PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : MEHMET AKİF ERSOY


Aliminyum
01-01-2006, 13:28
Vefalı bir millet olmakla övünüp dururuz. Koca şairin Vefatının ölüm yıldönümünü atladık. 27 Aralık idi. Geç olsun ama güç olmasın. Malumu ilan olacak belki ama unuttuğumuz, unutturulduğumuz değerlerimizden birisi olmasın diye tekrardan ibaret de olsa hayatını anlatmakta fayda var.

1873 İstanbul doğumlu.Asıl adı Mehmet Ragif'tir.
Devlet-i Aliye'nin felaketler döneminin adamıdır. Gerileme had safhaya ulaşmış, bir dönemin cihangir devleti Hasta adam ilan edilmiştir. İşte Akif bu dönemin çocuğudur.
Babası Temiz lakaplı Arnavut kökenli Tahir Efendidir, Annesi Buhara kökenli Emine Şerife hanımdır.

4.5 yaşlarında iken mahalle mektebine başlar. 2 yıl sonra ilkokula (o zamanki adıyla Fatih İptidaisi) gider. 3 yıllık ilkokul eğitiminden sonra Fatih merkez rüştiyesi (ortaokul) bitirir, burayı da 1895'te bitirir.
Daha sonra Mülkiye'ye İ'dâdi bölümüne girer. 3 sene sonra diplomasını alır
1887'de babası vefat eder, mülkiyeye gündüzlü öğrenci olarak devam etmesi imkansızlaşır, baytar mektebine yatılı olarak mecburi geçiş yapar.
Pasteur'un öğrencisi olan Rifat Hüsamettin Hoca ile burada tanışır ve kendisinden oldukça etkilenir.
Yağlı güreş, yüzme ve at biniciliği ile de iştigal eder. Şiire ilgisi de burada başlar. Daha o dönemlerde divan şiirlerine aynı tarzda nazireler yazar.
1893'de bu okuldan birincilikle mezun olur.

Baytar müfettişi olarak göreve başlar, görev yeri İstanbuldur ancak Arabistan, Rumeli ve Anadolu'nun çeşitli yerlerinde de bulunur. Bu arada hıfzını tamamlar, hafız-ı Kuran olur.

Aralık 1893’te İlk eseri olan 7 beyitlik gazeli “Servet-i Fünun’da yayınlanır.

1 Eylül 1898’de 25 yaşında iken Tophane-i Amire veznedarı Mehmed Emin Bey’in kızı İsmet Hanım ile evlenir.

Arapça, Farsça ve Fransızcadan çeviriler yapar.

Meşrutiyetin ilanından 10 gün sonra daha önceleri gizli bir cemiyet olarak faaliyet gösteren ve daha sonra partileşecek olan İttihat ve Terakki Cemiyetine üye olur. Ancak Akif, cemiyete üyeliğe girişin gereklerinden biri olan “Cemiyetin bütün emirlerine, bilâ kayd ü şart (kayıtsız şartsız) ittaat edeceğim” şeklindeki yemindeki “kayıtsız şartsız itaat “itiraz eder ve sadece iyi ve doğru olanlarına şeklinde düzeltilmesi şartıyla yemin edebileceğini söyler. Ve cemiyetin yemini Akif’le değişir.
Akif’in karekterinin tipik bir yansıması olan bu tutum hayatı boyunca ve herkese karşı korunan bir ilkeli anlayışın tezahürüdür.

Akif'in hayatını anlatmak için yüzlerce sayfa forum yazıları yazılsa yeridir. Adına bir internet sitesi var. http://www.mehmetakifersoy.com/main/ana.asp İnşallah faydalı olur.

Allah rahmet eylesin.




Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!
- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?

aspartam
01-01-2006, 15:12
Kardeş dün niye Mehmet Akif Ersoyun birkaç şiirini foruma koydum zannediyorsun?Maalesef kimse anlamadı.

Aliminyum
01-01-2006, 17:17
daha önemli işlerimiz var ya, dünyayı kurtarmak gibi falan. Belki bu bilimin aydınlığında kendilerini keşfetmiş akıllı akılcı arkadaşlar Akif'i ilkel bile buluyorlardır. Gene de su-i zan etmeyek ama ateistlerin Akif'e bakışını gerçekten merak ediyorum.

02-01-2006, 11:40
Mehmet Akif Ersoy Türk şiirinde yoksul halkı ele alan ilk şair olarak bilinir. Kurtuluş Savaşı'nı da desteklemiş ve ilk TBMM'ye Burdur milletvekili olarak girmiş. Onun şairlik ve insanlık yönüne bir eleştirimiz yok.

Ancak Mehmet Akif Atatürk hükümeti ile çatışmıştır. Atatürk ve arkadaşlarının hedefi laik ve demokratik batı medeniyeti iken Mehmet Akif İslam medeniyetini savunmuştur. Bu nedenle 1923'de Mısır'a gitmiştir. 1936 ya kadar orada dersler vermiştir. Laik Türkiye Cumhuriyeti altında yaşamaktansa Mısır'da yaşamayı seçmiştir.

Mehmet Akif İslamcı bir şairdir. Milliyetçiliğe de karşıdır. Ümmetçidir. İstiklal marşına bile islamcı öğeleri sokmuştur. Oysa ki bu milleti millet yapan değer İslam değildir. Türkler şamanist iken de aynı birlik beraberlik, millet vasıflarına haizdi, ortak amaçları vardı. Oysa ki Mehmet Akif İslamı sanki Türk milletinin temeli imiş gibi göstermiştir. Elbetteki o dönemde de Türk halkının çoğunluğu müslüman idi. Ama bizi biz yapan değer bu değildir. Kendini bu ülkeye ait hisseden azınlık dinlerin inanırları da vardır bu ülke için çarpışan, mücadele eden. Bunlar Türk milleti tanımından çıkartılamaz.

"Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal."

Mehmet Akif'e karşı olduğumuz yerler burasıdır. Hakka tapmayan milletlerin hakkı olmuyor mu istiklal? Dinsel inancını oraya sokuşturmasaymış daha iyi olurmuş İstiklal Marşımız.

aspartam
02-01-2006, 12:34
Türkler İslamdan önce sağa sola sataşan barbar kabilelerin toplamından başka birşey değildi.Sırf bu özelliklerinden dolayı,Çinlilere bugün bile bir şaheser sayılan seddi inşa ettirdiler.

02-01-2006, 13:18
Türklerin tarihsel olarak savaşçı bir toplum olduğu çoğu kişi tarafından kabul ediliyor zaten. Ancak Şamanizmden İslama geçtikten sonra barışçıl mı olmuşlardır? :)

Hem yukarıdaki belirlemenin benim iddiamla ne ilgisi var? Ben Türkler barışçıldır filan demedim ki, "Türkler İslam öncesinde de bir ulusdu" dedim.

02-01-2006, 15:19
Demin Nazım Hikmetin "Kuvayi Milliye Destanından" adlı şiirini dinlerlen Mehmet Akif Ersoy'a eleştirisini duydum şiir içinde bir bölümde dile getirmiş düşüncelerini tam da benim düşüncelerimle denk geliyor. Bilgisayarınızda Winamp yüklü ise aşağıdaki linke tıklayınız:
Nazım-Kuvayi Milliye Destanından (http://www.turandursun.com:8000/content/nazim/KUVAYI_MILLIYE_DESTANINDAN_2.pls)

pante
02-01-2006, 16:54
Arkadaşlar;
Hala aynı mantıktayız.Bırakın şairleri,yazarları,sanatçıları eserleriyle sevelim.Eserlerinin dışında özel hayatları ile , ideolojileri ile kategorize etmeyelim.Benim Nazım Hikmet'in bazı şiirlerini sevmem demek aynı ideolojisini paylaşmam demek değil ki..
Ben Türkçü Mehmet Emin Yurdakul'u da severim,Akif'i de..
Nasıl kulağıma hoş gelen müziği seviyorsam.Banane Orhan Gencebay'ın dünya görüşünden..Merak edip öğrensem,duysam da o dinleyip dinlememi etkilemez.Şimdi Ahmet Kaya neredeyse vatan haini..Ya da Yılmaz Güney..Dinlemeyecek miyiz,Seyretmeyecek miyiz..
Şairlerin,sanatçıların sırtından parsa toplamayalım..

Çanakkale Şehitlerine

--------------------------------------------------------------------------------

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.
Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Aliminyum
02-01-2006, 17:27
Anlaşıldı içinde "Allah, Peygamber, Şehit, İslam" vs. gibi kavramlar geçen hiçbir şeyi kendilerinden görmeyecek bu adamlar. Bayrağımızdaki "Hilal" işaretinin ismi olan "Hilal" kelimesi ebced-cifir hesabı ile "Allah" kelimesi ile aynı hesaba geldiğini de hatırlatalım.

04-01-2006, 16:50
Mehmet Akif Ersoy'un kişiliğine, şairliğine diyeceğimiz bir laf yok ama laik cumhuriyete düşman olduğu için bu ülkede yaşamak istememiş Mısır'a gidip 10 yıl süreyle o ülkeye hizmet etmiştir. Sürgüne gönderilmemiştir, kendi isteğiyle gitmiştir. Laik Atatürk Cumnuriyeti altında yaşamaya tahammül edememiştir.

Ancak kişiliğine lafım yok. İstiklal Marşı için konan 500 liralık ödülü kazandığı halde kabul etmeyip milli mücadelede harcanması için hibe etmiştir. Tüm insanlar gibi hatta Muhammed gibi, Atatürk gibi doğruları yanlışlarıyla bir insandır o da. Tamamen karalamak doğru değil. Yüceltmek de doğru değil benim kişisel görüşlerimce.

mescidiaksa
04-01-2006, 17:38
İsmim MEHMET AKİF ALLAH a şükür Mehmet Akif Ersoyla gurur duyuyorum yüceltilecek bi insan görmemenize hjiç şaşırmadım çünkü siz ateistleri hep rahatsız etmiştir Mehmet Akif Ersoy ve şiirleri HAKKIDIR HAKKA TAPAN MİLLETİMİN İSTİKLAL ...
siz ateistlerin istiklal marşına riayet etmediğinizin çok iyi farkındayım ..

Russell
05-01-2006, 00:39
Yıllar öncesinde Mehmet Akif şiirinde diyor ;

Ey bunca zamandır bize te’dip eden Allah
Ey alemi İslamı ezen, inleten Allah,
Bizler ki senin va’di ilahine inandık
Bizler ki binüç bu kadar yıl seni andık
Bizler ki beşer bir sürü ma’buda taparken
Yıktık o zaman şirki, devirdik ebediyyen
Bizler ki birer hamlede evhamı bitirdik
Mabedlere ma’budu hakikiye getirdik
Bizler ki senin ismini dünyaya tanıttık
Gördükse mükafatını, Ya Rab, yeter artık
Çektirmediğin hangi alem, hangi ezadır
Her anı hayatın bize bir ruz-u cezadır.

Bu şiir 1914 de yazılmıştı.. Aradan bir asıra yakın bir zaman geçti.. İslam ülkeleri ile Hristiyan ülkeleri arasındaki fark biraz daha açıldı.. Afganistan gibi ne kadar fazla İslam, halklara o kadar eza ve cefa oldu.

Bakın Mehmet Akif gene nasıl yakarıyor Allah’a,

Nur istiyoruz sen bize yangın veriyorsun
Yandık diyoruz, boğmaya kan gönderiyorsun.

Mehmet Akif’in ağıtı bununla da bitmiyor. Diyor ki, hep bugüne kadar Müslümanlar yandı, şimdi de biraz Hristiyanlar yansın.

Madem ki, ey ilahi yakacaktın
Yaksaydın a melunları, tuttun bizi yaktın.

İşte böyle yazıyor ünlü şair Mehmet Akif..

Ne dersiniz, İslam ülkelerini Allah mı yaktı, Muhammed mi..? Şimdi faturayı Allah’a çıkarmak, Muhammed’in, Allah adını kullanarak koyduğu esasların peşinden giden akıldan başka hangi mantığın eseri olabilir ?
Tarih sadece birşeyler söylemiyor, bir şeyler de ispatlıyor.. Yazılanlar meydanda.. İnsanlar aya imanla gitmiyor.., en azından bir iman varsa bile bu İslam imanı değil.. Bu gün sizin de kullandığınız bilgisayarı, internet’i ve her türlü beyinsel güce dayanan teknolojiyi geliştiren kafalar imandan değil, akıl ve mantıktan söz ediyor.. Kitabı Kuran olan İslam dünyası, bilime hiç bir katkı yapamazken, dünyadaki hertürlü gelişimi Yahudiler, Hristiyanlar ve Budistler gerçekleştiriyor.. Müslümanlar ise bu gelişmelerden sadece istifade ediyorlar, o da edebildikleri kadar..
Biraz düşünelim..Bu kadar tesadüf olabilir mi..?

ALINTIDIR

En azından gerçeği kabul etmiş. İslamı iyi yaşamadığımızdan geriyiz ayaklarına yatmamış.

exclusive
05-01-2006, 00:54
Demin Nazım Hikmetin "Kuvayi Milliye Destanından" adlı şiirini dinlerlen Mehmet Akif Ersoy'a eleştirisini duydum şiir içinde bir bölümde dile getirmiş düşüncelerini tam da benim düşüncelerimle denk geliyor.Nazım-Kuvayi Milliye Destanından (http://www.turandursun.com:8000/content/nazim/KUVAYI_MILLIYE_DESTANINDAN_2.pls)
Hocam Nazım kadar Güzel anlatmamış kimse şu kurtuluş savaşımızı... Dinlerken çok duygulandım...

Ve çok da güzel söylemiş...

"Gelecektir sana vadettiği günler hakkın"
Hayır gelecek günler için gökten ayet
inmedi bize.
Onu biz kendimiz vaadettik
kendimize

Mehmet Akif bence delikanlı adammış. ATATÜRK'ün kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyetini beğenmeyipte ikiyüzlülük yapmamış, hem ATATÜRK'ün kurduğu ülkede yaşayıp hemde "beğenmiyorum" dememiş. Gitmiş beğenebileceği bir ülkeye yerleşmiş... Kendisini bu açıdan çok takdir ediyorum. Harbi adammış...

Russell
05-01-2006, 00:58
ben cevap yazana kadar mod arkadaşlardan biri burkay'ın mesajını silmiş ama ben yine de uyarayım:

onlar mehmet akif ersoyu kendilerine yakin akrabalari olan bülent ersoyla karistiriyorlar ... eee kimse alinmiyacak ... madem siz hakret elestiri yapiyorsunuz buyrun cenaze namazina ...

burkay,
sözlerine dikkat et, haddini aşıyorsun.

hakaretten başka yazacak birşeyin yoksa başlığı kirletme!

şu söz tam sana göre:

"Laf bilirsen bir söz söyle sözünden ibret alsınlar,laf bilmezsen sükut eyle
adam sansınlar"