Orijinalini görmek için tıklayınız : TURAN DURSUNA CEVAPLAR
alparslan
31-10-2005, 14:28
Allahın izniyle hertürlü iftiraya cevap vermeye hazırız.
İnsanlık nebisini s.a.v. savunmak insanlığın onurunu savunmaktır.
Ve sadece aklın kabul edeceği şekilde militarize olmadan karşılıklı tahammül ve kişisel saygı atmosferinde savunacağız.
1.Muhammed sünnet olmamıştır.
Cevab:Evet olmamıştır.Zira onun sünnetli doğduğunu her Müslüman bilir.
Bugün anadoluda bile bazı çocuklar sünnetli doğmaktadır.Bu tıp doktorlarının da kabul ettiği bir hakikattir.
Hatta inanıp inamamakta serbestsiniz.Bir seyyid aile (peygamber sülalesinden) bir aile tanıyorum.Erkek bebeklerinin bir kısmı sünnetli doğmaktadır.
2)Zeyd, bunların hiç birinde vurulmayarak başarıyla dönüyor. Sonunda Muhammed Zeyd'i tarihte "Mute Savaşı" olarak bilinen savaşta 3000 kişilik Müslüman ordusuyla yaklaşık 100.000 kişilik Rum ordusunun karşısına çıkarıyor. Üstelik Halit Bin Velid gibi daha usta bir komutan var iken. Zeyd bu sefer öldürülüyor.
2.Bu iddia oldukça komiktir.Bir devlet başkanı o zamanın süper gücü bizansa karşı
(Bizans eğer savaşı kazanırsa Mekkeye kadar gelir birtek Müslüman sağ bırakmaz)
Bunu hesaplamadan….. (becerikli komutanlar varken zeydi ordunun başında yollamış)
Ölsün diye…………….
Kusura bakmayın ama
Buna ancak gülünür..o savaşı Müslümanlar kazanmasaydı 100.000 kişilik rum ordusu
Ne yapardı bunu hesaplayamıyor !!!
zeydin ölümü için …..
Ha bu arada zeyd hazretleri r.anh.şehid oldu.
O şehid olursa yerine Cafer geçsin o şehid olursa yerine Abdullah bin revaha geçsin.buyurdu..
Sizin referans olarak gösterdiğiniz İslam kaynaklarında da bu yazar.
Cafer kimdi…amcasının oğlu hazreti Alinin kardeşi yarabbi amcamı uhudda aldın Aliyi muzaffer eyle diyerek eliyle zırhını giydirdiği Hz Alinin kardeşi…kendine babalık yapan ebu talibin oğlu..çok düşkün olduğu bir sahabi onu neden öldürülmeye gönderdi…Onu geçtim Abdullah bin revaha şair. Resulullah s.a.v. aşığı…
Yahudilere karşı peygamberimizi metheden sahabi…peygamberimizin bir nevi medyası olmuş sahabi…
Onu neden komutan olarak atadı…
Öyle ya halid bin velid gibi kahramanı komutan olarak seçmiyor…
Zeyd, bunların hiç birinde vurulmayarak başarıyla dönüyor. ……
Zaten zeydin usta savaşçı olduğunu yazarın kendisi de kabul ediyor.Ama maksad üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu için bu uzmanlık bir an gözardı ediliyor.
Eeeee Ağacın kurdu kendinden olmasa yıkılır mı…?sizin inandığınız diyalektik materyalizmi özetleyen söz…
alparslan
31-10-2005, 14:39
Çelişki 2
Kuran Allah kelamı değilmiş.
Peygamber yazmış.
Bir akıldışı iddia daha…önce naklin sağlam olmadığını iddia et sonra nakli istinad noktası yap.Ahzab suresinden nur suresinden alıntı yap.sonra kuranın sağlam kitap olmadığını iddia et.basit bir Aristo mantığı entimemi..sağlamsa neden inanmıyorsun.değilse neden istinad noktası yapıyorsun…
Pekiyi bir insan kendi yazdığı kitapta kendini azarlar mı…..
Kendi kendini uyaran ve yaptığı hatanın kıyamete kadar zikredilmesini ister mi….?
Hem burada çok nefsi egoist biri haşa!!!! Olarak tanıt.sonra kendi ayıbını !!!veya kusurunu
Her müslümanın evinde bulunan bir metine geçirt..sizin mantığınıza göre…
Egoist insan hata yaptığını kabul etse zaten egoizmden kurtulur….yanılıyormuyum…
Nasıl bir egoizmdir ki İbrahimin musanın adını bilmem kaç yüz defa an.kendi ismin kuranda 2 yerde geçsin..Arkadaşlar cesaretiniz varsa kuran meali okuyun.orada üslüp Arapça mı Allahça mı anlarsınız…..
Bugün Avrupa rönesansının temeli nedir..
Endülüs emevileridir..istediğiniz bilim tarihçisine sual edin.
Osmanlı devleti birçok tarihçiye göre- bir Amerikalı tarihçi Abdullaziz bayındıra da söylemişti-yazılı tarihe geçmiş en büyük devlettir..
ORTAÇAĞDA KARANLIK ODADAKİ KEDİ GÖZLERİ GİBİ PARLAYAN İSLAM MEDENİYETİNİN eendülüsün Osmanlının Selçuklunun harizmileri uluğbeyleri yetiştiren orta asya Müslümanlığının ve sayamadığımız bir çok medeniyetin istinad noktası olan kurucusu olan HZ MUHAMMED S.A.V. EFENDİMİZİ yok aişeyle şöyle yaptı yok cüveyriyeyle şu yaşta evlendi diye örtmeye çalış.
bir şeyin hukuk kurallarına uygunluğunu meşru diye ifade ediyoruz..şer’i demektir..
bir şeyin insanlığa uygunluğunu medeni diyerek ifade ediyoruz..medine kelimesinden gelmedir..
Güneşe kuş lastiğiyle saldır….
Senin gözünde katarakt varsa güneşin suçu ney…..
Dahiler Allaha inanır….Ve bir dine bağlıdır…
Newton Allaha inanırdı
Galile de
Kopernikte
Gaus ta (tarihin en büyük matematikçisi)…
Tolsoy da onun yazıları rusyayı sarstı.(rus tarihinin en büyük bikaç yazarından biridir..Peygamber efendimizi s.a.v. öven bir kitabı ölümünden sonra ortaya çıkarıldı..lütfen okuyun.).
Gothe…Almanların ünlü edebiyatçısı
Hubble de…bohm, bohr, borges, ………….isterseniz ünlü sanatkarları sayın şu dokuzuncu senfoninin mucidinden başlayın... mozartla devam edin...
saydığın isimlerin tanrı inancı ile senin sahip olduğun allah inancı aynı şeyler değil. bu konuyu özellikle araştırırsan bunu çok rahat farkedersin.
kuranın muhammed tarafından yazılamayacağını söylerken insan niye kendini azarlasın gibi şeyler söylemişsin; senin böyle düşüneceğini düşünmüş olmasın? bak sen foruma ilk geldiğinde ilk cümlen umarım aklın yolunda buluşuruz olmuştu, ben de aklın yolunun bir olduğunu düşündüğüne göre müslüman olmalısın demiştim, doğru çıktı, ben peygamber miyim? insanların ne düşündüklerini ya da düşüneceklerini bir ölçüye kadar tahmin edebilirsin, bu senin kişisel farkındalığınla alakalıdır, bu bir peygamberlik alameti değildir. ne yap biliyor musun(tavsiye) otur bir konu bul, sonra kağıt al, onu şiddetle savun, aklına ne gelirse yaz konuyla ilgili gerekirse konuyu biraz sanallaştırıp mantık oyunları da yap, sonra başka bir kağıt al düşündüklerinin tam tersini yaz, tam tersini ancak sen yazarsın çünkü yazdığın yazının açıklarını biliyorsun, eğer bu açıklıkları bilincinin altına itmiyorsan zaten kısa sürede kendine rakip düzeyde zıt bir yazı yazarsın. sonra bunları karşılaştır, farkettiğin şey bunlardan ikisinin de mantıklı olduğu olacaktır, öyle olduğu halde birini seçmek isteyebilirsin, bir farkla; aynı anda ikisini birden seçemezsin. işte bu doğanın formatında olan zaman derzi şaşırtmasının yapısıdır. mesela arabanın pistonu bir aşağı bir yukarı hareket etmesine rağmen bu çelişki bir lineerlik doğurarak arabayı istenilen zamanda ileri vitesle ileri ya da geri vitesle geriye götürebilmektedir, burada lineerliği sağlayan iniş zamanıyla çıkış zamanının bir olmamasıdır. islam da bu şekilde işte, inanmak istersen zaten mantık bulabileceğini düşünüyorum, inananlar da bu şekilde inanıyor zaten, ama öte yandan inanmazsan da inanmamak için çok nedenin var, ararsan bulursun. belki yapamayacağın tek şey aynı anda hem ateist hem de müslüman olmaktır. aslında zaman derzini çok hızlı şaşırtırsan(cpu(central processing unit) ların yapıtığı gibi) aynı anda ikisine de inanabilirsin(aslında yine de aynı anda olmaz ama bu farkedilmeyecek miktardadır)) mesela bilgisayarda aynı anda hem müzik dinlerken hem de wordde yazı yazıyorsun, aslında bunları aynı anda yapmıyorsun ama anı yakalama algın(zaman algın) o kadar detayı algılamıyor.neyse dostum olaya başka bir perspektiften bakıyorum görüşlerimi belirtmek istedim, ben senin müslümanlığını haksız bulmuyorum ama ateisme biraz daha bakmalısın, hiç olmazsa seçim yapmak için daha çok şansın olur, sonra hala müslüman olmak istiyosan gönül rahatlığıyla hayata dair birşeyleri atlamış mıyım şüphesi olmadan daha iyi müslüman olabilirsin belki.
usrenin
HAKARET İÇEREN SÖZCÜKLER NEDENİYLE BU YAZI TARAFIMDAN SİLİNMİŞTİR. UNUTULMAMALIDIR Kİ MUHAMMEDİN ŞAHSINA YÖNELİK KÜFÜRLERE DE BU SİTEDE İZİN VERİLMEMEKTEDİR. T.D. Yİ ELEŞTİREBİLİRSİNİZ ANCAK KÜFÜRLE HİTAP EDİLMESİNE İZİN VERİLMEYECEKTİR. CEM
alparslan
01-11-2005, 11:48
Bir defa ateistler açık kapı bırakmıyor başka düşüncelere…
Tam dogmatizm.
mesela demişsin ki senin böyle düşünmen için yazmış olamaz mı...
Sergilediğin mantık.
1.ihtimal :eğer kendine zıt yazıyorsa kendidir.(0)
2.ihtimal kendine zıt yazmıyorsa da kendidir.(0)
şimdi mantık açısından ele alalım.(0)
iki önermenin sonucu da sıfır..
sıfır (ve)(veya) hiç bir işlemde sonucu 1 etmeyendir.
ve veya değil sadece ister çarp ister böl ister topla...sıfır...
veya sana hüsnü zan ediyorum
inkarcı değil şüphecisin.(septizm)
ben buraya hayata dair çok önemli ayrıntıları! atlayan arkadaşlara
atladıkları şeyi göstermeye geldim.
evet benim inancımla hristiyan ve yahudi inancı bir değil ...
ama bu saydıklarım bir yaratıcıya inanıyor.
hangi dinin yaratıcı tanımı islamiyet kadar akla uygun.?
yahudinin milliyetçin tanrısı yahova mı?
incilin :oğlu olan hem bir hem üç olan rab mı?
İslamın Allah inancını hiç inceledin mi….
İnsanlık tarihinde bir dönemi açmış yukarıda ifade ettiğim için tekrar değinmeyeceğim
Bir insana isnad edilen yüzbinlerce hadis arasında cımbızla 3 veya dört tanesini seçip
Onunla saldırmak ne derece doğru..
Ve bu sizin tezatınız…
Kuranıbaştan aşağı nakil olan birşeyi nakli inkar ediyorsunuz…
Fakat işinize uygun bir nakil bulunca referans olarak sunuyorsunuz….
İşte yine işleminizin sonucu sıfır….yani inanmamak.
insan aklı putlaştırmayla sapıtır.
Hiçbir felsefeci yatağında rahat ölmedi diyebilirim.
Akıl bir noktada kendini vahye teslim etmelidir…
Yoksa sadece akılla yorum yapmak bizi ortaçağ gotik sanatında ifadesini
Bulan yok bahçeler içinde cennet kanatlı melekler ve soyut nesnelerin tümünü
Somut çizim şeklinde bir dünyaya götürür..
Zaten götürmüşte…
Tanrıyı !!!insan gibi tasavvur etmeseniz tanrıda hata yapar demesiniz…
İslamda neden resim ve heykeltıraşlık günah anladın mı…
Şeklin kalıbın son raddesi…
Benim Allah inancım akılla ihata edilmez.
Bunun hakikatına tarih boyunca gelen samimi inananların bir bölümü vakıf olmuştur.
Felsefe değil bilim yolundan gel hadi….
.................................................
Evren sürekli genişliyor."
Kur'an–ı Kerîm'de Zâriyat sûresi 51. âyet–i kerîmede:
"Göğü biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz." buyrulmaktadır.Evrenin sürekli genişlediği, 20. yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarda anlaşılmıştır. Evrenin sürekli genişlediğini uzay bilimci Hubble tespit etti. Penzians Wilson ilk patlamadan kalan radyasyonu buldu .istersen sen de bul aç radyoyu sonra bir fizikçiye sor bu cızırtılar neyin cızırtısı...ilk patlamadan kalan sestir o...
kobe uydusu fırlatıldıktan sekiz dakika sonra kainatın kainatın genişlediğini duyurdu…
biliyorsun hidrojen yanarak helyuma dönüşür bu yanma kimyasal değil nükleerdir.kainat ezeli olsaydı kainatta hidrojen(en basit atom)kalmazdı...
Bu saydığım ilk üç adam Nobel aldı..
Öyle ya bu buluşu da necid çölünde kim yaptı acaba…
"Zaman izafî bir kavramdır, içinde yaşadığımız dünya günleri sadece bu dünyaya aittir."
Kur'an–ı Kerîm'de Secde sûresi 5. âyet–i kerîmede:
"Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saya geldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar."
Hakka sûresi 4. âyet–i kerîmede:
"Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya miktarı (dünya senesi ile) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar." buyrulmaktadır.
Zaman yani günlerimiz izafî bir kavramdır. Bu tespit bilimsel olarak fizikçi Einstein'ın tespitidir. Einstein'ın bu buluşuna "İzafiyet Teorisi" denilmektedir. Zaman her ortamda, her yerde, her hızda farklıdır ve değişkendir. Saatler farklı işlemekte, günler farklı algılanmaktadır. Bu durum her ne kadar 20. yüzyılda bulunmuş olsa da 1400 yıl önce bir ses dünya günlerinden farklı günlerin olduğunu tüm insanlığa haykırıyordu.
5–Kulak ver bu sese, bak şimdi nereden haber veriyor:
"Denizler birbirine karışmasın, karışıp da özellikleri bozulmasın diye aralarına perde çekilmiştir."
Kur'an–ı Kerîm'de Rahmân sûresi 19 ve 20. âyet–i kerîmelerde:
"İki denizi birbirine kavuşturmak için salıvermiştik. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar."
Furkan sûresi 53. âyet–i kerîmede:
"Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur." buyrulmaktadır.
Belli denizlerin kendine has tuzluluğu ve yoğunluğu bulunmaktadır. Denizlerin farklı özelliklerde olmaları onların farklı canlıları bünyelerinde barındırmalarına sebep olmaktadır. Ünlü deniz bilimci Cousteau: "İki denizin birleştiği noktada, birbirine karışmasını engelleyen harika bir su perdesi ile karşı karşıya kaldık." diyordu. Bu durum Cebel–i Tarık Boğazı'nda tespit edilmişti. Aynı tezi bir başka bilim adamı Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in birleştiği Mendep Boğazı'nda tespit etmişti. Onlar bu tespitlerini 20. yüzyılın modern imkânları ile yapabilmişlerdi. Durum böyleyken, bundan 1400 yıl önce Arap yarımadasından çıkan bir ümmî insan, denizin yüzlerce metre derinliklerinde yaşanan bu olağanüstü plan ve projeleri nereden ve nasıl bilebiliyordu?
e hadi, biri de bu arkadaşı cevaplasın, seyrediyoruz burda... lütfen... dört senedir ses seda yok ne iş?
haa demek ki böyleymiş...
Cevaplanması gereken bir iddia göremediğimizden olabilir mi ?
bunlar cevaplanması gereken sorular gibi geldi arkadaşım, o yüzden öyle yazdım:
Evren sürekli genişliyor."
Kur'an–ı Kerîm'de Zâriyat sûresi 51. âyet–i kerîmede:
"Göğü biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz." buyrulmaktadır.Evrenin sürekli genişlediği, 20. yüzyılda yapılan bilimsel çalışmalarda anlaşılmıştır. Evrenin sürekli genişlediğini uzay bilimci Hubble tespit etti. Penzians Wilson ilk patlamadan kalan radyasyonu buldu .istersen sen de bul aç radyoyu sonra bir fizikçiye sor bu cızırtılar neyin cızırtısı...ilk patlamadan kalan sestir o...
kobe uydusu fırlatıldıktan sekiz dakika sonra kainatın kainatın genişlediğini duyurdu…
biliyorsun hidrojen yanarak helyuma dönüşür bu yanma kimyasal değil nükleerdir.kainat ezeli olsaydı kainatta hidrojen(en basit atom)kalmazdı...
Bu saydığım ilk üç adam Nobel aldı..
Öyle ya bu buluşu da necid çölünde kim yaptı acaba…
"Zaman izafî bir kavramdır, içinde yaşadığımız dünya günleri sadece bu dünyaya aittir."
Kur'an–ı Kerîm'de Secde sûresi 5. âyet–i kerîmede:
"Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saya geldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar."
Hakka sûresi 4. âyet–i kerîmede:
"Melekler ve Ruh (Cebrail), oraya miktarı (dünya senesi ile) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar." buyrulmaktadır.
Zaman yani günlerimiz izafî bir kavramdır. Bu tespit bilimsel olarak fizikçi Einstein'ın tespitidir. Einstein'ın bu buluşuna "İzafiyet Teorisi" denilmektedir. Zaman her ortamda, her yerde, her hızda farklıdır ve değişkendir. Saatler farklı işlemekte, günler farklı algılanmaktadır. Bu durum her ne kadar 20. yüzyılda bulunmuş olsa da 1400 yıl önce bir ses dünya günlerinden farklı günlerin olduğunu tüm insanlığa haykırıyordu.
5–Kulak ver bu sese, bak şimdi nereden haber veriyor:
"Denizler birbirine karışmasın, karışıp da özellikleri bozulmasın diye aralarına perde çekilmiştir."
Kur'an–ı Kerîm'de Rahmân sûresi 19 ve 20. âyet–i kerîmelerde:
"İki denizi birbirine kavuşturmak için salıvermiştik. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar."
Furkan sûresi 53. âyet–i kerîmede:
"Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur." buyrulmaktadır.
Belli denizlerin kendine has tuzluluğu ve yoğunluğu bulunmaktadır. Denizlerin farklı özelliklerde olmaları onların farklı canlıları bünyelerinde barındırmalarına sebep olmaktadır. Ünlü deniz bilimci Cousteau: "İki denizin birleştiği noktada, birbirine karışmasını engelleyen harika bir su perdesi ile karşı karşıya kaldık." diyordu. Bu durum Cebel–i Tarık Boğazı'nda tespit edilmişti. Aynı tezi bir başka bilim adamı Aden Körfezi ile Kızıldeniz'in birleştiği Mendep Boğazı'nda tespit etmişti. Onlar bu tespitlerini 20. yüzyılın modern imkânları ile yapabilmişlerdi. Durum böyleyken, bundan 1400 yıl önce Arap yarımadasından çıkan bir ümmî insan, denizin yüzlerce metre derinliklerinde yaşanan bu olağanüstü plan ve projeleri nereden ve nasıl bilebiliyordu?
Evrenin genişlemesi (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=765)
İki Deniz Birbirine Karışmaz mı ? (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4522)
ve daha fazlası için :
Kuranda Mucize Yoktur (http://www.turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=16&order=desc)
Evren sürekli genişliyor."
Kur'an–ı Kerîm'de Zâriyat sûresi 51. âyet–i kerîmede:
"Göğü biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz." buyrulmaktadır.Evrenin sürekli genişlediği, 20. yüzyılda yapılan........................................... ........
Yav Şaşırıyom bazen..Hala nasıl inanabiliyolar bu masallara..
Sanırım 4 yıl önce kendisi asmış bu yazıyı..
Ve sanıyor ki cevaplanmıyor bunlar..
Bilmiyorki ciddiye alan kalmadı..
ilk iki linkini dikkatle okudum. toplam 20 sayfa tutuyor tartışmalar, a4 kağadıyla ne tutar bilmiyorum.
birilerine hak verebilmek için 1400 yıl öncesinin arapçasına hakim olabilmeliyim diye düşünüyorum, o kadar birbirine girmiş ki fikirler, tarafsız bir gözle bakıldığında insan iki düşüncenin arasında askıda kalıyor.
bu yazışmayla ilgili bildiğim tek doğru şudur, sen haklısın.
cevap vermeye gerek görmemişsiniz. başka yerde sizce verilmiş bir cevabı varmış.
ve daha fazlası kısmına gelemedim, gözlerim yanıyor artık... yazımla ilgilendiğin için sana teşekkür ederim.
o yazı bana ait değil, öyle inandığım için öyle yazdım. ama -sadece senin için söylüyorum senin gibi düşünenler için değil- eleştirdiğin ve karşı çıktığın insanlar kadar ön yargılı görünüyorsun. sen benle ilgili bu yazıyı yazarken ben fridonun verdiği linklerle uğraşıyordum. selamlar.
eleştirdiğin ve karşı çıktığın insanlar kadar ön yargılı görünüyorsun
Sn.Seyirci.
Sitemizde bir gelenek hakimdir..
Sürekli aynı kanaldan beslenen ve bunların inanılmaz birer mucize olduğunu sanan
insanlar genelde bu kendilerince mucize olan yalanlarla,Yüklenirler bizlere.
Tahmin edersinizki yüzlerce kez sorulmuştur aynı sorular ve benzerleri..Ancak sizin aynı soruları sorarken Dört yıl önce yazılmış bir yazıyı güncelleyerek.
e hadi, biri de bu arkadaşı cevaplasın, seyrediyoruz burda... lütfen... dört senedir ses seda yok ne iş?
haa demek ki böyleymiş...
Gibi ifadelerle yazmanız bende öyle bir intiba uyandırdı..
ön Yargı konusuna gelince..
Dört yıllık bir yazıyı güncelleyip altınada..
hadi, biri de bu arkadaşı cevaplasın, seyrediyoruz burda... lütfen... dört senedir ses seda yok ne iş?
Demeniz Nedir acaba ,?
Hiç araştırmadan .?
Başka kanallardan incelemeden.?
Bu arada Sitemize hoşgeldiniz.
şudur arkadaşım, burdan baktım öyle gördüm. burayı hiç bilmeyen bir insan olduğunu varsay, sayfayı hayatında ilk defa aç ve sonuna kadar oku. sonu dört sene önce bitsin.
sen ne düşünürsün? normal bir akıl ve mantığa sahip insan olarak?
adamın söylediklerine burda bir cevabınız olmamış ki? başka yerde olduğunu siz söylemeden nerden bilebilirdim?
öyle düşündüm, o an öyle inandım ve öyle yazdım...
hatamı farkedince de doğruyu benimsedim.
sempati ve hoşgörünüze de hayran kaldım (!)
selamlar.
senin linklere de baktım, yazdıklarını devlet dairesine kadar okudum... matrak adammışsın... yerlere yattım gülmekten, şimdi allah da seni güldürsün diyecem ona da kızacaksın korkuyorum :)
relax...
hoşgeldin demişsin, sonradan farkettim, hoşbulduk.
(googleden yazıp tıklayınca şak diye o sayfa çıktı kardeşim ben ne biliyim önünü arkasını... pardon.)
Tanrı'nın tasarımına işaret eden bir çok örnek, hatta sonsuz örnek mümkündür, ancak biz sadece birkaçını verebileceğiz:
Dünya . . . boyutu mükemmeldir. Dünyanın boyutu ve yer çekimi, oksijen ve nitrojen gazlarından oluşan ince bir tabakayı, yerden 50 mil yukarıya kadar tutmaktadır. Eğer dünya daha küçük olsaydı örneğin Merkür gibi, bir atmosferi olması imkansız olacaktı. Eğer dünya daha büyük olsaydı örneğin Jüpiter gibi, atmosferi özgür hidrojen içerecekti. Dünya, hayvan, bitki ve insanları yaşatabilen, doğru bir karışımdan oluşan atmosfere sahip tek gezegendir.
http://www.turandursun.com/resimler/varmi2.gifDünya, güneşten en doğru bir mesafede durmaktadır. Eğer dünya, güneşten daha fazla uzakta olsaydı, biz tamamen donardık. Daha yakın olsaydık hepimiz kavrulurduk. Dünyanın konumunundaki küçük bir değişiklik bile yaşamı imkansız hale getirirdi. Dünya, güneş etrafında 67,000 mil/saat hızıyla dönerken bile bu mükemmel mesafeyi korur. Bunu gerçekleştirirken aynı anda kendi ekseninde de dönmektedir. Böylece yüzeyinin ısınmasını ve soğumasını sağlar.
Ayın boyutu ve dünyaya olan uzaklığı, dünya ile olan yerçekimi açısından mükemmeldir. Ayın önemli okyanus gel-gitleri ve hareketleri ile sular ne durgunlaşır ne de kıtaların üzerine tırmanır.
cevap olarak link kabul edilir
Üstelik güneşin büyüklüğü, gezegenlerin birbirine ve güneşe uzaklıkları, galaksilerin konumları, yeni doğan ve ölen yıldızların yerleri falan da dimi?
Hocam, insan mucize görmek istedi mi ... görür.
A.
tamamen tesadüf yani... çok sayıda tesadüf üst üste gelmiş gibi sanki... yine de karışmam ben, aranızda halledin yav :)
dövüşmeden...
tamamen tesadüf yani... çok sayıda tesadüf üst üste gelmiş gibi sanki... yine de karışmam ben, aranızda halledin yav :)
dövüşmeden...
:)
Yok canım ... ne dövüşçez, hepsi Allah'ın işi.
Enteresan tarafı Allah hiç şöyle göstermelik de olsa bi acaiplik yapmamış - mükemmeliyetçi bişey yani; hani insan yörüngede ters tarafa dönen bi gezegen yapar da biz de "ahan da" deriz "işte Allah'ın kanıtı" ... dimi yani? :D
A.
:)
Yok canım ... ne dövüşçez, hepsi Allah'ın işi.
Enteresan tarafı Allah hiç şöyle göstermelik de olsa bi acaiplik yapmamış - mükemmeliyetçi bişey yani; hani insan yörüngede ters tarafa dönen bi gezegen yapar da biz de "ahan da" deriz "işte Allah'ın kanıtı" ... dimi yani? :D
A.
fırtınalı havada inşaatın dibinden yürürsen kafana tuğla düşer... bunun allah la peygamberle alakası yok ki... illa zıt kutuplar birbiriyle kapışacak yani...
muallak taşı mı ne vardı ya yav azizim gezegen yok alma ... gerçi öyle bişe olsa ters dönen gezegen diye siz ona bişey bulurdunuz, onlarda başka şeylere başka şeyler... yine yerdiniz birbirinizi...
korkuyom ara dayağı yiyecem bi gün...
... gerçi öyle bişe olsa ters dönen gezegen diye siz ona bişey bulurdunuz, onlarda başka şeylere başka şeyler... yine yerdiniz birbirinizi...
korkuyom ara dayağı yiyecem bi gün...
Valla yemeyiz ya, sen bana inan. Kimseyi de dövmeyiz meraklanma.
Ama gerçekten şu mükemmel mekanizma içinde tek birşey yok ki olması gereken yerde olmasın. Kimi bunu görünce "ulan bu dangalaklar da Allah yok diyo, olmasa şu mükemmel evren olur mu?" diyo, kimileri de "yav ne mükemmel, hiç bi acaiplik yok, herşey dahice ve akılcı, bi de diyolar ki Allah'ın işi" diyo.
Bu tür işaretlere bakarak Allah var mı, Muhammed paygamber mi gibi tartışmalar zırvalıktan öteye gitmez. Tartışılacak tek konu kitaplar, inançlar ve bunların gerçek kaynaklarıdır. Burada genelde yapılan da budur.
A.
doğrudur, bir okuyayım dedim hepsi birbirine girdi... tarafsız bir göz için çok karmaşık... bi de arada benim gibi bilmeden yazanlar var... (ama taraflı olarak) onlar da dikkat dağıtıyo... satranç oyununa benzetiyorum artık... sürekli hamleler var...
bazen birinin sabrı tükeniyor, satranç tahtasını ötekinin kafasına geçirmeye hamle yapıyor... küfürlü yasaklanmış yazılar da var yani, çok görmüşsündür...
Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:
Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz.
Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer;
Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz.
Dünya üç beş bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme; eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana "kötü" demelerinde.
Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok;
Şu dünyanın sırına ermişim az çok.
Derken aklım geldi başıma, bir de baktım:
Ömrüm gelip geçmiş, hiç bir şey bildiğim yok.
Cennette huriler varmış, kara gözlü;
İçkinin de ordaymış en güzeli.
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:
Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili.
Sen sofusun, hep dinden dem vurursun;
Bana da sapık, dinsiz der durursun.
Peki, ben ne görünüyorsam oyum:
Ya sen? Ne görünüyorsan o musun?
Varlık yokluk derdini aklından sil;
Bırak öteleri de kendini bil.
Doldur şarabı, geniş bir nefes al:
Kaç nefes alacağın belli değil.
Bir elde kadeh, bir elde Kuran;
Bir helaldir işimiz, bir haram.
Şu yarım yamalak dünyada
Ne tam kafiriz, ne tam müslüman!
Ey kör! Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boştur boş!
Bırak onu bunu da gönlünü tut hoş!
Şu durmadan kurulup dağılan evrende
Bir nefestir alacağın, o da boştur boş!
Leyla isteyen kişi Mecnun olmalı;
Kendinden de, dünyasından da geçmeli.
Sevenlerin sofrasına çağrılınca
Ben körüm, ben dilsizim demeli.
Öldürmek de, yaşatmak da senin işin;
Bu dünyayı gönlünce düzenleyen sensin.
Ben kötüyüm diyelim, kimde kabahat?
Beni böyle yaratan sen değil misin?
aha sana asırlar ötesinden canı yanmış bir arkadaş...
selanikli
05-05-2009, 16:51
Aşağıdaki hadisler Kuran ayetleri kadar sağlam sayılan Buhari'den aktarılmıştır.
‘’Muhammed’den şöyle buyurduğunu işittiği rivayet edilmiştir: Biz meaşir-i Arab; ümmi, (anadan doğma sıfatta) bir cemaatiz: ne yazı yazarız, ne de (nücumun seyrini,) hesab (ını) anlarız. (Bize lazım olan) bir ay (kah) şöyledir, (kah) böyledir. (Ravi der ki:) Muhammed, bununla bir defa ay yirmi dokuz, bir kere de otuzdur, demek ister ( gibi mübarek parmaklarıyla işaret buyur)du.’’
( Buhari, hadis no:908 )
‘’Rivayet olunduğuna göre, müşarün-ileyh, güneş battığı sıra Muhammed bana: - Ey Ebu Zer, güneş nereye gider, bilir misin? diye sordu. Ben: Allah ve Peygamber’i bilir, dedim. Muhammed: Güneş gider ta arşın altında (ki karargahında) secde eder (gibi Allah’a inkıyad eder) ve (mutad üzere maşrıktan doğmak üzere) izin ister de ona destur verilir. (Ve şarktan doğar. Bununla beraber güneş Ademoğullarının günahkarları üzerine doğmayı fena görür) ve bu halde secde etmeğe yaklaşır. Fakat secdesi kabul olunmaz. (Matla’ına gitmeğe) izin ister de izin de verilmez. Ve ona: artık nereden geldinse oraya dön! denilir. O da battığı taraftan doğar. Muhammed’in güneş hakkındaki bu ihbarı, Allah’ın: "Güneş, onun devrine tayin olunan makarrinde seyr eder. Güneşin (en ince bir hesap üzere) makarrindeki bu seyri, kudreti her şeye galip, ilmi her malumu muhit olan Allah’ın takdiridir" mealindeki kavli (nin mazmunu) dur.’’ ( Buhari, hadis no:1321 )
‘’Şöyle demiştir: (Bir defa) Muhammed’in yanında idik. (Derken) güneş tutuldu. Muhammed (acele ile ve) rida-yı şerifini ardından sürükleye sürükleye (kalkıp yürüdü) ve (Mescid-i Saadet’e) girdi. Biz de girdik. Güneş zulmetten sıyrılıncaya kadar (orada) bize iki rekat (namaz) kıldırdı. Sonra: "Güneş ile ay hiçbir kimsenin mevtinden dolayı münkesif olmaz. (Bunların böyle münkesif olduklarını) gördüğünüzde başınıza gelen bu hal zail oluncaya kadar (hemen) namaza durup duaya koyulunuz" buyurdu. Yine Ebu Bekir’den gelen bir rivayete nazaran: "Lakin Allah bu iki ayet ile kullarını tahvif (etmeği murad) eder." buyurulmuştur. Küsuf hadisi Buhari’de çok tekerrür etmiştir. Nitekim Mugire İbn-i Şube’den gelen bir rivayette şöyle denilmiştir: Muhammed’in zamanında (necl-i mükerremleri) İbrahim vefat ettiği gün güneş tutuldu. Halk: "Güneş İbrahim’in mevtinden dolayı tutuldu" dediler. Bunun üzerine Muhammed: "Güneş ile ay hiçbir kimsenin ne mevtinden, ne hayatından dolayı tutulmazlar" (Bunu) görünce (hemen) namaza durup Allah’a duaya koyulun" dedi.’’
( Buhari, hadis no:547 )
Şimdi iki seçeneğimiz var:
1- Kuran bugünkü buluşları bin yıl önce bildirmiş Muhammet bile neden bunları bilmiyor?
2-Muhammed Allah'ın kendine verdiği bilgileri ayet ve hadis diye aktardığına göre, Allah mı yanlış bilgi aktarmış, Muhammet mi yalan söylemiş? Hangisi?
Cevap isteyenlere işte cevap.
Dahası da çok emin olun.
[quote=selanikli;172931]Aşağıdaki hadisler Kuran ayetleri kadar sağlam sayılan Buhari'den aktarılmıştır.
‘’Muhammed’den şöyle buyurduğunu işittiği rivayet edilmiştir: Biz meaşir-i Arab;
birisöylemiş, biri işitmiş, biri de bunları aktarmış... kaynağı belli değil ki tutarlılığını düşünesin... buhari... adam ne söyledi bu güne ne geldi ...
bence ne geldiyse sağlam gelmedi...
bence ne geldiyse sağlam gelmedi...
Bu durumda tüm bir islam tefsiri boşa çıkmış olmaz mı?
A.
selanikli
05-05-2009, 23:46
[quote=selanikli;172931]Aşağıdaki hadisler Kuran ayetleri kadar sağlam sayılan Buhari'den aktarılmıştır.
‘’Muhammed’den şöyle buyurduğunu işittiği rivayet edilmiştir: Biz meaşir-i Arab;
birisöylemiş, biri işitmiş, biri de bunları aktarmış... kaynağı belli değil ki tutarlılığını düşünesin... buhari... adam ne söyledi bu güne ne geldi ...
bence ne geldiyse sağlam gelmedi...
Hadislerle ayetler uyumlu ise, ayetler için de hadisler için söylediğiniz bu sözleri söyleyebilecek entellektüel etik'e sahip misiniz? Dikkatle izleyeceğim.
İşte aktardığım hadis ile uyumlu ayetler:
‘’Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir…’’ Yasin (sıra no:36, shf no:439, ayet no:38 )
‘’O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.’’
Enbiya (sıra no:21, shf no:321, ayet no:33 )
‘’Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.’’ Rahman (sıra no:55, shf no:530, ayet no:5 )
Güneşin yörüngesi varmış, hadiste aynı şeyi söylüyordu.
İkinci olarak hadisleri inkar etmek sizin sandığınız kadar kolay değil. Hadisleri yok sayarsanız İslam'ın beş şartından biri olan namazı bile nasıl kılacağınızı bilemezsiniz.
Üçüncüsü, binbeşyüz yıl boyunca bütün İslam aleminin ayet kadar sağlam saydığı hadisleri ilk sıkışmada inkar edivermek sadece sizin entellektüel tembelliğinizi ve kolaycılığınızı ortaya koyar.
Dördüncüsü de, gerçekleri görseniz bile yanlışlarınızdan vazgeçme konusundaki yüreksizliğinizi kanıtlar.
Beşincisi de, aslında insanların ortaya koyduklarıyla hiç ilgilenmediğiniz halde, çok ilgiliymişsiniz gibi davranıp insanları boşa uğraştırdığınızı düşünüyorum ve hiç te etik bulmadığımı belirtmeliyim.
Biz burada sirk oyuncuları değiliz, kendinize gelin lütfen.
İnceden alaylarınıza derhal son vermezseniz ben de sizinle aynı ölçüde alay edeceğim.
selanikli
06-05-2009, 00:02
Tanrı'nın tasarımına işaret eden bir çok örnek, hatta sonsuz örnek mümkündür, ancak biz sadece birkaçını verebileceğiz:
Dünya . . . boyutu mükemmeldir. Dünyanın boyutu ve yer çekimi, oksijen ve nitrojen gazlarından oluşan ince bir tabakayı, yerden 50 mil yukarıya kadar tutmaktadır. Eğer dünya daha küçük olsaydı örneğin Merkür gibi, bir atmosferi olması imkansız olacaktı. Eğer dünya daha büyük olsaydı örneğin Jüpiter gibi, atmosferi özgür hidrojen içerecekti. Dünya, hayvan, bitki ve insanları yaşatabilen, doğru bir karışımdan oluşan atmosfere sahip tek gezegendir.
http://www.turandursun.com/resimler/varmi2.gifDünya, güneşten en doğru bir mesafede durmaktadır. Eğer dünya, güneşten daha fazla uzakta olsaydı, biz tamamen donardık. Daha yakın olsaydık hepimiz kavrulurduk. Dünyanın konumunundaki küçük bir değişiklik bile yaşamı imkansız hale getirirdi. Dünya, güneş etrafında 67,000 mil/saat hızıyla dönerken bile bu mükemmel mesafeyi korur. Bunu gerçekleştirirken aynı anda kendi ekseninde de dönmektedir. Böylece yüzeyinin ısınmasını ve soğumasını sağlar.
Ayın boyutu ve dünyaya olan uzaklığı, dünya ile olan yerçekimi açısından mükemmeldir. Ayın önemli okyanus gel-gitleri ve hareketleri ile sular ne durgunlaşır ne de kıtaların üzerine tırmanır.
cevap olarak link kabul edilir
Birincisi;
dünyadaki sıcaklığı belirleyen dünyanın güneşten uzaklığı değildir. Dünyanın güneş etrafındaki yörüngesiyle açısı ( bu açı değiştiği için mevsimler vardır.İlkokul kitaplarında ayrıntısıyla anlatılır.) ve atmosferin yapısıdır. Sera gazları lafını duymamış olamazsın sanırım. Sera gazları dünyaya gelen güneş ışığının dünyadan ayrılmasını engelleyerek dünyanın ısınmasına sebep olmaktadır.Ve insanlık bu işe bir çare bulamazsa dünyada hayatın sönunu bile getirebilecektir.
İkincis;
Kesin olarak ölçülmüştür ki,ay dünyadan her yıl 3cm uzaklaşmaktadır.Bu da dünyanın yaşı yanında kısa sayılabilecek bir sürede dünyadan kopacak demektir. Yani ayın dünyaya olan uzaklığı bugün mükemmel ise, birkaçbin yıl sonra mükemmel olmayacaktır.
Dolayısıyla mükemmel ve değişmez uzaklık konusundaki görüşleriniz hakkında şu sözü söylemeye hakkım var: ÇUVALLADINIZ
Şimdi lütfen, hayatınızda ilk kez yanlışlarınızla yüzleşme cesaret ve tutarlılığını gösteriniz.
Sizden bunu istemeye hakkım var.
Bekliyorum.
selanikli
06-05-2009, 00:15
fırtınalı havada inşaatın dibinden yürürsen kafana tuğla düşer... bunun allah la peygamberle alakası yok ki... illa zıt kutuplar birbiriyle kapışacak yani...
muallak taşı mı ne vardı ya yav azizim gezegen yok alma ... gerçi öyle bişe olsa ters dönen gezegen diye siz ona bişey bulurdunuz, onlarda başka şeylere başka şeyler... yine yerdiniz birbirinizi...
korkuyom ara dayağı yiyecem bi gün...
Ara değil ana dayağı çoktan haketmişsin.Ama senin anladığın gibi sille tokat değil, bilgilerle döveceğim seni,tükürdüklerini bir bir yalatacağım, emin olabilirsin.
Şimdi aşağıdaki ayetleri oku, sonra benim gibi dinsiz mi olursun yoksa tövbe edip tekrar müslüman mı olursun bilemem. Ama önce yukarda yazdıklarınla ayetleri yalanlayıp kafir olduğunu bir iyice anla, sonra bakarız.
‘’Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. ‘’Hud Suresi (sıra no:11, shf no:220, ayet no:6 )
‘’Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın...‘’Hadid Suresi (sıra no:57, shf no:536, ayet no:22)
Bu ayetlerden başka, Kalem 47. , Kamer 52, 53. , Yasin 12. , Fatır 11. ,Ta-ha 52. , Neml 75. , İsra 58. , Yunus 37. , 61., En’am 59. , Sebe 3. , 4., Zuhruf 4. , Nebe 29. , Rad 39. , Hac 70. ayetlerde de aynı ifade defalarca tekrarlanarak bu konuya vurgu yapılmıştır.
[quote=selanikli;173122]Ara değil ana dayağı çoktan haketmişsin.Ama senin anladığın gibi sille tokat değil, bilgilerle döveceğim seni,tükürdüklerini bir bir yalatacağım, emin olabilirsin.
Şimdi aşağıdaki ayetleri oku, sonra benim gibi dinsiz mi olursun yoksa tövbe edip tekrar müslüman mı olursun bilemem. Ama önce yukarda yazdıklarınla ayetleri yalanlayıp kafir olduğunu bir iyice anla, sonra bakarız
birader
bilgi dayak atmak için kullanılmaz . neden kullanılmaz çünkü bilgiyi kullanarak
dayak niyetine onun içine pis sıkıntılar sokmak manasına gelen bir tavıra
işaret eden bir davranışınız varki bu tür bir fenalıgı hiç bir dinin allahı ve hiç
bir dünyevi etik anlayışı onlaylayamaz
selanikli
06-05-2009, 09:29
[quote=selanikli;173122]Ara değil ana dayağı çoktan haketmişsin.Ama senin anladığın gibi sille tokat değil, bilgilerle döveceğim seni,tükürdüklerini bir bir yalatacağım, emin olabilirsin.
Şimdi aşağıdaki ayetleri oku, sonra benim gibi dinsiz mi olursun yoksa tövbe edip tekrar müslüman mı olursun bilemem. Ama önce yukarda yazdıklarınla ayetleri yalanlayıp kafir olduğunu bir iyice anla, sonra bakarız
birader
bilgi dayak atmak için kullanılmaz . neden kullanılmaz çünkü bilgiyi kullanarak
dayak niyetine onun içine pis sıkıntılar sokmak manasına gelen bir tavıra
işaret eden bir davranışınız varki bu tür bir fenalıgı hiç bir dinin allahı ve hiç
bir dünyevi etik anlayışı onlaylayamaz
Sayın One;
Söyledikleriniz çok güzel,katılıyorum. Bir şartla; karşısındakine karşı samimi davranmayan artniyetli insanlara karşı hakettikleri gibi davranmak gerektiğini düşünüyorum.
Zaman içinde göreceksiniz ki, hangi düşünce ve inançtan olursa olsun, samimiyetle görüş ve inançlarını savunanlara karşı hiçbir saygısızlık etmeyeceğim.
Ancak bana ve benim gibi düşünenlere saygısız ve alaycı davrananlara karşı onların yöntemini kullanmaktan geri durmayacağım.
Ve bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum.
Saygılar.
Yav abiler Birbirinizi dövmeyi bırakında..
Şu ayetlere bakınca ne anlıyonuz onu bi söyleyin yahu..
‘’Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir…’’Yasin (sıra no:36, shf no:439, ayet no:38 )
‘’O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.’’Enbiya (sıra no:21, shf no:321, ayet no:33 )
‘’Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.’’Rahman (sıra no:55, shf no:530, ayet no:
Yav Niye hiç Dünya'nında bir yörüngede akıp gittiğinden söz etmiyo acaba..?
Güneş ve ay bi hesaba göre hareket ediyomuşta..dünya sabitmi duruyomuş acaba..?
Niye bu mucize bilim kitabı kuran,,Dünya'nın döndüğünden,Bir yörüngede akıp gittiğinden
filan bahsetmiyo acaba..? Yoksa biz dönmüyozmu ? bir yörüngede yüzmüyozmu ?
Yoksa biz öyle duruyozda Hadi ay tamam etrafımızda bi yol izliyo..Güneştemi etrafımızda bi yol izleyip duruyo..? Yoksa Allah Dünyanında Hareket ettiğini bir yörüngede yüzdüğünü bilmiyomu..? Biliyosa niye söylemiyoda Sanki dünya durakta bekliyomuşta Hepsi önünden geçip gidiyomuş gibi anlatıyo..:? Niye ki...?
selanikli
06-05-2009, 11:25
Yav abiler Birbirinizi dövmeyi bırakında..
Şu ayetlere bakınca ne anlıyonuz onu bi söyleyin yahu..
‘’Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir…’’Yasin (sıra no:36, shf no:439, ayet no:38 )
‘’O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.’’Enbiya (sıra no:21, shf no:321, ayet no:33 )
‘’Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.’’Rahman (sıra no:55, shf no:530, ayet no:
Yav Niye hiç Dünya'nında bir yörüngede akıp gittiğinden söz etmiyo acaba..?
Güneş ve ay bi hesaba göre hareket ediyomuşta..dünya sabitmi duruyomuş acaba..?
Niye bu mucize bilim kitabı kuran,,Dünya'nın döndüğünden,Bir yörüngede akıp gittiğinden
filan bahsetmiyo acaba..? Yoksa biz dönmüyozmu ? bir yörüngede yüzmüyozmu ?
Yoksa biz öyle duruyozda Hadi ay tamam etrafımızda bi yol izliyo..Güneştemi etrafımızda bi yol izleyip duruyo..? Yoksa Allah Dünyanında Hareket ettiğini bir yörüngede yüzdüğünü bilmiyomu..? Biliyosa niye söylemiyoda Sanki dünya durakta bekliyomuşta Hepsi önünden geçip gidiyomuş gibi anlatıyo..:? Niye ki...?
Sayın mep,
konuyla ilgili ilk yazımda aktardığım hadislerde, Muhammed'in konuyu nasıl bilip anlattığı açıkça ortadaydı zaten, sanırım okumadınız. Bu yazım üzerine bazı arkadaşlar hadisleri beğenmeyip inkar edince bu dayak fasıllarından söz açıldı.
Senin değindiklerin de güzel tamamlamış, eline sağlık.
Sn.Selanikli Yazdıklarınızı okudum ve bende aynı şeyi söylüyorum..
Kuran'da Garip bir anlatım hakimdir..
Şöyle bir bakıldığında ,Güneş,Ay,Gece,Gündüz Sanki birbirlerinden bağımsız ama Aynı yolu izleyen farklı şeylermiş gibi ifade edilir.
Nahl Sûresinin 12 . Ayetinde O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi....
Enbiyâ Sûresinin 33 . Ayetinde O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler...
Fâtır Sûresinin 13 . Ayetinde Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir....
Yâsîn Sûresinin 40 . Ayetinde Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir...
Fussilet Sûresinin 37 . Ayetinde Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir...
ilk bakışta Gece ve gündüzün oluşumunun Dünyanın kendi etrafında dönmesinden meydana geldiğini bilmediğini rahatlıkla görebiliyoruz.
Hele Şems Suresi ilk ayetler.
1.Güneşe ve onun aydınlığına andolsun..
2.Onu izlediğinde Ay'a andolsun.
3.Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun
Güneşi ortaya çıkardığı için gündüze şükrediliyor adeta
Sanki gündüzün olmasını güneş sağlamıyorda..
gündüz olunca güneşte çıkıyormuş gibi....!
benmi yanlış anlıyorum acaba..?
selanikli
06-05-2009, 14:14
Sn.Selanikli Yazdıklarınızı okudum ve bende aynı şeyi söylüyorum..
Kuran'da Garip bir anlatım hakimdir..
Şöyle bir bakıldığında ,Güneş,Ay,Gece,Gündüz Sanki birbirlerinden bağımsız ama Aynı yolu izleyen farklı şeylermiş gibi ifade edilir.
Nahl Sûresinin 12 . Ayetinde O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi....
Enbiyâ Sûresinin 33 . Ayetinde O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler...
Fâtır Sûresinin 13 . Ayetinde Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir....
Yâsîn Sûresinin 40 . Ayetinde Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir...
Fussilet Sûresinin 37 . Ayetinde Gece, gündüz, güneş ve ay Allah’ın varlığının delillerindendir...
ilk bakışta Gece ve gündüzün oluşumunun Dünyanın kendi etrafında dönmesinden meydana geldiğini bilmediğini rahatlıkla görebiliyoruz.
Hele Şems Suresi ilk ayetler.
1.Güneşe ve onun aydınlığına andolsun..
2.Onu izlediğinde Ay'a andolsun.
3.Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun
Güneşi ortaya çıkardığı için gündüze şükrediliyor adeta
Sanki gündüzün olmasını güneş sağlamıyorda..
gündüz olunca güneşte çıkıyormuş gibi....!
benmi yanlış anlıyorum acaba..?
Sayın mep;
bir ortaçağ 'ümmi'sinin her sözünü tek tek ele alıp, üzerinde kafa yormak boşa zaman harcamanın da ötesinde, insanlığın geldiği seviyeye, bilgi birikimimize haksızlık oluyor.
Yapmamız gereken bir tek şey var. Kuran'ın Allah yazısı olmadığını kanıtlamak, sonra da bu 'ümmi'nin ve takipçilerinin insanlığın başını belaya sokan tüm yazılarını kaldırıp tarihin çöp tenekesine atmak. Ve insanca, insana yaraşır bir dünya inşa etmenin yollarını aramak.
Bunun dışındaki çabalar her anlamda zaman ve emek israfıdır.
Sevgiler.
Yapmamız gereken bir tek şey var. Kuran'ın Allah yazısı olmadığını kanıtlamak ...
Bence bu da boşa zaman harcamak olur. Birçok yazar tarafından ve bu forumda yapıldığı üzere kitabın çelişkilerini ortaya koymak ve gerçek kaynağını ortaya çıkartmak yapılabilecek en önemli çalışmadır bence.
Tüm bunlara rağmen inanmak isteyen buyursun inansın.
A.
selanikli
06-05-2009, 15:37
Bence bu da boşa zaman harcamak olur. Birçok yazar tarafından ve bu forumda yapıldığı üzere kitabın çelişkilerini ortaya koymak ve gerçek kaynağını ortaya çıkartmak yapılabilecek en önemli çalışmadır bence.
Tüm bunlara rağmen inanmak isteyen buyursun inansın.
A.
Sayın azınlık;
tam da sizin söylediğinizi söylemeye çalışmıştım. İyi anlatamamışım sanırım.
Hemfikiriz.
Bu durumda tüm bir islam tefsiri boşa çıkmış olmaz mı?
A.
haklısın hepsi tamamen bence hikayedir...
Ara değil ana dayağı çoktan haketmişsin.Ama senin anladığın gibi sille tokat değil, bilgilerle döveceğim seni,tükürdüklerini bir bir yalatacağım, emin olabilirsin.
Şimdi aşağıdaki ayetleri oku, sonra benim gibi dinsiz mi olursun yoksa tövbe edip tekrar müslüman mı olursun bilemem. Ama önce yukarda yazdıklarınla ayetleri yalanlayıp kafir olduğunu bir iyice anla, sonra bakarız.
‘’Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. ‘’Hud Suresi (sıra no:11, shf no:220, ayet no:6 )
‘’Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış olmasın...‘’Hadid Suresi (sıra no:57, shf no:536, ayet no:22)
Bu ayetlerden başka, Kalem 47. , Kamer 52, 53. , Yasin 12. , Fatır 11. ,Ta-ha 52. , Neml 75. , İsra 58. , Yunus 37. , 61., En’am 59. , Sebe 3. , 4., Zuhruf 4. , Nebe 29. , Rad 39. , Hac 70. ayetlerde de aynı ifade defalarca tekrarlanarak bu konuya vurgu yapılmıştır.
selanikli, tükürdüklerim nedir bilemedim, dikkat edersen tükürdüğümü varsaydığın şeyin alıntı olduğunu en başında belirttim
bu mesajın sana ait olduğunu belirttiğim gibi
yayınlama sebebim, senin gibi bilgili arkadaşların cevabını vermelerini istememdir, yoksa elimdeki büyüteçle karıncaları yaktığım günlerden güneş ışığının açısının ne demek olduğunu bilirim.
ama saydıklarını bilmiyordum, teşekkür ederim.
yine de beni bilgi ile istediğin kadar dövebilirsin, çok zevkli olur benim için bilgiyle dövülmek.
ben şunu anlamadım, senin buna yaptığın çeviri ile öteki tarafın yaptığı çeviri bir değil, bir iki güne kalmadan diğer taraftan biri gelir senin cevabını verir inan.
doğrunun bir olduğu etiğine sahibim sadece,
daha önce de bu formda belirttiğim gibi 1400 yıl öncesinin arapçasına hakim olmak isterdim... ki artık mümkün değildir.
SELANİKLİ
Sayın One;
Söyledikleriniz çok güzel,katılıyorum. Bir şartla; karşısındakine karşı samimi davranmayan artniyetli insanlara karşı hakettikleri gibi davranmak gerektiğini düşünüyorum.
Zaman içinde göreceksiniz ki, hangi düşünce ve inançtan olursa olsun, samimiyetle görüş ve inançlarını savunanlara karşı hiçbir saygısızlık etmeyeceğim.
Ancak bana ve benim gibi düşünenlere saygısız ve alaycı davrananlara karşı onların yöntemini kullanmaktan geri durmayacağım.
Ve bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum.
Saygılar.
__________________________________________________ _____________________________
selanikli, burada ima ettiğin kişi ben miyim? öyle ise sana da allah akıl fikir versin deyim... iyice kudur!
Sayın azınlık;
tam da sizin söylediğinizi söylemeye çalışmıştım. İyi anlatamamışım sanırım.
Hemfikiriz.
e hadi buyrun
Yav abiler Birbirinizi dövmeyi bırakında..
Şu ayetlere bakınca ne anlıyonuz onu bi söyleyin yahu..
‘’Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir…’’Yasin (sıra no:36, shf no:439, ayet no:38 )
‘’O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.’’Enbiya (sıra no:21, shf no:321, ayet no:33 )
‘’Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.’’Rahman (sıra no:55, shf no:530, ayet no:
Yav Niye hiç Dünya'nında bir yörüngede akıp gittiğinden söz etmiyo acaba..?
Güneş ve ay bi hesaba göre hareket ediyomuşta..dünya sabitmi duruyomuş acaba..?
Niye bu mucize bilim kitabı kuran,,Dünya'nın döndüğünden,Bir yörüngede akıp gittiğinden
filan bahsetmiyo acaba..? Yoksa biz dönmüyozmu ? bir yörüngede yüzmüyozmu ?
Yoksa biz öyle duruyozda Hadi ay tamam etrafımızda bi yol izliyo..Güneştemi etrafımızda bi yol izleyip duruyo..? Yoksa Allah Dünyanında Hareket ettiğini bir yörüngede yüzdüğünü bilmiyomu..? Biliyosa niye söylemiyoda Sanki dünya durakta bekliyomuşta Hepsi önünden geçip gidiyomuş gibi anlatıyo..:? Niye ki...?
ya hareket tek başına değilse? ya uzay boşluğunda tespit edebildiğimizin yüz katı sistem varsa? ya hep beraber dönüyorsak, yani hem yıldızlar hem de yıldızlarla beraber aynı zamanda yıldızların yörüngesinde gezegenler geziyorsa? ve biz henüz bunu tespit edecek teknolojiye sahip değilsek?
hiç 1400 yıl öncesinin türkçesini alıp günümüz türkçesine çevirmeyi denediniz mi...
selanikli
06-05-2009, 17:53
ya hareket tek başına değilse? ya uzay boşluğunda tespit edebildiğimizin yüz katı sistem varsa? ya hep beraber dönüyorsak, yani hem yıldızlar hem de yıldızlarla beraber aynı zamanda yıldızların yörüngesinde gezegenler geziyorsa? ve biz henüz bunu tespit edecek teknolojiye sahip değilsek?
hiç 1400 yıl öncesinin türkçesini alıp günümüz türkçesine çevirmeyi denediniz mi...
Geziyor zaten, ayrıca da evren bütün olarak genişliyor.
Sen nerede yaşıyorsun.
Hiç mi merak edip okumuyorsun yazılan çizilenleri.
Ama burada asıl mesele şu, senin de yazdığın gibi evren dünyanın etrafında dönmüyor. Kuran'da ise dünya merkezdir, güneş ve yıldızlar dünyanın etrafında döner.
Anlatmaya çalıştığımız bu.
Anlamakta bu kadar zorlanmana şaşıyorum doğrusu.
selanikli
söylediklerinin hepsini anladım, hiç zorluk çekmeden
sen beni anlayamamışsın.
elimde çeviri bir kitap var,
ve çevirenden hiç emin değilim. çünkü bir öyle biri böyle çevirmiş.
bu yüzden hiçbirine güvenilmez. aslını da anlayamıyorum.
mesela orhun abidelerinde.
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş.
denildiğinde. otur- eylemi tahta geçmek anlamında kullanılmış. veya öyle olduğu varsayılır.
bana yazdığın, dünyanın güneş etrafında dönmesi bilgisi bir çeviri, kim nasıl çevirdi bilmiyorum, dil günümüz dili değil, benim dilim hiç değil.
öyle olduğuna inansam, yani yazdıklarının doğru olduğuna kanaat getirsem, haklısın kardeş büyüksün derim. hiç ön yargım yok.
bu da alıntıdır, benim icat ettiğim bişey değil, oku bakalım sen ne düşüneceksin
Beyaz eşya pazarlamacısı kamyondan iner. Beyaz eşya satan dükkana girer .Dükkanda dini bir konuda sohbet yapılmaktadır. Satıcı sohbet esnasında kafasını uzatarak:
-Merhaba , ben ateistim, sizinle dini konularda tartışabiliriz, dedi.
Dükkanda bulunanlardan biri olan Necmi Abi
-Hoş geldin Ateist kardeş,
-Hoş bulduk
-Buyur gel oturalım, sohbet edelim.
Ateist oturur.
-İsminiz nedir ateist kardeş?
-Yıldırım
-Merhaba Yıldırım memnun oldum benim adım da Necmi.
-Sağol.
-Sen akıllı, zeki birine benziyorsun, dedi Necmi Abi.
- Nerden bildin? Diye sordu Yıldırım.
( Necmi abi baştan yağlama yapıyor ki kapı sonra gıcırdamasın)
-Pazarlama müdürüsünüz, aptal adamı müdür yapmazlar .Ordan anladım, dedi.
-Teşekkür ederim.
O yüzden sen ateist olamazsın.Ateist olmak için akılsız aptal olmak lazım. Çünkü şu kainata baktığımızda her şey Allah’ın varlığını bize gösteriyor, dedi.
Yıldırım sessiz beklemede. Necmi abi cebinden gözlüğünü çıkardı.
-Yıldırımcığım madem sohbet edicez , sevdim seni.
-Ben de sizi sevdim, severim konuşkan insanları,dedi Yıldırım.
Necmi abi gözlüğü göstererek:
-Buna ne dersiniz Yıldırımcığım?
-Gözlük deriz, dedi.
-Biz de gözlük deriz.
Cebinden kalem çıkartıp:
-Buna ne dersiniz?
-Kalem deriz, dedi.
-Biz de kalem deriz, dedi Necmi abi. Buarada dükkan sahibi bir tepsi şeftali ortaya koydu sohbet esnasında afiyetle yensin diye.
Necmi abi bir şeftaliyi eline alarak:
-Peki buna ne dersiniz Yıldırımcığım? dedi
-Şeftali deriz, dedi.
-Bak işte biz de şeftali diyoruz.Demek ki görüş ayrılığımız yok. Şimdi sen buna şeftali desem ben patates desem, diğerine kalem desen ben de baston desem herhalde bu adamla sohbet edilmez deyip kalkıp giderdin. Demek ki baktığımızda aynı şeyleri görebiliyoruz.
Şimdi biz bu şeftaliyi nerden aldık Yıldırımcığım?
-Manavdan, dedi.
-Hayır öyle değil. Yani denizden mi çıkardık, topraktan mı çıkardık, yoksa ağaçtan mı topladık?
-Ağaçtan dedi.
-Peki bu ağacın aslı nedir?
-Nasıl yani? diye sordu Yıldırım.
-Yani bu ağaç aslında bir odun değil mi?
-Evet doğru, biz ağaç diyoruz ama aslı odun.
-Peki bu odun şeftali yapmayı öğrenmek için okula gitti mi? Kursa gitti mi?
-Gitmez tabi ki, dedi.
-Aklı var mıdır bu odunun? Düşünüp desin ki : Ya ben bu insanlara şeftali yapayım de afiyetle yesinler.
Yıldırım düşündü:
-Aklı yok, dedi.Okula da gitmedi.
-Yani Yıldırımcığım, bu odun öyle bir şey üretiyor ki tadı, rengi, kokusu hoşumuza gidiyor, içindeki vitamin vücudumuzu besliyor. Yıldırımcığım bu şeftaliyi bize bizi tanıyan biri mi verebilir yoksa bu odun mu verebilir?
Yıldırım dondu kaldı. Durdu, düşündü:
-Sen, dedi. Bir deryasın.
Necmi abi gülümseyerek:
-Ben derya değilim , derya bizim okuduğumuz Kuran Tefsiri kitaplarıdır. İşte Yıldırımcığım. Bizi tanıyan, seven, acıyan ve neyden hoşlandığımızı bilen bir Rabbimiz var. O şeftaliye kokuyu veren , burnumuza da o kokuyu alma kabiliyeti vermiş. Tadını veren, dilimize tat alma kabiliyeti vermiş. İşte O bizim Rabbimizdir, Allah’ımızdır.
Necmi abi devam ederek:
-Mesela dedi ineğin süt vermesi. İnek bizi tanımaz. Arının bal vermesi, arı bizi tanımaz. Şimdi biz bilim adamlarını toplayıp desek ki: Ya profesörler , bu arılar var ya çok terbiyesiz şeyler, biz balını almaya gidince bizi sokuyorlar. Biz bundan sonra arı balı yemek istemiyoruz. Biz siz bal yapın, bize profesör balı yapın biz ondan yemek istiyoruz desek. Bize arı gibi bal yapabilir mi profesörler?
-Yapamazlar dedi.
-Peki profesörün yapamadığı balı, bir sinek nasıl yapabiliyor? Kuran’da Nahl suresi var. Orda Allah diyor ki : Ben arıya vahyediyorum, emrediyorum insanlar için şifalı olan balı üretiyor. Kuran’da iki yerde şifa kelimesi geçer. Birinde Allah’ın Peygambere vahyettiği Kuran’ın inanlara şifa olduğu söylenir, diğerinde ise Allah’ın arılara vahyettiği balın bütün insanlara şifa olduğu söylenir.
Yıldırım iyice şaşkın vaziyette bakıyor. Necmi abi devam ederek:
-Mesela 5 kişilik bir taksi, saat kulesinin etrafında kendi kendine döner mi?
-Tabi ki dönmez, dedi Yıldırım.
-Peki 5 kişilik taksi kendi kendine dönmezken 7 milyarlık dünya kendi kendine nasıl dönüyor? Demek ki onu bir döndüren var . Yıldırımcığım hiç baklava baklavacısız baklavalaşır mı?
Yıldırım gülümseyerek –Hayır, dedi
-İşte maalesef modern bilim baklavayı görüyor ama baklavacıyı görmek istemiyor.
-Yahu siz nereye takılıyorsunuz? Hocanız kim? dedi Yıldırım
-Sevgili kardeşim benim Hocam Bediüzzaman’dır, ben onun yazdığı eserleri okurum dedi Necmi abi.
-Yapma ya o mu hocanız?
Necmi abi :
-Sen bize takıl neşelenirsin , dedi
-Belli ya çok neşeli bir insansın, bir odundan neler çıkardın, dedi Yıldırım.
-O bu bişey mi Yıldırımcığım biz de daha ne odunlar var .
Gülüşerek vedalaşıp ayrıldılar
selanikli
06-05-2009, 22:13
e hadi buyrun
Buyurdum.
Maden bulmuş gibi davranmışsınız. Ama maden filan yok.
Sayın Azınlık'la aramızda basit bir yanlış anlaşılma oldu,çözüldü ve hemfikir olduğumuzu teyit ettik, bunu da yazdık.
Bu durumda ne demek oluyor buyrun?
Provakatif tavrınızı bırakırsanız samimiyetinize inanabilirim.
selanikli
06-05-2009, 22:22
bu da alıntıdır, benim icat ettiğim bişey değil, oku bakalım sen ne düşüneceksin
Beyaz eşya pazarlamacısı kamyondan iner. Beyaz eşya satan dükkana girer .Dükkanda dini bir konuda sohbet yapılmaktadır. Satıcı sohbet esnasında kafasını uzatarak:
-Merhaba , ben ateistim, sizinle dini konularda tartışabiliriz, dedi.
Dükkanda bulunanlardan biri olan Necmi Abi
-Hoş geldin Ateist kardeş,
-Hoş bulduk
-Buyur gel oturalım, sohbet edelim.
Ateist oturur.
-İsminiz nedir ateist kardeş?
-Yıldırım
-Merhaba Yıldırım memnun oldum benim adım da Necmi.
-Sağol.
-Sen akıllı, zeki birine benziyorsun, dedi Necmi Abi.
- Nerden bildin? Diye sordu Yıldırım.
( Necmi abi baştan yağlama yapıyor ki kapı sonra gıcırdamasın)
-Pazarlama müdürüsünüz, aptal adamı müdür yapmazlar .Ordan anladım, dedi.
-Teşekkür ederim.
O yüzden sen ateist olamazsın.Ateist olmak için akılsız aptal olmak lazım. Çünkü şu kainata baktığımızda her şey Allah’ın varlığını bize gösteriyor, dedi.
Yıldırım sessiz beklemede. Necmi abi cebinden gözlüğünü çıkardı.
-Yıldırımcığım madem sohbet edicez , sevdim seni.
-Ben de sizi sevdim, severim konuşkan insanları,dedi Yıldırım.
Necmi abi gözlüğü göstererek:
-Buna ne dersiniz Yıldırımcığım?
-Gözlük deriz, dedi.
-Biz de gözlük deriz.
Cebinden kalem çıkartıp:
-Buna ne dersiniz?
-Kalem deriz, dedi.
-Biz de kalem deriz, dedi Necmi abi. Buarada dükkan sahibi bir tepsi şeftali ortaya koydu sohbet esnasında afiyetle yensin diye.
Necmi abi bir şeftaliyi eline alarak:
-Peki buna ne dersiniz Yıldırımcığım? dedi
-Şeftali deriz, dedi.
-Bak işte biz de şeftali diyoruz.Demek ki görüş ayrılığımız yok. Şimdi sen buna şeftali desem ben patates desem, diğerine kalem desen ben de baston desem herhalde bu adamla sohbet edilmez deyip kalkıp giderdin. Demek ki baktığımızda aynı şeyleri görebiliyoruz.
Şimdi biz bu şeftaliyi nerden aldık Yıldırımcığım?
-Manavdan, dedi.
-Hayır öyle değil. Yani denizden mi çıkardık, topraktan mı çıkardık, yoksa ağaçtan mı topladık?
-Ağaçtan dedi.
-Peki bu ağacın aslı nedir?
-Nasıl yani? diye sordu Yıldırım.
-Yani bu ağaç aslında bir odun değil mi?
-Evet doğru, biz ağaç diyoruz ama aslı odun.
-Peki bu odun şeftali yapmayı öğrenmek için okula gitti mi? Kursa gitti mi?
-Gitmez tabi ki, dedi.
-Aklı var mıdır bu odunun? Düşünüp desin ki : Ya ben bu insanlara şeftali yapayım de afiyetle yesinler.
Yıldırım düşündü:
-Aklı yok, dedi.Okula da gitmedi.
-Yani Yıldırımcığım, bu odun öyle bir şey üretiyor ki tadı, rengi, kokusu hoşumuza gidiyor, içindeki vitamin vücudumuzu besliyor. Yıldırımcığım bu şeftaliyi bize bizi tanıyan biri mi verebilir yoksa bu odun mu verebilir?
Yıldırım dondu kaldı. Durdu, düşündü:
-Sen, dedi. Bir deryasın.
Necmi abi gülümseyerek:
-Ben derya değilim , derya bizim okuduğumuz Kuran Tefsiri kitaplarıdır. İşte Yıldırımcığım. Bizi tanıyan, seven, acıyan ve neyden hoşlandığımızı bilen bir Rabbimiz var. O şeftaliye kokuyu veren , burnumuza da o kokuyu alma kabiliyeti vermiş. Tadını veren, dilimize tat alma kabiliyeti vermiş. İşte O bizim Rabbimizdir, Allah’ımızdır.
Necmi abi devam ederek:
-Mesela dedi ineğin süt vermesi. İnek bizi tanımaz. Arının bal vermesi, arı bizi tanımaz. Şimdi biz bilim adamlarını toplayıp desek ki: Ya profesörler , bu arılar var ya çok terbiyesiz şeyler, biz balını almaya gidince bizi sokuyorlar. Biz bundan sonra arı balı yemek istemiyoruz. Biz siz bal yapın, bize profesör balı yapın biz ondan yemek istiyoruz desek. Bize arı gibi bal yapabilir mi profesörler?
-Yapamazlar dedi.
-Peki profesörün yapamadığı balı, bir sinek nasıl yapabiliyor? Kuran’da Nahl suresi var. Orda Allah diyor ki : Ben arıya vahyediyorum, emrediyorum insanlar için şifalı olan balı üretiyor. Kuran’da iki yerde şifa kelimesi geçer. Birinde Allah’ın Peygambere vahyettiği Kuran’ın inanlara şifa olduğu söylenir, diğerinde ise Allah’ın arılara vahyettiği balın bütün insanlara şifa olduğu söylenir.
Yıldırım iyice şaşkın vaziyette bakıyor. Necmi abi devam ederek:
-Mesela 5 kişilik bir taksi, saat kulesinin etrafında kendi kendine döner mi?
-Tabi ki dönmez, dedi Yıldırım.
-Peki 5 kişilik taksi kendi kendine dönmezken 7 milyarlık dünya kendi kendine nasıl dönüyor? Demek ki onu bir döndüren var . Yıldırımcığım hiç baklava baklavacısız baklavalaşır mı?
Yıldırım gülümseyerek –Hayır, dedi
-İşte maalesef modern bilim baklavayı görüyor ama baklavacıyı görmek istemiyor.
-Yahu siz nereye takılıyorsunuz? Hocanız kim? dedi Yıldırım
-Sevgili kardeşim benim Hocam Bediüzzaman’dır, ben onun yazdığı eserleri okurum dedi Necmi abi.
-Yapma ya o mu hocanız?
Necmi abi :
-Sen bize takıl neşelenirsin , dedi
-Belli ya çok neşeli bir insansın, bir odundan neler çıkardın, dedi Yıldırım.
-O bu bişey mi Yıldırımcığım biz de daha ne odunlar var .
Gülüşerek vedalaşıp ayrıldılar
Bu taktik bir çok durumda işe yarar. Üstelik te düşünme disiplinine sahip olamayan, felsefeden habersiz insanlar üzerinde müthiş etkilidir.
Önce rakibinizi istediğiniz gibi, evire çevire yenebileceğiniz bir rakip olarak tanımlarsınız, sonra onu bir güzel yenersiniz. Sonra da size inananların koyduğu kürsünün üstüne çıkıp şampiyon pozları atarsınız ve bu arada deveyi de hamuduyla götürürsünüz.
Cahil, düşünme yeteneği köreltilmiş insanlardan oluşan bir ümmetin halifesi olursunuz ve onları güzelce yolarsınız.
İşte aktardığın ve belli ki pek beğendiğin hikayede ben bunu görüyorum.
selanikli
06-05-2009, 22:29
selanikli
söylediklerinin hepsini anladım, hiç zorluk çekmeden
sen beni anlayamamışsın.
elimde çeviri bir kitap var,
ve çevirenden hiç emin değilim. çünkü bir öyle biri böyle çevirmiş.
bu yüzden hiçbirine güvenilmez. aslını da anlayamıyorum.
mesela orhun abidelerinde.
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş.
denildiğinde. otur- eylemi tahta geçmek anlamında kullanılmış. veya öyle olduğu varsayılır.
bana yazdığın, dünyanın güneş etrafında dönmesi bilgisi bir çeviri, kim nasıl çevirdi bilmiyorum, dil günümüz dili değil, benim dilim hiç değil.
öyle olduğuna inansam, yani yazdıklarının doğru olduğuna kanaat getirsem, haklısın kardeş büyüksün derim. hiç ön yargım yok.
Mükemmel çalışan bir mantığın var kutlarım da neden mantığını yarım kapasite kullandığını anlayamadım.
Kuran çevirilerine güvenmediğini söylüyorsun gibi görünüyor. Karnından konuştuğun için tahminler yaparak devam etmek zorundayım. Kuran diye yazılanlara güvenmiyorsan, hele ki 1400 yıl önceki Arapça çevrilemez diyorsan senin için din( en azından İslam ) konusu kapanmış olmalı.Anlayamadığın bir kitap sana rehber olamaz. O zaman neden benim kurduğum bu mantık zincirini sen kuramıyorsun?
Samimi ve dürüst olduğuna nasıl inanabilirim?
selanikli
06-05-2009, 22:40
selanikli, tükürdüklerim nedir bilemedim, dikkat edersen tükürdüğümü varsaydığın şeyin alıntı olduğunu en başında belirttim
bu mesajın sana ait olduğunu belirttiğim gibi
yayınlama sebebim, senin gibi bilgili arkadaşların cevabını vermelerini istememdir, yoksa elimdeki büyüteçle karıncaları yaktığım günlerden güneş ışığının açısının ne demek olduğunu bilirim.
ama saydıklarını bilmiyordum, teşekkür ederim.
yine de beni bilgi ile istediğin kadar dövebilirsin, çok zevkli olur benim için bilgiyle dövülmek.
ben şunu anlamadım, senin buna yaptığın çeviri ile öteki tarafın yaptığı çeviri bir değil, bir iki güne kalmadan diğer taraftan biri gelir senin cevabını verir inan.
doğrunun bir olduğu etiğine sahibim sadece,
daha önce de bu formda belirttiğim gibi 1400 yıl öncesinin arapçasına hakim olmak isterdim... ki artık mümkün değildir.
Sayın seyirci,
internette google'da Kuran Mealleri yazarsan yanlış hatırlamıyorsam 11 ayrı Türkçe meali bir arada veren bir siteye ulaşabiliyorsun.
Ben Kuran'ı okurken özellikle kritik ayetlerde bu 11 mealden de okudum. Ve gördüm ki pek azında anlam farkı var. Dolayısıyla çevirilerde bir fark yok.
Sorun şurada çıkıyor ki, Kuran'daki bir çok ayet Kuran'daki diğer ayetlerle ve bilimsel gerçeklerle çelişiyor.
Bunları bulup, ortaya koyunca inancını sorgulama cesareti olmayan inanmışlar başlıyor kıvırmaya.
Sen de karşıya geçip bak nasıl da anlaşılmıyor ne olduğu diyorsun.
Ben senin olan biteni anlayacak zekaya sahip olduğunu ama özellikle anlamıyormuş gibi görünüp, inanmışlar değirmenine gizlice su taşımaya çalıştığını düşünüyorum.
Takiyye idi değil mi bunun İslamdaki adı,ben samimiyetsizlik diyorum, sana iyi öğretmişler.
Mükemmel çalışan bir mantığın var kutlarım da neden mantığını yarım kapasite kullandığını anlayamadım.
Kuran çevirilerine güvenmediğini söylüyorsun gibi görünüyor. Karnından konuştuğun için tahminler yaparak devam etmek zorundayım. Kuran diye yazılanlara güvenmiyorsan, hele ki 1400 yıl önceki Arapça çevrilemez diyorsan senin için din( en azından İslam ) konusu kapanmış olmalı.Anlayamadığın bir kitap sana rehber olamaz. O zaman neden benim kurduğum bu mantık zincirini sen kuramıyorsun?
Samimi ve dürüst olduğuna nasıl inanabilirim?
çevirilene güvenmemekle yazılana güvenmemek arasındaki farkı anlamalısın önce.
it's rain cats and dog. Hadi çevir bakıyım cats and dog olsun sana bardaktan boşanırcasına...
tabi anlattığı şey kuvvetli bir yağmurun yağdığıdır.
kitabın çevrilemeyeceğini düşünmüyorum, tabi ki çevrilebilir. yeter ki insanlar kendi görüş ve menfaatleri doğrultusunda SAĞA veya SOLA doğru çevirmesin. bu zamana kadar öyle olmuş gibi bu konudaki düşünceler. beceriksizlik de var tabi içinde, çeviri mantık ve kabiliyet işidir.
benim karnımdan yaptığım konuşmalar aslında senin ön yargının etkisi gibi geliyor bana, nasıl düşünüyorsam öyle söylüyorum. olduğu şekliyle ve tarafsız.
anlayamadığım bir kitap bana rehber olamaz, ama ya anlayabilirsem? ve buna çalışıyorsam?
senin kurduğun mantık zincirini tanımaya çalışıyorum, başkalarının kurduğu mantık zincirlerini de... aklıma yatmayanları da söylüyorum... haa sen de koşulsuz saf bir iman ile bana inanacaksın gerisi hikaye diyorsan... açık söyle anlayalım. karnından konuşma...
samimi ve dürüst olduğuma inanmak... hımmm... tıpkı onlar gibisin diyeceğim yine karışacak ortalık...
burda samimiyet ve dürüstlük...
olmasam ne olur ki?
ateiste de inanmışa da aynı saygıyı gösterdiğimi neden kavrayamıyorsun? bu mantık zincirini neden kuramıyorsun? bir buyurundan provake olan arkadaşım benim...
Şu yukarıdaki hikayedeki satış müdürüne taktım ben ... yav Yıldırım bu ne? Şeftalii. Kim yapmış bunu? Oduuun. Peki odun niye şeftali yapmış ...
Esas odun bu Yıldırım da, farkında değil garibim. Ayrıca; hikayeyi uyduranın da hayal gücü pek zayıfmış.
Neyse,
elimde çeviri bir kitap var,
ve çevirenden hiç emin değilim. çünkü bir öyle biri böyle çevirmiş.
bu yüzden hiçbirine güvenilmez. aslını da anlayamıyorum.
Şimdi, sorun burada başlıyor zaten: Kur'an yazılırken mushaflarda steno benzeri, sesli harf ve işaretleme barındırmayan Kureyş lehçesi Arapça kullanılmış. Bunun temeli, zaten ezberlenen ayetlerin gerektiğinde mushaftan bu ipuçlarına bakılarak hatırlanması.
Sana'a yazmaları arasında bu şekilde yazılmış (sesli harf ve işaretleme olmaksızın) birçok sayfa var.
Bu ilk Kur'an mushaflarındaki sorun işaretleme ve sesli harf olmaksızın birçok kelimenin başka başka anlamlar alabilmesi. Kur'an'ın en büyük sorunu bu.
Zamanın birinde bir hükümdar (adı hatırımda değil ama gerekirse bulurum) Kur'an'a binden fazla "a" harfi ekletmekle ünlenmiş. Varın gerisini siz düşünün ...
A.
selanikli
06-05-2009, 23:15
çevirilene güvenmemekle yazılana güvenmemek arasındaki farkı anlamalısın önce.
it's rain cats and dog. Hadi çevir bakıyım cats and dog olsun sana bardaktan boşanırcasına...
benim karnımdan yaptığım konuşmalar aslında senin ön yargının etkisi gibi geliyor bana, nasıl düşünüyorsam öyle söylüyorum. olduğu şekliyle ve tarafsız.
anlayamadığım bir kitap bana rehber olamaz, ama ya anlayabilirsem? ve buna çalışıyorsam?
senin kurduğun mantık zincirini tanımaya çalışıyorum, başkalarının kurduğu mantık zincirlerini de... aklıma yatmayanları da söylüyorum... haa sen de koşulsuz saf bir iman ile bana inanacaksın gerisi hikaye diyorsan... açık söyle anlayalım. karnından konuşma...
samimi ve dürüst olduğuma inanmak... hımmm... tıpkı onlar gibisin diyeceğim yine karışacak ortalık...
burda samimiyet ve dürüstlük...
olmasam ne olur ki?
ateiste de inanmışa da aynı saygıyı gösterdiğimi neden kavrayamıyorsun? bu mantık zincirini neden kuramıyorsun?
Ya kafan gerçekten karışık, ya demogoji yapıyorsun.
Önce yazılana güvenmiyorum diyorsun.(çevirilene güvenmemekle yazılana güvenmemek arasındaki farkı anlamalısın önce.) Sonra ya anlayabilirsem diyorsun.(anlayamadığım bir kitap bana rehber olamaz, ama ya anlayabilirsem? ve buna çalışıyorsam?)
Ben bu konuyu burada kapatıyorum, sana kolay gelsin. Eğer söylediklerinde samimi isen işin zor, takiyye yapıyorsan zaten benim de kimsenin de yapacağı bir şey yok.
ayrıca o sana sorduğum alıntıda benim merak ettiğim şey senin anlattığın psikolojik taktikler değildi
şeftali, odun, araba, arı, profesör, 7 milyar insan bir gezegen... bir tesadüf... bunların etrafında bir cevap beklerdim.
Ya kafan gerçekten karışık, ya demogoji yapıyorsun.
Önce yazılana güvenmiyorum diyorsun.(çevirilene güvenmemekle yazılana güvenmemek arasındaki farkı anlamalısın önce.) Sonra ya anlayabilirsem diyorsun.(anlayamadığım bir kitap bana rehber olamaz, ama ya anlayabilirsem? ve buna çalışıyorsam?)
Ben bu konuyu burada kapatıyorum, sana kolay gelsin. Eğer söylediklerinde samimi isen işin zor, takiyye yapıyorsan zaten benim de kimsenin de yapacağı bir şey yok.
selanikli
allah seni inandırsın (:-) takiyyenin ne olduğunu bilmiyorum
demogoji yapmıyorum, söylediklerim bence gayet mantıklı ve tutarlı. yazılana güvenmiyorumdan kasıt benim okuyabildiklerimdir, yani günümüz türkçesidir. arapça biliyor muyum sence? hangi yazılanı işaret etmiş olabilirim inanmıyorum derken kuranı mı tercümesini mi? tekrar oku anlamadıysan. ve demogoji yapma
çevrilene güvenmiyorum, yazılanın ne olduğunu henüz anlamış değilim.
sen kapat yine de, cevap vermek zorunda değilsin. beni bilgisiyle dövmeye kalkarken provake etmeyen ama bir buyrundan provake olan 'hassas' arkadaşım benim.
çevrilene güvenmiyorum, yazılanın ne olduğunu henüz anlamış değilim.
Hiçbir zaman da anlayamayacaksın. Dünyanın en önde gelen klasik Arapça araştırmacılarından Gerd Puin Sana'a yazmaları ve diğer antik Kur'an'lar için mealen şöyle diyor: Kur'an'da yaklaşık beş cümleden biri anlamsızdır; yani hiçbir anlam/ifade taşımaz, Araplar da anlamaz bunları. Ve anlaşılmayan şeyin çevirisi de yapılamaz.
Yani Kur'an'ın ilk yazılmış orijinalini bulup okuyabilsen de değişecek çok fazla birşey yok - tabi iddia edildiği gibi tam olarak aktarılmışsa, ki bu oldukça şüpheli.
A.
Hiçbir zaman da anlayamayacaksın. Dünyanın en önde gelen klasik Arapça araştırmacılarından Gerd Puin Sana'a yazmaları ve diğer antik Kur'an'lar için mealen şöyle diyor: Kur'an'da yaklaşık beş cümleden biri anlamsızdır; yani hiçbir anlam taşımaz, Araplar da anlamaz bunları. Ve anlaşılmayan şeyin çevirisi de yapılamaz.
Yani Kur'an'ın ilk yazılmış orijinalini bulup okuyabilsen de değişecek çok fazla birşey yok - tabi iddia edildiği gibi tam olarak aktarılmışsa, ki bu oldukça şüpheli.
A.
bu hepsinden faydalıydı. teşekkür ederim.
Rica ederim, faydası olduğuna sevindim :)
A.
[quote=one;173155]
Sayın One;
Söyledikleriniz çok güzel,katılıyorum. Bir şartla; karşısındakine karşı samimi davranmayan artniyetli insanlara karşı hakettikleri gibi davranmak gerektiğini düşünüyorum.
Zaman içinde göreceksiniz ki, hangi düşünce ve inançtan olursa olsun, samimiyetle görüş ve inançlarını savunanlara karşı hiçbir saygısızlık etmeyeceğim.
Ancak bana ve benim gibi düşünenlere saygısız ve alaycı davrananlara karşı onların yöntemini kullanmaktan geri durmayacağım.
Ve bunun yanlış olduğunu düşünmüyorum.
Saygılar.
kuran i yaşadığınızın bilincinde olarak sizin gibi düşünmeyenlere
allah katından gelen bir yargılama gücüyle FASIK MEKRUH MURTED
KATLİ VACİP şeklinde bir peşin hukmunuz varmıdır yokmudur
onu rica edebilirmiyim?
faydaylıydı çünkü tarafsızca verilmiş bir bilgi. ön yargısız.
doğru olduğunu da şurdan biliyorum, ünv.de arap asıllı arkadaşlar vardı, kuran için şunu söylediler.
yazılanlar üç kısımdır.
bir kısmını herkes anlar
ikinci bir kısmını ise sadece alimler, bilim adamları anlar
üçüncü kısmını ise kimse anlamaz. alim aklıyla bile çözmek mümkün değildir. anlamak için ermiş olmak gerekir.
dediğin doğru olmalı, yani ana dili arapça olan bir insan bile söylediklerini doğruluyor.
azınlık´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=173276#post173276)
Bence bu da boşa zaman harcamak olur. Birçok yazar tarafından ve bu forumda yapıldığı üzere kitabın çelişkilerini ortaya koymak ve gerçek kaynağını ortaya çıkartmak yapılabilecek en önemli çalışmadır bence.
Tüm bunlara rağmen inanmak isteyen buyursun inansın.
A.
Sayın azınlık;
tam da sizin söylediğinizi söylemeye çalışmıştım. İyi anlatamamışım sanırım.
Hemfikiriz.
mesajın alıntı yapmaya çalıştığım şekli budur. alıntı yapılınca iki kişinin de yazdıklarını kopyalayabileceğimi sandım. buyrun sözü "kitabın çelişkilerini ortaya koymak ve gerçek kaynağını ortaya çıkartmak yapılabilecek en önemli çalışmadır bence" şeklinde açıklanan fikre teşvikti sadece.
merak ediyorum selanikliyle karşılıklı çay içsem, ağzımdan çıkan ilk yanlış sözcükte gırtlağımı sıkmaya kalkar mı...
sayın selanikli ricam olur lütfen bundan bir önceki mesajımı cevaplandırırmısınız?
selanikli
07-05-2009, 00:32
[quote=selanikli;173208]
kuran i yaşadığınızın bilincinde olarak sizin gibi düşünmeyenlere
allah katından gelen bir yargılama gücüyle FASIK MEKRUH MURTED
KATLİ VACİP şeklinde bir peşin hukmunuz varmıdır yokmudur
onu rica edebilirmiyim?
Sayın one,
öncelikle bu mesajınızı görmemişim, o yüzden yanıt yazmadım bilmeni isterim.
İkinci olarak Kuran'ı yaşayan bir insan değilim.
Üçüncü olarak hiç kimse hakkında yukarıda saydığınız peşin hükümlerin hiçbirine sahip olmadığım gibi, başka türlü imha edilmesi gerekenler şeklinde peşin hükümlerim yoktur.
Sanırım bir yanlış anlama durumu sözkonusu.
İyi geceler.
[quote=one;173511]
Sayın one,
öncelikle bu mesajınızı görmemişim, o yüzden yanıt yazmadım bilmeni isterim.
İkinci olarak Kuran'ı yaşayan bir insan değilim.
Üçüncü olarak hiç kimse hakkında yukarıda saydığınız peşin hükümlerin hiçbirine sahip olmadığım gibi, başka türlü imha edilmesi gerekenler şeklinde peşin hükümlerim yoktur.
Sanırım bir yanlış anlama durumu sözkonusu.
İyi geceler.
sakın beni yanlış anlamayın amacım inancınızdaki samimiyeti teraziye koymak
degil farkındaysanız diyalog havası içinde bir şeyler ögrenmeye çalışıyorum
1400 yıl önce yazılmış olan ayetlerin toplumsal yaşam üzerinde etksinin
ancak fıkıh ve hadis lerle saglanmış oldugunu farkettim
kurani müslümanlık müslümanlıgın ta kendisidir özüdür
ancak kurandaki hükümlerin tamamı itiraz edilmesi yasak olan
hükümler içerir örnegin tevbe suresini hiç okudunuzmu
inanmayanların tebliği reddetmesi durumunda açık hükümler vardır
mallarına el konulmalı , vs
bu hukumler konusunda hadis ve fıkıh kullanılarak yumuşatılma mevcut
oysa ben bunu kurani muslumanlıga aykırı buluyorum
kitap neyse o yaşanmalı yaşanmıyorsa bu müslümanlık kurani olmaz
sizde takdir edersinizki buraya kadar mantıkta bir eksiklik yok
şimdi gelelim bugunku muslumanlıga
siz gayet hoşgörü ve iyimserlik tasıdıgınızı beyan ettiniz
bu hoşgörünüz kuranda inanmayanlara inkarcılara karşı emredilmiş
hükümlere karşı çıkmak sayılıyor
ne dersiniz ?
kuran ı anlamak bu kadar zorduda bu kitap niye indi tüm halk ermiş olacakta sonra mı kuran ın dinini yaşayacak? yada herkes anlamak bilmek için ermiş mi arıyacak? bu bölümler mesela nerelerdir? ayrıca bunu uyduranlarda kımlerdir:)
bunu ileri süren arap asıllı bir üniversite öğrencisi, söylediğinin kıymeti de yok, adam bu konuda otorite filan da değil...
sadece "azınlık" nickli arkadaşın verdiği bilginin doğru olduğunu, yani arapların da kuranda geçen bazı cümleleri anlamadıklarını tasdik etmek için yazdım. ermişin anlaması alimin anlamaması vs böyle bir durum yok... varsa da benim haberim yok. adamların söylediklerinden, arap oldukları halde kuranın bir kısmını anlayamadıklarını çıkardım sadece.
http://www.misyonerlik.com/main/tdcevap.html
Lütfen forum alanların başka sitelerden yaptığınız c/p leri asmayınız.Link vermeniz yeterlidir..
Kişisel yorumlarınız bizim için değerlidir...
Selamlar,
Ya bunun kadar yanlış anlamalarla dolu bi konu daha yoktur forumda herhalde. Anladığım "selanikli" dinsiz, "seyirci" ise inançlı ancak elimizdeki Kur'an ve hadislerin bize yazıldığı haliyle ulaşmadığını düşünüyor. :)
Yanılıyor muyum?
A.
selanikli
07-05-2009, 09:04
[quote=selanikli;173536]
sakın beni yanlış anlamayın amacım inancınızdaki samimiyeti teraziye koymak
degil farkındaysanız diyalog havası içinde bir şeyler ögrenmeye çalışıyorum
1400 yıl önce yazılmış olan ayetlerin toplumsal yaşam üzerinde etksinin
ancak fıkıh ve hadis lerle saglanmış oldugunu farkettim
kurani müslümanlık müslümanlıgın ta kendisidir özüdür
ancak kurandaki hükümlerin tamamı itiraz edilmesi yasak olan
hükümler içerir örnegin tevbe suresini hiç okudunuzmu
inanmayanların tebliği reddetmesi durumunda açık hükümler vardır
mallarına el konulmalı , vs
bu hukumler konusunda hadis ve fıkıh kullanılarak yumuşatılma mevcut
oysa ben bunu kurani muslumanlıga aykırı buluyorum
kitap neyse o yaşanmalı yaşanmıyorsa bu müslümanlık kurani olmaz
sizde takdir edersinizki buraya kadar mantıkta bir eksiklik yok
şimdi gelelim bugunku muslumanlıga
siz gayet hoşgörü ve iyimserlik tasıdıgınızı beyan ettiniz
bu hoşgörünüz kuranda inanmayanlara inkarcılara karşı emredilmiş
hükümlere karşı çıkmak sayılıyor
ne dersiniz ?
Dostum ben müslüman değilim.
Yazdıklarınız konusunda da hemfikiriz.
Bilmem anlatabildim mi?
Sevgiler.
ok, şimdi herşey açık oldu.
Baktığın yerlerden birşey çıktı mı? :D
A.
valla kanka... soru işaretleri ormanı çıktı başka bişe yok... virüs-antivirüs kapışması gibi birşey, herkes birbirini çürütmüş... biri diyo şu kelimeler niye hep tekrarlanmış, belki yirmi tekrar var öbürü diyo, bu okunduğu zaman bütün cinler etrafına toplanır, evet öyledir bilmem ne diye tasdik eder, bu amaçla böyle yazılmıştır. işte kuranda gün kelimesi 365 kez geçer ay kelimesi 12 kez geçer... işte ordaki kelimeler bilinerek ataistler tarafından çarptırılmıştır... burdaki kelimeler bilmemne yılından sonraki tefsirlerde böyle alınmıştır...
ayıkla pirincin taşını...
Sayın mep;
bir ortaçağ 'ümmi'sinin her sözünü tek tek ele alıp, üzerinde kafa yormak boşa zaman harcamanın da ötesinde, insanlığın geldiği seviyeye, bilgi birikimimize haksızlık oluyor.
Yapmamız gereken bir tek şey var. Kuran'ın Allah yazısı olmadığını kanıtlamak, sonra da bu 'ümmi'nin ve takipçilerinin insanlığın başını belaya sokan tüm yazılarını kaldırıp tarihin çöp tenekesine atmak. Ve insanca, insana yaraşır bir dünya inşa etmenin yollarını aramak.
Bunun dışındaki çabalar her anlamda zaman ve emek israfıdır.
Sevgiler.
Sn.Selanikli ..
Yapmamız gereken bir tek şey var. Kuran'ın Allah yazısı olmadığını kanıtlamak demişsiniz..İşte en zoru bu...
çünkü es keza var olsa ve Allah ortaya çıksa "Ben böyle bir kitap göndermedim" dese bile Bu Ümmedi muhammed'i inandıramaz..
selanikli
20-05-2009, 15:34
Sn.Selanikli ..
Yapmamız gereken bir tek şey var. Kuran'ın Allah yazısı olmadığını kanıtlamak demişsiniz..İşte en zoru bu...
çünkü es keza var olsa ve Allah ortaya çıksa "Ben böyle bir kitap göndermedim" dese bile Bu Ümmedi muhammed'i inandıramaz..
Sayın mep;
cevabınızı şimdi gördüm. Yaşadıklarımızı düşününce size hak vermemek mümkün değil.
Ancak görüşümde ısrarlıyım.
Kuran'ın Allah yazısı olmadığını kanıtlamak diğerleri içinde en kolay olanıdır.
Ve karşımızdaki bir insanı buna ikna edemezsek, diğerlerine hiçbir şekilde ikna edemeyiz.
Saygılar.
yalcinsahin1
03-06-2009, 15:58
abi alparslan harbi adama cevabı vermiş öteki zınk kalmış ne yazacam ben ya diye :)