PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Apachi'lerin yaratilis öyküsünü okudunuz mu daha önce?


sargon
05-01-2006, 03:56
Bu hikayenin en ilginc yanlarindan biri tufan olayindan bahsetmesi. Bu tufan meselesini epey tartistik. Bir baska ilginc yani ise Yaratici'nin dünyayi yaratip sonra baskalarina teslim edip gitmesi. Ceviren arkadasin eline saglik.


Apache : Yaradilis Hikayesi

Baslangiçta hiç bir şeyin varolmadığı zamanda--- Her yer bo?suktu hiçbirsey yoktu -Toprak ,gökyüzü ,günes ,ay hiçbirsey yoktu ,yalnızca karanlık vadı heryerde.

Birdenbire karanlıkların içinden yuvarlak bir cisim belirdi, birtarafı satı digertarafı beyaz

Karanlığın ortasıda asılı gibi görünüyordu.bu cisimin içinde kücük sakallı bir adam oturmuştu,

Yaratıcı,birşeyin üzerinde uzun süren bir uykudan uyanmış gibiydi her iki eliyle birden gözlerini ovaladı.

Sonsuz karanlığın içine baktığında ,ışığı gördü.aşagı doğru baktığında ışık denizi oluşmuştu.

doğuda şafaktan sarı bir yol yarattı . batıda ,heryerde birçok renk ve tonları oluştu. Orada bircok rek bulutlar olustu.

Yaratıcı terli yüzünü sildi ve ellerini birbirine ovusturdu ve onları aşağıya doğru uzattı.

Farkına vardı ki! Parlayan bulutun üzerinde küçük bir kız oturuyordu.

“Ayağa kalk ve bana nereye gittiğini söyle?” diye sordu Yaratıcı. Fakat kız ona cevap vermedi.

O yine gözerini ovaladı ve sağ elini kıza uzattı .

“ Nereden geliyorsun?” diye sordu kız onun elini yakalayarak.

“ Doğudan ,ışığın olduğu yerden ” diyerek cavaplayıp onun bulutuna adımını attı.

“ Dünya nerede?” diye sordu kız.

“ Gökyüzü nerede? “ diye sordu adam ve soğukkanlı bir şekilde “ Düsünüyorum, düsünüyorum , düsünüyorum simdi ne yaratabilirim” dört kez söyledi sihirli kelimeyi .

Yaratıcı yüzünü temizledi ve ellerini oğuşturdu yeniden ve genişce açtı kollarını .onlardan önce ayağa dikildi Güneş Tanrısı . yaratıcı sildi terli alnını ve ellerinden,avuçlarının arasından küçük bir cocuk düstü.

Her dört tanrıda otudular küçük bulutun üzerinde.

“ simdi sıradaki yaratacağımız şey ne olabilir ? “ diye sordu Yaratıcı. “ Bu bulut dördümüzün yasaması için cok küçük”

Sonra Tarantulayı ,Büyük dalıcıyı,simşek yapıcıyı,ve Işıltılı Gürültüyü ve batı bulutunu yarattı.

Yaratıcı konuştu “ simdide Dünya’yı yaratalım ,Düşünüyorum dünyayı ,dünya,dünya ,düşünüyorum dünya’yı “ diyerek dört kez tekrarladı sihirli kelimeyi .

Dördü birden ellerini salladılar terleri birbirine karıştı ve Yaratıcı avuç içilerini ovuşturdu.

Ve birden fasulyeden büyük olmayan küçük kahverengi bir top olu olusurdu.

Yaratıcı oluşturduğu topa vurdu ve top biraz büyüdü, kücük kız vurdu biraz daha genişledi ve büyüdü.Güneş-tanrı ve küçük-cocuk alıp daha da sert vurdular ve top dahada büyüdü. Yaratıcı topun içine girip esmelerini söyledi rüzgarlara.

Tarantula siyah ağını ördü ve ve onu iliştirdi büyümüş topa,ve hızlıca doğuya doğru süründü ve kahverengi ipi olanca gücüyle cekti. Ve aynı işlemi mavi iple güneye,sarı iple batıya ,ve beyaz iplede kuzeye doğru tekrarladı. Kahverengi top ölcülemez biçimde büyüdü ve genişledi ve dünya oluştu ! Tepeler ,daglar ve nehirler yoktu; yalnızca düzlük agaçsız kahverengi bir görüntüsü vardı.

Yaratıcı gögsünü gerdi parmaklarını ovaladı ve Sinek kusunu ortaya çıkardı.

“Kuzeye, güneye,doğuya ve batıya uç ve bize neler gördüğünü söyle” dedi Yaratıcı.

“Hersey iyi” oldu, Sinek kuşunun dönüşündeki raporu.” Batı kıyısındaki su ile beraber dünya inanılmaz güzel”

Fakat dünya saga sola yukarı aşağı danseder gibi haraket etmekteydi, bunun üzerine Yaratıcı dört adet - sarı ,yeşil,siyah ve bayaz- dev boyutta direk yaptı ve dünyayaı onların üzerine yerleştirdi.onların bulunduğu yer dünyanın en önemli noktalarıydı ve rüzgar taşıyordu onları.Dünya simdi oturmustu.

Y aratıcının şarkısı “ dünya şimdi oldu ve şimdi oturdu yerine” nı dört kez tekrarladı.

Sonra başladı gökyüzü şarkısına hiçbişey yaşamıyordu,fakat birşey olmalı diye düşündü ,dört kez tekrarlanan şarkısından sonra ,28 kişi ortaya çıktı gökyünü yaratmaya yardım etmek için dünyanın üzerinde.Yaratıcı ilahiler söyledi dünyanın ve gökyüzünün bu şefleri hakkında.

Işık yapıcıyı dünyayı cevrelemesi,daire içine alması için gönderdi, o döndüğünde yanında üç tane kaba saba yaratık vardı.iki kız ve bir erkek cocuğu bulmuştu turkuaz bir deniz kabuğunun içinde. Gözleri,kulakları,burunları saçları yoktu,yalnızca kol ve bacakları vardı fakat parmakları yoktu.

Güneş tanrısı onları tekrar pismeleri (olgunlaşmaları) için fırına gibi biryere gönderdi.Yetim kız üzerlerini dört ağır bulutla örttü.batı giriSine kırmızı kutsal buluttan bir battaniye yerleştirildi.

Fırının içinde dört taş ısıtıldı.Üç şekilsiz yaratıkta içerideydi.Diğerileride dışarıda iyileşmeleri için şarkı söylüyorlardı ve bu pişirme işlemi bitene dek sürdü.Sihirli kırmızı buluttan battaniyenin üzerindeki üç yabancı dışarıya cıktılar.

Yaratıcı onlara parmak,burun ,göz,kulak,ağız,saç verdi

Yaratıcı oğlana gökyüzü-cocuk ismini verdi ve onu gökyüzü insanlarının şefi yaptı.Kız çocuklarından birine Yeryüzü-kız ismini verdi,o dünyanın ve ürünlerinin kontrolünden sorumlu kılındı. Diğer kız cocuğunun ismide Polen-kız oldu. Görevide dünya insanlarının sağlığından sorumlu idi.

Dünyanın düz ve verimsiz olduğundan beri ,Yaratıcı hayvanları,kuşları ,ağaçları ve tepeleri yaratmanın eğlenceli olduğunu düşünmüştü.Güvercini dünyanın nasıl göründüğüne bakması için görevlendirdi,dört gün sonra döndüğünde “Dünyanın hertarafı çok güzel ancak bundan dört gün sonra dünyanın diğer tarafından çok kuvetli bir su baskını bir tufan kopacak.

Yaratıcı çok kısa çam ağaçları yarattı . Yetim –kız ağaçtan birkafes yaptı ve onu çam sakızı ile kapladı ,büyük ve sıkı bir top gibi.

Dört gün sonra büyük tufan geldi.Yaratıcı ve 28 yardımcısı bulutların üzerine gitti. Yetim –kız kalan diğerlerini içi boş top şeklindeki kafesin içine yerleştirdi.ve tepesinide sıkıca kappattı.

12 gün sonra sular çekilince sularda yüzen top bir tepenin üzerinde durdu.tufan suları dünyanın yüzeyinde vadilerin dağların ve tepelerin oluşmasını sağlamıştı.Yetim-kız tanrıları serbest bıraktı ve Yaratıcı ile bulu?tular bu sürede digerleride(Yaratıcı ve 28 yardımcısı) gökyüzünün oluşmasını tamamlamışlardı.

İki bulut ile birlikte alçaldılar vadinin aşağılarına Yetim-kız topladı hepsini yaratıcıyı dinlemeleri için.

“Sizlerden ayrılma zamanım geldi.”diyerek ba?ladı Yaratıcı sözlerine.

“Herbirinizin mükemmel ve mutlu bir dünya yaratmanızı arzuluyorum.”

“Sen Işıldayan -gürültü bütün sulardan ve bulutlardan sorumlusun.”

“Sen Gökyüzü –cocuk ,tüm gökyüzü kabilesinden sorumlusun.”

“Sen Toprak-kızı bütün yeryüzü insanları ve ürünlerinden sorumlusun.”

“Sen Polen-kız sen tüm insanlığın saglıklı olması için rehberlik edeceksin.”

“Sen Öksüz –Kız sana bırakıyorum tüm yetkimi.”

Ve sonra Yartıcı Öksüz –kız’a döndü ve birlikte ellerini ve ayaklarını ovalamaya başladılar ,güçlü ve hızlıca aşagıya doğru salladılar.Birdenbire aralarında büyük bir odun yığını oluştu ve Yaratıcı ellerini onun üzerine salladı ve ateş yanmaya başladı.

Büyük bir duman bulutu olu?tu ve gökyüzüne doğru haraket etti ve Y aratıcı gözden kayboldu.diğer Tanrılarda başka bir duman bulutu üstünde onu izlediler ve 28 yardımcısı ile birlikte Yaratıcı dünyadan ayrıldı.

Güne?-Tanrı doğuya gitti ve güneşle seyaha etmeye başladı.Öksüz-kız batı ya doğru gitti ve uzak ufuklarda yaşamaya başladı.Küçük cocuk ve Polen-kız bulutlardan ev yaptılar güneye.Büyük Dalıcı halen bile geceleri gökyüzünün kuzeyinde görülebilir ve herşey için güvenli bir kılavuz olarak.

Kaynak: http://yalnizkartal.8k.com/APACHE.htm

Ayejj
12-08-2008, 01:45
Bu tarz eski kabilelerin yaratılış hikayelerini önemli görürüm.Bu hikayelerde bizden çok uzaklarda yaşayan veya eski zamanlarda yaşamiş bir toplumun hayata ve varlığa bakış felsefesinin izlerini buluruz.
Sargon paylaşımın için teşekkürler.

Bora4p
13-08-2008, 03:12
Alinti:
"Baslangiçta hiç bir şeyin varolmadığı zamanda--- Her yer bo?suktu hiçbirsey yoktu -Toprak ,gökyüzü ,günes ,ay hiçbirsey yoktu ,yalnızca karanlık vadı heryerde.

Birdenbire karanlıkların içinden yuvarlak bir cisim belirdi, birtarafı satı digertarafı beyaz "

Bing-bang terorisi basi degil miydi bu. :)
Demek apacilerin dini hakiki din.

timsah
13-08-2008, 23:33
Her kavime Peygamber inmiş ya demek onlarda kitaplarını değiştirmişler.

nehir
23-08-2008, 06:08
güzel bir çalışma paylaşım için tşk.ler.Efsanelerde uzaylı izleri olabilir mi diye düşündüm bir an okurken ama kimbilir:)

Ayejj
24-08-2008, 12:52
güzel bir çalışma paylaşım için tşk.ler.Efsanelerde uzaylı izleri olabilir mi diye düşündüm bir an okurken ama kimbilir:)

Eğer uzaylılar varsa niye saklanıyorlar anlamadım.Çıksınlar ortaya hepimiz görelim şahit olalım.Madem bizden üstün teknolojileri var.Neden çakiniyorlar.

KerimM
03-09-2008, 02:56
Alinti:
"Baslangiçta hiç bir şeyin varolmadığı zamanda--- Her yer bo?suktu hiçbirsey yoktu -Toprak ,gökyüzü ,günes ,ay hiçbirsey yoktu ,yalnızca karanlık vadı heryerde.

Birdenbire karanlıkların içinden yuvarlak bir cisim belirdi, birtarafı satı digertarafı beyaz "

Bing-bang terorisi basi degil miydi bu. :)
Demek apacilerin dini hakiki din.

Ben apaçi olmak istiyom.

Doğru yolu buldum.... yaşasıııınnnn...:D

meaculpa
23-10-2008, 04:14
Sevgili Sargon;

Gözden kaçırdıgım bir yazındı okumak gec saatte nasip olsada zihnimin bana oyun oynamadıgını umud ederek, anlamsız olabilecegini baştan belirtecegim bir kac sorguyla yardımını istiyorum:)

Şimdi yazıları okudukdan sonra bende bir şimşek çaktı. Anlatılan yaratılış öyküsündeki nuh tufanı benzerliği hemen hemen bir çok dinde mevcut. Bilimsel olarak dünyanın sular altında kalmasına neden oalbilecek bir göktaşı düşmesi yada daha başka bir doğa olayı var olabilir ki uzmanlar bu konuda bir çok iddaya sahipler. Yani birbirinden bagımsız olan bölgelerdeki tüm insanlar tufana dair mitselleştirilmiş ifadelerle bir şekilde tarihe damga vuran bir olaydan haber vermekteler. Eğer böyle bir tufan hikayesinin bilimsel bir verisi yoksa yada tufan diye birşey hiç olmadıysa bu insanların tufan konusundaki aynı betimlemeler ile farklı mitler oluşturmasının nedeni ne olabilir?

Apache tarihini 1492 kristof kolomb un keşfi ile aralamaya başladık. Bu konuda yerlilerin bölgedeki hakimiyetlerinin mazisine dair elinde net verisi olan arkadaşlar varsa paylaşmalarını istirham ediyorum. Ancak benim dikkat cekmek istedigim konu bambaşka. Tüm dinlerin ortak hikayelerle birbirlerinden etkilendiklerini ve bir çoğunun pagan merkezli oldugunu biliyoruz artık. Ortadogu dinlerine kaynaklık eden veriler tek elde toplanabiliyor ve genelde bu konu üzerinde şanslı verilermiz mevcut hem arkeoloji hemde diger bilimsel yöntemlerin kullanılabildigi alanlar adına ve biz çıkıp işte bir takım göçler, sürgünler, seyyahlar, ticaretle uğraşan insanlar veya savaşların zorunlu kıldıgı hallerle dinleri yaratan insanların etkileşimlerini anlayabiliyoruz.

Peki??? Amerika kıtası 1492 de keşedildiğine göre ki o zamana kadar bu kıtadan orta dünyanın haberi olmadıgınıda varsayarsak apache kabilesi yada diger amerika kıtası dinlerinin tufan gibi kavramlarda benzer niteliklere işaret edecek mitsel ifadeleri kurgulamalarını nasıl açıklayacagız? Ki bahsettğim kavram bir tufanın olmayısı ihtimali göz önünde bulundurularak sorulmakda.

Kıtalara henüz ayrılmayan dünyanın bir bütün oldugunu biliyoruz bugün ki coğrafi verilerle. Acaba dünya kıtalara bölünmeden önce ne kadar eski bir tarihe sahipti ? Yada bu tarihde din denilen kavram varmıydı da, insanlar aynı büyük olayları farklı coğrafyalarda benzer mitlerle ifade edebilecek tanrı mekanizmasını yarattılar ?

Şimdi aklıma geldi acaba Maya ve Azteklerde tufan yada yaratılış söylenceleri ne durumda... Bulunca asalım belki bir adım daha ileri tasıyabiliriz bu soruları...

vartor
23-10-2008, 04:27
Amerika'daki apachi ve diger Aztek, Maya gibi medeniyetlerin kokeni orta asya. Esas orta asya ve bilhasa mogollari incelemek gerek nuh'un tufani hakkinda inanclarin kokenini anlamak icin.
Homo sapiens'in kokeni asagi yukari 130 bin sene eveline dayaniyor; geolojik yaslara gore dun sayilacak kadar yeni. Belki de Afrika'dayken baslarina gelen bir olayi anlata anlata gunumuze ulastirmis olabilirler. Belki de cikis nedenleri bile olmus olabilir boylesi bir olay..

dilaver
23-10-2008, 12:56
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4189

Tufanla ilgili söylenceler için.

saygılarımla

katre_07
23-10-2008, 16:28
türklerın yaratılış destanlarını duydunuz mu..?altay turklerı yakut vb. içerisinde islamı motıfler pek çok adeta yumak olmuş..yaratılış hakkında anlatılanlar kurandakıle bıre bır benzemekte..

bılmıyorum ama belkı dığer mılletlerın yaratılışla ılgılı destanlarında aynı motiflerı gormek mumkundur bakmak gerekır.(.bakacağımda)

zamanla bu destanların ozundekı motıflerin ıslamı motıflere donmuş olması muhtemel çunku bunlar 18. 19.yuzyıllarda keşfedılmışler..

ama bence her kavme gonderılen peygamberlerın yaratılışla ılgılı anlattıkları ta o zamandan gunumuze kadar destanlarda kendısıne yer bulmuştur..

ve her peygamber yaratılışla ıle ılgılı aynı seyı soyleyeceğı ıcın her mılletın destanlarında aynı motıflerin bulunma ıhtımalı yuksek kı zaten turklerınkı son peygamberın kıtabının anlattıklarıyla aynı...

(istersenız bır bakın Bahaddın ÖGEL TURK MITOLOJISI 2 CILT- yaratılış destanları bolumu)

sevgıler!

sowsow
23-10-2008, 21:52
İslamiyetteki allah inancının aynısı hatta daha mantıklısı:D:D

sargon
23-10-2008, 23:16
Sevgili mea,

Bu tartisma daha once de ilgi cekti. Karadeniz'de bir tufan olmus oldugu iddiasi uzerine bir metni de daha once Turkce'ye cevirmistim. Ordaki iddia oykunun M.O. 12.000'lerde olmus olabilecek bu olayin aktarilara aktarila dinlere gectigi idi.

Bu iddiayi curuten sey ise nerdeyse 300 degisik kulturde tufan oykusunun olmasi. Dilaver bunlardan guzel bir derleme yapmis. Peki bu olayi nasil aciklaycagiz. Benim kabul ettigim aciklama Mircea Eliade'nin aciklamasi. Bu olay bir arketip'tir. Arketipler insanlari benzer dusunme sisteminlerinin ortaya cikardigi benzer tepkilerden olusuyor. Bu konuda Freud'un ruyalar uzerine yaptigi calismalar ve yanilmiyorsam Jung'un toplumsal davranislarla ilgili kuramlari din tarihcilerine isik tutmus. Eliade'nin arketipleri bildigim kadariyla diger cagdas dinbilimciler tarafindan da destekleniyor.

Eliade'ye gore tufan bir su ve ay simgeselligidir. Insanlarin dusunme ve hayal bicimi belli kaliplara uyar. Ornegin kirmizi tehlikeyi, su dogumu cagristirir. Tufan da su ile gelen yikim ve yeniden dogusu simgeler. Bu konuda daha once bir seyler daha yazmistim. Asgidaki linkin son yazisini oneririm.

http://sargon.blogcu.com/Nuh_Tufani/

meaculpa
30-10-2008, 00:37
Sevgili Sargon ;

Ana sayfaya eklediğin Karadeniz makalesini okudum. Dilaverin verdiği linkteki tüm tufan söylencelerinide yeniden gözden geçirdim. Devamında ise bahsettiğin arketip kavramını biraz araştırdım. Kısaca şöyle diyor; bazı meseleler tarih gibi görünselerde aslında onlar tarihde hiç olmayan şeyler. Arketip kavramına literatürlere kazandıran Jung hemen hemen şöyle ifade ediyor :

Jung,içinde yaşadığımız kültür, zaman ya da coğrafyadan bağımsız olarak, her bireyin mutlaka bir şekilde paylaştığı bir “kolektif bilinçaltı” bulunduğunu iddia ediyordu.
Dinlediğimiz / anlattığımız hikayeler, farkına vardığımız her türlü mesaj, düşlerimiz ve inançlarımız hepsi bir araya gelerek, zihnimizin derinliklerinde bir yerde "ortak paydalar, ortak kavramlar" oluşturacak biçimde birikiyordu...

Ve bu birikimlerde arketip kavramını oluşturuyor, bir çeşit evrensel sembol mekanizmasını temsil ediyorlar.

Şimdi ortaya konulması gerektiğine inandığım ve özetlediğim söylenceleri yeniden değerlendirmeye açmak istiyorum.

Yunan tufanı

Çok kızan Zeus bütün ölümlüleri cezalandırmaya karar verdi. Dünyayı yıldırımlarıyla yok
etmeye karar verdi. Ancak bunun sonucu çıkacak alevlerden Olympos dagının da etkilenecegini
düşünerek insanları dünyayı basan bir sel felaketi ile yok etmeyi tasarladı. Ve fırtına bulutlarını
serbest bıraktı. Poseidon da tüm deniz , sel ve ırmakları serbest bıraktı. İnsanlar bu tufan
fekaleti karşısında tepelere tırmanarak kurtulmaya çalıştılar, ancak durmadan yükselen sular
en yüksek dag doruklarına kadar ulaştı. Bogularak ölmekten kurtulan bir kaç kişi de açlıktan
öldü.

Hint tufanı

Ateşler 3 dünyadaki tüm yaşamı tükettiklerinde, Şiva-Rudra yani Vişnu' nun yıkıcı biçimi ,
korkunç fırtına bulutları püskürtecektir. Yüz yıl boyunca gündüz ve gece, dünyadaki her şey ,
yıkıcı sellerin derin suları altında yok oluncaya kadarbir yagmur tufanı sürece, ateş ve seller
yaşamla birlikte tüm diger tanrıları da yok edecegi için korkunç tufan yanında sadece büyük
tanrı Vişnu varlıgını sürdürecektir.

Çin tufanı

canavar Gong-gong çok kızdı. Başını gökyüzünü tutan daglara şiddetle vurdu. *
Dag yere yıkıldı, gökyüzünde tuttugu bir bölümde büyük bir delik açıldı ve yeryüzünün pek çok
yerinin çatlamasına neden oldu. Bazı büyük yarıklardan alevler fışkırarak evleri ve ekinleri
yaktı. Nehirler yataklarından taştılar ve yeraltı sularının oluşturdugu seller yarıklardan fışkırarak
eskiden köy ve çiftlik olan yerlerde büyük bir okyanus oluşturdular.

Nijerya tufanı

Tanrıça Olokun Obatala'nın yaptıgı işlerden memnun degildi. Obatala' nın gökyüzündeki
evine dönmesini bekledi. Sonra da engin okyanusun bütün dalgalarını topladı ve dalgaları
Obatala' nın yarattıgı topraga akın yapmaya gönderdi. Dalgalar göz alabildigince uzak yerler
su altında kalıncaya kadar birbiri üstüne yeryüzüne aktı ve sonunda okyanusun dalgalarının
ardında yalnızca bataklık kaldı.Sag kalan insanlar tepelere kaçtılar ve Obatala' yı yardıma
çagırdılar.

İnka tufanı

dünya üzerinde yaşayan dev
insan ırkını yarattı. Bu ırkın davranışı Virakoça' yı kızdırınca , bu defa Titikaka Gölünde
yeniden ortaya çıktı ve bu ilk insanları taşa çevirerek cezalandırdı. Daha sonra büyük bir tufan
yarattı. Kısa zamanda en yüksek dagların dorukları bile sular altında kaldı.

Maya tufanı

Yaratıcılar gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Sel
tahta yaratıkların kafalarına çarptı ve onları agaç gibi devirdi. Sonra bir kartal üzerlerine geldi ve
gözlerini oydu. Bir yarasa üzerlerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir jaguar üzerlerine atladı ve
kemiklerini kııp dagıttı. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız kara bir yagmur yagdı.


Navajo tufanı

Su Canavarı Koyot' un bebeklerini de mantosuyla birlikte götürdügünü anlayınca yüregi öfkeyle doldu. Dördüncü dünyanın topragını ve üzerinde yaşayan tüm insanları yok edecegim diye bagırdı. Denizin dibine daldı ve yeryüzünün altındaki suları tutan tüm bentleri açtı. Sular okyanusa aktıkça deniz yükseldi ve kuru topragı kaplamaya başladı. Okyanus yatagına daha çok su doldukça, daha çok su karaya kızgın siyah dalgalar halinde yayıldı. Dalgalar gittikçe yükseldiler, en yüksek daglar kadar *sudan duvar oluşturdular.




Açıkcası bu mitlerden sonra ben arketip denilen kavramın, tufan söylenceleri adına çok da tatmin edici bir yanıt sağladığını düşünmüyorum. Ay Birbirinden bağımsız ve de uzak coğrafyalarda, birbirine bu kadar benzer söylencelerin yapılabilmesi için mutlaka ciddi bir olay olmuş olması gerektiğini düşünüyorum.

"Mircea Eliade'ye göre (ki ben onun değerlendirmesi ekseninde konuşuyorum) tufan simgesi bir tür arketiptir. Su ve ay tapımlarıyla ilişkilidir. Su ve ay tapımları en yaygın tapımlardan. Ay'ın hilalden başlayıp dolunaya doğru büyümesi ve sonra birkaç gün yokolup tekrar doğması ile suların hareketi (med-cezir) ile ilgili ilkel insandan beri gelişen bir tür ortak akıl yürütme biçimi ile ilgilidir.

Ay'ın mükemmel bir şekilde ritmik haretleri ile sular yükselmekte, sel ve felaketlere neden olmaktadır. Ay bir ritmik devir, ölüm ve yeniden doğuş simgesidir. Ayın ölümü, tufanda da tekrar üretildiği gibi "yeniden doğmak" için gerçekleştirilmiş bir "ölmek"tir. İlkel insan için (ilkel denebilir mi, bilmiyorum, çünkü çok keskin bir gözlem gücü var) daha eski dönemlerin insanlarını yok eden ve yeni bir dünyanın oluşumunu hazırlayan sel ve tufanlar "ay"ın eseridir."


Verdiğiniz blok sayfanızdaki bu parağrafı da alıntılamak istedim. Çünkü bu kısım da beni düşündürdü. Ay ve su eski insanlık için gerçekten büyük önem taşıyan iki farklı kavram. Ve de bir çok yerde kutsallaştırılıp, sembolleştirilmeleride malum. Ayın ve suyun dünyanın her yerinde insanlığın en açık vizyonlarından biri oldugu gerceği; ay ve sudan arketipler oluşturulup kolektif bir bilinçle evrensel sembollere dönüştürülmüş olabilirler.
Fakat tufan için mi ? Derseniz yine de bu konuda eskik kalan birşeyler olduguna inanırım. Yani hala bana güçlü bir teori gibi yansımıyor.
Suların gelgit ile kabarıp bazı taşkınlara yada sellere neden olabilicegi makul bir yaklaşım fakat her hikayede istisnasız bahsedilen büyük bir yıkım, onca ölüm yada daha farklı etkenlere neden olabilieceği emin olmamakla beraber bana zayıf bir ihtimal gibi geliyor. Nitekim İlkel insan diye tabir edilen bu insanların gözlemlerinin çok güçlü oldugu konusunda da hemfikiriz. O zaman bir çok bölgede belkide eş zamanlı olarak yaşanmış bir vaka gelgitin eseri olmaz. Onu daha farklı gözlemlemiş olabilirlerdi gibi geliyor bana. Yani bağımsızlık söz konusu burda coğfaryalara dair ve de hepsi tek agızdan büyük bir seli anlatıyor, dağları bile sular altında bırakacak kadar büyük bir su taşkını. Ay bu kadarını yapabilirmi? Bilmiyorum.

Bu konuda araştırılabilecek birkaç veri edinmeye çalıştım ve Frodo ile olan sohbetimiz sırasında Buzul Çağın bir etkisi olabilecegi konusunda bilgiler edindim. Sanırım şimdi biraz da burayı karıştırmak gerekiyor. Yeni bilgiler edindikçe bu başlık altında konuşabileceğimizi umut ediyorum.

Ki-Adi
25-01-2009, 20:25
Neredeyse tarihteki bir çok toplulukta bu tufan hikayesi görülmektedir. Benim fikrime göre tufan olayının kökeni 150 bin ile 200 bin yüz yıldır varolduğu düşünülen insanların ortak geçmişinde bir yerlerde yaşanan bir olaydan dolayı etkilendiklerini düşünüyorum bunun için de en olası açıklama Buzul çağları olabilir diye düşünüyorum.Wiki de yazdığına göre;

Mevcut buzul çağı 40 milyon yıl önce Antartika (http://tr.wikipedia.org/wiki/Antartika)'da buzulların oluşmasıyla başladı, fakat Pleistocene Dönemde Kuzey yarıkürede buzul katmanlarının yayılmasıyla yoğunluk kazandı. O zamandan beri, dünya 40.000 ve 100.000 yıllık zaman cetvellerinde buzul katmanlarının ilerleme ve geri çekilme döngüsüne tanık olmaktadır. Son buzul devri 10.000 yıl önce sona erdi.Bazı bilim adamları yakında da bir buzul çağı yaşanılacağını düşünmektedir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Buzul_%C3%87a%C4%9F%C4%B1

İnsanların buzul çağı yaşadığı zaten bilinmektedir. Burdan hareketle insanların dünyaya çok fazla yayılmadam önce buzulların erimesinden dolayı bir sele maruz kalabildiklerini düşünüyorum ve bu ozamanki insanlar üzerinde büyük bir etki bıraktığını düşünüyorum. İnsanlar dünyaya yayıldıkça bu olayı mitleştirmişler ve tanrı kavramıyla birleştirmişlerdir. tabi ki toplumlar birbirinden koptukça bu hikaye farklı şekiller almıştır.

sargon
27-01-2009, 10:49
Bu tartismanin bir tarafinda buzul cagi düsüncesi var. Karadeniz'in tatli su gölünden tuzlu su denizine dönüsmesi de buzul caginin bittigi fönemde oluyor. Sorun surda ki bu M.O. 10.000-12.000 yilinda gerceklesiyor. Ilk yazili belgeler ise M.O. 2000-3000'lerde. Hadi bunu M.O. 4000'lere kadar otelesek ve buzul caginin sona erisini M.O. 8.000'lere getirsek bile arada 4000 yil gibi bir zaman kaliyor. Muhtemelen bu zaman birkac bin yil daha fazladir. Bu 4000 yilda insanlarin sözlü olarak bu efsaneyi tasimis olmalari gerekir. Hatirladigim kadariyla Karadenizle ilgili teoriye gelen en önemli elestiri bir söylencenin bu kadar süre boyunca sözel olarak tasinabildigi seklinde bir varsayima dayanmasi idi.

Tufan mitinin med-cezir olayindan üretilmis bir arketip olmasi teorisine soyle bir elestiri yapilabilir. Bu gozlem belli yerlerde yapilmis olabilir. Sanirim Misir'da med-cezir hareketini kontrol altina almak icin epey ugrasilmis.