatmak istemiyorum.

Bilge Engin
20-09-2010, 18:36
Evrenin ve canlılığın nasıl oluştuğunu düşünmeden ateist oluyorsan, tekrar geri dönmen de çok normaldir. Ama bahsettiğin insan profili araştırıp cevap arayan bir profil. Sizin yazılarınızda vevap arama göremedim. Muhaffazakarlık gördüm, kökten dincilik gördüm ve yalan gördüm. Dinen yalan söylemenin 3 gerekçesi vardır. Sizin gerekçeniz nedir sayın Reis?

reis
20-09-2010, 18:50
sen takıldın iyice yalan dolana, orada yalan yok meydan okuma var sayın ve sevgili güzel kardeşim benim. tanrı ile empati adlı başlığımı oku yalanla ne ilgisi var?

lackof comprehension
20-09-2010, 19:32
Sevgili ve Saygıdeğer Arkadaşlar!

1-Bir insanın 23 sene bir yalanı sürdürmesi,

2-Anlattıklarıyla 23 sene ibadet etmesi,(savaşlarda dahil)

3-Savaşlarda en önde giderek insanlara cesaret vermesi,

4-İyi huy ve güzel ahlak'ın eşsiz bir örneği olması

5-Lakabının 'muhammed-ul emin' olması

6-Yaşamında peygamberlik öncesinde de hiç yalan söz sarfetmemesi..

7-Bir insan bir yalanı uydurmak için kırk sene bekler mi?...

Birşeyi ortaya atarken her yönden düşünelim saygıdeğer dostlar...


saygılarımla...

İlk mesajımda inançları sürekli değişen eski bir müslüman olduğumu belirtmek isterim. Kuran ın Türkçesini okuyana kadar müslümandım.(yaklaşık iki yıl öncesine kadar) Size bir kaç sorum olacak.
1- Allah Kuran ı daha iyi yazamaz mıydı, en iyisi bu mudur? Yani bu kadar mucizenin, bu kadar dengenin sahibinin eserimidir bu? Acaba mucizelerle doluda ben mi göremiyorum?
2- Kuran ı Allah'ın yazdığına inanmayı sağlayacak ne var. Mesela Allah dinazorlardan bahsetseydi yada ne bileyim bir iki şey diyip ispatlasaydı kendisinin yazdığını. Bir insanın yazmadığını nereden anlıyorsunuz?

denklem
20-09-2010, 19:37
Sevgili ve Saygıdeğer Arkadaşlar!

güzel düşünmüşsün aslında.ama bunlardan ne sen net sonuç çıkarabilirsin nede biz seni tam ikna edecek şeyler söyleyebiliriz.


1-Bir insanın 23 sene bir yalanı sürdürmesi,
2-Anlattıklarıyla 23 sene ibadet etmesi,(savaşlarda dahil)

burda ihtimal çok.doğru söyleyebilir.yalan söyleyerek başlamıştır
ve geriye dönememiştir.yada geri dönmek de istememiştir.insanları
etkilediğini ,etkileyebildiğini görmüştür.
uzun süre bunu planlamış olabilir.şizofren olabilir.egosu çok yüksek olabilir.
çevrede yahudiler ve hıristiyanlar var ve onların eksiklerini görüyordur ve daha iyisi olması gerektiğini düşünüyor
dur.araplarda olan namaz ,oruç ,zekat gibi eski inançları kendi kabilesi ve çevresindeki puta tapanlar arasında yaymak,yeniden eski inançlarını güçlendirmek istemiş olabilir.sabiilik dinini yeniden
canlandırmak yahudi ve hıristiyanların karşısında alternatif bir din olarak yaşatmak istemiş olabilir.üstelik sabiilik dinine inanıyor
fakat bazı şeylerinin değiştirildiği düşüncesinde olabilir.doğru söylüyor olma durumu bir tane iken diğerleri onlarcadır.

3-Savaşlarda en önde giderek insanlara cesaret vermesi,
cevabı verilmiş ve doğru cevap bence.
4-İyi huy ve güzel ahlak'ın eşsiz bir örneği olması
peygamber olarak ortaya çıkıyorsa böyle olmak zorunda zaten.
ayrıca eleştirilecek bir çok olayıda var bu mevzuda.

5-Lakabının 'muhammed-ul emin' olması
cevabı net verilmiş
6-Yaşamında peygamberlik öncesinde de hiç yalan söz sarfetmemesi..
ispatı yok

7-Bir insan bir yalanı uydurmak için kırk sene bekler mi?...
ticaret hayatındaki gezilerinde ve öncesinde bir çok şey öğrenmiş
olabilir.ve bir gün neden olmasın diyebilir.son 10 yılda yada son 5 yılda karar vermiş olabilir.bilemeyiz.
bildiğimiz ilğinç birşey var aslında.peygamber olmadan önce
azığını alıp günlerce dağda kaldığını,azığı bittiğinde azık almak için
dağdan indiğini biliyoruz ve böyle aylarca yaşadığını biliyoruz.
peygamber olmamış birinin neden böyle davrandığını sordunuzmu kendinize.

Birşeyi ortaya atarken her yönden düşünelim saygıdeğer dostlar...


saygılarımla...

birileri ateist olur, birileri geri döner bunlar olacaktır.sen kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle devam et arkadaşım.

denklem
20-09-2010, 19:40
sayın lackof neden ispatlasın? ispatlarsa sınava ne gerek kalır?

Neva
20-09-2010, 19:41
O'nun bana öğrettiği ilimden başkasını sana söylemeye cüretim yoktur. Ama Allah'ı anlamak istiyorsan ama gerçekten anlamak istiyorsan sadece başını kaldır yukarı bak! ne gördün güneş gördün,ay gördün, yıldızları gördün... Ne güzel değilmi? Ama onları yaratan Allah'ı göremedin. Bende göremedim.

Ama Allah diyorki; Benim kulum beni görmeden ibadet yapıyor, herkes uyurken o ibadet için kalkıyor. Bunun Allah katında ecrini bilirmisin?

bigbang vsvs= herşey bir patlama ile oluştu eeE?

vucudundan bir organı çıkar bakalım ne kadar sağlıklı yaşıyorsun, yada yaşayabiliyormusun? o organlar rastgele bigbangdan sonra oluştu değil?. öyleydi de böyleydi dıtdırı vırt yani. Akıllı insan inanırmı la buna?

İlahi mesaj derken kafanız karışmasın, farklı şeyler yaşadım ve bunlardan çıkardığım mana benim nerde hata yaptığımı bana gösterdi...

Allah'ı görmek istiyorsan elini aç ve hareket ettir. Ondan sonra bu parmaklara, bu vucuda bu kuvveti, bu hareketli dirsek,kol,parmak dizaynını kim akıl etmiş diye düşün... tesadüf deme


Senin vucudun var pille felan değil yiyecek ne yersen enerji oluyor sana kuvvet veriyor. İnsan-Rızk ilişkisi buna bir örnek değil mi? insan olmasa rızkın, rızk olmasa insanın ne anlamı kalıyor. (rızk derken toprakta büyüyen yiyeceklerden bahsettim) sana Allah suyu vermiş niye ? Su olmadan hayat devam edemez çünkü.


neyse sonuç olarak Allah görmek isteyen görebilir. çok zor değil önemli olan anlayabilmek.


Sayin reis;

Ben size yaradan nasil bulunur konulu brifing vermenizi istemedim. Allah'i gordunuz mu diye de sormadim.

Sorum gayet basit oysa..

Allah nedir, bilinen klasik sifatlari disinda, sizin dusuncenizde? Bunu aciklayabilir misiniz?

Devaminda anlattiklariniz ilginc tabi.. Evet yiyorsunuz ve yedikleriniz yakilip enerjiye donusuyor, ancak sizin vucudunuz da bir maddeden olusan yapi zaten farkinda misiniz?

Tabi rizk da cok onemli , ancak rizk olarak tukettikleriniz de maddeden olusuyor ve maddeden beslenip buyuyorlar, bunu biliyorsunuz degil mi?

Kuskusuz insan olmasa rizk'in anlami yok. Ama ikisi de yapitasi olarak madde zaten, birinin olmayisi digeri icin kayip degil yani..

Tabi organlar kendine big bang'dan sonra olusmayabilir sizce.. Dogru, akilli insan inanmaz.
Ben de bu yuzden zaten, kendini yok etmeye, bir esini benzerini yaratmaya gucu olmayan Allah'in, organa akil emredemeyecegini, akil sahibi oldugum icin dusunmuyorum.

Siz dusunuyor musunuz?

Allah mesela, kendini yok edecek guce sahip midir sizce?

üye001
20-09-2010, 19:42
evrim kuramıyla atesit olmadımki o benim için etkisiz elemandı. benim için evrimin bir önemi yoktu ozamanda.
Evrimi kabul eden ateist olmak zorunda değildir ama bir ateist evrimi kabullenmek zorundadır aksi halde o kadar canlı çeşit çeşit nasıl ollur ki aaaa diye şaşırıp gersin geriye müslüman olursun(:

hackercesur
20-09-2010, 19:45
sayın hackercesur kardeşim eğer bu yazıyı okuyorsan benimle ilgili birşeyler yaz iyi veya kötü farketmez... veya sayın nova... bu ismini saydıklarım benim arkadaşlarım.Az çok tanıyorlar : )

Okuyorum kardeş. Sen de en nihayetinde bir insansın sonuçta...

ve ben insana insan oldugu için deger veririm. İnancı degildir benim için önemli

olan. Karekteridir... Sitedeki hiçbir arkadaşı reelde tanımıyorum. Seni de öyle.

Sadece yazılarına göre yorum yaparsam kötü birisi degilsin.

Şunu da unutmamak gerekir. Din büyük bir uyuşturucudur. Bıraksan bile izleri kalır ve tekrar başlanabilir. Sigara gibi... uyuşturucu gibi...

Mesela bir arkadaşım gelir dükkana sigara uzatırım dün bıraktım içmiycem der. Birkaç ay geçer aynı kişiyi sigara içerken görürüm. Din de

bazen böyle birşey oluyor. Tam anlamıyla bırakanlar ise mantıgını sonuna kadar kullananlardır. Mesela trafik kazası geçirdigimde herkes allahın sana mesajı dediginde ben bile bir an acaba gerçekten öyle mi dedim kendi kendime... Fakat güçlü mantıgım sayesinde bu beni daha da soguttu.

Saygılar.

AerA
20-09-2010, 19:48
Kendi fikrimi beyan ediyorum ;

Muhammed yalan söylememiştir. Muhammed bir kitap yazmış yada yazılmasına vesile olmuştur. Muhammed yalan söylememiştir derken, Muhammed inanmıştır. Kendi inancına. Tıpkı Mısırın Amon-Ra'ya inandığı gibi, tıpki Yunanın Zeus'a inandığı gibi. Muhammed kurgulamıştır.

Siz hiç okuduğunuz bir "kurgu roman" sonrasında yazar ile iletişime geçip, "Sen ne yalancı birisisin" dediniz mi? Kurgu çünkü, Yalan söylenmesi gibi bir amaç güdülmemiş, yada tam tersi.

Muhammed yalan söylememiştir derken, kendi inancını dile getirmiştir. Kendi felsefesini.
Olduğuna inandığını için meleklerden dem vurmuş, olduğuna inandığı için cinlerden bahsetmiş. Olmasını istediği için cennet demiş. Düaliteyi sağlaması için cehennem.

Muhammed'in jargonuna "Yalan" diyebilmemiz ancak, toplumsal kabulu gereken bir "gerçek" olarak topluma dayatılması halinde dile getirilir.

Bu yüzden ben Muhammedin söylemlerine "Yalan" değil "Yanlış" diyorum.

lackof comprehension
20-09-2010, 19:52
sayın lackof neden ispatlasın? ispatlarsa sınava ne gerek kalır?

ispat yoksa ve muhammed in ölümünden beri hiçbir mucizede olmadığına göre neye göre inanıyor bu insanlar bu kitaba? tamamen doğuştan bilinçaltına işlenenler değil mi? tektükte olsa tarafsızca araştırıp edip müslüman olanlarda var, asıl merak ettiğim bunların nasıl inandığı.

AvniSinanoglu
20-09-2010, 22:32
Sayin reis ;

Ben gordugum, algiladigim celiskiyi dikkate alirim. Sizdiniz degil mi, Muhammed'in inisiye oldugunu dusunen?
(Ozellikle soruyorum, cunku sitede bircok musluman arkadas var, garip sekilde tanri rolune soyunan.. Sizin yaklasiminiz, onlardan hic degilse daha akilci.. )

Ezoterik deneyimler bir gunde kazanilmaz diye bilirim ben.. Ama ezoterizm her zaman gercek ve dogru bilgileri de vermez diye bilirim.

Bu yuzden fazlasiyla acik celiskiler varken, buna istisnasiz dogrudur demek, akilli insanin yapacagi is degildir bence..

Ya sizce?
Ilk inananlara yapilan zulüm sonucu kendini savunmaya gitmesi gayet normal. Vahiylerde bu konu yazilmistir. Tüm celiskilere bende kabul ederek reis dostumuzun söylediklerine katilmamak kolay degil. 23 senelik bir vahiy olayini celiskileriyle ele almakta zarar görmüyorum. Inanmak dedigim gibi bilmek degildir. Inancsiz insan bos insan gibidir.

AerA
20-09-2010, 22:37
İnancsiz insan boş insan gibidir.

Sayın AvniSinanoğlu ;

Diş perisinin gerçekten var olduğuna inandığımızda, bu inanç bizim neremizi doldurmakta da biz dolu dolu bir insan olmaktayız? İnanmadığımızda neremiz boşalmakta?

Düşünüpte cümle kuralım, olur mu?

Neva
20-09-2010, 22:41
Sayin AvniSinanoglu;

Siz, bos kalmamak icin alabilirsiniz bence bir mahsuru yok.

Ben vahiyleri dogru kabul etmedigim icin almiyorum.

Bos insan tanimi gorecelidir. Dolu insanlarin bosluklari goruldukce, bos insan olmak daha manidardir bence.

AvniSinanoglu
20-09-2010, 22:43
Sayın AvniSinanoğlu ;

Diş perisinin gerçekten var olduğuna inandığımızda, bu inanç bizim neremizi doldurmakta da biz dolu dolu bir insan olmaktayız? İnanmadığımızda neremiz boşalmakta?

Düşünüpte cümle kuralım, olur mu?
Takintilara gerek duymadan pek ala bir olagan üstü Tanri inanci olabilir.

AerA
20-09-2010, 23:23
Takintilara gerek duymadan pek ala bir olagan üstü Tanri inanci olabilir.

Bu inanç bizim neremizi doldururda siz inanmayan kişiye boş kişi demektesiniz?

Bir şeylere inanç biryerlerinizi dolduruyorsa ve siz dolu bir birey oluyorsanız sizin için çok güzel bir haberim var. 6000 yıldan beri 20000 tane Tanrı icat edildi (M.Leach : A Guide to the Gods). Bedava, doldurun ceplerinizi. Nasılsa bedava ve inanç bir yerinizi dolduruyorsa, yumulun gitsin. Allah ile sınırlı kalmayın, beraberinde Huracan, Amon-Ra, Zeus, Baal gibi diğerlerinede inanın. Dahada dolu bir birey olursunuz.

Cümle kurmadan bir düşünelim lütfen...

denklem
21-09-2010, 00:35
romanları düşünüyorumda vur patlasın çal oynasın.hiçde dert etmezler bir çok şeyi.tanrıda umurlarında değil.
alevileri düşünüyorum.gayet hayatlarından memnunlar.tanrıyla falan o kadar haşir neşir değiller.
dinle yada siyasetle uğraşmayan milyon tane insan var.üstelik müslümanız derler.ama ayaklarına bir diken batmaya görsün basarlar allaha küfrü.hiçde kafaya takmazlar.umurlarında değil burda tartıştığımız meseleler.ama hiçde mutsuz değiller(bu konulardan dolayı).,
öyle sizin gibi kendilerini boşda hissetmezler sizin gibi sinanoğlu.

denklem
21-09-2010, 00:41
Bildiğimiz ilginç birşey var aslında.peygamber olmadan önce
azığını alıp günlerce dağda kaldığını,azığı bittiğinde azık almak için
dağdan indiğini biliyoruz ve böyle aylarca yaşadığını biliyoruz.
peygamber olmamış birinin neden böyle davrandığını sordunuzmu kendinize.

reis
21-09-2010, 08:48
Bildiğimiz ilginç birşey var aslında.peygamber olmadan önce
azığını alıp günlerce dağda kaldığını,azığı bittiğinde azık almak için
dağdan indiğini biliyoruz ve böyle aylarca yaşadığını biliyoruz.
peygamber olmamış birinin neden böyle davrandığını sordunuzmu kendinize.


Hepimiz biliyoruz diyorsun ama inanmıyorsun. Benim de bilip inanmadığım çok şey var mesela bigbang ?

Bilge Engin
21-09-2010, 09:31
Hepimiz biliyoruz diyorsun ama inanmıyorsun. Benim de bilip inanmadığım çok şey var mesela bigbang ?

Sayın Reis

Size dün ve bugün ithamlarda bulunuyorum gibi hissedebilirsiniz ama amacım bu değil. Amacım bir dönem ateist olduğunu iddia edip sonra tekrar dine döndüğünü söyleyen bir düşünce yapısının ya olmayacağı ya da ciddi düzeyde tütarsızlıklar içereceğini göstermek.

Evrim ve big Bange inanmadığınızı ama ateist olduğunuzu söylüyorsunuz.

Hiç hayatınızda şöyle bir söylem duydunuz mu '' Allahın varlığına inanmıyorum ama kuranıkerime inanıyorum ''

fikrin içerisindeki tutarsızlık inanılmaz derecede fazladır.

Problem nokta şu: Kendinizi Ateist olarak tanıtmışsınız, Yani Bir yaratıcı yok demişsiniz. Sonra da evren ve canlılık nasıl oldunun cevabını vermemişsiniz.

Bu düşünce yapısı bir Deistin düşünce yapısıdır. Dolayısıyla tanrı inancından hiç bir zaman uzaklaşmayarak ateist olduğunuzu söylemişsiniz.

Sizin söylediğiniz yalan; ya sadece bizlere yalan söylediniz, ya da hem kendinize hem de bizlere yalan söylediniz.

Saygılar

reis
21-09-2010, 10:40
dostum evrim teorisi diyorsun değil mi? adı üstünde teorisi...

hadi diyelimki maymunlarla insanların atası aynı desek, peki ozaman ilk insan kimdi ? ilk insanı kim yarattı? kendi kendine mi oluştu? bu doğada herşeyin bir üstü vardır... insanın üstü kimdir? insandan daha akıllı bir varlık yok mudur? bu dünyanın bir sahibi yok mudur? bu dünyada sahipsiz olan nedir insan mı?

eğer diyorsanız ki benden daha güçlü ve daha akıllı bir varlık yok yanılıyorsunuz...

soran olursa anlatırım...

Bilge Engin
21-09-2010, 11:01
Evrim teorisi primatların ortak atadan geldiğini söylüyor, bu doğru. Peki bu ortak atanın nerden geldiğini söylemiyor mu sizce? Hala ilk insanı kim yarattı diyorsunuz, Yahu Karun Kahya'nın sitesinden mi öğrendiniz evrimi?

İnsandan daha üstün yok mudur diyorsunuz, sahibimiz yaratıcımız yokmudur diyorsunuz. peki şöyle sorayım biz kedilerden daha üstünüz hatta sahibi olabiliyoruz, kedileri biz mi yarattık, ya da koyundan daha üstünüz ve sahibi olabiliyoruz, koyunu biz mi yarattık?

Afrikada'ki Çöl aslanlarının bir sahibi var mı? Ya denizlerdeki beyaz köpek balıklarının? Sayın dostum besin piramidinin tepesinde olan canlılar her zaman üstündür. Afrikadaki çöl aslanı, denizlerdeki beyaz köpek balığı ve yeryüzündeki insan türü besin piramitinin üstündedir. Dolayısıyla diğer canlılara hükmeder. Bu durumu inceleyip de biz her şeye hümediyoruz, bize de bir şey hükmediyordur demek gerçekten gereğinden biraz fazla olan bir düz mantık.

Bu düşünme tarzına mantıksız demiyorum, sadece tutarsız diyorum.

Saygılar...

Voltaire Darwin
21-09-2010, 11:02
dostum evrim teorisi diyorsun değil mi? adı üstünde teorisi...


Sayın Reis,

"Evrim Gerçeği" ya da "bilimi" değil "teorisi" olsun hadi...

Kuran "neyi ?" oluyor bu durumda...?

Geçmişten gelen rivayetler ve iddialar. Ancak günümüzde hiçbir kanıtın olmadığı fizik ötesi iddialar.

reis
21-09-2010, 11:14
teorisi" olsun hadi...
olsun değil, öyle zaten.

Voltaire Darwin
21-09-2010, 11:20
olsun değil, öyle zaten.

Hayır yanlış biliyorsunuz,

Eldeki sayısız fosil kayıtlarıyla, evrim teori olmaktan çıkmış bir gerçektir.

AerA
21-09-2010, 11:27
bu doğada herşeyin bir üstü vardır... insanın üstü kimdir? insandan daha akıllı bir varlık yok mudur? bu dünyanın bir sahibi yok mudur? bu dünyada sahipsiz olan nedir insan mı?

eğer diyorsanız ki benden daha güçlü ve daha akıllı bir varlık yok yanılıyorsunuz...

soran olursa anlatırım...

Sayın reis ;

İnsanoğlu biri olarak alt ve üst kavramlarını yaratan bizzat insanoğlu türüdür. Doğadaki başka hiç bir canlı bu kavramlar ile uğraşmaz. Kaldı ki doğa sizin varlığınızdan habersizdir ki sizi nasıl kendi içinde üst kademeye koysun. Alt/Üst insanoğlu birince kurgulanmıştır. İnsanoğlundan daha üst bir "şey", yine ama yine sadece insanoğlu tarafından kurgulanmış olmakta.

Kurgulardan, realiteye geçmenizi temenni ederim.

reis
21-09-2010, 11:39
neyse... konu dağıldı.. konuyu güçlendirmek amacı ile bir alıntı yapmak isterim...


1. Bilinen en eski kaynaklara göre yazıldığı için siyer ödülü alan Martin Lings`in kitabına göre peygamberimiz ümmi idi, yani okuma yazması yoktu. Kuran`da da "sen daha önce okuma bilmezdin sağ elinle de yazmazdın "diye geçer. Kuran`da böyle söylendiği halde, eğer bu iddia doğru değil idiyse yani peygamber okuma yazma biliyor idiyse, müşrikler bu ayet geldiğinde
sen okuma biliyorsun Kuran yalan söylüyor diye itiraz etmiş olmalılar idi.

Ancak hiçbir zaman böyle bir itiraz gelmemiştir, itirazlar şu şekildedir.
1. Muhammed sihir yapıyor
2. Cinlendi
3. Bunlar karma karısık rüyalardır
4. Hastalandı
5. Şair oldu.
6. Ona bunları bir yahudi alimi öğretiyor.

Buna binaen, onu, davasından vazgeçirmek için, birde heyet toplanmış ve dönemin en bilgesi kabul edilen zat su tekliflerde bulunmuştur:
1. sen mal istiyorsan sana mallarımızdan bir kısmını verelim, başımıza geçirelim kumandan yapalım
2. istiyorsan sana en güzel kadınlarımızı verelim.
3. Hastaysan tedavi ettirelim.

Ona birisi öğretiyor da değildir Kuran burada su acıklamayı yapar, "o bahsedilen kişinin dili arapça değildir, oysa Kuran apaçık arapçadır. hiç düşünmezler mi? " Ayrıca, bir yahudi alimi neden kendi dinini eleştiren müslümanlığı yücelten bir kitap yazdırmaya calışsın, diyelim çalıştı neden bunu bizzat kendi yapmasın ve ben peygamberim demesin? Ayrıca, Kuran`da tevratta ve incilde olmayan ayrıntılar verilmiştir, hatta o zaman için çok lüzumsuz görülen bilgiler verilmiştir. Ayrıca, ümmi bir peygambere verilmesi nedeniyle KUR`AN, sırf bu nedenle mucizedir zaten. O zamanlara bakan yönü, okuma yazma bilmeyen birine birtakım bilgiler veriliyor olmasıdır ki, o kişi ne mekke den cok uzaklara gitmiştir, ne tevrat bilir ne incil bilir. Bizim zamanımıza bakan yönü ise, kanıtlanan bilimsel mucizeleri ile, bu kitabı okuma yazma bilen birisi bile yazmış olamaz.. bunu bir insan yazmış olamaz!

2. Diyelim yazdı, neden sadece Mekke`ye hitap etmiyor? Bildiği dünyası Mekke ve Arabistan değil mi? Ama TÜM insanlara sesleniyor, hatta sadece insanlara değil cinlere de geldiğini söylüyor! Etrafındaki ülkelerin başkanlarına islamiyete davet mektupları yazdırıyor. Yazdırıyor diyorum, vahiy katipliği diye bir kurum çıkmış o zaman, ünlü vahiy katipleri var. Okuması yazması olsa, neden katibi olsun ki? İnsan okuma yazması olduğunu saklayabilir mi 40 yıl? ?

3. Kuran`da" hiç düşünmez misiniz ben aranızda bundan önce 40 yıl yasadım"diyor. yani,
1. Daha önce böyle bir iddiam var mıydı?
2. Bende delilik alametleri var mıydı?
3. Şiir okur muydum yada yazar mıydım?
4. Şizofren olabilir miyim? (Ben doktorum ve üstü başı bakımlı, temiz şizofren pek görmedim, etrafına binlerce insan toplamış şizofren hiç görmedim. 23 yıl boyunca insanları toplayabilmiş ve hiç falso vermemiş, kriz geçirmemiş üstelik ilaç kullanmadan, şizofren hiç görmedim. )

Aslına bakılırsa, o yaslarda peygamberin tam hayatının tadını çıkaracağı vakitler.. eşi dolayısıyle maddi sorunu yok, kızlı erkekli cocukları olmuş, eşiyle mutlu bir hayat süren bir tüccar görünümünde. Neden rahatını bu sekilde bozsun? Eşi başarılı bir iş kadını.. yani en azından ortanın üzerinde zekada, becerikli, insan sarrafı da diyebiliriz, çünkü Mekke` de kervan ticareti ile geçiniliyor, kişilerin pazarlamada, satışta cok marifetli olması, parasını tahsilde becerikli olması filan gerekir. Bir insanı en iyi eşi tanır, O hasta olsa, yalancı olsa en başta eşi Hz. Hatice farkedip farklı bir tepki vermez miydi bizim kayıtlarımıza dek ulaşan? Ama ona ilk inanan, saygısından bişey kaybetmeyen ve bu davada onun için servetinden de olan Hz. hatice olmuştur. Diyelim ki, ün şan, şöhret için eşi de katıldı, ancak sonraki hayatları zorluk, yokluk içinde aşağılanmalarla geçmiştir.

4. Kuran`dan ilk vahiy geldiğinde Hz. Muhammed, en cok nefret ettiği kahin falcı filan gibi insanlara musallat olduğu şekilde kendisinin de cinlendiğini sanmıştır! sonraki ayetlerde hemen ona "sen Rabbinin nimetiyle bir deli, mecnun değilsin" diye cevap gelmiştir. Yani, kendisi bile olan bitene inanamamış ve Hz. Hatice ile birlikte durumu değerlendirmişler, hatta bir test yapmışlardır ve gelen varlık Cebrail A. S cinni mi yoksa ilahi mi diye anlamaya çalışmışlardır.

5. İlk yılda, Fetret devri de denilen vahiylerin arasının kesildiği 3 yıllık bir dönem vardır. 3 yıl tek kelime gelmez. Peygamber çok üzgündür, etrafı onunla alaya başlar Rabbi onu terk etti diye.. Kendi yazsa neden 3 yıl beklesin? Sonra gelen ilk vahiy" Rabbin seni terk etmedi "diye başlamaktadır. Peygamber kendi başına hareket etmemektedir. Nitekim, birkaç örnek daha var mesela; savaşlarda herkes peygamberden savaşı zaferle sonuçlandıracak bir hareket beklerken o vahiy gelmedikçe yeni bişey yapmamaktadır, asker değildir, nasıl savaşılacağını bilmez ancak savaşlar az ve eğitimsiz sahabelerle yine de kazanılır. Müşrikler onun peygamber olup olmadığını anlamak için yahudi alimlerine danışırlar. Onlar da sorular hazırlar bu sorulara cevap verirse peygamberdir denilir. Son soru ruh nedir şeklindedir. Peygamber bilmediğinden yarın söylerim der ama İnşallah kelimesini eklemediği için ceza olarak 15 gün boyunca vahiy gelmez, sıkıntıya düşer bu yüzden.. Ancak bir süre sonra cevaplanır.. Kendi uydursa, yazsa bunlar olmazdı değil mi? Müşrikler ona, bize bundan daha farklı bir Kuran getir yada bunu değiştir derler uzlaşmak için, ama reddeder.

6. Peygamberin etrafındaki kişilerin hepsi Kuran dinleyerek yada ikna ile müslüman olmamışlardır, bazılarına tek tek olağanüstü şeylere şahit olarak müslüman olmuşlardır.

7. Vahyin geldiği sırada, VAHYE ŞAHİT OLUNMUŞTUR. Bu sırada Peygamber kıpkırmızı kesiliyor, müthiş bir kasılma geliyor, bazen arı vızıltısı gibi bir ses duyuluyor imiş. O zamanlarda sahabeler saygıdan onun yüzünü örterlermiş. (Ben doktorum ve bunlar mesela epilepsi krizi olamaz.. epilepsi de hasta krizden sonra uyur, ağzından köpükler çıkar, şuurunu kaybeder, bir yerlere düşer başını vurur filan.. eminim doktorun olmadığı o dönemde bir çok çocuk ateşli havale geçiriyordu ve o insanlar sara hastalığını da tanıyor idi.. sara olsaydı bilirlerdi.. )

8. Kuran tek seferde değil 23 yılda inmiştir. Peygamber nasıl çelişkili şeyler söylememeyi başarmıştır? Mesela, birçok yerde Hz. Musa`nın öyküsü anlatılır, defalarca aynı öykü.. nasıl olupta hepsi birbirini harf harf tutar? Üstelik kişi 63 yaşında bu performansı nasıl gösterir? Ben akşam yediğimi unutuyorum, siz?

9. Ben mesleğimde de cok görüyorum ve muhtemelen bu insanda hiç değişmeyen bir şey. Hastaya bu çocuğun bişeyi yok diye açıklasam da çoğu zaman komşunun dediği olur.. boğmaca gibi öksürüyor bu dese, o çocuk boğmaca tahlilinden geçmeden anne tatmin olmaz, hele birde bu ona "fısıldayarak" söylenmişsse: )o dönemde insanlarda Allah`I bilmiyorlardı bilgileri yoktu ama peygamberi biliyorlardı kişiliğini ahlakını geçmişini.. Kuran özel bir bölgede özel bir insana inmiştir. O insanla "yaşayan bir yol" olmuştur önce.

Mekke özel bir coğrafyadır, çöldür, tarım yapılmaz, hayvancılık zordur, su kaynağı sınırlı.. önemli geçim yolu kervan ticareti ve din turizmidir. Dolayısı ile insanlarda hitabet, empati, hafıza gücü, pazarlama yeteneği, rekabet yeteneği gelişmiştir. Geniş ailelerden oluşan topluluklar vardır ve burada soy sop cok önemlidir, kişiler babalarının adıyla isimlenir, erkek çocuk önemlidir, çünkü kervanla gidebilir, savaşabilir, kas gücü önemlidir. Kız çocukları öldürülmektedir. Asalet, onur, gurur güç şeref çok önemli değerlerdir. Güçlünün zayıfı ezmesi doğal karşılanır, bir ailenin koruması altında olamayan yabancı birini gasp etmek, köle olarak almak bir hak olarak görülür, kan davaları ve uzun yıllardır süren düşmanlıklar vardır. Bu vahşi coğrafya diğer ülkelerin istilası için cazip değildir ve belki bu yüzden kültür ve dil korunmuştur. Bu bölgede en çok ihtiyaç duyulan şey adalet, eşitlik gibi değerler olmuştur. Bu yüzden tamda islamiyete çok hazır durumdadırlar.

İnsanlar kendilerinin olmayan fikirleri nasıl benimseyebilirler? O fikre yaklaşmanın yolu onu taşıyan zihne yaklaşmak olabilir mi? Belki de, tanıyıp bildikleri bir insanın, bir benzerlerinin değişimini gören insanlar, önyargılarını yıkarak yaklaşabilmiştir. Kuran`da bu da şöyle geçer"Allah bizim gibi bir beşeri mi peygamber olarak göndermiş? çarşılarda dolaşıp gezen, yiyip içen biri..

bir melek indirilseydi ya.. "cevap şöyle geliyor"dünyada gezen melekler olsaydı onlara peygamber olarak yine bir kendileri gibi bir melek indirirdik ve katmakta oldukları şüpheleri onlara yine katardık. ""melekleri görecekleri gün iş bitirilmiş olur ve artık onlara hiç gözaçtırılmaz da. "
"Allah`ı mucizeler göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin onu yalanlamasıdır". yani, insan inanmayacaksa, mucizeyi görünce yine ayak diriyor ve yine inanmıyor ama bu kez farklı olarak sapıklığı da cezası da ARTIYOR.. doğru yolu bulabilecekse bile artık bulamıyor.. hem bu dünyayı kaybediyor hem ahireti.. adalet de bunu gerektirir. mucize görüp inanamayanla mucize görmeden inanamayan bir olmamalı değil mi? Aslında mucize gönderilmemesi Allah`ın bir merhametidir insana.

HZ. Muhammed 40 yıl aralarında yaşadıktan sonra resul olmuştur, etrafındakiler ailesini geçmişi bilirler, üstelik sayılan soylu bir aileden gelmektedir.. küçük yaşta öksüz ve yetim kalmıştır.. bunlara rağmen yine de çok sağlam bir ahlak, kişilik sahibi olabilmiştir.. herkes tarafından emin kişi olarak güven ve saygı kazanmıştır. güven kazanmanın önemini hepimiz biliyoruz değil mi ne gerektirir? kaç kez denenmek gerekir? malını teslim edecek kadar güvenmek neyi gerektirir? üstelik delikanlı çağlarında kadın düşkünlüğü, mal düşkünlüğü, ticaret düşkünlüğü, saldırganlık, savaş merakı filan gibi hiçbir ithamda bulunulmamıştır.

AerA
21-09-2010, 11:49
Sayın reis ;

Yazılarınız için teşekkürler. Lakin tüm bunlar doğru olsada, trajı komik bir şekilde, Tanrıya dayalı hiç bir verimizin var olmaması da bir doğrudur. Farkındasınız değil mi?

Birde şu konuya açıklık getirmenizi rica ediyorum ;

El-Emin gibi bir sıfata sahip olduğu söylenen ve herkezce sevildiği hakkında dem vurulan birisi, inançların her türlüsünün özgürce yaşandığı Mekke'den neden kovulmuştur?

Esenlikler.

Bilge Engin
21-09-2010, 12:00
Konuyu yazan adam kimmiş Ebubekir Siraceddin. Müslüman olmuş bir ingiliz. Sorması ayıp müslümanlığı kabul etmiş birisinin tersini mi yazacağını düşünüyorsunuz?

Konuyla da bağlantılı olarak; yani yukarıdaki odunu allah yeşertmiştir. Yani allah isterse istediği odunu yeşertir mi demek istiyorsun?
40 yıl yalan söylemeyen, alkol almayan, menapozlu bir kadınla evlenen, mağaralarda vaktini geçiren bir odunu peygamber mi yaptı diyorsun?

Gerçi sen de haklısın kuru odundan meyve olursa, muhodan peygamber, bir hayalden de allah olur.

reis
21-09-2010, 12:16
El-Emin gibi bir sıfata sahip olduğu söylenen ve herkezce sevildiği hakkında dem vurulan birisi, inançların her türlüsünün özgürce yaşandığı Mekke'den neden kovulmuştur?

Kovulma gibi bir durum yoktur.Ben islam tarihinde ben hz. muhammed'in mekke'den kovuluşu diye bir olay duymadım.mekke'den medine'ye hicret konusu olmasın o?

"inançların her türlüsünün özgürce yaşandığı Mekke"ibaresini neye göre kullanıyorsunuz bana anlatırmısınız?


"herkezce sevildiği hakkında dem vurulan birisi"

Herkesce demeyelimde, çevresi tarafından diyelim...(o zamanlar)


İnançların özgürce yaşandığı bir mekke yoktu ozamanlar... Eğer aksini iddaa ediyorsanız bi zahmet bizi aydınlatın...

reis
21-09-2010, 12:19
Konuyla da bağlantılı olarak; yani yukarıdaki odunu allah yeşertmiştir. Yani allah isterse istediği odunu yeşertir mi demek istiyorsun?

konuyla bağlatısı yok sayın bilge engin... ama evet o şıkkı işaretlemek istiyoruz izin verirseniz.

AerA
21-09-2010, 12:26
Kovulma gibi bir durum yoktur.Ben islam tarihinde ben hz. muhammed'in mekke'den kovuluşu diye bir olay duymadım.mekke'den medine'ye hicret konusu olmasın o?

İslam kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre Mekke'den kaçmıştır. Bu kaçış esnasında da ardına birileri takılmıştır. Bariz bellidir ki ardına takılanlarca kovulmuş, sürgün edilmiş, dışlanmış, istenmemiştir. Umarım daha açık oldu. El-Emin sıfatına sahip birinin kaçış/kovuluş sebepleri nedir acaba?

İnançların özgürce yaşandığı bir mekke yoktu ozamanlar... Eğer aksini iddaa ediyorsanız bi zahmet bizi aydınlatın...

Türlü türlü putlara tapınım, İsevilik, Musevilik beraberce yaşamakta idi. Cahilliye dönemi diye tabir edilen dönemde Mekkenin dokusunu anlatmaya çalışan her hangi bir kaynakta, bu inançların özgürce yaşandığı fikri şekillenmekte. Kaldı ki ilk başlarda "Senin dinin sana ,benim dinim bana" diyen biri daha sonrasından neden kaçmış/kovulmuştur Mekkeden?

reis
21-09-2010, 12:50
hicret'in sebepleri >>>> buradan (http://www.mumsema.com/hicret-ve-hicri-yilbasi/32601-hicreti-hazirlayan-sebepler-ve-peygamberimizin-hicreti.html)


saygılar...

reis
21-09-2010, 12:58
konu gitti bu seferde hicrete... neyse kuran'ı hz muhammed yazmadı diyorum ve gerekçelerimi yukarda anlattım bu konuyla ilgili devam edersek sevinirim. soruya soruyla cevap verecekseniz, kabul ediyorsunuz sayıyorum : )

AerA
21-09-2010, 13:04
Saygıdeğer Reis ;

Gönderdiğiniz linki inceledim ve tekrardan sormak zorundayım.

Verilen linkdeki bilgiler ışığında; Muhammed kendi inançsal doğrularınca, yanlış ve ahlaksızlık batağına saplandığını düşündüğü insanları kurtarma çabasına girdiği görülmekte. Netice alamayınca da bir gece toprakları terk etmiştir. Peşine ona kötülük yapmak, belkide öldürmek atlılar takılmıştır.

Şimdi soruyorum : "Senin dinin sana, benim dinim bana" diyen bir şahsiyet, zaman içinde ne tür bir fikirsel evrim geçirmiştir? Kendi inançsal doğrularınca yanlış ve ahlaksızlık batağına saplanmış bildiği insanları kurtarmak için ne tür aşırılıklara gitmiştir ki, peşinde kovalayanı olacak şekilde Mekke'yi terk etmiştir. "Senin dinin sana, benim dinim bana" lafına ters ne gibi bir faaliyet yapmıştır? Cidden "Senin dinin sana, benim dinim bana" olsa idi Mekkeli atlılar peşine takılırmıydı? Muhammedin yaptığı dayatma değil, sedece tebligat olsa idi, durum böyle mi olurdu?

Ayrıca bende Kuran'ı Muhammed yazmadı diyorum. Tek farkla, "tek başına yazmadı..."

Saygılar ve esen kalınız.

aaksu61
21-09-2010, 13:22
1. Bilinen en eski kaynaklara göre yazıldığı için siyer ödülü alan Martin Lings`in kitabına göre peygamberimiz ümmi idi, yani okuma yazması yoktu. Kuran`da da "sen daha önce okuma bilmezdin sağ elinle de yazmazdın "diye geçer. Kuran`da böyle söylendiği halde, eğer bu iddia doğru değil idiyse yani peygamber okuma yazma biliyor idiyse, müşrikler bu ayet geldiğinde
sen okuma biliyorsun Kuran yalan söylüyor diye itiraz etmiş olmalılar idi.



okuma yazma bilmeyebilir,zaten kendisi bir kitap da okumuş değildir, duyduklarını halka anlatıyor yani beynin de kurguladığı bir melek ve onunla iletişimini millete anlatıyor, burada zaten okuma yazma bilmesine bir ihtiyacı yoktur, buraya bakıp ta bakın muhammedin mucizesi demek çok basit oluyor

reis
21-09-2010, 13:38
Saygıdeğer Reis ;

Gönderdiğiniz linki inceledim ve tekrardan sormak zorundayım.

Verilen linkdeki bilgiler ışığında; Muhammed kendi inançsal doğrularınca, yanlış ve ahlaksızlık batağına saplandığını düşündüğü insanları kurtarma çabasına girdiği görülmekte. Netice alamayınca da bir gece toprakları terk etmiştir. Peşine ona kötülük yapmak, belkide öldürmek atlılar takılmıştır.

Şimdi soruyorum : "Senin dinin sana, benim dinim bana" diyen bir şahsiyet, zaman içinde ne tür bir fikirsel evrim geçirmiştir? Kendi inançsal doğrularınca yanlış ve ahlaksızlık batağına saplanmış bildiği insanları kurtarmak için ne tür aşırılıklara gitmiştir ki, peşinde kovalayanı olacak şekilde Mekke'yi terk etmiştir. "Senin dinin sana, benim dinim bana" lafına ters ne gibi bir faaliyet yapmıştır? Cidden "Senin dinin sana, benim dinim bana" olsa idi Mekkeli atlılar peşine takılırmıydı? Muhammedin yaptığı dayatma değil, sedece tebligat olsa idi, durum böyle mi olurdu?

Ayrıca bende Kuran'ı Muhammed yazmadı diyorum. Tek farkla, "tek başına yazmadı..."

Saygılar ve esen kalınız.

az önce siz demiyormuydunuz "dinlerin özgürce yaşandığı mekke" diye ne oldu o mekkeye? bu din niye yaşayamadı bu ifadenize göre. al sana güzel bi çelişki. ifadelerinizde tutarsızlık var sayın Aera...

reis
21-09-2010, 13:40
okuma yazma bilmeyebilir

konuma katıldığınız için teşekkür ederim sayın aaksu61.

AerA
21-09-2010, 13:41
az önce siz demiyormuydunuz "dinlerin özgürce yaşandığı mekke" diye ne oldu o mekkeye? bu din niye yaşayamadı bu ifadenize göre. al sana güzel bi çelişki. ifadelerinizde tutarsızlık var sayın Aera...

Bende onu diyorum zaten sayın reis;

Bu dinde ne gibi bir çıkımsızlık, anlayışsızlık, müdahalede aşırılık vardı ki yaşayamadı orada?

Saygılar

Bilge Engin
21-09-2010, 13:44
konuma katıldığınız için teşekkür ederim sayın aaksu61.

Okuma yazma bilebilir de bilmiyebilir de, ama matematik nedir hiç öğrenememis İbn-i arap.

reis
21-09-2010, 13:48
gönderdiğim linkten alıntıdır...

Müşriklerin Dayanılmaz Saldırıları
Müşrikleri, müminler üzerine insanlık dışı yöntemlerle saldırıya sevk eden sebeblerin başta geleni, İslamiyetin, putperestlerin
atalarından kendilerine geçen yanlış din telakkilerini reddetmesi ve Mekke'de uzun yıllar hüküm süren zulüm ve haksızlık
temeline dayalı yapıyı değiştirmek istemesiydihttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif Hzhttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif Peygamberin getirdiği bu yeni din, insanların kabul edilemez bir takım
kategorilere ayrılarak köle-efendi, fakir zengin, soylu soysuz, kadın erkek gibi ayırımcı muamelelere tabi tutulmasını
onaylamıyor; temelde bütün insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu ilan ediyor ve herkesin doğuştan gelen insan haklarının
olduğu ilkesini getiriyorduhttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif Kendilerini imtiyazlı görmeye alışmış, müşrik toplumun elebaşları eşit muamele görmeye rıza
göstermiyor; gayr-i âdil yollarla elegeçirdikleri makam ve mevkilerin mütemadiyen kendi ellerinde kalmasını ısrarla istiyorlardıhttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif
Kısacası, İslâmiyeti kabul etmemelerinin temelinde; dini, sosyal, iktisâdî, idarî ve nefsânî sebepler vardıhttp://www.mumsema.com/images/smilies/nokta.gif


cevap içinde idi tekrar sormaya ne gerek varki sayın Aera?

reis
21-09-2010, 13:51
Okuma yazma bilebilir de bilmiyebilir de, ama matematik nedir hiç öğrenememis İbn-i arap.

matematiğin bu konu ile ilgisi nedir sayın Bilge-engin?

aaksu61
21-09-2010, 13:52
konuma katıldığınız için teşekkür ederim sayın aaksu61.


bende onu diyorum, bunu bir mucize olarak nasıl sunuyorsunuz

reis
21-09-2010, 13:58
bende onu diyorum, bunu bir mucize olarak nasıl sunuyorsunuz

mucize olarak sunduğum birşey yok. sadece kuran-ı kerimi hz. muhammed'in yazmadığını iddaa ediyorum. Aksini iddaa eden bi fikriniz varsa okumaktan mutluluk duyarım...

AerA
21-09-2010, 14:00
cevap içinde idi tekrar sormaya ne gerek varki sayın Aera?

Bu satırlar "Senin dinin sana, benim dinim bana" yı reddeden satırlardır, bilmem fark ettiniz mi? Kaldı ki her hangi bir din/ideoloji kendi inançsal doğrularını topluma dayatmaya çalışırsa, toplumun belli bir kesiminin (aynı fikirde olmayanların) tepkisi ile karşılaşır. Aynı paralelde Muhammedin karşılaştığı zorlukların sebebide budur.

İslam zorla dayatmanın dinimi?

Bilge Engin
21-09-2010, 14:13
matematiğin bu konu ile ilgisi nedir sayın Bilge-engin?

Kuzum sen de bizimle aynı kuranı mı okuyorsun acaba? Hani kuranı kerim dedikleri kitabı? Hani fikrinize göre tanrınızın sizin deyiminizle allahın gönderdiği kitabı? Hani her şeyi, tüm evreni, tüm kanatı, insandan karıncaya kadar tüm canlıları en küçük ayrıntısına kadar hesaplayıp yapmış tanrınızın gönderdiği kitabı?

Sorması ayıp tüm bunları yaptığınız tanrı, miras paylaşımını bile yapamazken, tüm evreni nasıl yaratıyor?

Matematik bilmemesinin konuyla bağıntısı şu, okumayı öğrenmiş çat pat da olsa öğrenmiş olabili, yazmayı da çat pat ta olsa öğrenmiş olabilir ama muhammediniz matematiği öğrenememiştir. O yüzden sizin anlatımınıza göre tüm her şeyi en ince ayrıntısına kadar inceleyip hesaplayabilecek bir tanrı miras bölüştürme konusunda çuvallayamaz. Sadece çat pat okuma yazma bilen, oturarak işeyen, 5-6 yaşındaki kızlara bakıp tahrik olan bir arap bu hatayı yapabilir.

Okuma yazma biliyormuydu? Çat Pat.

Saygılar

aaksu61
21-09-2010, 14:18
mucize olarak sunduğum birşey yok. sadece kuran-ı kerimi hz. muhammed'in yazmadığını iddaa ediyorum. Aksini iddaa eden bi fikriniz varsa okumaktan mutluluk duyarım...

burada kuranı muhammed yazdı derken kasıt vahiy yoluyla gelen birşeyin olmadığını söylemeye çalışıyoruz, yani muhammedin zihninde oluşturduğu bir ideolojiyi yüksek bir mertebeden aldığını insanlığa yutturmasıdır konu, bu düşündüklerini etrafındakilere yazdırmıştır, bu konuda hem fikiriz kendi el yazısı değildir, kendi düşüncelerini başkalarına ezberletip yazdırmıştır...

aaksu61
21-09-2010, 14:24
bilge engin, muhammedin yere çömelip işemesi bizi ilgilendirmez ayrıca 5-6 yaşındaki kızlara bakıp tahrik olduğunu nereden bileceğiz lütfen saygı içerisinde tartışalım, ateist iseniz bu tür tavırlarınız ateist olanlara zarar verir

reis
21-09-2010, 14:42
Bu satırlar "Senin dinin sana, benim dinim bana" yı reddeden satırlardır, bilmem fark ettiniz mi? Kaldı ki her hangi bir din/ideoloji kendi inançsal doğrularını topluma dayatmaya çalışırsa, toplumun belli bir kesiminin (aynı fikirde olmayanların) tepkisi ile karşılaşır. Aynı paralelde Muhammedin karşılaştığı zorlukların sebebide budur.

İslam zorla dayatmanın dinimi?

Sayın Aera

Bir soru sordunuz bende cevabını verdim. konumuz "leküm diniküm veliye din" değil hele hele hicret hiç değil. konuyu saptırmayalım lütfen.

Bilge Engin
21-09-2010, 14:47
bilge engin, muhammedin yere çömelip işemesi bizi ilgilendirmez ayrıca 5-6 yaşındaki kızlara bakıp tahrik olduğunu nereden bileceğiz lütfen saygı içerisinde tartışalım, ateist iseniz bu tür tavırlarınız ateist olanlara zarar verir

Sayın Aksu

Her ateist kendi fikinden sorumludur. Şu ana kadarki yazışmalarımızda ateizme ait bir peygamber görmedim. Toplu halde de yolunda ilerlediğimiz bir kişi yok. muhammede dair görüşlerim bu ikisiyle sınırlı değil. daha çok var ama burada bu ikisini dile getirdim. 5-6 yaşındaki çocuklara ilgisi konusunda en az 30 başlık var inceleyiniz. Oturup işemesini çok melem bir şey olarak anlattıkları için şeçtim bu yazıyı.
İstiyorsanız her kelimemin ne anlama geldiğini niye kullandığımı burada yazayım. ama konu dağılır. yukarıda kullandığım kelimeler ile yazılmış soruya yanıt aradığım için hiç bir kelimesini değiştirmeden aynı arkadaşa aynı soruyu soruyorum.
Merak etmeyin, yazdığım cümleler sizi etkilemez.
Eğer ki ateist bir arkadaş olarak siteye girip, ben müslüman oldum arkadaşlar demek için burada bulunan bir cemaatçi değilsen.

Saygılar...

reis
21-09-2010, 14:50
Kuzum sen de bizimle aynı kuranı mı okuyorsun acaba? Hani kuranı kerim dedikleri kitabı? Hani fikrinize göre tanrınızın sizin deyiminizle allahın gönderdiği kitabı? Hani her şeyi, tüm evreni, tüm kanatı, insandan karıncaya kadar tüm canlıları en küçük ayrıntısına kadar hesaplayıp yapmış tanrınızın gönderdiği kitabı?

Sorması ayıp tüm bunları yaptığınız tanrı, miras paylaşımını bile yapamazken, tüm evreni nasıl yaratıyor?

Matematik bilmemesinin konuyla bağıntısı şu, okumayı öğrenmiş çat pat da olsa öğrenmiş olabili, yazmayı da çat pat ta olsa öğrenmiş olabilir ama muhammediniz matematiği öğrenememiştir. O yüzden sizin anlatımınıza göre tüm her şeyi en ince ayrıntısına kadar inceleyip hesaplayabilecek bir tanrı miras bölüştürme konusunda çuvallayamaz. Sadece çat pat okuma yazma bilen, oturarak işeyen, 5-6 yaşındaki kızlara bakıp tahrik olan bir arap bu hatayı yapabilir.

Okuma yazma biliyormuydu? Çat Pat.

Saygılar

Gülüm benim, konumuz Allah'ın neyi nasıl yarattığı değil, hz.muhammed'in okuma yazma bilmemesi... hz. muhammed yazmadı diyorum, sen diyorsunki hala matematiği öğrenememiş. neden bahsettiğimi idrak edemedin galiba? okuma yazması yok diyorum.

Tıkandığın zaman farklı konuya girmek farz oldu galiba sana, ne dersin haksızmıyım ?

reis
21-09-2010, 14:54
burada kuranı muhammed yazdı derken kasıt vahiy yoluyla gelen birşeyin olmadığını söylemeye çalışıyoruz, yani muhammedin zihninde oluşturduğu bir ideolojiyi yüksek bir mertebeden aldığını insanlığa yutturmasıdır konu, bu düşündüklerini etrafındakilere yazdırmıştır, bu konuda hem fikiriz kendi el yazısı değildir, kendi düşüncelerini başkalarına ezberletip yazdırmıştır...


Eğer Hz. muhammed'in okuma yazma bilmediğinde hemfikir isek sorun yok.

AerA
21-09-2010, 14:55
Sayın Aera
Bir soru sordunuz bende cevabını verdim. konumuz "leküm diniküm veliye din" değil hele hele hicret hiç değil. konuyu saptırmayalım lütfen.

Sayın reis ;

Varlığı hakkında tebligatta bulunduğunuz Tanrı, "leküm diniküm veliye din" diyen/dedirttiğiniz Tanrı ise eğer; Kuran, bu Tanrının kitabı değildir. Muhammed ve kurmaylarının şahsen kaleme aldığı bir kitaptır.

Esen kalınız.

reis
21-09-2010, 14:59
Sayın reis ;

Varlığı hakkında tebligatta bulunduğunuz Tanrı, "leküm diniküm veliye din" diyen/dedirttiğiniz Tanrı ise eğer; Kuran, bu Tanrının kitabı değildir. Muhammed ve kurmaylarının şahsen kaleme aldığı bir kitaptır.

Esen kalınız.

sizde kabul ediyorsunuz o zaman okuma yazma bilmediğini, yanlış mı anladım?

Bilge Engin
21-09-2010, 15:06
Gülüm benim, konumuz Allah'ın neyi nasıl yarattığı değil, hz.muhammed'in okuma yazma bilmemesi... hz. muhammed yazmadı diyorum, sen diyorsunki hala matematiği öğrenememiş. neden bahsettiğimi idrak edemedin galiba? okuma yazması yok diyorum.

Tıkandığın zaman farklı konuya girmek farz oldu galiba sana, ne dersin haksızmıyım ?

Cevabım Şu Sayın Reis

1-) Kuran; tanrı kelamı değildir, çünkü tanrı yoktur.
2-) Kuran; okuma yazma bilen birisi/birileri tarafından oluşturulmuştur.
3-) Kuran; muhammedin epilepsi nöbetinden sonra okuma yazma bilen birisine yazdırdığı sözlerdir. Dolayısıyla şu anki hali kendisi tarafından kaleme alınmamıştır.

AerA
21-09-2010, 15:08
sizde kabul ediyorsunuz o zaman okuma yazma bilmediğini, yanlış mı anladım?

Okuma yazma bilip bilmemesi önemli değil. Konuşabildiği müddetçe bir birey kendi inançsal doğrularının tebligatını yapabilir.

Aynı kitap içinde hem leküm dinüküm, hem zorlamadan bahseden bir Tanrı, aynı Tanrı değildir. Buda Tanrının ihtiyaçlar dahilinde farklı farklı kurgulanmasının sonucudur. Buda kitabın, Muhammedin kişisel görüşlerini içerecek şekilde kurmaylarının fikirlerince desteklenmiş bir politika olduğunu görmemize yetiyor.

reis
21-09-2010, 15:33
Cevabım Şu Sayın Reis

1-) Kuran; tanrı kelamı değildir, çünkü tanrı yoktur.
2-) Kuran; okuma yazma bilen birisi/birileri tarafından oluşturulmuştur.
3-) Kuran; muhammedin epilepsi nöbetinden sonra okuma yazma bilen birisine yazdırdığı sözlerdir. Dolayısıyla şu anki hali kendisi tarafından kaleme alınmamıştır.

Tanrı yoktur, epilepsi, başkası yazmış... Geçiniz efendi bu argümanları bana gerçeklerden bahsediniz!

reis
21-09-2010, 15:41
Muhammedin kişisel görüşlerini içerecek şekilde kurmaylarının fikirlerince desteklenmiş bir politika olduğunu görmemize yetiyor.


Benim kişisel görüşüm kuran-ı kerim'i hz. muhammed uydurmuş olsa idi fazladan ibadetler getirmez idi. iyi ahlak kurallarını öğretir geçerdi. Ama fark burada işte bu husus kuran-ı kerim'i hz muhammed'in uydurmuş olmadığını görmemize kafi.

madem kuranı hz.muhammed uydurdu ise katiplerine yazdırdı ise neden bu husus patlak vermedi 23 sene? Eğer sağlam bi patlağı olsa idi merak etmeyin kimse inanmazdı...

saygılarımla...

Bilge Engin
21-09-2010, 15:46
Tanrı yoktur, epilepsi, başkası yazmış... Geçiniz efendi bu argümanları bana gerçeklerden bahsediniz!

Ben de gerçeklerden bahsediyorum

reis
21-09-2010, 15:52
Bunlar senin gerçeklerin kuzum. Birde asıl hakikat var, madalyonun arka yüzü...

AerA
21-09-2010, 15:54
Benim kişisel görüşüm kuran-ı kerim'i hz. muhammed uydurmuş olsa idi fazladan ibadetler getirmez idi. iyi ahlak kurallarını öğretir geçerdi. Ama fark burada işte bu husus kuran-ı kerim'i hz muhammed'in uydurmuş olmadığını görmemize kafi.

İbadet Tanrıya yönelim değilmidir? Siz ibadeti sadece namaz ve hacc mı zannediyorsunuz?

İbadet Dinin ritüelidir. Tarih boyunca tüm dinlerde bir ibadet görülmüştür.

İçinde ahlak kurallarım ile beraber, türlü türlü ibadet şekillerini barındıran bir kitap yazsam, bu kitap AerA'nın kendi yazdığı bir kitap olamaz diyecek ve resullüğümü kabul edecek miydiniz? Şaşarım halinize...

madem kuranı hz.muhammed uydurdu ise katiplerine yazdırdı ise neden bu husus patlak vermedi 23 sene? Eğer sağlam bi patlağı olsa idi merak etmeyin kimse inanmazdı.

Bu hususun patlak vermediğini nereden çıkartıyorsunuz. Muhammed bunları kendi uyduruyor, Yahudi alimlerden duyduklarını size satıyor diyenler yok mu idi? Mürtedler acaba neden Mürted? Kaldı ki Muhammedin Tanrısı ve kitabının sağlam bir dayanağı olsa idi herkez inanırdı.

reis
21-09-2010, 16:21
Bir iftira ile bir din yıkılacaksa sevgili kardeşim, varsın olmasın öyle din... ağzı olan konuşur amma... kimse inanmaz oda ayrı mesele güzel kardeşim.sağlam bi patlak derken sağlam bir dayanak demek istediğimi belirterek,

saygılarımı sunarım.

AerA
21-09-2010, 16:39
Bir iftira ile bir din yıkılacaksa sevgili kardeşim, varsın olmasın öyle din... ağzı olan konuşur amma... kimse inanmaz oda ayrı mesele güzel kardeşim.sağlam bi patlak derken sağlam bir dayanak demek istediğimi belirterek,

saygılarımı sunarım.

Sayın reis ;

Bilmem fark ettiniz mi ama konunun başlangıcından beri sorduğum her soruya verdiğiniz yanıt, soruya bir yanıt olmamak bir tarafa, hep daha fazla soru doğurmakta.

Tanrınızın amacı kendisine ulaşmaya çalışanların karşısına daha fazla sorun çıkartmak mı?

Siz Kuran'ın Muhammedin yazmadığını söylerken hangi dayanağa sarılmaktasınız? Bu dayanak sadece inancınızın kabulü olmasın? "İnancımın kabulüdür" dediğiniz anda benim için hoşça sohbetimiz bitmiştir. Bu durumda inancınızı yaşamanızı diler, giderim. Lakin bir dayanağınız var ise, gözler önüne sermeniz gerekmekte ki merakım giderilsin.

brainstorm
21-09-2010, 16:55
Sn. reis,

Konuya şöyle dahil olmak istiyorum. bundan 4-5 yıl önce istanbulda ki önemli bir ortadoks kilisesinin eski papazıyla tesadüfen bir yolculuk sırasında 2 saatlik bir konuşmamız oldu. ben şuanki düşüncem ne ise din hakkında ki düşüncelerimi kendisine açıkca ilettim.

benim söylediklerimden sonra bana tepki göstereceğini düşündüğüm bu adamın bana katılması beni bir hayli şaşırtmıştı.

kısaca bana anlattığı bir şeyi anlatacağım.

40 yaşına kadar okuma yazma bilmeyen bir adam birden okudu ve ayetler inmeye başladı falan filan. onca yıl o dağda tek başına mı kaldı?? hayır. o dönemde hristiyanlıktan aforoz edilen baş papazlardan biri bir inanışa göre senelerce o dağda muhammedi eğitti yönünde ve incil üzerinde çok daha iyi geliştirilip yazılan bir din bir kitap yazıldığı yönünde devam eder bu inanış.

işte bu papaz inanışı ve müslümanlığı reddi bu fakat hristiyanlığıda reddetmiş kendisi yani bir nevi bırakmış bu işleri.Benim açık sözlüğüm ile cesaret bulup oda kendi birikimlerini paylaştı benimle.

Benim kendi düşüncelerimde ise muhamedin ya kendi başına hakkaten zeki bir adam olduğu ve bir şekilde orada dahice böyle bir kitap yazıp ürettiği yönünde yada hakkaten birinin gelip ona birşeyler öğrettiği...

bu düşüncelerden devam edersek eğer yıllarca dağda bu cahil cüheyla bir şekilde eğitilir. Bu zor ama yapılabilir bir eylemdir.

tüm burda yazılanların anlatılanların başlangıcı o dağda ne olduğudur. Bunuda hiç bir zaman bilemeyeceğiz. Bilemediğimiz gibide kuranı kimin yazıp yazmadığınıda bilemeyeceğiz ya yahudiler ya hristiyanlar yada her hangi biri..Ama somut biri..

reis
21-09-2010, 17:08
inancımın kabulüdür ifadesini kullanmadım. öyle olsa baştan derdimki ben böyle inanıyorum isteyen inanır isteyen inanmaz... size yukarda bir makale alıntıladım kaale almadınız. tekrar yazdım, tekrar başka bir konu...Yukardaki makale ile konuyu güçlendiriyorum. Verecek cevabınız kalmadı bu makaleye...

Benim anlamadığım burada bilgimi yarıştırıyoruz, iddaaya cevap mı veriyoruz. Ben benim iddaa mın aksini ispat edecek bir ifade göremiyorum sizin yanıtlarınızda... ya soruyla bitiyor, ya başka konuyla girmekle... olmuyor efendiler olmuyor...

Alıntıladığım makale ye hala beni aydınlatıcı, bir cevap alamadım. Ya görmemezlikten geliniyor. ya da doğru şıkkı bilen yok...

O makaleyi ele alaraktan yanlış yazıları nerede hata yapıldığını bana gösterinizki bende diyeyim adamlar haklı...

soru sorup duruyorsunuz. ben cevap istiyorum soru değil...

saygılarımla.

reis
21-09-2010, 17:26
40 yaşına kadar okuma yazma bilmeyen bir adam birden okudu ve ayetler inmeye başladı falan filan. onca yıl o dağda tek başına mı kaldı?? hayır. o dönemde hristiyanlıktan aforoz edilen baş papazlardan biri bir inanışa göre senelerce o dağda muhammedi eğitti yönünde ve incil üzerinde çok daha iyi geliştirilip yazılan bir din bir kitap yazıldığı yönünde devam eder bu inanış.

Bir inanışa göre diye devam eder bu. hangi inanış adı yok...

saygılarımla...

AerA
21-09-2010, 17:26
inancımın kabulüdür ifadesini kullanmadım. öyle olsa baştan derdimki ben böyle inanıyorum isteyen inanır isteyen inanmaz... size yukarda bir makale alıntıladım kaale almadınız. tekrar yazdım, tekrar başka bir konu...Yukardaki makale ile konuyu güçlendiriyorum. Verecek cevabınız kalmadı bu makaleye...

Lütfen çirkinleşmeyiniz. İletilediğiniz makale tümü ile tezatlıkları bünyesinde barındırmakta. Bir soruyu cevaplarken 1000 tane doğurmakta. Size 1 soru soruyorum verdiğiniz cevap 1000 soru doğuruyor. Arasından 1 soruya yine cevap verdiğinizi düşününüp yine 1000 soru doğmasına sebep veriyorsunuz.

Sorduğum sorularıma verdiğiniz cevaplar, küçük islam alimini oynayan çocuk gibi ve okuyucuların gözünden kaçmayacaktır.

Tekrar sorayım mı?

Benim kişisel görüşüm kuran-ı kerim'i hz. muhammed uydurmuş olsa idi fazladan ibadetler getirmez idi. iyi ahlak kurallarını öğretir geçerdi. Ama fark burada işte bu husus kuran-ı kerim'i hz muhammed'in uydurmuş olmadığını görmemize kafi.

İçinde ahlak kurallarım ile beraber, türlü türlü ibadet şekillerini barındıran bir kitap yazsam, bu kitap AerA'nın kendi yazdığı bir kitap olamaz diyecek ve resullüğümü kabul edecek miydiniz? Şaşarım halinize...

Bu mu elinizdeki dayanak? Bu mu verebileceğiniz cevap?

reis
21-09-2010, 17:45
Lütfen çirkinleşmeyiniz. İletilediğiniz makale tümü ile tezatlıkları bünyesinde barındırmakta. Bir soruyu cevaplarken 1000 tane doğurmakta. Size 1 soru soruyorum verdiğiniz cevap 1000 soru doğuruyor. Arasından 1 soruya yine cevap verdiğinizi düşününüp yine 1000 soru doğmasına sebep veriyorsunuz.

Sorduğum sorularıma verdiğiniz cevaplar, küçük islam alimini oynayan çocuk gibi ve okuyucuların gözünden kaçmayacaktır.

Tekrar sorayım mı?



İçinde ahlak kurallarım ile beraber, türlü türlü ibadet şekillerini barındıran bir kitap yazsam, bu kitap AerA'nın kendi yazdığı bir kitap olamaz diyecek ve resullüğümü kabul edecek miydiniz? Şaşarım halinize...

Bu mu elinizdeki dayanak? Bu mu verebileceğiniz cevap?


Siz hangi konudasınız, siz kitap yazsanız ben neden bunu kabul edeyim? veya etsem sizin için bu tatminkar bir cevap mı olacaktı. Amacınız insanları aşağılamak mı? "küçük islam alimi" cümlesini bana karşı bir hakaret kabul ediyorum. Çünkü ben kendi görüşümü ifade ettim.

Benim verdiğim cevap içinde size karşı bir saygısızlığı yok ise, size hakaret etme hakkını vermez sayın Aera. Size bu tabirleri yakıştıramadım.

AerA
21-09-2010, 17:54
Sayın reis ;

Şahsınıza bir hakaret değildir bu. Fakat verdiğiniz cevaplar, aslında verilmemesi gereken cevaplar. Tekrardan örnek teşkil etsin diye ekledim o soruyu. Kanımca; basit argümanlarla inancınızı savunmaya kalkmanız, savunulamayacak bir inanca sahip olduğunuz fikrini güçlendirmekte. Argümanların daha tutarlı ve her defasında daha fazla soruyu bereberinde getirmeyecek şekilde seçilmesi gerekmekte.

Şahsınıza hakaret olarak algıladığınız bölüm, argümanların hafifliğine yöneliktir. Ama yinede kırıcı oldu isem affola.

Saygılarımla.

reis
21-09-2010, 18:33
Sayın Aera

burada kim neye inanıyor tartışmamızın konusu bu olmamalı. Fikirlerimizi tartışalım. Bana örnekleme yapmayın sadece tek bir cevap istiyorum.

Ben diyorum ki Kuran'ı kerimi hz. muhammed yazmış(uydurmuş) olamaz. Sebeplerini açıkladım.

Sizde buna inanmıyorsanız eğer, neden inanmadığınızı sebeplerini belirtiniz. örnekleme yapmadan salt düşünce ile.

aaksu61
21-09-2010, 18:42
Sayın Aksu

Her ateist kendi fikinden sorumludur. Şu ana kadarki yazışmalarımızda ateizme ait bir peygamber görmedim. Toplu halde de yolunda ilerlediğimiz bir kişi yok. muhammede dair görüşlerim bu ikisiyle sınırlı değil. daha çok var ama burada bu ikisini dile getirdim. 5-6 yaşındaki çocuklara ilgisi konusunda en az 30 başlık var inceleyiniz. Oturup işemesini çok melem bir şey olarak anlattıkları için şeçtim bu yazıyı.
İstiyorsanız her kelimemin ne anlama geldiğini niye kullandığımı burada yazayım. ama konu dağılır. yukarıda kullandığım kelimeler ile yazılmış soruya yanıt aradığım için hiç bir kelimesini değiştirmeden aynı arkadaşa aynı soruyu soruyorum.
Merak etmeyin, yazdığım cümleler sizi etkilemez.
Eğer ki ateist bir arkadaş olarak siteye girip, ben müslüman oldum arkadaşlar demek için burada bulunan bir cemaatçi değilsen.

Saygılar...


ne güzel di mi çamur at izi kalsın, peşinden gittiğimiz bir peygamber elbette yok, bende o zaman size bir çamur atıp konuyu kapatayım, yoksa siz ateistlerin karşı görüşleri aşağıladığını göstermek ve onları diğer kişiler tarafından hor görülmesi ve saygısız insanlar olarak anılması için tutulmuş bir mit ajanı olabilir misin????? konu burada benim tarafımdan kapanmıştır

aaksu61
21-09-2010, 18:48
Sayın Aera

burada kim neye inanıyor tartışmamızın konusu bu olmamalı. Fikirlerimizi tartışalım. Bana örnekleme yapmayın sadece tek bir cevap istiyorum.

Ben diyorum ki Kuran'ı kerimi hz. muhammed yazmış(uydurmuş) olamaz. Sebeplerini açıkladım.

Sizde buna inanmıyorsanız eğer, neden inanmadığınızı sebeplerini belirtiniz. örnekleme yapmadan salt düşünce ile.

örnekleme istemiyorsun ama bir örnek vermek zorundayım diyorsun ki bunca yıldır kuran yani islamiyet süre gelmiştir bu muhammedin yazdığı bir kitap olsa idi çoktan karşı çıkanlar olur ve bu kadar inanılmazdı, bakın milattan öncesine gidelim insanlar o zamanlar gökte yıldıza güneşe aya taparken bunlar bir kişi tarafından uydurulmuştu ama yıllar geçtikce görüldü ki bunlar uydurma, hak din tevrat dendi sonra incil sonra kuran, avrupa bugün isa nın bir mitos olup olmadığını tartışıyor yani yaşayıp yaşamadığını daha doğrusu birilerinin hayal ürünü mü isa, herşey zamanla ortaya çıkıyor, islamiyet çok daha yeni bir din, zamanla nasıl ki bir çok din yok oldu şuan mevcut olan dinlerde elbet geçerliliğini yitirecektir, o yüzden tabi ki muhammed bu kitabı kendisi yazmış ve ona inananlar olmuştur

AerA
21-09-2010, 19:02
Ben diyorum ki Kuran'ı kerimi hz. muhammed yazmış(uydurmuş) olamaz. Sebeplerini açıkladım. Sizde buna inanmıyorsanız eğer, neden inanmadığınızı sebeplerini belirtiniz. örnekleme yapmadan salt düşünce ile.

Sayın reis ;

Salt düşünce ile bir soru soruyorum, verdiğiniz cevap içler acısı.

Örnekleme olmaksızın, bir fikriyat tartışılabilir mi?
Örneklenebilecek hiç bir verisi olmayan bir fikriyatın ardında "inançsal doğrunun" haricinde, ne olabilir?

Ben size sorarım, neye dayanıyor bunun Allah katından geldiği diye, siz dersiniz ki içinde ibadet var. Ben derim ki içinde ibadet olan herşey Allah katından mı... Siz dersinizki örneklem olmadan tartışalım.

Bakınız ben "İslam"a inanmıyorum ama "İslam", sizin savunamadığınız şey değil.

batur
21-09-2010, 20:57
sayın Reis;

başlığınızı sonuna kadar okudum, başlangıç kısmında demişsinizki gökyüzüne bak, güneşe yıldızlara bak, ellere eklemlere bak vs. bakılması gereken birçok şeyden bahsetmişsiniz ve bunların tesadüf olamayacağını, Allah tarafından yaratılmış olduğu kanısına varmış olduğunu söylemişsiniz.

gerçekten yeryüzünde inanılmaz bir düzen var. insanın hayretete düşmemesi, etkilenmemesi mümkün değil. benim anlamadığım sizin bakış açınızla bu sistemi yaratan Allah'ın yazdığı kitabın bu kadar havada kalmasıdır. bu sistemi yaratan bir yaratıcı varsa yazdığı kitabın kalitesi bumu olur. evrensellik ile alakası olmayan bir sürü ayet. peygamberin cinsel hayatı ile ilgili sayısız ayet. eşlerine tehdit içeren ayet, kölelik cariyelik aynen devam, herşey erkeğin penceresinden. küfürler, yeminler hakaretler, tehditler korkutmalar, değişen kıbleler, nesh olan ayetler, dilinin arapça olduğunu defalarca vurgulayan ayetler, sürekli tekrarlar sürekli aynı hikayeler, tevrattan incilden efsanelerden izdüşümler, çelişkili ayetler, hatalı ayetler... bu böyle devam eder...

sayın Lackof'un da dediği gibi, evreni yaratan tanrının Kuran da bahsi geçen Allah olduğu kanısına nasıl vardınız. sebeplerden bahsetmişsiniz, beni caydıran sebepler bunlar. Bu sebepleri çürütebilirmisiniz?

Saygılarımla....

Neva
21-09-2010, 23:55
burada kim neye inanıyor tartışmamızın konusu bu olmamalı. Fikirlerimizi tartışalım. Bana örnekleme yapmayın sadece tek bir cevap istiyorum.

Ben diyorum ki Kuran'ı kerimi hz. muhammed yazmış(uydurmuş) olamaz. Sebeplerini açıkladım.

Sizde buna inanmıyorsanız eğer, neden inanmadığınızı sebeplerini belirtiniz. örnekleme yapmadan salt düşünce ile.


Sayin reis;

Yalan ve sahte delillerle mi iddianizi guclendirdiniz? Fikirlerimizi tartisalim tabi ama yalanlarla degil.

Martin Lings kimdir? Sizofreni veya baska bir ruhsal hastalik teshisi koyabilecek kapasiteye sahip bir doktor mu? Makalesinde oyle yaziyor.:) Hastalarindan, epilepsiden bahsediyor. Tip okumus mu?

Halbuki kendisi Ingiliz Dili ve Edebiyati okumus, ayri bir universiteden Arapca diplomasi almis biri.. Doktor filan degil. Aksine tasavvuf bilimcisi..

Hangi doktor? Hangi hasta?

Shakespeare uzerine ders vererek mi doktor oluyor insanlar?


http://tr.wikipedia.org/wiki/Martin_Lings

Neva
22-09-2010, 00:03
Bunlar senin gerçeklerin kuzum. Birde asıl hakikat var, madalyonun arka yüzü...


Sayin reis ;

Gerceklerden bahsedelim diyorsunuz. Sizin hakikat olarak ortaya koydugunuz gercek nedir?

Bilge Engin
22-09-2010, 10:26
Ben diyorum ki Kuran'ı kerimi hz. muhammed yazmış(uydurmuş) olamaz. Sebeplerini açıkladım.



Sayın Reis,

Muhammed uydurmamıştır bu tanrı kelamıdır mı diyorsunuz? Yoksa muhammed bunu uydurabilecek kapasitede değildi bir başka insan yazdı gelip muhammede ben cebrailim diye kandırıp muhammede yazdırttı mı demek istiyorsunuz?

Aslında 2. olasılık şimdi düşündüm de bana da mantıklı geldi.

Saygılarımla...

Voltaire Darwin
22-09-2010, 11:14
Yoksa muhammed bunu uydurabilecek kapasitede değildi bir başka insan yazdı gelip muhammede ben cebrailim diye kandırıp muhammede yazdırttı mı demek istiyorsunuz?

Aslında 2. olasılık şimdi düşündüm de bana da mantıklı geldi.


Sayın Bilge Engin,

Siz yazınca ben de düşündüm şimdi, neden olmasın? Belkilerden bir tanesi daha,

İnandırmak isteyen birisi (Örneğin : "Varaka Bin Nevfel" ) tarafından düzenlenmiş bir oyunla da başlamış olabilir her şey...

brainstorm
22-09-2010, 11:42
Bu konunun üzerine bende yukarlarda bir şey yazmıştım. şuanlık banada mantıklı gelen budur biri veya birileri tarafından o dağda kaldığı sürede kandırılmış eğitilmiş ve yazdırılmış olabilir...bu okuma yazma bilmeyen cahil cüheyla bir insan için çok basit ve kolaydır.

heleki hristiyanlıktan yada yahudilikten çıkartılan bir din adamını intikam almak isterse?? yada bu adam ileri görüşlü olduğu için fikirleri yüzünden yargılandıysa ve kaçmak zorunda kaldıysa??

necip12
22-09-2010, 16:26
O'nun bana öğrettiği ilimden başkasını sana söylemeye cüretim yoktur. Ama Allah'ı anlamak istiyorsan ama gerçekten anlamak istiyorsan sadece başını kaldır yukarı bak! ne gördün güneş gördün,ay gördün, yıldızları gördün... Ne güzel değilmi? Ama onları yaratan Allah'ı göremedin. Bende göremedim.

Ama Allah diyorki; Benim kulum beni görmeden ibadet yapıyor, herkes uyurken o ibadet için kalkıyor. Bunun Allah katında ecrini bilirmisin?

bigbang vsvs= herşey bir patlama ile oluştu eeE?

vucudundan bir organı çıkar bakalım ne kadar sağlıklı yaşıyorsun, yada yaşayabiliyormusun? o organlar rastgele bigbangdan sonra oluştu değil?. öyleydi de böyleydi dıtdırı vırt yani. Akıllı insan inanırmı la buna?

İlahi mesaj derken kafanız karışmasın, farklı şeyler yaşadım ve bunlardan çıkardığım mana benim nerde hata yaptığımı bana gösterdi...

Allah'ı görmek istiyorsan elini aç ve hareket ettir. Ondan sonra bu parmaklara, bu vucuda bu kuvveti, bu hareketli dirsek,kol,parmak dizaynını kim akıl etmiş diye düşün... tesadüf deme


Senin vucudun var pille felan değil yiyecek ne yersen enerji oluyor sana kuvvet veriyor. İnsan-Rızk ilişkisi buna bir örnek değil mi? insan olmasa rızkın, rızk olmasa insanın ne anlamı kalıyor. (rızk derken toprakta büyüyen yiyeceklerden bahsettim) sana Allah suyu vermiş niye ? Su olmadan hayat devam edemez çünkü.


neyse sonuç olarak Allah görmek isteyen görebilir. çok zor değil önemli olan anlayabilmek.

Bu okurken nedense aklıma harun yahya ve şu slogan geldi aklıma herşey onu anlatıyor. Şunu bilinki bu mantalite ile asla ama asla evreni ve hayatı anlıyamazsınız.Canlılık bu şekilde anlaşılmaz bu şekilde bilim yapılmaz.
Size tavsiyem dünyayı yeniden anlamaya çalışın herşeyin mantıklı bir cevabı vardır emin olun ama bu mantıklı cevabın hiç bir yerinde tanrı denen zati muhtereme rastlanmamıştır.

aliyarasfal
22-09-2010, 17:02
Sayın necip12;

Mantık ve harun yahya zaten uymamış birbirine, bilimle çok iğreti durmuş zaten. Tanrıyı bu dünyada bulamıyorsanız mantığınızla şu geliyor akla ilk, kuran bu durumda mantıklı bile olsa tanrıya ait değildir, ondan hiç iz bulamayız,İz buluyorsak tanrısal değildir. oysa tanrı sözü iddiaları ortalıkta cirit atıyor.İnanan arkadaşlara duyrulur, bir daha kuran tanrı sözüdür demeyin,mantıklı cevaplar bulmayın,tanrıdan iz aramayın, bulur- mulursunuz harun abinizin saçmalaması güme gider.

Harun yahya mantık dışı önermeleriyle aynen şunu dayatmış, mantığı aklı boşverin, inanın mantıksızda olsa, bilimde neymiş, ben bilim adına oltadaki böcek resimleri ve sahte fosiller ürettim, uyuyun ve uyanmayın.

Muhammed kuranı inanç bolluğu olan bir ortamda hazır ortamda müsaitken, kimse kimsenin inancına karışmıyorken, yardım almışmı almamışmı kimse bilemez ama çıkarı doğrultusunda el-ilahı merkeze alıp resmen yeni bir inanç üretmiştir. İlk zamanlar masum, barışçıl, ve güçlendikçede tüm o yöredeki değişik inançları bile düşman ilan ederek(akrabayı akrabaya düşürerek) tam bir dinsel çıkış başlatmış, tüm dinler tarihinde olduğu gibi bunuda tanrısal bir kavrama malederek 23 sene bu şekilde yaşamıştır.


Soru diye sordukları reis arkadaşımın bir çok kez konularda tartışılmış çelişkiler, tutarsızlıklar ve rivayetlere dayalı desteksiz savlar.

Çelişki yok diyen oturur bana kurandaki kimi ayettlerde meleklerin, kimi ayetlerde muhammedin kimi ayetlerde tanrısal kavramın konuşmasını açıklar.Orjinaline sadık çeviri ile en basit örnekle fatiha suresini açıklayın göreyim.Tanrımı konuşan muhammedmi?

Muhammed yazmadı zaten, 23 senede çıkarına uygun ortama göre emirlerini tanrı sözü niyetine insanlara sundu.

25 yaşından 40 yaşına kadar 15 sene hirada ne yaptığınıda kimse bilmiyor.Arkadaşlar o konuda güzel tespitte bulunmuşlar...

Bu kadar basit...


Şimdilik saygımla gittim...

Voltaire Darwin
23-09-2010, 08:29
Elimizde neler var bir bakalım :

- 40 yıl içine kapanık ve ahlaklı yaşadığı iddia edilen Muhammed.

- Çok uzun zamanlar bir mağarada (tek başına) vakit geçiren bir adam.

- Çevrede Putperest çoğunluğun haricinde yahudi ve hristiyan kişilerden
oluşmuş bir toplum.

- "Varaka Bin Nevfel" gibi bir şahsiyet ki Hatice'nin kuzenidir kendisi.
Tevrat ve İncili arapçaya tercüme edecek kadar iyi bilen bir şahsiyettir.
Muhammed'e ilk vahiy geldiğini öğrenen iki kişiden biridir.

- Mağarada gelen vahiy, günümüzde doğaüstü kabul edilen varlıklar(melek,
cin, yecüc/mecüc?? vs..)

- Kuranda bir çok geçen "Yoksa sana yalancı
diyorlar/uyduruyor/öğretiliyor ?" ifadeleri...

Doğrudur Kuranı Muhammed yazmamıştır. Ona Varaka bin
Nevfel diğer semavi dinleri öğretmiştir.

Kuran Muhammed'den 150 yıl sonra yazılmıştır.

Başlıktaki iddia doğrudur...

xsades
13-07-2011, 01:55
Hz. Muhammed okuma yazma bilmemektedir. Şimdi aşağıdaki ayete bakalım.

“Resulüm! Sen vahyimizden/Kur’an gelmeden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi”(Ankebut, 29/48)

Görüldüğü gibi Kur'anda Hz. Muhammed'in okuma yazma bilmediğine dair ayet olmadığını söyleyenler sadece kendi düşüncelerinin yobazlarıdır. Araştırmaya bile tenezzül etmemektedirler.

Ayetin konumuza getirdiği ispat ise şu (düşünen insanlar için, yobazlar okumasın): Kur'an'ı Hz. Muhammed yazıyor olsa idi okuma-yazma biliyor olması gerekirdi. Ama Kur'an'da, yukarıdaki ayette yazdıklarına göre açıkça okuma yazma bilmediğini de iddia etmiş olurdu (Sözde kendi yazıyor ya!) E onunla aynı dönemde yaşayanlar onun okuma-yazma bildiğini de biliyor olmalıydılar. Düşünün bir kere, herhangi bir insan, okuma yazma bildiği halde okuma yazma bilmediğini iddia eden bir insanın getirdiği kitaba iman eder miydi ? Tabii ki etmezdi ve İslam ortaya çıkmazdı. Ama diyorsanız ki: "1400 yıl önce insanlar bunu farkedemezlerdi, daha evrim onları o kadar geliştirememişti !", yapacak birşey yok. Olur öyle :)

xsades
13-07-2011, 02:03
Hz. Muhammed okuma yazma bilmemektedir. Şimdi aşağıdaki ayete bakalım.

“Resulüm! Sen vahyimizden/Kur’an gelmeden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi”(Ankebut, 29/48)

Görüldüğü gibi Kur'anda Hz. Muhammed'in okuma yazma bilmediğine dair ayet olmadığını söyleyenler sadece kendi düşüncelerinin yobazlarıdır. Araştırmaya bile tenezzül etmemektedirler.

Ayetin konumuza getirdiği ispat ise şu (düşünen insanlar için, yobazlar okumasın): Kur'an'ı Hz. Muhammed yazıyor olsa idi okuma-yazma biliyor olması gerekirdi. Ama Kur'an'da, yukarıdaki ayette yazdıklarına göre açıkça okuma yazma bilmediğini de iddia etmiş olurdu (Sözde kendi yazıyor ya!) E onunla aynı dönemde yaşayanlar onun okuma-yazma bildiğini de biliyor olmalıydılar. Düşünün bir kere, herhangi bir insan, okuma yazma bildiği halde okuma yazma bilmediğini iddia eden bir insanın getirdiği kitaba iman eder miydi ? Tabii ki etmezdi ve İslam ortaya çıkmazdı. Ama diyorsanız ki: "1400 yıl önce insanlar bunu farkedemezlerdi, daha evrim onları o kadar geliştirememişti !", yapacak birşey yok. Olur öyle :)

Bir de "Muhammet" yazmanızın mantığını çözemedim ben. Küçümsemiş mi oluyorsunuz yani "Muhammed" yazmayınca ? Ahaha :D

Meraklı33
13-07-2011, 09:43
Muhammed Kuran'ı yazmadı ki okuma yazmasından bize ne? Ayrıca kendisi kervanlar sayesinde pek çok yeri dolaşmıştır, bu sayede pek çok bilgiyi öğrenebilir ve gerektiğinde de kullanabilir ki kullanmıştır da. Ayrıca onun pozisyonunda birinin okuma yazma bilmemesi ilginç peki sonra niye öğrenmemiş?

barristor
28-07-2011, 21:47
Bu tarz ayetler ve hadisler yani 'Mümin'lere yardım edin, Müminlerin malını çalmayın tarzı ayetler ve hadisler benim gözümü açmamda etken olmuştu..
herkese yardım edin diye bilirdim ben.. ama değilmiş..

Ayrıca meşhur olay vardır, Bedr savaşından sonra esir edilen Müşrikler ''10 müslümana okuma yazma öğretme'' karşılığında serbest bırakılmıştır..
Vay be derdim Muhammed ne büyük adammış..
Ama öğrendimki İlk önce fidye karşılığı serbest bırakılacakları söylenmiş, fidye ödeyemeyen müşriklerin, yani fakir müşriklerin 10 Müslüman ''Erkeğe'' okuma yazma öğrettikten sonra serbest bırakılacakları söylenmiş..
Kadın okuma bilse ne olur, bilmese ne olur..

Konu konuyu aciyor :) Sen bu okuma/yazma seferberliginden bahsedince aklima takilan bir iki konu geldi..

Hani Muhammed icin diyorlar ya "O, okuma yazma bilmezdi ,bilmeyen biri boyle bir kitabi nasil yazar " diye :)

Hadi kardesim Kuran ayetlerinin ilk vahi (!) oldugu zamanlar okuma yazma bilmiyordun.(gerci buda kulliyen yalandir,cocukluk yillarinda sirf okuma yazma ogrenmesi amaciyla SADOGLU ailesinin yaninda uzun sure kalmistir ),okuma yazma ogretmeleri konusunda esirlere baski uygularken,evlatligin Zeyde bir haftada okuma yazma ogrenmesi icin talimat verirken ,hic aklina 23 yilda okuma yazmayi ogrenmek gelmedi mi?
Hemde Allahin ilk emri "OKU" olmasina ragmen :)

Birde, hem okuma yazma bilmeyen,ustelikte Kor olan ASIK VEYSEL'in eserleri, siirleri,turkuleri ortadayken,nasil bu kitabin mucizesine en buyuk referans olarak bu cahilligi veriyorlar anlayamiyorum .

Bana kalirsa,"Muhammed okuma yazma bilmezdi" laflari ile resullerine hakaret ediyorlar.
Cunku kardesim,23 yilda kitapti ,ezberdi,ogretmeydi,vaazdi derken,duvar olsan ogrenirsin ya..Cahil kolen bile bir haftada ogrenmisken :)

SHADOWofGODonEARTH
28-07-2011, 23:14
Konu konuyu aciyor :) Sen bu okuma/yazma seferberliginden bahsedince aklima takilan bir iki konu geldi..

Hani Muhammed icin diyorlar ya "O, okuma yazma bilmezdi ,bilmeyen biri boyle bir kitabi nasil yazar " diye :)

Hadi kardesim Kuran ayetlerinin ilk vahi (!) oldugu zamanlar okuma yazma bilmiyordun.(gerci buda kulliyen yalandir,cocukluk yillarinda sirf okuma yazma ogrenmesi amaciyla SADOGLU ailesinin yaninda uzun sure kalmistir ),okuma yazma ogretmeleri konusunda esirlere baski uygularken,evlatligin Zeyde bir haftada okuma yazma ogrenmesi icin talimat verirken ,hic aklina 23 yilda okuma yazmayi ogrenmek gelmedi mi?
Hemde Allahin ilk emri "OKU" olmasina ragmen :)

Birde, hem okuma yazma bilmeyen,ustelikte Kor olan ASIK VEYSEL'in eserleri, siirleri,turkuleri ortadayken,nasil bu kitabin mucizesine en buyuk referans olarak bu cahilligi veriyorlar anlayamiyorum .

Bana kalirsa,"Muhammed okuma yazma bilmezdi" laflari ile resullerine hakaret ediyorlar.
Cunku kardesim,23 yilda kitapti ,ezberdi,ogretmeydi,vaazdi derken,duvar olsan ogrenirsin ya..Cahil kolen bile bir haftada ogrenmisken :)

Nickini gördükçe gülme krizine giriyorum :) Yarmagül abla vardı bir aralar..

Ben de kendimi akıllı sanırdım, 20 sene bunu düşünememiştim, Muhammed'in okuma yazma bilmediği yalanına inanmışım.. Ne salak adammışım :)

ilim
11-08-2011, 10:43
Hepimizin bildiği gibi, küçük bir insan, küçük bir haysiyetle, küçük bir meselede, küçük bir cemaatte, küçük bir yalanı düşnaları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden pervasız söyleyemez. Çünkü, yalanının açığa çıkacağından korkar.

Hz Muhammed aleyhisselam ise, pek büyük vazifede, pek büyük vazifeli olarak, pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük düşmanlar karşısında, pek büyük meselelerde, pek büyük bir davada, pek büyük serbestiyetle, pervasız, tereddütsüz, telaşsız, samimi bir safvetle, büyük bir ciddiyetle, düşmanlarının damarlarına dokunduracak kadar şiddetli, ulvi bir şekilde söylediği sözlerde yalan ve hile bulunabilir mi?..haşa..

calvuss
11-08-2011, 16:38
Sen yalan ve hile olabileceğini düşünmekten bile tırsıyorsun.O korkuyla okusanda göremezsin zaten.Önce takmış olduğun o at gözlüğünü çıkar birde öyle bak.


Biz çoktan uyandık bile uyuyan sensin. Ölmeden önce uyanmanı dilerim.

Neva
12-08-2011, 21:11
Bana kalirsa,"Muhammed okuma yazma bilmezdi" laflari ile resullerine hakaret ediyorlar.

Bu da isin ilginc baska bir yonu. Haklisiniz.

barristor
12-08-2011, 22:01
Hepimizin bildiği gibi, küçük bir insan, küçük bir haysiyetle, küçük bir meselede, küçük bir cemaatte, küçük bir yalanı düşnaları yanında hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telaş göstermeden pervasız söyleyemez. Çünkü, yalanının açığa çıkacağından korkar.

Hz Muhammed aleyhisselam ise, pek büyük vazifede, pek büyük vazifeli olarak, pek büyük bir haysiyetle, pek büyük emniyete muhtaç bir halde, pek büyük bir cemaatte, pek büyük düşmanlar karşısında, pek büyük meselelerde, pek büyük bir davada, pek büyük serbestiyetle, pervasız, tereddütsüz, telaşsız, samimi bir safvetle, büyük bir ciddiyetle, düşmanlarının damarlarına dokunduracak kadar şiddetli, ulvi bir şekilde söylediği sözlerde yalan ve hile bulunabilir mi?..haşa..

Ya bulur cikarirsam ,hemde sizin kitaplarinizdan cikarirsam ne yapacaksin?

Dur sana bir hadis gostereyim,yalan ve hilenin kralini gor.

Ustelik bu yalanci,daha sonra Kuran ayetlerinin yazilmasinda tek basina sahitlik etmistir.

Buyrun bozaci ve siraci nin macerasi..
Peygamberimiz bir bedeviden bir at satın almış, parasını vermek için de onu evine götürmüştü. Peygamberimiz (s.a.v.) bir an önce adamın parasını vermek için acele ediyor, bedevi de peşinden geliyordu.

Bedevinin elindeki atı görüp de, onu Peygamberimiz’in satın aldığını bilmeyen birkaç kişi, bedevinin yanına yaklaşarak atı bir kimseye satıp satmadığını sordular. Bedevi henüz satmadığını söyleyince bir fiyat verdiler.

Bu fiyat Peygamberimiz (s.a.v.)’in vereceğinden fazla idi. Bir miktar fazla para, bedevinin fikrini değiştirmeye kâfi geldi, önde giden Peygamberimiz’e seslendi: “Bu atı satın alacaksan al, yoksa başkasına satarım.” Peygamberimiz bedevinin sesini duyar duymaz yanına geldi. “Ben bu atı senden satın almadım mı?” buyurdu.

Bedevi inkâr etti, “Hayır, vallahi ben bu atı henüz sana satmış değilim.” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) ısrar etti, “Sen iyi biliyorsun ki, ben bu atı senden satın aldım.” Münakaşa üzerine halk etraflarına toplanmış,

Peygamberimiz’in tavrını merak ediyorlardı. Bedevi konuşmaya devam ediyordu: “Bu atı sana sattığıma dair iki şahit getir, ben de razı olayım.” dedi. Bu sefer Sahâbîler müdahale ettiler. Çünkü adam çok ileri gitmişti. “Yazıklar olsun sana! Nebî (s.a.v.), haktan başka bir şey söylemez. O, ne söylerse doğrudur!” dedilerse de, bedevi, şahit istemekten vazgeçmiyordu.

Alışveriş esnasında kimse bulunmadığı için, Peygamberimiz şahit de gösteremiyordu. İşte tam bu anda Hz. Hüzeyme ileri atıldı. Bedeviye karşı şöyle seslendi: “Senin bu atı Rasûlullah’a sattığına dair ben şahitlik ederim.” Peygamberimiz, Hüzeyme’ye döndü ve “Yâ Hüzeyme, sen neye dayanarak şahitlik ediyorsun, halbuki sen, pazarlık esnasında hazır değildin.” dedi. Hüzeyme (r.a.) şöyle cevap verdi: “Yâ Rasûlallah! Ben seni, getirmiş olduğun hakikatlerden dolayı tasdik ediyorum. Çünkü kesin olarak biliyorum ki sen, haktan başka bir şey söylemezsin.” Hüzeyme’nin bu cesaretinden ve teslimiyetinden dolayı çok memnun olan ve sevinen Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Hüzeyme, kimin için şahitlik yaparsa onun şahadeti iki kişinin şahadetinin yerine geçer.” Böylece Peygamberimiz, onu iki güvenilir insan yerine saydı.(3)


Kaynak mi istiyorsun?

Al sana KAYNAK
http://www.acilforum.com/kur-ani-kerim-hikmetleri/99978-kuranin-tedvini.html

Yalan ,dolan ve hile ile ata bile tenezzul eden bir resul.

Sahtekara verilen Onur Madalyasi..

hidayet571
13-08-2011, 01:45
töbe töbe senin bahsettiğin gibi atı almak isteseydihazır yalancı şahit bulmuş yokmu 1 kişi daha derdi adama bak yaaa orda anlatılmak istenen sen ne söylediysen bu zaman kadarr doğru söyledin sen diyorsan ki anlaştık o şüphesiz ki öyledir lafı nerrenizden anlamak istiyosanız ordan anlıyosunuz

hidayet571
13-08-2011, 05:01
Kuran -ı Kerimi şahıs yazsaydı mesela sen yazsaydın bir sürü aşiret reislerrinin başlıca geliri olan putları kaldırımıydın.kendine inanan bi kesim yapacaksın yani bol ödül yani seçim vaatleri gibi insanların nefsini okşayacak şeyler yazmazmıydın

5 vakit namaz ,öncesinde abdest, insanın o ençok uyumak istediği andan sonra gusul,1 ay boyunca arabistan sıcağında oruç,nefse çok zor gelir zekat,hac gibi hem maddi hemde bedeni külfetli bir ibadet bunları o kitaba koyarmıydın bide bunların üzerine içki ve kadını yasakla nasıl bir mantıkla insan tarafta toplayacağını düşünür bu kadar insanlara zor gelen konuların göz göre göre apaçık konması Kurran- Kerim'inAllah (C.C.) tarafından indirilldiğine şüphe götürmez bir kanıttır.bunu göremeyecekte göz yoktur

yazdığım bu yazının kalplerinize iman vesilesi olması dileğiyle "Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden âbduhu ve Resuluhu."

reis
13-08-2011, 05:11
muhammed peygamber orucu namazı kaldırsa, cennetle vaad, cehennemle tehdit etmese, ay tanrısının ismini değiştirse elbetteki kimse inanmazdı. Maddi destek sağlamadığı gariban gibi gösterilmeside çok saçmadır.savaşlarda da köşeyi dönmüştür. Eş desen dünya rekoru kırdı ne peygambermiş arkadaş be.

apsimon
13-08-2011, 05:20
Kitabı mukaddesi kim yazdı ? Richard Elliott Friedman

Yazar eski ahit uzmanı bir bilim adamıdır. Eski ahit bizim anladığımız anlamda tevrattır. Tekvin,çıkış kitabı,leviller,sayılar kitabı ve tesniye olarak beş kitaptan oluşur. Yazar bu kitapları en az beş gurup yada kişinin yazdığını tarih karşılaştırması ve dillerine göre söylüyor.

Herkes biliyor ki kur an içinde çelişkiler mevcuttur. Bu mevcudiyet kitabın bir kişi yada ekip tarafından yazılmadığını bize gösteriyor. Bu çelişkiler üzerinden friedman ın yaptığı gibi bir araştırma yapılması gerekiyor.

hidayet571
13-08-2011, 05:28
sahi 1400 yıldır bu kadar inkarcı çelişkiler var deyip duracağınıza neden bir araştırma yapmadınız bulamayıp iman etmekse korkunuz korkmayın çünkü Allah (C.C.) onu dilediğine verir

reis
13-08-2011, 05:35
araştırma yaptılarda ne oldu iki gün sonra adamı vurdular.ramazanda sigara içenin dayak yediği bir ülkedeyiz birde çıkıp adam görüşünü anlatsın, anlatamazlar.

apsimon
13-08-2011, 05:41
Allah (C.C.) onu dilediğine verir

Bir arkadaşım var işin tuhafı ismi islam

Bizim islam (sizin değil) gün boyu din kitap gidiyor. tabi adamın canı yanıyor. Bütün gün çalış didin ev kirası, karı dırdırı, çocukların masrafları... tabi bazılarrı da var bir eli yağda bir elleri balda bizim islamın bunada kafası bozuluyor.

Olum diyorum islam. Allah sevdiğine verir ama seni sevmiyor. En azından ismin yüzü suyu hürmetine yine yok. kardeş sevmiyor bizi biliyoruz. Size vermiş siz bari kurtulun :)

hidayet571
13-08-2011, 05:48
nie korkuyorsunuz kardeşim ilk sahabeler Allah birdir dediğinde ölüm korkusu yokmuydu ki siz rahat olun müslümandan kimseye zarar gelmez

No God No Sadness
13-08-2011, 12:44
nie korkuyorsunuz kardeşim ilk sahabeler Allah birdir dediğinde ölüm korkusu yokmuydu ki siz rahat olun müslümandan kimseye zarar gelmez

Alevi katliamlarını yazmayacağım şimdi buraya.

barristor
13-08-2011, 18:53
töbe töbe senin bahsettiğin gibi atı almak isteseydihazır yalancı şahit bulmuş yokmu 1 kişi daha derdi adama bak yaaa orda anlatılmak istenen sen ne söylediysen bu zaman kadarr doğru söyledin sen diyorsan ki anlaştık o şüphesiz ki öyledir lafı nerrenizden anlamak istiyosanız ordan anlıyosunuz


Birincisi o yalanci sahit dedigin adamin kim oldugunu biliyormusun?

Tabi ki bilmiyorsun! Uc kurusluk bir at icin resulune yalanci sahitlik yapan adamin Kuran ayetlerinden kac tanesini TEK BASINA (yani sahitsiz,ispatsiz) yazdirdigini biliyormusun?
Islamin Adaleti denen OMER icin bile (recm ayeti ile ilgili) 2 sahit istenirken ,bu at hirsizinin ,yaninda hic sahit getirmeden yazdirdigi ayetleri sana gostereyim mi?

Ikincisi ,sen pazardan birak at almayi,1 kg domates bile alsan,manava gel parayi sana evde vereyim dermisin?
Hadi manav safti dedin ve manav pesinden gelmeye basladi..

Eger sen durust adam olsan,bu iste bir hile yapmadigini dusunsen ne halt etmeye hizli hizli yurumeye calisiyorsun,arkandan kovalayan mi var?Yoksa yaptigin kurnazlik cakilmadan bu isi bitirmeye mi calisiyorsun?

Peygamberimiz (s.a.v.) bir an önce adamın parasını vermek için acele ediyor, bedevi de peşinden geliyordu.


Bak kardesim o ati satan adam bir Musluman.Muhammedin resullugunu kabul etmis bir Musluman.
Bunuda nereden anliyoruz.BAKARA SURESI nden

282. Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız vakit onu yazın. Bir kâtip onu aranızda adaletle yazsın. Hiçbir kâtip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın; (her şeyi olduğu gibi) yazsın. Üzerinde hak olan kimse (borçlu) da yazdırsın, Rabbinden korksun ve borcunu asla eksik yazdırmasın. Şayet borçlu sefih veya aklı zayıf veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki kadın (olsun). Çağırıldıkları vakit şahitler gelmemezlik etmesin. Büyük veya küçük, vâdesine kadar hiçbir şeyi yazmaktan sakın üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah nezdinde daha adaletli, şehadet için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Ancak aranızda yapıp bitirdiğiniz peşin bir ticaret olursa, bu durum farklıdır. Bu durumda onu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Genellikle) alışveriş yaptığınızda şahit tutun. Ne yazan, ne de şahit zarara uğratılsın. Eğer bunu yaparsanız (zarar verirseniz) şüphe yok ki bu, sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah'tan korkun. Allah size gerekli olanı öğretiyor. Allah her şeyi bilmektedir.

Bu Bakara suresinde goruldugu uzere Alis verislerde ,insanlar tereddutte kalmasin diye 2 sahit istenmis ve bunu mutlaka YAZIN demis.
Fakat bu AT olayi uzerine,Muhammed gerekli ilaveleri yapmis ve ODEME PESIN olursa yazmaniza gerek yok demis!

Peki hadistede goruldugu uzere Muhammedin sahitleri var mi ?YOK!!

Muhammedin yaptigi bir PESIN ODEME var mi? YOK!!

Peki pesin odemedigi halde elinde yazili bir belge var mi? YOK!!

Adam Muhammedden daha musluman ve daha durust oldugu icin ,ozellikle SAHIT istiyor.

Bedevi konuşmaya devam ediyordu: “Bu atı sana sattığıma dair iki şahit getir, ben de razı olayım.” dedi.


Simdo sen bu hadisi tekkar oku ve nerenden nasil anlyorsan benim sorularima cevap vererek yorumla.
Bu hadis sahtekarligin BELGESIDIR!!

barristor
13-08-2011, 19:13
an -ı Kerimi şahıs yazsaydı mesela sen yazsaydın bir sürü aşiret reislerrinin başlıca geliri olan putları kaldırımıydın.kendine inanan bi kesim yapacaksın yani bol ödül yani seçim vaatleri gibi insanların nefsini okşayacak şeyler yazmazmıydın

5 vakit namaz ,öncesinde abdest, insanın o ençok uyumak istediği andan sonra gusul,1 ay boyunca arabistan sıcağında oruç,nefse çok zor gelir zekat,hac gibi hem maddi hemde bedeni külfetli bir ibadet bunları o kitaba koyarmıydın bide bunların üzerine içki ve kadını yasakla nasıl bir mantıkla insan tarafta toplayacağını düşünür bu kadar insanlara zor gelen konuların göz göre göre apaçık konması Kurran- Kerim'inAllah (C.C.) tarafından indirilldiğine şüphe götürmez bir kanıttır.bunu göremeyecekte göz yoktur

tekradan ben açayım

Bak kardesim Muhammed o devrin en zeki insanlarinin basinda geliyordu.

Bu Islamin icine kattigi bir cok sacma olgu (namaz,oruc,abdest,zekat,hac vsvs),atmis oldugu yalanlarin ortaya cikmasini engelemek amaclidir.

Ornek istiyormusun?

Mesela gel sana bu gece ayi nasil ikiye boldugumu gostereyim.Gostermezsem dunyanin en adi ,en serefsiz bedevisi olayim.

Yanliz bir/iki sartim olacak..Eeee koskoca ayi bolecem bu iki sart fazla degil degil mi?

1- Kesinlikle kalbini temiz tutacaksin

2-Gozlerini kapayacaksin ve tam "simdi aya bak" diye seslendigim anda ,sakin aklina o melun hayvani getirmeyeceksin.

Eger kalbini temiz tutar ve o melun hayvani aklina getirmezsen sana seref sozu veriyorum AYI IKIYE BOLECEGIM..

Isteyen butun arkadaslar bu seansa katilabilir,Yeni resulunuz BASMAGUL geldi :)

Not: Neee,o melun hayvanin ne oldugunu mu merek ettin,dur onuda soyleyeyim "BEYAZ TAVSAN" sakin bu hayvani aklina bile getireyim deme ,bu isi olmus bil :)

xzed
13-08-2011, 19:18
Bak kardesim Muhammed o devrin en zeki insanlarinin basinda geliyordu.

Bu Islamin icine kattigi bir cok sacma olgu (namaz,oruc,abdest,zekat,hac vsvs),atmis oldugu yalanlarin ortaya cikmasini engelemek amaclidir.

Ornek istiyormusun?

Mesela gel sana bu gece ayi nasil ikiye boldugumu gostereyim.Gostermezsem dunyanin en adi ,en serefsiz bedevisi olayim.

Yanliz bir/iki sartim olacak..Eeee koskoca ayi bolecem bu iki sart fazla degil degil mi?

1- Kesinlikle kalbini temiz tutacaksin

2-Gozlerini kapayacaksin ve tam "simdi aya bak" diye seslendigim anda ,sakin aklina o melun hayvani getirmeyeceksin.

Eger kalbini temiz tutar ve o melun hayvani aklina getirmezsen sana seref sozu veriyorum AYI IKIYE BOLECEGIM..

Isteyen butun arkadaslar bu seansa katilabilir,Yeni resulunuz BASMAGUL geldi :)

Not: Neee,o melun hayvanin ne oldugunu mu merek ettin,dur onuda soyleyeyim "BEYAZ TAVSAN" sakin bu hayvani aklina bile getireyim deme ,bu isi olmus bil :)

Ayı ikiye bölmeye gerek yoktur. Ay ikiye bölünseydi çoğu yabancı kaynakta geçerdi. Bırakın ikiye bölünmeyi , en küçük astronomik olaylar bile kaydedilmiş hesaplanmıştı, ikiye bölününce mi yazmayacaklar? Tüm dünyanın dilinde dolanırdı.

barristor
13-08-2011, 19:26
Ayı ikiye bölmeye gerek yoktur. Ay ikiye bölünseydi çoğu yabancı kaynakta geçerdi. Bırakın ikiye bölünmeyi , en küçük astronomik olaylar bile kaydedilmiş hesaplanmıştı, ikiye bölününce mi yazmayacaklar? Tüm dünyanın dilinde dolanırdı.

O zaman gunesi boleyim,denizi boleyim :)

Kardesim burada anlatmak istedigim.Degerli 571 demis ki,"Eger Kurani Muhammed yazmis olsaydi,Islamin icindeki ve insana zor gelen bir cok olayi neden koymus olsun ki?"

Bende neden koyduguna bir ornek teskil etsin diye bu Mucizemi size gostermek istedim.:)

Diyelim ki yagmur duasina cikiyorlar ,fakat yagmur yagmiyor..Sahtekar hoca ne diyor "Ya icinizde abdestsiz adam var,yada kalbiniz bozuk"

Deprem oluyor,koca sehir yerle bir oluyor "Kesin bu sehirde cok cenabet adam var"

Yangin cikiyor "Eeee zakatini vermezsen,malin boyle yanar isteee"

Yani Muhammedin ortaya koymus oldugu ve FARZ kildigi hersey,ilerideki soyleyecegi yalanlara kilif bulmak amaclidir.Bunun baska bir alternatifi yoktur.

Vela
13-08-2011, 19:31
İlginç...

Kuran-ı Kerim'i yazarken başka dinleri örnek alsaydım sanırım onların kutsal yerlerini de almam gerekirdi elbette..
Fakat bir yerden sonra vatan şehrim Mekke'yi düşünmeye başlardım, orayı fethedebileceğimi fark ederdim
Ve Kabe'nin aslında Kudüs'ten daha eski, daha kutsal bir yer olduğunu söyler hem Hacc gelirlerini toplar hem de halkın milli benliklerini okşardım
Meğersem bizim Kâbe, İbrahim'in hatta Adem'in mekanıymış!
Olaya bakar mısın?

Tabi bunu yapınca kıbleyi değiştirmek durumunda kalıp Medine halkı tarafından "Bunlar bir oraya bir buraya dönüyor" gibisinden değişik tepkiler alabilirdim

Farazi konuşuyoruz elbette

barristor
13-08-2011, 19:37
Sayın Hidayet571;

Bu forumda senin savunma olarak bize sunduğun kendi içini rahatlattığın bir sürü konu zaten tartışıldı. Hatta burdaki ateistler sizden çok daha iyi kuranı savunabilirlerdi isteseler. Rahat olunuz, bu tip sorularınızdan çoktan haberimiz var...

Önceki mesajlarından da anladığım duruma göre sana şu tavsiyeyi yapıyorum:

Gaza gelmek iyi değildir.

Araştır, oku. Hiç bir şeyden bu kadar emin olma.

Saygılar

Mesela ben onlarin adina bir savunma yapabilirim.

Atesitler Kuranda bulduklari sacma ayetleri yayinladiklarinda ve bunu elestirdiklerinde soyle derdim.(daha dogrusu akli basinda tum muslumanlarin bunu soylemesi gerekiyor) AKIL MI DEDIM? Bosverin, unutun gitsin...

"Allah Kuranin icine, oyle sacma oyle gereksiz oyle yalan ,oyle akil disi ayetler koymustur ki,bakalim kullarim bunlara ragmen hala bana itaat edecekler mi diye sinav yapmistir"..derdim..Utanirdim ama derdim :)

Estiva
13-08-2011, 19:52
an -ı Kerimi şahıs yazsaydı mesela sen yazsaydın bir sürü aşiret reislerrinin başlıca geliri olan putları kaldırımıydın.kendine inanan bi kesim yapacaksın yani bol ödül yani seçim vaatleri gibi insanların nefsini okşayacak şeyler yazmazmıydın

5 vakit namaz ,öncesinde abdest, insanın o ençok uyumak istediği andan sonra gusul,1 ay boyunca arabistan sıcağında oruç,nefse çok zor gelir zekat,hac gibi hem maddi hemde bedeni külfetli bir ibadet bunları o kitaba koyarmıydın bide bunların üzerine içki ve kadını yasakla nasıl bir mantıkla insan tarafta toplayacağını düşünür bu kadar insanlara zor gelen konuların göz göre göre apaçık konması Kurran- Kerim'inAllah (C.C.) tarafından indirilldiğine şüphe götürmez bir kanıttır.bunu göremeyecekte göz yoktur

tekradan ben açayım

Putlarla devam edilse, yeni dinin farkı ne olacaktı ki? Tanrı teke indirildi. Tanrı'yı meşrulaştırmak, inandırıcılığını arttırmak için çeşitli ibadetler yapmak gayet mantıklı. Tabii bu ibadetleri öncelikle kendisi yapmak zorunda.

İnsanlara hoş gelecek şeyler vadedilmediğini de nereden çıkardınız, huriler, şehitlik mertebesi, savaşlarda ganimetler vs. ilk aklıma gelenler. Ayrıca o günün nüfuzlu kişileriyle mutlaka çeşitli anlaşmalar yapılmıştır. Rivayetler ilgi alanıma girmediğinden bu konuya girmeyeceğim.

İçkiyi, zinayı, hırsızlığı yasaklamak öncelikle ilahi bir durum değil ve uzun vadede insanlara huzur getirebilecek şeyler. Bugün medeni hukuku yazanlar peygamber ilan edilmediler. İçinde hem binlerce yasak bulunur, hem kişilerin haklarını koruyan maddeler yer alır. Peygamber de o gün zıvanadan çıkmış bir Arap kavmini düzeltme misyonu da üstlenmiş durumda. Yani öncelikle Tanrı meşrulaştırılmalı, sonra taraftar edinip iktidar ele geçirilmeli, sonra da gerekli yasalar hazırlanıp, topluma çeki düzen verilmeli. Bu süreç size neden bu kadar olağan üstü geliyor anlamıyorum.

Siz bu getirilen yasaklara birilerinin itiraz etmeleri gerektiğini düşünüyorsunuz. Mesela siz bugün anasayasa kalksın, mahkemeler kapatılsın, herkes canının istediğini yapsın ister misiniz? Yasalar insanlara zevkli gelebilecek birkaç şeyi yasaklıyor olsa da, uzun vadede insanlara faydası olan, insanların bir arada huzur içinde yaşamalarını sağlayan kurallardır. Bu tür kurallar iktidar sahiplerinin de lehinedir. Ayrıca bu yasaklar, yavaş yavaş, sindire sindire oluşturulmuş ve uygulanmıştır. Bir günde değil. Bana sorarsanız, uydurma da olsa, o günün zıvanadan çıkmış Arapları için getirilen bu yasaklar ve emirler iyi birşeydi. Ancak bugün birçok hükmün geçerliliğini yitirdiğini düşünüyorum. Mesela kimse, sırtın anamın sırtına benziyor diyerek karısını boşamıyor, dolayısıyla bu ayetin gereği kalmamıştır. Kur'an bence müthiş bir iş yaptı, ama o günün koşullarında.

hidayet571
13-08-2011, 20:10
evet bu yorumların üstüne bende ekleme yapayım Kuran-ı Kerim den daha iyisini yazdığınızı söylediğiniz başlığı açın ki o rda insanların gözünü boyama anlamlı yazdığınız hakların tamamının temeli İslamiyet zmanında atılmıştır.

sürekli insanlık insan sevgisinden bahsediyorsunuz ateistlerin insanlığı başkalarının haklarını gasp edemediklerinde biter sayfalarca forumunuz var siz niye açlık çeken insanlara müslümanlardan önce koşmuyosunuz nerde insanlığa yardım başlığı yada şunu sorun kendinize ben hangi insan için bu güne kadar ne yaptım Evet haklısınız Hz. Muhammed sadece kendi devrinin değil tüm devirlein en zeki insanıdır sizin mantığınızla devam ediyorum hiç bir kaynakta yok diyorsunuz ayın ikiye bölünmesi yine diyorsunuz ki mekkeye heryerden ticaret kervenları gelirdi yazdıklarını o gelenlerden öğrendi bu kadar zeki bir insan oraya gelecek kervanları düşünemedimi onu yalanlayacak bir kişinin insanları şüpheye düşüreceğini düşünemedimi

diyorsunuz ya çelişiyor diye siz forumun her başlığında kendinizle çelişiyorsunuz bir sayfada inanan çok kişi buldu kendine çünkü zorda olan fakirlere hitabeden şeyler yazdı diyorsunuz başka sayfada zengini dahada zenginleştirdi zengin dostu diyorsunuz

vartor
13-08-2011, 20:11
Kuran yokken, araplar birbirini mi girtlakliyordu? Yoksa muhammed ve genisleyen cetesi mi daha cok cana kiydi? Hem herseyi allah yapiyor dersiniz, hem de allahin kafir yarattigini yine allahin yardimiyla yok etmeyi, haraca baglamayi mantikli bulursunuz.
Ota da, b.ka da iman edenlerin ortak paydasi, korku ve beyin yikanmasi sonucu, kendi sacmaliklarini gorememeleri, bunun ornekleri forumlarimizda bile tonla mevcut. Inanirlarin kendi inandiklarina, tarihte gelip gecmis inanc sistemlerine inananlara "salak" gozuyle bakmalarina ragmen, "benimki en dogrusu" diye dayatmalari da, imanin gozleri nasil korelttiginin bir delili degil midir?

hidayet571
13-08-2011, 20:12
medeni hukukta içki zina yasak diyosun yani kaçıncı yüzyılda yaşıyosun sen

xzed
13-08-2011, 20:24
bu kadar zeki bir insan oraya gelecek kervanları düşünemedimi onu yalanlayacak bir kişinin insanları şüpheye düşüreceğini düşünemedimi


Onu yalanlayan bir sürü insan olmadı mı? Hatta muhammed bunlarla savaşmadı mı? Hatta kuranda "onları gördüğünüz yerde öldürün" diye ayet indirmedi mi? Yoksa bağışlayıcı allahın mı "onları gördüğünüz yerde öldürün" diye ayet indirdi?

Muhammed onu yalanlayanların da icabına baktı.

Ayrıca sen onu bunu bırak bize yabancı kaynak göster, ayı ikiye bölmek basit bir şey midir yahu, hiş kimse mi umursamamış ?

Bir de demişsin ki muhtacın yardımına ilk müslümanlar koşuyor bizden önce. Buna gülmemek elde değil. Filistinin etrafı müslüman ülkeyle dolu hiçbiri yardım etmiyor, suriyede ıırakta müslümanlar birbirini öldürüyor, norveçte hristiyan katliam yapıyor. Tarihte de vardı , cihad- haçlı seferleri. Dinler yardıma değil savaşa götürdü hep.

Saygılar

barristor
13-08-2011, 20:33
evet bu yorumların üstüne bende ekleme yapayım Kuran-ı Kerim den daha iyisini yazdığınızı söylediğiniz başlığı açın ki o rda insanların gözünü boyama anlamlı yazdığınız hakların tamamının temeli İslamiyet zmanında atılmıştır.

sürekli insanlık insan sevgisinden bahsediyorsunuz ateistlerin insanlığı başkalarının haklarını gasp edemediklerinde biter sayfalarca forumunuz var siz niye açlık çeken insanlara müslümanlardan önce koşmuyosunuz nerde insanlığa yardım başlığı yada şunu sorun kendinize ben hangi insan için bu güne kadar ne yaptım Evet haklısınız Hz. Muhammed sadece kendi devrinin değil tüm devirlein en zeki insanıdır sizin mantığınızla devam ediyorum hiç bir kaynakta yok diyorsunuz ayın ikiye bölünmesi yine diyorsunuz ki mekkeye heryerden ticaret kervenları gelirdi yazdıklarını o gelenlerden öğrendi bu kadar zeki bir insan oraya gelecek kervanları düşünemedimi onu yalanlayacak bir kişinin insanları şüpheye düşüreceğini düşünemedimi

diyorsunuz ya çelişiyor diye siz forumun her başlığında kendinizle çelişiyorsunuz bir sayfada inanan çok kişi buldu kendine çünkü zorda olan fakirlere hitabeden şeyler yazdı diyorsunuz başka sayfada zengini dahada zenginleştirdi zengin dostu diyorsunuz

Hangi haklarin Islama beraber verildigini ispat edebilirmisin?Belgeli olursa tadindan yenmez.
Peki ben sana sadece KADIN haklari konusunda Islamdan onceki Mekke ile Islamdan sonraki Mekke arasindaki farklari yazayim mi?Hemde belgeleri ile!

1-Islamdan once,kadina yasam ve diger sosyal haklar verilmeseydi,Muhammedden 15 yas buyuk olan esi Hatice nasil olurda Mekkenin en zengin kadini olabilirdi?

2-Muhammed daha dogmadan onlarca yil evvel kurulmus olan "Hilful Fudul" cemiyeti,cok onemli bir insan haklari orgutuydu.Hatta Muhammedde bu orgutte 20 yili askin sure gorev yapmistir.

Fakat bu cemiyet,Muhammedden once bir sure eski islevligini kaybetmis ve gecmisteki gibi ilgi gormemekteydi.Bunun yeniden canlanmasina sebep ise,bir Mekkelinin ,yabanci bir tuccardan zorla aldigi bir kiz vardir.Bunu duyan bu cemiyetin eski uyeleri hemen bu olaya mudahale etmisler ve o kizi istemeden gittigi Mekkelinin elinden kurtarmislardir.

Bu olaydan anlasilacagi uzere,bir kizin zorla alinmasi bile Islamdan once soz konusu degildi.

3-Yukardada degindigim gibi,Islamdan once bir kabilenin kizina veya kadin kolesine bile yapilan saldiri,tum kabileye yapilmis sayilir ve buyuk savaslara neden olurdu.

4-Kiz cocuklarini evlilige hazirlamak icin cemiyetler kurulur ve bu cemiyetlerde kiz cocuklari korunur ve kollanirdi.Hatta Sa'sa adinda bir kisi sayilari yuz ila ucyuz arasinda degisen kizlari ,velilerinden 3 deve karsiligi alir,kizlar evlilik cagina geldiginde bu hayir sahibi kisi ,hicbir ucret almadan bu kizlari velilerine teslim ederdi
Kizlarda o cemiyette aldiklari egitimle ve herhangi bir sikinti halinde geri donecekleri evlerinin olmasi garantisiyle,istedikleri ve gonullerinin el verdigi insanla evlenirlerdi.Bu cemiyet faliyetlerini gosterdiginde ,henuz Muhammede daha Islam masali teblig edilmemisti.

5-Muhammed henuz peygamber olmadan once Mekkede onlarca kadin doktor vardi.Hatta bunlardan bir tanesini ,Muhammed rahatsizlandiginda esi HATICE tarafindan ,Muhammede bakmasi icin eve getirmisti.(Kaynak : Riza Savas'in "Muhammed devrinde kadin" kitabi sayfa 23.)

6-O devirde Islamin tam tersine ,kadininda bosanma hakki ve bunu soyleyebilme yetkisi vardi.Hatta evlilik yapilirken bu madde ,sahitler gozetiminde kayda alinirdi.

7-Islamiyetten once dayak yiyen kadin,ailesi tarafindan kocasindan geri alinabilirdi.Ama ne zaman Islamiyet geldi ve NISA 34 gibi ayetler yazilmaya baslandi,artik ondan sonra hic bir aile buna cesaret edemedi.

8-Islamdan once bir kadin ,yani anne ,uygun gordugu taktirde kizinin evlenecegi erkegi secebilir veya onay verebilirdi.Fakat bugun gunumuzde bile Islamla yogrulmus hic bir ailede ,kiz annesinden istenmez ,baba yasadigi taktirde,bu yetkiyi kullanmak babaya aittir.

Eger buna, o devirden bir ornek istiyorsaniz,Muhammedin zengin esi Hatice Muhammedden olan kizi Zeynebin nikahini kendisi kiymistir.
Buna ya "para onda huzur onda" denir,yada daha Islam gelmedigi icin kadina verilen deger denir.

9-Islamdan once bazi durumlarda kadinin hakemligine basvurulurdu.(Kaynak: Nesep tespitinde bu kadinlarin uzunca bir listesi verilmistir)

10-Islamdan once kadinlarda erkeklerle beraber siir yarismalarina katilir ve bir cok kezde onlari geride birakirlardi.Daha sonra ve gunumuzde dahi Kadin ve Erkegin ortak yapmis olduklari etkinliklerin tamamina, Islam tarafindan son verilmistir.(Kaynak: Riza Savasin ayni kitabi sayfa 25)

11-Islamdan once bir cok kadin hukumdarlar olmus ve ulkelerini yonetmislerdir.Hatta bununla ilgili bilgileri Kuranda bile gorebiliyoruz.

NELM SURESI
32. (Sonra Melike) dedi ki: Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan (size danışmadan) hiçbir işi kestirip atmam.
33. Onlar, şu cevabı verdiler: Biz güçlü kuvvetli kimseleriz, zorlu savaş erbabıyız; buyruk ise senindir; artık ne buyuracağını sen düşün.

Bu ayetlerde gecen MELIKE,Suleyman zamaninda yasamis olan ve BELKIZ adinda bir kadin hukumdardir.Ayetlerdende cok rahatlikla anlasilacagi uzere,bu kadin bir konuda vezrilerinden yardim istemekte ama vezirler hukmun onda oldugunu soylemektedirler.Yani bir kadinin soyledikleri onlar icin buyruktu.

Uzun lafin kisasi,Islamdan once olan haklar,islamdan sonrakilerden kat be kat fazladir.

Ihtiyac sahiplerine yardim konusuna gelince,sadece Innacsiz insanlarin hayvana verdigi deger bile,sizin insana verdiginiz degerden fazladir.Ama hicbir inancsiz ,sizin gibi yalakalik yapmak adina yardimda bulunmaz,bunun reklamini yapmaz.

Estiva
13-08-2011, 20:39
evet bu yorumların üstüne bende ekleme yapayım Kuran-ı Kerim den daha iyisini yazdığınızı söylediğiniz başlığı açın ki o rda insanların gözünü boyama anlamlı yazdığınız hakların tamamının temeli İslamiyet zmanında atılmıştır.

sürekli insanlık insan sevgisinden bahsediyorsunuz ateistlerin insanlığı başkalarının haklarını gasp edemediklerinde biter sayfalarca forumunuz var siz niye açlık çeken insanlara müslümanlardan önce koşmuyosunuz nerde insanlığa yardım başlığı yada şunu sorun kendinize ben hangi insan için bu güne kadar ne yaptım Evet haklısınız Hz. Muhammed sadece kendi devrinin değil tüm devirlein en zeki insanıdır sizin mantığınızla devam ediyorum hiç bir kaynakta yok diyorsunuz ayın ikiye bölünmesi yine diyorsunuz ki mekkeye heryerden ticaret kervenları gelirdi yazdıklarını o gelenlerden öğrendi bu kadar zeki bir insan oraya gelecek kervanları düşünemedimi onu yalanlayacak bir kişinin insanları şüpheye düşüreceğini düşünemedimi

diyorsunuz ya çelişiyor diye siz forumun her başlığında kendinizle çelişiyorsunuz bir sayfada inanan çok kişi buldu kendine çünkü zorda olan fakirlere hitabeden şeyler yazdı diyorsunuz başka sayfada zengini dahada zenginleştirdi zengin dostu diyorsunuz

Yasalar hazırlanırken elbette geçmiş tecrübelerden ve buluşlardan faydalanabilir ve günün durumuna ve ihtiyaçlarına göre mükemmelleştirilmeye çalışılır. Kur'anın getirdiği hükümler zıvanadan çıkmış bir kavim için iyi olabilir (ki bazı arkadaşlar, o devrin insanlarının hiç de dindarlarca iddia edildiği gibi zıvanadan çıkmadıklarını düşünüyorlar, bu islamı şirin ve faydalı gösterme girişimi olabilir). Ama yansımaları bugün bile devam eden, kendinden olmayanı döven, öldürenlerin türemesine yol açan, vb. zararlı yasalar da var anlaşılan. Ya da millet 1400 yıldır Kur'anı yanlış yorumluyor. Dünyanın her yerinde insanların bir arada huzur içinde yaşayabilmeleri için birşekilde yasalar yapılmıştır. Araplara özgü birşey değil, ilahi bir durum hiç değil. Bugün şeriatle yönetilen 3-5 ülke dışında, anasayasını Kur'ana göre oluşturan kaç ülke var? Demek ki Kur'anın yasa yapan, siyasetle uğraşan tarafına bugün ihtiyaç yok. Zaten tüm zamanlara gönderilmiş olan bir Kur'an ve peygamber aslında siyasetle, yasalarla uğraşmamalıydı. Peygamberin ne işi vardı şah veya padişah olmakla. İşi gücü Tanrı'yı tanıtmak ve ahiretle ilgilenmek olmalıydı.

Sadece o günkü kişileri ilgilendiren, onları düzeltmeye/hizaya sokmaya/itaat ettirmeye (bir tanesini seçin) çalışan ayetler var. Bugün Allah bir peygamber gönderse, peygamberin işi olur muydu bu tür şeylerle. Sadece ahiretle uğraşırdı. İktidara gelmeye de çalışmazdı. Gerçi koca peygamber, seçimlere girse kesin kazanırdı ama gerek yok böyle birşeye.

İlk mesajınıza cevap vermiştim ama birşey eklemek istiyorum. Dediniz ki, namaz, oruç gibi ağır ibadetler neden koymuş, kimse neden itiraz etmemiş. Öncelikle bunlar ağır ibadetler değil, hele de gerekli gazı almışsanız. Bir de o günün insanlarını düşünün, bugünki gibi bir iş temposu yok. Siz bu ibadetlere itiraz edilmeliydi diyorsanız, size ağır geldiği anlaşılır. İmanınızı bir yoklayın hocam, sanki kendinizi deşifre ettiniz. Bana vakti zamanında hiç mi hiç ağır gelmiyordu da.

Bu arada bir sonraki yazınıza da cevap verelim. İçki, zina derken medeni hukuk topluma zararlı olabilecek şeyleri yasaklar. Amaç, insanların adam gibi bir arada yaşayabilmelerini sağlamaktır. İçki yasak değilse, topluma bir zarar vermiyor demektir. Kişisel görüşlere göre yazılmaz kanunlar. Mesela ben de içkiye karşıyım ama bu birşeyi değiştirmez, çoğunluğun menfaati gözetilir. İçki içiyor diye değilse bile, içip birine zarar verirse yasa ile muhatap olur kişi. Tek tek kişilere hoş gelmeyen, zevkini kısıtlayan bazı yasaklar, toplumun menfaati için konulmuş olabilir hatta uzun vadede kişiye de faydalı olabilir.

barristor
13-08-2011, 20:54
Dur sana birde bu AYIN BOLUNMESI masalinin resmini gostereyim,gene sizin kaynaklardan.

Bak ,solda dagin arkasinda işerken ayin bolundugunu goren adamida sayarsak ,goren insan sayisi bir elin parmaklarini gecmez.:)

http://img713.imageshack.us/img713/6874/22248017.jpg

apsimon
14-08-2011, 02:45
hidayet571 haklı olarak isyan ediyor. Mit Muhammed'dir, kur'an değil. Kur'an ın Muhammed tarafından yazıldığını düşündüğümüz sürece mit daha da büyür.

Kur'an nın Muhammed tarafından yazıldığına dair hiçbir delil olmamasına rağmen bir arap mitolojisi (içinde dönemin diğer unsurlarıda vardır) nin doğru olduğu kabulü üzerinden tartışma yapılıyor. İstenmese de algı buna müsade ediyor.

Sen Muhammede dönemin en zeki insanı dersen hidayet571 tutar bu lafı çevirir çevirir yüzüne vurur.

Kur'an la Muhammed'in ayrı ayrı tartışılması gerekiyor.

hidayet571
14-08-2011, 05:11
bir din uğruna yapılan savaşlara bak birde rı bir irk saf bir ırk yaratmak için darvinin sapık fikirlerinden etkilenerek yapılanlara hangisi daha insancıl anlarsın o zaman

apsimon
14-08-2011, 06:27
bir din uğruna yapılan savaşlara bak birde rı bir irk saf bir ırk yaratmak için darvinin sapık fikirlerinden etkilenerek yapılanlara hangisi daha insancıl anlarsın o zaman

Anladığım kadarıyla ırakta ki çocuğun gözyaşı seni etkilemiş...
Gücenmezsen sana bir kitap önerim var. http://www.ilknokta.com/urun/56338/Sevginin-ve-Siddetin-Kaynagi.html

Ben kötülükleri tanrıda bulmuyorum. İnsan dan geliyor. Darvin i okumadığında ortada, adam binlerce canlı türünü araştırmış bir zahmet onlarıda incele...

image666
16-04-2012, 04:40
Ne guzel degil mi arkadaslar herkes kendince yorum yapiyor. Onca din alimi yorum yapiyor. mesela teberi! kuranin derin anlamlar icerdiginden bahsediyorlar. insan beyniyle bu anlamlaria yorum getirecek kadar da zeji olduklarini sanuyorlar. hem de kurandaki, kimse allahin gizli sirlarini allahtan baskasi bilemez, ayetine ragmen!!! ayetlerdeki celiskileri bir yana birakalim, o kadar yorumu var ki dort buyuk mezhep cikmis ortaya. mezhep aciklamalari da dinin tasavvufi yorumundan baska birsey degil. hem tasavvufu kullanarak yorum yapacaksin, hem de tasavvufun ozu olan zahirilige inanmayacaksin. bilindigi gibi batinilik, kuran ayetlerinin ozunu bulup cikarma felsefesidir. ikisi ayni sey. gerci mevzubahis din ise mantik kullanmak sacma. Aklima geldi hatirlatayim dedim. Saygilar...

AhbAp
16-04-2012, 09:29
Bazı yorumlarda, "İkra"nın farklı anlamalara gelebileceği belirtilmiş. Mesela "söylemek" gibi.

Bu durumda şimdi nasıl oluyor?

Cebrail: İkra! (Söyle, konuş, deyiver, dile getir)
Muhammed: Ben İkra bilmem! (Söylemek bilmem, bugüne kadar pek konuşmadım, deyivermedim hiç, dile getirmek nedir bilmiyorum)

Konuşmayı mı bilmiyormuş, tekrar etmeyi mi? Yoksa tam anlamı olan okumayı mı? Bu iş bir açıklığa kavuşturalım.

vartor
16-04-2012, 15:50
Vahiy yazili gelmiyor ki okuma bilmesinin bir anlami olabilsin. Yazarin kendisi oldugunu dusunecek olursak, bu sozden ne menfaat bekledigini dusunmemiz lazim. herhalde kendisinin yanlis anlayabilecegini ima edip, ilerde celiskiye dustugunde, siyrilacak acik kapi birakmis olabilir.

Ozden Kurt
16-11-2014, 14:59
Bazı yorumlarda, "İkra"nın farklı anlamalara gelebileceği belirtilmiş. Mesela "söylemek" gibi.

Bu durumda şimdi nasıl oluyor?

Cebrail: İkra! (Söyle, konuş, deyiver, dile getir)
Muhammed: Ben İkra bilmem! (Söylemek bilmem, bugüne kadar pek konuşmadım, deyivermedim hiç, dile getirmek nedir bilmiyorum)

Konuşmayı mı bilmiyormuş, tekrar etmeyi mi? Yoksa tam anlamı olan okumayı mı? Bu iş bir açıklığa kavuşturalım.

Kütübü sitte (http://www.hadis.resulullah.org/index.php?s=oku&id=2787)'de, "ikra" emrine karşı muhammed'in verdiği cevap tam olarak ما أنا بقارئ Şeklinde geçiyor. Bunun da latin harfleriyle transliterasyonu "Ma ene bi kariin" şeklinde okunur ki, bilmek/bilmemek fiilinin kullanılmadığı açıktır.
ما انا بقارئ
ma: Olumsuzluk edatı
ene: Ben
bi kariin: Okuyucu

Cümlenin sonunda gördüğünüz "Kari" kelimesi, ikra emrinin de mahreci olan karae (قرأ / okudu) fiilinin ism-i faili'dir. Olumsuzluk edatı ma(ما) ise, Kari (قارئ /okuyucu) olma durumunu olumsuzlamaktadır. Yani cümleyi "Ben okuyucu değilim" veya "Okuyuculuğu kabul etmiyorum / reddediyorum" şeklinde tercüme edebiliriz. Zira, bu cevabın, bir soru cümlesine karşı değil de, "İKRA" emrine karşı verildiğini düşündüğümüzde en doğru çeviri bu olsa gerek...

Fakat burada kullanılan okuma (karae) fiili yazılı bir metnin okunmasından ziyade, "sözlü bildirimde bulunmak" anlamındadır. Örnekse araplar "ikra selami ala fulanin (selamımı filan kişiye oku) derler. Bu emre icabet eden kişinin okuma (karae) fiili ise, Haber (selam) iletmek/söylemek/bildirmek mahiyetindedir. Aynı şekilde ikra'bismi rabbikellezi (Rabbin adına oku) cümlesi de "Rabbinin sözlerini bildir" anlamında kullanılmış olmalı. Karae(قرأ) fiilinin BİLDİRMEK anlamına gelen bir okuyuş olduğu aşağıdaki ayetten de net şekilde anlaşılmaktadır:
Şuara 198-199: "Eğer biz o zikri bir acemiye idirseydik de o, onlara onu okusaydı (karae'hu) yine ona inanmazlardı"

Görüldüğü gibi, Allahın zikrinin (ayetlerinin) insanlara bildirilmesi, iletilmesi, tebliğ edilmesi karae (قرأ) fiili ile yapılmakta. O halde bu fiilin emir kipi olan "ikra" kelimesini de Bildir, Tebliğ et, söyle, davet et vb. çevirebiliriz.

Elhasılı, söz konusu cümledeki MA edatı ile KARİ'lik olumsuzlandığına göre, "ikra'bismi rabbikellezî" emrine karşı "ma ene bikariin" cevabını veren kişi, "Rabbin ayetlerini tebliğ etme görevini kabul etmiyorum / reddediyorum" demek istemektedir aslında !

aliyarasfal
17-11-2014, 11:33
Sayın Özden Kurt;

Şuara 198 de zikirden bahsedildiğinide nerden çıkardınız?Kalbine indirmek ancak arapça ve apaçık bir dille cümlesi Oysa önceki ayetlerde zebur sözcüğü üstünden yazılı sayfalardan (196) bu indirilenin var olduğuna vurguyuda yani yazılı metinlerden bahsedildiğini düşünürsek bahsedilenin bir sayfa yada sayfalar olduğunu(yazılı metin) ve açık bir arapçadan 195 tede bahsini göz önüne aldığımızda ve ayrıca acemi birinden değil, acem, yabancıdan bahsedildiğini yani arap olmayan bu dile yabancı birinin okumasıdır ki anlamayacaklarından okunanı iman etmeyeceklerini kısaca vurgudur anlatılan.


Bu nedenle ikra (okumayı) burda tebliğ olarak tam ve kesin ifadedir demek mümkün değil. Bu kuranın iddiasıdırki kuranı tebliğ görevini ifade eden (sözlü) bir çok ayetde bulursunuz, belagat asıl sözlü iletme bu sözcüktür ve ikra ile aynı anlam yüklemek çokta doğru değildir.

Zaten teblig sözcüğününde kökeni bu kelimedir.

Maide 67

Yâ eyyuhâr resûlu bellig mâ unzile ileyke min rabbike

Ey resul, sana rabbinden nazil(indirilen) olan şeyi tebliğ(ilet-bildir) et.

Yani ikra bu kadar net anlamı olan tebliğ varken ve oldukçada çok kullanılmışken yerinde bu görevi yüklemeye çalışmak ikraya ve anlam tartışmalarına yol açamayı göze almak çokta geleceği bilen, ne dediğini bilen tanrı kavramı iddiasıyla örtüşmez.Ya o özenmemiş, ya burda yazan ile anlattığı aynen neyse odur.

Ha bu yazarın keyfidir, size mi soracak diyen çıkabilir, sıradan herhangi bir roman ise ve bir insanın yazdığı kadar özen taşımıyorsa sorun yok.

Şimdilik saygımla gittim...

Ozden Kurt
17-11-2014, 17:56
Ve lev nezzelnahu ala ba'dıl a'cemin: Biz o'nu bir aceme indirseydik
Fe karaehu aleyhim: o acem(fe) O'nu onlara okusaydı...

Yukardaki ayette "ve lev nezzelnahu (biz o'nu indirmiş olsak)" cümlesindeki mef'ul, yani "indirme fiilinden etkilenen şey" nedir ? Ya da bir başka ifadeyle, "O" zamiri ile kastedilen şey ? işte o şey şimdilik muallak. Fakat ben O'na "ZİKİR" dedim. "söz" de diyebilirdim, "ayet" de diyebilirdim. Ama zebur diyemezdim. Sebebini en sonda açıklayacağım fakat öncelikle okunan(karae fiilinin maf'ulü) şeyin neden yazılı metin olmadığını izah etmeye çalışalım:

Şuara 196: Ve innehu lefi zuburil evvelin (muhakkak ki O, öncekilerin sayfalarında vardır)

Evvelkilerin sayfalarında olan "O" şey" nedir ?
Cevap: "Muhammed'in kalbine inen O şeyin aynısı.
"Şimdi, Kalbe inen bir şeyin "yazılı metin" olması düşünülemeyeceğine göre, burada kastedilen şudur: "Senin kalbine indirdiğimiz O şeyi daha öncekilere de indirdik ve onlar O'nu yazıya çevirerek sayfalarına kaydettiler. Böylece o şey, öncekilerin sayfalarında da mevcuttur"

zaten okuma(karae) fiilinin mef'ulü olan o şeyin, öncekilerin sayfalarında yazılı halde bulunması, karae fiilini mutlaka "yazılı bir metni okumak" anlamında kullanmamızı gerektirmez. ! Örnekse, Namaza çağrı için okunan ezan, kitap sayfalarında da yazılıdır. fakat ezan okuyan Müezzin'ler bu fiili gerçekleştirirken kitap kullanmazlar. Bilakis onların okuma fiilleri, "ezberden sözlü bildirim / sözlü çağırı"dır.
Şuara suresinin 199. ayetinde geçen "karaehu aleyhim (o'nu onlara okusaydı)" cümlesinde, yazılı bir metinden bahsediyor olsak dahi, o yazılı metnin bir başkasına okunması, yine sözlü bildirim demek değil midir...? Elbette öyledir...
Öyle olduğu için biz arapların "ikra selami ala fulanin" dediklerini, bunun da, "bir haberi(selamı) sözlü olarak bir başkasına bildirmek/tebliğ etmek" mahiyetinde olduğunu söylemiştik daha önce...



İKRA NEDİR ?
İKRA kelimesinin mahiyetini keşfedebilmek için evvela karae fiilinin bir diğer önemli nosyonunu olan kur'an keliemesinin mahiyetinin de deşifre edilmesi şarttır. Ekseriyetle bu sözcük müslümanların kutsal kitabının alem (özel) ismi sanılır. Oysaki kur-an, Allahtan inen şeylere (ayet, söz, zikir vs.) muhammed tarafından kazandırılan bir sıfattır. Biraz daha açmak gerekirse; Tıpkı İKRA emri gibi, KUR'AN sözcüğü de Karae (قرأ) fiili'nden türemiş olup, fulan vezninde "OKUMAK" anlamına gelen bir mastar.. Fakat mevcut mushafın bir çok pasajında da görüldüğü gibi, bu sözcük mastar anlamından ziyade, daha çok mef'ul anlamıyla kullanılmaktadır; okuma fiilinden etkilenen şeyi (okunanı) gösteren bir kelimedir yani. Örnek olarak inşikak suresinin 21. ayetini gösterebiliriz.

"iza kurıe aleyhimul kur'anu la yescudun:
onlara okunduğu zaman kur-an'a secde etmediler"

Ayete de görüldüğü gibi kur-an sözcüğü, karae(قرأ) fiilinin mef'ulü olarak gelmiş. Buna göre ayetin Türkçeye tam çevirisi şöyle olmalı:

"onlara okunduğu zaman okunan'ı kabul etmediler"

Bu pasajda da çok net şekilde görüldüğü gibi, "Okunan" anlamında bir sıfat olarak kullanılmıştır kur-an... Pek ala neyin sıfatıdır ? İşte bu sorunun cevabı da en başta muallak bıraktığımız "O" zamirinin tekbül ettiği kavramda bizi bekliyor:

Muhakkak ki biz sana yakında ağır bir söz ilka edeceğiz. (Müzzemil 5)
Muhakkak ki o, gerçekten Kerim bir Resul'ün(cebrailin) sözüdür. (Tekvir 19)
O kovulmuş Şeytan'ın sözü değildir (Tekvir 23)
Muhakkak ki O, sana ve kavmine bir zikirdir. siz(ondan), sorumlu olacaksınız. (Zuhruf 44)

Gördüğünüz gibi Allah veya cebrail tarafından, muhammede indirilen "O ŞEY", "zikir, söz veya ayet" olarak mahiyetlendirilmiştir.

Allah'ın zikrine, sözlerine ya da ayetlerine kur-an denilmesinin sebebi ise, bunların bir okuyucu(kari / قارئ) tarafından insanlara "okunmuş" olmasından dolayıdır. Lingustik açıdan, sesli şekilde muhataba veya muhatablara okunan her şeyin sıfatıdır kur-an (okunan). Söz konusu(okunan) şey: şiir, ezan, düğün davetiyesi ve hatta selam dahi olabilir...
Örnekse, ben bir kişiye, "aliyarasfal'a selam söyle" dediğimde, o kişi gidip benim selamımı aliyarasfal'a söylerse, bu durumda benim gönderdiğim selamın bir sıfatı kur-an'dır(söylenen / okunan anlamında). Eğer arapça lugatleri açıp bakarsanız "ikra" kelimesine verilen anlamlardan birinin de "selam söylemek" olduğunu görürsünüz. Zaten bu yüzden daha önce de "ikra selami ala fulanin" örneğini vermiştim. Bu örnek cümle ile "ikra'bismi rabbike" cümlesinin mahiyeti tamamen aynıdır. Benim verdiğim örnekte okunacak şeyin "selam" olduğu açıktır. söz konusu ayette ise, okunacak şey muallaktır; tek fark bu..



Nihayet, alak suresinin 1. ayetinde muhammede emredilen şey karae fiilinin faili olmaktır diyebiliriz. Emrin amacı ise, Allahın ayetlerine, kur-an (okunmuş) sıfatını kazandırabilmek...

Zira Allahın ayetlerinin bildirilmiş, okunmuş, tebliğ edilmiş yani kur-an sıfatını kazanabilmiş olması için, öncelikle okuyucunun(kari)'nin okuma(karae) fiilini işlemesi gerekmektedir. Tam da bu sebeple muhammede İKRA/BİLDİR emri verilir. Muhammed bu emre icabet edip Allahın ayetlerini insanlara bildirince(okuyunca), bildirilen(okunan) ayetler, "okunan / bildirilen şey" manasında kur-an sıfatını kazanırlar.

aliyarasfal
17-11-2014, 18:35
Sayın Özden Kurt;

Kalbe indirilen(nazil) inançsal bir terimdir; Anlamı ayan olmak- kalb ile algıladığı yada kavradığı insanın bahsi meşhurdur kuranda.İslamın tüm kaynaklarıda bu çeçevede iletişimi kalbe indirilmesiyle anlatır durur. Oysa insanın bu işlevini yani algıyı, kavramayı beyin yapar ki bu ayrı konu, bunu görmezden gelelim, cebrail ne işe yarar bu durumda?

Kalbe iner mi? Yoksa cebrail gelir okur mu? Aslında öyle çok sorusu olan ama net cevap olmayan konulardayız.

Sizin dil ve yapı üstünden yaklaşmanızı hiç yadırgamıyorum, ki kullanımınız ve yüklediğiniz anlam gayet doğrudur, ancak biz iki somut insan arası iletişimden, konuşmadan söz ediyor olsaydık tartışılmazdı bile dilsel kullanım.


Hiç bir bilgisi elimizde olmayan kavramlar, tanrı-cebrail-vahiy-kalbe inmek ile ilişkili diyalogları ve eylemleri kullanılan dil üstünden kuralları ile budur demek çok iddialı bir yaklaşım.


çünkü sorun dil değil, dayandırıldığı kavramlar, ilişki kurulun ve atfedilen soyutluklardır.Kuranda neler görürüz? Cebrail ile vahiy indirme. cebrail nasıl getirir bu vahiyleri? Sözel? Yazılı? Var mı net bilgimiz? Bir çok yerde incili tevratı veya sayfaları biz indirdik derken ,bu indirme açık ve net yazılı mıdır? Sözlü müdür?

Sözlü ise kitap olarak sahiplenmek mantıklı mıdır? Yazın emri gördünüz mü hiç bir yerde? tevratta tanrı yüzyüze konuşurken sözlü iletirken, islamda aracı cebrail midir her ayeti getiren ve nasıl getirdiği belirsizken (sözlü-yazılı)yoksa kaç farklı yöntem vardır net konuşmak mümkün mü?


Bu nedenle sayfa indirmek, kitap indirmek, vahiy indirmek, zikir indirmek bu kadar karışık kullanılan bir kitabın içerdiği anlamı dil kuralları ve kullanımı iki insan arası diyalog bazında ele almak doğru yaklaşım mıdır?


Oysa bir tanrı aracı gönderiyor ve diyorki oku. Pardon bilgimiz nedir okudan kast ettiği üstüne gündelik dildeki anlamda gönderdiğine veya göndermediğine dair?Cebrail sayfa halinde getirmiş yada sözlü demiş deme şansımız dahi yok. Çünkü çok dar bir hayal gücünün ürünü basit diyaloglar.


Örneğiylede koydum ki belagat, sözlü iletme, tanrı kavramının "ne dediğini bilir" ön kabulünden yola çıkarak, orda o şey zikir mi sayfa mı, buna hiç kimse karar veremez. okunacak bir şey var demekte mümkün değil, yok demekte.


Yani kısacası dilbilgisi tamam , ancak anlam ve kavram üzerinden yeterli bilgiye sahip değiliz.Buda oraki kullanımın tam içeriğini kesin dille tespiti engelliyor.

Ya tanrınız burda sözel gündelik anlayışla konuşup tebliğ sözcüğü ki kuranda bol kullanılmıştır, es geçmiş, yada aynen okunacak bir sayfa üstündendir bu mizansen.

Kısacası, mantığınız doğru, ancak verdiğiniz örnek için, inançsal kavramlar ve dininizin kuran çerçevesinde kullandığı dil ve kavramlar ve tevrat-incil vesaireyi sahiplenme ve yetersiz sunduğu durumu belirleyici bilgi sıkıntısı bu yorumları kesin kabul etmeye yeterli değil.



Burda ali veliye değil, apaçık bir dilde tanrının "ne dediysem odur" anlayışına ve iddiasına sahip, özellik içerdiği varsayımı ya doğrudur, yada bu şekilde aliden veliye selam saldımdada bu kelime kullanılır tarzı bizi sonuca götürmeye yetmez.


Şimdilik saygımla gittim...

Ozden Kurt
17-11-2014, 22:14
İkra kelimesinin mahreci olan fiil, ibranice ve Süryanicede de kullanılıyor. Mesela, Süryanicede "kıryono" okumak demektir, emir kipi "ikri" olarak gelir. Bunun ism-i faili olan "Kari (http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/226.pdf)", aramicede inananlara Kitab-ı Mukaddesi okumak için kabul edilmiş bir din adamlığı rütbesi'dir..
Dikkat ederseniz söz konusu fiil, "bir kişinin gazete kitap gibi yazılı bir metni kendi kendine okuması" anlamında değil, başkalarına okuması anlamında kullanılıyor hep. Yani mef'ul (okunan şey) yazılı olsa dahi, fiil (okuma eylemi) sözlü / sesli. Bu da demektir ki, Muhammed'in bahsettiğimiz ayetleri sözlü, yazılı veya esinlenme yoluyla almasının hiç önemi yok... O, aldığı ayetleri insanlara sesli şekilde okumuştur.

Burada işin püf noktası "karae(قرأ / okudu)" fiilinin ism-i faili olan kari(قارئ / okuyucu)'luğun hangi maksatla kullanıldığı ! Çünkü muhammed'in reddettiği şey tam olarak "kari olmak" idi. Acaba bu kavram araplarda da bir din adamlığı rütbesi olabilir mi ? Muhammed'in kavminin sahip olduğu bir kutsal kitap yoktu fakat, Doğrudan ruhani alemle irtibat kurduğuna inandıkları bir takım insanlar vardı. işte onların, ilahi alemden (cinler ve melekler vasıtasıyla) aldıkları malumatları halka anlattıklarına inanılırdı. Örnekse, Arap cin şairlerinden ebu necm (ö.747) şöyle söylüyor: "Benim ve beşerden olan şairlerin (ruhani amilleri) vardır. ama onların cinleri dişi, benimkisi ise erkektir."

Söz konusu şairlerin ve kahinlerin mesleğe bir cin musallatı sonrası başladıklarına inanılmaktaydı. Süleyman ateş, hicr suresi tefsirinde bu hususa şöyle değiniyor:
"Eskiden arabistan'da... her cinnin seçtiği bir şair vardı. erkek veya dişi cin, sevgisine layik gördüğü adamın üzerine çullanır, onu yere atar, göğsünün üstüne çıkar ve onu dünyada kendisinin sözcüsü (okuyucusu) olmaya zorlardı. işte şiir seremonisi böyle başlardı. o andan itibaren o adama şair (okuyucu) denilirdi. şairle cin arasında çok içten bir ilişki kurulurdu. her şairin, zaman zaman kendisine ilham veren özel bir cinni vardı...


işte meşhur hira vakıasının da bu bağlamda ele alınması gerekmektedir. Çünkü Muhammed, kendisine musallat olan ruhani varlığın bir cin olduğunu sanıyor, bir cinin sözcüsü (okuyucusu) olmayı ise, hiç istemiyordu. Bu durumu eşi haticeye anlatırken şöyle söylüyor: "Ey hatice Ben bir ışık görüyor ve bir ses işitiyorum, bende bir mecnunluk (cinlenmişlik) olmasından korkuyorum" (bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 312)

Kendisine musallat olan ruhani amilin ikra emrine karşı, muhammed'in "ma ene bi kariin / ما أنا بقارئ" cevabını vermesi de bu nedenledir. Cümlede kullanılan olumsuzluk edatı ma(ما), okuma bilmeyi değil, "oku" emrini olumsuzlamaktadır aslında. Yani emrin faili (kari) olmayı, bir ruhani amirin memuru olmayı reddetmiştir muhammed ! Çünkü bir cin tarafından sözcülüğe zorlandığını düşünmüştü. Tam da bu nedenle 2 sefer İKRA emrini veren cebrail üçüncü seferde, cin olmadığını ve Allahın meleği olduğunu kastederek "RABBİN ADINA İKRA" demiştir. dikkat ederseniz, bunun üzerine muhammed, emri reddeden bir cümle daha kurmamıştır. Eve donüp eşi haticeye yaşadıklarından bahsettiğinde ise, hatice onu sakinleştirmek için şu cevabı vermiştir: "Asla korkma! Vallahi Allah seni rüsvay etmez." Daha sonra da bu varlığın gerçekten melek olup olamayacağına karar vermek için bir bilir kişi olarak varaka bin nevhele gitmişlerdir.

Nihayet hadiseyi, dönemin konjoktörünü de işin içine katarak bir bütün haliyle ele aldığınız zaman ikra emrinin mahiyeti kendiliğinden açığa çıkıyor zaten. "Rabbin adına oku" demek "Rabbinin sözcüsü ol" demektir ki, o zamanlarda muteber bir meslektir rabbin sözcüsü olmak (peygamberlik)
Şöyle de söyleyebiliriz: Şairlik, kahinlik ve peygamberlik mesleklerini icra eden kişilerin müşterek kimliğidir Kâriûn. "ma ene bikariin/ما أنا بقارئ" diyen muhammed'in reddettiği şey de tam olarak şairlik ve kahinliktir.



KARİUN = ŞAMAN
Tabiat ötesi bir varlıkla iletişime geçme iddiası, uygarlık tarihinden bile daha eski. Bu iddia ile ortaya atılan kişilerin iptidai lakapları "şaman" olarak bilinir. Tarihteki ilk sosyal statü olarak ortaya çıkan şamanlık, araplarda cin şairliği, kahinlik ve peygamberlik olarak tezahür ettiği gibi günümüzde de "medyomluk" ismi altında devam etmektedir.. Medyomlar / şamanlar, sıradan insanlar tarafından görülmeyen -tabiiat ötesi- varlıkları ve olayları duyularüstü bir cihetle görebilen ve ruhsal dünyayla fizik dünya arasında irtibat sağlayan kişiler olarak tanımlanır. Yani, metafizik bilgilerin tamamı esinlenme (içe doğma) yoluyla elde dilir. Bu cihetle iletişime geçmeye vahiy denilir ki aşağıdaki ayette de bunun tek yöntem olduğu açıklanmaktadır:

Allah'ın insanla konuşması sadece vahiy yoluyladır veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye resul(melek) göndermesiyledir (Şura 51)

Yani Allah, doğrudan kendisi vahyedebileceği gibi, bazı hallerde de bir meleği vahyedici olarak görevlendirir.
Bazen bir medyom başka bir medyomu aracı olarak da kullanabilir. Bu durumda ruhani varlık, aracı kişiyi konuşturur. (onun ağzından konuşur) Bu yöntemlerin tamamı esinlenmeye (vahye) dayalıdır. Hakeza Cinler de bu cihetle şair ve kahinlerle iletişime geçerler: "şeytanlar, mutlaka sizinle mücâdele etmeleri için velilerine vahyederler (en'am 121)" ayeti tam olarak bu iletişimden bahsetmektedir...

Şamanlık / Kariun (medyomluk), kişinin kendi insiyatifinde olmayan, ancak soydan tevarüs eden bir marifet, adeta Ruhlar tarafından dikte edilen bir görevdir... Özellikle çocukluk çağında sara nöbetleriyle başlayan ve menerik ismiyle bilinen bir hastalık, şamanlığın en büyük alameti olarak biliniyor. Bazen çok küçük yaşlarda başlayan bu hastalığa yakalanan kişiler, bir süre sonra Ruhlarla münasebet kurmaya başlarlar. Bunun ilk aşamasına "töz basıp yat" denir ki, "ruh basıyor" anlamına gelmektedir. Arap halk inancında cinlenme, mecnunluk olarak tabir olunan ahvalin ta kendisidir.. Cebrailin ikra emrine muhatab olan muhammed, cin musallatına uğradığını düşünerek bu emri reddetmiştir. Meselenin okuma yazma bilmekle uzaktan yakından ilgisi yok...

Neva
17-11-2014, 22:54
İkra kelimesinin mahreci olan fiil, ibranice ve Süryanicede de kullanılıyor. Mesela, Süryanicede "kıryono" okumak demektir, emir kipi "ikri" olarak gelir. Bunun ism-i faili olan "Kari (http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/226.pdf)", aramicede inananlara Kitab-ı Mukaddesi okumak için kabul edilmiş bir din adamlığı rütbesi'dir..


Sayin Ozden Kurt,
Hosgeldiniz diyelim bu arada, Ibranice'de nasil okunur bahsettiginiz fiil?

Ozden Kurt
17-11-2014, 23:01
ikra (okumayı) burda tebliğ olarak tam ve kesin ifadedir demek mümkün değil. Bu kuranın iddiasıdırki kuranı tebliğ görevini ifade eden (sözlü) bir çok ayetde bulursunuz, belagat asıl sözlü iletme bu sözcüktür ve ikra ile aynı anlam yüklemek çokta doğru değildir.

Zaten teblig sözcüğününde kökeni bu kelimedir.

Maide 67

Yâ eyyuhâr resûlu bellig mâ unzile ileyke min rabbike

Ey resul, sana rabbinden nazil(indirilen) olan şeyi tebliğ(ilet-bildir) et.

Tebliğ kelimesinin anlam çerçevesi daha geniştir; yazarak(ketebe) da tebliğ edebilirsiniz, okuyarak(karae) da tebliğ edebilirsiniz.
mesela, Alak suresinin ilk ayetindeki emir "ikra/oku" değil de, "uktub/yaz" şeklinde gelseydi, Allahın ayetlerine "kur-an" değil, "mektub" denilirdi.

Çünkü mektub, ketebe fiilinin mef'ulü olup "yazılan şey" anlamına gelmektedir. kur-an ise, karae fiilinin mef'ulü olarak "okunan şey" anlamında kullanılıyor. Ancak muhammede katiblik(yazıcılık) değil kari(okuyucu) olmak emredilmektedir. O da bu emre icabet ederek Allahın ayetlerine kur-an(okunan) sıfatını kazandırmıştır...

Ozden Kurt
17-11-2014, 23:05
Sayin Ozden Kurt,
Hosgeldiniz diyelim bu arada, Ibranice'de nasil okunur bahsettiginiz fiil?
ibranice bilmiyorum. Zaten iddia bana ait olmadığı için kaynağını da eklemiştim; Orada verilen malumat bu kadar malesef... Hoşbulduk.

Neva
17-11-2014, 23:31
ibranice bilmiyorum. Zaten iddia bana ait olmadığı için kaynağını da eklemiştim; Orada verilen malumat bu kadar malesef... Hoşbulduk.

Kaynaginizi gordum, ben kisisel olarak belki bilebileceginizi dusunerek sormustum. Anladim tesekkur ederim.

Felâsife
18-11-2014, 01:17
işte meşhur hira vakıasının da bu bağlamda ele alınması gerekmektedir. Çünkü Muhammed, kendisine musallat olan ruhani varlığın bir cin olduğunu sanıyor, bir cinin sözcüsü (okuyucusu) olmayı ise, hiç istemiyordu. Bu durumu eşi haticeye anlatırken şöyle söylüyor: "Ey hatice Ben bir ışık görüyor ve bir ses işitiyorum, bende bir mecnunluk (cinlenmişlik) olmasından korkuyorum" (bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 312)

Kendisine musallat olan ruhani amilin ikra emrine karşı, muhammed'in "ma ene bi kariin / ما أنا بقارئ" cevabını vermesi de bu nedenledir. Cümlede kullanılan olumsuzluk edatı ma(ما), okuma bilmeyi değil, "oku" emrini olumsuzlamaktadır aslında. Yani emrin faili (kari) olmayı, bir ruhani amirin memuru olmayı reddetmiştir muhammed !


Öncelikle bende hoş geldiniz demeliyim, hoş geldiniz.

Dediğiniz gibi RET olayı olsa, Muhammed aşırı derece korkmaz eve gelip kapanmazdı.
Zaten gelenin cin mi, cebrail mi, şeytan mı? ne olduğunu bilemediği için SÂFÇA bilmiyorum demiştir.
Tabiri caizse aklı çıkıştır, akabinde olanlarda RET/KABUL değil, etrafa sorup soruşturma şeklinde olmuştur ki herkesin beklediği peygamberliği Muhammed çevresinin baskısıyla da kucağında bulmuştur.

Özetle ne peygamber olduğunun nede olayın Vahiy, nede okuyucu olduğunun bilincinde olmama durumudur bu.
Zaten sonradan da "Sen din nedir iman nedir bilmezdin" de denmiştir.

Hasılı bu olay gayr-i iradi bir olaydır, zaten bundan sonra eğer denilenler doğruysa 3 yıl kadar hiç bir bağlantı olmadığı, Muhammed çıldırma noktasına kadarda gelmiştir.

Bu olay kimin başına gelse, kafasının karışmasından doğal bir şey yoktur.

.."KARİUN = ŞAMAN"..

Burada sanırım Şamanlarıda okuyucu olarak, dolayısıyla Vahiyle bağlantıladınız ama aynı şeyler değiller.

Şamanlar çok daha bağımsızlar, ayrıca kendilerini ispat etme gibi bir dertleride yok, halk zaten onları kabul ediyor.
Peygamberde kabul etme öyle kolay bir şey değil ki bunun için çoğunca savaş vermek zorundalar.

Şamanlıkta Örn. Bir hasta geldiğinde durun bana bir vahiy gelsin sonra cevap vereceğimde filan demezler, direk icraata geçiyorlar.
lakin peygamberde olay vahiyledir, kendiliklerinden olaya bir şey katamazlar.
Onun içinde okuyucudurlar, söyleyicidirler, vazifeleri geleni söylemektir.
Hatta Muhammed bu konuda sen sadece sana vahyedileni söyle diyede usülünce azarlanmıştır bile.
Olayları Tebliğ et geçtir genelde.

Fakat öylede korkuyordur ki Muhammed, uykusunda dahi yanında katipler bulunurmuş, olura uyanınca unuturum diye...
Bu bu denli devam eden bir korku aslında.

Medyumluk konusunda sanırım yakın zamanda bizde de Necla Çarpan olayı vardır, mesela onda ki olayda tamamen katipliktir, o da kendinden bir şey katamaz, ne söylenirse onu söylemek/yazmak zorundadır.

Nejla hanımda bir ameliyat sonrası bu işlere merhaba demiştir, hikayesini anlatıyordu kitabının birinde.

Aslında bu insanlar yalan söylemiyorlar, başlarına gelen neyse onu aktarıyorlar, bir nevi buna mecburda kalıyorlar, bu çok enteresandır.
Görünmeyen taraf şunu yapacaksın deyip zorlamasıdır, sonrası da malum.


Dediklerine inanacak mıyız? bu da ayrı mesele.
İnananlar ben inandım diyorlar!.
İnandın mı? inandırıldın mı?
Gerçek ne!

Hasılı pek gönül işlerinden değil bu mesele :D

Şamanlık / Kariun (medyomluk), kişinin kendi insiyatifinde olmayan, ancak soydan tevarüs eden bir marifet, adeta Ruhlar tarafından dikte edilen bir görevdir... Özellikle çocukluk çağında sara nöbetleriyle başlayan ve menerik ismiyle bilinen bir hastalık, şamanlığın en büyük alameti olarak biliniyor. Bazen çok küçük yaşlarda başlayan bu hastalığa yakalanan kişiler, bir süre sonra Ruhlarla münasebet kurmaya başlarlar. Bunun ilk aşamasına "töz basıp yat" denir ki, "ruh basıyor" anlamına gelmektedir.
Bunlara aynen katılıyorum ama Şamanlığın medyumlukla aynı şey değildir bana göre, neticede bu olayın yani bağlantı olayının çeşitleri var.
Şaman medyumluk özellikleri gösterebilir, lakin medyum da bu iş zor.


Arap halk inancında cinlenme, mecnunluk olarak tabir olunan ahvalin ta kendisidir.. Cebrailin ikra emrine muhatab olan muhammed, cin musallatına uğradığını düşünerek bu emri reddetmiştir. Meselenin okuma yazma bilmekle uzaktan yakından ilgisi yok...
Evet bu kısmada aynen katılırım, sanırım üste farklı algıladım ama okuma yazma bilseydi...de bir şey değişmezdi sonuçta.
Korku korkudur.
Belki adını bile unutmuştur o arada Muhammed.:)

Sevgiler

Ozden Kurt
18-11-2014, 03:57
Dediğiniz gibi RET olayı olsa, Muhammed aşırı derece korkmaz eve gelip kapanmazdı.


Muhammed'in korkusu, kendisini taciz eden, olan olağan dışı bir varlığın kontürolüne girmekti. bu gün olduğu gibi eskiden de insanlar meleklerden değil fakat cinlerden korkarlardı. Zira kadim arap halk inanışında cin musllatına uğrayan kişilerin bir süre sonra macnun olacağına (delireceğine) inanlır; cinlerden dost edinen şairlerin hepsine değilse de, bir çoğuna "mecnun şair (deli şair)" denilirdi.
Muhammed ise, şairlerden ve kahinlerden hoşlanmayan birisi olduğu halde, bu mesleğin özgür iradeyle seçilen bir meslek olmadığını, yani cinlerin diktesiyle zoraki olarak icra edilen bir görev olduğunu da bilirdi. işte onun korkusu, bu tür bir cin musallatına maruz kaldığını sanmasından dolayıdır ! itirazı ise, kendisine musallat olan cinin okuyucusu(sözcüsü) olmak istememesinden kaynaklanır !


Dediğiniz gibi RET olayı olsa, Muhammed aşırı derece korkmaz eve gelip kapanmazdı.
Zaten gelenin cin mi, cebrail mi, şeytan mı? ne olduğunu bilemediği için SÂFÇA bilmiyorum demiştir.

Cebrailin "oku" emrine karşı muhammed, okuma bilmediğini kastetmek isteseydi, Bilmek (يَعْلَمْ / ya'lem) fiilini kullanması gerekmez miydi ?
eğer ki, size yöneltilen bir emre karşı, bir olumsuzluk edatıyla karşılık veriyorsanız, kastettiğiniz şey, o emri olumsuzlamak olmalı değil midir ?
Muhammed'e "Okuma bilir misin" sorusu sorulsaydı, orada kullanılan "ma" edatının bilmek (ya'lem) fiilini olumsuzlamak (ma ya'lem) için kullanıldığını düşünebilirdim. Fakat ortada soru yok, emir var !

Mesela "gel uzza putunu ilah edin" diyen birisine "la ilahe illallah" derseniz, buradaki olumsuzluk edatı olan "LA" ile kastettiğiniz şey, Allahtan başka hiçbir varlığın ilahlığını kabul etmemektir. Bu cümleye "allahtan başka ilah yoktur" veya "allahtan başka ilah bilmem" gibi manalar verilse de, asıl mana "başka ilahların reddedilmesidir" Çünkü cümlede ne yokluk/varlık, ne de bilmek/bilmemek fiili geçiyor !




.."KARİUN = ŞAMAN"..

Burada sanırım Şamanlarıda okuyucu olarak, dolayısıyla Vahiyle bağlantıladınız ama aynı şeyler değiller.

Şamanlar çok daha bağımsızlar, ayrıca kendilerini ispat etme gibi bir dertleride yok, halk zaten onları kabul ediyor.

Şamanlık belki de insanlık tarihindeki ilk sosyal statüdür. Eğer bir takım konjoktürel, sosyokültürel farklılıkları görmezden gelirsek, söz konusu statünün araplar arsında cin şairliği ve kahinlik mesleklerinde tezahür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Zira şamanların toplum içindeki görevlerine bakıldığında onların, arap kahin ve şairleri ile aynı misyonu üstlendikleri açıktır: Gelecekten haber verme, olacakları önceden bilme, hastalara şifa dağıtma, metafizik varlıklarla münasebet kurma, kötü ruhlardan insanları arındırma gibi olağanüstü durumları yöneten insan konumundadırlar. Bundan dolayı da halk arasında saygın yerleri vardır. Kadim araplarda ise bu görevlerin tamamını üstlenenler, şair ve kahinler idi..

Tabii ki, peygamber olan kişi, sıradan bir şaman ile kıyaslanmaz. Mesela, şamanlar şifa ayinlerinde bir takım ruhlardan destek alırlar. Hakeza arap kahinler de şifa(rukye) ayinlerinde cinlerden destek alırlar. Peygamberler ise bu işlemi destek almadan yapmaktadırlar. Örnekse, Hırıstiyan inancına göre şifacı kişi, hastanın içine giren cini Baalzevul isimli lider cinden yardım alarak çıkarmaktadır. oysa isa, cinleri tanrının ruhuyla kovduğunu savunuyordu ve saire... şimdilik daha fazla ayrıntıya girmemize gerek yok gibi görünüyor.


ŞAMAN MUHAMMED
Mircea eliade bir şamanın vecd halini şöyle anlatır:
"şaman, ayin sırasında önce kendinde büyük bir yorgunluk hisseder, vücudu kasılıp titrer, göğsü daralır ve bir takım sesler çıkartarak ağlamaya başlar. ruhları çağırmak için "gizli dilde" ırlamaları uzattıkça uzatır, dalınca geçip kendisine ait değilmiş izlenimi veren garip ve yüksek bir sesle konuşur"

Ebu hüreyre ise hz muhammed'in vahy alış anını şöyle anlatır:
"vahiy nazil olurken en evvel vücuduna bir titreme gelirdi; kendisini bir tasa ve kaygi kaplar yüzü kül gibi olur, gözlerini kaparlar ve horultuya(benzer) siddetli siddetli nefes alirlardı"

Tıpkı bir şamanda olduğu gibi vahy alma anında muhammed'de görülen titreme, hırlama ve göğüste daralma gibi belirtilerinden bahseden sayısız hadis-rivayet vardır. Bunlar ondaki şamanlığın açık alameti değilse nedir ? Bazı insanlar şamanizmin salt habis ruhlarla ve cinlerle iletişim esasına dayandığı zannına kapılarak bu tür bir kıyası peygambere yakıştırmıyorlar. Fakat şamanlık esasında salt bu cihetle bakılmaması gereken bir sosyal statüdür. Duyarlı (psişik bakımdan hassas yapılı) veya özel yeteneklere sahip kimselerin toplumdaki misyonları, öte aleme ait bir takım ruhani varlık ile (melek/cin) ruhsal irtibat kurarak, onlardan aldığı tesirleri çeşitli tezahürler halinde dünyaya yansıtmaktır. Bu anlamda tarih sahnesinde gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin şaman olduğunu ve fakat onların kara şamanlarla, ve sıradan şair ve kahinlerle karıştırılmaması gerektiğini biliyoruz. Bir şamanın irtibat kurduğu ruhani amilin mahiyeti o şamanın da seviyesini belirlemektedir. Elbette peygamberler sıradan cinlerle değil, üstün güçlere sahip meleklerle iletişim kurmaktadırlar.

hz Muhammed'de gözlemlenen şamanlık alametleri kısaca şöyle sıralanabilir:
1- Ruhani bir amilden ilham almak
2- Kehanet
3- Şifacılık
4- Astral gezinti (miraç ve isra olayları vs)

aliyarasfal
18-11-2014, 04:09
Sayın Özden Kurt;


Eğer iş bize anlatılan ve ulaşan hikayelere birebir sadakatle doğru gözle bakacaksak, kelimenin ne kökeni önemli olur, ne hangi dilde nasıl kullanıldığı, elimizde tek kıstas olur, oda hikayenin anlatıldığı dönemde ve kullanıldığı dilde o zaman bazında nasıl anlam kazandığı yüklendiği gibi.


Bizde kavat kelimesinin kullanıldığı anlamı düşünelim. Orjinalinde iranda eski pers soylarından biridir ancak onların yaşam tarzı nedeniyle aykırılıkları bu sözcüğü bu anlamla günümüze taşımıştır.

Bakın varsayımsal rivayetlere göre, bir kelimeye kökene bakıp anlam yüklemek peşindeyiz.Ancak daha öncede belirtim, yazılı bir şeyden (kaynaktan) elde edilen bilgiyi başkasına okumak, sözlü iletmek te var işin içinde, sözlü elde edilen bilgiyi sözlü ilemekte. Okumak bunların hepsini kaplar elbette.



Olumsuzluk takısı konusunda sorun yok, ordaki sorun rivayetin ana kaynağının sadece bir inanç olması .Yani sadece olabilirlikten kurtulamadığına vurgudur kullanım şekli.


Ben okuyamam(yazılı bir metin olasılığı)Neden bilmek olması şart olsun.

olay olumsuzlamak.


ben tebliğliyemem(iletemem)(her ikisinide kapsar-yazılı-sözlü)

Neyse gayet güzel bilgiler ve doğru yaklaşım. Yeterli mi? O konuda emin değilim ancak hikayeye görede ihtimallerden biri ve dil kullanımı açısındanda uyumlu.

Teşekkürler geniş açıklama ve bilgi için.

Şimdilik saygımla gittim...

Felâsife
18-11-2014, 05:09
Muhammed'in korkusu, kendisini taciz eden, olan olağan dışı bir varlığın kontürolüne girmekti.
Sonuçta giriyor ama fark etmiyor ki değişen bir şey olmuyor.
Değişen nedir?

Muhammed ise, şairlerden ve kahinlerden hoşlanmayan birisi olduğu halde, bu mesleğin özgür iradeyle seçilen bir meslek olmadığını, yani cinlerin diktesiyle zoraki olarak icra edilen bir görev olduğunu da bilirdi. işte onun korkusu, bu tür bir cin musallatına maruz kaldığını sanmasından dolayıdır ! itirazı ise, kendisine musallat olan cinin okuyucusu(sözcüsü) olmak istememesinden kaynaklanır !
İtiraz etmesi önemli değilde gelenin ne olduğunu bilmiyor ki... bunuda başkalarından teyit yoluna gidiyor ki bu kısımıda enteresan.

Belkide cindi, Muhammed kesinlikle bundan emin olmadı, helede o 3 yıl içinde buna dair bir bağlantı olmayınca, intihara bile teşebbüs ettiğini okuduk kitaplarda.
Elbette yanında değildik, sonradan olmuştur belki ama şu bahsettiğimiz konuyuda nakledenlerin bildiklerini bile zannetmiyorum.
Olanı söylemişler eksik fazla orasını bilmem.


Cebrailin "oku" emrine karşı muhammed, okuma bilmediğini kastetmek isteseydi, Bilmek (يَعْلَمْ / ya'lem) fiilini kullanması gerekmez miydi ?
eğer ki, size yöneltilen bir emre karşı, bir olumsuzluk edatıyla karşılık veriyorsanız, kastettiğiniz şey, o emri olumsuzlamak olmalı değil midir ?
Muhammed'e "Okuma bilir misin" sorusu sorulsaydı, orada kullanılan "ma" edatının bilmek (ya'lem) fiilini olumsuzlamak (ma ya'lem) için kullanıldığını düşünebilirdim. Fakat ortada soru yok, emir var !
Emirde soruda olsa fark etmiyor ki buna Muhammed bir şey demiyor mu? öylece evine mi gitmiyor herhalde.


Şamanlık belki de insanlık tarihindeki ilk sosyal statüdür. Eğer bir takım konjoktürel, sosyokültürel farklılıkları görmezden gelirsek, söz konusu statünün araplar arsında cin şairliği ve kahinlik mesleklerinde tezahür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
İslamiyet öncesi Arap şairlerini inceledik, hatta forumda bir kaç konuda vardı, onlara zaten ŞİİR denmez.
Eğer biraz şiirden anlıyorsanız, onlarda ki olay zaten sizinde dediğiniz gibi, Cinli filan şiirler.
İnsan düşüncesinden süzülüp gelen şiirler değil, adeta vahy tabanlı şiirler.
(geleni olduğu gibi söylemek)

N. Fazıldı sanırsam bir kelime için bir şiirini 20 yıl filan bekletmiş, sırf oraya uygun kelimeyi bulmak için, bu da şair mesela.
O dönem Araplarda bu yok... dediğim gibi forumda vardı konusu.


Zira şamanların toplum içindeki görevlerine bakıldığında onların, arap kahin ve şairleri ile aynı misyonu üstlendikleri açıktır: Gelecekten haber verme, olacakları önceden bilme, hastalara şifa dağıtma, metafizik varlıklarla münasebet kurma, kötü ruhlardan insanları arındırma gibi olağanüstü durumları yöneten insan konumundadırlar. Bundan dolayı da halk arasında saygın yerleri vardır. Kadim araplarda ise bu görevlerin tamamını üstlenenler, şair ve kahinler idi..
Siz böyle diyorsunuz aksini zorlamayacağım, evvela Araplarda RUH bilgisi yok, hatta bu Muhammedde de yok, malum bunu soruyorlarda.
Peki bunu birde en basit Şaman'a sorsak, o ne derdi acaba.


Tabii ki, peygamber olan kişi, sıradan bir şaman ile kıyaslanmaz.
Bu tabi ne taraftan bakıldığı ile alakalı bir durum.
Uzatmak bencede gereksiz.


Tıpkı bir şamanda olduğu gibi vahy alma anında muhammed'de görülen titreme, hırlama ve göğüste daralma gibi belirtilerinden bahseden sayısız hadis-rivayet vardır. Bunlar ondaki şamanlığın açık alameti değilse nedir ?
Ya da bir Şamanın Peygamberliğine delalet değilse nedir(?)

Şöylede diyebiliriz.
Diğer milletlere habire peygamber gelmiş, Şaman kisvesinde, Tanrı adına değil ama ruhlar adına.
Araplara bir tane Şaman gelmiş peygamber görünümde, Yahudilerde bu işin içinde, ortalığı hallaç pamuğuna çevirmişler.

Bir Şaman topluluğunda, başka bir topluluğu ZORLA Şamanistliğe zorlama duyulmadı.
Lakin Peygamberlerde bu duyuldu, elanda etkileri devam ediyor...ikisi aynı şey nasıl olabilir.
Burada sıkıntı var maalesef.


Bu anlamda tarih sahnesinde gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin şaman olduğunu ve fakat onların kara şamanlarla, ve sıradan şair ve kahinlerle karıştırılmaması gerektiğini biliyoruz.
Bahsettiğiniz elbette çok sıradansa zaten karışmaz ama hakkını veren Şamanla da hakikaten karıştırılmaz...


Elbette peygamberler sıradan cinlerle değil, üstün güçlere sahip meleklerle iletişim kurmaktadırlar.
Bakalım o Melek denilen gerçekten Melek mi?
Ya da şöyle söyleyeyim, binlerce yıldır ruhlar vardı da bu melekler nereden çıktı?
Heleki dağlarla, sularla, ormanlarla vs.lerle konuşan Şamanlar bunları nasıl es geçti?
Acaba sonradan gelenler, yanılmış olamazlar mı?

Sonuç itibariyle burada yanılanlar ya "Şamanlar" ya da "Peygamberler"

Biri ruhu biliyor, meleği bilmiyor.
Biri meleği biliyor, ruhu bilmiyor.
Tanrı meselesini hiç karıştırmıyorum bile.