Orijinalini görmek için tıklayınız : ŞEYTAN AYETLERİ
Puta tapmak Islam''daki en buyuk gunahdir. Oysa, Putperestlik butun Arap kabilelerinin dini idi. Ozellikle Kureys''liler bu konuda oldukca tutucu bir davranis icinde idiler. Muhammed''in tek tanri kavrami O''nun ve ona inanan ilk muslumanlarin ateistlikle suclanmasina neden olmustu.. Kureyslilere gore Allah bile olsa tek tanriya tapma ile ateizmin pek farki yoktu.. Ne kadar cok tanri varsa o kadar iyi idi..
Muhammed''in gorevinin basladigi ilk yil, Mekke sakinlerinden fakir, genc ve ezilmisler muslumanligi kabul etmislerdi. Hatta oyle bir zaman geldi ki, hemen butun Mekke Muhammed''in Allah kavramini onaylamaya baslamisti. Cunku ne de olsa Allah, Araplarin eski bir putu idi.. ve zaten her kes O''na dua etmekte idi. Kabe bile Allah''in adina insa edilmemis miydi? Ama Araplar Allah''in yani sira ,diger kucuk Tanrilara da tapiyorlardi.. Muhammed onlara tapmanin gunah (sirk) oldugunu henuz aciklamamisti.. Sessiz ve derinden ilerliyordu.. Aceleye gerek gormuyordu..
Gorevinin ucuncu yili Muhammed gercek niyetini acikladi... Allah disinda hic bir puta, Tanriya tapilmayacakti.. Mekkeliler buna buyuk bir tepki gosterdiler ve bir gece icinde muslumanlarin cogu Islam''i terketti.. ve Muhammed''e sadik kalanlar nefret edilen ve hakir gorulen bir azinlik durumuna dustuler.. Muslumanlar ateisit olmakla suclaniyordu.. Muhammed''le Kureys arasindaki mucadele baslamisti.. Ateist muslumanlar (ki Kureys''liler onlari oyle goruyorlardi) Kureys icin bir tehdit olmaya baslamislardi.. Kureys''liler putlarsiz nasil yasayabilirlerdi? Atalarindan kalan Tanrilardan kopamazlardi.. Toplum bu radikal devrime hazir degildi..
Kureys icin, ozellikle uc put cok onemli idi.. al-Lat, al-Uzza ve Manat... Arap putlari, Roma ve Rum putlari gibi, kesin, belli sekillere sahip degillerdi. Personaliteleri yoktu.. Yalniz birer tas parcasindan ibarettiler. Onlar banat al-Lah olarak bilinirlerdi. Yani Allah''in kizlari.. Soyut anlami "Ilahi olusumlar (seyler)" anlamina da geliyordu.. Bir ara Kureys''liler peki oyleyse muslumanlar Allah''a tapsinlar, biz istedigimize tapalim diye isyan ettiler. Muhammed bunu kesin olarak yasakladi ve Kafirun suresi indi..
1-De ki: "Ey kafirler,
2-tapmam o taptiklariniza!
3-Siz de benim kulluk ettigime tapanlardan degilsiniz.
4-Hem ben tapici degilim sizin taptiklariniza.
5-hem de siz, benim kulluk ettigime tapicilardan degilsiniz.
6-Sizin dininiz size, benim dinim bana...
Ama bu arada SEYTAN AYETLERI de girmisti Kur''ana....
Seytan ayetleri konusu ilk defa 923 yilinda Tabari tarafindan gun isigina cikarilmistir.. Muhammed''in, Allah''in kiz tanricalarini reddetmesinden sonra, Kuryes''le arasinda cikan anlasmazlik uzerine Seytan''in etkisi altina girdigi soylenir.. Muhammed''in agzindan kaba, sahte, degersiz ayetlerin ciktigi ileri surulur.. Bu ayetlerde Muhammed Allah''in kizlarina melek duzeyinde bir deger vermistir.. Bu satanik ayetlerde yukarda bahsettigimiz uc put, al-Lat, al-Uzza ve Manat, Allah''in duzeyinde degildir ama, O''nun emirleri altinda insanliga hizmet eden ilahlar duzeyine yukseltilir.. Yani gorunuse gore, Kureys''in baskisi sonucu, Seytan''in da etkisine giren Muhammed, Seytan ayetleri ile Islamda uc puta yer vermistir.. Muhammed Seytan''in tuzagina dusmustur ama, Seytan Jebrail''i kandiramamistir. Muhammed''i hemen uyaran Jebrail, Seytan Ayetlerini tam zamaninda Kur''andan cikartmistir. Bu ayetlerin yerini, Jebrail tarafindan Muhammed''e indirilen su ayetler almistir.
53-NECM:
19. Siz de gördünüz degil mi o Lât ve Uzza''yi?
20. Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat''i?
21. Demek erkek size, disi O''na öyle mi?
22. O zaman bu, insafsizca bir taksim!
23. Bunlar (putlar), sizin ve atalarinizin taktigi isimlerden baska bir sey degildir. Allah onlar hakkinda hiçbir delil indirmemistir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafindan yol gösterici gelmistir.
24. Yoksa insan, her arzu ettigi seye sahip mi olacaktir?
25. Ahiret de dünya da Allah''indir.
Iste Seytan Ayetlerinin oykusu budur..
Seytan Ayetlerinde Muhammed politeizme taviz mi vermistir? Bu soruyu isteyen yanitlasin..
Selamlar
Haci..
Merhaba,
Bu yazı da bazı ayetler kullanılmış olsa da şeytan ayetleri diye tanımlanan konu sadece uydurma bir hadisten oluşmaktadır. Hacı da yazıda şeytan ayetlerini uydurma bu hadise dayandırmışlardır. Kuran ayetleri arası çarpık mantıklarla doldurulmaya çalışılmış.
Hacı Yazdı:
Seytan ayetleri konusu ilk defa 923 yilinda Tabari tarafindan gun isigina cikarilmistir..
Görüldüğü gibi gün ışığın açıkarıldı denilen hadis yaklaşık olarak peygamberden 3 yüzyıl sonradır. Böyle saçma sapan hadislerin üstüne bir o kadar mantıksız yorumlarla bu iddia oluşturulmaya çalışılıyor. Bu konuyla ilgili bu nedenle söylenenbilecek fazla bir şey yoktur.
Allah ismine gelince. Allah kelimesi el-ilah tan gelir. "El" takısı ingilizcede "the" ile aynı anlamdadır. Allah ( el -ilah) ( the God) ismi peygamberimizin gelişinden önce de vardı. Tevhid inancı Adem peygamberden beri vardı. Fakat dah asonradan bu inanış dejenere edilmiş ve farklı tanrılar ortak olarak uydurulmuştur.
Peygamberimiz İslam dinini tebliğ ettiğinde, bu diğer tanrıları terk edilmesini ve sadece Allah''a iman etmelerini istemiştir.
Yani Allah kavramı İslamla gelen bir inanış değildir. İslamdan önce de Allah inancı insanlarda vardır. Örneğin Mekke''de ibrahim dininden gelen insanlar da vardı.
İşte bu konu çarpıtılara, bu abuk iddialar dayanak oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa ortada ne böyle bir şeytan ayetleri vardır. Ne de bu sonuçları çıkartabilecek bir inanç Kuran''da vardır.
Sevgili Ella:
Yanlisiniz var.. Allah el-ilah''dan gelmez.
al-Lah''dan gelir...
Eski bir Arap ilahidir..
Disidir. Bayandir yani..
360 put kizi vardir..
Kabe O''nun adina insa edilmistir.
Nabetian erkek Tanrisi olan Hubel tarafindan kacirilmistir. Kabe..
al-Lah eski bir Arap ilahidir..
el-ilah falan degildir...
Selamlar
HACI
meraba;
olayı her iki olasılıkla da inceleyelim;
1. şeytan ayetleri meselesi tamamı ile safsatadır : olayı böyle kabul edersek tartışmak, yorum yapmak gereksizdir. öyle bir olay olmamış, peygambere şeytan tarafından herhangi bir müdahelede bulunulmamıştır. onun için konu kapanır.
2. şeytan ayetleri meselesi gerçektir : yani şeytan peygambere müdahele etmiş ve kendi kelamını Allah(c.c.) kelamı olarak ona zikrettirmiştir. her iki durum da müslümanlar için bir sorun teşkil etmez. neden?
bizim inancımıza göre kuran-i kerimde birbiri ile çelişkili hiç bir ayet yoktur. hele ki Allah(c.c.) varlığı ve birliği konusunda olsun. böyle bir olay cereyan etmiş olsa bile Allah(c.c.) "korunmuş" olarak belirttiği kitabını korumuş ve zehir zemberek tekzipler yayınlayarak (ki tekziplerin olması bu olay olmasa bile benzer bir olayın ceyran etmiş olması olasılığını kuvvetlendiriyor) peygamberini özellikle isra 73-75 ayetlerinde tabiri caizse azarlamıştır. adetim olmasa da kendimce konu ile ilgili bir kaç ayet eklemek istiyorum. hatalarım olmuşsa, bu ayetler konumuz ile alakasız ise düzeltin lütfen :
hacc suresi diyanet meali:
hacc 52 : Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
hacc 53 :(Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.
hacc 54 : Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur''an''ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir.
isra suresi diyanet meali :
isra 73 :Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
isra 74 :Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
isra 75 : O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.
vakia suresi diyanet meali :
vakia 76 : Şüphesiz bu, değerli bir Kur''an''dır,
vakia 77 : Korunmuş bir kitaptır.
evet ayetleri okuduk. gördüğünüz gibi olayın müslümanların kafasında soru işareti oluşturacak bir mahiyeti yok. Allah(c.c.) açık seçik kuran-i kerimi koruduğunu belirtiyor. yalnız ayetlerden ben peygamberin ağzından o arızalı ayetin çıkmadan engellendiği kanaatine variyorum. özellikle isra suresindeki anlatımlar (neredeyse tabiri örneğin) o yönde gibi. tabi biz müfessir değiliz. aslında yorum yapmamız bile yanlış. ki yoruma gerek bile yok herşey açık. hatam olmuşsa Rabbimin affına sığınırım.
sonuç olarak şeytan ayetleri meselesi ne şekilde yaşanmış yada yaşanmamış olursa olsun müslümanlar ve kuran-i kerim''in "temizliği" açısından menfi bir etkisi yoktur. bilakis yukarda yazılan ayetler kuran-ı kerimin vakia suresinde belirtildiği gibi korunmuş bir Allah(c.c.) kelamı olduguna olan inancımızı kuvvetlendirir niteliktedir.
dolayısı ile peygamberin politeizme taviz verdiğini düşünmek son derece yanlış olur. lakin olay gerçekleşmiş olsa bile peygamberin kendi iradesi ile değil şeytanın müdahelesi ile o ayetin söylediği baştan kabul edilmiştir. şeytanın müdahelesi oldugunu kabul etmeyip peygamberin kendi iradesi ile o ayeti zikrettiğini ancak Allah(c.c.), peygamber ve kuran-i kerim konusunda ciddi inanç problemi olan insanlar savunabilir ki, o durumda kısır döngünün tam ortasına dönüş yaparız.
saygılarımla...
quixsoul
09-12-2004, 19:18
evet ayetleri okuduk. gördüğünüz gibi olayın müslümanların kafasında soru işareti oluşturacak bir mahiyeti yok. Allah(c.c.) açık seçik kuran-i kerimi koruduğunu belirtiyor.
Şeytan indirmiş olsaydı ne diyecekti :
"Ben aslında şeytanım sizi kekliyorum" mu diyecekti.
Kuran çelişkilerine gelince.Adem ve havva konusunda,şeytan konusunda,insan iradesi konusunda,melekler konusunda,kuranın tüm dönemlere indirildiği konusunda,şiddet konusunda,yaratıcının sıfatları konusunda,savaş konusunda,peygamberler konusunda ve edebi olarak incelenen kitap konusunda çelişkili ve belirsizdir.Bir ayetden birden fazla anlam çıkartılabilir.
İnananlar kuranın Allah tarafından indirilmeme ihtimali hesaba katmadığı sürece kuranda hiç bir çelişki olmayacaktır.Allah ayetinde 2+2=5 dese "Allah aslında bunu kendi katındaki matematik hesabı ile yapmıştır.Şüphesiz o herşeyi bilendir" diyerek açıklanacaktır.Hatta bu herşeyi bilen kısmını bir ayetle örnek alıp.İşte kanıtı denilecektir.Oysa açıklamada ayet gibi çelişkili olacaktır.İsterseniz deniyelim ben xy diye bir yaratıcı var diyim sizde herhangi bir iddia ortaya atın bende çelişki olmadığını kanıtlayım.Bana sadece bir özellik verin "ol diyince olan ve herşeyi bilen bir yaratıcı".Ben buna sihirli bir özellik diyorum.
Şimdiye kadar geçen süredede yazılan sorulara verilen cevap hep Allahın sıfatları üzerine olmuştur.
Sonuç olarak da vakia ve örneklerinde geçen iddialar hiç bir şeyi kanıtlamaz."Korunmuş kitapdır" diyor ayetde.Biz zaten bunun gerçekliğini araştırmak için düşünüp karşılaştırmalar yapıyoruz.Eğer bu sözü Allahdan başkası kullanamıyor olsa idi o zamanda diğer ayetleri araştırmaya hiç gerek yoktu.
Şeytan ayetleri deyince….
İslam’da putperestlikten kalma ne varsa onlar için şeytan ayetleri ya da şeytan gelenekleri diyebiliriz..
Hac
Kabe’yi tavaf..
Şeytan taşlamak..
Kurban kesmek..
Namaz kılmak..
Kadınlar tarlalarınızdır.. En kesin şeytan ayeti..
Onları dövebilirsiniz. Şimdi bu şeytan ayeti değil de ne?
El kesme… Daha şeytanisini bilmiyorum..
Ve diğerleri..
HACI
Nebenbuhler
09-09-2005, 00:47
NECM SURESI
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla
1 Battığı zaman yıldıza1 andolsun;
2 Sahibiniz (olan peygamber)2 şaşırıp-sapmadı3 ve azmadı.
3 O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz.
4 O (söyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.4
5 Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir5 güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
6 (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. 6Hemen doğruldu.7
7 O, en yüksek bir ufuktaydı.
8 Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
9 Nitekim (ikisi arasında uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı.8
10 Böylece O'nun kuluna vahyettiğini vahyetti.9
11 Onun gördüğünü gönül yalanlamadı.10
12 Yine de siz görmüş olduğu üzerinde onunla tartışacak mısınız?
13 Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü.
14 Sidretü'l-Münteha'nın yanında.
15 Ki Cennetü'l-Me'va 11onun yanındadır.
16 Sidreyi örten örtmekte iken,12
17 Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) taşmadı.13
18 Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanını gördü.14
19 Gördünüz15 mü-haber verin; Lât ve Uzza'yı,
20 Ve üçüncü (put) olan Menât'ı?
21 Erkek sizin, dişi de O'nun mu?16
22 Eğer böyleyse, bu, çarpık bir paylaşma.
23 Bu (putlar ise,) sizin ve atalarınızın (kendi istek ve öngörünüze göre) isimlendirdiğiniz (kuru ve keyfi) isimlerden başkası değildir. Allah onlarla ilgili 'hiç bir delil' indirmemiştir.17 Onlar, yalnızca zanna ve nefislerinin (alçak) heva (istek ve tutku) olarak arzu ettiklerine uymaktadırlar.18 Oysa andolsun, onlara Rablerinden yol gösterici gelmiştir.19
24 Yoksa insana 'her arzu edip dilekte bulunduğu' şey mi var?20
25 İşte, son da, ilk de (ahiret ve dünya) Allah'ındır.
26 Göklerde nice melekler vardır ki, onların şefaatleri hiç bir şeyle yarar sağlamaz; ancak Allah'ın dileyip razı olduğu kimseye21 izin verdikten sonra başka.
27 Gerçek şu ki, ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendiriyorlar.22
Necm suresi,Muhammedin kureysin isteklerine bastan riza gösterip üc büyük putlari öven ayetleri onlarin yaninda okudugu suredir.Sureyi bastan incelerek inersek bu olayin dogruluguni biliriz.Arkadasiniz sapmadi sasirmadi azmadi diyerek basliyor,burda kendi taraftarlarinin gönlünü aliyor almak zorundaydi cünki cogunlugu kölelerden olan taraftarlari akibetlerinin yine eskisi gibi olmasindan korkuyorlardi Muhammedin kureysle anlasmasi onlar icin yeniden köle olacaklari anlamina geliyordu.Birde kureyslilere sesleniyor ayni ayetler yeniden ARKADASINIZ sasmadi sapmadi azmadi diyerek.Gelelim surenin devamina=O kendi istek arzu ve hevasindan konusmaz,burda Muhammed kendisini kurtarmak pesinde olmadigini taraftarlarina acikliyor.19 ayete kadar Muhammed kendisinin Tanrini elcisi oldugunu ve bunun icinde tanrinin katina kadar vardigini vs..vs..söyleyerek pekistirmeye calisiyor Peygamberliligini.Gördünüzmü Lat Menat ve ücüncüleri Uzzayi diyerek baslayan ayetin devami "ONLAR ILAHI KUGULARDIR(GÜVERCINLER)ELBETTE SEFAATLERI UMULUR"diyerek son buluyordu.Sonradan yine Muhammed tarafindan bu ayetler cikarilip yerine=Erkekler sizinde disiler onunmu,oysa bu haksiz bir paylasma"diyerek Cahiliyenin disi olarak kabullendikleri üc putlari yeniden dislamis oldu.Bu olayin gercekliligine bir cok delil isik tutar en kuvvetlisi ise cikarilan ayetlerin Necm suresinin baslayip gelen ritmine 100 de 100 uymasidir,merak edenler icin arkadasimiz mutezile yazmis bende tekrarliyayim=TILKE GARANIK ÜL ULA,VE INNA SEFAATEN HÜNNE LA TÜRCA" .Ikinci delil ise Muhammedin bu sureyi kureysin ileri gelenlerinin yaninda okumus olmasi.Ücüncü delil Habesistana göc edenlerin yeniden Mekkeye geri dönmeleri,bunlar cürütülemeyecek delillerdir.Mekkeliler Muhammede eger kendisinin Allaha yalvarip üc büyük putlari benimseyen ayetlerle geldiginde aralarindaki anlasmazligin ortadan kalkacagini söylemelerinin ardindan gerceklesen bu olay GARANIK meselesi olarak Tarihe gecmistir ve günümüzde bile bu olaya isaret eden sure NECM suresinin ayetleridir.23.Ayet Allahin onlarla ilgili(üc büyük putlar)hic bir delil indirmemistir diyor"sonraki ayetlerde Insanin her istediginin olamayacagi söyleyerek bu olayi Allahin kabul etmedigini vurguluyor.Sureyi arapca olarak okuyun ve 20-21 ayetleri"TILKE GARANIK ÜL ULA,VE INNA SEFAATEN HÜNNE LA TÜRCA OLARAK OKUYUN"bu ayetlerin oraya nasil(korkunc:-)) bir sekilde uyduguna hayret edin.Ispati Islamin yikilisi demek olan bu hadise Yobazlar tarafindan yalanlanir durur,Taberiyi,Tirmiziyi,Kurani hice saymak pahasina olsa bile :-)Saglicakla kalin,Her seyi süpheci olarak arastirin.Cocuklariniza ilk olarak yüzmesini ögretin:-))
Mutezile
09-09-2005, 08:26
Şeytan ayetleri ile ilgili AYETLER:a) Birinici derece ilgili ayetler: Hacc suresi 52-55 2)İkinci derecede ilgili ayetler: İsra suresi 73-75.
Şeytan ayetleri ile ilgili-olayı ŞERH eden ve MUSADDIK kaynaklar:
1-) Celaluddin SUYUTİ:Lubab-ül Kulup; Celaleyn cilt I S 41. Ve aynı yazarın diğer kitabı olan: Lübabu'n-Nükuful fi Esbabi'n-Nüzul (ayetlerin geekçeleri (sebeb-i nüzul) ilişkin kitaptır. Aynı konu burada da işlenmekte.
2-) İbn-i Hacer El-Askalani: Fethu'l-Bari: (hacc suresine ilişkin sayfalar) Kadi Iyaz ve İbnül Arabi gibi kimi yazarların olayı anlatan hadisi uydurma saydıklarını ama bunların bu sözlerinin hiç bir önemi bulunmadığını, ÇÜNKÜ olayın ve hadisin 'bir çok yol'dan gelen tanıklıklarla doğrulandığını
belirtiyor.
3-) Muhammed İbn İshak:e's-Sire ; tahkik:Muhammed hamidullah Konya 1981 S 157-158 Fıkra 219
4-) İmam Buhari: e's-Sahih Kitabu Sucudi'l-Kuran'da geçer:''Peygamber Necm suresini okuduğundan Müslüman putatapar herkes birlikte secde etti''
5-) Taberi: Milletler ve Hükümdarlar tarihi MEB 1966 cilt II S.68-71
İnternett'eki sitelerde enfal.de, sevde de, islam'la başlayan diğer sitelerde
kaynak yozlaşması üzücü boyutlarda. Olayı açıklamaya çalışanların battık-
ları yalan deryası onları da yutuyor.
Grimm kardeşleri, Hans Cristian Andersen'i KISKANDIRACAK BİR FABL
var şimdi sırada. www.Sevde.de 'ULeması' na olay MALUM olmuş meğer:
''Müşriklerin secde etmelerine gelince burada bu konu üzerinde durmamız gerekir.
Uzun bir süre bu secde olayına tutarlı bir sebep aradım. Arasıra böyle bir olayın olmadığını, sadece Habeşistan göçmenlerinin iki-üç ay sonra geri dönmelerini açıklamak için ileri sürüldüğünü düşünüyordum. Çünkü bu kısa süreli dönüşün mutlaka bir sebebi olmalıydı.
İşte bu tereddütlü günlerimden birinde yukarda sözünü ettiğim özel psikolojik deneyimi yaşadım. Kafamdaki tereddüt bulutlarını dağıtan olay şu oldu: Gecenin birinde idi. Birkaç arkadaş toplanmış, aramızda sohbet ediyorduk.
Derken bir ara kulağımıza Kur'an sesi geldi. Sesin kaynağı yakınımızda idi. Necm suresi okunuyordu. Konuşmayı keserek Kur'an'ı dinlemeye koyulduk. Okuyanın sesi etkileyici ve güzeldi. Kelimeleri tek tek ve çarpıcı bir ahenkle okuyordu.
Yavaş yavaş okunan ayetlerin ahengine ve içeriğine kapıldım. Peygamberimizin yüceler alemine yönelik yolculuğunu O'nun kalbi ile birlikte yaşadım. Cebrâil'i, Allah tarafından yaratıldığı asıl kılığı ile gördüğü sahneyi O'nunla birlikte yaşadım. Eğer insan düşünecek, hayal etmeye çalışacak olursa ne müthiş, ne çarpıcı bir olaydır bu! Peygamberimizle birlikte o yüce ve uyarıcı yolculuğu yaşadım. "En uçtaki ağacın (Sidret-ül Münteha'nın) yanında, "Me'va" cennetinin yanında O'nunla birlikte oldum. Hayal gücümün elverdiği, sezgimin kanat çırpabildiği, duygularımın ve algılarımın kaldırabildiği oranda O'nunla birlikte yaşadım. O'nun önderliğinde müşriklerin sapıklıklarını kavramaya çalıştım. O zavallıların meleklerin niteliklerine ilişkin masallarının, onları ilah sayan saplantılarının, onların erkek ya da dişi olduklarına yönelik kuruntularının ne kadar saçma olduğunu, bu iddiaların ilk okunuşta yıkılan oyuncak çocuk çadırlarına ne kadar benzediklerini gönlümün derinliklerinde hissettim.
"İnsan" denen varlığın topraktan yaratılışını ve analarının karnındaki "cenin"leri somutlaştıran sahnelerin önünde durdum. Yüce Allah'ın bilgisi bu olayları tek tek izliyor, onları kapsamı içinde tutuyordu. Surenin son kesitindeki ardışık dokunuşların etkisi altında bütün vücudum titremeye başladı. Bilgimize kapalı "gayb" alemini yüce Allah'tan başka hiç kimse göremiyordu. Kayda geçen "ameller'in hiç biri hesaplaşma ve ödül-ceza verme işlemi sırasında ihmal edilmiyor, gözden kaçırılmıyordu. Kulların üzerinden geçtikleri her yol sonunda yüce Allah'a varıp dayanıyordu. Ağlayanlar, gülenler, ölüler ve diriler yığın yığın karşımda duruyordu. Bir meni damlası içinde yüzen embriyo hücresi karanlıklar içinde yol bularak adım adım gelişiyor ve sonunda sırlarını ortaya koyarak ya erkek ya da "dişi" kimliğinde karşımıza çıkıyor. Yeniden diriliş. Eski toplumların toplu yokoluş sahneleri. Yerin dibine geçen "iftiracı sapıklar" ve onları her yönden kuşatan ilahi gazap!
Derken "son uyarıcının" "müthiş felaketin eşiğindeki şu çığlığına kulak verdim; "Kıyamet günü iyice yaklaştı.
Onun dehşetini Allah'tan başka hiç kimse başınızdan savamaz."
Arkasından son feryadın titreşimleri kulak zarlarıma çarptı ve bu müthiş "Bu Kur'an sizin tuhafınıza mı gidiyor? Onu dinlerken ağlayacağınıza, gülüyorsunuz, öyle mi? Gaflet içinde yüzüyorsunuz değil mi?" , darbe karşısında tiril tiril titredim
Bütün bunlardan sonra "Haydi, hemen Allah a secde ediniz, O'na kulluk ediniz: ' duyunca kalbimin titremesi gerçekten eklemlerime, kemiklerime geçti. Artık tüm vücudum gözle görülür biçimde zangır zangır titriyordu. Çok uğraşmama rağmen bunu önleyemiyordum. Ayrıca gözlerimden de sürekli yaşlar boşanıyordu, bunu da bütün gayretime rağmen durduramıyordum.
İşte o anda sözkonusu "secde olayı"nın doğru olduğunu ve bu olayın nedenini açıklamanın hiç de zor olmadığını anladım. Olayın sebebi şu Kur'an'ın çarpıcı etkisi ve surenin ayetlerinde yankılanan bu sarsıcı namelerin büyüleyiciliği idi. Necm suresini ilk kez okuyor ya da dinliyor değildim. Fakat bu defa üzerimdeki etkisi ve benim ona karşı reaksiyonum böyle oldu. Bu da Kur'an'ın bir başka esrarengiz özelliğidir. Önceden bilinmesi mümkün olmayan bazı uğurlu özel anlar vardır. Belirli bir ayet, ya da belirli bir sure bu anlarda bambaşka bir duyarlılıkla algılanır ve insan kalbi güç kaynağı arasında kontak kurulur; o zaman da olacak olanlar olur.
Anlaşılan Necm suresinin o günkü bütün dinleyicilerinin kalpleri böyle bir ana yakalandılar. Peygamberimiz bu sureyi tüm benliği ile okuyordu. Daha önce bizzat yaşadığı olayların bu defa somut sahnelerinde yaşıyordu. Surenin bütün potansiyel enerjisi Peygamberimizin sesinin dalgaları aracılığı ile dinleyicilerin sinir sistemine akıyor, onlar da "Haydi, hemen Allah'a secde ediniz, O'na kulluk ediniz:' buyruğunu işitir-işitmez titremeye tutuluyorlar. Sonra Peygamberimiz ile müslümanlar secdeye varınca kendilerini tutamayarak secdeye kapanıyorlar. ,
Denebilir ki; "Sen bu açıklamayı yaparken kendi başından geçen bir anı yüzyüze geldiğin bir psikolojik deneyimi ölçü olarak alıyorsun. Sen müslümansın. Bu Kur'an'a inanıyorsun. Onun senin ruhuna yönelik özel bir etkisi vardır. Oysa o adamlar müşrikti. İmanı da Kur'an'ı da reddediyorlardı: '
Fakat bu itirazı yapanlar şu iki önemli noktayı gözönünde tutmalı, hesaba katmalıdırlar:
1- O gün bu sureyi okuyan, Peygamberimizdi. O bu Kur'an'ı kaynağından doğrudan doğruya almış, onu iliklerine kadar yaşamıştı. Onu o kadar seviyordu ki, içinde Kur'an okunan dostunun evinin önünden geçerken adımları ağırlaşıyor, kapının önünde dikilerek okuma bitinceye kadar dinlemekten kendini alamıyordu. Üstelik bu sureyi okurken yüceler aleminde yaşamış olduğu anların, Cebrail ile birlikte onu asıl kılığında görerek geçirdiği dakikaların anısını tazeli-yordu. Oysa ben bu sureyi sıradan bir okuyucunun sesinden dinlemiştim. Bu iki pozisyon arasında büyük fark olduğu kuşkusuzdur.
2- Sözü edilen müşrikler, Peygamberimizi dinlerken ürpermekten ve titremekten kendilerini alamazlardı. Fakat yapmacık inatları onları dinlediklerini kabul etmekten alıkoyuyordu.''
Yukarıda verdiğim kaynaklarla hesaplaşmak yerine İkna için seçtiği yol:
kendi gözyaşları. Nerdeyse ayetlerin sebeb-i nüzulu bana Allah katında
gösterildi demeye getirecek kadar ileri gidiyor. Buhariden, İbn-i hacerden
Suytiden bahseden kaynak yok. Üç maymunu oynuyorlar; ve ÇOK KORKU
YORLAR. Bu korku onları zaten saldırgan yapıyor. İSLAMİ sitelerde ve bizi
m sitemizdeki Mümin kardeşlerin (kiminin) kullandığı dilin saldırganlık boyu
tu inanılmaz kertededir. Bu katletmeye hazır ve nazır arkadaşların ellerin de bir kılıç eksiktir; ki Allah yolunda Cihada çıksınlar, Kafirlerin ağzının pa
yını versinler. Onların kılıcı artık klavye olmuştur. Ağızlarından lağım akma
ktadır. Düzgün lakırdı edebilen, 1000 kelimelik-TÜRKÇE dağarcığının dışına
çıkabilen, medeni olanları AZDIR.. HEM DE ÇOK AZDIR.. Tanıyın bunları;
Tanıyın ki SİVAS katliamı& MENEMEN olayı şehitlerinin katillerini; Hizbullah
ve benzeri kalleş cinayet şebekelerine eleman yetiştiren tarikatları ve lider
lerini ve müritlerini bilin... Ve asla unutmayın: ''Huzur İslamdadır''
Nebenbuhler
09-09-2005, 10:36
Necm 21,Erkekler sizinde disiler O nunmu?
O kim?O Olarak eger kuran Muhammedi kast ediyorsa bu olayin yasanmis oldugunu ispatlar. O olarak Muhammed Allahi kast ediyorsaki dogru olanida bu Kuranin bir Metafizikcinin degilde insan zirvasi oldugu ispatlanmis oluyor.Secenek sizlerin ikisinden birine razi olacaksiniz.Hayret ediyorsunuz degilmi kuranda nelerin gizli olduguna:-)Eminimki Grimm kardeslerden Masallar anlatilmaya calisilicaktir asagida.Ayetler acik ortada.Bulun bakalim O kim? :-)Kendinize iyi bakin,Üstünüzü basinizi yirtmayin;-)
Nebenbuhler
09-09-2005, 11:09
Necm 23,Allah Putlari öven hic bir delil indirmemistir.Ýine Muhammed yaziyor(yazdiriyor).Bu kadar acik delileri yok edemezsiniz,cirpindikca batacaksiniz."Biz"Demiyor "Allah" diyor ona göre:-)
Mutezile
11-09-2005, 08:23
(Konunun önemine istinaden 'Nebenbuhler' arkadaşın 'Garanik Olayı' yazısına ek olarakta yazılmıştır. )
''E'lale veıl Uzza ve Menatrıs-salisete'Luhra / Tilke ğaraniku'l Ula. / Ve inne
şefaatehunne le Turca'' Muhammed ( s.a.v) Mekkelilerle secde ediyor:
Şeytan ayetleri ile ilgili AYETLER:a) Birinici derece ilgili ayetler: Hacc suresi 52-55 2)İkinci derecede ilgili ayetler: İsra suresi 73-75.
Şeytan ayetleri ile ilgili-olayı ŞERH eden ve MUSADDIK kaynaklar:
1-) Celaluddin SUYUTİ:Lubab-ül Kulup; Celaleyn cilt I S 41. Ve aynı yazarın diğer kitabı olan: Lübabu'n-Nükuful fi Esbabi'n-Nüzul (ayetlerin gerekçeleri (sebeb-i nüzul) ilişkin kitaptır. Aynı konu burada da işlenmekte.
2-) İbn-i Hacer El-Askalani: Fethu'l-Bari: (hacc suresine ilişkin sayfalar) Kadi Iyaz ve İbnül Arabi gibi kimi yazarların olayı anlatan hadisi uydurma saydıklarını ama bunların bu sözlerinin hiç bir önemi bulunmadığını, ÇÜNKÜ olayın ve hadisin 'bir çok yol'dan gelen tanıklıklarla doğrulandığını
belirtiyor.
3-) Muhammed İbn İshak:e's-Sire ; tahkik:Muhammed hamidullah Konya 1981 S 157-158 Fıkra 219
4-) İmam Buhari: e's-Sahih Kitabu Sucudi'l-Kuran'da geçer:''Peygamber Necm suresini okuduğundan Müslüman putatapar herkes birlikte secde etti''
5-) Taberi: Milletler ve Hükümdarlar tarihi MEB 1966 cilt II S.68-71
İnternett'eki sitelerde enfal.de, sevde de, islam'la başlayan diğer sitelerde
kaynak yozlaşması üzücü boyutlarda. Olayı açıklamaya çalışanların battık-
ları yalan deryası onları da yutuyor.
Grimm kardeşleri, Hans Cristian Andersen'i KISKANDIRACAK BİR FABL
var şimdi sırada. www.Sevde.de 'ULeması' na olay MALUM olmuş meğer:
''Müşriklerin secde etmelerine gelince burada bu konu üzerinde durmamız gerekir.
Uzun bir süre bu secde olayına tutarlı bir sebep aradım. Arasıra böyle bir olayın olmadığını, sadece Habeşistan göçmenlerinin iki-üç ay sonra geri dönmelerini açıklamak için ileri sürüldüğünü düşünüyordum. Çünkü bu kısa süreli dönüşün mutlaka bir sebebi olmalıydı.
İşte bu tereddütlü günlerimden birinde yukarda sözünü ettiğim özel psikolojik deneyimi yaşadım. Kafamdaki tereddüt bulutlarını dağıtan olay şu oldu: Gecenin birinde idi. Birkaç arkadaş toplanmış, aramızda sohbet ediyorduk.
Derken bir ara kulağımıza Kur'an sesi geldi. Sesin kaynağı yakınımızda idi. Necm suresi okunuyordu. Konuşmayı keserek Kur'an'ı dinlemeye koyulduk. Okuyanın sesi etkileyici ve güzeldi. Kelimeleri tek tek ve çarpıcı bir ahenkle okuyordu.
Yavaş yavaş okunan ayetlerin ahengine ve içeriğine kapıldım. Peygamberimizin yüceler alemine yönelik yolculuğunu O'nun kalbi ile birlikte yaşadım. Cebrâil'i, Allah tarafından yaratıldığı asıl kılığı ile gördüğü sahneyi O'nunla birlikte yaşadım. Eğer insan düşünecek, hayal etmeye çalışacak olursa ne müthiş, ne çarpıcı bir olaydır bu! Peygamberimizle birlikte o yüce ve uyarıcı yolculuğu yaşadım. "En uçtaki ağacın (Sidret-ül Münteha'nın) yanında, "Me'va" cennetinin yanında O'nunla birlikte oldum. Hayal gücümün elverdiği, sezgimin kanat çırpabildiği, duygularımın ve algılarımın kaldırabildiği oranda O'nunla birlikte yaşadım. O'nun önderliğinde müşriklerin sapıklıklarını kavramaya çalıştım. O zavallıların meleklerin niteliklerine ilişkin masallarının, onları ilah sayan saplantılarının, onların erkek ya da dişi olduklarına yönelik kuruntularının ne kadar saçma olduğunu, bu iddiaların ilk okunuşta yıkılan oyuncak çocuk çadırlarına ne kadar benzediklerini gönlümün derinliklerinde hissettim.
"İnsan" denen varlığın topraktan yaratılışını ve analarının karnındaki "cenin"leri somutlaştıran sahnelerin önünde durdum. Yüce Allah'ın bilgisi bu olayları tek tek izliyor, onları kapsamı içinde tutuyordu. Surenin son kesitindeki ardışık dokunuşların etkisi altında bütün vücudum titremeye başladı. Bilgimize kapalı "gayb" alemini yüce Allah'tan başka hiç kimse göremiyordu. Kayda geçen "ameller'in hiç biri hesaplaşma ve ödül-ceza verme işlemi sırasında ihmal edilmiyor, gözden kaçırılmıyordu. Kulların üzerinden geçtikleri her yol sonunda yüce Allah'a varıp dayanıyordu. Ağlayanlar, gülenler, ölüler ve diriler yığın yığın karşımda duruyordu. Bir meni damlası içinde yüzen embriyo hücresi karanlıklar içinde yol bularak adım adım gelişiyor ve sonunda sırlarını ortaya koyarak ya erkek ya da "dişi" kimliğinde karşımıza çıkıyor. Yeniden diriliş. Eski toplumların toplu yokoluş sahneleri. Yerin dibine geçen "iftiracı sapıklar" ve onları her yönden kuşatan ilahi gazap!
Derken "son uyarıcının" "müthiş felaketin eşiğindeki şu çığlığına kulak verdim; "Kıyamet günü iyice yaklaştı.
Onun dehşetini Allah'tan başka hiç kimse başınızdan savamaz."
Arkasından son feryadın titreşimleri kulak zarlarıma çarptı ve bu müthiş "Bu Kur'an sizin tuhafınıza mı gidiyor? Onu dinlerken ağlayacağınıza, gülüyorsunuz, öyle mi? Gaflet içinde yüzüyorsunuz değil mi?" , darbe karşısında tiril tiril titredim
Bütün bunlardan sonra "Haydi, hemen Allah a secde ediniz, O'na kulluk ediniz: ' duyunca kalbimin titremesi gerçekten eklemlerime, kemiklerime geçti. Artık tüm vücudum gözle görülür biçimde zangır zangır titriyordu. Çok uğraşmama rağmen bunu önleyemiyordum. Ayrıca gözlerimden de sürekli yaşlar boşanıyordu, bunu da bütün gayretime rağmen durduramıyordum.
İşte o anda sözkonusu "secde olayı"nın doğru olduğunu ve bu olayın nedenini açıklamanın hiç de zor olmadığını anladım. Olayın sebebi şu Kur'an'ın çarpıcı etkisi ve surenin ayetlerinde yankılanan bu sarsıcı namelerin büyüleyiciliği idi. Necm suresini ilk kez okuyor ya da dinliyor değildim. Fakat bu defa üzerimdeki etkisi ve benim ona karşı reaksiyonum böyle oldu. Bu da Kur'an'ın bir başka esrarengiz özelliğidir. Önceden bilinmesi mümkün olmayan bazı uğurlu özel anlar vardır. Belirli bir ayet, ya da belirli bir sure bu anlarda bambaşka bir duyarlılıkla algılanır ve insan kalbi güç kaynağı arasında kontak kurulur; o zaman da olacak olanlar olur.
Anlaşılan Necm suresinin o günkü bütün dinleyicilerinin kalpleri böyle bir ana yakalandılar. Peygamberimiz bu sureyi tüm benliği ile okuyordu. Daha önce bizzat yaşadığı olayların bu defa somut sahnelerinde yaşıyordu. Surenin bütün potansiyel enerjisi Peygamberimizin sesinin dalgaları aracılığı ile dinleyicilerin sinir sistemine akıyor, onlar da "Haydi, hemen Allah'a secde ediniz, O'na kulluk ediniz:' buyruğunu işitir-işitmez titremeye tutuluyorlar. Sonra Peygamberimiz ile müslümanlar secdeye varınca kendilerini tutamayarak secdeye kapanıyorlar. ,
Denebilir ki; "Sen bu açıklamayı yaparken kendi başından geçen bir anı yüzyüze geldiğin bir psikolojik deneyimi ölçü olarak alıyorsun. Sen müslümansın. Bu Kur'an'a inanıyorsun. Onun senin ruhuna yönelik özel bir etkisi vardır. Oysa o adamlar müşrikti. İmanı da Kur'an'ı da reddediyorlardı: '
Fakat bu itirazı yapanlar şu iki önemli noktayı gözönünde tutmalı, hesaba katmalıdırlar:
1- O gün bu sureyi okuyan, Peygamberimizdi. O bu Kur'an'ı kaynağından doğrudan doğruya almış, onu iliklerine kadar yaşamıştı. Onu o kadar seviyordu ki, içinde Kur'an okunan dostunun evinin önünden geçerken adımları ağırlaşıyor, kapının önünde dikilerek okuma bitinceye kadar dinlemekten kendini alamıyordu. Üstelik bu sureyi okurken yüceler aleminde yaşamış olduğu anların, Cebrail ile birlikte onu asıl kılığında görerek geçirdiği dakikaların anısını tazeli-yordu. Oysa ben bu sureyi sıradan bir okuyucunun sesinden dinlemiştim. Bu iki pozisyon arasında büyük fark olduğu kuşkusuzdur.
2- Sözü edilen müşrikler, Peygamberimizi dinlerken ürpermekten ve titremekten kendilerini alamazlardı. Fakat yapmacık inatları onları dinlediklerini kabul etmekten alıkoyuyordu.'' (www.sevde.de'den)
Yukarıda verdiğim kaynaklarla hesaplaşmak yerine İkna için seçtiği yol:kendi gözyaşları. Nerdeyse ayetlerin sebeb-i nüzulu bana Allah katında gösterildi demeye getirecek kadar ileri gidiyor. Buhariden, İbn-i hacerden Suyutiden bahseden kaynak yok. Üç maymunu oynuyorlar; ve ÇOK KORKUYORLAR. Bu korku onları zaten saldırgan yapıyor. İSLAMİ sitelerde Mümin kardeşlerin (kiminin) kullandığı dilin saldırganlık boyutu inanılmaz kertededir. Bu katletmeye hazır ve nazır arkadaşların ellerin de bir kılıç eksiktir; ki Allah yolunda Cihada çıksınlar, Kafirlerin ağzının payını versinler. Onların kılıcı artık klavye olmuştur. Ağızlarından lağım akmaktadır. Düzgün lakırdı edebilen, 300 kelimelik-TÜRKÇE dağarcığının dışına çıkabilen, medeni olanları AZDIR.. HEM DE ÇOK AZDIR..
Açıkçası benim gördüğüm kadarıyla bu tip arkadaşların sayısı bir elin parmak sayısını geçmeyecek kadar azdır. Bilgi eksikliklerini, okuma tembelliklerini, kaynak tarama engelli olmalarını kompanse etmek için buldukları tek bir yol vardır:SÖZLERLE RECM etmek. Halbuki Allahkelamı; Hak Dinin ilk buyruğu:''OKU'' değilmidir? Bir okusalar öğrenecekler ki ilk başlarda- Risalelerin ilk başlarında daha-Cifir ve Ebced'i yerin dibine sokan ve bu ''Boş işlerle uğraşanı Allah affetmez'' diyen Saidi Nursi; Lemalardan, Sözlere; Sikke-i tasdiki Gaybi'den Filament'e TÜM külliyatı CİFİR üzerine kurmuştur. Risalelerin her satırında Kurana ŞİRK koşmak- tadır ve 'Hayatlarında Cennetle müjdelenmişlere' Ashab-ı Kiramın ve Ehlibeytin ünvanı olan 'RADIYALLAHÜANH' (R.A)'ın; KENDİ isminin yanına yazılmasına ruhsat vermektedir. KURANIN; Abdülkadir Geylani ve benzer ulema'nın DA ESERLERİN DE Saidi Nursiden haber ve müjdeler verdiğini iddia edebilmektedir. Şakirtlerden Risale-i Nur hakkında da konuşmak isteyenler vardır umarım.
Nebenbuhler
11-09-2005, 09:42
Hz. Peygamber (s.a.v) Mekke'yi fethettiği zaman Hâlid b. Velid'e dediki: "Batn-ı Nahle'ye git orada üç semüre ağacı bulacaksın, birinciyi kes!" Hâlid varıp kesti ve geri dönüp geldi: Peygamber (s.a.v) ona: "Bir şey gördün mü?" dedi. O da, "hayır" dedi: "Öyle ise git ikinciyi de kes!" dedi. Kesip geldiğinde de ona tekrar "Bir şey gördün mü" diye sordu. Hayır deyince, "O halde git üçüncüyü de kes!" dedi. Halid b. Velid kesmek üzere gittiğinde kendisini vazgeçirmek isteyen çıplak bir kadınla karşılaştı. Saçlarını dağıtmış, ellerini ensesine koymuş ve dişlerini gösteren bu şeytan kılıklı kadının arkasında da bakıcı olan Dübeyye b. Harmesselemi eşşeybânî Halid'e bakıp şöyle diyordu:
"Ya Uzza! Haydi yalan çıkarma, Halid'in üzerine şiddetli bir şekilde saldır. Örtüyü bırak ve kollarını sıva, çünkü sen bu gün Hâlid'i öldürmezsen peşin bir zilletle dönecek ve hıristiyanlaştırılacaksın."
Halid de şöyle dedi
"Ya Uzza nankörlük sana, senin için tenzih (berî kılma) yok. Gördüm ki Allah seni zelil kıldı."
Ve sonra kılıçla başına vurdu ve onu öldürdü, peşinden de ağacı kesti ve Dubeyye'yi de öldürdü Daha sonra da Resulullah'a gelip durumu haber verdi. Peygamber de, "O, Uzza idi, artık bundan böyle Araplara Uzza yok." dedi.
Necm suresinde Putlardan bahseden ayetleri böyle aciklarken yukardaki olaya hayret etmemek elde degil.Muhammed Oradakilere Uzzanin Öldügünü yada yok oldugunu Müjdeliyor:Bahsedilen korkunc ve ciplak kadininda Uzza olduguna isaret ediliyor,cünki cahiliye putlarin birer Ilaheler olduguna inaniyorlardi.Elmalili Tefsirinden alinti yapilmistir(Necm)
Burda insana saskinlik verecek olay Muhammedin Halidi üc kere gönderip ne gördügünü sormasidir,yani Uzzanin ortaya cikacagina kendisini savunacagina inanan Muhammedin bilincaltinda hala bir Putperest olmasidir.Putu(Uzza)Öldürüp bakicisinida öldüren Halid Agacida kesip Muhammedin yanina gelir olayi anlatir,bunun pesinden Muhammed bundan sonra araplar icin Uzza yoktur demistir.Demekki bir Put kendisini savunmaya yeltenebiliyordu yada Halid ile Muhammed birer yalanci idiler.Sizler ne dersiniz bir Put kendisini savunmaya kalkabilirmi?:-))
Mutezile
13-09-2005, 09:01
''Ey ahali (erkekler demek istiyor); sözlerimi iyi dinleyiniz. Bu yıldan sonr a sizinle burada bir daha buluşacak mıyım bilmiyorum..SİZİN kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da SİZİN üzerinizde hakları vardır.Onlardan yatağınızı kirletmemelerini ve uygunsuz davranmamalarını istemek hakkı nızdır. Bunu yaptıkları takdirde onları yataklarınızdan atmanıza (ayırmanı za) ve fazlaca hırpalamadan DÖVMENİZE (Nisa suresini 34'ü temel referanstır-dövmeye cevaz vardır;Talaka da vardır; Taadüt'ül zevcat da) TANRI izin vermiştir. Eğer bu şekilde hareket etmekten vazgeçecek olurl arsa iaşe ve ibadeye hak kazanırlar. Onlara iyilikle emrediniz çünkü onlar sizin KÖLELERİNİZDİR (mahpus); KENDİ KİŞİLİKLERİNE SAHİP DEĞİLLER Dİ. (Kendilerini idare etme yeteneğinden yoksundurlar). Tanrı onları siz emanet etmiştir ve Tanrı emriyle onlardan YARARLANMAK (Şehvet için vs kullanmak) sizin için helal olmuştur'' (İbn İshak/651; Taberi cilt II 819)
Evet, Alemlere rahmet olsun diye gönderilen Allah-Rasulü'nün veda hutbesinde KADINLARA EŞSİZ HAKLAR verdiği iddia iddia edilen pasajları böyle. Müslüman kadınlara müjdelenen akıbet yazılı: Fazla HIRPALANMADAN dayak. Hadislerden, Gazali, Fahrudd in Razi, Suyuti Celalledin gibi İslam Ulemasınadan öğreniyoruz bu hırpala madan Dövmenin esvab-ı mucizesini:'' Doğrudan YÜZLERİNE vurmadan dövmektir kastedilen. Çünkü gündüz dövdüğün kadının gece yatakta yüzü ne bakacaksın ve yüz güzelliğini kaybeders artık ona İştah duymazsın. O yüzden döverken yüzüne ZARAR verecek şekilde VURMA''. Adalet, eşitlik insan hakları, emansipasyon yerini neye bırakıyor belli herhalde: Şiddet, eşitsizlik, Kulluk, ŞERİATA TAM teslimiyet, kadın için apaçık zillet. Öngörülen bu. İman ehlinden olmayanlar mı? Vay onların haline...
Veda hutbesinin özenle tahrif edilmiş ve eksik bir versiyonunu görmek is
teyenlere, mesela:http://www.karaca.de/turk/veda.htm
Mutezile
15-09-2005, 12:15
''İslam şeriatının teröre şiddete yönelik yanı Yahudilikten kaynaklanır daha
çok. Çünkü İslam, dünya hükümlerinin, şeriatı tevrattan almıştır. Yahudi
şeriatından. İsrailde görülen kandökücülük ve acımasızlık da kaynağını bu
şeriattan alır. Tevrata bir bakarsanız Yehova'nın bir savaşçı olarak yahu-
dilere katıldığını ve yahudileri kendi dışlarında bulunan toplumları yakma ya, yıkmaya, öldürmeye kışkırttığını görürsünüz...şeriat bir felakettir. Öz
gürlükten, demokrasiden, insanlıktan yana olan herkesin BU FELAKETİ ÖN
LEMEDE katkısı bulunmalıdır. Kuşkusuz yasal çerçevede.'' Turan Dursun'la
söyleşiden....2000'e Doğru-19 Mart 1989, sayı 12
Mutezile
16-09-2005, 10:29
*Fazlu’r–Rahman şöyle buyuruyor: “Bu durumda görüyoruz ki, Kur’an’ın inişi ve İslam toplumunun oluşumu, tarihi bir ortamda ve sosyo–kültürel bir gelişim karşısında cereyan etmiştir. Kur’an bu duruma bir cevaptır; ve çoğunlukla somut tarihi olaylar içerisinde karşılaşılan belli sorunlara cevap teşkil eden ahlaki, dini ve toplumsal hükümleri / buyrukları içermektedir.” Fazlu'r-Rahman; İslam Devlet kavramı'ndan
*Bu konuda şöyle yazar reformist ilahiyatçımız Fazlu’r–Rahman:
“Necm sûresinde Mekke müşriklerinin tanrıçalarına taviz kabilinden ifadelerin kullandığının ve sonradan neshedildiğinin ileri sürüldüğü ayetler ve bunlara ilaveten Kur’an’da bulunan diğer deliller bu olgunun açık bir ispatıdır.” Fazlu'r- Rahman; İslam ve Çağdaşlık S.80
Şeytan Ayetlerini inceleyen ve musaddık olan tek Salman Rüşdi değil
anlaşılan. Hindistan'lı incelemeci Profesör Fazlu'r- Rahman da var artık.
Sargon;
Bu yazıyı senin için güncelledim. Ben fırsat buldukça eski yazıları tararım.
Bil bakalım niye senin için?
el,al arapçada yücelik öncelik birincilik teklik anlamlarını veren bir ek olarak biliyorum lah ise ilah yani Tanrı kelimesinin uzantısıdır yani en büyük Tanrı araplarda islamdan önce aynı hinduların inançları gibi bir inanç taşıyorlardı,allah evreni ve her şeyi var eden görünmeyecek kdar büyük olan ve ulaşımasıda o kadar zor olan tek tanrıydı.hinduizmde Brahman ile eş değerdir hindu inancındada Brahmanın tasviri yada putu yoktur o var eden güçtür ulaşılması zor olandır ona sadece tezhürleri olan ikincil tanrılara ibadet ederk ulaşılır...
* şeytan ayetleri konusuna gelince olay aslında biraz daha farklı...medineden mekkeye dönen hz. Muhammet mekkeli müşriklere yönelik bir konuşma yapıyor fakat onu dinleyen Araplardan biri ya Muhammet diye soruyorbenim dedelerim dedem,babam kardeşlerim hep bu putlara ibadet ettiler hepside iyi insanlardı ve şimdi yoklar sen diyorsunki bunlara ibadet eden cehenneme gidecektir...bizim için Atalarımız kutsaldır soylarımız bile onların isimleri ile anılır onlar cehennemde ise bizim cennette işimiz ne bizde onların yanında olmak istiyoruz...bunun üzerine muhammet şu sözü söyler ''onlar(lat,menat,uzza)yüksekten uçan turna kuşlarıdır elbetteki omlarında şefaati kabul edilecektir...bu söz üzerine meydanda büyük bir vaveyla kopar ve aynı arap onlarında şeffati kabul edilecekse bizim atalarımızın inancından dönmemize ne gerek var ya mıhammet der. ve muhammet o esnada sara krizine girer ve yere düşer onu tutan arkasındaki Ömer hemen kılıcını çeker ve meydana seslenir bu sözleri Muhammet söylememiştir bu sözleri ona söyleten şeytandır bunlar şeytanın ayetleridir...
* konu özetle bu dur ...Kabedeki hu bel isimli put ise devşirme bir puttur tüccar bir arap tarafından bu günkü suriye taraflarından kabeye getirilmiş baal'ın putudur friklerin ve kartacanın ismi efendi anlamına gelen tanrı baal ın putu kartacada baal hammon diye tapılan put...kabede bu şekilde getirilmiş onlarca yabancı kökenli put bulunmaktadır.o zamanlar...
panteidar,
Bilemedim. Ama aklın yolu birmiş. Bizden önce de aynı konuları anlatmışlar, hem de daha güzel anlatmışlar. Ben Hacının son dönemine yetiştim. Birkaç yazısını okuyabildim. Bıraktı sonra. Çok bilgili bir arkadaş. Ella ile hiç birlikte olamadık.
Sirius arkadaş, siteye hoş geldin. Bayağı çok bilgiyi kısacık yere sığdırmaya çalışmışsın. Bunları bize şöyle daha ayrıntılı, konulara ayırarark anlatırsan çok sevinirim. Bu şekilde çok içiçe girmiş. Bir de kaynaklar vererek bizi yönlendirmeni rica edeceğim. Böylece tartışma daha çok açılır. Yine de kısacaık yazıya bir sürü bilgiyi sığdırmışsın. Eline sağlık.
Sargon;
Aslında Sirius kardeşimiz de tam o konudan başlamış yazısına.
Hacı'nın El-lah izahından. El-lah'ın kadın olduğunu bilmiyordum.
Hacı'nın yazısını oku ve Hacerülesved bahsinin geçtiği "Kadınlar tarlanızdır" yazınla
bağlantı kur. Taşın muhafazasının şeklinin sebebi belki de Hacer değil El-lah.
Ya da Hacer= El-lah. Ne dersin?
arkadaşlar önce merhaba(arapça bir deyim olan merhaba benden sana zarar gelmez anlamıdadır eskiden bir bedevi çölde bir meskun mahale veya bir vahaya yaklaşınca merhaba diye bağırırmış,yani ben size zarar vermeyeceğim anlamında karşıdan gelen cevap ta merhaba olursa o meskun mahale veya vahaya girer ordakilerle ateşi ve suyu paylaşırmış ne yazıkki günümüzde insanlar her karşılaştığında birbirine merhaba der ama bir sorsak kaç kişi anlamını merak etmiştirde öğrenmiştir)ben bu siteye sargonun panteidarın ve aldostunun yazılarının etkisi ile girdim araştıran ve öğrenmeye aç insalara hayranlığım sonsuzdur...burda bilgiyi gördüm geldim..yukarda yazdıklarımla ilgili kaynak istemişsin arkadaşım ama inanki şimdi hatırlamıyorum nerde okuduğumu bulursam derhal yazarım bildiğiniz gibi insan bir yığın şey okur makaleler araştırmalar,romanlar masallar biyografiler çizgi romanlar zamanla bu okuduğu kitapların yazarların ismini unutuyor insan ama onda bir şeyler kalıyor o kalanlar onu böyle konuşturuyor işte kusuruma bakmayın
* bundan sonra ulaştığım bilgileri bilgisayara not ederek kaynakları saklıyacağım bu da bana ders olsun..
Yazıları okumuştum, benim de aklıma aynı şey geldi. Ancak şöyle bir farkla. Hac tartışmasını yaparken aslında, Hacer'le ilgili olarak Lilith'e çıkmıştım. Araştırmaya devam etmedim. Biraz da fazla üstüne gitmek istemedim insanların. Çünkü Lilith çok garip bir tanrı. Hacer bence Lilith'dir, Adem'in Havva'dan önceki ilk karısıdır, o da aslında Ninti'dir ve kutsal fahişedir.
Ben Allah'ın Enki (Sümer)/Ea(Babil)/Elohim (İsrail) olduğunu düşünüyorum. Bu serideki Allah dişi değil erkektir. Enkinin erkekliği çok belirgin.
Sirius'un dediği gibi Brahma'nın cinsiyeti yok, ama tasvirleri var, yalnız hem dişi hem erkek tasvirleri var. Brahman her iki cinsiyette de sembolize edilmiş. Belki de Allah'ın bu cinsiyetsizleştirilmesinde Hindu etkisi vardır.
Hacer'in Allah değil de Allah'ın altında ama oldukça güçlü bir dişi tanrı olması benim kafama daha çok yatıyor. Kabe'nin tamamı değil de Hacer-ül Esved onun sembolü bence.
Yani kısaca
Al-lah = Enki = Ea =Elohim
Hacer = Ninti *= Lilith
http://en.wikipedia.org/wiki/Lilith
Çok mu karışık oldu. Sirius'a dedik biz yaptık aynı şeyi :D
sargon sümer mitolojisinde enki,veya ea suların tatlı suların hakimi olan Tanrıdır yeri ana tanrı anu ve oğlu hava tanrısı enlilden sonra gelir ,yine sümer mitolojisine göre enkinin eşi ninkidir ve ilk insanı öünden var eden o dur(enlil in eşi nin lil ile,Enki aynı zamanda sümerin nuh'u olan utana piştim'e tufanı haber verip gemiyi yapmasını isteyendir...nehir kıyısaında bir sazdan kulübede saz bir duvarın arkasından gemiyi nasıl inşa edeceğini söylemiştir ve diğer tanrılar tarafından bu bilgiyi insanoğluna verdiği için kovulmuştur(şeytan)kutsal fahişe olarak geçen ninki bedeninde insansı maymunun genlerini ve tanrıların genlerini taşıyarak ilk insanı ademi doğurmuştur...ve ardından havva (eva)(tanrıça hepa arapçada ve ibranicede ''p ''harfiolmadığından eva veya havva olarakta bilinir.)var edilmiştir...
* elohim ibranice bir kelimedir ve çoğul dur elohalar anlamındadır...eski tanrıları tevrata görede melekleri simgeler aslında(bazılarına göre ise uzaylılar)mısırdan çıkışta çoğul isme sahip olan tanrı filistinde yehova adını almıştır ve yehova da filistinin volkan tanrısıdır...neyse esas kutsal fahişe babil in tanrıçası ianna dır..
* *hindu izmde tanrıçalar(örneğin tanrıça durga)brahmanın kudretini simgeler aslında dikkat çekilmesi gereken şu benzerliktir b rahman=rahman
* bence hacer eğer bir tanrıça ise bu inanna dır...lilith eski araplarda bir tür dişi iblis olarak tanınırdı diye biliyorum havvadan önce yaratılan ve tanrıya erkekten üstün olması gerektiğini söylediği için dışlanmış olandır diye okumuştum...
* sümer ile ilgili kaynak zacharia sihizchin in onikinci gezegen isimli eseri(yazar dünyada tanınmış en büyük sümerologlardan biridir.diğer kaynak profosöe m.hilmiye çığ
sevgili sirius,
Sümerlerle ilgili Kramer'i okumanı tavsiye ederim. Hatice Kızılyay ve Muazzez İlmiye Çığ'ı tanıyorsun zaten. Ama hepsinin hocası Kramer'dir. Bu işin uzmanı odur. Bence Sümerler'le ilgili onun kitaplarını oku. Sümer mitolojisine ait mitlerin birçoğunu çözen kişi Kramer ve öğrencileridir.
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=2057
Bahsettiğin Zecharia Sitchin bana pek güven vermeyen bir isim. Sümerolog olup olmadığını, akademik kariyerini *bilmiyorum. Ama uçuk iddiaları olan biri. Uzaydan bir zamanlar bir uygarlığın geldiği falan gibi şeyler söylüyor. Kitapları:
http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/WriterBook/Number/625
Sümer mitolojisi ile ilgili olarak ise:
Sümer panteonunda dediğin gibi Enki, Enlil'den sonra gelir. Enlil ise An ve Ki'nin oğulları. Bu durumda Enki'nin epey gerilerde kalmış olması gerekir. Ancak işler pek öyle değil. Binyıllar içinde panteondaki tanrıların güçleri değişiyor ve An ile Ki gerilere atılıyorlar. Enlil hala önde kalıyor ama sadece bir büyük tanrı olarak. İşleri onun onayı ile yapan Enki. Her şeyden sorumlu olan Enki, Bereketi veren Enki. Yani Enki icra eden tanrı olarak ön plana geçer ve Sümer sonrası toplumlarda da Enlil varsa bile giderek önemsizleşmeye başlar. Enlil'in adı üç beş defa geçer. Enki Ea olarak en öne çıkar, sonra Marduk olarak yine en önde Enki vardır.
Yani tanrılar panteonu sabit değil. Sümerden Babil, Hitit yeni toplumlara geçtiğimizde en önemli tanrıdır. İbrani tanrısı Elohim'in özellikleri de aynen taşır. Dediğin gibi nehirle sembolize edliliyor. Hatta nehirli tanrı da denir. Bazı resimlerde sırtında nehir taşır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Enki
Hacer'le ilgili olarak ise daha uzun tartışmak lazım. Ben bir tahminde bulunuyorum. Ama bunu tartışmak için Sümer panteonunu ve sonrasını epey bir önümüze çekmemiz lazım.
deli_cevat
17-07-2006, 00:44
AYETLER UYDURMA MI?
Bazı İslamcı çevrelerin "Şeytan Ayetleri" diye bir şeyin hiçbir zaman olmadığı şeklindeki iddialarını ciddiye almak mümkün değil*dir. Bu ayetler kesinlikle bir "masal", bir "uydurma" olmayıp tama-miyle bir gerçektir. Yani Muhammed, Mekke'de iken ilk dönemlerde, "üç tannça"nın övgüsünü yapan ve o zamana değin Araplarda da bili*nen şiir, Necm Suresi'nin ayetleri arasında okununca (okuyan: Mu-hammed'in kendisidir), Arap "putatapar"lan da "peygamberle birlikte "secde" etmişlerdir. Ne var ki "sonra"dan, "CebraiT'in uyardığı ileri sürülerek, ayetler arasına karıştıranın, "Şeytan" olduğu savunulmuş*tur. Savunan, "Peygamber". Bunu aktaran da başta Peygamberin arka*daştan olmak üzere "İslam büyükleri"dir, "İslam hadisçi ve tefsircile-ri"dir. Olayın bir bölümü yani Necm Suresi'nin okunması sırasında "putataparlar"ın, "Peygamberle birlikte secde ettikleri" Buharî'nin "e's-Sahih"inde de yazılıdır. (Bkz. Diyanet yaymlanndan Tecrid, ha*dis no: 555-556). Olayın kalan bölümü de sayılamayacak kadar çok "hadis" ve "tefsir" kitaplannda yer almıştır. Olayın bütününe ilişkin hadis, 15. yüzyılın en büyük hadisçi ve 'tefsirci'lerinden sayılan Cela-luddin Süyûtî ve lbn Hacer (el Askalânî) tarafından doğrulanmış, "sağlam" kabul-edilmiştir. Yani olay, nitelendiği gibi bir "masal" de*ğildir ve yine ileri sürdüğü gibi, "İslam karşı devrimcileri"nce uydu-rulmamıştır.
Konunun bir başka yönü: Laik kafa, özgür kafa; özgür düşünür. Düşündüğünü de özgürce ortaya koyar, öyle olması gerekir. Özgür dünyada olması gereken budur. Bu özgürlükse, "dinsel kurarlarla, fa*lanca dinin filanca "kutsallarıyla, bu kutsallara "saygı"yla ya da din*sel duygulan incitiyor mu, incitmiyor mu "hesabı"yla sınırlandınla-maz. Böyle bir sınırlandırma da bu tür sınırlandırmayı kabul etmek de "çağdaş"lıktan uzaklaşmaktır, Ortaçağ karanlığının ölçülerine bağlan*maktır. Bunu isteyen din, islam olabilir. îslamın bunu istemesi doğal*dır da. Yeryüzündeki dinler içinde, Yahudilik ve İslam, yaşamın her
alanına el uzatmıştır, insanlara, "Benim kurallarıma göre yaşayacaksı*nız" der, yöneticilere de "Siz elinizi çekin, ben yöneteceğim" isteğini yöneltir.Kurallar "kesin'dir, "değişmezlik" gösterir. Mecelle'de, "za*manın değişmesiyle hükümler de değişir" denmesi aldatmamalıdır. Çünkü aynı Mecellede ve İslam fıkıhında, 'değişme'nin 'esas'ta olama*yacağına, "ayet ve hadisin kesin hükmüyle belirlenenlerin, hiçbir bi*çimde değiştirilemeyeceği"ne ilişkin açıklama da yer alır. Temeli "de*ğişmezlik" olan "din giysisi", gelişen yaşamın, çağımızın giysisi olamaz. O giysi, bu gövdeye olmaz. Olmadığı, olamadığı için Türkiye Cumhuriyeti'nde 'laik yasalar kabul edilmiştir. Mahmut Esat Bozkuıt, Medeni Kanun'un gerekçesinde bunu çok açık bir dille anlatır. Bundan ödün vermemek gerekir. Verildiği zaman işin içinden çıkılmaz. Molla*nın biri kalkar; 'din hükümleri'ni, 'Kuran hükümleri'ni gösterip uyul*masını ister. Uymayanları da din adına cezalandırmaya yeltenir. Ülke sınırlarını bile umursamazlıktan gelir. Humeyni'nin yaptığı budur. "Nerede bulursanız öldürün!..." Kuran böyle diyor. (Bkz. Bakara, ayet: 191, Nisa: 89, 91 Tevbe: 5.) Humeyni de böyle diyor, "öldü*rün" diyor. Tarih boyunca hep böyle denmiştir. Bir Cemel Olayı'nda 15 bin kişi öldürülmüştür. Çarpışan iki yanda da "Peygamber"in en yakın arkadaştan bulunduğu halde... Tarihte nice kişiler, değerli insan*lar bu "öldürün" fetvalarıyla can vermişlerdir. "Sünnet Ehli"nin "dört mezheb"inde de Humeyni'nin Şii mezhebinde de bir kimse "dinden dönmüş" (ridde) ya da bu eğilimi göstermişse "öldürülmesine fetva verilir. Dünya, hele "uygar dünya" bu "fetva"lara göre yönetilemez.
Kısacası: Kuran'ın Hacc Suresi'nin 52. ayetinin, bunu izleyen ayetlerin ve bu ay&tlere ilişkin aktarma ve yorumların tamklığıyla "Şeytan Ayetleri" olayı bir gerçektir. Kaynak ileri sürüldüğü gibi yal*nızca Taberi değildir. Taberi'den 150 yılı aşkın bir zaman önce yaşa*mış olan Ibn Ishak'ın "e's-Sire"sinde de olay yer alır. (Bkz. Siretü îbn Ishak, yay. Muhammed Hamidullah, fıkra:219.) Bunun yaranda bir başka gerçek, laik ve özgür düşünen insan -ki Salman RUşdü de böyle bir insandır- "din kutsallıklarının çerçevesine sokulamaz. Bunu yap*ma yolundaki "din terörü" karşısında korkmadan, yılmadan yeterince savaşım verilmelidir artık.
Cumhuriyet 24 Şubat 1989
deli_cevat
17-07-2006, 00:48
Turan Dursun, Diyaneti Yanıtlıyor: "ŞEYTAN AYETLERİ" ISLAMIN GERÇEĞİ
"Şeytan Ayetleri" diye ünlenen sözlerin önce Kuran'a "ayet" ola*rak sokulduğu, bu sözlerde "Lât, Uzza, Menât" adlı tanrıçalar övüldü*ğü için "putataparlar"ın, "Peygamber" ve inanırlanyla birlikte "secde" ettikleri, bir olay olarak kaynaklarda yer alır. Konu, bilim namusu içinde ve soğukkanlı olarak tartışılmalıdır. "Telaş"a, "heyecan"a gerek yok. Ortada bir olgu, bir gerçek varsa -ki var-, "hayır yok böyle bir şey!" demekle "yok" olmaz.
Kimi polemikçiler, Humeyni'nin "cinayete azmettirici" fetvası doğrultusunda tutumlar sergilediler, "hayır, şeytan ayetleri diye bir şey olmamıştır, yalandır, iftiradır..." dediler. Ve saldırı üstüne saldırı*da bulundular.
öyle görülüyor ki bu kervana, Diyanet İşleri Başkanı Mustafa Sait Yazıcıoğlu da katılmış durumda. TRTde ye yazılı basında yer alan açıklamasına göre, Yazıcıoğlu da, "olay"ın "uydurma" ve "kasıtlı bir yalan" olduğunu ileri sürüyor.
Yazıcıoğlu'nun açıklamasında neler var, bir bakalım:
1. Yazıcıoğlu, olayı dile getirdiği ileri sürülen ayetleri, Isra sure*sinin 73.-75. ayetleri olduğunu yazıyor. Sonra: "Bu hikâyeye göre, Hz. Peygamber'i ikaz için gönderilen Isra suresi 73.-75. ayetleri, Hic*ret'ten 2-3 yıl önceki Mi'rac olayından sonra vahyolunmuştur. Bu ise, Allah'ın şeytan ayetlerine karşı, Peygamberini ikaz etmek için 5-10 sene beklediğini gösterir ki, akl-ı selim ve mantığın kabul etmesi dü*şünülemez" diyor.
Bir kere, "Şeytan Ayetleri" olayına ilişkin ayetler arasında, Isarâ suresinin sözü edilen ayetleri de vardır. Ama birinci derecede ilgili görülen ayetler bunlar değildir; Hacc suresinin 52.-55. ayetleridir.
Kaldı ki, gerek Isrâ 73.-75. ve gerek Hacc 52.-55. ayetler, "Pey*gamber'i ikaz" niteliğinde değil; "olayın açıklayıcısı" niteliğinde görü*lüyor, Yani olayı anlatır niteliktedir. Bir olayın anlatılmasıysa çok sonraki ayetlerde de yer alabilir, bu doğaldır, Kur'an'da da benzerleri çoktur. Öyle olunca, "Peygamber' i ikaz için şu kadar yıl niye beklen*miştir?" denemez.
Ve kaldı ki, ayetlerin tarihine ilişkin kesin bir bilgi ileri sürüle*mez. Surelerin "Mekkî" ve "Medenî" olmaları bile çoğu kez tarih için ölçü alınamıyor. "Mekkî" olan surelerde "Medenî", "Medenî" olan su*relerde de "Mekkî" ayetler bulunuyor.
2. * * * * Yazıcıoğlu: "Esasen Necm suresi 19.-20. ayetlerinden sonra
gelen söz konusu ifadeyi (şeytan ayetlerini) doğru kabul etsek bile, ay*
nı surenin müteakip 21.-23. ayetlerinde putların kötülenmiş olması, bir
çelişkiye yol açacaktır. Bu durumda müşriklerin bu çelişkiyi görmeye*
rek, putların methedildiğini kabul etmeleri ve bu yüzden secde etmele*
ri söz konusu olamaz." diyor.
Oysa, putları yeren ayetler, öven ayetlerin sureden çıkarılmasın*dan sonra yer almıştır diye düşünülemez mi?
3, * * * * Yazıcıoğlu, "Nitekim bu hikâye, ilk devir Islami kaynaklarda
yer almamakta, ilk olarak 900'lü yıllarda yaşamış olan bir tarihçiye
(burada amaçlanan Taberi'dir) ait ve Hz. Peygamber'den üç asır sonra
yazılmış olan bir eserde geçmektedir" diyor.
Oysa, olay, ölümü 923'te olan Taberi'den çok önce, ölümü 768'de olan ünlü "Siret" sahibi Muhammed Ibn Ishak'ın kitabında da yer alı*yor. (Bkz. Muhammed îbn Ishak, e's-Sîre", tahkik: Muhammed Hami-dullah, Arapça, Konya, 1981, s.157-158, fıkra, 219.)
Kaldı ki, öyle hadisler vardır ki, çok sonraki dönemlerin hadisçi-lerinin kitaplarında yer aldığı halde, "İslam hukuku"na, "islam kela-mı"na dayanak yapılmıştır. Yani "hadisbilim"de, bir hadisin "sağlam*lığı (sıhhat)" ve çürüklüğü (za'f) için başka ölçülere vurup değerlendirirler.
Şimdi, olayın gerçekliğini dile getiren kanıtlan görelim:
1. "Şeytan Ayetleri" olayına değindiği, bu olayı dile getirdiği sa*vunulan ayetler:
a) Hacc suresinin 52. ayeti ve izleyen ayetler.
52. ayette, her peygamberin "okuduğu şey"e, "şeytanın bir şeyler kattığı" ama "Tanrı'nın, şeytanın kattığını neshettiği (hükümsüz bırak*tığı) ve kendi ayetlerini geçerli -sağlam kıldığı" anlatılır.
deli_cevat
17-07-2006, 00:49
Görüldüğü gibi, anlatım, "Şeytan Ayetleri" diye bilinen ayetle*rin, "Kuran'a sokulup sonra çıkarıldığı, sokanın şeytan, çıkaranın da Cebrail aracılığıyla Tanrı olduğu" yolundaki "ifade"lere uygundur. Zaten, "tefsirler" de, bunun için bu ayetleri, olayın yansıtıcısı olarak görürler. 52. ayetten sonraki ayetlerde de aynı olaya uygun anlatımlar bulurlar.
b) Isra suresinin 73.-75. ayetleri:
Bu ayetlerin anlamları şöyledir:
"(Ey Muhammed!" Seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırıp daha başkasını ileri sürerek bize iftira etmeye sürüklüyorlardı nerdey-se. O zaman seni dost bulacaklardı. Eğer seni pekiştirmiş olmasaydık, andolsunki, onlara eğilim gösteriyordun, az kalsın. O zaman sâna, ya*şamı da, ölümü de kat kat azab biçiminde tattırırdık. Sonra da bize karşı bir yardımcı bulamazdın."
2. Hadisler:
"HADÎS" 1:
"Peygamber Mekke'de NECM suresini okurken secde etti ve onunla birlikte, -aldığı toprağı alnına götüren yaşlı birinin dışında-Müslüman ve putatapan herkes SECDE etti."
Anlatan Peygamberin arkadaşları:
- Abdullah Ibn Abbas
- Abdullah Ibn Mes'ud
KAYNAK: Buhârî (bkz. Di. Baş. yayın., Tecrid, hadis no: 555, 556.) Tirmizî ve öteki hadis, fıkıh kitapları. SORU:
1- * * * * "Peygamber'in can düşmanı" diye nitelenen putataparlar nasıl
oldu da, "Peygamber"le bir araya gelebildiler?
2- * * * *Putataparlar nasıl oldu da,.Peygamber'le birlikte, secde ettiler?
Bu soruların karşılığını bulabilmek için, bundan sonraki hadis iyi
incelenmelidir.
HADÎS 2:
"Peygamber Mekke'deyken NECM suresini okuyordu." Lât'ı, Uzzâ'yı ve bir öteki, üçüncü (put) olan Menât'ı gördünüz mü? diyen yere gelince:
Şeytan, peygamberin diline şunu atıverdi (sokuşturdu):
İşte bunlar, yüce turnalardır (ğarânik). Şefaatleri de elbette ki umulur'
deli_cevat
17-07-2006, 00:51
Bunun üzerine (putataparlar): 'Muhammed daha önce değil, bu*gün tanrıçalarımızı, iyi (sözlerle) andı!' dediler.
Yine bunun üzerine Peygamber secde etti ve onlar da SECDE et*tiler. İşte bu nedenle de Tanrı şu ayeti indirdi:
'(Ey Muhammed!) Senden önce hiçbir Peygamber (resul, nebî) yoktur ki, şeytan onun okudukları arasına, (bir şeyler katıp) bırakma*sın. Tanrı, şeytanın bıraktığını bozar (kaldırır), kendi ayetlerini güç*lendirir. Tann Bilen'dir, Hikmetli'dir" (Hacc suresi, ayet: 52)
Anlatan Peygamber'in arkadaşları:
- Abdullah lbn Abbas'ın da içinde bulunduğu bir topluluk.
KAYNAK: Başta Süyûtî ve lbn Hacer (Askalânî) gibi 15. yy.'ın ünlü "hadis" ve "tefsir" uzmanları olmak üzere çoğu İslâm hadis ve tefsir uzmanlarının kitapları.
Çok açıkça görülüyor ki:
İkinci hadis, birinci hadisi tamamlıyor. Daha doğrusu, ikisi aynı hadistir. Birincisi eksik, ikincisi tamam.
Ve çok açıkça şunlann anlatıldığı görülüyor
Putataparlann Peygamberlerle birlikte SECDE etmelerinin nede*ni: "Peygamber'in üç putu (Lâfı, Uzza'yı ve Menât'ı) öven sözlerle an*ması ve bunu, 'ayet' olarak okumasıdır."
Üç putu öven sözleri "Peygamberin diline ayet olarak sokan", ŞEYTAJSTdır.
Yani bu sözlerin oluşturduğu "ayetler", Tann'nm ayetleri değil, "şeytanın ayetleri"dir.
"Şeytanın ayetleri", sonradan, suredçn çıkarılmıştır.
Hacc suresinin 52. ayetinde anlatılan da budur.
Diyanetin resmi çevirisindeki Hacc suresinin 52. ayetinin çeviri*si, tartışılan yorum katılmış bir çeviridir, onun için de güvenilir değil*dir. Doğru çeviri, ikinci hadiste yer verilen çeviridir.
Bu konuda uzun söze gerek yokl İslam dünyasının en büyük uz*manlarından Süyûtî (Celaluddin Süyûtî, ölm. 1505) ve lbn Hacer (el Askalânî, ölm. 1449) "hadis"i sağlam ve olayı gerçek kabul ediyorlar. Süyûtî, hem tefsirinde, Hacc suresini 52.-54. ayetleri nedeniyle yer ve*riyor; hem de başka kitaplannda, örneğin "ayetlerin gerekçeleri"ne (sebeb-i nüzul) ilişkin yazdığı ünlü kitabında, "Lübabu'n-Nukûl fi Es-babi'n-Nüzûl" olayı sağlam kabul ettiğini yansıtıyor, lbn Hacer'se, "Kâdî Iyaz" ve İbnü'l-Arabî gibi kimi yazarların "olayı anlatan hadis"i uydurma saydıklarını ama bunların bu sözlerinin hiçbir önemi bulun*madığını, çünkü olayın ve hadisin "birçok yol"dan gelen tanıklıklarla doğrulandığını belirtiyor, lbn Hacer, Fethu'1-Bari adlı kitabının, Hacc suresine ilişkin kesiminde açıklıyor. Onun bu açıklamasına da Süyûtî, kitabında yer veriyor.
SUyûö'de, lbn Hacer de hangi hadisin sağlam, hangisinin çürük olduğunu en iyi bildikleri İslam dünyasında kabul edilegelmiş uzman*lardır. Ve bunlar için de "dinsiz, İslam düşmanı" suçlaması yapılamaz.
Kısacası:
1. * "Şeytan Ayetleri" olayı gerçektir. Bunu yok sayma çabalan da boşunadır.
2. * Diyanet işleri Başkanlığı en büyük İslam otoritelerince de sağ*lam kabul edilen hadise dayalı ayetlerle destekli bu olayı yok sayma yerine ülkede kimseye yaran olmayan din terörünü kınayıcı çabalara girse çok daha yararlı bir tutum göstermiş olurdu. Çünkü gerçek oldu*ğu halde bu olaya "iftira"dır, "dinsizlerin uydurmasıdır" biçimindeki sözler, cinayete azmettiren fetvalara çanak tutmaktan başka bir şeye yaramaz.
2000'e Doğru
19 Mart 1989, Yıl 3, Sayı 12
AYETLER UYDURMA MI?
* *Cevat kardeş sen delimisin ya!?
bunların hepsi Muhammet (Hz yazmayı unuttum kızıcaklar şimdi) in uydurması zaten,sen kalkmış üç,beş tane için bunlar uydurmamı diyosun.
araya bi iki tanede şeytan katmışsa noolmuş yani,meseleyi büyütmeyelim yani,lütfen!!
Lisedeyken Şaban adında şeriat aromalı bir din hocamız vardı. Arkadaşlar birgün hocaya bu şeytan ayetlerini sormuşlardı. Oda cevaben Hacc/52 nolu ayeti gösterip, böyle şeylerin olabileceğini, ancak Allahın bu yanlışlıkları derhal düzelteceğini söylemişti.
Allah ayetleri düzelteceğine şeytanı engelleseymiş keşke. Çok ilginç bir olaymış gerçektende; *Allah Muhammede emir gönderiyor sonra şeytan araya girip emirleri değiştiriyor. Sonra Allah cebraili yollayıp düzeltiyor.
Bence Ahzab suresini baştan aşağıya şeytan yazdırmış olabilir. Surenin tamamı olmasada en azında Ahzab 37'i kesin şeytan yazdırmıştır :lol:
hiramusta
17-07-2006, 18:30
Birileri hala şeytanla ortak çalışmaya devam ediyor.Ama farkında değil...
Şu Lat, Menat, Uzza'dan biri acaba benim İnanna/İştar/Astarte/Afrodit'le aynı tanrıça mıdır? Ben şeytanla değil de bu tanrıçayla ortak çalışmayı isterdim. Şeytan'ın şeytan görsün yüzünü. Zaten sonradan çıkma bişey, benim tanrıçam ise hepsinden eski.
hiramusta
17-07-2006, 18:50
Bazı şeytanlar dişidir dostum. :)
Birileri hala şeytanla ortak çalışmaya devam ediyor.Ama farkında değil...
Evet ben şeytanla işbirliği yapıyorum, sabahları işe arabam yerine ejderhamla gidiyorum. Yan komşum bir cadı, üst komşumsa zebani.
Şimdi titre ve kendine dön. Ortaçağın kapandığını unutma! Artık şeytanlar sadece hollywood yapımı filmlerde var. :lol:
Bazı şeytanlar dişidir dostum. :)
Disilerin hepsi seytandir daha dogru degil mi?
hiramusta
17-07-2006, 22:21
Birileri hala şeytanla ortak çalışmaya devam ediyor.Ama farkında değil...
Evet ben şeytanla işbirliği yapıyorum, sabahları işe arabam yerine ejderhamla gidiyorum. Yan komşum bir cadı, üst komşumsa zebani.
Şimdi titre ve kendine dön. Ortaçağın kapandığını unutma! Artık şeytanlar sadece hollywood yapımı filmlerde var. :lol:
Şeytan,insanları bazen kendisinin gerçekte olmadığını fısıldayarak ta kandırır.Böylece insanlara söylediklerini ve yaptıklarını güzel göstermiş olur.Görünmeyen şeytanlar beni hiç ilgilendirmiyor.Onlar beni saptıramaz ve bana zarar veremezler.Beni asıl korkutan ve zarar veren görünür şeytanlardır (insan olanlar).Ve hiçbir şeytan"ben şeytanım,seni saptırmak istiyorum" diyerek gelmez."Ben seni çok seviyorum,senin iyi bir insan olmanı istiyorum,senin şöyle olmanı,böyle olmanı istiyorum" diyerek türlü oyunlarla gelir.Mesela bush şeytanı dünyayı nasıl kandırıyor?Ben Irak'a özgürlük getireceğim,inan haklarını getireceğim,demokrasi getireceğim,refah ve zenginlik getireceğim diye kandırıyor.Dünyanın dikkatini bu söylemlerin üzerine çekerek Irak'ın bütün zenginliklerini sömürüyor ve Irak'ın geleceğine ipotek koyuyor.Iraklı kürtlerde belki de şeytan bushu kurtarıcı olarak hadi arapçasını söyleyelim mesih olarak görüyorlar.
bence irak in seytani saddamdi . Eger irakda dogru durust calisan bir demokrasi,insan haklari , adil mahkemeler gibi kurumlar olsaydi amerikanin oraya saldirmaya cesaret edebilecegini saniyormusunuz. *Adam birde kurani kaniyla yazdirdi ki asil seytanin kurani odur !
hiramusta
17-07-2006, 23:23
saddamın da bir şeytan olduğunda hiç şüphe yok zaten.Yalnız o küçük şeytan amerika ise büyük şeytan.
Şeytan ayetleri (Garanik olayı ) doğrudur !Bu konuda yaptığım araş-
tırmaların sonucu bende şu kanı hasıl oldu :620 yılıdır.Mekkelilerin
müslümanlara yönelik ambargosu tüm şiddetiyle sürmektedir.Bu sırada
Hatice ve peygamberin amcası Ebu Talip te vefat edince müslümanlar hepten güç durumda kalırlar.İşte bu sırada inen Necm Suresinde "Lat,
Uzza ve Menat işte bunlar yüce turnalardır ve bunlarında şefaatleri
umulur !"ayetleri yer alınca müşriklerle müslümanlar arasında bir
yakınlaşma doğar;Kureyşler Muhammed bizim 3 büyük putumuzu
kabul etti diye sevinirler ve bunun sonuçu ambargo kalkar !Bu olayın
öyle önemli yankıları olur ki olay ambargodan dolayı Habeşistan'a göç etmiş müslümanlar arasında da duyulur ve bunların bir kısmı da Mekke
de ortam düzeldi diye geri dönerler..Daha sonraki 621 yılında Medine
den gelen 12 kişilik bir grup müslüman olur.Bunlar Medine'e dönerek
peygamberin dinini anlatır ve kendisini bir grup Medineliye sevdirirler.
VE 622 yılına gelinince Muhammed daha önce okuduğu ayetlerin kendisine
şeytan tarafından okutulduğunu bildiren bir vahiy geldiğini ilan eder !
Uzlaşma ortadan kalkar Kureyşliler bu duruma çok kızar ve Muhammed'i
öldürme kararı alırlar ki bu sırada Muhammed Ebu Bekirle birlikte
Medine'e hicret eder ve buraya yerleşir !Olayın tarihsel gelişimi bu iken
bu Garanik olayı Muhammed'in Kuran ayetlerini kendisinin uydurduğunu
savunan kişiler için bir koz haline gelmiştir !
deli_cevat
21-07-2006, 21:03
yani muhammed siyaseten kuranın içine Allahtan gelmeyen (!) şeyler yazdırmış :D
sorogren
21-07-2006, 21:28
bu garanik diye bir olay yoktur.
sahih hadis kaynaklari olarak ateistlerin de kullandigi kutub-u sittede bulunmaz.
oyle bir olay da olamaz.
ama ateist serbest olup neye isterse ona inanir.bizi de ilgilendirmez.
o kugu mugu kelimeleri zaten evvelce o zamanin ateistlerinin sloganlariymis,muslumanlar ayetleri okurken ateistlerden *biri *ayetin devaminda *hemen bu kugulu kelimeleri bagirarak soylemis.sonrada baslamislar muhammed kugulardan bahsetti ayette diye.
bunu nakledenler de yarim yamalak baska manayi kasdetmek istemekle beraber aynen bu kelimeleri nakletmisler.onlarin kasdi vahiy ne kadar korunuyor,seytan ne kadar ugrassa da Allah vahyi dir etkilerden temizler demek istemisler.ama gel de bunu anlat anlatabilirsen bizim ateistlere.
onun icin hic dert etmeyin istediginiz gibi inanin.yeterki bize karismayin,birakin biz iyi kotu inancimizla yasayalim.siz de sizinkiyle yasayin.
deli_cevat
21-07-2006, 22:05
sorogren abi şimdi millet bu kadar hadis bu kadar çalışma araştırma yapıyo hatta bu olayın ortaya çıkışı islamın kendi içinden ateistler tarafından da değil çıkıp tek cümlede böyle bi olay yok dersen suya yazı yazmış olursun
sorogren
21-07-2006, 22:15
cevatim milletin yazdiklari beni baglamaz seni de baglamaz.
ben ortada bir hadism de gormedim.
suya yazi yazmak kadar sudaki yaziyi okumak da maharet.
ben yazdim sen de oku bakalim.
CEVAP VERMEYE DEĞECEK BİR YAZI GÖREMEDİM !HEM İNSAN GARANİK
OLAYI DOĞRUDUR DİYİNCE ATEİST Mİ OLUYOR ?BIRAKIN BU ŞARLATANLIĞI..
BEN BU KONULARI 20 YILDIR YERLİ YABANCI KAYNAKLARDAN ARAŞTIRMIŞ BİRİYİM
VE HALA DA ARAŞTIRAN BİRİYİM.GERİSİ BOŞ LAF.......................
sorogren
22-07-2006, 12:08
vacsmt mısın nesin edebli konuş.
kimin şarlatan olduğuna sen karar veremezsin,hangi lafın boş mu dolumu olduğu da takdire kalmış birşey.
sana kaç sene ne *yaptığını soran mı oldu.istersen 50 sene araştır bana ne.
adın cevat değilse bana cevap vermemen gerekirdi
Ya bu formlarda çoluk cocuk efelik taslıyor !Cevap yazınca da hemen
parlıyor mübarekler !Polemikten uzak durayım bilgi ve fikir içerikli yazılar yazayım diyorum sadece...adamlar zorla bulaşıyor ben ne yapayım ?
Neyse başka yazı yazmayacam polemik olarak kimin ne olduğu yazılarından anlaşılıyor zaten !!!
vacsmt ve soröğren abiler.
abiler sizler iki değerli büyüğümüssünüz,birbirinize bu şekilde davranmayın,bu sitede benim dışımda çocuksu davranan yok
bende sizlere karşı bi terbiyesizlik yapmam.ama ciddi ve oturaklı
insanların birbirlerini yanlış değerlandirip böyle sürtüşmelere
girmesinede üzülüyorum,güzel güzel okuyoruz abi sizleri, bırakın
bu şekilde sürtüşmeyin bizler sizlerin fikirlerinizi görmek istiyoruz formlarda.sevgilerimle.
Şeytanın ayetleri diye bir kitap varmış Rüştü Salmanın bir türlü bulamadım ve bir forumda ise şeytanın ayetleri ile ilgili bir makle vardı fakat *tam açıklamalı olmadığından ne anlatmak istediğini anlamadım ..
Arkadaşlar şeytanın ayetleri ne?
Konuya katıkıda bulunacak arkadaşlara şimdiden teşekürler..
Sevgili tewderi herhalde gözünden kaçtı. Ana sayfada bu konuda
bir makale var.
şeytan ayetleri (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=9)
Tewderi kardes
Ben kitabin fransizcasini okudum,sana burda anlatmasi *uzun olur ama sana bir link veriyorum oradan seytan ayetini okuyabilirsin. ( tavanarasi.net) tavanarasi forum.seytan ayetleri
sevgiler
Diler ates bocekleri gibidir,parlamak icin karanliga *ihtiyaclari vardir.
Tewderi kardes
Ben kitabin fransizcasini okudum,sana burda anlatmasi Â*uzun olur ama sana bir link veriyorum oradan seytan ayetini okuyabilirsin. ( tavanarasi.net) tavanarasi forum.seytan ayetleri
sevgiler
Diler ates bocekleri gibidir,parlamak icin karanliga Â*ihtiyaclari vardir.
Teşekürler hemen bakıyorum
Turan Dursunun makalesini okudum...
Şeytanın ayetleri ile kıblenin iki kez değiştirilme olayı bir birine çok benzer sanki önce taraftar toplama amacı ile yapılmış gibi .
Sylvia'nın bahsettiği forumda yazan pinkfloyd isimli yazar gerçekten ilginç.
Daha önce TD forumlarında Bir Aşk Hikayesi adlı bir topicte aspartam nickli bir üyemiz
onun oldukça güzel bir yazısını yayınlamıştı.
Şeytan ayetleri ile ilgili güzel bir yazısı var aşağıdaki linkte:
pinkfloydun şeytan ayetleri yorumu (http://www.tavanarasi.net/lofiversion/index.php?t3255.html)
Forumlarımızdaki yazısı için
Bir Aşk Hikayesi (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=1827&highlight=a%FEk)
Sevgili frodo, baya uzun bir yazıymış ama, okumaya değer, arşivime aldım ve en kısa zamanda okuyacağım.
Saygılar
Araplar islamiyet öncesi dönemde Kabe'de yaklaşık 360 tane put arasında en yükseği, en güçlüsü olarak ay Tanrısını görüyor ve buna Al-İlah ( en güçlü ilah ) diyor, ellerini iki yana açarak ona dua ediyorlardı.
Arapçada "ilah" olan pagan tanrı kelimesi islamiyetle beraber "Allah"a dönüştürülmüştür.
Ay tanrısı "Al-İlah" erkek kabul ediliyordu ve dişi güneş tanrısıyla evliydi. Üç kızı vardı, bunların adlarıda Al-lat, Al-uzzat ve Al-menat idi. Muhammed şeytan ayetleri diye bilinen olayda önce bu Lat,uzzat ve Menat adlı bu tanrıçaları gaf yaparak güya allah sözleri ve vahiyleri diyerek övmüş ancak daha sonra müslümanlar dan gelen yoğun tepkiler üzerine o sözleri bizzat şeytanın kendisine söylettiğini ileri sürmüştür.
"Lat'ı Uzza'yı ve üçüncü olan Menat'ı gördünüzmü ? İşte Bunlar yüce turnalardır, Şefaatleride elbetteki umulur." ( Muhammed)
"(Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dilegine ille de (beşeri arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi ayet'lerini (lafiz ve anlam bakımından) sağlam olarak yerleştirir..." (K. 22 Hacc 52)
İslamiyet öncesi arap paganlarının ilginç gelenekleri vardı. Bunlar "oruç ayı" dedikleri ayda 1 ay oruç tutarlar, Mekkeye hacca gidip Kabenin etrafında 7 kez dönerler,"Kara taş"ı ( Hacerül Esved ) Kutsal sayar onu öperlerdi ve günde 4 veya 5 kez namaz kılarlardı, bununla beraber günümüz islamiyetinde olduğu gibi şeytan taşlarlardı. Abdest alma geleneği ise islamiyete gene pagan araplarının burunlarına su çekme ve ellerini dirseklerine kadar yıkamasıyla girmiştir. Abdest ne Hristiyanlıkta nede Musevilikte mevcuttur oruç diğer dinler de vardır ancak belli bir ayda oruç tutma islamiyet öncesi putperets arapların geleneklerinden sadece bir kaçıdır. Bununla beraber Kabenin en büyük tanrısı olan "ay Tanrısı" Al-İlah ı
simgelerinden biri olan kutsal taş yani Hacer-ül Esved'in yine islamiyet ve Muhhammed ile kutsal sayılması saygı duyularak Güya Allahın evi olan Kabe'nin duvarlarındaki yerinde durmasına izin verilmiş tir. Hacer-ül Esved'i biraz tanıyalım,
Kabe, Huzaalıların eline geçtikten sonra, Hacer-i Esved, onların rakibi olan Cürhümlüler tarafından kaçırılıp sonradan Huzaa kabilesi tarafından yeniden ele geçirilerek tekrar yerine konulmuştur. Daha sonraları Abbasi Halifelerinden Muktedirbillah zamanında Mekke’yi zabtetmiş olan Karamite (Kırmitîler) reisi Tahir tarafından koparılıp Küfe Mescidine konulmuştu. 20 sene sonra, Halife Mutî’ Billah tarafından 24 bin dinar karşılığında geri alınıp Mekke’ye getirilmiş, bugünkü yerine konulmuştur.
Hacer-i Esved, muhtelif zamanlardaki yangınlarda kırılmıştır. Şimdi 12 parça olarak birleştirilmiştir. Ufak bir parçası Kanuni Sultan Süleyman zamanında bir Hadım Ağası tarafından İstanbul’a nakledilmiş, Süleymaniye civarındaki Kanuni Sultan Süleyman türbesine asılmıştır.
Rivayete göre Hacer-i Esved kıyamet gününde Kabeyi tavaf edenlere şahit olacağından bunu aşk ile yapmak gerekir. Halk arasında hacdan gelenlerin avuçlarının içlerinin öpülmesi hacca gidip tavaf edenlere Hacer-i Esvedin şahitliği bir de ya öperek ya da dokunarak veya uzaktan ellerini açarak Hacer-i Esved ile temas kurmaları sebebiyledir. Çünkü hacı “elestü birabbiküm” bezmindeki ikrarı burada yenilemiş olduğundan memleketinde henüz hacca gidememiş kimselerin onu tasdik etmeleri, avucunun içini öpmeleri bundan dolayıdır.
Kısacası Güya Allahın Bizzat kendisinin ve Meleklerinin temasına muvakkak olmuş onlar tarafından kutsanmış ve güya sonsuza kadar Allah ve melekleri nin korumasında olması gereken bir taş hazretleri göründüğü gibi kendini korumaya bile güç yetirememiş Eski islami filmlerde gördüğümüz kendini korumayarak düşüp kırılan Güya Tanrı olan put'u anımsatmaktadır bize. anlaşılamayan bir diğer konu ise Muhammed dönemindeki tek tanrı olarak bahsedilen varlığın Kabe'nin en büyük tanrısı olan ay tanrısı Al_iLah olması gibi ve Kabeninde bilinen en büyük Put olarak ibadet merkezi ve ibadet simgesine dönüşmesinin nedenleri nelerdir, İslamiyetin özünün ve düşünce kaynağının temelinin putlardan ve Putsal inançlardan uzaklaşmak olduğu, ve görünmeyen , bilinmeyen ancak inanılması gereken bir varlık olması gerekirken, Al-İlah tanrısının - "Allah" ve "İlah" olarak her iki anlamda da islamiyette Yaratıcıyı temsil etmesi ve her iki anlamınında Yaratıcının isimlerinin olması bir tesadüfmüdür, Bununla beraber Hacer-i Esved taşının
İslam öncesi putperestlerde olduğu gibi görevine aynı şekilde ve özellikte devam edebilmesi aynı sistemim devam ettirildiğini göstermezmi.
Tüm bunlar gösteriyorki, islamiyet asla putperestliği bitirmemiş sadece o dönem de inanılan ve tapılan put sayısını yaklaşık olarak 360 adet'ten bir Adete düşürmüştür, İslam öncesi kabe nin sahip olduğu ve kutsal sayarak inandığı 360 adet putu saymak zaman kaybı olacaktır ancak 1 adete düşürülen ve islam öncesi ve islam sonrası gücünü ve İlahlığını kaybetmeyen aksine islam sonrası dahada güçlenerek diğer 360 rakibinden kurtulan Muhammedin Güya Büyük Tanrısını tanıyalım,
Al-İlah
Al-İlah, İslam öncesi kabe Tanrılarının en güçlüsü ve en çok tapınılanı idi, Popüler olması diğerlerinin arasından sıyrılmasını sağladığı gibi kendi dönemi içerisinde putperest kavimlerinde vazgeçilmeziydi kısacası " olmaz sa olmaz " diye niteleyebileceğimiz bir özelliğe sahipti.
Muhammedin Al-İlah'ı Tek tanrı seçmesi tepki anlamında herkesi rahatsız edecek değildi, ancak aksine onunda diğerleri gibi yıkılıp yok sayılması tek başına kalmasından çok daha tehlikeli ve çok daha büyük tepkiler verebilirdi. Putperestler açısından düşünecek olursak put sayısının azalması, bununla beraber en güçlünün kalması onlarında belirtmeselerde istek ve arzularıydı zaten 360 tanrıyı besleyip adaklarla doyurmak muhakkak ki tek tanrıyı doyurmak tan çok çok daha zor olacaktı, bunun en büyük desteği de İslam dinini ilk kabul eden ve destekleyenlerinde fakir Muhacır'ların olmasından anlayabiliyoruz, Mekkenin zengin ve ileri gelenleri için maddi anlamda çok zorlanma olmamakla beraber fakir sınıf için bütün tanrıları doyurabilmek ve adaklar adayabilmek elbette mümkün değildi ve elbetteki gerçek anlamda hiç bir zaman bunu başaramadılar, Vicdanen duydukları ibadet edememe ve tanrıları mutlu edememe eziklikleri Tanrıların tek adede indirilebilmesiyle son bulacaktı, Ve bunun en büyük simgesi gene kuranın kendisidir, bahsettiği Güya görünmez, bilinmez tanrı ismini ve sıfatını bile Kabe put'u olan "Al-İlah " tan almış ve bu hiçbir şekilde saklanmamıştır, ancak açık ve net bir biçimde de belirtilmemiştir.
Al-İlah - Allah _ Muhammedin Tanrısının en çok bilinen ve övülen ismi
İlah - İlah _ Muhammedin Tanrısının belirgin sıfatlarından biri
Görüldüğü gibi Muhammedin Tanrısı, Kabenin Tanrısı Al-iLahtan başkası değildir ve Allahın evi olarak bahsedilen Kabe Gerçek anlamda da zaten Al-İlah'a ev vazifesi görmekteydi bununla beraber güya evrene ve kainata sığdırılmayan Allah Kabeye sığdırılmıştır, kabeye sığan güya ilah ve başından beri islamiyetin kurucusu ve hala günümüzde de tapınılan ve ibadet edilen Kabenin baş tanrısı Al-ilah tan başkası değildir.
Kur'an'ı Kerim ve İslamiyet anlaşılmayacak ve algılanmayacak bir kitap değildir asla, Birazcık aklı olan herkes Kur'anın bir Allah kelamı olmadığını onun kendi döneminin bir ihtiyacı olan muhammed'in günlük siyasi malzeme si olduğunu kolaylıkla anlayabilir, ancak tarih bununla sınırlı kalmamıştır her iktidarlık ve yönetim konuyu algılamış ancak rakip firma olarak gördükleri Hristiyanlığa ve Museviliğe karşı hep onu baştan aşağı yamayarak tamir etmeye çalışmışlardır. Bu sorunu sadece müslümanlar ve Kuran yaşamamıştır aynı proplem aynı seviyede Hristiyanlık ve Musevilik içinde geçerlidir,baştan aşağı saçmalık olduklarını bildikleri halde gerek siyasi gerekse koltuk ve güçsel nedenler den dolayı hiç bir toplum'un resmi kanadı elini vicdanına koyup bunlar apaçık saçmalıklardan başka bir şeydir diyememiştir.
Sonuç olarak ne Musevilik, ne Hristiyanlık ne'de İslam Asla bir gerçek üzerine dayanmaz
> >
> > Ateist ölür ve öteki tarafta Tanrı ile karşılaşır...
> > >
> > > ATEİST: merhaba abi!
> > > TANRI: selam, tanıdın mı?
> > ATEİST: Şey, hayır, yok... tanıyamadım!
> >TANRI: güzelim kasma artık, biz bizeyiz...
> >ATEİST: birden kötü oldum da abi!
> >TANRI: bişey içer misin?
> >ATEİST: su var mı? abdest alıcam da...
> > >
> > > ---------------------------------------
> > >
> > > ATEİST: bana sizden hig bahsetmemişlerdi...
> > TANRI: kitap bastık o kadar di mi ama?
> >ATEİST: abi valla şeytana uydum...
> >TANRI: Niye, onun kitabı promosyonlu muydu?
> > >
> > > ---------------------------------------
> > >
> > > ATEİST: sen tanrıymısın...
> > TANRI: evet öyleyimdir...
> >ATEİST: ee aa oo şeeyy...fakat Nietzche der kii...
> >TANRI: geç içerde onunla yüz yüze tartış
> >istersen; sıcak sıcak...
> > >
> > > ---------------------------------------
> > >
> > > ATEİST: Bi cigara yakiim; ateşin var m}?
> > TANRI: sağdan ikinci kapı...
> > ATEİST: yaa bak açiklayabilirim....
> >
> >
> >