PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İnancımı tartışmak istiyorum.


enginuysal
13-11-2005, 13:07
Merhaba,
Siteye yeni üye oldum. Birçok konuyu ve cevapları okudum. Ortada dolaşan fikirler içerisinde katılmadığım, bana göre tamamen yanlış o kadar çok sav var ki hepsine tek tek cevap yazmak tamamen bir işkence olurdu.

Okuduklarımdan ilk çıkarımım şu oldu; bu forumda yazı yazan bir takım tektanrıcılar ya da tanrıtanımazlar herşeyden önce birbirlerine hakaret etmeden, ithamlarda bulunmadan sadece fikirlerin üretilmesi ve çürütülmesi çerçevesinde tartışmayı beceremiyorlar. Forumun yöneticileri umarım bu nacizane eleştirimi dikkate alarak gerekli önlemleri alırlar.

Tartışmaya başlamadan önce konumumu belirtmeliyim ki ben de yukarıda söz ettiğim hakaret ve ithamlara maruz kalmayayım. Ben tektanrıcı bir müslümanım. Tanrı'nın varlığına, kutsal kitaplara ve Kuran'da sözü edilen peygamberlerin meşruiyetine inanıyorum. Ancak inandığım dinin tek kaynağı Kuran. Yani hadis, sünnet, icma, hocaların söyledikleri v.s. gibi dış kaynakların hepsini reddediyorum. Dolayısıyla sünnilik, alevilik v.b. hiç bir mezhebe bağlı değilim.

Kurandaki din ve uydurulan din (http://www.kurandakidin.net) isimli sitede anlatılan dine inanıyorum. Bu konularda araştırma yapan insanlar olarak bu siteyi daha önce mutlaka ziyaret etmişsinizdir. Tamamen samimi olduğuma inanacağınızı ümit ederek, içinizde benim inancımı eleştirebilecek varsa açıkca tartışmaya davet ediyorum.

Bunu yaparken umuyorum ki, yüzyıllardır hocalar, mollalar, alimler, alimcikler, hadis ravileri, kadın düşmanları v.s. bilimum mahlukat tarafından uydurularak, yavaş yavaş Tanrı'nın gönderdiği asıl dinin yerine konan uydurma dinin takipçileri, aynı zamanda tanrıtanımazlar ve diğer inanç sahiplerinden insanlar da düşünce ufuklarında yeni bir bakış açısı kazanırlar.

Saygılarımla,
Engin Uysal

burkay
13-11-2005, 13:23
HOSGELDIN KARDES SEN TEKTANRILI DINE INANIYORSUN EYVALLAH ... BIR CÜMLENDE SUNU BELIRTMISSIN :[align=center] Ancak inandığım dinin tek kaynağı Kuran. Yani hadis, sünnet, icma, hocaların söyledikleri v.s. gibi dış kaynakların hepsini reddediyorum. Dolayısıyla sünnilik, alevilik v.b. hiç bir mezhebe bağlı değilim.
SENIN BU YADIGIN CÜMLEDE HADIS DAHIL HEPSINI RED ETMEN ALLAHA KARSI BIR ISYAN VEYA ONUN GÖNDERDIGI HZ. MUHAMMEDE S.V.S EFENDIMIZIN SÖZLERINI INKAR EDIYORSUN ...YANI PEYGAMBERIMIZIN HADISLERINI INKAR EDIYORSUN ÖYLEMI ? BU NASIL MÜSLÜMANLIK SENDEKI ? GEL SIMDIK BUNU AÇIKLA VE SENIN INANCINI TARTISALIM ... BANA BIR AYET YAZARMISIN PEYGAMBERIMIZIN HADISLERININ INSANLARIN INANMAMASI GEREKDIGINE ... TEKRAR HOSGELDIN ...

enginuysal
13-11-2005, 13:55
BANA BIR AYET YAZARMISIN PEYGAMBERIMIZIN HADISLERININ INSANLARIN INANMAMASI GEREKDIGINE

Hal böyleyken Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?
45 Casiye Suresi 6

Muhammed peygamber öldükten yaklaşık 200 sene sonra garip şeyler olmaya başladı. Başta Buhari denilen kişi ve birçok başka kişi Muhammed peygambere iftira niteliğinde hadisler uydurmaya başladılar. Bu olay öyle gelişti ki artık hemen hemen her konuda sözde Muhammed peygamberin söylediği bir hadis vardı. Öyle ki; belli bir bahçenin hurmasını övmek için bile hadis uyduruldu. En son gündemdeki köpek-melek saçmalığı mesela. Dahası bu hadisleri uyduranlar çoğu zaman Kuran'la tutarlılıklarını bile kontrol etme gereği duymadılar. Mesela; sünnilerin en çok itibar ettiği Kütüb-i Sitte'de yer alan hadislere göre orucu bilerek bozmanın cezası 60 gün yeniden oruç tutmaktır. Oysa ki merhametli ve şefkatli Tanrı'nın gönderdiği kitapta orucu bilerek ya da bilmeden bozanın ilk etapta yapması gereken şey tutamadığı günü tekrar tutmaktır. Bunlar sadece bir iki örnek, tabii ki örnekleri çok fazla sayıda çoğaltmak mümkün.

Sokaktaki insan öğrensin diye gönderilen din, bu hadisler sayesinde bir hacı, hoca, molla, aracı dini oldu. Her türlü yasağı savunan, kadınlara hayatı bir işkenceye çeviren, insanlara düşünmeyi ve sorgulamayı yasaklayan bu hadis dini sadece son kitabın peygamberinden sonra değil, diğer kitapların peygamberlerinden sonra da üretilmişti aslında. Mesela İsa peygamberin insanlığa mesajı Muhammed peygamberin mesajından farklı değildi: Ten Tanrıya ve ölümden sonraki yaşama inanç. Ama İsa peygamber öldükten sonra onu da putlaştırdılar, tıpkı şimdi ki müslümanların, görevi sadece elçilikten ibaret olan Muhammed peygamberi putlaştırdıkları gibi. Tanrı kitapta, peygamberler arasında ayrım yapılmamasını, onların biricik görevinin mesajı iletmek olduğunu söylemesine rağmen, uydurma hadislerle Muhammed peygambere olmadık mucizeler atfettiler. Onun cinsel gücünü bile bir mucize olarak göstermek patavatsızlığına kadar gitti iftiraları. Ne yapıp yapıp peygamberler yarışında Muhammed peygamberi birinci yapmalıydılar ve hadisler yoluyla bunu yapmaya çalışırken varolan dini yerle bir ettiler.

Çok fazla uzatmak istemiyorum, itirazlarınız doğrultusunda devam edelim.

Aciz_bir_kul
13-11-2005, 13:59
Burkaycım; engin uysal onu kasdetmedi. islaiyete olmadığı hadle islamiyette varmış gibi gösterilen bazı inanışlar ve uydurulan hadislerin olduğu söyledi. hadis ne olduğunu hepmiz biliyoruz. hadis kuran ile tasdiklenmediği müdettçe gerçek olduğu tartışılır. istersen imam buharinin kitaplarında yazsın. hiç farketmez. kurana ters ise hadis değildir.

şim sana bir hadis söyliyeyim.

Hadis: "Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.”
Müslim İman 302, Buhari 97/24,10/29, Hanbel 3/1

Hadis: "Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim.”
Hanbel 5/243

Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
BuhariTesavir, 89

bende resim yapan birisiyim. neden en şiddetli azaba uğratılayımki.

bunun gibi bir sürü hadis vardır. bunların kuran-ı kerim ile bir alakası dahi yoktur. enginin anlatmak istediği bu idi.

13-11-2005, 14:14
Merhaba;

Şöyle demişsiniz...

Yani hadis, sünnet, icma, hocaların söyledikleri v.s. gibi dış kaynakların hepsini reddediyorum

Ardından da

Hal böyleyken Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?
45 Casiye Suresi 6

Ayetin aslı:

45:6- İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah'a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar? (elmalılı)

İçeriğine baktığımızda:

1- Hâ, mîm
2- Bu kitap, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiştir.
3- Şüphesiz göklerde ve yerde müminler için birçok âyetler vardır.
4- Sizin yaratılışınızda ve çeşitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
5- Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın gökten bir rızık sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.
6- İşte bunlar, Allah'ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah'a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?

7- Her günahkâr kişinin vay haline!

8- O kimse Allah'ın kendisine okunan âyetlerini işitir de, sonra sanki kibrinden hiç işitmemiş gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele!

9- Âyetlerimizden birşey öğrendiği zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır.
Peki ne kastediliyor"

Sizin çeviriniz uydurma reformist müslümanların yaptığı aldatıcı ve sahtekar bir çeviridir...Ayette denen "HANGİ YALAN SÖZE İNANIYORLAR"dır....Hadis de aslında "söz" anlamına geldiği için bu benzerlikten yararlanarak bir sahtekarlıkla ayeti "HADİS" diye çeviriyorlar....Ayette belirtilmek istenen tarihsel belge niteliğindeki elimizde olan hadisler değildir..Ayetin İÇERİĞİ DİKKATLİCE OKUNDUKTAN SONRA GÖRÜLECEĞİ GİBİ "yalan sözler" ile ilgili kastettiği

Muhammed'e Kur'an'a atılan iftiralar ve Kur'an'a imansızlıktır...Elimizdeki tarihsel belge niteliğindeki hadislerle ilgisi yoktur...


Daha önce de yazmıştım ama tatmin edici bir cevap alamadım:

Kur'an hadisler olmadan kilitli bir kitaptır anlaşılması mümkün değildir...

Kur'an'daki ayetlerin neden nasıl ne zaman niye ne şartlar altında indiğini anlamamız için mutlaka hadislere ve diğer islami kaynaklara başvurmalıyız..Bu da zaten benim fikrim değil genel olarak islam aleminin fikridir....Muhammed ne zaman doğmuştur nasıl yetişmiştir kişiliği nasıldır? Nedir ne değildir? Bunları sadece Kur’an’a bakarak nasıl anlayacağız?

Hadis karşıtı neo müslüman/ reformist müslümanlara şu ayetleri Kur'an'dan başka HİÇBİR belgeye hadise..vs dayanmadan tam olarak açıklamalarını rica ediyorum madem Kur'an apaçık bir kitap buyrun açıklayın.. aşağıdakiler sadece birkaç örnek:

3:44-" İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir "Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?" diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın"

2:104- "Ey iman edenler! "râine" demeyin, "unzurna" deyin ve iyi dinleyin, kâfirler için elemli bir azap vardır."

2:174-" Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardır."

2:189- "Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz."

3:140- Eğer size bir yara değmişse, o topluma da benzeri bir yara dokunmuştu. O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. Allah'ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.

3:153- Peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyuna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üstüne gam verdi ki, ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır

3:165- “iki katına uğrattığınız bir musibet size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir.”

111: “1- Ebu Leheb'in elleri kurusun zaten yok oldu ya.

2- Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.
3- (O), alevli bir ateşe girecektir.
4- Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir).
5-Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır.”

Bu ayetler tam olarak neyi anlatıyor? Neden inmiş?

Saygılarımla;

hasan_
13-11-2005, 14:22
Merhaba Sevgili Engin Uysal,

Öncelikle şunu söyleyeyim ki, bir zamanlar ben de aynı senin gibi düşünüyordum. Yani, benim için tek kaynak Kuran-ı Kerim'di, Hadis-i Şeriflerin, vs doğruluğu tartışılır olduğundan bu kaynakları inançlarıma karıştırmıyordum. Çünkü gerçekten onların da içlerinde çok fazla çelişki var. Senin gibi, benim de bir mezhebim yoktu, kısacası Kuran tek kaynaktı. Dindar da bir müslümandım. 5 vakit olmasa da namaz kılmaya çalışırdım.

Fakat, daha sonrasında bir takım şeyleri araştırmaya, sorgulamaya başladım. Ve dinimde kabullenemeyeceğim bazı şeylerin farkına vardım.

Örneğin ilk belirgin kabulsüzlüğüm, kadın erkek eşitsizliği üzerineydi. Ben bir erkeğim, fakat benim dinim eğer evrensel olduğunu iddia ediyorsa kadına da erkeğe de eşit miras hakkı tanımalıdır. Mahkemelerde kadına da erkeğe de eşit şahitlik hakkı vermelidir. Bu dediklerim Kur'an-ı Kerim'de açıkça reddediliyor, üstüne üstük Nisa Suresi 34. Ayet de diyordu ki:

"Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse DÖVÜN. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. "

Sonra Düşünmeye başladım. Bunlar 1400 yıl öncesine yönelik ayetler olmalı, o zamanın şartlarına göre olduğu için biz müslümanlar bu devrin şartlarına göre hareket etmeliyiz. Günümüzde bu nedenle laikliği benimsemeliyiz ki en güzel rejim budur.

Fakat Kur'an ayetleri yüzüme bir tokat gibi iniyordu:

“Senin Rabbinin sözleri doğru ve güvenilir şekilde tamamlandı. Artık Allah’ın sözlerinde bir değiştirme olmaz. (Allah) işiten ve her şeyi bilendir.” (Enam Surasi 115. ayet)

“Ey iman edenler! Allah’ın ve Rasulü’nün önüne geçmeyin, Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah işiten ve bilendir.” (Hucurat Suresi 1. ayet)

“Allah ve Rasulü bir hüküm verirse, erkek olsun kadın olsun mü’min için başka seçenek yoktur. Kim Allah’a ve Rasulüne isyan ederse, apaçık sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzap Suresi 36. ayet)

“Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.” (Maide Suresi 44. ayet)

“Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.” (Maide Suresi 45. ayet)

“Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir.” (Maide Suresi 47. ayet)

“Şüphesiz ki hüküm yalnız Allah’ındır ki yalnız kendisine kulluk etmenizi emir vermiştir.” (Yusuf Suresi 40. ayet)

"Sana ve senden önce indirenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Tağutu inkar etmekle emredildikleri halde tağut ile muhakeme olmak istiyorlar. Oysa şeytan onları uzak sapıklığa götürmek istiyor." (Nisa Suresi 60. ayet)

“Cahiliye hükmünü mü istiyorlar? Kesin şekilde inanan insanlar için Allah’ın hükmünden daha güzel hüküm mü var?” (Maide Suresi 50. ayet)


****

Kısacası bu kurallarda herhangi bir reform da yapamıyorduk. 1400 yıl öncesinin şartlarına göre yazılmış bu kitaba harfiyen uymak zorundaydık. Ama bu çağımızın gerçekleriyle örtüşmüyordu. Eğer bu kitap Allah katındansa ve EVRENSELse neden çağa ayak uyduramıyordu? Eğitimsiz bir erkeğin şahitliği iki tane eğitimli doktor ve avukat kadının şahitliğiyle eşit mi sayılmalıydı günümüzde? Üstelik bir reform hakkımız da, laiklik hakkımız da bulunmamalı mıydı?

Bunlar benim kafamdaki Tanrımın yapmayacağı şeylerdi.

Bir de Kuran mucizeleri konusu vardı. Hep onun Allah katından olduğuna dair bir delildi. Fakat araştırınca bunların da gerçek olmadığının farkına vardım.

Sonuç itibariyle bugün ben Müslüman değilim. Fakat halen senin gibi Tek tanrı inancına sahibim. Fakat benim tanrım, 1400 yıl öncesinin kurallarına saplanmamızı isteyen, eşitsizlikleri savunan, bizi cehennem tehditleriyle korkutan bir Tanrı değil. O, bize şu an sahip olduğumuz aklı ve özgür iradeyi vermiş ama bir din göndermemiş olan, ona akılla ulaşmamız gereken, doğanın üstün programlayıcısı. Ben bu Tanrı'ya inanıyorum ve çok da huzurluyum.

Elbette bu benim için kolay olmadı, bilgilendikçe, araştırdıkça aklımdaki korkuları yenebildim.

Sevgili Kardeşim,

Aklına bir şey takılırsa lütfen sormaktan çekinme.

Sevgiler...

burkay
13-11-2005, 14:29
ENGIN UYSAL KARDES AYET BU SEKILDE : 6. İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? BURDA HANGI HADISE INANIN DEMIYOR SAPTIRMA KONUYU HANGI SÖZE DIYOR ? INANMIYANLARIN O DÖNEMDE EDEBIYATLARI ÇOK KUVVETLIYDI ... ONLAR EDEBIYATLARIYLA OLAYLARI ÖRTBAS ETMEK ISTIYORLARDI KENDI SÖZLERIYLE SONRA BU AYET INDI ... PEYGAMBERIMIZIN HADISLERINE INANMIYOR DEMIYOR ... SONRA UYDURUK HADISLERE BEN DE INANMIYORUM AMA HEPSINE INANMIYORUM DEMEK YANLIS VE INANCIMIN ZAYIFLIGININ GÖSTERGESI OLUR ... SEN KURANI KERIMIN DOGRULTUSUNDA GIDIYORSUN BENDE ... BAK SANA BIR HADIS :Canım kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!"
SENCE BU HADIS KURANA UYUYORMU UYMUYORMU ?

enginuysal
13-11-2005, 16:09
BU YAZI UZUN COPY-PASTE İÇERDİĞİ İÇİN TARAFIMDAN SİLİNMİŞTİR. LÜTFEN COPY-PASTE YAPIP FORUMUMUZU KİRLETMEK YERİNE İLGİLİ SAYFANIN LİNKİNİ YAZINIZ. CEM

hasan_
13-11-2005, 16:35
Sayın Engin Uysal,

Kopyala Yapıştır tekniğini biz de yaparız. Web sitelerini okumasını biz de biliyoruz.

Kendi düşüncelerinizi yazmanızı tercih ederdim.

Ben ve diğer arkadaşlar sizin düşüncelerinizden yola çıkarak size hitaben cevaplar yazdık, sizin de bize hitaben kendi cümlelerinizle bir şeyler söylemenizi tercih ederdim. Açıkçası gösterdiğimiz emeğe yazık.

Söyledikleriniz şu adreste zaten mevcuttur: http://www.kurandakidin.net/bolumler/04hadislerinincelenmesi.htm

aragonn
13-11-2005, 16:47
siteden link verilen www.theworldprinciple.com de ilginç ikisinide incelemenizi tavsiye ederim.

enginuysal
13-11-2005, 17:00
Merhaba Hasan,
Yazdıklarından anlıyorum ki, sen de tıpkı benim gibi sorgulamadan inanmayanlardansın. Ancak zamanla aramızda oluşan tek fark, yaşam beni Kuran ışığında sorgulamaya devam etmeye iterken, seni (benim düşünceme göre) yanlış çıkarımlar yapmaya itmiş. Beni kardeş olarak adlettiğin için teşekkür ediyorum ve bu tartışmanın ikimiz için de en yüksek düzeyde faydalı olmasını diliyourum kardeşim.

Örneğin ilk belirgin kabulsüzlüğüm, kadın erkek eşitsizliği üzerineydi. Ben bir erkeğim, fakat benim dinim eğer evrensel olduğunu iddia ediyorsa kadına da erkeğe de eşit miras hakkı tanımalıdır. Mahkemelerde kadına da erkeğe de eşit şahitlik hakkı vermelidir. Bu dediklerim Kur'an-ı Kerim'de açıkça reddediliyor, üstüne üstük Nisa Suresi 34. Ayet de diyordu ki:

"Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah'ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse DÖVÜN. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. "

KADINLARIN ŞAHİTLİĞİ

Kuran’la ilgili gelenekçilerin çarpıttığı konulardan biri de kadının şahitliği konusudur. Kuran kadın ile erkeğin şahitliğini bir tutar, hiçbir yerde bir erkeğin şahitliği iki kadına eşittir diye geçmez. Örneğin zinanın tespitinde 4 şahit gerekir (günümüzde bunun için dna testi kullanılıyor, yani 4 adet gen, istersen daha da açabilirim bu konuyu) ve Kuran’da bu şahitler 4 kadın veya 2 erkek, 4 erkek veya 8 kadın gibi ifadeler kullanılmadan 4 şahit diye belirtilir. Yani herhangi 4 şahit işlevi görür, kadın erkek ayrımı yapılmaz. İstisnai, yanlış anlaşılan konu ise Bakara suresi 282. ayette, vadeli borçlanmalarla ilgili konuda geçer. Bu ayette borçların yazılması ve yazıcı ile şahitlerin bu görevden kaçmamaları geçer. Ayrıca ayetin sonunda yazıcıya ve şahitlere zarar verilmemesi gerektiği geçer. Görüldüğü gibi maddi menfaatlerin söz konusu olduğu bu konuda şahitlik insanların kaçındığı bir görevdir. Allah da bu kaçınılan görevi erkeklere yükleyip, iki erkek şahit bulunmasını söyler. Dikkat edin ayette iki erkek veya dört kadın şahit bulun diye geçmez, direkt iki erkek şahit bulunulması geçer. Böylece ticaretle daha az uğraşan ve baskılara karşı daha hassas olan kadın bu kaçınılan vazifeden korunur. Eğer iki erkek bulunamaz ve bir erkek bulunursa o zaman bir erkek ve iki kadın bulunması gerekir. Böylece hem şahit sorunu çözülür, hem olumsuz bir durumun ortaya çıkışı ihtimalinde bir erkekle bir kadının karşı karşıya kalması önlenip kadın korunur. Ortaya borcun miktarı konusunda bir yanlış anlama çıktığını düşünelim. İki şahidin farklı şahitliği durumunda kadın, erkekle karşı karşıya kalacak ve iki taraftan birinin yalancı olduğunun kesin olduğu bir ortamda yoğun stres ve baskı altında kalacaktır. Oysa bir erkek, iki kadın şahitle şahit sayısı üçe çıkınca mesuliyet dağılacağı için şahitlikteki stres azalacak ve baskı yapmak isteyen art niyetli kimselerin bu sefer iki kişiden birini değil, üç kişiden ikisini kandırmaları gerektiği için işleri zorlaşacaktır. Kadınların baskılardan korunmasını sağlayan bu uygulamayı anlamayanlar; kadını baskılardan koruyup, kaçınıldığı belirtilen bir mesuliyeti erkeğe yükleyen bu ayeti anlamayarak, bir erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine eşittir diyerek Kuran’ı çarpıtmışlar ve evvelki uydurma izahlarından kaynaklanan bakış açılarını bu alana da sokmuşlardır. Oysa bu ayet dışında Kuran’da geçen diğer şahitliklerde kadın, erkek ayrımı yoktur. Eğer böyle bir ayrım olsa Allah bunu ya her şahitlikle ilgili ayette belirtir, ya da bir erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine eşittir diye genel bir hüküm koyardı. Böyle bir hükmün olmaması böyle bir durumun da olmadığını gösterir. Ticaretle tarihin her döneminde daha az alakalı olan kadın, ticaretle alakasının azlığı veya baskıya uğraması sonucu doğru şahitlikten saparsa diğer kadının hatırlatması sonucu bu zorluğu aşabilir ve mesuliyeti paylaşıp mesuliyetini azaltır. Ayette “Yazana da, şahitlik edene de zarar vermeyin. Yapacak olursanız doğru yoldan sapmış olursunuz.” şeklindeki ifadeyi şahide ve yazıcıya yapılan baskıyı ve bu bağlamda ayetin mantığını anlamak için gözönünde bulundurmamız gerekmektedir.

KADINLAR DÖVÜLÜR MÜ?

Kuran’da geçen kadınla ilgili en yanlış anlaşılan ayetlerden biri de Nisa Suresi 34. ayet olmuştur. Bu ayeti iki yazardan alıntılarla inceleyelim. Prof. Yaşar Nuri Öztürk şöyle demektedir: “Bu ayet erkeklerin mutlak anlamda üstünlüklerinden değil, varlık yapılarındaki bir farklılıktan bahsediyor. O da erkeklerin kadına “kavvam” yani koruyucu, kollayıcı, gözetici olmalarıdır. Ne var ki Kuran ayetlerini, kadını horlamak için pervasızca tevil eden ve sürekli anlam kaydırmaları yapan çoğu müfessirler bu kavvam kelimesini hakim, yönetici gibi Kuran’daki kullanımına uymayan anlamlar vererek erkek despotizmine gerekçe yapmışlardır. Aynı ayetteki “fadribu” kelimesi Kuran’da kullanılan anlamlarından yalnız bir tanesiyle kayıtlanmış ve emirden hep dövmek çıkartılmıştır. Bütün tevillerini ve yorumlarını kadın aleyhine yapan yaklaşımlardan zaten başka bir şey beklenemezdi. Oysa ki, kelimenin diğer anlamları ayetin amacını ve düzenlenen konunun maksadını çok daha doyurucu biçimde önümüze koymaktadır. İşin esası şu ki, Kuran birçok yerde sergilediği kelam mucizesini burada da sergileyerek, bir tek kelimeyle birkaç alternatifi birden vermiştir. Biraz teknik detay verirsek şunları söyleyeceğiz: “Fadribu” emrinin kökü olan “darb” kelimesinin 30’a yakın anlamından en önemlileri “vurmak, dövmek, huruc(çıkmak), zehab(gitmek) ve dolaşmaktır”. (Bakın İbn Mansur, Lisanul Arab, Darb Maddesi) Durum bu olunca konumuz olan ayetteki emri bu anlamların muhtemel olan herbiriyle değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre emri aynı zamanda ifal kalıbından da anladığımızda ifade ettiği manalar şunlar olur. 1 Onları evden çıkarın , 2 Onları bulundukları yerin dışına gitmek zorunda bırakın, 3 Onları dövün. Kuran böylece içinde bulunulan duruma ve karşılaşılan şartlara göre bu üç seçenekten birinin kullanılmasını istemektedir. Ve dikkat edilirse ilk iki seçenek düzenlenen konuda sonuç almak bakımından hem insan psikolojisine hem de hukuk mantığına daha uygundur.” (Yaşar Nuri Öztürk, Kuran’daki İslam, sayfa 552554)

Dr. Edip Yüksel ise aynı ayetin yanlış anlaşılması ile ilgili şu izahları yapar: “Ayette geçen (erricalü kavvamune alennisai) ifadesinin erkekler kadınları gözetir, yahut kadınların geçiminden sorumludur biçiminde çevrilmesi gerekirken gördüğüm tüm Türkçe mealler buradan erkeğin kadınlar üzerinde otoriter olduğu anlamını çıkarmışlardır. Nisa 135’te geçen “kavvam” kelimesine “gözeten, tam yerine getiren, ayakta tutan” gibi anlamlar veren meallerimiz neden Nisa 34’te geçen aynı kelimeye “hakim, yönetici” gibi farklı anlamlar vermektedirler. 5, Maide Suresi 8. ayette geçen “kavvam” kelimesine de aynı şekilde “gözeten, ayakta tutan” anlamını veren meal yazarlarımız, neden kadınlar söz konusu olunca kelimenin anlamını değiştirip sertleştirme ihtiyacı hissetmişlerdir? “Kavvam” kelimesi “kvm” kökünden türer. Bu kökün türevlerinin geçtiği tüm ayetleri incelersiniz hiçbir yerde yönetici hakim anlamını bulamayacaksınız. Aynı ayetteki “badehum” kelimesindeki “ hum” zamirini sadece erkeklere gönderdiğinizde anlam şöyle olur: “ Allah, erkeklerin bazısını bazılarına üstün kılmıştır.” Bu anlam kuşkusuz ayetin içinde bulunduğu metinle uyuşmamaktadır. Ancak “ badehum” kelimesindeki “hum” zamirini erkek ve kadınlardan oluşan karma bir topluluğa gönderdiğinizde anlam şöyle olur: “Allah, erkeklerin ve kadınların bazısını bazılarına üstün kılmıştır.” Türkçe’ye en uygun çeviri şöyle olabilir: “Allah, her birine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir.” Nisa 34 ayetindeki “idribuhanne” kelimesi “ o kadınları dövün” diye çevrilmiş. Bu kelime üzerinde incelemeye geçmeden önce karı koca ilişkisi üstüne Kuran’ın bir değerlendirmesini hatırlatmak isterim. 30, Rum suresi 21. ayette şöyle geçer: “Kendileriyle rahatlayıp huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir. Düşünen bir toplum için bunda işaretler vardır.” Görüldüğü gibi evliliğin amacı sevgi ve merhamete dayalı huzurdur. Herhangi Arapça bir sözlüğe bakarsanız bu kelimenin altında uzun bir anlamlar listesini bulacaksınız. Denilebilir ki “daraba” kelimesi Arapça’da en zengin anlama sahip kelimedir. Arapça’da parayı Daraba yaparsın yani basarsın. Nitekim “darphane” Arapça, Farsça bileşimi bir kelimedir. Arapça’da greve gitmek “Drab” tır. Türkçemizde de vurmak kelimesi aynı şekilde değişik anlamlarda kullanılır. Tutmak ve çalmak da öyle. Radyoyu çaldım diyen birisi bu ifadeyle ya hırsızlığını itiraf eder, ya da radyoyu kullandığını bildirir. Nitekim “idrib” kelimesi de “çık dışarı” anlamına gelir. Kuzey Afrika’da Arapça konuşanlar hala “ Daraba” fiilinin emir kipini bu anlamda kullanmaktadırlar. Çok anlamlı bir kelimeyle karşılaştığımızda uygun olan anlamını metnin içeriğini, kullanış biçimini ve sağduyuyu dikkate alarak seçeriz. Örneğin 13, Rad suresi 17. ayetindeki “ Daraba” kelimesini açıklamak yerine dövmek olarak anlasaydık saçma bir sonuçla karşılaşırdık: “ İşte Allah hakkı ve batılı böyle döver.” Nisa 34’teki “nuşuz” kelimesi de meallerde şirretlik, itaatsizlik olarak çevrilmiş. Halbuki bu kelime flörtten başlayarak gayri meşru cinsel ilişkiye kadar uzanan sadakatsizlik ve iffetsizlik anlamını da içerir. Nitekim Nisa 34 ayetini dikkatle incelediğimizde bu ikinci anlamın sözün gelişine daha uygun olduğunu görüyoruz. Nisa 34 ayeti sadakatsiz ve iffetsiz davranan eşine kocasının nasıl davranacağını öğretiyor. Bu uygunsuz tavrın başlangıcında koca öğüt vermeli. Eğer kadın başkasıyla flörte devam ederse kocası yatakları ayırmalı. Eğer bu da yarar sağlamaz ve kadın işi zinaya kadar götürürse, o zaman kocası onu evden çıkarmalı. Erkeğini kandırarak evlilik anlaşmasına ihanet eden bir kadını dövmek nihai bir çözüm olamaz. Ancak ondan ayrılmak ameliyat gibi sıkıntılı da olsa bir çözümdür.” (Dr. Edip Yüksel, Türkçe Kuran Çevirilerindeki Hatalar, sayfa 1320)

Yaşar Nuri yorumuyla beraber “ Darabe” köklü kelimeye iki ayrı manasını çizgiyle ayırarak ayeti çevirir ve uygun mananın düşünülüp, araştırılmasını mealinde bize bırakır.

Erkekler, kadınları gözetip kollayıcıdırlar. Şundan ki, Allah insanların bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır. İyi ve temiz kadınlar saygılıdırlar. Allah’ın kendilerini koruduğu gibi gizliliği gereken şeyi korurlar. Sadakatsizlik ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin. Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa onlar aleyhine başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür.

4 Nisa Suresi 34 Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk çevirisi

Edip Yüksel ise yukarıda alıntıladığım açıklamalarından sonra ayeti şöyle çevirir:

Erkekler kadınları gözetmekle yükümlüdür. Zira Allah, herbirine farklı yetenekler ve özellikler vermiştir. Nitekim erkekler evin geçiminden sorumludur. Erdemli kadınlar (Allah’ın yasasına) boyun eğer ve Allah’ın korumasını emrettiği (onur ve iffetlerini) tek başlarına bile olsa korurlar. Onur ve namusları konusunda endişe duyduğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarınızı ayırın, nihayet onları çıkarın. Ancak sizi dinleyip vazgeçerlerse onlara karşı bir yol aramayın. Allah yücedir, büyüktür.

4 Nisa Suresi 34Dr. Edip Yüksel’in çevirisi

KADIN VE MİRAS

Kuran’ı bütünsel olarak değerlendirmemek yüzünden kadınlarla ilgili yanlış anlaşılan diğer bir konuysa miras meselesidir. İlk anlaşılması gereken mesele, Kuran’a göre mal, para v.b.’nin paylaşımında önceliğin vasiyette olduğudur. Kuran’ın bu açık hükmünü geleneksel İslamcılar “Varise vasiyyet yoktur.” şeklinde uydurma bir hadisle ortadan kaldırma cüretini göstermişlerdir. Kuran’a göre önce vasiyet ve borçlar halledilir. 5Maide suresi 106. ayette, 2Bakara suresi 180. ayette vasiyet yapılmasının söylendiğini görebiliriz. 4Nisa suresi 11. ve 12. ayette de Allah tavsiye ettiği paylaşmayı anlatırken, bu paylaşmanın vasiyet ve borçların halledilmesinden sonra olduğunu söyler. Kadın ve erkek mirasını incelerken Kuran’ın tüm sistemi içinde para akışını, maddi ilişkileri anlarsak mirastaki paylaşmayı daha iyi anlarız. Kuran’a göre erkek evlenirken kadına mehir verir. (Mehir kadına verilir, kadının ailesine değil) Kuran mehirin miktarını belirtmediği için örneğin maddi ihtiyaç halinde olan, evini yurdunu terkedip evlenecek olan kadın yüksek mehir olarak ev, araba v.b. isteyebilir. Koca adayıyla bu mehirde anlaşırsa evlilik olur. Yok kadının durumu iyiyse ve böyle bir mehire ihtiyacı yoksa mehir bir yüzük, bir hediye, bir takı v.b. de olabilir. Kuran mehirin uygun bir tarzda verilmesini ister, miktarını belirlemeyerek birçok konuda oluşturduğu esnek ortamı burada da oluşturur. Mehir iki tarafın üzerinde anlaştığı bir miktardır. Fakat her durumda erkekten kadına bir maddiyat transferi mehirle gerçekleşir. Ayrıca Kuran’a göre erkek, kadının ve çocukların geçimini üstlenir. Eğer boşanma olursa çocukların masrafları, anne çocuğu emziriyorsa annenin de masrafları, Kuran’a göre erkeğin yükümlülüğündedir. Yani Kuran’a göre erkek hem mehirle hem de karısının ve çocuklarının masraflarını karşılamakla kadına yüklenmeyen bu masraflardan sorumlu tutulur. Dul kalan kadınların ise aldıkları mehir ve diğer varlıkları geçinmelerine yeterli değilse, ihtiyaçları varsa uygun tarzda geçindirilmeleri Allah’tan korkan herkesin vazifesidir.(2Bakara suresi 241) Görüldüğü gibi erkeğin parası, maddi varlığı sürekli bölünür ve üzerinde birçok sorumluluk vardır. Buna karşı Allah, erkek çocuğa, kız çocuğunun iki katı miras önerir.(4Nisa suresi 11) Miras ile ilgili teferruatlar Nisa suresi 11.,12. ve 176. ayette okunabilir. Mirasçı olan anne, baba ise mirastan ikisi de altıda bir olarak eşit hisse alırlar. Görüldüğü gibi Allah erkeğin malını böleceği, iş kurmak için sermaye gerekeceği yaşlarda kız kardeşinin iki katı önermektedir. Fakat çocuğu ölen anne ve babalarda böyle endişelerin olması pek muhtemel değilken önerilen miras her birine hem erkek babaya, hem kadın anaya altıda birdir.

Kimi insanların şu anda devir böyle, artık kadınlar da çalışıyor, oğlumun hanımı da, kendi de zengin, kızımın kocası da kendisi de fakir gibi kendi özel şartlarını ifade eden durumları oluşabilir. Daha evvel de dediğimiz gibi Kuran’da aslolan vasiyettir, tüm bu miras dağıtımları vasiyet ve borçlardan geri kalan içindir. Kişilerin bu tarz özel durumları, özel istekleri varsa vefat etmeden kızlarına bırakacakları vasiyetle oğullarıyla mirası dengeleyebilir ve Kuran’ın izin verdiği bu esneklikten yararlanabilirler. Bu konuda da gördüğümüz gibi sorun Kuran’a şartlı yaklaşımlarda ve Kuran’ı bütün olarak kavramaya çalışmamaktadır. Yoksa Kuran her konunun en mükemmel şekilde çözüleceği şartları sağlamıştır.

Bir de Kuran mucizeleri konusu vardı. Hep onun Allah katından olduğuna dair bir delildi. Fakat araştırınca bunların da gerçek olmadığının farkına vardım.
Bu konuyu biraz açarsan, daha teferruatlı tartışabiliriz. Hangi mucizelerden bahsediyorsun?

O, bize şu an sahip olduğumuz aklı ve özgür iradeyi vermiş ama bir din göndermemiş olan, ona akılla ulaşmamız gereken, doğanın üstün programlayıcısı. Ben bu Tanrı'ya inanıyorum ve çok da huzurluyum.

Allah pisliği aklını kullanmayanların üzerine yağıdırır.
10-Yunus Suresi 100

Saygılarımla,
Engin Uysal

enginuysal
13-11-2005, 17:07
Sayın Engin Uysal,

Kopyala Yapıştır tekniğini biz de yaparız. Web sitelerini okumasını biz de biliyoruz.

Kendi düşüncelerinizi yazmanızı tercih ederdim.

Ben ve diğer arkadaşlar sizin düşüncelerinizden yola çıkarak size hitaben cevaplar yazdık, sizin de bize hitaben kendi cümlelerinizle bir şeyler söylemenizi tercih ederdim. Açıkçası gösterdiğimiz emeğe yazık.

Söyledikleriniz şu adreste zaten mevcuttur: http://www.kurandakidin.net/bolumler/04hadislerinincelenmesi.htm

Selam Hasan,
Düşüncelerimin kaynağını daha ilk iletimde yazmıştım hatırlarsan. Ben buradaki tartışmayı tanrıtanımazlarla yapacağımı sanırken, hadislamcılar daha fazla itirazlar yaptı. Ben de yol katetmek için hazır yazıyı aldım sadece. Kaldı ki bunlar aynen benim düşüncelerim.

Ayrıca yazarını bilmediğiniz bir yazının bana ait olmadığı sonucuna nasıl vardınız?

Yazının sahibini açığa çıkarmak yerine, içeriğe yönelik fikir tartışmaları itibarınızı daha da artıracaktır diye düşünüyorum.

Saygılarımla,
Engin Uysal

burkay
13-11-2005, 17:17
ENGIN UYSAL KARDES BENIM SORDUGUM SANA NEYDI SEN NEDEN BAHSEDIYORSUN BANA ... SANA BEN DE SIMDIK BIRSEYLER COPYA EDIP PASTE EDICEM : Uydurma hadîs nasil anlasilir?


Peygamber efendimizin vârisleri, vekîlleri olan âlimlere olan i'timâdi sarsmak için, Ingilizler asirlardir, Islâm âlimlerinin kitaplarinda uydurma hadîs olabilecegini telkîn etmeye çalismislar, bunda da oldukça basari sagladiklari, bir çok genci zehirledikleri anlasilmaktadir.
Bir müctehid, baska bir müctehide hatâ ettin demez. (Ictihâd ictihâd'la nakzedilemez) [Mecelle m.16)

Dört mezhebde birbirinden farkli hükümler vardir. Fakat hiçbiri, digerini sapiklikla, hatâ etmekle ithâm etmemistir. Çünkü hadîs-i serîflerde buyuruluyor ki: (Âlimlerin farkli ictihâdlari, mezheblere ayrilmalari rahmettir.) [Beyhekî]

Hanefî ve Hanbelî'de gusülde agzin içini yikamak farz iken, Mâlikî ve Sâfiî'de farz degildir. Bunun için mezhebin birine dogru, ötekine yanlis denemez.

Her müctehidin bir hadîsten hüküm çikarmasi farklidir. Bir müctehidin sahîh dedigi bir hadîse, baska bir müctehid mevdû' diyebilir.

Muhaddis mevdu derse

Hadîs ilminde müctehid bir âlim, bir hadîse mevdû' derse, diger müctehidler buna sahîh diyebilir. Çünkü mevdû' diyen müctehid, bir hadîsin sahîh olmasi için lüzûm gördügü sartlari tasimiyan bir hadîs için, "Mezhebimin usûlünün kâidelerine göre mevdû'dur" der. Ya'nî bu sözün hadîs oldugu bence anlasilamamistir, der. Yoksa, "Bu söz, Peygamber efendimizin sözü degildir" demek istemez. Ayni hadîs için baska bir müctehid sahîhtir diyebilir. Sahîh oldugunu söyleyen müctehid ötekine, "Peygamber efendimizin bu sözüne nasil mevdû' dersin?" demedigi gibi, öteki de, "Bu uydurma söze sen nasil hadîs diyebilirsin?" demez. Diyelim ki, Süyûtî ve Zehebî gibi hadîs âlimleri, Imâm-i a'zâm ve Imâm-i Gazâlî hazretlerinin sahîh dedigi bir hadîse mevdû' dese, o hadîs, ancak bu iki zâta göre mevdû' sayilir. Hadisi bildiren imâmlara göre yine sahîhtir. Fakat Aclûnî, hadîs imâmlarinin bildirdigi hadîs-i serîflere mevdû derse, o hadîs mevdû olmaz.Peygamber efendimizin, mu'cize olarak gelecekten haber veren birçok hadîs-i serîfleri vardir. Bunlarin çogu çikti. (Uydurma hadîs çoktur, Kur'ân okuyalim) diyenlerin de çikacagini bildirerek buyurdu ki:

(Bir zaman gelir, beni tekzib edenler çikar. Söyle ki, kendisine benden bir hadîs söylenince, "Resûlullah böyle sey söylemez. Bunu birak, Kur'ândan söyle" der.) [Ebû Ya'lâ]

Eger herkes Kur'ân-i kerîmden hüküm çikarabilseydi, hadîs-i serîflere, Eshâb-i kirâma ve âlimlere ihtiyâç kalmazdi. Onun için Allahü teâlâ da, Peygamber efendimiz de âlimlere uymamizi emrediyor. Imâm-i Rabbânî hazretleri buyurdu ki:

(Hadîs-i serîflerle amel etmek, bize câiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykiri gibi görülen hadîs-i serîfler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz.) [Müj.Mek. 312]

Muhammed Hadimî hazretleri buyuruyor ki:

(Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdigi hükümdür.

Çünkü bizler, âyet ve hadîsten hüküm çikaramayiz. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadîse uymuyor gibi görünse de yanlis degildir. Bunun için tefsîr ve hadîs okumamiz uygun olmaz.) [Berîka s.94]

Uydurma hadis nakli

Imâm-i Gazâlî gibi büyük âlimlerin kitaplarinda uydurma hadîs oldugunu söyleyen Aclûnî' ve M.Semseddin Sehâvî Peygamber efendimizin ana-babasina kâfir diyen Aliyyül kâri ve benzerlerinin sözlerine aldanarak, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarina dil uzatmak ve onlarin kitaplarinda uydurma hadîs var demekten sakinmalidir. Hiç bir Ehl-i sünnet âliminin kitabinda uydurma hadîs olmaz.

Islâm âlimleri, hadîs uydurmanin ve uydurulmus hadîsi nakletmenin vebâlinin büyüklügünü bildikleri için, Allahtan çok korktuklari için, tek kelime ile sâlih âlim olduklari için kitaplarina uydurma hadîs almazlar. Asagidaki hadîs-i serîfler hadîs âlimlerinin kitaplarindan alinmistir.

(Benden duydugunuz âyet ve hadisi teblig edin! Benî Isrâil'den bildirdiklerimi de söyleyin! Yalniz bana bilerek yalan isnat eden Cehennemdeki yerine hazirlansin!) [Buhârî]

(Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) [Beyhekî]

(Söylemedigim sözü, hadîs olarak bildiren veya Ku'âni kendi re'yi [görüsü] ile tefsîr eden, Cehennemde azâb görecektir.) [Tirmizî]

Bu hadîs-i serîfleri nakleden ve bilen bir âlim, nasil olur da kitabina uydurma hadîs alabilir? Yoksa uydurma hadîsi bilemiyecek kadar hâsâ câhil miydiler?

burkay
13-11-2005, 17:23
ENGIN UYSAL DEMOGOJI YPARAK KENDIMIZI KANDIRIRIZ ... SEN ALLAHIN KARSISINDA YAZDIGIN YAZI ILE BASTA KAYBETTIN ... HADISLERE INANMAM DIYE ... HATASINI YANILGISINI ANLAMAK DA BIR OLGUNLUKTUR ... içinizde benim inancımı eleştirebilecek varsa açıkca tartışmaya davet ediyorum.

Bunu yaparken umuyorum ki, yüzyıllardır hocalar, mollalar, alimler, alimcikler, hadis ravileri, kadın düşmanları v.s. bilimum mahlukat tarafından uydurularak, yavaş yavaş Tanrı'nın gönderdiği asıl dinin yerine konan uydurma dinin takipçileri, aynı zamanda tanrıtanımazlar ve diğer inanç sahiplerinden insanlar da düşünce ufuklarında yeni bir bakış açısı kazanırlar.
PEYGAMBERIMIZDE BIR ALIM IDI BIR HOCA IDI ... SEN BUNLARI RED EDIYORSAN ... SANA SÖYLENECEK TEK BIR LAFIM OLUR SEN PROVAKATÖRLIK YAPMAK IÇIN GELDIN BURAYA ...

hasan_
13-11-2005, 18:30
Sevgili Engin Kardeş,

Yukarıda belirttiğim Kuran'ın en tartışmalı ayetleri hep zorlayıcı yorumlarla sanki çağa uygunmuş gibi gösteriliyor. Bunun da meal hatalarından kaynaklandığı söyleniyor. Oysa Kuran demez miydi, bu apaçık bir arapçadır diye?

Şimdi Nisa 34'e değinmek istiyorum. Belki biliyorsundur, Arapça'nın İngilizce'ye yakınlığı Türkçe'ye olduğundan daha fazladır. Bir de İngilizce Meallerden bu ayeti incelemek istiyorum.

"Men are the maintainers of women because Allah has made some of them to excel others and because they spend out of their property; the good women are therefore obedient, guarding the unseen as Allah has guarded; and (as to) those on whose part you fear desertion, admonish them, and leave them alone in the sleeping-places and beat them; then if they obey you, do not seek a way against them; surely Allah is High, Great."

excel: be talented, do very well; surpass, do better than
obedient: malum, obey'den gelmekte.

Eğer İngilizce biliyorsan, rahatlıkla anlayabileceğin gibi, erkeğin kadın karşısındaki bariz üstünlüğünden söz edilmekte. Erkeğin kadını dövmesi, iyi kadının "itaatkar" olmasından bahsetmekte. Kuran'ın mantığı zaten genel itibariyle böyle, bunu kimse inkar edemez. Ancak zorlayıcı yorumlarla çarpıtılabilir.

Anadilleri Arapça olan tüm araplar salak da biz mi çok akıllıyız acaba? Onlar Kur'an'ı anlayamıyorlar da biz mi çok iyi anlıyormuşuz acaba? Üstelik tüm mealler de aynı şeyleri yazarken?!

*

Miras konusuna gelecek olursak, görmekteyiz ki hep o zamanın şartlarına göre getirilmiş hükümler var. Kuran'ın bana kendinin her çağa hitap eden bir kitap olduğunu kanıtlayacak hiçbir argümanı yok.

Hal buyken, onu zorlama yorumlarla anlamlarını çarpıtmak, "apaçık" bir kitabı farklı anlamlara çekmek bence alternatifinin korkusundan ileri gelmekte. Yani Kuran'daki cehennem korkutmalarının da bunda payı çok çok büyük.

Saygılarımla...

enginuysal
13-11-2005, 18:51
SEN ALLAHIN KARSISINDA YAZDIGIN YAZI ILE BASTA KAYBETTIN
Selam Burkay,
Uydurma dinlere inananlar bu inançlarında kendilerinden bazen o kadar emin olabiliyor ki, senin yukarıda yaptığın gibi Allah adına hüküm bile verebiliyor. Umarım, kendi düşüncelerin sandığın atalarının düşüncelerini nasıl putlaştırdığını görebilirsin birgün.

PEYGAMBERIMIZDE BIR ALIM IDI BIR HOCA IDI
Evet ama o sadece Tanrı'nın kendisine verdiği görevi yaptı ve gitti, lütfen yazımı iyi oku ve herkesin yaptığı gibi sen de beni peygamber düşmanı ilan etme. Kuran'ı biraz karıştırırsan göreceksin ki, Muhammed peygamberin Kuran'daki biricik şikayeti kendisini takip edenlerin Kuran'ı terketmeleridir.

SANA SÖYLENECEK TEK BIR LAFIM OLUR SEN PROVAKATÖRLIK YAPMAK IÇIN GELDIN BURAYA
Neyin kışkırtmacılığını yapacağım Allah aşkına Burkay! Elektronik ortamdayız. Tek amacım var, o da Salat. Tabii sen Kuran'ı hadis ışığında yorumladığın için salatın anlamını sadece namaz olarak algılayorsun ama başka anlamları da var. En azından bu salat kelimesinin anlamını, başka kaynaklara başvurmadan sadece Kuran'ı araştırarak anlamaya çalışırsan neden burada olduğumu da çok rahat kavrayabilecek kapasitede olduğunu da tahmin edebiliyorum.

Saygılarımla,
Engin Uysal

burkay
13-11-2005, 19:14
SEVGILI KARDES ... BEN SANA BIR SORU SORDUM SEN BANA KONUYU NEREYE GETIRDIN ... HIÇBIR HADISE INANMAYAN BIR INSAN PEYGAMBERIMIZIN SÖZLERINI YOK SAYIYOR ANLAMINA GELMIYOR MU ? YOKSA KURANDA ÖYLE BIR AYET VARMI PEYGAMBERIN HADISINI INKAR EDMEK ONA INANMAMAK DEGILDIR DIYE BIR AYET VARMI ? SEN ALLAHIN KARSISINDA YAZDIGIN YAZI ILE BASTA KAYBETTIN .. BUNU YAZMAKDAKI SEBBINI AÇIKLAYAYIM ... SEN KURANI KERIMI IYI BILIYORSAN UNUTMA O KITABI BAN DE BILIYORUM SIRF SANA MAHSUZ DEGIL ... AYETDE SÖYLE GEÇMIYORMU ? BANA INANIP PEYGAMBERE INANMAYAN BENI DE INKAR ETMISTIR DEMIYORMU ? SEN BASTA DEDIGIN GIBI HADISLERE INANMAM DIYORSAN OLAY AYDINLANMISTIR ... AMA DERSENKI BEN PEYGAMBERE INANIYORUM ANCAK HADISLERE INANMIYORUM ÇELISKI DOGAR ...

enginuysal
13-11-2005, 19:19
Yukarıda belirttiğim Kuran'ın en tartışmalı ayetleri hep zorlayıcı yorumlarla sanki çağa uygunmuş gibi gösteriliyor. Bunun da meal hatalarından kaynaklandığı söyleniyor. Oysa Kuran demez miydi, bu apaçık bir arapçadır diye?
Bu tartışmalı ayetler için yaptığım yorumların zorlayıcı olduğunu sana düşündürten nedir? Anladığım kadarı ile İngilizce biliyorsun. O halde en az bir yabancı dil bilen biri olarak, bir dilden başka bir dile çeviri yaparken ne tür zorluklarla karşı karşıya kalınabileceğini en az benim kadar iyi biliyor olman lazım. Kuran çevirileri elbette hatalı olabilir, çünkü bu çeviriler insanlar tarafından yapılır. Ayrıca Tanrı apaçık Arapça ile gönderdiği kitabının bazı cümlelerinin birden çok anlamlı olabileceğini de söyler. Aynı zamanda bu kitabın anlaşılmasının değişik insanlar tarafından farklı olabileceğini de söyler. Ayrıca kitabı anlamak için acele etmememiz gerektiğini, ağır ağır okuyarak, "Allahım bilgimi artır" diye dua etmemiz gerektiğini söyler. Ayrıca Tanrı kitabın öğretmeninin bizzat kendisi olduğunu söyler. Tüm bu noktalara inanarak okuyan Kuran öğrencisi için meal hataları hiç de anlaşılamaz bir durum değildir.

Belki biliyorsundur, Arapça'nın İngilizce'ye yakınlığı Türkçe'ye olduğundan daha fazladır.
Bu çok garip, ben de böyle düşünüyorum. Ancak tanıdığım bir kısım İlahiyet öğretim görevlileri buna katılmıyorlardı ve gerçekten ateşli tartışmalar yaşamıştım bu konuyla ilgili. Şimdi benim gibi düşünen birini bulmak hoş.

Aynı ayetin İngilizce mealini vermişsin. Bu yaptığın aslında fazla birşey kanıtlamaz ama ben yine de sana başka bir ingilizce çeviri yazayım. Arapça biliyorsan, aslı üzerinden de tartışabiliriz.

4:34 The men are to support the women by what God has gifted them over one another and for what they spend of their money. The upright women who are attentive, and keep private the personal matters for what God keeps watch over. As for those women from whom you fear a desertion, then you shall advise them, and abandon them in the bedchamber, and separate from them; if they obey you, then do not seek a way over them; God is High, Great.
(Progressive Muslims'in çevirisi)

Anadilleri Arapça olan tüm araplar salak da biz mi çok akıllıyız acaba? Onlar Kur'an'ı anlayamıyorlar da biz mi çok iyi anlıyormuşuz acaba? Üstelik tüm mealler de aynı şeyleri yazarken?
Güzel soru. Ancak soruyu sorarken yaptığın önkabullenme yanlış. Tüm bunları bizim çıkardığımızı nereden çıkartıyorsun? Bugün sana yazdığım şeylerin çoğunun kaynağı anadili Arapça olan insanlardır.

Miras konusuna gelecek olursak, görmekteyiz ki hep o zamanın şartlarına göre getirilmiş hükümler var. Kuran'ın bana kendinin her çağa hitap eden bir kitap olduğunu kanıtlayacak hiçbir argümanı yok.

Hal buyken, onu zorlama yorumlarla anlamlarını çarpıtmak, "apaçık" bir kitabı farklı anlamlara çekmek bence alternatifinin korkusundan ileri gelmekte. Yani Kuran'daki cehennem korkutmalarının da bunda payı çok çok büyük.

Yukarıdaki soru burası için de aynen geçerli. Miras hakkında yaptığım yorumun niye zorlama olduğunu düşünüyorsun? Ya da alternatifinden mi korkuyorsun? Acaba gururumuz dünyadaki cehennemimiz mi?

Saygılarımla,
Engin Uysal

enginuysal
13-11-2005, 19:29
AYETDE SÖYLE GEÇMIYORMU ? BANA INANIP PEYGAMBERE INANMAYAN BENI DE INKAR ETMISTIR DEMIYORMU ?
İki ricam, bir sorum olacak. İlki "Hadislerin (Sünnetin) İncelenmesi" başlıklı zincirdeki yazıyı tekrar okuman. Çünkü orada çok açıkça anlatılan şeyleri tekrar tekrar soruyorsun.

İkincisi yukarıda alıntıladığım yazında sözettiğin ayeti buraya yapıştırır mısın?

Soru: Tüm yazdıklarımdan çıkardığın sonuç peygambere inanmadığım mı? Gerçekten böyle mi düşünüyorsun?

Saygılarımla,
Engin Uysal

burkay
13-11-2005, 19:36
HAYIR ENGIN KARDES SADECE YAZDIGIN DA ÇELISKI GÖRDÜGÜMDEN DOLAYI BU KANIYA VARDIM ... DESEYDIN BEN HER HADISI HADIS OLARAK KABUL ETMIYORUM OZAMAN BU KANIYA VARMAZDIM ... AMA BÜTÜN HADISLERI KABUL ETMIYORUM DEMEN BU SONUCU DOGURUR ... TABII ANLARSAN ...

hasan_
13-11-2005, 20:11
Merhaba Sevgili Engin,

Bu tartışmalı ayetler için yaptığım yorumların zorlayıcı olduğunu sana düşündürten nedir? Kuran meallerini karşılaştırmalı şekilde okuduğumda çıkardığım anlam bu. Kur'an hiç de söylemeye çalıştığınız gibi "çağdaş" bir kitap değil, bunu kitabın geneline bakarak söyleyebiliriz. Birçok yerde, erkeğe hitaben yazıldığı açıkça görünmekte.


Aynı ayetin İngilizce mealini vermişsin. Bu yaptığın aslında fazla birşey kanıtlamaz ama ben yine de sana başka bir ingilizce çeviri yazayım. Arapça biliyorsan, aslı üzerinden de tartışabiliriz.

4:34 The men are to support the women by what God has gifted them over one another and for what they spend of their money. The upright women who are attentive, and keep private the personal matters for what God keeps watch over. As for those women from whom you fear a desertion, then you shall advise them, and abandon them in the bedchamber, and separate from them; if they obey you, then do not seek a way over them; God is High, Great.
(Progressive Muslims'in çevirisi)
Açıkçası bu ayeti görünce kısa süreli bir şok yaşadım :) Ayet tamamen farklılaşmış ve diğer meallerden çok çok farklı. Ayetin bu mealini Google'da arattığımda karşıma çıkan sitede Kuran'ın nasıl okunması gerektiği yazıyordu. Ve diyordu ki, Kuran'da çoklu anlamlılık vardır ve biz her zaman "en iyi" anlamıyla bu kitabı okumalıyız. Ne de güzel değil mi? Örneğin ben bir kitap yazayım şimdi muğlak ifadelerle, 2000 yıl sonraki insanlar yorumladıklarında "aa ne güzel" diyebilsinler!?

Sevgili kardeşim,

Kur'an'ın evrensel bir kitap olduğuna dair hiçbir delil yok. 1400 yıl öncesinin söylemlerine saplanıp kalmanın bir alemi yok. Evrensel olan kitap zaten hukuk kurallarını bu şekilde koymazdı.

Saygılar...

Materyalist
13-11-2005, 20:22
Anlaşıldı. Ben olmadan bu meselede hallolmayacak. Hemen hallediiiiiiim. :D Ben çok bilgiliyim. Ben çok ulemayım. :D :D
İşte size muhammedin bir kaç hadisi:
"Eve girdiğinizde sağ duvara yapışık yürüyerek odaya girin. Sırtınızı duvara yaslayın ve iki kollarınızı yana açarak duvara yapıştırın ve duvara sürtünerek ilerleyin. Çünkü solda şeytan vardır."
"Eğer yiyecek bir şeyiniz kalmamışsa, komşunuzdan istemek için onun kapısına varın. Ve kapıyı iki kere tıklatın. Çünkü üç şeytanın sayısıdır. Üç kere tıklatırsanız, komşunuz size aş vermez."
"Yıkanırken amuda kalkarak yıkanın. Böylece burnunuzun içi iyicene temizlenmiş olur."
:D :D

burkay
13-11-2005, 20:27
YA BIRAZ EVVEL SANA TESEKKÜR ETMISDIM USLUBUN IÇIN GENE ÇIKDIN ALAYLI TAVIRLA ... SEN PEYGAMBERIMIZE AYIT OLMAYAN BIR SÖZÜ BURAYA YAZARKEN IFTIRA VE UYDURMA VE YALAN YAZDIGININ FARKINA VARA VARA NASIL YAZARSIN BUNLARI YA ? GERÇEKDEN AYIP EDIYORSUN ... BIRAZ OLSUN INSANLIGIN ÖN PLANDA OLSUN ... BILSEYDINIZ AGLANACAK HALINIZE GÜLMEZDINIZ ...

Aciz_bir_kul
13-11-2005, 20:36
Allahın dinini öğrenmek için kuran tek kaynaktır. ilim bir noktadır. cahiller onu çoğaltır.

tabiki hadis diye bir şey vardır. ama hadisin doğru olduğunu nasıl anlarız. hadis kuranla tasdiklenmelidir. kuranla çelişen hadis sahih değildir.
ve sahih gibi kabul edilen bir sürü hadis safsatası var.

Hadis: "Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”
Müslim 2/16
-------------------------------------------------------------------------------------
Hadis: "Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya'da depremler olur.”
İbni Kesir Tefsiri 2/29 68/1’in açıklamaları
-------------------------------------------------------------------------------------
Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
BuhariTesavir, 89
-------------------------------------------------------------------------------------

şimdi kardeşlerim bunların islam ile ne alaksı var. neden heykeltıraşlar değilde ressamlar. heykeltraşlarda azaba uğratılsın. dünya balığın üzerindemi gerçekten. yoksa hz muhammed dünyanın balıklar üzerinde mi durduğunu sanıyolardı. altın ve ipeğin haram olduğu konusunda bir ayet bile yoktur.

dikkat ederseniz müslümanların kadın düşmanlığıda hadislere dayanırç kadınları şeytan olarak nitelendirirler. oysaki dünyanın en büyğük teröristleri erkeklerden çıkar. dünyanın bu günkü durumunun tek sebebi erkek yöneticilerden kaynaklarınır. demekki şeytan olan erkeklerdir.

daha bunun gibi çok örnek vardır.

akıllı insan düşünür. her denilene inanamz. kendi araştırır öğrenir. ben öyle yapıyorum. sizede tavsiye ediyorum.

size gerçek bir hadis yazayım.

HADİS; Size tutunduğunuz vakit, asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktım: Allah'ın kitabı Kuran ve Ehl-i Beytim. (Ramuz El-Ehadis 1. Cilt, s. 250, no. 8)

Size sarıldıkça sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Onlar Allah'ın kitabı ve benim sünnetimdir. (Tirmizi)

Peygamberimizin (s.a.v.) sünnetindeki prensip kolay olmasıdır.
HADİS; "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz" (Buhari)



sanırım gerçek hadis ile uydurma hadis arasındaki farkı anladınız.

burkay
13-11-2005, 20:44
ACIZ BIR KUL DAHA NICE HADISLER VAR UYDURUK ... AMA BIZ UYDURUK HADISLERI SÖYLEYINCE CEVAPLARI : ISINIZE GELENLERI KABUL EDEI GELMEYENLERI INKAR EDIN GIBI KAÇAMAK CEVAP VERIYORLAR ...

Materyalist
13-11-2005, 20:53
Hemen bir soru. Biz hadisin harbimi yoksa ıhtan mı olduğunu nasıl anlayacağız. Söylenenlerin muhammede ait olup olmadığını nereden bileceğiz. Eğer "hadisin doğru olup olmadığını kurana dayandırarak anlarsınız" derseniz, gene olmaz. Çünkü kuran da muhammedin uydurmasıdır ve kuran da çelişkilerle doludur. Kuran bir helal diyor, bir haram diyor, bir öldürün diyor bir öldürmeyin diyor. Sorumluluğu bir insana atıyor, bir kendi yükleniyor. Nasıl olacak bu iş? "Bozacının şahidi şıracı" mantığına döner bu iş. Bana tam sağlam bir hadis kaynağının adını verirmisiniz. Ama tastamam doğru bir kaynak olacak.

enginuysal
13-11-2005, 20:54
Selam Hasan,

Kur'an hiç de söylemeye çalıştığınız gibi "çağdaş" bir kitap değil, bunu kitabın geneline bakarak söyleyebiliriz.
- Gökyüzünde tam tamına 988889922333442 adet yıldız vardır.
- Metal Fırtına kitabı edebi bir değer içermez.
- Köpekler melekleri gördükleri yerde ısırırlar.

Yukarıdaki ifadeler ne kadar üstü açık, üzerinde tartışılması güç ve nereye çekersen gelebilecek ifadelerdir ki bu ifadelerin herhangi birinin üzerinde tartışmak aklı başında hiçbir tartışmacının isteyeceği birşey değildir. Tıpkı senin Kuran'a yönelttiğin suçlama gibi. Kuran'ın çağdaş olmadığını savunurken, bu sava en azından bir örnek versen iyi olur. Böylece biz de bu örnek/örnekler üzerinden açıkça, üstü kapalı savlara girmeden tartışabilelim. Mesela, İslam'da kadının yerine yaptığın göndermede sana verdiğim cevaba, şurası yanlış, ya da burası yanlış demek yerine zorlama deyip çıktın işin içinden. Şimdi de Kuran'ın çağdaş olmadığını söylüyorsun? Ben de sana soruyorum; ne açıdan? Yavaş yavaş genişletelim tartışmayı. Bunun için burada değil miyiz?

Ve diyordu ki, Kuran'da çoklu anlamlılık vardır ve biz her zaman "en iyi" anlamıyla bu kitabı okumalıyız. Ne de güzel değil mi? Örneğin ben bir kitap yazayım şimdi muğlak ifadelerle, 2000 yıl sonraki insanlar yorumladıklarında "aa ne güzel" diyebilsinler!?
Google'da aynı aramayı ben de yaptım. Freeminds.org sitesinin "How to study Quran? - Kuran'ı nasıl çalışmalıyız?" sayfası çıktı ilk seçenek olarak. Sanırım aynı sayfadan bahsediyoruz ve çok anlamlılık hakkında yukarıda yazdığın yorumda aşağıdaki alıntıya ithafen herhalde.

Some Arabic words, like in English, may have more than one related meaning. Thus ascribing the 'wrong' meaning may sometimes create contradictions between verses in the Scripture or give a strange understanding to the topic the verse is addressing.

In such cases, the advice from the Quran itself is to follow the best meaning derived?

"The ones who listen to what is being said, and then follow the best of it. These are the ones whom God has guided, and these are the ones who possess intelligence." (Quran 39:18)

İngilizce bilmeyenler için bu yazıyı çevirelim:
Bazı Arapça kelilemeler, tıpkı İngilizce'de olduğu gibi birden çok anlama sahip olabilirler. Bundan dolayı kelimeye "yanlış" anlamı iliştirmek bazen ayetler arasında çelişkilere neden olabilir ya da ayetin işaret ettiği konuya garip bir anlam katabilirler.
Böyle durumlarda, Kuran'ın kendisi elde edilen en iyi anlamın kabul edilmesini önerir.
"Onlar ki sözü dinler ve en güzeline uyarlar. Onlar Allah'ın yol gösterdiği ve akıl sahibi kişilerdir."(Quran 39:18 )
Bazı kelimelerin farklı anlamlarının kötü niyetli kişiler tarafından, kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanılabileceğine dikkat çekiyor yazı. Yoksa anlamdaki muğlaklık iyi niyetli kişiler için bağlayıcı değildir. Belki de bu da sınavın bir parçasıdır. Sonuçta "inanmak" ile "bilmek" arasındaki farkı bilen herkes, kitapta inanmaktan ne kastedildiğini anlayabilir. (Bu son cümle de çift anlamlıdır, isteyen olumsuz anlamı, isteyen de diğer anlamı çıkarabilir.)

Kur'an'ın evrensel bir kitap olduğuna dair hiçbir delil yok.
Bu önermeyi çürütmek için ben ayetleri tek tek yazmayayım istersen, çünkü binlercesi var. Sen evrensel kitap olmadığını savunduğun Kuran'dan örneklerle bu konuyu biraz daha aç. Ya da ben ilk baştan başlayabilirim istersen :) Mesela, 1:1 Merhametli, Şefkatli Allah'ın ismiyle, ayeti hala evrenselliğini korumaktadır. Bir itirazın yoksa 1:2 ile devam edeceğim.

Saygılarımla,
Engin Uysal

enginuysal
13-11-2005, 21:02
Hemen bir soru. Biz hadisin harbimi yoksa ıhtan mı olduğunu nasıl anlayacağız. Söylenenlerin muhammede ait olup olmadığını nereden bileceğiz. Eğer "hadisin doğru olup olmadığını kurana dayandırarak anlarsınız" derseniz, gene olmaz. Çünkü kuran da muhammedin uydurmasıdır ve kuran da çelişkilerle doludur. Kuran bir helal diyor, bir haram diyor, bir öldürün diyor bir öldürmeyin diyor. Sorumluluğu bir insana atıyor, bir kendi yükleniyor. Nasıl olacak bu iş? "Bozacının şahidi şıracı" mantığına döner bu iş. Bana tam sağlam bir hadis kaynağının adını verirmisiniz. Ama tastamam doğru bir kaynak olacak.
Merhaba Materyalist,
"Hadislerin (Sünnetin) İncelenmesi" başlıklı zincirdeki nispeten uzun yazıyı okursan orada sorularının hepsinin cevabı var. Sorduğun sorudan önce sorulması gereken ve daha önemli olan soru: "Hadisler dinin kaynağı olarak kabul edilebilir mi?" sorusudur ve cevabı kesinlikle kocaman bir "hayır" dan ibarettir. Ayrıntılar için sözünü ettiğim yazıya göz atın lütfen.

Ayrıca Kuran'a yönelttiğiniz suçlamalarınızı örneklendirirseniz, belki birbirimizin fikirlerini değiştirebiliriz.

Saygılarımla,
Engin Uysal

hasan_
13-11-2005, 21:07
Yukarıdaki ifadeler ne kadar üstü açık, üzerinde tartışılması güç ve nereye çekersen gelebilecek ifadelerdir ki bu ifadelerin herhangi birinin üzerinde tartışmak aklı başında hiçbir tartışmacının isteyeceği birşey değildir. Tıpkı senin Kuran'a yönelttiğin suçlama gibi. Kuran'ın çağdaş olmadığını savunurken, bu sava en azından bir örnek versen iyi olur. Böylece biz de bu örnek/örnekler üzerinden açıkça, üstü kapalı savlara girmeden tartışabilelim. Mesela, İslam'da kadının yerine yaptığın göndermede sana verdiğim cevaba, şurası yanlış, ya da burası yanlış demek yerine zorlama deyip çıktın işin içinden. Şimdi de Kuran'ın çağdaş olmadığını söylüyorsun? Ben de sana soruyorum; ne açıdan? Yavaş yavaş genişletelim tartışmayı. Bunun için burada değil miyiz?
En basit deyişle, Kadın erkek eşitliği. Her ne kadar inkar etsen de, Kuran'da birinin diğerinden üstün yaratıldığı yazmakta.

Bunun dışında, hem özgür irade verildiği söylenip hem de "Allah istediğini doğru yola iletir" türünden ifadeler bulunmakta.

Kavimlerin helakı gibi fizikötesi müdehaleler de bence mümkün değildir. Bu açılardan hem çağa uygun değil, hem de mantığa uygun değil - ki helak edilecek biri varsa o da Bush olmalıydı öyle değil mi?

Bazı kelimelerin farklı anlamlarının kötü niyetli kişiler tarafından, kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde kullanılabileceğine dikkat çekiyor yazı. Yoksa anlamdaki muğlaklık iyi niyetli kişiler için bağlayıcı değildir. Belki de bu da sınavın bir parçasıdır. Sonuçta "inanmak" ile "bilmek" arasındaki farkı bilen herkes, kitapta inanmaktan ne kastedildiğini anlayabilir. (Bu son cümle de çift anlamlıdır, isteyen olumsuz anlamı, isteyen de diğer anlamı çıkarabilir.)Ben de bir kitap yazacağım ve diyeceğim ki bu kitabı ancak içten bağlılıkla ve inanarak okuyun. Bunun hiçbir mantıksal açıklaması yok. O halde apaçık dediği kitap herkes için apaçık olsaymış da ona inanmayanlar da feyz alabilselermiş.

Materyalist
13-11-2005, 21:11
Demek kuran evrensel bir kitap öylemi? Dünyayı da vazgeçtik. Yani evrensel? Vay be. Ne kitapmış bu kuran yaaaa!!
"Merhametli ve şevkatli allahın ismiyle", hala evrenselliğini korumaktaymış. Eğer bu evrensel olmak için yeterliyse her şey evrensel demektir. Benim şu anda yazı yazmakta olduğumda evrensel bir gerçek.
Evrensel olmanın "daha doğrusu genel geçer olmanın" herkes tarafından kabul edilebilirlik olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım. Çekim kanunu evrenseldir. Çünkü inkar edemezsin. Çünkü ispatlanabilir, denenebilir, doğrulanabilir bir gerçekliktir. İnanmıyorsan, 5. kattan atlayınca inanırsın. Su belli şarlarda 100 derecede kaynar. Hadi "hayır kaynamaz" de bakalım. Diyemezsin. Çünkü öyle. Çünkü "hayır" dersen dereceyi adamın gözüne sokarlar. Gazların genleşmesi kanunu evrenseldir. Çünkü öyledir. Çünkü ispatlanabilir. "hayır" dersen, seni tüpün üstüne otuttururlar. Alttan da tüpü ısıtmaya başlarlar. Beş on dakika sonra anlarsın gazların genleşmesi kanununu.
Evrensellik budur. Genel geçer olmaktır. Herkesçe kabul edilmek demektir. Suyun iki hidrojen, bir oksijen atomundan oluştuğunu, ateistte kabul eder, almanda kabul eder, japon da kabul eder, arap da kabul eder. Çünkü bu evrensel bir gerçekliktir. Ama kimse kuranı kabul etmek zorunda değildir. Hele ki kuranın evrensel olduğu gibi bir safsatayı asla. Zaten kuran evrensel olsaydı, herkes ona inanıyor olurdu.

Arafat
13-11-2005, 21:11
Eğer Kuran hz muahmmedin bir uydurması olsa idi hadislerinide kuranın içine eklerdi. kimsenin kafasında soru işareti bırakamzdı. en büyük hadis kitabı kuran-ı kerimdir. çünkü oda muhammedin aracılığı insanlara tebliğ edilmiştir. daha fazla irdelemeye gerek oykru bu konuyu. Hadis kuranla çelişmemeli. hadis kurana ters olmamalı. o zaman hadisin doğruluğu anlaşılır. zaten hadislere hayatımızı yönlendirmek zorunda değiliz. peygamberimiz bize benim sözlerime uyun demiyor. sünnetime uyun diyor. ehli beytime uyun diyor. siz ise kuranı kerimi bir kenara bırakıp bir kısım insanalrın uydurduğu hadisleri ciddiye alıyorsunuz.

burkay
13-11-2005, 21:24
HASAN KARDES KURANI KERIMI NE AMAÇLA OKUYORSUN SEN ? SEN KURANI KERIMI INANARAK OKURSAN ISLAM BILGIN OLURSA BIRAZ TEMELDEN ANLAMAK ÇOK KOLAY AMA SENIN KALBINDEN FESATLIK GEÇERSE DERSENKI ÇELISKILERI BULAYIM VEYA AKLINDA HERHANGI BIR BASKA DÜSÜNCE OLURSA KURANIN AYETLERINDEN BIRSEY ANLAMAZSSIN ... TEMIZ KALP ILE OKU NEFRET KIN FITNECILIK KOMPLEKS OLMASIN IÇINDE ... KISISEL ALGILAMA BÖYLE OKU KITABI ... SONRA BIRDE SU VAR :Bunun dışında, hem özgür irade verildiği söylenip hem de "Allah istediğini doğru yola iletir" türünden ifadeler bulunmakta.
BU ÇOK BASIT INANMIYAN BIR INSAN IÇIN SÖYLÜYORUM : INANMAYAN INSANI NASIL DOGRU YOLA ILETIR BILIYORMUSUN ... SENI ÖRNEK ALALIM INANMIYAN OLARAK ... GEL BU GÜN ALLAHA DÖNÜS YAP YAPMA KUDRETIN VAR GEL .. MADEM ALLAH SENI INANMAYAN OLARAK YARATMIS GEL SENDE INAN AYET AÇIKLIYOR ... TÖVBE ET KENDI KADERINI KENDIN ÇIZ ... AMA NERDE ...

hasan_
13-11-2005, 21:35
Burkay Kardeş,

Kuran'ı kötü niyetle okuduğumu da nereden çıkardın? Ben de bir zamanlar senin gibi dindar bir müslümandım. Kur'an'daki cehennem korkutmaları ve cennet vaatleri varken ben neden salaklık edip de cehennemde yanma yolunu seçeyim ki? Demek ki dinimin gerçek olamayacağı konusunda SAMİMİ olarak karara varmışım. Ve ben diğer birçok kişi gibi ateizmi tercih etmedim. Benim halen Tanrı inancım var, fakat dinlere inanmıyorum sadece.


BU ÇOK BASIT INANMIYAN BIR INSAN IÇIN SÖYLÜYORUM : INANMAYAN INSANI NASIL DOGRU YOLA ILETIR BILIYORMUSUN ... SENI ÖRNEK ALALIM INANMIYAN OLARAK ... GEL BU GÜN ALLAHA DÖNÜS YAP YAPMA KUDRETIN VAR GEL .. MADEM ALLAH SENI INANMAYAN OLARAK YARATMIS GEL SENDE INAN AYET AÇIKLIYOR ... TÖVBE ET KENDI KADERINI KENDIN ÇIZ ... AMA NERDE ... Bu sözü pek anlayamadım, biraz açıklaman mümkün mü?

Sevgi ve Selamlar...

burkay
13-11-2005, 22:57
TANRI INANCIN VAR DINLERE INANMIYORSUN ALLAH SANA BEN ISLAM DININ INSANLAR ÜZERINE TAMAMLADIM DIYOR SEN HALEN INANMIYORSAN DINLERE O SENIN BILECEGIN BIR SEY ONA KARISMA HAKKIM YOK ...

putkiran
14-11-2005, 03:24
Edip gibi (ya da müridlerimi desem) yalnızca kurancı olduğunu iddia edenler niye sünnetlerde bulunan herşeyi (namaz, pagan arap geleneği hac, kabeyi tavaf vs) uygular anlamış değilim.

aspartam
14-11-2005, 11:16
Büyüyünce anlarsın yavrum. :)

enginuysal
14-11-2005, 12:18
UZUN COPY-PASTELER SİLİNECEKTİR. CEM

enginuysal
14-11-2005, 12:28
Edip gibi (ya da müridlerimi desem) yalnızca kurancı olduğunu iddia edenler niye sünnetlerde bulunan herşeyi (namaz, pagan arap geleneği hac, kabeyi tavaf vs) uygular anlamış değilim.

Selam Putkiran,
İlk olarak Edip derken, Edip Yüksel'den bahsediyorsun sanırım. Kendisinin katıldığım ve katılmadığım birçok görüşü var, ama genel itibarı ile Edip de ben de dinini sadece Tanrı'ya özgüleyen tektanrıcı müslümanlarız, yani müritlik, şeyhlik, hocalık, mollalık, efendilik gibi şeytani gelenekler bana çok uzak şeyler.

İkinci olarak paganizmin ne olduğunu bilen biri olarak en azından paganizme gitmeden önce bir kere olsun Kuran'ı okumuş olacağını tahmin ve ümit ediyorum. Eğer hiç okumadıysan internet üzerinden sayısız çeviri bulabilirsin, herhangi bir tanesini al ve oku. Namaz ve hac gibi ibadetlerin Kuran'ın emirleri olduğunu göreceksin. Hatta biraz daha kurcalarsan, nasıl namaz kılman gerektiğini bile Kuran'ın en ince detayına kadar yazdığını farkedeceksin.

İçindeki putları kırman dileğiyle,
Engin Uysal

aspartam
14-11-2005, 12:31
Engin kardeş zamanında ben bu kopyaladığın yazıları hemen hepsini belli konularda kullandım.Ama anlaşıldığımı ve anlaşıldığını zannetmiyorum.

aragonn
14-11-2005, 12:56
aspartam ve enginuysal fikirlerinizi biraz daha açarsanız sevınırım.hadıslere bakış açınız tam oalarak ne.yekunu red mi edilmeli?
ben bunu eleştirel anlamda yazmıyorum.açıkçası edip yükseli de tanımam hiç okumadım.ben islamı seçtim çünkü Allaha inanıyorum.Kuran okuduğum en güzel kitap ve çıktığım tüm yollar beni İslama getirdi.ve bence de İslam en insancıl toplumsal sistem(bu konularda diğerleriyle polemığe girmek istemiyorum-onlarla ilgili başka forumlarda konusuruz)

enginuysal
14-11-2005, 13:26
aspartam ve enginuysal fikirlerinizi biraz daha açarsanız sevınırım.hadıslere bakış açınız tam oalarak ne.yekunu red mi edilmeli?
ben bunu eleştirel anlamda yazmıyorum.açıkçası edip yükseli de tanımam hiç okumadım.ben islamı seçtim çünkü Allaha inanıyorum.Kuran okuduğum en güzel kitap ve çıktığım tüm yollar beni İslama getirdi.ve bence de İslam en insancıl toplumsal sistem(bu konularda diğerleriyle polemığe girmek istemiyorum-onlarla ilgili başka forumlarda konusuruz)
Selam Aragon,
Hadisler hakkındaki düşüncelerim, yine bu tartışma zincirinin başlarında gönderdiğim "Hadislerin (Sünnetin) İncelenmesi" başlıklı yazıdadır. Zaman ayırıp okursan cevapların hepsi o yazıda.

Engin kardeş zamanında ben bu kopyaladığın yazıları hemen hepsini belli konularda kullandım.Ama anlaşıldığımı ve anlaşıldığını zannetmiyorum.

Allah dilediğini/dileyeni doğru yola ulaştırır.

Saygılarımla,
Engin Uysal

aragonn
14-11-2005, 13:56
yazılarını zaten okumuştum.sadece biraz daha kısa yorumunu istemiştim.
veda hutbesiyle ilgili fikrin nedir?

enginuysal
14-11-2005, 17:33
yazılarını zaten okumuştum.sadece biraz daha kısa yorumunu istemiştim.
veda hutbesiyle ilgili fikrin nedir?
Aslında yazıda tüm ayrıntılar var ancak senin sayende belki yazıya dikkat çekeriz diye özetleyeyim.

Hadislerin çok büyük bir bölümü yüzlerce yıldır insanlara dini kaynak olarak yutturulan ve peygambere fatura edilen uydurmalardır. İçlerinde gerçekten peygamberimizin söylediği sözler olabilir ancak bu önemli değildir çünkü Tanrı bize kaynak olarak sadece Kuran'ı tavsiye etmektedir. Veda hutbesinden örnek verelim. 100 bini aşkın dinleyicisi olduğu rivayet edilen veda hutbesinin, bu kadar şahit huzurunda okunduğu için günümüze kadar ulaşabilecek en güvenilir hadis olması beklenmelidir doğal şartlarda, ancak veda hutbesi bile farklı hadis kitaplarında farklı farklı şekillerde ulaşmıştır günümüze. Daha önce de söylediğim gibi hadislerin arasında gerçekten peygamberimizin söyledikleri olabilir, bunu asla bilemeyiz ve ispatlayamayız da. Yapmamız gereken şey dinimizi yalnızca Allah'a özgülemektir, yani dinimize kaynak olarak sadece Kuran'ı kabul etmektir. Çünkü Kuran'ı indiren Tanrı'dır ve onu koruyacak olanda Tanrı'dır (15:9) ama hadislerin korunamadığı ve korunmasının da hem peygamberimiz hem de dört halife tarafından istenmediği ortadadır. Umarım bu kısa izahatla kafanda takılmış olabilecek diğer soruların cevabını aramak için yukarıda bahsettiğim yazıya gidersin, çünkü orada bu yazdıklarım ve çok daha fazla ayrıntı zaten var.

Saygılarımla,
Engin Uysal

putkiran
14-11-2005, 18:15
İkinci olarak paganizmin ne olduğunu bilen biri olarak en azından paganizme gitmeden önce bir kere olsun Kuran'ı okumuş olacağını tahmin ve ümit ediyorum. Eğer hiç okumadıysan internet üzerinden sayısız çeviri bulabilirsin, herhangi bir tanesini al ve oku. Namaz ve hac gibi ibadetlerin Kuran'ın emirleri olduğunu göreceksin. Hatta biraz daha kurcalarsan, nasıl namaz kılman gerektiğini bile Kuran'ın en ince detayına kadar yazdığını farkedeceksin.


Bu ayrıntıları yazarsan çok sevinirim, merak ettim de. Adım adım namaz tarifini görelim bakalım kurandan.

burkay
14-11-2005, 19:59
ENGIN UYSAL BU NASIL BIR YAZI YA ... : [align=right] Hadislerin çok büyük bir bölümü yüzlerce yıldır insanlara dini kaynak olarak yutturulan ve peygambere fatura edilen uydurmalardır. İçlerinde gerçekten peygamberimizin söylediği sözler olabilir ancak bu önemli değildir çünkü Tanrı bize kaynak olarak sadece Kuran'ı tavsiye etmektedir. YA SEN GENE ÇELISKILI KONUSUYORSUN ... BU YUKARIDA YAZMIS OLDUGUN CÜMLEYI AKLIN SENIN ALIYORMU ? KURANI KERIMDEN BASKA KAYNAK TAVSIYE EDILMIYOR DIYORSUN SONRA PEYGAMBERIMIZIN SÖZLER SÖYLEDIGI OLABILIR DIYORSUN SONRADA ANCAK BU ÖNEMLI DEGILDIR DIYORSUN ? SEN EGER KI YUKARIDA YAZMIS OLDUGUN HZ MUHAMMED SVS EFENDIMIZIN SÖZLERI ÖNEMLI DEGIL DIYEBILIYORSAN SEN ALLAHIN AYETLERINI INSANLARA AKTARAN PEYGAMBERIMIZIN SÖZLERINI INKAR EDIYORSUN ... NISA SURESINDE BAK NEDIYOR 105. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. SIMDIK BU ZÖZLERI HZ MUHAMMED ALLAHIN ÖGRETTIKLERINI INSANLARA HÜKÜM VERMESI ONUN SÖZLERI ÖNEMLI DEGIL DERSEN SEN KURANI KERIMI INKAR EDIYOR ANLAMI TASIR ... ALLAH MUHAFASA KENDINE ÇEKI DÜZEN VER ...

enginuysal
15-11-2005, 00:06
BU YUKARIDA YAZMIS OLDUGUN CÜMLEYI AKLIN SENIN ALIYORMU ? KURANI KERIMDEN BASKA KAYNAK TAVSIYE EDILMIYOR DIYORSUN SONRA PEYGAMBERIMIZIN SÖZLER SÖYLEDIGI OLABILIR DIYORSUN SONRADA ANCAK BU ÖNEMLI DEGILDIR DIYORSUN ? SEN EGER KI YUKARIDA YAZMIS OLDUGUN HZ MUHAMMED SVS EFENDIMIZIN SÖZLERI ÖNEMLI DEGIL DIYEBILIYORSAN SEN ALLAHIN AYETLERINI INSANLARA AKTARAN PEYGAMBERIMIZIN SÖZLERINI INKAR EDIYORSUN ...
Sevgili Burkay,
Gerçekten anlamıyor musun yoksa anlamamış gibi mi yapıyorsun anlamış değilim doğrusu. Şu cümle üzerinde biraz düşündükten sonra yazdıklarımı tekrar okursan, ne söylediğimi tam olarak anlayacaksın. "Peygamberimize atfedilen hadislerin bir kısmı gerçekten peygamberimiz tarafından söylenmiş olabilir, mümkündür, ancak elimizdeki veriler bu sözleri dinimize kaynak olarak kesinlikle kullanamayacağımızı gösteriyor."

NISA SURESINDE BAK NEDIYOR 105. (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana öğrettikleri ile hüküm veresin. Sakın hainlerin savunucusu olma. SIMDIK BU ZÖZLERI HZ MUHAMMED ALLAHIN ÖGRETTIKLERINI INSANLARA HÜKÜM VERMESI ONUN SÖZLERI ÖNEMLI DEGIL DERSEN SEN KURANI KERIMI INKAR EDIYOR ANLAMI TASIR ... ALLAH MUHAFASA KENDINE ÇEKI DÜZEN VER ...

O kadar yanlış mantıklar üretiyorsun ki, bazen ateistleri anlıyor gibi oluyorum. Bak Burkay arkadaşım, yazdıklarımı ya okumuyorsun ya da okuduğunu anlama yeteneğinde bir sorun var. Lütfen, sana çok içten rica ediyorum, biraz uzun olmasına rağmen bir 15-20 dk.'nı ayırıp "Hadislerin (Sünnetin) İncelenmesi" başlıklı yazıyı oku. Daha sonra bana bu yazının içerisindeki yanlış ifadeleri ve yerine geçecek doğruları anlat. Bunu bir kere yaparsan, ne peygamber düşmanı, ne de Kuran inkârcısı olmadığımı göreceksin. Aksine peygamberimize atılan asılsız iftiraları gün ışığına çıkarmak peygamberin getirdiği dine ve Tanrı'ya hizmettir, salattır.

Saygılarımla,
Engin Uysal

enginuysal
15-11-2005, 00:14
Bu ayrıntıları yazarsan çok sevinirim, merak ettim de. Adım adım namaz tarifini görelim bakalım kurandan.
Merhaba,
Kuran'ın böyle meydan okumalara verecek başka cevapları var ama şimdilik sadece istediğini vereyim.Bu bağlantıda (http://www.kurandakidin.net/bolumler/36inanckonularinamaz.htm) sadece namazın değil, zekatın, orucun ve haccın da Kuran'da nasıl ayrıntıları ile anlatıldığını bulacaksın.

Okuma cesaretini göstermen dileğiyle,
Engin Uysal

burkay
15-11-2005, 00:22
ENGIN UYSAL KARDESIM ÖNCE USLUBUN IÇIN TESEKKÜR EDERIM : BEN SENINLE AYNI KURANI PAYLASIYORUM BUNDA BIR YANLIS ANLASILMA OLMASIN BEN SANA PEYGAMBER DÜSMANISINDA DEMEDIM ... ANCAK SANA BIR CÜMLENIN YANLIS OLDUGUNU VURGILADIM ÖYLE BIR CÜMLEKI ... BEN SENI ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERDIM DIYEN BIR ALLAHIN PEYGAMBERI OLAN HZ MUHAMMEDIN HADISLERININ HIÇBIRINE INANMIYORUM DEMEN BENI BU DÜSÜNCELERE SEVK ETTI ... HIÇBIR HADIS E INANMIYORUM DEMEN PEYGAMBERIMIZIN SÖZÜNE INANMIYORUM ANLAMI TASIRMI TASIMAZMI ... BEN ÖYLE ANLADIM ... YANILIYORSAM YANILIYORSUN DE ... SEN KENDIN YAZDIN O YAZIYI HADISLERE INANMAM DIYE ... SONRA PEYGAMBERIMIZIN SÖZÜ ÖNEMLI DEGIL DEDIN DEMEDIN MI ? BEN BUNU SORUYORUM SANA ...

16-11-2005, 04:28
Bu başlığın 1. sayfasında Deep adlı arkadaşımızın güzel bulduğum bir yanıtı ve soruları var. Ancak sanırım yanıtlanmamış. Deep'in iddialarına enginuysal arkadaşımızın yanıtını bekliyorum (şayet deep'in yazısı gözünden kaçtı ise).

putkiran
17-11-2005, 16:04
Selam enginuysal

Edip'in makalesini biliyorum zaten ama hiçbir soruma yanıt vermedi. Bak Allah "namaz (!)" öncesi neler yapılacağını ADIM ADIM yazmış, her detayına kadar. BUNDAN SONRASI YOK! Vakitleri de var! Ama gerisi yok?! Secdelerde ne okuyacağız, kaç rekat, teşehüd nerede geçiyor?

Sen en iyisi BU LİNKİ (http://www.gercekislam.com/namazindex.html) oku. Kimseyi körü körüne izleme.