PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim karşıtı sorularınızı burada tartışalım.


En el hak
20-06-2009, 15:09
arkadaşlar,

evrim teorisi ile ilgili kafanıza takılan soruları burada sorabilirsiniz.sitedeki konu hakkında birikim sahibi arkadaşlarla birlikte cevap vermeye doğruyu bulmaya çalışalım.

keci
21-06-2009, 17:24
Sevgili Müslüman Kardeşlerim;

Evrim konusu Müslümanların içlerine şüphe tohumları ekmek üzere uydurulmuş bir "Conjecture" 'dur. Hatta daha ötesidir.

Bu konuda ateist veya anti-teist arkadaşlarla tartışmaya girerek çürütmeye çalışmayınız. Bu "Conjecture" çürütülemez. Sebebi bunun bir "Conjecture" 'dan öte bir inanç olmasıdır.

Nasıl ki bizim inandığımız olgular çürütülemezse bir inanç olması sebebiyle bu "Sanı" 'da çürütülemez. Bilimsel değildir. Akılcı hiç değildir..

Burada tek yapılan, bir illizyonist sahne gösterisidir. Peki Amaç nedir ?

Bir Müslüman hem Evrim teorisine inanıp hemde Adem (A.S) dan geldiğine inanamaz. bu çok açık bir çelişki olur. Bu şüphe demektir şüphe insanın içini boşaltır. İçi boşalan bir Müslüman "Boş Konserve Kutusu" olur ondan sonra içine ne koyarsan koy önemli değildir. Kutunun dışında "Müslüman" yazar,
içinde her türlü şey bulunur, eğer içine konulanlar yazı ile ters düşerse, kişi ateist, deist, agnostik, pantesit vb. olur. Eğer çok fazla ters değilse veya boşsa Taliban, El-Kaide yada iyi ihtimalle normal bildiğimiz sıradan müslüman olur. Namaz , oruç vb vardır ama yalan, riya, gösteriş hırsızlık vb. de vardır.

İçi boş olan bu müslümanlar gerek dış güçlerce, gerekse din baronlarınca
kullanılanılabilirler. Bu müslümanlardan oluşan toplumlar kolaylıkla sömürülürler.

Şimdi ; bu inancın neden bilimsel ve akılcı olmadığını ve bir illizyon gösterisinden ibaret olduğunu izah etmeye çalışayım.

Gerçek bir illizyonist, mesleğini icra ederken, örneğin şapkadan tavşan çıkararırken el çabukluğu ile veya bir takım düzeneklerle bunu yapar.

Burada biz bu düzenekleri görmediğimiz için veya bu sürecin tamamını görmediğimizden, sadece tavşanın şapkadan çıkma "anı" 'nı görür ve hayrete düşeriz.

Burada ki durum ise bu olayın tam tersidir. Yani bize tüm bu düzeneği ve aradaki süreci gösterek bu illizyonu gerçekleştirmektedirler.

Akıl ve Bilim İskambil Kağıtlarından yapılmış bir kuledir. Bu onun doğasıdır ama onu geçersiz kılmaz. Bunun neden böyle olduğunu anlatayım izninizle.
Akıl herhangi bir olguyu o olgunun zıddı olmadan algılayamaz, anlayamaz.
Bu zıd herhangi bir şey olabilir, birebir zıddı olması da gerekmez, sadece farklı olmasıda yeterlidir.

Bu yüzden hep bir şüphe içerisinde bir "acaba" sorusu içerisindedir.. Bilim bu yapıdan ortaya çıkmıştır. Olguları sebepler ve sonuçlar silsilesi içerisinde inceleyerek birbirine bağlar, bulduğu ve "gerçek" olarak kabul ettiği olgular her an yıkılmaya müsaittir. Çünkü başka bir gözlem ve akıl yürütme ile onun iptal edilmesi tehlikesi vardır. Bu haliyle Bilim "İskambilden Kuleye" benzer.

Ancak her "İskambil Kule" gibi bir tabana sağlam bir destek noktasına ihtiyaç duyar. Bu sağlam destek noktasına veya tabana "Aksiyom" adı verilir. Bu kesin inançtır. Aksini ispatlayamazsınız.
İşte inancın doğası gereği sağlam (Kavi) olması, Evrim illizyonunun temel hareket noktasıdır.

Evrim iddiasının temel dayanak noktası yani aksiyomu "Sebep-Sonuç" aksiyomunda gizlidir. Eğer sizin bir sebebin sonuçtan hemen sonra geldiği veya sonucun o sebebe dayandığı gibi bir gözlemden bahsederlerse, bunun onun ispatı olup olmadığını sorabilirsiniz. Yani Evrimdeki ara geçiş türlerinin kendilerinin tek başına var olup olmadığı, bir öncekine benzemesinden dolayı öncekinin, onun sebebi veya devamı olup olmadığını..

Bu bilinemez, çünkü onların gözünde sebepler - sonuçların kesin yaratıcısıdırlar. Herhangi bir sebep olmadan bir olgu ortaya çıkamaz.

Bu temel aksiyomu inkar anlamına gelir. Bunun aslını görebilmek akla dışarıdan bakmakla mümkün olur ancak. Biz islam inancından dolayı biliyoruz ki sebeplerin arkasındaki sebep Allah (C.C) 'tır. Akla dışarıdan bakmayı başarabilen biri bunu görebilir. Akla saplanıp kalan ise sadece bulunduğu odanın duvarlarını...

Buradaki anti-teist arkadaşların düşüncelerini "Hayret ve Şaşkınlık" verici
bulmamız bu sebepledir..

Eğer bir arkadaş anti-teist arkadaşların sözleri ile şüpheye düşecek olursa

"Mızrağı çuvala sokmuşsunuz ama DEVE dışarıda kalmış diyebilir."

Biraz daha düşünceli olanlara ise Kur'an 'ı Kerimde pek çok yerde söylenen "Akletmezler mi ?" sözüne mahsuben

"Kendini ve Evreni Sorgulayan Aklı neden doğal seleksiyon elememiş ?" diyebilir...

Allah'a (C.C) emanet olunuz.

Saygı ve Sevgilerimle.

İvan Karamazov
21-06-2009, 21:07
Evrim konusu Müslümanların içlerine şüphe tohumları ekmek üzere uydurulmuş bir "Conjecture" 'dur. Hatta daha ötesidir.


müslümanlık evrimle çelişiyor olabilir ama bu evrimin umrunda değildir. bilimin işinize geldiği kısımlarını alıp bakın bu kitabımızda yazıyor deyip işinize gelmeyen kısmını atıp bu bilimsel değildir diyor olmanız da bilimin umrunda değildir.


Bu konuda ateist veya anti-teist arkadaşlarla tartışmaya girerek çürütmeye çalışmayınız. Bu "Conjecture" çürütülemez. Sebebi bunun bir "Conjecture" 'dan öte bir inanç olmasıdır.


evrim bir conjecture değil bir teoridir. conjectureden öte olup bir teori olmasına rağmen çürütülemez diyemezsin. bilimsel tüm iddialar eğer ki yanlışlarsa yanlış oldukları gösterilebilirdir. evrim de yanlışsa bunu göstermek mümkündür. mesela sen kambriyen dönem öncesine ait bir tavşan fosili bulursan evrimi yanlışlamış olursun. mesela sen mutasyonların etkisinin nesilden nesile geçişi sağlayamayacağını ispatlarsan evrimin bel kemiğine büyük bir darbe indirmiş olursun. mesela sen seçilim ve çevresel faktörlerin uyum sağlamayı başaran bireylerde üreme başarısına katkı sağlama eğiliminde olmadığını gösterirsen evrime çok büyük gölge düşürürsün.

bir düşün önce: senin inandığın tanrı, dünyayı; biliminsanlarının yıllar yıllar süren çalışmaları sonucu, yanlışlanabilir olmasına rağmen hala yanlışlanamamış olan evrim teorisini orataya çıkarabilecek şekilde yarattıysa burda suçu biliminsanlarına atmak ne kadar adildir?


Nasıl ki bizim inandığımız olgular çürütülemezse bir inanç olması sebebiyle bu "Sanı" 'da çürütülemez. Bilimsel değildir. Akılcı hiç değildir..


buradakilerin de(sadece bir tanesi dışında) ne kadar saçma iddialar olduğunu yukarıda yazdıklarımı tekrar okuyarak kavrayabilirsin.

keci
21-06-2009, 22:24
Sayın İvan Karamazov

Yazının aşağıdaki bölümlerine cevap vermemişsiniz. Bunlar yukarıdaki sözlerimin açıklamasıdır.
Ayrıca Bu "Conjecture" 'un teori olması nasıl olmuştur ?

Saygılarımla...

İvan Karamazov
21-06-2009, 23:37
evrim konjektürü diye bir yazı gördünüz mü hiç? defalarca tutarlı sonuçları alınmış bir şeye konjektür mü denir? bilimsel metodun detaylarını biraz araştırmanızı öneririm... aslında geri kalanı beni pek ilgilendirmiyor :) orada işe bir tanrının var olduğu faraziyesini karıştırmışsınız.. ben sadece evrime attığınız çamurda temizlenmesi gereken yerleri temizledim... sanı, çürütülemezlik falan filan..

mayonez
22-06-2009, 00:51
Müslümanlara göre insan topraktan yaratılmıştır. Tamam evrimcilere göre canlılık hangi maddeden evrimleşmiştir?

İvan Karamazov
22-06-2009, 01:01
Bu soru evrimi ilgilendiren bir soru değildir. Evrimden bahsedebilmemiz için öncelikle ortada bir canlının olması lazımdır. Evrim, ilk canlı ortaya çıktıktan sonraki süreçle ilgilenir. Yaşamın başlangıcıyla ilgili ise bir çok teori vardır; abiyogenez, panspermia, yönlendirilmiş panspermia, vb...

Kumru
22-06-2009, 01:32
şapkadan tavşan çıkarılırkenki düzeneği görmedin de topraktan adem çıkarkenki düzeneği gördün mü?sanki allahın yanındaydınız da böyle kesinkes konuşuyorsunuz

walla
22-06-2009, 03:26
Müslümanlara göre insan topraktan yaratılmıştır. Tamam evrimcilere göre canlılık hangi maddeden evrimleşmiştir?

Canlılığı meydana getiren en temel maddeler ( karbon, hidrojen, azot, oksijen, kükürt iceren) amino asitlerdir. Organizmanın gelişimi (evrimi) sürecinde, doğada var olan her madde, canlı oluşumuna katılmıştır. Na, K, Ca, Cl, Mg, Fe, Zn .... vs vs.

En el hak
22-06-2009, 10:15
keçi kardeş
yani varya yazının tamamına tahamül edemedim ya,nasıl bir mantıktır taşıdığınız.verdiğiniz örnek ayrı bir komedi.evrim teorisi bilimsel değilmiş!!! akılcı değilmiş!!! ya senin üniversitelerde ders olarak verilen evrimsel biyolojiden haberin yok galiba.vay be
demek palentologlar jeologlar kimyagerler biyologlar yılardır bunu hobi olarak yapıyordu ha.bize 0-6 yaş gurubu örnekler vereceğine bizi gerçekten zor durumda bırakacak şeyler söylemeni beklerdik.ne kadar komik duruma düştüğünün farkında bile değilsin.
asanızla ayı bölersiniz,okyanusu açar laylay lom gidersiniz,patlıcanın,biberin kabağın içinde allah yazıyordu dersiniz(buda ilginç ya allah ismini yazacak yer bulamamış gibi) tüm bunlar akılcı ve bilimsel,evrim teorisi yalan ha.
keçi kardeş,
bunları kasıtlı yaptığını düşünüyorum.ama yinede sana ilgini çekece bir örnekten bahsedeyim.

İran, uzaya uydu fırlattı, menzili 1000 km üstünde olan füzeler yaptı, atom bombasını neredeyse yapma aşamasına geldi, Amerika’nın dışında kimsenin başaramadığı radarda tespit edilemeyen uçak yaptı, bilimsel yayın bakımından galiba İslam ülkelerinin lideri oldu. Büyük bir olasılıkla çoğunuzun merak ettiği gibi ben de “bu gelişme nereden kaynaklanıyor?” diye merak ettim. Bu denli atılım yapılan bir ülkede bilimsel ve evrimsel düşünce egemen olmalıydı. Ancak, ortalıkta sarıklı cübbeli adamlarının dolaştığı bir ülkede bu nasıl olabilir diye merak ediyordum. Sonunda o ülkede okutulan biyoloji ve kimya kitapları araştırılıyor ve ve farsçadan çevrimi yapılıyor... Sıkı durun! Kitapların hemen hepsinin üçte ikisi Darwinist görüşü işleyen evrime ve bilimsel tezlere ayrılmış hem de hiç çarpıtılmadan; yaratılış ile ilgili hiçbir kısım yok. Şu anda İran eğitiminde anlatılan evrim içeriği Türkiye üniversitelerinin yüzde doksanınkinden daha bilimsel ve olması gerekene yakın bir şekilde anlatılıyor. Bizim üniversitelerimizin çoğunda evrim dersleri ya seçmeli ya da verilmiyor verilirse de gericiliği teşvik edecek şekilde veriliyor. Evrim dersini veren birçok üniversite hocasının bile bırakın çağdaş evrim kavramını anlamasını, Darwin dönemindeki evrim düşüncesini bile kavradığından kuşkuluyum. Sarıklı yöneticileri olan bir ülkede gerçeğine uygun olarak evrim dersi verilirken, anayasası gereği laik olan ve batı tipi giymiş yöneticileri olan bir ülkede yobazlığı teşvik edecek tarzda evrim anlatılmaya çalışılıyor. Bakanları sanki Battal Gazi destanından söz ediyormuş gibi, Darwin için ölmüş gitmiş bir adam demesi , yada Milli Eğitim Bakanının, bir anlamda “Evrim Kuramı” için ne olduğu belirsiz boş bir görüş gibi açıklamalar yapıyorsa, ve bunu yapan hem bakan hemde eğitimciyse durup bir düşünmek gerekiyo derim ben. Sonuçlarını uzak bir zaman diliminde değil yakında, hem de çok yakında alacaksınız, hem de en ağır şekilde… Kendinizce düzgün giden şeyleri mükemmel yaratılışa ya akıllı tasarıma yazıp, gitmezleri takdiri ilahi hanesine yazmakla bir yere gidemezsiniz...

En el hak
22-06-2009, 10:47
alıntı

''Bu konuda ateist veya anti-teist arkadaşlarla tartışmaya girerek çürütmeye çalışmayınız. Bu "Conjecture" çürütülemez. Sebebi bunun bir "Conjecture" 'dan öte bir inanç olmasıdır.

Nasıl ki bizim inandığımız olgular çürütülemezse bir inanç olması sebebiyle bu "Sanı" 'da çürütülemez. Bilimsel değildir. Akılcı hiç değildir..''

.................................................. ................................................

buradada yanılıyorsun keçi kardeş,senin inancın test edilirmi,deneylenebilirmi.hayır.
ama evrim teorisi sürekli test ediliyor deneyleniyor ve tartışılıyor.inanç test edilip deneylenemeyeceğine göre,demekki evrim teorisi bir inanç değil.siz hala teorinin darwin dönemindeki gibi kaldığınımı sanıyorsunuz.darwinin bilmediği çok şeyi günümüz bilim insanları gün ışığına çıkarmış durumda.ve bu durmaksızın sürecek,yeterki siz gölge
etmeyin.

keci
22-06-2009, 10:47
keçi kardeş
yani varya yazının tamamına tahamül edemedim ya,nasıl bir mantıktır taşıdığınız.verdiğiniz örnek ayrı bir komedi. evrim teorisi bilimsel değilmiş!!! akılcı değilmiş!!! ya senin üniversitelerde ders olarak verilen evrimsel biyolojiden haberin yok galiba.vay be
demek palentologlar jeologlar kimyagerler biyologlar yılardır bunu hobi olarak yapıyordu ha.bize 0-6 yaş gurubu örnekler vereceğine bizi gerçekten zor durumda bırakacak şeyler söylemeni beklerdik.ne kadar komik duruma düştüğünün farkında bile değilsin.
asanızla ayı bölersiniz,okyanusu açar laylay lom gidersiniz,patlıcanın,biberin kabağın içinde allah yazıyordu dersiniz(buda ilginç ya allah ismini yazacak yer bulamamış gibi) tüm bunlar akılcı ve bilimsel,evrim teorisi yalan ha.

keçi kardeş,
bunları kasıtlı yaptığını düşünüyorum.ama yinede sana ilgini çekece bir örnekten bahsedeyim.

İran, uzaya uydu fırlattı, menzili 1000 km üstünde olan füzeler yaptı, atom bombasını neredeyse yapma aşamasına geldi, Amerika’nın dışında kimsenin başaramadığı radarda tespit edilemeyen uçak yaptı, bilimsel yayın bakımından galiba İslam ülkelerinin lideri oldu. Büyük bir olasılıkla çoğunuzun merak ettiği gibi ben de “bu gelişme nereden kaynaklanıyor?” diye merak ettim. Bu denli atılım yapılan bir ülkede bilimsel ve evrimsel düşünce egemen olmalıydı. Ancak, ortalıkta sarıklı cübbeli adamlarının dolaştığı bir ülkede bu nasıl olabilir diye merak ediyordum. Sonunda o ülkede okutulan biyoloji ve kimya kitapları araştırılıyor ve ve farsçadan çevrimi yapılıyor... Sıkı durun! Kitapların hemen hepsinin üçte ikisi Darwinist görüşü işleyen evrime ve bilimsel tezlere ayrılmış hem de hiç çarpıtılmadan; yaratılış ile ilgili hiçbir kısım yok. Şu anda İran eğitiminde anlatılan evrim içeriği Türkiye üniversitelerinin yüzde doksanınkinden daha bilimsel ve olması gerekene yakın bir şekilde anlatılıyor. Bizim üniversitelerimizin çoğunda evrim dersleri ya seçmeli ya da verilmiyor verilirse de gericiliği teşvik edecek şekilde veriliyor. Evrim dersini veren birçok üniversite hocasının bile bırakın çağdaş evrim kavramını anlamasını, Darwin dönemindeki evrim düşüncesini bile kavradığından kuşkuluyum. Sarıklı yöneticileri olan bir ülkede gerçeğine uygun olarak evrim dersi verilirken, anayasası gereği laik olan ve batı tipi giymiş yöneticileri olan bir ülkede yobazlığı teşvik edecek tarzda evrim anlatılmaya çalışılıyor. Bakanları sanki Battal Gazi destanından söz ediyormuş gibi, Darwin için ölmüş gitmiş bir adam demesi , yada Milli Eğitim Bakanının, bir anlamda “Evrim Kuramı” için ne olduğu belirsiz boş bir görüş gibi açıklamalar yapıyorsa, ve bunu yapan hem bakan hemde eğitimciyse durup bir düşünmek gerekiyo derim ben. Sonuçlarını uzak bir zaman diliminde değil yakında, hem de çok yakında alacaksınız, hem de en ağır şekilde… Kendinizce düzgün giden şeyleri mükemmel yaratılışa ya akıllı tasarıma yazıp, gitmezleri takdiri ilahi hanesine yazmakla bir yere gidemezsiniz...


Sayın Jazz_01

Teşekkür ederim, 0-6 yaş grubu bugün insanlığın geldiği bilim düzeyinden ileridedir. Nedeni sufli arzuların henüz tam olarak gelişmemiş olması dolayısı ile henüz akıl hapishanesinden önceki duruma daha yakındır.
Bunları kasıtlı yapmıyorum, sadece özgür olarak düşününce bunlar çıkıyor düşüncelerimden, yani psikologların kişiyi çocukluğuna indirdiklerinde oluşan durum kökene inmek diyorum ben buna sıfır noktasına, hiçliğe,

Üniversitelerde bunun ders olarak gösterilmesi bu illizyonun ne kadar büyük olduğunun ispatıdır. Ve ne kadar uzun süredir devam ettiğinin..

Geri kalanlar siyasetle ilgili olduğundan beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor. Diğer insanlar fazla, bana hatta kendim bile... Sıfır noktasında iken gördüklerim manzarayı net olarak görmemi sağlıyor zaten....

İslam Forumunda verdiğim bir örnek var..


Bir misal vereyim izninizle.
Şimdi bir insan düşünün; bu hayali bir insan olsun.

Bu insan doğduğundan itibaren 5 duyusu
yani görme, tatma, duyma, dokunma, koku alma
duyuları olmasın. Bunun dışındaki tüm fonksiyonları tam olsun.
Bu insan dışarıdakiler tarafından kalbi atıp nefes aldığı için
yaşıyor olarak kabul edilsin. Anne ve Babası tüm ihtiyaçlarını
karşılasın diyelim 20 yaşına kadar.

Şimdi bu insanın kendisi için; kendisi nedir ? Yaşıyor mu ölü mü ?
Ya da Ne ?

Daha sonra bu insanın yerine kendinizi koyun; şimdiki bilgi düzeyinizle, ama onun gibi duyularınız yok ne düşünürdünüz ? Kendinizi nasıl tanımlardınız ? Ne hissederdiniz ?


Bu deneyi yapınız lütfen...

Saygılarımla..

keci
22-06-2009, 11:43
alıntı

''Bu konuda ateist veya anti-teist arkadaşlarla tartışmaya girerek çürütmeye çalışmayınız. Bu "Conjecture" çürütülemez. Sebebi bunun bir "Conjecture" 'dan öte bir inanç olmasıdır.

Nasıl ki bizim inandığımız olgular çürütülemezse bir inanç olması sebebiyle bu "Sanı" 'da çürütülemez. Bilimsel değildir. Akılcı hiç değildir..''

.................................................. ................................................

buradada yanılıyorsun keçi kardeş,senin inancın test edilirmi,deneylenebilirmi.hayır.
ama evrim teorisi sürekli test ediliyor deneyleniyor ve tartışılıyor.inanç test edilip deneylenemeyeceğine göre,demekki evrim teorisi bir inanç değil.siz hala teorinin darwin dönemindeki gibi kaldığınımı sanıyorsunuz.darwinin bilmediği çok şeyi günümüz bilim insanları gün ışığına çıkarmış durumda.ve bu durmaksızın sürecek,yeterki siz gölge
etmeyin.

Sayın jazz_01
Biz gölde etmiyoruz buyrun araştırın, test edildi dediğiniz şeyler oyunun kuralına göre oynanan bir oyun, bu kurala göre eğer bir aksi sonuç çıkarsa
teorinin çürümesi gerekir öyle değil mi ?

Google 'da "Evrim Deve" kelimelerini yazınız. Deve neden yok olmamıştır ?
Sorusunun cevabını veriniz.
Yada ihtiyacı olmayan donanımlara neden sahiptir ?

Gün ışığına çıkıyor dediğiniz olgular, sadece bir yorumdur...Birbirine benzeyen olgular ve kronolojik bir sıra izleyen olaylar Evrim'in kanıtı olamaz
bundan daha sağlam kanıtlara ihtiyaç var...

Yukarıdaki deneyi yaparsanız neden böyle olduğunuda anlarsınız...
Aksiyomlarınızı gözden geçirin onlara ne kadar güvenebilirsiniz..?

Saygılarımla..

İvan Karamazov
22-06-2009, 13:26
Sayın jazz_01
Biz gölde etmiyoruz buyrun araştırın, test edildi dediğiniz şeyler oyunun kuralına göre oynanan bir oyun, bu kurala göre eğer bir aksi sonuç çıkarsa
teorinin çürümesi gerekir öyle değil mi ?

eğer aksi bir sonuç çıkarsa teori çürür. bu aksi durumların ne gibi durumlar olduğuna dair size örnekler sunmuştum zaten. ayrıca kurallara göre oynanan bir oyun değil; gözlemler sonucu doğrulukları desteklenerek elde edilen verilerin birleştirilmesine dayalı bir oyun. aksiyomlar matematikte olur bilimde değil... matematikteki askiyomların yanlış olması mümkün olmadığından (eğer öyle olabileceğini iddia ediyorsanız buyrun söyleyin...) bilimin matematiği kullanıyor olması da sorun olmayacaktır. ayrıca hala aksini iddia ediyorsanız bilimin kullandığı 3 tane aksiyom söyler misiniz bana?

Google 'da "Evrim Deve" kelimelerini yazınız. Deve neden yok olmamıştır ?
Sorusunun cevabını veriniz.
Yada ihtiyacı olmayan donanımlara neden sahiptir ?

harun yahya denilen; kendisine paranoid şizofreni tetkiki konulmuş, lise mezunu, 100 yıl öncenin kilise argümanlarını kendi argümanlarıymış gibi gösteren, bu sahtekarlıkları da türlü sahtekarlıklarla süsleyen bir var oluş biçimine itibar etmenizi çok komik buldum açıkçası. o saçma yazıları bizlere okutarak işkence yapmayınız bize. eğer deveyle ilgili bir sorunuz varsa sorun, elden geldiğince cevap verelim. kaldı ki devede devenin hiç işine yaramayan donanımların olduğunu iddia etmek kendi inançlarınıza da ters. ne yani inandığınız tanrı onun hiç ihtiyacı olmamasına rağmen, ona bu donanımları mı vermiş; vardır bilmediğimiz bir hikmeti...

Gün ışığına çıkıyor dediğiniz olgular, sadece bir yorumdur...Birbirine benzeyen olgular ve kronolojik bir sıra izleyen olaylar Evrim'in kanıtı olamaz
bundan daha sağlam kanıtlara ihtiyaç var...


burada yazdıklarınız için de sadece iki şey söyleyebilirim:

1) Ne yazık ki bilim dünyasında occam'in usturası geçerlidir. Oturun, çalışın... Sayısal bakımdan oldukça çoksunuz. Bundan dolayı sıkı bir beyin gücüne sahipsiniz. İnançlarınıza ters düşmeyecek, evrimden daha iyi, daha kullanışlı bilimsel(!) bir teori oluşturun. Fakat bunu yapmayı başaramıyorsanız çamur da atmayın insanların hayatlarını verdiği bu işe...

2) Teorilerin doğruluklarının ispatlanması elbette ki önemlidir. Fakat bundan daha önemlisi; teorilerin yanlışlanabilir olmasına rağmen yanlışlanamıyor oluşudur. Bilimin pozitivizmi bırakalının üzerinden 100 yıldan uzun zaman geçti... Ayrıca, dediğim gibi; inandığınız tanrı, canlıları evrimin öngördüğü şekilde yarattıysa suçu biliminsanlarına atmaya hakkınız yoktur. "Ne alakası var yaradılış zamanıyla, evrimin öngördüğü sıranın" diyorsanız buyrun, araştırın: bulmanız gereken tek şey; kambriyen dönem öncesine ait bir tavşan fosili...

keci
22-06-2009, 13:49
Şimdi devenin sırlarını sıra ile inceleyelim:

1)Deve sıradan bir hayvan gibi görünür,halbuki nice sırları sinesinde taşımaktadır.Deve özellikle evrim teorisine tüm hayatı ile canlı bir cevap vermektedir.Akıl ve bilim sahiplerine nazlı nazlı dönüp,melül melül bakarak,evrim mümkün değildir,demektedir.Şöyle ki:

a)Deve,evrimcilerin ayıklanması zorunlu dediği bir hayvan türüdür.İri cüsselidir.Korunmuş sistemi hiç yoktur,bitkiyle beslenmesine karşın yaşadığı yer çöldedir.Evrimcilere göre deve de dinazorlarla birlikte seleksiyona uğramalı idi.Halbuki deve,hayvanlar tarihi açısından en eski bir hayvandır,hiç bir doğa olayı onu tasfiye etmemiştir.

b)Deve,hayvanlar tasnifi sırasında evrim zinciri diye uydurulan benzetme sırasını bozan dört hayvandan biridir.(Ornitornik,Avustralya Kirpisi,lav mağarası solucanı,Deve)

c)Evrime göre hayvanlar belli bir hayat savaşının temsilcileridir.Her hayvanın belli bir hayat savaşı vardır.Halbuki devenin hiçbir hayat savaşı yoktur.Beslendiği bitkinin bile kurumuş,selüloz olmuş cinsini yer.

d)Evrimciler bazı canlılar da bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler.Halbuki deve normal bir sindirim sistemi içinde selülozu en iyi sindiren hayvandır.Ayrı bir bağırsak sistemi böyle bir sindirim için gerekmez.Bu fonksiyon meselesidir.


Şu halde yalnız deveye bakarak evrim masalının tuzağından kurtulmak mümkündür.

2)Tüm canlılar su molekülünün 7-14 günde değişmek zorunda oldukları halde,bu kurala yalnız deve uymaz.Bu yüzden 50 gün su molekülünü tutabilmektedir.Bu hayat ve iyonlarla canlılık öyküsü açısından akıl almaz hikmetler taşır.

3)Deve,yalnız selüloz besinini alarak vitaminleri ve tümüyle hayat için gerekli kimyasal maddelerin çoğunu imal eden ve böylece hayatını sürdüren tek hayvandır.Süre-i Gaşiye içinde tam cennet tanımlanırken,sürenin içinde bu 17.ayete atlamada,Hayat ilkeleri açısından devenin ne denli sırlar taşıdığını bu hikmetleri bilmeden cennet mekanı hakkında fikir sahibi olunamayacağını vurgulamaktadır.

4)Tüm hayvanlar içinde yalnız insanlara hizmet eden,hayatlarının hiç bir özel yanı olmayan tek canlı devedir.Devenin insanoğluna yaptığı binlerce yıllık nakliye hizmeti sayesinde uygarlık doğmuştur.Ve de deve sırf bu amaç için yaratılan bir hayvan.Sırf bu açıdan akıl sahipleri düşününce insanın evrendeki yerini kavrar.Ve de deveyi seyrederken,bunca gerçekleri varken Allah'ı inkar etmekten utanır.

5)Devenin önemli özelliklerinin hatırlanması da çok önemlidir.İri cüssesine rağmen akıl almaz uysallık hatta sabrın temsilcisidir.Korkunç bir hafızaya ve aşırı bir müzik zevkine sahiptir.Üstelik bu son vasıflarının kendine bir yararı yoktur.Sırf insana hizmet açısından kendine verilmiş hassalardır.Böylece deve,gerçek pek çok esrarın temsilcisidir ve de daima bitmez bir yolculuğu temsil eder,tıpkı insanoğlunun hayat öyküsü gibi...


Sayın İvan Karamazov

Yukarıdaki yazı HY 'dan mı acaba ben çok bilmiyorum öyle veya değil bunların açıklaması nedir ?

Ayrıca şunu belirtmek isterim ki, aşağıdaki sözlerinize kırıldım

çamur da atmayın insanların hayatlarını verdiği bu işe...

benim böyle bir kastım yok, şimdi bir katil bir kişiyi öldürürse suçlu katilin elindeki silah mı, yoksa Katil 'in kendisi mi olur ?

Bilim insanlarını aşın daha geriye bakın....Bilim insanları idealisttirler, sadece bir hedefe odaklanırlar, hedefin ne olduğunun hiç önemi yoktur.
Ayrıca şu sözleriniz;

kaldı ki devede devenin hiç işine yaramayan donanımların olduğunu iddia etmek kendi inançlarınıza da ters. ne yani inandığınız tanrı onun hiç ihtiyacı olmamasına rağmen, ona bu donanımları mı vermiş; vardır bilmediğimiz bir hikmeti...


bundanda alındım. Benim inançlarıma ters değil bunu biliyorsunuz, gerçekleri "örtmeyelim" lütfen..

İslam inancında bütün kainatın insan için ve insan'a hizmet etmek için yaratıldığını söyler. Bu sebeple DEVE 'de onun ihtiyacı olmayan donanımlar insan içindir.

Saygılarımla...

keci
22-06-2009, 14:15
eğer aksi bir sonuç çıkarsa teori çürür. bu aksi durumların ne gibi durumlar olduğuna dair size örnekler sunmuştum zaten. ayrıca kurallara göre oynanan bir oyun değil; gözlemler sonucu doğrulukları desteklenerek elde edilen verilerin birleştirilmesine dayalı bir oyun. aksiyomlar matematikte olur bilimde değil... matematikteki askiyomların yanlış olması mümkün olmadığından (eğer öyle olabileceğini iddia ediyorsanız buyrun söyleyin...) bilimin matematiği kullanıyor olması da sorun olmayacaktır. ayrıca hala aksini iddia ediyorsanız bilimin kullandığı 3 tane aksiyom söyler misiniz bana?



Sayın İvan Karamazov

Yukarıdaki sözlerinizi şöyle açıklamak istiyorum Bilimin temeli Matematik'tir.
Bu bazen açık bazen gizli bir şekilde yani içkindir (Batın).
Şu an aklıma gelen 2 aksiyom
"Bütün parçadan büyüktür" : Kanıtı: öyle gözlemledim.
"Sonuç sebepten sonra gelir." : Kanıtı: öyle gözlemledim.

Peki gözlemlediğin şeyin doğruluğunun kanıtı nedir ?

Çünkü bütün dünyadaki insanlar öyle gözlemliyor, Gelmiş ve geleceklerin hepside.........
Buradaki boşluğu farkedebiliyormusunuz ?

Saygılarımla...

İvan Karamazov
22-06-2009, 14:35
Merak etmeyin yazı harun yahya'ya aittir. Mesela sizin kafanıza şöyle bir durum takıldıysa: "Deve,evrimcilerin ayıklanması zorunlu dediği bir hayvan türüdür." bunun sebebi; bir veya birtakım evrimcinin, bunu iddia ettiğini okumuş olmanızdır. Ben hiç böyle bir iddiada bulunan bir evrimci görmedim. Eğer siz biliyorsanız buyrun kaynak gösterin açıklama yapalım. Fakat yok, neden? çünkü bu adam, olmayan şeyleri çarpıtarak olmuş gibi gösteren bir adam... o yazıyı ben de okuyabilirdim ama dediğim gibi evrimi araştırdıysanız ve kafanıza yatmayan bir durum varsa sorun onu tartışalım. fakat siz böyle asılsız iddiaları önümüze sürerseniz bunun kaynaklarını da göstermek zorundasınız.

b)Deve,hayvanlar tasnifi sırasında evrim zinciri diye uydurulan benzetme sırasını bozan dört hayvandan biridir.

Hayır böyle bir durum yoktur. Devegiller tam da kendilerinden beklendiği gibi; eosen dönemin ortaları ile sonları aralığında ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu ise onların memeliler zincirindeki konumuyla ters düşen bir durum değildir.

c)Evrime göre hayvanlar belli bir hayat savaşının temsilcileridir.Her hayvanın belli bir hayat savaşı vardır.Halbuki devenin hiçbir hayat savaşı yoktur.Beslendiği bitkinin bile kurumuş,selüloz olmuş cinsini yer.

Evrime göre hayvanların illa ki bir hayat savaşı içinde olacağını nerede okudunuz acaba? Böyle bir durum illa ki olmak zorunda değildir. Fakat illa ki bir savaş istiyorsanız; deve bu savaşı bulunduğu ortamın koşullarıyla vermektedir. Besinin ve suyun oldukça az olduğu bir yerde hayat savaşı verilmeyeceğini iddia edemezsiniz sanırım.

d)Evrimciler bazı canlılarda bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler.

Bana öncelikle şu cümlenin tercümesini yapar mısınız? Artık organla muhakkak gerekli olan özel bir organı bir araya getiren bu cümle tam olarak ne anlatmak istemektedir ben anlam veremedim. Geri kalan yerden açıklama getirmeye devam edeyim:

Halbuki deve normal bir sindirim sistemi içinde selülozu en iyi sindiren hayvandır.Ayrı bir bağırsak sistemi böyle bir sindirim için gerekmez.Bu fonksiyon meselesidir.

Burada bahsi geçen normal sindirim sistemi zaten evrim sonucu meydana gelmiş sistemin ta kendisidir. Develer; selüloz sindirimi için 3 odalı mideleri ve uzun bağırsak sistemleriyle gayet de kendisinden ve evrimden beklenen sonuçları yerine getirmektedir.

2)Tüm canlılar su molekülünün 7-14 günde değişmek zorunda oldukları halde,bu kurala yalnız deve uymaz.Bu yüzden 50 gün su molekülünü tutabilmektedir.Bu hayat ve iyonlarla canlılık öyküsü açısından akıl almaz hikmetler taşır.

Tüm canlıların su molekülünü 7-14gün tutmak zorunluluğu olduğunu nereden çıkardınız. kurak bölgelerde yaşayan hangi böcek türü ya da sürüngen türü için böyle bir şart var söyler misiniz?

3)Deve,yalnız selüloz besinini alarak vitaminleri ve tümüyle hayat için gerekli kimyasal maddelerin çoğunu imal eden ve böylece hayatını sürdüren tek hayvandır.

bu hayvan otçul olduğu için bitkilerle besleniyor ve otçul tüm hayvanlar gibi deve de selüloz sindirimi yapıyor. Hayatı için gerekli olan her şey zaten yine o bitkilerin içinde tıpkı diğer otçullar için de olduğu gibi... ben size soruyorum: evrimle ne gibi ilgisi var bunun?

geri kalan şeyler de sanırım beni pek ilgilendirmiyor :)

Ayrıca devedeki kendisinin işine yaramayan kısımların ne olduğunu belirtip bunun insanlar için ne işe yaradığını söylerseniz sanırım size bir özür borçlu olurum.

İvan Karamazov
22-06-2009, 14:42
"Bütün parçadan büyüktür"


"Bütün parçadan büyüktür" değil de "bütün, kendisini oluşturan parçalardan büyüktür" dersek daha doğru olur. Madem ki bu iddiayı yıkmak istiyoruz aksini gösteren tek bir örnek vermeniz yeterlidir buna. Buyrun, tek bir örnek yeter... Ayrıca bu bilimde tam olarak nerede kullanlılıyor ki? Tüm bilimi sadece bu aksiyoma indirmek ne kadar tutarlıdır o da sizin takdiriniz tabi...


"Sonuç sebepten sonra gelir." : Kanıtı: öyle gözlemledim.


Bunun da illa ki böyle olmayacağını gayet iyi biliyoruz bu çağda.

Hem 3 tane istemiştim bakın 3 tane çıkacak kadar yok sadece bir tane çıkmış onu da bilime ne kadar bağlarsak artık :)

keci
22-06-2009, 15:08
Sayın İvan Karamazov

Teşekkür ederim açıklamalarınız oldukça mantıklı görünüyor. Ama merak ettim evrimde "evrim zinciri" diye bir olgu var mı ? Ve neden bu zincire ihtiyaç duyuluyor ? Yani bu "evrim zinciri" olmazsa evrim sorunlu olur mu ?

Yani türler ve ara türler herhangi bir "evrim zinciri" olmadan birbirlerine bağlı olmadan tek başlarına "VAR" olamaz mı ? Ve neden ?

Saygılarımla...

İvan Karamazov
22-06-2009, 15:20
Ama merak ettim evrimde "evrim zinciri" diye bir olgu var mı ? Ve neden bu zincire ihtiyaç duyuluyor ? Yani bu "evrim zinciri" olmazsa evrim sorunlu olur mu ?


evrim zinciri ya da soyoluş ağacı; insanların, canlılar arasındaki evrimsel ve kronolojik bağlantının nasıl olduğunu daha kolay anlamasını sağlayan matematiksel bir yöntemdir. soyoluş ağaçları olmazsa evrim sorunlu olur diyemeyiz çünkü bu belli bir amaç için kurulmuş soyut bir düşünüş biçimidir. Ancak bu soyoluş ağaçlarının basamaklarında büyük çelişkiler yakalanırsa, evrim o zaman sorunlu olur. Benim size verdiğim tavşan örneği bu türden bir sorundur.

keci
22-06-2009, 15:35
evrim zinciri ya da soyoluş ağacı; insanların, canlılar arasındaki evrimsel ve kronolojik bağlantının nasıl olduğunu daha kolay anlamasını sağlayan matematiksel bir yöntemdir. soyoluş ağaçları olmazsa evrim sorunlu olur diyemeyiz çünkü bu belli bir amaç için kurulmuş soyut bir düşünüş biçimidir. Ancak bu soyoluş ağaçlarının basamaklarında büyük çelişkiler yakalanırsa, evrim o zaman sorunlu olur. Benim size verdiğim tavşan örneği bu türden bir sorundur.

Sayın İvan Karamazov;

Kalın olarak işaretlediğim cümleyi kastediyorum evrim zinciri derken..
Yani soyut yapıyı değil onun içeriğini. Yani bu basamaklar olmadan zincirin
halkalarındaki türler var olamaz mı ? Bu basamaklara neden ihtiyaç var.?

Saygılarımla..

İvan Karamazov
22-06-2009, 15:41
hmm anladım sanırım.. evrimi, evrim yapan nokta da tam olarak bu bahsettiğiniz kısım zaten. eğer sorduğunuz soruya "olabilir" diyecek olursak, "bu canlı nerden gelmiş?" sorusunu cevaplamak zorunda kalırız. bu soruya verilecek mantıklı bilimsel bir teori olmadığı için ve evrimin de ilk soruya "hayır olamaz" diye cevap vererek, bunun sebeplerini gayet tutarlı bir biçimde açıklamasından dolayı evrime bu denli itibar gösteriliyor. ayrıca o basamaklar bir geçiş değil doğrudan canlıların yine kendisi :)

keci
22-06-2009, 15:55
hmm anladım sanırım.. evrimi, evrim yapan nokta da tam olarak bu bahsettiğiniz kısım zaten. eğer sorduğunuz soruya "olabilir" diyecek olursak, "bu canlı nerden gelmiş?" sorusunu cevaplamak zorunda kalırız. bu soruya verilecek mantıklı bilimsel bir teori olmadığı için ve evrimin de ilk soruya "hayır olamaz" diye cevap vererek, bunun sebeplerini gayet tutarlı bir biçimde açıklamasından dolayı evrime bu denli itibar gösteriliyor. ayrıca o basamaklar bir geçiş değil doğrudan canlıların yine kendisi :)

Teşekkür ederim Sayın İvan Karamazov

Bu basamaklar bir geçiş değil yani.. Doğrudan canlının kendisi ama bir sonraki canlı türünün oluşabilmesi için bir gerekçe olması lazım öyleyse.

Ayrıca bu soruya neden "olabilir" denemiyor sanırım şu söz size ait :

"Bunun da illa ki böyle olmayacağını gayet iyi biliyoruz bu çağda."

"bu soruya verilecek mantıklı bilimsel bir teori olmadığı için" demişsiniz bunu
şu şekilde anlayabilir miyiz acaba ?

Henüz "bu soruya verilecek mantıklı bilimsel bir teori olmadığı için"
Yani akıl henüz o seviyede değil ama bilim ilerledikçe akılda gelişiyor. Belki
ileride bunu anlayabilecek düzeye gelebilir insanoğlu.... Kimbilir belkide hiç olmayacak Onun için biz elimizdekini doğru kabul edelim. zamanı gelince bu "İskambilden Kule" 'yi yıkarız..
Bu arada buna göre yaratıcı yok demiştik değil mi ?

Saygılarımla...




Saygılarımla...

İvan Karamazov
22-06-2009, 16:07
Henüz "bu soruya verilecek mantıklı bilimsel bir teori olmadığı için"
Yani akıl henüz o seviyede değil ama bilim ilerledikçe akıl da gelişiyor. Belki
ileride bunu anlayabilecek düzeye gelebilir insanoğlu.... Kimbilir belkide hiç olmayacak Onun için biz elimizdekini doğru kabul edelim. zamanı gelince bu "İskambilden Kule" 'yi yıkarız..


Evet zaten evrimin teori olmasının sebebi de bu. Hatta bilimin pozitivzmden vazgeçmiş olmasının sebebi de bu. newton kendi gravitasyon kuramını ortaya attı ve 300 yıl boyunca yapılan tüm deneyler newton'ı doğruladı. einstein gelene kadar da kimse newton'ın yanılıyor olduğunu gözlemleyemedi... bilimsel iddiaların doğrulanıyor oluşları değil yanlışlanabilir olmalarına rağmen yanlışlanamıyor oluşları önemlidir diye defalarca söyledim sanırım. bahsettiğiniz gibi o soruya tutarlı cevap veren bir teori ileride ortaya atılabilir fakat yine söyledim ki bilim dünyasında occam'in usturası geçerlidir: bir konudaki teoriniz, önceki teoriden daha çok şeyi açıklamasından dolayı daha güçlü değilse kabul edilmeyecektir. böyle bir teorinin olmaması ileride bu teorinin var edilemeyeceği anlamına gelmediği gibi böyle bir teorinin olmaması ileride bu teorinin var edileceği anlamına da gelmemektedir.


Bu arada buna göre yaratıcı yok demiştik değil mi ?

benim size kurduğum hiçbir cümlem bu şekilde değildi... hatta size kurduğum ilk cümle yanılmıyorsam; inancınız evrimle çelişiyor olabilir ama bu evrimi ilgilendirmemektedir, şeklindeydi. bu cümleden bir yaratıcı olamayacağı fikrini çıkarmak ne kadar doğrudur bunu da size bırakıyorum.

keci
22-06-2009, 16:45
benim size kurduğum hiçbir cümlem bu şekilde değildi... hatta size kurduğum ilk cümle yanılmıyorsam; inancınız evrimle çelişiyor olabilir ama bu evrimi ilgilendirmemektedir, şeklindeydi. bu cümleden bir yaratıcı olamayacağı fikrini çıkarmak ne kadar doğrudur bunu da size bırakıyorum.

Sayın İvan Karamazov

Hayır, bu cümlenizden çıkarmadım bu sonucu, yazılarınızın bütününden böyle bir sonuç çıkardım. Zaten benim ilk yazıma dikkat etti iseniz Bu Müslüman Kardeşlerime yazılmış bir yazı idi. Anti-teist arkadaşların Evrime inanmasının benim için bir mahzuru yok. Benim için önemli olan Müslüman kardeşlerimin bu konuda dikkatli olup Evrim dolayısı ile şüpheye düşmemeleri Çünkü Evrime' e inanmak demek bir müslüman için (HAŞA) Allah (C.C) 'a eksiklik atfetmek demektir.

Çünkü Allah (C.C) tüm eksikliklerden münezzehtir. Yani bir canlının yaşadığı çevre koşullarını ve ihtiyaçlarını bilmemesi mümkün değildir. O canlıyı ve diğer tüm herşeyi en uygun şekilde yaratır.

Bunu sonradan canlının kendi iradesi veya başka bir yolla, sağlaması
(HAŞA) Allah (C.C) 'a eksiklik atfetmek anlamına gelir..

Bunun için bunları söyledim.

Saygılarımla.....

İvan Karamazov
22-06-2009, 16:54
Hayır, bu cümlenizden çıkarmadım bu sonucu, yazılarınızın bütününden böyle bir sonuç çıkardım. Zaten benim ilk yazıma dikkat etti iseniz Bu Müslüman Kardeşlerime yazılmış bir yazı idi.

yanlış bir çıkarım yapmışsınız o halde... her konusu açıldığında sadece sizin inançlarınızdan bahsettim. bu bir tanrının olamayacağını düşündüğüm anlamına gelmez. ayrıca ilk yazınızı müslüman kardeşlerinize yazmış olmanıza da dikkat ettiyseniz hiçbir yerde bir söz söylemedim. sadece siz evrimi anlatırken, evrim hakkında verdiğiniz yanlış bilgileri düzelttim.

keci
22-06-2009, 17:05
yanlış bir çıkarım yapmışsınız o halde... her konusu açıldığında sadece sizin inançlarınızdan bahsettim. bu bir tanrının olamayacağını düşündüğüm anlamına gelmez. ayrıca ilk yazınızı müslüman kardeşlerinize yazmış olmanıza da dikkat ettiyseniz hiçbir yerde bir söz söyledim. sadece siz evrimi anlatırken, evrim hakkında verdiğiniz yanlış bilgileri düzelttim.

Sayın İvan Karamazov

Teşekkür ederim Olabilir tabii ki yanlış bir çıkarım yapmışda olabilirim.
Ama ben bir Müslüman'ım dolayısı ile sizin yaratıcı algınızı bilemiyorum.
Eğer bir yaratıcı da eksiklik ve kusur düşünebiliyorsanız bu olabilir tabii ki

Ama ben düşünemiyorum ayrıca bir canlının, bırakın kendi
iradesini; vücudunun her bir parçasının kendinden bağımsız bir iradesi
ve seçimi olabileceğini de düşünemiyorum. Yada algısı....

Üstelik "Bir bütünün parçaları, bütünün kendisinden büyük olamaz"
aksiyomu gereğince, sözkonusu parçaların büyük sistemi algılayıp nasıl
evrimleşebildiğini de...

Tabii ki bu benim düşüncem... Sizi bilemiyorum..

Saygılarımla..

vartor
22-06-2009, 17:12
Basini kuma sokup, etrafin kararcagini da 0-6 yas arasi cocuklar inanir. Allahin herseyi mukemmel yarttigina inanip da, herseyin mukemmel olmadigini, anomalilerle dolu bir dunya oldugunu ancak onlar goremez.
Musluman arkadaslara hitaben yazmis keci arkadas, aman bilime, evrim teorisine inanarak gunaha girmesinler diye. Ben sessiz kalmalarina ragmen, sitemizde bunu ashmis muslumanlar oldugunu biliyorum.
develeri, fareleri hasaratlari birakin da, fosilleri gozlerimize icine kadar giren, mukemmel yaratilmis, ama bugun olmayan hayvan cinsleri de bir yana, Neanderthal insanina ne olmus da yok olmus onu aciklayailir misin. Harun Yahya.nin, buna da komik bir aciklamasi herhalde vardir.

İvan Karamazov
22-06-2009, 17:15
sevgili keçi söz konusu olan algılayıp aygılayamamak meselesi değil; inanç meselesi... sizin inandığınız inanç, evrimi kabul etmiyor olabilir. inançlarınızdaki birtakım olgular yanlışlanabilir olmadığından dolayı, onları bilimsel bir tabana oturtulamayacağını da gayet iyi biliyorsunuz; ki zaten doğrusu da bu... ben sadece, salt inançlarınızdan dolayı evrimi sözde bilimsel birtakım argümanları kullanıp akılla çürütme gayenize karşı çıktım. bunun yanı sıra inanıp inanmamak meselesi ise sanırım bu başlığın konusu değil :) evrimle ilgili verdiğiniz bilgilerden yanlış olanları düzelttiysem ve merak ettiğiniz sorulara da cevap verebildiysem sanırım amacımıza ulaştık :)

keci
22-06-2009, 17:31
Basini kuma sokup, etrafin kararcagini da 0-6 yas arasi cocuklar inanir. Allahin herseyi mukemmel yarttigina inanip da, herseyin mukemmel olmadigini, anomalilerle dolu bir dunya oldugunu ancak onlar goremez.
Musluman arkadaslara hitaben yazmis keci arkadas, aman bilime, evrim teorisine inanarak gunaha girmesinler diye. Ben sessiz kalmalarina ragmen, sitemizde bunu ashmis muslumanlar oldugunu biliyorum.
develeri, fareleri hasaratlari birakin da, fosilleri gozlerimize icine kadar giren, mukemmel yaratilmis, ama bugun olmayan hayvan cinsleri de bir yana, Neanderthal insanina ne olmus da yok olmus onu aciklayailir misin. Harun Yahya.nin, buna da komik bir aciklamasi herhalde vardir.

Sayın vartor

Kainatta herşey mükemmeldir. Sizin anomali dedikleriniz Allah (C.C) 'ın bildiği bir hikmet üzere yaratılmışlardır. Ama siz bunu anlayamazsınız sadece Mango 'nun tadını bilenler anlayabilir.
Ayrıca ben bilime inanmasınlar demedim, ben evrim teorisinin iddialarına inanmasınlar dedim. Arada fark var.

Bilim bir Müslümanın yitiğidir (kaybettiği) onu nerede bulursa alır.
Ancak ilimsiz bilim insanı çukura çeker, nefs çukuruna...

Ayrıca Sayın İvan Karamazov 'a verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ederim,
ancak şunuda belirtmek isterim ki bir organın veya canlının çevre koşullarına uyum sağlaması ancak onu algılaması ile olabilir.

Saygılarımla..

En el hak
22-06-2009, 17:59
dostum ivan,

verdiğin cevaplara ekleyecek bir şeyim olmadığından,okuyarak keyfini çıkardım.tşkler dostum.

keci
22-06-2009, 18:33
sevgili keçi söz konusu olan algılayıp aygılayamamak meselesi değil; inanç meselesi... sizin inandığınız inanç, evrimi kabul etmiyor olabilir. inançlarınızdaki birtakım olgular yanlışlanabilir olmadığından dolayı, onları bilimsel bir tabana oturtulamayacağını da gayet iyi biliyorsunuz; ki zaten doğrusu da bu... ben sadece, salt inançlarınızdan dolayı evrimi sözde bilimsel birtakım argümanları kullanıp akılla çürütme gayenize karşı çıktım. bunun yanı sıra inanıp inanmamak meselesi ise sanırım bu başlığın konusu değil :) evrimle ilgili verdiğiniz bilgilerden yanlış olanları düzelttiysem ve merak ettiğiniz sorulara da cevap verebildiysem sanırım amacımıza ulaştık :)


Sayın İvan Karamazov

Yukarıda işaretlemiş olduğum sözleriniz dikkatimi çekti tekrar okuduğumda
ben inançlarımı bilimsel bir tabana oturtmaya çalışmıyorum.
"Evrim Sanı"' sının bir sanı hatta bir inanç olduğunu ispatlamaya çalıştım.

Ayrıca olmayan bir teoriyi zaten çürütemem, en son söylediğiniz cümlede
"olabilir" kelimesi yerine "hayır olamaz" cümlesini seçmek tamamen inançla
ilgilidir. Neden olabilir kelimesi referans alınarak, o yönde bir çalışma
yapılmamışta "hayır olamaz" cümlesi referans alınıp o yöne doğru
gidilmiştir.

Diyeceksiniz ki, "mantıklı bilimsel bir teori yoktu"; ama "hayır olamaz"
cümlesi söylendiğinde de yoktu, ilk defasında neden bu yola girildi o
zaman.. Ben söyleyeyim isterseniz "Sebep-Sonuç" aksiyomu bir inançtır.
Bu inanç insanları ister istemez bir yola sürükler.

Eğer ilk mesajlarımdaki deneyi yaparsanız, "Sebep-Sonuç" ilişkisinin tamamiyle bir inanç olduğunu görebilirsiniz. Hatta bunun ötesinde gerçeklikten uzak olduğunuda....

Birde sözde bilimsel olduğunu söylediğiniz argümanların hangisinin bilimden uzak olduğunuda belirtirseniz (inançla ilgili olanlar dışında) memnun olurum.

Saygılarımla

İvan Karamazov
22-06-2009, 19:13
sebep-sonuç ilişkisinin bir aksiyom olmadığını zaten size söylemiştim. evrimdeki sebep-sonuç ilişkisinin ise; gözlemler sonucu doğrulukları desteklenerek elde edilen verilerin birleştirilmesiyle açıklandığını da bildirmiştim. bu noktaya itiraz ediyorsanız bunun bu şekilde olmadığını gösteren tek bir örnek göstermeniz yeterli diye de 2-3 kere söylemiştim sanırım. fakat siz bunu gösteremiyorsanız, bu noktaya itiraz etme hakkına da sahip değilsiniz. zaten buna göstereceğiniz örnek evrimi yanlışlayacak örneğin ta kendisidir. evrim şu anda yanlışlanamadığına göre de böyle atıp tutmayla sadece kendi kendinizi kandırmaktan öteye gidemezsiniz. ayrıca evrimin bir sanı olduğunu iddia ediyorsunuz, madem bilimsel metodun ne olduğunu size araştırmanızı salık vermeme rağmen araştırmadan konuşuyorsunuz; üzgünüm ama yapabileceğim hiçbir şey yok burada art niyet aramaktan başka. eğer art niyetsiz olduğunuzu iddia ediyorsanız buyrun; evrimin neden hala bir sanı olduğunu, yukarıda söylediklerimi göz önünde bulundurarak, lafta değil, bilimsel verilerinizi ortaya koyarak iddia edin; tartışalım. fakat, hayır, siz bunu yapmıyorsunuz söyledikleriniz de lafın ötesine geçmiyor.

sizin sorduğunuz tüm sorular mantıklı ve tutarlı şekilde cevaplanmıştır. bunun yanı sıra yapabiliyorsanız daha iyisini yapıp bilim dünyasına katkıda bulunmanızı da söylemiştim size ama siz sadece itiraz etme yolunu seçiyorsunuz üstelik herhangi bir dayanak noktasına sahip olmamanıza rağmen... bilimsel metodun detaylarını öğrendiğiniz zaman kafanızdaki soruları kendinizin çözebileceğine inanıyorum. kolay gelsin.

Yergin
22-06-2009, 20:04
Bir noktaya itiraz edebilmek için, o şekilde olmadığını gösteren bir örnek göstermek mi gerekiyor? Mesela ben bir müslüman olarak, sizin kadar evrimi bilmediğim halde, benim inancıma ters olduğu için itiraz edemez miyim?

İvan Karamazov
22-06-2009, 20:14
tabiki de itiraz edebilirsiniz envyme. itiraz etmek en doğal hakkımız. itiraz edersiniz ama bu herhangi bir işe yaramaz. bunun sebebi de; sizin inançlarınızın evrimin umrunda olmamasıdır ya da evrimin sizin inançlarınızla bir alıp veremediğinin olmamasıdır diyelim.

digeri_1
22-06-2009, 21:10
Ben evrim teorisine direkt olarak karşı değilim . Evrim zaten biyolojinin konusu içerisine giriyor. Varlık dediğim Tanrı beki bu evrimi başlatmış olabilir. Ancak bu yine biyolojiyle alakası değil . Neyse uzatmadan daha önce başka yerde sorduğum bir soruyu sormak istiyorm ;

Nükleik asit olmadan protein oluşamazsa ,protein olmadan da nasıl nükleik asit oluşabiliyor ?

Yergin
22-06-2009, 21:16
Peki evrim, evrimin umurunda olanlarla mı yada alıp verdiği olanlarla mı ilgilenir? Aslında evrim farklı değerlendiriliyor. Tıpkı Devrim gibi. Devrim diyince akla yıkılması gereken birşey geliyor ama öyle değil. Evrim de bence İslam'a aykırı değildir ama bazılarının iddia ettiği Evrim aykırıdır. Biraz belirsizlik içeren bir cümle oldu sanırım. Belki de bu yüzden evrim hala gündemde olmaya devam ediyor. Ben evrimi büyümek, gelişmek olarak değerlendiriyorum. Ben büyüyorum, gelişiyorum yetişiyorum buna evrim denilebilir. Ben evrimi T.D.K.'nın açıkladığı şekilde değerlendiriyorum.

Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme olayı
http://www.tdk.gov.tr/TR/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF437673 4BED947CDE&Kelime=evrim

Ama bazılarının savunduğu evrime ise karşıyım. Benim bu konuda yeterince bilgi sahibi olmamamdan dolayı evrim beni umursamıyorsa önemli değil benim için. Ben umursayıp karşı olduğumu söylerim, gerisi ona kalmış...

İvan Karamazov
22-06-2009, 21:38
aslında bu soru evrimle ilgili değildir tam olarak, çünkü evrimden bahsedebilmemiz için öncelikle ortada bir canlının olması gerekmektedir. fakat soruya en azından bir cevap getirmemiz gerekiyorsa şunu anlatayım; abiyogenez denilen teoriyi sınamak için miller-urey diye bilinen bir deney yapılıyor. bu deney; dünyanın ilk zamanlarda sahip olduğu düşünülen yapısı taklit edilerek yapılıyor. deneyin sonuçları ise abiyogenezin lehine oluyor: bir hafta süren deney sonucunda; proteinlerde kullanılan bazı aminoasitlerle, nükleik asitlerin parçalarının bazı yapıtaşlarının oluştuğu gözlemleniyor. yani dünyanın ilk dönemlerinde eğer bir nükleik asit oluşmuşsa, ortamda protein sentezi yapabilmek için gereken aminoasitler zaten bulunmak zorunda oluyor... tabi bunun abiyogenez denilen teori ile ilgili olduğunu da tekrar hatırlatmakta fayda var.

walla
22-06-2009, 22:28
Merak etmeyin yazı harun yahya'ya aittir. Mesela sizin kafanıza şöyle bir durum takıldıysa: "Deve,evrimcilerin ayıklanması zorunlu dediği bir hayvan türüdür." bunun sebebi; bir veya birtakım evrimcinin, bunu iddia ettiğini okumuş olmanızdır. Ben hiç böyle bir iddiada bulunan bir evrimci görmedim. Eğer siz biliyorsanız buyrun kaynak gösterin açıklama yapalım. Fakat yok, neden? çünkü bu adam, olmayan şeyleri çarpıtarak olmuş gibi gösteren bir adam... o yazıyı ben de okuyabilirdim ama dediğim gibi evrimi araştırdıysanız ve kafanıza yatmayan bir durum varsa sorun onu tartışalım. fakat siz böyle asılsız iddiaları önümüze sürerseniz bunun kaynaklarını da göstermek zorundasınız.

b)Deve,hayvanlar tasnifi sırasında evrim zinciri diye uydurulan benzetme sırasını bozan dört hayvandan biridir.

Hayır böyle bir durum yoktur. Devegiller tam da kendilerinden beklendiği gibi; eosen dönemin ortaları ile sonları aralığında ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu ise onların memeliler zincirindeki konumuyla ters düşen bir durum değildir.

c)Evrime göre hayvanlar belli bir hayat savaşının temsilcileridir.Her hayvanın belli bir hayat savaşı vardır.Halbuki devenin hiçbir hayat savaşı yoktur.Beslendiği bitkinin bile kurumuş,selüloz olmuş cinsini yer.

Evrime göre hayvanların illa ki bir hayat savaşı içinde olacağını nerede okudunuz acaba? Böyle bir durum illa ki olmak zorunda değildir. Fakat illa ki bir savaş istiyorsanız; deve bu savaşı bulunduğu ortamın koşullarıyla vermektedir. Besinin ve suyun oldukça az olduğu bir yerde hayat savaşı verilmeyeceğini iddia edemezsiniz sanırım.

d)Evrimciler bazı canlılarda bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler.

Bana öncelikle şu cümlenin tercümesini yapar mısınız? Artık organla muhakkak gerekli olan özel bir organı bir araya getiren bu cümle tam olarak ne anlatmak istemektedir ben anlam veremedim. Geri kalan yerden açıklama getirmeye devam edeyim:

Halbuki deve normal bir sindirim sistemi içinde selülozu en iyi sindiren hayvandır.Ayrı bir bağırsak sistemi böyle bir sindirim için gerekmez.Bu fonksiyon meselesidir.

Burada bahsi geçen normal sindirim sistemi zaten evrim sonucu meydana gelmiş sistemin ta kendisidir. Develer; selüloz sindirimi için 3 odalı mideleri ve uzun bağırsak sistemleriyle gayet de kendisinden ve evrimden beklenen sonuçları yerine getirmektedir.

2)Tüm canlılar su molekülünün 7-14 günde değişmek zorunda oldukları halde,bu kurala yalnız deve uymaz.Bu yüzden 50 gün su molekülünü tutabilmektedir.Bu hayat ve iyonlarla canlılık öyküsü açısından akıl almaz hikmetler taşır.

Tüm canlıların su molekülünü 7-14gün tutmak zorunluluğu olduğunu nereden çıkardınız. kurak bölgelerde yaşayan hangi böcek türü ya da sürüngen türü için böyle bir şart var söyler misiniz?

3)Deve,yalnız selüloz besinini alarak vitaminleri ve tümüyle hayat için gerekli kimyasal maddelerin çoğunu imal eden ve böylece hayatını sürdüren tek hayvandır.

bu hayvan otçul olduğu için bitkilerle besleniyor ve otçul tüm hayvanlar gibi deve de selüloz sindirimi yapıyor. Hayatı için gerekli olan her şey zaten yine o bitkilerin içinde tıpkı diğer otçullar için de olduğu gibi... ben size soruyorum: evrimle ne gibi ilgisi var bunun?

geri kalan şeyler de sanırım beni pek ilgilendirmiyor :)

Ayrıca devedeki kendisinin işine yaramayan kısımların ne olduğunu belirtip bunun insanlar için ne işe yaradığını söylerseniz sanırım size bir özür borçlu olurum.

kulliyen yalan.
tek tek acıklayayım mı? deve yalnız selüloz besinini alarak, heh he keçi, koyun , at, eşek, inek ne yiyiyor sadece. saman ne demek biliyormusun. saman = selüloz
Evrimciler bazı canlılarda bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler. heh he selülozu sindiren değirmen taşı değil enzimlerdir.


Tüm canlılar su molekülünün 7-14 günde değişmek zorunda oldukları halde,bu kurala yalnız deve uymaz. heh he 7-14 gün içinde yaptığın çişleri, nefesinden cıkan buharı, terini topla, 50 kilo yapıyor mu hesap et. attın mı destekli at. her kim isen.


)Deve,hayvanlar tasnifi sırasında evrim zinciri diye uydurulan benzetme sırasını bozan dört hayvandan biridir heh he... bunu diyen adamın evrim bilimcisi olduğunu söylemek anlamsızdır.

vartor
23-06-2009, 01:27
sayin Ivan Karamazof devenin harun yahya palavrasi oldugunu aciklamis zaten sevgili walla.
Bu arada, ters anlamalar olmus ikiniz arasinda, Ivan kardesimizin tarafsiz ve ortaya yazmasi beni sevindirdi; hele sabirla, herkese sakince yazmasi tebrik edilmesi gereken bir vasfi.

walla
23-06-2009, 06:11
heh he... bunu diyen adamın evrim bilimcisi olduğunu söylemek anlamsızdır.

Eleştirim zaten kendini bilim adamı sanana.

walla
23-06-2009, 06:15
Ben evrim teorisine direkt olarak karşı değilim . Evrim zaten biyolojinin konusu içerisine giriyor. Varlık dediğim Tanrı beki bu evrimi başlatmış olabilir. Ancak bu yine biyolojiyle alakası değil . Neyse uzatmadan daha önce başka yerde sorduğum bir soruyu sormak istiyorm ;

Nükleik asit olmadan protein oluşamazsa ,protein olmadan da nasıl nükleik asit oluşabiliyor ?


Natan kardeş, Nükleik asit proteinin küçük parçalarıdır, bunları zincir gibi uc uca bağlarsan protein olur. şöyle düşün, nükleik asit=tuğla, protein= duvar. yani tuğla için önceden duvar olması gerekmiyor.

walla
23-06-2009, 06:19
[QUOTE=EnvyMe;193943] Ben evrimi büyümek, gelişmek olarak değerlendiriyorum. Ben büyüyorum, gelişiyorum yetişiyorum buna evrim denilebilir. Ben evrimi T.D.K.'nın açıkladığı şekilde değerlendiriyorum.
QUOTE]

Ben büyüyorum, gelişiyorum yetişiyorum buna evrim denilebilir...

İşte bu evrim değil, çünki, senin küçüklüğünde ki özellikler ile büyüdüğündeki özellikler (genetik olarak) aynı. Ama evrim, genetik farklılaşmayı izah eder.

İvan Karamazov
23-06-2009, 08:08
kulliyen yalan.
tek tek acıklayayım mı? deve yalnız selüloz besinini alarak, heh he keçi, koyun , at, eşek, inek ne yiyiyor sadece. saman ne demek biliyormusun. saman = selüloz
Evrimciler bazı canlılarda bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler. heh he selülozu sindiren değirmen taşı değil enzimlerdir.


Tüm canlılar su molekülünün 7-14 günde değişmek zorunda oldukları halde,bu kurala yalnız deve uymaz. heh he 7-14 gün içinde yaptığın çişleri, nefesinden cıkan buharı, terini topla, 50 kilo yapıyor mu hesap et. attın mı destekli at. her kim isen.


)Deve,hayvanlar tasnifi sırasında evrim zinciri diye uydurulan benzetme sırasını bozan dört hayvandan biridir heh he... bunu diyen adamın evrim bilimcisi olduğunu söylemek anlamsızdır.

bu mesajınızda bana ait tek bir cümleye bile değinmiyor oluşunuza karşın neden benim mesajımı alıntıladınız? sayın keci'nin mesajında olanlara değinmişsiniz sadece... yanlış bir alıntılama olmuş sanırım...

walla
23-06-2009, 08:30
kulliyen yalan.
tek tek acıklayayım mı? deve yalnız selüloz besinini alarak, heh he keçi, koyun , at, eşek, inek ne yiyiyor sadece. saman ne demek biliyormusun. saman = selüloz
Evrimciler bazı canlılarda bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler. heh he selülozu sindiren değirmen taşı değil enzimlerdir.


Tüm canlılar su molekülünün 7-14 günde değişmek zorunda oldukları halde,bu kurala yalnız deve uymaz. heh he 7-14 gün içinde yaptığın çişleri, nefesinden cıkan buharı, terini topla, 50 kilo yapıyor mu hesap et. attın mı destekli at. her kim isen.


)Deve,hayvanlar tasnifi sırasında evrim zinciri diye uydurulan benzetme sırasını bozan dört hayvandan biridir heh he... bunu diyen adamın evrim bilimcisi olduğunu söylemek anlamsızdır.


İvan, dikkat edersen sadece kalın yazılı olanları cevapladım, senin cevaplarına aynen katılıyorum.

keci
23-06-2009, 13:33
sebep-sonuç ilişkisinin bir aksiyom olmadığını zaten size söylemiştim. evrimdeki sebep-sonuç ilişkisinin ise; gözlemler sonucu doğrulukları desteklenerek elde edilen verilerin birleştirilmesiyle açıklandığını da bildirmiştim. bu noktaya itiraz ediyorsanız bunun bu şekilde olmadığını gösteren tek bir örnek göstermeniz yeterli diye de 2-3 kere söylemiştim sanırım. fakat siz bunu gösteremiyorsanız, bu noktaya itiraz etme hakkına da sahip değilsiniz. zaten buna göstereceğiniz örnek evrimi yanlışlayacak örneğin ta kendisidir. evrim şu anda yanlışlanamadığına göre de böyle atıp tutmayla sadece kendi kendinizi kandırmaktan öteye gidemezsiniz. ayrıca evrimin bir sanı olduğunu iddia ediyorsunuz, madem bilimsel metodun ne olduğunu size araştırmanızı salık vermeme rağmen araştırmadan konuşuyorsunuz; üzgünüm ama yapabileceğim hiçbir şey yok burada art niyet aramaktan başka. eğer art niyetsiz olduğunuzu iddia ediyorsanız buyrun; evrimin neden hala bir sanı olduğunu, yukarıda söylediklerimi göz önünde bulundurarak, lafta değil, bilimsel verilerinizi ortaya koyarak iddia edin; tartışalım. fakat, hayır, siz bunu yapmıyorsunuz söyledikleriniz de lafın ötesine geçmiyor.

sizin sorduğunuz tüm sorular mantıklı ve tutarlı şekilde cevaplanmıştır. bunun yanı sıra yapabiliyorsanız daha iyisini yapıp bilim dünyasına katkıda bulunmanızı da söylemiştim size ama siz sadece itiraz etme yolunu seçiyorsunuz üstelik herhangi bir dayanak noktasına sahip olmamanıza rağmen... bilimsel metodun detaylarını öğrendiğiniz zaman kafanızdaki soruları kendinizin çözebileceğine inanıyorum. kolay gelsin.


Sevgili İvan Karamazov

Teşekkür ederim, eğer sözlerimden bir art niyet sezdi iseniz bunun böyle olmadığına sizi temin ederim. Ben tamamen bilimsel olduğunu düşündüğüm bir şekilde bu teoriye karşı çıkmıştım. Ancak sözlerimle tam olarak anlatmak istediğimi ifade edemiyorum.

Sebep-sonuç ilişkisinin bir aksiyom olmadığını neye dayanarak söylediniz acaba ? Bu konuda aksini kanıtlayacak bir deliliniz var mı ?
Zira bu temel gerçek Tüm bilimin temelindedir..
Ayrıca termodinamik kanunları bu sebeple şuan oldukları gibidir.Mesela entropi artışı.

Eğer bunun aksini iddia ederseniz sizin gerçekleri anlamak için doğa üstü
güçleriniz olduğunu düşünmemiz gerekecek...
Ya da kuantum Fiziğindeki Elektron çiftlerini kastediyor olmalısınız

Benim söylemeye çalıştığım bilimsel metodun bunu veya aksini kanıtlamaya yetmeyeceği zira bilimsel metodun temel dayanak noktasının gözlem ve ona bağlı sonuçlar olduğunu ifade etmektir.

Bunu yapmaya çalıştığında Astroloji gibi spekülatif sonuçlar çıkaracağıdır. Yani benim karşı çıktığım bu noktada Bilimin kendisidir. Yanlış düşünmenizi istemem. Bilime karşı çıktığımdan değil, sadece Bilimde herşeyin sorgulanabilir olduğundan hareketle, Bilimin ve onun metodununda Evrim teorisini açıklamadan önce sorgulanarak, güvenilir olup olmadığını öğrenmemiz gerektiğidir. Aslen Fizik, Kimya ve diğer bilim dalları içinde bu geçerlidir.

Sonuçların tekrar edilebilir olması ve diğer bilimsel gerçekler buna engel değildir. Yani güvenilirliğinin var olmasına..

Tabi ki güvenilirlikten ne anladığınıza bağlı olarak...
Ve bana göre Bilim bu soruya cevap verecek yeterlikte değildir.
Eğer bunu açıklamamı isterseniz cevaplayabilirim.

Saygılarımla...

vartor
23-06-2009, 15:55
Tabi ki güvenilirlikten ne anladığınıza bağlı olarak...
Ve bana göre Bilim bu soruya cevap verecek yeterlikte değildir.
Eğer bunu açıklamamı isterseniz cevaplayabilirim.

Saygılarımla...
Sorusturmaci mantigi sizin kadar guclu birinin, Varligi hic ispat edilememis, tamamen bir toplum ve aile ogretisi olan tanri ve din anlayisina, hicbir delil ve ispati olmayan masallara koru korune guvenmesi enteresan. Hatta Harun Yahya'nin deve masalina bile inanmis olmaniz bile, kendinizde bir suphe uyandirmiyor mu? Ha pardon, siz zaten musluman kardeslerinizi iclerine "hasha" evrim suphesi girmesin diye uyarmaya gelmistiniz.
sevgilerimle....

İvan Karamazov
23-06-2009, 16:32
Ben tamamen bilimsel olduğunu düşündüğüm bir şekilde bu teoriye karşı çıkmıştım.

Öncelikle bilmenizi isterim ki; tartışmamızın başından beri siz de ben de burada bilim yapmıyoruz. Bilim üzerine ya da bilimin sonuçları üzerine konuşmak, bilim yapmak değildir. Bilim yapmıyorsak da burada söylediğimiz hiçbir söze: bunlar bilimsel sözlerdir, diyemeyiz. Sözlerimiz olsa olsa, bilimin sonuçlarıyla ilgili, mantıklı ya da mantıksız ifadelerdir.

Anladığım kadarıyla bu konuda kafanız bir hayli karışık. Aynı yazı içerisinde, kendi içinizde düşünsel açıdan ne kadar ilginç çelişkiler oluşturduğunuza dikkatinizi çekmek istiyorum. Yazdıklarınızı dikkatlice okuyalım...

Kabul edelim ki; sebep sonuç ilişkisini doğru bulmuyorsunuz... Bakalım neler demişsiniz:

Sebep-sonuç ilişkisinin bir aksiyom olmadığını neye dayanarak söylediniz acaba ? Bu konuda aksini kanıtlayacak
bir deliliniz var mı ? Zira bu temel gerçek Tüm bilimin temelindedir..

Eğer bunun aksini iddia ederseniz sizin gerçekleri anlamak için doğa üstü
güçleriniz olduğunu düşünmemiz gerekecek...

Yukarıdaki sözlerinize baktığımızda ulaştığımız sonuç şu: Demek ki kabulümüz yanlış. Çünkü gayet net görülüyor ki sebep-sonuç ilişkisinin bir gerçek olduğunu varsayıyorsunuz. Peki, kabulümüzü değiştirelim ve sebep sonuç ilişkisini benimsediğinizi kabul edelim. Bakalım neler demişsiniz, sebep-sonuç ilişkisi üzerine:

Benim söylemeye çalıştığım bilimsel metodun bunu veya aksini kanıtlamaya yetmeyeceği zira bilimsel metodun
temel dayanak noktasının gözlem ve ona bağlı sonuçlar olduğunu ifade etmektir.

Yani benim karşı çıktığım bu noktada Bilimin kendisidir. Yanlış düşünmenizi istemem. Bilime karşı çıktığımdan değil,
sadece Bilimde herşeyin sorgulanabilir olduğundan hareketle, Bilimin ve onun metodununda Evrim teorisini
açıklamadan önce sorgulanarak, güvenilir olup olmadığını öğrenmemiz gerektiğidir.

Sonuçların tekrar edilebilir olması ve diğer bilimsel gerçekler buna engel değildir. Yani güvenilirliğinin var
olmasına..

Tabi ki güvenilirlikten ne anladığınıza bağlı olarak...
Ve bana göre Bilim bu soruya cevap verecek yeterlikte değildir.


O da ne! Yine kabulümüzle çeliştik... Üzgünüm ama şu okuduklarımdan sizin hakkınızda; kafası karışık biri olduğunuz sonucunu çıkarmamamı benden bekleyemezsiniz...

Şimdi, bu çelişkileri görmezden gelerek, kafanızı karıştıran noktayla ilgili, eğer bu noktayı anlayabildiysem kendi anlayabildiğim kadarıyla, bir iki söz söylemek istiyorum. Bu tür konularda, kafalarımızda karışıklıkların olmaması için iki noktada hata yapmamaya oldukça önem göstermemiz gerekiyor: Bunlardan birincisi, konuştuğumuz konuyu hangi alanda konuştuğumuzu biliyor olmamızdır; ikincisi, konuşurken kullandığımız ifade ve kavramların ne anlama geldiklerini biliyor olmamızdır. Eğer siz, "bilim için sebep-sonuç ilişkisi bir aksiyomdur" derseniz burada yukarıda bahsettiğim hataların iki türünü de yapmış olursunuz. Birinci hataya göre açıklama yapmaya başlayayım... Geçtiğimiz yüz yılda ortaya çıkan kuantum fiziği, bize; bilimsel açıdan, determinizmi sorgulamamız gerektiğini öğretmiştir. Kuantum fiziği bilimin bir parçası olduğundan: "bilim için sebep-sonuç bir aksiyomdur" diyemezsiniz. Çünkü sebep-sonuç bilimin tüm dalları için sağlanıyor olmak zorunda değildir. Burada yaptığınız hata: konuştuğunuz konuyu, hangi alanda konuştuğunuzun farkında olmamanızdır. Şimdi ikinci türdeki hatanıza bakalım... Bunu anlatabilmem için öncelikle aksiyomun tanımını vermem gerekiyor. Doğruluğu apaçık olan, doğruluğuna ispat gerektirmeyen önermelere aksiyom denir. Eğer siz: "bilim için sebep-sonuç bir aksiyomdur" derseniz sebep-sonuç ilişkisini doğrudan apaçık bir gerçek olarak kabul etmiş olursunuz. Kaldı ki bunun apaçık bir gerçek olmayabileceğini ilk hatanızda anlatmıştım. İkinci türden hatanız da tahmin edersiniz ki; aksiyom kavramının ne anlama geldiğini bilmiyor oluşunuzdur.

Sonuç: Bilim için sebep-sonuç ilişkisi bir aksiyom değildir.

Ve size bir kere daha söylüyorum sevgili keçi; bilimsel metodun ne olduğunu araştırın... Ayrıca yine belirtelim ki burada yaptığımız bilim değildir; bilimin sonuçları üzerine mantıklı ya da mantıksız düşüncelerimizi ifade ediyoruz.

Yergin
23-06-2009, 16:33
Birşeye inanmak için elli bin tane ispat vs. gerek yoktur. Müslüman bir insan asla şüphe etmeden Allah'a inanır. Bunu anlamak pekte kolay değildir sayın vartor.

Saygılar

vartor
23-06-2009, 16:43
Bunu anlamak kolay envyme, ben de ayni sartlarda yetistim; ancak supheci olusumun buyuk etkisi oldu ateist olmamda. Ben keci arkadasin bu derece sorusturmaci olmasina ragmen bazi seyleri sorusturmamasina hayret ediyorum. Evrim ustelik gozlemlenebilen birsey, hala bir suru canlinin nesli tukenirken, yeni cinsleri ortaya cikiyor. En basit grip virusu bile, seneden seneye degisebiliyor yapsis ve etkisi.
Herhalde, mukemmel yaraticinin, insanlara savas acma ugruna, yeni virus yarattigina veya "dur su hayvanin neslini tuketeyim" dedigine inanmiyosunuz.

Yergin
23-06-2009, 17:02
Bizlerde şüpheciyiz sayın vartor. Ama inanç farklı birşey, şüphe farklı birşey. Sanırım biraz da bu yapı meselesi.

Herşeyi sorgulamak gerekli mi? Aslında sizlerin burada hayret ettiğiniz bir müslümanın sorgulamayan birisi olduğunu düşünmeniz. Bir müslüman kul olduğunu sorgulamaz, bilir ve kabul eder. Başka şeyleri sorgular, sayın keci nin burada sorguladığı gibi.

İman aşk gibidir demişsiniz ya katılıyorum size. Aşık olan, aşkını sorgulamaz.

Saygılar

keci
23-06-2009, 18:35
Sorusturmaci mantigi sizin kadar guclu birinin, Varligi hic ispat edilememis, tamamen bir toplum ve aile ogretisi olan tanri ve din anlayisina, hicbir delil ve ispati olmayan masallara koru korune guvenmesi enteresan. Hatta Harun Yahya'nin deve masalina bile inanmis olmaniz bile, kendinizde bir suphe uyandirmiyor mu? Ha pardon, siz zaten musluman kardeslerinizi iclerine "hasha" evrim suphesi girmesin diye uyarmaya gelmistiniz.
sevgilerimle....

Sayın vartor

Harun Yahya'nin deve masalina

Bakın HY 'yı pek bilmem, onun fikirlerinin bir kısmını okudum ve hoşuma gitmedi akıl yürütmeleri. Ama DEVE konusu Gaşiye suresinde geçtiği için
onu örnek verdim.

Kalın işaretlediğim cümlenize katılmıyorum, Siz Veysel Karaniyi ve hayat hikayesini bilir misiniz ? O çevresinin ve ailesinin öğretilerinin tam aksini inanç olarak kabul etti . Peygamberimize iman etti üstelik Peygamberimiz henüz daha doğmamıştı bile..Ve onu hiç görmedi..

Peygamberimiz Hırkasını ona miras bıraktı.. Peki Neden ?

Ayrıca ben korukorune güvenmiyorum delil ve ispata ihtiyaç olmadan
biliyorum. Bu benim için apaçık bir gerçekliktir. Aynen bir aksiyom gibi..

Bu bilmeyi anlamak için Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed 'in (S.A.V)
şu sözünü yaşamanız gereklidir.

"Ölmeden önce ölünüz."

Saygılarımla..

keci
23-06-2009, 18:53
Bunu anlamak kolay envyme, ben de ayni sartlarda yetistim; ancak supheci olusumun buyuk etkisi oldu ateist olmamda. Ben keci arkadasin bu derece sorusturmaci olmasina ragmen bazi seyleri sorusturmamasina hayret ediyorum. Evrim ustelik gozlemlenebilen birsey, hala bir suru canlinin nesli tukenirken, yeni cinsleri ortaya cikiyor. En basit grip virusu bile, seneden seneye degisebiliyor yapsis ve etkisi.
Herhalde, mukemmel yaraticinin, insanlara savas acma ugruna, yeni virus yarattigina veya "dur su hayvanin neslini tuketeyim" dedigine inanmiyosunuz.

Sayın vartor

Bu yazınızla ilgili olarak şunu söylemek istiyorum.


Herhalde, mukemmel yaraticinin, insanlara savas acma ugruna, yeni virus yarattigina veya "dur su hayvanin neslini tuketeyim" dedigine inanmiyosunuz.


Evet tam olarak buna inanıyorum. Bakın şunu açıklığa kavuşturalım.

Bu dünya hayatı yan gelip yatarak keyif çatılacak bir yer değildir. Burası bir durak yeridir. Burada sıkıntı, mihnet, savaş, açlık, kıtlık vb pek çok şey olacaktır bunlar normaldir. Seyahat ederken mola yerinde 2-3 dakika dinlenirsiniz ya, aynen öyle bir şey.. Yani mola yerinde aman keyfim yerinde olsun, manzaram şöyle güzel, gölgelik bir yerde durayım, ev, araba vb alayımda rahat edeyim demezsiniz. Ne yaparsınız ?

En yakın koltuğa ,sandalyeye, tabureye, taşa, yere artık neresi olursa oraya oturup dinlenirsiniz sonra asıl gideceğiniz yere gidersiniz. Vay efendim öbür yolcu deri koltukta, ben yerde oturuyorum denmez çünkü biraz sonra her ikinizde kalkıp asıl gideceğiniz yere gidersiniz..
Zaten hepsi hepsi 2-3 dakikadır..

Bunlara takılırsanız gideceğiniz yeri unutup yolda kalırsınız.
Önemli olan yol ve onun sonundaki mekandır.
Diğer bütün herşey ise detay....Bu detaylar sizi yolda bırakır.

Kaşıktaki yağ hikayesindeki gibi...Ya biri, ya diğeri...

Saygılarımla...

İvan Karamazov
23-06-2009, 21:34
Sevgili keçi,

Sezai Karakoç isimli, ikinci yeni şiirinin mihenk taşlarından olan, benim kendi inanç anlayışımla bile müslümanlık anlayışından okurken zevk aldığım bir şair vardır. Karakoç'un, kırk bölümden oluşan "Hızırla Kırk Saat" isimli şiirinin, 2. bölümünden bir kısmı aynen alıntılıyorum:

" Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
.
.
.
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz"

Bu şiirin alıntıladığım bu kısmının doğrultusunda haddim olmadan, sizin inançlarınız üzerinden birkaç söz söylemek istiyorum. Mermer putları nasıl kıracağınızın zaten size öğretildiğine inanıyorsunuz. Fakat sizin yeşil sarıklı ulu hocalarınız size; kağıttaki, kelimelerdeki ve sözlerdeki putların bir kısmını nasıl sileceğinizi öğretmediler. Anladığım kadarıyla evrimin bu türden bir put olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat sevgili keçi, siz(ve sizin gibiler) bu putla karşılaştığınızda gözlerinizi kapayıp: "puut, puut, puut..." diye bağırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. Kağıttaki bu putu silmek için; yeşil sarıklı ulu hocalar yetiştirmek yerine, beyaz önlüklü büyük bilginler yetiştirip, bu bilginlerinizi o puta yaklaştırmalısınız. Neyle yazıldığını bilmediğiniz bir yazıya bakmaktan kaçarak, sadece "puut, puut, puut..." diye bağırarak bu putu silemeyeceğinizi tahmin ediyorsunuzdur sanırım. Bu yetiştireceğiniz beyaz önlüklü büyük bilginler, o putun neyden yapıldığını anlayabilsinler ki o putu silmek için de neyin gerektiğini bulabilsinler. Sözün özü, gözünüzü kapayıp: "puut, puut, puut..." diye bağırmak size fayda getirmeyecektir. Kaldı ki siz en başından tutarsız davranıp, tüm kardeşlerinizi bu puttan uzaklaştırıyorsunuz.

Sözlerimde inançlarınızı aşağılamak adına en küçük bir kinayenin olmadığını bilmenizi isterim. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Gözlerinizi kapayıp: "puut, puut, puut..." diye bağırmaya devam etmenin bir fayda getirmeyeceğini fark etmenizin, daha fazla zamanınızı almamasını ümit etmekten başka elimden gelen bir şey yok.

En el hak
24-06-2009, 11:31
ya arkadaşlar,konu yine dine geldi ben evrim karşıtı arkadaşlardan soru ve yorumlarını istiyorum.
eğerki,
evrim teorisini tartışmak istemiyorsanız,bu soracak sorunuz ve verecek cevabınız olmadığındandır derim ben.
din islam bölümünde zaten tartışılıyor.sözüm sadece evrim karşıtı arkadaşlara değil,
aynı zamanda evrim destekçisi arkadaşlara.

kafamda hala teoriyle ilgili eksikler var.şüpheler demiyorum ama.bu eksikler belkide aldığım kısıtlı eğitimden de kaynaklanıyor olabilir.örneğin,canlılarda mutasyon olayını
çok kez okumama rağmen kafamda toparlayıp bir şekle sokamadım.

sizin soracağınız sorular ve verilecek yanıtlar buna benzer eksiklerimi tamamlamama yardımcı olacağını düşünüyorum saygılarımla...

Yergin
24-06-2009, 12:38
Evrime inanan birisi acaba evrimi kısa bir kaç cümle ile ifade edebilir mi?

En el hak
24-06-2009, 13:22
syın evvyme;

evrim teorisi 4 milyar yıllık ilk canlının varoluşundan günümüz koşullarına kadar olan süreçteki değişimi ve soyoluşu izler.
bu süreçte işleyen mekanizmaları vardır,

bunları kısaca sıralarsak ;

1-yaşam ortamının doğuşu (ama bu teoriyle alakalı değildir)
2-doğal seçilim
3-mutasyon

yani evrim tüm canlıların ortak bir atadan geldiğini söyler.

evrim karşıtlarının söylediği gibi insanların maymundan türediği gibi bir şey sözkonusu değil.

milomanara
24-06-2009, 13:42
Birşeye inanmak için elli bin tane ispat vs. gerek yoktur
Bu çok tehlikeli bir şey sayın EnvyMe. Bu nokta da içine şeytan girdi diye çocuğunu öldürenle aynısınız. O da inanıyor, siz de.

Bizlerde şüpheciyiz sayın vartor. Ama inanç farklı birşey, şüphe farklı birşey. Sanırım biraz da bu yapı meselesi.

Herşeyi sorgulamak gerekli mi? Aslında sizlerin burada hayret ettiğiniz bir müslümanın sorgulamayan birisi olduğunu düşünmeniz. Bir müslüman kul olduğunu sorgulamaz, bilir ve kabul eder.
Yapı meselesi değil sayın EnvyMe, çocukluktan programlandığınız için sizi zaman makinasına koyup evrenin oluşumuna bile götürebilseydik, ondan sonra canlılığı hızlı şekilde izleyebilseydik, peygamberlerinizi yaşarken gösterebilseydik yine de inancınızı bırakmazdınız. Yapı değil psikoloji meselesi. Çin'de doğup ailenizin yetiştirdiği gibi yaşamınızı budist olarak tamamlama ihtimalinizi bile düşünmüyorsunuz.

Evrime inanan birisi acaba evrimi kısa bir kaç cümle ile ifade edebilir mi?
Evrim canlıların, tek bir ortak atadan, binlerce nesil boyunca, birikimli olasılıklı doğal seleksiyonla, kerte kerte değişmesi sonucu günümüzdeki hallerini aldıklarını görüp, her canlı için bunun nasıl gerçekleştiğini araştıran bir biyoloji dalıdır.

Önemli nokta: birikimli olasılık, var-yok olasılığı değildir. Mesela elinizde 6 tane zar var ve hepsinin 1 gelmesini istiyorsunuz, bu olasılık (1/6)^6=1/46656 dır. Ama evrimin yaptığı bu değildir. İlk defa zarı attınız ve diyelim ki iki tanesi 1 geldi, evrim bu birleri tutar, şimdi kalan 4 zarı atarsınız, diyelim ki bir tane 1 geldi, kalan 3 zarı atarsınız, hiç gelmez, hiç gelmez, bir tane daha gelir, kalan 2 zarı atarsınız.... Ve her durumda 46656 denemeden çok daha kısa sürede 6 tane 1'i yakalamış olursunuz. Bende genelde 20 atışda falan oluyor. Yani göz birden bire oluşmamıştır, 2% görüş, 1% görüşden iyi, 5% görüş 2% görüşden iyi, ve canlının hayatta kalmasına olumlu yönde etki eden değişiklik olduğundan göz kerte kerte bugünkü haline evrimleşmiştir.

Ayejj
24-06-2009, 14:29
c)Evrime göre hayvanlar belli bir hayat savaşının temsilcileridir.Her hayvanın belli bir hayat savaşı vardır.Halbuki devenin hiçbir hayat savaşı yoktur.Beslendiği bitkinin bile kurumuş,selüloz olmuş cinsini yer.

d)Evrimciler bazı canlılar da bakiye-artık organ varlığından sözederler ve selülozo hazmetmek için özel bağırsak gerekli derler.Halbuki deve normal bir sindirim sistemi içinde selülozu en iyi sindiren hayvandır.Ayrı bir bağırsak sistemi böyle bir sindirim için gerekmez.Bu fonksiyon meselesidir.

Bir insanın bunları evrim teorisini çürüten özellikler gibi sunması için evrimin ''e''sinden bile haberinin olmaması gerekir.

Deve çöl gibi bitki fukarası sıcak bir ortamda hayatta kalabilmek için savaşmıştır.
Susuzluğa dayanıklı olması, düşük kalitede bitkileri yiyebilmesi hep çöl şartlarında hayatta kalmaya zorlanışının sonuçlarıdır.

Onu çölde yaşamaya zorlayan nedir ? diye soracak olursanız.

Çok eski zamanlarda daha develer küçük ceylanlar kadarken sulak ve otlak alanlardaki rekabeti kaybetmiş olmalarındandır.

Dinciler devenin şimdiki şekliylen biranda ortaya çıktığını mı düşünüyorlar.?

Yergin
24-06-2009, 14:50
Bu çok tehlikeli bir şey sayın EnvyMe. Bu nokta da içine şeytan girdi diye çocuğunu öldürenle aynısınız. O da inanıyor, siz de.

Siz birşeye inanmıyormusunuz? Her inanan bir mi? Bence sizde inanıyorsunuz ama inançlarımız farklı. Ayrıca diğer bir başlıkta defalarca söylemiş olduğum gibi, İslam'da Allah, sizinle savaşanlarla sizde savaşın demiştir ve bunda da aşırıya gitmeyin demiştir. Ben kimsenin içine şeytan girdi diye öldürmem, böyle bir inancım yok çünkü.


Yapı meselesi değil sayın EnvyMe, çocukluktan programlandığınız için sizi zaman makinasına koyup evrenin oluşumuna bile götürebilseydik, ondan sonra canlılığı hızlı şekilde izleyebilseydik, peygamberlerinizi yaşarken gösterebilseydik yine de inancınızı bırakmazdınız. Yapı değil psikoloji meselesi. Çin'de doğup ailenizin yetiştirdiği gibi yaşamınızı budist olarak tamamlama ihtimalinizi bile düşünmüyorsunuz.

Bırakmazdım çünkü söylediğinizi yapabilecek tek güç Allah'tır. Budist olarak doğup büyüme ihtimalim vardır belki bu yüzden müslüman olarak doğup büyüdüğüme şükrediyorum.


Evrim canlıların, tek bir ortak atadan, binlerce nesil boyunca, birikimli olasılıklı doğal seleksiyonla, kerte kerte değişmesi sonucu günümüzdeki hallerini aldıklarını görüp, her canlı için bunun nasıl gerçekleştiğini araştıran bir biyoloji dalıdır.

Önemli nokta: birikimli olasılık, var-yok olasılığı değildir. Mesela elinizde 6 tane zar var ve hepsinin 1 gelmesini istiyorsunuz, bu olasılık (1/6)^6=1/46656 dır. Ama evrimin yaptığı bu değildir. İlk defa zarı attınız ve diyelim ki iki tanesi 1 geldi, evrim bu birleri tutar, şimdi kalan 4 zarı atarsınız, diyelim ki bir tane 1 geldi, kalan 3 zarı atarsınız, hiç gelmez, hiç gelmez, bir tane daha gelir, kalan 2 zarı atarsınız.... Ve her durumda 46656 denemeden çok daha kısa sürede 6 tane 1'i yakalamış olursunuz. Bende genelde 20 atışda falan oluyor. Yani göz birden bire oluşmamıştır, 2% görüş, 1% görüşden iyi, 5% görüş 2% görüşden iyi, ve canlının hayatta kalmasına olumlu yönde etki eden değişiklik olduğundan göz kerte kerte bugünkü haline evrimleşmiştir.

Peki Evrim, bir Yaradan'ı inkar mı eder? Yani kabul etmez mi?

milomanara
24-06-2009, 15:33
Siz birşeye inanmıyormusunuz? Her inanan bir mi? Bence sizde inanıyorsunuz ama inançlarımız farklı. Ayrıca diğer bir başlıkta defalarca söylemiş olduğum gibi, İslam'da Allah, sizinle savaşanlarla sizde savaşın demiştir ve bunda da aşırıya gitmeyin demiştir. Ben kimsenin içine şeytan girdi diye öldürmem, böyle bir inancım yok çünkü.
Sayın EnvyMe size ne kadar olasılık dışı gelse de ben din ya da tanrıya inanmıyorum. Ama mutlaka inandığım şeyler var, mesela yüksek bir yerden atlamanın yanlış olduğuna inanıyorum, çünkü daha önce ki deneyimlerim beni uyarıyor. Ya da ne yazdığını anlamasam bile güvendiğim bir arkadaşımın ne demek olduğunu söylediği yabancı dilde bir sözün arkasında durabilirim. Çünkü doğru olduğuna inanırım. Gördüğünüz gibi inandığım şeyler bir nedene dayanır. Tamamen şahsi deneyimlerime dayanarak, ya da başkalarının şahsi deneyimlerine dayanarak ortaya çıkarılmış ifadelere inanmam çünkü inanmamı gerektirecek yeterli neden yoktur.

Bırakmazdım çünkü söylediğinizi yapabilecek tek güç Allah'tır. Budist olarak doğup büyüme ihtimalim vardır belki bu yüzden müslüman olarak doğup büyüdüğüme şükrediyorum.
Siz şükrediyorsunuz da Çin'li ne yapsın? Ailesi budist diye o da cehennemlik, ya da siz, diyelim ki öbür tarada hıristiyanlık doğru çıktı, aileniz müslüman diye cehennemliksiniz, ne suçunuz var ki? Çocukluktan bazı şeylerin doğru olduğuna programlandığınızdan, dünyadaki bütün bilimadamları kanıtlarla aksini iddia etseler fikrinizi değiştirmeyeceğinizi söylüyorsunuz.

Peki Evrim, bir Yaradan'ı inkar mı eder? Yani kabul etmez mi?
Dediğim gibi evrim sadece canlıların değişimini açıklar, siz yaratanı oraya karıştırtmaz, o sadece canlılığı başlatmıştır gerisine karışmamıştır derseniz, evrim inancınızla çakışmaz.

En el hak
24-06-2009, 15:40
alıntı

Peki Evrim, bir Yaradan'ı inkar mı eder? Yani kabul etmez mi?

sevgili kardeşim;

evrimin dinle hiç işi olmaz,bilakis dinin evrime karşı verdiği bir mücadele sözkonusu.sorunuzun cevabı yazdıklarımızda gizli zaten.yaradanınızın kural ve yasalarının trilyonda biriyle dahi ilgilenmez evrim.evrim doğanın bir yasasıdır.uyum sağlayan canlı(bakın güçlü olan demiyorum)hayatta kalır,neslini sürdürür ve evrilir.şayet doğa şartları o canlının evrilmeden hayatını sürdürebilecek şartlara uygunsa günümüze kadar hiç evrilmeden kalabilir.
sonuç olarak;evrim tüm canlıların ortak bir atası olduğunu söyler.burada ice bir nokta var.o ilk canlılığın oluşumu hala belirsizliğini koruyor.bunula ilgili değişik görüşler var.isterseniz sizde bir görüş sunun ve o ilk canlılığın oluşumunu yaradanda arayabilirsiniz.(adem ile havvayı unutmak kaydıyla)

keci
24-06-2009, 16:32
Dediğim gibi evrim sadece canlıların değişimini açıklar, siz yaratanı oraya karıştırtmaz, o sadece canlılığı başlatmıştır gerisine karışmamıştır derseniz, evrim inancınızla çakışmaz.

Sayın milomanara;

Bu söylediğiniz doğru değildir. Bunu deistler söyler, biz varlığın bir an bile Allah 'tan (C.C) bağımsız olarak var olamayacağını söyleriz.

Dolayısı ile evrim inancımızla çakışır.

Ayrıca evrimin bizim inancımızla bir sorunu olmadığını biliyorum, ama yine Sayın jazz_01 'in söylediği gibi bizim inancımızın onunla sorunu vardır.

Saygılarımla...

keci
24-06-2009, 16:47
Sevgili keçi,

Sezai Karakoç isimli, ikinci yeni şiirinin mihenk taşlarından olan, benim kendi inanç anlayışımla bile müslümanlık anlayışından okurken zevk aldığım bir şair vardır. Karakoç'un, kırk bölümden oluşan "Hızırla Kırk Saat" isimli şiirinin, 2. bölümünden bir kısmı aynen alıntılıyorum:

" Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
.
.
.
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasıl sileceğimi öğretmediniz"

Bu şiirin alıntıladığım bu kısmının doğrultusunda haddim olmadan, sizin inançlarınız üzerinden birkaç söz söylemek istiyorum. Mermer putları nasıl kıracağınızın zaten size öğretildiğine inanıyorsunuz. Fakat sizin yeşil sarıklı ulu hocalarınız size; kağıttaki, kelimelerdeki ve sözlerdeki putların bir kısmını nasıl sileceğinizi öğretmediler. Anladığım kadarıyla evrimin bu türden bir put olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat sevgili keçi, siz(ve sizin gibiler) bu putla karşılaştığınızda gözlerinizi kapayıp: "puut, puut, puut..." diye bağırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. Kağıttaki bu putu silmek için; yeşil sarıklı ulu hocalar yetiştirmek yerine, beyaz önlüklü büyük bilginler yetiştirip, bu bilginlerinizi o puta yaklaştırmalısınız. Neyle yazıldığını bilmediğiniz bir yazıya bakmaktan kaçarak, sadece "puut, puut, puut..." diye bağırarak bu putu silemeyeceğinizi tahmin ediyorsunuzdur sanırım. Bu yetiştireceğiniz beyaz önlüklü büyük bilginler, o putun neyden yapıldığını anlayabilsinler ki o putu silmek için de neyin gerektiğini bulabilsinler. Sözün özü, gözünüzü kapayıp: "puut, puut, puut..." diye bağırmak size fayda getirmeyecektir. Kaldı ki siz en başından tutarsız davranıp, tüm kardeşlerinizi bu puttan uzaklaştırıyorsunuz.

Sözlerimde inançlarınızı aşağılamak adına en küçük bir kinayenin olmadığını bilmenizi isterim. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Gözlerinizi kapayıp: "puut, puut, puut..." diye bağırmaya devam etmenin bir fayda getirmeyeceğini fark etmenizin, daha fazla zamanınızı almamasını ümit etmekten başka elimden gelen bir şey yok.


Sayın İvan Karamazov

Ben bu şekilde bağırmıyorum , siz diyorsunuz ki beyaz önlüklü büyük bilginler yetiştirip, bu putu devirin. Bunu nasıl anlatacağımı bilmiyorum.

Put nedir burada biliyor musunuz ? "Evrim teorisi" ama Bilim'i
bu putun ana malzemesi yapmışlar, bizede diyorlar ki kardeşim bu putu devireceksen yine Bilim'le devir.

Şunu sormak isterim, bir ağacı kesmek için ağaçtan balta kullanılır mı ?
Ağacı demirden baltayla keserler, baltanın sapı ağaç olur.

Saygılarımla...

vartor
24-06-2009, 17:11
EDIT ediyorsunuz sayin keci, Ivan kardesimizin anlatimi tam da durusunuzu aciklamis, agac demirle kesilir gibi sacmaliklarla aciklanamaz tutumunuz.

keci
24-06-2009, 17:30
EDIT ediyorsunuz sayin keci, Ivan kardesimizin anlatimi tam da durusunuzu aciklamis, agac demirle kesilir gibi sacmaliklarla aciklanamaz tutumunuz.
Sayın vartor

Teşekkür ederim uyarınız için, Eh nede olsa keçiyiz biraz inatçılık tabiatımızda var, keçiye inatçısın diye kızıldığınıda ilk defa sizde görüyorum.

Ama birde neden saçma olduğunu açıklasaydınız daha çok memnun olacaktım. Hem bende böylece saçmalamamış olurdum. Öyle değil mi ?

Saygılarımla...

vartor
24-06-2009, 17:44
Size sacma gelmiyor ise, zaten size gore sacma degildir; aksi takdirde zaten benimle ayni goruste olmus olurdunuz.

En el hak
24-06-2009, 19:11
sevgili keçi kardeş;şimdi siz bir canlının hertürlü kötü doğa şartlarına rağmen nesiller boyunca hiç değişmeden kalabileceğinimi söylüyorsunuz ??yani inancınıza sataşmamak için ne kadar uğraş verdiğimi bilemezsiniz.
bilim insanı bakterilerin evrildiğini mikroskobik olarak gözlemleyebildiği konusuna ne dersiniz.o canlı değilmi sizce?

Yergin
24-06-2009, 20:29
Bence sizlerin inandığı evrim teorisi kendine başka bir isim seçmeliydi. Öyle bir isim ki, kim çekerse ona gidiyor :)

milomanara
25-06-2009, 02:08
Sayın milomanara;

Bu söylediğiniz doğru değildir. Bunu deistler söyler, biz varlığın bir an bile Allah 'tan (C.C) bağımsız olarak var olamayacağını söyleriz.

Dolayısı ile evrim inancımızla çakışır.
Sayın keci, dikkat ederseniz benim cümlem bir koşul cümlesi, ..... olursa..... şeklinde. Sayın EnvyMe yaratıcıyla çelişir mi? diye sormuş, islamla, hıristiyanlıkla çelişir mi dememiş. Zaten yaratıcıyı canlılığı başlatmakla sınırladığınızda(ki koşul cümlem), dinlerin yaratıcılarının açıkça dışına çıkıyorum sanırım.

keci
25-06-2009, 09:18
Sayın keci, dikkat ederseniz benim cümlem bir koşul cümlesi, ..... olursa..... şeklinde. Sayın EnvyMe yaratıcıyla çelişir mi? diye sormuş, islamla, hıristiyanlıkla çelişir mi dememiş. Zaten yaratıcıyı canlılığı başlatmakla sınırladığınızda(ki koşul cümlem), dinlerin yaratıcılarının açıkça dışına çıkıyorum sanırım.

Sayın milomanara

Doğru söylüyorsunuz da, sadece canlılığı başlatmakla sınırladığınız bir yaratıcı eksiktir. Dolayısı ile o da yaratılmıştır. Dolayısıyla yaratıcı olamaz.

Sadece yeni bir sebep daha olur.

Saygılarımla...

vartor
25-06-2009, 16:04
Doğru söylüyorsunuz da, sadece canlılığı başlatmakla sınırladığınız bir yaratıcı eksiktir. Dolayısı ile o da yaratılmıştır. Dolayısıyla yaratıcı olamaz.

Sadece yeni bir sebep daha olur.

Kainati onun bunun gozu suyu hurmetine yaratan bir yaratici, cok daha eksik oldugu halde inanabiliniyor ise, buna hayda ve hayda inanilir.
Sevgili keci, eksik oldugunu farkettiginiz, akilli tasarimciyi da bir yaratan olmali dusuncesi, allah ile nasil yok olabiliyor? Sadece iman gucu yeter yetmesine de, baska bir izah tarziniz var mi diye soruyorum.

keci
25-06-2009, 17:26
Kainati onun bunun yuzu suyu hurmetine yaratan bir yaratici, cok daha eksik oldugu halde inanabiliniyor ise, buna hayda ve hayda inanilir.

Sevgili keci, eksik oldugunu farkettiginiz, akilli tasarimciyi da bir yaratan olmali dusuncesi, allah ile nasil yok olabiliyor ? Sadece iman gucu yeter yetmesine de, baska bir izah tarziniz var mi diye soruyorum.


Sayın vartor

Sanırım yazılarımın hepsini okumadınız. Herşey zıddıyla kaimdir yani vardır.
Dolayısı ile Evrim teorisinin sağlam olarak var olabilmesi için "Akıllı Tasarım Teorisine " ihtiyaç vardır.

"Akıllı tasarım" "Evrim teorisini" kuvvetlendirmek için ortaya atılmıştır.
Sonuçta hangisi kazanırsa kazansın farketmiyecek benim için..Yani inananlar için her zaman sorunlu....

Yani ben bir akıllı tasarımcı tasavvur etmiyorum çünkü o da eksiktir. Ben bunların üzerinde ve hiç bir eksikliği olmayan Allah'ı kabul ediyorum Bakın bir yaratıcı tasavvuru değil...

Çünkü böyle bir şey tasavvur edilemez. Sadece var olduğu bilinebilir..
O da akıl ötesi bir düşünce ile...Çünkü akıl yetmez buna...

İşte bu tasavvur edilemezlik akıllı tasarımıda, Evrim teorisinin bunu ima eden heryerinide yok eder..

Saygılarımla...

walla
26-06-2009, 01:15
Başlık

Evrim karşıtı sorularınızı burada tartışalım.


Evrim karşıtı sorular, mantıken çıkmaza girilen durumlar mı ki? Adam sırf inancına ters olduğu için karşı. Bilimsel bir desteği yok, Kime ne laf anlatacağız ki.

Şüyle düşünün, iki NASAlı bilim adamı hem alışveriş yapıyor hem konuşuyor, Halley kuyruklu yıldızının sürüklediği meteor kümesi, dünyanın çekim alanına girdiğinde, bir kısmı yerçekiminin etkisi ile atmosfere... derken Müslüman satıcı Abdullah araya giriyor, yok kardeşim onlar şeytana atılan ateştir, nerden çıkardınız meteoru, yok öyle birşey.

Gibi...

vartor
26-06-2009, 06:11
Evrim teorisinin sağlam olarak var olabilmesi için "Akıllı Tasarım Teorisine " ihtiyaç vardır.
Iste sacmalik diye buna denir, Bir kisim imanlinin modernlesme cabasi sonucu, ortaya atilan, akilli tasarimci fikrinin, evrim teorisiyle yakindan uzaktan ne iliskisi bulunabilir?
Evrim teorisi, cok seneler once ortaya atilmis ve gun gectikce daha da guclu, vazgecilmez bir gercek olarak kabul edildigi halde, Bush ve avanesinin israrlariyla okullarda akilli tasarim fikrinin, evrim teorisi aleyhine okutulmaya zorlanmasi uzere , mahkemeye verildi ve tasarimcilar davalarini kaybetti.
Tam zannetiginizin aksine, evrim teorisi degil, eger tutsaydi, akilli tasarim teorisi var olmus olacakti.

keci
26-06-2009, 10:08
Iste sacmalik diye buna denir, Bir kisim imanlinin modernlesme cabasi sonucu, ortaya atilan, akilli tasarimci fikrinin, evrim teorisiyle yakindan uzaktan ne iliskisi bulunabilir?
Evrim teorisi, cok seneler once ortaya atilmis ve gun gectikce daha da guclu, vazgecilmez bir gercek olarak kabul edildigi halde, Bush ve avanesinin israrlariyla okullarda akilli tasarim fikrinin, evrim teorisi aleyhine okutulmaya zorlanmasi uzere , mahkemeye verildi ve tasarimcilar davalarini kaybetti.
Tam zannetiginizin aksine, evrim teorisi degil, eger tutsaydi, akilli tasarim teorisi var olmus olacakti.

Sayın vartor

Akıllı tasarım kabul edilseydi de sonuç değişmezdi. Çünkü hiç bir tasarımcı evreni var ettikten sonra onu hemen yok etmez. Yada onu sağlam bir şekilde var etmeden sürekli bir bozunum içerisinde bırakmaz. Ayrıca tasarımcı aynı zamanda işletici değildir. Yani her noktasına her an müdahale edecek şekilde bir yapı kurmaz, bunu yaparsa o akıllı olmaz. Tasarım da iyi olmaz akıllı tasarım odur ki bir defa tasarlanıp yapıldıktan sonra, artık hiç bir müdahale gerekmesin.

Evrim teorisine yapılan saldırılar, onun karşı bir tez'e olan ihtiyacını arttırdığı için Akıllı tasarım fikri ortaya atılmış ve bile isteye çürütülerek
Evrim teorisi güçlendirilmiştir.

Danışıklı dövüş ve Kayıkçı kavgasında olduğu gibi...

Saygılarımla...

keci
26-06-2009, 10:42
Değerli arkadaşlar


Bir misal vereyim izninizle.
Şimdi bir insan düşünün; bu hayali bir insan olsun.

Bu insan doğduğundan itibaren 5 duyusu
yani görme, tatma, duyma, dokunma, koku alma
duyuları olmasın. Bunun dışındaki tüm fonksiyonları tam olsun.
Bu insan dışarıdakiler tarafından kalbi atıp nefes aldığı için
yaşıyor olarak kabul edilsin. Anne ve Babası tüm ihtiyaçlarını
karşılasın diyelim 20 yaşına kadar.

Şimdi bu insanın kendisi için; kendisi nedir ? Yaşıyor mu ölü mü ?
Ya da Ne ?

Daha sonra bu insanın yerine kendinizi koyun; şimdiki bilgi düzeyinizle, ama onun gibi duyularınız yok ne düşünürdünüz ? Kendinizi nasıl tanımlardınız ? Ne hissederdiniz ?


Bu deneyi henüz kimse yapmadı.. Ben yaptım ve şunu gördüm..Sizin için buradan çıkan sonuçları değerlendireceğim.
Kuramsal fizikte Düşünce deneyleri genellikle başvurulan bir yoldur.
Mesela en meşhurlarından birisi "Shrodinger'in Kedisi" deneyidir..
Bu deneyde bir düşünce deneyi olup, Matematikteki karşılığı
değişkenleri sıfıra eşitleme yöntemi olarak bilinir.

İslam Dininde ise Peygamberimizin "Ölmeden Önce Ölünüz" Hadisinin
basit bir uygulamasıdır.
Yalnız bu deneyi uygulamadan önce önemli bir uyarı yapmak isterim.
Kişinin imgelem gücüne bağlı olarak, bu deney uzun süre yapılmamalıdır.

Tüm bu açıklamaları yaptıktan sonra deneye geçebiliriz..

Deneyimizde 2 kiş var. 1. kişi doğuştan itibaren 5 duyusu olmayan
bitkisel hayatta gibi yaşayan duyuları haricinde tüm fonksiyonları tam olan kişi..
2 kişi ise kendimiz, 1. kişinin yaşadıklarını 2. kişi onunla özdeşleşip empati yaparak hislerini anlamaya çalışıyor.
1. kişi için tüm dünya 2 duyudan ibarettir. Midesindeki açlık ve tokluk hissi, ve bağırsaklarındaki baskı..
Ebeveynleri onun bu hislerini bilerek onu doyurmakta ve tuvalet ihtiyacını gidermektedir.
Bu kişi gözlem yaptığında şunu görür, belirli sürelerde midesinde bir açlık hissi oluşur ebeveynleri onun bu hissi oluştuğunda onu doyurmaktadır.
1. kişi şu gözlemi yapar, midemde açlık hissi oluştuğunda belirli bir süre sonra tokluk hissi oluşuyor. Yine belirli bir süre sonra bağırsaklarımda baskı oluşuyor ondan sonra ise bu baskı ortadan kalkıyor.
Bu kişinin "BİLİM" yaptığını yani gözlemleri sonucunda akıl yürütme ile
"mantıklı" sonuçlar çıkardığını düşünürsek önermeleri ne olur ?
TOKLUK hissinin sebebi AÇLIK hissidir. Yani ben acıkırsam doyarım.
Bağırsaklarımdaki rahatlamanın sebebi, aslında onlarda oluşan baskı onuda oluşturan TOKLUK hissidir.
Demekki bağırsaklarımdaki baskının ortadan kalkması acıkmamla
mümkündür..
Bu son derece bilimsel ve mantıklı sonuç onun gözlemleri sonucu ortaya çıkmıştır.

Şimdi 2. adam yani kendimiz bu adamın gözlemlerini değerlendirirsek,
"Bu adam kör mü ?, sağır mı ?" demezmiyiz çünkü bilirizki onun bu hisleri
aslında ebeveynleri tarafından bilinmekte ve giderilmektedir....

Biz bunu bildiğimiz halde onun bu sözleri karşısında onun hakkında ne düşünürüz ?

İşte İslam dini bu iki adamın durumu için şunu söylemiştir..
"Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu ?"

İşte 5 duyuya sahip olan insanoğlu milyonlarca duyuya sahip bir varlığa göre aynen 1. adamın durumunda gibidir..

Saygılarımla...

kafasikarisik
26-06-2009, 11:45
Tasarımın kusursuzluğu müdahale etmeden tıkır tıkır çalışmasına bağlıdır. Eğer yaptığınız tasarıma zırt pırt müdahale etmek gereği duyuyorsanız o tasarıma mükemmel diyemezsiniz. Bir arkadaşımın eski bir arabası vardı. Bagajında keser taşırdı. Motor tekleyince durup keserle motora vurunca teklemesi bir müddet geçerdi. Bu gözle bakınca evrime dinsel sebeplerden karşı olmak yaratıcının sıfatlarını geçersiz kılmak olur. Herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten bir yaratıcı en başta düzen kurarken sonucunun nereye varacağını hesaplamış (görmüş-öngörmüş) olmalı. Arada yok bu olmadı bunu kaldırayım yerine bunu koyayım demesi onun mükemmeliğini kuşkulu hale getirir.

keci
26-06-2009, 11:56
Tasarımın kusursuzluğu müdahale etmeden tıkır tıkır çalışmasına bağlıdır. Eğer yaptığınız tasarıma zırt pırt müdahale etmek gereği duyuyorsanız o tasarıma mükemmel diyemezsiniz. Bir arkadaşımın eski bir arabası vardı. Bagajında keser taşırdı. Motor tekleyince durup keserle motora vurunca teklemesi bir müddet geçerdi. Bu gözle bakınca evrime dinsel sebeplerden karşı olmak yaratıcının sıfatlarını geçersiz kılmak olur. Herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten bir yaratıcı en başta düzen kurarken sonucunun nereye varacağını hesaplamış (görmüş-öngörmüş) olmalı. Arada yok bu olmadı bunu kaldırayım yerine bunu koyayım demesi onun mükemmeliğini kuşkulu hale getirir.

Sayın kafasıkarışık

Haklısınız !!!! işte bu yüzden evrime karşı inanç sebebiyle karşı çıkıyorum..
Ancak akıllı tasarımda içkin olarak aynı şeyi söylüyor..

Evrim en mükemmelin ortaya çıkması için belli bir zamanda türlerin çevreye
uyumunu öngörüyor. Motora çekiçle vuruyor yani...

Akıllı tasarımda tasarımı yapıyor ama gerisini bırakıyor..Halbuki her an
kainatı yöneten bir Allah var..Tasarım yok San'at var...

Saygılarımla...

vartor
26-06-2009, 15:49
Yaw inandiginiz kitabi sozde indirdigini sandiginiz kuranin allahiysa bu dusundugunuz bastan sona yanlissiniz. henuz kendi kitabinda basta soyledigini sonraki ayetle duzelten, yanilan bir allahtan beklentiniz amma da yuksekmis!, Demek tekleyen motora vururmus evrim, ama sizin yaratici hicbir tukurdugunu yallamazmis, cunku hata yapmazmis.
Imanlisinz anladik, inanmak guzel birsey, ama biraz da akilli olun. Sizin buldugunuz kiliflari ancak korlere yutturabilirsiniz.14 milyar sene oldugu dusunulen evrenin yasina bakacak olursaniz, insanin var olmasi daha dun gibi; bunca sene insansiz,kulsuz, bayagi cani sikilmistir yaraticinin, ta ki 3 bin sene once, yehova ortaya atilana kadar.
Ilk amino asitler birleserek, ilk cogalabilen canli meydana gelmeseydi, bugun bu yazilari hicbirimiz yazamiyacaktik. bu surenin 3 miyar yil surdugunu anlayamiyanlardir devenin horgucunde mucize arayanlar...

keci
26-06-2009, 15:56
Yaw inandiginiz kitabi sozde indirdigini sandiginiz kuranin allahiysa bu dusundugunuz bastan sona yanlissiniz. henuz kendi kitabinda basta soyledigini sonraki ayetle duzelten, yanilan bir allahtan beklentiniz amma da yuksekmis!, Demek tekleyen motora vururmus evrim, ama sizin yaratici hicbir tukurdugunu yallamazmis, cunku hata yapmazmis.
Imanlisinz anladik, inanmak guzel birsey, ama biraz da akilli olun. Sizin buldugunuz kiliflari ancak korlere yutturabilirsiniz.14 milyar sene oldugu dusunulen evrenin yasina bakacak olursaniz, insanin var olmasi daha dun gibi; bunca sene insansiz,kulsuz, bayagi cani sikilmistir yaraticinin, ta ki 3 bin sene once, yehova ortaya atilana kadar.
Ilk amino asitler birleserek, ilk cogalabilen canli meydana gelmeseydi, bugun bu yazilari hicbirimiz yazamiyacaktik. bu surenin 3 miyar yil surdugunu anlayamiyanlardir devenin horgucunde mucize arayanlar...

Sayın vartor

Zaman yaratılmıştır... 14 milyar sene, gerçekten 14 milyar senemidir ?
Bunu hangi gözleme dayanarak söylüyorsunuz bu süre zarfında
bu olayları gözlemlediniz mi ?

Bu kadar süre geçtiğine şahitlik edebilir misiniz ?

Gözledim diyorsanız hangi gözlem araçlarını kullandınız ?
Yukarıdaki deneyi düşününüz..

Saygılarımla..

kafasikarisik
26-06-2009, 16:08
Yaptığınız tasarım mükemmelse çevreye uyumunu beklersiniz. Sıcak havada su kaynatan, soğuk havada mazotu donan, yokuşa gelince stop eden araba mükemmel değildir. Evrim mükemmel canlılar oluşturduğunu idda etmez. Onu idda eden yaratıcı fikridir.Tersi durum yaratıcının bunları hesaplayamadığı gibi bir paradoks doğurur. Evrimin ısrarla anlamak istemediğiniz püf noktası amacının olmadığıdır. Sadece çevreye uymayanı eler. Geriye kalanlar motorları teklemeyenlerdir.

keci
26-06-2009, 16:52
Yaptığınız tasarım mükemmelse çevreye uyumunu beklersiniz. Sıcak havada su kaynatan, soğuk havada mazotu donan, yokuşa gelince stop eden araba mükemmel değildir. Evrim mükemmel canlılar oluşturduğunu idda etmez. Onu idda eden yaratıcı fikridir.Tersi durum yaratıcının bunları hesaplayamadığı gibi bir paradoks doğurur. Evrimin ısrarla anlamak istemediğiniz püf noktası amacının olmadığıdır. Sadece çevreye uymayanı eler. Geriye kalanlar motorları teklemeyenlerdir.

Sayın kafasıkarışık
Yukarıda kalın olarak işaretlidiğim sözleriniz bir paradoks değil tam aksine benim yaratıcıyı görebilmemi sağlayan ışık hüzmeleridir.

Bu kainatın mükemmel olmadığını, tek gerçek olmadığını imtihan dünyasında olduğumu bana söyler herşeyin kusurlu ve eksik olduğunu söyler bana yani Allah 'ın (C.C) kulu olduğunu...

Sizin kusur gördüklerinizde ben harikalar görürüm..
Onu yaratanı görürüm, o kusur dediğiniz şeyler yaratıcının kendisini
görebilmemiz için bıraktığı izlerdir. Eğer düşündüğünüz gibi kusursuz
olsalardı, o zaman ben nasıl bulabilirdim O 'nu...

Hem mükemmel bir düzen ve ahenk içerisinde, hemde eksik ve kusurlu
Bu Allah'ın (C.C) kudretidir işte... Allahüekber...!!!! Elhamdülillah....

Saygılarımla..

İvan Karamazov
26-06-2009, 17:18
Tebrikler sayın keçi çok geniş bilgi dağarcığınız olmakla birlikte; süpheci, eleştirel ve deneysel yönleriniz takdire şayan...

Bu arada şüpheci, deneysel davranacaksak şöyle de düşünebiliriz; sizin inandığınız tanrı da kusursuz değildir :) mesela kendi varlığının bir sonu olamayacağını söyler, herşeye gücünün yettiğini de söyler... peki bu tanrı kendi kendisini yok edecek kadar güçlü müdür?

evet güçlüdür: hani varlığının sonu olamazdı?
hayır bunu yapamaz: hani her şeye gücü yeterdi?

çok ilginçsiniz yani; akıl, mantık filan :)

keci
26-06-2009, 17:44
Tebrikler sayın keçi çok geniş bilgi dağarcığınız olmakla birlikte; süpheci, eleştirel ve deneysel yönleriniz takdire şayan...

Bu arada şüpheci, deneysel davranacaksak şöyle de düşünebiliriz; sizin inandığınız tanrı da kusursuz değildir :) mesela kendi varlığının bir sonu olamayacağını söyler, herşeye gücünün yettiğini de söyler... peki bu tanrı kendi kendisini yok edecek kadar güçlü müdür?

evet güçlüdür: hani varlığının sonu olamazdı?
hayır bunu yapamaz: hani her şeye gücü yeterdi?

çok ilginçsiniz yani; akıl, mantık filan :)

Sayın İvan Karamazov


evet güçlüdür: hani varlığının sonu olamazdı?
hayır bunu yapamaz: hani her şeye gücü yeterdi?


Sözlerinizi inceleyelim..
Evet güçlüdür : hani varlığının sonu olamazdı...
Evet bunu yapabilir.....
Ama yinede var olmaya devam eder....

NEDEN ??????

Çünkü eşi ortağı ve Benzeri olmayan, olamayandır. yok kavramı onun yarattığı bir mahluk'tur. Dolayısı ile zıddı olmayan yok olamaz...
ama bizim bildiğimiz anlamda var 'da olamaz. Buna mutlak varlık denir...

Aslında onun varlığı bu sebeple bizim akıl sınırlarımız dışındadır..
Çünkü aklımız sizin sorduğunuz soruda olduğu gibi düaliteler üzerinden çalışır Düalite yoksa Akıl 'da yoktur....

İşte Terazinin Sıklet sınırı..... Limit, Kırmızı bölge, ibre kırıldı...
--------------
Ama şunu söyleyebilirim.. Allah(C.C) hiç bir yere sığmaz, ama Mü'min 'in gönlüne sığdığını söylemiştir.

Bana göre bu O'nun kendini yok edebilme kudretini gösterir..

Saygılarımla....

İvan Karamazov
26-06-2009, 17:49
mantıklı bir cevap mı bu yani? iknadan bu kadar uzak cevap vereceğinizi bilsem sormazdım :D kendi kendisini yok edemeyecektir istese de istemese de bu onun elinde değildir.. bunu siz de biliyorsunuz...

ya da

çevir kazı yanmasın :)

kolay gelsin...

kafasikarisik
26-06-2009, 17:51
İmanınızı tazelediğime memnun oldum sevgili keci. Ama konu o değil.
Evrim yaratıcı fikrine dayanmadan insanların belkide ortaya çıktığı andan beri merak ettiği yaratılış konusuna mantıklı ve bilimsel bir cevap veriyor. Bilim; cevapları bir noktaya kadar getirip, çözümsüz kaldığı noktada yaratıcıya bağlamak değildir. Bilimsel altyapısı olmayan toplumların yıldırım, deprem gibi doğa olaylarını tanrılara bağlaması, güneş, ay gibi gök cisimlerine tanrı diye tapmasının sebebi budur.

Bir arkadaşımın anneannesi insanların aya gittiğine inanmıyormuş, ay Allah'ın nurudur hiç ona ayak basılırmı? çarpılırlar vallahi diyormuş. Yaşadığımız çağda evrimin sunduğu çözüm ve deliller size yeterli gelmeyebilir. Ama daha ileri çağlarda ay Allah'ın nurudur diyenler ile aynı duruma düşebilirsiniz. Eski mısırda güneş milyarlarca yıldızdan sadece biri, o sadece sıradan bir gök cismi dediğiniz zaman kafir sayılacaktınız. Bunu unutmayın.

keci
26-06-2009, 18:09
mantıklı bir cevap mı bu yani? iknadan bu kadar uzak cevap vereceğinizi bilsem sormazdım :D kendi kendisini yok edemeyecektir istese de istemese de bu onun elinde değildir.. bunu siz de biliyorsunuz...
ya da
çevir kazı yanmasın :)
kolay gelsin...

Sayın İvan Karamazov
Evet son derece mantıklı bir cevap ama bunu anlayabilmeniz için
mantığınızın biraz daha gelişmesi lazım. Şöyleki.

Birşeyin yok olabilmesi neye bağlıdır.?
Onun zıddının veya benzerinin kendinden ayrı bir şeyin var olabilmesine..
Bir şeyin onu çevreleyebilmesine..
Ki onu çevreleyen şey onu yok edebilsin...

Bu yok olma ortadan kalkma değil sadece farklılığın diğer şey lehine
artmasıyla mümkün olacaktır.

"Allah(C.C) hiç bir yere sığmaz, ama Mü'min 'in gönlüne sığar"

sözü tam olarak bu durumu ifade eder.

Mü'min kul 'dur yani yokluk, gönlüde yokluklar merkezi...
Yokluğun içerisine sığan Allah (C.C) onunla bir olur.
Dolayısı ile YOK olur. Şimdi görebildiniz mi acaba ?

Saygılarımla...

nekadarcahilim
26-06-2009, 19:07
konu öyle sapmışki anlatamam.....

Evrim Teorisi x Dogma

sizce bunu karşılaşırtırmak bilime ayıp etmek olmazmı.....

İnanan insanlar lütfen evrim teorisini çürütmeye çalışırlarken ellerinde başka bir teori(bilimsel) ile gelsinler dogmalarla değil.....En azından bir ihtimal çürütebilirlerse kendi inançlarına katkıda bulunduklarını anlarlar ama lütfen tekrar ediyorum bilimsel verilerle...

İlk sayfada da arkadaş bahsetmiş sizin(dogma sahibi insanların) evrime inanıp inanmamanız çokta önemli değil....

lütfen kafanıza takılan soruları sorun ama böyle komik şeylerle çürütmeye çalışmayın....

En el hak
26-06-2009, 19:23
alıntı

Zaman yaratılmıştır... 14 milyar sene, gerçekten 14 milyar senemidir ?
Bunu hangi gözleme dayanarak söylüyorsunuz bu süre zarfında
bu olayları gözlemlediniz mi ?

Bu kadar süre geçtiğine şahitlik edebilir misiniz ?

.................................................. ....................................

sevgili keçi dünyadaki tüm jeolokların hemfikir olduğu,14 milyar yıllık evrenin yaşına,4,5 milyar yıllık canlılığın varoluş süresine inanmıyorsunuz demek...ne yapalım peki !! bilim insanlarını bırakıp bir kenara sanamı inanalım.senin doğruların nedir,dayanağın nedir

.................................................. ........................................

sevgili valla ;

evrim teorisi ile ilgili sorularınızı burada tartışalım ve paylaşalım topiğini açarken amacım sizin gibi birikim sahibi arkadaşlar sayesinde eksiklerimi tamamlamak,kabul etmeyen arkadaşlarında neden ve sebeblerine çözüm sunmaktı. saygılar

İvan Karamazov
26-06-2009, 20:30
Evet son derece mantıklı bir cevap ama bunu anlayabilmeniz için
mantığınızın biraz daha gelişmesi lazım.

hahahah hiç güleceğim yoktu :D:D:D bulanık mantığımı mı daha çok geliştirmeliyim yoksa klasik mantığımı geliştirsem yeter mi? :D


Birşeyin yok olabilmesi neye bağlıdır.?
Onun zıddının veya benzerinin kendinden ayrı bir şeyin var olabilmesine..
Bir şeyin onu çevreleyebilmesine..
Ki onu çevreleyen şey onu yok edebilsin...

Verdiğiniz cevap son derece mantıksızdır çünkü bu kendi iddianızdır. Evet evet aynen öyle... Kendi söylediklerinizle yüzlerce kez çelişmeye devam ediyorsunuz. Bir şu yukarıdaki sözlerinize bakın, bir de öne sürdüğünüz bana göre saçma, size göre evrimi ve bilimi tarihe gömmüş deneye... Ne yani, şimdi siz, altı üstü 5 tane duyuya dayanarak cevap veriyorsunuz ve bir de bu cevabın mantıklı olduğunu mu iddia ediyorsunuz? nesi mantıklı olabilir ki? :) sadece sebep-sonuç aksiyomuna(!) bağlı bir cevap vermişsiniz... bari; "cevap veremiyorum" deseydiniz, mantığınızı eleştirmek zorunda kalmazdım burada :)

walla
27-06-2009, 03:34
alıntı
sevgili valla ;
evrim teorisi ile ilgili sorularınızı burada tartışalım ve paylaşalım topiğini açarken amacım sizin gibi birikim sahibi arkadaşlar sayesinde eksiklerimi tamamlamak,kabul etmeyen arkadaşlarında neden ve sebeblerine çözüm sunmaktı. saygılar

Okey, o zaman şurdan başlayalım, evrime her kim karşı ise, önce ne kadar evrimi biliyor, evrim hakkındaki edindiği bilgiler nedir, onu bir görelim, sonra neden karşı olduğu konusunu tartışalım.
Evrimin, E'sini bilmeyen adamın karşı olmasıda mantıksızlık.

vartor
27-06-2009, 06:54
Bilmemize gerek yok deyip, ya allah ya evrim diye kararini acikladigi halde, tartismayi surdurmekle biz cahille cahillik etmis oluyoruz.
Ivan kardesimiz basta buyuk olgunluk emareleri gosterirken, cileden cikma uzere nihayet:) Akilliyi da delirtir bu duz mantikli insanlar. Konustuklarina, soylediklerine bakarsaniz, sanki allahin komsusu zannedersin, kendinden emin, hic baska olanak dusunmeden koru korune iman. Tarih de mi bilmezler, ayni iman gucu, agaca da taparken, daga kurbanlar adarken, Ay, gunese tapninirken, zeus, manitu, Odin Thor adina kendinden gecerken de sahipti insan oglu. Hepsini de tarihe gommesini bildi gozleri acildikca, Allah, god, yehova'nin da sonu, kendinden once yarattiklarimizdan fakli olmayacak; cunku yaratici olan biziz, tanri veya tanrilar degil.

keci
27-06-2009, 08:51
Verdiğiniz cevap son derece mantıksızdır çünkü bu kendi iddianızdır. Evet evet aynen öyle... Kendi söylediklerinizle yüzlerce kez çelişmeye devam ediyorsunuz. Bir şu yukarıdaki sözlerinize bakın, bir de öne sürdüğünüz bana göre saçma, size göre evrimi ve bilimi tarihe gömmüş deneye... Ne yani, şimdi siz, altı üstü 5 tane duyuya dayanarak cevap veriyorsunuz ve bir de bu cevabın mantıklı olduğunu mu iddia ediyorsunuz? nesi mantıklı olabilir ki? :) sadece sebep-sonuç aksiyomuna(!) bağlı bir cevap vermişsiniz... bari; "cevap veremiyorum" deseydiniz, mantığınızı eleştirmek zorunda kalmazdım burada :)

Sayın İvan Karamazov :):)

Eğer aklı ve mantığı bir oda gibi düşünürseniz, bu odanın dışına
(yukarıdaki deneyde olduğu gibi) çıkıp manzarayı görüp, sonra içeriye
tekrar girerek odadaki arkadaşınıza manzarayı anlatmaya çalışırsanız ne olur.. Önce sizin saçmaladığınızı düşünür..

Sonra anlatabilmek için odanın duvarında bir delik açarsınız. (DENEY)
ama hala odadadır. ve şimdi artık dışarıyı da bilmektedir. Şimdi manzarayı
anlatırsanız odanın içinden dışına çıktığınızı görür. Ya !!!
"oda da mısın, yoksa dışarıda mısın ? " diye sorar size

Aynen sizin bana sorduğunuz gibi....

Saygılarımla..

En el hak
27-06-2009, 10:06
sevgili keçi ;

cevap vermeniz için tekrarmı etmem gerekiyo.soruma cevap bekliyorum.

dünyadaki tüm jeolokların hemfikir olduğu,14 milyar yıllık evrenin yaşına,4,5 milyar yıllık canlılığın varoluş süresine inanmıyorsunuz demek...ne yapalım peki !! bilim insanlarını bırakıp bir kenara sanamı inanalım.senin doğruların nedir,dayanağın nedir

keci
27-06-2009, 17:10
sevgili keçi ;

cevap vermeniz için tekrarmı etmem gerekiyo.soruma cevap bekliyorum.

dünyadaki tüm jeolokların hemfikir olduğu,14 milyar yıllık evrenin yaşına,4,5 milyar yıllık canlılığın varoluş süresine inanmıyorsunuz demek...ne yapalım peki !! bilim insanlarını bırakıp bir kenara sanamı inanalım.senin doğruların nedir,dayanağın nedir

Sayın jazz_01

Hayır inanıyorum...Ama yukarıdaki deneyi örnek göstererek dünyadaki tüm jeologların insanoğlu olduğunu hatırlatmak isterim size...

Bu deneye göre, 1 yıl bitkisel hayattaki insan için, acıkmasıyla bağırsaklarındaki baskının ortadan kalkması arasındaki süredir.

Güneş ay ve gezegeneler, onun zamanı ölçebilmesi için geçerli gözlemler değildir. Ayrıca zaman tüm bu süreçlerde aynı hızda mı geçmiştir.?
Bu sorunun cevabını verebilir miyiz. ?

Bilim adamlarının tüm yaptığı eldeki verileri kullanarak geçmişe skop yapıp bugünkü zaman hızı, cinsinden geçmişi hesaplamak...

Böyle yapınca trilyon yıl olmadığına şaşmamak lazım......

Saygılarımla..

İvan Karamazov
27-06-2009, 18:16
Ivan kardesimiz basta buyuk olgunluk emareleri gosterirken, cileden cikma uzere nihayet:)

hayır hayır sevgili vartor, çileden çıkma değil, çok sıkıldım sadece... adam ne matematik bilir, ne bilim bilir, ne bilimsel yöntem bilir, ne evrim bilir; bir de çok şey biliyormuş tavrı takınıp, "tamamen bilimsel"(!) cümleler kurduğunu söyler... bir insan kendini ifade etmekten bu kadar mı aciz olabilir. her şeye: "ağaç ağacı keser mi, odada mısın değil misin, içeride miyiz dışarıda mıyız, duyularımızı silelim, milyonlarca duyumuz olsun, iskambilden kuleler, sihirbazın numarası" gibi örnekler vermeden kendini ifade edemeyen birine o kadar bilgi verip, bir de onların hiçbirinin bir işe yaramadığını görünce sıkılıyor insan tabi... hayır, ortada bir fikir olsa; örnekler fikri pekiştirmek için veriliyor, diye düşünürüz ama bir fikir olmadan örnek... bana göre değil yani :) gidip kimse sormaz; izafiyet içerisinde neden hiç tanrıdan bahsedilmiyor, genetikte neden tanrıdan bahsedilmiyor, devreler teorisinde neden hiç tanrıdan bahsedilmiyor diye... evrime gelince düşer tanrıları akıllarına.. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan varlıklar(!) her zaman var olmaya devam edecektir, ancak ben inanıyorum ki; yüz yıl sonra, belki iki yüz yıl sonra hiçbir din evrimle çelişmeyecek :):)(tabi ki de yaradılışçılar ortaya daha iyi bir teori atmayacaklar :))

walla
27-06-2009, 19:10
Bazı arkadaşlara Evrimden önce BİLİM nedir anlatmak gerekecek galiba, Bilim, tekrarlanabilir deneyler üretmektir.
Ne gibi: birisi kalkıp evren 14 milyar yıllıktır diyorsa, bunu bir başkasıda sonuca gidilen yoldan 14 milyar yıl olarak hesap ediyorsa bu tekrar edilebilir deneydir. Deneyi tekrarlayanın İnsanoğlu olması sonucu değiştirmez. Ama şarlatansa AO gibi başka.

keci
29-06-2009, 09:57
Bazı arkadaşlara Evrimden önce BİLİM nedir anlatmak gerekecek galiba, Bilim, tekrarlanabilir deneyler üretmektir.
Ne gibi: birisi kalkıp evren 14 milyar yıllıktır diyorsa, bunu bir başkasıda sonuca gidilen yoldan 14 milyar yıl olarak hesap ediyorsa bu tekrar edilebilir deneydir. Deneyi tekrarlayanın İnsanoğlu olması sonucu değiştirmez. Ama şarlatansa AO gibi başka.

Sayın walla

Bu sefer güzel bir noktaya temas etmiş ve doğru söylemişsiniz.
kalın işaretlediğim cümle bilimin anlatmaya çalıştığım zayıf noktasıdır..
Evet sonuç değişmez ve tekrar edilebilirdir. Ama bu özelliği ile aynı zamanda perdedir gerçeklere...
Örnekten yola çıkarsak, 14 milyar yıl ölçen bir insan ve
başka bir insan aynı gözlem araçlarını kullanır. Bu gözlem araçları insanların 5 duyusuna ve soyut aklına dayalıdır. Aynı gözlem araçları ile aynı sonuçlar üretilir dolayısı ile tekrarda edilir...
Ama gözlem araçları değiştirilirse sonuç değişir. Ki bu gözlem araçları
soyut matematik denklemler 5 duyu haricinde olursa...

Çünkü tüm gözlem araçları, bir destek ve dayanak noktasına dayanır..

Mesela atom içerisindeki enerji seviyelerinin hesabında kullanılan planck
sabiti , Elektrik yükü, boşluğun dielektrik sabiti vb.. tüm bu 14 milyar yıl boyunca aynı mıydı ?

Eğer farklı ise karbon testinde kullanılan yarılanma ömrü gibi olguları tekrar düşünmek gerekecek öyle değil mi ?

Diyelim evrensel çekim sabiti; bunun değeri neydi ?

Tüm evrenin büyük bir kısmı sadece birkaç saniyede oluşmuştur.
sizin 14 milyar yıl da bunun gibi olmasın...?

Saygılarımla..

mayonez
29-06-2009, 14:19
selam dikkat ettiğimiz zaman şunu görürüz insan evrimleştikçe zeka olarak ilerlemiştir. Zeka olarak ilerledikçe vücudunda bulunan tüyler azalmaya başlamıştır. Yani ne kadar ne kadar zekisin o kadar az kıllısın. Bakıyorsun Avrupa ırkına kılsızlar. Ama gelişme bakımından en gelişmiş kıta diyebiliriz. Kıllı halklara bakıyoruz. Türkler de bu durumun tam tersi bir durum söz konusu. Çok kıl az akıl. Yani benim önermem şu çok kıl az akıl, az kıl çok akıl.

Bunun nedeni ne olabilir sizce?

En el hak
30-06-2009, 23:29
şempanze ile bir insan arasındaki genetik benzerlik %99’dan bile fazla; yaklaşık 32.000 genden ancak 300 tanesi farklı. yaradılışcı arkadaşların bu konudaki fikirleri ne acaba ??

mayonez
07-07-2009, 23:51
Selam
Bütün canlılar aynı canlıdan evrimleşmediler mi?
Evet
Pekela bitkiler neden böyle heykel gibi sabit kaldılar?
Sorum İnşallah açıklayıcı olmuştur.
Saygılar

tensiz.denek
08-07-2009, 01:17
Mesela atom içerisindeki enerji seviyelerinin hesabında kullanılan planck
sabiti , Elektrik yükü, boşluğun dielektrik sabiti vb.. tüm bu 14 milyar yıl boyunca aynı mıydı ?

Eğer farklı ise karbon testinde kullanılan yarılanma ömrü gibi olguları tekrar düşünmek gerekecek öyle değil mi ?

Diyelim evrensel çekim sabiti; bunun değeri neydi ?

Tüm evrenin büyük bir kısmı sadece birkaç saniyede oluşmuştur.
sizin 14 milyar yıl da bunun gibi olmasın...?
.
Sayın keci,
İlginç fakat cevabı belli bir noktaya değindiniz. Bahsettiğiniz sabitlere sabit denmesinin nedeni bu sayıların sabit olmalarıdır. Eğer bu sabitler, zaman içinde değişim göstermiş olsalardı bu değişimin yan etkilerinin izlerini evrende görmek mümkün olurdu. Ve inanın bu sabit sayılardaki değişimleri hesaplamak A noktasından B noktasına giden aracın ivmesini ölçmekten farksız olurdu. Henüz sabit bilinen sayıların zaman içinde değiştiğine dair bir bulguya rastlanmadı. Birgün gazetelerde bunlara dair bir habere rastlanırsa fizikçilerin çoğunun emekliye ayrılacağından emin olabilirsiniz.

Saygılar,

tensiz.denek
08-07-2009, 02:16
Selam
Bütün canlılar aynı canlıdan evrimleşmediler mi?
Evet
Pekela bitkiler neden böyle heykel gibi sabit kaldılar?
Sorum İnşallah açıklayıcı olmuştur.
Saygılar
Sayın mayonez,
Size referans göstermeden kısa bir cevap vereceğim. Çünkü hayvanlar ve bitkilerin metabolizma mekanizmaları arasındaki farklar lisede öğretilir.

Canlılar evrimleşirken aynı yolu izlemek zorunda değildirler. Hayvanlar ile bitkiler arasında hareket kabiliyeti özelliği bakımından bu kadar büyük farkların olmasının sebebi şüphesiz enerjidir. Hayvanlar oksijenli, bitkiler ise karbondioksit/oksijenli solunum yaparlar. Bitkiler ürettikleri enerjinin en büyük kısmını karbondiyoksitli solunumdan elde ederler.

Dünya'da canlıların ortaya çıktığı ilk zamanlarda oksijen az miktarlarda bulunurken, karbondiyoksit bolca vardı. Bitkiler aleminin ataları olan ilk mikroorganizmalar karbondioksitli solunumu başardıklarında etrafta bolca bulunan karbondiyoksit ve mineraller sayesinde bütün dünyaya yayıldılar. Bu sırada ortalarda bugün bildiğimiz şekliyle hayvanlar yoktu, varolan hayvan ataları hala mikroorganizma biçiminde idiler.
Üreme yöntemleri ise ilkel olmasına rağmen yinede bitkiler bütün dünyaya hükmediyorlardı. Bitkiler zamanla atmosferdeki kullanılabilir oksijen miktarını arttırdılar. Artan oksijen miktarıyla birilkte, hayvanların ataları,oksijenli solunum yapabilen mikroorganizmalar evrildiler. Hükmetme sırası bu sefer onlara gelmişti çünkü bütün dünyaya yayılmış bitkiler hayvanlar için 12000km büyük çapında bir sandviç gibiydiler.

Hayvanlar ile bitkiler arasındaki temel fark solunum mekanizmasıdır. Hayvanlar oksijenli solunum yaparak bitkilerden aldıkları besinlerle büyük miktarlarda enerji harcayabilirken, bitkiler karbondioksitli solunum yaparlar ve hayvanlar kadar haraket etmeye yetecek kadar enerji üretemezler.

Şüphesiz bitkiler karbondioksitli solunumdan oksijenli solunuma geçerek daha etkili enerji üretme yöntemlerine girişebilirlerdi fakat bu olamadı çünkü fotosentez için oksijen değil, karbondioksit gereklidir. Bitkiler geceleri oksijenli solunumu geliştirdiler fakat bu yaptıkları karbondiyoksitli solunuma göre çok küçük bir miktardaydı.

Ayrıca modern bitkiler heykel gibi sabit değildirler. Geotropizma, fototropizma, hidrotropizma vs adlandırılan bazı hareketlerde bulunurlar.

Bununla beraber bitkilerin bulundukları konumdan hareket edememeleri onlara çok büyük bir dezavantaj sağlamıyor. Bugün etrafınızda gördüğünüz modern bitkilerin sayısı ve çeşitliliği bunun en iyi kanıtıdır. Eğer hareket kalibiliyetinden yoksunluk büyük bir dezavantaj olsaydı bugün etrafımızda bitkilere rastlamazdık. Aynı zamanda atmosferde oksijen olmayacağı için be bizler olmazdık. Hayvanlar gibi hareket etmek bitkilerin yaptıkları karbondioksit solunumdan kazandıklarına göre çok büyük miktarda enerji gerektirir. Hayvanlar karbondioksit solunumu yaparak bırakın hareket etmeyi, hayatta kalacak kadar enerji üretemezler.

Saygılar,

keci
08-07-2009, 16:27
Sayın keci,
İlginç fakat cevabı belli bir noktaya değindiniz. Bahsettiğiniz sabitlere sabit denmesinin nedeni bu sayıların sabit olmalarıdır. Eğer bu sabitler, zaman içinde değişim göstermiş olsalardı bu değişimin yan etkilerinin izlerini evrende görmek mümkün olurdu. Ve inanın bu sabit sayılardaki değişimleri hesaplamak A noktasından B noktasına giden aracın ivmesini ölçmekten farksız olurdu. Henüz sabit bilinen sayıların zaman içinde değiştiğine dair bir bulguya rastlanmadı. Birgün gazetelerde bunlara dair bir habere rastlanırsa fizikçilerin çoğunun emekliye ayrılacağından emin olabilirsiniz.

Saygılar,

Sayın tensiz.denek

Teşekkür ederim vermiş olduğunuz bilgiler için..
Ancak şunu belirtmek isterim ki bu dediğiniz doğru değildir. Daha doğrusu böyle bir bulguya rastlanmasına olanak yoktur. Big-Bang'in oluş mekanizmasını incelerseniz, ilk 5-6 sn içerisinde tüm maddenin %90 dan fazlasının oluştuğunu göreceksiniz.
Bu süre içerisinde ortamda gözlem yapan bir insanın bugünkünden daha farklı bir gözlem yapacağını düşünmüyorum.
Sabitler farklı olmasına rağmen fizik kuralları aynen geçerlidir, ve gözlemci sabitlerin değişmez olduğunu düşünmektedir. Evrenin yaşı henüz 4 sn olmasına rağmen gözlemci bunu 14 milyar yıl olarak ölçmüştür.
Bunun sebebi gözlemcinin o evrenin bir parçası olmasıdır. Duyuları ve sezgileri o evrenin kurallarına göre oluşmuştur. Bugünden o zamana baktığımızda ise tüm sürecin sadece 6 sn de tamamlandığını göreceğiz.
Çünkü o evrendeki gözlemcinin paradigmasından tamamen farklı bir paradigmaya sahibiz. Bizden sonra gelecek olan 14 milyar kere trilyon yıl sonraki gözlemci ise bizim için aynı şeyi söyleyecek, sabitler bugünkünden farklı olacak ama evrenin başından beri hep aynı olduğunu söyleyecek gözlemcimiz..

Bu durumda sabitlerin hep aynı olduğunundan nasıl emin olabileceğiz ?

Sonuçta bu sabitler hep bir orandan ibaret...Bunlar değiştiğinde gözlem araçlarımızda değişerek aynı rakamı vermekte..ama evrenin bir yerlerinde bir şeyler yinede değişmekte... Meşhur belirsizlik ilkesi burada da var galiba...

Saygılarımla....

tensiz.denek
08-07-2009, 18:17
Sayin keci,

Ortaya koydugunuz 14 milyar yilin 4 sn de olusumu teorisinin hayal gucunuz disinda bir kaynagi varmidir?
Ayrica izninizle fizikle profesyonel anlamda ile ugrasip ugrasmadiginizi bilmek isterim.

Saygilar,

keci
08-07-2009, 19:56
Sayin keci,

Ortaya koydugunuz 14 milyar yilin 4 sn de olusumu teorisinin hayal gucunuz disinda bir kaynagi varmidir?
Ayrica izninizle fizikle profesyonel anlamda ile ugrasip ugrasmadiginizi bilmek isterim.

Saygilar,

Sayın tensiz.denek

Fizikle uğraşım amatörce; bu konuda kendimi yetiştirdiğimi düşünüyorum. Yani profesyonellikten kasıt akademik bir unvan veya öğrencilik diyorsanız hayır yok böyle birşey...

Bu teori mantıksal olarak çıkardığım bir sonuç, o zamanda olanlar hakkında zaten spekülatif sonuçlar ortaya atılıyor (Bigbang) ama en çok kabul gören teorileri araştırdım.. Ve burada zamanın hızı konusunda da bu sonucu çıkardım. zaman, uzay ve madde olmadan manasızdır onu algılayamayız,
termodinamiğin 2. yasası entropinin sürekli arttığını söyler, eğer entropi artış hızı Bigbangten bugüne kadar hep aynı olsaydı. Maddenin oluş süresi
bahsettiğiniz gibi 14 milyar yıl olabilirdi. Ama 6 sn 'de maddenin var olması demek entropi artış hızının günümüze göre sonsuz denecek bir büyüklükte olması gerek, Ben entropi artış hızına zamanın hızı diyorum.

Eğer bu hız bir defa söz konusu oldu ise sonrada tekrar mümkün olabilir
belki karadeliklerin içerisindede sonsuz entropi artış hızı sözkonusudur bu durumda içeride evrensel sabitler bildiğimiz değerlerde olmayacaklardır.
Çünkü onlar birer tekilliktir.
Evrimin geçmiş olduğu süreçte 14 milyar yılın 6 sn değil ama bu değerden çok daha az olmasıda imkan dahilindedir.

Bu durumda bildiğimiz tüm doğrular tamamiyle yanlış olur. Sebebi entropi artış hızı evrendeki madde yoğunluğunu da belirler, evrensel sabitleride..

Ayrıca evrimle ilgili, daha doğrusu bilimle ilgili bir başka önermede;
"iman nedir" adlı başlıkta değindim..O argümanı da dikkate alırsanız evrimle ilgili konuya burada cevap verebilirsiniz.

Saygılamla...

tensiz.denek
08-07-2009, 23:57
Sayın keci

Bu teori mantıksal olarak çıkardığım bir sonuç, o zamanda olanlar hakkında zaten spekülatif sonuçlar ortaya atılıyor (Bigbang) ama en çok kabul gören teorileri araştırdım.. Ve burada zamanın hızı konusunda da bu sonucu çıkardım. zaman, uzay ve madde olmadan manasızdır onu algılayamayız,
termodinamiğin 2. yasası entropinin sürekli arttığını söyler, eğer entropi artış hızı Bigbangten bugüne kadar hep aynı olsaydı. Maddenin oluş süresi
bahsettiğiniz gibi 14 milyar yıl olabilirdi. Ama 6 sn 'de maddenin var olması demek entropi artış hızının günümüze göre sonsuz denecek bir büyüklükte olması gerek, Ben entropi artış hızına zamanın hızı diyorum.

Eğer bu hız bir defa söz konusu oldu ise sonrada tekrar mümkün olabilir
belki karadeliklerin içerisindede sonsuz entropi artış hızı sözkonusudur bu durumda içeride evrensel sabitler bildiğimiz değerlerde olmayacaklardır.
Çünkü onlar birer tekilliktir.
Evrimin geçmiş olduğu süreçte 14 milyar yılın 6 sn değil ama bu değerden çok daha az olmasıda imkan dahilindedir.

Bu durumda bildiğimiz tüm doğrular tamamiyle yanlış olur. Sebebi entropi artış hızı evrendeki madde yoğunluğunu da belirler, evrensel sabitleride..

Ayrıca evrimle ilgili, daha doğrusu bilimle ilgili bir başka önermede;
"iman nedir" adlı başlıkta değindim..O argümanı da dikkate alırsanız evrimle ilgili konuya burada cevap verebilirsiniz.

Saygılamla...

Sayın keci,

İzole sistemlerde entropi S=k.ln(W) formülüyle hesaplanır. Burada k bolzmann sabitidir.
Hipotezinize göre fizikteki sabit sayılar aslında 6 saniyede oluşan evrinin yaşını 14 milyar gösterecekmiş gibi değişiyor. Bu değişim boltzmann sabiti için de geçerli midir yoksa onu konu dışında mı tutuyorsunuz?

Bununla beraber entropiyi evrendeki bütün diğer yasaları birbirine bağlayan bir yasa olarak ortaya koymuşsunuz. Entropi benim bildiğim kadarıyla maddenin mikrodurumlarının istatistiksel bir açılımdır. Entropiyi azaltarak veya düşürerek zamanın boyutundaki ilerlemeyi nasıl hızlandırdığınızı biraz daha açarmısınız?

Vakit bulunca diğer mesajınıza bakacağım,

Saygılar,

Ayejj
09-07-2009, 13:31
termodinamiğin 2. yasası entropinin sürekli arttığını söyler, eğer entropi artış hızı Bigbangten bugüne kadar hep aynı olsaydı. Maddenin oluş süresi

Sn Keçi ,
Evrim karşıtlarının çoğu belli bir noktada entropiye sarılır .Fakat evrende ters entropik olgularda vardır. İnceleyin bakalım deneyi şimdi buna diyeceksiniz.

Termodinamiğin İkinci Kanununa Ters Düştüğü söylenen Deney
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9711

demir_tunc
09-07-2009, 15:06
*Evrimin olması için dna da değişiklik olması gerekiyor ve bu değişikliğin yararlı olması gerekiyor. bu nasıl olmuştur.
*madde nin tesadüfen oluştunu farzedelim (bu dazırva ama) bilgi nasıl tesadüfen oluşmuştur. dna daki bilgi kusursuzdur.

bu ikisini cevala(yama)yın. sonra devam ederiz.

En el hak
09-07-2009, 16:15
demir ; burada bilimsel bir tartışma var kardeşim okuma keyfimizi sabote etme

En el hak
09-07-2009, 16:18
alıntı....

Size referans göstermeden kısa bir cevap vereceğim. Çünkü hayvanlar ve bitkilerin metabolizma mekanizmaları arasındaki farklar lisede öğretilir.

Canlılar evrimleşirken aynı yolu izlemek zorunda değildirler. Hayvanlar ile bitkiler arasında hareket kabiliyeti özelliği bakımından bu kadar büyük farkların olmasının sebebi şüphesiz enerjidir. Hayvanlar oksijenli, bitkiler ise karbondioksit/oksijenli solunum yaparlar. Bitkiler ürettikleri enerjinin en büyük kısmını karbondiyoksitli solunumdan elde ederler.

Dünya'da canlıların ortaya çıktığı ilk zamanlarda oksijen az miktarlarda bulunurken, karbondiyoksit bolca vardı. Bitkiler aleminin ataları olan ilk mikroorganizmalar karbondioksitli solunumu başardıklarında etrafta bolca bulunan karbondiyoksit ve mineraller sayesinde bütün dünyaya yayıldılar. Bu sırada ortalarda bugün bildiğimiz şekliyle hayvanlar yoktu, varolan hayvan ataları hala mikroorganizma biçiminde idiler.
Üreme yöntemleri ise ilkel olmasına rağmen yinede bitkiler bütün dünyaya hükmediyorlardı. Bitkiler zamanla atmosferdeki kullanılabilir oksijen miktarını arttırdılar. Artan oksijen miktarıyla birilkte, hayvanların ataları,oksijenli solunum yapabilen mikroorganizmalar evrildiler. Hükmetme sırası bu sefer onlara gelmişti çünkü bütün dünyaya yayılmış bitkiler hayvanlar için 12000km büyük çapında bir sandviç gibiydiler.

Hayvanlar ile bitkiler arasındaki temel fark solunum mekanizmasıdır. Hayvanlar oksijenli solunum yaparak bitkilerden aldıkları besinlerle büyük miktarlarda enerji harcayabilirken, bitkiler karbondioksitli solunum yaparlar ve hayvanlar kadar haraket etmeye yetecek kadar enerji üretemezler.

Şüphesiz bitkiler karbondioksitli solunumdan oksijenli solunuma geçerek daha etkili enerji üretme yöntemlerine girişebilirlerdi fakat bu olamadı çünkü fotosentez için oksijen değil, karbondioksit gereklidir. Bitkiler geceleri oksijenli solunumu geliştirdiler fakat bu yaptıkları karbondiyoksitli solunuma göre çok küçük bir miktardaydı.

Ayrıca modern bitkiler heykel gibi sabit değildirler. Geotropizma, fototropizma, hidrotropizma vs adlandırılan bazı hareketlerde bulunurlar.

Bununla beraber bitkilerin bulundukları konumdan hareket edememeleri onlara çok büyük bir dezavantaj sağlamıyor. Bugün etrafınızda gördüğünüz modern bitkilerin sayısı ve çeşitliliği bunun en iyi kanıtıdır. Eğer hareket kalibiliyetinden yoksunluk büyük bir dezavantaj olsaydı bugün etrafımızda bitkilere rastlamazdık. Aynı zamanda atmosferde oksijen olmayacağı için be bizler olmazdık. Hayvanlar gibi hareket etmek bitkilerin yaptıkları karbondioksit solunumdan kazandıklarına göre çok büyük miktarda enerji gerektirir. Hayvanlar karbondioksit solunumu yaparak bırakın hareket etmeyi, hayatta kalacak kadar enerji üretemezler.
.................................................. .................................................. ..............


sevgili abim ; yazın için çok teşekkür ederim,çok net ve açıklayıcı olmuş

keci
09-07-2009, 17:59
Sayın keci,

İzole sistemlerde entropi S=k.ln(W) formülüyle hesaplanır. Burada k bolzmann sabitidir.
Hipotezinize göre fizikteki sabit sayılar aslında 6 saniyede oluşan evrinin yaşını 14 milyar gösterecekmiş gibi değişiyor. Bu değişim boltzmann sabiti için de geçerli midir yoksa onu konu dışında mı tutuyorsunuz?

Bununla beraber entropiyi evrendeki bütün diğer yasaları birbirine bağlayan bir yasa olarak ortaya koymuşsunuz. Entropi benim bildiğim kadarıyla maddenin mikrodurumlarının kadarıyla istatistiksel bir açılımdır. Entropiyi azaltarak veya düşürerek zamanın boyutundaki ilerlemeyi nasıl hızlandırdığınızı biraz daha açarmısınız?

Vakit bulunca diğer mesajınıza bakacağım,

Saygılar,

Sayın tensiz.denek

Teşekkür ederim..

Aslında hipotezim sizin söylediğiniz gibi değildir. Daha çok ünlü ikizler deneyinde olduğu gibidir. Yalnız biraz daha farklıdır. Yani ışık hızında
hareket eden uzay gemisindeki ikizler zamanı kısalmış olarak gördükleri halde dışardaki kardeş yüzyıl geçtiğini düşünmekte..
Burada mekanda bir hareket farklılaşma sözkonusudur, benim hipotezimde ise mekan aynı mekandır, zaman farklı hızda akmaktadır.

Yani evrenin oluşması sırasındaki ilk 6 sn yi düşünürsek, o zamandaki bir gözlemci zamanın normal hızda aktığını düşünmesine karşın, biz şimdiki zamandan o zamana bir scope yaptığımızda t0 ve t1 anları arasında oluşan
madde ve bunların durumları sebebiyle bu zamana kıyasla 14 milyar yılda olması gereken süreçler olarak gözlemleyebiliriz.
Yani olan sadece gözlem çerçevelerine göre ölçülen zamandan ibarettir.

Sabitler bu referans çerçevelerinde farklı olarak ölçülebilirler bu bütün evrensel sabitler için geçerlidir. Bu durum ölçülen çerceve için bir tuhaflık arzetmez. Her gözlem çerçevesi sabitlerin buldukları değer olduğunu ve değişmeyeceğini söyler ancak diğer çerçeve için sabitler farklı değerdedirler.

Entropi konusunda söylediklerinizi doğru olabilir yalnız ben entropi'yi bir düzensizlik artışı şeklinde algılıyorum. Yani termodinamiğin 2. yasasına göre evrende düzensizlik sürekli artar hiç bir zaman azalmaz. Buna "zamanın oku" da derler ki tek yönlüdür .Yani masadan düşen bir bardak kırılır. Bunu tersi sözkonusu değildir.
Yani kırık bir bardak yükselerek masada bütün bir bardak haline gelmez.
Eğer düzende (evrendeki her madde parçacığına atomik ve daha aşağı) herhangi bir değişme olmamışsa zaman akmamıştır, zaman akmışsa bunun hiç kimse için bir önemi yoktur zaten tersi durum yani daha düzensiz bir durumdan daha düzenli bir duruma geçiş olursa bu ancak zamanın okunun
ters yönde hareket etmesi yani geçmişe dönmekle mümkün olabilir. Eğer zamanın oku ters yönde olup düzende artma olmuş veya değişme olmamışsa zamanın okunun yönününde ne olduğunun önemi yoktur zaman ya durmuştur veya ilerlemiştir. Dolayısı ile zaman dediğimiz şey aslında entropi artışıdır. Yani düzensizlik artışı..
bilindiği gibi sabit hızda giden bir cismin ivmesi sıfırdır, hız artıyorsa ivmede artar..

Aynı şekilde entropi artışı zamanı ve onun okunu gösterirse, entropinin artış hızı yani her an arasındaki hızın zamana göre türevi entropi ivmesi diyebileceğimiz bir olguya karşılık gelebilir. Bu ise farklı ivme düzeyleri arasında gözlem çerçevesi etkisi oluşturur Bunlar dönemler gibidir.
entropi Hız zaman grafiği ile bu görülebilir.

Belkide kainatın 6 günde oluştuğu söylemi ile bir ihtimal bu evreler kastedilmiş olabilir.

Umarım sorularınıza kısmen cevap verebilmişimdir.

Saygılarımla...

keci
09-07-2009, 18:23
Sn Keçi ,
Evrim karşıtlarının çoğu belli bir noktada entropiye sarılır .Fakat evrende ters entropik olgularda vardır. İnceleyin bakalım deneyi şimdi buna diyeceksiniz.

Termodinamiğin İkinci Kanununa Ters Düştüğü söylenen Deney
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9711

Sayın Ayejj

Sözkonusu deneyi inceledim. Bu deneyde kullanılan organik yalıtım malzemesi yerine inornik bir malzeme kullanılsa idi ne olur du acaba ?
Bunu daha önce kimse denememiş mi acaba ? Eğer denemişse sonucu ne olmuş açıklama ne olmuş ?

Eğer termodinamik kanunlarına ters düşen herhangi bir olgu olsaydı, bir kaç yıl önce dalga geçilen yüzyıllardır da çok sayıda insan tarafından örnekleri üzerine çalışılmış olan Erke dönergeci son derece önemli bir buluş olurdu. Ama ciddi bilim çevreleri bununla istihza ile bıyık altından gülerek dalga geçmektedirler.
Çünkü bu cihazdan önce Termodinamik kanunlarına aykırı bir olgunun bilimsel olarak var olduğunun ispatlanması gereklidir..
Ya da cihaz'ın çalışmasının nasıl olupta termodinamik kanunlarına meydan okuduğunun açıklanması....

Eğer bahsetmiş olduğunuz deney gerçekten Termodinamik kanunlara aykırı bir durumsa hemen bir makale hazırlayıp, tüm dünyaya duyurunuz o zaman A. Einstein, Newton veya Kepler' den daha yüksek bir yere isminiz yazılır.
Bundan kesinlikle emin olabilirsiniz...

Saygılarımla...

Ayejj
11-07-2009, 12:22
Sn keçi,

Ters entropik olgular kaos kuramının içindede belirtilir.

Her düzen bir düzensizliği , her düzensizlik ise bir düzeni yaratır.