PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şeriat / Kısas Uygulamaları


Sayfa : [1] 2

Mutezile
06-11-2005, 09:01
Kuran hükümlerini uygulayan, Kuranla gündelik hayatı ve hukuku Şeriat olarak düzenleyen ve yaşayan ülkeler var tabii. Onların gündelik hayatından bir kesit sunmak isterim. 18 yaşından küçükler lütfen linki tıklamasın: Linkler Kaldırılmıştır..... Sitede Vahşet İçeren Görüntülere İzin Verilmemektedir.

Maide Suresi 38. ayeti:

38 - Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.


İslam'ın emrettiği, Allah kelamı olan hukuk sisteminin temel kaidelerinden biri olan Kısas'tır. Oysa Suç ve kötülüğü ne aaltabiliyorlar, ne de yok edebiliyorlar. Vahşet ve şiddet sıradanlaşınca Vicdan ve sağduyu köreliyor.

06-11-2005, 09:29
içim kalktı bu resimlere bakınca. islam gerçekten çok çirkin bir inanış, hep söylerim ille de bir masala ihtiyacınız varsa hristiyan olmalısınız. isa çok daha alçak gönüllü ve insancıl bir adam. üstelik en iyi masal müdahale edilen ve yenilenen masaldır, hristiyanlık bugün bile kitaplarına ekleme yapılan ve düzenlenilen bir dindir. dinsiz yapamayanlara tavsiyem hristiyan olmaları. yeterince akıllılara tavsiyem ise ateist olmaları.

Mutezile
07-11-2005, 09:04
Sevgili usrenin;

Taliban'ı, İran'ı ve İslamın şeriat hükümlerini Kurandan alıp çıkaran ve 13-14 asırdır uygulayanlarda kabahat varsa; Ku'ranı Kitabu'l-Ekmel (Eksiksiz-müküemmel kitab) & Muffassıl (açıklanmış, yalın)Kitab diye ortaya koyan VE günlük hayatlarınınVE HUKUKUN KİTABA göre tanzimini emredenlerde vebal daha fazla var. Recm ve Mut'a ile ilgili ayetlerin yok olup gitmesinin bir önemi yoktur. Hadis ve Sünnet de rahatlıkla okunabilir. E's-Sahihlerde vardır. Vardır ki; Acem mülkü ve Afganistan ve doğu ülkelerinin bazılarınd
a yüzyıllardır itinayla uygulanmaktadır. Ku'ran Allah'a ve nebi'sine ulaşmanın yoludur. İçindekiler çok dikkatli okunmalıdır. Hele hüküm veren ayetler daha da özenle ele alınmalıdır. 1720'de İbrahim Mütefferika matbaayı kurmaya başlayınca, Şeyhülislam'a SÖZ vermek zorunda kalmıştır: KURAN'I ve diğer İslam kaynaklarını b a s m a m a k üzere bir sözdür bu. Sebebi üzerine biraz düşünmek lazım usrenin kardeşim.

Hıristiyanlığa davet etmendeki sebebi anlıyorum. 'Ehven-i Şer' anlamında bir tebliğ yapıyorsun, fakat düşüncene katılmıyorum.

aspartam
07-11-2005, 09:44
Mutezile oraya hırsızlar tarafından elleri kesilerek kolundaki bilezikleri çalınan ve dahası katledilen kadınların resimlerini de koyarmısın.Resim bulmakta pek hünerli olduğuna göre bu resimleri bulursun sanırım.

07-11-2005, 10:02
sevgili mutezile, bu kadar iyi arapçayı nerden biliyorsun, yazdıklarını anlamakta biraz güçlük çekiyorum(arapça kelimelerden ötürü).
hristiyanlık gerçekten güzel bir masal, özellikle bugün amerikada yaşatılan haliyle. arasıra incil okurum içim ferahlar, inanmam ama yine de güzel bir masal hoş bir masaldır.
amerikadayken misyonerlerle takılmıştım 3 ay, beraber yedik içtik, gezdik dolaştık, sohbet ettik, orada bir çok hristiyanlıkla ilgili kitap okudum, bence gerçekten hristiyanlık güzel bir din. ben herkesin ateist olabilecek kapasitede akıl sahibi olduğunu düşünmüyorum, bu adamlara allah yoksa neden öldürmemek gerektiğini anlatamazsın, savaş çıkar, aynı adamlara neden kızları toprağa gömmemek gerektiğini de anlatamazsın. ama hristiyan olsalar hem islamın vahşetinden kurtulurlar, hem de ateismin yaratacağı disipsizlinlik ve manevi boşluk ortamından korunurlar. ateist olarak mutlu yaşamak başlı başına bir dindir zaten.
şahsen tabiki insanların akıllarını ateist olabilecek düzeye kadar yukarı çekmelerini öneririm, ama bunu yapmanın kolay olmadığını biliyorum.
kanal 7 yi açıp sakallı hocanın yüzüne kopacak düzeye gelmek benim 22 senemi aldı. bu bağlamda hristiyanlık dininin savunucusuyum, yaw eğer olmasınlar desen, bunlar gider bu sefer de budist olur :D
sen ateist misin?

Aliminyum
07-11-2005, 12:10
Vehbe Zuhayli El Ezherde bir profesör. İslam fıkhına ait geniş çaplı araştırmalarıyla tanınıyor. Fıkıhla alakalı kitabının 7. cildinde Şeri Hadlere geniş bir yer ayırmış. Hadler ve tazir cezalarıyla ilgili olarak 200 sayfaya yakın birşey. İslamın cezai müeyyedileri hakkında burada yazılan değerlendirme yazılarına mukabil bu kitaptan geniş alıntılar yapacak değilim. Ancak işin mantığının kavranılması açısından kısaca birşeyler karalamak vacip oldu artık çünkü İslamın Ceza Hukukuna dair bu tek yönlü bakış cehl-i mürekkep halini aldı.

Öncelikle şunu belirtmek lazım. İslamın ceza hukuku sadece kısaslardan ibaret değildir. Kısaslar, Had cezaları olarak tarif edilen tasnifin küçük bir sınıfıdır. Bu itibarla KISAS UYGULAMALARI şeklinde bir tabir yeterli olmaz, genel olarak HAD UYGULAMALARI ya da ŞERÎ HADLER demek gerekir.

HAD: Sözlük anlamı engel olmak demek. Cezalar da o cezanın sebeplerini işlemeye engel olduğu için Had ismi verilmiştir.

ŞERÎ ANLAMI: Hanefilerin ıstılahına göre Had, Allahın hakkı olarak tayin ve takdir edilmiş vacip bir cezadır. Tazir had değildir. Çünkü tazir cezalarını vermek için hakim kişisel kanaatine göre (toplumsal yapıyı, olayın ayırıcı özelliklerini vs. gözönünde tutarak) ceza verebilir. Had dediğimiz zaman aklımıza gelen şey Allahın bizzat kendisinin tayin ve takdir ettiği ceza şekli anlaşılır.

Allahın Hakkı tabiri fıkıh ıstılahında Toplumsal menfaat ile aynı yerde kullanılır. Burası önemli, toplumun menfaati Allahın kulları üzerindeki hakkının yerine getirilmesine bağlıdır ve bu hakkın yerine gelmesi toplumun menfaati içindir.

HADLERİN ÇEŞİTLERİ: Sirkat (Hırsızlık), Zina, Kazf (İftira), Yol Kesme (Hirabe) ve sükr (Sarhoşluk) hadleri olarak tasnif edilir.

Hırsızlık, zina etmek, iftira etmek, yol kesmek ve sarhoş olmak suçtur. Cezayı gerektirir. Bu suçlara karşılık olarak yaptırım uygulanır.

Hadlerin meşru kılınmasında iki hikmet gözetilmiştir.

1) Toplumsal menfaat: İbn-i Teymiyye Allahın suçlara dair meşru kıödığı cezaları Allahın rahmeti olarak değerlendirir. Cezalandırmak rahmettir. Kişi için de toplum için de. Caydırıcılık, alıkoyuculuk vs. özellikleri vardır. Kurda merhamet edilmez aksi taktirde kuzu mağdur olacaktır. Ayrıca İslamın öngürdüğü cezalar kamil manada cezalardır. Yalan söyleyip iftira edene dil kesme cezası, zina edene iğdiş etme cezası gibi şeyler yok. Buraya da dikkat.

2) Cezalar birer AKLAMADIR. Suçu işleyeni toplum içinde aklar ve toplum içinde cezasını çeken bir suçlu toplumdan ayrıca bir dışlanma görmez, cezasını çeken suçluyu kendi kafasına göre dışlamaya, hor görmeye kalkan ayrıca cezalandırılır. Bizim hukuk sistemlerimizde böyle mükemmel birşeye rastlayamıyoruz. Burası da çok önemli.

HADLER VE TAZİRLER ARASINDAKİ FARKLAR
Hadlerde hakimin takdir yetkisi yoktur, tazirlerde vardır. Ancak bu kişisel takdir yetkisi de belirli usullere göredir. Keyfiyane tutumu engeller.

Hadlerin infazı vaciptir, Tazirlerin infazı her zaman vacip değildir, affedilebilir.

Hadlerde ceza düşmez, tazirlerde düşebilir.

Tazir tövbe ile düşer.
Tazirlerde hafifletici şartlar dikkate alınır. Hadler, failine göre değişmez.
Daha birsürü fark var. Bunlar şimdilik yeterli.

Aliminyum
07-11-2005, 12:45
ZİNA HADDİ

İslam Hukukunda Zina suçtur. Cezayı gerektirir.

"Zinaya yaklaşmayın, o çirkin bir iştir, çok kötü bir yoldur." (İsra/32)
"Rahmanın kulları Allah Teala ile beraber başka ilahlara yalvarmazlar. Allahın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günahı(nıncezasını) bulur. Kıyamet günü azabı kat kat olur, hor ve hakir olarak azabta temelli kalır." (Furkan 68/69)
"Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer sopa vurun." (Nur/2)
"Fuhşun açık ve gizli hiçbir şekline yaklaşmayın." (Enam/151)

Recm (taşlanarak öldürme) hadislerle, sünnetle sabittir. Recmin meşru olmasında Ashabın icması vardır.

Zina Haddinin Sebebi kişilerin zina suçunu işlemeleridir. Fakat fıkıhçılar bu suçun gerçekleşmesi için çok hassas kaideler ortaya koyar. Önüne gelen "falan zina etti" dedi diye adamı taşlayıp öldürmezler yani.

Z,NA HADDİNİN ŞARTLARI
1)Zina eden ergenlik çağında olmalı. Çocuklara had yok.
2)Zani (Zina eden) akıllı olmalı. Deliye had yok.
3)Zani müslüman olmalı. (Malikiye göre)
4)Zina işi iradi olmalı. Zorlama atında yapılan zinaya had uygulanıp uygulanmamasına hakim karar verir. Tazire girer.
5)Zina akdınla erkek arasında olmalı.
6)Zina fiili şüphe ile işlenmemeli. Şüphe varsa had düşer. Zevcesi veya cariyesi zannettiği kişiyle zina edene had uygulanmaz. Ebu Hanife ve Ebu Yusufa göre uygulanır.
7)Zani, zinanın haram olduğunu bilmeli. Bilmediğini iddia eden bilmediğini ispatlamalı. (Malikiye göre)
8) Zani kadın dar-ı harpte olmamalı.

ZİNANIN CEZASI
Evli veya başından evlilik etmiş kişi (Muhsan diye tabir olunur) için recm cezası yani taşlanarak öldürme. Kişi evli değil ise sopa cezası uygulanır.

Evli kişi zina etmişse cezası ittifakla recmdir. Delili sünnetteki uygulamadır.

RECM İÇİN GEREKEN ŞART

Akıl,ergenlik,hürriyet, İslam, sahih nikah, nikahta cinsel birleşmede bulunmak,, cima vaktinde karı kocada bütün bu sıfatların bulunması.

Bu şartlar yoksa recm cezası uygulanmaz.

Akıllı olmayana, ergen olmayana, müslüman olmayana, nikahı sahih olmayana, nikahlı iken kendisine helal eşi ile cima etmemiş olana, ve helal eşi ile cima ederken bir önceki vasıfları taşımayanlara recm uygulanmaz.

ZİNA HDDİNİN SIFATI
Zina haddi Allahın halis hakkıdır. Yani toplum yararınadır. Gerekli deliller sabit olduktan sonra recm cezasından rücu olmaz. Affetmek yoktur. Çünkü bu had Allahın hakkıdır, kulun hakkı değildir.
Zina haddinde tedahül olabilir. Yani kişi defalarca zina etse dahi tek had uygulanır. Faakat zinadan sonra had uygulanıp tekrar aynı fiili irtikap ederse tekrar had uygulanır.


ZİNANIN HAKİM HUZURUNDA İSPAT EDİLMESİ

Zina suçunun mahkemece sabit görülmesi iki türlü olur.

1) İkrar
2) Şahitler

Hadlerin hiçbirisinde hakimin bilmesi suçun sabit olması için yeterli şart değildir. Hakim kişilerin zina ettiğini sırf kendinden bilse bile, ikrar veya şahitlik olmazsa ceza veremez.

Ayrıca;

1)Suçun sübutu için 4 şahit gereklidir. (Nisa 15 ile sabit)
2)Mükellef olmak, akıl/baliğ olmak.
3)Erkek zani kadının şahitliği geçersizdir. Bu kadının haysiyetini muhafaza içindir. Zina işine kadın şahit karıştırılmaz.
4)Adalet. Yani fasıkın, küçük de olsa kötü birşeyler işlemiş olanların şahitliği kabul edilmez.
5)Kölelerin şahitliği kabul edilmez.
6)Müslüman olmayanların şahitliği geçersizdir.
7)Asıl şahitlik. Yani başkasının şahitliğine dayanarak yapılan şahitlik geçersizdir.
8)Şahitlerin tek fiil, tek zaman ve mekan üzerinde ittifak etmeleri şarttır. Birisinde ihtilaf olsa had uygulanmaz.
9)Şahitlerin aynı mecliste olmaları şarttır. Şahitlik arka arkaya gelse şahitlik kabul olmaz.
10)Aleyhinde şahitlik yapılanın cima yapabilecek kudrette olması şart. Mesela erkeklik organı kesik olan aleyhindeki şahitlikte şahitlere ceza verilir.
11)Şahitlikte şüphe olmayacak, şüphe varsa şahitlil geçersiz.
12)Açık bir özür olmaksızın üzerinden zaman geçmemiş olması şart.
13)Şahitlerin sıfat ve şehadet ehliyetini taşımaları şarttır.
14) Fiilin duhul anında görülmüş olması. Duhul anında görülmemişse zinanın işlendiğine hükmedilmez ve had uygulanmaz.

Dikkat edilmesi gereken şu: İslam, başkalarının evlerini gözetlemeyi haram kılar. Başkalarının evini gizlice gözetlemek haramdır. Gizlice gözetlenmiş bir şekilde zina şahitliği yapan kişi de sakata girer açıkçası.

O halde zina cezasının adeta göstere gmstere yapılması gereklidir.

Ayrıca öldürülen yani recmedilen kişi gömülmez. Ayakta tutulur. Kadın ise gömülür. (Şafiiye göre)Maliki ve Hanbeliye göre kadın için de çukur kazılmaz. Burada hakim kişisel kanaat kullanabilir.

Had, toplum önünde gerçekleştirilir.

Recmedilerek öldürülen kişinin cenazesi de normal Müslümanın cenazesi gibi kaldırılır. Yıkanır, kefenlenir, cenaze namazı kılınır ve dualarla defnedilir. Bu geride kalanlar hatta cezayı uygulayanlar için bir GÖREVDİR.

Konu çok uzun, vakit yok, devam edecek.

Umarım Afganistandaki, İrandaki saçma uygulamaların İslami uygulamadan uzak olduğu anlaşılmıştır.

Mutezile
07-11-2005, 17:00
Zina cezası ile ilgili müeyyideleri eksik iktibas etmişsin. Belki Zuhayli eksik yazmış olabilir. En önemli konulardan 'LİAN' yok zaten. Yoksa var da benim gözümden mi kaçtı? Nasıl ''Zina copy-paste'ı'' bu anlamadım?

''İslamın Ceza Hukukuna dair bu tek yönlü bakış cehl-i mürekkep halini aldı.'' (alümünyum)

İslam Fıkhının, Şeriatının uygulanmasında gördüğün kusurları sence bir Acem, bir Pakistani ve diğer bu şeriatı uygulayan ülkeler ve onların vatan-daşlarından biri ciddiye alır mıydı? 14 asırdır Ku'ran hükümlerinin uygulayan insanlara laf kalabalığı ile gelirsen ne cevap alacağını tahmin edersin onlardan? Zuhayli'nin eksik, çok eksik copy-paste'i yerine senin yazacakların beni daha çok ilgilendirirdi. Zuhayli'nin yazısını biraz irdeleyelim dersen ona da varım. Ama bence, aracıları da bırak da biz konuşalım. Ne dersin?

aragonn
07-11-2005, 17:30
mutezıle acık soylemelıyım çabana hayranım.bu dusuncelerıne katıldıgım anlamında degıl ama cıddıyim arastırma hırsın cok guzel.ben bırkac gun daha fıkır beyan etmek ıstemıyorum.sadece konulara daha cok hakım olmaya calısıyorum.çok da hakım oldugum konular degıl.acıkcası burda konusulan bır konuyu googleda arayıp buraya kopyalamak tarzım degıl. yazacagın seylerı merakla beklıyorum.tartısmanın seklı benım de arastırmalarıma yön verecek
alımunyum ve aspartam arkadasların yaklasımları da cok dogru.Allah yardımcınız olsun ıkınızınde

aragonn
07-11-2005, 17:35
,........

my-zone
07-11-2005, 20:51
aliminyum bence şeriat hükümlerinin niye uygulanmaması gerektiğini açıkça yazmış, ben şahsen önceden karşıydım şimdi böylelikle bilgilenerekten hepten karşı oldum

aragonn
07-11-2005, 21:24
Aliminyum arkadasımızın da anlatmaya calıstıgı gıbı bu cezaların uygulanabılmesının bazı kosulları var.yaptırım olarak da gayet etkılı yontemler.tabıkı ınsanların suıstımalıne ızın vermeden.ve bu hukumler dogru uygulandıgı zaman bırcok sucu engelleyecegıne ınanıyorum
su an kımse cıkıp ta su an yasadıgımız sıstemın gulluk gulıstanlık oldugunu ıkna etmeye calısmasın benı.ve dedıgım gıbı aslında bu hukumlerın uygulanabılmesı alımınyum arkadasımızn yazdıgından daha detaylı.arkadasımız bıraz daha ozetleyerek gecmıs buraya.az once de dedıgım gıbı az çok haber takıp eden ınsanlar oldugunuzu dusunerek sımdıkı sıstemın elestırısını yapma geregı duymuyorum.kapkac,tecavuz,cınayet.hortum.sımdı cıkıp ta tecavuz ve benzerı sucları islamın baskısından dolayı demeyın.istatıstıkler var kesınlıkle oyle degıl: )istanbul nufus oranına gore dunyayın en guvenlı sehırlerınden bırı .guvensızlık bakımından ılk sıralarda avrupa ulkelerı var.ayrıca bu tarz sucların bu sıstem ıcerısınde engellenecegını dusunuyorsanız bu kapıtalzmın en az ısteyecegı sey.
kapıtalızm ınsaların egıtımıyle sadece artı-deger olarak ılgılenır.artı-degerı acmama gerek varmı?
su an kapıtalızmın meta adına dunyayı nasıl katlettıgını sızde goruyorsunuz.
sosyalızmın sabıka dosyasıda o resımdekılerden daha az kabarık degıl.

my-zone
07-11-2005, 21:26
bunlara ceza denmez bunlara olsa olsa eziyet ve işkence çektirerek adam öldürmek için araç denir.

aragonn
07-11-2005, 21:28
ben fıkırlerımı yazdım my-zone benım fıkırlerım benım ıcın genel-gecer olabılır ama senın ıcın degıl
getırmek ıstedıgın alternatıfı cıddı olarak gormek ısterım

my-zone
07-11-2005, 21:31
bir insana bir ceza verilecekse bu insana eziyet ederek ve işkence uygulayarak öldürmek olmamalıdır.

my-zone
07-11-2005, 21:40
ayrıca işkence uygulayıp ve eziyet edip öldürerek bir insana ceza vermek senin genel geçerinse bu konuda ciddi bir biçimde düşünmeni tavsiye ederim.

aragonn
07-11-2005, 21:53
my-zone cocuk yuvasındakı olayları ızleyınce ıcınden neler gectı?(olayı akp ye baglama:) o benım partım degıl.sıstemdekı hersey en az sıstemın karsısındakıler kadar tartısılır

veya parası ıcın yerlerde suruklenen ınsanlar.sosyal bır olgu dıyıp te gecme sakın.o sosyal olgunun kokenlerını de acıkla bana.(bence zekat bu maddı kokenlı problemlerın cogusunu cozebılır)

veya aıle ıcı cınsel somuru.(sadece bızde degıl bun problem)

my-zone
07-11-2005, 21:58
emin olabilirsinki içimden o insanlara işkence uyguluyarak veya eziyet ederek ceza verme gibi bir şey geçmedi, ya senin içinden neler geçti ?

aragonn
07-11-2005, 22:08
tabıkı sucların gercek sorumlusu
yanı egıtım duzeyı,ekonomık duzey
ama dıger bır gereklılıkte yaptırımlar

my-zone
07-11-2005, 22:11
kaçak cevap verme gerçek düşünceni koy ortaya yaptırım kelimesinin içini doldur

aragonn
07-11-2005, 22:58
haıyr my-zone kacak cevap vermıyorum.en basta alımınyum un yazdıklarının eksık olmak le beraber yaklasık seyler oldugunu yazdım.yanı duymak ıstıyorsan evet cezalardan yanayım.tabıkı kımı islam alimleri yada düşünürlerı yada yorumlayıcılar ne dersen artık aslında bu ayetlerın gercek anlamlarının farklı oldugunu soyluyor.ama benım gordugum acık anlamları daha ınandırıcı.

my-zone
07-11-2005, 23:05
gene kaçak bir cevap gene açık olmayan bir cevap hangi cezalardan yanasın sabırla senden açık net bir cevap yazacagın zamanı bekliyorum.

aspartam
08-11-2005, 11:13
Mutezile hala bekliyorum;tecavüzcüler,katiller,hırsızlar tarafından katledilen insanların fotoğraflarını.

Aliminyum
08-11-2005, 12:16
Mutezile.
Zina haddinin esaslarını eksik iktibas ettiğimi biliyorum. Zuhaylide bir eksiklik yok. Adam yüzlerce sayfada haddi anlatmaya çalışmış. Vakit yetersizliğinden hepsini aktaramadım. Meeleyi ayrıntılarıyla (Ki bu işin hakikatinin anlaşılması için ayrıntılar oldukça önemli) aktarmaya kalksak yüzlerce sayfalık forum sayfası da yetersiz kalacak. Meseleyi irdeledikçe bunu anladım. O halde yapılması gereken gene genel esaslar üzerinde durmak. Forum sayfalarının yapısı itibariyle böylesi konuları hakkıyla kavrayıp kavratmaktan aciz olduğu görüşümüzü de ıskalamayalım. Bu meseleler forumlardan tam olarak anlaşılamayacağını biliyorum. Çabamız sadece genel esaslara müteallik olacak bu yüzden.
Ayrıca kopyalama değil yaptığım, kısaltarak aldım.

Bizim anlattıklarımızı İranlılar, Pakistanlılar ciddiye alır mı almaz mı bilmem. Bizi ilgilendiren o değil. Bizi ilgilendiren öncelikle teorinin saf bir şekilde belirginleştirilmesi. Bu yapılmadıkça ve üzerinde uzlaşıya varılmadıkça uygulamaların sakatlığı her zaman görülecektir. Ancak sen de bilirsinki uygulamadaki sakatlıklar uygulayanların sakatlığıdır, teoriyi kuranın sakatlığı değil. Dolayısıyla sorun İslamdan kaynaklanmıyor, uygulayıcılardan kaynaklanıyor. Bu gerçekliğin hakkını teslim etmek zorundayız.
Mesela gösterdiğin resimlerde adamların ellerinde ayaklarında darp izi var.
Ancak bu darp izlerinin hangi suçtan dolayı verildiğini, yargılamanın ayrıntılarını, şahit yoluyla mı yoksa ikrarlamı suçun tespit edildiği, şahitlerin durumunu bilmiyoruz mesela. Bildiğimiz tek şey adamların ellerindeki darp izleri. Sadece bu. Sadece bu görüntülerden yola çıkılarak İslam Fıkhının güya vahşi bir hukuk kuralları bütünü olduğu sonucuna varmak son derece yüzeysel bir tavır olur.

Zuhayliden alıntılar yaparken maksadım şuydu: İslam Ceza Hukukunda bir suçlunun suçunun tespit edilmesinden cezanın infazına kadar geçen süre öyle ince ve keskin ayrıntılarla doludur ki günümüz hukuk sistemleri ile kıyaslandığında günümüz hukuk sistemlerinin İslamın Hukuk sistemi yanında oldukça güdük kaldığı anlaşılır.

Basit bir örnek: Günümüzde ceza davalarında şahitlik yapacak kişilerin kişilikleri araştırılmaz, sabıkalı olup olmamaları bile önemli değildir, şahitlik yapacak kişide tek aranan husus davacı veya davalının yakın akrabası olup olmadığıdır. Şahidin halk arasında yalancı biri olup olmaması mevcut mahkemeleri ilgilendirmez. Halbuki İslamda şahitler hakkında özel hükümler vardır ve bu hükümlerin ayrıntılarına inildikçe İslam hukukunun mükemmeliyeti yeniden fark edilir. Örnekleri çoğaltmak mümkün. İslam fıkhına dair araştırmalarını derinleştiren batılı hukuk bilginlerinin ortak kanaati; İslam Hukuku kaynakları itibariyle Babil ve Roma Hukukuyla bağdaşmaz, ayrıca uygulanabilme özelliği en üst seviyede bir sistemdir. Sulhi Dönmezer Hocanın konuyla ilgili makalelerine internet üzerinden ulaşabilir misin bilmiyorum, araştırırsan ve bulup değerlendirirsen iyi olur galiba.

Ayrıca my-zone.
Recm cezasının İslami bir toplumda mesela herhangi bir devirde, mesela asr-ı saadette, mesela endülüste mesela osmanlıda kaç sefer uygulandığını bilmek faydalı olacaktır. Recm cezası İslam tarihi boyunca neredeyse en az uygulanan ceza çeşididir. Şimdiki İslam etiketi altında zulüm yapan İran, Pakistan, Mısır, S.Arabistan gibi ülkeleri kıyasa konu yapmayın. Recm cezası en az uygulanan ceza ancak cikkat edilmesi gereken şu: Recm cezası en az uygulanan ceza olmasının yanında recm cezasını gerektiren suç da en az işlenen su. Buraya Dikkat! Demek ki recm cezasının uygulanabilirliği, varlığının caydırıcılığından sonra gelmektedir. recm cezasını işkence diye nitelendirmek kolay, zina suçunun toplumu tehdit eder mahiyetteki cinayetini görezlikten gelmek niye?

Günümüz sisteminin en bariz pisliği burada. Televizyonlar, gazeteler fuhşun kapılarını ardına kadar açar, mankenler, fahişeler bilmem kimler toplumun önüne birer Tanrıça gibi sunulur, ardına kadar açılan fuhuş kapılarından toplum içeriye davet edilir sonra da böyle bir toplumda yani zinanın suç olmayıp üstüne üstlük devlet eliyle ve özel sektörce teşvik edildiği bir ülkede Tecavüz suç sayılır. Bu çelişki görmezden gelinemez. Saçmalıktır bu. Kuranda zina etmeyin emrinden önce "ZİNAYA YAKLAŞMAYIN" emri var. Zinaya giden bütün yollar kapalı. İşine gelmeyen bohemler, İslamın zinayı suç saymasını ve yaptırımlarını elbette kendi endazelerine göre değerlendireceklerdir ancak bunun İslamın mükemmeliyeti karşısında hiçbir kıymet-i harbiyesi olmaz.

Son dediklerine eyvallah. Aracıları geçelim, bizbize konuşalım. LİAN bahsinden başlayabiliriz.

my-zone
08-11-2005, 13:51
Recm cezası İslam tarihi boyunca neredeyse en az uygulanan ceza çeşididir. demissin aliminyum ancak bu o cezaya maruz kalan insanların işkence ve eziyet edilerekten öldürülmelerini haklı göstermez. bizzat o cezayı uygulayanları sadist ve işkenceci yapar.

recm cezasını işkence diye nitelendirmek kolay, zina suçunun toplumu tehdit eder mahiyetteki cinayetini görezlikten gelme demişsin bu suçu işlemek yüz kızartıcı bir şeydir. ancak bunun cezası o kişileri işkence ve eziyetle öldürmek olmamalıdır. o suç topluma karşı değil eşe ve varsa çocuklarına karşı işlenmiştir. tarafta toplum değil onlardır. cezası da boşanma ve onlara maddi ve manevi tazminat ödeme olmalıdır. yoksa recm yoluyla vahsice oldurmek olmamalıdır.

aspartam
08-11-2005, 14:42
İslam da recm cezası diye birşey yok arkadaşlar.Bunu kim uyduruyo ya?

my-zone
08-11-2005, 14:53
peki islamda recm cezası yoksa sana göre islamsa zinanın cezası ne ?

my-zone
08-11-2005, 14:55
peki islamda recm cezası yoksa sana göre islam da zinanın cezası ne ?

aspartam
08-11-2005, 15:51
Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek (celde) vurun. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onlara Allah'ın dini(ni uygulama) konusunda sizi bir acıma tutmasın; onlara uygulanan cezaya mü'minlerden bir grup da şahit bulunsun. (24/2)

my-zone
08-11-2005, 15:53
kırbaç cezası mı bu?

aspartam
08-11-2005, 15:58
SOPA S-O-P-A

my-zone
08-11-2005, 16:05
kişilere işkence ederek ceza verme anlayışı yani

aspartam
08-11-2005, 16:24
Toplumun ahlaki erezyona uğramasından iyidir.Ne yani zina yapana 6 ay hapis mi verilseydi veya alnına zinakar diye damga mı vurulsaydı.

my-zone
08-11-2005, 16:39
hayır daha önce dediğim gibi bu olayda toplum taraf olamaz.

my-zone
08-11-2005, 16:41
devlet aldatılanın yanında olur onu korur ama öteki tarafa da işkence edemez. işkence etmek bir insan hakkı değildir.

aspartam
09-11-2005, 10:20
Devlet kadının bedeninden vergi de almaz.Ama modern Türkiye Cumhuriyeti alıyor.Hatta pezevengi vergi şampiyonu bile yapıyor.

my-zone
09-11-2005, 11:22
sen işkence ve eziyetten bahset konuyu saptırma.

burkay
09-11-2005, 11:42
SEVGILI ARKADASLAR : HERKEZ ATIP TUTUYOR ... SIZIN AILENIZDEN BIRINE ANANIZA VEYA KIZ KARDESINIZE TECAVÜZ EDEN OLSA SIZ NAPARSINIZ ? KANUN DOGRULTUSUNDA MI HAREKET EDERSINIZ YOKSA KENDI KANUNUZU MU UYGULARSINIZ ... KIMSE KUSURA BAKMASIN BEN BENIM AILEME TECAVÜZ ETMIS OLAN BIRINI YAKALARSAM ... HIÇ ACIMADAN ONUN ZOPIKINI KESER KAFASINI DA KESERIM ... KANUN ONU HAPSE ATICAK ORADA CEZA YIYECEK 20 30 SENE SONRA AF ÇIKACAK SERBEST KALACAK ... KIMSE KANDIRMASIN KENDINI ...

my-zone
09-11-2005, 11:56
burkay kardeş biz burda senin kişisel adaletini tartışmıyoruz gerekirse o da sorgulanablir burda tartışılan devletin vereceği cezaların ne olacağı ?

Aliminyum
09-11-2005, 11:59
Aspartam İslamda recm cezası diye birşey var. Sahih hadislerde ve bizzat sünnetteki uygulamalarla sabit. Bu inkarı kabil birşey değil.
Asr-ı Saadette işçisi ile zina eden evli kadın olayında Peygamber bekar olan erkek için 100 değnek ve 1 yıl sürgün cezası, evli olan kadın için de recm cezasına hükmetmişti.

Recm cezası evli bir halde iken zina edenlere uygulanır, bekar halde iken zina edenlere değil. Sopa cezası (Celde) bekar olup da zina edenlere uygulanır.

Gamidiyeli bir kadın zinasını ikrar etmiş, doğumundan sonra recm uygulanmıştır.
Maiz olayı diye tarihe geçen olayda da Maiz isimli erkeğe Peygamber recm cezasını emretmiştir.
Recm olayını inkar eden Hariciler olmuş geçmişte. Recm üzerinde ümmetin ictiması var.

Ayrıca SOPA cezası dediğimiz şeyin adı fıkıh literatüründe CELDE olarak geçer.
CELDE:Ete geçmemek üzere sadece deriyi etkileyecek şekilde vurmaktır. Ete geçecek şekilde ve kişide telafisi imkansız sabit eser bırakacak derecede, yani kişiyi sakatlayacak, celde uygulanan organını kullanamayacak derecede bir işkence biçimi yok ortada. Ete geçmiş ve kişiyi sakat bırakmış bir uygulama var ise bu uygulayanı bağlar, İslam'ın uygulanmasını istediği şey bu değildir.

Diğer taraftan bütün suçların kişilere bakan bir yönü olduğu gibi topluma bakan yönleri de vardır. Zina suçu İslam'da kamu hukukunu ilgilendirir. Bu yüden sadece eşe veya çocuklara karşı işlendiğini iddia etmek gerçekçi olmaz. Zina eden sadece çocuklarına ve eşine değil kendine karşı da suç işlemiştir. Zina suçuna ceza olarak boşanma veya maddi tazminat gibi komik müeyyideler getirmek bu suçu teşvik etmekten başka bir işe yaramaz.

my-zone
09-11-2005, 12:18
birincisi zinanın kamuyu ilgilendiren (insanların dedikodu yapması dışında) hiçbir yönü yoktur. zina ailevi bir meseledir. zarar gören toplum değil ailedir.
bir erkeğin karısını aldatması veya bir kadının erkeği aldatması onun öldürtülmesi sonucunu doğurmaz. insan hayatı bu kadar ucuz değildir. suçu işlemek kişilerin kişisel ahlaklarıyla ve aile terbiyesi alıp almadıklarıyla ilgilidir. insanları taş atarak vahşice öldürerek ancak kişisel mazoşist duygular
tatmin edilir. o yolla toplum ahlaklı olmaz.

ikincisi ise celde anlaşılan sopayla dayak atarak kişilere cez verme anlayışı gibi görünmekte. kişilere dayak atarak belki bedensel hasar vermezsin ama sayısız ve yerine göre onarımsız ruhsal kalıcı hasar vermiş olursun.

Aliminyum
09-11-2005, 12:37
my-zone.
Anlaşılan suçlar ve yaptırımları konusunda oldukça duygusalsın. Bu romantiklik gerçeği belirlemez. "Suç işleyeni rencide edebilir miyim acaba?" diye Polyanna gibi çocukça bir duygusallıkla yaklaşamazsın suçluya.

Zinanın kamu hukukunu ilgilendiren bir yönünün olduğunu reddetmen ise zina eylemini hafife almandan kaynaklanıyor belki bilmiyorum. Hem yü kızartıcı bir suç diyeceksin hem de toplumu ilgilendirmediğini iddia edeceksin. Bu çelişkiden kurtulman için Suçların toplumsallığı ile bireyselliğini belirleyen zihinsel formlarını bir daha gözden geçirmeni öneririm acizane. Başka yapabileceğim birşey yok.

my-zone
09-11-2005, 12:49
hayır ben duygusal değilim gerçekçiyim olması gerekenin ne olduğunu da açık yüreklilikle ortaya koydum ancak eğer sen sadist duygularını bu şekilde cezalar verilmesi yoluyla tatmin ediyorsan sana en kısa zamanda bir psikiyatriste görünmeni tavsiye ederim.

evet zina etmek yüzkızartıcı bir şeydir ama bu o insanların vahşice öldürülmeleri gerektiğini doğurmaz. bir insanı vahşice eziyet ederekten öldürerekten hiçbir şeyi çözemezsin. olsa olsa kişisel mazoşist duygularını tatmin edersin ve o cezanın uygulanmasına şahit olan insanların psikolojilerini bozarsın. zina eden kişinin sana bana veya herhangibir kimseye zararı yoktur ama kendi ailelerine karşı suç işlemişlerdir. olması gerekeni de daha önce yazdım. unutmadan sana şunu da belirteyim ben ne kadar bu konuyla ilgili romantiksem sen de o kadar mazoşistsin.

aspartam
09-11-2005, 14:04
Recm cezası tevratta vardır.Kur'an da yoktur.Benim kitabım Kur'an dır.Kitabı Tevrat olanların hükmü beni ilgilendirmez.

burkay
09-11-2005, 16:32
MY ZONE SENCE CAYDIRICI CEZA NASIL OLMALI ?

Mutezile
09-11-2005, 18:56
Recm cezası Fıkıh'la sabittir. Bazılarının kabul etmesi, bazılarının etmemesi kendilerini bağlar. Sünnet'tir de. Muhammed Mustafa başlarda cevaz vermiş, sonraları diğer cezalara ruhsat vermiştir. Kimse Recm diye bir ceza uyduramaz durduk yerde. Şeriat ciddi bir iştir. Recm'e dair bir kaç Fıkıh kaynağı:

* Fahruddin Razi: 23/145 ve 146

* Hidaye: 2/489-490

* Dürer: 2/63-64

* Damad: 1/461

ve diğer Fıkıh kaynakları..

Recm'den rahatsız olana dek ''Kitabu'l-Ekmel'' in içindeki bazı Ceza ve Hadd uygulamalarından rahatsız olsaydın keşke Aspartam. Ku'randaki şeriat hükümlerinin Tevrat'dan alındığını biliyorsun değil mi? Ku'ranın
Tevratın d o ğ r u l a y ı c ı s ı (''Musaddık''- ayet hükmüdür) olarak gönder
ildiğini de biliyorsun eminim.
Hüseyin Hatemi denen arpacık soğanının ayeti tahrif ederek:'' Kuran Tevratın d ü z e l t i c i s i dir'' yazdığını da eminim biliyorsundur.

Aliminyum
09-11-2005, 19:14
"Recm cezası Fıkıh'la sabittir." diye bir şey yok abi. İslam'da birşeyin sübutiyeti Kuran'a veya Sünnete dayanır. İcma veya kıyasla dahi sübut bulmaz. Çünkü icma ve kıyas da Kuran ve Sünnete dayanır. Recm Fıkıh'la sabittir demek yerine Recm Sünnetle sabittir demek daha doğru olur. Önemsiz bir ayrıntı gibi ama gene de belirtelim istedik.

Kuran'daki şeriat hükümlerinin Tevrat'tan alındığı yönünde ciddi bir iddian var. Bunu temellendirmeni bekliyorum. Nasıl yapacağın sana kalmış diyemem, bu temellendirmeyi usulüne uygun yapmalısın. Yoksa seni de en az Hatemi Hoca kadar tahrifatçılıkla itham edeceğim. Çünkü Kuran Tevrat'ın doğrulayıcısıdır demenin, Kuran Tevrat'ın kopyasıdır, asılsız bir taklididir demekle özdeş olduğunun ispatını yapmak durumundasın.

Mutezile
09-11-2005, 19:31
Recm sünnetle sabittir cümlesi daha doğru. Haklısın.

Sence Ku'ran ayetini uyduruyor muyum? ''Ku'ran Tevratın Musaddıkıdır'' yazmıyor mu? Sence bu ayeti bulamaz mıyım? Kuran Tevratın doğrulayıcıs
ı, onaylayıcısı yazmıyor mu Ku'randa? Bence kısa bir arama yaparsan sen de bulursun Alümünyum.

my-zone
09-11-2005, 21:08
ben fikrimi daha önce de söyledim bir erkek karısını bir kadın kocasını aldattı diye o kişileri taşlayarak öldürmeye kimsenin hakkı yoktur. o kişileri o şekilde eziyet ederek öldürmek ne toplum ahlakını düzeltir ne de o kişileri doğru yola sevketmeye yarar. olsa olsa toplumun psikolojisini bozar. benim önerim belli daha önceki mesajlarımı okursan anlarsın. sen vahseti çok diyorsan sana ne diyebilirim ki.

my-zone
09-11-2005, 21:10
sen vahseti bir ceza olarak görüyorsan sana ne diyebilirim ki

burkay
09-11-2005, 22:35
MY ZONE SENCE CAYDIRICI CEZA NASIL OLMALI ?

my-zone
09-11-2005, 23:14
ben fikrimi daha önce de söyledim bir erkek karısını bir kadın kocasını aldattı diye o kişileri taşlayarak öldürmeye kimsenin hakkı yoktur. o kişileri o şekilde eziyet ederek öldürmek ne toplum ahlakını düzeltir ne de o kişileri doğru yola sevketmeye yarar. olsa olsa toplumun psikolojisini bozar. benim önerim belli daha önceki mesajlarımı okursan anlarsın. sen vahseti bir ceza olarak görüyorsan sana ne diyebilirim ki.

my-zone
09-11-2005, 23:16
daha önce yazdığım yazıdan copy paste : o suç topluma karşı değil eşe ve varsa çocuklarına karşı işlenmiştir. tarafta toplum değil onlardır. cezası da boşanma ve onlara maddi ve manevi tazminat ödeme olmalıdır. yoksa recm yoluyla vahsice oldurmek olmamalıdır.[U]

burkay
09-11-2005, 23:20
SENCE CAYDIRICI OLURMU DIGER INSANLARA ? ZINA YAPAN OH BE NASIL OLSA BANA CEZAYI FARKLI SEKILDE VERICEKLER NASIL OLSA ÖLÜM YOK DERECESINE GELEBILECEGINI HIÇ DÜSÜNDÜNMÜ ? CAYDIRICILIK YOK ...

my-zone
09-11-2005, 23:29
bir kere zina yapan zinayı kendi ile birlikte olmak isteyen bir kimseyle yapar. devletin veya toplumun araya girip sen ve sen birlikte olmuşsunuz , sizleri vahşi bir biçimde öldürteceğim demeye hakkı yoktur. insanlar caydırıcılık maskesi altında psikopat katiller haline gelmemelidir. o insan için ceza çocuklarından ve eşinden ayrılmaktır. ayrıca o kişi yüklü bir tazminat ödemekle de yükümlü olmalıdır. sen illaki ben mazoşist duygularımı tatmin etmek için kurbanlar arıyorum diyorsan eğer fikirlerini gözden geçirmeni tavsiye ederim.

burkay
09-11-2005, 23:51
EGER TOPLUMUN ÖRF VE ADETLERINI AHLAK SINIRI DISINA ÇIKARILIYORSA TOPLUMA GÜZEL ÖRNEK OLMUYORSA BUGÜNKI TÜRKIYE CUMHURIYETININ DURUMUNA DÜSER ... BIR ORAN YAPMAYA KALKSAK YÜZDE KAÇ DIR ACABA ZINA YAPANLAR INANAMAYIZ ... KURANDAKI ZINA YAPANLARIN AYETI NEGÜZEL AÇIKLANMIS AMA UYAN KIM ... UYMAZSSAN SONUÇ BU HALLARE GELIR VE GELDIDE ...

my-zone
09-11-2005, 23:55
hepsini taşlayarak vahşice öldürelim büyük bir iç rahatlığı içerisinde ölmeden önceki kıvranmalarını seyredelim ve bu şelilde içim rahatlasın mı demek istiyorsun yani

burkay
10-11-2005, 00:42
HAYIR KESINLIKLE ... KURANI KERIM AYETI NEDIYOR ONU UYGULA ...

burkay
10-11-2005, 00:45
Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir. AYET BU SEKIL AÇIKLIYOR ...

my-zone
10-11-2005, 00:47
onu bunu bırak recm sonucu ne olur sen onu açıkla

burkay
10-11-2005, 00:51
KUSURA BAKMA BEN ONU BUNU BIRAKAMAM BEN AYET AÇIKLADIM RECM SONUCUNU FALAN SEN BIRAK ... HEM BEN RECM ILE BIR IDDAA ORTAYA ATMADIM VE SAVUNMADIM VEYA IFTIRA DA ATMADIM VE DÜSÜNCELERIMIDE YAZMADIM ...

my-zone
10-11-2005, 00:55
o halde gecikmeden yazsan iyi olur

burkay
10-11-2005, 01:02
IYI GECELER ALLAH NASIP EDERSE ÖLMESSEK YARIN YAZARIM ...

aspartam
10-11-2005, 09:11
ben fikrimi daha önce de söyledim bir erkek karısını bir kadın kocasını aldattı diye o kişileri taşlayarak öldürmeye kimsenin hakkı yoktur.
My-zone sana katılıyorum.Evet kimsenin ayete rağmen böyle bir ceza vermeye hakkı yok.Birileri kendilerini ilah yerine koyup böyle bir ceza uyguluyorlarsa,bu onların sapkınlığıdır.Çünkü Allah'ın hükmüne muhalefet etmek ilahlık taslamaktır ve onlar kafirdirler.
Mutezileye de katılıyorum.Evet Kur'an Tevrat'ı tasdik eder.Mevcut Tevrat'ta doğru adına ne varsa onu alır.Yanlışları da düzeltir.Zaten Kur'an ın içinde Tevrat'ta vardır,Zebur'da,İncil'de.


Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun. Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurlarsa onları incitip kınamaktan vazgeçin. Çünkü Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir. AYET BU SEKIL AÇIKLIYOR ...
Burkay kardeşim sana da katılıyorum.
Bak hepinizin doğrularını almış oldum. :)

hoara
10-11-2005, 09:44
selam
hadi ben de aspartam a katılayım.
kuran tevratın şeriat hükümlerini kopyalamaz. elbette aynı paralellikte hükümler vardır ancak şeriati paket program gibi ele alırsak kuran tevrat şeriatini almaz. ancak bu hükümlerin tevrat ehli için geçerli olduğunu söyler. 5/47-48-49 ayetlerinde konu açıktır ve "her biriniz için ayrı bir şeriat verdik" der.

kuranın tevratı dogrulaması , tevratın doğrularını tasdiklemesi ve geleneksel çarpıtmalardan arındırmasıdır. bu sekliyle uygulanmasını öğütlemesidir.

recm kurani bir hüküm değildir. zinanın cezasını aspartam belirtmiş.
kısas kavramına yürekten inanıyorum. pratik hayatta canı yanan birinin yerine koyup düşünmekte yarar var. ayrıca kısasta hak sahibi tarafından bağışlanmayıda hatırlatmak isterim.

cezanın şiddeti caydırıcılığı arttırır. bu caydırıcılık bu gün gözlenlenemiyorsa bu cezanın eşit,adil ve kayırma olmadan uygulanmamasından kaynaklanıyordur. suudi arabistanda hırsızlık olaylarının yok denecek kadar az olduğunu, insanların kapılarını kitleme gereği duymadıklarını arabistana gitmiş bir tanıdıktan dinlemiştim. ancak ne kadar dogru bilemem. yani büyük türk düşünürünün dediği gibi "asmayalımda besleyelim mi?". şaka olduğunu anlarsınız umarım

syg

Mutezile
10-11-2005, 09:46
Kuran birçok ayetinde kendisini Tevratı, İncili ''Musadık'' olduğunu yani, 'ONAYLADIĞINI' açıklar.


* BAKARA suresi 41 - Yanınızdakini (Tevrat'ı) tasdik edici olarak indirdiğim (Kur'ân)a iman edin, O'nu, inkar edenlerin ilki siz olmayın, benim âyetlerimi birkaç paraya değişmeyin. Ancak benden korkun.

41. Ve aminu bi ma enzeltü MÜSSADİKAL li ma meaküm ve la tekunu evvele kafirim bih* ve la teşteru bi ayatı semenen kalilev ve iyaye fettekun



* BAKARA 97 - Söyle; her kim Cebrail'e düşman ise iyi bilsin ki, Kur'ân'ı senin kalbine Allah'ın izniyle kendinden önceki vahiyleri onaylayıcı, müminlere hidayet ve müjde kaynağı olmak üzere o indirdi.

97. Kul men kane adüvvel licibrıle fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi MÜSSADİKAL lima beyne yedeyhi ve hüdev ve büşra lil mü'minın





* ALİ İMRAN suresi: 3- O, sana Kitabı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti.

3. Nezzele aleykel kitabe bil hakkı MÜSSADİKAL lima beyne yedeyhi ve enzelet tevrate vel incıl


Bunların dışında: Bakara 97; Ali İmran 50; Nisa 47; Maide 46- ve 48; Fatır 31; Ahkaf 30 ve Saff 6 surelerinin ayetlerinde de AYNI ''doğrulayıcı-onaylayıcı'' Hükmünü görürüz.

aspartam
10-11-2005, 10:24
teşekkürler hoara ve mutezile.

burkay
10-11-2005, 13:35
YANI MUTEZILENIN :Kuran birçok ayetinde kendisini Tevratı, İncili ''Musadık'' olduğunu yani, 'ONAYLADIĞINI' açıklar.
DEMEK OLUYORKI MUTEZILE TEVRATADA KURANADA INANIYOR ... AMA EKSIK KALAN BIR NOKTA SU KI O AYET INCILIN VE TEVRATIN DEGISMEDENKI HALINI ANLATIYOR ... AMA BUNU YAZMIYOR ARKADAS ... NEDEN INCILIN DEGISTIRILDIGINE ESKI ARSIVLERIMDEN OKURSANIZ ANLARSINIZ ...

my-zone
10-11-2005, 13:43
sizler sopa atarak insaların hizaya getirilebileceğine mi inanıyorsunuz?

burkay
10-11-2005, 13:49
SIZLER GÜZELIKLE ANLATABILIYORMUSUNUZ ? KURANI KERIME UYMASSAN YOLUNU SASIRIRSIN ... UYULMADIGI IÇINDE ZINALAR BUKADAR ÇOGALDI BUNUN DAHA NET BIR GÖSTERGESI VARMI ?

my-zone
10-11-2005, 13:51
sen önce soruyu yanıtlaki net düşünceni öğrenelim

burkay
10-11-2005, 13:53
OKURSAN SANA AYET YAZDIM AMA OKUMAK ISTEMIYORSUN VEYA GÖZÜNDEN KAÇTI ... BEN AYETE GÖRE HAREKET EDERIM ...

my-zone
10-11-2005, 13:54
ayetden bağımsız net düşünceni ortaya koy ayetin arkasına saklanma

Mutezile
10-11-2005, 15:32
YANI MUTEZILENIN :Kuran birçok ayetinde kendisini Tevratı, İncili ''Musadık'' olduğunu yani, 'ONAYLADIĞINI' açıklar.
DEMEK OLUYORKI MUTEZILE TEVRATADA KURANADA INANIYOR (burkay)

Ehl-i Kitaptan olsam göğsümü gere gere söylerim. Nasıl şu anda onurla 'İslamda değilim' diyorsam. Burkay illaki beni iman etmiş mi görmek istiyorsun? Sana Hüküm olarak Nesh olmuş ayetlerden birini anımsatayım:
''Senin dini sana, benim 'dinim' bana''..
Ben Kuranın tevratın doğrulayıcısı olduğunu söylerken tevrat'takilerin Vahiy olduğunu ve bunlara inandığımı ifade etmiyorum ki. Gözlemcilik sıfatını yitirmemeye çalışıyorum sadece.

burkay
10-11-2005, 18:00
BEN SENI GERÇEKDEN EHLI SÜNNET OLMANI ISTERDIM ... DAHA EVVELKI YAZILARINLA VE BILGINLE ... BELKI ALLAH SANADA NASIP EDER ... BAK NE YAZMISSIN ...Burkay illaki beni iman etmiş mi görmek istiyorsun? Sana Hüküm olarak Nesh olmuş ayetlerden birini anımsatayım:
''Senin dini sana, benim 'dinim' bana''..
BEN SENI IMAN EYMIS GÖRMEM BANA NE FAYDA VERECEKKI ? ALLAH SANA HIDAYET VERIR BEN DEGIL ... BAK GENE NEGÜZEL YAZMISSIN SENIN DININ SANA BENIM DINIM BANA ... BU AYETIN DOGRULUGUNU KABUL EDER GIBISIN GENE ... AMA SEN ATEIST SIN HANI SEN DINLERE KARSIYDIN MUTEZILE ...

my-zone
10-11-2005, 20:47
gene tartısmayı sen ben polemıgıne donusturmussun

rutkay
10-11-2005, 22:06
Afganistan,iran,S.Arabistan vb..vb.bu ve benzer ülkelerdeki şeriat karanlığinı tartışmaya yer bırakmayacak kadar açık görüyoruz fotoğraflarda..18 yaşından küçükler tıklamasın diye yazmışsınız,hayır bence girsinler..Görüntüler karşısında yaşayacakları dehşet duygusu en azından sanaldır ve terapi ile tedavi edilebilirler.Oysa şeriat soytarılığının sosyal yaşamda tedavisi çok daha güç..deneyle sabit !
Ama eklemek gerekir;Amerikan emperyalizminin ve suç ortağı batılı hükümetlerin alçak saldırılarında ölen çocukların,kadınların ve erkeklerin görüntüsü bunlardan daha "iç açıcı"değil!
70 lerin sonlarında kendi yarattıkları mutantın 90 larda iplerini gevşetmesiyle dehşete kapılan emperyalistlerin bir o yana bir bu yana bombalar atarak sivil halkı katletmesi ve dünya egemenliği için her türlü işkence ve alçaklığı meşrulaştırma çabası en az şeriatçı katliamlar kadar iğrenç !

burkay
10-11-2005, 22:10
YAHU MY ZONE BIRSEYLER BILIYORSAN YAZ KI CEVAP VERELIM VEYA SUSALIM ELLE TUTULACAK BIRSEY YAZKI SANA HAK VERELIM ... KISA CÜMLELERLE GEÇISTIRIYORSUN ... ILIM VE AKLINLA SORU SORKI ILIMLE CEVAP ALASIN ...

my-zone
10-11-2005, 22:14
sordum ama cevap alamadım geçiştiren sensin ...

burkay
10-11-2005, 22:16
BENIM DÜSÜNCEMI ISTIYORSUN BEN VURDU KIRDILARA KARSIYIM ... HERZAMAN IÇIN KONUSARAK VE NASIHAT VEREREK INSANLARA ÖRNEK OLMAK ISTERIM ... BEN KANUN ADAMI DEGILIM KI BEN SÖYLE YAPARDIM VEYA SÖYLE OLURDU DIYEMEM ... ZINA IYIMI KÖTÜMÜ SENCE ? AMA ALLAHI INKAR EDEN BIRI NEDEN ZINAYA INANSINKI ... AMA YORUM YAPIYORLAR YOK ISKENCE YAPILIRMIYMIS YOK BÖYLE CEZA OLMAZMIS ... SIZ KANUN KOYUN OZAMAN ... SEN NASIL ÇÖZMEYI ÖNERIYORSUN ?

my-zone
10-11-2005, 22:46
ben kendimi tekrar etmek istemiyorum daha önceki mesajlarımda düşüncelerimi yeterince açıklıkla açıkladım. vurduya kırdıya karşıyım ama ben neyapayım orada oyle yazıyor demekmi istiyorsun?

burkay
10-11-2005, 22:53
HAYIR BEN KURANI KERIMIN AYETLERINI SAVUNUYORUM ... BEN ZINA YAPANI TASVIP ETMIYORUM ... BU HIRSIZLIK YAPANLA AYNI SUÇ GIBI ... SUÇU YAPAN CEZASINI ÇEKER ...

burkay
10-11-2005, 22:59
DAVULUN SESI UZAKDAN HOS GELIR MY ZONE SEN ISKENCEYE KARSIYIM DIYORSUN PEKI ÇÖZÜMÜN NE ONU AÇIKLA HIÇBIR YAZINDA BEN OLSAM OLAYI SÖYLE ÇÖZERDIM DIYE BIR YAZIN YOK SADECE BEN ISKENCEYE KARSIYIM DIYE YAZIN VAR ... AÇIKLA SENIN GÖRÜSÜNÜ NASIL BIR ÇÖZÜM YOLU ÖNERIYORSUN ?

my-zone
10-11-2005, 23:05
çözüm o kişinin karısından çocuklarından ayrılması ayrıca karısı ve çocuklarına karşı mali yükümlülük altına sokulması. tersi de kadın için geçerli. ayrıca mağdur olan kişilerin kendi hayatlarını kurabilmelerinin sağlanması.

my-zone
10-11-2005, 23:08
ayrıca bireylere eğitim yoluyla çocuklktan itibaren evlilik dışı ilişkinin yanlış olduğunun aşılanması.

burkay
10-11-2005, 23:20
MY ZONE KURANI KERIM BASTAN ZINANIN YASAK OLDUGUNU SÖYLÜYOR ... SENIN KADINA VERDIGIN CEZA DA BIR NEVI ISKENCE ! MALI YÜKÜMLÜLÜGE SOKULMASI DIYORSUN ... KADIN ZINA YAPARSA ? AYNI DERECE CEZA SENIN VERDIGIN ... AYRILMALARI VE BIR YUVAYI YIKMAYI ÖNGÖRÜYOR SENIN GÖRÜSÜN ISLAM 100 DEGNEK VURUN DIYOR ... AILEYI AYIRIN DEMIYOR ... SEN HEMEN BIR AILEYI BIR ÇIRPIDA YOK ETTIN ...

my-zone
10-11-2005, 23:23
ben ayırmadım maalesef aldatmanın neticesinde olanı yazdım istisnalar kaideyi bozmaz

burkay
10-11-2005, 23:26
ISTISNALAR ÖYLE BIR KAYDEYI BOZARKI ...

my-zone
10-11-2005, 23:29
adı üstünde istisna nasıl bozsun? çevrendeki parçalanmış ailelere bak ne demek istedigimi anlarsın

burkay
10-11-2005, 23:34
ÇEVREMDEKI AILELERE BAKDIGIMDA AYRILIKLAR SIDDETLI GEÇIMSIZLIK ALLAHIN KURANINA TERS DÜSEN DAVRANISLAR ... ÜLKEMIZDE KURANI KERIMIN TARZINDA YASAYAN KAÇ AILE TANIYORSUN ZINA YAPAN VEYA AYRILIK NOKTASINA GELMIS ? AMA KURANA KARSI GELIP KENDINI BARLARDA MEYHANELERDE DISCOLARDA ZAMANINI HARCAYAN VEYA KUMAR VEYA IÇKI MASALARINDA HARCAYAN ISLAMI YASANTIYA ZIT OLAN YASANTI DA KAÇ AILE MUTLU BANA BUNU YAZARMISIN ?

my-zone
10-11-2005, 23:36
istatistik tutuyorsan bildir de öğrenelim :) :D

burkay
10-11-2005, 23:41
ISTATISDIGE GEREK YOK ANLATDIGIM YALAN MI DOGRUMU BANA BUNU SÖYLE ... YAZDIGIM YAZI YANLISSA YANLISINI SÖYLE ...

my-zone
10-11-2005, 23:56
ben istatistik tutmuyorum ama içki masalarında oturmus olup da mutlu olan aileler tanıyorum

my-zone
10-11-2005, 23:58
ayrıca dogru bir yol değil ama evlilik dışı ilişki kurup sonrasında eşlerinden ayrılıp daha sonra mutlu bir aile yaşantısı kurmuş olan insanlarda var

my-zone
11-11-2005, 00:11
sen bana sopa yiyip de dersini almış bir örnek gösterebilirmisin?

aspartam
11-11-2005, 08:58
Yuvaların dağılmasının 3 temel nedeni vardır.
1.Aldatma
2.Kumar
3.Alkol

my-zone
11-11-2005, 14:49
yuvaların dağılmasının nedenleri :
1. Şiddet
2. Aldatma
3. Ruhsal ve psikolojik bozukluklar

burkay
11-11-2005, 15:49
BOSUNA DEMEMISLER DAYAK CENNETDEN ÇIKMA DIYE ...

burkay
11-11-2005, 15:51
14 - Kadeh içinde , denizde boğulanlardan çok daha fazla insan boğulmustur . ( Alman Atasözü

aspartam
11-11-2005, 15:53
Yuvaların dağılmasının 3 TEMEL nedeni vardır.
1.Aldatma
2.Kumar
3.Alkol

my-zone
11-11-2005, 15:56
bence boşuna demişler veya dayak atmal için bir bahane yaratmak gerliydide
o yüzden demişler.

burkay
11-11-2005, 15:57
KISKANÇLIGIDA EKLEYEBILIRIZ SANIRIM ( ASIRI KISKANÇLIK )

my-zone
11-11-2005, 15:59
bence boşuna demişler veya dayak atmak için şiddet için bir bahane yaratmak gerekliydi de o yüzden demişler.

my-zone
11-11-2005, 16:02
aşırı kıskançlık psikolojik rahatsızlıklar maddesine dahil bir şeydir.

burkay
11-11-2005, 16:17
BU KONUDA SANA KATILIYORUM PISKOLOJIK RAHATSIZLIK HERTÜRLÜ AYLE DÜZENINI BOZAR ...

my-zone
13-11-2005, 18:06
ancak bence bu başlık altında tartışılması gereken bir konu da recm cezası, sopa ile ceza vermek ,kırbaç cezası gibi cezaların ne gibi bir öğreticiliğinin olduğudur. benim düşüncem o tür cezaların hiçbir öğretici ve ders verici özelliğinin olmadığı yönünde. o cezalar ancak ve ancak korkuyla ve bir miktar terör havası estirerek insan davranışlarını zorla kısıtlattırma mahiyetindedir. ayrıca cezayı çeken insanlara da acı ve ıstırap çektirici yönleri bulunmakta.

aspartam
14-11-2005, 09:07
Petrol-İş Caddesi'nde 34 AB 7385 plakalı aracını park eden İclal Ülker'in (58) yanına bir otomobil yaklaştı.

İçinde 2 ya da 3 kişinin bulunduğu otomobilden inen bir kapkaççı, kadının çantasına asılarak otomobile bindi ve kaçmak istedi.

Bu sırada Ülker, hareket eden kapkaççıların otomobilinin yanında sürüklenmeye başladı.

Yaklaşık 10 metre sonra E-5 Karayolu'na doğru gitmek isteyen kapkaççıların otomobili, Kızılay Caddesi ile Petrol-İş Caddesi'nin kavşağında 34 TEL 04 plakalı bir taksiye çarptı.

Kazadan sonra bu yöne gitmekten vazgeçen kapkaççılar, yön değiştirmek ve minibüs yoluna gitmek için geri manevra yaptı.

Ülker, geri manevra yapıldığı sırada otomobilin tekerleklerinin altında kaldı ve aracın altında uzun süre sürüklendi.
Ağır yaralanan İclal Ülker, kaldırıldığı Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti.

Ülker'in Kartal Cevizli Tekel Fabrikası'nda müdür olarak görev yaptığı belirlenirken, kapkaççılar ise otomobili Akasya Sokak'ta terk edip yaya olarak kaçtı.

Polis yetkilileri, kapkaççıların kullandığı otomobilin çalıntı olduğunun saptandığını ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirdiler.

DAHA BİRKAÇ GÜN ÖNCE OLAN BU OLAYDA,BU HAYVANLARA CEZAYI SİZLERİN KESMESİNİ İSTİYORUM.HADİ BAKALIM HAKİM SİZSİNİZ.BU HAYVANLARA NASIL BİR CEZA KESMELİSİNİZ Kİ İBRET-İ ALEM OLSUN VE ADALET YERİNİ BULSUN.

my-zone
14-11-2005, 21:47
olay kötü bir olay evet bunu kabul ederim olayın olmasına sebep olanlara da ceza verilmeli. bu da müebbet hapis olmalı. bir de onları bu olayı gerçekleştirmesine neden olan sebepler derinlemesine araştırılmalı. onların ölüm olayına bilerek mi neden oldukları yoksa zincirleme gelişen olaylar neticesinde mi bu sonucun ortaya çıktığı tespit edilmeli...

üzgünüm ki senin beklediğin asalım, keselim, öldürelim onları şeklinde cevap vermediğim için... :)

aspartam
15-11-2005, 08:35
Ölen masumun hakkı ne olacak?Farzetki o senin annen olsaydı gene de böyle düşünürmüydün?

my-zone
15-11-2005, 13:56
ölen masumun hakkı ölenin yakınlarının zanlıyı öldürmesi değildir. bu şekildeki bir davranış zanlının yaptığı davranışı yani ölenin yakınlarının da yapması manası taşır ki öldürmek ne olursa olsun her koşulda şuçtur. öldürmek bir ceza değidir. öldürme eylemi olduğu zaman unutulmamali ki bir ölen vardır bir de cinayeti işleyen katil vardır. bu durumu da dikkatine sunuyorum.

aspartam
15-11-2005, 14:12
ölen masumun hakkı ölenin yakınlarının zanlıyı öldürmesi değildir. bu şekildeki bir davranış zanlının yaptığı davranışı yani ölenin yakınlarının da yapması manası taşır ki öldürmek ne olursa olsun her koşulda şuçtur. öldürmek bir ceza değidir. öldürme eylemi olduğu zaman unutulmamali ki bir ölen vardır bir de cinayeti işleyen katil vardır. bu durumu da dikkatine sunuyorum.


My-zone nereden çıkarıyorsun ölenin yakınlarının zanlıyı öldürmesi gerektiğini?Ben öyle birşey mi söyledim?Sana hakim ol dedim cellat ol demedim.Ayrıca sana İslam'ın bir güzelliğini daha söyleleyim.Ölenin ailesi DİLERSE bir fidye karşılında katili affedebiliyor.Sözde modern yasalar gibi bir insanı 20-30 sene bir fare deliğine tıkmıyor.

my-zone
15-11-2005, 14:19
farketmez hakim o yönde karar aldığı zaman olay benim dediğime gelir. ayrıca islam hukukuna göre ölenin yakınları fidye karşılığı katili affedebilir demişsin. bu kural uygulandığı zaman ortaya çıkacak tehditle şiddet yoluyla ortaya çıkabilecek suistimalleri düşünebiliyorsun. örneğin katilin bir çete üyesi olduğunu ölenin de masum sıradan bir insan olduğunu düşün. bu kural olduğu zaman katili kurtarabilmek için tehditler hava uçuşur. oyüzden affetme kararının ölenin yakınlarının insiyatifine bırakılması yalnıştır. istersen bunu bir daha düşün.

Mutezile
15-11-2005, 14:22
Sevgili aspartam;

Bundan 14 asır önce uygulanan; temeli hamurabi kanunlarında okunabilen(Kaç bin sene öncesi olur bu sargon?) Yahudi ve İslam şeriatından yola çıkarak Kısas ve Mukatele uygulayacaksak bir arpa boyu yol alamadığımız
ı göstermez mi bu? İran, Afganistan ve diğer Şerii Hükümlerin egemen olduğu ülkelerde asayiş berkemal mi? Ne gezer? Zina bitmiş mi? Aksine..

Çağdaş Hukuk ölçülerinin caydırıcılık nosyonu Maide suresi 38:
deki gibimi olmalıdır?

38. Ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahü azızün hakım


Mealler aynı hep:


Ali Bulaç:

38- Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet Vakfı:

38. Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

Edip Yüksel:

5:38 Erkek hırsızın ve kadın hırsızın ellerini, yaptıklarına karşılık kesin.7 Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir.

Elmalılı Hamdi Yazır:

38-Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın, suçları sabitleşince, yaptıklarının karşılığı ve Allah tarafından kelepçek (caydırıcı bir ceza olmak üzere) ellerini kesin. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

Süleyman Ateş

38. Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk:

38 Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

14 asır sonra hala ''Eydiyehüma'' diyeceksek; 6,5 Milyon yakılan Yahudi'n
in Milleti derhal Kısas talep etmelidir. Canilerin yaptıkları her zaman vahşe
ttir. Kötüler her zaman olmuştur. vahşeti sıradanlaştırarak Kısas uygulama
sı, bunun halka sergilenmesi; caydırıcı olamamıştır-olamazda. sadece insandaki bazı güzel duyguların körelmesine yol açar.

burkay
15-11-2005, 14:34
SEVGILI MUTEZILE ... KURANI KERIME UYAN ONUN SERIATINI UYGULAYAN BIR TOPLUM ... AFGANISTAN VEYA IRAK OLSUN BUNLAR TAM MANASIYLA KURANA BAGLI DEGILLER O TARZDA YASAMIYORLAR ... ONLAR KISASA KISAS ALTINDA YASIYORLAR OYSA KURANI KERIM SAVAS HARICI KISSAS DEMIYOR ... BUYÜZDEN ONLAR KURANI KERIMI TAM YASASALARDI ZINADA ORTADAN KALKARDI ASAYISDE ... AMA SU AN YASAMADIKLARI ORTADA ... BEN BÖYLE YORUMLUYORUM KONUYU ... SEN HIRSIZLIK YAPAN BIR KISININ ELINI KEZ BAKALIM ÖBÜR HIRSIZLIK YAPAN KISI BIRDAHA YAPIYORMU ... HIÇ DENENDIMI BU KANUN DAHA EVVEL ... HAPISTE YATAN BINLERCE INSAN VAR CAYDIRICILIK VARMI ?

my-zone
15-11-2005, 14:43
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=150118

buradaki yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. sonra da örüşünüzü belirtirseniz iyi olur.

burkay
15-11-2005, 15:31
AFP - TAHRAN - Katı şeriat yasalarıyla yönetilen İran'da, AIDS hastalığının gittikçe daha vahim boyutlara ulaştığı kaydedildi. Sağlık Bakanlığı kayıtlı 10 bin 265 AIDS vakasının tespit edildiğini açıkladı. Ancak şubat ayında 1041 olarak duyurulan AIDS nedeniyle ölenlerin sayısında bir değişiklik olup olmadığı belirtilmedi. Kayıtlara göre hastaların 9 bin 751'i erkek, 514'ü ise kadın. Virüsün yayılmasında en büyük etken ise uyuşturucu kullanımı. Ancak ilk vakanın 18 yıl önce tespit edildiği İran'da kayıtsız vakalarla birlikte bu sayının 40 bini bulabileceği tahmin ediliyor.

NOLMUS BU YAZIYA NE FIKIR VERIYOR BIZE ? MÜSLÜMAN VE KURANA BAGLI BIR ÜLKE DEME BANA ... SANA SU CEVABI VERIRIM .. KURAN UYUSTURUCU VE ZINAYI HARAM KILDI BUNU YAPANLAR KIYAMETDE CEZALARINI ÇEKERLER ...

my-zone
15-11-2005, 15:38
başka yorum yok mu?

burkay
15-11-2005, 15:49
YORUMU SEN YAP DA BIZI BIRAZ BILGILENDIR ...BENIM YORUMUM SIMDILIK BUKADAR ...

my-zone
15-11-2005, 15:55
ben tek boyutlu ikili tartışma zemininden çıkıp fikir havuzunda başkalarının da ne düşündüğünü öğrenebilmek için o yazıyı yazdım...

benim fikrim iran şeriat hükümleriyle yönetildiğini söyleyen bir ülke ve de durumu ortada. sen istediğin kadar iranı kaale alma... ayrıca sana göre günümüzde senin istediğin şartlar altında yaşayıp hiçbir sorunu kalmamış ülkeleri göstermelisin ki sözlerin somut verilere dayansın... aksi halde söylediğin şeyler teorik kalır...

burkay
15-11-2005, 16:29
smile116

my-zone
15-11-2005, 16:32
iyi geceler sana...

aspartam
15-11-2005, 16:42
AIDS Cases by State in The USA

Top 10 AIDS Cases by State or Territory in 2003, reported to the CDC. Statistic for 2004 are not yet available. (Source - Center for Disease Control and Prevention)

The 10 states or territories reporting the highest number of AIDS cases are as follows:

Number of AIDS Cases in 2003 State/Territory
6,684 New York
5,903 California
4,666 Florida
3,379 Texas
1,907 Georgia
1,895 Pennsylvania
1,730 Illinois
1.570 Maryland
1,516 New Jersey
1,083 North Carolina


Number of Cumulative AIDS Cases Through 2003 State/Territory
162,446 New York
133,292 California
94,725 Florida
62,983 Texas
46,703 New Jersey
30,139 Illinois
29,988 Pennsylvania
28,301 Puerto Rico
27,915 Georgia
26,918 Maryland


Other STDs: In the United States and the number of people affected by:

Chlamydia: - 4 million
Trichomoniasis: - ("trich"): 3 million
Gonorrhea: ("clap"): 1.2 million
Genital Warts: - (HPV): 750,000
Genital Herpes: - 40 million affected, with as many as 500,000 new cases each year
Hepatitis B: - 300,000
Syphilis: - 120,000
HIV: - One million affected, with as many as 45,000 new AIDS cases reported each year.

Mutezile
15-11-2005, 17:17
SEVGILI MUTEZILE ... KURANI KERIME UYAN ONUN SERIATINI UYGULAYAN BIR TOPLUM ... AFGANISTAN VEYA IRAK OLSUN BUNLAR TAM MANASIYLA KURANA BAGLI DEGILLER O TARZDA YASAMIYORLAR ... ONLAR KISASA KISAS ALTINDA YASIYORLAR OYSA KURANI KERIM SAVAS HARICI KISSAS DEMIYOR ... BUYÜZDEN ONLAR KURANI KERIMI TAM YASASALARDI ZINADA ORTADAN KALKARDI ASAYISDE ... AMA SU AN YASAMADIKLARI ORTADA ... BEN BÖYLE YORUMLUYORUM KONUYU ... SEN HIRSIZLIK YAPAN BIR KISININ ELINI KEZ BAKALIM ÖBÜR HIRSIZLIK YAPAN KISI BIRDAHA YAPIYORMU ... HIÇ DENENDIMI BU KANUN DAHA EVVEL ... HAPISTE YATAN BINLERCE INSAN VAR CAYDIRICILIK VARMI ?(burkay)


* NOLMUS BU YAZIYA NE FIKIR VERIYOR BIZE ? MÜSLÜMAN VE KURANA BAGLI BIR ÜLKE DEME BANA ... SANA SU CEVABI VERIRIM .. KURAN UYUSTURUCU VE ZINAYI HARAM KILDI BUNU YAPANLAR KIYAMETDE CEZALARINI ÇEKERLER ...(burkay)

* OYSA KURANI KERIM SAVAS HARICI KISSAS DEMIYOR (burkay)


1-) Şeriat hükümleri günlük hayatı düzenler. Maide suresi ''eydiyehüma'' emri-yani hırsızlık yapanın eli kesilsin Hükmü s a v a ş ortamında olup olmama ile bağlantılı değildir.

2-) İran, Afganistan gibi Şerii Hükümleri Anayasa olarak tatbik eden ülkelerin Uygulamadaki titizliği ürküntü erici boyuttadır. Sen tabii ki onları Kuranı eksik uygulamakla itham etme özgürlüğüne sahipsin.

3-) 14 asırdır Şerii hükümleri uygulayıpta Zina, hırsızlık, tecavüz gibi olayların alıp başını gitmesini bir Sistem-Kurallar bütünü engelleyemiyorsa (burada: Şeriat) burada bir problem var demektir.

4-) 14 asırdır Ku'ran ile idare edilen milletler yeryüzünün en acınası toplumları ise, burada da bir problem var demektir.

5-) Ku'ranı Allah ''Muffassıl'' (açıklanmış-apaçık) olarak indirdiğine işaret eder. Nitekim Şer'an ortada herhangi bir muğlaklık, müphem durumda yoktur..

6-) My-zone dostumuzun işaret ettiği hakikat son derece önemlidir. My-zone şu vakıayı referans almakla çok isabetli yapmıştır:

''AFP - TAHRAN - Katı şeriat yasalarıyla yönetilen İran'da, AIDS hastalığının gittikçe daha vahim boyutlara ulaştığı kaydedildi. Sağlık Bakanlığı kayıtlı 10 bin 265 AIDS vakasının tespit edildiğini açıkladı. Ancak şubat ayında 1041 olarak duyurulan AIDS nedeniyle ölenlerin sayısında bir değişiklik olup olmadığı belirtilmedi. Kayıtlara göre hastaların 9 bin 751'i erkek, 514'ü ise kadın. Virüsün yayılmasında en büyük etken ise uyuşturucu kullanımı. Ancak ilk vakanın 18 yıl önce tespit edildiği İran'da kayıtsız vakalarla birlikte bu sayının 40 bini bulabileceği tahmin ediliyor. ''

burkay
15-11-2005, 18:48
SELAM MUTEZILE . * OYSA KURANI KERIM SAVAS HARICI KISSAS DEMIYOR (burkay... EVET BURDA HAKLISIN YANLIS BIR CÜMLE KULLANDIM BUNU DÜSÜNMEDEN YAZDIM ... 2-) İran, Afganistan gibi Şerii Hükümleri Anayasa olarak tatbik eden ülkelerin Uygulamadaki titizliği ürküntü erici boyuttadır. Sen tabii ki onları Kuranı eksik uygulamakla itham etme özgürlüğüne sahipsin.
SENDE KABUL ETME DÜSÜNCESINE SAHIPSIN ...3-) 14 asırdır Şerii hükümleri uygulayıpta Zina, hırsızlık, tecavüz gibi olayların alıp başını gitmesini bir Sistem-Kurallar bütünü engelleyemiyorsa (burada: Şeriat) burada bir problem var demektir.
BU KURALLARA UYULMAZSSA ENGELLENEMEZ TABIIKI ... BAK AVRUPA VE DIGER KITALARA UYGULANMIYOR AYNEN DEDIGIN ORTAYA ÇIKIYOR .. ENGELLENEMIYOR ... 4-) 14 asırdır Ku'ran ile idare edilen milletler yeryüzünün en acınası toplumları ise, burada da bir problem var demektir.
14 ASIRDIR KURANI KERIMIN SERIATIYLA HANGI ÜLKE YÖNETILDI ? VE YÖNETILEN ÜLKE GERÇEKDENDE TAM MANASIYLA UYGULADIMI ? 5-) Ku'ranı Allah ''Muffassıl'' (açıklanmış-apaçık) olarak indirdiğine işaret eder. Nitekim Şer'an ortada herhangi bir muğlaklık, müphem durumda yoktur..
AYETI BIRAZ ORIJINAL SEKLIYLE YAZARMISIN NET ANLIYAYIM ... 6-) My-zone dostumuzun işaret ettiği hakikat son derece önemlidir. My-zone şu vakıayı referans almakla çok isabetli yapmıştır:
O SENIN GÖRÜSÜN ISABETLI MI DEGILMI ... BEN SANA KATILMIYORUM SEBEBINI AÇIKLADIM ... TAM ANLAMIYLA KURANI KERIMI UYGULAYAMIYAN BIR ÜLKE ... TÜRKIYEDE MÜSLÜMAN ÜLKE BIZ DE SERIAT ILE IDARE EDILMIYORUZ ... AYNI KAPI ... ONLAR TAM ANLAMIYLA UYGULASALAR HAKLISIN AMA UYGULAMIYORLAR ... SAYGILARIMI SUNARIM ...

hasan_
15-11-2005, 20:14
Sevili Burkay Kardeş,

Rica etsem açıklayabilir misin acaba Kur'an-ı Kerim'in hangi hükümlerini uygulamıyormuş bu şeriatla yönetilen devletler?

my-zone
16-11-2005, 00:04
14 ASIRDIR KURANI KERIMIN SERIATIYLA HANGI ÜLKE YÖNETILDI ? VE YÖNETILEN ÜLKE GERÇEKDENDE TAM MANASIYLA UYGULADIMI demişsin diyelim ki bu cümlen doğru o zaman sen 14 asırdır hiçbir ülkenin o şeriat ile yönetilmemesini neye bağlıyorsun. ayrıca o zamanın şartları başka idi ve o hükümler o zamanın şartlarında başarılı olmuş idi. bugünün şartları ise bambaşka o zaman uygulanan hükümlerin ortada bir takım başarısız örneklerde varken bugünün şartlarında başarılı olacağını nasıl açıklıyorsun?

aspartam
16-11-2005, 09:15
(sıralamayı atıyorum)Dünyanın en müşrik 1. halkı Türklerse 2. halkı İranlılardır.İki toplumda Korkunç biçimde Peygambere,sahabelere,şehidlere,evliyalara,bilumum şeyh ve efendilere taparlar.Bu yüzden o toplumlar ve yönetimleri İslami değildir.İran İslam şeriatıla değil şia şeriatıyla yönetilmektedir.Afganistan ise Taliban zamanında hanefi şeriatıyla yönetiliyordu.O da İslamı temsil edemez.(Doğrusu hanefilerin Talibanı beğenmemelerini bi türlü aklım almıyor.)Ama yiğidi öldürün hakkını yemeyin.Taliban dünyada yıllık 400 milyar dolarlık uyuşturucu trafiğinin çıkıç noktası olan Afganistanda haş haş ekimini yasaklayarak uyuşturucu trafiğine büyük bir darbe indirmişti.Şu anda ise kukla Karzai hükümeti haş haş ekimini serbest bıraktı.(Afganlılar patates yerine haşhaş ekerlerse tabi aç kalırlar).Bence Abd taliban savaşının temel nedeni Talibanın uyuşturucu ekimini yasaklamasıdır.İşte yiğidin hakkını verdim. :)

my-zone
16-11-2005, 15:35
o zaman senin şartlarına göre günümüzde yönetilen bir ülke söyle tartışmayı o ülke üzerinde yoğunlaşarak devam ettirelim.

burkay
16-11-2005, 15:53
Sevili Burkay Kardeş,

Rica etsem açıklayabilir misin acaba Kur'an-ı Kerim'in hangi hükümlerini uygulamıyormuş bu şeriatla yönetilen devletler?
SEN BANA ÖNCE HANGILIRENI UYGULADIKLARINI SÖYLERMISIN ? UYGULASALAR BU DURUM MEYDANA GELMEZ ... NEDEN BÜTÜN DÜNYA BUNLARDAN NEFRET EDIYOR ? SERIATI YASADIKLARINDAN MI YOKSA SERIATIN KURALLARINI UYGULAYAMADIKLARINDAN MI ?

my-zone
16-11-2005, 18:24
o ülke de böyle değil şu ülkede böyle değil şöyle böyle olması lazım deyip eleştirmek kolay. günümüzde sizin ideallerinize uygun olan bir ülke veya ülkeler varmıdır varsalar isimleri nelerdir?

aspartam
17-11-2005, 10:01
Böyle bir ülke şu an için Ütopya.Bu kafayla gidersek de hiçbirzaman olmayacak.

burkay
17-11-2005, 11:25
:D

my-zone
17-11-2005, 12:41
o zaman şu an için ütopya olan şeyleri örnek olarak göstermeniz ne derece doğru? doğru olan ayaklarımızı yere sağlam basmamıza neden olacak şu an ütopya olmayan örnekler vermek değilmidir?

aspartam
17-11-2005, 13:21
E benim s.lak evladım hiç plansız projesiz bina yapılırmı.Proje elimizde ama bu projeyi uygulayacak ümmet yok.Kimisi projenin tuvaleti beğenmiyo,kimisi koridorunu.Projeyi belki torunlarımız bu sahip çıkarlar diye korumaya çalışıyoruz.

aspartam
17-11-2005, 13:30
Yahudi devleti de yahudi bilginleri için bir ütopyaydı.Yahudiler dünyanın dört bir tarafına öyle bir dağılmışlardı ki 2000 yılda anca toplanabildiler ve devletlerini kurdular.Bunu yüzlerce yıllık sistemli çalışmaya borçlular.Demek isteğim bizde onlar kadar idealizm,dava bilinci yok.Size Şia şeriatıyla yönetilen İran'daki devrimin temellerinin 250 sene öncesine dayandığını hatırlatırım.Bu örnek bile ütopya derken neyi kasdettiğimi anlamanıza yardımcı olur.

my-zone
17-11-2005, 13:39
yahudi devleti olan israili örnek göstermel doğru değil. çünkü iyi bir örnek değil. israil'in filistin'de uyguladığı şiddeti hepimiz basın yoluyla rakip ediyoruz. iran örneğinde de kötü taraflarını ortaya koydukça o aslında onu temsil etmiyor çünkü şöyle şöyle diye gerekçeler sıralıyorsunuz. dolayısıyla içinize sinen örnekler vermeniz bilgilenmek açısından herkesin yararına olacaktır.

Mutezile
19-11-2005, 13:36
Şeriat Nas ve Düsturları:


1-) Yüce Allah, Halife olsun olmasın her Müslümana bütün işlerini şer’î hükümlere uygun olarak yürürlüğe koymasını farz kılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Hayır, Rabbine and olsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda senin hükmüne başvurmadıkları sürece iman etmiş olamazlar." Nisa suresi 65

2-) Halife’ye bey’at edildiğinde, kullanılan bey’at ifadeleri onun İslam şeriatına bağlanmasını zorunlu kılmaktadır. Zira bey’at, Kitap ve sünnet esaslarına göre yapılır. Bunların dışına çıkması Halife için helal değildir. Hatta inanarak bunların dışına çıkacak olursa kâfir olur, inanmaksızın bunların dışına çıktığı taktirde ise asi, zalim ve fasık olur.

3-) Halife, şeriatı uygulamak üzere tayin edilir. Müslümanlara uygulama kastıyla şeriatın dışında herhangi bir şeyi alması onun için helal değildir. Çünkü şeriat böyle bir şeyi kesinlikle yasaklamış bulunmaktadır. Hatta bu yasak, İslâm dışında bir hükme başvurulması durumunda imanı da reddetmek derecesine ulaşmıştır. Bu ise, bu konuda kesinliğe karine teşkil etmektedir. Halife hükümleri benimserken bir takım esaslarla bağlı bulunmaktadır. Kanun benimserken yalnızca şer’î hükümlere bağlı olmak zorundadır. Şeriatın D I Ş I N D A K İ kaynaklardan inanarak alıp kanun yapacak olursa kâfir olur. Eğer inanmıyor ise asi, zalim ve fasıktır.

4-) Halife’nin uyguladığı şer’î hüküm bizzat onun hakkında şer’î hükümdür. Gereğince işlerini yürütmek üzere benimsediği şer’î hüküm herhangi bir şer’î hüküm değildir. Buna göre Halife bir hüküm istinbat ettiği veya herhangi bir hükmü taklit ettiği zaman bu şer’î hüküm, Halife hakkındaki Allah'ın hükmüdür. Müslümanlar için kanun benimsemede bu şer’î hüküm ile kayıtlıdır. Buna muhalif herhangi bir hüküm kabul etmesi helal değildir.


(Bir islam ''Müctehidinin'' Şeriat devleti kuralları derlemesinden..MuTeZiLe)

aspartam
23-11-2005, 10:41
Arkadaşlar siz ortada halife görüyor musunuz?Mutezile kardeşim ayakta uyuyorsun.İnşallah otel parası vermiyorsundur.Sevgili kardeşim en son halife öleli 1344 yıl olmuş.Ortada halifeliğin h si kalmamış halifeye bağlılıktan itaatten bahsediyorsun.

Mutezile
23-11-2005, 13:35
Osmanlı devleti de tek bir devlet iken güçlü idi. Bu devlet Abbasi ve Emevi devletinin başını çektiği İslam Devleti Hilafetin uzantısıydı. Daha açık bir ifade ile Resulullah (sav)’in devletinin ve Raşidi Hilafet uzantısıdır. Osmanlının başını çektiği İslam devleti Hilafette aynı düşünceye dayalıdır. O düşünce İslam’dır ve tek bir ümmeti kapsıyordu ki oda; İslam ümmetidir. Bundan dolayı Osmanlı devleti Türklere ait bir devlet değildi. Hatta, o dönemde Türkler; “Biz Türk’üz" demiyorlardı. “Elhamdülillah biz Müslüman’ız”, “Ne mutlu Müslüman’ım diyene” diyorlardı. Onlar şu ayeti kerimeyi kendilerine esas almışlardı:

“(İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben Müslümanlardanım" diyenden kimin sözü daha güzeldir?” (Fussilet 33)

Yahudi dönmesi Mustafa Kemal adlı şahıs, İngilizlerin yardımıyla Hilafeti yıkınca cahiliyenin dayandığı şu sözü Türklere telkin ettirmeye başladı: “Ne mutlu Türküm diyene.” Nitekim Allah’u Teala kafirlerin cahili hamiyet olan milliyetçiliğe dayalı olduklarını ayette göstermiştir:

(Ulemanın kaleminden..)

Aspartam ne diyorsun bu işe. Bir yanlışlık var bir yerde ama?!

aspartam
23-11-2005, 13:49
Saltanata dayalı hiçbir düzen İslami değildir.

my-zone
23-11-2005, 16:45
sana göre nasıl bir düzen islamidir?
ülke, yönetim şekli ve düzeni ile örnek ver...

my-zone
26-11-2005, 01:22
evet soruma yanıt bekliyorum. islami savunupta verebileceğiniz bir örnek yokmu?

Mutezile
26-11-2005, 08:49
Aspartam; my-zone arkadaş soruyu soralı 3 gün oldu. cevap vermeyeceksen bilelim. Beni de merak ettirdin...........

aspartam
29-11-2005, 09:10
Örnek vereceğim bir ülke yok kardeşim.Cevap veremediğime göre anlaman lazım.

my-zone
08-12-2005, 17:31
senin vereceğin örnek yok anladık. sen mevcudu eleştirmeyi seviyorsun. sana gore iyi su an yok. peki diğer inanlar bu soru sizin için de geçerli sizin de verebileceğiniz bir örnek yok mu?

Mutezile
10-12-2005, 18:03
1400 Yıldır İslam yazar ve düşünürleri ne İslamı ne de Muhammedi doğrudan doğruya eleştiri konusu edememişlerdir. Bu alanda en ileri gidenlerden sayılan İbn al-Ravendi - ve ya al Ma'arri gibi şairler dahi bu işi 3. kişilerin ağzından yapageldiler. Ravendi (9. YY ünlü simalarından; Önceleri Mütezile akidesi'nin taraftarı sonra serbest düşünce insanı olmuştur) Kitab al-damiğ ve Kitab al-zumurruz adlı kitaplarıyla Kuran ve Muhammed hakkında oldukça sert görüşler belirtmiştir. Bu görüşlere göre:

''Kuran ne tanrıdan gelmedir, ne vakfedilmiştir, ne de mükemmel ve benzersiz bir kitabtır. ..'' Bunları Brahmanların ağzından söyletmesine rağmen kitaplarında; Zındıkla suçlanmıştı.

8 YY'da Ku'rana karşı eleştiri getiren ilk Acaride taraftarları olmuştur..

İslam; Mutezile, Acaride, Ravendi, al-Maari, al-Mutanabbi gibi cihetlerden gelen tenkidlere kulaklarını tıkamayıp d i n l e m e y i deneseydi; şu anda dünyadaki en geri kalmış ülkeler arasında olmazlardı.

Bunu çok net görebilmek lazım. Batı dünyasının 2 000 yıllık gelişme tarihinin ortaya koyduğu ders: İster beseri ister Uhrevi olsun h i ç b i r kuruluş akılcı düşünce yolu ile eleştirilmedikçe ve en insafsız usüllerle tenkid edilmedikçe g e l i ş e m e z.

ensareo
10-12-2005, 23:10
Mutezileye cevap değil çünkü mutezile robot gibi birşeyler söyleyip duruyor..Kurulu plak gibi..Neyse konu bu değil de size bir hatıramı anlatayım..

Rahmetlik babannem İstanbul'da yaşıyordu..Magazin meraklısı,tesettüre karşı bir anlayışı vardı..Bir nedenle hırsızlık konusunda konuşmuştukta başkasının malına hakkı olmadan almaya çalışan hırsızın eli kesilmeli diye İslam-i düşüncemi belirtmiştim.O da yok öyle olur mu?ne biçim< konuşuyorsun vari bir cevap vermişti...Zaman geçti,Babannemin evine hırsız girmiş,televizyonunu vs eşyalarını almış götürmüş.Yine bir vesileyle bu hırsızlık konusu açıldı,o kadar hınçla doluyduki öldürmeli dedi..Elin kesilmesi bile hafif kaldı..demek istediğim hariçten gazel okumak, gerçekleri görmemezlikten gelmek kolay..olayı yaşayanlar veya siz kendiniz olayın içinde olduğunuz zaman düşünceleriniz değişebilir. Hırsızlığın cezasının belli şartları olduğunu biliyorum..Yani bu şartlar olmadan böyle bir ceza verilemez.Şimdi şehit ailelerimizin sahiplerinden birine sorsak apoyu ne yapalım.herhalde bin kere asın der.ama çoğunuz o ailelerin yerinde değilsiniz.ve o yüzden humanist?!!! görünen düşüncelerede sahip olabilirsiniz?

Mutezile
10-12-2005, 23:32
2 yıl önce çalıştığım okuldan aldığım maaşın içinde olduğu cüzdanımı, kredi kartlarımı ve cep telefonumu çaldırdım. Ertesi günde kiranın günü gelmişti. Adamı bir yerlerde görsem kesinlikle kavga ederdim; ama asla maide suresindeki ''eydiyehüma'' hükmünü bir an bile aklıma getirmedim.
O ay eş dost destek oldu - en başta annem- ayı geçirdik. Sonra belimizi doğrulttuk. Eli kesilseydi ne olacaktı? Ben hayatım boyunca vicdan azabı çekecektim..


Maide Suresi 38: ''Ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahü azızün hakım ''


Maide suresi 38 -'' Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir. ''

ensareo
11-12-2005, 00:08
arapçanın iyi olduğunu ve iyi bildiğini göstermiyorsundur herhalde buna bakılırsa hırıstiyan müşteşriklerde gayet iyi arapça biliyorlar..ama gözüne kara gözlük takan için dışarının aydınlığı birşey ifade etmez.

madem bu kadar bilgin var o zaman hırsızlığın cezalandırılması gereken şartlarıda biliyorsundur.açtır hırsızlık yapar.ona ceza uygulanmaz herhalde bunu biliyorsundur..ayrıca sen böyle diyorsun..herkes senin düşüncende olmayabilir.babannem değildi mesela..elini kesmek bir yana yavaş yavaş öldürürdü eline geçseydi..sen sadece bir aylık giderini kaybetmişssin.umarım daha fazlasınıda helal edersin..ama herkesin sınırı senin kadar olmayabilir..ben şu hırsızların sanatkar gibi gösterilmesine,3 ay (? kesin bilmiyorum) yatıp,karınlarını doyurup tekrardan meslekmiş gibi milletin kazandıkalrına göz dikmelerine,onları yerlerde savurup öldürmelerine karşıyım..Ve SadakaAllah'ul Azim diyorum..İnsanı en iyi bilen onu yaratandır..

Mutezile
11-12-2005, 07:52
Ayetin Arapçasını vermemin sebebi sen değilsin. Dunyadinleri.com 'daki tartışmalara Edip Yükselde katılıyordu-nadiren de olsa. Apaçık Mealleri inkar ediyor, kendi postmodern-Mealini (iğdiş bir terminolojiyle) sunuyor-
du. Sitesinde de var sanırım. ''Eydüyehema'' nın el kesmek olmadığını ispata çalıştığı hep hatırımda. Maide Suresi 38 gibi önemli Hüküm bildiren ayetlerde Latince okunuşunu (arapçasından) vermeye çalışıyorum..
Arapça bilgim bazı ayet ve hadislerin orijinalini ezberlemekten öteye geçmez (sık sık görmekten ve okumaktan); Buna da arapça bilgisi denmez.

Sen bu dünyada hırsızların elinin kesilmesi ile problemlerin hallolacağını düşünedur. 1. sayfada verdiğim resimlere bak. Şeriatı t i t i z l i k l e uygulayan İslami ülkeler asırlardır Recm ediyor, el kesiyor, Devrim Muhafızla yolda öpüşenleri yakalatıyor kırbaç-değnek vurduruyor. Değişen ne: Hiç bir şey..

Yine örneğin Tahran'ın göbeğinde genç kızlar ve erkekler işaretle mesajlaşıyor, cep tel ile tanışıyor . Şeriat ile bunları önlemek mümkün değil. Hırsızlığıda önlemek mümkün değil, Zina'yı da..


Maide Suresi 38 ile bazılarının kafsında soru işareti oluşmuş olabilir:


* Maide Suresi, 38. ayet:


Ali Bulaç 38- Hırsız erkek ve hırsız kadının, (çalıp) kazandıklarına bir karşılık, Allah'tan, 'tekrarı önleyen bir ceza' olmak üzere ellerini kesin. Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Diyanet Vakfı 38. Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

Edip Yüksel 5:38 Erkek hırsızın ve kadın hırsızın ellerini, yaptıklarına karşılık kesin.7 Bu ALLAH'ın öngördüğü bir caydırma yöntemidir. ALLAH Güçlüdür, Bilgedir. (Bu Meali Reşad halife devrinden önce verdiğini düşünüyorum - MuTeZiLe)

Elmalılı Hamdi Yazır 38-Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden kadın, suçları sabitleşince, yaptıklarının karşılığı ve Allah tarafından kelepçek (caydırıcı bir ceza olmak üzere) ellerini kesin. Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

Süleyman Ateş 38. Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin! Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Yaşar Nuri Öztürk 38 Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

Aliminyum
11-12-2005, 12:25
Haftalardır aynı şeyin etrafında dönüp durduğunuzun farkında mısınız siz?
Bütüne bakmadan parçayı anlamaya çalışıyorsunuz sonra da parçanın bir kısmını anladığınıza kanaat getirip usulsüz ve ilkesiz bir şekilde bütün hakkında hüküm vermeye kalkıyorsunuz. Hangi akla hizmet bu?

Mutezile. Eğer senin derdin, İslam Hukukunun güya vahşiliğini göstermek gibi birşeyse ilk önce İslam Hukukunun ana hatlarını tespit etmen gerekmiyor mu? Hadler ve Kısaslar gibi İslam Hukuku deryasından bir avuç su alıp ve üstelik koklamadan "bakın bu su kokuyor" demek çok mu akıllıca? Bu mu senin akılcılık anlayışın? "Dinler dogmatik öğretilerdir, aklın ve mantığın ve dahi bilimin ışığı dinlerin karanlığını yok edecektir" gibi La Fontaine masallarına konu olabilecek önermelerde bulunurken bütün-parça ilişkisini es geçmeyin. Es geçmeyin ki kendi aklınızla çelişmeyin. Daha totoloji bile yapamıyorsunuz. Ne aklı ne mantığı? Bir hukuk sistemi bu şekilde eleştirilmez. Sadece İslam Hukuku değil, Roma Hukuku ya da Babil, Eski Hint hukuk sistemleri de bu şekilde eleştirilmez. Böyle bir eleştiri şekli yok yani dünyada. Bütüne gözlerini kapayıp sadece bir parçayı ele alıp "Parça kötüdür o halde bütün kötüdür" gibi bir safsata kime yakışır? Daha parçanın kötü olduğunu ispatlayamadınız. Bütünü ne cüretle kötülüyorsunuz?

ensareo
11-12-2005, 14:36
Mutezile örneklerin hep çok dar kapsamlı..Lütfen bir toplumu düşün..bu cezanın caydırıcılığının olmayacağını söylemiyorsundur herhalde..Ceza için şartlar olduğunu biliyorum ama geniş manada hukukla ilgilenmedim.. mesela baş şartlardan birinin şüphe varsa olumlu yönde hüküm verileceğine dair bir şart biliyorum..Şüpheler cezaları ortadan kaldırımıydı neydi..Böyle birşey.Yani önüne geleni hoppadanak sen hırsızlık yaptın elini keseceğiz denmiyor..O gösterdiğin resimde olay nedir incelemek lazım..Allah(c.c) gözünüzü çevirin göğe bakın dediği alde bazıları yok gözünü göğe çevirme günah..diyorlardı..yani kişilere göre değil ana kaynağından Kur'an'a ve Sünnet'e bakarak yönümüzü bulmalıyız.Olayı bilmedende hüküm veremeyiz..İslam Hukukçularına danışmak lazım olayı.

burkay
11-12-2005, 17:18
beyler maide suresindeki o ayet net ve açik ... hirsizlik yapan kadin olsun erkek olsun ellerini kesin burda bir caydiricilik söz konusu ... o devirde ayetler indiginde islama uyan lar için geçerli olan bir kanundu zaten topu topu kaç müslüman vardi o devirde ... arabistan o dönemde peygamberimiz öldükden sonra seriat ile yönetiliyordu ... bu demek degilki amerikada yasayan bir insanin hirsizlik yapmasi onu ellerini kesin degildi sadece kuranla yönetilen ülkeler için geçerlidi ... ama siz sanki bütün dünya kuranla yönetiliyormus gibi bir intiba yaratiyorsunuz... nitekim kiyamete yakin kuranin hükmü kalkacak dendiginde : bak kuran anlasildi yok olmaya mahkum anlami çikariyorlar hayir ... kuranin hükmü kalkmasi artik insanlarin devlet yönetme biçimi kuranin disina çikiyor bu anlamda kullaniliyor ... bak bu devirde hirsizlik yapan noluyor napiyorlar ? hapis cezasi var neden kanunlar farkli da ondan ...

Mutezile
11-12-2005, 18:20
__İ SL A M H O Ş G Ö R Ü D İ N İ D İ R__


Ayet ve hadislerle ''Bütüne'' bakalım:

* Nahl / 106. Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.

*Nisa / 137. İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.

Konuyla ilgili hadisler: Dinini değiştirmenin cezası ölümdür. Bu hadislerde açık şekilde belirtilen konulardan biridir.

Ayet ve hadis Şerhleri: İrtidad, büyük günahlardandır. Kişinin bütün hayır amellerini sevabını yok eder. Hadisi açıklayan İmam Malik, esas itibariyle zındık oldukları halde müslüman görünen kimselerin irtidad etmeleri halinde, yakalanınca tevbesine güvenilmeyeceği kanaatindedir. Bu sebeple Malik'e göre onlara tevbe teklif edilmez, tevbekar olup, İslam'a geldiklerini beyan etseler bile bu tevbe onlardan kabul edilmez. İmam Şafi tevbelerinin makbul olduğuna hükmeder. Ebu Hanife'nin onlar hakkında iki ayrı görüşü olmuştur.

Zürkani," Kaydedilen bu muaz hadisi, sadedinde olduğumuz ihtilafta nasdır, hükmüne uyulması gerekir" der.

Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: Kim dinini değiştirirse onu öldürün. Buhari, Cihad ve's-Seyr, 2794 1585 Zeyd Ibni Eslem ( radıyallahu anh ) anlatıyor : Resulullah ( SAV) buyurdular ki, Dinini değiştirenin boynunu vurun.

--İ S L A M H E R K E S E K I S M E T O L M A Z--


Şu ayetlerin ışığında değerlendirilmelidir:

Insan Suresi, ayet:30, Tekvir:29 “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz..”

76/Insan/30: 76/30. Allah dilemedikce siz dileyemezsiniz. Dogrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.

81/tekvir/29: Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikce sizler bir sey dileyemezsiniz.

“Allah kimi dilerse onu saptırır, ve kimi dilerse onu doğru yola koyar.” (Enam suresi, ayet:39)

6/Enam/125: Allah kimi dogru yola koymak isterse onun kalbini Islamiyet'e acar, kimi de saptirmak isterse, goge yukseliyormus gibi, kalbini dar ve sikintili kilar. Allah Boylece, inanmayanlari kufur batakliginda birakir.

6/Enam/33: 6/39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanliklarda kalmis sagir ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptirir ve kimi dilerse onu dogru yola koyar.

10/Yunus/99“Ey Muhammed! Rabbin dileseydi, yeryüzünde insanların hepsi inanırdı.”

10/Yunus/99: 10/99. Rabbin dileseydi, yeryuzunde bulunanlarin hepsi inanirdi. oyle iken insanlari inanmaya sen mi zorlayacaksin?

32/Secde/13):Biz dilesek herkese hidayet verirdik. Fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracağıma dair, benden söz çıkmıştır.”

32/Secde/13: Biz dilesek herkese hidayet verirdik, fakat cehennemi tamamen cin ve insanlarla dolduracagima dair Benden soz cikmistir.

Enam/125: Allah kimi doğru yola koymak isterse, onun kalbini Islamiyet’e açar. Kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah inanmayanları küfür karanlığında bırakır

Enam/149): "Ustün delil, Allah’ın delilidir. O dileseydi, hepinizi doğru yola eriştirirdi de!”


Ayetler Kitabu'l-Ekmel olan ve ''Mufassıl'' (-apaçık-) nüzul olduğu söylenen Kuranı Azimüş Şan'ı yeterince anlatıyor. Başkaca yorumlara mahal bırakmıyor.

ensareo
11-12-2005, 22:50
Mutezile ayetlerin öncesi ve sonrasıyla değerlendirmek lazım.Çoğu ayetin devamında biz zalim değildik onlar kendilerine zulmediyorlardı,denir.Allah(c.c) insana irade etme özelliği vermiştir.İyiyide seçebilir kötüyüde.Bir kişi heva ve hevesini ilah edinmişsse ona küfür yolu açılır.Eğer bir kişi aklını kullanırsa onada Hidayet yolu açılır..Hidayet yoluna giren zorla saptırılmaz.Allah(c.c) zorla bir kimseyi cehenneme atacak veya zorla cennete girdirecek değildir.Kişi irade eder,ve iradesinin yolu açılır.Adam tembel tarlaya tohum ekmemiş,hasat zamanı geldiği zaman hasadını alamaz..Suç kimde..Bu kadar delil var,adam imkansız olanaksız bir tevehhüme,hezeyana uymuş sonrada Allah(c.c) beni zorla saptırdı diyor.Sen istedin Allah'ta sana o yolu açtı..Suçu üstünden atmak denir sizin bu yaptığınıza..

aspartam
12-12-2005, 11:13
Mutezile İslam'da irtidat edenlere yönelik,onlar herhangibir şekilde Müslümanlara saldırmadıkça ölüm cezası yoktur.Öldürme ancak savaşlarda,nefsi müdafa ve bir can karşılığında olmak üzere vardır.Kur'an daki ayetlere bakılınca bunlar açıkça görülecektir.Allah irtidat edenler için uhrevi bir azaptan sözediyor.yoksa gidip mürtedleri öldürün demiyor.
İrtidatla ilgili bazı ayetler:
"İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.
Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.
Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler. (3/86-90)"

"Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir). (3/106)"

"İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. (4/137)"

Ölüm cezası ile ilgili bazı ayetler:
Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür. (17/33)


Ey iman edenler, öldürülenler hakkında size kısas yazıldı. Özgüre karşı özgür, köleye karşı köle ve dişiye karşı dişi. Fakat kimin (hangi katilin) lehine, onun (maktulün) kardeşi (varisi veya velisi) tarafından bağışlanırsa, artık (yapılması gereken) örfe uymak (ve) ona (maktulün varis veya velisine) güzellikle (diyet) ödemektir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azab vardır. (2/178)
Bu ayetler içerisinde mürtedleri öldürün diye bir hüküm bulunmamaktadır.
Hidayet meselesine gelince de sevgili kardeşim.Evet hidayeti ancak Allah verir.Ama Allah'ın bu vermesi,mevcut insanlar arasında kura ile çekip onlara hidayet verme şeklinde değildir.Hidayeti bir diploma gibi bir sertifika olarak kabul edersen,Allah ancak belli şartları taşıyan insanlara bu sertifikayı verir.Kur'an ın en iyi tefsiri yine ayetlerle yapılanıdır.Çünkü Kur'an kendi kendini tefsir eden bir kitaptır.Bu yüzden hidayetle ilgili bazı ayetleri zikredeceğim onlar alıntılamış olduğun ayetlerin birnevi tefsiri olacaklar.

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (7/146)

Onlara kendisine ayetlerimizi verdiğimiz kişinin haberini anlat. O, bundan sıyrılıp-uzaklaşmış, şeytan onu peşine takmıştı. O da sonunda azgınlardan olmuştu.Eğer biz dileseydik, onu bununla yükseltirdik. Ama o yere meyletti (veya yere saplandı), hevasına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Artık gerçek haberi onlara aktar. Ki düşünsünler. (7/175-176)


De ki: "Göklerde ve yerde ne var? Bir bakıverin." İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz. (10/101)


Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın? Ve sana bakacak olanlar vardır. Ama kör olanları -üstelik basiretleri de yoksa- sen mi doğru yola ulaştıracaksın? Şüphesiz Allah, insanlara hiç bir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar. (10/42-44)

Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın. Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar müslümanlardır. (30/52-53)


Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkâra sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkârları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar. (4/155)


Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar. (7/30)

ensareo
12-12-2005, 19:39
İslam'da Ceza Hukuku belli başlı konulardan birisi..Sebeb-i Nuzulu var,şartları var hadislerde örnekleri var öyle değil mi?Şimdi burada birkaç şeye işaret edip insanları korkutarak ''bakınnnnnnnnn" deyip,öcü gibi göstererek insanların "peşin hükümlülüğünü" aktive ederek,İslam'ın Ceza Hukukunu eleştirmek adil değil.Açılır bir başlık ve a dan z ye değerlendiririz.ve sonuca varırız..Aslında iyi olur..Ne dersin mutezile....Birkaç kelime ve resimle İslam'ın Ceza Hukuku anlaşılamaz,öyle değil mi?Her konu için geçerli bu..

Mutezile
19-12-2005, 08:45
Aspartam İrtidat ve Mürted kavramların yorumlarını , ayetlerin Tefsirini neye göre yaptığını hangi kaynağı kullandığını bilemiyorum. Benim gördüğüm bazı çelişkilere dikkatini çekmek istiyorum:

Aspartam yazdı: ''Mutezile İslam'da irtidat edenlere yönelik,onlar herhangibir şekilde Müslümanlara saldırmadıkça ölüm cezası yoktur.''

Bakalım temel kaynaklar ne diyor: İRTİDAT konulu AYETLER

Ayet: Bakara / 217. Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.

''İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden SONRA inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz. '' 3-86/90


Nahl / 106. Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır.


İRTİDAT konulu HADİSLER:


* Resulullah (SAV) şöyle buyurdu: Kim dinini değiştirirse onu öldürün. Buhari, Cihad ve's-Seyr, 2794 1585

* Zeyd Ibni Eslem ( radıyallahu anh ) anlatıyor : Resulullah ( SAV) buyurdular ki, Dinini değiştirenin boynunu vurun. (İmam Malik, bu hadisi Muvatta'da ( Akdiye 15- 2736) kaydeder ve hadis hakkında şu açıklamayı sunar : Bu hadisin manası şudur, herkim İslam'dan karak zındıklık ve benzeri bir dine girecek olursa kendisine galebe alındığı taktirde öldürülür. Öyle birine tevbe teklif edilmez. Zira gerçekten tevb edip etmediği bilinemez. Çünkü bunlar ( galebeden önce ) küfürlerini gizleyip, müslüman olduklarını iddia ediyorlardı. Ben böylelerinin küfrü, delille sübut bulduğu taktirde, tevbe etmeye ağrılmalarını uygun bulmam, ( tevbe etse de kabul edilmemeli ) Devamla der ki, '' Bizim nezdimizde esas olan şudur : Bir kimse irtidat ederse tevbeye ağrılır, ( kendisine galebe çalınmazdan önce ) tevbe ederse hayatı bağışlanır, aksi taktirde öldürülür. )

*İrtidad, büyük günahlardandır. Kişinin bütün hayır amellerini sevabını yok eder. Hadisi açıklayan İmam Malik, esas itibariyle zındık oldukları halde müslüman görünen kimselerin irtidad etmeleri halinde, yakalanınca tevbesine güvenilmeyeceği kanaatindedir. Bu sebeple Malik'e göre onlara tevbe teklif edilmez, tevbekar olup, İslam'a geldiklerini beyan etseler bile bu tevbe onlardan kabul edilmez. İmam Şafi tevbelerinin makbul olduğuna hükmeder. Ebu Hanife'nin onlar hakkında iki ayrı görüşü olmuştur.

Zındık, Kamus'da, Ahiret'e veya Rububiyet'e inanmayan veya küfrünü gizleyerek iman izhar eden kimse diye açıklanır. (Kütüb-i Sitte Cilt/6 Sayfa 189)


*İbni Abbas ( ra ) anlatıyor, Abdullah ibni Sad ibni Ebi's Sarh, Hz. Peygamber'e katiplik yapıyordu. Şeytan ayağını kaydırdı, adam irtidad ederek kafirlere sığındı. Resulullah, Fetih günü onun öldürülmesini emretti, ancak Hz. Osman onu himayesi altına aldı. Resulullah da bu himayeyi tanıdı. (Ebu Davud, Hudud 1-4358, Nesai, Tahrimu'd-Dem 15, ( 7-107 )


--ŞAMİL İSLAM Ansiklopedisi--

Mürted ve İrtidat Konusu:

Mürtedin Cezası

* Müslümanın irtidadı; görülmesi, duyulması, itiraf etmesi V E Y A iki âdil müslüman tarafından şahitlik edilmesi hallerinde sabit olur.

* Mürtedin cezası, eğer tevbe etmezse öldürülmektir: "Dinini değiştireni öldürün" (Buhârî, Cihâd, 149).

* Müslüman anne babadan doğan ve müslüman olarak yetişen kimse irtidat edince, tevbe etmeye çağrılmadan had uygulanır. Fakat daha önce küfre girip sonra müslüman olan kimse tevbeye çağrılır.

* Allah'a ve Rasûlüne küfreden kimse de tevbe etmeye çağrılmadan öldürülür. Böyle bir kimse tevbe etse dahi durum değişmez. Çünkü, Allah'a ve rasûlüne küfretmek haddi gerektirir. Tevbe ise haddi düşürmez (İbn Kudame, a.g.e., 125 vd.)

*Mürtedin irtidat etmesiyle birlikte, bütün salih amelleri silinir ve o ebedî olarak Cehennemde kalır: "Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, işte onların dünya ve âhirette amelleri boşa gitmiştir. İşte cehennemlikler onlardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır" (el-Bakara, 2/217).

* Ayrıca mürted öldüğünde yıkanmaz, kefenlenmez, cenaze namaz kılınmaz ve müslüman mezarlığına defnedilmez. Mürted için istiğfar câiz olmadığı gibi, onu rahmetle anmak da caiz değildir: "Ne peygamberin ne de mü'minlerin cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın akrabaları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz"(et-Tevbe, 9/113).

* Bir kimse İslâm'dan çıkıp, başka bir dine girdiği zaman onun irtidadına hükmedilerek cezalandırılır.



İslam'da Mürtedin Öldürülmesinin Hikmeti

İslâm, insan için, bütün eksikliklerden arındırılmış bir hayat programıdır. O, dindir, devlettir, ibadettir, önderliktir, kitap ve kılıçtır, ruh ve maddedir, hem dünya hem de ahirettir. O, akıl ve mantık üzerine bina edilmiş ve kesin bilgi ve deliller üzerinde yükseltilmiştir. Onun inanç sisteminde ve şeriatında insan fıtratıyla çatışan, ona ters düşen hiç bir şey yoktur ve o, insanın önünde diğer beşerî düşünceler gibi, onun edebî ve maddî olgunluğa erişmesi için bir engel değil; ona ulaştıran emin bir yoldur. Kim İslâm'a girer, onun hakikatini kavrar, onun ruhî zevkini tadar ve sonra da ondan dönüp irtidad ederse apaçık delilleri inkar ederek, hak ve mantık ölçülerinin dışına çıkmış olur.

İnsan bu duruma geldiği zaman, çöküş derecelerinin en aşağılarına düşmüştür. Böyle bir insanın hayatının korunmasının hiç bir geçerli sebebi yoktur. Çünkü onun hayatında ulaşılması gereken ne yüce bir gaye, ne de şerefli bir maksat kalmıştır.

Diğer bir açıdan bakıldığında da İslâm'ın insanın yaşayışında ihtiyaç duyduğu her şeyi kapsayan bir nizam olduğu ve bu nizamın değer ve hududlarının korunmasının mutlak anlamda gerekli olduğu görülecektir. Çünkü hiç bir nizam yoktur ki, onu yok etmeye, yeryüzünden silmeye yönelik tehditlere karşı korunmadan ayakta durabilsin, varlığını devam ettirebilsin. Bir düzenin korunmasını sağlayan en önemli şeylerden biri de, her dileyenin dilediği gibi onu inkâr ederek, dışına çıkmasını engellemektir. Bu yapılmadığı taktirde, bir düzenin korunması mümkün değildir.

İslâm'dan çıkıp irtidat etmek; ihanet ederek ona baş kaldırmak ve parçalayıp yok etmeye azmetmektir. İslâm toplumunu bu tür bir tehlikeden korumak için önlemlerin alınması kaçınılmazdır. Bunu önlemek ise, beşerî sistemlerin de uygulamak zorunda oldukları gibi ölüm cezası vermeye bağlıdır.

aspartam
21-12-2005, 00:02
Mutezile vermiş olduğun o 3 ayetin irtidat edenlerin öldürülmesiyle ne alakası var.Ayette inkarcıların müslümanları dinlerinden döndürünceye kadar savaşmayı sürdürecekleri,buna göre müslümanlardan kim dininden dönerse ve bu hal üzre ölürse dünyadayken yaptıkları bütün iyiliklerin boşa çıkacağı ve ebediyyen cehennemde kalacakları belirtiliyor.Diğer 2 ayete baktığın zamanda orada mürtedleri öldürün diye bir hüküm yoktur.Sen nasıl çıkarıyorsun anlamıyorum.Gerçi Kur'an kafirlerin inkarını arttırır.Bu sebepten böyle saçmalaman normaldir de ne yapalım şaşırıyoruz işte.
Rivayetlere gelince de Vahye uygun olmayan rivayetler konusundaki tavrımı bildiğinden onlara cevap vermek gereğini duymuyorum.

Mutezile
21-12-2005, 07:38
Aspartam şaşırman gayet doğal; apaçık ayetleri inkar etmene ben şaşırmıyorum ama. Başka türlü bir insanın alnı hala nasıl secdeye vara-
bilirdi. En sıkışınca Müslümanların tamamının izlediği 2 yol vardır:

1-) O'nun hikmetinden Sual olunmaz'' diyerek kestirip atmak

2-) Karşındakine kötü söz söyleyerek yıldırmaya çalışmak. Bu kötü söz aşağılama, küfür, hakaret, sarakaya almak olarak tezahür ediyor genellikle.

Bana saçmaladığımı söylerken diğerlerinin izinden gidiyorsun. Oysa durum çok farklı. Senin gözünle gördüğünü, okuduğunu inkar edebilece-
ğini görmüş oldum. Bakalım diğer Reddiyecilerde aynı şeyi mi görüyor ayetleri okuduklarında...


1-) Bakara 217:''Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve cehennemde e b e d i y y e n kalırlar. ''

Bu ayet ile a n l a t ı l m a k istenen nedir?


2-) Ali İmran 86/90: ''İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden SONRA inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez. İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz. ''

Bu ayet ile a n l a t ı l m a k istenen nedir?


3-) Nahl Suresi 106:'' Kim iman ettikten S O N R A Allah'ı inkâr ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkâra) zorlanan başka- fakat kim kalbini kâfirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır. ''

Bu ayet ile a n l a t ı l m a k istenen nedir?


4-) Alu İmrân, 3/91: "İnkâr edip kâfir olarak ölenlerin hiç birinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verseler bile kabul olunmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Onların bir yardımcıları da yoktur ''


Bu Ayet ne a n l a m a gelmektedir?


5-) Alu İmrân, 3/106: "O gün nice yüzler ağarır, nice yüzler kararır. O zaman yüzleri kara olanlara; mümin olduktan sonra dinden çıktınız ha! O halde inkâr ettiğinizden dolayı tadın azabı, denir"

Bu Ayet ne a n l a m a gelmektedir?


6-) Nisa Suresi 115:''Kim, kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelir, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü yolda bırakırız. Kendisini cehenneme koyarız. Ne kötü dönüş yeridir orası"

Bu Ayet ne anlama gelmektedir?



AYRICA

* Ayrıca mürted öldüğünde yıkanmaz, kefenlenmez, cenaze namaz kılınmaz ve müslüman mezarlığına defnedilmez. Mürted için istiğfar câiz olmadığı gibi, onu rahmetle anmak da caiz değildir: "Ne peygamberin ne de mü'minlerin cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın akrabaları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz"(et-Tevbe, 9/113).


** ''İslam dini hoşgörü dinidir''

Bakara 256: Dinde zorlama yoktur...


Apaçık gerçekleri inkar etmek için saçmalamanın ötesinde gözlerde bir perde olması gerekir. Bu perde ''İslam'' dır. Kuranı eline alırken abdest alan, yaradana sığınan bir Mümin; t ü m hayatını dinsel seremonilere (Secde, Rüku, Oruç, Kurban, Hac vs) vakfeden bir İnanan; okuduğu kitabta bazı gördüğü meseleleri, aklına yatmayan meselelei - g ö r m e d i ğ i n e / şeytanın aklına vesvese kattığına - kendini inandırmasından kolay ne vardır?

aspartam
21-12-2005, 09:21
İnandığın değerler aşkına Mutezile,yazdığın ayetler arasında,hangisinde mürtedleri öldürün diye bir hüküm var?Bir İslam toplumunda ,İslam'da irtidat edenleri,dışlarsın,onlarla hertürlü ilişkiyi kesersin,üzerlerinde yoğun bir baskı oluşturursun öyleki bu durum onlara azap gibi gelir (buna lanette diyebilirsin,ayetlerde herikisi de geçiyor.)Taki onlar o toplumu terkedinceye kadar veya tevbe edinceye kadar.Onlar müslümanlarla savaşmadıkça onlarla savaşılmaz."Sizinle savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın ama aşırıya gitmeyin.Çünkü Allah aşırıya gidenleri sevmez.Ayet"İslam da savaşın ilkesi de budur.Kur'an daki bütün savaşla,ölüm cezasıyla ilgili ayetleri değerlendirdiğimizde;adam öldürmenin ancak savaşta,nefs-i müdafaa ile ve birde bir can karşılığında kısas ilke mümkün olabileceğini birkez daha belirtmek isterim.Mürtedlerin dünyevi cezasını söyledik.Onların uhrevi cezasıda seninde bildiğin gibi ebediyyen cehennemde kalmaktır.İnşallah meselenin özü anlaşılmıştır Mutezile kardeşim.Şayet sana kırıcı ve sert davrandıysam bunun için de senden özür dilerim.İnsanız arasıra böyle şeyler olabiliyor.Gerçi sen de arasıra beni kızdırıyor ve üzüyorsun ama ben pek önemsemiyorum.

Mutezile
23-12-2005, 06:23
Aspartam dostum;

Önce temel bir yanılgıyı halledelim: İslamın temel kaynakları bellidir, bu dinin nereden alınacağı hakkında bir ihtilaf yoktur: Kuran ;Sünnet; İcma; Kıyas. Farklı tarikler, cemaatler, yorumlar vardır ve her zaman olmuştur tabii. Ama yeryüzündeki İslam Aleminin ezici çoğunluğu bu dört temel kaynağa - tabii ki başta Kuran ve hadis; zaten bu ilk ikisi son ikisinin ön şartı - 14 asırdır sıkı sıkı sarılagelmiştir. Ne kadar sıkı sarıldığını görmek için gözlerimizi El-Kaide'ye, Şia'ya, Ihvan-ı Müslimine, Talibana, Selefilere, Vahabilere, Ehl-i Sünnet'e çevirmemiz yeter.

Arada derede yüzen ve sadece Kuranı kabul eden; bütün Hadis ve Sünnet geleneğini, Tefsiri, Siyer ve İslam tarihi kaynaklarını ve hatta Muhammedi
n kendisini de reddeden; kendilerine Hanif ya da başka isimler veren Marjinal cemaatler de hep olmuştur, olacaktır da.

Sitelerinin ana sayfasında namazı kurandan aldıkları şekliyle - peygamber
in hadis ve sünnetini inkar noktasından hareketle- g e o m e t r i k olarak dizaynını astıklarını da gördüm. Başka sitelerde başka yönelimler de olabilir. Her cemaatin, Müminin doğruları da yine kendilerini bağlar.

Bu ve bunun gibi yönelimler çokçadır; Fakat önemsiz bir azınlık ve marjinal gruplardır. Sanmıyorum ki, islamın ''temel İlimleri'' sayılan Hadis, Tefsir, Kelam, Fıkıh sırf bu marjinal gruplar Kurandan başka kaynağa itibar etmiyorlar diye zamanla ortadan kalksın..

Kuran ayetlerini k e n d i l e r i tefsir etmeye kalkan bu muhteremlerin düştükleri çelişkileri ve şaşkınlığı defalarca müşaahede ettim. Ellerinde Siyer; Tefsir referansları, Hadis ve islam tarihi kaynakları olmadan; Esbab-ı Nüzul araştırmalarını okumadan s a l t sözcüklerinin kökenini araştırarak yaptıkları tefsirin garip bir dil-bilim çalışmasından öteye g i d e m e d i ğ i n i göremiyorlar.


Sonuç olarak: Benim aktardığım, üzerinde konuştuğum kaynaklar İlahiyat fakültelerinde, El-Ezher'de okutulan, İmam hatiplerde hatm edilen kaynaklardan farkı değil. Müslüman cemaatin ortak referanslarıdır bunar. Sen ya da başkası gelipte ''Hop! Hadis tanımam, hayat-us-sahabeyi okumam, bunlar bühtan, öbürü isnad, beriki müfteri'' falan diye karşı çıkabilir. İslamı herkes kendine göre de ''yorumlayabiliyor'' anlaşılan. Fakat bu yorumu kendisinden başka kimseyi doğal olarak bağlamaz. Ben kendi adıma İslam hakkında konuşurken, araştırırken d o ğ a l o l a r a k Aspartam'ın islam kaynakları, Burkay'ın İslam kabulleri, Ebabıyl'ın İslam yorumuna g ö r e kriterleri h a k i k a t kabul etmem; ve bu önkabule göre İslamı yorumlamaya çalışmamın abesle iştigal olduğu zaten ortadadır.

Hoş; Beni ilgilendiren de Aspartamın, Burkayın, Suffiyunun, Ebabıylin İslamı değil. Dolayısıyla; ben şu kaynakları kabul etmiyorum, bana Kütub-u Sitte'den hadis aktarma, falan diye ''Nev-i Şahsına Münhasır İslam Tasnifi'' çok net söyleyeyim: beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Senin gibi kendi islam yorumunu getiren en az 100 kişi tanıyorum girdiğim forumlar-
da.

Hem de aralarında kendisini inanılmaz yetiştirmiş 1-2 tane Kuran Arapçası (Fusha-Sahih) Uzmanı var. Var da ne fayda...

İslam'ın 'doğal açmazlarını'; 'fasit dairelerini' aşmaya çalışan marjinaller daima olmuştur; Kuranın kendisinin bir a ç m a z - bir f a s i t d a i r e olduğu gerçeğini göz ardı ederek.. Ama -islam açısından- çok ciddi meşruiyet sorunları vardır.

İslam'da olsaydım Bak-i Zül-celalden onlar adına Tevbe-İstiğfar dileyebilirdim. Fakat şu durumda bu mümkün olamayacağına göre sadece söylediklerine kulak verip, muhteremleri pas geçiyorum.


Dolayısıyla; İrtidat - Mürted konusunda Halid bin Velid'in açtırdığı ateş çukurlarından başlayarak peygamberin ölümünden sonra -hayatta iken de- Dinden çıkanların a k ı b e t i n i temel kaynaklardan okuyanlar okuyor
zaten:

''İslâm’dan irtidat eden bir kimse kâfir olur ve irtidattan dönmediği takdirde öldürülmesi farzdır. Din adami'nin belletmesine göre "Irtidat" (din'den dönmek) sadece Islam dinini terkedip baska bir dine girmekle degil fakat Muhammed'e sövmek ve onu yermekle de olusabilen bir sey olarak kabul edilmistir. Nitekim Ebu Bekr, kendi hilafeti zamaninda Yemame'de, sarkici bir kadinin Muhammed aleyhinde alayli sekilde k sarkilar söylemesi vesilesiyle Yemame vali'si Ibn-i Ebi Ummeyye'ye, bu suç'un "irtidad" (dinden dönmek) suçu sayilmak gerektigini bildirerek söyle yazmistir: "Senin Resulullah'a setm ederek (söverek) teganni eden bir kadin hakkinda tayin ettigin cezayi isittim, eger sen böyle çirkin bir muamelede bulunmasaydin o kadini katletmeni (öldürtmeni) emrederdim. Çünkü bu muganniye kadin müslümansa, bu cürmü irtikab etmekle mürted olmustur (bu suçu islemekle din'den çikmistir)..."


1400 yil'lik Islam tarihi boyunca Islam'dan çikanlara uygulanan ceza'lar hep bu hükümler ve hep Muhammed'in bu yukardaki davranislari dogrultusunda olmustur. Gerçekten de din adami'nin bellettigi Kur'an ayet'lerinden biri söyle: "Kim ki dininden döner ve kafir olarak ölürse, bu gibilerin bütün yaptiklari, dünyada da, ahirette de bosa gider; bunlar cehennemliktirler ve Cehennem'de ebedi kalicidirlar" (K. 2 Bakara 217)


Bu nitelikte bir diger ayet de söyle: "Imani inkara degisenler süphesiz Allah'a bir zarar veremeyeceklerdir. Elem verici azab onlaradir" (K. 3 Al-i Imran 177).

Dikkat edilecegi gibi bu ayet'lerde, her ne kadar Cehennem cezasi zikredilmekle beraber, ayni zamanda "elem verici azab" dan söz edilmektedir. Bu "elem verici azab" sadece öbür dünya'nin cezasi olarak degil fakat ayni zamanda bu dünya'nin cezasi olarak da öngörülmüstür: su bakimdan ki Kur'an'in Maide suresi'nin 33.cü ayeti'nde söyle yazilidir: "Allah ve Peygamberleriyle savasanlarin ve yeryüzünde bozgunculuga ugrasanlarin cezasi öldürülmek, veya asilmak, yahut çapraz olarak el ve ayaklari kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardir" (K. 5 Maide 33).


Görülüyor ki ayet'de ceza'nin "dünyevi" niteligi vurgulanmaktadir. Her ne kadar bu ayet, ayni zamanda eskiya ve yol kesiciler hakkinda da geçerli olmakla beraber, esas itibariyle din'den dönme suçunu kapsar, çünkü Islam için bundan daha büyük, daha ciddi bir tehlike söz konusu degildir. Bundan dolayidir ki din'den dönmek bir bakima "Tanri'ya ve peygamberine karsi isyan etmek ya da savas açmak" seklinde kabul edilmis ve bu suça tekabül eden bir ceza ile karsilanmak istenmistir. Nitekim bu ayet'in açiklanmasiyle ilgili olarak Buhari'nin "Kitabü'l-Muharibin" adli yapitinin basligi: "Küfretmek ve dininden dönmek, yol kesmek cürümlerinden biriyle Allah'a ve Peygamber'ine karsi harb açanlarin cezai hükümleri" olup, biraz yukarda özetledigimiz gibi, Ukl ve Ureyne kabilelerinden bazi kisilerin din'den dönmeleri (Islam'i terketmeleri) ve Muhammed tarafindan ellerinin ve ayaklarinin kesilmeleriyle ilgili hadisleri kapsar.


Buhari'nin Ibn-i Abbas'tan rivayet ettigi bir hadis'ten ögrenmekteyiz ki Ali, "üluhiyet" iddia eden (yani kendisini Tanri kertesinde gören) Abdullah Ibn-i Sebe'nin halkini ateste yakmak suretiyle yok etmistir. Bu hadis hükmünü insanlarimiza belleten din adami'nin görüsü o'dur ki Islam dininden olanlarin din degistirmeleri ölüm cezasini gerektirir.


Muhammed: "Her kim dinini (ki Müslümanliktir) degistirirse, onu hemen öldürünüz" diye emretmistir. Fakat güya öldürmenin ateste yakarak degil fakat baska sekilde (örnegin asarak, kiliçla dograyarak, vs...) yapilmasini bildirmistir. Söz konusu hadis aynen söyle: "Ibn-i Abbas...'dan rivayet olunduguna göre, Ali...'nin bir kavmi (kendisinin üluhiyetini iddia eden Abdullah Ibn-i Sebe'nin cemaatini) ateste yaktigi (haberi) Ibn-i Abbas'a eristigi zaman:

- Eger ben (Ali'nin yerinde) olsaydim bunlari yakmazdim. &Ccedil;ünki Nebi...': Insanlari (yakarak) Allah'in azabiyle ukubetlendirmeyiniz- buyurdu. Yine ben (Ali'nin yerinde olsaydim) onlari muhakkak öldürürdüm. Nasil ki, Nebi...: -Her kim dinini (ki Müslümanliktir) degistirirse, onu hemen öldürünüz- demistir'..." (Sahih-i..., Cilt VIII, sh. 307)424.

Din'den dönenlere 1400 yil boyunca uygulana gelen ölüm cezasi, yirmi-birinci yüzyila girmek üzere bulundugumuz bu uygarlik döneminde dahi, din adamlarinin gayretkeslikleri sayesinde, Islam ülkerininde geçerlidir''

aspartam
23-12-2005, 08:45
Mutezile ayetleri biraz daha zorlarsan benim kaybolan eşeği de çıkaracaksın.Bu kadar saçma sapan yorumlar olur mu ya?Mürtedleri öldürmek farzsa bunun açık hükmü mutlaka Kur'an da olmalı.Seninle onlarca değerlendirdik.Birtane açık hüküm bulabildin mi?Başkalırının ve kendi zanlarından ortaya attığın zorlama hükümleri önüme koyuyorsun.Allah için,mürtedleri öldürün demek bu kadar zorbirşey mi?Öküz altında buzağı aramak sizin gibi başkalarının kalem tetikçiliğini yapan insanlara has bir durum olsa gerek.Bu tetikçilik ne menem birşeydirki,siz kabul etsenizde etmesenizde,bir dinin peygamberine en aşşağılık iftiraları atacak kadar vijdanları köreltiyor.Siteye katıldığımdım andan beri defalarca söylediğim halde Allah'ın Resulü Vahye aykırı hiçbir tutum ve davranış içine girmez diye.Yaptıklarıyla Kur'an hükmüne göre dinden çıkan bir Peygamber portresi çizdiniz.Siz de hiçmi vijdan kalmadı ya?Gözümüzün önünde kamunun mallarını ona buna peşkeş çeken,yolsuzlukları ayyuka çıkan,bu ülkenin değerleri olan tarihi eserleri yağmalayan bir rektör için adil yargılanma beklerken,hukukun üstünlüğü söylemlerini dillerinizden düşürmezken,aynı şeyleri bir dinin peygamberi için niye istemezsiniz.Muhammedi ancak Kur'an a göre yargılayabilirsiniz.Muhammed'in inancı,düşünceleri,eylemleri ancak Kur'an dadır.Birilerinin alçakça iftiralarında,hezeyanlarında değil.Mutezile sana bu konudaki yazılarımı birkez daha okumanı tavsiye ediyorum.

Mutezile
23-12-2005, 17:45
Aspartam yazdı:

''Mürtedleri öldürmek farzsa bunun açık hükmü mutlaka Kur'an da olmalı. Seninle onlarca değerlendirdik.Birtane açık hüküm bulabildin mi?Başkalırının ve kendi zanlarından ortaya attığın zorlama hükümleri önüme koyuyorsun''


Demek Açık Hüküm arıyorsun? Şunu en baştan söylesene..

Kuran Ayetleri Temel Bilgisi:

1-) Muhkem Ayet: Sağlam, anlamı açık, yorum götürmez, şüphe kabul etmez anlamında "if'âl" vezninde, arapça ism-i meful bir kelime; âyet ve hadislerde bulunan ve sevk edildiği maksada delâlet eden lafız manasına gelen bir fıkıh usulu terimi. Manâsı, tevil ve tahsis kabul etmeyecek derecede açıktır.

Bazan âyet veya hadis metninde, neshi (şer'î bir hükmün, daha sonra gelen bir hüküm tarafından yürürlükten kaldırılması) kabul etmeyeceğine delâlet eden bir ifade bulunur. Meselâ; "Cihâd kıyamete kadar devam edecektir" (Ebû Dâvud, Cihad, 33) hadisi ile zina iftirası (kazf) cezasına uğrayanlarla ilgili olarak inen: "Onların şahitliklerini ebedî olarak kabul etmeyin; onlar fâsıkların tâ kendileridir" (en-Nur, 24/4) âyeti buna örnek verilebilir.

2-) Müteşabih Ayet: Birbirine benzeyen birey ve cüzleri bulunan şeyler, kendisinde karışıklık ve iltibas bulunan şey; Kur'an-ı Kerim'de manâsı kapalı, bir çok anlama gelebilen, tefsirinde güçlük çekilen ayet veya kelimeler. Bunlara müteşabihât denir. Bunların hangi manâya geldikleri yalnız kendilerinden anlaşılmaz. Başka harici bir delile ihtiyaç gösterirler.

Müteşâbihler ise, birden fazla anlama gelebilen veya manâsında kapalılık bulunan âyetlerdir.Hem manâ, hem de lafız yönünden müteşâbihler ise; âmm-hâs, nâsih-mensûh ve mübhematu'l-Kur'ân'ı ilgilendiren hususlardır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fi Ğaribu'l-Kur'an, Beyrut (t.y), s. 254).


** Fıkıh - Şer'i Hükümler ve M ü f e s s e r ve M u h k e m ayetlerden çıkar; genellikle..

Dolayısıyla; her ayetin senin arzu ettiğin sarihiyette karşına çıkmasını bek-
lememelisin.


Bakara Suresi 217.Ayet : ''Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine mâni olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar. ''


Bakara Suresi tefsiri (Elmalılı hamdi): ''...Ve siz müslümanlardan herhangi biriniz dininden döner de kafir olarak mürtetlikten tevbe etmeyerek giderse, artık bu nitelikle nitelenmiş olanların bütün amelleri, İslâm halinde yaptıkları iyiliklerin, güzel amellerin hepsi dünyada ve ahirette boşa gider, telafisi mümkün olmayacak bir biçimde tutulur, yaşama hakkı kalmaz. Uğraşıp didinmeleri boşa gider. ve bunlar cehennemliktirler. O ateşte ebediyen, kalırlar. ''


* Şüphesiz, kitap ehlinden ve müşriklerden inkâr edenler, içinde sürekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir. (BEYYİNE SURESİ / 6 )


* Bir de; kötü bir zan ile zanda bulunan münafık erkeklerle münafık kadınları ve müşrik erkeklerle müşrik kadınları azablandırması için. O kötülük çemberi, tepelerine insin. Allah, onlara karşı gazablanmış, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Varacakları yer ne kötüdür. (FETİH SURESİ / 6)

''Öküz altında buzağı aramak sizin gibi başkalarının kalem tetikçiliğini yapan insanlara has bir durum olsa gerek''.. (aspartam)

Tetikçiliğin her türlüsü malum son derece aşağılık bir misyondur. Bu sövgüyü sana üzülerek i a d e etmek durumundayım. Bundan sonra ağzını daha da bozma olasılığına karşı hatırlatmak isterim: ''Kem söz sahibine aittir''..Kaybolan eşeğini falan burada gündeme getirmezsen sevinirim. Sitenin seviyesini düşürmeye teşebbüs edenler yeterince var.

Sen onlardan değildin...

demir
23-12-2005, 18:36
insanlar eziyet çekmeden ölsün bende isterim.huzur içinde uyur gibi yada sadece ölenin hissettiği acıyı küçük kıyameti ölecek hissetsin nasıl olsa ben duymuyorum...Böylesi daha güzel sanırım..
Arkadaşlar anlatmış recm olayı için 2 unsur çok önemli ya kişi gelecek kendi itiraf edecek yada dört tane şahit gerek.
e güzel kardeşim kişi kendi gelirse bize ne...haaa ben öldürmek istemiyorum dersen taş atma be güzelim.intihar islamda günah ama ateistler bu konuda serbesttir sanırım.yani demem o ki adam kendi geldiyse yaşama hakkını tıpkı inanç hakkı gibi kullanıyor bize ne...
Diğer unsur 4 şahite gelince
Zaten 4 şahidin önünde zina edecek kadar ahlaksız olan birilerini müslüman, musevi, ateist, insan evladı ne olursa olsun kınar yuhhh der.ha demezse şöyle derim iş inançtan çıkmış.insan gibi yaşamaktan bıkmış mart ayını bekleyen hayvanlar var.
ayrıca dünyada gerçek şeriat yok kardeşim....

aspartam
23-12-2005, 21:32
Mutezile kardeşim, farkında mısın?bana hala mürtedlerin öldürülmesi konusunda açık bir ayet getiremedin.Niye getiremediğini ben sana söyleyeyim,çünkü yok.yok.yok
"İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. (4/137)"
Bu ayeti nasıl açıklayacaksın.Mürtedler hemen öldürülseydi aralarından nasıl ikinci defa iman edenler çıkabilirdi?

Mutezile
24-12-2005, 10:56
Aspartam dostum;

Sana - s e n i - ikna edecek birşeyler getirmeye memur değilim. Hala anlamadın sanırım. Senin v e s i l e n l e bu konu hakkında Ehl-i Sünnet ve Alevi/Nusyari kaynaklarını tarayıp, Tefsirlerden, Siyerden, İslam Tarihinden örnekler vererek b u k e s i m e cevap veriyorum..

Sen ve senin gibi düşünenler tanıyorum; senden marjinallerini de tanıyor-
um; ki onların yanında sen dahi ''geleneksel islamcı'' gibi duruyorsun..

Benim açımdan bu Fikir Teatilerini ''Büyük Ekseriyetin'' kabullerinden yola çıkarak yapmak daha anlamlı. Diğer sitelerde Hanifler gibi İslamı --senin de yaptığın şekilde--kişisel olarak yorumlamaya kendinde e h l i y e t gören çok fazla insan tanıyorum.

Bunların bir kısmı El-Ezherde falan kürsü sahibi olacak kalibrede insanlar.

Fakat savundukları ve duruşları son derece acıklı. İslamın içinde yalnızları oynuyorlar. Hani nerde 'Mübin' ; 'Mufassıl' olan Kitabu'l-Ekmel olan Ku'ranı Azimüş-şan? Neden y e t m i y o r bu insanları bir şemsiye altında toplamaya? Ku'ran bilgisi Müctehide yaklaşan arkadaşlar a y n ı a y e t i okuyor ama f a r k l ı yorumluyor.


Diğer yazılarımı - bu konuya cevaben- okuduğunu sanmıyorum. Küçük bir özeti aşağıya asıyorum. Umarım bir daha sormazsın s e n i i k n a e d e n a ç ı k l ı k t a k i ayetleri neden aktar(a)madığımı..:


(Aşağıdaki astığım özeti daha önce okuduysan; direk pas geçebilirsin - yeni bir şey yok içinde-):


Önce temel bir yanılgıyı halledelim: İslamın temel kaynakları bellidir, bu dinin nereden alınacağı hakkında bir ihtilaf yoktur: Kuran ;Sünnet; İcma; Kıyas. Farklı tarikler, cemaatler, yorumlar vardır ve her zaman olmuştur tabii. Ama yeryüzündeki İslam Aleminin ezici çoğunluğu bu dört temel kaynağa - tabii ki başta Kuran ve hadis; zaten bu ilk ikisi son ikisinin ön şartı - 14 asırdır sıkı sıkı sarılagelmiştir. Ne kadar sıkı sarıldığını görmek için gözlerimizi El-Kaide'ye, Şia'ya, Ihvan-ı Müslimine, Talibana, Selefilere, Vahabilere, Ehl-i Sünnet'e çevirmemiz yeter.

Arada derede yüzen ve sadece Kuranı kabul eden; bütün Hadis ve Sünnet geleneğini, Tefsiri, Siyer ve İslam tarihi kaynaklarını ve hatta Muhammedi
n kendisini de reddeden; kendilerine Hanif ya da başka isimler veren Marjinal cemaatler de hep olmuştur, olacaktır da.

Sitelerinin ana sayfasında namazı kurandan aldıkları şekliyle - peygamber
in hadis ve sünnetini inkar noktasından hareketle- g e o m e t r i k olarak dizaynını astıklarını da gördüm. Başka sitelerde başka yönelimler de olabilir. Her cemaatin, Müminin doğruları da yine kendilerini bağlar.

Bu ve bunun gibi yönelimler çokçadır; Fakat önemsiz bir azınlık ve marjinal gruplardır. Sanmıyorum ki, islamın ''temel İlimleri'' sayılan Hadis, Tefsir, Kelam, Fıkıh sırf bu marjinal gruplar Kurandan başka kaynağa itibar etmiyorlar diye zamanla ortadan kalksın..

Kuran ayetlerini k e n d i l e r i tefsir etmeye kalkan bu muhteremlerin düştükleri çelişkileri ve şaşkınlığı defalarca müşaahede ettim. Ellerinde Siyer; Tefsir referansları, Hadis ve islam tarihi kaynakları olmadan; Esbab-ı Nüzul araştırmalarını okumadan s a l t sözcüklerinin kökenini araştırarak yaptıkları tefsirin garip bir dil-bilim çalışmasından öteye g i d e m e d i ğ i n i göremiyorlar.


Sonuç olarak: Benim aktardığım, üzerinde konuştuğum kaynaklar İlahiyat fakültelerinde, El-Ezher'de okutulan, İmam hatiplerde hatm edilen kaynaklardan farkı değil. Müslüman cemaatin ortak referanslarıdır bunar. Sen ya da başkası gelipte ''Hop! Hadis tanımam, hayat-us-sahabeyi okumam, bunlar bühtan, öbürü isnad, beriki müfteri'' falan diye karşı çıkabilir. İslamı herkes kendine göre de ''yorumlayabiliyor'' anlaşılan. Fakat bu yorumu kendisinden başka kimseyi doğal olarak bağlamaz. Ben kendi adıma İslam hakkında konuşurken, araştırırken d o ğ a l o l a r a k Aspartam'ın islam kaynakları, Burkay'ın İslam kabulleri, Ebabıyl'ın İslam yorumuna g ö r e kriterleri h a k i k a t kabul etmem; ve bu önkabule göre İslamı yorumlamaya çalışmamın abesle iştigal olduğu zaten ortadadır.

Hoş; Beni ilgilendiren de Aspartamın, Burkayın, Suffiyunun, Ebabıylin İslamı değil. Dolayısıyla; ben şu kaynakları kabul etmiyorum, bana Kütub-u Sitte'den hadis aktarma, falan diye ''Nev-i Şahsına Münhasır İslam Tasnifi'' çok net söyleyeyim: beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Senin gibi kendi islam yorumunu getiren en az 100 kişi tanıyorum girdiğim forumlar-
da.

Hem de aralarında kendisini inanılmaz yetiştirmiş 1-2 tane Kuran Arapçası (Fusha-Sahih) Uzmanı var. Var da ne fayda...


İslam'ın 'doğal açmazlarını'; 'fasit dairelerini' aşmaya çalışan marjinaller daima olmuştur; Kuranın kendisinin bir a ç m a z - bir f a s i t d a i r e olduğu gerçeğini göz ardı ederek.. Ama -islam açısından- çok ciddi meşruiyet sorunları vardır.

aspartam
24-12-2005, 13:07
Doğru olmak çoğunluktan yana olmakla eşdeğer midir?Bir kişinin veya grubun,kurumun iyilerden olduğuna sayısal çokluğuna bakarakmı,ekonomik veya siyasi gücüne bakarak mı karar vereceğiz?Yoksa ne söylediğine ve söylediğinin neye dayandığına bakarak mı?
Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler. (6/116)

Dinde doğruluk vahye tabi olmak mı yoksa birilerinin zanlarına,iftiralarına ,müslüman gözüküpte aslında kendi inancını İslama sokmak isteyenlerin hezeyanlarına,hurafelere,bid'atlere,tağutlara tabi olmak mı?Sen de iyi biliyorsun ki Peygamberin ölümden hemen sonra dinde tahrifatlar başladı.Zalim sultanlar sırf kendi saltanatlarını korumak için bel'amların eliyle dine birçok bid'atler soktular.Dine şamanizm,budizm,kıptilik,israiliyyat,hristiyanlık, antik yunan felsefesi vb. gibi gibi sapkın inanışlar girdi.Ve butür sapıklıkları sokanlarda inanışlarının İslam a iyice yerleşmesi için Resulullahı buna alet ettiler.Hal böyleyken bizler bunlara uyacaktık öyle mi?Şunu bil ki Mutezile iman eden ilk insandan (Adem den) bugüne kadar Allah'ın dini hiçbir zaman çoğunluğun inancı olmadı.Birkaç tanesi hariç,Allah'ın nebileri hep horlandılar,aşağılandılar,işkence gördüler,hatta öldürüldüler.Bunları yapanda çevremizde gördüğümüz insanlar gibi insanlardı.Çoğunlukta olanlardı.Sen onları Müslüman zannedersin,halbuki onlar müşriktirler,fasıktırlar,zalimdirler,kafirdirler velhasıl Müslüman değildirler.


Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır.
Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever.
Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, seni nasıl hakem kılıyorlar ve sonra bunun peşinden yüz çeviriyorlar? İşte onlar, inanmış değildir.
Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.
Biz onda, onların üzerine yazdık: Can'a can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve (bütün) yaralara (karşılık da) kısas vardır. Ama kim bunu sadaka olarak bağışlarsa o kendisi için bir keffarettir. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, zalim olanlardır.
Onların (peygamberleri) ardından yanlarındaki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa'yı gönderdik ve ona içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil'i verdik.
İncil sahipleri Allah'ın onda indirdikleriyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, fasık olanlardır.
Sana da (Ey Muhammed,) önündeki kitap(lar)ı doğrulayıcı ve ona 'bir şahid-gözetleyici' olarak Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve sana gelen haktan sapıp onların heva (istek ve tutku)larına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol-yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet kılardı; ancak (bu,) verdikleriyle sizi denemesi içindir. Artık hayırlarda yarışınız. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.
Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır.
Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir? (Maide/41-50)

Özellikle aşağıdaki ayet halkımızın durumunu nasıl da ortaya koyuyor;
Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de.. Oysa onlar, tek olan bir ilah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden yücedir. (tevbe/31)

Onlar alimlerine ve rahiplerine Allah diye tapmadıklarına göre nasıl ilahlar edinmiş olabilirler.El cevap:Allah'ın hükümleri yerine onların hükümlerini,vahiyden uzak zan ve hezeyanlarını kabul ettikleri için.Kim Allah'tan başkasının hükmüne tabii oluyorsa ona tapıyor demektir.

Mutezile
24-12-2005, 13:55
Bence kendi Duruş'unu belirgin hale getirmelisin.

Kuran; Hadis ; İcma; Kıyas sacayaklarından hangilerine itirazların var?
Senin kendini tabi gördüğün mezhep-tarik-cemaat falan var mıdır?
Bu itirazları yapmak için kendinde muhakkak selahiyet görüyorsun. Bu selahiyetin n e y e dayanıyor?

Başkaları da merak edip benzer sorular getirebilir.. tek tek cevaplayacağı-
na buradan merak eden herkese duyurabilirsin.

İstersen açıkça yaz ki; kimin nerde durduğunu herkes anlasın.

Aspartam yazdı: ''Ve butür sapıklıkları sokanlarda inanışlarının İslam a iyice yerleşmesi için Resulullahı buna alet ettiler.''


Bu isnadı ad vermediğin bir takım müslümanlara yapıyorsun muhtemelen.
Kimdir bu ''Resulu'' sapıklıkların islama yerleşmesi için alet edenler?

Yenilir yutulur laflar değil. Herhalde kızgınlık anında söylemedin; ki arkasında duruyorsun.. Açıklaman gerekmiyormu bu töhmet altında bıraktı
ğın ''Müslümanları''.


* İslamın kökenindeki Fütuhat, Mukatele, Cihad, Kıssas, Recm gibi şiddet nosyonları s e n i n ya da başkasının inkarı ile ortadan kalkar mı sanıyorsun ciddi ciddi..

* İslam Tarihi ve Siyer kaynaklarından itibar ettiğin var mıdır; yoksa onlar da ''Öbürlerinden midir''?..

* Reformist-İslamcı'lardan itibar ettiklerin var mıdır?

* 1,5 Milyara varan bir topluluğun ortak değerleri, ortak referansları mı islamdır? Senin -ve diğer marjinallerin- burada Onların ''değerleri'' ni yoksayman mı İslamdır?

* Benim küçüklüğümden beri duyup gördüğüm; ileriki yaşlarda kaynaklar
dan okuduğum İslam'dan sen i t i z a l ediyorsan bu senden başka kimi ilgilendirir ki? Niye üzerine alınıyorsun o zaman burada yazılanlara..

Sen zaten ''Onların Sırat-el Müstakiminden'' ayrılmışsın; ve k e n d i n i n (sana göre Kuranın) Sıratel-Müstakiminde'' İslamı yaşıyorsun..

Gelip burada ''Bakın sizin bildiğiniz İslam'a şunlar şunlar yapılmıştır, asıl İslam o değildir, şudur'' diyerek Müctehidliğe madem soyunuyorsun - doğru mu yanlış mı bilinmez - o takdirde; az buçuk bilimsel olmaya çabalaman gerekir ve İ S İ M ve K A Y N A K vermen gerekir.

Aksi takdirde sadece ''söz söylemiş olursun'' ve iş lafta kalır.

aspartam
24-12-2005, 17:09
İnsan kafir olunca ayetleri anlamaması gayet normaldir.Hakikatlere karşı körü,sağırı,dilsizi oynuyorsun.Bu yüzden Allah kalbini mühürlemiş,sana ne delil getirsem duvara konuşmuş gibi olacağım.Aslında maksadım seni birşeylere ikna etmek değil,şu siteye takılan onlarca insandan kalbi mühürlenmemiş 1-2 insan çıkarsa onlara birşey anlatabilmek.Sorduğun sorularla tuzaklar kuruyorsun ama ben o tuzaklara gelmeyeceğim
Mutezile.

Mutezile
24-12-2005, 20:00
Aspartam;

Site kuralları gereği lüzumsuz, ve kolalıkla ulaşılabilen uuzun copy-paste
lere yer veremiyoruz. Dikkat ettiysen aynı sebepten Cem Suffiyun arkadaşı uyardı ve tekrarı halinde Suffiyun'a üyelik problemi yaşayacağı anımsattı.

Bir link vererek -ve kısa bir kopya aktarmakla yetinirsen sevinirim.

Sorduğum soruların h i ç b i r i n e cevap vermediğine göre ve beni sana tuzak kurmakla itham ettiğine göre senden ricam, -g e r ç e k t e n rica ediyorum- bundan sonra benim açtığım topiclerle hiç ilgilenme..

Çünkü sitede oluşmasını arzu ettiğim seviyeye hilafen yazı yazmak, kalp kırmak falan asla istemiyorum. Herkesin birbiriyle anlaşmasına gerek yok

Başka arkadaşların topicleri ile ilgilenirsen sevinirim.

aspartam
24-12-2005, 20:28
:)

Mutezile
29-12-2005, 08:34
Şeriat Böyle Bir Şey:


ENFAL SURESİ 12. AYET:

Ali Bulaç 12- Rabbin meleklere vahyetmişti ki: 'Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkâr edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına.'

Diyanet Vakfı l2. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu.
Edip Yüksel 8:12 Rabbin meleklere (ve dolayısıyla müminlere) vahyetti: "Sizinle beraberim, inananları destekleyin. İnkarcıların yüreğine korku salacağım. Vurun boyunlara, vurun onların her parmağına."

Elmalılı Hamdi Yazır: 12- İşte o vakit, ey Muhammed! Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, yani yardımım ve inayetim, imdadım ve muvaffakiyetim sizinle beraberdir. Şu halde, ey meleklerim, iman edenleri tespit ediniz, ayaklarını kaydırmayıp, dimdik ayakta kalmalarını sağlayınız. Yakında Ben kâfir olanların kalblerine korku salacağım, o zaman hemen boyunlarının üstüne vurunuz, ve onların parmaklarına kadar her taraflarına vurunuz. (MEAL VE TEFSİR İÇİÇEDİR)

Süleyman Ateş 12. Rabbin meleklere vahyediyordu ki: "Ben sizinle beraberim, siz inananları pekiştirin; ben inkar edenlerin yüreklerine korku salacağım; vurun (onların) boyunların(ın) üstüne, vurun onların her parmağına!"

Yaşar Nuri Öztürk 12 Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın. İnkâr edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına."

aspartam
29-12-2005, 08:56
Cevap burada;

Bu, elbette, onların Allah'a ve elçisine baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah'a ve elçisine baş kaldırırsa, şüphesiz Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (8/13)


Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır. (8/30)

Mutezile
29-12-2005, 10:39
Bu, elbette, onların Allah'a ve elçisine baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah'a ve elçisine baş kaldırırsa, şüphesiz Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (8/13)

O'nun katında duran Ümmü'l Kitab olan Levh-i Mahfuz'da zaten ne olup biteceği kayıt düşülmüş. Sonuçlanan bir şey yok. Başlayan da bir şey yok.

O'nun katında zamanda önce / sonra da yok..

En azından iddia edilen bu ayetlerde.

Sıkıldığında ''arşa istiva eden Zat-ı Zül Celal'' senaryoyu baştan meleklere
zaten yazdırmış. ''Play'' komutuna basmış filmi izliyor; İnsan denen ''Kem-
ter Kul'' da elinde Cüz'i irade var sanrısı ile '' s e ç i m'' yapıyor..

Evrenin merkezinde bir orta oyunu; tek problem gülünesi değil.


Deadly-serious..

aspartam
29-12-2005, 11:12
BÜTÜNÜ GÖRENLE PARÇAYI GÖREN BİR OLMAZ.ALLAH BÜTÜNÜ GÖRÜYOR,BİZ PARÇAYI GÖRÜYORUZ.

my-zone
12-01-2006, 06:43
mrb arkadaslar benım yaklasık 1 ay kadar once dıle getırdıgım varmıdır saglam guclu guvenılır ve herkesın altına ımza atacagı yakın zamanda veya gunumuzde yasamıs bır ornek mahıyetındekı soruma (kı ıyı olan herzaman ayakta kalır) bır cevap veren cıkmadı.
burdan su cıkıyor savununanlar kendı farazı fantazı dunyalarının pesınde. bu yolda recm ve el kesme gıbı vahset ıcerıklı cezaları normal olması gereken cezalarmıs gıbı gosterıyolar. ıtıraz edenlere de oyuncagı elınden alınmıs hadı artık dersıne bıraz da gercek dunya ıslerıyle ılgılen denen cocugun gosterdıgı tepkıye benzer bır tepkı ıcındeler. arkadaslar oncelıkle sunu kabul etmelısınız vahset ıle adalet asla ortusen seyler degıldır. vahsetın oldugu yerde adaletten soz edılemez. adalet yuksek bır duygudur ve kan akıtarak ıskence ederek adalet dagıtılmaz. ıste fanyazı dunyası ıcınde dagıtıldıgı sanılır. umarım bır gun gercek dunya ıle karsılarsınız.
bu arada ben bu yazımda allah vardır yoktur konusuna gırmıyorum yalnıs buldugum nokta da gorusumu dıle getırıyorum.

saygılar

exclusive
12-01-2006, 07:07
my-zone düşüncelerine katılıyorum...

Adam öldürerek adalet olmaz...

Eğer ölmeyi hakedecek büyüklükte bir suç işlemiş kişiyi öldürüyorsak, adaletten ve eşitlikten söz edilebilmesi için, aynı şekilde yaşamayı hakeden bir ölüyü (ya da haksız yere ölmüş birini) de diriltmemiz gerekir.

Tek taraflı adalet olmaz... Ayrıca kısas kesinlikle çok adaletsiz bir uygulamadır. Çok adil görünür ama değildir...

Bakın bir örnek vereyim: hısmınız olan bir adam geldi ve sizin arabanızı park halindeyken ateşe verdi. Mahkeme de o adamın arabasının da aynı şekilde yakılmasına karar verdi. Bu durumda adalet sağlanmış gibi gözükür çünkü kısas uygulanmıştır ve artık iki tarafın da arabası yoktur. Ancak şu önemli husus gözardı edilmiştir: bu eylem sizin suçunuz değildir buna rağmen siz de bu eylemden zararlı çıkmış olursunuz, hiç suçunuz olmadığı halde arabasız kaldınız... İşte kısas bu açıdan adaletsiz bir uygulamadır.

Mutezile
12-01-2006, 07:18
Exclusive'in öne sürdüğü: zarar gören kişinin öc alması değil zararının tazmini aranmalıdır ilkesi Kısas'a göre daha yapıcıdır muhakkak..

Ama zaten Kısas cinayette ödeşmektir. Kana kan, cana can almaktır..Anadoluda yüzyıllarca süren kan davaları vardır. Filmlerden biliyoruz. Çocuğun eline silah tutuşturulur ve büyükşehire ''Kanlısını'' katletmeye gönderilir.. Kısas ile kin ve nefret ateşi h e r z a m a n canlı tutulur..

Çağdaş uygarlığın -özgürlüğü süreli / süresiz kısıtlama=hapis-çözümü ehven-i şerdir.


Ayetler Kısası e m r e d e r; ruhsat verir:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür hür ile; köle köle ile, kadın kadın ile kısâs olunur. Öldürülenin velisi tarafından, öldüren lehine bir şey affolunursa (diyet için) yapılacak uygulama örfe göre normal olmalı ve en iyi bir şekilde ona ödenmelidir. Bu size Rabbınızdan bir kolaylık ve rahmettir. Artık bu hükümden sonra kim haddi aşarsa ona acı bir azap vardır. Sizin için kısasta hayat vardır, ey tam akıllı insanlar" (el-Bakara, 2/178-179).

"Her kim haksız olarak öldürülürse onun velisine yetki verdik. O da öldürmede haddi aşmasın. Çünkü ona yeterince yardım olunmuştur" (el-İsrâ, 17/33).

"Biz Tevrat'ta onlara şu hükümleri farz kılmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ile kısas yapılır. Yaralarda da kısas vardır. Fakat kim hakkından vazgeçerse, bu onun günahlarının affına bir sebeptir. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir" (el-Mâide, 5/45).

Kısas hükümlerinin kaynağı t a b i i k i Yahudi şeriatıdır:

"Bir kimseyi vurarak öldüren kimse, mutlaka öldürülecektir" (Çıkış: 21/13).

"Bir kimsenin komşusuna kini olur ve onu hile ile öldürürse, öldürülmesi için onu mizbahından bile alacaksın" (Çıkış: 21/14).

"Bir kimse bir adamı öldürürse mutlaka öldürülecektir " (Levililer: 24/17).


İslamda en rahatsız olduğum ve üzücü bulduğum meselelerin başında Şeriat gelmektedir.

Mutezile
12-01-2006, 07:23
İngiltere'de 12 haftalık bebeğe tecavüz eden 40 yaşındaki Alan Webster, ömür boyu hapse mahkum edildi.


Davaya bakan Yargıç Findlay Baker, cezasını açıkladığı Webster'a, ''siz bu suçu dünyadaki en masum varlığa, bir bebeğe karşı işlediniz. Yarattığınız dehşeti, tiksinme duygusunu anlatacak söz yok'' dedi.


Webster ile birlikte olan ve suça yardım eden kız arkadaşı 19 yaşındaki Tanya French ise beş yıl hapis cezasına çarptırıldı ve yargıç French'in cezasının sona ermesinden sonra beş yıl boyunca gözetim altında tutulması şartını koydu.


Bebeğin annesinin, evini taşıdığı sırada çifti bebeğin bakımı için çağırdığı ve tecavüzün bu sırada gerçekleştiği açıklandı.


Olayın ortaya çıkması da uluslararası düzeyde çocuk pornografisini takip eden emniyet güçlerinin İngiliz polisini, Alan Webster'in internet aracılığıyla çocuklara ait pornografik görüntüler topladığı yolunda uyarmasıyla mümkün olabildi.


Webster'in Hatfield'deki evine baskın yapan polis, evde 12 haftalık bebeğe tecavüz görüntülerini buldu. Yapılan araştırma, Webster ve sevgilisi French'in birkaç gün süreyle bebeğin bakımını üstlendiklerini ortaya koydu.

Kaynak: CNN Türk



Bu haberleri okuyunca boğazıma bir şeyler doluyor, yutkunamıyorum..
Şaşıramıyorum...Küfredemiyorum.

Dehşeti tarif edemiyorum..

my-zone
12-01-2006, 08:19
simdi mutelize kardes haberi verdi simdi soyleyin bakalim vajsetin karsiligi adalet anlayisi vahset uygulamak mıdr?

my-zone
17-01-2006, 04:38
ses gelmedi niye sessiz kaldınız?

exclusive
17-01-2006, 06:02
Böyle bir vahşete aynı şekilde karşılık verebilecek bir insan düşünemiyorum. Bu insanlıkdan nasibini almamış sapığın tekiyle sapıklık yarışına girmek olur...

Adaletin sağlanabilmesi için karşıdaki insan kadar sapık, deli, insanlıkdan çıkmış olmak gerekiyorsa eğer, bu adalet olsa olsa şeytanın adaleti olabilir.

Mutezile
17-01-2006, 07:58
Kısas ile İslam şeriatı ile çağdaş uygarlık yolunda ilerlenemeyeceği; bu kurallar ile yaşayan ve pratik eden milletler tarafından asırlar gösteriliyor.
Yaşamı şeriat kuralları ile tanzim eden ve Kısas ile hükmeden; Devrim muhafızları ile korku salan İran; Vehhabi geleneğeni kökünü kadar yaşayan Suud, Selefi Afganlar (Taliban) vs...

Tek gördüğümüz bu milletlerin çağı yakalamakta ne kadar zorlandığı..

Ortak özellikleri petrol.

Bu yakıt olmadan bu günlere gelselerdi, şu anki Afganistandan çok farkları kalmazdı muhakkak..

İslamı yaşayan bir kişinin Ş e r i a t Kuralları dışında bir idareyi, hukuk tanzimini savunması onu Dinden çıkarır...

Bazı ''modern müslümanlar'' Şeriat ile İslamı ayırmak gerektirdiğini söyleyecek kadar bu dinden habersiz olduklarını teyit ediyorlar.




Şamil İslam Ansiklopedisinden İslam şeriatını kısaca anımsamakta yarar var:

Ş e r i a t: İlâhî emir ve yasaklar toplamı. Âyet, hadis ve icmâa dayanan ilâhî kanun. Din, dinin amele ilişkin hükümlerinin bütünü. Dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı.


Şerîat koymak, kanun çıkarmak demektir. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: "Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma" (el-Câsiye, 45/18). Yine Mekke'de inen şu âyette İslâm'ın önceki şerîatların devamı olduğu belirtilir. "Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu” (eş-Şûrâ, 42/13). Aynı sûrenin 21. âyetinde de inançtan yoksun olanlara hitaben; "Yoksa onların, Allah'ın izin vermediği hususlarda kendileri için dinden şerîat koyan ortakları mı var?" buyurulmuştur.


Bu âyetlerden anlaşıldığı gibi şerîat ve eş anlamlısı olan kelimeler Allah'ın insanlar için koyduğu bütün hükümleri kapsamaktadır. Bu hükümleri vazedenin bizzat Allah olması itibarıyla O'na "Şâri-i Hâkim" veya "Şâri-i Mübîn" denildiği gibi, aynı isimler Hz. Peygamber için de kullanılır.


İslâm Şeratının Kaynakları

Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen istihsan, maslahat, örf, önceki şeratlar, sahabe kavli, istishab gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır.

aspartam
17-01-2006, 11:22
Arkadaşlar sizce hangi idam şekli daha insancıldır?Kılıçla kafayı uçurmamı yoksa iple sallandırmamı?

Mutezile
17-01-2006, 11:42
İdam cezasını onaylayan kim aspartam? Kuran ve onun getirdiği şeriat..

Kaç kırbaç vurulacağını, üzerine duvar mı yıkılacağını, yoksa taşlanması mı gerektiğini, Kısas'ın nasıl çalışacağını Fıkıh kitapları anlatıyor..

Ama Maide 38 ve Kuranda Kısas bildiren hüküm ayetleri temel ''yol göstericidir''..



KISAS



Cinayette ödeşmek. Bir suç işleyenin aynı cinsten bir ceza ile cezalandırılması. Öldürme veya yaralamada, suçluya aynı şeyin yapılması. Kasten adam öldürene veya yaralayana İslâm hukukunun uyguladığı ceza.

Kısas cezasını gerektiren suçlar;

Kasten adam öldürme ile bazı kasten yaralama ve sakat bırakma eylemlerini kapsamına alır.


Ayetler:

* "Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür hür ile; köle köle ile, kadın kadın ile kısâs olunur. Öldürülenin velisi tarafından, öldüren lehine bir şey affolunursa (diyet için) yapılacak uygulama örfe göre normal olmalı ve en iyi bir şekilde ona ödenmelidir. Bu size Rabbınızdan bir kolaylık ve rahmettir. Artık bu hükümden sonra kim haddi aşarsa ona acı bir azap vardır. Sizin için kısasta hayat vardır, ey tam akıllı insanlar" (el-Bakara, 2/178-179).

(Ayetteki Köle / Hür insan vurgusu b o şu n a yapılmış değildir.)

* "Her kim haksız olarak öldürülürse onun velisine yetki verdik. O da öldürmede haddi aşmasın. Çünkü ona yeterince yardım olunmuştur" (el-İsrâ, 17/33).

* "Biz Tevrat'ta onlara şu hükümleri farz kılmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ile kısas yapılır. Yaralarda da kısas vardır. Fakat kim hakkından vazgeçerse, bu onun günahlarının affına bir sebeptir. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir" (el-Mâide, 5/45).


Kısas hükümlerinin önceki semâvî dinlerde de bulunduğunu Kur'ân-ı Kerîm bildirmektedir. Yahudilerin mukaddes kitabı Tevrat'ta bugün konu ile ilgili şu kurallar yer almaktadır:

"Bir kimseyi vurarak öldüren kimse, mutlaka öldürülecektir" (Çıkış: 21/13).

"Bir kimsenin komşusuna kini olur ve onu hile ile öldürürse, öldürülmesi için onu mizbahından bile alacaksın" (Çıkış: 21/14).

"Bir kimse bir adamı öldürürse mutlaka öldürülecektir " (Levililer: 24/17).


Hadislerden:


Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kim kasten öldürürse, bunun hükmü kısastır" (Ebû Davud, Diyat, 5).

"Allah'tan başka ilâh olmadığını ve benim Allah'ın elçisi olduğumu tasdik eden müslüman bir kimsenin kanı, şu üç durum dışında helal değildir: Cana karşı can, zina eden evli kişi ve dini terkedip cemaatten ayrılan kimse" (Buhârî, Diyât, 6; Müslim, Kasâme, 25, 26; Ebû Dâvud, Hudûd, 1; Tirmizî, Hudûd, 15; Nesâî, Tahrîm, 5, 11, 14; Dârimî, Siyer,11; Ahmed b. Hanbel, I, 61, 63, 65, 70, 163, 382, 428, 444, 465, VI, 181, 214; es-Şevkânî, Neylü'l-Evtâr, Mısır t.y, VII, 7).

aspartam
17-01-2006, 11:50
Kısastan güzel ne olabilirki?Adaleti tam sağlıyorsunuz.Suçsuz yere öldürülenin hakkını koruyorsunuz.Ayrıca caydırıcı bir ceza olduğundan cinayetlerin yaygınlaşmasının önüne geçiyorsunuz.Sorduğum sorunun bana göre cavabını da vermek istiyorum.Bence en insancıl idam cezası kılıç veya başka keskin bir aletle kafanın uçurulmasıdır.İdamlık hiç acı çekmeden canını verir.Halbuki adamı astığınız zaman boyun kırılana ve boğulana kadar, idamlık 1-2 dakika can çekişmektedir.

Mutezile
17-01-2006, 13:30
Aspartam;

Şu cümlen ham hayaldir: Ayrıca caydırıcı bir ceza olduğundan cinayetlerin yaygınlaşmasının önüne geçiyorsunuz

Bunu sende biliyorsun..

İdam için usül tercihin için ne diyeceğimi bilmiyorum..Katil, gaspçı, tecavüzcü bir insanın toplumdan, sosyal hayattan tecrid edilmesi yeteri kadar adil bir infazdır. Kafi derecede de caydırıcıdır..

Ama insanoğlu kötülükle savaşmak yerine Şer odağı olmayı seçiyor hep..


Bunu ne İslam şeriatı engelleyebilmiş; ne yahudi şeriatı; ne hammurabi kanunları...

kalkandelen
17-01-2006, 19:42
http://img400.imageshack.us/img400/9698/zarmeena8al.gif (http://imageshack.us)

aspartam
18-01-2006, 09:33
Sözlerimi işinize geldiği gibi tahlil ediyorsunuz.Dikkat ederseniz,kısasla cinayetlerin önüne geçersiniz demedim.Cinayetlerin yaygınlaşmasının önüne geçersiniz dedim.

Hüseyin kardeş o videoyu,ne amaçla koyduğunuzu bilmiyorum.O kadının ne suç işlediğini de bilmiyorum.Şayet kasten adam öldürdüyse,cezası gayet isabetli ve insaflı olmuş.İple asılsaydı bayaa can çekişirdi.

my-zone
19-01-2006, 00:41
aspartam kardes anlasılan senin anlayısına gore kasten adam öldürenin cezası kasten adam öldüreni öldürmek öylemi? bir nevi cinayete cinayetle karşılık vermek ha senin anlayışın. sana göre devlet cinayet işlerse kimse cinayet işlemiyecek öylemi? sana göre cinayet meşru bir sey olmuyormu? bu durumda senin katilden ne farkın kalacak? sen işi o kkadar ileri götürmüşün ki iple öldürüse çok acı çekermiş gibi bir şeyler sallamışın. öldürmek sana göre normal de hangisinin daha az acı çektireceğini düşünüyorsun...

birilerinin canını yakmadan kısa zamanda ıslah olmanı dilemekten daha fazla bu sözlerine bir şey söyleyemiyorum...

aspartam
19-01-2006, 02:17
Edinilen bilgiye göre, merkez Yıldırım İlçesi Hacivat Mahallesi'nde oturan Nevin Doğru Aslan (26), önceki gün Vakıfköy'deki ablasını ziyaret etmek için yaya olarak yola çıktı. Genç kadın, Vazo Sokak'taki Durak Tekstil yakınlarına geldiğinde, adres sorma bahanesiyle 2 kişi yanına yaklaştı. Madde bağımlısı oldukları belirtilen 18-19 yaşlarındaki zanlılar, çantasını almaya çalıştıkları Aslan'ın önce ağzını kapattılar, sonra omzundan bıçakladı.

Genç kadın hamile olduğunu söyleyip "Acıyın bana" diye yalvarınca şüpheliler, daha da hırslanarak 1 çocuk annesi genç kadının karnına defalarca bıçak sapladı. Boğazı sıkılan ve 18 ayrı yerinden bıçaklanan Aslan, ölü taklidi yaparak kurtuldu. Aslan'ın yanında bulunan 3 yaşındaki kızı Nurseli'ye de tekme atan saldırganlar, çantada bir şey bulamayınca olay yerinden kaçtı.

Küçük kızının, "Hadi anne kalk, beni öp gidelim" demesi üzerine güç bulan genç kadın, sürünerek ana caddeye çıktı. Olay yerine gelen 112 Acil Servis ambulansıyla Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Nevin Doğru Aslan, hemen ameliyata alındı.

Ameliyatla 48 saatlik ölüm kalım savaşını kazanan genç anne, olayı şöyle anlattı: "Omzumdan bıçaklamaya başladılar. Hamile olduğumu belirtince, bu kez karnıma yöneldiler. Hiç acıma duyguları yoktu. Ağzımı kapatıp diz üstü çöktürdüler. Kendi aralarında konuşurken, 'Bak hala ölmedi, görüyor musun' dediklerini duydum. Ölü taklidi yaparak kurtuldum. Bana 3 yaşındaki kızım destek oldu. Kızım, (Anne, hadi kalk. Beni öp, gidelim) deyince kendimde güç buldum. Ellerim kesik olduğu için dirseklerimle 100 metrelik mesafeyi sürünerek ana caddeye çıktım. Eşimden ve vatandaşlardan yardım istedim" diye konuştu.

Genç kadının bebeğinin beyin ölümünün gerçekleştiği doktorlar tarafından saklanırken, 1 ay sonra bebeğin ameliyatla alınacağı bildirildi.

Genç annenin müracaatı üzerine soruşturma başlatan Yıldırım İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı ekipleri, bölgede geniş çaplı araştırma başlattı. Daha önceden sabıkası olduğu öğrenilen Ö.D. (19) dün, kaydı bulunmayan A.K. (20) isimli şahıs da bugün Yıldırım Jandarma Bölük Komutanlığı ekiplerince bir internet kafede yakalandı. "Bıçaklı yağma ve kasten yaralama" iddiasıyla mahkemeye sevk edilen 2 zanlı da tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tedavisi devam eden genç anne, gözyaşları içinde sağlığına kavuşacağı günü beklerken, kendisini ölümden kurtaran 3 yaşındaki kızı ve 6 yıllık eşi Hakan Aslan da onu bir an olsun yalnız bırakmıyor.

my-zone
19-01-2006, 23:59
ve sana göre ceza bu madde bağımlısı gençleri kafalarına kılıç vurarak öldürmek olur ha!!! yoksa senin çok daha mazoşist yöntemlerin de mi var varsa açıklada bilgilenelim...

tkastan_61
20-01-2006, 17:21
kısas hakkında en çok içine düşülen yanlış tavır, başkalarına karşı işlenen suç hakkında merhamet edebiyatı yapmaktır. Ateş düştüğü yeri yaktığı için merhamet ve humanizm edebiyatı yapmak çok kolay olmaktadır. Kısasa karşı olduğunu söyleyen kişilerin, aynı cürmün kendilerine karşı işlenmesi halinde neler yapacağını düşünmeleri kısası anlamaları için çok önemlidir. Empati duygusu olmayan ve bu yüzden insanların hayatına kolayca kastedebilen kişilerin empati hissetmeleri, ancak aynı eylemin kendilerine karşı ilenmeleri halinde empatinin ne olduğunu anlamaları mümkündür. Ben, kısasa karşı olan kişilerin, bu gece evde herkes yattıktan sonra şunları düşünmelerini tavsiye ediyorum:
Gece evinizde ailece rahatça uykuya çekildiniz. gece yarısı bir kaç kişi geldi kapınızı açtı. Sizi etkisiz hale getirdi ve diğer ev halkını uyandırdı. sizin gözlerinizin önünde en çoksevdiğiniz kişiye önce tecavüz ettiler. Bu sizin küçük kızınız, kız kardeşiniz, karınız veya anneniz olabilir. tecavüzün ardından bu en çok sevdiğiniz kişiyi gözünüzün önünde hunharca öldürdüler. arkasından sizin kolunuzu bacağınızı kırdılar ve evinizdeki kıymetli eşyaları alarak gittiler. Bizzat sana ve sevdiklerine yapılan bu eylemin uygulayıcılarına ne yapılmasını isterdin? Merhamet edebiyatına tekrar girişmeden önce bu olayı iyice zihninde canlandır. İliklerine kadar yaşa. Ve bana cevap vermeye ve beni bu konuda ikna etmeye çalışmadan önce kendini böyle bir cani gurubuna karşı mermahetli olma hususunda ikna et. Bu hususta laf kalabalığına girmenin, sözlerin içinde açık nokta aramaya çalışmanın bir faydası yok. Daniel Goleman'ın Duygusal Zeka isimli kitabında ilgili bölümde doğasında suç işleme unsurları bulunan kişilerin tedavi olabilme imkanları hakkında ve bunun yolunun var olup olmadığı hakkındaki bilgileri okumanı tavsiye ederim. Tekrar ediyorum: sana karşı suçun işlendiğini düşündükten sonra cevabını yazman gerekmiyor. bu konuda kendini ikna edersen mesele yok demektir. Doğru düşünceler dilerim.

my-zone
21-01-2006, 02:47
ben önce sana şunu vurgulamak isterim tkastan_61 kardeş sen merhametten edebiyatından bahsediyorsun ancak sen de verdiğin örnekle vahsetin önderliğini yapmaya meyilli görünüyorsun. oldukça popülist bir yazı yazmışsın. şayet ben de o şekilde magdur olsam en sert sekilde dusunurum. ancak gercek adalet acaba benim o acılı anımda düşündüğüm alabildiğine duygusal bir biçimde kin ve nehret duygularımı birbirine harmanlayarak düşündüklerimmidir? bumudur adalet bumudur olması gereken. biraz da sen empati yap... sen de bu durumu iliklerine kadar yaşa. hisset durumu anlamaya çalış.
ayrıca o adamları öldürünce sen de katil olmuyormusun? istediğin kadar kendine duygusal şeylerle avut. sen istedin diye biri ölüyorsa sen de bir katil sayılırsın. senin verdiğin örnekte de ben de o adamları öldürmek isterim. bu durumda düşünce fiilayata geçerse ben de katil olurum. ancak mesele şu ki adalet bumudur değilmidir?...

facho
21-01-2006, 03:07
Öncelikle ben müslüman ve Atatürk çü birisi olarak yazımı yazıyorum.
Şeriat kesinlikle çağ dışı bir uygulamadır.Ateist arkadaşlarlada birleştiğim tek konu şeriat uygulamasının iğrençliği ve lanetidir.

Mutezile
21-01-2006, 08:13
Sayın facho;

Öncelikle ben müslüman ve Atatürk çü birisi olarak yazımı yazıyorum. Şeriat kesinlikle çağ dışı bir uygulamadır.Ateist arkadaşlarlada birleştiğim tek konu şeriat uygulamasının iğrençliği ve lanetidir.

demişsiniz..

Müslüman olupta şeriatı reddetmek nasıl bir duruştur bilmiyorum. İslamın böyle bir duruşu a s l a kabul etmediğini biliyorum. Edip Yüksel ve Yaşar Nuri türü postmodern ''reformist'' islamcılar bu cihette Kuran ayeti tefsir (tevil) etmeye bile yeltelendiklerini, bunları yayınladıklarını görüyoruz.

(maide 38 / Nisa 34 / bakara suresinin miras; kadın erkek haklarını ve fıkhı düzenleyen ayetleri gibi).

Bu durşunuzu sanırım bir gözden geçirmeniz; İslam ve şeriatın tanımını yeniden yapmanız gerekecek...

İslama aklı yatan, ama şeriatı reddeden çok Mümin arkadaşla karşılaşıyo-
ruz bu günlerde. Ama İslam Şeriat olmadan İslam değildir. şeriatı anlatan çokça ayet vardır Kuranda. 1 tanesini zikredelim:


ENFAL SURESİ 12. AYET:

Ali Bulaç 12- Rabbin meleklere vahyetmişti ki: 'Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkâr edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına.'

Diyanet Vakfı l2. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreğine korku salacağım; vurun boyunlarına! Vurun onların bütün parmaklarına! diye vahyediyordu.
Edip Yüksel 8:12 Rabbin meleklere (ve dolayısıyla müminlere) vahyetti: "Sizinle beraberim, inananları destekleyin. İnkarcıların yüreğine korku salacağım. Vurun boyunlara, vurun onların her parmağına."

Elmalılı Hamdi Yazır: 12- İşte o vakit, ey Muhammed! Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinle beraberim, yani yardımım ve inayetim, imdadım ve muvaffakiyetim sizinle beraberdir. Şu halde, ey meleklerim, iman edenleri tespit ediniz, ayaklarını kaydırmayıp, dimdik ayakta kalmalarını sağlayınız. Yakında Ben kâfir olanların kalblerine korku salacağım, o zaman hemen boyunlarının üstüne vurunuz, ve onların parmaklarına kadar her taraflarına vurunuz. (MEAL VE TEFSİR İÇİÇEDİR)

Süleyman Ateş 12. Rabbin meleklere vahyediyordu ki: "Ben sizinle beraberim, siz inananları pekiştirin; ben inkar edenlerin yüreklerine korku salacağım; vurun (onların) boyunların(ın) üstüne, vurun onların her parmağına!"

Yaşar Nuri Öztürk 12 Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: "Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırın. İnkâr edenlerin kalpleri içine korku salacağım; vurun boyunların üstüne, vurun onların her parmağına."



KISAS İLE ilgili hüküm gösteren ayetler de var:


Kısas cinayette ödeşmektir. Kana kan, cana can almaktır..Anadoluda yüzyıllarca süren kan davaları vardır. Filmlerden biliyoruz. Çocuğun eline silah tutuşturulur ve büyükşehire ''Kanlısını'' katletmeye gönderilir.. Kısas ile kin ve nefret ateşi h e r z a m a n canlı tutulur..

Çağdaş uygarlığın -özgürlüğü süreli / süresiz kısıtlama=hapis-çözümü ehven-i şerdir.


Ayetler Kısası e m r e d e r; ruhsat verir:

"Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür hür ile; köle köle ile, kadın kadın ile kısâs olunur. Öldürülenin velisi tarafından, öldüren lehine bir şey affolunursa (diyet için) yapılacak uygulama örfe göre normal olmalı ve en iyi bir şekilde ona ödenmelidir. Bu size Rabbınızdan bir kolaylık ve rahmettir. Artık bu hükümden sonra kim haddi aşarsa ona acı bir azap vardır. Sizin için kısasta hayat vardır, ey tam akıllı insanlar" (el-Bakara, 2/178-179).

"Her kim haksız olarak öldürülürse onun velisine yetki verdik. O da öldürmede haddi aşmasın. Çünkü ona yeterince yardım olunmuştur" (el-İsrâ, 17/33).

"Biz Tevrat'ta onlara şu hükümleri farz kılmıştık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ile kısas yapılır. Yaralarda da kısas vardır. Fakat kim hakkından vazgeçerse, bu onun günahlarının affına bir sebeptir. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar, zâlimlerin ta kendileridir" (el-Mâide, 5/45).

Kısas hükümlerinin kaynağı t a b i i k i Yahudi şeriatıdır:

"Bir kimseyi vurarak öldüren kimse, mutlaka öldürülecektir" (Çıkış: 21/13).

"Bir kimsenin komşusuna kini olur ve onu hile ile öldürürse, öldürülmesi için onu mizbahından bile alacaksın" (Çıkış: 21/14).

"Bir kimse bir adamı öldürürse mutlaka öldürülecektir " (Levililer: 24/17).


İslamda en rahatsız olduğum ve üzücü bulduğum meselelerin başında Şeriat gelmektedir.

Toparlayacak olursak, şu ayet ile toparlayalım:



Maide Suresi 38: ''Ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahü azızün hakım ''


Maide suresi 38 -'' Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir. ''

aspartam
21-01-2006, 14:10
Haksız yere adam öldüren veya birisinin malına ve canına zarar veren hiç kimse sağlıklı bir ruh yapısına sahip değildir.Hal böyleyken şimdi bütün hırsızları,psikopatları,katilleri cezalandırmayıp tedaviye mi alacağız.Sizin laflarınızdan bunu anlıyorum.Siz dinsizler hiçbir şekilde millet olamazsınız,çünkü milleti oluşturan bireylerin haklarına karşı hiç sorumluluk hissetmiyorsunuz.Sizler devlet teşkilatlanması yapamazsınız.Çünkü sizin düşünceleriniz hırsızları,katilleri,psikopatları koruyor.Dolayısıyla halk sizin yanınızda olmaz.Halk olmayınca devlette olmaz.Hayatın gerçeklerinden çok uzaksınız.Sürekli şöyle bir ayet olsaydı daha iyi olmazmıydı?Böyle bir ayet niye yok diyorsunuz.Kur'an hükümleri hayatın içindendir.Gerçeklere dayanır.Bu hayatın içerisinde iyilerde vardır kötülerde.Mutlulukta vardır,kederde.Barışta vardır,savaşta.Bütün bunlar bir hayat kitabı olan Kur'an da vardır.Ama sizin dünyanız tamamiyle bir masal.Ayaklarınız yere basmıyor.Tümüyle iyilerin olduğu bir dünyadan bahsediyorsunuz ama böyle bir dünya yok,olmayacakta.Haklı ile haksızı,masum ile katili birbirine karıştırıyorsunuz.Katilin hakkını savunurken,masumun uğradığı haksızlığı görmüyorsunuz.Sizin dünyanızda katillere,hırsızlara yer olabilir ama ben dünyamda onlara yer yoktur.Sizin dünyanızda Ağca uzun yıllar kümese tıkılır ve bir gün serbest kalır ama benim dünyamda suçu isbat edilen her katil suçunun bedelini canıyla öder.

Mutezile
21-01-2006, 14:50
Aspartam'a bu fikirler vahiy şeklinde nüzul olmadığına göre n e r e d e n
''İlham aldığına'' bakmak lazım..

Bakalım:

* Alu İmran Suresi 4. ayet: ''3 - 4 - O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi. Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.

* Maide Suresi 95. ayet: ''95 - Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim kasten onu öldürürse, yaptığı işin vebalini tatması için, öldürdüğü hayvanın dengi ona cezadır ki, Kâbe'ye ulaşacak bir kurban olmak üzere buna yine içinizden iki adaletli kişi hükmeder; yahut (ceza olmak üzere) bir keffarettir ki, ya o nisbette fakirleri doyurmak, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Allah geçmişi affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa, Allah ondan intikamını alır. Allah damia gâliptir, intikam sahibidir.''

* İbrahim Suresi 47. ayet:''47 - O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah her şeye galiptir, intikam sahibidir.''

* Zümer suresi 37.ayet:''37 - Her kime de Allah hidayet verirse artık onu da şaşırtacak yoktur. Allah aziz (çok güçlü) ve intikam sahibi değil midir? ''

* Secde suresi 22.ayet:''22 - Rabbinin âyetleriyle kendisine öğüt verilip de, sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Gerçekten biz, günahkârlardan intikam alacağız.[/B] ''

* Zuhruf Suresi 40-44.ayet:''40 - Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?

[B]41 - Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.

42 - Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.

43 - Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.

44 - Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

* Duhan Suresi 16. ayet:''16 - Biz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız. ''



Hadisler farklı mı konuşuyor? Tabii ki hayır. Ayetlere koşut onlarda:

''İşlerin e n ü s t ü n ü tanrı için sevmek ve tanrı için öfkelenip kinlenmek'' (kütub-u Sitte'den..)



Aspartam ve onun gibi İslamı Kuranı okuyanlar bundan f a r kl ı bir şey s ö y l e y e m e z ve düşünemezler..Besledikleri husumet m e s n e d s i z değildir; islama göre gayet de yerindedir. isabet etmektedirler..


Kuran'dan vahiyden nasibini azıcık almış birisi aspartam vb den farklı kelam ederse Şirk'e, Küfre düşer....

Bu ayet ve hadislerden sonra aspartam üyemizin yazısı tekrar okunacak olursa, bakışı, mesajı daha sarih olarak yorumlanabilir diye düşünüyorum.



Hamiş: Kuranda tam 4 kez Allah için ''Züntikam'' (=intikam sahibi, öcalıcı) denmektedir. Öfke, gazap dolu bir tanrı düşünebilir misiniz diye Turan Dursun sorarken, Etnoloji araştırmalarının bu düşüncenin ilkel kabilelerden
gelen bir ''gelenek'' olduğuna dikkati çekmektedir..

aspartam
21-01-2006, 15:35
Hırsızları,katilleri koruduğunuz anlayışında hemfikir miyiz,sen onu söyle?

tkastan_61
21-01-2006, 16:58
ben , "sen yada ben öldüreyim" demiyorum my-zone... zaten islamda hiç bir kişinin hiç kimseyi öldürme hakkı yoktur (savaş durumları hariç)... zaten kısası ancak ve ancak devlet uygular. bunun amacı, kan davası oluşumunu önlemek, davanın sonlanmasını sağlamak ve adaleti devlet kontrolünde tutmaktır (daha sayamıyacagım kadar amaçlar taşıyor bunun için bu kadarı kafi diye düşündüm). ben hiç bir zaman ne emperyalist ne kominist nede başka bir fikir altındaki hiç bir vahşeti onaylamam, eger nefsime yenik düşüpde onaylarsan Allah' u Teala beni kahreylesin.... vahşetle islamın uzaktan yakından hiç ama hiç bir alakası olamaz çünkü İslam BARIŞ DİNİ'dir... bunu da bize tarihte gerçekten islam ülkeleri olan ülkeler çok açık bir şekilde göstermiştir.... bunu aksini idda etmek bilmem ne kadar dogrudur. gerçek adalet bumudur diye sormuşsun my-zone ben bunun yanıtını yukarda verdiğime inanıyorum. ve bide senden adalet kelimsinin tam manasını bulup öğrenmeni isticem ( tabi kabalık olmazsa). hep dediğim gibi bunu öğrendikten sonra bana cvp yazmana hiç gerek yok, sen kendin anladıktan sonra problem yok demektir...

lütfen artık düşünce sisteminizin türkiyeyi ve dünyayı getirdiği hale bakın; her taraf gaspçı eroinman,esrarkeş, hırsız,katil v.b. kaynıyor. bunudamı yapan islam lütfen biraz mantık....

BUNU YAPAN KOMONİZM VE AKIMLARIDIR... SİZE KAMBOÇYA, ÇİN, RUSYA, KÜBA ( VE DAHA NİCELERİ ) ÖRNEKLERİNİ GÖSTERİYORUM. HİÇ, İSLAMIN GİRMEDİĞİ TOPRAKLARDA BÖYLESİ VAHŞETLER SİZCE ÇOOOOK MAKULDÜR DİMİ? AMA LÜTFEN EGOİZMİNİZİ Bİ TARAFA BIRAKIN VE SAĞLIKLI DÜŞÜNÜN

(büyük yazmamın nedeni bağırmak diyildir. önemine binaen büyük yazdım.)

İslamı ( doğruyu ) savunmaya çalışan kardeşlerim; lütfen Allah 'ın kelamıyla, onu inkar edenleri kurtarmaya çalışmayın. lütfen. yaptığınız yanlış bir şey çünkü onların inanmadığı zaten Allah Kelamı'dır ( KURAN-I KERİM).

KOMİNİST FANİLER;
Lütfen olaylara akıl,mantık,zeka üçlüsünden bakın biraz....

my-zone;

kardeşim

bence sen kendi içinde bu olayı çözme yoluna girdin. Allah'tan dileğim en kısa zamanda doğruyu bulup hakikate iman etmendir...

(bu kanalda bir daha yazı yazmak istemiyorum. nedeni insanların inanışlarıyla çok saçma bir biçimde dalga geçilmesidir. )

esselamu aleyküm ( Allah'ın Rahmeti, Bereketi ve magfireti üzerinize olsun)

my-zone
21-01-2006, 20:03
tkastan_61 kardeş yazını dikkatle okudum. ilk yazına göre bu yazında sende olumlu gelişmeler olduğunu tespit ettim. bu son derece sevindirici. ancak daha katetmen gereken çok yol var... ilk yazında kendini acılı ailelerin yerine koy onlar ne istiyorsa ve düşünüyorsa ceza da o olsun adalet yerini bulsun mahiyetinde bir yazı yazmıştın. ben de sana adalet o mudur, bir insanın en acılı anında aldığı kararlarmıdır adalet mahiyetinde bir yazıyla sana cevap vermiştim. ayrıca masum hiç suç işlememiş insanlara en acılı anlarında öylesine karar aldılar diye uygulayıp o insanlara da katil payesi vermemidir adalet şeklinde anlasılacak bir ilavede de bulundum. son yazında ise öldürme olayını devletin sırtına yüklemeye çalışıyorsun. devletin cinayet işlemeye hakkı yoktur. devlet insanları yasatmak ve sorunlar varsa da bu sorunların nedenlerini arastırıp çozmekle yukumludur...
tkastan_61 kardeş ben sana ideolojik olarak ve de dini yaklaşımım açısından hiçbirşey söylemedim. söylemem gerektiğine inandığım anda söylerim. ancak sen niyet okuma yaparak benim ne olduğumu söyleyemezsin. benim bütün yazılarımı oku benim hiçbir ideolojyi savunmadığımı gör ve ona göre yaz...
son olarak da eğer aşama kaydetmekten korkmuyorsan yazmaya devam et. çünkü ben sen de o umut ışığını görüyorum. umut ediyorum ki sen de bunun farkına varacaksın...

pante
21-01-2006, 20:38
"her taraf gaspçı eroinman,esrarkeş, hırsız,katil v.b. kaynıyor. bunudamı yapan islam lütfen biraz mantık....

BUNU YAPAN KOMONİZM VE AKIMLARIDIR..."

Arkadaşım ;
Sen anladığım kadarıyla 30 sene öncesinde kalmışsın.Ya da hala 30 sene öncesinin kitaplarını-dergilerini okuyorsun..
Baksana millete Komonist diye hitap etmenden belli değil mi?

Sonra gasp,eroin,esrarkeş,hırsız,katil vs. bunların hepsini komonist akımlara bağladın maaşallah !! Ne mantık ama!!

Eroin-esrar-silah kaçakçılığı vb. nin ülkücü mafya organizasyonu olduğunu artık dünya alem biliyor da ;
Hırsızlık ve cinayet gibi neredeyse evrenselleşmiş suçları bir ideolojiye bağlamak için , bayağı ince bir zeka gerekiyor!! :)

tkastan_61
23-01-2006, 10:46
sevgili panteidar;

sana bir soru : küba,çin,rusya v.s. bu devletler 30 sene öncesinin devletlerimi merak ediyorum gerçekten.
kominis ,ateist fark etmiyo benim açımdan o bakımdan böyle söyledim...
mantık şu bir kişinin işlediği suç nedeniyle bir ay bir hafta hapis yatması yada çıkan afların hangi düşünce sisteminin altından çıktığını söylersen sevinirim... EVRENSELLEŞMİŞ SUÇ öylemi bu nebiçim mantık ya anlamıyorum. siz bundan dolayı kaybediyosunuz. tıkandığınız,cvp bulamadığınız yerde hemen evrensel öylemi, ben hayatımda böyle saçma ideoloji hiç görmedim, bundan sonrada görebileceğimi sanmıyorum. yani bu konuda teksin sevgili panteidar... sen bu sözle suçu açık açık teşvikliyosun. lütfen yazdığınız , konuştuğunuz kelimeleri seçin....

Allah'tan dileğim bir gün evrensel bir suç üzerine mağdur olursun.... ozaman evrensel suç ne demek görürsün :):)

tkastan_61
23-01-2006, 11:15
my-zone'a

"tkastan_61 kardeş yazını dikkatle okudum. ilk yazına göre bu yazında sende olumlu gelişmeler olduğunu tespit ettim. bu son derece sevindirici."

aslında ben senin hakkında böyle düşünüyordum... çünkü bana hak verdiğini görmüştüm. bende hangi ideolojiye göre olumlu gelişme var? bunu anlayamadım.
my-zone kardeş ben bir şeyi sana söylemeyi unutmuştum; söylemek istediğim şu: suç işlendi, fail yakalandı. kadı (hakim) suçlu hakkında bir karar verdi (işlediği suça karşılık) eğer bu suç öldürmekse cezasının ölüm olduğuna hükmedildi. sonra ki işlem de mağdur tarafına sormaktır; "kısas uygulansın mı? , uygulanmasın mı? bu işlem kesinlikle her iki cvp içinde suçu engellemektir. yani eger magdur taraf kısas uygulansın diyorsa kısas uygulanır ve zaten hükümlü öleceği için suç işleyen fail ortada olmaz ve kimseyede kötü şekilde örnek olmaz, eger hayır uygulanmasın diyorsa uygulanmaz ve ceza uygulanmadığı için şuçlu öldürülmez ve hiç bir işkence v.s. görmez. bunu bir düşünelim lütfen suçlunun yerine koyalım kendimizi ölümün eşiğindeyken affedilmek ne güzel bir şey olur dimi? afedildikten sonra acaba bu adam bir daha suç işler mi? bunu da bir düşünelim lütfen.

bunu kısasın illada öldürme maksatlı olmadığını ispatlamak için yazdım.
birde sana bir sorum olacak my-zone kısas hükümlerinin uygulandığı Osmanlı imparatorluğunda kaç suç işlenmiştir bunu bi araştırırsan sevinirim.
ama araştırmak uzun sürer araştıramam dersen ben söyleyeyim:
1 defa hırsızlık
2 defa kasten cinayet
3 defa yanlışlıkla cinayet (ölüm)
diğer suçlara gelirsek hiç biri işlenmemiş. bu bilgileri osmanlı kütüp hanelerinden temin edebilirsin.

bu durum Hz. Muhammed döneminde de böyledir.yukarda saydığımız hiç bir suç işlenmemiştir.

ZICO86
23-01-2006, 12:11
Ey millet! Allah birdir, sani, büyüktür. Allah’iın selameti, atifeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki Kur’ani azimüssandaki husustur. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir, temel dindir. Çünkü dinimiz akla mantığa hakikate tamamen uyuyor. Eğer akli mantığa, hakikate uymamış olsaydı bununla diğer ilahi ve tabi kanunlar arasında aykırılıklar olmalı gerekirdi. Çünkü bütün kanunları yapan Cenab-ı Haktır." (Atatürk'ün 7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir'de Zağanos Paşa Camii'nde vermiş olduğu hutbeden bir bölümdür.)
atatürk bir de dini yok deriz işte biz bazı gerçekleri saptırmıyoruz yakında sitedeki bütün sorularının cevabı gelecektir yeter ki ön yargılı bakmayalım

my-zone
24-01-2006, 02:53
tkastan_61 kardeş
"tkastan_61 kardeş yazını dikkatle okudum. ilk yazına göre bu yazında sende olumlu gelişmeler olduğunu tespit ettim. bu son derece sevindirici." yazısını okuyunca neden hemen geri çekilme ihtiyacı gösterdin ve ilerlemeyi durdurup eski pozisyonuna geri döndüğünü anlayamadım. sanıyorum ki bu insan psikolojisinin gereği olan doğal bir kendini savunma refleksi olsa gerek bu. ayrica sen israrla beni bir ideolojik bir tartışmaya çekmeye çalışıyorsun. ancak ben bu yazıları ideolojik tartışma yapmak için yazmıyorum. senin düşünce sistematiğindeki yanlışlıkları ve bir şekilde senin doğru olduğunu sandığın veya varsaydığın şeylerin doğru olmadığını temelden yanlış olduğunu vurgulamak için yazıyorum. ayrıca ikinci bir sevindirici gelişme de senin yazmaya devam etmen (bakalım bu son cümle karşısındaki tavrın ne olacak? :) )....
şimdi gelelim konunun esası ile ilgili son mesajındaki yazdıklarına. hakim eğer bir suça ilişkin bir karar vermişse bu karar doğrumudur, yanlışmıdır diye soramaz. ceza neyse o uygulanır. ceza benim yanlış ve de uygulayan devletlerin büyük bir zaafiyeti olarak gördüğüm ölüm cezasıysa bu vicdani yükün altına mağdurun sokulması neresinden bakarsan bak büyük bir trajedi yaratmak dışında hukuk adı altında insan duygularının sömürülerek vahset işlenmesinin yolunu açan bir hukuk olur. bir insanın bir insanın ölümü ile ilgili hiçbir yetkisi olamaz. öncelikle bu konuda seninle anlaşmamız gerekir. ayrıca yazının son kısmında yazdığın da düpedüz yanlış bir mantık. suç işleyen bir insanı ölüm korkusuyla işlediği suçun yanlışlığına inandığını söyleyebilmek de yanlıştır. bu insanı sevindirmekten baska bir işe yaramaz. bu cehenneme gideceği korkusuyla bütün dini vecibelerini yerine getiren bir insanın cehennem baskısı üzerinden kalktığı zaman gösterceği davranış gibi bir şeydir. aslolan o adamı yaptığının yanlış olduğuna ikna etmekse o ayrı bir şeydir, işediği suça ceza vermekse o ayrı apayrı bir şeydir. ayrıca cinayet gibi durumlarda tek affedici ölen kimse olması gerekir. ona da ulaşmak ne düşündüğünü öğrenmek sözkonusu olmadığına göre affetmek diye bir şey sözkonusu olamaz.
senin sorduğun soruya gelince adi suçlar sonucu kaç kişinin öldüğünü bilmiyorum. eğer ki sen biliyosan bilgini paylaş. eminim ki senin bilgini doğrulayan veya yanlış diyen insanlar çıkacaktır. ancak osmanlı döneminde savaşlarda isyanlarda veya siyasi dalgalanmalarda inanılmaz sayıda çok insanın öldüğü açık.
son olarak hz. muhammed dönemindeki adi suçlar ve bunun sonucunda ölenlerle ilgili elinde somut bir belge varsa paylaş. yoksa bu senin yorumun olarak kalır. iddiayı sen ortaya attığına göre ispatta sana düşer...

Mutezile
24-01-2006, 22:14
ZIC086;

''atatürk bir de dini yok deriz işte biz bazı gerçekleri saptırmıyoruz yakında sitedeki bütün sorularının cevabı gelecektir yeter ki ön yargılı bakmayalım''

buyurmuşsun..

Site ana sayfasındaki Atatürk ve Din yazısı ile serbest foruma asılan Atatürk ve İslamiyet yazılarını okumanda fayda var. Bu konu hakkında biraz okumakta gerçekten fayda var..

Senin düşündüğün kadar basit değil, inan değil.

Xander85
25-01-2006, 01:12
***

Mutezile
29-01-2006, 07:56
Amerikadaki bazı eyaletler idan cezasını uyguluyor; fakat suçu ve şiddeti önleme adına bir arpa boyu yol alamıyor..Ceza infazının arifesinde toplum vicdanı olayı kınayan, engellemeye çalışan bildiriler yayınlıyor; gösteriler düzenliyor..

Kötülük yapanı imha etmek Acz ve zavallılık gösterisi...

aspartam
29-01-2006, 09:20
Mutezile,hala cevap vermedin kardeşim.

my-zone
29-01-2006, 17:53
aspartam kardes bir adamı öldürürsen artık suç işleyemez, bir hırsızın kolunu kesersen de bir daha hırsızlık yapamaz zina yapanları recm edersen bir daha zina olmaz ve halkın gözünü ne kadar korkutursan o suç o kadar işlenmez şeklinde olduğunu düşündüğüm korkutma sindirme sakat bırakma ve öldürmeye dayalı ceza anlayışı olan bana göre yanlış sana göre doğru (bu benim kanaatim) bu düşünceni daha detaylı demogoji yapmadan anlatabilirmisin?...

Mutezile
30-01-2006, 08:27
Hırsızları,katilleri koruduğunuz anlayışında hemfikir miyiz,sen onu söyle?

Aspartam, unutmuşum sorunu kusura bakma.

İslam ve yahudi şeriatı bir mahkuma ıslah olma şansı vermemektedir. Ahmedinecad İranda başa geçeli şu kısa zamanda 90 İnfaz imzalamıştır.

neyi değiştirebildi? Hiç bir şeyi. Dünyada uyuşturucu kullanım oranı en yüksek ülkelerden biri İran. Devrim Muhafızları Fuhuşu, Uyuşturucuyu engelleyebiliyor mu? Kısas neyi engelliyor? Hiç bir şeyi.


Hırsız benim gözümde topluma kazandırılması en kolay suçlu tipidir.. Düzgün çalışma olanakları verildiğinde, hakça bölüşüm, adalet duygusu temin edildiğinde hırsızın bu aşağılık yola tevessül etmemei sağlanabilir.

Biraz zaman alır, ama uğraşmaya değer. Evet bu anlamda Hırsızı koruyorum.

Katil, can almıştır dolayısı ile müeyyidesinin farklı olması makuldur.. Çok çok uzun bir süre; hayatının önemli bir kısmı en değerli varlığından; özgürlüğünden mahrum yaşaması genel kabuldur..

Maide 38 ile amaçlanan caydırıcılık asla sağlanamadığı gibi vahşet duyguları insanlaın bu görüntülerle karşılaştıkça köreliyor; ve şiddeti olağan görmeye başlıyor.

Bir katil için her sabah demir parmaklıklar arakasında uyanmak; özgür dünyadan ve bu dünyanın güzelliklerinden mahrum olmak en az ölmek kadar ağır bir cezadır..

Hukuk zaten bunun için var.. İnsanın kendi başına gelince öc alma içgüdüsü ile o caniyi yok etmek istemesi, öfkesinin dinmemesin de şaşırtıcı bir şey olabilir mi?

O acılı insana kalsa o katili belki o katilin sevdiklerini de ortadan kaldırmak isteyecek.

Hapishanelerin v a r l ı ğ ı bile insanları oraya düşmekten ürkütüyor. Sabıkalı olmak da öyle.


Aslında çok vahim bir olay hakkında bu kadar rahat konuşmammız ne kadar doğru? Sonuçta faraziyeler bunlar..Şeriat kurallarının hüküm sürdüğü ülkelerle -Suud, İran, Afganistan vb- Roma hukukunun hüküm sürdüğü ülkeler arasında çok önemli farklar var..Kısasla bir arpa boyu yol alınmamış..


Ben diyelim ''Nefse yenik düştüm'' ve bir mağazadan bir radyo çaldım..

Bana kendimi düzeltme şansımın verilmesini yeğlerim. Kısas olarak çaldığım elimin (ellerimin) kesilmesini değil..


Hayat yeterince acımasız..Hukukun bu acımasızlıkla yarışmasına gerek yok.


Seni ve Kuran düsturları uyarınca yaşayanları anlıyorum. Allah o hükmü oraya koyduysa Hak'lı bir sebebi vardır ve terddütsüz uygulanmalıdır diyorsunuz.. Acılar soğumadan öc alınmalı diyorsunuz..

Bu öc alma esnasında insanlığımızı kaybediyoruz ama..

aspartam
30-01-2006, 09:47
Sevgili kardeşim Ahmedinecad göreve nezaman geldi tam olarak bilmiyorum.Biz faraza 1 yıl diyelim.Bir yılda bu adam (ki kendisine büyük sempatim vardır.Humeyniden sonra ilk defa gerçek bir devrimci gördük) 90 infaz imzalamış,dediğine göre.Bu rakam doğruysa kendini bu kardeşini mutlu etmiş say.Düşünsene koskoca 80 milyonluk ülkede,1 yılda katili yakalanmış 90 cinayet.Halbuki Türkiyede günde 90 cinayet işleniyor.İranlılar ne kadar huzurlu bir ülkede yaşadıkları için şükretmeliler.Ayrıca sevgili kardeşim bu arada hapis cezasınında caydırıcı bir özelliğininde olmadığını görmüş bulunuyoruz.Ben şahsen kanun koyucu olsam.İstanbuldaki bütün katilleri sırayla,her hafta cuma namazından sonra taksim meydanında,halkın gözünün önünde infaz ederdim.Bak bakalım suç oranları düşüyormu,düşmüyormu?Baksana İran'da çok düşükmüş...

Mutezile
30-01-2006, 20:10
Zerre kadar anlaşamadığım, ama çok sevdiğim bir arkadaşsın:)

Açıksözlülüğünü, dürüstülüğünü takdir ediyorum..Ama söylediklerinin hiç birine katılmıyorum..

exclusive
02-02-2006, 09:18
Hırsız benim gözümde topluma kazandırılması en kolay suçlu tipidir.. Düzgün çalışma olanakları verildiğinde, hakça bölüşüm, adalet duygusu temin edildiğinde hırsızın bu aşağılık yola tevessül etmemei sağlanabilir.
Senin gibi hem kendisi hemde ailesi kapkaça uğramış bir kişiden böyle sözler duymak çok güzel.

Bana göre başa gelse tıpkı bir padişah edasıyla hoşuna gitmeyen her insanı asıp kesecek tonla adam vardır, zaten bunlar başa gelmeden de insanı bunaltmayı başarabilen tiplerdir. Ellerine minicik bir yetki geçmeye dursun, hemen işleri zora sokup milletin asabını bozmada kullanırlar o dandik yetkilerini ama senin gibi kendisini mağdur eden kişiyle bile empati kurmaya çalışacak, kendini onun yerine koyarak düşünebilecek az insan çıkar...

aspartam
02-02-2006, 10:42
:D

Mutezile sana zarar veren adamı elime bi geçirseler,varya Allah yarattı demem,eşek sudan gelinceye kadar (eşeği suya bağladığımdan,hiç gelmez) yer misin yemez misin? :)

Mutezile
03-02-2006, 10:28
:) Ellerin dert görmesin. Bunları muhabbetten yazdığını; vicdan, merhamet, akıl ve iman sahibi biri olduğunu biliyorum aspartam.

aspartam
03-02-2006, 10:37
Sağol kardeş.

my-zone
13-02-2006, 20:46
Ben şahsen kanun koyucu olsam.İstanbuldaki bütün katilleri sırayla,her hafta cuma namazından sonra taksim meydanında,halkın gözünün önünde infaz ederdim.Bak bakalım suç oranları düşüyormu,düşmüyormu?Baksana İran'da çok düşükmüş...
sen eli kanli bir adam olmayi cok buyuk bir marifet saniyorsun galiba ama dunyanin basina ne geldiyse bu paraleldeki dusunce yapisina sahip adamlarin devlet makamlarina sahip olup gucleri yettigince bulunduklari ortami kobay yerine cevirip sorumsuzca sayisiz insanin olumune neden olmalari nedeniyle gelmistir...

aspartam
13-02-2006, 23:52
Duygusal olmayın.Duygusallık insana çokşey kaybettirir.

exclusive
14-02-2006, 06:45
Duygusal olmayın.Duygusallık insana çokşey kaybettirir.
Eğer duygusal olmayın derken rasyonel olun, akılcı-mantıklı olun demek istiyorsan, bunun yolu öfkeden kudurmuş şekilde adam kesmek, hırsına, sinirine, kibirine yenik düşmek değildir.

Mutezile
14-02-2006, 09:03
Aspartam sen evde ''ehl-i beytine'' karşı da duygusallıktan uzak mı

yaşarsın?

Ya da işyerinde, ya da arkadaşlarınla birlikte iken..

Hayatından duygusallığı söküp attın mı?

Yoo, hayır alakası yok..

Bilgisayarda yazarken klavyenen elini sokan çocuklarına kızamıyacak

kadar sevecen bir baba olduğunu biliyorum..

Bırak bu ayakları...


''Duygusal olmayın.Duygusallık insana çokşey kaybettirir.''
Aspartam

Başkası dese, bilmesek anlarım da.. hani sen deyince?!

aspartam
14-02-2006, 09:25
:)
Tabiki hayatta duygusallığın yoğunlaşacağı anlar olacaktır.Benim kastettiğim,konu insan hakları ve adaletin sağlanması olunca,bu konularda duygusal davranmak yanlış sonuçlara yol açabilir.

my-zone
24-02-2006, 18:38
konu insan hakları ve adaletin sağlanması olunca,bu konularda duygusal davranmak yanlış sonuçlara yol açabilir. demissin. suc islemis bir insanı oldurmek de telafi edilmesi imkansız ve duygusal bir tepkidir...

aspartam
24-02-2006, 19:10
Peki katilin işlediği suçun telafisi var mı?

my-zone
24-02-2006, 21:03
peki sucluya karsi suclunun isledigi sucu islemenin mantigi var mı?

aspartam
24-02-2006, 22:41
Bu arada katil tarafından (katil bile diyemiyorsunuz) katledilen mazlumun hakkı nasıl savunulacak.

my-zone
25-02-2006, 14:45
sana gore katledilen mazlumun hakkı katlederek mi korunacak?

aspartam
26-02-2006, 08:30
Evet.Aynı zamanda caydırıcı olan bu ceza şekliyle başka mazlumların katledilmesinin büyük ölçüde önüne geçilebilecek.

Mutezile
01-03-2006, 11:20
Önüne geçilebilseydi Ahmed-i Necad şu kısacık başkanlık döneminde 91 İnfaz kararını imzalayıp, uygulatmazdı.

Şiddet gösterisi insanların bir süre sonra k a n ı k s a d ı ğ ı bir şova dönüşürki, bu günün İran'ında bir çok genç kızın çarşafın altında ekmek bıçağı ile dolaşmasının sebebi budur.

Şiddet, hele devlet eliyle muhakkak kaçınılması gereken bir yönelimdir.
Ortaçağda meydanlarda cadı yakanlar, Giyotinle infaz edenler ne elde etti

Tarih engizisyonu yargıladı, haddini bildirdi. Çokta isabet etti.

aspartam
01-03-2006, 13:37
Mutezile engisizyonla katillerin idam edilmesinin ne alakası var?Birde İranda 1 yılda faili belli ve yakalanıp idam edilmiş 91 cinayet var.Ya Türkiyede 1 yılda kaç cinayet işleniyor?

my-zone
01-03-2006, 23:30
iranda 91 kisinin asilmasi iranda 1 yıl icerisinde 91 cinayet hadisesi oldugunu gostermez... sen gercek sayiyi ver oncelikle...

aspartam
02-03-2006, 11:08
İŞTE AYDINLIK CUMHURİYETİNİZİN TABLOSU
(Bu tabloda kesin olarak cinayet sayısı belli değil ama herhalde birkaç binle ifade edebiliriz.İşte bu birkaç bin katil benim aydınlık düşüncemde hiç bekletilmeksizin infaz edilirler.Vergisini veren namuslu insanlarımın parasını bunları beslemek için harcıyamam.Bazıları bu duruma duygusal yaklaşarak vahşet diyebilirler,bu vahşet değil adalettir.Bakın daha dün Özalın affından yararlanmış katilin biri eşi ve çocuklarını öldürdü.Bu olayın sorumlusu kesinlikle bu katil değildir.Zamanında adaleti sağlayamayan devletin yöneticileridir.Şimdi tablomuza geçebiliriz.)


Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, asayiş olaylarında yüzde 38, kazalarda yüzde 15, terörde ise yaklaşık yüzde 11'lik artış olduğunu söyledi. Çalışkan, asayiş olaylarındaki tehlikeli artışı açıklarken, polis sayısının aynı kaldığına dikkati çekti. Personel sayısındaki artış ise sadece yüzde 1.2


Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü İsmail Çalışkan, dünkü rutin haftalık basın toplantısında üstü kapalı olarak ilginç bir mesaj verdi. 2005 yılına ait asayiş istatistiklerini açıklayan Sözcü, suç oranlarındaki ciddi artışlara rağmen, polis sayısının aynı kaldığına dikkat çekti. Sözcü Çalışkan'ın açıkladığı veriler gerçekten de korkutucu. Geçen yıl asayiş olaylarının sayısı 2004'e oranla yüzde 38 oranında artarken, "faili meçhul" kalan yani aydınlatılamayan olayların oranı da yükseliyor. Çalışkan'ın verdiği bilgilere göre ortaya çıkan tablonun ana hatları şöyle:

Asayiş olayları
* 2004'te polis bölgesinde 353 bin 578 asayiş olayı meydana gelmişti. 2005'te yüzde 38'lik artışla 487 bin 762'ye yükseldi. Bu veriye göre Türkiye'de günde ortalama 1337 asayiş olayı meydana geliyor.

* Daha da vahimi, asayiş
olaylarında "faili meçhul" kalan vaka sayısındaki artış. 2004'te asayiş olaylarının yüzde 63'ü (224 bin 252 olay) aydınlatılmıştı. 2005'te ise bu oran yüzde 55'e (265 bin 981 olay) geriledi. Sözcü, konuşmasında aydınlatılan olay sayısının 41 bin 729 olduğunu söyledi. Oysa yine Çalışkan'ın verdiği bilgiye göre 2004'te 129 bin 326 olan "faili meçhul" sayısı, 2005'te 221 bin 781'e yükseldi. Yani faili meçhul olay sayısı 92 bin 455 adet artış gösterdi.

Şahsa karşı suçlar
* 2004'te öldürme, yaralama, darp gibi olaylardan oluşan "şahsa karşı işlenen suçların" sayısı 158 bin 241'di. Geçen yıl bu sayı yüzde 25 artışla 197 bin 997'ye yükseldi.

* 2004'te şahsa karşı işlenen suçların yüzde 95'i (140 bin 778) aydınlatılmış, yüzde 5'i (7 bin 463 olay) faili meçhul kalmıştı. 2005'te aydınlatılan olay sayısı yüzde 93'e (184 bin 804) gerilerken, faili meçhul olay oranı yüzde 7'ye (13 bin 193 olay) yükseldi. Her faili meçhul olayının tek bir kişiye karşı işlendiğini varsaysak bile, 2005'te 13 bin 193 kişinin maruz kaldığı cinayet, yaralama, darp veya gaspın faillerinin yakalanamadığı görülüyor.

Mala karşı suçlar
* Hırsızlık, kapkaç gibi olayların yer aldığı "mala karşı işlenen suçlarda" ise çok daha vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu kapsamda 2004 yılında 195 bin 337 suç işlenmişti. 2005'te ise bu sayı yüzde 48 artarak 289 bin 765'e çıktı.

* 2004'te bu suçun yüzde 38'i (73 bin 474 olay) aydınlatılmış, yüzde 62'si (121 bin 863 olay) ise faüi meçhul kalmıştı.
* Geçen yıl bu tablo daha da vahim hale geldi. Failleri yakalanan olay oranı yüzde 28'e (81 bin 177 olay) inerken, faili meçhul olay oranı yüzde 72'ye (208 bin 558) çıktı. Bir başka deyişle her 10 suçun 7'sinde failler yakalanamadı.

Polis sayısı yetersiz
Sözcü İsmail Çalışkan'ın verdiği önemli bir bilgi de Emniyet'teki personel sayısı. Teşkilatta halen 175 bin 44 polis emniyet hizmetleri için çalışıyor. Diğer hizmet sınıflarındaki 17 bin 582 personelle birlikte toplam sayı 192 bin 626. Ve suç oranlarında yüzde 50'yi bulan artışlar yaşanırken polis sayısındaki artış 2004'e göre sadece yüzde 1.2.

Yeni CMK engel mi?
Yeni CMK'nın yürürlüğe girişi sırasında çıkan tartışmalarda, Emniyet'in "elimiz kolumuz bağlanıyor" şikayetlerini hala hafızalarda. Sözcü Çalışkan dün bu konuda yorum yapmadı. Ama gözaltı konusunda verdiği istatistikler, bu şikayetleri hatırlatır nitelikteydi.

Türk polisi, 2004'te 238 bin 727 kişiyi gözaltına almıştı. Suç sayısındaki ciddi artışa rağmen 2005'te gözaltına alınan kişi sayısı 168 bin 76'ya geriledi. Gözaltına alınan kişi sayısı yüzde 30 azaldı.

Trafik canavarı depremden beter 3 bin 215 ölü, 124 bin yaralı! * Sözcü Çalışkan'ın verdiği bilgiye göre, motorlu araç sayısı 2004'e oranla yüzde 9.5 artarak 11 milyon 77 bin 522'ye yükseldi. Ehliyet sahibi vatandaş sayısı da yüzde 5 artışla 16 milyon 958 bin 895'e çıktı

* Türkiye genelindeki trafik polisi sayısı ise sadece 20 bin 649. Bu verilere göre trafik polisi başına 536 araç düşüyor. Görevli polislerin vardiya usulü çalıştığı düşünülürse, trafik polisi başına düşen araç sayısı bini aşıyor.

* Tablo böyle olunca, trafik kazası sayısı da artıyor. 2005 yılındaki kaza sayısı 2004'e göre yüzde 15.3 artışla 570 bin 419'a yükseldi. Kaza sayısındaki yüzde 15.3'lük artışın, motorlu araç sayısındaki yüzde 9.5'lik artışın üzerinde olması dikkat çekici.

* 2005'te kazalarda ölen insan sayısı yüzde 4.3 artarak 3 bin 215'e yükseldi. Yaralı sayısı ise yüzde 15.3 artışla 123 bin 985'e çıktı. Kazalarda hayatını kaybeden insan sayısındaki artış hızının düşük çıkması, özellikle araç güvenliğindeki iyileşmelerle açıklanabilir.

* 2005'te tam 5 milyon 569 bin 604 kişiye toplam 446.8 milyon YTL para cezası kesildi. Bu istatistiğe göre geçen yıl trafiğe çıkan her iki araçtan birine, ya da her üç sürücüden birine ceza kesildi.

VATAN

afa
30-05-2006, 02:40
Ya arkadaşlar, inanan insanların inanmamaya başlaması normaldiiiirrr..

Onlar iyi insanlar, dinin pek çok güzlelliğini görmüşler.
Bir iftar yemeğinin mutluluğu gerçekten çok fazladır. Ve dua etmek, umutların ve mutlluluğun en iyisidir. Dindar insanlar namazı çoğu zaman severek kılarlar.

O kadar senelerini geçirdikleri, ve o kadar benimsedikleri inancın yanlış olduğunu kabul etmek istemezler. Ben de istemezdim. Bu siteyle tanıştım tanışalı bir yıldır gidip geliyorum.

Arkadaşlar gönlüm bu dünyanın daha iyi bir yer olmasını isterdi, bu dünya dinlerinin de bir savaş vesilesi olmasını hiç istemezdi.

Ama insanoğlu işte ne yaparsın? Çok fazla yanlış yapıyor. Ama kabul etmek gerekir, Hz. Muhammed üstün bir kişik, ve kendine bağlı olan halkın iyiliğini istiyor. Ama bir yanlış yapıyor, o da halkını değişmez kurallara mahkum ediyor. Bu kurallara da Allah kelamı diyor. Galiba büyük insanın gafleti de büyük oluyor.

Bu demek değil ki, dinle alakalı ne varsa yanlış. Ama bu sırrı herkez bilmez, herkez kendi içindeki güzellikleri "din" haline getirir ve buna tapar. Bırak tapmaya devam etsinler. Böylesi daha güzel. Ama yobazlık etmesinler, bu bir akıl hastalığı sayılır.

berceste
02-06-2006, 12:39
ne yaa buu :(((( çok kötü oldum benn hayvan mı kesiyor bunlar ne yapmaya çalışıyorlar. :(((((((((((

ezerbas
01-01-2007, 23:26
bu siteye daha yeni kayıt olmuş biri olarak sitenizin buram buram islam düşmanlığını görmüş bulunuyorum. *:D *özellikle site sayfasının sol tarafındaki "biliyormuydunuz bölümü" çok ilginç . bence sitenin başlangıcındaki "dinlerden özgürlük sloganının" yerine "islamiyete düşmanlık yapsaydınız" çok daha isabetli olurdu . ayrıca sol taraftaki iddaalara gelince : bunlar kolaylıkla çürütülebilecek ve hiç bir önem arz etmeyen ucuz bir propagandadan ibaret . aslında konuyla ilgisi yok ama madem ilk mesajımı buraya yazıyorum bari turandursun sitesine iki eleştiride bulunayım :
-allah kelimesi hz ademden beri biliniyordu zaten. ve bir çok putperest kavim allaha yakınlaşıyoruz diye putlara tapıyordu. dolayısıyla tarihte allahın adını kullanarak put yapıp tapan milletlere rastlamak son derece doğal. bunu propaganda malzemesi olarak kullananlar önce kuranı kerimdeki allah tanımını bir okusun sonra böyle ucuz iddaalarda bulunsunlar.
-mescidi nebevinin yanmasına neden çok şaşırdınız anlam veremedim. peygamberlerin kustallığı ruhlarındadır. onlar da insandır ve her insan ölürler ayrıca *ölümden sonrası onları bağlamaz. kaldı ki orda yangın çıkmış deprem çıkmış buna şaşmak niye ! heryerde yangın çıkabilir. yoksa siz ateist aklınızla bir takım batıl inançlara mı inanıyorsunuz. *8O
- atatürk meselesine gelince . atatürk ün deist olduğunu zaten dünya alem biliyor . ama biz o büyük lideri günahıyla sevabıyla seviyoruz. artık atatürk ü kullanarak bu ülkenin müslüman halkını ikileme bırakmaya çalışmayın. atatürkün üzerinden çekin artık o pis ellerinizi.
- diğer iddalarınız da son derece tutarsız ve düşük bilgi seviyesine dayanıyor. ayetlerle ve islami yaşayış tarzıyla ilgili yorum yapmadan önce kuranı ve islam tarihini analiz etmemiş görünüyorsunuz.
şimdi gelelim forumdaki başlığa ;
arkadaşların bazıları recm cezasını ve bir takım şeriat yasalarını islamın sözde çirkinliğine kanıt olarak sunmuş. kuranı kerimi anlamayan ve islamın özünü kavrayamayan bir insan ancak bu tür iddaalarla gelir zaten.
kuranın mucizelerini ve kuranı kerimin insana verdiği değeri incelemeden , iğrenç suçlar işlemiş insanları eleştirmeden onlara şeriata göre verilen cezaları eleştirmeniz son derece iki yüzlü ve art niyetli bir davranış olmuş.
kaldı ki günümüzde islam şeriatı hiç bir yerde yaşanmıyor.
iran ve afganistan hadis şeriatıyla yönetiliyor. kuran şeriatıyla değil. onların yönetimde baz aldıkları kurallar yani hadisler de peygamber efendimizden 150 yıl sonra toplatılan kutubu sitte adı verilen bir kaynaktan ibaret. ve hadislerin doğruluğu % 100 olmamakla birlikte . kutsal metin sayılamaz. hadislerin yeri tarihi bilgiler ve islamiyeti anlamaya yarayan bir konumda olması gerekirken , sonradan hadisleri kuranı kerimin üstünde gören zihniyetlerden dolayı şu anda gördüğünüz şeriat manzaralarını görüyorsunuz. kaldı ki islamiyet sizin dediğiniz gibi sırf şiddet ve insan haklarına aykırı bir din olsaydı ; bu kadar kısa sürede 3 kıtaya yayılmazdı.
recm cezasına gelince ; recm cezası yahudi ve hristiyanlarda olan bir şey islam şeriatı olarak gösterilemesinin nedeni de hadislerdir. yani sizin burda tartıştığınız meselelerin bir çoğu hadislerdeki ihtilaf mevzularından kaynaklanıyor. kısas olayı ise dünyanın en adil olayıdır. göze göz dişe diş.
bundan daha adil ne olabilir ki : burda kısas cezasını eleştirenlere sorarım : kapkaççının birisi sizin annenizi soymaya kalksa ve soyarken bıçaklayıp öldürse ; ona hangi cezayı vermek isterdiniz ?
hapis cezası mı dediniz ? gülerim size ... islamiyet insan özgürlüğüne o kadar değer veren bir din ki özgürlük kısıtlanması yerine en adil ve kısa sürede sonuçlanan ayrıca caydırıcı niteliği olan kısası vermiş. yoksa siz suç işlemeyi teşvik mi etmek istiyorsunuz?
bir de şunu değinmek yerinde olacaktır. gerçek islam şeriatı despotluğa karşıdır. hz muhammed (sav) allahın kurallarını insanların kalbini kazanarak uyguladı. öyle sizin sandığınız gibi gerçek şeriat devrimi kanla şiddetle olmaz . sevgiyle olur , merhametle olur. bu ülkede her müslümanı potansiyel şeriatçı olarak gören zihniyet aslında kendi despotluğunu dışarı vurmaktadır. insanları despotça yönettiğiniz için herkesi kendiniz gibi despot zannediyorsunuz. aslında endişelerinizde haksız değilsiniz. çünkü ülkemizde islam şeriatını isteyenler de hadis şeriatını istemektedir. dolayısıyla despotluk kaçınılmaz olacaktır.
gerçek islam şeriatı kuran şeriatıdır . ve insanların kalbinde olur illa ki yasalarda olması gerekmez. bir ülkenin insanları allaha iman ediyor kuranı kerime göre yaşıyorsa zaten o ülkede islami kurallar yaşanıyor demektir. benim gibi düşünen insanların bu ülkenin rejimiyle bir sorunu yok . ama bu ülkenin rejimini despotlaçtıran ve müslümanları aşağılayan zihneyetedir tepkimiz.

vartor
02-01-2007, 06:12
Ateistler siki tutunun, ezerbas geldi.
Isminden anlasilacagi gibi, islamin butun guzelliklerini daha ilk yazisinda dokturmus. Bilgi yoksullugunu ilk paragraftan anlayabileceginiz ezerbasin, kalici olmayacagina simdiden eminim.

degisim
12-12-2007, 18:08
Güncelleme..

degisim
12-12-2007, 18:08
Güncelleme..

vgm.1
12-12-2007, 20:40
Sayın kısascılar;

Siz yanılmayacağınızı söyleyip allaha eş mi koşuyorsunuz. İdam ve el kesme cezasından geriye dönüş varmıdır bunun örnekleri hukuk tarihinde pek çoktur. İnsanların suçsuzluğu sonradan anlaşılabilir, burda kriter failin suçun cezasını hakedip haketmediği değildir. Kriter fail adledilenin sonradan masum olabileceğinin anlaşılmasıdır. Bahsi geçen cezalarda geriye dönüş yoktur.
Kaldı ki fail suçu itiraf *etse dahi bu yalan olabilir ki bunun da örnekleri çokça vardır. Ama şeriat yanılmaz değilmi. Kestiğin eli kıydığın canı nasıl geri vereceksin telafisi mümkünmü iat ını atın şersiniz. Sizin istediğiniz şer.

Saygılarımla;

huzursuz
09-04-2008, 14:09
insanlık din iman vs yada adalet bunu neresinde anlamış deyilim uzun zaman oldu kısas konusunu cok kapsamlı arastırıyorum ama bir cıkaryok bulamadım bulamadım cünkü nasıl acıklanırkı böyle bir cahalet nasıl acıklanırkı böyle bir insanlık sucu link lere baktım da inanılmaz sanki yaptıkları iyi birseymiş gibi resim cekiliyorlar yada cekiyorlar paylaşım icin tşk ederim kendi adıma saolun

meaculpa
16-04-2008, 04:03
Hatay’ın Samandağ İlçesi’nden 11 yıl önce Suudi Arabistan’a giderek berber dükkanı açan ve Allah küfretmele suçlanıp 13 aydır cezaevinde bulunan 31 yaşındaki Sabri Boğday hakkında idam cezası verildi. Türk makamlarının girişimleri bir sonuç getirmezse, tutuklu gencin başı kesilerek ceza infaz edilecek.


http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8672577.asp?gid=229&sz=19249


Suudi aarabistan devletini şöyle ciddi ciddi masaya yatırıp tartışmak lazım bence. Bu konuda ehil olabilecek yazarlarımız oldugunu düşünüyorum. Olayı şeriat işte şöyledir böyledirden de götürebiliriz ama gerek yok diyorum ben, nasılsa böyle bir haberle bile tüyleri diken diken etmeye yettirebiliyor insan olan için. *Anlamak istediğim olay şu; amerikan yardakcılıgı söz konusu oldumu suudilerden ötede adam yok. Bir anda kardeş oluverirler falan. Peygamberini tanımayan adamı baş tacı edip ülkesinde agırlarken süklüm püklüm ezik edebiyatı yaparlar, söz konusu böylesi duırumda bir müslüman oluncada "ver bakim allhın izniyle kelleyi!!!" Yahu bu nasıl bir çirkefliktir. Bu nasıl bir güç kuklası olabilmek noktasında rezalettir ve en önemlisi güç edinme hırsı nasıl bir etki yaratıyorki *allah dedikleri yerine, bu sömürgecilere kul olabiliyor bu belhum adallar!!!

şi'ra
14-07-2008, 02:45
vgm.1 (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=4617)'dediğinden yola çıkalım. Bu başlık altında yazılmış en güzel bilgiyi veriyor bence.
Eğer ileride aksi ispatlanırsa dönülemeyecek bir ceza ne kadar uygulanabilirlik taşır?
Bunu devam ettirisek şunu dile getirmeliyim. El kesme cezası maddi kaynaklara haczetme olarak algılanmalıdır. Örneğin Tebbet suresinde Ebu Leheb'in iki eli kurusun derken de maddi kaynakların mahfına işaret vardır.

Ayrıca Kuran'da recm yoktur.
Bu yüzden peygamber yaşarken böyle bir uygulama yapıldıysa dahi (ki ihtimal vermiyorum) zinanın cezasının belirlenmesinden önce yaşanmış olmalıdır.
İslam da zinanın cezası 100 celdedir. Celdeyi, deriyi incitecek şekilde sopa vurmak diye açıklarlar ve rencide etmek, ifşa etmek diye de yorumlayanlar mevcuttur. Zaten ispatı için 4 şahit mecburidir.

Hadislerin içinde sahih olmayanların fazlalıkta olduğu unutulmamalı, değerlendirilirken ayetler göz önüne alınmalıdır.

Ben uygulanana bakarım gerçekler beni ilgilendirmez diyen çıkabilir. O zaman şu soruyu sormak gerekir. Yaşananlardan yola çıkarak her düzen şeklini infaz etmek mümkün değil midir?

Ayrıca İslam'da farklı hadis yorumlarından kaynaklanan değişik yaşayışların olduğu da ortadadır. Çoğunluk anne babasını bulduğu yol üzerinde devam etmektedir. 1000 küsur yıldır yapılan uygulama ve yorumlara harfiyen uyma zorunluluğu hissetmiyorum. Din konusundaki tüm yorum hakkını eskilere bırakmamalıyız.

Bu meseledeki çıkış noktam çok basit olacak ama bir 1000 yıl sonra bizlerin eskiler ve bizim alimlerin eski alimler olarak anılacak olmasıdır. Öyleyse neden bu öyle dediydi, böyle yaptıydı ya takılıp kalmalar.
İnşallah meramımı anlatabilmişimdir.
Saygılar...

ozgur_beyin
14-07-2008, 16:49
sevgili şira kuanda ecem yoktur ama musanın şeriat ıuygulanarak islamda recm vardır.

şi'ra
14-07-2008, 23:50
Özgür beyin,
Uygulanmadığını söylemek tarihsel gerçeklere göz yummakla olabilir ancak. Tabiki bunu iddia etmiyorum. Dediğim şey aslında İslam dininde böyle bir uygulamaya yer olmaması gerektiği. Çünkü Kuran'da yazmıyor.
Emeviler döneminde yaşananların sonra da saltanatı devam ettirmek uğruna coğrafyamızda sürdürülen yasaların gerçek din diye benimsenmesi benim yakındığım şey.
Elbette gözardı edilemeyecek pek çok güzel şey de yaşanmıştı eskiden. Fakat çok doğru idiyseler bu gün içinde bulunduğumuz durum nedendir? Sonuçta biz bu hale sokmadık bize ait denebilecek tüm kurumları.
Onlar değil miydi?
Şimdi ben günahıyla sevabıyla bıraktıkları mirası yükleniyorum, redd-i miras yapmıyorum. Ama kimse kusura bakmasın çocuklarıma miras bırakmak istediklerim bunların hepsi değil. Sadece güzellikler.
Babamı da annemi de haksız oldukları yerde savunacak kadar dimağımı karartamam.
Ben sadece Allah'tan geldiğini inandığım gerçek islamı bulmaya çalışan biriyim. Buraya gelme sebebim de daha önce dediğim gibi karşıt fikirlerle kendimi sınamak ve beynimi çalıştırmak ve bilgilerimi geliştirmek.
Buna da yardımcı oluyorsunuz, çok teşekkür ederim.
Saygılarımla...

kandahar
14-07-2008, 23:55
Arkadaşım recm cezası vardır. Buraya on tane tefsir eklemek istemiyorum. Sebebi günahın mahremiyeti ile ilgilidir. Ulu orta zina işlemeyen kişi recm cezası almaz, fahişeliğin ve benzeri işlerin yaygınlaşmaması amaçtır. Bunun gibi mesela içki içmek de İslam devletlerinde asla yasak değildi, yasak olan sokağa alkollü çıkmaktı. Mesele bu kadar basit.

ozgur_beyin
15-07-2008, 00:28
aklıma gelen bir anekdotu yazacağım isa biryerden geçmektedir
uahudiler bitrkadını recm edeceklerdir bu mecdeli meryemdir
neyapıyordsunuzbukadındiye sorar
ordakiler fshişedir recmdedecğizdeyince
isanın bırakın demelerine aldırmayınca ozaman isa şöyle dr
İLK TAŞI HİÇ GÜNAHI OLMAYAN ATSIN der ve mecdeli meryem(mariamagdelena) recmden kurtulur ve bir rivayet göreisayla evlenir

şi'ra
15-07-2008, 01:21
Arkadaşım recm cezası vardır. Buraya on tane tefsir eklemek istemiyorum. Sebebi günahın mahremiyeti ile ilgilidir. Ulu orta zina işlemeyen kişi recm cezası almaz, fahişeliğin ve benzeri işlerin yaygınlaşmaması amaçtır. Bunun gibi mesela içki içmek de İslam devletlerinde asla yasak değildi, yasak olan sokağa alkollü çıkmaktı. Mesele bu kadar basit.

Çok ilginç. Kuran'da olmayan recm uygulanmış. Kuran'da yasak olan alkol serbest bırakılmış.

Bunlara neden İslam devleti diyoruz acaba?

Anyon€
23-07-2008, 18:03
Keşke gerçekler,temennilerimiz kadar güzel olsaydı...

sevgileri..