Orijinalini görmek için tıklayınız : Marquis de Sade
elcihanaferin
15-09-2009, 09:31
Ey sen, dünyada mevcut her şeyi yarattığı söylenen: hakkında en ufak bir fikrim olmayan sen; ancak lafla tanıdığım ve her gün yanılan insanların bana söyledikleri kadar bildiğim sen; Tanrı denen acayip ve hayal mahsulü varlık, kesinlikle, gerçekten ve herkesin önünde ilan ediyorum ki,sana en ufak bir inancım yok. Ve bunun da nedeni gayet mükemmel: dünyada hiçbir şeyin akla yatkınlığına kanıt olmadığı saçma bir varoluşa beni ikna edecek hiçbir şey bulamıyorum.
Ey yanlışın ve fanatizmin kör ettiği zayıf ve saçma faniler, tepesi traşlı rahiplerin batıl inancının sizi gömdüğü tehlikeli yanılsamalardan vazgeçin! Onların size Tanrı sunmalarındaki müthiş çıkarı ve ve bu tür yalanların sizin mallarınız ve ruhlarınız üzerinde onlara sağladığı itibarı düşünün! Yüreğinizde bir ibadet ihtiyacı duyuyorsanız, tutkularınızın somut nesnelerine yönelin: gerçek bir şey sizi en azından sizi bu doğal saygı içinde tatmin edecektir. Ama Tanrıya yönelik iki, üç saatlik sofuluğun ardından ne hissediyorsunuz? Sizin duyularınıza hiçbir şey sağlamayan soğuk bir hiçlik, tiksinti verici bir boşluk. Düşlere ve gölgelere tapmış olsaydınız da duyularınız aynı durumda olurdu! İndirin batıl inanç ağacına son darbeyi; dalları budamakla yetinmeyin: Etkileri bu kadar bulaşıcı olan bitkiyi tamamen kökünden söküp atın.
Tanrıları devirerek, aşıralım gök gürültülerini onların ve yıkalım bu ışıltılı şimşekle ürkütücü bir dünyada hoşumuza gitmeyen her şeyi!
------------------------
Tanrıya Karşı Söylev - Marquis de Sade - kitabından arka kapak yazısıdır.
Freester
15-09-2009, 15:37
Anlıyana tabikide.
Münadinin nidasi ile uyumu mükemmel.
Yine de mantığımızı zorlayan bir tarafı var bu işin.
Madem yok dersin bu sesleniş neye
Zaten ömrün de geçmiş haybeye
Münadinin nidasi ile uyumu mükemmel.
Yine de mantığımızı zorlayan bir tarafı var bu işin.
Madem yok dersin bu sesleniş neye
Zaten ömrün de geçmiş haybeye
Burada mantığı zorlayan bir durum yok ki, sevgili mhmd,
Münadinin seslenişinin, ''(olmayan) kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla'' neviinden olduğunu siz de anlıyorsunuz oysa. :)
saygılarımla
Sevgili mhmd,
Kafirlerin seslenisleri, "kizim sana soyluyorum gelinim sen anla" babinda. Direk konusmaya yeltenenleri hemen topluyorlar gunumuzde:)
ulpian benden once davranmis. Bizler de birbirimize mi benziyoruz acaba:)
ulpian benden once davranmis. Bizler de birbirimize mi benziyoruz acaba:)
muhtemelen... :)
Hayır, hayır.
Daha detaylı düşüncede, sözünü ettiğiniz etki ortadan kalkar.
Değerlendirmeye tabii tuttuğumuz şeyleri her zaman tümevarım ile çözemeyiz. Bazen de tümdengelim ile değerlendirmek gerekir.
Biz, tüm davranış ve sözlerin, şu veya bu şekliyle bir anlamı olduğunu düşünürüz.
Ağzımızdan çıkan tüm nida tonlarının beynimizde izdüşümleri vardır.
Tepkiselliklerimiz de esasında ilgilerimizdendir.
Bir olayın veya düşüncenin üzerine aşırı eğilim esasında o olay ya da düşüncenin negatifinin potansiyel varlığına işarettir.
Beşine beş katan, güncellikten kopuk, ağzından tespihat düşmez radikallerin pek çoğunda gördüğümüz esasında yokluk korkusunun tepkiselliğidir.
Ya da;
İnanmıyorum deyip de, bunu dilinden, eyleminden eksik etmeyenlerin en derin düşünce labirentlerinde esasında varlığın potansiyeline karşı bir tepkisellik mi vardır?
Değerli vartor ağabey ve Sn. Ulpian,
Hem gelinimiz ve hemde kızımızın varlığıyla söyleriz bizler bunu.
Ne olmayan kızımıza seslenmek ne de olmayan gelinimizi ima etmek mantıklı değildir.
O halde?
Biz harbiden bir ateist olsa idik dilimizin ucundan bile geçmezdi varlık kelimesi. Değil ki serenata dökülsün!
elcihanaferin
16-09-2009, 15:40
Marquis de Sade hakkında ne biliyoruz? Açık saçık erotik yazılar yazan ve sadizmin adından türetildiği birisi ... O kadar mı? Hiç de değil:
Marquis de Sade Fransız devrimi sırasında yaşamıştı. Ama hayatının 32 yılını hapiste geçirdi, çoğu eseri de hapishanede yazılmıştır. Eserleri romanlar, kısa hikayeler, oyunlar ve politik makalelerden oluşmuştur. Bunların bir kısmı kendi adını taşır, diğerleri ise anonim olarak ortaya çıkmış ve de Sade onların yazarı olduğunu inkar etmiştir. En fazla felsefi söylemini ve pornografiyi birleştirdiği romanları bilinir. Bunlarda da şiddet, suçluluk ve Katolik Kilisesine karşı hakaret vurgulanmıştır. Ahlak, din ve kanun tarafından sınırlanmayan bir aşırı özgürlük taraftarıydı.
Sade skandallar içinde yaşadı. Aşırılıkları sonucunda kısa süreli tutuklanmaları sonuç getirmedi. Nihayet üvey annesi, Kraldan sebep göstermeden hapsedilmesi emrini çıkarttı. Bu Sade'ın peşini Cumhuriyetin gelişine rağmen hiç bırakmadı. Hep tutuklanma ve kaçmalarla süren hayatında, 1789 devrimi öncesi zaman zaman İtalya'ya kaçan Sade, cumhuriyetle beraber affedildi ve meclise girmeyi başardı. Aristokrat geçmişine rağmen Cumhuriyetçileri destekleyip, kendini vatandaş Sade olarak adlandırdı ve birkaç resmi görev de aldı. Bu sırada radikal görüşlü bir aşırı sol hizbi (Piques) temsil etmeye başladı ve politik makaleler yazdı. Bunlarda tek dereceli seçimi savunuyordu.
Emir subayı olan oğlunun askerden firarı ile tekrar inişe geçen ve 1793 Terör devri sırasında derinden sarsılan Sade, sonunda görevlerinden istifa etti. Daha sonra ılımlılıkla suçlanarak hapsedildi. Robespierre'in devrilmesiyle salıverilen Sade, Napolyon'un "Justine" ve "Juliette"in yazarının tutuklanması emriyle yeniden, mahkeme edilmeksizin, hapsedildi. Bu tutukluluğu - 13 sene - sırasında da diğerlerinde olduğu gibi cinsel olaylara karıştığından hapis süresi uzadı ve yeri değiştirildi. Nihayet deli ilan edilerek Charanton akıl hastanesine kapatıldı ve orada 1814'te 74 yaşında öldü.
Cinsellikle ilgili pek çok yazar Sade'e hayran olmuş veya tiksinmiştir. 20. Yüzyılda Sade'ın fikirleri çokça gündeme gelmiştir. Simon de Beauvoir ve bazı başkaları onda modern egzistansiyalizmden 150 yıl öncesinde özgürlüğün radikal felsefesini aradılar. Cinselliğin dürtücü gücünü göstermesi açısından Sigmund Freud'un psikoanalizinin öncüsü olarak da görülür. Sürrealistler de onu öncülerinden biri olarak görmüşlerdir. Sade'ın hem Hıristiyan değerlerini hem de Aydınlanmanın Materyalist değerlerini reddetmesi, nihilist olarak görülmesine de sebep olmuştur. Politik felsefe, ahlaki pornografi, feministlik, kadın düşmanlığı vs açılardan Sade'ın görüşleri çok tartışmaya sebep olmuştur. Popüler kültürde de Marquis de Sade'a çeşitli atıflar vardır. Onun adı cinsel şiddet, şehvet düşkünlüğü ve özgür ifadeyi çağrıştırmak için hala kullanılmaktadır. Sade'ın cinsel olarak belirgin eserleri, çağının elit tabakasındaki ikiyüzlülüğün ve yozlaşmışlığın ortaya çıkarılması için bir vasıtaydı ve bu yüzden mahkum edilmişti. Modern kültürde onun eserleri erotik olduğu kadar, güç ve ekonominin nasıl beraberce işlediğini ustaca göstermesi açısından da izlenmektedir. Lacan, Foucault, Barthes, Derrida, Horkheimer filozof hakkında çalışmalar yapmışlardır. Hayatı hakkında yazılan pek çok kitap, film, pornografik baskılar, oyunlar vs yanında sürrealistliği hakkında çalışmalar, "bilim kurgular" hatta "oyun teorisi" ile ilgili araştırmalar da yapılmıştır.
-----------------------
wikipedia'dan derlenmiştir.
sürecek tabii ...
(Marquis de Sade'in basit mantığını hiç zorlamadan takip etmek istemez misiniz? Gerçi Hıristiyanlık hakkında yazmış, ama aslında teistler için geçerli)
elcihanaferin
17-09-2009, 13:19
Ateizm, kendisini ateist göstermek için dile getirmenin yeterli olacağı, tersine dönmüş konformist bir inanç bildirimi misali, aşikar bir durum değildir. Ateizm, şiddetli ve çelişik bir fetihtir; tarihsel olaydan ayrı değildir. Moda olan ateizmin, öncelikle benmerkezci bir tutum değil, bir rasyonalite mücadelesi olduğunu unuttuğu bu günlerde, Sade'ın insanı afallatan başkalığıyla yüzleşmek körelmeye karşı en iyi reçetedir.
Felsefi olarak çürütülemez olan, Tanrı'nın ölümüne yönelik, ama toplumun fiilen laikleşmesini tahayyül edemeyen Sade'ın ateizmi bir geçişe damgasını vurur: Köhne karanlıkçılığa karşı mücadelenin praksisi, somut bir dayanak noktasını el yordamıyla arayan bir geçiş.
Sade'da, terimin klinik anlamında "sadizm"den kaynaklanan şey üzerinde yorumda bulunacak değiliz. Çünkü Marki'nin kuşkusuz apaçık ortada olan cinsel patolojisi onun metninin yalnızca bir bölgesidir.; felsefi kanıtlama sanatı ile rasyonalite istencinin toplandığı artülkedir. Sadece metni pathos'un değil, felsefenin ölçüleri ile değerlendirmek gerekir. Sade'ı patolojilerin tarihinden çıkarıp tarihin patolojisi içine yeniden yerleştirmeliyiz.
Sade'da orji zemini üzerinden söylemin, sistemin ve politik ütopyanın doğduğunu unutmayalım. O daima özel ve tikel olanı terk edip tümele yükselmeye çalışır.
"Felsefe her şeyi söylemelidir" der Juliette hikayesi sonunda. Sansüre karşı söylemelidir; metnin sansürüne karşı olduğu kadar yazarın bakışının kendi içinde taşıdığı tümlüğün sansürüne de karşı çıkmalıdır. Sade, yatak odasına, giysi odasına kadar felsefe yapmayı sürdürdü; hem de bu alanda tek başına egemen olduğu iddiasında ve Sade'ı sadizme indirgeyerek intikam alan günümüz psikanalizciliğinin tam tersine.
Dönemin kargaşası içinde, anlam kargaşasında ve hapishane hücresinin yalnızlığında Sade'ın felsefi tutarlılık aramış olması hayranlık vericidir. Hegel "En yüksek yaşamın içindeki bütünlük, en uç noktadaki ayrılığın geri dönüşüyle mümkündür" der ve felsefe ihtiyacının kökeninde bölünme olduğunu ekler. Sade, yerleşik ahlaka ve iktidara en kesin muhalefet içinde bu bölünmeyi sürekli hissetmiştir.
Sade'ın" sistem"inde ateizm bir dürüstlük teminatıdır. Tavizsizdir, dönemin sosyetik deizminin yapmacıklarından uzaktır. Sade bir liberten olsa da, Casonova'dan ziyade Don Juan anlamında libertendir, 18 değil 17. yüzyıl liberteni, yanı sıradan bir ehl-i keyf değil, bir inançsız. O daima materyalist olarak kalır, sonradan romantizmde görülecek olan 1sezgi" ve "duygu"ya asla başvurmaz.
Felsefi takınağın bedeli ağırdır. "Benim bahtsızlığım, boyun eğmeyi asla bilmeyen ve asla da boyun eğmeyecek sağlam bir ruhum olmasındandır" diye yazar Vincenne kalesinden. Sade sonuna kadar yazacaktır. Yok edilen elyazmalarına, çoğu zaman katlanılmaz geçen keyfi otuz yıllık hapis koşullarına rağmen yazacaktır.
Sade'ın ateizmi üzerinde düşünmek istediğimizde,Sade'ı ne kadar da kusursuz olsa, kendi ateizmine indirgeyemeyiz. Marki'yi münzevi bir Prometheus olarak karanlıkçılığa karşı insan öznelliğin kahramanı olarak sunmak, aslında entelektüel bir namussuzluk olur ve devrinin felsefesini kavramamak anlamına gelir. Kant'ın doğa aracılığıyla yasamayı özgürlük aracılığıyla yasamadan rasyonel olarak ayırdığı bir dönemde Sade, karşısında ancak mitleşmiş bir doğa görmektedir. Hegel'in anahtar kavram olan çalışma kavramından yola çıkarak efendi ve köle diyalektiğinden söz ettiği bir dönemde, insan ilişkileri Sade tarafından ancak kast prizmasından süzülerek görülmektedir.
Sade'ın politik felsefesi hakkında zaten bir karara varılamaz. Kendi "iyi niyet"inden sürekli şüpheye düşmüştür.Kendini Juliette'in, Justine'in özellikleri altında ya da hükümdar buyrukları sayesinde hüküm sürüp Fransa'yım kırıp geçirme iradesindeki Saint-Fond gibi cellat olarak mı tasvir etmektedir? Cevapsız sorular. Sade'ın hakikati, Juliette'teki Moberti'nin ani çıkışındaki şu paradokstur: "İsterim ki kamışım kalktığında evren var olmaya son versin!"
Bu açmazlar Sade'ın aşmayı başaramadığı dönemin hesabına yazılmalıdır. O, hücreden ziyade kendi döneminin içine kapanmış birisidir. Sade bir devrimci midir, yoksa bir tutucu mu? Ne biri, ne diğeri: Devrimci bir dönemle dalaşan bir asidir o. Bir o yana, bir bu yana yuvarlanmak isyanın özüdür. Sade modern bir din-karşıtı mücadelenin rehberi olamaz. Batıl inançtan toplumsal olarak kopmanın pratik yolu onda eksiktir. Sade, din eleştirieri en kuşku verici ya da "pagan" önyargılara dayanan çağdaş sözde ateistler misali, dinsel akımlara tarih üzerinde temellenen toplumsal-eleştirel yaklaşımı bilmez …
----------------------------
"Tanrıya Karşı Söylev " adlı kitabın önsözünden (Aymeric Monville) derlenmiştir.
elcihanaferin
18-09-2009, 16:31
Marquis de Sade'ın eserlerinden alıntılar yapan bir kitap yayınlandı. Buradaki 1 ve 3 numaralı mesajlarda buna değinmiştim. Sade'ın eserlerinin henüz 18. yüzyılda yazılmış olması kayda değer bir husus. Ben de o kitaptan burada bazı derlemeler yapmak istiyorum. Derlemeden kasıt, her zaman ki gibi, ilgili kısımların olduğu gibi alıntılanması dışındadır. Yani bir kopyala/yapıştır değildir. İlgili gördüğüm belli kısımları aktarmak, bazı uygun görmediğim kısımları - ki burada çok olacaktır, zira Sade'ın dili çok hakaretamiz - atlamak ve sonra da yorumlamak şeklinde olacaktır. Mana kaybı olmaması açısından yanlış bulduğum vasıflandırmaları noktalı olarak geçmek durumunda da kalacağım. Bunu belli bir hassasiyet için yapıyorum. Yoksa kitap yayınlanmıştır ve şu ana kadar kitabın hakaretamiz olması açısından bir karşı çıkış görmedim. Yine de sitede gözetilen prensipler açısından - istememe rağmen - hakaretamiz bulduğum kelimeleri sansürlemek durumunda olacağım. Şimdi bu kitabın künyesini açıklayayım:
Marquis de Sade - TANRIYA KARŞI SÖYLEV
Versus kitap (105) Ağustos 2009
Özgün Adı: Discours contra dieu
Fransızcadan çeviri: Işık Ergüden
ISBN : 978-605-5691-11-0
------------------------------------------------
Kutsal Kitaba ve İncil'e Dair - 1
Doğanın bütün üretimleri onu esir eden yasaların sonuçlandırıcı etkileriyse; eğer doğanın daimi etki ve tepkisi özü için gerekli hareketi varsayıyorsa, bir efendi benimsemekte çıkarı olanların bu doğaya temelsizce atfettikleri egemen efendiye ne gerek var? Bu durumda dinler, en güçlünün zorbalığının en zayıfı ele geçirmek istediği frenden başka nedir ki! Bu niyetle dolu olan kudretli kişi, üzerinde egemenlik kurma iddiasında olduğu kişiye, vahşetiyle kuşatmasına imkan tanıyan prangaları Tanrı'nın hazırladığını söylemeye cüret etti; ve yaşadığı sefaletin sersemleştirdiği bu adam da ötekinin her dediğine ayrımsızca inanır. Bu dalavereden doğan dinler saygıyı hak edebilir mi? … Bütün dinlerde benim gördüğüm nedir? Akla ziyan gizemler, doğayı ihlal eden dogmalar, yalnızca akıldışılık ve tiksinti esinleyen grotesk seremoniler.Ama bütün bu dinlerin içinde özellikle ikisi bizim aşağılamamızı ve nefretimizi hak ediyorsa, ey Justine, bunlar Eski ve Yeni Ahit diye bilinen … iki romana dayananlar değil mi? Mantıksızlığın, yalan ve … bu gülünç bütününü bir an inceleyelim ve neye önem vermek gerektiğini görelim: Ben sana sorular soracağım, sen de cevap vereceksin, verebilirsen.
Öncelikle engizisyonun binlercesini yaktığı Yahudilerin dört bin yıl boyunca Tanrı'nın gözdesi olduğunu kanıtlamak için ne yapmam gerek? Onların yasalarına hayran olan sizler, onları kendi yasalarına riayet ediyorlar diye neden öldürüyorsunuz? Sizin … ve … Tanrınız nasıl bu kadar adaletsiz olabildi de bütün dünyaya karşı önce küçük Yahudi kabilesini tercih etti, sonra da bu gözde halkı terk edip son derece daha küçük ve daha sefil bir başka kastı benimsedi?
Bu Tanrı niçin vaktiyle bunca mucize yaratmışken artık bizim için yapmak istemiyor? Üstelik de vaktiyle bunca sevgiyle davrandığı bu halkın yerini biz almışken…
…
Musa'nın bunu Ürdün dışındaki çölde yazdığını söylüyor desem cehalet görülmez mi? Musa Ürdün'ü asla geçmediğine göre bu nasıl olur?
Yeşu'nun kitabı size Tanrı'nın Yahudi yasa derlemesini yapı harcının üzerine yazdığını söylüyor: oysa o zamanın bütün yazarları size öğretir ki, yalnızca taş ve tuğla üzerine kazıyorlardı. Önemi yok, bu fikri varsayalım. Bu hipotezde, harcın üzerine kazınmış bu derlemenin nasıl korunabildiğini soruyorum; çölde hiçbir şeyi olmaya, ne giysisi ne ayakkabısı olan bir halkı, yasa kazımakla nasıl uğraşabileceğini soruyorum!
Asla var olmamış şehir adları, Yahudilerin dehşete kapıldıkları ama henüz onları yönetmemiş krallar için buyruklar, bir yığın benzer çelişki sizin Tanrı'nızın yazdırdığı bir kitapta nasıl bulunur? Sizin Tanrı'nız hem bir …dir hem de tutarsızın biri. Onun bu niteliğine tapmak zorunda olmaktansa, ona hiç sahip olmamayı yeğlerim.
Adem'in kaburga kemiği gülünç hikayesini nasıl kabul ediyorsunuz? Bu fiziksel bir şey midir yoksa bir alegori mi? Tanrı güneşten önce ışığı nasıl yarattı? Madem ki karanlık ışık yokluğundan başka bir şey değil, ışığı karanlıktan nasıl ayırdı? Hiç gökkubbe yokken, suların ortasında gökkubbe nasıl oluştu?Sizin … Tanrınızın kötü bir fizikçi olduğu kadar … bir coğrafyacı ve gülünç bir kronoloji uzmanı olduğu aşikar değil mi?
Onun …na dair yeni bir kanıt ister misiniz? Onun buyurduğu kitaplarda, birbirinden bin fersah mesafedeki dört nehrin kaynaklarını yeryüzü cennetinden aldığını okumak …. mi sizi? Yaralanılan bir bahçedeki bir ağacın meyvesini yemekle ilgili bu gülünç yasak da nedir? Böyle bir yasak koyan Tanrı ancak kötü biri olabilir; çünkü insanın yenik düşeceğini gayet iyi biliyordu; dolayısıyla bir tuzak kurmuştur. Ne … bir … sizin şu Tanrınız! …
....
İnsanların kızlarını düzen ve devler doğurtan meleklerin hikayesini bana nasıl açıklarsınız? Bütün bunlar bir alegoriyse gayet hoştur ve bunları bulmak için çılgınca bir deha çabası gerekir.
Tanrı'nın dediğine göre kırk gün süren ama yine de yer yüzünde suyu ancak on sekiz parmak yükselten bir tufan olsa şimdi başınızın çaresine nasıl bakarsınız? Gökyüzünün bütün sağanaklarını, sizin kutsal kitaplarınızın verdiği boyutlara göre, Büyük Efendinin hayvan koleksiyonu dizisinin hepsini alacak şekilde büyük bir sandığın içine kapatılmayı ve bu amaçla hayvanların dünyanın dört bir yanından gelmesini bana nasıl açıklarsınız? Ve ancak sekiz kişiden oluşan Nuh'un ailesi bütün bu yaratıkları nasıl besleyip bakabilmiştir? Ey Yahudilerin kudretli Tanrısı' Eminim ki bütün bu hayvanların arasında senin kadar … … bir teki bile yoktur.
Ya Babil Kulesi, ondan nasıl sıyırtıyorsunuz? Kuşkusuz ki Mısır piramitlerin den daha yüksekti, çünkü Tanrı bu piramitlerin varlığını sürdürmesine izin verdi. Benim burda bulduğum tek analoji, dillerin sizin Tanrı'nızın uydurukçularıyla karışmasıdır. Dev bir maddi heykel inşa ederek birbirleriyle anlaşamayan insanlar ile ahlak inşa ederekona saçmalatanlar arasında kuşkusuz büyük benzerlik vardır.
elcihanaferin
19-09-2009, 18:52
Kutsal Kitap ve İncil'e Dair - 2
Ya yüz otuz beş yaşındaki iyi kalpli İbrahim'in baştan çıkarılmasın diye Sara'yı kız kardeşi olarak tanıtması sizi az da olsa eğlendirmiyor mu? Ben İbrahim'i severim, ama onun biraz daha az yalancı ve daha az itaatkar olmasını, Tanrı'nın onun soyundan gelenlerin sünnet olmasını istediğinde zavallı İbrahim'in karşı koymamasını isterdim.
Benim son derce hoşuma giden, Justine, melekleri arkadan düzmek isteyen Sodomistlerin açık saçık hikayeleridir. İyi kalpli Lut onların kendi kızlarını arkadan düzmelerini görmekten hoşlanır. Bu bölümü Lut Gölü kıyısında yaşayanlar kadar iyi bilen insanların gözünde aynı şey olmamalıdır.
Ama sizin derhal çözeceğiniz soru, kuşkusuz, Lut'un karısının dönüştüğü tuzdan heykelin nasıl olup da bunca uzun süre yağmura dayanabildiğidir.
Babası İshak'ı dolandıran ve kayınpederi Laban'ı soyan Yakup'un lütufları görmesini nasıl haklı çıkarabilirsiniz? Bir merdivenin üstünde Tanrı'nın belirmesini ve Yakup'un bir melekle düellosunu Nasıl açıklarsınız? Ne kadar hoş, ne kadar ilginç!
Ama söyleyin bana, Yahudilerin Mısır'da kalışları incelenerek bulunan 195 yıllık küçük hesap hatasını nasıl açıklarsınız? Timsahlar nedeniyle kimsenin giremediği Nil'de firavun kızlarının yıkanmasını nasıl açıklarsınız?
Musa bir putperestin kızıyla evlendiğinde, putperestleri sevmeyen Tanrı nasıl oldu da onu yine de peygamber kabul etti? Firavun'un büyücüleri nasıl olup da Musa ile aynı mucizeleri gerçekleştirdiler? Sizin kudretli Tanrı'nızın rehberliğindeki ve (Tanrı'ya göre) altı yüz otuz bin savaşçının başında bulunan Musa, yeni doğan bütün bebeklerin bizzat Tanrı tarafından öldürüldüğü Mısır'ı istila etmek yerine, halkıyla birlikte niçin kaçar? Firavun'un süvarisi, atlı birinin asla haraket edemeyeceği bir ülkede nasıl olur da bu halkın peşine düşebilir? Madem ki Mısır'ın beşinci felaketinde Tanrı bütün manevi olarak yok etti, firavunun süvarisi diye bir şey nasıl olabilmiştir?
Altın bir buzağı bir haftada nasıl oluşabildi? Ve Musa bu buzağıyı nasıl küle çevirebildi? Bir çölün ortasındaki yirmi üç bin kişinin tek bir kabile tarafından öldürülmesi de size doğal geliyor mu?
Tanrı'nın, karısı Medyenli olan Musa'ya yirmi dört bin erkeği öldürmesini - çünkü içlerinden biri bir Medyenliyle yatmıştı - emrettiğini gördüğünüzde ilahi hakkaniyet hakkında ne düşünüyorsunuz? Bi,ze bunca vahşi olarak tasvir edilen bu İbraniler, kızları için birbirini boğazlayan iyi insanlar değil midir? Ama söyle bana lütfen, Musa'nın Medyen Kampında altmış bir bin eşekle, otuz iki bin bakire bulduğunu öğrenince gülmekten kendinizi alıkoyabilir misiniz? …
… , cahil, kötü coğrafyacı, berbat kronoloji uzmanı, … fizikçi bir Tanrı, iyi bir doğabilimci olabilir mi? Aslında olamaz, çünkü bize tavşan yememek gerektiğini, çünkü tavşanın geviş getirdiğini ve çatal ayaklı olduğunu söyler, oysa tavşanın ayağının yarık olduğunu ve geviş getirmediğini bilmeyen ilk okul öğrencisi bile yoktur.
…
Genişliği kırk ayak bile tutmayan Ürdün Nehri'ni geçmek için bir mucizenin gerekli olduğuna beni nasıl ikna edersiniz?
Eriha'nın surlarının boru sesi ile yıkılabileceğini nasıl düşünebilirsiniz? Vatanı Eriha'ya ihanet eden ****** Rahab'ın tutumunu nasıl bağışlarsınız? Şehrin hakimi olabilmek için madem ki hafif bir boru sesi yeterliydi, bu ihanete ne gerek vardı?
Tanrı, sevgili oğlunun soyunun niçin bu ****** Rahab'ın uçkurundan gelmesini istemektedir?
Suçun ve ihanetin oğlu olan sizin İsa'nızın, birazdan onun da hakkından geleceğiz, kökenini Tamar ve Yahuda'nın ensestinden ve Davud ile Bat-Şeba'nın zinasından alması niçin gerekiyor? Ah,Tanrı'nın yolları nasıl da anlaşılmaz! Anlaşılmaz bir varlık, nasıl da sevimli!