Orijinalini görmek için tıklayınız : Sanal Akrabalık
Bu konu daha önce işlendimi forumda arama yapmadım. Fakat bir başlıkta Alevilikte geçen Muhammed ve Ali'nin musahib olması ile ilgili yazarken tarih içinde insanın güç birliğine duyduğu ihtiyaçtan yol alan sanal akrabalıkların günümüze yansımalarını merak ettim. İnanırlar açısından mesela dikkatimi çeken Ahret kardeşliği ile ilgili hadis kayıtları varmıdır? bu tür dinsel ritüellere islamiyet müsade ediyor mu? yoksa sadece aşağıda alıntıladığım kısımda görüldüğü üzere yöreden yöreye değişen din, kitap motifleri ilavesi ile sürdürülen geleneklermi olmuştur?
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/509/6216.pdf
AHRET KARDEŞLİĞİ
îslâm toplumlarında yaygın bir yakınlaşma biçimidir. Özellikle
yaşlı kadınlar arasında görülür. Yaşlı kadınlar belirli bir dinsel tö-
renle ahretlik olurlar. İki yaşlı kadın böylece ahretlik olunca çok sa-
mimî iki dost olurlar ve birbirlerine sırlarını söylerler, servetlerini
(ölümlük) v.s. açıklarlar. Hangisi önce ölürse geride kalan kadın, öle-
nin ölümünden sonra yapılması gereken şeylere yardımcı olur. Kefe-
ninin, yazmasının, ölümlüğünün sarfında, söz sahibi olur. Öte
dünya düşüncesine dayalı bir dostluk andlaşmasıdır. Birlikte camilere,
mevlütlere, giderler, özellikle ramazan aylarında daha yoğun ilişkiler
içersindedirler. Birbirlerine yatıya giderler. Elâzığ'ın Hal köyünde bu
konudaki törensel işlem şöyledir. Taraflar bir araya gelir ve ortaya
bir Kur'an getirilir. Sonra bir miktar Kur'an okunup onun üzerine bir
iki damla su konur ve o sudan her iki taraf birer kez yudumladıktan
sonra birbirlerine hâtıra olarak armağan verirler. Böylece kurulan ah-
ret kardeşliği ölünceye değin süregelen bir kardeşlikti. Bunlar yaşam-
ları boyunca birbirlerine armağanlar verir ve yardımcı olurlar (Er-
dentuğ, 1956: 47). ' -
Kars yöresinde bu geleneğe "Baeıhk" deniyor.
Ahret kardeşlerinin özel bir selamlaşma biçimi Vardır. Birbirle-
riyle karşılaştıklarında ellerini uzatarak bir süre tutar ve selâvat
getirirler.
ozgur_beyin
03-10-2009, 00:10
sevgili pervane bu iş çok sevilen kişiye ne kadar önem verildiğinin bir yöntemidir.
bilirsin sanıyorummüsahiblik harika bir ekoldür müsahiblaileler bu işi o kadar ciddiye alırlarki birbirlerinden kız bile almazlar .
benzer şey trakya köylerindede vardırama müsahiblik seviyesinde değildir oralardada AHRETLİK vardır
şeyhim musahibliğin yetiştiğim yaşanan zamanlarındaki edindiğim izlenimim evliliğe engel dini bir konunun olmadığı yönünde oldu.Muhammed ve Ali'nin musahib olması konusu ise tamemen aleviliğe buyrukta kaynak alınarak yapılan bir ekleme. güç birliğini yoldaşlığı mümkün olduğunca ticari kaygılardan arıdırma maksatlı idi. yani kız alışverişi gibi mülkiyete dayalı kurallar reddediliyordu. Bir nevi saf dostluk anlaşması da denilebilirdi. Çünkü örnek vermek gerekirse alevi birinin amcasının musahibinin oğlunun torunu ile bile evlenmesi abesle iştigal olarak kabul edilir. iki genç erkeğin iyi arkadaşlığı ile başlayan ve ardından bu iki kişinin tüm ailesinin yüklendiği bir anlaşma ve tamamen çok çok ileri kuşaklara sirayet ettiriliyor bu durum. doğduğunuzda bu sanal akrabalar vardır zaten hayatınızda zamanla kan akrabalığın önüne bile geçiyor devamlılığı var çünkü. kan bağı olan akraba ile kavga edilebilir, küsülür fakat bu sanal akrabaları kırmak düşünülemez bile. Şimdi bu kadar hassas bir zemine oturtulan anlaşmaların içine nasıl gelin kaynana ilişkisi sokulabilir ki diye düşünüyor insan ister istemez.
mehmetsalih
05-10-2009, 20:39
Selam,
"Ali" Müslümanlar tarafından hep şüphe ile bakılan biri olmuştur. Çünkü kendisini Muhammed akrabası biliyor ya kalkıp saltanat kurması başta Bedevileri-Haricileri kaygılandırıyordu. Burada Ali biraz daha teklif bekler gibi nazlanması onuda alilesinide mazlum durumuna düşürdü ve olacaklar oldu sonra Ali Taraftarı diye bir Yeni Din ortaya çıktı. Tıpkı Yezid'in taraftarlarının olması gibi. Yezidiler aslında Alşevilerden daha çok Mülsman ama Kürt olduklarından hep ezilmişlerdi. Ahret Kardeşliği falan yok çünkü bir kere ahret diye birşey yok.
m.salih
kıvançla...
Çünkü kendisini Muhammed akrabası biliyor ya kalkıp saltanat kurması başta Bedevileri-Haricileri kaygılandırıyordu.
mehmedim salihim, Ali'nin kendisini Muhammedin akrabası görmesinden daha doğal ne var? adam zaten Muhammedin emmoğlu değil mi? Muhammedin erkek evladı var mı? soy peygamberin zamanında baba yanlı yürümüyor mu? peygamberin oğlu olmadığına göre en yakını olan erkeğin kendini soyun devamı olarak görmesi normal değil mi? yok bu tür bir gelenek peygamberin zamanında yok diyorsanız kızı Ali'nin yerine neden halife olamıyor?
peki mehmedim salihim! madem ahret yok! cennet cehennem de yok! diyebiliyor musunuz? sorgu sual de yok. İslamiyete aykırı hareket edilebilir, hiç bir cezai yaptırımı yok mu demek istediniz, şimdi ben anlayamadım! o halde kurandaki kıyamet günü tasvirleri nedir? her satırı bana Yaşar Kemalin romanlarını hatırlatıyor! iki ayet konu hakkında yazılmış diğerleri cennet cehennem anlatımı ve ceza yaptırımları ile dolu! bir de sura neden üfleniyor? bu konuda yorumlarınız nelerdir alabilirmiyiz?ahiret kardeşliğine bilahare geliriz!
mehmetsalih
06-10-2009, 19:43
Selam,
Muhammed öldükten sonra İslam onun tekelinde değildiki oğlu veya kızı olsun. Ömer bile oğlunu yasakladı halife olmasını aynen şunu söylüyodu "eğer oğlumu tayin edersem kisradan ne farkım kalır" Muhammed kimsenin babası değildir (Ahzap-40) Ayrıca eğer Muhammedden sonra olacak biri olsaydı şayet peygamberin eşleri olurdu ki bunuda talep etiler. Aişe annemiz yönetime karşı çıkıp bu yolda direndi. Akrabası olduğu için Ali halife olamazdı... Bilge idi ama siyasetçi değil.
TEKRAR DİRLİŞ - ÖNCEKİ GİBİ DİRİLİŞ
« Allah’ın varlığını nasıl inkar ediyorsunuz ki, sizi ölü iken O diriltti, sonra yine sizi O öldürecek, yine sizi O diriltecektir ; nihayet ölüm ötesinde yalnız O’na döneceksiniz. »
DİRİLİŞ
« Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.» (60,61)
PATLAMAYLA DEĞİŞİM - KIYAMET
«"O gün yeryüzü, başka yeryüzüne değişir, gökler de başkalaşır" (İbrahim, 14/48)»
m.salih
kıvançla...
sansdoute
06-10-2009, 19:45
Açıkçası başlığı okuyunca altından bu konunun çıkacağını düşünmemiştim. Sanal akrabalık deyince insanın aklına hemen internet geliyor. Belki de başlık "suni" ya da "yapay" akrabalık olmalıydı. Her neyse...
Ali ve Muhammed'in musahib olması aslında Şii'lerin inancıdır. Alevilerde ALİ, Muhammed'in damadı bile değildir. Hakk-Muhammed-Ali BİR'dir. Bu üçlemeden dolayı da Hristiyanlığa benzetilir (Baba-Oğul-Kutsal Ruh).
Muhammed öldükten sonra İslam onun tekelinde değildiki oğlu veya kızı olsun. Ömer bile oğlunu yasakladı halife olmasını aynen şunu söylüyodu "eğer oğlumu tayin edersem kisradan ne farkım kalır" Muhammed kimsenin babası değildir
Mehmedim salihim, öyle değil işte! adamlar Ali'nin halifeliğini kabul etmemek erteletmek, kendi halifeliklerini daha çabuk kabullendirmek için halifeliği babadan oğula geçen bir kurum olmaktan çıkarmışlardır haliyle! ah bir peygamber oğlu olmuş olsaydı o zaman görecektik islamiyet saltanatını! hani tevratta geçen kan bağı sıralaması var ya isterseniz şöyle bir göz gezdirin kim kimin nesi imiş! oğul kim, dede kim, torun kaçıncı peygamber diye! ondan sonra islam kimin tekelinde olacakmış da erkek evlat olmadığı için kusur kalmış bu döngüden! neden bu kanlar dökülmüş öyle yorum getirin olmaz mı? şimdi aklımı bir şey takıldı şu bizim osmanlılar da islamın sanal akrabaları olsa gerek. adamlar saltanat sahipleri oldukları için islami kuralları bir güzel sanal sahip oldukları için kendilerine göre yorumlayıp devam etmişler. padişahlar müslüman fakat nikah farz değil kanuni hürreme ilk nikah kıyan padişah bildiğim kadarı ile eee! bu nasıl müslümanlık, ha bir şey daha peygamberin kendi evliliklerinin nikahını nasıl kıydırmış bilen var mı? yani evlilik yolu ile edinilen akrabalıklar da sanal akrabalığa girmiyor mu? Ebubekir, Osman, Ömer nesi oluyor peygamberin?
Selam,
"Ali" Müslümanlar tarafından hep şüphe ile bakılan biri olmuştur. Çünkü kendisini Muhammed akrabası biliyor ya kalkıp saltanat kurması başta Bedevileri-Haricileri kaygılandırıyordu. Burada Ali biraz daha teklif bekler gibi nazlanması onuda alilesinide mazlum durumuna düşürdü ve olacaklar oldu sonra Ali Taraftarı diye bir Yeni Din ortaya çıktı. Tıpkı Yezid'in taraftarlarının olması gibi. Yezidiler aslında Alşevilerden daha çok Mülsman ama Kürt olduklarından hep ezilmişlerdi. Ahret Kardeşliği falan yok çünkü bir kere ahret diye birşey yok.
m.salih
kıvançla...
sayın mehmet salih;yasin hatipoğlu gibi yani olayı görmüş,o anda oradaymış gibi anlatıvermişiniz teşekürler aydınlandık.
aleviliği öyle ali taraftarı bir din diye tarif etmek günümüz için geçerli değil.
siz çınardan bir yaprak koparıp ''aha çınar bu'' diyorsunuz.
ahiret kardeşliğine gelince''ister can dostlar olur adı ister kankalar ister şu,bu dostluk her zaman iyidir.
mehmetsalih
08-10-2009, 12:46
Selam,
Pervane, Osmanlıyı geç bir kere çünkü İslam'ı bloke eden ve İslam'ın deyim yerindeyse anasını ağlatan bir Faşist harekettir/çetedir.
Muhammed'de gelince... İslam'da nikah yoktur yani böyle hakim karşısında aldır baldır imzalar falan yok. İslam'da Bir; "istemettu"(nisa-24) yani zevk için evlilik var yani süreli. İki; neslin ve ailenin korunması için nikah var anlaşan iki kişi hemen evlenebilir. Anlaşamasalar boşarlar birbirlerini olur biter. Hiçbir erkek-kadın bir için hayatını zehirde edemez. Muhammed nikah falanda kıymamış nikah söz demektir. Anlaşan çiftler evlenir.
Ömer, Ebubekire gelince zaten geleneksel arap kültüründe ha oğul ha amca oğlu fark etmez. Hanedan olunca kraldan sonra oğlu varsa o olur yoksa en yakını. Ali olmadı ya sen ona bak. Eğer saltanat devam etseydi şuan kalkıp dinimi bırakmazdım çünkü bananae derdim. Sahabe veya Muhammed din değil birey/kuldurlar.
Canip Atay; sizin söyledikleriniz hislerdir, gerçekler değil.
m.salih
kıvançla...
Eğer saltanat devam etseydi şuan kalkıp dinimi bırakmazdım çünkü bananae derdim. Sahabe veya Muhammed din değil birey/kuldurlar.
Mehmetsalih!!! doğru mu okuyorum! ne oldu şimdi peki hikaye kuranı nereye koyuyorsunuz? en son kendinizi kurani din mensubu olarak tanımlamıştınız! o halde muhammed peygamber değilmiymiş! yani şu sonucu da çıkarabilirmiyiz? Muhammed Allahın sanal akrabası değil! öyle ya peygamberlik de bir nevi sanal akrabalığa giriyor değil mi? kişi kendince güç gösterisinde bulunmak için Allah ile sanal akrabalık bağı oluşturduğunu iddia ediyor! bu akrabalık bağını da ondan aldığını iddia ettiği ayetler ile temellendiriyor! iyi fikir ne dersiniz?
Ben bu sanal akrabaliklarin Islamiyeten gelmedigini, daha eski gelenekler oldugunu düsünüyorum. Mahmut Tezcan, bence olayi yeterince detayli arastirmamis. Hos, ben de arastirmadim, ama alevilige iliskin okuduklarimdan örnegin musahipligin sadece iki evli cift, yani dört kisi, arasinda yapilan bir kardeslik anlasmasinin ötesinde bir iceriginin oldugunu hatirliyorum. Musahip olan ciftler öteki dünyada da birbirlerinin günahlarindan sorumlu sayiliyorlar. Böyle bir anlayis Islamiyette yoktur. Kari koca, baba evlat bile birbirinin günahindan sorumlu olmaz. Herkesin günahi kendinedir. Hatta bu yüzden biri cehennemlik biri cennetlik olacak kari-kocani durumu bile tartisilip durmustur.
Ahret kardesligi, kirvelik, musahiplik, sagdiclik gibi kurumlarin Arap geleneginden degil Fars, Kürt, Türk halklarinin geleneklerinden, hatta kirvelik gibi bazilarinin ise Ermeniler gibi müslüman olmayan halklarin geleneklerinden kalmis olmasi daha büyük ihtimal.
Konuyu şia'nın savunma başlığında hatırladım. Mahmut Tezcan'a ait linki kaç çeşit sanal akrabalık var biraz çeşitlendirmek için verdim. Aslında Sanal Akrabalığın temellerinin ilk toplumlara dayandığını düşünüyorum ben. Günümüze tabiki yansıması yüzyıllar içinde dini kurallar ile yoğrularak aktarılmıştır diye düşünüyorum. Sadece Alevi geleneklerinde mevcut olup olmadığını tam olarak bilmiyorum konu oldukça böyle hatırlıyorum eskiden aklımda kalan genç erkelerin ilk sakal traşı için tören yapardı bizimkiler kaynağına bakıldığında dinden ziyade eski erginlenme törenleri çıkıyor karşımıza aynı şekilde kivrelik de aslında anaerkilden ataerkile geçiş dönemlerini işaret ediyor.
Diğer yandan dini açıdan mehmetsalih gibi düşünmeye başlandığında ilk sanal akrabalık adem ve ona durduk yere ruh üfürmek ile akraba olan yaratıcısı arasında başlıyor, ardından şeytan,melekler, havva katılıyor bu senaryonun içine sonra peygamberler ve bu akrabalık malesef günümüz insanına kadar uzanıyor. Çok köklü bir akrabalık bağı zannımca:)
Ademin kiminle akraba olduğunu, yoruma ve düz mantığa göre sallamaktan başka yorumlamak imkansızdır.
Ancak sallayanların kimlerle sanal akraba olduğu konusunda, sizin yaptığınız gibi düz mantıkla ve yoruma dayalı sallama yöntemini harekete geçirmek gerçekten de zevkli bir eğlence yöntemi.
Aklıma ilk gelen örneğin;
Sözde Özgürlükçü Liboşlar ile sanal alemde reel akrabalığı yönetimlerde pekiştirirken, Reel alemde, sanal akrabalık ile kendini halkının özgürlüğü için yaşayan birey olarak tanımlamak riyası.
Selamlar
Sayın oqonuç konuya ait katkıda bulunacağınız bilgi kırıntınız var ise buyrun katılımda bulunun fakat her başlığın altına sallama, şöyle yanlış bir kişiliksin, riyakarsın gibi iafdeler ile şahsıma saldırıya gerekçe bulma gayretkeşliğiniz artık komik ötesi bir hal aldı benim için.
Burda tarihteki sanal akrabalıklardan bahsediliyor bilmem farkındamısınız? Benim tarihimdeki sanal akrabalıkların yorumu, eleştirisi, onayı ne sizi ne de bu forumdaki tek kişiyi ırgalayan bir konu değildir.
ilk sanal akrabalık adem ve ona durduk yere ruh üfürmek ile akraba olan yaratıcısı arasında başlıyor, ardından şeytan,melekler, havva katılıyor bu senaryonun içine sonra peygamberler ve bu akrabalık malesef günümüz insanına kadar uzanıyor. Çok köklü bir akrabalık bağı zannımca:)
.......
bilgi kırıntınız yukarıdaki pasajınızda belli oluyor zaten.
Oki, bilgiye bilgi ile mantıktan bi haber sallamalara ise ayni ile kaşılık veririr. Ayakları yere basan bir eleştirinize karşılık vermekten zevk duyarım.
Bu vesile ile siz böyle bir konu bulana kadar bende bahçemdeki ceviz ağacımı IRGALAYIM bari :D
selamlar
Yok siz bana laf yetiştirmeyi bırakın, zaten çabanız boşuna sizi ceviz,badem ağacı da paklamaz olsa olsa şöyle sağlamından meşe odunu paklar ancak:brick:
sizden bir ayakları yere basan eleştiri alalım o zaman Adem ile Allah birbirinin nesi oluyorlar. Ya da muhammed. Dna geçişi var mı bu ikili arasında? neden adem sorumluluk duymak zorunda, ya da peygamber?
madem bizler sallıyoruz! sağlamları ispatlamayacak iseniz başlığa dahil olup sallamayınız lütfen:)
Aradaki ilişikiyi açıklayan aslında dünka klasikleri olmuş bir hikaye var. PİNOKYO.
Gepetto ile tahta pinokya arasındaki yaratma ve canlanma bağı bu konuyu işlemektedir. Umarım okumuşsunuzdur.
Günümüzde ise özellikle Bilgisayar oyunlarında karakter çizen grafikerlerin yazılarından da aynı bağlamı çıkarsamak mümkündür. Çoğu grafiker kendi yarattığı karektere kendi ruhundan üflediğini itiraf etmiştir.
İnsan bağcıyı dövmek için kollarını sıvadığında, mantığı P ise Q gibi çalışıyor ve Pinokyoyu bile hatırlamak istemiyor demek ki.
Oysa, iddia zaten Yaratma... Yaratma ile doğurma fiileri hakkında da biraz ders çalışmalısınız.
Neyse, ben bu kezde gidip biraz şeftali dalı ırgalayım bari :)
ilginç, dünya klasikleri ve yaratılış! Gepetto ve tahta pinokyo arasındaki baba oğul ilişkisi sanal akrabalığa değil de yaratma akrabalığına giriyor diyorsunuz. Tafsiyenize uyup yaratma ile doğurma filleri hakkında ders çalışamadım fakat pinokyo konusunu biraz kurcaladım ve aşağıdaki link sanırım Pinokyo ile Adem'in yaratılışı-yaratıcısı arasındaki farka işaret ediyor."anne arketipi" pinokyo da Adem de yaratıcısının emirlerine uyduğu ölçüde insanlaşabiliyor. Gepetto başlangıçta pinokyo'yu yaramazlıklarından dolayı ateşe atarak yakmayı düşünüyor!
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/40/514/6416.pdf
ve pinokyo hikayesine kaynaklık eden Maya yaratılış mitinden bazı kesitler şöyle;
http://www.ufonet.be/MITOLOJI/mayamityaratilis.htm
fakat bu malzeme çok yumusakti. Hareketsiz ve zayif bir yaratik oldu. Konusabiliyorsa ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu.
"Çamurdan yapilmis yaratiklar hiçbir zaman yasamayacak ve çogalamayacaklar!" diye bagirdi yaraticilar ve bu yaratigi yok ettiler.
Sonra yeni yaratiklari tahtadan oymayi denediler. " Bu malzeme tam bize uygun görünüyor ! Saglam ve dayanikli" dediler. " Bu yaratiklar insana benziyor ve insan gibi konusuyorlar. Bunlardan pek çok yapalim. Böyle olsun!"
.../....
Tahtadan canlilar yasadi ve çogaldilar, ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu ve içlerinde, yüzlerinde ruh, elleri ve ayaklarinda kuvvet yoktu. Ciltleri sari ve kuruydu, altinda besleyecek kan dolasmiyordu. Dört ayaklari üzerinde anlamsizca dolastilar ve yaraticilarini düsünmediler.
.../...
"Tahtadan yapilmis yaratiklar yasayip çogaltmak için yeterince iyi degil" diye bagirdi yaraticilar. Ve bu tahtadan yaratiklari yok etmeye karar verdiler.
Umutsuzca yasamlari için savasan tahta yaratiklar evlerini çatilarina tirmanmaya çalistilar ama evler yikildilar ve onlari yere attilar. Dallarinda güvenlige kavusmak için agaçlara tirmanmaya çalistilar ama agaçlar onlari salladilar ve yere attilar. Magaralara girmeye çalistilar ama magaralar kapandilar ve onlara siginak olmayi reddettiler.
Birkaçi disinda tahta yaratiklarin tümü yok olmustu. Digerleri sekilsiz yüzler ve çeneleriyle sag kaldilar ve onlari suyundan gelenlere maymun adi verildi.
" Böyle olsun !" diye heyecanla bagirdilar..
Ve onlari yarattilar. Yaraticilar yapti onlari.
.../....
Ve Yaraticilar memnun oldular. " Biz düsündü ve tasarladik" dediler
"ve yarattigimiz kusursuz oldu!"
Bu dört Ilk Ata insan gibi görünüyor ve konusuyordu. Çekici, akilli ve bilgeydiler. Çok uzaklari görebiliyorlardi. Daglar ve vadiler, ormanlar ve çayirlar, okyanuslar ve göller, ayaklarinin altindaki yeryüzü ve baslarinin üstündeki gökyüzü onlara dogalarini açik ettiler.
Dört Ilk Ata dünyada görülecek herseyi gördüklerinde, gördüklerinin degerini anladilar ve yaraticilarina tesekkür ettiler. " Bizi yaratip sekil verdiginiz için size tesekkür ederiz" dediler. " Bize görme, duyma, konusma, düsünme ve yürüme yetenekleri için size tesekkür ederiz. Büyük ve küçük, uzak ve yakin herseyi görebiliyoruz. Herseyi biliyoruz ve size tesekkür ediyoruz!"
Yaraticilar artik memnun degildiler. "Amaçladigimizdan daha iyi yaratiklar mi yarattik ? Çok mu kusursuzlar? " diye birbirlerine sordular. "O kadar bilgili ve bilgeler ki bizim gibi tanri mi olacaklar ? Daha az görsünler ve bilsinler diye görüslerini mi azaltsak ? Böyle olsun.!"
Böyle konustu Yaraticilar ve yarattiklari varliklari degistirdiler. Gözlerine sis üflediler ki yalnizca yakinlarinda olanları görsünler.
.../...
efsanenin sonu ise hayli ilgi çekici! yaratıcıların ortak özelliklerinden biri asla yarattıklarının üstün özelliklere sahip olmalarına katlanamamaları, mutlaka kendilerine muhtaç edecek eksiklikle bırakmaları yarattıklarında. Oysa doğumla gerçekleşen bunu aksi yönündedir. Anne-Baba çocuğunun kendisinden üstün olması için çabalar. Yani yaratılış Akrabalığı yaratanın güç gösterisi ihtiyacından doğmuştur. İnsanın kendi hikayesidir. Güç gereksinimini yaratıcısı olduğu iddiasına dayandırarak karşılama yoluna gitmiştir. Mayaların efsanesindeki son paragraf ise yeterlidir bu akrabalıklara kimlerin ihtiyaç duyduğunu anlamak için. şimdi rahipler ne ara karıştı bu hikayenin içine diye karar kara düşünüyorum.:eyebrows:
Insanlar tütsüler yakan ve kurbanlar sunan rahiplerin çevresinde dans ettiler. Çünkü Yaraticilar dünyayi isikla aydinlatmislardi ve kusursuzdu.
mehmetsalih
20-10-2009, 19:00
selam,
@pervanem merdanem:) bu pinokyo tamda yakışmış...:)
kıvançla...
Ahret kardeşliğinin Anadoluda Baskı altında ve Erkek hegomonyası altında ezilen kadınların birbirleri ile kurdukları lezbiyen ilişkiye uydurulmuş bir kılıf gözü ile bakan araştırmacı yazarların eserlerini okuduğumu hatırlıyorum...
güneşinzaptıyakın
20-10-2009, 23:00
Ahret kardeşliğinin Anadoluda Baskı altında ve Erkek hegomonyası altında ezilen kadınların birbirleri ile kurdukları lezbiyen ilişkiye uydurulmuş bir kılıf gözü ile bakan araştırmacı yazarların eserlerini okuduğumu hatırlıyorum...
Geçtiğimiz senelerde oynayan ve ödüller alan meşhur gay kovboyları anlatan filmi seyredene kadar hiç aklıma gelmemişti yaşamın bu yüzü, John Wayne bir süre şüphe ile baktımdı, sanırım tüm eşcinsel ilişkiler için kılıftır ahret'lik, sosyalleşmenin bir diğer yüzü. Neticede su akar yolunu bulur, muhafezekar takılmanın hiç bir şeyi önleyemediğini görüş olduk sanırım...
selam,
@pervanem merdanem:) bu pinokyo tamda yakışmış...:)
kıvançla...
yakışmaz mı mehmetsalih:) bakın yaratılıştan bahseden ilk kutsal kitap olan tevratta neler var,
YARATILIŞ 2 BÖLÜMÜ.
24 (http://incil.info/kitap/gen/2/24) Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.
Tevrat tanrısı adem ve havva'yı yaratırken aklında anne ve baba kavramı varmış. Ancak burda garip olan Tanrının Ademin kendisini bırakıp Havva'ya bağlanmasına tahammül gösteremediği. yaratılış 2 de sürekli Adem'den bahseden tanrı ne hikmetse birden "adam" demeye başlıyor.
ilginç, dünya klasikleri ve yaratılış! Gepetto ve tahta pinokyo arasındaki baba oğul ilişkisi sanal akrabalığa değil de yaratma akrabalığına giriyor diyorsunuz. Tafsiyenize uyup yaratma ile doğurma filleri hakkında ders çalışamadım
.........
Önce ödevinizi doğru yapın ki sonra eleştiri hakkınız olsun. Ben size yaratma ile doğurma arasındaki farkı ve ruhun üflenmesi ile aslında onunla akraba olmadığını söyledim. Ve hatta sanal karekter çizerlerini de araştırın dedim.
İlk ödev hala geçerli üstüne şimdi de
Gepetto ne demek ?
Ama şu cümlenizi ufak bir düzeltme ile tuttum. Afferim. "Gücü, yaratıcısı olduğu iddiasına dayandırarak karşılama yoluna gitmiştir. "
Tevratın yaratılışını falan bırakın da ilk araştırdığınız yerden siz anneliği araştırın. Annelik duygusu en kutsal duygudur denir mesela.
Anne evladının kendinden üstünlüğünü istemez, anne evladının kendi gibi olmasını arzu eder. Ve onun üstünlükten kastı, kendi başaramadıklarını evladının başarmasını sağlayarak, kendi ahdi misak tan gelen soyunu bir nevi tatmin etmektir. Bu aslında doğuran her şeyde vardır.
Ama yaratılışta kibir her zaman yaratana aittir. Ve yaratılan asla yaratana güç olarak erişemez. Bu yüzden de sanal akrabalık gibi bir mantık kurgusu kabul edilemez.
O onu dedi bu bunu dedi ile bir yere varılamayacağını en iyi sizin bilmeniz gerekir değil mi?
Sonra size pinokyoyu öğreteceğim. Evet ilk araştırma konusu devam ve artııııı Gepetto ne demek?
Neyse ben şimdi gidip cıvık cıvık yağ olmuş sahilde sanal kankankanızla size ceviz ırgalayım bari, kırar kırar yersiniz. :D
olmuyor ama böyle! aden bahçesi mi burası ceviz badem ağacını rahat bırakınız lütfen, zavallı ağaçların konu ile yakından uzaktan ilgisi bulunmamaktadır! bütün mesele adam ile yaratıcısı arasında değil mi? hem ne o öyle haftada bir gelip konuya bir taş atıp kaçmak, sonrada gepetto ne demektir diye ödev üstüne ödev! rivayet olunur ki marangoz gepetto usta yaratıcısının yüzünü elden geçirmediği biridir ve karşı cins ile ilişkileri bu nedenle sorunludur. çocuk sahibi olma hayalleri hayalde kalacağı için de tahtadan pinokyoyu yaratmıştır. zaten bu yaratma efsanelerinde böyle tek taraflı bir gariplik vardır:)
"Ve yaratılan asla yaratana güç olarak erişemez."
sebep?
mehmetsalih
23-10-2009, 18:06
Selam,
Bak işte burada Tevratın Tanrısı Tanılıyor... İnsan hiç kendini birine hele hele bir Kadına bağlar mı?
m.salih
kıvançla...
http://www.kirjasto.sci.fi/collodi.htm
Bu ilk ödev için araştırma kaynağınız. Malum eğitim şart. Ne demiş Alemlerin Rabbi, İkra bismi Rabbikellezi halak.
cloddi'nin hayatını da okuyun.
Bu arada bol bol, Sizin cenahın meşhur Kant'ıından "İnsandan eğitim ve ahlakı alınca geriye pek birşey kamıyor maalesef" sözünü düşünün.
Ve sonra bir kuralın ahlak olabilmesi için temelinin nerelere kadar dayandığını tahayyül edin; Haa ondan sonra, beraberce içtihat veya uzaklara saçılacak ahlak tohumlarınınn bugünden tasarlanmasının mümkün olup olamayacağını beraberce düşünelim.
Ama önce ders...
bunları yaptıktan sonra, sorduğunuz ve sebep diye bitirdiğiniz sorunun cevabını da vereceğim.
Neyse bu kez ırgalamadan, Salih'liden yalama olmuş bir zıvana gelmiş onu tamir edeyim bari :)
Selamlar
evrensel-insan
23-10-2009, 22:06
Saygideger pervane;
"Ve yaratılan asla yaratana güç olarak erişemez."-pervane-
Yaratan; yaratilan ile ancak kendisini ifade eder. Tarihsel/zamansal olarak, yaratan once, yaratilan sonra; yaratim olarak; yaratilan once, yaratan sonradir.
Iste yaratilissal/ideolojik/inancsal/dogrusal dogal dusunce kulvari bu celiskiyi cozemez ve bu iliskiyi de goremez.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ama önce ders...
bunları yaptıktan sonra, sorduğunuz ve sebep diye bitirdiğiniz sorunun cevabını da vereceğim.
Ne bu yine! konuya ağaç ve başka kişileri karıştırmadan devam edilmeyecek anlaşılan, ben sizin ferik'lerden bahsediyormuyum:) iyi yere dükkan açtığınızı düşünüyorsunuz anlaşılan. Madem eğitim şart önce öğrencinin sorduğu soruya cevap ile başlasanız nasıl olur muallim bey!
Belki geç öğreniyorumdur! üstelik pinokyo örneği size aitti. Hem her canlının bir hayat hikayesi vardır bu başlıkta yaratılanın yaratılan ile ve de yaratan yaratılan arasındaki akrabalık bağları ve neden- sonuçları konu ediliyor! konuyu dağıtmadan şu sorunun cevabına gelmeye ne dersiniz?
"Ve yaratılan asla yaratana güç olarak erişemez."
Sebep? neden? ne gerek var? soru cümleleri çoğaltılabilir. Buyrun sizi dinliyorum...
Sunnet torenlerindeki "kirvelik" kavrami ve pesisira gelen evlilik yasagi da sanirim bu sanal akrabaliklarin arasinda..