Orijinalini görmek için tıklayınız : KUR’AN’DAKİ ÇELİŞKİLER.
İslamistler ve şeriatçılar “Kur’an’da çelişme yoltur ve olamaz, çünkü Kur’an Allah’ın sözleridir ve Allah çelişmeli şekilde konuşmaz derler.” Bu iddia ne dereceye kadar doğrudur?
İslamist’ler çelişkilerden kurtulmak için bazı ayetlerin diğerlerini ortadan kaldırdığını ileri sürerler. Bu iddialara göre Kur’an hem geçerli, hem de geçersiz ayetlerden oluşmuştur. Geçersiz ayetler güya Allah tarafından ortadan kaldırılmışlardır.
Şeriatçıların bu iddiasının kaynağı Nahl, 101’dir.
Muhammed bu ayeti günlük siyasetinin gereği olarak Kur’an’a koymuştur. Koymak zorunda kalmıştır. Çünkü Kur’an’a giren ayetler giderek birbirleri ile çelişmeye başlamışlardır. Daha önce kabul edilen ilkeler, başka ayetlerle gelen diğer ilkelerle çelişmeye başlamışlardır. Bu durum İslam’ı kabul etmeyen ve uzaktan izleyenler tarafından Muhammed’in yalancı ve iftiracı olmakla suçlanmasına neden olmaktadır. Müşrikler Muhammed bugün emrettiğini yarım yasaklayarak ashabıyla alay ediyor demeye başlamışlardır. Bu şekilde konuşanlara karşı Muhammed Allah’ın çelişkili şekilde buyruk göndermediğini, sadece bir ayeti bir başka ayetle değiştirdiğini söylemiş ve Kur’an’a şu ayeti koymuştur:
Nahl, 101:
Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimiz zaman-ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir.Onlar sen ancak bir iftiracısın dediler. Hayr, onların çoğu bilmezler..
Bu ayete göre Allah zamana, koşullara ve gereksinimlere göre iş görmektedir. İslamistler bu ayete dayanarak Allah’ı bir doktora benzetirler. Bir hastalığın tedavisi sırasında doktor nasıl ilaç değiştiriyorsa, Allah da öyle yapmaktadır.
Aslında bu Allah, Muhammed’in pazarlamaya çalıştığı Allah kavramı ile hiç bağdaşmamaktadır. Herşeyden önce Allah değiştirmeye gereksinim duyulacak ayetleri neden Kur’an’a koymaktadır?
Nahl 101’in Kur’ana girmesinin tek nedeni, Muhamed’in kendi çıkarları ve günlük siyasetindeki gelişmelere uygun olarak verdiği buyruklar arasındaki çelişkilere bir açıklama getirmek zorunda kalmasıdır.
Muhammed bunu birçok kereler yapmıştır. Örneğin içki yasağı bunlardan biridir. Nahl 67’de görüldüğü üzere şarap içmeye önce izin vermiştir. Daha sonra Bakara 219 ve Nisa 43’de yazıldığı üzere bu izni kısıtlamıştır. Nihayet Maide 90 ile içkiyi tamamen yasaklamıştır.
Muhammed bütün bunları yaparken günlük siyasetin gereksinimlerini izlemiştir. Aslında Nahl 101 bile Kur’an’da bulunan bir diğer ayetle çelişki içindedir. Hicr, 90-91 Kur’anı kısımlara ayırmanın ve bir bölümünün benimsenmeyip reddedilmesinı yasaklar.
Kur’an çelişki dolu bir kitaptır. Sayısız çelişkiler içerir. İçki yasağı onların en dikkati çekenlerinden biridir.
HACI
İNSANLAR GİBİ KIZABİLEN, GAZAP KUSABİLEN BİR TANRININ YİNE İNSANLAR GİBİ UNUTKANLIK YAPIP SONRADAN DÜZELTEBİLMESİ GAYET NORMAL BİR ŞEY.
Merhaba
Nesh konusu son derece yanlış anlaşılan ve bu yönde kullanılan bir konudur. Bu konuya delil olarak kullanılan Nahl suresinin 101. ayetindeki bir kelime yanlış meallendirilip bu yöndeki yorumlarda kullanılmaktadır.
Bu ayetteki manayı daha iyi anlayabilmek için “ayet” kelimesinin karşılığını tam olarak vermemiz gerekir. Ayet kelime anlamı olarak “ delil, mucize” anlamına gelir Kuran ayetleri de Allah’ın delilleri olduğu için bu kelimeyle ifade edilir. Kuran’da ayet ve bunun çoğulu olan ayetler (ayat) kelimesinin farklı kullanımları vardır. Tekil ayet kelimesi Kuran boyunca mucize, delil anlamlarında kullanılır. Örneğin:
"Elini koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın." (20/22)
(Musa) Ona büyük mucizeyi (ayeti) gösterdi.Fakat o, yalanladı ve isyan etti.( 79/20- 21)
Bu şekilde Kuran’da geçen tüm tekil ayet kelimesi mucize delil anlamında olup, hiç birisi Kuran ayetleri anlamında kullanılmaz.
Çoğul ayetler ( ayat) kelimesi ise Kuran’da Kuran ayetleri anlamında kullanılır.
2/39- "İnkâr edip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; onlar, ateşin halkıdırlar ve orada süresiz kalacaklardır."
2/41- Yanınızda olan (Tevrat)ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur''an''a) iman edin; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Ve yalnızca benden korkun.
83/13- Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Geçmişlerin masallarıdır" dedi.
Bu örnekleri de çoğaltabiliriz. Bu ayetlerden de görülebileceği gibi çoğul ayetler kelimesi Kuran ayetleri olarak kullanılmaktadır.
Şimdi ayet ve ayetler ( ayat) kelimelerinin bu anlamlarıyla nahl suresinin 101. ayetine bakarsak, konu daha iyi anlaşılacaktır.
16/101- Biz bir delili (ayeti), bir (başka) delilin (ayetin) yeriyle değiştirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini daha iyi bilir.- “Sen yalnızca iftira edicisin" dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.
Bu ayette Allah kendi varlığının gösteren bir delil verdiğini daha sonra gönderdiği başka bir delille yada mucize ile bunu değiştirdiğini söylemektedir. !02 ayet okunduğunda ise bu delilin yada mucizenin ne olduğu anlaşılacaktır.
16/102- De ki: "İman edenleri sağlamlaştırmak, müslümanlara bir müjde ve hidayet olmak üzere, onu (Kur''an''ı) hak olarak Rabbinden Ruhu''l-Kudüs indirmiştir."
Burada verilen delil Kuran’dır. Allah geçmiş kitapların yerine Kuran’ı vermiştir. Yani ayetler arasında bir değişiklik değil, aksine Kuran’ın önceki kitapların yerine gönderilmesinden söz edilmektedir.
İçki konusuna gelince,
Bu konuyla ilgili ayetler arasında ne bir nesih yani hüküm kaldırma ne de çelişme söz konusu değildir. Şimdi bu konudaki ayetlere bakalım:
16/67- Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvelerinden kurdukları çardaklarda hem sarhoşluk verici içki, hem güzel bir rızık edinmektesiniz. Şüphesiz aklını kullanabilen bir topluluk için, gerçekten bunda bir ayet vardır.
Nahl suresindeki bu ayette bir durum tespiti vardır. Meyvelerden hem sarhoşluk veren şeyler üretildiğinden hem de güzel rızk üretildiğinden söz edilmektedir. İçki içmek helaldir diye bir ifade yoktur.
2/219- Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: "Onlarda hem büyük günah, hem insanlar için (bazı) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "İhtiyaçtan artakalanı." Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz;
Bu ayette de içkinin ( Şarap ve sarhoşluk) bazı faydaları olabileceğini fakat zararlarının fazla olduğu bildirilmekte ve büyük günah olduğu söylenmektedir. Yani kısmen kısıtlama değil, tümüyle yasak olduğu bu ayette anlaşılmaktadır.
4/43- Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Bir insan içki içebilir, sarhoş olabilir bu haramdır fakat böyle olması onun namaz kılmayacağı anlamına gelmez. Bu haramı işlemesi, ibadetleri yapmayacağı anlamına gelmez. Bu ayette sarhoş olan bir kişinin eğer namaz kılmak isterse kendini bilene kadar namaz ayaklaşmamasını emreder. Yoksa içkinin helal kılınması diye bir şey söz konusu değildir.
5/90- Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Bu ayette de açıkça içkinin haram olduğu ifade edilir.
Sonuç olarak bu ayetlerin hiçbiri diğeriyle çelişmediği gibi, hiç biri diğerinin hükmünü ortadan kaldırmaz. Aksine birbirini tamamlayan ayetlerdir. Nesihe delil olarak gösterilmeye çalışılan tüm ayetler bu şekilde açıklanması çok basit olan ayetlerdir.
Selamlar.
İslamistler ve şeriatçılar “Kur’an’da çelişme yoltur ve olamaz, çünkü Kur’an Allah’ın sözleridir ve Allah çelişmeli şekilde konuşmaz derler.” Bu iddia ne dereceye kadar doğrudur?
İslamist’ler çelişkilerden kurtulmak için bazı ayetlerin diğerlerini ortadan kaldırdığını ileri sürerler. Bu iddialara göre Kur’an hem geçerli, hem de geçersiz ayetlerden oluşmuştur. Geçersiz ayetler güya Allah tarafından ortadan kaldırılmışlardır.
Şeriatçıların bu iddiasının kaynağı Nahl, 101’dir.
Muhammed bu ayeti günlük siyasetinin gereği olarak Kur’an’a koymuştur. Koymak zorunda kalmıştır. Çünkü Kur’an’a giren ayetler giderek birbirleri ile çelişmeye başlamışlardır. Daha önce kabul edilen ilkeler, başka ayetlerle gelen diğer ilkelerle çelişmeye başlamışlardır. Bu durum İslam’ı kabul etmeyen ve uzaktan izleyenler tarafından Muhammed’in yalancı ve iftiracı olmakla suçlanmasına neden olmaktadır. Müşrikler Muhammed bugün emrettiğini yarım yasaklayarak ashabıyla alay ediyor demeye başlamışlardır. Bu şekilde konuşanlara karşı Muhammed Allah’ın çelişkili şekilde buyruk göndermediğini, sadece bir ayeti bir başka ayetle değiştirdiğini söylemiş ve Kur’an’a şu ayeti koymuştur:
Nahl, 101:
Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimiz zaman-ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir.Onlar sen ancak bir iftiracısın dediler. Hayr, onların çoğu bilmezler..
Bu ayete göre Allah zamana, koşullara ve gereksinimlere göre iş görmektedir. İslamistler bu ayete dayanarak Allah’ı bir doktora benzetirler. Bir hastalığın tedavisi sırasında doktor nasıl ilaç değiştiriyorsa, Allah da öyle yapmaktadır.
Aslında bu Allah, Muhammed’in pazarlamaya çalıştığı Allah kavramı ile hiç bağdaşmamaktadır. Herşeyden önce Allah değiştirmeye gereksinim duyulacak ayetleri neden Kur’an’a koymaktadır?
Nahl 101’in Kur’ana girmesinin tek nedeni, Muhamed’in kendi çıkarları ve günlük siyasetindeki gelişmelere uygun olarak verdiği buyruklar arasındaki çelişkilere bir açıklama getirmek zorunda kalmasıdır.
Muhammed bunu birçok kereler yapmıştır. Örneğin içki yasağı bunlardan biridir. Nahl 67’de görüldüğü üzere şarap içmeye önce izin vermiştir. Daha sonra Bakara 219 ve Nisa 43’de yazıldığı üzere bu izni kısıtlamıştır. Nihayet Maide 90 ile içkiyi tamamen yasaklamıştır.
Muhammed bütün bunları yaparken günlük siyasetin gereksinimlerini izlemiştir. Aslında Nahl 101 bile Kur’an’da bulunan bir diğer ayetle çelişki içindedir. Hicr, 90-91 Kur’anı kısımlara ayırmanın ve bir bölümünün benimsenmeyip reddedilmesinı yasaklar.
Kur’an çelişki dolu bir kitaptır. Sayısız çelişkiler içerir. İçki yasağı onların en dikkati çekenlerinden biridir.
HACI
Nahl - 101 – Biz bir âyetin yerine onun hükmünü neshedecek başka bir âyet getirdiğimiz zaman
-ki Allah göndereceği âyetleri pek iyi bilmektedir-
onlar: “Sen iftiracının tekisin!” dediler.
Hayır, hiç de öyle değil! Onların çoğu işin gerçeğini bilmiyorlar.
Bu âyeti nesih delili sayanlar vardır. Fakat bazı alimler neshin Mekke döneminde sözkonusu olmadığını söyleyerek âyeti şöyle anlarlar: Kur’ân aynı konuyu farklı yerlerde yeniden ele alır, yeni ayrıntılar ekler. Yahut aynı konuyu değişik yerlerde farklı örneklerle açıklar. Yahut vahyi safha safha gönderir. İnsanlara açıklamak için değişik üsluplar, yollar ve metodlar izler.