Orijinalini görmek için tıklayınız : EVRİMM
YOSUNDUK,SUDA YÜZEN MASUM BİR YOSUN.HEMEN OLMADIK BÖYLE TOSUN.HAİN DALGALAR BİZİ KARAYA SÜRÜKLEDİ VE KURU TOPRAKTA YEŞEREN BİR OT OLUVERDİK.BU OT OLMAKLIKTA SIKMIŞTI ARTIK.HAREKETE GEÇTİK VE SÜRÜNMEYE BAŞLADIK SONRA AYAĞA KALKTIK,ÇEŞİTLİ IRKLARA BÖLÜNDÜK BU YEDİĞİMİZ GIDALARIN BÜNYELERİMİZDEKİ FARKLI ETKİLEŞİMİ İDİ...HULASA BİRDEN ODA NE DÜŞÜNEBİLEN İNSANLAR OLUVERDİK FAKAT BAZI AKRABALARIMIZ MAYMUN KALDILAR ANLAYAMADIK. VE ŞÜKÜR OLSUN YÜZLERCE YILDIR İNSANIZ.AKRABALARIMIZI KURTARMANIN ARAYIŞI İÇİNDEYİZ.AH TEYZECİM AH.SENİ RUYAMDA GÖRDÜM, SENDE BENİM GİBİ İNSAN OLMUŞTUN BERABER LUNAPARKA GİDİYORDUK.KORKUYORUM SEN İNSAN OLAMADAN BİZ YA YENİDEN EVRİMLEŞİRDE MUZ OLUVERİRSEK VE SEN FARKINDA OLMADAN ÖZ YEĞENİNİ BİR LOKMADA HAM YAPARSAN.GECELERİ SENİ BENİ VE DALLARDAKİ MUZLARI DÜŞÜNÜYORUM KORKUMDA HAKSIZMIYIM LÜTFEN..EYY DARWİN SANA MİNNETARIZ BİZE HAYATI ÖĞRETTİN YAŞAMIMIZDAKİ GAYEYİ.EYY BİLİM NOLUR ARTIK ŞU TEYZECİĞİMEDE DERMAN OL. smile191 BENİ BU KAHIRDAN KUTAR.
NASIL SENARYO AMA.1 YIL SENARİSTLİK EĞİTİMİ ALDIM FİLM TEKLİFLERİNE AÇIĞIM lol .
Ebabiyl,
Büyük harflerle yazmaman konusunda bu sana son uyarım.
Darwin bir bilim adamı idi. Hatta bildiğim kadarıyla önceleri din adamı olan bir bilim adamı. Darwin, siyasi, ahlaki, ekonomik ve dinsel bir sistem öne sürmedi. O sadece bir bilim adamı olarak Galapagos adalarında türlerin evrimleşmesini tesbit etti. Bu izole adada yaşayan hayvan türlerinin o adaya en yakın kara parçasındakilerden farklı olduğunu bulguladı. Bir bilim insanı olarak bu farklılığın nedenini düşündü. O adada yaşayan kuşlar gibi kuş beyinlilik yapmadı. Sadece bir bilim adamı olarak sordu ve yanıtını aradı. Gözlem yaptı, not tuttu, o ıssız adada yattı kalktı. Siyasi bir amaç için değil bilim amacıyla yaptı tüm bunları. Ve vardığı sonuçları yayımladı.
Önce sitemizin sol sütununda bulunan evrim sayfalarını iyice bir okumanı öneririm.
Ha evrim teorisi tek başına yaşamı açıklıyor mu diye soruyorsan tamam. Ben de hem fikirim henüz yetersiz ve doyurucu değil. Şu haliyle henüz oldukça kuru ve oldukça materyalist. Henüz insan ruhumuza yeterli olarak seslenmiyor. Bunu ben de farkındayım. Ama şu var ki bulgularıyla ortaya çıkıp "bakın bu görüş evrim teorisinden daha iyi" diyebilen olmadı. Havva-Adem mavalının hiç bir bulgusu hiç bir mantıkiliği yok. Yani bir yasak meyva yüzünden mi bu gün milyarlarca insan yer yüzünde? Savaşlarda ölen milyonlarca insan, nice acılar yaşan bu insanoğlu sırf adem ve havvanın yasak meyvalı macerasının ürünleri mi?
Bir şeyi eleştiriken lütfen tutarlı olalım. Eleştirdiğimiz şeye karşı biz ne diyoruz önce onu bir tartalım. Bir özdeyişimiz varıdr: "Tencere dibin kara seninki bende kara."
Evet cem bende seninle hemfikirim.Ben buraya darwinizmin kutsal savaşçısı olarak geldim.adam araştırmış incelemiş hatta incelemekten sersefil olmuş kocaaa bir bilim adamı.sol sutundaki yazılarıda sair darwinizm hakkındaki bütün mevzuları araştırdım ve inceledim ve ünlü bilim adamımıza saygı hürmet ve teşekkürlerimi beyan ettim yukarıda.ben derdime düştüm teyzeeeeeeeeeeee ah teyzem ah.
edebiyl darwini, komikliğine inandığın birkaç satırla eleştirmeye çalışmışsın senin dalga geçmeye çalışarak kendi seviyesizliğini gösterdiğin darwinin evrim teorisi bu gün dünyanın sayılı üniversitelerinde ders olarak okutuluyor bilimsel verilerle destekleyerek elde ettiği sonuçları hiç te küçümsenecek türden değil darwinin türlerin kökeni isimli 600 sayfalık kitabı verilmeden (ki senin bunu okumadığına okusanda anlayamayacağına eminim)insan türünün gelişimi bilimsel olarak anlatılamamakta.şeytanla tanrının secde atışması ve bu atışmaya insanın kurban edilmesine iman edenlerin evrimle dalga geçmeye çalışmaları burnunun ucunu görmeyen insanın uzaklara bakıp tanrıyı görüyorum demesi kadar komik.
İnsan ömrü evrim teorisini algılama ve kabullenme olarak çok kısadır.Yaşamı süresince değişimi göremeyen ve kutsal kitaplarında farklı ve basit açıklamalar bulana evrim teorisi çok saçma gelir.
Buna karşın o, Nuh'un gemisine yeryüzünde mevcut tüm canlılardan birer çift toplanmış olabileceğine kolayca inanabilir.Hz.Nuh, milyarlarca türü kaç kişiyle,ne kadar zamanda toplayabilmiş,onları gemiye nasıl sığdırmış ve ne ile beslemiş ayrıntıları onun için önem arz etmez!!
Evrim teorisi aslında tanrı inancına ters düşmez.
Uzlaşamadığı dinlerdir.
DARWİN APTALIN TEKİYDİ,O İNSANLARA MAYMUNDAN TÜREDİĞİMİZİ KANITLAMAK İÇİN ŞÖYLE BİR YALANA BAŞVURMUŞTU:
İLK ÖNCE ÖLÜ BİR MAYMUN KAFATASINI ALDI,SONRADA İNSAN KAFATASI,MAYMUNKAFATASININ BURNUNU ,İNSAN KAFATASINA YAŞITIRDI VE ONU İNSANLARA GÖSTEREREK:'İŞTE ESKİDEN MAYMUN OLDUĞUMUZN BİR KANITI,BURNUMUZA BİR BAKIN..EVRİM GEÇİRDİK VE ŞİMDİ BU HALDEYİZ 'DEDİ.....O BİR YALANCIYDI SAHTEKARDI,DİN İLEDE HİÇBİR ALAKASI YOKTU.......
Eyy NİCE!..sen darwin'in 600 sayfalık türlerin kökeni isimli kitabını okudunmu?okumadın.okusanda anlamazsın zaten.hakaretlerini o büyük insanın namına sana iade ediyorum.Bak dostum adam aylarca bir adada vahşi insan bozması yaratıklarla çile çekti araştırdı ve inceledi,neticede ortaya çıkardıki biz MAYMUNUZ.Siz kabul etsenizde etmesenizde.neden insanların büyük çoğunluğu muz sever he?işte buda bi ısbat,ağaçlara tırmanma istek ve arzusu niçin benim içimi kemiriyor?görüyormusun delilleri kapak gibi.Bu gün bu kadar bilim adamı ve üstün zekalı zevat onun kitaplarını üniversitelerde ders kitabı olarak okutuyor.Fakakt senin kafan bunları basmaz kıt akıllı seni.bilimin aydınlattığı kardeşlerime bak onlar hiçi itiraz ediyorlarmı.Adem Havva masal diyorlar.sende gel gerçekleri gör kardeşim.....VASİYETİM!...eyy şebeğin nesli!..hayvanat bahçelerinde ve doğal ortamlarındaki akrabalarımızla sıla i rahimi kesmeyelim,ziyaretleşelim,büyüklerinin ellerinden küçüklerinin gözlerinden hasretle öpelim.unutmayalımki bizde onlar gibi evrimleşemeyebilirdik.Onları küçümsemeyelim horlamıyalım hatta evimizde misafir edip doğal ortamlarında onlara misafirliğe yatıya falan gidelim.DARWİN HZ'lerinide bizlere yaptığı hizmetinden ötürü hep saygı vede hürmetle analım.herkese saygı ve sevgiler vesselam.
Hadi gelin çocuklar bugün bir hücre yapalım.
manua herneysen kızım, sen şu mitekondriciği yapıver,oğlum cem sen şu kromozomu yapıver katla ve çekirdeğe koyuver,materyalist'ciğim sen şu golgiyi yapıver,ribozomlarıda bager'ciğim sen yap,kula'cığım sende şu denge işini ayarlayıver suyunu fazla koymyıver,mutezileciğim sende hücre duvarını yapın bana getiriverin.nede olsa çocuk oyuncağı...
Materyalist
11-12-2005, 01:34
Sen bana yapılacak şeyleri söyle ben yaparım. Çünkü ben allahım. Herkes kendi çapında allahtır. Sen de allahsın
materyal lafla peynir gemisi yürümez.hadi yap getir bakalım..
Suffiyun
11-12-2005, 02:01
Sen bana yapılacak şeyleri söyle ben yaparım. Çünkü ben allahım. Herkes kendi çapında allahtır. Sen de allahsın
Rabbim(c.c)'in şahitliğinde şehadet ederim ki ilah olduğunu iddia ettin,tevbe edip Allah(c.c)'tan af dilemeni ümid ederim,Rabbim(c.c) yardımcımız olsun.
Selametle kalınız...
Materyalist
11-12-2005, 02:03
Ula suffiyun. Lan beni gülmekten öldürdün. Vallaha karnım ağrıdı. Sen delimisin be? Ne yemin edip duruyorsun. İlginç bir adamsın.
Tamam tamam. Tövbe edecem. Beni çok güldürdün. :D :D :D
Suffiyun
11-12-2005, 02:13
İleride de çok ağlamazsın inşaAllah,
Selametle kalınız...
Sufiyyun çaktırma..ben haber verdim gömleği giydirip götürecekler.
sen duvarla konuşurmusun?bu duvardanda beter bunlardan yankı bile gelmez..adam materyalistim diyor sen tevbe et diyorsun..tevbeyi müslüman eder.Peygamber efendimiz(s.av) için onlar için ister 70 kere istiğfar et,diye devam eden bir ayeti biliyormusun?yeteri kadar bilgin olduğunu düşünmüyorum anladığım kadarıyla çok merhametli birisisin.Allah(c.c) dereceni yükseltsin ama yanlış yerdesin kusura bakma..temiz ve safsın..
Materyalistin demek istediğini anlamaya çalışırsanız anlarsınız yok baştan anlamamaya odaklanırsanız anlayamazsınız.
Herkes kendi çapında allahtır.
Burada anlatılmak istenen herkesin kendi çapında bir yaratıcı olduğudur. Arkadaşımız burada allahı "yaratıcı" anlamında kullanmış. İnsanoğlu olarak binalar, gemiler, uçaklar, sanat eserleri ve sayısız şey yaratıyoruz. Birey ve toplum olarak güzel şeyler yarattığımızda dünyada cenneti, kötülükler yarattığımızda ise dünyadaki cehennemi yaşıyoruz. İşte bu anlamda insan kendi çapında bir yaratıcı mecazi anlamda kendi kendisinin allahıdır.
Burada mecaz manadan değil mutlak manadan söz ediyoruz.Cem efendi o bahsettiklerin yaratmak değil yapmaktır.yaratmak hiç yok iken var etmektir.ya hem konu niçin saptı lütfen.vasiyetimi okudunuzmu sılai rahime söz alayım sizden lütfen arkadaşlar,akraba i taallukatımız doğal ortamlarında bizleri ziyeretlerine beklemekte ihmal etmeyelim bu gün onların hali yarın bizede olabilir evrim herşeyi tersine çeviredebilir ona göre...
smile81 vay be ya evrim bizi bu yüz ifadesine dönüştürseydi hehe tek gözlü sarkık dilli dilberler olurdu yeryüzünde.
konu katekülleye geldi demek..elde malzeme var birşeyler üretmeğe;yapmak denir.Hiçbirşeyden birşeyler yapmaya yaratmak denir..arada böyle bir fark var.
Sn.Suffiyun ;
Sen bakma iki de bir de yazılarına müdahale edip te bilgiçlik taslayıp akıl vermeğe kalkan çatlak seslere.Onlar cesaret bulsalar,benzer düşünenlere amirlik taslamaya çalışacaklardır..
Tevbe, sözlük anlamıyla dönmek,dini anlamıyla da günahlardan pişmanlık duyarak af dilemektir.
Hz.Hamza'nın savaşta ciğerini söktürüp etini yiyen ve kanını emen Hind dahi müslümanlığa kabul edildikten ve tevbe ettikten sonra..Tebliğ ve tevbe teklifi herkese yapılır.İnançsız olan önce müslümanlığı kabul eder,sonra tevbe eder.
Bir insanın müslümanlığı kabul etmesinin ve tevbe etmesinin önünde hiçbir kurum ve şahıs duramaz.Kimse fetvacılığa soyunmasın..
"Ben Allah'ım" sözü bildiğiniz gibi Vahdet i Vücut düşüncesine de dayanır."Enel Hak" sözü nedeniyle Hallac ı Mansur'un asıldığı ve etlerinin lime lime edilip nehre atıldığı,kesilen kafasının,ardından etlerinin ve ardından nehrin dahi "Enel Hakk" diye seslendiği efsanesi iyi bilinir.Tasavvuf düşüncesi,Platon ve Mevlana felsefesi de hemen hemen aynıdır.Tanrının evrenle bir olduğu.Görünen tüm canlı cansız varlıkların tanrının bir yansıması olduğu düşüncesi.Hemen kötü gözle bakılmasın yani.
Yaratmak, "yapmak" eyleminin bir üst kategorisidir. "Yapmak" sıradan olabilir ama "yaratmak" sıradan değildir. Yüksek içgörü ve yetenek gibi özelliklerin olmasını gerektirir. Örneğin bir kadın yemek olarak kuru fasulye yaptıysa bu "yapmak" kategorisindedir. Ama daha önce görmediği, bilmediği bir yemeği kendi yeteneği sayesinde oluşturduysa bu "yaratmak" kategorsine girer.
Çocuklarımızı yetiştirirken yaratıcı olmalarını sağlamaya çalışmamızın nedeni budur. Yaratma kavramını dinsel, sığ sınırlar içine hapsetmemek gerekir. Daha güzel bir dünya için sığlıktan kurtulmuş, yaratıcı insanlara ihtiyacımız var.
Cem efendi eline bir lugat alda bak bakalım yaratmak ne demek miş.kuru fasulye misaline öldüm.yaratmak hiç yok iken var etmek demek,senin dediğin manada sadece mecazen belki kullanılabilir ki islam itikadında sakat bir söz'dür avam re'sen mazur görülebilir.konumuz ewrim lütfen birazda konuyla alakalı yorumlar yapalım.
Yaratmak, yoktan var etmekle tam olarak uyuşmaz. Şöyle ki, bir heykeltraşı düşünün. Elinde sadece heykel yapımında kullanılan hamur var ama heykel henüz yok. Heykeli bitirdiğinde bu sanatçının yaptığı fiil tam anlamıyla "yaratmak" dır. Bir anlamıyla sanatçı bu heykeli yoktan yaratmıştır çünkü evvelden bu heykel yok idi. Heykel yok iken artık vardır. Başka bir anlamda elinde ham madde var olduğu için yoktan var değil, varolan nesnelerden başka, özel bir varlık oluşturmuştur.
Yaratmayı sadece tanrısal yoktan var etmek olarak algılayan dinci zihinler aslında hayali tanrılarını memnun etmek için ona özgü bir sıfat yaratma gayretindedirler.
Bak cem!...Sen bir heykel yap ve ben bunu yarattım de fakat ona can verde onu görelim,anlayalımki hee yaratmak kuru fasulye pilav yapmak gibi bişeymiş.Akraba ziyaretlerine başladınmı, ben yarın belgrattan başlıyorum amazonlara kadar uzanıcam isteyen arkadaşlar adını yazsın grup halinde tur yapalım daha az masraflı olur.
Sevgili Cem arkadaşım
sizinde belirttiğiniz üzere evrim teorisi sadece bir teoridir teorinin manasını sizin bildiğinizi varsayıyorum ayrıca imanlı prof.'lar amerikada bu konu hakkında baya bir çalı$ma yaptı sonra zaten yaradılı$ teorisi ortaya atıldı...
Yaradılı$ teorisi evrim teorisine göre $uan daha güçlü bunu inkar eden gerçektende yok üzerinde bir sürü bilim adamının çalı$ması var evrimle$me ise sadece bir görü$tür $uana kadar evrimle$mi$ olarak kabul edilen canlılarda sizinde bildiğiniz gibi ara form bulunamadı hatta binlerce sene önceki bir fosil gerçektende incelendiğinde eski çağlara dayandı ama bu türü tükenmiş olarak kabul edilen canlı okyanusta yakalandı... bunlar bilinen $eyler fakat bilim adamlar daha çok elle tutulan şeylere inanmak istiyor bunun üzerine evrim teorisine katkı vermeye çalı$ıyor ne derece ba$arılı olduğu konusuna gelindiğinde bu tartı$ma konusu örneğin mutasyon olayı evrim teorisine göre bu olay yararlı fakat yararlı olabilmesi çok küçük bir ihtimal (kabul edilemiyecek kadar küçük) okuduğum kadarıyla birsürü çelişki var evrim teorisinde ba$ta mantıklı görünsede bilimle incelendiğinde hüsranla sonuçlanıyor...
cem kardeşim siz heykelden bahsettiniz bende heykelden devam etmek istiyorum şimdi bir ormana girdiğinizi dü$ünün ve önünüze mükemmel bir insan heykeli çıkıyor siz bunun rüzgarın a$ındırmasıyla olu$tuğunu mu dü$ürsünüz yoksa bir sanatçının i$lediğini mi bu eserin ?
ayrıca evrensel yasalara tekabul eden bir husus vardır hiç bir madde yoktan var edilemez vardan da yok edilemez önceleri evrimciler maddenin evrendenin tanımlanamayan ve gözlenemeyen bir yerden geldiğini ortaya atmı$lar ve bir nevi kabul görmü$tü sonra birden büyük patlama olayı ortaya atıldı ve bu teorinin geçersizliği kanıtlandı birşekilde çünkü soru hala duruyordu madde nasıl oldu ? büyük patlama teorisi imdada yeti$ti hemen tabi...
ve evrenin genişlemesi denilen bir görü$ hakim oldu bu bazı hesaplamalara dayanan teoridir... belki farklı bir gerçek ortaya çıkacak ve bu geçersiz olacak bilemiyorum... fakat o patlama nasıl gerçekleşti sorusunu bilim daha çözemedi i$te i,j,k birim verktörleri daha doğrusu (0,0,0) koordinatlarında patlama gerçekle$ti bu 3 boyutlu bir patlama tabi ... büyük enerjiden madde formuna geçi$ olarak kabul gördü bu da nekadar doğru tartı$lır ki zatende cansız == > canlı form a geçi$ nasıl oldu bu çok zor ve $uanki bilimle açıklanamaz birşeydir nedenderseniz bunun olması çoook küçük bir olasılıktır.. eğer biraz hücreyi tanırsanız demek istediğimi anlarsınız mitakondri denilen hücrenin enerji merkezleri vardır bunun kendine ayit şifresi vardır bilim adamları buna dayanarak önceden hücre ile bir araya geldiler sonra baktılar birlikten güç doğar beraber olu$tular vs.. gibi gayet mantık dı$ı bir yakla$ım attılar ki bunlar yakla$ımlar böyle komplex bir yapı çok zor olu$acak birşey mitakondiri nin olu$ması bile çok zayıf bir ihtimal bir yerde okumu$tum bu en küçük olay bile evrendeki olu$umlarla ilgili ihtimal ünlü klasikçilerin şarkılarını bir maymunun rastgele bir şekilde notalara basmasıyla o şaheserlerin ( sayfalarca ve hatasız ) olu$ma olasılığından bile az bir olasılık olarak görünüyormu$...
şimdi diyebilirsiniz böyle zeki bir tarasımın altında birşey var çünkü gerçekten zeki bir tasarım var...
bu tasarımcı kim mesela bazen programlarda about kısmı var ki rabbin bence mucizeleri bu about kısmıdır yani evrene baktığımızda bu About kısmını rahat birşekilde görmemize vesile oluyor...
bence o büyük zekayı anlamaya çalı$mak daha büyük bir yakla$ım olacaktır fakat evrim teorisinide okuyalım ve yaradılı$ teorisinide.....
Saygılarımla...
Not: yazılarımda imla hatası vs.. olabilir kısa bir zamanda yazdım cümle dü$üklüğü varsa affınıza sığınıyorum..
evet arkadaşlar yokmu gezime iştirak etmek isteyen.belgrattan amazonlara kadarr.akraba i taallukatımızı ziyaret edeceğiz hoş beş edip gönüllerini alacağız.
Evrimcilere söyle istersen teyzelerine selam söylemek isteyebilirler..
Ege-sum: böyle konuşupta cem beyi rahatsız etme. cem beyin cevap verebileceği şekilde yazınız. yoksa sitemizin yöneticisi cem bey sizinle bir daha konuşmazlar. yada başka başlıklar altında size cevap verim kendilerini tatmin edebilirler. çok fazla üsütne gitmeyin cem beyin. nede olsa turan amcamızın bize son emanti.
anlaşılan benimle gelecek darwinist ateist deist vs. arkadaş yok ben gidiyorum dostlar sizlerin selamını iletirim ihanetinizle beraber.satıcılar siziii yazıklar olsun darwinin kemikleri sızlıyor şu an.
hey dostlar çağrıma kulak veren gönül eri darwinist yokmu yaw.konu savsaklanmasın için üstüne duruyorum.
arkadaşlar bana hangi insanın bişeyler yarattığını söyler misiniz ??? bana en basit olan bi hidrojen atomunu yoktan war edebilir misiniz??? smile96 bana göre şu yandaki warlık gibi boşa çene çaliosunuz
Evrim teorisine karşı çıkanlar;
Siz Tufan ve Nuh'un gemisi'ni açıklıyabilir misiniz?..
arkadaşlar bana hangi insanın bişeyler yarattığını söyler misiniz ??? bana en basit olan bi hidrojen atomunu yoktan war edebilir misiniz??? smile96 bana göre şu yandaki warlık gibi boşa çene çaliosunuz
Yani insanoğlu bir atom yaratınca ya da yapınca tanrı inancından vaz mı geçeceksin?
300 sene sonra neler olabileceğini kim bilebilir?
300 sene önce tahmin edilebilir miydi hiç bilgisayar,internet,cep telefonu,fax vs. vs.
Yeter ki malzemesi bulunsun insan bile yapılır.Buna rağmen tanrının yokluğu ispatlanmış sayılmaz..
Bilimin önünde katedilmesi gereken daha çook yol var
öncelikle pantiedar senin inanç ve itikadını çözemedim bir islamdan bahs ediyorsun bir incilden inciler diyorsun şimdide evrimden konuşuyorsun sen nesin ALLAH aşkına yaw.tufan ve nuh (a.s)'dan neyi kast ettin anlamadım evrimin inkarı ile ne alakası var.
Sn Ebabily ;
Ben sadece doğruyu arıyorum.Bu konuda tamamen bireysel ve özgür düşüncelere sahibim.Hiçbir kliğe bağlılığım olmadığı için bir konuda doğruya emin olduğum anda onu kabul ederim.Ancak bugün emin olduğun doğrular yarın değişebiliyor.Bilimde, fizik bunun en açık örneğidir.
Bir atom altı parçacıkların bulunuşu,ya da bigbang teorisi yılların ateistini inançlı yapabiliyor.
Görüşlerim şu anda panenteizme yakın duruyor.İlk devinimcinin,yani tanrının olduğuna, evrenin,tüm varlıkların onun yansıması olduğuna ve tanrının evrenden aşkın olduğuna, hükmetme ve sırası geldiğinde müdahale etme kudretine inanıyorum.
Bilim bir anlamda tanrıyı arıyor.Tanrıyı kalplerde bulmak yetmiyor. Beyinde de,bilimsel olarak da bulmak gerekiyor ve bunu da tanrı böyle istiyor diye düşünüyorum.
Tufan,kutsal kitaplarda açıklanıyor.Tufan'dan sonra Hz.Nuh ve ona inanıp kendisine katılanlar ve gemiye aldıkları her canlı hayvandan bir çift , tufandan sağ çıkabiliyor.Yani, tufandan sonra tanrı yeniden yaratmıyor ki hayvanları,gemiye alınan çiftler yeniden çoğalıyor ve dünyayı kaplıyorlar.
Peki evrim teorisi olmasa,bugün dünyada yaşayan binlerce türün izahı nasıl olacak?
Bu binlerce türün toplanarak,Nuh'un gemisine sığdırılması,gemide muhafazası ve yaşatılması mümkün mü?
Dolayısıyla Nuh'un gemisine inanıyorsak evrim teorisine de inanacağız. Evrim teorisi sadece İnsanın maymundan geldiğini öne sürmüyor ki. O kısmını geç,inanma.Büyük patlamaya inanan evrim teorisine de inanıyordur.
Büyük patlama teorisinden sonra tanrıya inananlar, evrim teorisini reddetmiyorlar zaten.Daha sonra galaksilerin,yıldız sistemlerinin oluştuğunu,dünya gibi şartların elverişli olduğu gezegenlerde ateş plazmasının milyonlarca yıl sonunda yer kabuğuna dönüştüğü ve yaşamın ortaya çıktığını ileri sürüyorlar.Evrim ile de canlı türlerinin çoğaldığı, geliştiği,seleksiyona uğradığı ifade ediliyor.Sen bu noktada insanoğlunun yaratıldığına inanırsın.Bir başkası insanın, türlerin en üst,en gelişmiş mertebesi olduğuna inanır.Olay bu.İnanılan tanrı neticede aynıdır.Hristiyanlıkta da öyle.
Bakmayın siz havarilerin ve devamının yazdıkları.Tanrının oğlu vs.laflarına.
Hz.İsa'nın "Tanrı bende,ben de tanrıdayım.Siz bendesiniz,ben de sizdeyim" sözünü iyi düşünün.
Hz.Ali'nin "Her nereye baksam Allah'ı görürüm" ve "Görmediğim Allah'a inanmam" sözlerini de.
Bu sözler ,Eflatun'la felsefedeki yerini alan,Hz.İsa, Hz.Ali, Hz.Muhammed, tasavvuf,Vahdet i vücut ve Bektaşi ilmi ile gelişmiş inancı destekler.
Ege-sum: böyle konuşupta cem beyi rahatsız etme. cem beyin cevap verebileceği şekilde yazınız. yoksa sitemizin yöneticisi cem bey sizinle bir daha konuşmazlar. yada başka başlıklar altında size cevap verim kendilerini tatmin edebilirler. çok fazla üsütne gitmeyin cem beyin. nede olsa turan amcamızın bize son emanti.
merhaba arafat kardeşim
benim kimseyi zordurumda bırakma gibi bir niyetim yok ben sadece Allahı konu$uyorum ve onun varlığı hakkında yazı yazıyorum... burda hedef alınmı$ bir görü$ veya dü$ünce yoktur... cem bey de sanırım benim samimiyetime inanıyordur...
Saygılarımla...
Evvela evrim ile nuh(a.s)tufanını kıyaslamana derimki;Yapılan araştırma ve bulgular neticesinde tufan sadece mezopotamya bölgesinde vuku bulmuştur.yani sadece oradaki türlerden erkek ve dişinin gemiye alındığı söylenebilir.sen tufanın bütün yeryüzünde olduğu görüşüne nereden kail oldun.benim dediğime gelirsen ki bilgi ve bulgularada bahsettiğim bölgeyi işaret etmektedir evrimle tufan arasında hiç bir bağ ve alaka kuramazsın.Big bang ilede evrimi destekliyemezsin ki ALLAH kitabında varlıkların evrimleşerek türediğine dair bir beyanatta bulunmuyor yarattım diyor bitti.ondan o oldu bundan şu oldu vs.Kainatı yaratan ALLAH bunca canlı varlığı birbirine paralel evrimleşme teselsülü ile yeryüzüne dolduracak kadar acizmi haşa.evrim niçin durdu devam etmiyor peki.araştırmacı vede okuyan birisin helal olsun amma bi karar ol bir yerde dur aa şu şurada ne mantıklı söz söylemiş oraya kayayım aa bu ne güzel demiş oraya gideyim. bu yol yol değil.sağlam önyargısız İslami ilimlere dal ehli sünnet ulemanın ama etiketi olan ve o akademik etiketin altında menhus emeller güden zırcahil ilahiyatçıların değil hakiki ehli sünnet ulemasının önünde diz çök ve ilmi onlardan kap bak o zaman en ufak bir tenakuza düşüyormusun.ben 20 senedir ilimin içindeyim ve ne burada nede başka bir yerde asla içimde bir şüphe ve çelişki oluşmuyor.ilim bambaşka bişey ekmekten sudan daha mühim.ah bu millet ah.
Allah hiç kimsenin önünde diz çöktürmesin..
Ehli sünnet uleması kendi içinde bu konularda bir fikir birliği içinde değil ki bize de doğru fikir sunulabilsin..
Tufanı Mezopotamya'ya etkili olarak aldığın fikir gibi..
Dini bilimsel olarak ispata çabalayanlar,Adnan Hoca vb. işlerine geleni kabul,gelmeyeni red ediyorlar.
Evrime ihtiyaç duymayan Allah, bigbang'e neden ihtiyaç duysun..
Eğer bu kadar çelişkiye rağmen,kafasında hiçbir tereddüt taşımayan:
hesap gününde bunu nasıl izah edecek..
(Ben ehli sünneti tek doğru sanmıştım da, şüpheye düşersem ya da düştüğümü ifade edersem dinden çıkarım diye korkmuştum da,ehli sünnet adına yapılanların ve yaptıklarımın allah adına yapıldığına inanmıştım da)
Bir davet de benden..Benim tarafıma değil..özgür düşünen,inanan hiçbir mezhep ve cemaate tabi olmadan,tüm ilim,bilim,fikir ve görüşlerden istifade ederek iyi ve doğru insan olmaya,vatanına ve ulusuna olan sevgi ve güzel amaçların yanında insanlığa ve dünyaya hizmet, dünyada barışı,huzuru ve adaletin sağlanması ideasına gel.
Ama sen şu anda öyle bir inanç duygu seline kapılmışsın ki ;
"Dünyada bir tek ben kalsam yine de bu sahip olduğum fikirleri savunur ve uğrunda savaşırım" dersin..Kolay gelsin..
son satırına derimki..aynen öyle.big bang ile evrime ihtiyaç arasındaki kurduğun bağlamıda çözemedim,galiba biz seninle hiç anlaşamıyacağız ya sen beni anlamıyorsun yada ben seni.sen yinede dediklerimi bir düşün.ALLAH kullarını haşr edeceği zaman sen kaç parça olmayı umut ediyorsun doğru birdir hata buluyor isen sorarsın cevap bulamaz isen okurusun müctehidlik makamına ulaşırsın o probleme sen çözüm getirisin.amma ben bu zamana kadar hamd olsun içinden çıkamadığım yada nakıs bırakılmış bir konu ile karşılaşmadım İslam uleması o kadar ince çizgiden gitmişki bir nokta dahi eksik gedik bırakmamışlar biz hazıra konduk ona sahip çıkıp okumaktan bile aciziz.sana tavsiyem kelam kitaplarına yönel zannediyorumki senin bütün problemin ALLAH'ı tanımak ve bilmek noktasında. acizane bir tavsiye bu.ALLAH muvaffakiyet versin kardeşim.
evet arkadaşlar yakında görüşmek ümidi ile ve siz kafirler sizlede tekrar cedelleşmek ve sizleri yere sermek ümidi ile.
İSLAM'DA EVRİMCİLER
Cahiz (öl.255/869) iyi bir kelamcı ve edebiyatçı olmanın yanı sıra ünlü bir zoolog (hayvanbilimci) ve antropologtu (insanbilimci). Cahiz, hocası Nazzam’ın kumun ve buruz teorisi olarak bilinen fikirlerini benimser görünmektedir. O, Nazzam gibi, ilk yaratılışın, Allah’ın hür iradesiyle yarattığı bir çekirdek varlıkla başladığını kabul etmektedir. Fakat çekirdek varlıktan nasıl türediklerinin izahı konusunda hocasından ayrılıyor. Cahiz tüm evrenin bütün olarak nasıl oluştuğunu izahtan ziyade, canlıların oluşumu ve aktüel evrimleri üzerinde durmaktaydı. Cahiz, Kitabu’l-Hayavan adlı kitabında biyolojik evrimi açıkca savunmuştur. Ona göre evrenin yaratılışını başlatan Allah, aynı zamanda onu evrimleşme yoluyla teşekkül edici, hem de türleri devamlı evrimleştirici kılmıştır. Bu bakımdan evrimin gerçek sebebi Allah’tır. O, yaratılışı yaratıcı tekamül süreci olarak irade etmiştir. Türler kendi içlerinde taşıdıkları potansiyel kuvvet sebebiyle evrimleşmektedirler. Bu potansiyel kuvvet onlara Allah tarafından konulmuştur. Türlerin içindeki potansiyel kuvvet, fiziksel çevre, iklim şartları, hayat mücadelesi ve doğal seçilimin etkisiyle ortaya çıkmakta, yaratıcı tekamül birbiri ardı sıra türleri ortaya çıkarmaktadır...
Biruni (öl. 453/41061) ile birlikte İslam düşüncesindeki yaratıcı tekamül veya evrimci yaratılış teorisinin zirveye çıktığını görüyoruz. Biruni jeo-kimyasal evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Biruni’ye göre evrenin tekevvünü Allah’ın öyle irade etmesi sonucunda jeo-kimyasal bir evrimin sonucudur. Allah’ın ezeli planına göre evren, genel jeo-kimyasal evrimler geçirmektedir. Bu esnada, uygun şartlar oluştuğunda madenler ve canlı türler birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmaktadır. Her bir jeo-kimyasal zaman kendi türlerini ortaya çıkarmaktadır. Biruni’yi göre jeo-kimyasal evrim evrende meydana gelen yeryüzü (jeoloji), gökyüzü (astronomi), fizik (madde), mineraller (kimya), hayat (biyoloji) hareketlerinin (ekoloji) tümüdür Evrenin yaratılışından bu yana meydana gelen tüm bu ekolojik değişim zamanları her defasında kendi canlı türlerini doğurmuştur. Türler birbirine dönüşmemiş, ekolojik denge değişikliklerine paralel bir şekilde birbiri ardınca bağımsız olarak tabiatın bağrından çıkmıştır. Bu, Hind-Budist felsefede olduğu gibi (karma) devri daim şeklinde değil, birbirini takip eden bir süreklilik içinde olmuştur, olmaya da davam etmektedir...
İbni Miskeveyh de (öl. 421/1030) psikolojik evrim diyebileceğimiz bir görüşü savunmaktaydı. Ona göre varlığın hiyerarşik mertebelenişi, ana hatlarıyla en aşağıdan başlamak üzere inorganik cisimler, bitkiler, hayvanlar, insanlar ve melekler şeklindedir. Dolayısıyla basitten karmaşığa, inorganik olandan organizmaya, fiziki olandan metafizik olana doğru yükselen hiyerarşik bir yapı söz konusudur. Her mertebe ayrıca kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılmaktadır. Mesela hayvanlar mertebesi, kendi içinde en basit türlerden yükselen katmanlar halinde bir hiyararşi oluştururlar. Hayvanların en yüksek katmanı maymunlardır. Maymunlar mertebesinin bittiği yerden itibaren insan katmanı başlar. İnsan katmanının bittiği yerden itibaren de meleklerin katmanı başlar. Ancak insan diğer mertebelerden farklı olarak kendi içinde bir bütünlük arzeden bir küçük alemdir. Bedeni ve ruhi yapısı tıpkı kainatta varolan gibi bir yapı arzeder; bu küçük alemdeki beşeri güçler kozmik mertebeler gibi bitişme ve ilerleme ilişkisi içindedirler. Türler arasındaki sınırları belirleyen ana etken, türlerin birbiri içinden çıkması anlamında değil, ilahi hikmete uygun olarak varlık hiyerarşisinde öyle sıralanmış olmasından kaynaklanan bir evrim sürecidir.
İbni Tufeyl (öl. 581/1185) ve İbni Nefis’in (öl. 689/1288) aynı adlı romanları Hay bin Yakzan ise insanın menşei hakkında tabiatçı bir teoriyi savumaktaydı. Her iki romandaki tabiatçı tekamül/evrim düşüncesi İslam düşünce tarihinde fazla rağbet görmemiş, genel olarak İslam dünyasında Yeni-Eflatuncu/Hristiyan etkisiyle cennetten kovulma ve yeryüzüne düşme görüşüne inanılmıştır.
Her iki romanda da tabiatın çoçuğu olarak, annesiz-babasız, toprak ve çamurdan kimyevi tepkimelerle canlı haline gelen Hay bin Yakzan aslında Adem’in yaratılışını anlatmaktadır. Roman diliyle ortaya konan bu görüşlere göre ilk yaratılış şöyle olmuştur; “Hay b. Yekzan (Adem) Hind Okyanusu’nda ıssız bir adada, annesiz-babasız, toprağın çamur halinde mayalanması neticesinde canlı haline geldi. Bu oluşum kısa sürede değil aradan epey zamanların geçmesiyle gerçekleşti. Yavrusunu kaybetmiş olan bir ceylan Hay’ı büyütüp hayvanlarla rekabet edecek hale gelinceye kadar emzirdi. Hay her ne kadar hayvanlarla birada yaşasa da kısa sürede derisinin çıplak olduğunu ve hayvanlara mahsus tabii savunma vasıtalarından mahrum bulunduğunu farketti. Yedi yaşına geldiğinde kendisini korumak için vucudunu yapraklarla ve hayvan derileriyle örtmeye başladı. Sonunda onu emziren ceylan ödü. Bu olay Hay’ı çok üzdü ve ölümün sırrı üzerine düşünmeye başladı. Ceylanın cansız bedeni üzerine uzun süre düşündü ve sonunda ölümün sebebinin bedeni terkeden bir güç (ruh) olduğuna karar verdi. Çünkü ceylan’ın bedeni olduğu gibi durmakta fakat canlılığı sağlayan güçten yoksun olduğu için hareket edememekteydi. Böylece Hay hayatı keşfetti...”
İbni Haldun’a ise (öl. 808/1406) bir anlık (tafra, mutasyon) için de olsa insanların fiilen melek haline gelebileceklerini göstermek, dolayısıyla nübüvvet ve vahiy meselesini izah etmek için evrim (tekamül, insilah) konusunu girer. İbni Haldun, Mukaddime’de Farabi ve İbni Sina’nın nübüvvet teorisini, Cahiz, İbni Miskeveyh ve İhvan-ı Safa’nın evrim/tekamül düşünceleriyle meczetmiştir. Burada İbni Haldun’un asıl amacı canlılardaki evrimi izah etmekten ziyade peygamberin gaybtan aldığı bilgi türüne açıklık getirerek temellendirmektir. Yani konu asıl itibariyle epistemolojidir ancak antropolojik bir temele oturtulmaya çalışılmıştır. İbni Haldun açıkça “Hurma ve üzüm ağacı sedef ve salyangoza, maymun insana, insan meleğe insilah edebilir” demektedir. Buradaki “insilah” kelimesi daha iyiye geçme, tekamül, dönüşüm, reform, değişim vb. anlamlara gelmektedir. Öte yandan İbni Haldun “Peygamberler bu haletten ayrılıp beşeriyetlerine döndüğü zaman ilimlerindeki vuzuh ve sarahat onlardan ayrılmaz” derken bu dönüşümü bir anlık sıçrama (tafra) olarak anlamaktadır. Bu açıdan İbni Haldun’un canlı türlerinin birbirine dönüşerek çoğaldığını mı yoksa aralarındaki yakınlığı anlatmak için mi böyle bir açıklama yaptığı tam anlaşılmıyor. Türler arasındaki yakınlığı ve varlığın kategorik dizilişini anlatmak için değil de, bunun bir çoğalma yasası olduğunu anlatmak istediğini varsayarsak bu takdirde şu anki insanların atasının bir zamanlar maymun, meleklerin de bir zamanlar peygamber olduklarını kabul etmemiz gerekecektir. Yine İbni Haldun da kapalı olan bir diğer hususda meleklerden sonra insılahın nereye varacağıdır. İbni Haldun burada susmaktadır ancak biz mantığı sonucuna götürecek olursak, meleklerden sonraki aşama Allah’la bütünleşme, yani vahdet-i vucud veya fenafillahtır. Oysa İbni Haldun’un vahdet-i vucuda kesin olarak karşı olduğu biliniyor...
Görülüyor ki İslam düşünce tarihinde yaklaşık 30’a yakın düşünür ve alim “yaratıcı tekamül” düşüncesini savunmuştur. Görüşlerini özetleyerek aktardığımız Cabir, Nazzam, Cahiz, Biruni, İbni Miskeveyh, İbni Tufeyl, İbni Nefis ve İbni Haldun bunların en önemlileridir. Bunlarla Müslüman düşünürlerin yaratıcı tekamül nazariyeleri aşağı yukarı tamamlanmaktadır. Diğerleri tekrar mahiyetinde olacağı için bu kadarıyla yetiniyoruz.
aspartam
23-12-2005, 23:16
Atamız Âdem kimdi?
Yakın zamana kadar büyüklerimiz ilk insanın Âdem olduğunu söylüyor, biz de evet diyorduk. Öyle ya, her şeyin olduğu gibi insanın da bir başlangıcı olması gerekmiyor mu?
Ta ki bir İngiliz bilim adamı ortalığı karıştırıncaya kadar. Onunla birlikte bilim ve din arasındaki eski bir kavga yeniden ateşlendi ve hâlâ devam ediyor. O bilim adamı Charles Darwin’dir.
“ 1809 yılında seçkin bir ailede doğdu. Tıptan papaz okuluna kadar uzanan ve hepsi de yarım kalan başarısız bir öğrencilik hayatı oldu. 1831’de 22 yaşındayken Beagle adlı bir bilim araştırma gemisiyle uzun bir yolculuğa çıktı. Kıyıya çıktıkları her yerde uzun, güç ve tehlikeli keşif gezilerine çıkıyor, çevreyi inceleyip örnekler topluyor, notlar alıyordu. Yolculuk beş yıl sürdü ve 1836’da İngiltere’ye döndü.
Sonraki yirmi yıl boyunca bu notlar üzerinde çalıştı. Darwin, tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin daha iyi bir ürün elde etmek için özenle üstün nitelikli tohumluk seçtiklerini biliyor, dünyadaki evrimin temel ilkesinin de bu olduğuna inanıyordu. Yaşam savaşında türler birbiriyle rekabet hâlindeydi. Güçlü olan ve çevreye uyum gösterebilen yaşıyor, zayıflar yok oluyordu. Doğal yaşam zorlayıcı bir güçtü. Bu nedenle bütün canlılar en basitten en gelişmişe doğru zorunlu bir evrim geçirmişlerdi.
Darwin bu çalışmalarını, Türlerin Kökeni isimli bir kitapta 1859 yılında yayınladı. Gerçi evrim teorisi daha önceleri Fransız Montesquieu, Diderot ve Lamarck tarafından da öne sürülmüştü ama, Darwin bu konuda yeterli bilimsel kanıt sunan ilk bilim adamıydı. Darwin bu çalışması ile iki ayrı grubun birden düşmanlığını kazandı. Karşı çıkan bu gruplardan biri Darwin’in gölgesinde kalmaktan korkan eski kafalı bilim adamları, diğeri ise din adamlarıydı.
Teori özellikle din adamları için daha da tehlikeliydi. Çünkü hem Tevrat’taki yaratılış öyküsünü yıkıyor, hem de bu yaratılışta Tanrısal iradeye yer olmadığını ortaya koyuyordu.
Evrim Teorisinin, doğa bilimlerinin yanı sıra sosyal bilimlerin gelişmesinde de önemli etkileri oldu. Darwin, İnsanın maymundan türediğini hiçbir zaman doğrudan söylememiş olsa da, Evrim teorisi sık sık bu suçlamadan yola çıkan saldırılarla karşılaştı.” 1
Darwin’in evrim teorisi ile başlayan bu tartışmalar bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de hâlâ devam ediyor. Neden?
Bir Yahudi’nin ya da bir Hıristiyan’ın bu konudaki tepkisine belki hak verilebilir, fakat bir Müslüman’ın asla!
Bir Müslüman’ın, kendi tarih ve kültürü ile tanışmadan önce Darwin’e karşı çıkmaya hakkı olabilir mi?
İnsanın atasının maymun olduğunu ilk söyleyen kimdi bilmiyorum ama, Darwin olmadığını biliyorum. Çünkü aynı sözü, hem de Darwin’den 650 yıl önce söyleyenlerden biri, İslam düşünürlerinden Muhiddin-i Arabi’dir.
İşte sözleri!
“ Gezegenlerle dolu olan evrende her şey birbirini etkilemektedir ve tüm nesneler bu etki nedeniyle meydana gelirler. Bu etkiler, meydana gelen her şeyde o şeyin en gelişmiş türünü ortaya çıkarmıştır. Âlemde ilk varlık gazlar, sonra su, ve sonra sırasıyla madenler, bitkiler ve hayvanlardır. Bu sıralamada en son olarak beliren insandır. Hayvan, insanın atasıdır.
En gelişmiş maden altın, en gelişmiş bitki vak vak ağacıdır. Hayvanlardan en gelişmiş olanı da insandır. Bunlardan her iki varlık arasında başka bir ara varlık vardır. Madenlerle bitkilerin geçiş noktası men denilen bir mantar türü, bitkilerle hayvanlar arasındaki geçiş hurma ağacı ve hayvanlarla insan arasındaki geçiş ise, bir maymun cinsi olan şebektir.” 2
Evet, ne düşünüyorsunuz?
Sadece inanan, ama bilmediğini bilen insaf sahibi Müslümanların bu tartışmada şimdilik tarafsız kalmalarını istirham ederim. Çünkü tartışmamız inananlarla değil, “Hayır, benim dediğim doğru!” diyen şeytanladır.
Bana göre Müslümanlar bilimle tartışmadan önce kendi dinleriyle tartışmalıdırlar. Hem Osmanlıyı savunacaksınız, hem de onun savunduğunu inkar edeceksiniz! Böyle anlamsız bir tutarsızlık olur mu? Ya Osmanlıyı ve şeyhülislamların bile özel fetva ile tasdik ettiği Muhiddin-i Arabi’yi inkar edeceksiniz, ya da oturup inançlarınızı yeniden gözden geçireceksiniz.
Bu özeleştiriyi yapmak zorundayız ve ben şimdi bunu yapacağım.
***
Âdem kimdir? Kutsal kitapların bildirdiğinin dışında hiç kimsenin bu konuda bilgisi olamaz, yok da!
Şu halde gelin şu kutsal kitapları dikkatlice bir daha okuyalım.
“Ve gökler, ve yer ve onların bütün orduları tamam olundu. Ve Allah, yaptığı bütün işi altı günde bitirip yedinci günde istirahat etti. Ve Allah, yedinci günü mübarek kıldı ve onu takdis etti. Çünkü Allah, yaratıp yaptığı bütün işten o günde istirahat etti. Tekvin 1/ 1-3”
Son Peygamber Tevrat’ın bu sıralamasına itiraz eder. Peygamberin itirazı neyedir? İnsanın hayvan kategorisine dahil ediliyor olmasına mı? Yoksa Allah’ın yorulmuş olmasına mı?
Bazı Müslümanlar, Peygamberin yedinci günde insanın yaratıldığını söylemesinden, insanın hayvandan bağımsız olarak yaratıldığı anlamını çıkarırlar.
Hangi hakla? Kuran’ın hangi ayetine veya Peygamberin hangi sözüne istinaden böyle düşünülüyor?
Yoksa Allah’ın âlemleri yarattığı altı günün ve sonra insanı yarattığı yedinci günün, bizim bildiğimiz günlerden olduğu mu sanılıyor? Hani bizim bir günümüz Allah için bin yıl gibiydi, elli bin yıl gibiydi?
Peygamber aynı hadiste, insanın yaratılışının o cuma gününün akşam saatlerinde tamamlandığını söyler. Yoksa, ol dediğinde olduruveren Allah insanı yaratırken zorlandı mı? Yoksa Hıristiyanların zannettiği gibi akşama kadar istirahatta mıydı?
Yeni Müslüman olduğu halde Haz. Cübeyr’i bile hayran bırakan,
“ Yoksa onlar nedensiz mi yaratıldılar Tur 52/35” ayetini hiç okumadığımız, anlamadığımız anlaşılıyor. Allah’ın her şeyi bir sebeple yarattığını, her şeyi sebeplerle birbirine bağladığını unutmuş görünüyoruz.
Bana göre Peygamber insanın maddi geçmişi ile değil, Allah anlayışımızdaki yanlışlıklar ile uğraşmaktadır.
***
Uzun yıllar önce, zannederim basında yada televizyonda izlediğim batı kaynaklı bir haberde, Âdem’in belirli bir insan olmayıp sadece bir kavram olduğunun iddia edildiği bildiriliyordu. Kaynağını tespit edemediğim bu yabancı görüşün sahibini tanımak, kendisini tebrik etmek isterdim. Çünkü tamamen katılıyorum. Nitekim bu anlayış daha sonra ülkemizde de dile getirilir oldu.
Arapça sözlüğe baktığınızda, Âdem kelimesinin hemen yanında başka bir Adem daha görürsünüz. Kolay fark edemezsiniz ama farklıdır. Âdem ilk insan, Adem yokluk demektir. Âdem ve Adem. Ne kadar da yakınlar! Neden bu kadar yakınlar acaba?
Bu isimleri tanımlayan eski atalarımız, birbirinden çok farklı bu iki anlamı, neden bu kadar yakın iki kelimeye yüklesinler? Sakın aralarında gizli bir ilgi olmasın!
Böyle bir ilgi vardır ve üstelik gizli de değildir. Çünkü Adem yokluk demektir ve bu yokluk, bana göre insanın belli bir bedensel atası olmadığının ifadesidir. İnsanın atası, maymunlardan balıklara, balıklardan yosunlara uzanan uzun, çok uzun bir evrimdir. İnsanın gerçek geçmişi, yaratılışın derinliklerindedir. Böyle olması, insanın topraktan ve sudan yaratıldığına ters düşüyor mu?
Son Peygamber kadir gecesinden söz ettiği bir hadiste, o gecenin sabahında kendimi su ve balçık içinde secde eder gördüm derken, ne demek istiyordu dersiniz?
Başka bir hadiste, ertesi günü yağmur yağdığı, yağmurun mihrabın üstünü örten dalların arasından sızdığı, secde yerinin ıslanması sonucu da Peygamberin alın ve burnunun çamurlandığı anlatılarak rüyanın gerçeklendiği anlatılmak istenir. Bu hadisin gerçek mi, uydurma mı olduğunu bilmiyorum. Doğru değilse, kadir gecesi hakkındaki bu çok önemli hadisi anlayamayan, ama Peygamberin sözünü de mutlaka anladıkları bir sonuca bağlamak isteyenlerin lüzumsuz bir gayreti olduğunu düşünürüm. Değilse, doğru kabul edenlere sormak isterim,
Siz Peygamberin kadir gecesinde uyuduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Yoksa sadece ertesi gün yağacak bir yağmuru haber verdiğini mi?
Bana göre hadisin gerçek anlamı, Peygamberin her şeyin topraktan yaratıldığına olan inancıdır. Peygamber maymunu çoktan geçmiş, varlığın ezeli geçmişinde bir toz tanesi kadar bile olmadığını düşünmektedir. Esasen bu böyle olduğu içindir ki, tasavvuf anlayışında zerre anlayışı çok önemsenmiş ve Allah karşısındaki tevazuun sembolü olagelmiştir.
Geçmişimiz maymun olsa bundan ne çıkar? Önemli olan bizim şimdi ne olduğumuz değil mi? Dışardan insanmış gibi görünen birçok insanın bırakın taklitçi maymunu, gerçekte tembel bir eşek, sinsi bir yılan veya saldırgan bir köpek gibi davrandığını görmüyor muyuz? Üstelik hayvanlar da bizim gibi topraktan değil mi? Topraktan gelip toprağa gitmiyorlar mı? Maymunlarla aynı topraktan yaratılmış olmak gücümüze gitmiyor da, maymundan gelişmiş olmak niçin gücümüze gidiyor?
Şimdi biçare hayvanlara karşı övünüp büyüklenmeyi bir tarafa bırakalım da, gelin şu ayeti bir daha tefsir edelim,
“ Kendilerine koyduğumuz yasakları aştılar ve onlara, - Basit birer maymun olun, dedik. Araf 7/166”
Anlayamadınız, hâlâ maymunda mı kaldınız? O halde bir de şunu tefsir edelim,
“ Onlara şu adamın haberini de anlat. Ona ayetlerimizi vermiştik ama, inkar ederek azgın şeytanlardan olmuştu. Dileseydik onu bu ayetlerle yükseltirdik, ancak o kendi hevesine uyarak aşağılığa saplanmayı istedi. Onun durumu köpeğin şu hâline benzer ki, üzerine gitsen dilini çıkarıp solur, bırakıp uzaklaşsan yine dilini sarkıtıp solur. Ayetlerimizi yalanlayan kimsenin durumu işte böyledir. Sen onlara bu örneği anlat, ola ki üzerinde durup düşünürler. Ayetlerimizi inkar ederek kendine zulmeden bir millet ne kötü bir misaldir. Allah’ın yol gösterdiği hak olan gerçeğe ulaşmıştır, saptırdıkları ise mahvolanlardır. Ant olsun ki, biz insanlardan ve cinlerden bir çoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri var anlamazlar, gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler. Hayvanlar gibidir bunlar, hâttâ daha da aşağı. İşte bunlar, gafillerin ta kendisidir. Araf 7/175”
Hâlâ mı anlamadınız?
Şu halde gelin biraz daha açık konuşalım. Bakın amentüde “ve kütübihi” diyerek iman ettiğimiz Tevrat ne diyor;
“ Ademoğlunun yaratılışı, Allah onları denesin ve kendilerinin ancak bir hayvan olduklarını görsünler diyedir. Görmüyor musun insanın başına gelen hayvanların başına da geliyor ve başlarına gelen şey birdir, bu nasıl ölüyorsa öteki de öyle ölüyor. Hepsinin bir soluğu var ve insanın hayvana üstünlüğü yoktur. Hepsi aynı topraktan geliyor, aynı toprağa gidiyorlar. Ancak şu var, Ademoğlunun ruhunun yukarıya çıktığını, hayvanın ruhunun aşağıya indiğini kim biliyor? Vaiz 3/18”
Nasıl?
“ Ant olsun biz insanı en güzel surette yarattık da, sonra aşağıların aşağısına ittik. Tin 95 / 4” ayetini anlamak şimdi daha kolay değil mi?
Müslümanlar! Lütfen maymunu çabucak geçiniz. Maymun artık çok gerilerde kaldı. Geçmişimizin maddi sebebi maymun, solucan, hâttâ bir bitki bile olsa biz artık insanız!
Sahi, insan ne demek kim biliyor? Doğrusu henüz ben bilmiyorum da!
***
Şimdi daha önce okuduğum bir alıntıya tekrar geri dönmek istiyorum.
“ Dildeki her söz, çalışmadaki her hareket, bilimdeki her kavram, kuşakların bir yere toplanmış tecrübesidir. Irmağın akan suları ırmakta kaybolmadığı gibi, eski kuşakların tecrübeleri de boşa gitmemiştir. Bir zamanlar yaşamış olan insanların emeği, insanlık tecrübesinin ırmağında, yaşamakta olan insanların emeği ile kaynaşmaktadır.
Irmağın kaynağına, her şeyin başlangıcına işte böyle vardık. Çalışan, konuşan ve düşünen bir varlık olan insan işte böyle doğdu. Maymun değişe değişe insan haline gelinceye kadar geçmiş olan binlerce yıla göz atarken, Frederich Engels’in, insanı emeğin yarattığı hakkındaki sözlerini hatırlamamak imkansız.”
Bir çok Müslüman için Engels’in insan ve emekle ilgili bu sözlerini anlamak imkanı yoktur. Çünkü onlar yaşamakta olduğumuz her gerçeğin bir ayet olduğunu unutmuşlardır. Çünkü onlar gözlerini Allah’ın yarattığı gerçeğe kapamışlar, zanlarını din edinmişlerdir. Bu nedenledir ki Allah’ın,
“ İnsan için kendi emeğinden başka bir şey yoktur. Necm 53/39” ayetini bile, hiç akıllarından çıkarmadıkları dünya malının üzerine taşıyamazlar.
***
Dede, Allah ve din hakkında söylenen her sözün Kuran’a ve hadislere dayalı bir senedi olması gerektiğini söylerdi.
Eğer konuştuklarım doğru ise bir senedi olmalıdır ve bana göre bu senet Âdemin boyudur. Niçin 50 veya 70 zirâ değil de 60 zirâ?
Cebrail’in altı yüz kanadı olduğunu anlayanlar, artık Âdemin boyunu da anlamışlardır. Yani, altı ve on!
Altı, yani âlemin altı günde yaratılışı Âdemin yaratılışının sırrıdır. İnsanın yaratılışı maymundan daha öncelerde, geçmişin derinliklerindedir. Ya on? Bakalım neymiş, Muhiddin-i Arabi anlatıyor;
“ Şunu bilin ki, tüm kainat dört âlem üzerinde dönmektedir. Yaşayan âlem, Değişen âlem, Gelecek âlem ve Neseb âlemi. Bu âlemlerin her birinin bir anlamı vardır ve her biri kainat dediğimiz büyük âlemin bazı özelliklerini taşırlar. Yaşayan âlemdeki bir şey kainatın 4 gerçeğini, Değişen âlem 25 gerçeğini, Gelecek âlemdeki bir şey ise kainatın 20 gerçeğini kapsar. Bu 49 ana gerçek her şeyde olduğu gibi insanda da mevcuttur. Neseb âlemi ise, büyük âlemden 10 gerçeği kapsar.” 3
Neseb Arapça bir kelimedir. Diğerlerini sadeleştirdiğim halde ona özellikle dokunmadım. Nedir biliyor musunuz?
Sözlük şöyle diyor; Geçmiş. Soy, kök, atalar zinciri.
Bu 49 gerçeği ve içindeki sayıların anlamını henüz ben de bilmiyorum ama, artık inanıyorum ki atamızın boyu gerçekten 60 zirâdır. Allah’ın altı günde yarattığı ve her günü on gerçekle kuşatılmış.
Nasıl, bu senedi kabul etmiyor musunuz?
Şu halde ben size bir çek vereyim. Gerçi biraz uzun vadeli, üç yüz yıllık ama olsun, sağlamdır.
Eski hikayeler, cennetten kovulan Âdem’in üç yüz yıl ağlayıp inledikten sonra affedildiğini anlatıyor. 4
Hadi şimdi söyleyin bakalım bu ne demek? Söyleyin, niçin iki yüz veya beş yüz değil de üç yüz yıl?
Bilemediniz mi? Evet, Haz. Cebrail’in kanatları olduğuna inanmaz ve onu dinlemezseniz bilemezsiniz.
Şimdi, hisseden canlılar âlemini hatırlayın. Bitkiler, hayvanlar ve insan! İşte size üç yüz yıl. Her biri yüz mükemmellikte yaratılan ve Allah’ın ölçüsüyle üç gün süren. İnsan olmak için acı çekilip göz yaşı dökülen üç yüz yıl! Bizim yılımızla kim bilir kaç milyar yıl!
Ademde yok olan Âdemi şimdi siz de görebiliyor musunuz?
Nasıl, yoksa bunu da mı beğenmediniz? Peki kabul, sizdeki karanlığı satın almaya kararlıyım ve nakit ödeyeceğim.
“ Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar, dokuz da ilave ettiler. Kehf 18/25”
Hayır, bilmediğinizi biliyorum ve açıklamanızı isteyecek değilim. Bu ayetin anlattığı Yedi Uyuyanlar Efsanesi, bize Hıristiyanlardan miras kalan eski bir bilginin hikayesidir. Bu efsanedeki uyuyanlar, üç yüz yılda yaratılan insanlıktır, insandır.
Ya dokuz? Söz ettiğimiz dokuz, özellikle sıcak iklimlerde erken başladığı bilinen ergenlik yaşıdır. Yani, günahsız uyumakta olan bir insanın kendi nefsine uyanması! Peki bütün insanlar dokuz yaşında mı buluğa eriyor? Üstelik hani insanın uyanması gerçeği görmesiydi?
Haklısınız, nitekim bir sonraki ayet de bu düşünceyi doğruluyor ve şöyle diyor;
“ De ki, - Onların ne kadar uyuduklarını Allah daha iyi bilir. Onun elindedir göklerin ve yerin bilinmezlikleri. Kehf 18/26”
Bunu da beğenmediyseniz, öyle anlaşılıyor ki sizin bir şeyler alıp satarak kâr etmeye niyetiniz yok. Bari dilinizi tutuyor olsaydınız.
***
Biliyorum, öğrendiklerimin ve düşündüklerimin hepsi doğru. Her şey Kuran ve Peygamberin denetimi altında. Ama yine de içimde garip bir duygu, sanki bir yerlerde bir şeyler eksik. Siz de hissediyor musunuz?
Mürit Kefer
zira : eski uzunluk ölçüsü birimi
1 zira = dirsekten orta parmak ucuna kadar olan mesafe