Orijinalini görmek için tıklayınız : Akıllı Tasarımcılara Büyük Darbe!
Bilindiği gibi dinsel kökenli yaratılışçılığın "bilimsel" versiyonu son yıllarda Akıllı Tasarım (Intelligent Design, ID) adıyla piyasaya sürülmüştü. Amerkan kaynaklı bu iddianın Türkiyedeki temsilcisi de Harun Yahya, namı diğer Adnan Oktar idi.
Akıllı Tasarımcılar, evreni ve insanı doğrudan doğruya tanrının yarattığı iddiasında bulunmayıp, esas olarak bu mükemmel ve olağanüstü karmaşık evrenin ve bilhassa canlıların akıllı bir tasarımcısının bulunduğu tezini ortaya atıyorlar idi. Böylece bilimin içinde bir yer edinme ve özellikle de fen dersleri kitaplarına evrim teorisi ile birlikte yer almaya çalışma, Akıllı Tasarımcıların en büyük hedefiydi. Özellikle Amerikada. George Bush'da bu fikri destekleyenlerden olarak biliniyor.
Ancak geçtiğimiz cuma günü yani 23 aralık 2005 günü Amerikanın Pensilvanya eyaleti mahkemesinde devam eden ve okullarda Akıllı Tasarımın ders kitaplarına koyulması ile ilgili dava sonuçlandı. 139 sayfalık gerekçeli karar ile Akıllı Tasarımcılık, bir bilim olarak kabul edilmedi:
http://www.cnn.com/2005/LAW/12/20/intelligent.design/index.html
Yaratılış iddiasının değişik bir versiyonu olarak kabul edildi. Açıklamada özetle, Darwinizmin mükemmel bir teori olmadığı ancak bu bilimsel teoride henüz açıklanamayan noktaların olmasının (bu forumlarda da bunu defalarca dile getirmiştik), karşı görüş olan yaratılışçılığı haklı çıkarmayacağı ifade edildi.
139 sayfalık kararın tamamı bu pdf dosyasında (ingilizce) (http://i.a.cnn.net/cnn/2005/images/12/20/kitzmiller.pdf)
exclusive
27-12-2005, 01:16
Yeni bişey uydururlar yaa..
misal bu defa da allah icadı matrix gibi bişey uydurup aslında ilahi bir yaşam simülasyonu içinde olduğumuzu iddia edebilirler...
Sn. Cem;
Düşünce yapınızdaki kişilerin, bırakın ABD yasalarını, bu ülkenin en ufak değerlerini bile dikkate almaz iken sizlerin böyle bir yasa üzerine yazmanız manidar. Fransa'nın daha önce şirin görünmeye çalıştığı Ermeni vatandaşları için çıkarmış olduğu TARİHİ bir olay olmasına rağmen SİYASİ kararı şimdi kendi kuyruğuna dokunduğundan dolayı iptale kalması gibi ABD nin BİLOLOJİK bir olayı yine günlük SİYASİ bir karar olarak kullanması şimdilik gayet normal. Normal de sizler gibi bilimsel olarak düşünen ilmi insanlar niçin bu saçma kararlara takıyor anlayamadım.
Öz olarak; yaradılışın klasik din anlayışı gibi olmadığını, yani temelde sizin gibi inorganik maddeden organik maddeye geçişi kabul eden ve bu şekilde düşünen biri olarak daha deneysel görüşleri değerlendirmenizi nacizane istirham ederim. Saygılarımla
"ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki Dover bölgesinde biyoloji müfredatına Akıllı Tasarım (AT) teorisinin dahil edilmesinden şikâyetçi olan 11 ebeveyn, bir süre önce mahkemeye başvurmuştu. Konuyu inceleyen bölge yargıcı John Jones dün kararını açıkladı ve "AT'nin öğretilmesi, anayasanın kilise-devlet ayrılığı ilkesine aykırıdır" dedi. Yani AT teorisi Dover'da müfredeta girmeyecek.
Bu gelişme doğal olarak büyük yankı uyandırdı. Tercihlerini zaten en baştan Darwinizm'den yana kullanan medya organları, yargıç Jones'un kararını "Akıllı Tasarım'a büyük darbe" olarak yorumlama eğilimindeler. Örneğin bugünkü Radikal gazetesi, "Darwin'in Zaferi" başlığını kullanmış. Oysa ortada bir "zafer" değil, Darwinist eğitim lehine mahkeme kararıyla alınmış bir "sansür" kararı var. Ve bu sayede, AT ile Darwinizm arasında 10 yıldır süren ve bir kaç on yıl daha sürecek olan uzun bilimsel ve kültürel çatışmanın içinde, Darwinist tarafın sansüre, diğer tarafın ise objektif eğitime taraftar olduğu, bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Bazı noktaları hemen belirtmek gerek: Birincisi, karar, sadece Pennsylvania eyaletindeki Dover bölgesi için geçerli. Kansas ve Georgia'daki müfredat değişikllikleri aynen yerinde duruyor. Bundan sonra da eyaletler ve yerel yargı kendi kararlarını vermeye devam edecekler. Dolayısıyla bu gelişme, Darwinizm için bir "zafer" ve dolayısıyla AT için bir "yenilgi" değil; belki sadece bir "geri adım."
İkincisi, Dover'daki AT savunması, doğru bir şekilde yapılmamıştı. Buradaki girişim, AT hareketinin bilimsel ve entellektüel merkezi olan Discovery Institute tarafından değil, teoriyi benimsemiş olan bir grup aile tarafından başlatılmıştı. Kullanılan söylemin bilimsel yönden zayıflığı ve çelişkileri nedeniyle, Discovery Institute Dover'daki mahkemeden kendi bilirkişilerini aylar önce geri çekmişti.
Üçüncüsü, karar, kamuoyu kanaati açısından ters tepebilir. Yargıcın verdiği "sansür" kararına ABD medyasında çok ağır ve ciddi eleştiriler yöneltiliyor ki, bu durum, uzun vadede, kararın AT aleyhine değil lehine işlemesini sağlayabilir. Yargıç Jones, AT teorisinin dini inançlara uyumlu olduğuna işaret etti. Bunu eleştiren yorumcular, Darwinizm'in de ateizmle uyumlu olduğunu bu durumda mahkemenin sadece Darwinizm'in eğitilmesine izin vermekle "devlet materyalizmi" yaptığını belirtiyorlar. Örneğin National Review'da yazan David Klinghoffer, şöyle diyor:
Eğer AT, savunucularının çoğunun dini inançlara sahip olması nedeniyle geçersiz ise, Darwinizm'in kendisi hakkında ne demeliyiz? Darwinist evrimin taraftarlarının çoğu da, Darwin'in destek sağladığı felsefi görüşlere sahipler.
Klinghoffer "It’s God or Darwin" başlıklı yazısının devamında AT-Darwinizm tartışmasında Darwinizm lehinde görüş bildiren bilirkişilerinin çoğunun ABD'deki ateist derneklere üye olduklarını ve dine açıkça saldıran görüşler dile getirdiklerini belirtiyor. Yani AT teistikler dinler (örneğin Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam) ile uyumlu ise Darwinizm de ateizmle uyumlu.
İşte bu yüzden devletin AT'yi sansürlerken Darwinizm'i tek alternatif olarak sunması, "devlet materyalizmi" anlamına geliyor. Ve aslında bu da "laikliğe" aykırı; çünkü laiklik tüm inançlar -- ki inançsızlık da bir "inanç" -- karşısında objektivite gerektiriyor.
Sonuçta ortada bir "Darwin Zaferi" yok. Zafer, karşı tarafı sansürleyerek değil, onunla çarpışarak elde edilir. Biz AT savunucuları, çarpışmaya en baştan beri açığız. Karşı taraf ise "devlet materyalizmi"nin şefkatli kollarına sığınıyor. Bu sığınmanın fayda etmediğini ise sanırım önümüzdeki dönemde hep birlikte göreceğiz."
http://www.mustafaakyol.org/archives/2005/12/darwinin_zaferi.php
Alınan kararın öyle çok da "tarafsız" bir karar olduğunu düşünmüyorum...
Daha şimdiden AT ci bilim adamları profesörler kararı eleştiren detaylı yazılar yazmaya başladılar bile..
Aliminyum
28-12-2005, 14:35
Karaman'ın koyunu sonra çıkar oyunu.
Bak işte bi ateistin oyununu da bi Budist çıkarıyo ortaya. (Deep, budisttin de mi aqa, yanlışım varsa düzelt faka basmış olmayak)
Darwinist tarafın sansüre, diğer tarafın ise objektif eğitime taraftar olduğu, bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Bir yasaklamanın sansür sınıfına girmesi için belli kriterler gerekir. Örneğin birileri bir şekilde astrolojinin yani burçların, yıldızların insan hayatı üzerindeki belirleyici etkilerini iddia eden makaleleri ders kitaplarına soksa sonra da bunu başka birileri kitaplardan çıkartırsa bu yasaklama sansür olarak mı tanımlanacak? Elbetteki hayır. Çünkü astroloji her ne kadar sonunda loji ekini getirmiş olsa da dünyada bilimleri tasnif eden komitelerce bilim sınıfına sokulmuyor. Demek ki her yasaklama sansür tanımına girmez.
"Diğer tarafın objektif eğitime taraftar olduğu..."
Emin misin Deep? Aşağıdaki yazı hiç de öyle olduğunu göstermiyor:
2004'te 3'e karşı 6 oyla karar alan okul yönetimi, 'Evrim kuramı olgu değildir, öğrencilerin zihinlerini açık tutmaya teşvik edilmesi lazım' diyerek, akıllı tasarımı dokuzuncu sınıf biyoloji müfredatına sokmuş ve öğretmenlerden evrim kuramını karalamalarını istemişti. Ayrıca öğrencileri 'Pandalar ve insanlar hakkında' adlı, akıllı tasarımı savunan bir kitaba yönlendirmişti.
Mahkeme kararı AT cilere kesin ve son darbeyi vurdu demiyorum ama çok önemli bir darbe vurulduğuna da inanıyorum. Cumhuriyetçilerin atadığı bir yargıçtan bu kararın çıkmış olması bunu daha da anlamlı kılıyor.
AT'cilerin iddialarının deney yapılabilir, sınanabilir veya gözlemsel olgulardan yola çıkan hiç bir bilimsel yönteme uymadığını biliyoruz. iddiaları bu nedenle bilim kitaplarında değil din dersi kitaplarında yer alabilecek vasıftadır. Davayı açan tarafta ateistlerin çoğunlukta olması hiç bir şeyi değiştirmez çünkü çoğu laik anayasada olduğu gibi Amerikan anayasında da bulunana "Kilise ve devlet ayrılığı" ilkesi işlemiştir, hiç bir anayasada "ateist görüşlerin devletten ayrılığı" gibi bir ilke bulunmaz, bulunması da saçma olurdu. AT cilerin protestan kilisesine yakın insanlardan oluşmuş olması, mahkeme kararını belişrleyen esas kriter değildir. Bu noktaya dikkat çekmek isterim. Mahkeme kararını belirleyen faktörlerin alt sıralarında yer alan bir maddedir sadece. Sanki verilen karar AT ciler dinci diye verilmiş gibi ortaya konulması apaçık bir çarpıtmadır. Mahkeme kararına esas olan kriter bilim tanımlamasıdır.
Akıllı Tasarımın Türkiye deki savunucusu, Harun Yahya değil, Mustafa Akyol dur. Detaylı bilgi için, www.mustafaakyol.org bakınız. Harun Yahya evrimin her türlüsünü şiddetle reddetmiştir. Buna Akıllı Tasarım da dahildir. Turan Dur-sun , Cem git-sin :D