PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Anitkabir'deki ani defterine neler yazilmis?


sargon
28-12-2005, 18:40
ALİ POYRAZOĞLU, YENİ OYUNUNUN GALASINDA SEYİRCİLERİNE GÜLME KRİZİ YAŞATTI. ANITKABİR DEFTERİNDEKİ METİNLERDEN ÖRNEKLER OKUYAN POYRAZOĞLU, HERKESİ YERLERE YATIRDI...

Usta tiyatrocu Ali Poyrazoğlu, 'Ben Eskiden Küçüktüm' adlı yeni güldürüsüyle; seyircilerini kent düşlerinin büyülü dünyasına doğru yolculuğa çıkarmaya başladı. Poyrazoğlu, önceki akşam 'Kadın Fonu' yararına İş Sanat'ta galası yapılan oyunda; konuklarını gülmekten yerlere yatırdı. Oyunda; Anıtkabir'deki anı defterine yazılan metinlerden örnekler veren Ali Poyrazoğlu, salonda bir kahkaha patlaması yarattı. Kadın Fonu Başkanı Ümit Boyner ile eşi Cem Boyner ve Güler Sabancı gibi ünlü isimlerin adeta gülme krizine girdikleri oyunu yaklaşık 550 kişi izledi. Ümit Boyner dernek olarak usta tiyatrocudan gördükleri desteğin önemini belirterek, "Bir erkek oyuncunun bize destek vermesi çok önemli" dedi.

Oyun ve dans iç içe

Oyuncuların, palyaçoların, kuklaların, canlı müziğin ve dansın iç içe geçtiği 'Ben Eskiden Küçüktüm' adlı güldürü; seyircisine kahkahalar attırırken düşgücünün kapılarını aralatmayı hedefliyor. Ali Poyrazoğlu'nun yazıp ve yönettiği oyunda; Özdemir Çiftçioğlu, Berrak Kuş, Eser Ali, Onur Şenay, Murat Ilgar, Korhan Aydın, Oylum Karakaş gibi oyuncular rol alırken, Çek Cumhuriyeti Devlet Kukla Tiyatrosu atölyelerinde yapılan kuklalar da oyunu görsel bir şölene çeviriyor.

Ata'ya kim neler yazmış?

Ali Poyrazoğlu, 23 ciltlik Anıtkabir Özel Defteri'nden seçtiği bazı bölümleri seyircileriyle paylaştı. Poyrazoğlu, "Bu ülkede Başbakanlık yapmış Tansu Çiller, 5 kez çıkmış Atatürk'ün huzuruna... Beş kez yazı yazmış deftere. Dördü hiç okunmuyor, beşincisini de şimdi ben okuyacağım sizlere" dedi ve Çiller'in metnini okudu: n "Yüce önder. Ulu ve büyük Atam! Doğru Yol Partisi'nin 14'üncü yılını idrak ediyoruz. (Sonra 14'ün üzerini karalamış, 15 yapmış) Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ve demokrasinin bekçileri olarak 16'ıncı yılımızda huzurundayız... Davamız yarım asırlık yani 65 yıllık bir davadır. Milliyetçilik ve çağdaşlık yolunda yarım asırdır yani tam kırk yıldır yürüyoruz. Bu ülkenin çimentosu olmanın sevinci içindeyiz. Biz bu ülkenin çimentosuyuz. Bizimle tuğlaları yapıştıracaklar, duvar örecekler, bina yapacaklar, içimize girecekler. İlkelerinin ışığı altında partimizin 17'nci yılını kutluyor saygılar sunuyorum. Görüşmek üzere..." n Mankenlik ajansı sahibi Atilla Kaplakaslan'ın özel deftere yazdığı "Atam... Mankenlerimiz açtığın yolda ilerliyorlar. Sen ölmedin aramıza dağıldın" satırlarını ise Ali Poyrazoğlu şöyle yorumladı: "Atatürk mankenler için yol mu açmış? Hadi bunu anlamış gibi yapalım. 'Sen ölmedin aramıza dağıldın' ne demek?

aspartam
29-12-2005, 10:34
Ataköy'de oturduğumuz apartmanın Bulgar göçmeni bir bahçıvanı vardı.. Elinde bahçe makası, bir yandan şimşir taflanları şak şak diye budar, bir yandan da kendi kendine söylenirdi..

"Hükümetin elinde böyle bir makas olacak.. Şak şak şak! Vatandaş bir hizada duracak.. Şak şak şak!"

Onun tarif ettiği hiza ideolojik değildi..

Ahalinin aykırı huylarına kızıyordu.. Edep ve terbiye açısından hiza arayışındaydı..



***

Benim aradığım hiza da mahalledeki otopark düzenine dair.. On kere sızlandım, beş kere yazıda ağladım.. Üç beş kere de kendi kendime "televizyon çalışırken gözlerimi kapatma" eylemi yaptım..

Faydası olmadı..

Neden mi? Çünkü bizim Allah'ın cezası yokuşta park eden araçların yüzde yetmişi hanım sürücülerin..

Eğer yokuşta üç arabalık boş yer varsa bunun mânâsı oraya ancak iki araba park edilebilecek demektir.. Bazen de bir araba..

Hesaplanamaz
Bunun matematiği üzerine çok kafa yordum.. Dikkatlice yanaşıldığında üç arabanın park edebileceği bir boşluğa tek bir araba nasıl bir hesapla konuşlandırılır da diğer araçlara yer kalmaz, diye..

Çözemedim.. Nasıl ki Selimiye Camii'nin taşıyıcı sütunlar olmadan havada asılı duran kubbesinin statik hesabını şimdiki mimarlar çözemiyorsa bu da böyle..

Bir kadın sürücünün aracını park ederken oluşturabileceği "kullanılamaz boşlukların" statik hesabı da yapılamaz.. Durumu kabullenirsin o kadar..

Şimdi durduk yerde "kadın mantığı" konusunda tartışma açmak istemiyorum.. Yılbaşı arefesinde medya dudularına laf yetiştirecek halim yok..

Ama nisa taifesinde ayrı bir trafik mantığı olduğu da kesin.. Erzurum fıkrasındaki gibi.. Hani polis kırmızı ışıkta geçmeye çalışan kadını "Nereye gidiyorsun hanım?" diye uyarmaya çalışmış..

Kadın dönmüş, terslenmiş:

"Eltimgile gidiyom sene ne? Hem kocam izin verdi sene mi hesap verecem?"



***

Bana göre bu sadece trafikte geçerli olan farklı bir algılama yöntemi değil, hayatın her alanında karşınıza çıkar..

Şahsen Ali Poyrazoğlu'nun yalancısıyım..

Ali Poyrazoğlu, Anıt Kabir'i ziyaret edenlerin özel deftere yazdıklarını incelemeye almış.. Oradan çıkardığı notlar daha da özel..

Hele "Türkiye'nin İlk Kadın Başbakanı" unvanını taşıyan hanımefendinin deftere yazdıkları var ki mantık bilimi açısından tek başına inceleme konusu..

Sen anla artık!
Ali Poyrazoğlu görev süresinde beş kez Anıt Kabir'i ziyaret eden ve beş kez defteri kullanan hanımefendi için "Yazdıklarından dördünü hiç okuyamadım.. Bu da okunabilen beşincisi.." diyor, başka da yorum yapmıyor:

"Yüce Önder!

Ulu ve büyük Atam! Doğru Yol Partisi'nin 14'üncü yılını idrak ediyoruz. (Sonra on dört rakamı karalanmış, on beş yapılmış..)

Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin ve demokrasinin bekçileri olarak 16'ncı yılımızda huzurunuzdayız… Davamız yarım asırlık yani 65 yıllık bir davadır. Milliyetçilik ve çağdaşlık yolunda yarım asırdır yani tam kırk yıldır yürüyoruz.

Bu ülkenin çimentosu olmanın sevinci içindeyiz. Biz bu ülkenin çimentosuyuz. Bizimle tuğlaları yapıştıracaklar, duvar örecekler, bina yapacaklar, içimize girecekler.

İlkelerinin ışığı altında partimizin 17'nci yılını kutluyor, saygılar sunuyorum."



***

Ne demek istediğimi anlatabildim mi acaba? Bir kadın olarak bu ülkede ulaşabilecek en büyük birkaç makamdan birine çıkan bir hanımefendinin mantığı ve matematik değerleri bize ipucu veriyor mu?

O mantığa göre yarım asırlık zaman dilimi bazen 65 yıl bazen de 40 yıl oluyor.. Partinin kutlanan 14'üncü kuruluş yıldönümü, kafanın taksimetresi açık kaldığından metin içinde kendi kendine artıyor..

Eli değip iki paragraf daha yazsa yirmi beşinci gümüş yılı oracıkta kutlayıverecek..

Giren girsin
Çimento denilen malzemenin üretim amacı dışında kullanılmasını hiç saymıyorum..

Ayrıca Türkiye'nin çimentosu olma durumunu tarif ederken inşaat halindeki yapılardan söz eden, binaların bitimini "içimize girecekler" sözcükleri ile tarif eden cümleleri yorumunuza bırakıyorum..

Alahtan inşaat sektöründekiler "müteahhit kısmı tuttuğunu öper.." türünden suçlamalara alışık.. "İçimize girecekler.." laflarına tepki vermeyeceklerinden eminim..

Atatürk'ün de başbakanlık makamına kadar çıkmış bir hanımefendinin deftere yazdıklarına bakıp "kadın hakları konusundaki kararlarını" yattığı yerden gözden geçirdiğine inanıyorum..



***

Trafikle âlâkalı konumuz üzerinde bir U dönüşü yaparsak.. Kadın sürücülerle ortak kullandığımız trafik alanları konusunda umutsuzum..

Çok kafa patlatım.. Bazı kadınları araçlarını park ederken gözleyip bir sonuç çıkarmaya çalıştım..

Umudum tükendi
Daha bir gün önceydi.. Hanımefendi getirdi aracını.. İki arabalık yere park etti.. Üstelik bir ileri bir geri de yaparak..

Sonra araçtan inip yaptığı düzene baktı.. Aracın her iki yakasında birer buçuk metre bırakmıştı..

Sonuçtan tatmin olduğu için uzaktan kumandası ile kapıları "zıııp" diye kilitleyip gitti..

Özgüven budur işte..

Bereket versin erkek dünyasının tamamı benim gibi umutsuz değil.. Örneğin Siemens firması..



***



Rivayet değil gerçektir.. Siemens mühendisleri otomobillerin boş yerlere kendi kendine park edebileceği bir düzenek geliştirmişler..

Boş bir park alanını araç kendi belirliyor.. Siz aracı oraya götürdüğünüzde uçaklardaki otomatik pilotun devreye girmesi gibi araç otomatiğe geçiyor..

Otomobili o boş alana kusursuz park ediyor.. Kadın sürücülere de bu sistemi boşa çıkarmanın yollarını bulmak kalıyor.. Yaşayacağız ve hep birlikte göreceğiz..



Selahattin Duman / Vatan / 28.12.2005