PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : BİR HİKAYE


ngcoskun
21-12-2004, 13:44
SEVDİĞiM BİR HİKAYE

ROSE YA DA HAYATTA ANLAM ARAYIŞI

Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu
yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek
misiniz?" dedi.. Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki, yumuşak bir
el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi,
bana gülümsüyerek bakıyordu..
"Ben Rose" dedi.. "Benim adım Rose, yakışıklı.. 87 yaşındayım. Madem
tanıştık seni kucaklayabilir miyim?." Güldüm.. "Tabii" dedim... "Hadi
sarıl bana.." Öyle sımsıkı sarıldı ki.."Bu kadar genç ve masum yaşta
üniversiteye niye geldin?" diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile
yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk
doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.."
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş
olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep
kantinde lafladık.
Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok
şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu.
Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi
giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose
hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu..
Sömester sonunda, Futbol Balosuna davet ettik, Rose''u.. Konuşma yapması
için.. Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok.. Konuşmasını önceden
hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı.. Elinde bu deste
ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın
olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi.. "Ne kadar
beceriksizim, değil mi?.. Özür dilerim.. Buraya gelmeden önce heyecanım
yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu
kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil.. Onun
için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?.."
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına
başladı:
"Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz..
Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız.

genç kalmanın mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır..
Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak.. Bir rüyanız olmalı
mutlaka.. Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek
çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok..
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır... Eğer 19
yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden bir yıl
sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz.. Ben 87
yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden
sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır.
Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş
daha büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek
fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın.. Biz
yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz
çünkü.. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır.. Pişman olmaktan
korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır.."
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde
ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi.. Mezuniyet
töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine
2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
"Yapabileceğimiz herşeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize hem
de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu..
Rose''un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders
olmalıydı:
"Çok geç..." diye bir zaman yoktur!.. "Bu yaştan sonra... diye başlayan
hiçbir haklı sebep de yoktur."
Hayata dair her şeyi paylaşmaya devam...
Hep birlikte...

hürdeniz
06-02-2005, 20:25
çok güzel bir hikaye paylaştığın için teşekürler :)

eda
21-11-2006, 13:56
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış.
Mutluluk, üzüntü,bilgi,aşk ve diğerleri,
bir gün adanın batmakta olduğu haberini almışlar.
Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için birer sandal hazırlamışlar.
Aşk, son ana kadar adada beklemek istemiş.
Ancak ada tamamen batmak üzereyken yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik çok büyük bir tekneyle geçmekteymiş.
Aşk, "beni de yanına alır mısın?
Diye soruş.
Zenginlik,
"hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın var, senin için yer yok."
demiş.
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki kibir'den yardım istemiş.
Kibir, "sana yardım edemem aşk...
Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin!"
diye cevap vermiş.
Üzüntü yakınlardaymış ve aşk yardım istemiş:
"üzüntü, seninle geleyim. "
" of aşk !.. O kadar üzgünüm ki yalnız kalmaya ihtiyacım var."
mutluluk da aşk'ın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki, aşk'ın çağrısını duymamış bile.
Aşk, birden bir ses duymuş: "
gel aşk ! Seni yanıma alacağım..."
bu, aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş.
Aşk o kadar mutlu hissetmiş ki kendini, onu yanına alanın kim olduğunu bile düşünememiş.
Yeni bir adaya vardıklarında aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş.
Ona ne kadar borçlu olduğunu farkeden aşk, bilgi'ye sormuş :
"bana yardım eden kimdi?"
"o, zamman'dı" diye cevap vermiş bilgi.
"zaman mı? Neden bana yardım etti ki?"
diye sormuş aşk.
Bilgi gülümsemiş: "çünkü sadece zaman aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..."


sevgili eda, küçük harfle ileti gönderirsen daha hoş olur. Tümü büyük harf olan metinleri normal bir şekle getirmek için Word ya da benzeri bir yazılım kullanabilirsin. Bu iletiyi düzelttim.
neutrino

21-11-2006, 14:14
Çok güzel hikayeler her ikinizede canı gönülden teşekkür ederim. :)

eda
21-11-2006, 14:20
neutrino düzeltiğin için çok teşekür ederim. bundan sonra dikkat ederim :)

ozgur_beyin
21-11-2006, 14:57
sevgili *eda ve ngcoşkun, ikinizede içten teşekkür. içimi ve ruhumu ısıttınız. *umarım ,hikaleyelerdeki insanlar kadar, mutlu yaşarsınız