PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kadinin "ezilmisliginde" Disinin Rolu Nedir?


evrensel-insan
14-06-2009, 20:04
Saygideger arkadaslar;

Insanoglunun tek koken ve temelli dusunce yapisinin ortaya koydugu, iki tane ve birbirine zit fiziksel gorunumu vardir. Erkek ve disi. Tarih boyu bir konu one cikmistir. Erkek her nedense; disinin hep annelik yonunu one cikarmis, buna saygi duymus; ama, disinin kadin yonunu de; "ezmis, ikinci plana itmis, kolelestirmis ve kullanmistir" Ayni fiziksel bedende ayrimlastirilan bu farkta; acaba disinin rolu nedir? (Erkegin rolu icin, bkz-Erkegin Disilik Cikmazi-)

Ayni disi bedende; butunlesen annelik ve kadinlik, erkek acisindan, neden bu kadar farkli ve ayrimci bir dusunce ve davranis yaratir ve sistemlesmede rol oynar? Buradaki disinin rolu nedir?

Eger bir disinin; bir anne olarak; insanoglunu yetistirdigi ve bilhassa erken caglarda egittigi dusunulurse; bu egitim ve yetistirimi almis, bir kiz veya erkek cocugu; nasil olurda; buyuyunce; kadina baska bir gozle bakar?

Eger bir disi, anne olarak kadinliginin "ezilmisligini" istemezse; nasil olurda; erken yaslarda yetistirip egittigi evladi, kadina ayrimci bakarak dusunur ve davranir? Disinin, bu celiskisi nereden gelmektedir?

Yoksa; disi de; anne olsa bile sadece tek evrensel dusunce kokeninin karakteristigi olan erkeksel yapi ve tabiatli dusuncemi uretmektedir? Ya da bunun baska bir izahi varmidir?

Buradan da; cok net aciga cikmaktadirki; bir DISISEL DUSUNCE ve davranis sekli mevcut degildir. Olanda dogal dusunce de; ERKEKSEL DISILIK DUSUNCESI VE DAVRANISIDIR. (Bkz-Erkeksel Disilik-Evrensel'in Kosesi)

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
14-06-2009, 20:52
Muhterem evrensel-insan

Sen iflah olmayacaksın. Bugüne kadar defalarca bu iletiyi astım ve her seferinde de senden cevap lamadım. Gene asıyorum :

Peder Schmidt ve çalışma arkadaşları ilkel toplumun üç temel tipini veya evresini ayırma geregi duyuyorlar. Birincisi etnolojinin bildigi en ilkel insanlar. Tierra del Fuego'nun en güneydeki kayalıklarının ve kanallarının arasında yaşayan küçük Yaghanlar; Patagonya ve Merkez Kalifornia'da yaşayan dagınık kabileler, kuzey Kanada'nın Karibu Eskimoları, Kongo ve Andaman Adaları pigmeleri ve güneydogu Avusturalya'nın Kurnaileri. Bu avcı, balıkçı ve toplayıcı kabilelerin etnolojik koşulları ataerkil ya da anaerkil olduklarını gösterecek bir yapı taşımıyor, daha çok cinsler arasında eşitlik hüküm sürüyor. Her cins kendine uygun işleri yürütürken kendine ait özel ayrıcalıklar veya kullanabilecegi özel haklar iddiasında bulunmuyor. Erginlik ritleri erkek çocuklara ve erkeklere kapalı degil, erkek ve kadın olarak da ayrılmamış, iki cins için de aynı. Ritler fiziksel biçim bozma ve mistik gizlerin aktarılmasını da içermiyor. Bu törenler basitçe gençler için egitim kursları niteliginde onların iyi anne ve baba olmasını amaçlıyor. Ögretimin temelinde özel kabile ve grup çıkarı yatmıyor, çünkü grup anlayışı o kadar gelişmiş degil. Tipik toplumsal biçim 20-40 anne baba ve çocuklardan oluşuyor, temel toplumsal sorun uyum içerisinde bir arada yaşamak, gün boyunca doyacak kadar yiyecek toplamak ve karanlık basınca birlikte hoş zaman geçirebilecek oyunlar bulabilmek.

Bundan daha açık olabilir mi, bu en ilkel toplumlar ve burada erk yok. Güç yok. Kadın erkek atrımı yok. Dogal düşünce diye senin uydurdugun bir şey yok. Dişiyi köleleştirme diye bir şey yok. Köleleik yok, sömürü yok. Din yok. Tanrı yok.

Yani bir önce uydurdugun hayallerinin hiç biri bu en ilkel toplum biçimine uymuyor. Demek ki senin kafandakilere uygun bir toplum yok. Dogal düşünce dedigin ise somuttur, soyut degil.

Şimdi bana bu toplumu kendi örneklemene göre izah et ve erkegin dişiyi kölelştirmesini anlat. Ya da bu bıktırıcı söylemlerinden ve hayallerinden vaz geç.

Bir olgu dile getiriyorsan bununla ilgili örneklemeleri de sunabilmelisin. İşte sana bir örnek. Düşüncene göre analiz et.

saygılarımla

evrensel-insan
14-06-2009, 21:09
Saygideger dilaver;

Gorundugu uzre "sen de adam olmazsin" ben bu yaziya daha once de yanit vermistim. Birincisi; anne ve baba farki; hangi dusunce ile saptaniyor? Cocuklarin egitiminde; cocuklara ogretilenler; kendi bildikleri degilmi? Yani cocuklari kendi bilgi ve tecrubelerine gore yonlendirmiyorlarmi? O zaman bu yonlendirmede dogru ve yanlis soyutlari yokmu? Yerine gore; birinin dogru diye one surdugunu, baskasi yanlislamiyor mu? Bu toplumdaki soyut algilar nelerdir? Anne, baba ve cocuk AYRIMININ disinda. Oluleri ne yapiyorlar? Doguma nasil bakiyorlar? Dogal tabiat olaylari karsisinda, nasil bir dusunce uretiyorlar? Hic bir torenleri, kutlamalari v.s. yokmu? v.s.

Keske olmasa da; asil o saf ve temiz dusunce; tarih ve zaman icinde kirlenmis olsa? Peki sence bu toplum; dusunce olarak neden ayakta kalamiyor? neden dusunce de erki, mulkiyeti, egoyu, v.s. ortaya atiyorlar? Ne yapacagiz yani; bunun icin maddeyi ve doganin islenmesini mi-tarim-sucluyacagiz? Butun bu degisimin sorumlusu, dusunce ve onun somuta, davranisa, ifadeye, algiya, sistemlesmeye indirgenmesi degilse; ne peki?

Ayrica, basliktaki sorularin hic birine cevap vermemissin! cevabin yok mu?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
14-06-2009, 21:11
muhterem

Sana bu örnekteki erkegin dişiyi kölelştirmesini sordum, sömürüyü sordum. Sen gene sazı aldın eline. Var mı cevabın. Anlat bana erkek nasıl bu örnekte dişiyi köleleştiriyor. Öteye beriye atlamadan ama.

saygılarımla

evrensel-insan
14-06-2009, 21:15
Saygideger dilaver;

Keske olmasa da; asil o saf ve temiz dusunce; tarih ve zaman icinde kirlenmis olsa! -e.i.-

Sende bana; nasil oluyorda bu toplumun bu guzel yapisinin degisime ugradigini anlat. Buradaki dusuncenin oynadigi rolden bahset bana.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
14-06-2009, 21:18
muhterem

Demokrasi ve komünizm başlıgı, anaerki başlıgı. Bunları yeterince anlattım. Oradan genişçe okunabilir, şayet okunmaya niyet varsa. Çünkü o başlıklar ezber bozan cinstendir.

Gene sorumun cevabını almış degilim. Ya bu örnekteki dişinin köleleştirilmesini bana göster ya da olur olmaz yerde ilk iletindeki düşünceleri gerçekmiş gibi dile getirme.

saygılarımla

ozgur_beyin
14-06-2009, 21:26
dilaver ''sen ne anlatırsan anlat imam yinede bildiğini okur''

evrensel-insan
14-06-2009, 21:45
Saygideger dilaver;

Benim herhangibir seyi gostermem gerekmiyor. Cunku ben ispat pesinde degilim. Sen bana; nasil olduda insanoglu erke yoneldi? buradaki dogal dusuncenin rolu neydi? Asil onu anlat.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
14-06-2009, 21:49
Saygideger ozgur_beyin;

Konuya neden tek tarafli bakmanin, herhalde sana gore bir nedeni vardir. Bu nedende seni baglar. Yalniz bilesinki konuya tek tarafli bakmak, taraf tutmaktir. Eger taraf tutuyorsan, o zaman; kendi goruslerini de, yani dilaver'i destekleyici goruslerini de; dile getirmen beklenir. Tabi bir gorusun varsa!

Yoksa; burada bir secim yok. Sen dilaveri desteklemenle, dilaver bir sayi one gecmeyecek. En azindan "bildigini okumak" konusunda; dilaver'i de katabilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
14-06-2009, 22:01
Saygideger dilaver;

Diyelim o donemde kadin kolelestirilmemis olsun. Peki sonradan neden kolelestirilmistir? Bu kolelestirmede; dogal dusuncenin rolu varmidir? Varsa nedir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
14-06-2009, 22:07
ama, disinin kadin yonunu de; "ezmis, ikinci plana itmis, kolelestirmis ve kullanmistir"

muhterem bunu yazan sensin. Ben de diyorum ki sen kafadan sallamasyon yazıyorsun. Çünkü veriler buna uymuyor. Dolayısıyla sana örnek verip ve verdigim örnek uyarınca bana düşünceni ve kadının köleligini göster diyorum. Şayet gösteremiyorsan görüşün sallamasyondur ve bir halta yaramaz diyorum.

Sen hala bana şunu bunu göster diyorsun. Onu da gösteririz ama sen önce düşüncen kendi içinde tutarlı degil mi bana ondan haber ver. Demagojiye ve öteye beriye atlamaya gerek yok.

Verdigim örnekte de görüldügü gibi hiç senin dedigin gibi şeyler yok. O halde senin görüşlerin açıklayıcı olamaz ve degişmeye ihtiyacı vardır.

Şimdi bu konuda mutabıkmıyız. Yok hala bana soru ile cevap verecek ve gene öteye beriye atlayacaksan, benim cevap verecek bir şeyim olmaz.
Senin dedigin gibi dişinin kölelştirilmesi için binlerce yıl geçmesi ve tarımın bulunması gereklidir. Bir kere bunu kabul edersen de artık dogal düşünce falan diye ortalıkta gezemezsin.

Bilmem şimdi anlaşılır oldu mu.

saygılarımla

evrensel-insan
14-06-2009, 22:10
Saygideger dilaver;

ama, disinin kadin yonunu de; "ezmis, ikinci plana itmis, kolelestirmis ve kullanmistir"-e.i.

Benim bu alintimda, bir tarihi donem, bir kavim ismi v.s. varmi ki. Bu sadece bugun gecerli olan bir gercektir. Ne zaman ve hangi donemde basladigiyla ilgili, ben; bir gorus belirtmedim ki.

Senin dedigin gibi dişinin kölelştirilmesi için binlerce yıl geçmesi ve tarımın bulunması gereklidir.-dilaver-

Tarimin bulunusundan baska; dusuncenin bu kolelestirmedeki rolu nedir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
14-06-2009, 22:28
Muhterem evrensel-insan

Buradan da; cok net aciga cikmaktadirki; bir DISISEL DUSUNCE ve davranis sekli mevcut degildir. Olanda dogal dusunce de; ERKEKSEL DISILIK DUSUNCESI VE DAVRANISIDIR.

Şimdi bu yazdıkların ışıgında benim örnegi yorumlamanı ve orada erkeksel düşünceyi bulmanı istiyorum.

saygılarımla

evrensel-insan
14-06-2009, 22:39
Saygideger dilaver;

Bu gosterimin cevabi, asagidaki alintida sorulan sorulara verilecek cevaplarda yatiyor.

Gorundugu uzre "sen de adam olmazsin" ben bu yaziya daha once de yanit vermistim. Birincisi; anne ve baba farki; hangi dusunce ile saptaniyor? Cocuklarin egitiminde; cocuklara ogretilenler; kendi bildikleri degilmi? Yani cocuklari kendi bilgi ve tecrubelerine gore yonlendirmiyorlarmi? O zaman bu yonlendirmede dogru ve yanlis soyutlari yokmu? Yerine gore; birinin dogru diye one surdugunu, baskasi yanlislamiyor mu? Bu toplumdaki soyut algilar nelerdir? Anne, baba ve cocuk AYRIMININ disinda. Oluleri ne yapiyorlar? Doguma nasil bakiyorlar? Dogal tabiat olaylari karsisinda, nasil bir dusunce uretiyorlar? Hic bir torenleri, kutlamalari v.s. yokmu? v.s.-e.i.-

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
15-06-2009, 00:28
Saygideger dilaver;

Sorulara, hala cevap bekleniyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
15-06-2009, 00:33
muhterem

oyun oynama yaşım çoktan geçti. Senin de geçse iyi olur. Soruya soru ile cevap verme biraz sıkışma ve demagoji ihtiyacını çagrıştırır. Sorularına da benim sorularıma da cevap verirsen belki ilerleriz.

Ama yok seninde derdin ben ne kadar çok bilirim ise, bu tür oyunlarda işim yok.

hürmetlerimle

evrensel-insan
15-06-2009, 00:51
Saygideger dilaver;

Konu bilmek ya da "oyun oynamak" degil zaten. Sadece o bahsettigin donemde; evrensel, dogal dusuncenin koken ve temelinin elde edilmis karakterlerinin ne kadari var?, ne kadari yok? Koken ne? ve gelismislik duzeyi ne? Yani; ctetolojik yapisi" elde edilmis karakterlerin kokeni ve gelisimi" butun ogrenmek istedigim bu.

Ki bunu da bilirsem, o zaman tarihin akisi icinde; dogal dusuncenin ne gibi bir gelisime ugradigini da temele oturtabilirim. Oyuzden, bu yukaridaki sorularin, cevabi onemli.

Yoksa; bin yol sonra, insanoglunun bu kokeni olan dogal dusunce degisimini aciklamak zor olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
15-06-2009, 01:51
Birincisi; anne ve baba farki; hangi dusunce ile saptaniyor? Cocuklarin egitiminde; cocuklara ogretilenler; kendi bildikleri degilmi? Yani cocuklari kendi bilgi ve tecrubelerine gore yonlendirmiyorlarmi? O zaman bu yonlendirmede dogru ve yanlis soyutlari yokmu? Yerine gore; birinin dogru diye one surdugunu, baskasi yanlislamiyor mu? Bu toplumdaki soyut algilar nelerdir? Anne, baba ve cocuk AYRIMININ disinda. Oluleri ne yapiyorlar? Doguma nasil bakiyorlar? Dogal tabiat olaylari karsisinda, nasil bir dusunce uretiyorlar? Hic bir torenleri, kutlamalari v.s. yokmu? v.s.-e.i.-

Muhterem evrensel-insan

Öncelikle bu dönemde soyut düşünme yok. Düşünce tamamen somut. Örnegin aborjinlerde yuvarlak kavramı yok. Güneşi gösteriyorlar. Sert kavramı da yok. Kaya gibi diyorlar. İnsan ve doga içiçe. İnsanlar kendilerini doganın bir parçası olarak görüyorlar.

Bir aborjin kendini kangru olarak niteliyorsa, diger tüm kangrular onunla birdir. Birey yoktur ama toplum vardır. Dolayısıyla toplumda soyut olgu yoktur. Bizim ruh diye tanımladıgımız şeyi ise onlar somut olarak düşünür. Yani onların ruh anlayışı ki biz buna ruh deriz. Onlar örnegin Malenezyada mana derler, Irokua da manitu, Sümer de me, Mısır'da ka
Siu larda Wakonda vs.

Bunlar yaşamın uzantılarıdır ve somuttur ama yaşamın görünmeyen yüzüdür. Ataları temsil ederler ve onlara yemek verilir. Onlar bu yemegin görünmeyen özünü tüketirler. Yaşayanlar ise görünen özünü.
Dolayısıyla ortada soyut bir algılama yoktur. Yalnız büyü vardır ve temel korku da büyüdür.

Öncelikle en ilkel toplumlarda bildigimiz bir aile yaşantısı yok, tek eşlilik yok. Hawai'de kız ve erkek kardeşler vardı. Bunlar birbirleriyle evleniyorlardı. Dolayısıyla bir grup kız kardeş bir grup erkek kardeşle evlenirdi. Kendi öz kardeşleri hariç tabii. Böyle bir evlilikte babayı bilmenin olanagı yoktur. Dolayısıyla tüm çocuklar evlat, tüm kadınlar ana, tüm erkekler de babadır. Elbette kuşak içinde. Böylece dedeler/nineler kuşagı, baba/anne kuşagı, kız/erkek çocuklar kuşagı ve erkek/kız torunlar kuşagı temel akrabalardır. Çocukların egitimini ise tüm klanca verilirdi. En önemli egitim ise büyüdür. Dolayısıyla anne baba egitimi diye bir şey söz konusu degil özel olarak.

Toplumda herhangi bilgiye ulaşım diye bir amaç yoktur. Ögrenmek için ögrenilmez. Deneyimler sonucu elde edilen bilgi kuşaklara aktarılır, hepsi de bu. Bu yüzden temel meseleler üzerinde yapılacak olan şeyler bellidir. Belli olmayanlar içinse büyüye başvurulur. Kavga dövüş çok ileri aşamalarda ortaya çıkar. Savaş ise başka kabilelerle olur. Klan içinde şiddet görülmez. Bu konular böyle bir iki satıra sıgamayacak kadar ayrıntılıdır, ama bir ara bu konuyu işlemeye çalışacagım.

Ölüler ise bizim kavradıgımız şekilde degildir. Ölüm farklı bir yaşama geçiştir, ters bir yaşam. Ölüler bir tek canlılar tarafından görülmezler ama onlarla beraber senenin belli şölen günlerinde bir araya gelirler. Bazı kabilelerde ölüm dogumdur. Atanın ölüsü bazen tekrar yaşama döner. Malenezyalılar buna bloma derler ve sudaki köpüklerle kadının rahmine girerler. Bu yüzden o insanlar erkegin fiziksel üremedeki fonksiyonundan habersidirler.

İlkeller düşünce üretmezler, sadece dogayı algılarlar ve onlar kafa yormazlar. Neden diye sormazlar. Cevap basittir, çünkü öyledir. Ve bu onlar için son derece dogal bir durumdur. Her şey dogada oldugu gibidir. Ne fazla ne de eksik.

Umarım bunlar sorularına yanıt teşkil etmiştir.

hürmetlerimle

evrensel-insan
15-06-2009, 02:15
Saygideger dilaver;

Aciklamalarin icin, tesekkurler. Yalniz su buyu "midemi bulandirdi" bu , buyunun amaci ve geregi ne? Eger kotuluklerden korunma, yada kotuluk yapma ise; o zaman, kotuluk, iyilik diye soyutlar vardir. Bu konuda biraz detayli bilgi verirmisin? Ya da; korkutma amacli bir kullanimi mi var? neyden korkutma ve neden?

Bizim ruh diye tanımladıgımız şeyi ise onlar somut olarak düşünür.-dilaver-

Burayi da; aciklarmisin? Biz ruhu nasil tanimliyoruz? Ruhun somutu ne oluyor?

Ölüler bir tek canlılar tarafından görülmezler ama onlarla beraber senenin belli şölen günlerinde bir araya gelirler.-dilaver-

Olulerin canlilarla bir araya gelmesi, ne demektir?

Atanın ölüsü bazen tekrar yaşama döner. Malenezyalılar buna bloma derler ve sudaki köpüklerle kadının rahmine girerler.-dilaver-

Buradaki olmasi mumkun olmayan olaylarida aciklarsan, sevinirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
15-06-2009, 02:41
Muhterem evrensel-insan

Ölüm ve dogum içiçedir demiştim. İlkelerde ölüm yoktur, yaşamın farklı bir mekanda devamı vardır. İlkellerde insan doga ile içiçe oldugu için dogaya etki edebilir, çünkü doga ve insan birdir. Dogaya etki etme işi de büyüdür ve bu anlamda büyü bu yanıyla bilime de temel teşkil etmiştir.

İlkeller büyüye baş vururken bunu folklorik efektlerle ve danslarla da süslerler, bu da daha sonra sanatın temelini oluşturmuştur. Büyü ögesinin temelini tılsım teşkil eder. Tılsım ise bir tek büyücünün bildigi ve söyledigi sihirli sözcüklerdir. Elbette olumlu büyü oldugu gibi olumsuz büyü de vardır. Bir düşman sizden bir parça alarak size kötü büyü yapabilir bu da ölümün gerçek nedenidir.

İlkellerde dogal ölüm yoktur. Savaşta ölmek ya da büyü ile ölmek dışında. Zaten savaşların ana nedeni de büyüdür. Ya da büyücüyü yok etmektir. Bu yüzden ilkel toplumlar için bir dinden degil de büyü ve onun etkilerinde söz etmek gereklidir. Yapılan tüm ayin, dans, şarkı vb gibi etkinlikler ise bu büyünün parçaları olarak gelişmiştir.

Elbette düşman kavramı olunca kötü de olur. Bu kötülügü ise düşman onun hayat özünü çalmak ve kendisine geçirmek için kullanabilir. Ama bu düşma kabile dışındandır ve asla kabile içinde olamaz. Olursa ölümle cezalandırılır. İlkellerde bu tarz iki suç vardır. Biri büyücülük, digeri ise ensest yasagına uymama. Bunlar affedilmez suçlardır.

Hıristiyanlık ile beraber ruh maddi varlıgın karşıtı, manevi bir varlık olarak tanımlandı. İlkellerin anlayışına göre somut bir parçadır. Görünmez ama elle de tutulabilir. Bu insanın özüdür. Örnegin bir yerli taşta oturuyor olsun. Kalkar kalkmaz bir büyü taşa giderek onun oturdugu yeri avuçlayıp özünü çalabilir ve onu yok edecek bir büyüye başvurabilir. Ya da ilkeller gölgenin büyük oldugu saatlerde bir su birikintisi yanına yaklaşamazlar, kuyunun içine bakamazlar. Gölgeleri su tarafından esir alınabilir ve ölebilirler.

Büyücüleri evden uzak tutmanın en iyi yolu kapının arkasına bir kova su içine bir bıçak koymaktır. Büyücü kapıyı açar açmaz su içinde kendi bedenini ve bedenindeki bıçagı görecek ve derhal oradan uzaklaşacaktır. Böylece aslında ilkellerin bir degil bir kaç ruhu daha dogrusu yaşam kaynagı vardır. Bu yüzden yaşam kaynagı sözü daha dogrudur. İşte bu anlamda da ilkel toplumlarda tanrıya rastlayamayız. Çünkü henüz soyut düşünme ve bir tanrı yaratma fırsatı ve algılamasına sahip degildirler.

Ölüm ve dogum bir sarmal oldugu için atalar ilkellerin gerçek koruyucularıdır. Onlar dönem dönem tekrar yaşama döner ve bebek olarak dogarlar. Bu yüzden de bazı toplumlarda çocuklar fazlasıyla şımartılır ve saygı gösterilir çünkü onlar yaşama geri dönen atalardır. Tibette Dalay Lama öldükten sonra bir çocugun aranması ve tanrı ilan edilmesinin de kökeninde yatan bu anlayıştır.

Atalar zaman zaman yaşayanlarla bir araya gelirler. Bu şölenlerle olur. Ölülerin de yiyecege ihtiyaçları vardır ve bu şölenlerde doyurulurlar. Onlar yemegin görünmeyen özünü yerler, canlılar ise görünen özünü. Topraga su ya da içki serpilir. Bu serpmede görünmeyen öz ataların payına gitmiştir. Şayet atalar bu törenlerle doyurulup hoşnut edilmezlerse kızıp kötülük yapabilirler.

Son sorunu ise net anlamadım.

saygılarımla

pervane
15-06-2009, 02:44
Sırf şeyhim de başlığa müdahil olmuş benim de eksik olmamam lazım destek açısından.:nono:

evrensel-insan
15-06-2009, 03:02
Saygideger dilaver;

Soru olum (olmek) ile yasamin mumkun olmayan beraberligi uzerineydi. Peki "kotuluk" u nasil acikliyorsun? Bu soyut bir kavram degilmi? seytan ile bir bagi yok mu? Ayrica buyu bir inanc degilmi? Neden kendileri gibi insanoglu gorunumle kendi kabilesi disindakileri "dusman" olarak niteliyorlar?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
15-06-2009, 03:03
Saygideger pervane;

Iyilesip; aramiza donmene sevindim. Hosgeldin. Senin basliktaki soruya verecegin bir cevap var mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
15-06-2009, 03:19
Soru olum (olmek) ile yasamin mumkun olmayan beraberligi uzerineydi. Peki "kotuluk" u nasil acikliyorsun? Bu soyut bir kavram degilmi? seytan ile bir bagi yok mu? Ayrica buyu bir inanc degilmi? Neden kendileri gibi insanoglu gorunumle kendi kabilesi disindakileri "dusman" olarak niteliyorlar?

Muhterem

Sana bir kere elimizi kaptırdık, bakalım kolumuzu nasıl kurtaracagız.

Bu soruna daha önceki iletilerimde cevap var.

Öncelikle ilkeller doga ile içiçe ve bu nokta çok önemli. Pek çok şeyin de anahtarı aslında. Dogada ölüm varsa ilkellerde de var. Dogada öldürme oluyorsa ilkellerde de olur. Bunun soyutlukla alakası yok, hele şeytan ile hiç alakası da yok.

İlkeller için hayvan ile insanın bir farkı yok. Onlar için tek gerçek, yani biz olan kendi klanları ve daha da geniş olarak kendi kabileleri. Digerleri ile ise aynen dogada oldugu gibi bir mücadele içerisindeler.

Büyü inanç olabilir ben aksini iddia etmedim. Büyü dogayı algılayış tarzından kaynaklanır. İlkeller doga ile içiçe oldukları için onu etkileyebilir ve ondan etkilenirler.

Yaşamak için öldürmek de gereklidir ama bunu saygı ile yaparlar. Örnegin totemleri ayı olan Aynular bir ayıyı öldürecekleri ve yiyecekleri zaman ona çok iyi yaklaşırlar. Öldürdükten sonra da ona söylev çekerler. Neden öldürdüklerini izah ederler ve çocukların buna ihtiyacı oldugunu anlatırlar. Sonra ayının kafasını keserler, etinden yahni yaparlar ve ilk yahni tabagını ona sunarlar. O yedikten sonra digerleri yer. Yaptıkları için özür dilerler. Atalara şikayet etmemesi için ona hediyeler verirler.

İlkeller insanoglu olarak adlandırmaz kendini. Totemi ne ise odur. Timsah dır, kangrudur, kurttur vs. Tek gerçek bu sınıflandırmadır. O bir timsah olarak timsah atalarla beraberdir. Diger insanlar ise ona göre yılan, akrep, domuz, koyun vs olabilir. Ve bu hayvanlar dogada nasıl davranıyorlarsa onlar da öyle davranırlar. İlkelleri anlayabilmek için bugünkü soyut düşünce sistemini ter etmemiz gerekir ve onlar gibi somut düşünebilmemiz gerekir.

Ölüm ile yaşamın mümkün olmayan beraberligi sana göredir ama ilkeller böyle görmezler. Bir ölüyü gömerler ve bir süre sonra bakarlar ki oradan bir yılan vb gibi bir hayvan çıkar. İşte bu onların atalarıdır. Bedeni terk etmektedir ve başka bir yere gitmektedir. Başka türlü ölü bedenden fırlayan canlılıgı izah edemezler.

Ölüm onlar için farklı bir mekana göçtür. Yalnız burada ceza ya da sınav ya da mükafat yoktur. Dünya yaşamlarındaki aynı şeyler vardır ve aynı statüdedirler. Yalnız her şey terstir. İlkellerin en ilkel halini hayvanlarla kıyasla o zaman daha açıklayıcı olacaktır.

saygılarımla

pervane
15-06-2009, 03:25
hoş bulduk hocam başlıktaki iletileri okuyamadım kusuruma bakmayın ama soru epeyce garip geldi açıkçası. Savunununuz dişi karekterin kendini ezme özelliğine sahip olduğu mu? en iyisi ben başlığın tamamını okuduktan sonra devam edeyim.

evrensel-insan
15-06-2009, 03:48
Saygideger pervane;

Sen gene oku tabi. Kisaca erkek karakteriyle; disinin annelikteki ortak birlesimi; kadinin "ezilmisliginde" de ortak. Nasil oluyorda; bir disi anne olarak evlatlarini egitirken, yetistirirken ve onlara hayati tanitir ogretirken, kadin karakterinin "ezilmisligini" isliyor. Cunku toplumda; annenin yetistirdigi erkek ve kiz cocuklari; buyuduklerinde kadina erkek karakterinin yanastigi gibi yanasiyorlar. Neden? Disilik karakteri, yetistirdigi evladina; kadinin "ezilmemesi" gerektigini ogretemiyor mu? Yani bu konuda, kadinin "ezilmesi konusunda; disinin rolu nedir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
15-06-2009, 03:55
Saygideger dilaver;

Sen bunlara tamamen dogal fiziksel yapi diyorsun. Peki Hayvan ile ayni katagoride olan; insanoglundaki buyu algisi ve uygulamasi, neden hayvanda yok? Insanoglunda olmasi; buyunun bir dusunce urunu oldugunu isaret etmezmi? Ayni sekilde "ruh" algisi. Ya da soyle sorayim. O devirdeki insanoglunu hayvandan farkli kilan nedir? Dusuncesi ve o dusuncesinin yasam da somutlasmasi degilmi? Hayvanda "kotu" algisi var mi? Ya da tum bu o devrin insanoglunun algilayip, yansittiklari yani davranislari, hayvandan farkli olarak; dusuncelerinin bir urunu degil mi? Hayvan da inanc varmidir? Ya da sen bunlari, insanoglu sinifina nasil koyuyorsun? Hayvandan nasil ayiriyorsun?

İlkeller insanoglu olarak adlandırmaz kendini.-dilaver-

Peki, sen ilkelleri insanoglu diye adlandiriyormusun? Veya bu ilkelleri yaziya doken yazar, adlandiriyor mu?

Cunku sonucta ben; insanoglunun dogal dusuncesinin evrensel koken ve temelinden bahsediyorum, hayvanin degil.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
15-06-2009, 04:53
muhterem

Artık bilinçli çarpıttıgını anlamış bulunuyorum.

Evrimle hayvan ata insana dönüşüyor, bir anda zeki ve her şeyi düşünebilir olması mümkün mü. İnsan beyni süreç içerisinde evrimleşiyor ve bu süreç içerisinde de pat diye soyut düşünemiyor. Bunu anlayabilmek bu kadar zor mu. Benim hayvan nitelemem bu yüzdendir.

Ama senin sorularının altında bilmedigin bir şeyi ögrenme mantıgı yatmıyor, sadece yeni sorular bulup nasıl kelime oyunlarına varabilirim anlayışı yatıyor.

Anladım ki şidiye kadar anlattıklarım senin bir kulagından girip öbür kulagından çıkıyor. Sen o cevapların içinde yeni sorular arıyorsun ki bilmedigin bir konuda ahkam kestigin fark edilmesin.

Neyse senin samimi olmadıgını düşünüyorum. Hem ilkeller üzerine zerre kadar bilgin yok, hem de habire düşünce üretmeye çalışıyorsun. Bu sohbeti seninle uzatmanın da kimseye faydası yok. Onun için sen gene bildigin yolda daha dogrusu bilmedigin yolda devam et.

Bu sohbet başka birilerine bir açılım getirebildiyse ne mutlu bana. Ama daha fazla da vakit kaybetmenin bir anlamı yok.

saygılarımla

parmis
15-06-2009, 10:07
Sayın Arkadaşlar,

Ben çatışmalarınıza,didişmelerinize girmeyeceğim:) Biliyormusunuz ki neredeyse tüm zamanlar içinde kadına erkeği sevmeyi öğretmişler önce babayı ,erkek kardeşi sonra sevgiliyi ,eşi ,oğlu, belkide yasak aşklarla bağlandıkları erkeği sevmeyi öğretmişler Bence anadan kıza aktarılan bir duygu bu.Ana kızna "babana saygı duy ,babanı sev" mesajını verir sonra erkek oğul için "soyumuzu devam ettiren korunması gereken sevilmesi gereken şımartılması gereken" biri olduğu mesajını verir hem kendine hem kızına bu bizim toplumumuzda oldukça yaygın bir tavırdır.. Ve erkek çocukğu erkek gibi yetiştirir ana etrafında gördüğü maço,hırçın,kaba modelleri erkek gibi sanarak:)O oğulda çevreden,babadan, amcadan gördüklerini uygular kadına. Bizim toplumda kadın aldatılır,kadın dövülür, kadının üstüne metresler yada imam nikahlı eşler getirilir,kadın kapatılır turbana çarçafa büründürülür okula yollanmaz,evden çıkması izine tabiidir ve bizm kadınlarımız biraz kader-kısmet ve tevekkülcüdür çünkü dinleri onlara erkeğe tapmayı önerir bir çok dini söylemde" Allah olmasaydı kadınlar erkeklerine tapacaktı" diye anlatılır.
Ve biz kadınlar gerçekten ;kendi bedenimizden can verip kandi kanımızla beslediğimiz oğullarımıza taparız (buna bende dahilim )
Bilimsel açıklamasını bilmiyorum ama kadının ezilmişliğinde kadının duygusallığının,bağımlı yaşamasının,cahilliğinin,geleneklerin,adetlerin ve dinlerin çok rolu var.
saygılarımla..
parmis Güneşin_kızı

evrensel-insan
15-06-2009, 12:59
Saygideger dilaver;

Kusura bakma ama; gordum, fakat, senin gibi sabitfikirli,hosgorusuz, baskalarini algilama yerine, baskalarina kendi dogrularini "yamayanini" bir "devrimci" olarak; ilk defa goruyorum. Neyse herseyin bir ilki vardir. Tum yapilan, okunani kendi dogrularina oturtmaya calisman. Ne diyeyim "oglum Ahmet, sen bu yolda devam et"

Yalniz sana son defa soyluyorum. Benim yazilarimi kendi dogrularinla carptirip, basksa okuyucularin algilarini etkileme. Cunku tum yazilarimda yaptigin bu.

Tarih c/p yapmakla olmaz. En azindan, yapilan c/p uzerine bir dusunce uretilir. Tabi uretilmezse; iste boyle, sorular cevapsiz kalir. Bence sen tarihi subjektif yazar bakis acisindan c/p yapacagina; kendi sorgulamani yap. En azindan, birisi yaptigin c/p ile ilgili bir soru sorarsa; cevap verebilecek bilgin olur.

Son olarak; bu toplumun insanoglu olup olmadigini bile izah edemedin. Olsada, olmasada, buyu, kotuluk, inanc var ise; bunlar dogal dusuncenin ctetolojik kokeninin temelleridir. Dolayisiyle benim tezimde degisen bir sey yok.

Sunu da hatirlatiyim. Benim senin gibi; inancsal, ideolojik dogrusallarim ve kisileri bu dogrusallara cekme cabam yok. Oyuzden carpitma olacaksa; boyle bir amaci olanlarda olur, mesela sende. Bu da verdigin cevaplarindan, yeteri kadar gozukuyor zaten. Ben senin gibi; toplumsal kisilige sahip degilim. Ben bir bireyim ve kisileri; senin gibi; toplumsal bir ideoloji pesinde surukleme gibi bir amacim yok. Oyuzden, carptirmama da gerekce ve neden yok.

Aslinda sen de cok iyi biliyorsunki; dusuncenin insanoglunun yasam ve iliskisinde sistemlenisindeki;rolunu algilasan ve kabul etsen; o dogruluguna inandigin ideolojin tamamen cokecek. Neyse; diren bakalim, nereye kadar direneceksin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

mehmetsalih
23-06-2009, 22:52
Selam,

Konunuz çok güzel ilerliyor fakat bende araya girip bir iki kelimeyle değerlendirmek istiyorum. Yazılarınızı okudum ama Dilaver'in durumuna getirmemem elden değil.

Hani Dinlerde Mezhepler var ve bu mezhepler birşeyler oluşturmuşlar ama sonradan Kutsal Kitaplarına göz atıyorlar ama Kutsal Kitapla çeliştiklerinde ''Aslında bu kitaplar çok derin iyi elemek lazım derler. ve en sonunda ek olarak Kitaplara yeni kitaplar ekleyerek dedirtme çabasına girerler''

Dilaver; Bakıyorum binbir zorlamayla binbir istisna arasında birbir mana çıkarma peşine düşüyorsun. Dişiye acıyabilir veya yeniçağda kendini ifade etmek için yeni birşeyler söyleyebilirsin. Hatta kimi gelip destek olarak sana Şeyh veya İmamda diyebilir ama kendini bu kadar yıpratma ya... Bak ne güzel sorular sorulmuş sana:

Eger bir disinin; bir anne olarak; insanoglunu yetistirdigi ve bilhassa erken caglarda egittigi dusunulurse; bu egitim ve yetistirimi almis, bir kiz veya erkek cocugu; nasil olurda; buyuyunce; kadina baska bir gozle bakar?

Eger bir disi, anne olarak kadinliginin "ezilmisligini" istemezse; nasil olurda; erken yaslarda yetistirip egittigi evladi, kadina ayrimci bakarak dusunur ve davranir? Disinin, bu celiskisi nereden gelmektedir?

Yoksa; disi de; anne olsa bile sadece tek evrensel dusunce kokeninin karakteristigi olan erkeksel yapi ve tabiatli dusuncemi uretmektedir? Ya da bunun baska bir izahi varmidir? -Evrensel-İnsan-

Sevgi...

mehmetsalih
23-06-2009, 22:52
Selam,

Alıntı - Erdem Kargın

Hepsi okumuş, tahsil görmüş ve üniversite kazanmış ve böyle düşünüyorlar. Tanınmış bir tıp fakültemizde yapılan kadına şiddet konulu anketin sonucu hayli çarpıcı.


Üniversitenin adı ve bulunduğu bölgeyi ilişkin detaylar, etik kurulu kararı gereğince açıklanamayan ankete göre, tıp fakültelerindeki gençlerin ciddi bir oranı, şiddeti onaylıyor...

* Ankete katılan kızlı erkekli 173 öğrencinin yüzde 38.7'si "Kadına yönelik şiddeti onayladığını" belirtti. Tıp öğrencilerinin yüzde 28.5'i kadının kendi hatasından dolayı dayak yediğini kabul ederken yüzde 5.3'lük kesim ise dayağın kadına "yararlı" olduğuna inandığını ifade etti.

* Gençlerin yüzde 90.6'sı dayak yiyen kadına yardım edilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunların dörtte üçü "kadını döven kişi ceza almasın" diyor.

'SEBEP ATAERKİL AİLE YAPISI'

Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aynur Uysal ile Kudüs İbrani Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammad M. Haj-Ya'nın anket yöntemiyle yapılan araştırma "Journal of Family Violence" dergisinin şubat sayısında yayınlandı. Sonuçları SABAH'a yorumlayan Yrd. Doç. Uysal, "Sonuçların böyle çıkması öğrencilerin ataerkil düşünceye sahip olmasından, çocukluk ve ergenlik döneminde aile içi şiddete maruz kalmalarından kaynaklanıyor" dedi.

BAZI KADINLAR DÖVÜLMEYİ ARZULAR

Araştırmada gençlere yöneltiler sorulara alınan çarpıcı yanıtlardan bazıları şöyle:

* Cinsel açıdan güven vermeyen kadınlar dayak yemeyi hak eder.

* Kadın arkadaşları önünde kocasını aşağılarsa koca dövebilir.

* Çoğu kadın kocası tarafından içten içe dayak yemeyi arzular.

(Sabah)

Sevgi...

evrensel-insan
24-06-2009, 03:36
Saygideger mehmetsalih;

Konunun tam vasfina varman icin; "Erkegin cikmazini ve erkeksel disilik" yazilarini da; okuman gerekir.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9059

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=172324&highlight=Erkeksel+Disilik#post172324

553 nolu mesaj-evrensel'in kosesi-



Saygilarimla;
evrensel-insan

KızıL
24-06-2009, 04:44
oo yinemi kadın....