Orijinalini görmek için tıklayınız : Turan Dursun'cu arkadaşların çelişkisi; hangisi doğru?
abdulKADİR
19-06-2009, 01:22
Mail kutumuza TD sitesi forum idaresinden ''Süleyman Ateş'in dilinin altındaki bakla'' başlıklı bir mail gelmiş.
Mailde, S. Ateş hocanın günlük yazılarını bahane ederek islam aleyhinde bilindik argümanların tekrar edilmesinden sonra, şeyh Turan Dursun'un aydınlık(!) icraatlarına yer verilmiş.
Daha sonra ise, Ergenekon gibi bir terör örgütünün ifşa edildiği şu günlerde bile, TD'nin müslümanlar tarafından katledildiği nakaratı tekrar edilmiş...
Bütün bunlar ateist arkadaşlar için doğal olabilir. Ama mailde öyle bir ayrıntı var ki, ''Turan Dursun'cuların hangisi doğru söylüyor'' demekten kendimi alamadım.
Bir grup arkadaş, TD'nin sağlığında kendisine hiçbir müslümanın cevap verecek, karşısına çıkacak cesareti göstermediğini iddia ederken, bu mailde yirmiye yakın kişi veya gruptan cevap verildiği isimleriyle beraber ortaya konmuş.
Şimdi, TD hayattayken kendisine cevap verildi mi verilmedi mi?
selanikli
19-06-2009, 10:41
Mail kutumuza TD sitesi forum idaresinden ''Süleyman Ateş'in dilinin altındaki bakla'' başlıklı bir mail gelmiş.
Mailde, S. Ateş hocanın günlük yazılarını bahane ederek islam aleyhinde bilindik argümanların tekrar edilmesinden sonra, şeyh Turan Dursun'un aydınlık(!) icraatlarına yer verilmiş.
Daha sonra ise, Ergenekon gibi bir terör örgütünün ifşa edildiği şu günlerde bile, TD'nin müslümanlar tarafından katledildiği nakaratı tekrar edilmiş...
Bütün bunlar ateist arkadaşlar için doğal olabilir. Ama mailde öyle bir ayrıntı var ki, ''Turan Dursun'cuların hangisi doğru söylüyor'' demekten kendimi alamadım.
Bir grup arkadaş, TD'nin sağlığında kendisine hiçbir müslümanın cevap verecek, karşısına çıkacak cesareti göstermediğini iddia ederken, bu mailde yirmiye yakın kişi veya gruptan cevap verildiği isimleriyle beraber ortaya konmuş.
Şimdi, TD hayattayken kendisine cevap verildi mi verilmedi mi?
Ben yanıtlayayım sayın abdulkadir;
TD hayatta iken, isteyen her din alimi ile canlı yayında, yüzyüze tartışma çağrısı yaptı defalarca. Hiç bir din alimi bu meydan okumaya cevap vermedi/veremedi.
Bunun yerine TD'nun yazılarını çarpıtarak verilmiş yazılar, kitaplar yayınlandı.
Çelişki yok yani, TD'nun karşısına kimse çıkamadı.
Saygılar.
acaba neden öldürüldü
en basit cevabı budur bence sizin sorunuzun
Turkiye gibi manupulasyona acik , sabah bir solcuyu vuran silahin ,ogleden sonra bir sagciyi vurdugu ulkede , kimin neden kimlerce olduruldugu her zaman kuskuya soruya ve supheye acik bir sorudur....
Yapmayın niveru
Sene 1990. Türkiye'de yaprak kımıldamıyor. Ne sag var ne de sol dogru düzgün. Bir tek Pkk gerçegi var. Ve bu aşamada bir eylem yapılacaksa buna yönelik olur.
Turan Dursun'u öldürüp kontrgerilla kimi kime kışkırtacak ve ne menfaat saglayacak.
Malatya'da Hamit Fendoglu öldürüldü, alevi sünni çatışması çoktı. Onlarca insan öldü.
Turan Dursun'u öldürmekle ne elde edebildiler, kontr gerilla açısından ve de neyi hedeflediler.
Buna cevap vermeden bu tarz bir degerlendirme dogru degil diye düşünürüm.
saygılarımla
Genel olarak soylenmis bir yazi bu , ama olaya bu sekilde baktiginizda evet bu konuda hakvermem lazim ,,
Birde bu mesajlardan sonra , garip bir sekilde ,sevgili Turan Dursunun olduruldugu zamani ,haberlerini olum sonrasini hic hatirlamiyorum , aklimda bir iz kalmamis ,,ben onun farkinda olmamisim , ilginc .
abdulKADİR
20-06-2009, 00:40
Turan Dursun'u öldürmekle ne elde ettiklerini görmek için bu siteye ve burda yazan bilumum ateist ve dinsiz arkadaşlara bakmak yeterlidir. Bence plan tutmuştur.
Hrant Dink ve Malatya cinayetleriyle papaz saldırılarında olduğu gibi Türkiye'de mlliyetçilik ve dini taassup adı altında işlenen cinayetler faili meçhul cinayetler olarak kalmıyor hiçbir zaman.
Nerde bir faili meçhul varsa orda derin devletin parmağı vardır. ETÖ ve yaptıkları ortadayken hala üstadınızın katlinden dindar müslümanları sorumlu tutuyorsanız (ki bilmiyorum ama böyle bir izlenim edindim nedense), kafanızı kuma sokuyorsunuz demektir.
Mutezile
20-06-2009, 00:58
sayın abdulkadir; bahsi geçen yazıyı ben yazdım.
Öncelikle şu cümlenizi açar mısınız:
Turan Dursun'u öldürmekle ne elde ettiklerini görmek için bu siteye ve burda yazan bilumum ateist ve dinsiz arkadaşlara bakmak yeterlidir. Bence plan tutmuştur.
Hangi plan tutmuştur / muvaffak olmuştur size göre?
Sevgili Turan Dursun bizim (benim) üstadım ya da şeyhim değildir. Çok sevdiğim, onurlu duruşuna saygı duyduğum cefakar bir emekçi ağabeyimdir. İnandığı doğrular uğruna can vermiştir. Bu toplumun aydınlanmasına bir nebze olsun katkıda bulunmak uğruna, karanlıkları aydınlığa çıkarmak uğruna, aylardır tehdit edildiği halde, öldürülme ihtimalini bile bile; doğrularından geri adım atmamıştır.
Turan Dursun'un katlinden kimlerin sorumlu olduğu sorusuna gelince; bu az çok aydınlanmış bir mevzudur. Azmettirici ve tedarikçi konusunda rivayet muhtelifse de; fail eni konu bellidir:
Turan Dursun, 4 eylül 1990 tarihinde İstanbul -Koşuyolu' ndaki evinin yakınlarında teröristler tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Oysa onun kalemi ve kitapları dışında hiç bir silahı yoktu. Öldürüldüğü günün ertesinde İran radyolarından sevinç çığlıkları yükseldi. Türkiye' deki İslam savunucuları da rahat bir nefes aldı.
Öldürüldüğünde yetişkin üç çocuk babası idi. Cinayet sonrasında Turan Dursun'un evinde kütüphanesinin raflarında duran çok şeyin kaybolduğu anlaşıldı. Yatağının üzerine ise "Kutsal Terör Hizbullah" kitabı bırakılmıştı. Yakınları kitabın Dursun'a ait olmadığını, eve giren kişiler tarafından bir "mesaj" olarak bırakıldığını söyledi.İstanbul Emniyet Müdürlüğü, evde polislerin arama yaptığını doğruladı ancak "arama tutanağında kitaplıktan alınanlar yer almadı.
Cinayetle ilgili operasyonda yakalanıp tutuklanarak DGM'ye çıkartılan 15 sanık ilk oturumda tahliye edildi. Ardından cinayetle ilgili İstanbul DGM'de iki ayrı dava görülmeye başladı.
Davalardan birinde örgütün üst düzey yöneticileri Kudbettin Gök, Mehmet Ali Şeker, Mehmet Zeki Yıldırım, Ekrem Baytap'ın da aralarında bulunduğu 25 sanık yargılanıyordu. Bu dava sürerken 1996 yılının Mart ayında İslami Hareket Örgütü lideri İrfan Çağırıcı yakalandı. Çağırıcı ve 12 arkadaşı da DGM'de yargılanmaya başladı.
"Babam Turan Dursun" adında bir de kitap yazan olan Abit Dursun babasını anlatırken: "O, İslam dininin en derin kaynaklarına ulaşmış, eski Arapçayı bilen, Kuran dili Arapçasını da çok iyi bilen bir aydındı. Yıllarca araştırdı, sorup sorguladı. Bütün bunlar Türkiye'deki şeriatçıları ve Atatürk düşmanlarını elbette rahatsız. etti" diyor.
Abit Dursun, Turan Dursun cinayeti soruşturmasında aksayan önemli noktaları özetlerken insan bir kere daha hayretler içine düşüyor: "4 Eylül 1990'da Turan Dursun vurulduktan 40 -45 dakika sonra polis geliyor. Çok daha erken gelen siviller evi darmadağan ediyor. Bir çok eseri ve çalışması siyah poşetlere konuluyor, onlar çıkarken de resmi giysili polisler içeri giriyor. Biz sivil polislerin götürdüğü eserleri ve çalışmaları Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak istedik. Ama 9 yıldır bu girişimimizle ilgili hiç bir sonuç alamadık. Kuran ansiklopedisinin 2000 sayfası, 'Kulleteyn' isimli kitabın ikinci ve sonraki ciltleri yok. '. Her şeyi götürmüşler. Bir yaşam boyu büyük emekle ortaya çıkarılan her şeyi. Bütün bunlar sivillerin eve girmesinden sonra kayboldu. Devlet içindeki bazı güçler, yasadışı devlet odakları bu eşyaları alıp gitti."
23 temmuz 2000'de İstanbul 3 nolu DGM' de Turan Dursun ve Çetin Emeç davalarından yargılanan İrfan Çağırıcı önce 7.5 yıla daha sonra ise "Anayasal düzeni silah zoru ile değiştirmeye kalkışmak" suçundan idam cezasına çarptırıldı.
Sanıklardan Ekrem Baytap, Tamer Aslan, Mehmet Ali Şeker ve Cengiz Sarıkaya hakkında aynı suçtan dolayı ömür boyu hapis cezası verildi. İrfan Çağırıcı'nın kardeşi Rıdvan Çağırıcı ve avukat Hüsnü Yazgan'ın da aralarında bulunduğu 12 sanık örgüt üyeliği suçundan 3 yıl 9 ay ila 12 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.
6 mart 2002'de Yargıtay 9. Ceza Dairesi, İrfan Çağırıcı hakkındaki kararı onadı.
abdulkadir'den:
(ki bilmiyorum ama böyle bir izlenim edindim nedense),
evet; gerçekten bilmiyordunuz.
Şimdi konu hakkında azçok bir malumatınız olmuştur sanırım.
Turan Dursun cinayeti faili meçhul cinayetlerden değildir.
23 temmuz 2000'de İstanbul 3 nolu DGM' de Turan Dursun ve Çetin Emeç davalarından yargılanan İrfan Çağırıcı önce 7.5 yıla daha sonra ise "Anayasal düzeni silah zoru ile değiştirmeye kalkışmak" suçundan idam cezasına çarptırıldı.
Sanıklardan Ekrem Baytap, Tamer Aslan, Mehmet Ali Şeker ve Cengiz Sarıkaya hakkında aynı suçtan dolayı ömür boyu hapis cezası verildi. İrfan Çağırıcı'nın kardeşi Rıdvan Çağırıcı ve avukat Hüsnü Yazgan'ın da aralarında bulunduğu 12 sanık örgüt üyeliği suçundan 3 yıl 9 ay ila 12 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.
6 mart 2002'de Yargıtay 9. Ceza Dairesi, İrfan Çağırıcı hakkındaki kararı onadı.
http://www.turandursun.com/taniyalim
Buna rağmen dilin kemiği yok herkes bir iddia ortaya atabilir, onlar değil de şunlar yapmıştır diyebilir. Dava dosyası, TD den çıkan kurşunların balistik incelemeleri ile İrfan çağırıcının silahındaki uyum raporu elmizde olmadığı için kesinlikle şudur diyecek durumumuz da yok. Ancak hem DGM hem de Yargıtay bu yönde bir karar vermiş.
abdulKADİR
20-06-2009, 02:37
Ben yanıtlayayım sayın abdulkadir;
TD hayatta iken, isteyen her din alimi ile canlı yayında, yüzyüze tartışma çağrısı yaptı defalarca. Hiç bir din alimi bu meydan okumaya cevap vermedi/veremedi.
Bunun yerine TD'nun yazılarını çarpıtarak verilmiş yazılar, kitaplar yayınlandı.
Çelişki yok yani, TD'nun karşısına kimse çıkamadı.
Saygılar.
Sayın selanikli, o yıllarda hangi kanalda canlı yayında tartışacaklardı? TRT-Şeş' temi?
İlmi ve yazılı eleştirilere ilmi ve yazılı cevap vermekten daha tutarlı ne olabilir o günün şartlarında? Müslümanlar da bu işi yeterince yapmışlarsa, hala ne diye ''karşısına kimse çıkamadı'' edebiyatı yapılıyor?
sayın abdulkadir; bahsi geçen yazıyı ben yazdım.
Öncelikle şu cümlenizi açar mısınız:
...
Hangi plan tutmuştur / muvaffak olmuştur size göre?
Hangibirini sayayım?
İrtica hortladı, laik cumhuriyet tehlikede, şeriat işte budur, islam kan dökücü bir dindir, müslümanlar aydınları katlediyor v.s.
Fırından yeni çıkmış ''İrtica eylem planı'' önümüzde taptaze dururken, koca koca devlet ve askeri erkanın ülkeyi ''plansız-programsız'' yönettiğini(!) iddia etmeyceksiniz heralde.
Sevgili Turan Dursun bizim (benim) üstadım ya da şeyhim değildir. Çok sevdiğim, onurlu duruşuna saygı duyduğum cefakar bir emekçi ağabeyimdir. İnandığı doğrular uğruna can vermiştir. Bu toplumun aydınlanmasına bir nebze olsun katkıda bulunmak uğruna, karanlıkları aydınlığa çıkarmak uğruna, aylardır tehdit edildiği halde, öldürülme ihtimalini bile bile; doğrularından geri adım atmamıştır.
TD'nin sizin şeyhiniz olmasından neden gocunuyorsunuz? Siz de onun gittiği yolun bir yolcusu değil misiniz, amacı amacınız değil mi? O halde lideriniz önderinizdir. İsimlere takılmayın. ''Müslümanların eleştirdiğiniz şeyhlik kurumunu aynen siz de tatbik ediyorsunuz'' anlamında o ismi kullandım. İsimler farklı da olsa icraat aynıdır.
Turan Dursun'un katlinden kimlerin sorumlu olduğu sorusuna gelince; bu az çok aydınlanmış bir mevzudur. Azmettirici ve tedarikçi konusunda rivayet muhtelifse de; fail eni konu bellidir:
...
Azmettirici ve tedarikçi yakalanmış ama tetikçi yakalanamamış öyle mi?:) Bu nasıl aydınlanmış bir cinayettir böyle? ''
Az çok aydınlanmış'' demek ''aydınlanmış'' demek değildir, dimi?
Adamların cezalandırılma sebebi ''Turan Dursun ve Çetin Emeç'i öldürme'' değil, "Anayasal düzeni silah zoru ile değiştirmeye kalkışmak" mış. Yani bulmuşlar bir günah keçisi, yüklemeye çalışmışlar ama tutmamış.
Yatağının üzerine ise "Kutsal Terör Hizbullah" kitabı bırakılmıştı. Yakınları kitabın Dursun'a ait olmadığını, eve giren kişiler tarafından bir "mesaj" olarak bırakıldığını söyledi.
Bahsedilen kitap yanılmıyorsam Lübnanlı bir yazarın Hizbullah aleyhinde yazdığı bir kitaptır. Hizbullah hakkında bilgi edinirim diye elime almış ama içindeki suçlamaları görünce bırakmıştım. Şimdi eve giren kişiler müslümansa hizbullah aleyhindeki bir kitapla nasıl bir mesaj vermek istemiş olabilirler?
"Babam Turan Dursun" adında bir de kitap yazan olan Abit Dursun babasını anlatırken: "O, İslam dininin en derin kaynaklarına ulaşmış, eski Arapçayı bilen, Kuran dili Arapçasını da çok iyi bilen bir aydındı. Yıllarca araştırdı, sorup sorguladı. Bütün bunlar Türkiye'deki şeriatçıları ve Atatürk düşmanlarını elbette rahatsız. etti" diyor.
Turan Dursun'un aktif bir ateist olması ve insanlara din düşmanlığı aşılaması elbette şeriatçıları rahatsız edecektir. Ama müslümanlar kendilerini her rahatsız edenin boynunu mu vuruyor? Yapmayın, iftira size de günahtır.
Abit Dursun, Turan Dursun cinayeti soruşturmasında aksayan önemli noktaları özetlerken insan bir kere daha hayretler içine düşüyor: "4 Eylül 1990'da Turan Dursun vurulduktan 40 -45 dakika sonra polis geliyor. Çok daha erken gelen siviller evi darmadağan ediyor. Bir çok eseri ve çalışması siyah poşetlere konuluyor, onlar çıkarken de resmi giysili polisler içeri giriyor. Biz sivil polislerin götürdüğü eserleri ve çalışmaları Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak istedik. Ama 9 yıldır bu girişimimizle ilgili hiç bir sonuç alamadık. Kuran ansiklopedisinin 2000 sayfası, 'Kulleteyn' isimli kitabın ikinci ve sonraki ciltleri yok. '. Her şeyi götürmüşler. Bir yaşam boyu büyük emekle ortaya çıkarılan her şeyi. Bütün bunlar sivillerin eve girmesinden sonra kayboldu. Devlet içindeki bazı güçler, yasadışı devlet odakları bu eşyaları alıp gitti."
Oğlu'nun yazdığı bu satırlar bile olayın bir komplo olduğunu ortaya koyuyor. Yukarda ''hangi plan'' diye sorduğunuz sorunun cevabı biraz da burda gizlidir.
evet; gerçekten bilmiyordunuz.
Şimdi konu hakkında azçok bir malumatınız olmuştur sanırım.
Aydınlattığınız için teşekkürler. Edindiğim malumat, yukarda dile getirdiğim düşüncelerimin doğruluğunu ispatlamış oldu.
Turan Dursun cinayeti faili meçhul cinayetlerden değildir.
23 temmuz 2000'de İstanbul 3 nolu DGM' de Turan Dursun ve Çetin Emeç davalarından yargılanan İrfan Çağırıcı önce 7.5 yıla daha sonra ise "Anayasal düzeni silah zoru ile değiştirmeye kalkışmak" suçundan idam cezasına çarptırıldı.
Bu davalardan yargılanmış ama çarptırıldığı cezanın mahiyeti farklı. Bu durumda nasıl oluyor da TD cinayeti faili meçhul değilmiş?
Haber laik basın tarafından klişe ifadelerle verilmiş ve haberin veriliş şekli bile çarpıtma ve yanıltma amaçlı. Bu konuda objektif fikirlere sahip olunmak isteniyorsa sadece kartel medyasıyla yetinmeyip islami medyayı da dinlemeliydiniz. Ama iş işten geçmiş, dereden çok sular akmış ve yukarda dediğim gibi plan tutmuş. Gerçek failin ortaya çıkması bile pek birşey değiştirmeyecektir artık.
Sayın abdulkadir
Öncelikle TD nin öldürüldügü senede ortada kontrgerillanın provokasyon yapacagı bir ortam yoktu. Varsa izah ediniz.
İkinci olarak Din bu serisi çıktıgı anda kuşku ve korku ile ama büyük bir sevinçle okudugumu hatırlıyorum. Ortam hala baskıcı idi. Solun ise pek esamesi yoktu.
Sizin dediginiz gibi de olması bir ihtimaldir, olada bilir. Ama sonuçta vur emrini verenler gene müslümanlardır. Siz hiç işkence gördünüz mü. İşkencecilerin allahı vardır, muhammedi de. Ama onun yanında bir de devletleri vardır. Hiç ateist bir işkenceciye şahit oldunuz mu, ya da TC de duydunuz mu.
Sıradan müslüman bu işi yapmaz. İnanan bir insan hiç yapmaz. Kendi dinini yaşayan ise asla yapmaz, ama devlet dinini yaşayan her kişi bu işin alternatif tetikçisidir.
Bilmiyorum aydınlatıcı olabildim mi.
saygılarımla
Sıradan müslüman bu işi yapmaz. İnanan bir insan hiç yapmaz. Kendi dinini yaşayan ise asla yapmaz, ama devlet dinini yaşayan her kişi bu işin alternatif tetikçisidir.
....................
Sayın Dilaver;
İnsaf gözü ve vicdan terazasi ile tartılmış bu paragrafı izninizle bende imzalıyorum... Tebrik ederim.
Selamlar
hakdogan
20-06-2009, 14:53
Sayın abdulkadir
Öncelikle TD nin öldürüldügü senede ortada kontrgerillanın provokasyon yapacagı bir ortam yoktu.
14) 1991'de SSCB dağıldı. Bu gelişmelerden sonra Dünya kamuoyu, NATO üyesi tüm ülkelerde (NATO üyesi olmayan İsviçre'de dahi bu yapılanma 1950 yılında "Gizli Savunma Örgütü" adıyla kurulmuş) farklı isimlerle İtalya'da örgütlenen Gladio benzeri kontrgerilla örgütlerinin, SSCB'nin Avrupa'yı işgal edebileceği varsayımından hareketle ABD güdümünde her üye ülkede kurulduğu, bu derin mekanizmaların Brüksel'deki NATO karargahından yönetildiği; kontrgerilla operasyonlarının ise CIA tarafından düzenlendiği gerçeği ile yüzleşti. SSCB'nin dağılması ve yapılanmanın afişe edilmesinin etkisi ile bu örgütlenmeler kimi üye ülkelerde sessiz sedasız, kimilerinde gürültülü bir şekilde tasfiye edildi.
15) 1990'lı yıllar Türkiye için 70’li yıllara benzer şekilde faili meçhul cinayetler, suikast ve provokasyon yılları olurken, bir yandan da 1980’lerin sonlarına doğru tanıştığı bölücü terör’ün tavan yaptığı yıllar oldu. 1990 yılında Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun ve Bahriye Üçok öldürüldü.
16) Margaret Teacher, NATO'nun 1992 Londra toplantısında yıkılan Sovyet sistemi ve çöken komünizmden sonra “İslam fundamentalizmi”nin yeni bir tehdit algısı teşkil ettiğini açıklamıştı. NATO’nun yeni stratejik konsept’i çerçevesinde, tehdit algılamasında kızıl renk en alt düzeye inerken, etnik çatışmalar ve İslam radikalizmini temsil eden yeşil renk ön plana çıkarılıyordu. Sonraları Zbigniew Brezezinski : “Komünizmin çöküşünden sonra bir düşman gerekiyordu. Radikal İslam işte bizim yeni hedefimizdi” diyecekti.
17) 24 Ocak 1993 tarihinde Uğur Mumcu bombalı bir suikaste kurban giderken, 17 Şubat 1993 tarihinde Jandarma Genel Komutanı, Orgeneral Eşref Bitlis, bu gün hala tartışılan bir uçak kazasında hayatını kaybetti. Takvimler 17 Nisan 1993 tarihini gösterirken, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Yapılan resmi açıklamalarda Özal’ın, Türki Cumhuriyetler gezisinde çok yorulduğu vurgulandı. Vefatları öncesi Uğur Mumcu bölücü örgüt, Eşref Bitlis Çekiç Güç, Özal ise Türk Dünyası konularında yaptıkları çalışma ve söylemleri ile gündeme gelmişlerdi.
http://hakdogan.blogspot.com/2008/04/neler-oluyor-diye-sorma-paralar.html
http://hakdogan.blogspot.com/2008/04/neler-oluyor-diye-sorma-paralar_22.html
abdulKADİR
20-06-2009, 17:10
Sayın abdulkadir
Öncelikle TD nin öldürüldügü senede ortada kontrgerillanın provokasyon yapacagı bir ortam yoktu. Varsa izah ediniz.
Oynanan danışıklı dövüşlerden ve dönen kirli oyunlardan dolayı politikadan ve askeriyeden uzak durmaya çalışıyor ve bu konuların içine fazla girmek istemiyorum. Benim yerime sayın Hakdogan arkadaş izah yapmış, sağolsun.
Sıradan müslüman bu işi yapmaz. İnanan bir insan hiç yapmaz. Kendi dinini yaşayan ise asla yapmaz, ama devlet dinini yaşayan her kişi bu işin alternatif tetikçisidir.
Sayın OQONUC gibi ben de imzamı atıyorum bu sağduyunuzu konuşturduğunuz cümlelerinize.
Hiç ateist bir işkenceciye şahit oldunuz mu, ya da TC de duydunuz mu.
Dediğiniz doğrudur, ateist iskenceci yoktur. Çünkü onlar maşa değil, maşayı tutan el olmuşlardır devamlı.
O işkencehaneler ki, kapısının üstünde ''burda Allah yok, peygamber izine çıktı'' yazmaktadır. İşkenceciler devlet dinine bağlılıklarından dolayı işkence yapıyorlarsa, onlara emri verenlerse hiçbir dine bağlı olmadıklarından tamamen ''Allahsız'' ve dinsiz olduklarından işkence emri veriyorlar.
Bunlar sizin kadar cesur olamayan, içlerindekini mertçe ortaya koyamayan, sadece kendi inlerindeyken gerçek yüzlerini gösteren korkak ateistlerdir.
warriorxxx
26-07-2009, 18:53
arkadaşlar sağ sol bırakın yav hepimiz biriz yav ben solcu sen sağcı olunca ne oluyor yada ben sağcı sen solcu olunca ne oluyor tek bir gerçek var şehitlerimizin ve ulu önderin kurduğu bir ülke ve kardeşce yaşayalım diye ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI VAR ee sizi bir birinize düşüren şey nedir ?
Turan Dursun'u öldürmekle ne elde ettiklerini görmek için bu siteye ve burda yazan bilumum ateist ve dinsiz arkadaşlara bakmak yeterlidir. Bence plan tutmuştur.
Hrant Dink ve Malatya cinayetleriyle papaz saldırılarında olduğu gibi Türkiye'de mlliyetçilik ve dini taassup adı altında işlenen cinayetler faili meçhul cinayetler olarak kalmıyor hiçbir zaman.
Nerde bir faili meçhul varsa orda derin devletin parmağı vardır. ETÖ ve yaptıkları ortadayken hala üstadınızın katlinden dindar müslümanları sorumlu tutuyorsanız (ki bilmiyorum ama böyle bir izlenim edindim nedense), kafanızı kuma sokuyorsunuz demektir.
Komplo teorileri, komplo teorileri.
Bu ülkede Islamcılar bir çok konudan dolayı, mesela Kenan Evren'in yaptığı kıyımlar, Madımak vahşeti, Atatürkçü-laik aydınların öldürülmesi (Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, vs.) gibi konularda vicdan azabı duymaktalar. Ancak vicdan azaplarıyla yüzleşmek yerine komplo teorileri üreterek kendi vicdanlarının sesinden kaçmaya çalışıyorlar.
Bu ülkede Ergenekon adında kontrgerilla birimleri kurulmuştu zamanında, evet. Can Dündar'ın bu konuda yazdığı kitaplar var. Ergenekon genel olarak Alparslan Türkeş ve yandaşları gibi Türk-Islam çizgisinde bir örgüttü. Solculara karşı çalışmaktaydı. Zaten Kenan Evren'in darbesinin Türkiyeye sosyalizm gelmesin diye yapıldığını da bilmeyen yoktur herhalde.
Ancak ne ilginçtir ki AKP, "biz Ergenekon'u deşifre ettik" derken yine solcuları, Atatürkçüleri ve Alevileri suçlu göstermiştir. Yani sanki bu ülkede solcular, kendi aydınlarını öldürmüş, hatta Madımak vahşetini bile solcular yapmış gibi garip bir tablo çıkıyor. Islamcılar bütün bu cinayetlerde ve vahşette kendilerinin hiç suçu olmadığına, aslında derin devletin bu cinayetleri işleyerek masum Islamcılara iftira attığına inanıyorlar.
Çok saçma değil mi? Saçma, ama sıradışı değil. Dünyanın pek çok yerinde Islamcılar benzer komplo teorilerine inanırlar. Islam toplumunun geri kalmışlığını ve ezilmişliğini açıklamaktan aciz olan Islamcılar kendilerini bu tür komplo teorileri ile avutmaya çalışırlar.