Orijinalini görmek için tıklayınız : Kardeşlerime özel fıkra...
Temel bir gün amerikada çok zengin ama nasıl yani Bill Gates halt etmiş.Temel dünyanın en lüks lokantalarında yemek yiyor,en lüks uçaklarını alıyor, en yüksek plazaları dikiyor.
Bir gün yine bir magazin programına çıkmışken; mesayi yapmakta olan bir vergi memuru temeli görüyor tv de."Bu adam bu kadar parayı ne iş yapıpta kazanmış diye merak ederekten başlıyor temelin vergi dosyasını aramaya...
Neyseki dosyayı buluyo ve içini açıp bakıyor ki "ONE!!" Temelin vergi dosyası bomboş. "Ulan TEMEL şimdi sıçtım azına" diyerekten yola koyulur içindeki az maaş aldığı ezikliğiyle. (AMERİKADA VERGİ ÖDEMEMEK ÇOK BÜYÜK SUÇTUR)
Dedektif Temeli dünyanın en lüks lokantasında 3 arkadaşıyla yemek yerken bulur, ve yanına yaklaşarak "merhaba Temel bey ben vergi müfettişi Jack biraz konuşabilirmiyiz" der.
Temel: "Tabiki buyrun siz yan masaya geçin oturun ben geliyorum"
Dedektif:"Hay hay"
Temel arkadaşlarıyla gürültülü bir kahkaha kopardıktan sonra dedektifin yanına gelir ve oturur.
Dedektif:"Yakaladım sizi Temel bey.Vergi dosyanızı inceledim ve bom boş.Umarım bu ülkede vergi ödememenin cezasını biliyorsunuzdur"
Müfettiş tam kelepçeleri çıkarırken.
Temel:"Bir dakika müfettiş bey.Siz arkadaş araarında girilen iddalardan ve LASVEGAS dan kazanılan kumar paralarından vergi alıyormusunuz?"
Müfettiş:"Hayır!Ama bu kadar paranın iddalardan ve kumardan kazanılması imkansız!"
Temel:"Hadi gel senle bir iddaya girelim ha?"
Müfettiş hafif şaşkınlık içinde "Ne iddası?" der.
Temel:"Çıkar elli dolar"
Müfettiş çıkarır. "Ama Ne üzerine girceğimize bilmek isterim girmeden önce der"
Temel:"Sağ gözümü ısırcam"
Müfettiş kahkağalar atarak önündeki 50$'ı masanın ortasına sürer.
Temelin sağ gözü protezdir çıkarır ısırır koyar.
Müfettiş Şok olmuş vaziyette giden parasına içten içten üzülür.
Temel:"Varmısın bir iddaya daha?"
Müfettiş:"Bu sefer ne yapcan?"
Temel:"Sol gözümü ısırcam"
Müfettiş içinden:"ulan bu adam kör değil" diye geçirir ve "TAMAM" der.
Temelin dişler takmadır ve çıkarıp sol gözünü ısırıp takar.
Müfettişin bir elli doları daha gitmiştir ve geri almak için bir iddaya daha hazırdır.
Temel:"Bunları boşwer senle 500 dolarına bir iddaya girelimmi?" der
Müfettiş:"Bu sefer?"
Temel:Benim taşşaklar dört köşe.
Müfettiş:İMKANSIZ!
Temel:Vallada öyle billada öyle.
Müfettiş:E nasıl anlıycaz?
Temel:Ellede gör.
Müfettiş eller ve "E bunlar yuvarlakkk!!" der.
Temel:Al sen şu bin doları.Ben şu masadaki arkadaşlarla -BEN BU ADAMA BENİMKİNİ ELLETİRİM DİYE KİŞİ BAŞI 10 BİNER DOLARDAN İDDAYA GİRMİŞTİM!!
bilimselgercekcilik
05-03-2006, 01:33
bu fıkrayı sevdim
Akılı & Deli & Salak
Adamin lastiği tam akılhastanesinin önünde patlamış, kaldırıma ancak yanaşabilmiş.
Sonraki işlem malum… Kriko, stepne, bijon anahtarı derken, birde bunların yanına talihsizlik eklenince, söktügü 4 adet bijon yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi, bijonlar görünür gibi değil! Talihsiz sürücü bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz duygular içinde kaderiyle başbaşa, kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri akılhastanesinin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, çaresiz adamın halini bir süre daha acıyarak izledikten sonra seslenir;
- Ulan salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Sök öbür lastiklerden birer tane. Sök hepsi 3 bijonlu olsun.
Adam bir lastiklere bakar birde deliye ve hemen işe girişir. Her şeyi tamamlayıp bagaj kapağını kapatan sürücünün aklı deliye takılır. Arabasına binmeden evvel döner dikkatli dikkatli adama bakar. Akıl hastanesindeki adama seslenir:
- Senin ne işin var akılhastanesinde? diye sorar
- Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil..
Arada R var
Tabura yeni bir komutan gelmis ve askerleri toplayarak bir konusma
yapacagini belirtmis. Bütün askerler toplanmislar ve komutan baslamis konusmaya :
"Bugün tanismak için sizleri buraya topladim. Benim adim Ahmet,
soyadim Kirç. Tekrar ediyorum, Kirç. Arada R var. Sakin ola diliniz sürçmesin çok fena yaparim. Herkes iyice ezberlesin hata istemem !"
Askerler dagilmislar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye içinden ezbere koyulmus. Komutan ise bu konuda ne kadar hassas oldugunu göstermek için sagda solda gördügü askere soruyormus :
- Sen !
- Emredin komutanim!
- Soyadim ne benim ?!
- Kirç komutanim.
- Aferin ! Isinin basina !
Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadini soruyor ancak kimse
sasirmiyormus. Temel ise bu konuda çok sanciliymis. Ya bir gün piyango
kendisine çikarsa ve sasirirsa diye daralip dururmus. Nihayet bir gün tören esnasinda komutan aniden arkasina dönmüs ve Temel'i isaret ederek :
- Sen ! Soyadim ne benim ?!
Temel heyecandan konusamiyor, nutku tutulmus. Yaprak gibi sallanmaya baslamis. Komutan gayet sinirli :
- Sana söylüyorum, cevap ver, asabimi bozma !
Hemen arkasindaki arkadasi bakmis Temel'in basi belaya girecek hemen
fisildamis :
- Arada R var, arada R var...
Bunun üzerine Temel rahatlamis ve cevap vermis :
- Gört !!!
Bektaşi namaz kılmaz, Ramazan'da oruç tutmaz, Hacca gitmez, camiye uğramaz; ama, parasızlık canına tak deyince niyetlenmiş:
- Ulan, demiş, bir kez deneyeyim, belki tutar...
Bu kafayla camiye gitmiş, cemaatle namaz kıldıktan sonra başlamış duaya:
- Ey Allahım, şu arada bana hatırı sayılır bir para ihsan et de hem borçlarımı ödeyeyim hem de sofrayı kurup ağız tadıyla bir rakı içeyim...
Yanında namaza duran sofu, Baba Erenler'in duasını duyunca küplere binmiş:
- Behey dinsiz imansız herif!.. Hiç Allah'tan rakı parası istenir mi?..
Bizimki istifini bozmamış:
- Peki, sen ne istedin?..
- İman istedim, ahlak istedim...
Bektaşi:
- Ne kızıyorsun imanım; bende iman da var, ahlak da var; ama parayla rakı yok!.. Herkes kendinde olmayanı ister.
-------------------------------------------------------------------------------
Bektaşi sofrasını kurmuş, aylardan Ramazan, masada kıpkırmızı karpuz, yemyeşil marul, sapsarı bal, simsiyah zeytin, bembeyaz peynir..
Softanın biri yanaşmış, yan gözle manzaraya bakıyor, içi gidiyor..
Bektaşi seslenmiş:
- İmanım, buyur, birlikte yiyelim..
Softa ağzı sulanarak:
- Ben, demiş, bunların âlâsını yarın öteki dünyaya gidince Cennette yiyeceğim...
Bektaşi:
- Ulan, demiş, peşini varken sen ille de veresiye arıyorsun.
Basbakan Erdogan, dis destek aramakicin ingiltereyi ziyarete *
gitmis. Ziyareti sirasinda Kralice tarafindan cay icmeye davet edilen *Erdogan, * Kraliceye kendi liderlik felsefesinin ne oldugunu *sormus. *
Kralice de "cevremi akilli insanlarla doldurmak" cevabini *vermis.
Erdogan bunun üzerine kraliceye cevresindeki insanlarin * akilli olup olmadiklarini nasil ayirt ettigini sormus. Kralice, *"onlara *dogru sorulari sorarak ayirt ediyorum" diye yanitlamis ve "izin *verin *göstereyim" demis. *
Kralice hemen Tony Blair'i aramis ve: "Sayin Basbakan, lütfen *bu soruya * *cevap verin:Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu var * ve bu cocuk * sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz.
Kimdir bu? "diye sormus. *Tony Blair: "Bu benim * majesteleri" diye yanitlamis. *
Kralice: " Dogru.Tesekkürler,iyi calismalar Blair" demis ve *Erdogan'a *dönerek:
"Gördünüz mü Sayin Erdogan?"
"Evet majesteleri, cok *tesekkür * ederim,bu metodunuzu kesinlikle kullanacagim" diyerek oradan *ayrilmis. *
Yurda dönüsünde hemen Unakitan'i yanina cagiran Erdogan, *"Kemal abi sana soracagim bir soruyu cevaplamani istiyorum" *demis. *
Unakitan : "Tabii efendim, nedir?" *
Erdogan:"Annenin bir cocugu var, babanin bir cocugu var, ve bu *cocuk senin * ne kiz ne de erkek kardesin. Kimdir bu?"
Unakitan saga bakmis *sola bakmis düsünmüs tasinmis ve en *sonunda: *
"Efendim bunu biraz düsünüp sonra size cevap versem?" demis.
Erdogan kabul etmis ve Unakitan oradan ayrilmis,vakit
kaybetmeden Bakanlar * Kurulunu *toplantiya cagirmis,saatlerce bu soru üzerinde düsünmüsler, ama *kimse bir * cevap bulamamislar.
En sonunda Kemal Unakitan Kemal Dervis'i aramis ve durumu *acikladiktan *sonra:
"Annenizin bir cocugu var, babanizin bir cocugu var, ve bu cocuk *
sizin ne kiz ne de erkek kardesiniz. Kimdir *bu?" *
Dervis: "Bunda *bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye *yanitlamis. * Cevabi alan Unakitan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabi buldum *efendim, kim * oldugunu biliyorum,Sayin Kemal Dervis" demis. *
Tayyip büyük bir hayal kirikligiyla cevap vermis: *"Yanlis cevap Kemal Abi, Dogru cevap Tony Blair idi."
sağol ezkamoi, müthiş bir fıkra. *:lol:
Ezkamo sağol,
fıkraların hepsigüzeldi.
Güldürdün bizi.
Bektaşi fıkralarının lezzetini çok beğenirim.
Felsefesi güzeldir Bektaşinin.
Sevgilerimle.
Aldostu
Biraz da belden aşağı vuralım.Afınıza sığınarak....
"Terlikleri ters giydin laaaan!..."
Bir adamla karisi kapali carsida geziyorlarmis.
Terlik satilan bir dukkanin onunden gecerlerken satici icerden
seslenmis, buyur etmis, girmisler.
Satici:
"Cok ozel sihirli terliklerim var beyefendi, cinsel hayatta sizi cok
vahsi ve kuvvetli yapacak terlikler..."
Adam erkeklige leke surdurmemek icin tabii ki pek onemsememis, ama eski
gunleri ozleyen karisinin israrlarina dayanamayip terlikleri denemeye
karar vermis. Adam terlikleri giyer giymez gozleri parlamis, kalbi hizli
hizli atmis, fiziksel degisimler baslamis, nefes alisi hizlanmis,
gozleri buyumus ve etrafina seri bir sekilde bakinmaya baslamis.
Karisi bir adim gerileyip:
"Aman Allahim, dur dur..."
derken adam kosmus, saticiyi yakaladigi gibi tezgaha yatirmis,
pantolonunu parcalayarak cikarmaya baslamis. Satici bir yandan
kurtulmaya calisirken bir yandan da bagiriyormus:
"Terlikleri ters giydin laaaan!..."
Bir gün üç arkadaş birbirlerine ne kadar
inatçı olduklarını ispatlamaya çalışıyorlarmış ve herkes
en çok inat ettiği ani anlatıyormuş.
Birincisi anlatmaya başlamış:
"Ben bir gün evi aradım benim hanim alo demedi bende
cevap vermedim, telefon sabaha kadar açık kaldı" demiş.
2.inatçı "O da bir sey mi? Ben bir gün eve geldim kapıyı çaldım hanim
kimsin, demedi
bende kim olduğumu söylemedim sabaha
kadar kapının önünde yattım"
3.inatçı "O da bir sey mi? Biz evlendiğimizde
karim bana dokunmadı diye bende ona dokunmadım ve hala daha
dokunmuyorum" demiş.
İki inatçı birden "Olur mu yahu" demiş,
"Sizin iki tane çocuğunuz var".
3.inatçı övünerek cevap vermiş:
İnat ettim onları da sormadım...
Cennette İki Kadın
1- Selam, benim adım Wanda.
2- Selam, benimkide Slyvia, sen nasıl öldün?
1- Donarak öldüm.
2- Ne kadar korkunç.
1- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
2- Peki sen nasıl öldün?
1- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına
televizyon seyreder halde buldum.
2- Sonra ne oldu?
1- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün eviaramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını ama her yeri aradım fakat
bulamadım. Ama aşırı yorulmuştum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
2- Keşke derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık.
Abdürrahim Efendi uzun entarisi ile dolasir, altina don giymezmis. Bir gün Halep carsisinda dolanirken siddetli bir rüzgar cikmis. Entari havalanmis. Halepli Abdürrahim Efendi'nin acikta kalan durumunu herkes gormus. Esnaf kendi arasinda homurdanmis, bu uygunsuz durumu Kadi'ya kadar duyurmuslar. Kadi da Abdürrahim Efendi'yi ahlaka mugayir davranislarindan dolayi yargilamak uzere mahkemeye cagirmis.
Dava görülmeye baslamis. Kadi kimlik tespiti yaparken sormus:
-Evli misin?
-Evliyim. Dört karim, dört de cariyem var.
-Kac cocugun var?
-Dur hele Kadi Efendi, düsüneyim.
Halepli Abdürrahim Efendi baslamis düsünmeye, düsünürken de parmak hesabi yapmaya.
-Birinci karidan alti cocuk. Ikinciden dort cocuk. Ucüncüden iki kizim var, ellerinden öper. Oniki etti.
Kadi sormus.
-Baska?
Donsuz Abdürrahim devam etmis.
-Kücük karidan da üc cocuk. Cariye kullarindan ikiser cocuk daha.
Bizimki sadece sayi söylüyor, hesabi kadi yapiyor.
-Ondokuz etti. Baska?
-Baska yok Kadi Efendi. Hanimlardan ücü hamile. Cariye kullarindan da ikisi yüklü. Yani bes cocuk daha yolda. Sayende Kadi Efendi.
Halep Kadisi bu ifade üzerine biraz düsünmüs. Uzun, kir sakallarini karistirmis. Karsisinda boynu bükük duran Abdürrahim Efendi'ye uzun uzun baktiktan sonra
-Yaz katip, deyip hükmünü aciklamis. Halep'te mukim, Abdülmecit'ten olma, Raziye'den dogma Abdürrahim Efendi'nin don giymeye firsat bulamadigindan beraatine..
meaculpa
05-06-2008, 03:39
Sevgili Sargon, anlattğın fıkra ile günün bu saatlerinde tebessüm etmemizi sagladın.
Hepsi iyi güzelde ben yolda olan üc beş çocugun kadının sayesinde oluşuna takıldım :)
Burda da varmıdır bir hikmet, yoksa erkan-i hal den midir bu ifadeler...
sevgili meaculpa,
sanirim Kadi, Abdürrahim efendinin gozunde devleti, dini, milleti vb. temsil ediyor. Bizim koylumuz sik sik koylerine gelen burokratlara yag yakarlar. "sayende" derler, "Allah devlete millete zeval vermesin" derler. Herhalde bunu da kucuk sehirlerin esrafindan, uyanik girisimcilerinden, toprak sahiplerinden falan ogrenmislerdir. Eh, bu devlet, bu din, bu millet olmasaydi Abdurrahim Efendi o kadar cocugu nasil yapacakti. Bence dogru yere parmak basmis. :)
Dünyada kendi kendisini affeden ilk Maliye Bakanı olarak siyasi literatüre geçen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Hacc'a gitmiş ve başlamış şeytan taşlamaya .
Şeytan da bu arada hiç boş durmuyor , kendisine taş atanları ileride intikam almak amacıyla dikkatlice süzüyormuş .
Bir ara gözü Kemal Unakıtan'a takılmış ve başlamış söylenmeye :
- Ulan sen de mi Brütüs ?
Seçmenlerin nabzını yoklamak amacıyla kamuoyu araştırması yapan TV muhabirleri bir travestiye rastlarlar :
- Hangi partiye oyunuzu vereceksiniz ?
- Ben memurdum , AKP geldi , böyle oldum .
- Madem AKP seni bu hale getirdi , o halde bu sefer kime oy vereceksiniz ?
Travestinin cevabı ilginçtir :
- Valla , durmak yok , yola devam ...
dostlar fıkralar çok güzel emeğinize sağlık:)
milomanara
05-06-2008, 10:24
:) Bende yazayım bir tane; Sultan I.Beyazıd ve soytarısından çok bahsedilir, gerçek midir? Efsane mi? Bilemem. İşte bir tanesi:
Beyazıd birgün sıkılmış, soytarıyı çağırıp "Ulan soytarı, öyle bir kabahat işleyeceksin ki, özrün kabahatinden büyük olacak, sana iki gün mühlet, yoksa kellen gider!" demiş. Soytarı panik halinde sarayın içinde bir aşağı bir yukarı yürür düşünürmüş. İkinci günün sonunda, sultan yatmaya odasına çıkarken soytarı arkasından yetişip, sultanın kıçını avuçlamış. Ne olduğunu anlayaman Beyazıd önce irkilmiş sonra "Bostancı başı!(cellat)" diye bağırmış. Soytarıda "aman sultanım hani kabahat işleyecektim, özrüm kabahatimden büyük olacaktı ya" demiş. Durumu hatırlayan Beyazıd "neymiş bakalım özrün?" demiş. Soytarıda, "aman sultanım affedin, sizi valide sultan sandım!" demiş :) ve kelleyi kurtarmış.
Sevgiler,
sosyalist-R
06-06-2008, 02:58
Tanrı ile Lenin
--------------------------------------------------------------------------------
Lenin bir gün ölmüş ve öte dünyaya gitmiş. Anında cehenneme almışlar, ama herkesi örgütlemiş ve direnişe başlamış herkes cennette yaşıyor biz cehennemde diye, başa çıkamayan zebaniler tanrıya haber vermiş. Tanrı bu durumdan kurtulmak için, Lenini cennete göndermeye karar vermiş. Daha sonra gerçekleşen kargaşalardan sonra zebaniler tanrıya haber vermiş bu Lenin yine rahat durmuyor zavallı yoldaşlarım acı çekiyor, biz cennette yaşıyoruz herkes cehennemde yaşıyor diyor diye bildirmişler. Tanrı Lenini bana çağırın demiş, ve yalnız görüşmüş. Yaklaşık bir saatlik görüşmeden sonra çıkışta melekler tanrıya sormuşlar ne oldu Tanrım, Tanrı cevap vermiş Tanrı yok hepimiz eşit ve kardeşiz, hepimiz dialektik materyalist, hepimiz Yoldaşız :)