PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bu Dünyadan Nazım Geçti


frodo
03-06-2009, 20:06
20 Kasım 1901-3 Haziran 1963


http://www.nazimhikmetran.com/images/fotolar/07.jpg http://www.nazimhikmetran.com/images/fotolar/13.jpg

http://www.nazimhikmetran.com/images/fotolar/35.jpg

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben...
Bahtiyarım...

Sevgiyle anıyoruz...

Felsefeci 87
03-06-2009, 20:18
Ölümünün 46.yılında büyük üstadı saygı ve özlemle anıyoruz..

pante
03-06-2009, 20:32
Sen esirliğim ve hürriyetimsin
Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin
Sen memleketimsin.

Sen ela gözlerinde yeşil hareler
Sen büyük, güzel ve muzaffer
Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin.

aydoe
03-06-2009, 20:48
Bu Memleket Bizim

Dört nala gelip uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim

Bilekler kan içinde
Dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim

Kapansın el kapıları
Bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim

Sevgili Nazım Usta yaşıyorsun ,evrenselleşmişsin ,ölümsüzleşmişsin.
saygılarımızla

dilaver
03-06-2009, 20:56
GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ

Bu bir türkü:-
toprak çanaklarda
güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:-
alev bir saç örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
güneşe giden
köprüden
geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!
Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını
yırtarak
gerindik!
Sıçradık;
şimşekli rüzgâra bindik!.
Kayalardan
kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
İşte:
şu güneşten
düşen
ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
Sen de çıkar
göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten
düşen
ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş'emiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak
yükseliyoruz
güneşe doğru!
Ölenler
döğüşerek öldüler;
güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
Haykırdı en önde giden,
emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
Emret ki ölelim
emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz,
coşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var
güneşe akın!
Güneşi zaaaaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!


Toprak bakır
gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır
Haykıralım!

---------------------------------

Senden bu yana gök kubbede pek degişen yok yoldaş, ama degiştirecek azmimiz var. Taa ki güneşi zaptedene kadar.

saygılarımla

ozgur_beyin
03-06-2009, 21:02
imam hatip yüzünden geç tanıdığım bu ulu şairi daha sonraki hayatımda hep sevmişimdir
yine başka bir şair olan yahya kemalle ilgili bir anekdot anlatmak istiyorum

nazım hikmet bahriye mektebinde okumakta ve tatil günlerinde annesi celile hanımın evine gelmektedir.yahya kemal den ders almaktadır.nazım hikmet evine geldiği günlerde yahya kemalden ders almaktadır.celile hanım ve nazım hikmet yahya kemalin her gelişinde onu kapıda karşılarlar.ders bitiminde nazım hikmete bahçede oyun oynamsaı söylenir ve odadan çıkartılır tabi nazım hikmet olanlardan haberi olmadığı için bahçeye çıkıp bahriye mektebinde öğrendiği hareketleri yapar.celile hanımla yahya kemal ise gümüş bardaklarında çaylarını yudumlarlar.birgün nazım hikmet celile hanım ve yahya kemali öpüşürlerken görür ve hiç bişey belli etmeden okuluna döner.ertesi hafta yahya kemal ders vermeye gelir her zaman olduğu gibi ders bitiminde yine bahçeye çıkması söylenir nazım hikmet yahya kemalin paltosuna bir not bırakır yahya kemal giderken paltosunun cebinde notu bulur ve notta şöyle yazmaktadır:
HOCAM OLARAK GİRDİĞİNİZ BU EVE BABAM OLARAK GİREMEZSİNİZ...
yahya kemal bu nottan sonra bir daha celile hanımın yüzünü bile görmemiştir.nazım hikmet annesi ve yahya kemal arasındaki bu büyük aşka bu notuyla son vermiştir.

evrensel-insan
03-06-2009, 21:08
Saygideger arkadaslar;

VATAN HAİNİ

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

NAZIM HİKMET
Vatan buysa; ben de, vatan Hainiyim.

DOSTLUK

Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.

Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.

O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın

NAZIM HİKMET


Saygilarimla;
evrensel-insan

boğaziçi
03-06-2009, 21:16
Büyük Taarruz

Dağlarda tek tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saati sordu.
Paşalar: "Üç" dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'de Afyon Ovası'na atlıyacaktı.

Nazım Hikmet RAN

parmis
03-06-2009, 23:53
YİNE MEMLEKETİMİN ÜSTÜNE SÖYLENMİŞTİR
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanım da sırtımda paralandı çoktan,
şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktinda yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...

Nazım Hikmet Ran

saygıyla ve sevgiyle anıyorum..

parmis güneşin_kızı

boğaziçi
04-06-2009, 00:08
aydoe tesekkur ederim duzenleme icin:)

serüvenci
04-06-2009, 00:19
KEREM GİBİ

Hava kurşun gibi ağır!!
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum...

O diyor ki bana :
- Sen kendi sesinle kül olursun ey!
Kerem
gibi
yana
yana...
"Deeeert
çok,
hemdert
yok"
Yürek-
-lerin
kulak-
-ları
sağır...
Hava kurşun gibi ağır...

Ben diyorum ki ona :
- Kül olayım
Kerem
gibi
yana
yana.
Ben yanmasam
sen yanmasan
biz yanmasak,
nasıl
çıkar
karan-
-lıklar
aydın-
-lığa...

Hava toprak gibi gebe.
Hava kurşun gibi ağır.
Bağır
bağır
bağır
bağırıyorum.
Koşun
kurşun
erit-
-meğe
çağırıyorum.....

ulyanov
04-06-2009, 00:44
GERİLEYEN TÜRKİYE YAHUT ADNAN MENDERES'E ÖĞÜTLER


Nev York Tayms gazetesi 29 Aralık 1954 tarihli sayısında "Türkiye Geriliyor" başlıklı bir başyazı yayımladı. Bu başyazıda şöyle satırlar var : "O - Adnan Menderes - Basın hürriyetini yok ediyor... Basında kendisini tenkit edenleri hapse atıyor... Siyasi muhalefeti eziyor... Menderes işçilere grev hakkını tanıyacağını vaad etmişti... Halbuki en kısa grevler için işçileri takip ediyor..."
Ben, Nâzım Hikmet, Nev York Tayms gazetesinin satırları arasında kalan yazıları da okudum. Bu satırların arasındaki satırları aynen aşağıya geçiriyorum.



Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes.
Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes.
İlle de asıp kesmek geliyorsa içinden
Ezmekte devâm et Barışçılar'ı, ama sen
Meselâ Yalçın'ı da tıkıyorsun deliğe (1)
İhtiyarcık sana azıcık cilve yaptı diye,
Git, koş, elini öp, af dile, yüzünü güldür,
O, yalnız altın kafeslerde öten bülbüldür.
O, matbaalar yıktırıp kitaplar yaktıran, (2)
O, büyük demokrat, O, hürriyetçi kahraman,
Moskova'yı atomlayalım diyen insancı...
Kendine acımazsan bize bir parça acı.
A be Adnan Menderes, böyle bir dal kesilmez,
Böyle şaşkınlıkların sonu da iyi gelmez...
Şu muhalefetle de alıp veremediğin ne?
Niye öyle hışımla yürüyorsun üstüne?
Kore'ye asker gönderdin de "Hayır" mı dedi?
"Kan aktı hesabı sorulmalıdır!" mı dedi?
Orduyu emrimize verdin, ses çıkardı mı?
"Olmaz olsun" mu dedi Amerikan yardımı?
Feryat mı etti "İstiklâl elden gitti" diye?
Zavallı, sımsıkı sarılmış demokrasiye :
"Başvekil merasimsiz karşılanmalı" diyor. (3)
Bir de bazan coşarak "Hayat pahalı" diyor.
Bu aksoylu muhalefeti ezilir görmek
Türkün Batılı dostlarını pek üzüyor pek. (4)
Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes.
Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes.

Hani, her işte bizden örnek alacaktın ya?
Hürriyet nizamına sâdık kalacaktın ya?
Vaadettin tanımadın işçinin grev hakkını.
O hakkı bizim tanıdığımız gibi tanı.
Elli istiyorlarsa ateş aç, sonra beş ver.
Ama ufak tefek grevlerde anlayış göster.
Sendika liderlerinizin birçoğu zaten
bizde olduğu gibi emir alır polisten.
Niye telaşlanıp kaybedersin vekarını?
Hem de kırarsın liderlerin itibarını?
Şaşkınlığın bu kadarına doğrusu ya pes,
Bindiğin dalı kesiyorsun Adnan Menderes.

Senin bindiğin dallar ve bindiğimiz dallar,
Unutma bu dallardan başka asıl ağaç var,
öfkeyle homurdanan yarı çıplak, yarı aç,
bizi silkip atmaya fırsat kollıyan ağaç...


1955


(1) Adnan Menderes tevkif ettiği gazeteciler arasında Hüseyin Cahit Yalçın'ı da hapise attı.
(2) 1945 yılında Tan gazetesi başta olmak üzere birçok gazete, dergi matbaası yıkılıp yağma edilmiş, meydanlarda kitaplar yakılmıştı. Bu faşist sürülerine "İleri" emrini Yalçın vermişti.
(3) Burjuva muhalefet gazeteleri ve partileri, Adnan Menderes'e İstanbul'a filan gelip gidişlerinde merasim yapılmasına itiraz ediyorlar.
(4) Nev-York Tayms yazısını şöyle bitiriyor: "Bu durum Türkiye'nin Batıdaki dostlarını kederlendirmektedir."



Nazım Hikmet Ran

milomanara
04-06-2009, 01:05
Ezbere bildiğim, favorilerimden :)

Korsan Türküsü

İşte..
geniş ağızlı palalar gibi parıldıyor güneşte,
kulakları altın küpeli korsanların türküsü:

Donna Madonnanın yuvarlak
kalçaları gibi oynak fıçılardan
içtik İspanyol şarabını!
Karıştı Madrit o-rospularının* kanı kanımıza!

Beş yüz baş zenciyi zincire vurduk,
üç direkli kadırgayı doldurduk,
aldık yükü geliyoruz!
Taze balık gibi çıktık denizden ;
korkma bizden
tombul, esmer kollarını aç Madonna!
Afrikada gözü kanlı korsanız amma
Lizbonda namuslu bezirgânız!

Kaçıyor kara çıplak derilerin sürüsü!
Kaçırma vur bir yandan
durma doldur öbüryandan:
Donna Madonnanın yuvarlak
kalçaları gibi oynak fıçılardan
erimiş altın gibi akan
İspanyol şarabını!

Karışsın Madrit o-rospularının* kanı kanımıza!

N.H.R.

*:otomatik silindiği için araya tire koydum.

Akhenaton
04-06-2009, 13:52
Bu dünyadan bir nazım geçmiştir.
Doğrudur.
Fakat bu dünyadan geçen nazımın Türk milletiyle alakası yoktur.
Zaten kendisi tescilli bir vatan hainidir.
Şimdi bu cümleye itiraz edinde nazımın secerisini döküverelim.:fencing:

serüvenci
04-06-2009, 14:01
akhenaton,

buyrun seceresini dökünüz. yine yahudi yakıştırması ve siyonizmden söz etmeye başlayacağınızı umuyorum. :)

dilaver
04-06-2009, 14:03
Fakat bu dünyadan geçen nazımın Türk milletiyle alakası yoktur.
Zaten kendisi tescilli bir vatan hainidir.

Bak işte bu dogru. Nazım enternasyonalisttir. Onun emek diye, sosyalizm diye bir davası vardı. O bir milliyeti degil tüm insanlıgı ve emekçileri sevdi. Onlar için mücadele etti. Komünist olarak tanımlandı ve başında Mustafa Kemal'in bulundugu cumhuriyet tarafından yıllarca zindanlarda tutuldu. Vatan haini ilan edildi.

Sonuç ne oldu. Tüm dünya insanları ve emekçileri Nazım'a sahip çıktı. Nazım bugün tüm dünyada tartışılmayacak degeri olan bir isimdir, bir sanatçıdır, bir devrimcidir. Nazım enternasyonalist idi, şimdi tam da yerine oturdu.

Onu mahkum edenlerin bile gurur kaynagıdır Nazım.

Ama elbette tüm degerlerimize yapıldıgı gibi onun devrimci içerigi boşaltılmaya çalışılıyor ve bir meta haline getirilmeye çalışılıyor.

Devam et Akhenaton, sen bu düzenin gerçek yüzünü ve özünü temsil ediyorsun. Sayende belki insanların gözü de açılabilecek ve gerçekleri görebilecekler.

saygılarımla

Akhenaton
04-06-2009, 14:13
Bir katili kendine örnek seçmiş bir yahudiden bu milletin hiç bir beklentisi olamaz.Bu millet kurtulış savaşında emperyalizmin kursunları karşısısa çıkmışken polonya yahudisi nazım, rus yahudisi stalin ile saz çalıp türkü söylemektedir.savaş biter yahudi nazım, yahudi rusyaya ülkeyi peşkeş çekmek için geri döner ve icraatlarına başlar.

Hikayemiz böyle devam eder.

Yahudi Nazımın kadınlara karşı insanlık dışı davranışlarına girmedim bile daha bak.Özellikle kendi annesiyle ilgili söylediklerine.Çok Freud okuyunca böyle oluyor insan demekki.

serüvenci
04-06-2009, 14:17
Bir katili kendine örnek seçmiş bir yahudiden bu milletin hiç bir beklentisi olamaz.Bu millet kurtulış savaşında emperyalizmin kursunları karşısısa çıkmışken polonya yahudisi nazım, rus yahudisi stalin ile saz çalıp türkü söylemektedir.savaş biter yahudi nazım, yahudi rusyaya ülkeyi peşkeş çekmek için geri döner ve icraatlarına başlar.

Hikayemiz böyle devam eder.

Yahudi Nazımın kadınlara karşı insanlık dışı davranışlarına girmedim bile daha bak.Özellikle kendi annesiyle ilgili söylediklerine.Çok Freud okuyunca böyle oluyor insan demekki.

eee başka ?

Akhenaton
04-06-2009, 14:28
eee başka ?


Nâzım Hikmet Verzansky (YAHUDİ) ADIM ADIM TÜM HAİNLİK KRONOLOJİSİ. BU VATAN ÇANAKKALEDE 250 BİN ŞEHİT VERDİ BU İŞLER BU KADAR UCUZ DEĞİL.

http://img197.imageshack.us/img197/428/2214592.jpg (http://img197.imageshack.us/my.php?image=2214592.jpg)

pante
04-06-2009, 14:29
ve başında Mustafa Kemal'in bulundugu cumhuriyet tarafından yıllarca zindanlarda tutuldu.

Bu doğru değildir.
Nazım Hikmet, Atatürk dönemindeki her davasından beraat etmiş, hiç hapis yatmamıştır.
Atatürk Nazım'ı, Nazım da Atatürk'ü severdi.

Sadece Atatürk'ün ağır hasta olduğu 1938'de, Nazım Hikmet bir provakasyona uğradı ve Harb Okulu davası ile yargılandı.
Bu yargılama süresinde tutuklu iken Atatürk'e af mektubu da gönderdi.
Ancak ağır hasta yatağında bu mektup Atatürk'e ulaştırılmadı. Dava seyrinde Atatürk vefat etti.

Bu konuya gerekirse daha fazla açıklama getirebilirim.

Akhenaton
04-06-2009, 14:33
Bu konuya gerekirse daha fazla açıklama getirebilirim.


Pante allahın bildiği kuldan saklamaktan vazgeç artık.Boş cabalar içindesin.:flypig:

pante
04-06-2009, 14:43
Pante allahın bildiği kuldan saklamaktan vazgeç artık.Boş cabalar içindesin.

Boş çaba mı?
Ben daima gerçekleri yazdım.
Yalan ister sağdan gelsin, ister soldan, hep doğruyu ortaya koymaya çalıştım.
Hiç bir ideolojiye, hiçbir puta saplantım olmadı.

O Nazım'la hiç ilgisi olmayan, sahtekarların uydurduğu şiirlerle asıl senin çaban boşuna.
Nazım Hikmet'in böyle bir şiiri yok.
Var diye iddia ediyorsan kaynak göstermelisin.
Irkçı sitelerden değil ama, kendi kitaplarından, referans görülebilecek dergi ve yayınlardan. Yabancı kaynak da olabilir.

Nazım Stalinci değildir. Lenin'i övmüş, Stalin'i yermiştir.

Akhenaton
04-06-2009, 14:45
Boş çaba mı?
Ben daima gerçekleri yazdım.
Yalan ister sağdan gelsin, ister soldan, hep doğruyu ortaya koymaya çalıştım.
Hiç bir ideolojiye, hiçbir puta saplantım olmadı.

O Nazım'la hiç ilgisi olmayan, sahtekarların uydurduğu şiirlerle asıl senin çaban boşuna.
Nazım Hikmet'in böyle bir şiiri yok.
Var diye iddia ediyorsan kaynak göstermelisin.
Irkçı sitelerden değil ama, kendi kitaplarından, referans görülebilecek dergi ve yayınlardan. Yabancı kaynak da olabilir.

Nazım Stalinci değildir. Lenin'i övmüş, Stalin'i yermiştir.


pante burnun uzar bak.

Moskova Radyosu dün akşamki yayınlarında Kızıl Şair Nazım Hikmet'in Moskova'ya vardığını ve hava alanında beyanatta bulunurken "beni yaratan Stalindir" diye bağırdığını bildirmiştir. Gene Moskova Radyosu'na göre, kızıl şair, Stalin'i göklere çıkaran şu sözleri de sarf etmiştir:" Gözlerimin ışığını Staline borçluyum, her şeyimi ona borçluyum, o beni yarattı, o beni yaşatıyor." (Cumhuriyet, 30 Haziran 1951)

pante
04-06-2009, 14:51
Moskova Radyosu dün akşamki yayınlarında Kızıl Şair Nazım Hikmet'in Moskova'ya vardığını ve hava alanında beyanatta bulunurken "beni yaratan Stalindir" diye bağırdığını bildirmiştir. Gene Moskova Radyosu'na göre, kızıl şair, Stalin'i göklere çıkaran şu sözleri de sarf etmiştir:" Gözlerimin ışığını Staline borçluyum, her şeyimi ona borçluyum, o beni yarattı, o beni yaşatıyor." (Cumhuriyet, 30 Haziran 1951)

O dönemin Cumhuriyet gazetesini bana kanıt diye sunma.
Gazeteler dönem dönem çizgi değiştirmişler, kimi zaman sağa, kimi zaman sola, kimi zaman iktidara yaslanmışlardır.
1961 öncesi Cumhuriyet gazetesini kesinlikle referans görmüyorum.
"Tükürün yüzüne" diye resmini yayınlamış bir yazı kadrosunun, bu haberi de inandırıcı değildir.

Sen o şiirin kaynağını ver verebiliyorsan.
Veremiyorsan mod.lardan rica edelim, ya şiiri kaldırsınlar ya da altından Nazım Hikmet imzasını kaldırıp, not olarak "bu şiir uydurmadır" diye yazsınlar.
Fazla vaktim yok bugün, sana kaynak için 1-2 saat mühlet. :D

Akhenaton
04-06-2009, 14:54
Pante sen nasıl bir kaynak istiyorsun, belirtte ona göre basalım buraya.Kurtulıuş savaşından kaçıp gitmiş biri için nasıl bir kanıt istersin yaz bulalım.Verdiğim kitabı ala bir zahmet okuyu ver, istediğin tüm tarihsel kanıtlar orda.

Yahu pante dincileride geçtin .:rapture:


NAZIM'IN MOSKOVA HAVA LİMANINDA VERDİĞİ BEYANAT
Nazım Moskova'ya indiğinde kendini karşılayanlara ve Rus resmi haber ajansı İNTER TASS' a aynen şu şekilde konuşmuştur..
"O kadar bahtiyarım ki! Ben bütün hayatımı, idealimi, aşkımı bu muazzam şehre borçluyum. BEN SOVYETLER BİRLİĞİNİN ÇOCUĞUYUM. Bugün memleketimin halkı Amerikan Emperyalistlerinin elinde esirdir. Türk Halkı Amerikan üniforması giydirilerek Kore'ye kaatil olmaya gönderilmektedir.
.....
Stalin benim için çok mühimdir. Gözümün ışığı, fikirlerimin kaynağıdır. BENİ STALİN YARATTI.. Her şeyimi ona borçluyum..

parmis
04-06-2009, 15:04
Sayın Akheton,
gelmişsiniz.. hoş geldiniz ama ne bu hiddet şiddet? TÜm dünyanın kabul ettiği ve memleket hasretiyle yanan, şiirler yazan bir Nazım Hikmet için söylemlerinizi hiç hoş bulmadım.. siz olaylara kendi görüşünüz çerçevesinden bakıyorsunuz ama yinede ben bir ölünün arkasından kötü konuşulmasını istemem.. Üstelik sizinle şu öyleydi bu böyleydi diye savunma yada polemiklere girmem çünkü kavgadan nefret ederim..

saygılar..

parmis Güneşin_kızı

parmis
04-06-2009, 15:07
Türk Halkı Amerikan üniforması giydirilerek Kore'ye kaatil olmaya gönderilmektedir.
.....
Evet bu doğru Türk halkına bu yapılmıştır saçma bir anlaşma uğruna yüzlerce türk evladı korede şehit olmuş aileler perişan olmuştur .. Korede şehit olan kardeşi için ağlayan yaşlı bir amca tanıyorum ben... O da böyle anlatır bu olayı ve menderes hükümetini suçlar..

saygılar

parmis Güneşin_kızı

Akhenaton
04-06-2009, 15:09
Sn Parmis ,

Nazım iyi şiir yazabilir, Türkçeyi iyi kullanabilir, duyguları çok iyi aktarabilir,

fakat.....

Bu ülke için sadece çanakkalede 250 bin kişi canını vermiştir.memleket sevdalısı adam toprak savunmasından kaçmaz.

Kaçanda ülke kurtulduktan sonra başkasının emperyalizmine sokmak için dönmez.

Benim bakış açım bellidir.Bu toprak için canını karşılıksız teslim etmiş büyük bir milletin bakış açısıdır.

Bu milleti yahudilere teslim etmek için gelmiş bir yahudininki değil.

Gerçekleri duymak sizi rahatsız ettiyse bu dünya size göre bir yer değil.:angel:

pante
04-06-2009, 15:23
Pante sen nasıl bir kaynak istiyorsun, belirtte ona göre basalım buraya.Kurtulıuş savaşından kaçıp gitmiş biri için nasıl bir kanıt istersin yaz bulalım.Verdiğim kitabı ala bir zahmet okuyu ver, istediğin tüm tarihsel kanıtlar orda.


Bu da yalan!
Her Kurtuluş Savaşında yer almayan "kaçak" diye mi nitelenecek?
Nazım İle Vala Nurettin, Kurtuluş Savaşına katılmak için 1921 Ocak ayında İstanbul'dan ayrılır, Anadolu'ya geçerler. Katılma taleplerini Ankara'ya bildirirler.
Ancak Ankara, Nazım'ı Bolu'ya öğretmen olarak atar.
Bu Ankara'nın ve Atatürk'ün o sıra asker alırken uyguladıkları bir yöntemdir. Yetişmiş insanları, öğretmenleri cephe dışında görevlendirirler. Çünkü Çanakkale'de bunun acısı yaşanmıştır. Onbinlerce doktor, öğretmen, mühendis kaybedilmiştir.
Nazım, Bolu'da bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, bu pasif görevde kalmak istemez ve devrim heyecanıyla Sovyetlere geçer. Bu kaçmak değildir.

Akhenaton
04-06-2009, 15:25
Atatürk Nazım Hikmet'in plağa ahnan iki şiirini dinlediği zaman şu hükmü vermişti:"Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var."

YAHUDA NAZIM GERÇEĞİ :


Peyami Safa-N.Hikmet Kavgası. Ergun Göze/ Fatih Matb. 1969 İst.
Türkiye'de Millyetçilik Hareketleri. Ilhan E. Darendelioğlu/Toker Yayın 1968 İst
Türklük Kavgası./Ergun Göze/Mine Matb. 1977 İst.
Nazım Hikmet Dosyası/Kemal Sülker/May Matb. 1967 İst.
Sosyalizm-Marksizm-Komünizm Peyami Sefa/Millî Ülkü Yayınevi 1971 İst.
Türkiye'de Komünizm Hareketleri /İlhan E. Darendelioğlu/C.2 Tan Mal 1971l Ist
Ordular Masonlar Komünistler /Necdet Sevinç/Toker Mat. 1971 İst.
Tarih Boyunca Yahudiler ve Türkler/Prof. Dr. Hikmet Tanyu/Yağmur Yayınevi. 1977 İst.

:fencing:

Akhenaton
04-06-2009, 15:30
Nazım, Bolu'da bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, bu pasif görevde kalmak istemez ve devrim heyecanıyla Sovyetlere geçer. Bu kaçmak değildir.

PANTE

kaynakçalar verdim, dinciler gibi beynini uyuşturma.Bu hayat senin bildiğin hayat değil.

Nazım Hikmet 1921-1924 yılları arasında Moskova'da kızıl ihtilal kursu görürken, Türk milleti Anadolu'da, Sakarya'da. Dumlupınar'da, İnönü'de ölüm kalım savaşı veriyordu.

Siz, Agah Oktay Güner'in, televizyonda haykırırcasına 'Türkiye iki büyük şair yetiştirmiştir. Birincisi Nazım Hikmet, digeri Necip Fazıl Kısakürektir" diye yaptığı talihsiz konuşmasına bakmayın.

Nedir bu iki şairin ortak özelliği.

Hadi bil 10 puan vericem.

Bu ülke için canını vermiş Milyonların kemiklerini asla sızlatmayacağız. Ne nazımlar nede nazım gibiler bu ülkeyi ele geçirebilecek.

pante
04-06-2009, 15:37
Akhenaton, Nazım Hikmet bir yurtseverdi.
Türk kelimesini de, türk milleti kelimesini de, yüce Türk milleti ifadesini de sıkılmadan, çekinmeden kullanmıştır. O, sizin gibi ne ırkçıydı, ne sapkın bir milliyetçi. O bu ifadeleri yurtseverliği gereği kullandı.
Ne kadar çamur atsan tutmaz. Onun Kuvayi Milliye Destan'ı nice Necip Fazıl'ları cebinden çıkarmasına yeter.

Biz ki İstanbul şehriyiz,
işte, arzederiz halimizi
Türk halkının yüce katına.
Mevsim yazdır,
919'dur.
Ve teşrinlerinde geçen yılın
dört düvele
teslim ettiler bizi,
gözü kanlı dört düvele
anadan doğma çırılçıplak.
Ve kurumuştu
ve kan içindeydi
memelerimiz.
Biz ki İstanbul şehriyiz,
Fransız, İngiliz, İtalyan, Amerikan
bir de Yunan,
bir de zavallı Afrika zencileri
yer bitirir bizi bir yandan,
bir yandan da kendi köpek döllerimiz:
Vahdettin Sultan,
ve damadı Ferit
ve İngiliz muhipleri
ve Mandacılar.
Biz ki İstanbul şehriyiz,
yüce Türk halkı,
malumun olsun çektiğimiz acılar.

Nazım Hikmet (Kuvâyi Milliye Destanı'ndan alınmıştır)

Akhenaton
04-06-2009, 15:48
Pante nazım ; yurtseverse o zaman Mustafa kemal yurtsever değildir.

Türk milletine üstad olarak tanıtılanErtuğrul Muhsin, Nazım'ın "Kafatası, Unutulan Adam, Bir Ölü Evi

Atatürk.......

Nazım adına yapılan bu reklama itimat etmediği için, "Şunun bir şiirini plağa alın, getirin bakayım" demiş, Nazım'ın Hazer ve Salkımsöğüt adlı şiirleri kendi sesinden plağa alınarak Atatürk'e dinletilmiş. Atatürk şiirleri dinledıkten sonra aynen şöyle demiştir: "Bu şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var,"

Nazım Hikmet "Beni Stalin yarattı, asıl vatanım Moskova'dır" diyecek kadar da Türk olmadığını ifade etmiştir.

Stalin için yazdığı şiiri ......

5 Mart 1953
llk önce kim kime
Metin ol kardeşim diyecek.
İlk önce kim kime
Baş sağlığı dileyecek.
Hepimizindi o, hepimizindir.
Yoldaşlarım acmızı duyuyorum
Sizin duydugunuz gibi tıpkı
Aynı şiddetle kardeşlerim
Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden
Seviyorum onu Marks'ı, Engels'i, Lenin'i Sevdigim gibi.
Sevdigimiz gibi Aynı muhabbetle
Aynı hürmetle.

PEKİ NERDE ATANIN ÖLÜMÜ ÜZERİNE YAZDIĞI ŞİİRİ.
NAZIM SADECE BİR YAHUDİ AJANIDIR.

Resimli Ay dergisinde, kendisinin Türk şairi diye değil, Türkiyeli şair diye tanıtılmasını istivordu ki, bu ifadesi ile Türk olmayı kabul etmiyordu. Bizdeki yalakalar ona hala Türk sıfatı vermeye çalışırlar.

Nazım Hikmet, Türkiye'yi içten yıkmak ve Rusya'ya bağlamak için neler yapmadı. Yıl 1938. Nazım o zamanki meşhur Yavuz zırhlısının er ve astsubayları arasında komünizmi yaymak. sonra da orduyu isyana teşvik etmek istiyordu:

Nazım Hikmet Rusya'ya ömrü boyunca hizmet etti , Polonya kökenli bir YAHUDA bu topraklar için elini oynatmamıştır. Komünist Rusya'ya o kadar hizmet etti ki, Rus devleti bir gemisine (Nazım Hikmet) adını koydu.

vartor
04-06-2009, 15:55
Nazim vatan dusmani ilk defa ilan edilmedi, sen de devam et farketmez. Siirleridir onu tanimamizi saglayacak, onlarin icinde de cogunluk memleket ozlemi, insan sevgisini isler.Ozel hayati sadece kendini ilgilendirir, kokeni ise, bir Anadolu cocugu .

Akhenaton
04-06-2009, 16:08
Nazim vatan dusmani ilk defa ilan edilmedi, sen de devam et farketmez.


Türk mahkemelerinde her türlü bilgi belge bulabilirsiniz.Bana hadis okumayınız.


kokeni ise, bir Anadolu cocugu .

Bunu bilmediğinizi düşünerek yanlışlıkla yazdığınızı düşünüyorum.yahu siz hani bilimseldiniz.:boink:

dilaver
04-06-2009, 16:21
http://www.nazimhikmetran.com/davalari_index.html

Bir inceleyin bakalım Nazım'ın davalarını ve tutuklu/hapis/kaçak sürecini. Bunlar en son Atatürk'ün ölümü sırasında kesliyor, onu temelli içeri atıyorlar artık. Fakat o zamana kadar yaşadıklarını da iyi inceleyin. Kime karşı mücadele vermiş ona da bakın.

Nazım'ın tüm suçu komünist olmaktı ve bunu her zaman herkesin yüzüne de haykırdı.

Onu vatan haini diye karalamanız imkansız, buna kargalar bile güler. Ama onun devrimci eyleminin muhtevasını da yurtseverlik olarak boşaltmanız da imkansız.

Nazım komünistti yahu, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek var mı.

saygılarımla

pante
04-06-2009, 16:23
Nazım Hikmet, Türkiye'yi içten yıkmak ve Rusya'ya bağlamak için neler yapmadı. Yıl 1938. Nazım o zamanki meşhur Yavuz zırhlısının er ve astsubayları arasında komünizmi yaymak. sonra da orduyu isyana teşvik etmek istiyordu:

Yalandı, provakasyondu.

http://www.nazimhikmetran.com/dava_38_harp.html

Sen kendin için savunma istiyorsun, bir de Nazım'dan dinle:

http://www.nazimhikmetran.com/dava_38_harp.html

Stalin'e gelince, o ilk şiiri siparişti, ölümünün hemen ardından normaldi.
Sonraki şiirinde asıl hislerini şu dizelerinde görebilirsin:

taştandı tunçtandı alçıdandı kâattandı
iki santimden yedi metreye kadar

taştan tunçtan alçıdan ve kâattan
çizmeleri dibindeydik şehrin bütün meydanlarında

parklarda ağaçlarımızın üstündeydi
taştan tunçtan alçıdan ve kâattan gölgesi

taştan tunçtan alçıdan ve kâattan bıyıkları
lokantalarda içindeydi çorbamızın

odalarımızda taştan tunçtan alçıdan ve kâattan
gözleri önündeydik

yok oldu bir sabah

yok oldu çizmesi meydanlardan

gölgesi ağaçlarımızın üstünden

çorbamızdan bıyığı

odalarımızdan gözleri

ve kalktı göğsümüzden baskısı
binlerce taşın tuncun alçının ve kâadın


Atatürk için ise yazdığı destan yetmiyor mu?

http://www.youtube.com/watch?v=j02B-ZA34O0&feature=related

Akhenaton
04-06-2009, 16:29
Nazım'ın tüm suçu komünist olmaktı ve bunu her zaman herkesin yüzüne de haykırdı.

Onu vatan haini diye karalamanız imkansız, buna kargalar bile güler. Ama onun devrimci eyleminin muhtevasını da yurtseverlik olarak boşaltmanız da imkansız.

Nazım komünistti yahu, Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek var mı.

saygılarımla

Tamam işte ben ne diyorum,

Marksist demek yahudi dini demektir ve Türk milletiyle işi olmaz. Sadece

amaçları için Milleti bozmayı hedef alır.Tıpkı Yahuda Stalinin yaptığı gibi.

Vatan haini olarak nitelendirmiyorum.

Vatan haini olarak nitelendirmek , bu vatan için karşılıksız canını verenlere hakarettir.

Nazım Polonya yahudisidir.Bu millletin çocuğu değildir.

Zaten olsaydı omuz omuza çarpışırdı.

Bu millet bu ülkeyi saz çalıp türkü söyleyerek kurmadı, Nazım her gece farklı

bir kadının koynundayken ,açlık, sefalet , acı içinde kurdu.

Yok öyle ucuz beyin uyuşmalarına geçit.

Akşama kadar muhammedin karılarını işleyen yurdum ateistleri konu nazım

olunca birden özel hayat girilmez söylemi yapmasınada Nicenin deyişiyle soylu

bir iki yüzlülük diyorum.

OQONUC
04-06-2009, 16:41
İstanbul'un işgalini hepimiz ezberledik de; Acaba Ne zaman ingilizler işgali bırkatı ve zırhlılarını çekti. veya çekti mi?

Mesela 1923 yılında İstanbul'unun valisi kimdi ? Veya varmıydı ?

Sakaryadan yunanlı düşmanı kovaladık. İçlerinde kaç ingiliz düşmanı vardı. Veya ingilizler düşmanmıydı. Düşman ise Sakaryadan İstanbula neden yürümedik. Gücümüz bitti ve gidemedik ise ingiliz de düşman olarak işgal etti ise güçsüz orduya nedne düşman saldırmadı.

Sahi, İstanbul işgal edildi ise ne zaman kurtuldu ?

Bilmediğimden soruyorum. Bilgilendirecek arkadaşlara emekleri içn şimdiden teşekkür ederim.

Selamlar

OQONUC
04-06-2009, 16:43
Akşama kadar muhammedin karılarını işleyen yurdum ateistleri konu nazım
olunca birden özel hayat girilmez söylemi yapmasınada Nicenin deyişiyle soylu
bir iki yüzlülük diyorum.

.............
Katılıyorum.... Doğru tespit.

frodo
04-06-2009, 16:58
Ben,
bir insan,
ben,
Türk şairi komünist Nazım Hikmet
ben, tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret
ve ümitten ibaret ben...

N.Hikmet sıradan sahici ve gerçek bir insandı. Onun kalbine vahiy indiren ona doğru yolu öğütleyen geleceği geçmişi herşeyi bilen kadir i mutlak bir tanrısı yoktu.

Yoksa Muhammed de mi öyleydi ?

aydoe
04-06-2009, 17:29
Nazım Hikmet 1901'de Selanikte doğmuştur,
Babası, Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey, annesi Ayşe Celile Hanım'dır.
Çok güzel ve alımlı bir kadın olan Celile Hanım, bir dilci, eğitimci olan Enver Paşa'nın (Mustafa Celalettin Paşa'nın oğlu) kızıdır..Nazım Hikmet anneannesi tarafından da kuzey kafkasya çerkezlerindendir.

1913 : "Feryad-ı Vatan" başlığını taşıyan ilk şiirini yazar. Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başlar.
1914 : Ekonomik nedenlerle Nişantaşı Sultanisi'ne geçer.
1917 : Bahriye Mektebine girer.
1918 : İlk kez bir şiiri yayınlanır. Yeni Mecmua'da yayınlanan bu ilk şiiri "Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı" başlığını taşır.
1920 : Bahriye'yi bitirmesine birkaç ay kala sağlık nedeniyle ayrılmak zoruna kalır. İstanbul işgal altındadır.
Arkadaşı Vâ-lâ Nurettin ile birlikte gizlice Anadolu'ya geçer. Ankara Hükümeti tarafından Bolu'ya öğretmen olarak atanır.
1921 : Azerbaycan üzerinden Moskova'ya gider. Devrimin ilk yıllarına tanık olur. Ekonomi politik öğrenim görür. Sanat çalışmalarına katılır.
1924 : Moskova'da yayınlanan ilk şiir kitabı "28 Kânunisani" sahnelenir. 12 Mart günü Pravda'da bu gösteri övgüyle yer alır. Türkiye'ye döner ve Aydınlık Dergisi'nde çalışmaya başlar.
1925 : Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yokluğunda yargılanarak "on beş yıl küreğe konulma cezası" verilir. Bu durum onun ülkeden ayrılmasına yol açar. Moskova'ya gider.
1926 : Viyana'ya geçerek ileride suçlanmasına konu olarak "parti" toplantısına katılır. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, "küreğe konulma" cezası ortadan kalkar.
1927 : Katılmış olduğu "Viyana Konferansı" nedeniyle İstanbul Ceza Mahkemesi'nde yokluğunda yargılanır. Üç ay hapis cezası verilir.
1928 : Yurda dönmek üzere Moskova'daki Büyükelçiliğe başvurur. Pasaport almak istemektedir. Ancak kendisine yanıt verilmez bunun üzerine gizlice sınırı geçerse de Hopa'da yakalanır. İstanbul üzerinden Ankara'ya götürülür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde, daha önce yokluğunda yapılan yargılamalar yinelenir. Üç ay hapis cezası verilir. Cezaevinde geçirdiği süre gözönüne alınarak serbest bırakılır.
1929 : Resimli Ay Dergisi'nde çalışır. İlk şiir kitabı "835 Satır" yayınlanır. Bunu diğerleri izler.
1930 : "Sesini Kaybeden Şehir" başlıklı şiir için dava açılır. Yargıtayca aklanır.
1931 : "1+1=1", "835 Satır", "Jokond ile Si-Ya-U" ile bir kez daha "Sesini Kaybeden Şehir" ve "Varan 2" adlı kitapları hakkında dava açılır. Hepsinden aklanır.
1932 : "Kafatası" oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye konur.
1933 : "Gece Gelen Telgraf" şiirinden dolayı yargılanır. Altı ay üç gün hapis cezası verilir. Babası bir kaza sonrası ölür. Onun ölümü üzerine "Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye" başlıklı şiiri yazar. Şiirde babasının patronu Süreyya Paşa'ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılır. Bir yıl hapis, 200 lira para cezasına çarptırılır. Bu sıralarda "gizli örgüt" kurduğu savıyla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ayrı bir davada idamı
istenir. Dört yıl ağır hapisle cezalandırılır.
1934 : Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkarılan af yasasından yararlanır. Serbest bırakılır.
1936 : Gizli örgüt kurmak ve yönetmek savıyla yargılanır ve aklanır.
1937 : "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı" yayınlanır.
1938 : Askeri öğrencileri isyana teşvik suçlamasıyla da "Donanma" davaları açılır. Toplam 28 yıl 4 ay ağır hapisle cezalandırılır.
1941 : Bursa'da "Memleketimde İnsan Manzaraları" nı yazmaya başlar.
1943 : Cezaevi arkadaşı Orhan Kemal tahliye olur. Balaban'ın resim çalışmalarına yardımcı olur, yetişmesini sağlar.
1944 : Karaciğer ve kalp rahatsızlıkları başlar.
1949 : Basında haksız mahkumiyetine ilişkin yazılar artmaya başlar. Ahmet Emin Yalman, Vatan Gazetesi'nde "Tevfik Fikret ve Nâzım Hikmet" başlığını taşıyan bir yazı yayımlayarak dikkatleri Nâzım'ın haksız mahkumiyeti çeker.
1950 : Yurt içinde ve dışında çeşitli kuruluşlarca "Nazım'a Özgürlük Kampanyaları" açılır. Meclis'in gündeminde bulunan Af Kanunu'nu çıkarmadan tatile girmesi üzerine, Nazım, 8 Nisan'da açlık grevine başlar. Aynı gün, Bursa'dan İstanbul'a Paşakapısı Cezaevi'ne götürülür. 23 Nisan'da grevini avukatlarının isteği üzerine geçici olarak durdurur. Ağır hastadır, doktorlar üç ay bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini belirtirler. Ancak durumunda hiçbir değişiklik olmayınca 2 Mayıs'ta yeniden greve başlar. Açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırır. İmza kampanyaları başlatılır. "Nâzım Hikmet adlı bir dergi çıkarılır 9 Mayıs'ta annesi Celile Hanım 10 Mayıs'ta şair Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat açlık grevine başlarlar. 14 Mayıs seçimleri sonucunda ortaya çıkan yeni durum üzerine, 19 Mayıs'ta greve ara verir. Çıkarılan Genel Af Kanunu'yla serbest bırakılır. 22 Kasım'da Dünya Barış Konseyi tarafından Pablo Picasso, Paul Robeson, Wanda Jakubowska ve Pablo Neruda'yla birlikte "Uluslararası Barış Ödülü"nü almaya hak kazandığı açıklanır. Kendisinin katılamadığı törende ödülünü Neruda alacaktır.
1951 : Oğlu Memed dünyaya gelir. Askere çağrılır, 49 yaşındadır ve hastadır. Üstelik askeri okulda öğrenci olarak geçirdiği sürelerin yasa gereği askerliğe sayılması gerekmektedir. Yaşamına yönelik tehditler üzerine ülkeden ayrılır.

15 Temmuz 1950'de, Cerrahpaşa Hastanesi'nde, artık serbest olduğu kendisine avukatlarınca bildirildi.

Gerçi cezaevinden çıkmıştı, ama polisçe sürekli izleniyordu. Evinin önünde hep bir cip bekliyor, nereye gitse polisler de arkasından geliyorlardı. Kitaplarını yayımlatma, oyunlarını oynatma olanağını bulamayacağı anlaşılıyordu. Kuvâyi Milliye'nin yayın hakkını alan bir yayınevi çıkmışsa da, kitap bir türlü yayımlanmıyordu. Bu sırada Kadıköy Askerlik Şubesi'ne çağrıldı. Askerliğini yapmamış olduğu, hemen sevkedilmesi gerektiği bildirildi. Bahriye Mektebi'ni bitirdiğini, güverte subaylığı yaptığını, hastalanarak çürüğe çıkarıldığını söylemesi üzerine elinden bir dilekçe alınarak serbest bırakıldı. Birkaç ay sonra tekrar şubeye çağrılarak kendisine Sivas'ın Zârâ ilçesine gitmeye hazırlanması söylendi. İsteği üzerine Haydarpaşa Hastanesi Sağlık Kurulu'na gönderildi. Kurula on ay önce Cerrahpaşa Hastanesi'nden aldığı, kalbinden, ciğerlerinden rahatsız olduğunu gösteren raporları sunduysa da askerliğini engelleyecek bir durumu olmadığı kararına varıldı. Bu arada bir doktor kulağına bu işin sonunu iyi görmediğini fısıldadı. Şubeden hazırlıklarını yapmak için bir haftalık izin aldı.

17 Haziran 1951 sabahı, askerlik işini düzeltmek amacıyla Ankara'ya gideceğini söyleyerek evden ayrılan Nâzım Hikmet'in 20 Haziran 1951'de Romanya'ya vardığı Bükreş Radyosu'ndan öğrenildi. http://www.youtube.com/watch?v=GesGPFXqh_I


Dışarda birçok uluslararası kongreye katılan, çeşitli ülkelere yolculuklar yapan Nâzım Hikmet büyük bir ün kazandı. Yapıtları çeşitli dillere çevrildi. Pek çok kitabı yayımlandı. Ama gittiği ülkenin artık gençliğindeki o coşkulu, geleceğe umutla bakan Sovyetler Birliği olmadığını kısa sürede anlamıştı. Dergilerde Mayakovski'den söz edilmiyor, Meyerhold'un, Tairov'un adları bile anılmıyor, eski dostlarından kimi sorsa, "Bilmem, nicedir görmedik," yanıtını alıyordu. Şiirlerinin çevirilerinde anlamı değiştiren yanlışlar bulunması canını sıkmaktaydı. Nâzım Hikmet'in özellikle sanat yapıtlarında Stalin'e dönük içi boş, anlamsız yüceltme sözlerinin yinelenip durmasını yadırgadığını söylemesi uyarılmasına neden olmuştu. Ayrıca böyle bir pot kırmaması için, onun Stalin yerine Malenkov'la görüştürüldüğü söylenir. http://www.nazimhikmetran.com/biyografi_index.html


Nâzım Hikmet Sovyetler Birliği'nde komünizmin geçirdiği gelişmelerden, proletarya adına başlatılan diktatörlüğün bir kişi diktatörlüğüne dönüşmesinden çok tedirgin olmuştu. Düşüncelerini açık açık söylemekten çekiniyor, susuyor, zor durumda kalırsa başına bir şey gelmemesi için inanmadığı sözler ediyor, ama yeri geldikçe güvendiği arkadaşlarına bu tedirginliğini yumuşak bir dille aktarıyordu. Örnekse, 1951 yılında, İlya Ehrenburg'a şöyle demişti : "Stalin Yoldaş'a büyük bir saygım var, ama onu güneşe benzeten şiirler okumaya dayanamıyorum, bu yalnız kötü şiir değil, kötü duyarlık." Aslında bir konuk olarak bulunduğu Sovyetler Birliği'nde Stalin'den korkmaması olanaksızdı. Ayrıca çevresindeki katı komünistlerin tepkilerinden de çekiniyordu. http://www.nazimhikmetran.com/biyografi_index.html

OQONUC
04-06-2009, 17:32
Konuyu bölecekbelki ama, gerekirse daha sonra silinsin bu mesaj.

Evaplamak için söylüyorum; Frodo demiş ki;

N.Hikmet sıradan sahici ve gerçek bir insandı. Onun kalbine vahiy indiren ona doğru yolu öğütleyen geleceği geçmişi herşeyi bilen kadir i mutlak bir tanrısı yoktu.
Yoksa Muhammed de mi öyleydi ?

EL Cevap: Kutsalı olmadığı için kutsallaştırdığınız ve kutsalına mahremine söz söyletmediğiniz bir şahsı savunmak için, Kutsal olan Kadir-i Mutlak bir Allah'ın elçisine söz söyleme yetisini nasıl kendinizde buluyorsunuz doğrusu anlamak mümkün değil.

Yani kişilerin bireysel mahremiyetlerinin korunmasında kriter inançsızlıkları mı olmalıdır ?

Hz.Muhammed'de herhangi bir kişi de veya Nazım Hikmet de bir beşer olarak kişisel mahremiyetleri konusunda eşittir.

Nazım Hikmet'in Necip Fazıl ile Sabiha Sertel’in anılarında anlatılan neler yaptıkları onun şairliğine gölge düşürmeyeceği gibi, Hz.Muhammedin fikirleri de yaşadığı dönemin halkı tarafından kabul görmüş değer yargılarının nazarında bugün sorgulanarak değersizleştirilmeye çalışılmamalıdır.


Sorun kişileri değersizleştirerek fikirlerini çürütmeye çalışmak gibi bir yanlışta yatmaktadır.

Elhasıl kurduğunuz mantık kendi içinde çelişmektedir.
İster Nazım’ın isterse Hz.Muhammed’in Fikirlerine karşı çıkabilirsiniz, ama kişisel hakları önünde herkes eşittir öylede kalmalıdır.
Selamlar

Sorun

Akhenaton
04-06-2009, 17:36
Ben,
bir insan,
ben,
Türk şairi komünist Nazım Hikmet
ben, tepeden tırnağa iman,
tepeden tırnağa kavga, hasret
ve ümitten ibaret ben...

N.Hikmet sıradan sahici ve gerçek bir insandı. Onun kalbine vahiy indiren ona doğru yolu öğütleyen geleceği geçmişi herşeyi bilen kadir i mutlak bir tanrısı yoktu.

Yoksa Muhammed de mi öyleydi ?

Muhammed devrimci bir insandır.
Muhammed dünya tarihinin akışını döneminin şartlerı içinde kendi milleti adına değiştirmiş, milletinin hayat şartlarını yükseltmek , tarih sahnesinde var olması için mücadele etmiş birisidir.

Ya nazım diye sorarlar adama.

frodo
04-06-2009, 17:42
Hz.Muhammed'de herhangi bir kişi de veya Nazım Hikmet de bir beşer olarak kişisel mahremiyetleri konusunda eşittir.

İmzamı attım gitti.

Ama şunu nereye koyacağız ?

Kutsal olan Kadir-i Mutlak bir Allah'ın elçisine

Şimdi iş değişmedi mi ?

Kadir-i mutlak olanın elçisinin özeli onun yönlendirmelerinden muaf olmayacağına göre ....

Yoksa klasik, "hocanın dediğini yap yaptığını yapma" tadında savunma ile durumu kurtarmaya mı çalışacağız. ?

Cem
04-06-2009, 17:58
Nazım Hikmet bir yurtseverdi. Türk kelimesini de, türk milleti kelimesini de, yüce Türk milleti ifadesini de sıkılmadan, çekinmeden kullanmıştır

pante'nin böyle dedikten sonra Nazım'ın şiirinden verdiği örneğe bakalım:

yüce Türk halkı,Üstelik kırmızı ve bold yazmışsın pante ama senin gözlerin mi görmüyor? Adama Türk milleti dememiş Türk halkı demiş. Komünistler milliyetçilerden kendilerini ayrımak için halk kavramına önem verirler çünkü millet kavramı içinde burjuvaziyi de barındırır. Bunu bilemeyecek kültür düzeyinde de değilsin ama sanırım işine gelmiyor. Verdiğin örneğe gerçekten çok güldüm. :D

Atatürk dönemi Türkiyesi Nazım Hikmet'i hapishanelere göndermiştir. Atatürk komünizm karşıtı bir insandı. Hem avatarına Atatürkü koyan hem de Nazım Hikmet'e methiyeler düzenler çok büyük çelişki ve politik kaos içinde olmalılar. İşte 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası:

http://www.nazimhikmetran.com/dava_25_ankara_ist.html

İstiklal mahkemesinde 15 yıl ceza almış 1928 affıyla dışarı çıkmıştır.

Nazım Hikmet'in Ergenekon zihniyetindekilerle ne yakınlığı olabilir, pes artık.

aydoe
04-06-2009, 18:13
42 nolu iletimde konuşan Nazım'dır.

''Bütün Türkiye'deki okuyucularıma,ve beni sevenlere yurttaşlarıma ve gerçek yurtseverlere bir hakikatı açıklamak istiyorum. ''

frodo
04-06-2009, 18:16
Ben Cumhuriyetin, Mustafa Kemal'in Türkiye'ye getirdiklerinin ne büyük hizmetler olduğunun idraki içindeyim. Komünist olmam, Mustafa Kemal Paşaya saygı duymama, Anayasa'daki altı umdeye sahip çıkmama mani değildir ve neşriyatım bunun delilidir. Ne hazindir ki, komünizm hakkında çok az neşriyat bulunması çoğu kişinin bu içtimai felsefe hakkında hem kâfi derecede bilgi edinmesine mani olmuş, hem yanlış zan ve kanaatler sebebiyle her muhalif şahıs komünist damgasını yemiştir.


1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası, Nazım'ın savunmasından bir bölüm.

Bu savunmayı yaptığı Askeri Mahkemede " 29 Mart 1938 Salı günü saat 10'da, "yüzde bin beş yüz" aklanması gerektiğine inandığı bir davada 15 yıla mahkûm oldu. 28 Mayıs 1938'de Askeri Yargıtay Nâzım Hikmet'in cezasını onayladı."

Akhenaton
04-06-2009, 18:20
p
Atatürk dönemi Türkiyesi Nazım Hikmet'i hapishanelere göndermiştir. Atatürk komünizm karşıtı bir insandı. Hem avatarına Atatürkü koyan hem de Nazım Hikmet'e methiyeler düzenler çok büyük çelişki ve politik kaos içinde olmalılar. İşte 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası:



Aynen olay budur.
Nazım iyi şiir yazabilir, komünistlere göre mükemmel insan olabilir fakat kendine Kemalistim diyenin nazıma vatan şairi demesi ya cahilliktir yada beyin uyuşması.

nogada
04-06-2009, 18:20
Nazım hikmet çok değerli bir şair olup vatan hasretinide şirlerinde çok iyi yansıtmıştır.Onun şiirlerine bakarak bir millet bir vatana olan açlık e özlem anlaşılabilinir.Sürgünde yaşadığı dönemlerde anlamlı ve hüzünlü şeyler dile getirmiştir.Değeri sonradan anlanan değerlerimizdendir.Karlı kayın ormanı şarkısı benim içimde çocuklukluğumdan ber dğişik duygular uyandırmaktadır...

Akhenaton
04-06-2009, 18:31
.Sürgünde yaşadığı dönemlerde anlamlı ve hüzünlü şeyler dile getirmiştir....

Şakamı bu yoksa bilmedenmi yazdınız.

dilaver
04-06-2009, 18:33
Nazım dünya çapında enternasyonalist bir devrim yapmak isteyen komünist partisi üyesi bir bolşevik idi. Bu anlamda vatan onun için devrimin gerçekleştirildigi ilk yerdi. Ama amacı o vatan sınırlarının kaldırılarak devrimin tüm dünyaya yayılması idi.

İçerisinde devrim yapılabilecek ve devletin güdümündeki sınırları ifade ettigi için vatan bir anlam ifade eder Nazım için. Emperyalizm ise onun için kapitalizmle özdeştir olması gerektigi gibi. İçinde ezilen insanların var oldugu, emekçilerin sömürüldügü bir yerdir vatan ve onun gerçek sahibi de emekçileridir.

Bu anlamda da Nazım vatanseverdir. Ama o vatanı gaspetmiş burjuva devlet mekanizması Nazım'ın hedefidir. Bu yüzden de tüm yaşamı bu devlet mekanizmasının takibinde geçmiştir. Defalarca soruşturmaya ugramış, davalara konu olmuştur. Sonunda da uzun süreli mahkumiyete tabii tutulmuştur.

Şimdi mantıga hayret ediyorum. Nazım'a onca dava kim tarafından açılmıştır. O zaman devletin başında kim vardır. Nazım kimin aleyhinde bildiri dagıtmaktadır.

İzmir Suikastı davasında üç Aliler pencereden kaçarak Mustafa Kemal'in hışmından kurtulmuşlardır ki bunlar İstiklal Mahkemesi üyesi idiler. Sonra da cezaları ve idamları vermişlerdir. Bu şartlar altında Atatürk'ün Nazım'a deger verdigini iddia etmek bilinçli bir çarpıtma degilse toy bir saflıktır.

İstiklal Mahkemesi yargıçları pencereden kaçacaklar ve sonra Atatürk'e ragmen Nazım'a 10 sene hapis verecekler.

Nazım komünist idi arkadaşlar ve onun yurtseverlik tanımı aynen benim tanımım gibidir. Yurdu kurtarabilmek için, emekçileri özgürleştirmek için var olan burjuva devlet mekanizmasını yıkmak.

saygılarımla

nogada
04-06-2009, 18:38
Şakamı bu yoksa bilmedenmi yazdınız.


Hangi bakımdan?

frodo
04-06-2009, 18:48
Bu şartlar altında Atatürk'ün Nazım'a deger verdigini iddia etmek bilinçli bir çarpıtma degilse toy bir saflıktır.

Sevgili dilaver Atatürk Nazım'a değer verir miydi bilmiyorum. Ama bildiğim Nazım'ın Atatürk'e
değer verdiğidir.

nogada
04-06-2009, 18:55
Sevgili dilaver Atatürk Nazım'a değer verir miydi bilmiyorum. Ama bildiğim Nazım'ın Atatürk'e
değer verdiğidir.

Kesinlikle katılıyorum sayın frodo...

Akhenaton
04-06-2009, 19:02
Hangi bakımdan?


Nâzım Hikmet Borzenski' yi kim sürgüne yollamış.
Benim bir sürgünden haberim yok.
Nazım basıp gitmiş bu sürgünmü oluyor.

OQONUC
04-06-2009, 19:07
Şimdi iş değişmedi mi ?
Kadir-i mutlak olanın elçisinin özeli onun yönlendirmelerinden muaf olmayacağına göre ....
............

Bu söz konusu inancı siz de kabul ettiğinizde bu sorgulamanın içerisinde inancınıza taaluk eden noktalara göre bireysel olarak hareket edebilirsiniz. O kişinin fikirlerine de yine kabul kriterlerinize göre kişisel olarak düşünsel şerh de koyabilirsiniz. Bunda bir sorun yok.
Ki zaten herkes de yapıyor bence. Bu tamamen fikrin veya bilginin neşet ettiği kaynağa olan muhabbetiniz ile alakalı olabilir ancak.

Ama siz tutup da Peygamber Allah'a inanıyor, Allah peygambere kıyak geçmiş öyleyse Allah'ı inkar ettirmek için insanlara Muhammedin uçkurunu göstereyim dediğinizde, kişinin kişilik haklarına saldırmak caizdir diyorsunuzdur aynı zamanda da.

Bu kez de iş tersine dönüp inançsız olan birisinin kişilik haklarına hakaret etmek isteyen inançlı adam da haksız olarak hakaretine dayanak olarak "inançsızın Allah inancı yok, öyleyse..." diyerek haksız olarak ve çirkince kişilik haklarına hakareti caiz görüyor.

Demek ki kişilik haklarının korunmasında inanç her iki taraf açısında da dayanılmaması gereken bir mihenk olarak ayan beyan duruyor.

Ki, İnançsızlığı kendine inanç edinmiş bir beşerin karşı tarafın kişlilk haklarını da koruması kendi inançsızlığına beşeriyetin bina ettiğini iddia ettiği ahlağa dayanak olması açısından elzemdir de,şahsi kanaatime göre.

Peki nedir bu kişilik hakları ile genel fikirler arasındaki fark.

Örneğin; Bir kişi Nazım Hikmet bohem bir yaşamın gereği her gece bir başka kadının konunda sabahlardı, öylese şiirlerinde söz ettiği memelket sevgisi yalandır dediğinde, kişinin bohem yaşaması onun memleketini sevmesine engel olamaz, O'nun fikirleinden kendine kuvvet bulan halkın yolu da bohemdir denilemez, denmemelidir.

Örneğin; Bir kişi Muhammed bugün ahlaksızlık olarak görülen onbir yaşındaki bir kızı 1430 sene önce koynuna aldı, öyleyse getirdiği Kuran yalandır dediğinde, kişinin göreceli olan kültürlerdeki yaşam biçimlerine göre yaşaması onun getirdiği fikirlere engel teşkil edemez denmelidir.

O kişi beşeriyetin bina ettiği bugünkü ahlakı kendine mihenk ederek, Allah'ı sorgularsa; Kendi bina ettiği Ahlakın içinden bir rakama göre 5500 bir rakama göre binlerce yıldır o inancın içinde yoğrulmuş kültürünü de inkar edereki, sıfırdan yeni bir ahlak tesis etmelidir ki, Allah'ın emirini kendi mihenginde ahlaksızlıkla itham edebilsin.
Veya Allah inancı ile 1800 lü yıllara kadar gelen insanlığın dışında aynı şekilde süregelen başka bir türe canlıya kendini dayandırmak zorundadır. Oysa Evrim bizlere insanlığın bir merhale ile süzülerek geldiğini söylüyorçl Demek ki başka böyle bir ahlakı bina eden canlı yok.

Sıfırdan yeniden bir ahlak ortaya koyma çabalarının adı da hepimizin bildiği gibi SEKÜLERİZM olarak karşımızda durmaktdaır. Ve bunlarında amacının ne olduğu başka bir başlık konusu bence.

Burada tartışmanın özünü de kaçırmamak gerekir ki, mesele inançsızın kişisel haklarını korumak caiz iken, Peygamberin kişilik haklarını işin içinde Allah var diyerek caiz görmenizden neşet etti sayın Frodo.

Peygamberin fikirleri Kuran'ın üzerindeki fikri tartışmalar inançsızlığının dayanak noktalarını özgürce dile getirmeniz için bizler her zaman her türlü desteği ve mücadeleyi yaparız yaptık da yapacağız da.

Ben diyorum ki, İster inançlı olsun ister olmasın, ister inançların sözcüleri olsun ister inançsızlıkların, ister Muhammed olsun ister Marx, ister Atatürk olsun ister Menderes, ister ben olayım isterseniz siz; hiç kimsenin ama hiç bir kimsenin ,fikirlerini düşüncelerini çürütmek için o kişilerin şahsiyetlerine saldırılmamalıdır. Bunun bir anlamı da yoktur gereksizdir.

En baştaki cümlenize dönersek; "Kadir-i mutlak olanın elçisinin özeli onun yönlendirmelerinden muaf olmayacağına göre ...." Onun Allah'ı nasıl bir Allah'tır demenizi anlayamıyorum. Zira Mazhariyet ve Peygamberlik makamlarının neler olduğu konusunda uzun uzun bilgilenme gerektiren bir konuyu düz mantık ile kurmuşsunuz.
Oysa düz mantıklardan en başta şikayet etmesi gereken inançsız olmalıdır diye düşünüyorum ben. Bunca zaman üzerileindeki bu toplumsal baskının en büyük nedeni de bu sizin kurudğunuz düz mantık değilmidir sahi.

Benim gibi inançlı olduğu halde fikirlerin özgürlüğü için mücade eden insanlar bu düz mantığın kırılması için burada değil mi sahi. Fikirlerden korkmayın dediğimde ne anlıyorsunuz ki..

Bizler düz mantıkların kişilerin özgür iradelerine koyulan en büyük boyunduruk olduğunu kabul eden mesleğin talebeleri olarak, kim ne düşünürse düşünsün; kişilik haklarının korunmasını inancımız gereği bir hak olarak görürüz.

İsimlerin kim olduğu ise hiç farketmez, ister kabul edilsin ister edilmesin bir değer olarak fikirleri ve düşünceleri kitapları halkta kanıksanmış kişilerin KİŞİLİK HAKLARI EŞİTTİR.

Şahsi kanaatim odur ki, Bir fikri eleştirmek için onu dile getirenlerin kişilik haklarına saldırmak, o fikir hakında kişinin bilgisizliğini ortaya koyan önemli bir kriterdir.

Elhasıl; Yukarıda zikr etmeye çalıştığım nedenlerden dolayı çelişki var demiştim. Ama tam ifade edememişim.
Mazur görün.

Selamlar

nogada
04-06-2009, 19:13
Nâzım Hikmet Borzenski' yi kim sürgüne yollamış.
Benim bir sürgünden haberim yok.
Nazım basıp gitmiş bu sürgünmü oluyor.

Davaları ve Sürgün...
1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden bir çok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Yurtdışında sürekli olarak Bulgaristan, Rusya, Polonya'da yaşadı.

İlk başta kendi çekip gitmiştir fakat sondan ülkeye girişi yasalanmıştır.Bundan itibarende vatan hasreti ve hasret acısı çekmiştir.Bu onun vatan haini yada sadece kominist idealleri savunduğu yada bu idealleri gerçekleştirmek için çalıştırıpı anlmınamı geliyor yani?

dilaver
04-06-2009, 19:14
Sevgili dilaver Atatürk Nazım'a değer verir miydi bilmiyorum. Ama bildiğim Nazım'ın Atatürk'e değer verdiğidir.

Bu konuda aksini iddia etmedim ki frodo.

Nazım elbette deger vermiştir. Ama verdigi deger benim verdigimden fazla da degildir.

Nazım Atatürk'ün başında bulundugu devleti bir bolşevik devlet haline dönüştürmek istiyordu. Bu yüzden de bol bol kovuşturmaya ugradı, ceza aldı, kaçtı, gene hapsedildi. Çıktı gene içeriye girdi.

Nazım'ı birileri ile özdeşleştireceksek bu Mustafa Suphi olmalı.

saygılarımla

serüvenci
04-06-2009, 19:54
rus komünistlerle ilişkileri ve rusyaya gitdip gelmesi ile değerlendirerek nazım'ı mustafa suphi ile özdeşltiriyorsanız o yönden haklı olabilirsiniz. fakat mahpusluk açısından bakıyorsanız mustafa suphi ile özdeşletiremeyiz. ancak dr. hikmet kıvılcımlı ile özdeşleştirebiliriz. yani bu durumda kendi zamanının Türkiyeli komünistleri açısından ikisinin toplamı bir insan olarak özdeşleştirmek uygundur. :)

dilaver
04-06-2009, 19:59
Hepsini bir arada birlikte ve birbirleriyle özdeşleştirmeye ne dersiniz. Hatta buna Şefik Hüsnü yü de katmak lazım ya da diger komünistleri, Mihri Belli'yi, Mehmet Boz'u ve digerlerini. Gerçi Şefik Hüsnü Kemalist sapma içerisindedir o ayrı ama gene de tüm bu insanlar öyle ya da böyle bir mücadele içerisindedirler.

Bir taraftan eleştirirken diger taraftan da haklarını teslim etmemiz lazım diye düşünüyorum.

saygılarımla

pante
04-06-2009, 20:22
pante'nin böyle dedikten sonra Nazım'ın şiirinden verdiği örneğe bakalım:

Alıntı:
yüce Türk halkı,
Üstelik kırmızı ve bold yazmışsın pante ama senin gözlerin mi görmüyor? Adama Türk milleti dememiş Türk halkı demiş. Komünistler milliyetçilerden kendilerini ayrımak için halk kavramına önem verirler çünkü millet kavramı içinde burjuvaziyi de barındırır. Bunu bilemeyecek kültür düzeyinde de değilsin ama sanırım işine gelmiyor. Verdiğin örneğe gerçekten çok güldüm.

Yahu o mesaj Türkçülere göre yazılmıştı. Akhenaton'a cevaben yazdım.
Onlar için halk-millet farketmiyor, sözlüklerinde halk yok. Onun için millet dedim. Önemli olan "yüce Türk" denmesi. :D
Bunlar eşitlikten, adaletten, sosyalizmden anlamaz. Onlara vatan diyeceksin, Türk diyeceksin ki sevsinler biraz. Örneğin "Dört nala gelip uzak Asyadan" ı severler. Dıgıdık var içinde çünkü. :D

Atatürk dönemi Türkiyesi Nazım Hikmet'i hapishanelere göndermiştir. Atatürk komünizm karşıtı bir insandı. Hem avatarına Atatürkü koyan hem de Nazım Hikmet'e methiyeler düzenler çok büyük çelişki ve politik kaos içinde olmalılar. İşte 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası:

http://www.nazimhikmetran.com/dava_25_ankara_ist.html

İstiklal mahkemesinde 15 yıl ceza almış 1928 affıyla dışarı çıkmıştır.


Bu yanlış bilgileri nereden alıyorsunuz merak ediyorum.
Nazım Hikmet ceza almış ama hapis yatmamıştır. Sovyetler Birliği'ndedir o sıra. Aftan sonra yurda dönmüştür.

Nazım Hikmet'in Ergenekon zihniyetindekilerle ne yakınlığı olabilir, pes artık.

Asıl size pes ki; Atatürk'ü bile Ergenekon'a bulaştırdınız.
Elinizde olsa Nazım Hikmet'i bile bulaştırırsınız "Kuvayi Milliye" diyor, "vatana nasıl kıydınız?" diyor, "Teksaslı çavuş" diyor diye. :)

Yurtsever arkadaşlar akıllarından çıkarmasınlar:
Sosyalist olduğunu söyleyen biri "Sosyalistlerin yurtsever olamayacağını vs. iddia ediyorsa, başvuracağınız kaynak Nazım Hikmet'tir. O'nun vatan şiirlerini, memleket hasreti şiirlerini, Kuvayi Milliye'yi ve en başta da Şeyh Bedrettin Destanı'nın son kısmını gösterebilirsiniz.
Liberalleri boşverin, onların vatanı sömürebilecekleri her yerdir zaten. :)

pante
04-06-2009, 20:39
Nazım Hikmet'in Ergenekon zihniyetindekilerle ne yakınlığı olabilir, pes artık.

Aşağıdaki şiiri yazana bugün Ergenekoncu gözüyle bakılır mı, bakılmaz mı?


Şehitler


Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,


Sakarya'da, İnönü’nde, Afyon’dakiler

Dumlupınar’dakiler de elbet

ve de Aydın’da, Antep’te vurulup düşenler,


siz toprak altında ulu köklerimizsiniz

yatarsınız al kanlar içinde.

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,

siz toprak altında derin uykudayken

düşmanı çağırdılar,


satıldık, uyanın!

Biz toprak üstünde derin uykulardayız,

kalkıp uyandırın bizi!


uyandırın bizi!

Şehitler, Kuvayi Milliye şehitleri,

mezardan çıkmanın vaktidir!


Nazım Hikmet 1959

http://video.google.com/videoplay?docid=-8653385170897671993

Felsefeci 87
04-06-2009, 21:00
Hepsini bir arada birlikte ve birbirleriyle özdeşleştirmeye ne dersiniz. Hatta buna Şefik Hüsnü yü de katmak lazım ya da diger komünistleri, Mihri Belli'yi, Mehmet Boz'u ve digerlerini. Gerçi Şefik Hüsnü Kemalist sapma içerisindedir o ayrı ama gene de tüm bu insanlar öyle ya da böyle bir mücadele içerisindedirler.

Bir taraftan eleştirirken diger taraftan da haklarını teslim etmemiz lazım diye düşünüyorum.

saygılarımla


Şefik Hüsnü Kemalist sapma içerisinde diye kötü mü oluyor saygıdeğer dilaver abimiz? Yoksa Kemalizm bir öcü mü? :)


saygılarımla.

dilaver
04-06-2009, 21:04
Kemalizm sınıfları reddeder. Sınıf ve imtiyazlı kitle yoktur der, aslında olan tam tersidir. Marksizm ise sınıf mücadelesi demektir. Kemalizm sınıflar yoktur diyerek sınıf mücadelesini ideolojik olarak gizlemeye çalışırken fiziken de marksistleri ortadan kaldırmaya çalışır. Bunun esas teorisini kurma görevini de her birti eski marksist olan Kadro dergisi yazarlarına verirler.

Var gerisini de sen degerlendir. Mustafa Kemal'in kemalizmden pek de bir haberi oldugunu zannetmiyorum.

Var gerisini sen degerlendir.

saygılarımla

Felsefeci 87
04-06-2009, 21:08
Kemalizm sence antiemperyalist değil midir?

Kemalizm yurtsever değil midir?

Tamam, onun için tasfiye edenler yok değil..

Ama Sosyalizmi öven , ama Kemalist olduğunu söyleyen;

Doğan Avcıoğlu

Attila İlhan

Uğur Mumcu'ları görmezden gelemeyiz değil mi sevgili abicim?

Saygılarımla..

Akhenaton
04-06-2009, 21:09
Yahu o mesaj Türkçülere göre yazılmıştı. Akhenaton'a cevaben yazdım.
Onlar için halk-millet farketmiyor, sözlüklerinde halk yok. Onun için millet dedim. Önemli olan "yüce Türk" denmesi. :D
Bunlar eşitlikten, adaletten, sosyalizmden anlamaz. Onlara vatan diyeceksin, Türk diyeceksin ki sevsinler biraz. Örneğin "Dört nala gelip uzak Asyadan" ı severler. Dıgıdık var içinde çünkü. :D





İşte sürekli üstüne bastığım konu. Hani şu meşhur pkk söylemi varya ; yaşasın halkların kardeşliği ,

BİZ HALK DEĞİLİZ, BİZ TARİHE DAMGASINI VURMUŞ MİLLETİZ.

Fark var fark.Aşiret ayrı millet ayrı..:thumb:

dilaver
04-06-2009, 21:34
sevgili felsefeci

Şefik Hüsnü ile başlayan bagımsızlık mücadelesini degerlendirme sürecinde Kadrocular'ın ideoljik etkisi oldu. Zaten Kadro'nun işlevi de buydu.

Faşizmle birlikte özellikle de Sovyetler'in işgali süresinde faşizme karşı birleşik cephe kavramı ciddi bir sag sapmayı da getirdi.

Öncelikle kemalizm diye bir şey yoktur. İkincisi yurt savunması anti emperyalist fiili işgale karşı yapılır. Milli mücadele bir işgale karşı yapıldı ve anti emperyalist idi. Direniş emperyalizmi geriletecegi için enternasyonel işçi hareketi için olumluydu.

Ancak şimdi işgal falan yok. Emperyalizm içseldir. Bizzat devlet eliyle yürütülen bir komprador sermaye hareketidir. Türk firmalarının Irak işgali sonrası Irak'taki ihalaelerini göz önüne al ve emperyalizmi degerlendir. Diger ülkelerdeki devlet eliyle birlikte iş adamları gezilerini ele al.

O halde emperyalizme karşı mücadele kapitalizme karşı mücadeledir. Kapitalizme karşı mücadele ise bizzat o kapitalistlerin siyasi egemenlik sistemi olan devlete karşı mücadeledir.

Şayet kemalizm bu mücadeleyi içeriyorsa olumludur yoksa olumsuzdur. Elbette bu degerlendirme bir sınıf bilinçli işçi açısındandır. Anti emperyalist açısındandır.

Onun dışında Mustafa Kemal'e yaftalanmaya ve bu ugurda ideolojik tavır geliştirmeye yarayan her ideoloji baskı ve sömürü amaçlıdır. Kenan Evren de kemalist degil mi idi.

saygılarımla

Felsefeci 87
04-06-2009, 21:36
Kenan Evren Kemalist değildi bence. Kemalist görünümlü yerli işbirlikçilerden birisiydi.. İşte Kemalizm'i tasfiye edenler, onu kullanıp onun adını kötüye çıkaranlardan biri de Kenan Evren değil mi? Bugün Kemalizm'den nefret edenlere, ya da onu savunmayanlara Kenan Evren ve onun gibilerin etkisi olmamış mıdır?

Saygılarımla..

dilaver
04-06-2009, 21:43
Kenan Evren Kemalist değildi bence

Recep Peker acaba kemalist miydi.

saygılarımla

not : başlıktan uzaklaştık, konu Nazım'dı.

pante
04-06-2009, 21:45
İşte sürekli üstüne bastığım konu. Hani şu meşhur pkk söylemi varya ; yaşasın halkların kardeşliği ,

BİZ HALK DEĞİLİZ, BİZ TARİHE DAMGASINI VURMUŞ MİLLETİZ.

Fark var fark.Aşiret ayrı millet ayrı..

Biliyorum o farkı Akhe, Cem bilmediği için şaşırmış zaten. :D

Kenan Evren Kemalist değildi bence. Kemalist görünümlü yerli işbirlikçilerden birisiydi..

Evet Felsefeci, aynen öyle. Şu resim çok anlamlı:

http://img193.imageshack.us/i/sozcugazetesi.jpg/

Felsefeci 87
04-06-2009, 21:45
Kenan Evren Kemalist değildi bence

Recep Peker acaba kemalist miydi.

saygılarımla

not : başlıktan uzaklaştık, konu Nazım'dı.


Gerçekçi olmak gerekirse; Recep Peker, Faşistin tekiydi.

saygılarımla.. :)

parmis
04-06-2009, 22:34
Aydın'da,Antep'te,Dumlupınar'da düşenler
Sakarya,İnönü'nde,Afyon'dakiler
vurulup düşenler
Siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
Yatarsınız al kanlar içinde
Siz toprak altında derin uykudayken
Düşmanı çağırdılar,satıldık uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız
Kalkıp uyandırın bizi!

Nazım Hikmet (http://www.payidar.net/gruplar/178-nazim-hikmet.html)

nogada
04-06-2009, 22:41
Bence bunu böyle değerlendiremeyiz Sayın Dilaver...

Bu gün ülkenin başındaki insan da Ben Atatükçüyüm diyor...

Ama bunu kim yiyor?

Evrene gelince kendini 2. bir Atatürk ilan etmeye çabalayan bir EDIT siyasi taklitçiden başkası değildir benim gözümde...

Saygılarımla...

dilaver
04-06-2009, 23:08
Bu gün ülkenin başındaki insan da Ben Atatükçüyüm diyor

Onun için de ben Mustafa Kemal'in bir put haline getirildigini düşünüyorum. Dünyada yasayla korunan başka bir lider var mı acaba.

O yüzden de Atatürkçülük denilen şeyin aynen İslamiyet gibi içi kof bir şey oldugunu düşünüyorum. Kim bir yerden tutarsa orada kalıyor ve kendine göre yorumluyor.

O halde hep beraber insan olabiliriz, insanlıgın tanım ve ülküleri çok daha evrensel çünkü.

Atatürkçülük Kenan Evren'in de elinde koz, Recep Tayyibin de, Devlet Bahçeli nin de, Dogu Perinçek'in de hatta Veli Küçük'ün de. Hatta biraz derinden incelerseniz Apo'nunda.

Bu aslında böyle bir kavramın olmadıgını ve pragmatizmden beslendigini ortaya koyar ve bir çimento da olamaz. Nitekim olamıyor.

Mustafa Kemal büyük bir lider olabilir, büyük hamleler de yapmış olabilir. Bunlar ne eskiden ne de şimdi reddedilebilecek olgular degil. Ama artık kemalizm diye bir şey hem çagın gerisindedir, hem de Türkiye'yi birleştirmekte bir öge degildir. Olsa olsa tektipleşmedir ve nitekim de öyle uygulanmaktadır.

saygılarımla

parmis
04-06-2009, 23:40
Atatürk Devrimi Türk insanını ve toplum içindeki rolünü çağdaşlaştırmıştır. Bu olgunun gerçekleşmesinde laiklik ilkesi ve laiklik doğrultusundaki uygulamaların büyük katkısı olmuştur. Çünkü laiklik akla, bilime, araştırmaya, denemeye, gerçeğe dayanan ve ileriye götüren düşünce sisteminin Türk toplumunca benimsenmesini sağlamıştır. Atatürk Devrimi'yle dinin ve dinsel örgütün tekelinden kurtulan Türk toplumu, Batı'da olduğu gibi gerçek anayasa rejimini yaşatacak düşünce sistemini geliştirebilmiştir.
alıntı

ulusu için bu kadar şeyi yapmış bir lideri ulusunun sevmesi ve bir takım gericilere yobazlara karşı kanunlarla koruması neden garipseniyor ki..
Dünyaya meydan okuyan; ülke içinde bir çok devrim yapan belli grupların düşmanlığını kazanan bir liderdir Atatürk..

sahtecilere gelince yaşamın her alanında sahtecilik ,kayırmacılık, yalancılık var.. İşine gelen Atatürk'ü ve
ilkelerini kullanıyorsada gerçekle sahteyi ayırt etmek zor değil tıpkı dinde olduğu gibi..

saygılar..
parmis güneşin_kızı

dilaver
05-06-2009, 00:19
ulusu için bu kadar şeyi yapmış bir lideri ulusunun sevmesi ve bir takım gericilere yobazlara karşı kanunlarla koruması neden garipseniyor ki..

sevgili parmis

Ben sadece başka ülke olup olmadıgını merak etmiştim. Siz biliyor musunuz. Garipsemenin haricinde sorgulamaya çalıştım. Bence siz de garipsemeden önce sorgulamaya çalışın.

saygılarımla

Cem
05-06-2009, 01:28
pante,

Nazım'ın kuvayi milliyeyi övmesi emperyalizme karşı mücadelesi ve vatanseverliği sebebiyledir. Milliyetçliği/ulusalcılığı ile ilgili değil. Fransa ve İtalya'da nazilere karşı en büyük mücadeleyi de komünistler vermiş.Çinde ise japonlara karşı Mao. Bunları biliyor olman gerekli.

Bundan dolayı da Nazım'ın kuvayi milliyeyi öven şiirlerini kendi ulusalcılığına alet etmemen gerekirdi.

Nazım Hikmet ceza almış ama hapis yatmamıştır. Sovyetler Birliği'ndedir o sıra. Aftan sonra yurda dönmüştürKaynağın nerede? Farzedelimki dediğin gibi hapis yatmadı, SSCB ye kaçmıştı. hakkında hapis cezası veren Atatürk cumhuriyeti mi değil mi sen buna bak. Cezayı infaz edememişler sadece.

Evet Felsefeci, aynen öyle. Şu resim çok anlamlı:

http://img193.imageshack.us/i/sozcugazetesi.jpg/Evren tam anlamıyla Atatürkçüdür. Atatürkçülük hem komünizme hem de Turancılığa karşıdır. 12 eylül de esasen bu ikisine karşı yapılmıştır özellikle de sola. O dönemde siyasal İslam bugünkü kadar güçlü değildi. İslami terör ise yok denecek kadar azdı. Bu nedenle 12 eylülden en az zarar gören İslami cephe oldu. Evren İslamcı olduğu için değil. Askeriye geçmişten günümüze düzenli namaz kılan subaylarını bile her yıl ihraç ederdi. Genelkurmay başkanının dinci olması mümkün müdür?

Ayrıca o fotoğraftan ne anlam çıkar? Bir sportif veya sosyal etkinlikte izleyici olarak Evren ve Arınç yan yana görüntülenmiş. Şimdi Evren ve Arınç aynı siyasal cephede mi olmuş oldu? Ecevit ile Bahçelinin, Roosvelt ile Stalin'in ve daha nice zıt karakterlerin aynı karede bulunduğunu hiç görmedin m?

vartor
05-06-2009, 04:24
Akşama kadar muhammedin karılarını işleyen yurdum ateistleri konu nazım
olunca birden özel hayat girilmez söylemi yapmasınada Nicenin deyişiyle soylu
bir iki yüzlülük diyorum.

.............
Katılıyorum.... Doğru tespit.


Nazim da mi peygamberdi? Dindarlarin tek yuzlulugu etraflari peygamber dolu olmasindan kaynaklaniyor demek ki....

OQONUC
05-06-2009, 10:00
Nazim da mi peygamberdi? Dindarlarin tek yuzlulugu etraflari peygamber dolu olmasindan kaynaklaniyor demek ki....
...............

Konunun tamamını okumadığınız belli.

Dindarların tek yüzlülüğü sizinde belirttiğiniz gibi peygamberlerin etrafında çok olmasından kaynaklı olabilir; bir görüştür; saygı duymak lazım.

Ancak dinsiz olduğunuzu her fırsatta ifade etmenize dayanarak, size aynı uslupla hitap etmeyeceğim. Oysa tek yüze karşı ikiyüzlülük bir cevap hazır durmaktadır.

Umarım sorumlu olduğunuz yerde de hakkımda vereceğiniz kararda aynı balta keser mantığını kullanmazsınız.
O mantık şudur ki, "Ne dediğinin önemi yok, kimin dediği önemli diyerek, dindarsa vur abalıya. "

Ne güzel adalet değil mi!!! Sayın vartor, yaşamınıza yurtdışında mı kopya ediyorsunuz bu mantıkları sahi.

Akhenaton
05-06-2009, 13:07
Nazim da mi peygamberdi? Dindarlarin tek yuzlulugu etraflari peygamber dolu olmasindan kaynaklaniyor demek ki....


Nazımda bir neyi peygamber, tanrısı marksın ayetlerini Türk devletine iletmek için eğitilmiş - göndeilmiş bir yahudi.
Muhammette bedevi kökünden Nazımda, fark yok.Birisi tanrılı din birisi tanrısız din.