PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir.


milomanara
06-12-2009, 01:27
kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir - absence of evidence is not evidence of absence Carl SAGAN

Müsadenizle bir çok saf, peynir beyinli tarafından bilmeden ya da bazı kötü niyetli kişilerce bilerek cımbızlanan bu Carl SAGAN alıntısına açıklık getireyim.

Appeal to ignorance - the claim that whatever has not been proved false must be true, and vice versa (e.g., there is no compelling evidence that UFOs are not visiting the Earth; therefore UFOs exist - and there is intelligent life elsewhere in the Universe. Or: there may be seventy kazillion other worlds, but not one is known to have the moral advancement of the Earth, so we're still central to the Universe). This impatience with ambiguity can be criticized in the phrase: absence of evidence is not evidence of absence.

The Demon-Haunted World, Bölüm 12, Sahife 221

Yani meali:
Cehaletten Kanıt - yanlış olduğu kanıtlanmamış her hangi bir şeyin doğru olması gerektiği iddiası, ve tersi (örn., UFOların Dünyayı ziyaret ettiğine dair mücbir kanıt yoktur; Öyleyse UFOlar vardır. - Ve Evrende başka yerlerde de akıllı yaşam vardır. Ya da: yetmiş kazilyon tane başka dünyalar olabilir, ama hiç birinin Dünya kadar ahlaki ilerleme kaydettiği bilinmemektedir, o zaman biz hala Evrenin merkeziyiz). Bu belirsizliğe dair sabırsızlık, "Kanıtın yokluğu, yokluğun kanıtı değildir." ibaresinde eleştirilebilir.

The Demon-Haunted World, Bölüm 12, Sahife 221
Görüldüğü üzere Sagan amcamız "Appeal to ignorance - Cehaletten Kanıt" denen, tanrı gibi varlığı kanıtlanamayan kavramlar için inananların öne sürdüğü felsefik kanıtlardan bir tanesini ele almakta ve çürütmektedir.

evrensel-insan
06-12-2009, 01:50
Saygidegermilomanara;

Görüldüğü üzere Sagan amcamız "Appeal to ignorance - Cehaletten Kanıt" denen, tanrı gibi varlığı kanıtlanamayan kavramlar için inananların öne sürdüğü felsefik kanıtlardan bir tanesini ele almakta ve çürütmektedir.-milomanara-

Vice versayi unutmayalim. Cunku bu tam da epistemolojik mantigin, diyalektigin iki yonunu de orata koyan bir motosudur. Yani bu sadece teistler icin degil; ateistler icinde gecerlidir. Cunku, bir karsitligin bir ucu kanitlanamazsa, oteki ucuda kanitlamaz. Zaten bilimsel olabilmesi icin, yanlislanabilir olmasi gerekir. Kanitlanamayanin da, yanlislanabilmesi zaten mumkun degildir.

Iste bu nedenden, inancsalligin her iki ucunun birbiri ile tartismasi, bir kisir dongudur.

Bak olaya ateist olarak bakalim. Eger elinde tanri kaniti yoksa, bu tanrinin yoklugu anlamina gelmez.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
06-12-2009, 10:53
Sevgili evrensel,

Ben Carl Sagan'dan cımbızlamaya dikkat çekiyordum ama madem cehaletten kanıt'ı tartışmaya açıyorsun, inançsız birinin cehaletten kanıt gibi zavallı bir argümanla yola çıkacağından şüphe ederim. Şöyle ki:

Yokluklarına dair kanıt olmadığından, cin, peri, noel baba, boynuzlu at, zeus, taranis, thor, allah, gök tengri, UFOlar, telepati gibi olguların varlığına inanmak gerzekçedir. Neden inanasın ki? Noel babaya inanmak sana ne fayda sağlayabilir? Zararı da yok diyebilirsin, ama hepsi öyle değil. Taranis'e inanırsan arada bir insan kurban etmen gerekir[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Taranis)]. Hıristiyan tanrısına inanırsan prezervatif kullanmamalısın, hele Afrika'da yaşıyorsan işin iş! Allah'a inanırsan, ve erkeksen 6 yaşında kız alıp, 9 yaşında cıma edebilirsin. Kadınsan "vice versa" :)

Bir de denilebilir ki, yer çekimi teorisi henüz varlığı kanıtlanmamış parçacıklardan higgs bozonunun var olduğu varsayımına dayanır[2 (http://en.wikipedia.org/wiki/Higgs_boson)]. O halde kanıt olmadığı halde yer çekimine inanıyorsun. Yine cevabım hayır. Onlarca başka deneysel kanıt kütle çekimi yasasının çalıştığını gösteriyor, higgs bozonunun kanıtlanamamış olması yer çekimi yoktur gibi gerzekçe bir sonuca götürmez. Aynı şey evrim için de geçerlidir.

Bir olgu, mesela Allah, eğer tamamen işkembe-i kübra'dan sallamaysa elbette cehaletten kanıt, kanıt olamaz. Onun için inanan garibanlar mucize peşinde ömür tüketirler. "azıcık görünsen ya rabbi..." :) Ama yok, yok, yok....

evrensel-insan
07-12-2009, 00:30
Saygideger milomanara;

Sana basit bir soru. Sence, insanoglu bu saydigin kelimeleri, neden ve ne amacla ve de neye dayanarak ortaya atiyor?

Ayrica, cehaletin ne oldugu da, ayri bir tartisma konusu. Kim kime ve neye gore cahil?

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
07-12-2009, 01:10
Sana basit bir soru. Sence, insanoglu bu saydigin kelimeleri, neden ve ne amacla ve de neye dayanarak ortaya atiyor?
Sevgili evrensel,

Bizim türümüzü diğer türlerden ayıran soyut düşünebilme yeteneğidir. O anda orada olmayan birini düşünüp, planlar yapabiliriz. Bizi biz yapan bu özellik zamanla açıklayamadığımız doğal olayların doğa üstü açıklamaları olmuştur. Bunun en basit örneği tanrı kendilerine de kargo göndersin diye batılı gibi davranarak ibadet eden Afrika yerlileridir[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Cargo_cult)]. Bütün bu açıklamalar bir tarafa, henüz bilinmeyenle sabırsızca yetinemeyip, "eğer açıklayamıyorsan karşıt argüman doğrudur" yanılgısına düşmediğini umuyorum. Lakin hangi karşıt argüman? İslam mı? Krishna mı? Bir başkası mı?
Ayrica, cehaletin ne oldugu da, ayri bir tartisma konusu. Kim kime ve neye gore cahil?
Cehalet elbette bir konu üzerindeki bilgi/delil yetersizliğidir. UFOların gelişine dair elimizde bilgi yoksa bu konuda cahilizdir. Aynı şekilde tapılan onlarca kavramında varlığına dair elimizde zırnık bilgi yoktur. Bilgi yokluğunu varlığa kanıt olarak göstermek de beyniyle değil, kalbiyle sonuca varanların yapabileceği bir şeydir.

İşin geyik boyutunu gerçek ve varlık kavramlarını tartışmaya kadar sulandırmak istersen buyur yap, lakin ben senin kadar felsefeden hazzetmiyorum. Bana göre ifade yay üzerindeki noktanın çapa bağladığı kirişleri arasında ki açının her zaman dik olması gibi yadsınamaz olmalıdır. Dolayısıyla üzerinde pozitif kanıt olmayan varlık sorunu felsefesi ben deniz için başçavuşun beygirinin yellenmesinden öte bir şey ifade etmemektedir.

Sevgiler,

evrensel-insan
07-12-2009, 02:12
Saygideger milomanara;

Bilimin ve bilimselligin temel ve icerigini veren epistemolojik sinir ve gerceklik, benim icin yeterli. Zaten, evrensel-insan dusuncesi olarak; dogal dusuncenin tum sorunsal soyutlarina her yonuyle savas acmis durumdayim. Bu sadece kavramsal degil, nesnel icin de gecerli. Mesela, yasam varken; dogum ve olumu one surmek benim icin soyuttur. Soyutlarin; kaotik/ayrimci/evrensel olmayan/ozel/algiya gore,bilgiye gore ve bilince gore goreceli/ ortak bir tanimi olmayan v.s. yapisi ve islerliginin hala insanoglunun pesinde kosmasi bosa bir zaman harcanimidir.

Guzel bir fikra geldi aklima. Timarhaneye, yeni bir doktor atanir. Yetkililer, dokturu gezdirmektedirler. Bir alana geldiklerinde, yeni doktorun dikkatini bir sey ceker ve orada durur. Deliler, kuyruk halinde ve sitrayla, bir noktaya geldiklerinde durur ve egilirler. Buna pek anlam veremiyen yeni doktor, sorar " Ne yapiyor, bunlar?" Efendim, orada bir delik var, ya da acmislar, sirasi gelen ordan bakiyor" Bunun uzerine, yeni doktor da, iceri girer ve siraya girer. Uzun bir ilerleyisten sonra, sirasi gelen doktor, delikten bakar. Deliler, mirildanmaya baslarlar. Sebebi, doktorun uzun zaman gecirmesi ve digerlerinin kuyrukta, onlara gore gereksiz zaman harcamasidir. Neyse, doktor dogrulur ve yuksek sesle" Arkadaslar, ben bu delikten bakinca birsey goremedim" deyince, tum delilerden bir kahkaha tufani kopar ve iclerinden biri " Ne olacakti yani, biz aylardir bakiyoruz, bir sey goremiyoruz da, sen bir kere bakmayla mi, gorecegini sandin?"

Neyse, kim akilli kim deli, bu nerden belli? ve "tum insanlik bugune kadar dogru olma savasi veriyor, sen bir kere de mi dogruyu bulacaksin"deyip, ve daha insanoglu cok supurge canavari yaratir, inanir ve onun icin de savasir deyip, yazimi bitireyim. Buradaki "sen" senin sahsin degil, sadece bir ifade seklidir, unutma.

Saygilarimla;
evrensel-insan


Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
07-12-2009, 10:17
Çok güzel fıkra sevgili evrensel,

İşte bilimsel metoddan yoksun deli ve akıllılar, olmayan delikten bakar dururlar bir şey görmek için. Çok hoş bir video vereyim izleyin. Konusu "iyi bir açıklama nasıl olmalıdır". Fizikçi David Deutsch'a göre iyi açıklama sulandırılamaz, çeşitlendirilemez. Bilimsel yöntem bize böyle açıklamalar sunar. Dinler, mitler ve diğer felsefi uçuşlarsa aynı soruya onlarca başka cevap...

http://www.youtube.com/watch?v=folTvNDL08A

evrensel-insan
07-12-2009, 14:05
Saygideger milomanara;

Video icin, tesekkurler.

Cehalet konusuna gelince, ben cehalet/cahil den ziyade, bilgisiz/bilincsiz/gozlemsiz/tecrubesiz kelimelerini tercih ederim. Cunku, hic kimse cahil degildir. Sadece ilgisini cekmedigi, onemsemedigi ve etkilenmedigi konularda, bilgi edinmemis ve gozlemleme yapmamistir. Her kisi, kendi konusunda bilgilidir. Bir doktor, ne bir muhendisin, ne de bir cobanin kendi dallarindaki bilgisine sahip degildir ve tersi.

Yalniz felsefe bir genel kultur, bakis acisi, akil yurutme, pratik zeka, sorgulama, sebep arastirmasi, sorun tesbiti, cozum onerisi v.s. gibi acilimlar getirir. Bu da maalesef, gunluk yasam ve iliskilerin geregi degil; ozel ilgi/etki/onem ve caba isteyen bir bilgi haznesidir.

Ulkemiz gibi, gunluk yasamla bogusan kisiler, birak felsefeye, bilime; okumaya bile vakit ayiramamaktadirlar. Cunku, onemini kavramis degillerdir ve genelde dusuncelerini dusundurtmek yerine, sadece onlara verilmis olan herturlu veriyi, hafizalarindan cikarip kullanirlar. Yani dusunmezler ama hazirdan kullanirlar.

Bu da pek kisilerin ve toplumun bir eksigi degil; tarihler boyu birey yetistirememis, bilgiye, dusunceye onem vermemis "vardir bir bildikleri" zihniyetiyle, halkini her zama "koyun yerine koyarak" yonetmis ve yonlendirmis, Anadolu geleneginin bir eksigi ve sorunudur. Bu sorun ve gelenek, maalesef nesiller boyu suregelmis ve hala da devam etmektedir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
07-12-2009, 23:59
hic kimse cahil degildir.
Bu görüşüne katılamam sevgili evrensel. Cahil kavramını, çevresinde olan biteni anlamaktan aciz, soğurduğu bilgiyi rasyonel şekilde yorumlayaman kişiler için kullanıyoruz. Ellbette çobanlığı biliyor ama köyünden öte dünyadan haberi yok mesela. Kendi mikro doğrularını/değerlerini genel geçer sanıyor. O zaman bu kişiye cahil denir. Elbette cahil olmayan çoban da olabilir, Balzac domuz çobanlığı yapmıştı hatırlardığım kadarıyla, ama istisna tabi.

Felsefeye gelince, bence sırasıyla metematik-tarih-sosyoloji-ekonomi konularında birikimini oluşturamamış kişi felsefe yapmaya çalışmamalıdır. Çünkü fikirlerini üzerine kurabileceği bir temel yoktur. Bu anlamda, ayık ya da sarhoşken edinildiği anlaşılamayan bir çok saçma sapan ifadeyi felsefe diye alkışlamam beklenmemelidir. Basit geometriden bir haber adamın paranoyası ancak kendini heyacanlandırır.

evrensel-insan
08-12-2009, 00:15
Saygideger milomanara;

Senin bakis acinla bile baksak; kisileri cahil diye damgalayamayiz. Birincisi bu onlarin sucu degil; onlari bilgi ve bilincten mahrum birakan, devletin ve yoneten yonlendiren iktidarlarin sucu. Gerci balik bastan kokar ve kelin melhemi olsa, kendi basina surer.

Bunun disinda da, maalesef; toplumun kutuplu yapisindan dolayi hep sicak/kosturmacali bir yasam ve iliski yasamaktadir toplum. Degil bilgi edinmek, dusunmeye bile alistirilmamistir.

Oyuzden de toplumdan, dunya capinda bir filozof cikmamistir. Cunku aydin kesimi bile, sadece disaridan ogrendiklerini, ustelik cogunun ne oldugunu anlamadan takibeder ve kendine ideoloji, dusunce diye secer. Ustelik bunu guncel de beceremez. Toplumun dusunce zihniyet ve yapisindan dolayi, cagin en az iki yuzyil gerisinde kalir.

Yoksa, dunyada artik orumcek tutmus, ve 1800 lerin hareketi olan milliyetci politika, baska nasil gundem de kalir?

Oyuzden ben toplumu degil; toplumu yoneten ve yonlendirenleri, bilgisiz ve bilincsiz gorurum. Imam o.urursa, cemaat s.carmis hesabi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
08-12-2009, 00:42
Doğru söze ne denir...

Dünya çapında filozof çıkmamıştır ve ortalarda da görünmemektedir. Ama cehaletin insanlara dayatıldığına katılmıyorum. Artık her yerde, dağ başlarında bile isteyene bilgi ulaşıyor. Eskiden de böyleydi aslında, tamam Türlerin Kökeni'ni bulamazdı belki ama Sefiller'i bulurdu. İstemedi, okumadı... Şimdi okuyor da ne oluyor? Bütün iletişim kanalları parmaklarının ucunda olduğu halde, "evrim çökmüştür" diyebilen, nazi propagandası gibi gerzek videoları "bilimsel" iddiaları çürüten kanıt olarak gösterme denyoluğu, ancak gibon (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCk_insans%C4%B1_maymunlar) düzeyinde muhakeme yapabildiğini açık eden zavallı yaratıklara ne demeli? Verilmedi mi de almadılar? Yoksa merkepliklerinden mi?

evrensel-insan
08-12-2009, 00:54
Saygideger milomanara;

Bilgiye ulasmak icin, once istemek ve bilginin oneminin bilincine varmak gerekir. Yoksa sen istedigin kadar bilgi sun, onu alacak bir zihniyet yoksa, neye yarar o sunulan bilgi? O yuzden bilgiyi sunmadan once, oneminin ortaya konmasi gerekir. Bu da kisilere "bak ben sana okumayi ogretirim ama, sadece benim dediklerimi okursan" turu bir dayatmayla degil, tabi ki!

Bugun aydinlarin bile "ben herseyi biliyorum", ya da bilgi edinmeden fikir yurutme aliskanligi surmekte ve de bilgi eger elde ediliyorsa da, sadece "bak benim bilgim seninkinden ustun, seninkini dover" temelli bir yanasimla, bilgi bile, hersey gibi, su istismar edilmekte, yanlis yorumlanmakta, ya da kisilerin ideolojik gorus ve inanclarina gore carptirilmaktadir.

Ben bu sitedeki bu kadar bilgili arkadaslarin, felsefenin dali metafizik ile, metafizigin konusu varligin ideolojilerini birbirine karistirmasi ve sirf materyalizme ters dussun diye, idealizm ideolojisi ile, felsefenin bu ideolojiyi veren dali metafizigi karistirmasina baska bir icerik veremiyorum.

WIKININ INGILIZCESI BASKA, TURKCE TERCUMESI BASKA. Kim ve nasil tercume ediyor? Tercume de sadece metin tercume edilir. Kendi ideolojine veya inancina gore metine yorum katilmaz.

Oyuzden bilgi de olsa, ne guvenilir ne de algilanir bir duzeyde. O yuzden aydinlarimiz, deyim yerindeyse "okumus cahil"

Toplum da oyle bir tarihsel yapiya sahip ki; ne verirsen onu aliyor. Ne bir degerlendirme, ne bir irdeleme, ne bir sorgulama v.s. hak getire. Oyuzden TRT ve yayin kuruluslari pekala bilime ters dusebilmeyi uygulayabiliyor. Cunku biliyorki, halka neyi verirsen onu alir, neyin propagandasini reklamini duyurusunu genis yaparsan, onu kabullenir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
08-12-2009, 02:04
Sevgili evrensel,

Ben çobanın "bilinçli" cahilliğinden söz ediyordum, sen okumuş cahillere atladın :)

Elbette "her şeyi biliyorum" yaklaşımı doğru değildir. Ama satranç üzerine bir tartışma yaparken, araya girip piyon gibi hareket eden bir attan bahseden adamı kimse elimden alamaz. Demek istediğim belli fenomenlerin belli temelleri ve üzerine kuruldukları iskeletleri vardır. Bunları bilmeden o fenomen üzerine ahkam kesmek hıyarlıktır. Bunun en bariz örneğini sitemizde bilim ve doğa üstünün karıştırılmasında yaşıyoruz. Bilimin sınırlarına girmeye cüret eden biri bilimsel metodun farkında olmalıdır[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Scientific_method)]. Aksi durumda piyon gibi hareket eden attan bahsediyordur, abesle iştigal ediyordur, hıyardır, denyodur. Zaten pragmatizm, şüphecilik, idealizm, varoluşçuluk vs... üzerine ahkam kesene, yanlış biliyorsun diyen yok. En fazla herkes kendi fikrini söyler. Ama bilim üzere felsefe yapılmaz! Oturulur araştırma yapılır.

evrensel-insan
08-12-2009, 02:17
Saygideger milomanara;

Ama bilim üzere felsefe yapılmaz! Oturulur araştırma yapılır.-milomanara-

Sorun da bilim ile felsefenin bagini kuramamak. Bilimin felsefesi vardir ve adi da epistemolojidir. Bu hem bilimin felsefi mantigi, hem de yontemidir. Cunku bilim epistemolojiktir, yani siniri su andir ve yanlislanabilirse, bilimseldir.

Bilimsel felsefe ise; tahminim ve dusuncem, inancsal felsefeye karsi ortaya atilmistir. Ama, zaten varlik tan yani metafizikten yola cikip, bunun sadece bir ideolojisini bilimsel almak ve bilimi bu temelde, bazi degerleriyle, sorgulanmaz, degismez v.s. kilmak; bilimin sadece ispatini o da kendi bransi temelindeki disiplin de saglar. Ama, bilimi hic bir zaman ilerletmez. Oyuzden de oturur, dogruyu, gercegi, mutlaki tek bir duze indirgemeye ve olmayacak duaya amin diyerek ispata calisirsin.

Oyuzden gunumuzun bilgi ve bilimin felsefesi, artik varlik kokenli ideolojiler ve onlarin tartismasi degil; bilgi temelli epistemolojidir. Burdan zaten, varlik teorilerinin tanrisal/maddesel ozleri yerine, bilginin insanoglu ozu ortaya cikar, kavram ile birlikte.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
09-12-2009, 01:36
Sevgili evrensel,

Yine atlayarak gidiyoruz. Mesajlarını doğru anlamışmıyım diye 12 saat sonra tekrar okuyorum :)

Ben bilim felsefesinden bahsetmedim hiç. Bilim üzerine felsefeden demek istediğim bilimsel sorulara felsefi cevaplar aramaktır. Mesela Dünyanın 23.44 derece eksen eğikliği gibi özelliklerini ele alalım. Konusu bunlar olan ve bilimsel yöntem dahilinde konuyu araştıran bir bilim dalı var ve adı astronomi. Biri çıkıp, "kutsal kitabımda 77 derece yazıyor doğru budur" ya da "aslında evrende düzlem diye bir şey yoktur, bu açı izafidir" vs... gibi onlarca yorumda bulunabilir. Bunların hepsi pantolonu çıkarıp yellenmek gibi gereksiz işlerdir.

Baştan beri söylediğim, içinde yaşadığımız evrenin kanunları nettir ve bu kanunlar üzerinde kimin ne söylediğine aldırmazlar. Bu doğa kanunlarını dini, ideolojik, şizofreni gibi nedenlerle eğip bükme üzerine yapılan beyin fırtınaları zaman kaybıdır. Sorunun cevabını isteyen o kanunla ilgilenen bilim dalını öğrenmeye çalışır ve onun çizgileri içinde konuşur.

Bilim felsefesinin doğruları/inançları vs... Herkes kendi içinde tutarlı kurallarını koysun ve oynasın. "Doğru güçlünün işine gelen" olsun, "güçlünün işine gelen zayıfında işine gelsin". Günümüz sosyal mühendislik projeleri bir halta yarasın!

Her neyse, uzun lafın kısası, bir yaratıcının varlığına dair argümanların hepsi felsefik argümanlardır. Güzellikten kanıt, cehaletten kanıt, kişisel deneyimden kanıt, tasarım argümanı, vıdı vıdı. Kastettiğim gerzek felsefe örnekleri bunlardır. Uzaktan yakından rasyonel olmayan bir sürü zırva. Bu bağlamda varlık problemi bence artık felsefenin konusu değildir. Daha dün fizikçiler "big bang"den bahsetmeden önce bir sürü başka zırva vardı. Veri yoksa neyi düşüneceksin? Bilim 13.7 milyar yıldan bahsetmese hangi düşünür neyin ne zaman olduğunu düşünerek bulabilecek? Cern[1 (http://public.web.cern.ch/public/)] yeni cevaplar verene kadar, ne düşünürsen düşün, hikaye...

Sanırım konu ettiğim ayağı yere basmayan felsefik argümanları örnekleyebildim. Onun için uzunluğunu bildiği kemerinin oluşturacağı çemberin yarı çapını hesaplayamayan adamdan düşünür olmaz. Felsefe analitik mantıksız, bilimsiz yapılamaz.

evrensel-insan
09-12-2009, 01:50
Saygideger milomanara;

Ben senin ne demek istedigini algiladim. Sen de umarim epistemoloji ile bilimsel felsefe farkini anlamisindir. Bilimin felsefesi, epistemolojiden, yani bilgi den gelir. Eskiden, metafizikten, yani varliktan geliyordu.

Varlik; vari yansiyanin, algisinin kavramsal yansitilmasidir, bilgidir ve turevdir. Bu temelde baktiginda zaten, hem felsefe, hem de bilim yerine oturur.

Sonucta bilimin hem soyutu (teoriler, formuller, kurallar v.s. ) hem de somutu (her turlu deney) vardir. Epistemoloji, bilime gozlem ve yanlislamayi eklemistir. Iste o yuzden bilim, ne maddesel/nede dusunceseldir. Her ikisini de iceren, ucuncu yani kavramsaldir.

Umarim sende, bu yazilanlari algilamissindir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

milomanara
09-12-2009, 02:33
Sevgili evrensel,

Ben anladım bilgi ve bilim felsefesini, rica edeyim algı falan tarafına girmeyelim işin :)

Bu arada ne demek istediğimi anlatan kavramı buldum sanırım. "Açgözlü indirgemecilik"[1 (http://en.wikipedia.org/wiki/Greedy_reductionism)].

For example, we can reduce temperature to average kinetic energy without denying that temperature exists, so this is good reductionism. In contrast, when we consider the question of why clicking on a hyperlink takes us to one website and not another, any answer that says that it all comes down to electrons and that hyperlinks don't really exist is a greedy attempt to explain away the problem without solving it
Mealen:
Örneğin, sıcaklığın var olduğunu inkar etmeden sıcaklığı ortalama kinetik enerjiye düşürebiliriz, yani bu iyi indirgemecilik. Buna karşın, bir internet bağlantısına tıkladığımızda bizi neden bir internet sitesine götürüp diğerlerine götürmediği sorusunu değerlendirdiğimizde, bütün bu olanlar sonunda elektronlara gelir, o internet bağlantısı gerçekte yoktur diyen her hangi bir cevap, problemi çözmeden açıklamaya dönük açgözlü bir girişimdir.

Konu budur. İstediği kadar algı matrix olsun. Fazla uçmamak lazım.

Nova
25-07-2010, 04:04
güncelleme