haci
19-12-2004, 21:35
HANGİ DURUMLARDA DOĞAL İNSAN HAKLARI GEÇERLİLİKLERİNİ KAYBEDECEKLERDİR?
Öyle bir durum düşününüz ki, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine (İHEB)göre size verilen hakkı kullanmanız yasaklanmaktadır.. İHEB’e göre dil, din, düşünce ve kendini belirtme özgürlüğü gibi haklar yasaklanamaz. İnsan istediği dini seçmede özgürdür.
Ama seçilen din insan hakları ile bağdaşmıyorsa ne olacaktır?
Bunun birçok örneği vardır ama soruna güncel olan türban sorununu işleyerek yaklaşalım.
Kadınların türban hakkı vardır. Bu hakkın temeli bir insan hakkıdır. İnsanın kendini istediği gibi belirtme hakkı vardır. Türban takmak kendini belirtme hakkını kullanmaktır. Kadın kendini ben Müslüman’ım ve dinime düşkünüm şeklinde etrafına ilan etmektedir. Kadınlar bu hakka sahiptir.
Kadınların türban taktığı toplumlarda, türban takmayan kadınlar da kendilerini belirtme hakkına sahiptirler. O kadınlar sokakta ben dindar bir kadın değilim. Benim ahlak anlayışım çağdaşdır. Kafayı kapatmak daha iyi bir ahlaka sahip olmak demek değildir, demektedirler.
Ama İslam kadınların türban takma hakkını kabul etmemektedir. İslam’a göre bu bir hak değildir. Zorunluktur. Görüldüğü üzere İslam insan haklarına değil, kendi tanımladığı bazı değer yargılarına ve kişisel bazı sorumluluklara önem vermektedir. İslam’a göre kadınların türban takma ve takmama hakları yoktur. Türban takma yükümlülükleri vardır.
Böyle bir durumda insan haklarından bahsedilemez. Sapkın bir dinle ilgili temel ilkeler en doğal bir insan hakkı ile çelişmektedir.
Demokratik ve laik bir hukuk devleti bu duruma nasıl bir çözüm getirebilir?
Bu gibi durumda laiklik ilkesi her türlü insan haklarına faiktir. İnsanların tümünün yararını sağlayan ilkeler, bazılarının, hatta çoğunluğunun yararını sağlayan ilkelerden üstündür.
Demokratik ve laik hukuk devletleri türban takma zorunluğunu kısıtlayabilirler.
Demokratik ve laik hukuk devletleri, kurban kesme, ezan okuma gibi, dinlerle ilgili diğer hak ve yükümlülükleri de kısıtlayabilirler.
HACI
Öyle bir durum düşününüz ki, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine (İHEB)göre size verilen hakkı kullanmanız yasaklanmaktadır.. İHEB’e göre dil, din, düşünce ve kendini belirtme özgürlüğü gibi haklar yasaklanamaz. İnsan istediği dini seçmede özgürdür.
Ama seçilen din insan hakları ile bağdaşmıyorsa ne olacaktır?
Bunun birçok örneği vardır ama soruna güncel olan türban sorununu işleyerek yaklaşalım.
Kadınların türban hakkı vardır. Bu hakkın temeli bir insan hakkıdır. İnsanın kendini istediği gibi belirtme hakkı vardır. Türban takmak kendini belirtme hakkını kullanmaktır. Kadın kendini ben Müslüman’ım ve dinime düşkünüm şeklinde etrafına ilan etmektedir. Kadınlar bu hakka sahiptir.
Kadınların türban taktığı toplumlarda, türban takmayan kadınlar da kendilerini belirtme hakkına sahiptirler. O kadınlar sokakta ben dindar bir kadın değilim. Benim ahlak anlayışım çağdaşdır. Kafayı kapatmak daha iyi bir ahlaka sahip olmak demek değildir, demektedirler.
Ama İslam kadınların türban takma hakkını kabul etmemektedir. İslam’a göre bu bir hak değildir. Zorunluktur. Görüldüğü üzere İslam insan haklarına değil, kendi tanımladığı bazı değer yargılarına ve kişisel bazı sorumluluklara önem vermektedir. İslam’a göre kadınların türban takma ve takmama hakları yoktur. Türban takma yükümlülükleri vardır.
Böyle bir durumda insan haklarından bahsedilemez. Sapkın bir dinle ilgili temel ilkeler en doğal bir insan hakkı ile çelişmektedir.
Demokratik ve laik bir hukuk devleti bu duruma nasıl bir çözüm getirebilir?
Bu gibi durumda laiklik ilkesi her türlü insan haklarına faiktir. İnsanların tümünün yararını sağlayan ilkeler, bazılarının, hatta çoğunluğunun yararını sağlayan ilkelerden üstündür.
Demokratik ve laik hukuk devletleri türban takma zorunluğunu kısıtlayabilirler.
Demokratik ve laik hukuk devletleri, kurban kesme, ezan okuma gibi, dinlerle ilgili diğer hak ve yükümlülükleri de kısıtlayabilirler.
HACI