PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Marya / Hafsa olayı - Hane-i saadet nasıl karıştı?


Mutezile
09-11-2005, 19:33
Muhammed, eşlerinden Hafsa'yı bir geceliğine babası Ömer'in evine gönderir. Hafsa gittikten sonra, cariyesi Mariya'yı alır ve Hafsa'nın odasına götürür ve orada Mariya ile yatar. Ancak, normalde babasının evinde kalması gereken Hafsa eve erken döner ve Muhammed'i, kendi yatağında Mariya ile yatarken bulur. Bu duruma çok kızan Hafsa, olayı hemen Ayşe'ye anlatır. Ayşe, Hafsa ile birlik olup Muhammed'e karşı çok sert tepki gösterirler. Muhammed bu tepkiden kurtulmak için, konunun diğer eşlere anlatılmamasını isteyerek Mariya ile bir daha ömür boyu yatmamak üzere yemin eder. Ancak, Hafsa bu olayı diğerlerine de anlatır. Bunun üzerine Muhammed verdiği yemini bozar. Tahrim Suresinin ilk 5 ayeti bu olayla ilgilidir:

1.'' Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.''

2. ''Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah'tır. O, bilendir, hikmet sahibidir. ''

3. ''Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi. ''

4.'' Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber'e karşı birbirinize arka verirseniz bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.''

5. ''Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah'a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.''

Aslında, Muhammed'in cariyeleri ile yatamaması gibi bir kural yoktur. Zaten, Ahzab 51. Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. diyerek Muhammed'e kadınları istediği gibi kullanma konusunda her türlü yetkiyi vermektedir. Burada söz konusu olan muhtemelen, Muhammed'in, Hafsa'yı babasının yanına göndererek Mariya'yı Hafsa'nın sırasına koyması ve onun yatağını kullanmış olmasıdır. Ancak her durumda, Muhammed'in insanları istediği gibi güdebilmesine örnek olarak, Allah'dan geldi diyerek gösterdiğii Tahrim / 5. ayet oldukça ilginçtir.


İbni Abbas, Hattaboğlu Halife Ömer'e Tahrim suresindeki ''Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz..'' i k i n i z'den kimlerin kastedildiğini sorduğunda
Ömer'den şu yanıtı alır: ''Aişe ile Hafsa'' (al-Taberi: Camiu'l-Beyan Fi Tefsi
ri'l-Kuran c.28 S.102)

Hafsa peygamberi o durumda yakalayınca şöyle der:'' _ Ey peygamber! Ant içerek söylerim ki, karılarından hiçbirinin başına benzeri getirmediğin bir şeyi bana yaptın. Benim günümde (''Fi yevmi!''); cinsel birleşme sırası
bende iken (''Fi Devri'') ve benim yatağımda (''Ala^ Firaşi'')!!''

''Peki'', der Muhammed Mustafa. '' Marya'yı kendime haram etsem de ona bir daha yaklaşmasam, bundan hoşnut olur musun?'' ''Evet''.
Muhammed hemen andiçer:'' Aramızda kalsın. Bunu sakın kimseye söylem
e tamam mı?'' ''Tamam'' der hafsa. Ne varki hafsa olayı Aişe'ye anlatır.
Tahrim suresi ayetleri iner olay üzerine, ve Muhammed Marya ile yatmayı sürdürür ve ondan bir oğlu olur: İbrahim. Fakat İbrahim ok yaşamaz.

Tahrim 3. "Hani peygamber eşlerinin bazısına sır olarak bir söz söylemişti." Vâv ibtidâiyyedir. "İz" edatı da hazfedilen fiiline bağlı olarak geçmiş zamanı hatırlatmak içindir. Nedensellik mânâsını da ifade edebilir. Hitap umûmadır. Yani aile hususunun önemini, tahrim ve boşamaya sebebiyet verebilecek halleri anlamak için daima o vakti hatırda tutmalı ki Peygamber eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemiş ve bu sözü kimseye söyleme demişti; bu sır ne idi? Evvela buyurulmakla bunun bir fiil olmayıp karı ile koca arasında kalması gereken sade bir sözden ibaret olduğu anlatılıyor. Fakat ne o hanımın isminin açıklanmasına, ne de bu sözün neden ibaret olduğunun beyan edilmesine bir sebep olmadığı için Allah Teâlâ, âyette ne onun ismini ne de bu sözün ne olduğunu bildirmeye
rek aile arasındaki bu nevi sırları bilenlerin de, onları yaymalarının caiz olmayacağını hatırlatmıştır. O halde en doğrusu bunların kim ve ne olduğunu Allah bilir deyip tecessüse (iç yüzünü araştırmaya kalkışmamak-
tır) (Elmalılı hamdi Yazır Tefsirinden).

Elmalılı Tahrim surelerini Marya-Hafsa ve Bal şerbeti olayına bağlayan Müffesirlere işaret eder; fakat kendisi bu esbab-ı nüzul yorumlarına katılm
amaktadır. Kendine özgü Şerhi inandırıcı olmaktan son derece uzaktır ama bu da ancak başka bir yazı konusu olabilcek mahiyettedir.


Marya-Hafsa olayı - Tahrim suresi - Esbab-ı Nüzul ve tefsir Kaynakları:


* Taberi: Camiu'l Beyan, 28/102

* Fahruddin Razi: 30/41 ve 43

*Muhammed Ali Sabuni: Safvetu't-Tefasir 3/406-407

Aliminyum
09-11-2005, 20:31
Abi naptın be? Flash TV'nin "Şok Şok Şok" fragmanlarıyla geçtiği skandal haberler reklamlarına dönüşmüş. Sanki hiç bilinmeyen birşeyi büyük bir asparagas kılığına bürüyüp bize yutturmaya çalışmışsın.
Olgular doğru ama eksik. Eksik olunca değerlendirme de eksik olacak. Niye böyle yapıyorsun ki?

burkay
09-11-2005, 21:08
ALIMINIYUM EKSIKLERI TAMAMLARMISIN BILMEYENLERDE BILSIN ...

aspartam
10-11-2005, 09:29
Arkadaşlar 1. ayetten Allah'ın helal kıldığı birşeyi Peygamberin haram kılma yetkisine sahip olmadığını görüyoruz.Peygamberin haram kılma yetkisine sahip olduğunu söyleyen (özellikle tasavvufçu)arkadaşlara duyurulur.

Mutezile
10-11-2005, 09:51
sEVGİLİ aLÜMÜNYUM;

Burkay başka bir topic altında Hafsa-Marya diye bir şey uydurduğumu ileri sürünce, ona kaynakları kolayca okuyabileceği bir yazı asma ihtiyacı hissettim. Size bir şey yutturmaya çalışmıyorum. İslamı yaşayan sizlersin-
iz; böyle bir düşünceyle hareket etmek büyük bir gaflet ve ayıp olurdu.

Temel kaynaklarda; Esbab-ı Nüzulde HİÇ ZİKREDİLMEYEN bir yorum yapsaydım işte o hem Müctehidliğe, hem de ukalalığa soyunmak olurdu.
Benden Müccedidlikte beklenemeyeceğine göre kaynaklarda olanları nakletmek son derece isabetli gözüküyor.

aspartam
10-11-2005, 09:56
Müfessirlik demek istiyorsun galiba.

Mutezile
10-11-2005, 10:14
Karışıklık doğuyor, haklısın aspartam. Mini sözlük derledim aşağıda:



MÜCTEHİD: Ayet ve hadislere dayanarak hüküm çıkaran İslâm bilgini; İslâm hukukçusu;

MÜCEDDİD: Toplum içinde çıkan bid'atlere karşı koyacak, dine yapılan saldırılar karşısında dini savunacak, yeni meselelere bir çözüm bulabilecek ve müslümanlara yeniden dinlerini öğretip onları yönlendirecek şahsiyetlere de bu ölçüde ihtiyaç hissedilir ki, peygamberlik müessesesi sona erdiğinden ve bundan sonra artık peygamber gelmeyeceğinden bu görev Peygamberimizin ümmetinden çıkan âlimlere düşmektedir. Bu âlimlere dinî literatürde "müceddid" denilmektedir. (sevde.de tarifi)

MÜFESSİR: Kur'an'ı tefsir eden, anlamını açıklayıp yorumlayan ve bu maksatla eser yazan ilim adamı. Kur'an'ı anlama konusunda insanlar birbirlerinden farklı olduklarına göre; başkalarına onu tefsir etmeğe kalkışan kişinin, kendilerine Kur'an'ın tefsir edildiği kişilerden farklı seviyede olması gerektiği tabiîdir.

Bu sebepledir ki alimler, Kur'an'ı tefsir edecek kişinin bazı ilimleri bilmesinin şart olduğunu söylemişlerdir. Bu şartları şu şekilde özetlemek mümkündür:

a- Arap dilini çok iyi bilmesi. Çünkü Kur'an, Arapça olarak inmiş ve Arapların dili kullandıkları üslûplara riayet etmiştir.

b- Nüzûl sebeplerini bilmesi. Nüzûl sebeplerini bilmek, anlamayı kolaylaştırdığı gibi, bazı durumlarda tercih edilecek manâyı yakalayabilmek konusunda da yönlendirici bir öneme sahiptir.

c- Rasûlüllah'ın sünnetini bilmesi. Rasûlüllah (s.a.s), Allah tarafından Kur'an'ı açıklamakla da görevlendirilmiştir. Ayrıca Rasûlüllah (s.a.s)'ın fiil ve davranışları, Kur'an'ın, pratik hayata aktarılmış şeklidir.

d- İçinde yaşadığı toplumu, toplumun sosyal meselelerini bilmesi. Zira toplumu bilmek, son derece önemlidir. Kur'an'ı tefsir etmekten maksat, topluma yol göstermek olduğuna göre, toplumun problemlerini bilmeyen bir kimsenin topluma yol göstermesi mümkün değildir.

e- Keskin bir zekâ ve kuvvetli bir muhakeme gücüne sahip olması. Ancak böyle bir özelliğe sahip olan bir ilim adamı insanlara faydalı olabilir. İlim adamı insanlara faydalı olabilir.

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Kur'an-ı Kerim'i ashaba ilk açıklayan kişi Hz. Peygamber (sas) olduğundan ilk müfessir olarak da yine o kabul edilmiştir.

İbn-i Mesud (ö. 32/652), İbn-i Abbas (ö. 68/687-88), Übeyy b. Ka'b (ö. 19/640), Zeyd b. Sabit (ö. 45/665), Ebu Musa'l-Eşari (ö. 44/644) ve Abdullah İbn Zübeyr (ö. 73/692) sahabenin önde gelen müfessirleridir.


MÜKSİRÛN :Kendilerinden rivayet edilen hadisler binden fazla olan sahabiler.

Sahabenin sayısı yüzbinlerin üzerinde olduğu halde, ancak bin veya binbeşyüz kişiden hadis rivayet edilmiş, bunların da yedisinden yapılan rivayetler binin üstünde olmuştur.Ahmed b. Hanbel, Sahabe içinde çok hadis rivayet edenlerin altı kişi olduğunu söyler. Bunlar; Ebu Hüreyre, Abdullah İbn Ömer, Enes b. Malik, Hz. Aişe, Cabir b. Abdullah ve Abdullah İbn Abbas'tır.

aspartam
10-11-2005, 10:30
Mesela Hz. Ali çocukluğundan beri Hz.Peygamberle beraberdir.Buna rağmen Ali den pek hadis nakledilmez.Güvenilmez biri midir nedir?

Mutezile
12-11-2005, 01:32
Senin kanaatin nedir bu konuda?

aspartam
14-11-2005, 09:55
Uydurucular Hz.Ali'nin adını kullanmaya pek cesaret edememiş nedense?Eften püften sahabe olup olmadığı bile belli olmayan isimler kullanmışlar.Mesela Ebu Hureyre Bu adamın sahabe olup olmadığı hatta gerçekten böyle bir şahıs var mıdır,yok mudur o bile kesin değildir.

gameover
14-11-2005, 16:29
sevgili aspartam,

madem bu dini gönderen allahtır, o zaman kendi gönderdiği din hakkında atıp tutanlara niye izin veriyor? böyle safsataları engellemeye gücü yetmiyor mu? eğer yetiyorsa niye engellemiyor gönderdiği dinin bir kaç şom ağız tarafından kirletilmesini? yoksa fitnelerin çıkmasını istiyor allah? gerçekten samimi soruyorum.

saygılar.

aspartam
14-11-2005, 17:10
Sen Allah'ı senin benim gibi birilerinin yazdıklarına veya söylediklerine kızıp birden tepki veren bir varlık mı zannettin?Kainat üzerindeki herşey bir hesap üzerinedir.Allah'ın da bir hesabı vardır.Bu hesap bizim için 60-70 yıllık bir zaman boyutunu kapsar.Allah içinse bu bir andır.Zaman insan için gerekli bir olgu.Allah ise zamandan ve mekandan tümüyle bağımsız.Bu yüzden biz aceleci davranıp hesabın hemen görülmesini istiyoruz.Merak etme hesap görülecek bu belki bizim için uzun bir süre sonrasında ama Allah için bir an sonrasında olacak.

burkay
14-11-2005, 20:26
HUD SURESI .8. Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur.

aspartam
15-11-2005, 09:43
Ayetle verdiğin destek için teşekkürler.

Mutezile
25-11-2005, 20:24
Aspartam;
Bu Hanifdostlar'ın sitelerini biliyorsun; giriyorsun da tabii. Onlarla aranda bir fark sen görüyor musun? Varsa nerede? Ben göremiyorum da?

aspartam
29-11-2005, 10:06
Hanifdostlar sitesinden bir arkadaşımın mailiyle yaklaşık 2 hafta kadar önce haberim oldu.Biraz inceledim.Hemen hemen aynı inancı paylaşıyoruz.İnsanların dini yönden aydınlanması için bu sitelerin çoğalması gereklidir.Teknik altyapım olsa bende bu yönde bir çalışma yapmak isterim ama maalesef teknik bir altyapım yok.Belki bu konuda sizler bana destek olursunuz.Ne dersiniz, olamaz mı?

Mutezile
29-11-2005, 21:57
Hanifdostlarla yaptığım bir kaç ayet tefsirinde; arkadaşların tepkileri son derece patetik oldu:

1-) Çoğunluk küfür ve hakaret ile benim artniyetli olduğumu ispata çalıştı.

2-) Yöneticileri olacak arpacık soğanı bana alaylı bir özel mesaj çekti-ve bazı yazılarımı çöpe attığını anlattı.

3-) Ayetleri açıklamaya yorumlamaya kalkışanlar:

a-) Esbab-ı Nüzulden (ya inkar ya da bihaber olduklarından)

b-) Siyerden

c-) hadislerin t a m a m ı n ı inkar ettiklerinden

Ayetleri k e l i m e k e l i m e çevirmeye kalkıştılar..

d-) Ana sayfalarında ''Kurana göre Namaz'' ın geometrik şekledilmesinin ne kadar isabetli olduğunu sorguladığımda - bu şekle gerçekten inanıyorlarsa fotokopi ile çoğaltıp- bir camiinin önüne dikilip -içeri giren cemaate bu şekilleri dağıtmalarını önerdiğimde beni siteden attırmak için
mesaj asmaya başladılar..

Eminim Hanfidostların 'hasen' yönleri bana denk gelmemiştir, ve bunlar aslında çok güzel insanlardır...

ozgur_beyin
04-05-2010, 21:53
güncelleme