PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ŞİİR


aspartam
22-12-2005, 10:19
Yangınlar
Kahpe fakları
Korku cığlıkları
Ve irin selleri aç yırtıcılar
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın
Bir cana bir başa kalmışsın vay vay
Pasatsız duldasız üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın
Oy sevmişem ben seni
Üsküdar'dan bu yana lo kimin yurdu
He canim
Çiçek dağı kıtlık kıran
Gül açmaz çağla dökmez
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü medetsiz Munzur
Şahmurat suyu kan akar
Ve ben şairim...
Namus işçisiyim yani
Yürek işçisi
Korkusuz pazarlıksız
Kül elenmemiş
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim
Ne kinsiz bir rüzgar
Mısra dökeyim
Oy sevmişem ben seni!
Ve sen daha demincek
Yıllarda geçse demincek
Bıcaklanmış dal gibi ayrı düştüğüm
Ömrümüm sebebi ustam, sevgilim
Yaram derine gitmiş
Fitil tutmaz bilirim
Ama hesap dağlarladır
Umut dağlarla
Düşün uzay cağında bir ayağımız
Ham carık kıl çorapta olsa da biri
Düşün olasılık, atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda
Atıp bir kıyıya bir zamanı
Yarının çocukları gülleri için
Herbirinin ayva tüyü için çilleri için
Koymuş postasını
Görmüş restini
He canım
Sen getir üstünü
Oy Havar
Muhammed, İsa aşkına
Yattığım ranza aşkına
Deeey dağları un eder ferhadın gürzü
Benim de boş yanım hançer yalımı
Ve zulamda kan ter içinde asi
He desem koparacak dizginlerini
Yediveren gül kardeşi bir arzu
Oy sevmişem ben seni!

AHMET ARİF

aspartam
22-12-2005, 12:04
Sokak ortasında bir kadın bas bas bağırıyor
Kendini arıyor, kendini soruyor bağırıyor
Sesi kulaklarımda bir kurşun gibi patlıyor
Yalan da olsa haklılar diyoruz ama,
Bu da yetmiyor

Gece yarısı vardiyalarında işçiler tedirgin üşümekte
İş’ten değil güç’ten degil içten üşümekte
Zaman geçmekte, zaman gecikmekte, zaman üşümekte
Yalan da olsa birleşiyorlar ama
Bu bize yetmiyor

Gece yarısı bir müzisyen evine yine geç dönüyor
Taksi parası bile yok cebinde ama evine dönüyor
İki damla yaş geliyor gözlerinden cigarası sönüyor
Yalan da olsa zenginiz, ya
Bu bize yetmiyor

Yalnızım yalnızlığım beni dinlemekte
Yalan da olsa nevar ki bu şarkıyı söylemekte
Yalan da olsa içimden bir bulut akıp gidiyor
Yalan da olsa mutluyum ya,
Bu bana yetmiyor

AHMET KAYA NIN ALBÜMÜNDEN

pante
22-12-2005, 12:52
Aspartam ne yaptın ya! İlk şiirde
Koca şair Ahmet Arif'i
Abin Ahmet Kaya yaptın
Oldu mu şimdi!!

aspartam
22-12-2005, 13:42
Kardeş kusura bakma ben öyle biliyordum.hemen düzeltiyorum.

aspartam
24-12-2005, 14:27
Zindan iki hece. Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

Bir alem ki, gökler boru içinde.
Akıl almazların zoru içinde
Üstüste sorular soru içinde.
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün "maruzat"!
Çatık kaş... Hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yönünde şefkat
Beni kimsecikler okşamaz madem
Öp beni alnımdan, sen seccadem!

Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksız aydan
Karıştır çayını zaman erisin
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler
Duvarda, başlardan yağlı lekeler
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar yolumu biçtin
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

Sükut... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
Tek nokta seçemez dünyada nazar
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir.
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük daracık;
Dünyaya kapalı, Allah'a açık

Dua, dua eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu
Ana rahmi zahir, şu bizim koğuş
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir

Necip Fazıl Kısakürek

aspartam
24-12-2005, 14:34
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım


Nurullah Genç

aspartam
25-12-2005, 18:27
Oğlum, onüç-ondört anahtarı ver
Al usta
Oğlum, yat motorun altına
Nesi var bir bakıver
Olur usta
Oğlum, iyi sık civatayı
Sonra sahibi neder?
Sıkıyorum usta
Bileğim yettiğince
Yüreğim yettiğince
Sıkıyorum işte
Oğlum, terlemişsin
Akmasın terin motora
Motor pas yapar sonra
Olur mu be usta
Ter pas yapar mı
Gözyaşı pas yapar mı?
Oğlum ne diyorsun bak işine
Bakıyorum usta
Yalnız ellerim
Ellerim çatlamış be usta
Ellerim acı içinde
Yüreğim var ellerimde
Yüreğim yanıyor usta
Kan ter içinde
Hem usta
Sen hiç okula gittin mi
Okul nasıl bir şey be usta
Öğretmen nasıl biri
Usta sahi
Orda da motor baktırırlar mı ki
Orda da söverler mi çocuklara be usta
Orda da döverler mi?
Oğlum bak işine kızdırma beni
Olur usta ha usta
Senin anan da saçlarını okşar mıydı
Sana ağlar mıydı gecenin al yalazında
Sahi usta sen hiç ağladın mı bir sabah
Cansız düşende anan
Yavaşca gözlerinin önünde
Oğlum bak işine !
Attırma tepemi gir motorun altına
Usta dur kızma!
Bak giriyorum motorun altına
Dünyanın altına
Giriyorum usta giriyorum
Desteğe gerek yok usta
Desteğe gerek yok
Ben oraya yüreğimi koyuyorum
İnan taşır be usta

İbrahim Sadri

aspartam
31-12-2005, 09:46
- Kahraman Ordumuza -

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
"Medeniyyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hüdâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar - ki şahâdetleri dinin temeli -
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder - varsa - taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!


Mehmet Akif Ersoy

aspartam
11-03-2006, 16:28
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâin şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?

Mehmet Akif Ersoy

aspartam
11-03-2006, 16:31
"İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım?"
(A’râf Suresi 155. Ayetin bir kısmı)

Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,
Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,
Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;
Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!
Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,
En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...
Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın
Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın
Emvâci hurûş-âver olurken melekûta?
Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,
Teslis ile çöksün mü bütün âleme zulmet?
Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?
Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,
Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?
İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?
Yâ Rab, bu ne hüsrandır, İlâhi, bu ne zillet?
Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?
Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!
Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!
Suç başkasınındır da niçin başkası muhkûm?
Lâ yüs'ele binlerce sual olmasa du kurbân;
İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!

Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...
Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!
Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:
Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!
Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:
Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!
Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,
Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!
En kanlı senâatle kovulmuş vatanından,
Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!
İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...
Nâ-hak yere feryâd ediyor: âcize hak yok!
Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?
Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Mehmet Akif Ersoy

tewderi
12-12-2006, 10:43
NAVÊ GÛNDÊ ME ŞAX E


Navé gûndé me şaxe girédayé Cizîr'é
Durané gûnd kanîne hemî dehl û avîne
Durané gûnd tev çîya li jor darén devîya
Herd û gelÎ dehl û dar heta dighé ber zinar

Hatina gûnd gelek pir roké nebûn fékî kir
Kûlind gelek diçandin bizanîn û kişandin
Goz û tirî navdarin heta berf lé di barin
Nifşén tirî hezarin belkî jî bé jimarin
Sév û hinar û héjîr li ser daran dibon pîr
Wan héjîrén béhnatî hingî xweşbon naçe ji bîr

Ew çîyayén nav û deng ji mere bon şox û şeng
Çek û Kayser û Cûdî yé mubarek
Kelha keçé û kelha dûşé jî pir bilind bone çeper ji bona gûnd
Ava nérdüş û şelale pénç aşén avé hebo
Abora gûnd zéde bo gûndeki serbixwe bo
Welét de gûndek welé tû nebo

Gûndéme dû mihel bon Dérxas û gorangeh û dû kelhé mîr tédebon
Qesr û dér jî li jér bon ji kevnîtî reng sor bon
Medres’a me jî hebo cihé şéx û alima bo
Nexweşî û birçîbon derketin û bé cih bon
Hingî derbas dibo jîn ser pé hatî me pir dîn

Şer û şewat û talan malik lime bo wêran
Dil tejî bo ji derda ko me gûndén xwe berdan
Çawa té ber çavé min agir té hinavé min
Xwelî’l serî sé cara sîbha û nÎvro û évara
Neyar te dide ber dara dibî dosté neyara

Raste bostek nezanî dibe sé gaz xîzanî
Heya ko em nezan bîn em çi bikin tev çewte
Ji ber wé naghén doza xwe xweyé mejîyé vale...

Berhefker Beşiré Şaxi....

habilis
31-01-2007, 16:07
Aşık Veyselden Atatürk'e


AĞIT

Ağlayalım Atatürk'e
Bütün dünya kan ağladı.
Süleyman olmuştu mülke
Geldi ecel, can ağladı.

Doğu, batı, cenup, şimal!
Aman Tanrı bu nasıl hal?
Atatürk'e erdi zeval,
Memur, meb'usan ağladı.

Atatürk'ün eserleri,
Söylenecek bundan geri,
Bütün dünyanın her yeri,
Ah çekti, vatan ağladı.

Fabrikalar icat etti,
Atalığın isbat etti.
Varlığın Türke terk etti
Döndü çarh, devran ağladı.

Bu ne kuvvet, bu ne kudret,
Varıdı bunda bir hikmet
Bütün Türkler, inön'İsmet,
Gözlerinden kan ağladı.

Tiren hattı, tayyareler...
Türkler giydi hep karalar,
Semerkant'la Buhara'lar
İşitti her an ağladı.

Siz sağ olun Türk gençleri,
Çalışanlar kalmaz geri,
Meraşalin askerleri,
Ordular, teğmen ağladı.

Zannetme ağlayan gülmez,
Aslan yatağı boş kalmaz.
Yalnız gidenler gelmez
Her gelen insan ağladı.

Uzatma Veysel bu sözü
Dayanmaz herkesin gözü
Koruyalım yurdumuzu,
Dost değil düşman ağladı.

Aşık VEYSEL

habilis
31-01-2007, 16:10
BEŞ SATIRLA

Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.


Nazım Hikmet

habilis
31-01-2007, 16:13
YÜRÜMEK...

yürümek;
yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...

Nazım Hikmet

habilis
31-01-2007, 16:19
GÖZLERİNE BAKARKEN

Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan...


Nazım Hikmet

....

Ceylan Seni Vuramam

Beni görünce kaçma ne olur
Ceylan ben seni vuramam
Saklananıp beni süzme ne olur
Ceylan ben seni vuramam

Tenhalarda bir gölgeyim
Kimse bilmez ben nerdeyim
Zalim bir avcı degilim
Ceylan ben seni vuramam

Dağlarda gezer dururum
Akşam olur kaybolurum
Belki bende vurulurum
Ceylan ben seni vuramam

Vuramam vuramam
Ceylan ben seni vuramam
*
Yusuf Hayaloğlu

ozgur_beyin
31-01-2007, 16:48
yahu tewderi, *kürtçe yazıyorsun, bende öküzün trene baktığı gibi bakıyorum. yanına veya altına türkçesini yazsana, ne dediğini anlayayım.

habilis
28-02-2007, 19:09
arkadaşlar Tarih-i Kadim şiiriyle Tevfik Fikreti anacağım bu gün .. bu şiiri çok uzun AMA ÇOK GÜZEL !!

bence okuyun , çok değerli bir şiir !

Tarih-i Kadim

İste, der, insanoğlunun geçmiş hayati bu.
Ve baslar bize maval okumaya.
Ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
Gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
Bakarsın gelecek günlerin farkı yok gecen geceden.
Senin tarih dediğin iste budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
Bası geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.

Ben hiç tiksinmem ondan,
karsıma alırım onu arada bir,
anlat bakalım, derim, şu eskilerden.
Bir parça feylesofa benzer o,
bir parça sırtlana benzer,
berbat suratıyla da bir hortlağa.
Yoklar mezarını unutulmuş gecelerin,
baslar paslı, boğuk bir sesle
bir bana anlatmaya,
sirksiyle, ne olmuş ne bitmişse:
Hep yıkım üstüne yıkım,
acı üstüne acı!
Ne vakit geçse anlı sanlı bir ordu,
çöküverir ağır gölgesi bir bulutun,
kanlar yağar dört bir yana.
En basta bir kanlı bayrak.
Kanlı bir taç gelir arkasından.
Sonra araçlar sokun eder kan içinde:
Balta, topuz, yay, kılıç, mızrak,
mancınık, top, tüfek, sapan.
Arada, kanlı komutanlar ve savaş birlikleri.
En son alay esirler geçer.
Yenen bir kişiye yenilen on kişi,
çiğneyen hakli, yignenen hapı yuttu.
Yıkımlara, acılara alkış tut,
yüksekten bakanlar önünde eğil,
insafla birdir aşşağlık ve namussuzluk,
dogruluk lafta, yürekte değil,
iyilik ayaklarda, kötülük kucaklarda.
Bir gerçek var, tek bir gerçek:
Eli kolu bağlayan zincir.
Bir tek şey var sözü gecen: yumruk.
Hak güçlünun, kotunun yani.
Uzun lafın kısası:
Ezmeyen ezilir!
Nerde bir şeref var, iğreti.
Nemde bir mutluluk var, yama.
Bir şeyin ne başına inan ne sonuna.
Din şehit ister, gökyüzü kurban.
Her yanda durmadan kan akacak,
durmadan her yanda kan!
İşte böyle inler, sayıklar o,
anlatır insanoğlunun bu belalı ömrü
ne yolda, nasıl sürdüğünü.
Bakarım iskeletin kanlar köpürür dişlek ağzında.
Duyarım sesinin titreyen kuyusunda
yankısını korkunç bir iniltinin,
ben de baslarım birdenbire titremeye,
toprak da tiksintiyle titremiş gibi gelir bana.
Savaşın gurultusu, patırtısı, indir artık
indir bu acıklı sahnenin perdesini!
Dinsin sonu gelmeyen bu karışıklık!
Sen de, gelenekçi iskelet,
yazdığın kara yazılara bir son ver,
aydınlığa susadık biz, aydınlığa susadık.
Uzun karanlıklar içinde uyumak isteyen mi var?
Bizden iyi geceler onlara,
bizden onlara iyi uykular!
Kimsin, ey gölge, kendinden geçmiş,
koşuyorsun karanlıklara doğru?
Kanla oynamış gibisin,
kırmış geçirmişsin insanoğlunu.
Sen buna kahramanlık mi dedin?
Onun koç'ku' kan ve hayvanlık be?
Şehirler çiğne, ordular dağıt,
kes, kopar, kir, sürükle,
ez, vur, yak ve yık.
Yalvarmalara yakarmalara bos ver,
gözyaşlarına iniltilere aldırma.
Ölümle, acıyla doldur geçtiğin yeri,
ne ekin koç, ne ot koç, ne yosun.
Sonsun evler, surunsun insanlar orda bumda,
kalmasın alt üst olmayan hiçbir yer,
mezar taşına donsun her ocak,
damlar çoksun yetimlerin başına.
Bu ne alçaklık böyle bu ne namussuzluk!
Hey bana bak, başbuğ musun ne?
Yerin dibine bat, cakanla gösterisinle!
Her başarı bir yıkım bir mezarlık,
iste bir yavrucak yatıyor surda,
ey cihangir, onu gör de utan!
Devril, bağımsızlığın eskimiş tahtı, devril,
nice acılar verdin butun insanlara,
inim inim inlettin butun insanları.
Parçalan, kararmış taç, tuz buz ol,
hep senin yüzünden yoksulluğu insanların.
Göz yaşından incilerin nemde hani?
Nasıl da yosun tutmuşlar, biç görsen!
Eski cağlar nasıl kanmış size?
Ey kan içen kargalar,
butun karanlıklar sizinle dolu!
Artık yeter fikri susturduğunuz,
yerini hiç bir şey tutamaz bu dünyada
zincirsiz, kelepçesiz yaşamanın.
Hadi gidin tarih korusun sizi,
-haydutlara en iyi sığınaktır gece-,
gidin, yok olun siz de o mezarlıkta.
İste müjdelerin en güzeli,
iste en gerçek özgürlük
düşümüzdeki gelecek cağlarda:
Ne savaş, ne savaşan, ne salgın,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakınma, ne de zulmün kahrı,
ne tapılan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!

Ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek zaman,
kimse bilmeyecek senin sayıp döktüklerini,
savaş ne, karışıklık ne, zafer ne, anlaşma ne?
Belki duyulmadık bir öykü,
belki korkunç bir masal.
Çok sürmez köhne kitap,
fikri gömen sayfaların
buğun olmazsa yarin yırtılacak.
Ama kim yapacak dersin bu isi?
Bu öyle büyük, öyle kocaman bir devrim ki,
hangi güç kalkar, ben yaparım der?
Yerlerin ve göklerin sahibi mi?
Tamam, iste oldu simdi!
Yeri göğü elinde tutan o kibirli,
o somurtkan ve dokunulmaz.
Butun bu kavgalar onun yüzünden değil mi?
Gökyüzü, sen söyle,
yüzyıllarca sel gibi akan şu,
- simdi esrik bir ağzın türküsü,
kuru sesi zindandaki bir adamın,
iç açan bir söz ya da yakan bir söz şimdi,
bir geniş 'oh!', bir derin 'eyvah!',
bir yakarış, bir övgü,
Simdi tüy gibi bir rüzgar,
Simdi ağzın bir kasırga.
Dokunaklı bir yakınma şimdi,
sabredemeyen bir basa kakma,
bir titreme, bir can sesi,
bir savaş davulunun gümbürtüsü,
için için ağlaması çaresizliğin,
kahrın iyilik bilir kişnemesi,
bir söylev, apaçık, gürül gürül,
Simdi utangaç ve hasta bir yalvarış,
bir rahatlık bir iç sıkıntısı,
Simdi korkunç bir haykırma -
butun bu karman çorman gürültü patırtıyla
inleyen bos kubbe, sen söyle!
Sen ki her sesi yankılayansın,
söyle, bu bir suru bos çabalama içinde,
daha yukaçlardaki şu tanrı katına
hangi sesin yankısı varabilmiş ki?
Hangi dua kabul olmuş bugüne dek?
Binlerim seni, göklerin tanrısı,
din ulularından dinlerim seni:
'Ne benzer var, ne noksanı,
canlı ve olumsuz ve her şeye gücü yeten ve yüce.
Odur veren yiyeceği içeceği,
düşleri gerçek yapan o,
bilen, haberi olan, kahreden ve öç alan,
acık, kapalı her şeyi duyan ve anlayan,
el uzatan yoksullara ve çaresizlere,
her zaman her yerde bulunan ve her yeri gören...'
Seni böyle ovup duruyorlar iste.
Oysa senin en ustun özelliğin ne,
'Ortaksız' olusun değil mi?
Kaç ortağın var şu bataklıkta, bir bak.
Topu Olumsuz ve her şeye gücü yeten ve kahreden.
Ve topu ortaksız ve tek.
Ve topunun buyruğu yasağı ve saltanatı var,
ve topunun yukaçlarda bir gökyüzü.
Butun oradan gelir yüreğe doğan.
Topunun güneşi, ayı, yıldızları var,
ve topunun görünmez bir tanrısı.
Topunun adanan bir cenneti var,
ve topunun bir varlığı, bir yokluğu,
ve topunun saygıdeğer bir peygamberi.
Ve topunun cennetinde körpecik güzel kızlar yasar.
Ve topunun cehenneminde birer lokmadır insancıklar.
Tanrılar ne derse onu yapacak halk,
sabırla ve kahırla olacak iki büklüm.
Ama tanrılar ne derse onu yapacak.

nanasım gelmiyor bunların hiçbirine.
'Ne bileyim?' diyor kime sorsam.
Hepsi bir kuruntu mu bunların yoksa?
Belki aldanmak yasamanın bir gereği.
Belki de hepsi de doğrudur, kim bilir,
belki ben hiç bir şeyin farkında değilim,
karıştırmaktayım 'yok' la 'var' I.
Kusurum ne? Kuşkuda olmak mi?
Kuşku koşmaktır aydınlıklara doğru.
İnsan aklidir eninde sonunda gerçeği bulacak olan.
Belki de yok olacağız bir gün topumuz birden.
Kim bilir, obur dünya belki de var.
Madem bu beden o olumsuzun isi,
ne diye kıvranır durur bin turlu dert içinde?
Hadi diyelim aslimiz toprak bizim,
sen gel onu kederden bir çamur yap.
- her yeri kanla, göz yaşıyla dolu -
insaf be, bu kadarı da olur mu?
Sen gel hem yoktan var et,
sonra da ettiğini boz, kötüle.
Hiç bir yaramandan ummam bunu:
Yaradan yok eder, ama perişan etmez!

En zorlu düşmanın iste, tanrı,
boğmak ister seni ulu katında,
çok iyi tanırsın sen o yılanı,
onun kızgın zehrinden bir vakitler bize
bir tadımlık vermiştin hani.
Kuşku! En zalim en güçlü düşman.
Bunu ya bildin ya koydun kafamıza,
ya da bilemedin isin nereye varacağını.
'şeytanlık, düzen, sapıklık' denen şey var ya,
buğun yerinden yurdundan edecek seni o.
Tapınağında ışıklarını söndürüyor,
elleriyle parçalıyor heykelini.
Sense, iler tutar yerin kalmamış,
göçüp gidiyorsun olanca gücünle.
Burçlarında yıkılmalar falan hani?
Nemde hani gümbürtüsü yıldırımlarının?
O kızgın soluğun hani nemde?
Ne cehennemlerinde bir kaynama var?
Ne büyük acını gören bir göz.
Ne de kulaklarda dokunaklı bir çınlama.
Oysa bir ufak parçası kopsa insanin,
bir sızlanma olur, duyulur bir ağlaşma.
Sen Yeryüzü ve Gökyüzü’nle göç gir de,
bir inilti bile duyulmasın ortalıkta.
Tam tersi, kahkahadan geçilmiyor.
Zaten yalana ağlasa ağlasa,
bir ikiyüzlüler ağlar,
bir de ahmaklar.
*
Tevfik Fikret

kuvvaci
28-02-2007, 20:16
Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim / Can Yücel

*Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
*Nasıl koşarsa ardından bir devin,
*O çapkın babamı ben öyle sevdim.

*Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! –
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
*Atlastan bakardım nereye gitti,
*Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

*Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
*Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
*Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

*En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
*Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
*Hayatta ben en çok babamı sevdim.

kuvvaci
28-02-2007, 20:19
Evet Sevgili Tew!
Hatta Sevgili Özgür Beyinin dediğinden daha öte sitede bide Kürtçe Kurs açalım:) Öğret bize Ne demişler Bir dil Bir insan iki dil iki insan:)

kuvvaci
28-02-2007, 21:06
GÖRÜLMÜŞTÜR


Ne yak
Mektubun ucunu,
Ne sevgini
Sayfalar dolusu
Dile getir....

Zarfı kapatırken yalnız,
Kuytu dudaklarını
Çokça değdir.....



Sunay Akın

kuvvaci
28-02-2007, 21:08
Acaba

Ela gözünden akan
Ateşli nazarların
Acaba acımadan
Kimi yakacak yarın?

Dudakların acaba
Kimlerle öpüşecek?
Kimler yarın acaba,
Tuzağına düşecek?

Anlıyorum, bizlerden
İntikam alıyorsun.
Lakin ey kadın bilsen,
Nasıl alçalıyorsun.

(11.11.1926)
*
Sabahattin Ali

habilis
04-03-2007, 11:59
kuvvaci

Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim *şiiri güzelmiş teşekkür ediyorum

mep
04-03-2007, 12:14
HEPİNİZİN OLSUN BU ŞİİR

rüzgâr etekli geçin çocuklar gözlerimden
geçin kısa pantolon boy boy oyun oyun
şakacıktan oyuncuktan olsun razıyım dünden
ba-ba deyin çığlık çığlığa önümde durun

pamuk ellerinizle boynuma tırmanın dizlerimden
karıştırın ceplerimi yüzünüzü sakalıma sürün
ağlamıyorum kokunuz kaçtı da gözlerime o yüzden
öpeyim gıdığınızı hadi katıla katıla gülün

ulaş barış evrim özlem gökçe devrim
güzelim adlarınız şimdiden tutmuş umutları
yapraklarca balıklarca kuşlara geçin tuzakları
aferin çocuklar size aferin bin aferin

kat kat katlanıyorsam acılara gıkım çıkmıyorsa
gövdemi serin bir dal gibi şafaklara salmışsam
ipten alıp zehir-zıkkım müebbetlere yatırmışsam
şair olmuşsam ekmekten ve aşktan yana
bir adım daha erkene almışsam yani ömrümü
bulutsuz yürüyün diyedir altında göğün
hadi öpün birbirinizi öpün bir daha öpün
ve alın artık ellerimden sizde büyüsün gülüm

* * * * *Nevzat ÇELİK

mep
06-03-2007, 11:21
Bir yaratici güç var, ulu ve akpak,
kutsal ve yüce, ona vicdanla inandim.

Yeryüzü vatanim, insansoyu milletimdir benim,
ancak böyle düsünenin insan olacagina inandim.

Seytan da biziz cin de, ne seytan ne melek var;
dünya dönecek cennete insanla, inandim.

Yaradilista evrim hep var, hep olmus, hep olacak,
ben buna Tevrat'la, Incil'le, Kuran'la inandim.

Tekmil insanlar kardesi birbirinin... Bir hayal bu!
Olsun, ben o hayale de bin canla inandim.

Insan eti yenmez; oh, dedim içimden, ne iyi,
bir an için dedelerimi unuttum da, inandim.

Kan siddeti besler, siddet kani; bu düsmanlik
kan atesidir, sönmeyecek kanla, inandim.

Elbet su mezar hayati zifiri karanligin ardindan
aydinlik bir kiyamet günü gelecek, buna imanla inandim.

Aklin, o büyük sihirbazin hüneri önünde
yok olacak, gerçek disi ne varsa, inandim.

Karanliklar sönecek, yanacak hakkin isigi,
patlayan bir volkan gibi bir anda, inandim.

Kollar ve boyunlar çözülüp, baglanacak bir bir
yumruklar sangirdayan zincirlerle, inandim.

Bir gün yapacak fen su kara topragi altin,
bilim gücüyle olacak ne olacaksa... Inandim.

* * Tevfik Fikret

tewderi
06-03-2007, 11:51
Xalo


Ero xalo,xalo
Emego tholo
Neçi cencê ma merdê
Kamî marê bîaro?

Taê koê de mirenê
Taê dewê de berbenê
Taê remenê şonê
i ke mendê, se benê?

Ero xalo,xalo
Emego tholo
Neçî cencê ma merdê
Kamî marê bîaro?

mep
06-03-2007, 13:32
ne ararsin tanri ile aramda
sen kimsin ki orucumu sorarsin?
hakikaten gözün yoksa haramda
basi açiga neden türban sorarsin?

raki, sarap içiyorsam sana ne
yoksa sana bir zarari, içerim
ıkimiz de gelsek kildan köprüye
ben dürüstsem sarhosken de geçerim.

esir iken mümkün müdür ibadet
yatip kalkip atatürk'e dua et...
senin gibi dürzülerin yüzünden
dininden de soguyacak bu millet.

ısgaldeki hali sakin unutma
atatürk'e dil uzatma sebepsiz
sen anandan yine çikardin amma
baban kimdi bilemezdin serefsiz.
* * * *Neyzen Tevfik

tewderi
12-06-2007, 11:11
Bir söz
Bir haber
Silah ve siren sesleri çarpar
Diyarbakır surlarına
Yüreğim sancır
Geçmiş zamanlardan
Surlarına sinmiş acılar süzülür
Kanayan yüreğime
Dicle sessiz, usul usul akar
Bir bahar akşamında
Kan düşer Diyarbakır yollarına,
Yüzyılların derinliklerinde gizlenen
Diyarbakır surlarında dillenen
Acıların çiseleyen yağmurlarındayız
Diyarbakır sancılı
Diyarbakır etrafını duman kaplamış
Burnumda bir yanık kokusu
Hüzünü biner omuzlarıma
Surlardan aşağıya umut düşer
Bedenim buz keser
Bu bahar akşamında
Ben üşürüm ürperirim
Siren sesleri yüreğime çarpar
Diyarbakır sancılıdır
Bilmem kaç acıya gebe

ahuramazda
12-06-2007, 11:53
AŞIK VEYSEL' E

Ahrette selamım olsun Veysel'e
Neden sadık yarin kara topraktır?
Yiyen yedi konan göçtü dünyadan
Neden sadık yarin kara topraktır?

Toprağın üstünde ağalar gezer
Onlar ekip biçer bağrımı ezer
Başına çalınsın bir karış mezar
Neden sadık yarin kara topraktır?

Toprağı olanlar toprağa söver
Toprağı olmayan bağrını döver
Babamın toprağı var ondan çok över
Neden sadık yarin kara topraktır?

Toprağın sırrını fakirden sormam
Öyle boşu boşuna kafamı yormam
Denizde ölürüm toprağa girmem
Neden sadık yarin kara topraktır?

Ben bu dünyadan doya doya giderim
Tarihten sızarak soya giderim
Kafam kızar ise ay'a giderim
Neden sadık yarin kara topraktır?

Sorun ki insanlar neye taptılar
Başları kesipte ayak öptüler
Gözünü yediler heykel yaptılar
Neden sadık yarin kara topraktır?

Bir toprak olunca dağıt çok olur
Atatürk ölünce ağıt çok olur
Akılsız kafaya öğüt çok olur
Neden sadık yarin kara topraktır?

Koyun vermiş, kuzu vermiş, ot vermiş
Fakirin hakkını neden kıt vermiş
Fakirler ot yutmuş, beyler et yemiş
Neden sadık yarin kara topraktır?

Hakaret değildir sana muradım
Yıllar yılı Veysel'imi aradım
Benim sadık yarim anam avradım
Neden sadık yarin kara topraktır?

Topraktan yapılır kılıçla kama
Toprağın güneşi benzer akşama
Mahzuni Veysel'in yavrusu ama
Neden sadık yarin kara topraktır?

Aşık Mhzuni Şerif

tewderi
13-06-2007, 16:35
Canım, Sevdiğim, Yüreğim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

tewderi
22-06-2007, 19:00
Lê Wusa Tu Lîmîn Çi Dîki
Derda Limin Zide Diki
Bîrina Dilêmin Ve Diki
Emrê Mayı Talan Diki

Sen yine bana neler eyledin
Derttlerime dert ekledin
Gönül yaramı deştin
Kalan Ömrümü tarumar eyledin

Tu Gυli Ez Bilbilê Te me
Tu Zini Ez Memê Te me
Heta Saxbîm Lî Dunyayê
Tu yamîni Ez Yê teme

Sen gülsün ben se bülbülün
Sen zinsin ben ise Meme'min
Sağ olduğum sürece dünyada
Sen benimsin bende Senin,

Min Go Ez Aşîqê Te me
Hayrana Wan Çavên Te me
Yar Ez Jîber Evinate
Dilê min Bî Kul û xeme



Tu Gυli Ez Bilbilê Te me
Tu Zini Ez Memê Te me
Hata Saxbîm Lî Dunyayê
Tu yamîni Ez Yê teme

Pir Dîxwazim Tu Yamîn Bi
Şahiya Vi Dilimin Bi
Her u ber Her Bimin Biji
Hewala Jiyana Mîn Bi


Tu Gυli Ez Bilbilê Te me
Tu Zini Ez Memê Te me
Hata Saxbîm Lî Dunyayê
Tu yamîni Ez Yê teme

zincari
22-06-2007, 20:08
dünya meşin bir yuvarlaktır

allah da gol...


can yücel... ;)