PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ölümünün 67. yıl dönümü


10-11-2005, 08:27
67. ölüm yıl dönümünde atamızı saygıyla anarım ve bizden istediği "muasır medeniyetler seviyesi ne çıkmak"ı islamiyetle başaramayacağımızı onun da bir çok kere ifade ettiği gibi tekrarlamak isterim.
kalkınmak için yanlışlanabilirliği olan konulara yönelmeli(mesela bilim :D )
ve varlığı gibi yokluğunu da ispatlayamayacağımız din ve allah gibi unsurları bir kenara bırakmalıyız.

güzel ve kaliteli bir yaşam için bu, tek ve tekrarsız yaşamımızın farkına varmalı, bunun bir telaffisinin olmadığını bilmeli ve en önemlisi bunun bir sınav olmadığını anlamalıyız. ancak o zaman kaliteli şeyler üretme ve yaşama isteği uyanır içimizde. bugün dünyayı sınav zanneden müslüman toplumların hayatı boşlaması ve hayat standartlarını rolantiye almalarının nedeni budur. felsefenin önemli olduğunu bilmeliyiz, hayat felsefesi sağlam olursa buna bağlı olarak yapılan herşey de sağlam ve kaliteli olacaktır. artık kuranın ayetlerini ya da mucize olup olmadığını bir kenara bırakmalı ve hayata dair birşeylere aşık olmalı, bunları şiddetle istemeyi bilmeliyiz. içinde bu aşk olmasa ne edison elektriği bulurdu, ne de albert atom enerjisini. biliyorsunuz ki atamızın cenaze namazı kılınmamıştır, atamızı anmanın en güzel yolu, bu ulvi günümüzde dinden bir çıkış bulmanın yolunu aramak ve aklı aydınlatmaktır. bugün ateism için yapılan ameller bin gün boyunca ateist olmak için yapılan amellerin toplamına bedeldir :D (müslümanlar da anlasın bizi di mi?) bugün ateisme giden yollar ardına kadar açıktır, ateism bugün inmiştir :D
saygılar sunarım yoldaşlar

aspartam
10-11-2005, 10:37
Mustafa Kemal'in yoldaşlarla ve masonlarla pek arası yok diye biliyorum.

aspartam
10-11-2005, 11:17
Nedir Atatürk? Ne değildir?

Bugün 10 Kasım... Bakalım, gizli başyazar İlhan Selçuk, günün mana ve ehemmiyetine dair yazısını yine "darbe çağrısı"yla süsleyecek mi? Emin Çölaşan ağabeyimiz eski yazılarından birini daha, kimi küçük ilaveler yaparak, yeniden yayınlayacak mı?

Ben, Çölaşan'ın (belki de deşifre olduğu için) yapmaktan kaçınacağı şeyi yapacağım ve eski bir yazımdan arak pasajlar aktaracağım.

Evet, bugün 10 Kasım.

Çok satışlı gazetelerimizin "uzun saçlı meczup" olarak lanse ettiği Fatih Kaynak'ın Stüdyo İmge Yayınları'ndan çıkmış "İlk yarı 10-0" adlı romanını okuyorum.

Bu ülkede yaşanan "gri kasvet"in romanı... Uzun saçlı meczubun "günlerin köpüğüne" sıcak bir dokunuşu...

Soruyor yazar:

Sarı saçlı, mavi gözlü bir tabu olmaktan öte, nedir Atatürk?

Feminist dergiler okuyup evinde süs köpeği besleyen, kendisine "Atatürk yaşasaydı onun sevgilisi olmak ister miydiniz" diye sorulduğunda, "Aaah tabii ki isterdim, onun mavi gözlerine kim dayanabilir ki" diye cevap veren orkid reklamlarından çıkma kıza göre "iyi vals yapan bir yakışıklı..."

Liberal idealler taşıyan ve yurtdışında okuduğu üniversitenin amblemini arabasının arka camına yapıştıran gözü yükseklerde genç adama göre, "Türkiye'nin batıya açılan yüzü."

Her sabah temiz beyaz çoraplar giyip belediye otobüslerinde kendi kendine konuşan memur emeklisinin altmışlık kokana karısına göre, mini etek giyebilme özgürlüğü.

Kimine göre bir ateist.

Kimine göre Kur'an'da mucizesi bile olan bir dindar.

Kimine göre ikisinin ortası; laik.

Kimine göre bir diktatör.

Kimine göre 'bizi gavurdan kurtaran' bir kurtarıcı.

Ve genellikle günlük gazetelerin sol üst köşesinde bir logoydu Atatürk. Oysa bunların hiçbiri tek başına Atatürk'ü anlamaya (tanımaya) yetmezdi.

Bunların hiçbiri tek başına Atatürk olamazdı.

Herkes "bütün"den bir parçayı kendi işine geldiği gibi koparmış, kimse tüm parçaları biraraya getirmeye cesaret edemiyordu. Çünkü, gerçekte o bütünden, tüm eksikleri ve fazlalarıyla doğru Atatürk'ü görmekten korkuyorlardı. Ve başkalarının da o doğruyu görmesini engelliyorlardı...

(....)

Türkiye tipi cumhuriyeti bahşedilmiş bir hak, bir kutsal paradigma olarak algılayan Türk entelijansiyası, buradan (yani total cumhuriyet düşüncesinden) türeyen "ideoloji"nin (yani Kemalizmin) tüm sorunları çözeceğine inanır. Çağdaş ve demokrat bir Türkiye'nin jakoben uygulamalarla, kamu alanını bir ideolojik grubun kullanımına açan ideolojik umdelere sarılarak mümkün olabileceğini savunur. Bunu da "Atatürkçü düşünce" sayar. Atatürk böyle istiyormuş.

Atatürk böyle bir şey istemiyordu. Çünkü Atatürk "Kemalist" değildi.

Daha önce bin kere yazdığım gibi, Kemalizm bir Kadro (Şevket Süreyya Aydemir, Vedat Nedim Tör ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun çıkardığı "Kadro" dergisi) faraziyesidir ve Mustafa Kemal'le (yani Atatürkçülükle) ilgisi bulunmamaktadır.

Kemalizm ve Atatürkçülük (azıcık tarih ve sosyoloji okumuş olanlar bunu çok iyi bilir), farklı kategorilere işaret eden iki ayrı düşünüş biçimidir... Birincisi, halkı biat eden, pasif, edilgen varlıklar olarak görürken; ikincisi "aklı" ve "bilimi" öncelemektedir.

Fatih Kaynak "Nedir Atatürk?" diye soruyordu. Ben olsam, "Ne değildir?" diye sorardım.

Kızılelmacıların sandığı gibi Batı karşıtı değildir.

Doğu karşıtı da değildir.

TKP'yi kurdurmuştur ama komünist değildir.

Esir Türkler meselesiyle ilgilenmiştir ama Turancı değildir.

Laiktir ama din karşıtı değildir.

Zağanos Paşa Camii'nde bugünkü laiklerimizin tüylerini diken diken edecek bir hutbe okumuştur ama "dindar" değildir.

Adına "doktrin" üretilmiştir ama Kemalist değildir.

CHP'ye el vermiştir ama CHP'li değildir.

Hele, kendilerini "ilerici", "solcu", "aydınlanmacı" sayanların malı hiç değildir.


Ahmet KEKEÇ

Mutezile
10-11-2005, 11:38
İmza dergisi sorumlu yazişleri Md'ne:

_ Ahmet kekeç beyle mi görüşüyorum
_Evet
_Ben Turan Dursun. Derginizde benimle ilgili bir yazı yazmışsınız.
_Buyrun
_Nedir bu aşşağılamalar. Esans, ayakkabılık ve halı talimatnamesi varmış ve altında benim imzam varmış. Nedir bu?
_Efendim, ben mizah yazarıyım. Mizahta biraz abartma olur
_İyi ama bir şey olursa abartılır. Olmayan bir şey nasıl abartılır.?
_Görüştüğümüz zaman merakınızı gideririm
_9 çocuğum olduğunu yazıyorsunuz.Yok kardeşim.
_Yani 9 çocuğunuz yok mu?
_Yok!
_Kaç çocuğunuz var?
_3. Yalnızca 3 çocuğum var

Kekeç şaşkınlık göstermişti, ya da bana öyle gelmişti.
_yaşar kemalin romanımdan çaldığımı açıkladığımı da yazıyorsunuz. Buda yalan.
_Roman yazmadınız mı?
_yazdım.
_Götürüp Yaşar kemale okutmadınızmı?
_ Verdim okuttum, doğru. Dr. Yıldırım Aktuna benim evime getirdi Kemali.
Sonra telefonla beğendiğini ifade etti. Benim romanımdan çalıp yazması söz konusu değil!

Kekeçle uzun tel görüşmemizde benim yazılarımda tartışmaya değer bir yan bulmadığını, yazılarımı anlamadığını söylemesine:''Bu sizin sorununuz. benim yazılarımı anlayanlar var'' karşılığını verdim. Kekeçin yazısında 2000'e doğru dergisinden y ü k l ü teliflerle aylık aldığım da yazılı. Benim bu dergiden aldığım para asgari ücret düzeyindedir. Her sayısında 20 sayfa kadar yazım çıkıyor ve 50 bin tl alıyorum. ''Yüklü Telifler'' bu kadar işte.

Kekeçin yazısında''1989 Doğu Bloku değişimi ile Turan Dursunun kemalist ve sosyal demokrat olarak ortaya çıktığını görüyoruz'' iddiası var. Nerede görüyorsunuz. belgesi, isbatı örneği var mı? Hangi yazımdan yola çıktınız? kaynağınız ne??


Sevgili Turan Dursun Din Bu 3'te bu 'müteddeyin' profesyonel Müfterilerin maskesini alaşağı ediyor. Bundan 15 yıl önce..

Ağustos 1990, Teori dergisinde yayımlanmıştır. Sayı 8


PS: Kekeç denen arpacık soğanının Gazi Mustafa Kemal 'yazısı' ile bu forumu kirletmemeni temenni ederdim dostum. Akıl, vicdan, merhamet, empati gibi hasletleri tarikat vestiyerlerine asan bu muhteremlerden zerre hazetmiyorum..
...(-MuTeZiLe)

aspartam
10-11-2005, 12:11
Ahmet Kekeç kendisini takip ettiğim bir yazar değildir.Bugün yazısını tesadüfen gördüm.Kendisi hakkında şimdiye kadar olumsuz birşey duymamıştım.Yazdıklarınız doğruysa son derece üzüntü vericidir.Ahmet Kekeç'in mail adresini bulabilirsem yazınızı ona göndereceğim ve bir değerlendirmesini isteyeceğim.Vereceği cevaba göre (eğer cevap verirse)konu hakkımdaki görüşlerimi arzedeceğim.Saygılarımla.