PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Denizlerin Karışmadığı İddiası Kuran'ı Bilimsel Olarak Çürütüyor


Sayfa : [1] 2

16-02-2006, 05:47
http://www.mucizeler.com/

Unbeliever
16-02-2006, 10:07
Vücudumuzda sayamayacağımız kadar çok sayıdaki atomların çekirdeklerindeki protonlar çekim gücü uygulamakta, elektronlar ise hareketleriyle bu çekimden kaçmakta, fakat yörüngelerini de aşmamaktadır. Atomun içindeki bu oluşumlar nükleer çekirdek kuvvetiyle, atomdaki elektriksel kuvvetle uyumlu bir şekilde sürekli faaliyet içindedir. Bir sandalyeye oturduğumuzda "ben" dediğimiz vücudumuzun atomları sandalyeyle karışsa, yere uzandığımızda vücudumuzun atomları yerle karışsa, "ben" dediğimiz atom topluluğu olan varlıktan eser kalır mıydı? Ya oturduğumuz sandalyenin elektronları ile vücudumuzun elektronları çarpışıp bir karmaşa çıksa, ya da yere uzandığımızda yerdeki atomların çekirdeklerindeki çekim gücü, vücudumuzdaki atomları karıştırsaydı var olabilir miydik? Tabi ki hayır. Varlığımızdan ne eser kalırdı, ne de var olabilirdik. Varlığımız hem çekimlerin, hem hareketlerin, hem diğer kuvvetlerin ayrı ayrı yaratılmalarıyla, hem de tüm bu kuvvetlerin mükemmel bir uyumla beraber faaliyet göstermeleriyle mümkün olmaktadır.

Yoktan ortaya çıkan kuvvetler, bu kuvvetlerle yaratılan harikulade atomlar, harikulade yıldızlar, harikulade yaratılışlar. Herşey bize Allah'ı hatırlatıyor...

Sevgili adn, verdiğin linki tıkladım.Çok teşekkür ederim.Gerçekten de bilgilendiren ve aydınlatan bir site (kendi adıma konuşuyorum). Ve yemin ederim yukarıda ki yazıyı okuyunca ürperdim. Allah (c.c.) ın büyüklüğünü, yüceliğini bir kez daha hissettim. Darısı inanmayan veya inkar edenlerin başına...

16-02-2006, 10:22
bizler sadece bunlari okuyup var olan inancimizi pekistirebiliriz....ama asil ilginc ve mucizevi olan inanmayan kardesimin bunlari okurken bi anda kalbini acmasidir(bana oldugu gibi)....yinede bunda huzur bulmuyosa kardeslerimiz yapacak hic bir sey yok duadan baska...... Allahin dedigi gibi asla ve asla zorlama yoktur....yada inancsizligindan oturu kinama ve nefret bizi emredilen hosgoruden uzak tutar.....birde burda gordugum kadariyla aslinda sevindigim ve ilk defa karsilastigim bir seyde var....ateist kardeslerim etrafimdaki muslumanim diyen cogu insanndan islam konusunda daha bilgi sahibi insanlar...sadece kalpleri yanlis yorumluyor...hatta bazen sanki robot gibi sadece akillarini kullaniyorlar:( ama buda cogu zaman karsina aldigi musluman bi arkadas yuzunden oluyor...soz duellosu akil savasina donusuyor....halbuki hic bi musluman kardesimin burda amaci fikrini dayatmak olmamali....islamda sadece teblig vardir....iletme vardir....karsindaki bu iletiyi alir veya almaz gerisi muslumana dusmez....SADECE SAVUNDUGUMUZ INANCLARI FIKIRLERI KABUL EDENLERI SEVSEYDIK COK SEVGISIZ KALIRDIK.....


her kim olursan ol Allah bi gun bi yerde kalbine dokunup kendinden haberdar ediyor....O nunla sohbete dalmak ve hep yaninda olmaksa SENIN SECIMIN......O seni buna zorlamaz......ATEIZM ALLAHIN VERDIGI OZGUR IRADENIN TA KENDISIDIR......insanin secme hakkidir...


HANGI ANNE COCUGUNU ATESE ATABILIR KI ANNE YUREGINI YARATAN ALLAH INSANLARI ATESE ATSIN:)

16-02-2006, 16:21
Linkte belirttiğiniz sayfada yazılan mucize iddialarının hiç biri doğru değildir. Hangi mucize iddiasınına cevap vermemi istiyorsanız buraya yazınız.

17-02-2006, 10:01
Rahman 19.ayet

Salmistir iki denizi;bulusp kucaklasiyorlar

Rahman 20.ayet

Bir ayirici var aralarinda; kendi sinirlarini asmiyorlar




evt cem arkadasim cebelitarik bogazinda denizlerin biribirine karistigini isptlarsan bana sevinirim....

exclusive
17-02-2006, 10:32
adn izninle bunu ben açıklayayım.

Öncelikle şunu bilmek gerekir: kuranda cebeli tarık boğazından bahsedilmez. Sadece iki denizin suları karışmaz denmiştir.

Tatlı su ve tuzlu suyun karışmazlığı ilkesi ise muhammedden yaklaşık 550 yıl önce yaşamış Gaius Plinius Secundus tarafından keşfedilmiştir ve bu kişinin yazdığı "Naturalis Historia" adlı eserde durum izah edilmiştir.

Kısaca muhammedin yaşadığı yıllarda tatlı su ve tuzlu suyun karışmayacağı zaten bilinen bir gerçektir.

17-02-2006, 11:33
Sevgili and

Ayni rahman suresinin diger ayetleri…

5. Günes ve ay bir hesaba göre (hareket etmekte) dir.Ayin,gunesin, yildizin, gecenin, gunduzun ve gunesin rutin hareketlerini soylemekmidir kehanet… bu period milyonlarca yildan beri tekrar edilmiyormu…muhammed soylemeseydi bugunki insanlik bu bilgiye sahip olamayacakmiydi..

10. Allah, yeri canlilar için yaratmistir.
11. Orada meyveler ve salkimli hurma agaçlari vardir.
12. Yaprakli daneler ve hos kokulu bitkiler vardir.
Agaclari ve hos kokulu bitkileri,hurma agaclarini meyvalari, koku alma ve gorme yetisi olan her insanin soyleyebilecegi seylerdir…zeka sahibi olmanin gostergesi bile degildir..Bunlar muhtesem ayetlermi sizce..burada insanlari birazda salak yerine koymus olmuyormu muhammed..?

22. Ikisinden (denizlerden) de inci ve mercan çikar.
Bu ayetleri deniz gormus, gozleri goren,akli kamil herkes yazabilirdi…denizden inci, mercan balik vs.ciktigini…

26. Yer yüzünde bulunan her canli yok olacak.
Her canlinin olecegini soylemekmidir buyuk sir? …olumsuz canli oldugunu soyleyen bir gorus varmidir bu dunyada?..

Bunlarda 78 ayetli rahman suresinin 28 adet zengin icerigi olan diger mucizevi ayetleri

Rahman 13. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman l6. O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 21. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 23. Simdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 25. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 28. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 30. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz
Rahman 32. Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 34. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 36. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 38. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 40. O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 42. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 45. Simdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 47. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 49. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 51. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 53. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 55. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 57. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 59. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 61. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 63. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 65. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 71. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 73. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 75. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
Rahman 77. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

Yahu inanilacak gibi degil…bu mudur muhtesem dediginiz kitap…bu mudur her kelimesinde mucizeler sakli olan kitap…bu mu butun alimlerin toplanip bir ayetinin bile yazilamiyacagi soylenen kitap…diger surelerde de durum cok farkli degildir...ayni nakaratlar, ayni soylemler...

bu kitap din kitabi olmasaydi, bu sacmaliklarla dolu kitabi basacak yayinevi bile bulunmazdi...

bunlari okuyupta inaniyorsan soyleyecek tek kelime yok adn kardesim..


Bu ne komikliktir...

17-02-2006, 13:17
sevgili gagavuz dostum

kim dediki hz.muhammed bunu solemesydi biz yorungeyi bilemeyecektik yada dunyayi hala tabak gibi sanicaktik...kaldi ki
dunyanin yuvarlak oldugunu kutuplardan basik oldugunu ve yorungeleri kesfeden insanlar Kuran okuyup mu buldular bu gercekleri....

burda dikkat edilmesi gereken hz muhammed bunlari soylerken bu gercekler varmiydi...

tabi yine parca pincik edip sunmussun sureyi onumuze icinden tekrarlayan kisimlarini ayirip....ama bilmedigin bir sey var

rahman 5 ile rahman 8 i okuyup kalbini acip dusundugunde ortaya su cikiyor....


rahman 5

gunes ve ay.hesaba baglidir herbirinin her seyi


rahman 8

azginlik etmeyin olcu ve tartida saptirmayin mizani


derin derin dusunen insan icin su sonuc cikiyor.....Allah diyor ki ben gunesi ayi yarattim ve onlari bir yorungeye oturttum....ve cok ince hesaplarla yaptim bunu.....(gunesin birazcik dunyaya yakin olmasinda basimiza gelcekleri duymussunuzdur herhalde...)


ve rahman 8 de de diyorki siz de olcunuzde hesabinizda dikkatli olun...ornek olarak da benim kurdugum sisteme bakabilrsiniz diyor...

hatta rahman 7 ile pekistirebilirizde bunu

rahman 7:

ve gok.yukseltti onu.ve koydu sasmaz olcuyu mizani...

sonrada rakman 8 de de olcuyu mizani saptirmayin diyor....acaba hem ticaretteki hesabimizda dikkatli olmamamizi soylerken ayni zamanda bize ayni ayetle OZON TABAKASINIDA delmeyin diyor olabilirmi....5-6-7-8 ayetleri okuyup bnm yasdiklarimla bi dusunurseniz birazcik cok sevinirim...suphesiz ki dusunen icin bi kotuluk olamaz degilmi


sevgili gagavuz kardesim hani diyorsun ya bu mu her kelimesi mucize kitap...

vallahi bilemiyorum her kelimesi mucizemi degil mi.....surekli tekarlanan ayetlerin oldugu bir kitap mucize olamaz tabi ki de senin icin....

ama zaten sen yukarda yazdiklarimi bilip kitaba inanan birisi olsaydin rahman suresinin okundugu anda cinlerin toplanip bu sureyi dinlediklerini ve her RABBINIZIN NIMETLERINDEN HANGISINI YALANLIYORSUNUZ dendiginde onlarinda RABBIMIZIN NIMETLERINDEN HIC BIRINI YALANLAMIYORUZ dediginide biliyor olucaktin...

diyeceksin ki cin ne alaka....su alaka.....rahman 15 alakasi bu....

Ama zaten Allah yok ki kitap da yok....cin nerden cikti birde basimiza...

INANC INANCSIZLIKLA COZULMEZ DEDIGIMDE anlatmaya calisistigi suydu...

kitap inancsizlikla hosgorusuzlukle cozulemez...

hosgoruyu inanci 3boyutlu bir gozluk olarak dusunurseniz ve onunuzde izlemeniz icin bir 3boyutlu film varsa gozlugu takip izlemelisiniz...

yoksa her zaman bulanik goreceksiniz...

17-02-2006, 13:28
adn arkadaşım sitemizin aşağıdaki sayfasında sorunun yanıtı detaylı bir şekilde var. İnceleyebilirsin:

http://www.turandursun.com/modules.php?name=News&file=article&sid=2&mode=&order=0&thold=0

Unbeliever
17-02-2006, 14:07
Benim anlamadığım olay şu;

Diyorsunuz ki bu olay daha evvel bulunup ispatlanmış ve yayınlanmıştı. Peki Hz.Muhammed (SAV) koskoca arap yarımadasında sizin deyiminizle çöldeki muhammed bu eseri veya bilgiyi nerden bulupta yazacaktı?Haa diyelim ki duydu veya okudu, kendi yazmış olduğu kitaba (ki sizin iddianız) başkasından almış olduğu bilgiyi neden koysun?Sonuçta böbürleneceği bir şeyi bir başkası zaten keşfetmiş.Ya da ilerki zamanlarda insanlar " benim için "Bak ne kadarda bilgiliymiş" desinler" amacıyla yazmışsa bu kitabı, sonrasını hiç mi düşünememiş?İnsanlar demiyecekmiydi ki "Eee ne var bunda, bu zaten bulunmuştu". Yani Hz. Muhammed bunları göze alacaktı.Kısaca bir örnek verirsem, çok ünlü bir korku romanı yazarı, Stephen King in eserlerinden birindeki cinayet veya vahşet sahnesini kaynak göstermeden kendi kitabına kopyalıyor. Ama insanlar "Aaa biz bunu daha evvel S.King in kitabında okumuştuk" demeyecekler mi? Veya o çok ünlü yazar bu riski göze alabilecek kadar mı enayi?İnsanlar demeyecekler mi onun için "KOPYACI" diye.Ufacık bir paragraf için o zamana kadar yaptığı kariyerini yerle bir edecek kadar aptal mı?Değil tabii ki! Yapmayın allahaşkınıza yaa!!

17-02-2006, 14:21
Believer Arkadaşım,

Muhammedin döneminde Arabistanda okuma-yazma oranı %1 civarlarında tahmin ediliyor. Yani son derece cahil bir toplum söz konusu dönemde. Bu nedenle Muhammedin yazdırdıklarının başka kaynaklarda da olduğunu bilen insan sayısı çok az sayıda. Bunlardan bazıları daha o dönemde bu durumu anlamışlar ve Müslüman olmamışlardır. Örneğin Muhammede babalık eden Ebu Talib hiç bir zaman Müslüman olmamış. Nitekim öz amcası Ebu Leheb (Abdüluzza) de aynı şekilde. Muhammedin yalanını, kopyalarını keşfeden pek çok diğer insan zındık, kafir, müşrik vs. suçlamalarla sindirilmiş, kiminin ise kelleleri uçurulmuştur. Örneğin Ka'b Bin Eşrefin.

Bazı insanlar ise Muhammedin bazı açıklarını yakaladıktan sonra İslamdan çıkmışlardı o dönemde. Örneğin Vahiy katiplerinden birinin "Muhammed, benim ona öğrettiğimden başka bir şey bilmez" deyip islamdan ayrıldığı bilinmektedir.

17-02-2006, 14:44
sevgili cem arkadasim


verdigin linki okudum....tam da guzel bir calisma yapmislar diyecekken...guvenimi sarsan bir seyi farkettim...ve sonra bir cok seyi...


RESIM KESIK DEGIL......TAM TERSI ALTTAKI RESIM EKLENMIS!!!!!!

nasilmi farkediliyor...hadi gelin 2 resmide bilgisyaramiza indirip resimler arasindaki farki bulmaca oyunu oynayalim....


lutfen cem arkadasimin verdigi linki acip resimleri bilgisayarimiza download edelim oncelikle..

1. sagdaki SUYUN ALTTARAFA KARISMASI ibaresi bir ekleme....hmn altindaki kucuk harfle yazan ---akdeniz---kelimesiyle beraber incelersek yukardaki resimde de ---akdeniz--kelimesinin ustunde o yazinin bir kismini goruyo olurduk....


2. alttaki resimde sag ustteki --akdeniz-- kelimesinin altinda bir ok var hemen sagindaki okunda bir kisminin ustteki resimde gozukmesi gerekiyordu....


3.ustteki resimde yine ayni ---akdeniz---kelimesinin
altindaki okun hemen altinda mavi bolgede akintiyi sembolize eden 2 cizgi var...altlarinda da bir ok var gorduyseniz....bu cizgilerden asagida olanin saga gittikce resmin sonuna dogru yukari kalktigini gormekteyiz...oysaki sizin YARATMIS oldugunuz resimde bole bir sey yok o cizgide

3.yukardaki resimde gorulmeyen assagida gorulen mavi kisima bakalim..yani akdenizin yukardaki resimde gozuken kismina.....zoom yapip inceledigimizde resimleri sunu goruyuoruz....her yer pixel bozukluk lari ile kayniyorken.....AKDENIZ TABAK GIBI MASMAVI :)....herhalde tuzluluk oraninin yuksekliginden olsa gerek:).....

4.zoomunuz acik kalsin o tabak gibi masmavi akdenizin icinde en sagdaki oka dikkat edin etrafini iyiinceleyin pixel bozukluklarini...herseyini....simdi hemen solundakine bakin...tipatip aynisi degilmi:)....copy-paste:)

bu sonuclardanda anlasilacagi uzere.....ustteki resim arkadaslarin iddia ettigi gibi KESIK degil, alttaki resim usttekine EKLEME dir...

arkadaslar arastirmaciliginiza bi diyecegim yok ama....DUZENBAZLIK KONUSUNDA MUHAMMEDLE YARISMAYA BASLADINIZ sanirim....

ayrica Rahman 19 ve 20 ayetlere gelince yine yanlis yazmissiniz cogu zaman oldugu gibi...

rahman 19: salmistir iki denizi; bulusup kucaklasiyorlar

rahman 20: bir ayirici var aralarinda;kendi sinirlarini asmiyorlar...

ayetler bu...birbirleriyle bulusup kucaklasan insanlarin atomlari birbirine karisiyormu ki bu ayetleri birbirleriyle celisiyor diye yazmissiniz...ayrica hangi kafasiz birbiriyle celisen 2 cumleyi altalta yazar ki...yazmaz tabi ama az dusunen insan celistigini sanablir bu normal....

ozgurluk
17-02-2006, 16:26
Adamlar önünüze gerçekleri koyuyor siz olayın nasl olduğunu açıklayacak bi delil ortaya koyamıyorsunuz ki koysanız da en az sizin inancınız kadar saçma olacaktır.İnsan bişeyin kendiliğinden olduğuna inanır mı yaaa.Buna inananın ya aklı yok ya da aklından bi zoru var...

exclusive
17-02-2006, 16:59
Believer anlaşılmayacak bişey yok. Muhammedin kitabı zaten sağdan soldan araklamalar ve kendi uydurduğu şeylerden ibaret.

Kuranda, güya allahın, sanki bir askerlik anısını anlatıyormuş edasıyla anlattığı musanın hikayeleri vs. tevrat ve incilden araklama.

"Haydi kızlar savaşa" tadındaki ayetleri ise yandaşı olan garipleri galeyana getirmek için kendi uydurmuş...

ensareo
18-02-2006, 00:08
atiestlerin dikkat etmedikleri birşey var..Peygamber efendimiz'in(s.av) bu kitapları okuduğunu söyleyeemzsiniz herhalde..çünkü başka bir dil..atfedilen şeyleri yapabilmesi için yunanca,ibranice,zerdüşçe :=)) bilmesi gerekiyor.. muharref Tevrat ve İncilde,peygamberleri öyle bir seviyeye indirmişlerdir ki,buraya yazmaya değmez..şimdi tutupta tevrattan-incilden alınma diyenler sadece her zaman olduğu gibi hezeyanlarından başka birşeyi ifade etmiyorlar..ayrıca hadiseler aynı değildir...olayın doğrusu Kur'an'da açıklandığı gibidir...bilmiyorsunuz madem önce okuyupta gelin hezeyanperestler..madem atacaksınız tutarlı atın..önceden yazdıklarınızı iddialarınızı unutmayın..yoksa ayrı ayrı atınca böyle garabet bir durum vaziyetlerini alıyorsunuz...

Unbeliever
18-02-2006, 09:08
ensareo'ya kesinlikle katılıyorum. Cem arkadaşımızın dediği eğer doğruysa (%1 lik oran-ki bu oranı nasıl hesaplamışlar?O zamanlar böyle istatistik yapan bir kurum varmış heralde arap yarımadasında) Hz.Muhammed nasıl oluyorda bu oran içinde kendini geliştirip, (kaldı ki ilk vahiy "OKU" ) okuma yazma bilmeden, diğer dillerde yazılan eserlerden alıntı yapabiliyor? Haa derseniz ki o dönemde doğru dürüst okuma yazma bilen yoktu, o zaman Hz.Muhammed bu bilgileri nereden ve kimden aldı?Bu kadar cahil bir toplumun %1 lik kısmından mı aldı? Vay be nelere kaadirmiş bu %1 lik kısım. Baksanıza 1400 senelik geçerliliği olan bir kitabın yazılmasında önemli bir rol oynamışlar. Veya Hz.Muhammed ne kadar süper bir zekaya sahipmişki yememiş içmemiş kendini bu hikayeleri araştırmaya ve insanları 1400 sene sürecek bir hegomanya altına almaya çalışmış.Niye?Amacı neymiş?50 tane karısı olsun, dev gibi serveti olsun diye mi?Sanki bunları yapmasaydı son nefesini verene kadar bu dediklerime sahip olamayacakmıydı? Elbetteki olurdu.Peh!! güldürmeyin beni arkadaşlar yaa.

Sevgili Cem ve ex,

ensareo'nun da dediği gibi sallayacaksanız tutarlı sallayın. Haa bir de şu olay var; Hz.Muhammed döneminde sanki yaşamışsınız gibi, şu şöyle yaptı bu böyle dedi, böyle olduğu için islamiyetten ayrıldı falan gibi laflarınızı gerçekten anlayamıyorum.Nerden uyduruyorsunuz bunları?Elle tutulur ispatınız var mı?Veya bu ispatların (eğer varsa) gerçeklik payı nedir?

exclusive
18-02-2006, 12:41
Sevgili Cem ve ex,
ensareo'nun da dediği gibi sallayacaksanız tutarlı sallayın. ..
.Nerden uyduruyorsunuz bunları?
muhammed kureyşin en zenginlerinden bir kadınla (hatice) evlenecek, onun kervanlarını idare ettirecek, onun adına ticaretle uğraşacak ve bütün bunları okuma-yazma öğrenmeden, zerre kadar eğitim görmeden yapacak... Bu iddia hem akla uygun değil hemde kaynaklara...

Muhammedin çoğunluğu yabancı kökenli olan pek çok hocası olmuştur. Örneğin Selman çok bilgili bir köle iken muhammede öğrettikleri sayesinde hem özgür olmuş hemde çok yüksek mertebelere ulaşmıştır. Tabi bu sus payına rağmen kaçıp gerçekleri ilan eden ve yakalanınca canından olan bir hocası da vardır. Düşünün ki bir insan kendisini sık sık ziyaret eden muhammede canı pahasına iftira atacak ve "benden öğrendiklerini aynen vahiy diye kurana yazdırıyor" diyecek (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l Menakıb/25,c.4,s.181-182;Tecrid, hadis no:1477) Neccar oğullarından bu kişi yakalanıp öldürülmüştür. Ayrıca bu kişi muhammedin hocaları arasında gerçekleri itiraf eden tek kişi de değildir. Ebu Serh Oğlu Sa'd Oğlu Abdullah da gerçekleri itiraf etmiş ve kendi öğrettiği şeylerin vahiy diye yutturulmaya çalışıldığını söylemiştir...

Taberi, Fahruddin Razi, Buhari, Müslim, Ebu'-l-Feyz Muhammed, Suyuti, İbn-i ishak gibi kaynaklara göre
muhammed
musevilik, hristiyanlık, sabilik gibi konularda
Yaiş, Addas, Yessar, Cebr, Bel'am, İranlı Selman, Ashab-ı Kiramdan Malik oğlu Enes'in bildirdiği bir adam-ki Neccaroğullarındandır(daha sonra yakalanıp öldürülen adam), Müseylime, Yemame rahmanı ve Nadr
tarafından eğitilmiştir.

İbn-i Abbas'tan dinleyelim:''Peygamber Mekke'de köle olan birine öğretimde bulunuyordu. Yabancıydı (Yunanlı olduğu söylenir). Adı da Bel'am'dı. Peygamberin yanına girişinde ve çıkışında putataparlar Muhammede herşeyi öğreten Belamdır diye konuştular. Belam için söylenen Yaiş içinde deniyordu.'' Yaiş Muhammede öğretmenlik yapıyor''. Cebr içinde Muhammede öğretmenlik yaptığı söyleniyor'' (Taberi, Camiu'l-Beyan, 14/119)

Muhammed'in arkadaşlarından Enes (Malik Oğlu): "Bir adam vardı. Neccaroğullarından..Hristiyan'dı, Müslüman olmuştu. Bakara ve Ali İmran surelerini okumuştu. Peygambere de vahiy yazıyordu. Sonra, yeniden Hristiyan oldu ve kaçıp Hristiyanlara katıldı. 'Ben ne öğretip kendisi için yazdımsa, Muhammed yalnızca onu bilir, başka bir şey bilmez,' demeye başladı." (Bkz.Buhari, e's-Sahih, Kitabu'l Menakıb/25,c.4,s.181-182;Tecrid, hadis no:1477) Tabi bu kişi yakalanınca öldürülmüş hatta gömüldüğü yerden gizlice çıkarılarak "toprak bu yalancıyı kabul etmedi" denmiştir. böylece cesedi açıkta bırakılmıştır.

Bu adamın söylediğini söylemiş, yani "ben ne diyorsam, ne yazıyorsam o vahiy oluyor.." demiş, muhammed'in "Tanrı'dan falan vahiy almadığını" söyleyerek, Islam'ı bırakmış birisi daha vardı: Ebu Serh Oğlu Sa'd Oğlu Abdullah. Ama , onun başına yukarıdaki olay gelmedi nedense..Muhammed tarafından idamına karar verilmişti. Ne var ki, Halife Osman'ın süt kardeşiydi. Ve Osman'ın araya girmesiyle, bağışlandı. Sonra, Mısır Valisi bile oldu. (Ölm.656-657. Bkz. Islam Ansiklopedisi.)

Bir başka ilginç olan da, Mekke'lilerin, Muhammed'e söyledikleri şu sözler: "Bize ulaşan bilgiye göre, sana öğreten (Tanrı değil), Yemame'deki şu adamdır. Rahman (Museylime) denen adam. Tanrı'ya ant içerek söyleriz ki, biz Rahman'a inanmayız." (Bkz. Ibn Ishak, Siyer, tahkik ve ta'lik: Muhammed Hamidullah, Arapça, Konya, 1981, s.180, fıkra: 254)

Ayrıca Arapça" diye nitelenen Kur'an'da; Yunanca, Süryanca, Ibranca, Koptça.. gibi dillerden birçok sözcük bulunduğunu, müslüman incelemeciler bile örnekleriyle yazıyor. (Bkz. Suyuti, el Itkan Fi Ulumi'l-Kur'an, Arapça, Mısır, 1978, 1/178-185) Bu durum muhammedin yabancı hocaları olduğunun ve bu hocalardan öğrendikleriyle kuranı yazdığının apaçık delilidir.


Tabi bu iddiaları güya allah, ayet göndererek yalanlamış ve sık sık yaptığı gibi yemin ederek şöyle demiştir:

Nahl 16/103. " And olsun ki: "Ona elbette bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancidir, Kuran ise fasih Arabcadir. "

Bu ayete ilişkin yorumlar şöyledir:

Ubeydullah bin Müslüm anlatıyor: "Mekke'de çok bilgili iki Hristiyan köle vardı. Bunlar aslen Iraklı idiler. Adları Yesar ile Hayr idi. Bunların birçok kitapları vardı. Fırsat buldukça bu kitapları okurlardı. Muhammed de çoğu kez onlara uğrar, kendilerini dinlerdi. Günün birinde, peygamberlik iddiası ile ortaya çıkınca, muhalif olanlar, "Hayır, Muhammed bu bilgileri Allah'tan değil de adı geçen kölelerden almıştır. Allah'ı ise işini sağlama almak için kullanıyor" demeye başladılar. Bu yüzden, nahl Suresi'nin 103.ayeti cevap olarak indi."

"Mekke'de Tevrat ve İncil'i çok iyi bilen Cebr-i Rumi veya Aiş ya da Yaiş adında bir demirci vardı. Kimileri de adı Yesar-i Rumi idi diyorlar. Ayrıca onun yanında bir kardeşi de vardı, Muhammed sık sık bunlara gidip kendilerinden bilgi alırdı. Muhammed, peygamberlikle görevlendirilince, ona muhaklif olanlar, "Muhammed bu bilgileri Allah'tan değil de, adı geçen demirci köleden almış" demeye başladılar. Bunun üzerine Nahl Suresi'nin 103.ayeti indi. (Carullah Zamahşeri "el-Keşşaf...." ve Muhammed bin Cerir Taberi "Camiu'l Beyan")

"Mekke'de Bel'am adında birisi vardı. Muhammed, sık sık ona gider, kendisinden bilgi alırdı. Kimileri de, o dönemde Mekke'de Yesar ve Cebr adlarında iki yabancının bulunduğunu, bunların çok kitapları olduğunu ve Muhammed'in genellikle onlara uğrayıp kendilerinden yararlandığını kaydediyorlar. Daha sonra, Muhammed peygamberlikle görevlendirilince, muhalifler, "Hayır, yalan konuşuyor. Bu bilgileri Allah'tan değil; adı geçen kişi veya kişilerden alıyor" demeye başladılar. Bu ağır itham üzerine Nahl Suresi 103.ayeti indi." (İmam Suyuti, "Lübabü'n-Nükul")

"Mekke'de Amr bin Hadremi'nin bir kölesi vardı. Adı Cebr-i Rumi idi. Kimileri, bununla birlikte Yaser adında bir kölenin daha olduğunu söylüyorlar. Kimileri de bu şahsın, Huveytıb'ın kölesi Aiş olduğunu belirtiyorlar. Muhammed, peygamberlik iddiasında bulununca, muhalif gruplar, "Muhammed, Kuran bilgilerini bu kölelerden alıyor, Allah'ı ise toplumu etkilemek için kullanıyor" şeklinde eleştiriler yöneltmeye başladılar. Bunun üzerine, Nahl Sures'nin 103.ayeti indi." (Kadı Beydavi, "Envarü't Tenzil")

Huveytıb'ın Aiş ya da Yaiş adında bir kölesi vardı. Bazıları da bunun isminin Cebr-i Rum-i olup Amr bin Hademi'nin kölesi olduğunu ileri sürmüşler. Bu köleler, Tevrat ve İncil'i çok iyi bilirlerdi. Muhammed, daima onlara uğrar ve kendilerinden bilgi edinirdi. Peygamberlik davası ortaya çıkınca, inanmayanlar dedikodu yapmaya başladılar ve Kuran'ın dayanağının Allah değil de bu şahıslar olduğunu, Muhammed'in aktardıklarının ise, sadece adı geçen kişilerden öğrendiği bilgiler olduğunu söylemeye başladılar. Bu yüzden ilgili ayet indi (Nesefi, "Medark ..." adlı tefsir)

Mekke'de Tevrat ve İncil'i çok iyi bilen ve bolca da kitapları olan bir köle vardı. Onun adı çok ihtilaflıdır. Kimisi Yeiş, kimisi Addas, kimisi Cebr, kimisi Cebra, kimisi Bel'am diyor. Muhammed, sık sık uğrar, ondan bilgi alırdı. Kuran olayı ortaya çıkınca, inanmayanlar zaman içinde 'Bu işin arka planında Allah değil de, adı geçen kişiler vardır' demeye başladılar. Kimileri de, 'Aslında Kuran'ı, çok açıkgöz olan Hatice Muhammed'e öğretiyor; fakat kendisi kadın olduğu için öne çıkamıyor, bu nedenle Muhammed'i öne çıkarıyor, yani Kuran'ın baş aktörü Hatice'dir' diyorlardı. İşte, bütün bu itirazlara cevap mahiyetinde adı geçen ayet inmiştir (Fahrettin-i er-Razi, "Tefsiri Kebir")

Daha detaylı bilgi için bkz.
http://www.islamiyetgercekleri.org/muhammedkuran.html
http://www.islamiyetgercekleri.org/ariftekin.html
Ayrıca Mutezile'nin FAHR-İ KAİNAT (S.A.V) 40 YAŞINA KADAR NEDEN BEKLEDİ? (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=1743&start=0&postdays=0&postorder=asc&highlight=okuma) yazısına da bakmanızı öneririm...

NOT: Bu yazılanlar için yine "bunlar iftira, yalan söylüyorsun, çamur atıyorsun" gibi bir inkar yapacaksanız lütfen hangilerinin iftira olduğunu kaynağıyla birlikte izah edin ki bizde öğrenmiş olalım.

aspartam
18-02-2006, 13:33
Bunların hepsi iftira.Kaynak Kur'an ı Kerim.
Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size öğretilmiştir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar! (6/91)

Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım. (10/15)

Bu Kur'an Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş bir şey değildir. Ancak kendinden öncekini doğrulayan ve o Kitab'ı açıklayandır. Onda şüphe yoktur, o âlemlerin Rabbindendir. (10/37)

Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini sana anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) elbette bilmeyenlerden idin. (12/3)

Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kitab'ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar. (13/1)

Bilakis biz nice nesiller var ettik de, onların üzerinden uzun zamanlar geçti. Sen, âyetlerimizi kendilerinden okuyarak öğrenmek üzere Medyen halkı arasında oturmuş da değilsin; aksine (onları sana) gönderen biziz. (28/45)

Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş) tir. O halde sakın kafirlere arka çıkma! (28/86)

Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı. (29/48)

İşte böylece sana da emrimizle Kur'an'ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin. (42/52)

Şüphesiz biz onların: "Kur'an'ı ona ancak bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet ettikleri şahsın dili yabancıdır. Halbuki bu (Kur'an) apaçık bir Arapçadır. (16/103)

Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Âyetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? Arab'a yabancı dilden (kitap) olur mu? De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve Kur'an onlara kapalıdır. (Sanki) onlara uzak bir yerden bağırılıyor (da Kur'an'da ne söylendiğini anlamıyorlar.) 41/44)

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir. (40/56)

Ayrıca hadis kitaplarında,vahyin nüzulünü şüpheli gösteren sözlerin olması,müslümanların hadis kitaplarına itibar etmemesini gerektiren sebeplerden birisi olarak önümüzde durmaktadır.Yani hadis kitaplarına, İslam ve Peygamber düşmanları binlerce İslam'a aykırı sözleri soktuklarından (tabi bunları müslüman maskesi altında yaptıklarından cuhela bedevilerde onlara kolayca kanıyor), bütün hadis kitapları derhal yakılarak imha edilmeli ve yalnızca Vahyin gerçekliğine sımsıkı sarılmalıdır.Böyle bir davranış hem sahih dinin anlaşılmasına hem de parçalanmış olan (mezheplere,tarikatler,fırkalara ayrılmış olan) sözde ümmetin biraraya gelip yeryüzünün mirasçıları olan gerçek bir İslam ümmeti haline gelmesine yolaçacaktır.

exclusive
18-02-2006, 14:05
Bunların hepsi iftira.Kaynak Kur'an ı Kerim..
Ne güzel bir mantık...

"kuranda yazanlar insanların sözleri değil allahın sözüdür, nerden mi biliyoruz?.. kuranda yazıyor"

şaka gibi...

exclusive
18-02-2006, 14:33
hadis kitaplarına, İslam ve Peygamber düşmanları binlerce İslam'a aykırı sözleri soktuklarından (tabi bunları müslüman maskesi altında yaptıklarından cuhela bedevilerde onlara kolayca kanıyor), bütün hadis kitapları derhal yakılarak imha edilmeli ve yalnızca Vahyin gerçekliğine sımsıkı sarılmalıdır..
Müslüman kılığına girip, hadis kitaplarını değiştiren bu islam ve peygamber düşmanı deyyuslar, madem ki böyle bir işi, böylesi bir muvaffakiyetle gerçekleştirebilecek imkana sahipler, o halde ayetlere niye dokunmamış olsunlar ki?

Sen islama ve peygambere düşman olsan ve elinde islamın yazılı kaynaklarını değiştirebilecek güç olsa, işe islamın en temel kaynağı olan ayetlerden mi başlarsın? yoksa onun yerine ikinci temel kaynak olan hadisleri mi tercih edersin?

Sadece birazcık düşün... Adamlar hadisleri öyle güzel değiştirmişler ki yalan bir hadisi aynen onaylayan başka yalan hadisler koymuşlar. Neredeyse hiç açık vermeden itinayla değiştirmişler bu hadis kitaplarını... Gel gör ki bu akılsız adamlar ayetleri değiştirmeyi düşünememişler... Ne büyük salaklık değil mi...

aspartam
18-02-2006, 14:33
İnanmanı beklemiyorum.Zaten ilk inanmayan da sen değilsin.Ta vahiy indirilirken,inanmayan,dalga geçen,düşmanlık eden çok insan çıkmış.

DreiMalAli
18-02-2006, 15:55
adn.

Resimlerde bir gariplik yok.
Birinci resim nasıl bir düşünceyi anlatmak için çizilmiş şematik bir resim ise ikinci resimde yine bir düşünceyi anlatmak için çizilmiş şematik bir resimdir. Ve ikinci resim gerçeğe daha uygundur. Pixel bozuklukları dediğin şey ise görüntü dosyalarıyla uğraşırken oluşan değişimlerdir. Bunlar software-filitreleri ile ilgilidir. Elinde profesyonel bir program yoksa ve filitreler konusunda yeteri kadar bilgin yoksa bu pixel değişikliklerinden kurtulamazsın. Mesela bir "bmp" resmini al ve bilgisayarındaki paint programı ile o resmi "jpg" resmi olarak kaydet ve iki resmi birbirleri ile karşılaştır. Aynı duruma düşeceksindir.

Dikkatini çekmeyen, ama daha önemli olan, bir hatayı da istersen ben vereyim. Orada verilen tuzluluk oranları: yüzde 36 ve yüzde 36,5 değil binde 36 ve binde 36,5 olmalıydı.

İki denizin suyu karışmaz diye bir şey yok ve olamaz. Bunu orada deniz3 de gayet güzel ifade ediyor:
Tatlı suyla tuzlu su yada az tuzlu suyla çok tuzlu su karışmaz diye bir şey yok.Sadece karışmaları uzun sürer.Nehirlerden akıp denizlere dökülen sular,denize yağan yağmur suyu denizle yani tuzlu suyla karışır sonunda.Ayrıca suların birbirine zor karışmasının sebebi yanlızca tuzluluk oranları da değildir.Sıcak ve soğuk oluşları da önemlidir.
İstersen her iki denizden bir numune al ve bir kapakla birbirinden ayrılmış iki hücreli bir deney kabına koy. Kapağı açtıktan sonra bu sular birbirine KARIŞACAKTIR. Bir süre sonra hangi suyun hangi denizden geldiğini hiç bir zaman ayırt edemiyeceksindir.

Her iki resimde de ima edilen ama yanlış olan bir kaç olgu var:

Atlas okyanusunun suyunun Akdenize akmasının asıl nedeni Akdenizin su seviyesinin Atlas Okyanusunun su seviyesinden daha düşük olması (1-2 metre gibi).
Atlas Okyanusunun suyunun yüzeyde kalmasının nedeni ise tuzluluk oranının daha az olmasından dolayı yoğunuluğunun Akdenizin suyundan daha az olması (daha hafif).
Her iki olgunun nedeni ise Akdenize akan ırmak sularının, yağmurun vs. buharlaşma ile kaybolan su miktarını karşılamaması.
Akdenizin suyunun Atlas Okyanusuna akmasının nedeni ise, yoğunluğundan dolayı allta kalan Akdeniz suyunun, orada var olan yaklaşık 1000 metrelik eğik bir "uçurumdan" aşağı doğru "düşmesi".
Bu Akdeniz suyu o resimlerde ima edildiği gibi 1000 metrelik bir derinlikte diğerine karışmadan olduğu yerde durmuyor. Ama önce kuzey batıya doğru daha sonra batıya doğru hareket ederek Atlas Okyanusunun ortalarına doğru gidiyor. Tabi bu süre içinde Atlas Okyanusunun suyu ile karışarak Atlas Okyanusunun ortalarında tuzluluk oranını artırıyor. Artık ona Akdezin suyu deme imkanı yoktur.
Diğer taraftan Akdenize akan Atlas Okyanusunun suyunun tuzluluk oranı mesela 1000 km ilerde artık iyice artmıştır ve ona Atlas Okyanusun suyudur diyemeyiz.
Her iki su arasında, onları birbirinden ayıran, ne zar vardır ne de başka bir şey (oradaki katılımcılardan birisi yüzey gerilimini öne sürmeye kalkmış. Ama doğru değil).
İki suyun ilk karşılaştığı anda, belki 50-100 cm-lik bir uzaklıkta her iki sudan alacağımız numunelerin tuzluluk oranlarına bakarak, birbirinden ayırt edebiliriz. Ama daha düşük uzaklıklarda tuzluluk oranlarına bakarak bu iki suyu birbirinden ayırt etmemiz imkansızdır.

İki suyun ilk karşılaşmalarından daha sonra onları birbirinden ayırt etmemiz için birbirinden yüzlerce metre uzaklıklarda numune almamız gerekecek. Daha sonraları ise numune uzaklıklarını kilometrelere çıkarmamız gerekecek.

Kısacası, doğa kutsal kitap falan takmıyor.
Rahman 19u dinlemediği gibi Rahman 20yle de alay ediyor.

Doğa keyfine göre hareket etmiyor ama
kendi kurallarını uyguluyor.

Sevgiler

ziggurat
22-03-2007, 01:57
1980 yillarda okumaya merakligi oldugum zamanlarimdi. Fethullahcilarin Zafer dergisine bagimli hale gelmistim.Her yeni sayisinda bir bomba patlatiyordu.Simdi ki televizyonlarin flas flas flas diye haber verdikleri gibi insanlarin kafasini karistiran ama zihinleri sakatlayan yayinlar yapiliyordu.
* Bir hafta bakiyorduk ki Kaptan Custo Müslüman olmus.Bir gün Kizildeniz de arastirma yaparkan tatli su ile tuzlu suyun birbirine karismadigini görmüs.Arastirmis arastirmis hicbir yerde soruna care bulamamis,sonunda Kuranda bir ayette biz tatli su ile tuzlu suyu birbirine karistirmazik diye bir ayet görmüs.Hemen müslüman olmus.
* Neil Armstrong da Ay a gittiginde bir ezan sesi duymus(Allahin isi havasiz ortamda da ezan sesi oluyor iste) ne oldugunu anlamamis.Daha sonra Misir da bir konferans sirasinda ezani duyunca bu ses ne diye sormus.Ordakilerde namaza cagri deyince tabi Astronot sok olmus ve ondan sonra o da Müslüman olmus.
* Bir baska olayda,arilarin kovan üzerine cok düzgün bir bicimde Allah yazdigini bunun bir mucize oldugunu yazdilar.Onu poster yapip okuyucularina bedava dagittilar.Cogu kisi o resmi cerceve yaptirip evinin duvarlarina asti.
* Turan Dursun sitesinde ilk iki olayla ilgili belgeli yaziyi site sakinleri bulabilirler.3. olayla ilgili ise yine 1980 yillarda bir gazetede okumustum,Kayserili bir vaiz kovanin üzerine önce cok güzel bir bicimde Arapca Allah yaziyor,sonra o bölgeyi oyup icine seker koyuyor,arilarda o sekerin oldugu bölgeye bal yapinca güzel bir Allah yazisi cikiyor ortaya.
*Adamlar böyle yalanla dolanla hem örgütlendiler hem de milyar dolarlari götürdüler.Simdi de ülkeyi yönetiyorlar.

AYATA
22-03-2007, 09:28
Osman Bölükbaşı' eski milletvekili çok güzel bir sözü var. " dünyada tüm ticari oluşumları inceledim , bunların en karlısı din, dini kullanmak."

mitch
23-03-2007, 14:07
dostum anlatım güzelde keşke armsstrong un ve custonun olayınıda kayserili vaizin hikayesi gibi bitirseydinde bende bu yazıyı alıp sinir olduğum birkaç kişiye okuyup gerçeği gösterebilseydim yazıyı ben genede aldım bu şekliylede göstericem saol.

AYATA
23-03-2007, 16:41
bunu demesi için kusto'ya araştırmaları için suudi fonu acaba ne kadar para vermiştir... yada yıllar evvel aya çıkmanın karşılığında dünyalığını değrultmaya çalışan astronota... bilmiyoruzki

ozgur_beyin
23-03-2007, 18:12
sevgili sirius, senin söylediğin anlamda Suud'iler kimseye para falan vermemiştir.
*çünkü CUSTO'yla , Armstrong'la ilgili haberler,tamamen *sansasyonel, uydurma(asparagas) haberlerdir.
*bu tip haberler çoğunlukla F.G. cemaatının eseridir!

AYATA
23-03-2007, 18:39
doğru arap tacirin cebinde akrep vardır.. :)

pante
23-03-2007, 19:39
"doğru *arap *tacirin *cebinde *akrep *vardır.. "

Neil Amstrong ve Kaptan Custo ile igili haberler yalan olduğu kanıtlanmıştır da
bunun cepte akreple ilgisi yoktur. Başta Maurice Bucaille ve Roger Garady olmak
üzere birçok ünlü ismin Faysal tarafından desteklendiği iddia edilmiştir.

K.C.
14-08-2007, 11:09
19. Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar; * * *

20. aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar; * * *

21. şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz? *


Üzerinde çok konuşulan, tartışılan, mücizevi ayetler. Kaptan Custo'yu bile müslüman eden (yalanlanmış olsa da müslümanlarca doğruluğuna halen inanılan) ayetler.

Gerçekten iki deniz karışmaz mı?
Bu ayetlerin 1400 yıl önce söylenmiş olması gerçekten mucize midir?

dilaver
14-08-2007, 14:31
mucize oldugunu iddia eden arkadaşların öncelikle bu ayetlerle ilgili Elmalılı tefsirini gözden geçirmelerini tavsiye ederim.20 yy da yapılmış.


* *saygılarımla

ozgur_beyin
14-08-2007, 15:19
Sevgili *K. C. , seninde bildiğin gibi, bu gün orta doğu mahrecli ''kutsal'' kitaplarda '' bilimsellik'' derdi yoktur.
Bu tip uydurmalar, iyi bir falcılık örneğidir.Bilimsellik ''isnad''edilen ayetler, yeryüzünde arabın gördüğü
''kainattan'' örnekler vererek, tanrı ,'' ben varım''ı *ispatlamak, istemektedir. Dikkat edersek, arabın(o zamanlar)
bilmediği hiç bir şey yoktur ,kuranda.
Surede nakarat gibi tekrarlanan, ''febi eyyi alai rabbikuma tu kezziban?'' ki tercümelerde'' öyleyse rabbinizin
niğmetlerinden hangisini yalanlarsınız'' diye söylenir. Bu ayette ''niğmet'' yoktur. Doğru tercüme ''rabinizden size
ulaşanları niye yalanlarsınız.'' olmalıdır.
22.de BU BİRBİRİNRE KARIŞMAYAN! İKİ DENİZDE *inci mercan çıkarıldığını söylüyor. Cebeli Tarıkt'a siz, inci mercan çıkarıldığını duydunuzmu.? Bu iki deniz! ,olsa olsa , lut gölüyle kızıl deniz olmalıdır.
33.tede cinlerden bahsediyor. Eğer cinler varsa! biri, birine karışmayan! iki denizde vardır.
Bir tarafta cin, bir taraftada ilmi gerçekler! ne kadar yakışmışlar,birbirlerine.

el-alem
15-08-2007, 00:21
evet yag ve suyun birbirine karışmadıgı gibi iki tuzlu su da birbirine karışmazlar..

bu iki tuzlu suyun tuzluluk oranları birbirinden farklı oldugu için yogunluk farkı oluşur ve birbirine karışmaz.

yani bunu söylemek için tanrı olmak gerekmez. sadece basit bir olaydır.

__KokTengri__
15-08-2007, 00:31
evet yag ve suyun birbirine karışmadıgı gibi iki tuzlu su da birbirine karışmazlar..

bu iki tuzlu suyun tuzluluk oranları birbirinden farklı oldugu için yogunluk farkı oluşur ve birbirine karışmaz.

yani bunu söylemek için tanrı olmak gerekmez. sadece basit bir olaydır.


yanılmıyorsam burada K.C. deneyden değil bunun nasıl 1400 yıl önce söylendiğini söylüyor. 1400 yıl önce insanların senin gibi düşündüğünü düşündüklerini sanmıyorum.YAni bu deneyi yapmak ve gözlemlemek. Ayrıca suyun birbirine karışmadığını görmek için bir alet olduğunu sanmıyorum o zmanda

15-08-2007, 01:35
oops yanlis yere asmisim yaziyi.

nereli
11-09-2007, 15:43
Kuranı defalarca okumama rağmen bana hiç bir zaman mucize vs.tarzından gözükmedi,niye inançsızlar yanlış yorumluyormış onu anlamadım,felsefe,matematik,mantık okuyup nasıl doğru yorumluyoruz da bu kitabı mı yorumlayamayacağız kardeşim.Zaten söylediğiniz gibi yazılanların çoğu o devirde bilinen şeylerdi.Zahmet edip biraz okunup araştırılırsa anlaşılacaktır.

vartor
11-09-2007, 16:41
Yogunluklari farkli iki suyun birbirine karismadigini soylemekte ne mucize olabilir anlayamadim. Hele ki muhammed'den 500 sene onceden bilinen, gozlemlenen bir fiziksel ozellik ise..... Burada mucize aramak, caresizligin, iman gucunun en basit orneklerinden biri. Mucize, iki suyu karistirip sonradan ayirabilmesi olurdu ki bunu basarabilene gunumuzde bile mucizevi diyebilelim.

dal
11-09-2007, 18:24
19-) Salmıştır (biri tuzlu, biri tatlı) iki denizi (Sema ve Arz denizleri, yani Ruh ve beden denizleri);kavuşup kucaklaşıyorlar (insanda).

20-)Aralarında bir berzah var, birbirinin sınırını aşamıyorlar (böylece kendi orijinalliklerini ve iki deniz halini muhafaza ediyorlar).

ahmed hulisi (hasan güler meali)

frodo
11-09-2007, 18:35
Sayın dal yaklaşık 1 yıldır üyemizsiniz. Bu ilk mesajınız nedeniyle hoş geldiniz diyelim.
Rahman suresinin bu tür mealini ilk kez duyuyorum. Aynı surenin 22.ayetinin mealini de
yazabilir misiniz ?

thunderpoint
11-09-2007, 18:49
Sevgili dal,

Hangi gezegenden yolculuk; iyi saatte olsunlar!

thunderpoint
11-09-2007, 18:58
İşte yukarıda sözü geçen beyefendinin Fatiha 5 ve 6 tercemesi:

5-) “İyyaKE na’budu VE iyyaKE nesta’iyn”;
Yalnız sana kulluk ederiz VE yalnız senden yardım dileriz... Yani: Ancak dilediğin (izhar ettiğin) kulluk halin olarak varız ve bunun devamı gene Sana, Senin Hamd işlevine bağlıdır; Müstean Baki Sensin!.

6-) “İhdinasSıratal’müstekıym”;
Hidâyet et bizi o Sırat-ı Müstakım’e;

Bakıp da yanılmayın sakın ha; bunları Allah söylüyor! Hayırlı işler...

3.yol
11-09-2007, 19:43
Aristo 1000 yil once yazmis oldugu meteroloji kitabinda anlatiyor tatli suyla tuzlu suyun yogunluk farkindan dolayi bir birine karismadigini.
http://classics.mit.edu/Aristotle/meteorology.2.ii.html

Yuk gemilerinin denizlerde kolayca yuzup yol alirken nehirlere geldiginde batma tehlikesi gecirdigi ornegini vermis Aristo.
Demekki o zamanlarda dahi gemiciler nehirlerin denizle birlestigi yerlere geldiklerinde gozlemlemisler durumu . Yani Muhammed'in kitap falan okumasina da gerek yok. Okuma yazma bilmeyen bir gemiciden bile ogrenebilirdi bu gercegi.

EZ_TuDu
11-09-2007, 20:06
evet yag ve suyun birbirine karışmadıgı gibi iki tuzlu su da birbirine karışmazlar..

bu iki tuzlu suyun tuzluluk oranları birbirinden farklı oldugu için yogunluk farkı oluşur ve birbirine karışmaz.

yani bunu söylemek için tanrı olmak gerekmez. sadece basit bir olaydır.


yanılmıyorsam burada K.C. deneyden değil bunun nasıl 1400 yıl önce söylendiğini söylüyor. 1400 yıl önce insanların senin gibi düşündüğünü düşündüklerini sanmıyorum.YAni bu deneyi yapmak ve gözlemlemek. Ayrıca suyun birbirine karışmadığını görmek için bir alet olduğunu sanmıyorum o zmanda

Bu kuranda mucize saçmalıkları hakikaten iyice can sıkmaya başladı. Şu mucizeleri şöyle bir delilleriyle açıklasalarda bizde öğrensek...

Ya arkadaşlar dünya yüzünde oluşan ve var olduğu bilinen, herkesin gözlemleyebildiği bir şeyi bir başkasının söylemesi nasıl mucize oluyor. Bu kadarmı insan aptal olabiliyor. Farzetki bunu muhammed değilde (zaten yıllar öncesinden başkaları söylemiş) bir başkası bu çağda söyleseydi. Bu mucizemi olurdu.

Bir sürü bilim adamları deneyler yapıyorlar, gelecekle ilgili tahminlerde bulunuyorlar. Dünyanın nereye gittiğini söylüyorlar. Zamanla söylediklerinin büyük kısmı gerçekleşiyor. Şimdi bu bilim adamları mucizeyimi gerçekleştirmiş oluyorlar. Buna inanmak salaklıktır ya.. Muhammedin okuma yazma bilmediğini söylemek kadar cahilce bir şey olamaz. Sen zengin bir kabilenin çocuğu olacaksın, ticaret yapacaksın, insanlarla iç içe olacaksın, şehir şehir dolaşacaksın vede okuma yazma bilmeyeceksin. *Buna inanmak için ancak kör olmak gerekir. M.Ö. den bahsetmiyoruz. Üstelik yaşı 40 olmuş bir insanın bu cehalet içinde böyle bir ermişlikle mükafatlandırılması mantıklımı. Yani dünyaya o kadar hizmet eden kültürlü insanlar dururken allah her ne hikmetse tutmuş okuma yazma bilmeyen 40 yaşında bir adamı insanlık için önder seçiyor. Bunu düşünmek bile başlı başına cehaletin daniskası.

İnancınız gözlerinizi kör etmiş. Çıkış bulamıyorsunuz. Bu sizi yiyip bitiriyor ama gerçekleri kabullenmek istemiyorsunuz.

Siz inananlara inanmayın diyemeyiz. Zaten buna hakkımızda yok. Ama şunu rica ediyoruz. Yahu birazcık olsun şu tarihe objektif bir gözle bakın.. İşte o zaman bizlerin bir şey söylemesine gerek kalmayacak.

Bazen çıldırtacak hale getiriyorsunuz insanı. Yok güneş, yok ay, yok şöyle olduğunu söylüyormuşta.. Bakın arkadaşlar güneşin etrafında gezegenlerin döndüğünü söylemek mucize değildir. Mucize nedir biliyormusunuz. Güneşin dünyaya olan uzaklığını yada ayın dünyaya olan uzaklığını, yada dünyanın çevresini, yada ayın yerçekim kuvvetinin dünyaya olan oranını söyleyebilselerdi bu bile bir mucize olmazdı. Çünkü bunlar doğa üstü olaylar değilki. Mucize dediğiniz şey sadece kelimeden ibarettir. Çünkü mucize olan imkansız bir şeydir. Ve bu güne kadarda yaşanmamıştır.

Yaşanmış bir mucize yoktur. Mucize adı altında sadece yalanlar vardır...

Saygılar...

godDAR
11-09-2007, 22:11
muhammed ortaçağda bilimsellik adına ne duyduysa kurana yazmış..güneşi dünya üzerinde bir yerden batırmış, dünya üzerinde bir yerden doğurmuş, sipermlerin testislerden değilde bel ile kaburga kemikleri arasından geldiğini söylemiş..

demişte demiş..yalan yanlış..ne biliyorsa işte..

bildiği şeylerden biride denizlerin karışmaması olayı..MÖ 500 yıllarından beri bilinen basit bir olayıda yazıvermiş..

neymiş efendim..denizler karışmıyormuş..bak allahın işine..

ayrıca keskin bir şekilde karışmama diye bir şey sözkonusu değil..zeytinyağıyla sudan bahsetmiyoruz dikkatinizi çekerim..biri tatlı su, diğeri tuzlu su..yoğunluk farkı çok çok az..

sular bal gibide karışıyor efendim keskin bir ayrım yok..merak eden gitsin cebelitarıka görsün..

saygılar..

pante
11-09-2007, 22:22
En büyük mucize evren ve yaşamdır.
Peygamber mucizeleri ise sadece rivayettir.
Kur'an'da bir mucize olmadığı ise çoğu İslam alimince dahi açıklanmıştır. Kur'an'ın kendisinin bir mucize olduğuna inanılır. İçeriği içinde mucize iddiasında bulunulmaz. Mucizeci İslam propagandacıları ise her ayeti çarpıtarak mucize kaşifliğine soyunur ve çarpıtılmış, tahrif edilmiş *ayet yorumlarını mucize olarak sunarlar. Bunun en bariz örneği 7 kat gök tabiriyle atmosferin 7 tabakasının anlatıldığı mucizesi iddiasıdır. Halbuki Kur'an, en yakın göğün yıldızlarla donatıldığını yazar. Bunu bile bile bu iddialarını sürdürürler.

Rahman suresi 19-22 ayetleri ile Furkan suresi 53. ayetinde geçen iki denizin birbirine salındığı-karıştırıldığı ama aralarında bir engel, bir sınır çizgisi olduğu ifadelerinde de kesinlikle mucize yoktur.
Bu ayetler tamamen mecazidir. Eğer bu ayetleri mecazi anlamıyla alınmayıp, okunulan anlamıyla alınması halinde mucize değil çelişki ortaya çıkar.
Çünkü ayetlerde biri tatlı, biri tuzlu olan iki derya ifadesiyle bir nehirle bir denizin birleşmesi kastedilmektedir. Örneğin Nil nehrinin Akdeniz'e dökülmesi gibi. Nil'de bir deniz gibidir.
Ayette tatlı suyu olan denizle hararetlerin giderildiği yazılıdır. Tuzlu suyu olan denizin ise acı olduğu. Ama her ikisinde de inci ve mercanların olduğu.
İnci ve mercanlar tuzlu su ürünleridir. Eğer ayetler bu anlamıyla alındığında tatlı suda da inci ve mercan olması bir çelişkidir.
Öte yandan ayetlerin 2-3 türde mecazi açıklamaları mevcuttur. Bunlar gök denizi ile arz denizi şeklindeki açıklamalar, maddi alemle ruhani alem, iman sahipleri ile iman etmeyenler şeklindeki açıklamalardır.
İmanlılar denizi ile imansızlar denizi birbirine salınmış ve karıştırılmıştır. İmanlılar denizi tatlıdır. O, yüreklerinize serinlik verir. İmansızlar denizi ise acıdır. Onda zulüm ve adaletsizlik vardır. Birbiri içinde yaşarlar ama aralarında görünmez bir sınır, bir engel vardır, onları birbirinden farklı kılan.
Her ikisi içinde de inci ve mercan vardır. Yani imansızlar içinde de, imanlılar içinde de çok büyük değerler, cevherler bulunur.

Ayetlerin Kaptan cousto ile, Cebelitarıkla, Akdeniz ve Atlas okyanusuyla kesinlikle ilgisi yoktur. Öyle olsa birisi çok tuzlu, diğeri daha az tuzlu iki deniz denilirdi. Halbuki birinin içilmesinden, harareti söndürmesinden bahsediliyor. Bu durumda iki deniz değil, bir nehir ile bir denizin birbirine karışması ele alınmalıdır. Bu yapıldığında ise inci ve mercan çelişki oluşturur.

ziggurat
11-09-2007, 22:42
Fussilet suresi 9-12.ayetlere bakinca Kuranin Muhammedin eseri oldugunu apacik bir bicimde anlarsiniz.Bu ayetlerde Kuranin Tanrisi önce Dünyayi yaratiyor,daha sonra gök yüzüne yöneliyor. diger yildizlari *ve gökcisimlerini yaratiyor.Oysa bilim bize Dünyanin ve Günesin siradan gök cisimleri oldugunu söylüyor.Büyük patlamadan en az 10-12 milyar yil sonra dünyamiz olusmustur.Carbon 14 yöntemiyle dünyamizin 4,5 milyar yil yasinda oldugu bilinmektedir.(Dünyayi 6-8 günde yarattik diyen Tanri,dünya olmadan gün kavramina nasil ulasmis onu anlamak da olasi degildir)Kuranda mucize vardir.Bu mucizeler sunlardir.
1.O kadar cok sayida bilim karsiti ayet olmasina ragmen,hala inanan sayisinin artmasindadir.
2.Okadar cok sayida siddet iceren ayet olmasina ragmen,<bir>anlayisi ile islamin baris dolu bir din olduguna inanilmasidir.
3.Bir cok ayette, ben Allahin elcisiyim diyen *Muhammedin, pot kirmasina ragmen hala Kuranin Allahin sözü olduguna inanilmasidir.
4.Bütün *buluslarin(icat) Budist,Yahudi ve Hiristiyanlar tarafindan yapilmasina ragmen hala bütün bilimlerin *sifresinin Kuranda olduguna inanilmasidir.
...
Mucizeler saymakla bitmez.En büyük mucizelerden biri de koyunlarin,kuzularin ve ineklerin üzerinde Allah yazmasi....................

EZ_TuDu
11-09-2007, 22:52
Fussilet suresi 9-12.ayetlere bakinca Kuranin Muhammedin eseri oldugunu apacik bir bicimde anlarsiniz.Bu ayetlerde Kuranin Tanrisi önce Dünyayi yaratiyor,daha sonra gök yüzüne yöneliyor. diger yildizlari *ve gökcisimlerini yaratiyor.Oysa bilim bize Dünyanin ve Günesin siradan gök cisimleri oldugunu söylüyor.Büyük patlamadan en az 10-12 milyar yil sonra dünyamiz olusmustur.Carbon 14 yöntemiyle dünyamizin 4,5 milyar yil yasinda oldugu bilinmektedir.(Dünyayi 6-8 günde yarattik diyen Tanri,dünya olmadan gün kavramina nasil ulasmis onu anlamak da olasi degildir)Kuranda mucize vardir.Bu mucizeler sunlardir.
1.O kadar cok sayida bilim karsiti ayet olmasina ragmen,hala inanan sayisinin artmasindadir.
2.Okadar cok sayida siddet iceren ayet olmasina ragmen,<bir>anlayisi ile islamin baris dolu bir din olduguna inanilmasidir.
3.Bir cok ayette, ben Allahin elcisiyim diyen *Muhammedin, pot kirmasina ragmen hala Kuranin Allahin sözü olduguna inanilmasidir.
4.Bütün *buluslarin(icat) Budist,Yahudi ve Hiristiyanlar tarafindan yapilmasina ragmen hala bütün bilimlerin *sifresinin Kuranda olduguna inanilmasidir.
...
Mucizeler saymakla bitmez.En büyük mucizelerden biri de koyunlarin,kuzularin ve ineklerin üzerinde Allah yazmasi....................

He he.... Hiç güleceğim yoktu... Gerçekten çok komiksin arkadaşım.. Yani sen şimdi kuranın allah tarafından gönderildiğinin ispatının kurandamı olduğunu söylüyorsun... hehe....hehe...

Sana kolay gelsin... hehe...

Julietta
13-09-2007, 02:04
550 yıl önce yaşamış adamdan bahsediosun biz de 1400 yıl önce söylenmiş bir gerçekten
Yani hadi bizim inancımız saçma sizinki daha beter:D

vartor
13-09-2007, 05:08
Okumadan salliyorsun. Muhammedden 550 sene once denilmis. Aristotle ise miladdan 350 sene once yani muhammedden 1000 sene once yazmis yogunluklari farkli sularin karismadigini. Kuran, muhammed ilk defa demis olsa bile, mucize neresinde bunun? Bir bardaga yogunluklari ayri iki su ornegi koysan ve kasikla karistirsan oyle bir karisir ki bir daha ayiramazsin. Mucize o karisan suyu ayirabilmekte, cunki hem fizik hem de kimya kanunlarina karsi bir olaya sahit olursun.

hiramusta
13-09-2007, 09:21
İki denizin birbiriyle karışmadığı ayetini okuyunca aklıma Büyükçekmece gölüyle,Marmara denizi geliyor.Birisinin suyu tatlı içilir,diğerinin suyu tuzlu içilmez ve aralarında da bu suların birbirine karışmasını önleyen bir engel (kara) var.

zelzeleci
13-09-2007, 13:41
Sevgili Hiramusta, musluktan akan su tatlıdır, Tuz Gölü ise tuzludur. Aralarında bir engel vardır. (Dağ, tepe, çayır, bayır...)

LaTeX
23-03-2008, 15:27
Usanmadan etmeden 4 sayfayı okudum.
Arkadaşlar mucize nedir diye sormaktan başka birşey geçmiyor aklımdan.
Mucize ! Tdkdan anlamını aldım.

1.Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık.
2.İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay.
3.İnsan aklının alamayacağı olay:
"Şırınga nasılsa umduğumdan çok daha iyi bir tesir yaptı ve zavallı Hacı Ömer, bunu benim bir mucizem gibi gördü."- R. N. Güntekin.
4.sıfat, mecaz *Olağanüstü, şaşırtıcı:
"Onların aşkı ve evlilikleri zaten bir mucize değil miydi?"- T. Buğra.

İnsaf biraz!
Siz muhammedden önce bilinen bir bilimsel gerçeği buraya mucize diye yazarsanız. Bu resmen insan aklına küfürdür.
Bu konunun açılması ve mucize olarak sayılması bile tamamen saçmalık ya neyse...

gozeneli
23-03-2008, 21:02
Nax söyleyecek bir şey bırakmamış.

Bir katkıda buluna bilirsem.Müslümanlar Kuranı mucize olarak gösterirler.

ehh mucizeleri buysa............

rebera_roni
28-03-2008, 12:16
nax gibi bende tam 4 sayfayı okudum. ve bu 4 sayfa boyunca inanan arkadaslar hala kitaplarından 550 yıl öncesinin olayına mucize diyorlar.anladımki sizler bilimin gercekliğine hiç bir zaman inanmayacaksınız.ve sizler mucizeler(!)inizle her zaman yaşayacaksınız. iki suyun arasına sınır koydunuz bari düşüncelerinizi sınırlandırmayın, aklınızı bir kitabın iki kapağı arasında sıkıştırmayın belki o zaman hersey çıkar ortaya sizin için
saygılar

antiateistee
09-05-2008, 11:00
Benim anlamadığım olay şu;

Diyorsunuz ki bu olay daha evvel bulunup ispatlanmış ve yayınlanmıştı. Peki Hz.Muhammed (SAV) koskoca arap yarımadasında sizin deyiminizle çöldeki muhammed bu eseri veya bilgiyi nerden bulupta yazacaktı?Haa diyelim ki duydu veya okudu, kendi yazmış olduğu kitaba (ki sizin iddianız) başkasından almış olduğu bilgiyi neden koysun?Sonuçta böbürleneceği bir şeyi bir başkası zaten keşfetmiş.Ya da ilerki zamanlarda insanlar " benim için "Bak ne kadarda bilgiliymiş" desinler" amacıyla yazmışsa bu kitabı, sonrasını hiç mi düşünememiş?İnsanlar demiyecekmiydi ki "Eee ne var bunda, bu zaten bulunmuştu". Yani Hz. Muhammed bunları göze alacaktı.Kısaca bir örnek verirsem, çok ünlü bir korku romanı yazarı, Stephen King in eserlerinden birindeki cinayet veya vahşet sahnesini kaynak göstermeden kendi kitabına kopyalıyor. Ama insanlar "Aaa biz bunu daha evvel S.King in kitabında okumuştuk" demeyecekler mi? Veya o çok ünlü yazar bu riski göze alabilecek kadar mı enayi?İnsanlar demeyecekler mi onun için "KOPYACI" diye.Ufacık bir paragraf için o zamana kadar yaptığı kariyerini yerle bir edecek kadar aptal mı?Değil tabii ki! Yapmayın allahaşkınıza yaa!! SON DERECE HAKLISIN KARDEŞİM TEBRİK EDİYORUM SENİ HEM O DÖNEMDE MADEM ARAPLAR ÇOK CAHİL NEDEN DENİZDEN BAHSETSİN KURAN(SİZE GÖRE MUHAMMED) ONLARI İNANDIRMAK İÇİN BU BİR İŞE YARAMAZ Kİ O İNSANLARIN Bİ DEFA DENİZDEN HABERİ YOK ARKADAŞLAR HAKİKAT ÖNÜMÜZDE GÜNEŞ GİBİ PARLIYOR DÜŞÜNSENİZE BİR İNSANIIN OLUŞUMUNDAN BAHSEDİLİR KURANDA KEMİKLERE ET GİYDİRİLMESİ MEVZUUNDAN BAHSEDİYORUM O ÇOK CAHİL İNSANLARA BUNLARDAN BAHSETMENİN HİKMETİ NEDİR SİZCE ARKADAŞLAR YAPMAYIN ETMEYİN KURAN APAAÇIK BİZE MESAJ VERİYOR ÇAĞLAR ÖNCESİNDEN....

aydoe
09-05-2008, 11:05
Sayın Antiateistee,
Forum kuralları gereği küçük harf kullanmalısınız,yoksa yazılarınız silinecektir.

frodo
09-05-2008, 11:33
Hala mucize peşinde koşmaktan bıkmadınız mı ?
SON DERECE HAKLISIN KARDEŞİM TEBRİK EDİYORUM SENİ HEM O DÖNEMDE MADEM ARAPLAR ÇOK CAHİL NEDEN DENİZDEN BAHSETSİN KURAN(SİZE GÖRE MUHAMMED) ONLARI İNANDIRMAK İÇİN BU BİR İŞE YARAMAZ Kİ O İNSANLARIN Bİ DEFA DENİZDEN HABERİ YOK ARKADAŞLAR

Neresinden tutsan elinde kalır bu savların. Demek Araplar denizi bilmiyorlarmış ? Hiç haritaya bakmaz mı bunu söyleyen arkadaşımız ? Bak aşağıda Muhammed'den çağlar önce (550 yıl kadar önce) apaçık nasıl mesajlar vermiş birisi( Yoksa bu adam da peygamber miymiş ?)


Naturalis historiae II, CVI 224: ( Gaius Plinius Secundus )
...Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan Tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer.
Plinius, 23 ve 79 yılları arasında yaşamış Romalı bir bilgindir.

antiateistee
09-05-2008, 12:38
Güzel kardeşim o dönemde arap insanı denizcilikle uğraşmıyordu uğraşsa bile bunu onlara söylemenin ne gibi bir mantığı olabilirdi ki cebelitarık neresi arap yarımadası neresi yani bunu söylemenin hiçbir faydası olmazdı o kimselerin hz. muhammede iman etmelerine. ayrıca hz. muhammed haşa ordan burdan aldığı bilgilerle mi herkes ona iman edecekti o dönemde bunların mucize olduğu bile bilinmiyordu Allah aşkına sorarım sizee tıptan anlamayan insanlara kemiklere et giydirmenin izah edilmesi ne kadar etkili olurdu ki biraz sağduyu sadece başka birşey demiyorum arkadaşlar lütfen.... saygılar

aparain
09-05-2008, 15:15
sevgili antiateistee;
Arapların denizi bilmemesi gibi bir husus söz konusu değil.Ayrıca muhammed senin sandığın gibi sadece çölde oturup kalkan bir insan değil elbette.Araplar, ticaret kervanlarıyla çeşitli yerlere giderek ticaret yapan bir milletti aynı zamanda ve dolayısıyla denizlerden de haberdarlardı.
Bunu onlara söylemenin ne gibi bir mantığı olurdu demişsin.Kutsal olarak atfedilen kitaplar içerisinde geçen ifadeler veya olaylar, -normal şartlar altında sıradan bir olay olarak görülürken- sırf bu kitabın mucizevi bir nitelik taşıması gerektiğine dair oluşan önyargılar nedeniyle insanlar tarafından mucize olarak kabullenilebilir.İşte bu tatlı-tuzlu su konusu da bundan ibarettir.BElirtilen yerin cebelitarık olduğunu da nereden çıkardın?Bu senin ön kabulün demek ki.Yoksa nehirlerin denizlerle buluştuğu tüm bağlantı noktaları bu geçiş özelliğini taşır.Biraz araştır istersen.

"bunu söylemenin o kimselerin hz muhammede iman etmelerine hiçbir faydası olmazdı" demişsin..Sana göre kuranda söylenilen herşey muhammede iman edilmesini sağlamaya yönelik anlaşılan.Ha şunu bileydin:)Bende aynı şeyi söylüyorum zaten.Muhammed kendisine iman ve itaat edilmesini istiyor.
Emin ol, insanlar haklarında fazla bir bilgiye sahip olmadığı şeyler için mucize terimini daha çok kullanırlar ve o dönemdeki insanların muhammedin hangi bilgiyi kendisinin edinip, hangi bilgiyi başkasından duyduğunu sorgulayacak ne bilgi birikimi ne de cesareti vardı.Zaten buna yeltenenler de kafir ilan edilip tanrı adına katledildi.

Kemiklere et giydirme mevzuuna gelince;
Bu konuda tersten fikir yürütebiliriz kolaylıkla.Ölülerin zamanla derilerinin ve etlerinin kemiklerden ayrıldığını gören ve geriye kalan kemiklerinde zamanla toprağa karıştığını gören insanoğlunun, varoluş sürecini de anlatılan bu durumun tersine doğru açıklamaya çalışması gayet normal.Kaldı ki, insanların üremesinin meni ile olduğunu bildikten sonra bu tersine yürütmeyi yapmak hiç de zor olmasa gerek.
sevgiyle kalın...

antiateistee
09-05-2008, 22:03
sevgili aparain ;
o dönem insanı senin düşündüklerini düşünemeyecek kadar cahil ve aptallardı size göre değil mi yani senin bu düşündüklerini onlar düşünemedi öyle mi? kaldı ki birisi bana sadece bunu yani denizlerin karışmadığını söylemesi benim ona iman etmemi asla gerektirmez ve beni etkileyemez fakat ben şunu söylüyorum birçok bilimsel gerçek var ve hepsi de doğru hiçbirinde bir yanlışlık yok işte bu nokta çok önemli hepsinin doğru olması mucize olduğunu gösterir kaldı ki kuranda bu bilimsel mucizelerden bir tanesi bile olmasa biz yine iman ederdik o dönemde araplar zaten bu bilimsel ayetlerden dolayı mı iman ettiler hiç alakası yok kardeşim.demişsin ki önce kemiklere et giydirilmesini tahmin etmek hiç de zor değil kemiklern yapısından dolayı en son kemikler çürür kabirdeki insanda. bununla kemiklerin önce oluştuğunu nasıl anlayabiliyosun merak ettim şahsen bunu bu şeklde bilemezsin anne rahminde önce et mi oluşur kemik mi oluşur nasıl bileceksin kardeşim soruyorum sana ayrıca yine ben sana şunu soruyorum o dönemde insanların kendilerine iman etmeleri için mi tıp öğrendi hz. muhammed bunun o dönemde ona hiç ama hiçbir faydası olmazdı ki eğer salt kendine iman edilmesini düşünseydi kaldı ki bu bilgilerin kurana alınması ne kadar riskli değil mi yanlışlanabilir sonradan ve birsürü hurafe yanlış bilgi var o dönemde arkadaşlar siz teori üretmekten vazgeçmezsiniz bende cvp vermekten bu bir iman işidir ben söyleyeceklerimi söyleeyeyim de sizin iman edesiniz yoksa ben ne yapsam etmezsiniz canlarım inanç meselesi bu hz. Allahı görse bazıları yine iman etmez

pante
10-05-2008, 03:41
arkadaşlar siz teori üretmekten vazgeçmezsiniz bende cvp vermekten bu bir iman işidir ben söyleyeceklerimi söyleeyeyim de sizin iman edesiniz yoksa ben ne yapsam etmezsiniz canlarım inanç meselesi bu hz. Allahı görse bazıları yine iman etmez

Ulu Tanrı çıksa ortaya dese ki; "Allah diye bir ilah yok. Muhammed de peygamber falan değil. Kendinize gelin. Bu kadar çelişki, bunca saçmalık ortadan hala nasıl bu yanlış inancınızda diretebiliyorsunuz.."
Buna rağmen hala Muhammed'e kulluk etmeye devam ederler.

Başlık içindeki mesajların tümünü okursanız, ayetlerde mucize değil çelişki olduğunu görürsünüz.
Hala Cebelitarık saçmalığı devam ediyor. Ayet diyor ki " Biri tatlı, içimi güzel bir su, diğeri tuzlu ve acı."
Ne Cebelitarık'ı?
Bir nehirin denize, örneğin Nil nehrinin Akdeniz'e kavuşmasından sözediliyor.
Ama her ikisinden de mercan ve inci yetişmiyor. Dolayısıyla bu bir çelişkidir.
Konuyu mucize olarak savunanlar önce bu çelişkiye yanıt aramalıdırlar.

xmel
10-05-2008, 06:26
ayna programında peru da yanılmıyorsam amazon nehrinin sularının yogunluk derecesi ile atlas okyanusunun sularının yogunluk dereceleri arasında bariz farklar oldugunu soylemişti.cok fazlasına bilgim yetmiyor acıkcası.ama okuduklarım guzel bilgiler.

antiateistee
10-05-2008, 09:02
arkadaşlar illa cebelitarık boğazı olacak diye bi şart yok tabi ki fakat sadece denizlerin karışmadığı bilgisinden dolayı iman etmiş değiliz ki. şu sorularıma cvp verin o zaman balı yapanın dişi bal arısı olduğu bitkilerin çift halinde yaratıldığı ve daha nice şeylerin çifter yaratıldığı bunlar kuranda bildiriliyor ve daha önce bunların bilinmesi imkansız buna ne diyeceksiniz

pante
10-05-2008, 09:15
arkadaşlar illa cebelitarık boğazı olacak diye bi şart yok tabi ki fakat sadece denizlerin karışmadığı bilgisinden dolayı iman etmiş değiliz ki. şu sorularıma cvp verin o zaman balı yapanın dişi bal arısı olduğu bitkilerin çift halinde yaratıldığı ve daha nice şeylerin çifter yaratıldığı bunlar kuranda bildiriliyor ve daha önce bunların bilinmesi imkansız buna ne diyeceksiniz
http://www.turandursun.com/forumlar/images/buttons/quote.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/newreply.php?do=newreply&p=107700)

Yahu nereden çıkarıyorsunuz bunların daha önce bilinmediğini.
Dünyada 2500 yıldır arıcılık yapıldığı kesin olarak biliniyor. Belki öncesi de var.
Kraliçe arının, dişi-erkek arının, oğulun ne olduğu binlerce sene öncesinden biliniyor.

Ama Muhammed, arıların meyvalardan beslendiğini zannediyor.

Nahl-69. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti.

Balarıları meyva yemez. Çiçeklerden beslenir, nektar,polen toplar.
Ama Muhammed bunu bilmeyebilir. Çöl diyarında çiçek mi olur?
Nitekim Kur'an'da "çiçek" hiç geçmez.

xmel
10-05-2008, 09:48
balarısı meyve yer...o dediklerin bile meyve bugun polenlerden ve cicegin tac yapraklarından bile nice tatlılar yapılıyor.yanlıs bilgi pante.cicegin her bir bolumu baska yada yabancı mahlukatlarca besin olarak kullanılabilir.c6h1206 maddesi bugun dunya uzerinde en cok tuketilen besin maddesidir ve karbon ve hidrojen iceriklidir.dunya uzerinde arastırılan tum meyveler bitki icerikli organeller olup,seker yapısında besin maddeleridir.sadece elma armut meyve degildir pante.

walla
10-05-2008, 10:13
Bir sandalyeye oturduğumuzda "ben" dediğimiz vücudumuzun atomları sandalyeyle karışsa, yere uzandığımızda vücudumuzun atomları yerle karışsa, "ben" dediğimiz atom topluluğu olan varlıktan eser kalır mıydı? Ya oturduğumuz sandalyenin elektronları ile vücudumuzun elektronları çarpışıp bir karmaşa çıksa, ya da yere uzandığımızda yerdeki atomların çekirdeklerindeki çekim gücü, vücudumuzdaki atomları karıştırsaydı var olabilir miydik


Evet arkadasim, bir sandalyeye otur ve uzerine bir bidon benzin dok, sonra cakmagi atesle, yarim saat sonra senin ve sandalyenin atomlari birbirine girer, yekpare olursun.
Yada sandalyeye otur, bulutlu bir havada yuksek bir yere cik, tepene yildirim dussun, bak yine sandalye ile bir butun olur atomlarin birbirine karisir.
Demek oluyorki bu atomlarin birbirine karismasi icin disaridan enerji vermek gerekir. Bunlari bilmiyorsan Bir Yaradana Inanman gayet dogal.

Ayrica iki deniz birbirine karismaz dedi diye muhammet karismiyormu. Oyleyse istanbul bogazinda sifir akinti var oylemi. karadeniz ile marmara ,marmara ile ege denizi sulari birbirine akintilarla karismiyormu. Karismiyor de seni anlindan opecem. Karisiyor diyorsan birakin bu kuran, muhammet mucizelerini.

Bal arisina gelince ne yerse yesin yedigi meyva sekeri yani glikozdur. Bitkiler cift yaratilmis mis. Burada biraz gulelim. Bir bitki hem erkek hem disidir, ayri ayri erkek, disi bitki yoktur. Cinsiyet polenlerdedir. ayni bitkinin hem disi hem erkek poleni vardir. Aslinda bitkilerde erkek disi ayirimi bile yapmak hatadir. Patates nasil ekilir onudami bilmiyorsun. Bir patetesi birkac parcaya bolup topraga gomersin patetes cogalir, nerde erkek patates nerde disi patates.

xmel
10-05-2008, 10:39
Bal arisina gelince ne yerse yesin yedigi meyva sekeri yani glikozdur. Bitkiler cift yaratilmis mis. Burada biraz gulelim. Bir bitki hem erkek hem disidir, ayri ayri erkek, disi bitki yoktur.


siyahla cizdigim yer cift degil mi.uctane mi var orda :) hayır donme top gibi afedersiniz gibi bir cinsiyet var mı yoksa yazmayı mı unuttun.

su2prelude
10-05-2008, 13:56
adn izninle bunu ben açıklayayım.

Öncelikle şunu bilmek gerekir: kuranda cebeli tarık boğazından bahsedilmez. Sadece iki denizin suları karışmaz denmiştir.

Tatlı su ve tuzlu suyun karışmazlığı ilkesi ise muhammedden yaklaşık 550 yıl önce yaşamış Gaius Plinius Secundus tarafından keşfedilmiştir ve bu kişinin yazdığı "Naturalis Historia" adlı eserde durum izah edilmiştir.

Kısaca muhammedin yaşadığı yıllarda tatlı su ve tuzlu suyun karışmayacağı zaten bilinen bir gerçektir.

kimmiş bu adam ya?? eserii bu güne kadar gelebilmiş... işi gücü yokmuş, acaba bu sular birbirine karışmıyor mu diye düşünmüş, birden bu sular birbirine neden karışmıyor yaa demiş, kendini boğazda bulmuş. nasıl izah etmişse, bir de izah etmiş vayy be.

bu arada sadece cebelitarık da birleşmez, misal dünyanın en byük ikinci nehri hangisidir?? işte o nehiri araştırın derim.

imhotep
10-05-2008, 14:08
Bal arisina gelince ne yerse yesin yedigi meyva sekeri yani glikozdur. Bitkiler cift yaratilmis mis. Burada biraz gulelim. Bir bitki hem erkek hem disidir, ayri ayri erkek, disi bitki yoktur.


siyahla cizdigim yer cift degil mi.uctane mi var orda :) hayır donme top gibi afedersiniz gibi bir cinsiyet var mı yoksa yazmayı mı unuttun.

Çift değil sevgili xmel...

Cümleyi tamamen koyu bir şekilde işaretlerseniz ifadenin doğru olduğunu görürsünüz. Ayrı ayrı erkek ve dişi bitki yoktur demiş sevgili walla.

Saygılar

su2prelude
10-05-2008, 14:25
şu konuda size biraz beyin fırtınası yaptırim:) iki kanaldan arı ve çiçek- bitki mevzuundan... arılar her yerden elmadan armuttan çiçekten vs.. vs.. beslenirler.. buna bir diyeceğiniz olamaz. çiçekten beslenmez denilmiyor ki niye meyveye odaklandınız anlamadım, çarpık düşünce... bitkiler hakkında Kur'an da tam olarak ne deniliyor bilmiyorum ama arılar erkek bitkinin çiçeğine konduğunda ondan üzerine bulaşan polenleri dişi bitkinin çiçeğine konarak taşıması ve döllenmenin böyle gerçekleştiğini duymamanız imknasız. bambus arılarıydı galiba misal.. bitkilerin uzaktaki bir bitkiyle döllenmesi yani dişi - erkek iliişkisi kimin aklına gelirdi?? hiç birimizin... bitkilerin birbiriyle döllenmesi yakın bir tarihtir beyler... yokk bilmem kaç yıl önce m.ö. biliniyordu filan demeyin güldürmeyin insanı. bir arının polen taşşımasını hangi insan gözü görebilir 600 lü 700 lü yıllarda, ki akıl etmesi bile güçken... taşımasını geç bazı bitkilerin dişi-erkek ilişkisi içinde olduğunu bilmesi imkansız gibi. diyelim ki bildi ms.400-500-600 de kağıdı icat edip, fotobi makinasını bulup çoğaltıp tüm insanlığa bunu bildirmedi ya:)

xmel
10-05-2008, 20:51
Çift değil sevgili xmel...

Cümleyi tamamen koyu bir şekilde işaretlerseniz ifadenin doğru olduğunu görürsünüz. Ayrı ayrı erkek ve dişi bitki yoktur demiş sevgili walla.

Saygılar

iyi de guzel kardesim.ayet biri fizanda biri obur tarafta dişi erkek yarattık demiyor ki

Her şeyden de iki çift yarattık, olur ki inceden inceye düşünürsünüz diye.” (Zariyat: 49)

çift yarattık diyor yani biri erkek biri dişi,biriniz fizanda erkek biriniz diger fizanda dişi gelin birbirinizi bulun demiyor,erkek ve dişi yarattık diyor.eee gayet doğal.bitki de de bir erkek bir dişi organ var işte,sen yoktur diyorsan o zaman ayete yalan dersin...ee var diyorsun.nasıl bir durum bu.

katılmıyorum goruslerinize,eger ayet deseydi ki,bir bitki erkek bir bitki disi.o zaman haklıydınız.ama oyle demiyor işte,iki çift yarattık diyo.bunye ayrılıklarından bahsetmiyor.

antiateistee
10-05-2008, 23:34
işte ateistlerin çaresizliği kusra bakmayın ama ne yapacağınızı şaşırmış bir şekilde ve üstelik çelişkili bir biçimde saldırıyosunuz ama nafile hakikat ortada...

antiateistee
10-05-2008, 23:39
Yahu nereden çıkarıyorsunuz bunların daha önce bilinmediğini.
Dünyada 2500 yıldır arıcılık yapıldığı kesin olarak biliniyor. Belki öncesi de var.
Kraliçe arının, dişi-erkek arının, oğulun ne olduğu binlerce sene öncesinden biliniyor.
bu söylediklerin tamamen faraziye kaynak göster eskiden neler biliniyomuş ya mübarek sen bana bir bal arısı göster ve bunun hangisi dişi hangisi erkek göster bakalım ayrıca kuranda balı dişi balarısının yaptığı belirtiliyor buna ne diyeceksin

antiateistee
10-05-2008, 23:44
arkadaşlar mesaj silmeyi nerden yapıyoruz

imhotep
11-05-2008, 01:31
iyi de guzel kardesim.ayet biri fizanda biri obur tarafta dişi erkek yarattık demiyor ki

Her şeyden de iki çift yarattık, olur ki inceden inceye düşünürsünüz diye.” (Zariyat: 49)

çift yarattık diyor yani biri erkek biri dişi,biriniz fizanda erkek biriniz diger fizanda dişi gelin birbirinizi bulun demiyor,erkek ve dişi yarattık diyor.eee gayet doğal.bitki de de bir erkek bir dişi organ var işte,sen yoktur diyorsan o zaman ayete yalan dersin...ee var diyorsun.nasıl bir durum bu.

katılmıyorum goruslerinize,eger ayet deseydi ki,bir bitki erkek bir bitki disi.o zaman haklıydınız.ama oyle demiyor işte,iki çift yarattık diyo.bunye ayrılıklarından bahsetmiyor.

Hadi çiçekli bitkilerde haklısınız dedik, yine klasik superman'cilikle ayeti bir nebze olsun kurtardık... Peki, çiçeksiz bitkileri ne yapacağız ?

Bak, burada ne biri Girit'te ne biri Selanik'te...

Şimdi sen, ayete yalan diyebilecek misin ?

Saygılar

pante
11-05-2008, 03:31
bu söylediklerin tamamen faraziye kaynak göster eskiden neler biliniyomuş ya mübarek sen bana bir bal arısı göster ve bunun hangisi dişi hangisi erkek göster bakalım ayrıca kuranda balı dişi balarısının yaptığı belirtiliyor buna ne diyeceksinAteistee;
Bilgin olmadığın konularda ahkam kesme.
Ben amatör bir arıcıyım.
Balarısının erkeği dişisinden iri olur, dişisi daha incedir.
Uzaktan dahi hemen anlaşılır.

Balı dişi arının yaptığı da bilinmeyecek bir şey değil. Erkek arı sadece kraliçeyi döllemeye yarar.
Döller döllemez de ölür. Yazın sağ kalanlar ise zaten kışa doğru kovandan kovulurlar ve ölüme terkedilirler. Bütün bunları kovanı olan her arıcı bilir. Muhammed de duymuştur bir yerden.

Arcılığın ne kadar eski olduğunu tarihi, bilimsel kaynaklardan inanmazsın belki,
o halde aç da Tevrat'ta gör.
Tevrat'ın da Kur'an'dan ne kadar eski olduğunu bilirsin herhalde..

TROYS
11-05-2008, 03:34
Hadi çiçekli bitkilerde haklısınız dedik, yine klasik superman'cilikle ayeti bir nebze olsun kurtardık... Peki, çiçeksiz bitkileri ne yapacağız ?

Bak, burada ne biri Girit'te ne biri Selanik'te...

Şimdi sen, ayete yalan diyebilecek misin ?

Saygılar

:) :)

esas ciceksiz bitkiler iki ana bitkiden urer,sporofit ve gametofit ureme seklini biliyorsun degil mi imhotep.su yosunlarında meydana gelir.buna sen cift gozuyle bakmıyormusun simdi :)

artı olarak ne supermenciliği bu,gerçek ortada,gerçekleri görmek istemeyenler kendi çıkarları doğrultusunda saptırırlar.

TROYS
11-05-2008, 03:36
Ateistee;
Bilgin olmadığın konularda ahkam kesme.
Ben amatör bir arıcıyım.
Balarısının erkeği dişisinden iri olur, dişisi daha incedir.
Uzaktan dahi hemen anlaşılır.

Balı dişi arının yaptığı da bilinmeyecek bir şey değil. Erkek arı sadece kraliçeyi döllemeye yarar.
Döller döllemez de ölür. Yazın sağ kalanlar ise zaten kışa doğru kovandan kovulurlar ve ölüme terkedilirler. Bütün bunları kovanı olan her arıcı bilir. Muhammed de duymuştur bir yerden.

Arcılığın ne kadar eski olduğunu tarihi, bilimsel kaynaklardan inanmazsın belki,
o halde aç da Tevrat'ta gör.
Tevrat'ın da Kur'an'dan ne kadar eski olduğunu bilirsin herhalde..


pante tevratı bilmiyorsun :) tevrat tarihi kaynak mı senin gozunde.

pante
11-05-2008, 03:42
yokk bilmem kaç yıl önce m.ö. biliniyordu filan demeyin güldürmeyin insanı. bir arının polen taşşımasını hangi insan gözü görebilir 600 lü 700 lü yıllarda, ki akıl etmesi bile güçken... taşımasını geç bazı bitkilerin dişi-erkek ilişkisi içinde olduğunu bilmesi imkansız gibi. diyelim ki bildi ms.400-500-600 de kağıdı icat edip, fotobi makinasını bulup çoğaltıp tüm insanlığa bunu bildirmedi ya

Saçmalamışsın su2.
Bir kere polen arıların ayaklarında taşınır ve sarı-kırmızı renklerle hemen dikkati çeker.
Bir arıcı kraliçe arının yaşadığını, arıların ayaklarında taşıdıkları polenden anlarlar.
Çünkü kraliçe polenle beslenir.
Arılar çiçek nektarı taşıdığı görülemez. Çünkü onu karınlarında taşırlar.

Ayrıca bilimadamları hakkında böyle saçma konuşmaların anlamsız.
İşi gücü mü yokmuş, incelemiş, yazmış, bugüne kadar saklanmış vs.
Bu tür düşüncelere gericilik diyoruz biliyorsun.

pante
11-05-2008, 03:43
pante tevratı bilmiyorsun :) tevrat tarihi kaynak mı senin gozunde.

Nerden biliyorsun bilmediğimi?
Önce bunun cevabını alayım.

TROYS
11-05-2008, 03:47
pante kralice arı erkek arıyı nasıl olusturuyor ?

imhotep
11-05-2008, 03:52
:) :)

esas ciceksiz bitkiler iki ana bitkiden urer,sporofit ve gametofit ureme seklini biliyorsun degil mi imhotep.su yosunlarında meydana gelir.buna sen cift gozuyle bakmıyormusun simdi :)

artı olarak ne supermenciliği bu,gerçek ortada,gerçekleri görmek istemeyenler kendi çıkarları doğrultusunda saptırırlar.

Pardon, yanlışlık olmuş. Evet, haklısınız çiçeksiz bitkiler de aynı mantıkla (!) çift kabul edilebilir.

Seçenek yok değil ki sevgili troys...

Bölünerek, tomurcuklanarak, sporla ya da vejetatif yolla (Çelikleme, Daldırma, Aşılama gibi) üremelerde bulalım o halde şu çok aranan erkek ve dişi çiftlerimizi.

Gerçek hakikaten ortada.

Çıkar ?

Ne çıkarımız varmış ?

Çıkar düşünsek en ala mümin olur tarikat kurardık ;)

pante
11-05-2008, 03:54
pante kralice arı erkek arıyı nasıl olusturuyor ?

Önce sorumun yanıtını alayım..
Nerden biliyorsun Tevrat'ı bilmediğimi?

TROYS
11-05-2008, 04:03
soylediklerine 3 sene once mezun oldugumda yazsaydım makale gibi cevap yazardım.soyle acıklayayım.

rejenerasyon,sporla ureme yada vejetatif ureme bitkilerde ,omurgasızlarda olmak uzere ,mezoglea ve mezoderm tabakaları vardır,bunlarda da zigot multipotent yapıdadır.yani bir nevi kendi hucresel bolgesinde mitoz geçirirler.sonucta mitoz yada mayoz gibi ureme sekilleri ,denksel olarak haploit yapıda hücrelerle birleştirilerek olusturulur.

vejetatif ureme yada sporların olusturdugu sporogoni ve sporla ureme,ayette belirtilen cifter cifter yarattık cumlesinle ilgisi olmayan bir cumle.cunku vejetatif ureme,canlının karakteristik ozelligidir.yani ciger otunun yapraklarından yeni ciger otlarının olusmasının biyolojik manada mayoz yada mitozla alakası yok.erkek ve dişi haploit hucreler ,genel manada uremenin kontrolunu saglayacak genetik hucrelerdir.ve bunlar her canlıda olabilen durumlar.ciger otu yada soğanların rizomla üremesi,mutlak olcude etkiye karsı tepkiyle olabilecek bir uremedir yani kendi icinde yine bir üremeyi sağlayacak birleşme mutlaka yaşanır.

Rejenerasyon ise gercek ureme degildir.tahrip sonucu ana canlıdan kopan bireyin yeni bir canlı olusturmasıdır.celikle ureme ise dişi ve erkek bireyden soz edilemez,celikle ureme de bir bitkinin dalının topraga ekilmesi sonucu yeni bir bitkinin olusmasıdır.dal cicegin kendi yapısıdır.canlılık potansiyelinde ayrı olarak incelenmez.

TROYS
11-05-2008, 04:04
tevratı bilmiyorsun cunku,tevrattaki yada incildeki soy kutuklerini daha once senle tartıstık.carsaf carsaf soy kutugu yazdım burada sana.eger silinmemisse bir yaz.

neden bilmiyorsun.arıcılığı gidip bilimsel makalelerden degilde bir tevrattan ornekleme ile getiriyorsun.peki niye ?

pante
11-05-2008, 04:19
tevratı bilmiyorsun cunku,tevrattaki yada incildeki soy kutuklerini daha once senle tartıstık.carsaf carsaf soy kutugu yazdım burada sana.eger silinmemisse bir yaz.

Saçmalama Troya.
Soykütüğü ile Tevrat'ı bilmemenin ne ilgisi var?
Ayrıca öyle bir tartışma da hatırlamıyorum.

Sen böyle "bilmiyorsun, etmiyorsun" vb. tırmalayıcı tavırlar içinde olursan anlaşamayacağımızı biliyorsun.
Bak sarfettiğin iki kelime ne kadar gereksiz yazışmalara neden oluyor.

Gelelim ilk soruna.
Arkeolojik araştırmalarda arıcılığın tarihinin çok eskilere dayandığı biliniyor.
Bu mağaralardaki resimlerden tespit edilmiş en başta.
Bunun yanında eski yazıtlarda arıcılıktan sözediliyor. Bunlardan biri de hititler döneminden kalma. Boğazköy'deki taş yazıtlarda arılardan bahsediliyor.
Araştırırsan internetten yabancı kaynaklar da bulabilirsin.
Ben bulunmayacak, bilinmeyecek bir iddia ortaya atmıyorum.

Ama farzedelim ki bu bilimsel kanıtların uydurma olacağına inanan bir yapın var. Bu durumda Tevrat ve İncil'e baktığında arılardan, baldan söz edildiğini görürsün.
Bu da yine arıcılığın çok eskilere dayandığını kanıtlar.
Tabi kalkıp da "Tevrat tahrif edilmiş" saçmalığına düşülmezse..

TROYS
11-05-2008, 04:21
pante kusura bakma ya,tamam bir halt yedim.dogru soyluyorsun.ben senin yazdıklarını yalanlamıyorum zaten.

kusura bakma.burada adam gibi yazan sensin.gercekten ozur.gereksiz bir kelimeydi.

pante
11-05-2008, 04:25
2. soruna gelince;
Kraliçe arı, erkek arıları büyük gözelerde dölsüz yumurta ile yapar.
Döllenmiş yumurtadan dişi arı, döllenmemişten erkek arı çıkar.
Buradaki döl esprisi erkek gözesi ile dişi gözesi büyüklüğünün farkındandır.
Dişi göze küçüktür ve kraliçe arı karnını sıktığı için yumurta kanalından geçen yumurta sperme bulaşır.
Daha geniş olan gözede ise karnını sıkmaz. Bu durumda kanaldan geçen yumurta sperm ile temas edemez ce dölsüz olarak gözeye düşer.
Yani, erkek mi, dişi mi yapacağına karar veren kraliçe değil, işçi dişi arılardır.

TROYS
11-05-2008, 04:27
evet dogru bilgi. yalnıs demem.

imhotep
11-05-2008, 08:34
Mitoz bölünmede nasıl kendi içinde birleşme yakaladın merak ediyorum. Ama zaten bunu ön kabul gibi yazmışsın.

Bahsettiğim üreme şekilleri eşeysiz üreme diye geçer zaten. Yani eşey organ yoktur. O yüzden dişi ve erkek aramanın anlamı da yoktur. Ön kabullerle de bu işi çözmenin olanağı yoktur.

Saygılar

TROYS
11-05-2008, 08:39
Mitoz bölünmede nasıl kendi içinde birleşme yakaladın merak ediyorum. Ama zaten bunu ön kabul gibi yazmışsın.

Bahsettiğim üreme şekilleri eşeysiz üreme diye geçer zaten. Yani eşey organ yoktur. O yüzden dişi ve erkek aramanın anlamı da yoktur. Ön kabullerle de bu işi çözmenin olanağı yoktur.

Saygılar

iyi okumadıgın belli :) mitoz bolunmenin kac asaması var imhotep..bir saysana bana...cevabı vermis olursun...

imhotep
11-05-2008, 08:44
Mitoz bölünmenin aşamalarını mı çiftleştireceksin troys ? Ne alakası var ?

TROYS
11-05-2008, 09:01
Mitoz bölünmenin aşamalarını mı çiftleştireceksin troys ? Ne alakası var ?

oyyyyy...neyse bosver...:) ne anlatsam kar etmez zaten sana bu saniyeden sonra....kardesim ben biyoloji mezunuyum...neyin ne oldugunu biliyorum...:) hadi kapat konuyu bosver...

imhotep
11-05-2008, 09:04
Aferin sana !

antiateistee
11-05-2008, 10:17
troys çok bilgili olduğun belli kardeş seni bu forumda görmekten mutluyum

antiateistee
11-05-2008, 10:25
pante arkadaşım ne kadar faraziye üzerinden konuşuyosun kaynak göster kardeşim öyle yıllardır arıcılık yapılıyomuş gibi saçma sapan şeylerle cvp verme bence o kadar saçma ki söylediklerin bir arının erkek mi dişi mi olduğunu anlaman için organını görmen gerek e bu da mümkün değil sen neyden bahsediyosun kraliçe arıymış falanmış fistanmış o dönemde insanlar ne bilsin kraliçe arıyı çok gülünç ya savunma mekanizması denen birşey vardır psikoloji de ya bence bundan sen de çok var faraziye faraziye faraziye hz. muhammede kahin dediniz büyücü dediniz tıp alanında bilgili dediniz astronot dediniz demediğiniz ne kaldı ya

imhotep
11-05-2008, 11:01
İnsan biyoloji mezunu olunca konuları daha iyi saptırdığını düşünüyor herhalde.

Yazık...

O okulları boşuna okumuş.

su2prelude
11-05-2008, 11:30
Saçmalamışsın su2.
Bir kere polen arıların ayaklarında taşınır ve sarı-kırmızı renklerle hemen dikkati çeker.
Bir arıcı kraliçe arının yaşadığını, arıların ayaklarında taşıdıkları polenden anlarlar.
Çünkü kraliçe polenle beslenir.
Arılar çiçek nektarı taşıdığı görülemez. Çünkü onu karınlarında taşırlar.

Ayrıca bilimadamları hakkında böyle saçma konuşmaların anlamsız.
İşi gücü mü yokmuş, incelemiş, yazmış, bugüne kadar saklanmış vs.
Bu tür düşüncelere gericilik diyoruz biliyorsun.


bu söylediklerin ms. 50-100 vs.. bilinyormuş öyle mi?? yani dişi- erkek mevzuu... o zamanki insanlar demek ki daha akıllıymış evrimleştikçe aptallaşmışız yani.

saçmalamışsın derken galiba şu bilimadamı ndan bahsediyorsun diğerlerini sen saçmalamışsın, ben sana arılar balları ellerinde taşıyolar mı dedim? bana karınlarında taşıyor diyosun vs..vs.. bilgiçlik böyle bir şey yani.

bu bilim adamı arabistan a kadar ünlenmiş yani bunları gelip Hz. Muhammed e anlatmış öle mi? asıl saçmalayan sizsiniz be. ya da bilen biri bunları anlatmış vay bee.

imhotep
11-05-2008, 12:20
Muhammed dönemi Mekke'si nedense çok sapa bir yer sanılır.

Şam'a giden kervanın başında hiç gitmemiştir Muhammed (!)

Ya da bulunduğu şehirde Yahudiler yoktur (!)

Ya da esir alınmış bazı Rumlar yoktur (!)

Muhammed'in meşhuur öğretmenleri bulunmamaktadır (!)

Hepsi de vahiydir onların (!)

Tabi yersen...

pante
11-05-2008, 19:59
pante arkadaşım ne kadar faraziye üzerinden konuşuyosun kaynak göster kardeşim öyle yıllardır arıcılık yapılıyomuş gibi saçma sapan şeylerle cvp verme bence o kadar saçma ki söylediklerin bir arının erkek mi dişi mi olduğunu anlaman için organını görmen gerek e bu da mümkün değil sen neyden bahsediyosun kraliçe arıymış falanmış fistanmış o dönemde insanlar ne bilsin kraliçe arıyı çok gülünç ya savunma mekanizması denen birşey vardır psikoloji de ya bence bundan sen de çok var faraziye faraziye faraziye hz. muhammede kahin dediniz büyücü dediniz tıp alanında bilgili dediniz astronot dediniz demediğiniz ne kaldı ya

:eek:

Komik oluyorsunuz komik!
Elinizin altında internet var.
Bırakın dini tartışmayı bir kenara, sıradan bir konu tartıştığınızı düşünün ve google'a dişi arı yazıp okuyun, böyle abuk yazmasınız o zaman.

Arının erkeğini dişini pipisinden anlayacakmış! :D
Üstelik açıkladım da erkek arı kara sinek gibi iri olur, dişi arı ince olur. 10 metre öteden anlaşılır, dişi mi erkek mi olduğu. Erkek arıyı elinizle tutarsınız, çünkü sokamaz, iğnesi yoktur.

Kaynak veriyorum, hala kaynak diye soruyor. Yaz yine google'a "arıcılığın tarihi" diye oku, gör. Aç İncil'i, Tevrat'ı oku gör.

Kraliçe arı bilinmez mi? Arıcılığı bilmeyen anlamaz tabi.
Sanıyorlar ki bunların hiçbiri bilinmiyordu. Allah, Kur'an'ı gönderdi, insanlar da öğrendiler. Yahu Kur'an'da dahi diyor ki "dağlarda, ağaçlarda ya da insanların yaptığı kovanlarda yuvalan".
Demek ki Kur'an'dan önce insanlar arılara kovan yapıyormuş. Bunu da anlamayana ne denir artık!

pante
11-05-2008, 20:05
bu söylediklerin ms. 50-100 vs.. bilinyormuş öyle mi?? yani dişi- erkek mevzuu... o zamanki insanlar demek ki daha akıllıymış evrimleştikçe aptallaşmışız yani.

saçmalamışsın derken galiba şu bilimadamı ndan bahsediyorsun diğerlerini sen saçmalamışsın, ben sana arılar balları ellerinde taşıyolar mı dedim? bana karınlarında taşıyor diyosun vs..vs.. bilgiçlik böyle bir şey yani.

bu bilim adamı arabistan a kadar ünlenmiş yani bunları gelip Hz. Muhammed e anlatmış öle mi? asıl saçmalayan sizsiniz be. ya da bilen biri bunları anlatmış vay bee.

Su2;
Yaşın kaç bilmiyorum ama bu yazdıkların bilgili, olgun insan aklıyla yazılmış değil.
Bir bilimadamının Muhammed'e gelip bunları anlatması gerekmiyor.
Muhammed, o dönemde kervan ticareti yapıyor. Çok çeşitli diyarlara gidiyor.
Oralarda konaklıyor, sohbet ediyor, yeni şeyler öğreniyor.
Gemileri duymamak, bilmemek mümkün mü?
Nehrin suyunun tatlı, denizinkinin tuzlu olduğunu bilmemek mümkün mü?
Bal yiyor, Zeynep'in getirdiği bal şerbetinden içiyor. O balın nasıl yapıldığını bilmemesi mümkün mü?

Polenleri karınlarında taşımazlar dedim, ayaklarında taşırlar. Polenle, nektarın ne olduğunu iyi öğrenin.

antiateistee
11-05-2008, 22:40
pante kusura bkama ama komik olan burda senden başka kimse değil. arkadaş diyo ki dişi arı ince olur 10 metre öteden anlaşılır dişi mi erkek mi olduğu diyo ya bu kadar cahilce bir yanıt olabilir mi soruyorum bu arkadaşa bilimin senin tarif ettiğin arının dişi olduğunu söylemesinden sonra mı bu ayrımı yaptın yoksa daha önceden biliniyo muydu. bu mümkün değil arkdaşım eğer bilim açıklamasaydı erkek arılara sen dişi arılar da diyebilirdin bunu sen incelikle kalınlıkla anlayamazsın ki kardeşim ya hayatımda bu kadar saçma sapan bir yanıt duymadım bilim açıklamasaydı erkeğe belki dişi dişiye erkek diyecektin değil mi arkadaşım mesela tavuz kuşunun tüyleri süslü olan erkektir ama herkes dişi olduğunu düşünür işte böyle ters köşe ederler adamı nasıl da komik duruma düşüyosun bu panteyi ciddiye almayın bence arkadaşlar

xmel
12-05-2008, 00:11
soylediklerine 3 sene once mezun oldugumda yazsaydım makale gibi cevap yazardım.soyle acıklayayım.

rejenerasyon,sporla ureme yada vejetatif ureme bitkilerde ,omurgasızlarda olmak uzere ,mezoglea ve mezoderm tabakaları vardır,bunlarda da zigot multipotent yapıdadır.yani bir nevi kendi hucresel bolgesinde mitoz geçirirler.sonucta mitoz yada mayoz gibi ureme sekilleri ,denksel olarak haploit yapıda hücrelerle birleştirilerek olusturulur.

vejetatif ureme yada sporların olusturdugu sporogoni ve sporla ureme,ayette belirtilen cifter cifter yarattık cumlesinle ilgisi olmayan bir cumle.cunku vejetatif ureme,canlının karakteristik ozelligidir.yani ciger otunun yapraklarından yeni ciger otlarının olusmasının biyolojik manada mayoz yada mitozla alakası yok.erkek ve dişi haploit hucreler ,genel manada uremenin kontrolunu saglayacak genetik hucrelerdir.ve bunlar her canlıda olabilen durumlar.ciger otu yada soğanların rizomla üremesi,mutlak olcude etkiye karsı tepkiyle olabilecek bir uremedir yani kendi icinde yine bir üremeyi sağlayacak birleşme mutlaka yaşanır.

Rejenerasyon ise gercek ureme degildir.tahrip sonucu ana canlıdan kopan bireyin yeni bir canlı olusturmasıdır.celikle ureme ise dişi ve erkek bireyden soz edilemez,celikle ureme de bir bitkinin dalının topraga ekilmesi sonucu yeni bir bitkinin olusmasıdır.dal cicegin kendi yapısıdır.canlılık potansiyelinde ayrı olarak incelenmez.



bunların banlanma sebebinde incelersek,banlanma sebebin gereksiz olmuş,bilgili biri olduguna inanıyorum.en azından burdaki mesajların itibariyle.cart curt mesajlar degil bunlar.yazık olmus.

imhotep
12-05-2008, 00:55
bunların banlanma sebebinde incelersek,banlanma sebebin gereksiz olmuş,bilgili biri olduguna inanıyorum.en azından burdaki mesajların itibariyle.cart curt mesajlar degil bunlar.yazık olmus.

imhotep sen beni okumuyorsun be arkadasım...hakkaten yaa...yahu ölmeyecek misin..kazık mı dikcen...tovbe yarabbi yaa...ecek acak bak...öleceksin.......................öleeeeeeecek kkkkkkkksinnnnnnnnn...

Üslup, sevgili xmel. Bu şahıs daha önce de forumda vardı. Banlanmak uslandırmamış anlaşılan.

xmel
12-05-2008, 01:02
imhotep sen beni okumuyorsun be arkadasım...hakkaten yaa...yahu ölmeyecek misin..kazık mı dikcen...tovbe yarabbi yaa...ecek acak bak...öleceksin.......................öleeeeeeecek kkkkkkkksinnnnnnnnn...

Üslup, sevgili xmel. Bu şahıs daha önce de forumda vardı. Banlanmak uslandırmamış anlaşılan.

anladım imhotep tesekkurler,evet biraz uslubu agır biri olsa gerek.neyse biri gider digeri gelir.

imhotep
12-05-2008, 01:05
pante kusura bkama ama komik olan burda senden başka kimse değil. arkadaş diyo ki dişi arı ince olur 10 metre öteden anlaşılır dişi mi erkek mi olduğu diyo ya bu kadar cahilce bir yanıt olabilir mi soruyorum bu arkadaşa bilimin senin tarif ettiğin arının dişi olduğunu söylemesinden sonra mı bu ayrımı yaptın yoksa daha önceden biliniyo muydu. bu mümkün değil arkdaşım eğer bilim açıklamasaydı erkek arılara sen dişi arılar da diyebilirdin bunu sen incelikle kalınlıkla anlayamazsın ki kardeşim ya hayatımda bu kadar saçma sapan bir yanıt duymadım bilim açıklamasaydı erkeğe belki dişi dişiye erkek diyecektin değil mi arkadaşım mesela tavuz kuşunun tüyleri süslü olan erkektir ama herkes dişi olduğunu düşünür işte böyle ters köşe ederler adamı nasıl da komik duruma düşüyosun bu panteyi ciddiye almayın bence arkadaşlar

Bilim dediğimiz nedir sevgili antiateist ?

Deneme-yanılma yoluyla ulaşılan gerçek bilgi değil midir ?

Bu deneme-yanılma çalışmaları illa ki laboratuvarlarda profesörler aracılığı ile mi yapılır ?

Çok eski zamanlardan beri gelen bilgi birikimini yok saymak olur mu ?

Cahiliye dönemini siz her manada bir cehalet dönemi tasvir ediyorsunuz galiba. Bu müslümanların yakıştırmasıdır. O dönem insanları da gayet anlarlar pek çok şeyden. Günümüzle kıyaslanamaz belki ama ondan çok daha öncelerini düşünmekte fayda var. Roma medeniyetini bilirsiniz değil mi ? O dönemde Arşimet gibi, Thales gibi, Batlamyus gibi, Aristo gibi insanlar yetişmiştir. Bu dönem İslamiyet'ten öncedir. Yani sanıldığı gibi bir cahiliye dünyası değildir 7. yy O insanlar da o kadar salak değildir. Arıcılık ile uğraşan bir insanın arıların cinsiyetini, davranışlarını bilmemesine imkan var mıdır ? Tavuz kuşunun süslü olanını ben bilmem ama Tavuz kuşu yetiştiren insan gayet tabii bilebilirler.

su2prelude
12-05-2008, 02:53
"Yahu Kur'an'da dahi diyor ki "dağlarda, ağaçlarda ya da insanların yaptığı kovanlarda yuvalan".
Demek ki Kur'an'dan önce insanlar arılara kovan yapıyormuş. Bunu da anlamayana ne denir artık!"

pante "dağlarda, ağaçlarda ya da insanların yaptığı kovanlarda yuvalan" derken bunu arıların kovanları olduğunu nerden çıkardın anlamadım? diyelim ki öyle Kur'an dan önceki bir tarihten bahsettiğini nerden biliyorsun? tek düze fikir yürütmek budur işte, yobazlık da budur. kusura bakma ama iyice saçmalamışın..

su2prelude
12-05-2008, 03:02
Su2;
Yaşın kaç bilmiyorum ama bu yazdıkların bilgili, olgun insan aklıyla yazılmış değil.
Bir bilimadamının Muhammed'e gelip bunları anlatması gerekmiyor.
Muhammed, o dönemde kervan ticareti yapıyor. Çok çeşitli diyarlara gidiyor.
Oralarda konaklıyor, sohbet ediyor, yeni şeyler öğreniyor.
Gemileri duymamak, bilmemek mümkün mü?
Nehrin suyunun tatlı, denizinkinin tuzlu olduğunu bilmemek mümkün mü?
Bal yiyor, Zeynep'in getirdiği bal şerbetinden içiyor. O balın nasıl yapıldığını bilmemesi mümkün mü?

Polenleri karınlarında taşımazlar dedim, ayaklarında taşırlar. Polenle, nektarın ne olduğunu iyi öğrenin.

iyi de sen yazımı tekrar oku:) böylece aklından üfürmemiş olursun. ben balları karınlarında taşırlar dedim zaten.. polenle nektarın ne dmek olduğunu senden öğrendim ben ya çok bilgilendirdin beni yüce pante.

tatlı tuzlu olmalarını bilmekle, deniz sularının birbirine karışmadıklarını bilmek arasındaki fark nedir biliyor musun???

olgun insan derken biraz alaycı üslup takınmamdan kaynaklanıyor galiba, çünkü siz istediniz bunu hatırlarsın siteye ilk girdiğimde yazdıklarımı ve aldığım cevapları.. bunun üzerine bu siteye ne zaman girsem böyle bir üslup yakıştırıyorum muhattaplarıma kusura bakma alışkanlık oldu.

walla
12-05-2008, 03:44
Bal arisina gelince ne yerse yesin yedigi meyva sekeri yani glikozdur. Bitkiler cift yaratilmis mis. Burada biraz gulelim. Bir bitki hem erkek hem disidir, ayri ayri erkek, disi bitki yoktur.


siyahla cizdigim yer cift degil mi.uctane mi var orda :) hayır donme top gibi afedersiniz gibi bir cinsiyet var mı yoksa yazmayı mı unuttun.

Hehh heee heee
Bektasiye sormuslar neden Namaz kilmiyorsun, demiski kuranda kilma yaziyor ondan kilmiyorum, hani nerde demisler, gostermis bektasi ama sonundaki namaz kilmayin sarapli ikeni okumamis
Eh be Xmel
Neden cumlenin tamamini vermiyorsun. bak ben ne demisim.
Bir bitki hem erkek hem disidir, ayri ayri erkek, disi bitki yoktur. Cinsiyet polenlerdedir. ayni bitkinin hem disi hem erkek poleni vardir. Aslinda bitkilerde erkek disi ayirimi bile yapmak hatadir. Patates nasil ekilir onudami bilmiyorsun. Bir patetesi birkac parcaya bolup topraga gomersin patetes cogalir, nerde erkek patates nerde disi patates.


Aslinda bitkilerde erkek disi ayirimi bile yapmak hatadir. Bunu niye soylemiyorsun. Hepiniz aynisiniz. Bilimsel bilgiyi kivirtarak inkar etmek ve camur atmak isiniz. Baska savunmaniz yok ve olamazda...

walla
12-05-2008, 03:53
Bir cahil dostun olacagina, bin okumus dusmanin olsun.

xmel
12-05-2008, 04:06
Hehh heee heee
Bektasiye sormuslar neden Namaz kilmiyorsun, demiski kuranda kilma yaziyor ondan kilmiyorum, hani nerde demisler, gostermis bektasi ama sonundaki namaz kilmayin sarapli ikeni okumamis
Eh be Xmel
Neden cumlenin tamamini vermiyorsun. bak ben ne demisim.
Bir bitki hem erkek hem disidir, ayri ayri erkek, disi bitki yoktur. Cinsiyet polenlerdedir. ayni bitkinin hem disi hem erkek poleni vardir. Aslinda bitkilerde erkek disi ayirimi bile yapmak hatadir. Patates nasil ekilir onudami bilmiyorsun. Bir patetesi birkac parcaya bolup topraga gomersin patetes cogalir, nerde erkek patates nerde disi patates.


Aslinda bitkilerde erkek disi ayirimi bile yapmak hatadir. Bunu niye soylemiyorsun. Hepiniz aynisiniz. Bilimsel bilgiyi kivirtarak inkar etmek ve camur atmak isiniz. Baska savunmaniz yok ve olamazda...



tamam kabul anlamadım.ama sende beni anlamadın.dedim ki zaten ayette ayrı ayrı yerlerde demiyor.her canlıyı cifter cifter yarattık diyor.anlatabildim mi.biri fizanda biri diger fizanda dese,hadi dediğin dogru,ama sapla saman ayrı yani.

walla
12-05-2008, 04:17
Peki yosunlar, mantarlar, likenler hakkinda ne dersin Xmel. Bu canlilarda erkek disi varmi. Bakteriler virusler hakkinda ne dersin, Protozoolar hakkinda ne dersin nerde cift cift cinciyet. Yok. Ama kuranda hepsinden cifter cifter bahsediyor. Mikroskop o donemde bulunmus olsaydi her halde bazi ayetler baska baska gelecekti muhammede.

antiateistee
12-05-2008, 04:17
arkadaşlar ben burdaki düşünce paylaşımını sevdim çok fazla bir alaycı üslup yok böyle devam etmesini umuyorum fakat bence küfür yoksa kimseyi banlamayın derim

xmel
12-05-2008, 04:19
Peki yosunlar, mantarlar, likenler hakkinda ne dersin Xmel. Bu canlilarda erkek disi varmi. Bakteriler virusler hakkinda ne dersin, Protozoolar hakkinda ne dersin nerde cift cift cinciyet. Yok. Ama kuranda hepsinden cifter cifter bahsediyor. Mikroskop o donemde bulunmus olsaydi her halde bazi ayetler baska baska gelecekti muhammede.


onu da troys cevaplamıs.ben okudum yukarda var.

imhotep
12-05-2008, 04:24
Troys orda açıklamadı, resmen saçmaladı. Bahsettiğimiz üreme şekillerinin ayetteki çifter çifter üreme şekliyle alakası olmadığını söyledi. Yani benim üremem kabul, senin üremem kabul değil gibi bir uyanıklık sergilemeye çalıştı. Bir de üstüne vejetatif üremenin canlılık özelliği olduğunu belirtti. Troya'nın kolunu kesip bir denemek lazım.

Yani özetle hakkaten saçmaladı. O yüzden onun laflarına takılmamak lazım.

xmel
12-05-2008, 04:25
Troys orda açıklamadı, resmen saçmaladı. Bahsettiğimiz üreme şekillerinin ayetteki çifter çifter üreme şekliyle alakası olmadığını söyledi. Yani benim üremem kabul, senin üremem kabul değil gibi bir uyanıklık sergilemeye çalıştı. Bir de üstüne vejetatif üremenin canlılık özelliği olduğunu belirtti. Troya'nın kolunu kesip bir denemek lazım.

Yani özetle hakkaten saçmaladı. O yüzden onun laflarına takılmamak lazım.

anlamamıssın :) ben daha iyi anlatamam ama o oyle demek istemedi.ama alay ettiğin için bu sorunu cevaplamıycam.

walla
12-05-2008, 04:42
soylediklerine 3 sene once mezun oldugumda yazsaydım makale gibi cevap yazardım.soyle acıklayayım.

rejenerasyon,sporla ureme yada vejetatif ureme bitkilerde ,omurgasızlarda olmak uzere ,mezoglea ve mezoderm tabakaları vardır,bunlarda da zigot multipotent yapıdadır.yani bir nevi kendi hucresel bolgesinde mitoz geçirirler.sonucta mitoz yada mayoz gibi ureme sekilleri ,denksel olarak haploit yapıda hücrelerle birleştirilerek olusturulur.

vejetatif ureme yada sporların olusturdugu sporogoni ve sporla ureme,ayette belirtilen cifter cifter yarattık cumlesinle ilgisi olmayan bir cumle.cunku vejetatif ureme,canlının karakteristik ozelligidir.yani ciger otunun yapraklarından yeni ciger otlarının olusmasının biyolojik manada mayoz yada mitozla alakası yok.erkek ve dişi haploit hucreler ,genel manada uremenin kontrolunu saglayacak genetik hucrelerdir.ve bunlar her canlıda olabilen durumlar.ciger otu yada soğanların rizomla üremesi,mutlak olcude etkiye karsı tepkiyle olabilecek bir uremedir yani kendi icinde yine bir üremeyi sağlayacak birleşme mutlaka yaşanır.

Rejenerasyon ise gercek ureme degildir.tahrip sonucu ana canlıdan kopan bireyin yeni bir canlı olusturmasıdır.celikle ureme ise dişi ve erkek bireyden soz edilemez,celikle ureme de bir bitkinin dalının topraga ekilmesi sonucu yeni bir bitkinin olusmasıdır.dal cicegin kendi yapısıdır.canlılık potansiyelinde ayrı olarak incelenmez.

oyyyyy...neyse bosver... ne anlatsam kar etmez zaten sana bu saniyeden sonra....kardesim ben biyoloji mezunuyum...neyin ne oldugunu biliyorum... hadi kapat konuyu bosver...



Burada yosunlar, likenler, mantarlar, virusler, bakteriler, alg`lerin uremesiyle ilgili bir bilgi yok.
Ama zahmet edip bir ortaokul fen bilgisi kitabi okursaniz yada googleden ararsaniz, bunlarda cinsiyet minsiyet olmadigini goreceksiniz. Dedigim gibi mikroskop henuz icad edilmedigi icin Muhammet gozle gorebildigi canlilar hakkinda ahkam kesiyor.

10 metreye kadar uzun olabilen tenia saginata hakkinda peygamber ne diyor acaba.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/7e/Ascaris_lumbricoides.jpeg

xmel
12-05-2008, 04:52
ya siz ikinizde adamın dedigini anlamadınız.arkadaslar disi ve erkeklik bir penis bir de yumurtadan ibaret degil.inanamıyorum size gercekten.biyolojiniz cok zayıf.dişi (alıcı kompetanttır) erkek (verici kompetanttır) bakterilerde transformasyon transduksiyon olayı da dişi ve erkek olayının aynısı gozlemlenir.

bir erkek bir dişiye üreme esnasında verici kompetant olarak sperm bırakır ve alıcı kompetant bunu cenine cevirir.bakterilerde de alıcı ve verici hücrelerden olusan genom alısverisi olur transformasyonda,verici genoma sahip hücre alıcıya aktardıgı genomlarını proteinlerine bırakır.burada alıcı mutlak olcude vericinin ters rolu olmak zorunda yani enzim koenzim faktoru gibi.butun canlılarda bu sabittir.

bir penis bir yumurta yok onlarda demek hakkaten cok basit ve bilgisiz bir cumle.boyle bir şey yok.alıcı ve verici komplikeler hucreleri bakımından birbirinden farklıdırlar.aynı okaryotlarda gerceklesen cinsel birleşmede birleşen zigot gibi.

:) bence troys u cagırın buraya.onun daha iyi anlatacagı kesin.
yalnız su kadarsını soyliyim.yanlıs anlasılmasın.avukatlık felan yapmıyorum burada.
dogru neyse ondan yanayım.

pante
12-05-2008, 07:19
Su2;
Düşündüm de sana hak veriyorum. Şöyle ki;

Piramitlerde yapılan arkeolojik kazılarda firavunların mezarlarında balmumu bulunuyor.
Mağaralarda 5.000-7.000 yıllık resimler bulunuyor arıcılıkla ilgili.
M.Ö.1700 senesine ait taş yazıtlarda arıcılıkla ilgili bilgilere rastlanıyor.

Ayrıca Kur'an'dan 600 sene önceki İncil'de, 2000 sene önceki Tevrat'ta balarılarından, baldan bahsediliyor.

İşte bütün bunlar komplo.
Hepsi Kur'an'ı ve Muhammed'i haksız çıkarmak için hazırlanmış.

Ayrıca Hiç kimse bir arının büyüteçle altına bakmadan dişi mi yoksa erkek mi olduğunu anlayamaz.
Muhammed yazmasaydı zaten hiç kimse öğrenemeyecekti.. :)

Yine ayrıca, İlk defa Muhammed bildi, yazdı denizlerin karışmadığını, aralarında engel olduğunu.
O iki denizdir, biri nehir falan değildir. Suyunun tatlı-içimli olması birşey ifade etmez. Denizlerde de inci ve mercan çıktığına göre, nehir değil denizdir ikisi de, çünkü Kur'an öyle yazıyor. Kur'an'da ne yazarsa doğrudur. Dünya düzdür dese dahi Kur'an doğru söylüyordur, diğerleri göz yanıltmasıdır, aldatmadır. :)

Rahatladın mı..

su2prelude
12-05-2008, 07:44
Su2;
Düşündüm de sana hak veriyorum. Şöyle ki;

Piramitlerde yapılan arkeolojik kazılarda firavunların mezarlarında balmumu bulunuyor.
Mağaralarda 5.000-7.000 yıllık resimler bulunuyor arıcılıkla ilgili.
M.Ö.1700 senesine ait taş yazıtlarda arıcılıkla ilgili bilgilere rastlanıyor.

Ayrıca Kur'an'dan 600 sene önceki İncil'de, 2000 sene önceki Tevrat'ta balarılarından, baldan bahsediliyor.

İşte bütün bunlar komplo.
Hepsi Kur'an'ı ve Muhammed'i haksız çıkarmak için hazırlanmış.

Ayrıca Hiç kimse bir arının büyüteçle altına bakmadan dişi mi yoksa erkek mi olduğunu anlayamaz.
Muhammed yazmasaydı zaten hiç kimse öğrenemeyecekti.. :)

Yine ayrıca, İlk defa Muhammed bildi, yazdı denizlerin karışmadığını, aralarında engel olduğunu.
O iki denizdir, biri nehir falan değildir. Suyunun tatlı-içimli olması birşey ifade etmez. Denizlerde de inci ve mercan çıktığına göre, nehir değil denizdir ikisi de, çünkü Kur'an öyle yazıyor. Kur'an'da ne yazarsa doğrudur. Dünya düzdür dese dahi Kur'an doğru söylüyordur, diğerleri göz yanıltmasıdır, aldatmadır. :)

Rahatladın mı..

ben ne diyorum sen ne diyorsun ya. bence senin beynin düz yuvarlak değil, uani iltifat kabul et bunu hakaret etmiyorum:)

walla
12-05-2008, 07:47
Xmel, dedinki;
bir erkek bir dişiye üreme esnasında verici kompetant olarak sperm bırakır ve alıcı kompetant bunu cenine cevirir.bakterilerde de alıcı ve verici hücrelerden olusan genom alısverisi olur transformasyonda,verici genoma sahip hücre alıcıya aktardıgı genomlarını proteinlerine bırakır.burada alıcı mutlak olcude vericinin ters rolu olmak zorunda yani enzim koenzim faktoru gibi.butun canlılarda bu sabittir.

Bakteriler ESEYLI mi uruyor. Amma ATTIN ha. EESYSIZ UREME diye birsey duydun mu sen. ESEYSIZ yani cinsiyetsiz.

muratmesut
12-05-2008, 08:40
kurnın tekrarlaması eleştiriliyo bu sistemli bi şekilde yapılmış belkide en önemli dini konuya vurgu yapıldığını herhalde anlıyorsunuzdur

bide kuran mucizelerine zaten bu o dönemde vardı diyip geçiyosunuz bir çoğuna yaptığınız gibi fakat onun doğru olduğunu muhammed nerden bilecek kesin olarak bi kitapta okumuşsa bile tam inanamaz sonuçta kuranına yazacak kesin olmayan bişeyi yazarmı ve bunların hepsinin doğru olması tesadüfmü

pante
12-05-2008, 08:44
bide kuran mucizelerine zaten bu o dönemde vardı diyip geçiyosunuz bir çoğuna yaptığınız gibi fakat onun doğru olduğunu muhammed nerden bilecek kesin olarak bi kitapta okumuşsa bile tam inanamaz sonuçta kuranına yazacak kesin olmayan bişeyi yazarmı ve bunların hepsinin doğru olması tesadüfmü

Arkadaşım, doğru değil.
Tatlı suda mercan yetişir mi?

walla
12-05-2008, 09:00
kurnın tekrarlaması eleştiriliyo bu sistemli bi şekilde yapılmış belkide en önemli dini konuya vurgu yapıldığını herhalde anlıyorsunuzdur

bide kuran mucizelerine zaten bu o dönemde vardı diyip geçiyosunuz bir çoğuna yaptığınız gibi fakat onun doğru olduğunu muhammed nerden bilecek kesin olarak bi kitapta okumuşsa bile tam inanamaz sonuçta kuranına yazacak kesin olmayan bişeyi yazarmı ve bunların hepsinin doğru olması tesadüfmü

Fakat onun dogru oldugunu muhammet nerden bilecek mis. Muhammet hangi bilinmez, enteresan, gizemli olaylardan bahsetmis ki. Hayvanlara bakmis bir erkek bir disi ariya bakmis bal yapiyor. Mucizevi bilgiler bunun neresinde.

xmel
12-05-2008, 10:20
Xmel, dedinki;
bir erkek bir dişiye üreme esnasında verici kompetant olarak sperm bırakır ve alıcı kompetant bunu cenine cevirir.bakterilerde de alıcı ve verici hücrelerden olusan genom alısverisi olur transformasyonda,verici genoma sahip hücre alıcıya aktardıgı genomlarını proteinlerine bırakır.burada alıcı mutlak olcude vericinin ters rolu olmak zorunda yani enzim koenzim faktoru gibi.butun canlılarda bu sabittir.

Bakteriler ESEYLI mi uruyor. Amma ATTIN ha. EESYSIZ UREME diye birsey duydun mu sen. ESEYSIZ yani cinsiyetsiz.


ee bu kadar olur :) anlaya anlaya en olmadık seyi anlamıssın.
neyse bosver.dil dökmeye gelmedim buraya.almak icin geldim ama pek bir şey bulamıyorum acıkcası.ilk geldigimde ki heyecanım kayboldu.

antiateistee
12-05-2008, 11:10
arkadaşlar anlatamıyoruz galiba pante bana söyler misin dşi bal arısını nasıl anladı o insanlar neye göre dişi dediler neye göre erkek dediler bi açıklasana hocam

walla
12-05-2008, 21:01
Xmel eger almak istiyorsan once eskileri bosaltman lazim.

imhotep
13-05-2008, 09:15
xmel,

Verdiğimiz örnekler karşısında bir cevap ver ki biz de ona göre anlayalım. Bakteriler, tek hücreliler eşeyli çoğalmazlar. Bir şey alıp da vermezler. Cinsel ilişkiyi çağırıştıran herhangi bir olay yok, bildiğin bölünüyor ! En fazla konjugasyon denen bir olay var ki onda da herhangi bir çiftten söz edilemez. Cinsiyete göre olmaz yani.

antiateistee
13-05-2008, 11:09
panteden cvp yok mu

LaTeX
14-05-2008, 01:31
Alıntıdır
Kaynak:http://www.honeyhouse.com.tr/tr/BalTar.asp
------------------------------
BALIN TARİHÇESİ

Arılar 40-50 milyon yıl öncesinden beri yeryüzünde kendi varlıklarını bağımsız bir şekilde sürdürmektedirler, ta ki 40.000 yıl önce insanlar onların mucizevi altın değerinde hazırladıkları besin kaynakları balı keşfedene kadar.

Ama insanoğlunun bundan ciddi olarak faydalanabilmesi için yine uzun bir süre geçmesi gerektiğni, ve ilk olarak ticari anlamda bal toplayıcılığının başlaması ancak M.Ö. 7000 dolaylarına denk geldiğini, Valensia'daki LaAranas Mağarasındaki duvar resimlerinden anlamaktayız. İnsanların yerleşik hayat düzenine geçip, çiftçilikle uğraşmaya başlaması ile birlikte, artık binbir tehlikeye girip de topladıkları balı da üretme isteği ile kovan yapımı başlamıştır. Bunlar yöresel yaşayışa göre içi oyulmuş ağaç kütükleri, saz ve samandan örme sepet şeklinde veya killi topraktan yapılmış özel çömlekler olarak ağaçlara asmak sureti ile M.Ö. 6000 dolaylarında bugünkü arıcılığın öncülüğünü oluşturmuşlardır.

Ra'nın Yeryüzündeki Göz Yaşları
Zamanla birçok toplumda sadeceşeker ihtiyacı dışında bir sağlık, güzelik ve zenginlik kaynağı olarak görülen balın yüceltilmesi ile ilgili en güzel örneklerine M.Ö. 3200 dolaylarında eski mısır hierogliflerinde rastlıyoruz: arı sembolü firavunları temsil ediyordu ve bal Güneş Tanrısı Ra'nın "dünyadaki göz yaşları" olarak görülüyordu. Bal bu kadar çok sevildiğinden, memurlar sürekl, Suriye ve Yunanistandan bal getirtmek zorunda kalıyorlardı.
II. Ramses dönemindeki memurların maaşlarının bir kısmı bal ile ödeniyordu, ve bal çok değerli bir para birimiydi. 1 kavanoz bala çok rahat bir eşek veya inek alınabiliniyordu.

Günümüzde yapılan gezgin arıcılığn ilk örnekleri de aynı döneme gelmektedir. Arıcılar kayıklarla kovanları bir kıyıdan başka bir kıyıya taşıyıp serbest bırakırlarmış ve böylece aynı zamanda tarla ve bahçelerdeki veriminin artmasınada destek olurlarmış.

Hipokrat'ın Reçetesi
Yunan Mitolojisinde arılar Musa'ların(ilham perileri) kuşları ve tanrıların habercisi olarak görülürdü. Hatta baş tanrı Zeus'un sıfatlarından bir "Arılar Kralı" 'dır.
Bal ise bilgeliğin ve yaratıcılığın kaynağı olarak görülüyordu. Pek çok güzellik ve sağlık reçetesinde en başta yer almaktaydı ve Hipokrat (M.Ö.466-377) tarafından yüksek ateş, yaralanma, ödem ve iltihaplanmalara karşı reçetelerinde en başta bal yer alıyordu.
Arıcılık ile ilgili ilk ciddi araştırmalar ve düzenlemeler antik Yunan'da M.Ö. 600 dolaylarında gerçekleşmiştir, ve ünlü düşünür Aristoteles (M.Ö. 384-322) arıcılık ile literatür oluşacak ilk kitabı yazmıştır.

Bal: Bir Zenginlik Göstergesi
Romalılarda arıcılık bilgisi genel kültür olarak görülmeye başlanmıştır ve pek çok ünlü bilim adamı ve tarihçi arıcılıkla da uğraşmıştır. Sadece arıların davranışlarını gözlemlemek ve çözmek için pencereli kovanlar yaptırmışlar. O zamanlar hali vakti yerinde olan her romalının en az bir kölesi arıcılık ile uğraşıyormuş ve her birinin ciddi büyüklükte kolonileri varmış. İnsanlar için için kovan sahibi olmak önemli bir zenginlik göstergesi sayılıyormuş.
Hekimler yüksek ateşten iktidarsızlığa, yaralanmadan strese kadar yaklaşık 50 farklı rahatsızlığa karşı en başta balı öneriyorlarmış.

Ortaçağda büyük Roma-Germen İmparatoru Şarleman (I. Karl) bütün derebeylerinin birer arıcı ve Met (bal şarabı) üreticisi bulundurması zorunluluğunu getirmiş. Aynı zamanda Kovanların korunması ile ilgili de pek çok kanun ve uygulama getirmiştir. Bunların en önemlisi, herhangi bir kovandan hırsızlık yapacak olanın canlı olarak meydanda yakılması cezasıdır. Çünkü o dönemde bal dışında bilinen hiçbir tatlandırıcı yok ve mum yapımı için ise en önemli hammade balmumuydu.

Anadolu da ise arıcılık ile ilgili olarak ilk M.Ö. 1300 dolaylarında Boğazköy'de bulunan Hitit yazıtlarında rastlamaktayız. Hititler, özellikle kutsal binaların yapımında kullandıkları taşlara bal döküp kutsarlarmış. Balın aynı zamanda kötülüklere karşı koruduğu da düşünülürmüş bu uygulama ile.
---------------------------------

İslam gelene kadar M.Ö 7000 - M.S 6. yüzyıla kadar geçen 7600 yıllık zaman zarfında net olarak 6600 yıl arıcılık yapılmakta iken arıların koloni yaşamının ve cinsiyetlerinin bilinmesinden doğal ne olabilir ki ?
Modern bilim bilim olana kadar insanlık bir süre bilgiyi ampirizm ile bulmuştur ve bu dişi bal arısı olayı için 6600 sene yeterli hatta fazla bile.

antiateistee bir arının cinsiyetini görmene gerek yok tıpkı eski yunanda bazı düşünürlerin atomu göremedikleri ama bölünemez en küçük parça saydıkları gibi sanırım senin dişi bal arısı atomun yanında biraz ufak kalıyor ki iddialarında hala inatçısın.

DreiMalAli
14-05-2008, 07:44
Her şeyden önce Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim arkadaşlar.
Diğerleri ancak ondan sonra gelir.
:D

Klorfil ancak 20. yüzyılın yüksekmi yğksek teknlojisi ile keşfedildiğini hepimiz biliyoruz.
Takdir edersiniz ki, Milattan önce yaşamış olan bir Sezar'ın klorofili bilmesi imkansızdı.
Peki o zaman Sezar nerden biliyordu zeytin yaprağının yeşil olduğunu?
(Yoksa başka bir bitki miydi o yaf?!)

http://www.kohomban.net/asterix/caesar.jpg

Adam başında hep bir zeytin daki ile boşuna mı veni, vidi, vici yapıyordu sanıyorsunuz?

http://www.ehapa-comic-collection.de/p/picts_260/Asterix_CaesarTeaser.gif

Bu bir SEZAR-MUCİZE değil de nedir?

Demekki taaaa 2000 yıl öncesşnden ona gaybdan haber verilmişti, kendisinden 2000 yıl sonra

Zeytin yaprağı yeşil
Altında kahve pişir
Seni bana vermezler
Aklın başına devşir

türküsünün söyleneceğini.

Şu türküdeki bilimsel gerçekliklere bakın bi...
Klorofilden bahsediyor açık açık.
Hemoglobin var.
Oksitlenme ilmi var.
Optik ilmiyatı var.
Termodinamik var.
İzafiyet teorisinin en yüksek kademesi dahi var.
(Zaman yolculuğunun mümkün olmadığı bilgisi var.)
Ve her şeyden önce, aklımızı kullanmamız gerektiği içtenlikle ve de üstüne basa basa öğütleniyor, tavsiye ediliyor.

Sen ne büyükmişsün be büyük Sezar.

Sevgiler

antiateistee
14-05-2008, 09:44
bilmeden konuşuyosunuz hgakikati gördüğünüz halde yüz çeviriyosunuz neye göre dişi bal arısı dediler neye göre erkek bal arısı dediler soruma cvp bu bir ikincisi kanı emenin dişi sivrisinek olduğu bildiriliyor kuranda ve bugünde bu bilim tarafından doğrulanıyor buna ne diyeceksiniz peki

LaTeX
14-05-2008, 10:34
bilmeden konuşuyosunuz hgakikati gördüğünüz halde yüz çeviriyosunuz neye göre dişi bal arısı dediler neye göre erkek bal arısı dediler soruma cvp bu bir ikincisi kanı emenin dişi sivrisinek olduğu bildiriliyor kuranda ve bugünde bu bilim tarafından doğrulanıyor buna ne diyeceksiniz peki
Yazımı iyice oku 1 önceki sayfayı bir zahmet.....Sadece okumakla kalma ve anlaman dileğimle
Ve ben aristoyu peygamber ilan ediyorum muhammedden önce iki denizin birbirine karışmadığını bildiği için desem? Peygamberlik ve gerçek din ölçüsü bir gerçeği ilk bilen olmak mı ? Yani Aristo bir kutsal kitap yazsaydı tapar mıydın onun inancına acaba merak ediyorum iki denizin birbirine karışmadığı ispatladığı için.
Sana demişimim ki 6600 senelik bir arıcılık sürecince sence arı kolonisi çözülebilir mi çözülemez mi gözlem ile ? Aynı gözlem ve deneyimler iki denizin birbirine karışmadığını buldu çünkü ?

DreiMalAli
14-05-2008, 17:05
Klorofil bulunmadan önce yaprakların yeşil olduğunu kim bilebilirdi?
Suyun kaldırma kuvveti bulunmadan önce kayıklar, gemiler vs. yüzebilirmiydi hiç?

Sevgiler

antiateistee
14-05-2008, 22:00
nax bilmeden konuşmayalım bunun uzun süre gözlemle alakası yok biz de bir mucize var derken sizin düşündüklerinizi düşünmeyecek kadar salak değiliz biz öyle zannettiğiniz gibi her söylenene inanacak müslümanlar değiliz biz de araştırıyoruz biz de biliyoruz ayrıca arının erkek mi dişi mi olduğunu anlamak için o devirde bu işle uğraşmanın bir alakası yoktur ki sen bi ineğin erkek mi dişi mi olduğunu rahat bi şekilde anlarsın bu işle uzun süre uğraşmanın bi faydası yok ki arı olayı farklı o devirde ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar anlayamazlar ne biliyosun belki de dişilere erkek demişlerdi belki de arının cinsiyeti olduğunu bile bilmiyolardı arkadaşlar lütfen faraziye üzerinden konuşmayalım varsaa kaynak gösterin yoksa belkilerle konuşmayalım derim saygılar

frodo
14-05-2008, 22:23
Antiateistee, gözlemle nasıl alakası yok ? Sen çiftleşen arılardan hangisinin erkek hangisinin dişi olduğunu anlayamayacak kadar saf değilsindir umarım. Asıl sorun arı kovanında erkek arıların popülasyondaki azlığıdır. İşçi arıların sadece dişi olduğu bilgisi uydurmadır. Ancak popülasyon içerisinde erkek arı son derece azdır ve bu nedenle balı sadece dişi arının yaptığı yanılsamasına yol açar. (*)

Peki erkek nüfusunu böyle az kılan nedir ? Arıların yamyamlığı nedeniyle !! Dişi arılar larva halindeki erkek arıları yerler. Bu yamyamlığın evrimsel süreç açısından oldukça mantıklı açıklaması vardır. Peki senin var mı ? Allah bu yamyamlığa neden yol vermiştir ? Hikmetinden sual olunmaz dışında cevabın var mı ? Sevinerek dinleriz.

Edit : Kırmızı ile yazılı bölüm yanlış bilgidir. Yazıyı astıktan sonra yaptığım hatayı anladım.

LaTeX
14-05-2008, 22:29
antiateistee
Faraziye değil konuyu baştan sona okumamışsın anlatıyorsun pantenin yazısı vardı 10. sayfada dişi ve erkek hakkında -- lerin arasına yazısını alıntıladım..
--------------------------
Üstelik açıkladım da erkek arı kara sinek gibi iri olur, dişi arı ince olur. 10 metre öteden anlaşılır, dişi mi erkek mi olduğu. Erkek arıyı elinizle tutarsınız, çünkü sokamaz, iğnesi yoktur.
--------------------------
"
Gözlemle olacak tabiki iki denizin birbirine karışmadığını insanlar kıçını beher olarak kullanmadı anlamak için ve sana deniliyor ki gözlemle anlaşılmıştır. Arıcılığın kesin bilinen tarihi günümüzden tam 9000 sene öncesine dayanır.

zapata
14-05-2008, 23:31
İnsanoğlu bir keşif yada icat yapar, araplar ve bizim araplaşmışlar da hemen atlarlar buluşun üzerine (Bak bunu kuran 1400 yıl önce yazmış vay be ne güzel de yazmış) diye. Yahu bilimin binlerce yıldan beri süregelen birikimlerine hakaret edercesine, hiç dürüst olmayan bir şekilde sahip çıkmayın bari. Miskin miskin oturun sonrada biri birşey bulunca vay bu kuranda vardı aha mucize.. Yapmayın kardeşim mucize diye birşey yoktur. Ayetlerde anlatılanların bu konulara işaret ettiği safsatasına siz bile inanmıyor ancak inanmak istiyorsunuz. Ben sadece şunu söyleyeceğim sizlere. Ay ortadan ikiye ayrılır mı kardeşim. Buna hangi beyin inanır. Ay yarılmış olsaydı mucize olurdu elbet. Ama böyle birşey gerçekleşmiş olabilir mi. Dünyanın hiçbir ülkesinde görülmedi de bu olay yalnızca arapmı gördü. Bu olmuş olsa başka ülkelerden farkedilmesi gerekmezmiydi. Hiçbir yerde anlatılmayan böyle inanılmaz birşeye yalnızca kuran söylüyor diye inanılır mı. Buna da inanıyorsanız pes derim size pes.

antiateistee
14-05-2008, 23:41
antiateistee
Faraziye değil konuyu baştan sona okumamışsın anlatıyorsun pantenin yazısı vardı 10. sayfada dişi ve erkek hakkında -- lerin arasına yazısını alıntıladım..
--------------------------
Üstelik açıkladım da erkek arı kara sinek gibi iri olur, dişi arı ince olur. 10 metre öteden anlaşılır, dişi mi erkek mi olduğu. Erkek arıyı elinizle tutarsınız, çünkü sokamaz, iğnesi yoktur.
--------------------------
"
Gözlemle olacak tabiki iki denizin birbirine karışmadığını insanlar kıçını beher olarak kullanmadı anlamak için ve sana deniliyor ki gözlemle anlaşılmıştır. Arıcılığın kesin bilinen tarihi günümüzden tam 9000 sene öncesine dayanır.

yaw nax güldürme Allah aşkına erkek arı kara sinek gibi olurmuş dişi arı ince olurmuş nerden belli eye göre erkek neye göre dişi arı demişler soruyorum size arkadaşlar neden kara sinek gibi büyük olan arıya dişi arı dememişler de erkek demişler kriter ne daha soruyu anlayamıyosunuz. kaldı ki ben o devirde olsaydım erkekle dişi bal arısı madem bu kadar farklı ben bu arıları farklı kategorilere koyardım tıpkı eşşek arısı gibi farklı bi isim de verebilirdim

thunderpoint
14-05-2008, 23:58
Sevgili anti,

Nax'tan önce yazan frodo sana bir soru sormuş; sanırım onu gözden kaçırmışsın.

lionking
15-05-2008, 03:12
sayin antiateistee senin inandigin Allah sadece bali disi arinin yapdigini bilir,Bilimin TANRI siysa onun nice düsünemiyeceyi seyleri bilir,bence yanlis Allahin pesindesin,hastalandiginda bilimin TANRISI na kosuyorsun,iylesdiyindede ona sirt ceviriyorsun,bu ne kötü bir hareketdir bir bilebilsen.

su2prelude
15-05-2008, 11:22
oldu başka bişi var mıydı..

antiateistee
15-05-2008, 21:58
o zaman söyle bilime ölüme çare bulsun

LaTeX
15-05-2008, 22:15
o zaman söyle bilime ölüme çare bulsun
Bilim herşeyin çözümünü bulabilecek mi sorusunu önce kendine sorman gerekirdi.
Ayrıca bilim allah değil ki herşeyi yapabilirim iddiasında bulunsun kaldı ki kimsenin ölümü reddettiği yok vede ölümü yenip yenemeyeceğimizi.
Ama bu soruyu sorarken atladığın 1 nokta var. Bilimin şu anda kadar gerçekleştiremedikleri ileride onu gerçekleştiremeyeceğine kanıt olamaz.

Tıpkı dna şifresi çözülmeden önce muhalefet olan sıradan bir insanın çözemezsiniz demesi ne kadar abes ise..

Bilimin acelesi yok zamana ihtiyacı var tökez olmayın yeterli.

lionking
16-05-2008, 23:55
sayin antiateistee,konumuz ölüme care deyil,senin inandigin allahdada ölüme care yok ugruna kainat yaratilan muhammedde ölüme care yokdu olsaydi eminim 1000 seneyasamak isterdi,konumuz senin inandigin allahin bildikleri ve bilimin geldiyi nokta,sence hangisinde daha cok bilgi var?saygilar

walla
17-05-2008, 01:59
Atomun da cinsiyeti varmi kine. Muhammede sordum bu soruyu. o cevaplasin.

iceman
17-05-2008, 09:32
yanılmıyorsam burada K.C. deneyden değil bunun nasıl 1400 yıl önce söylendiğini söylüyor. 1400 yıl önce insanların senin gibi düşündüğünü düşündüklerini sanmıyorum.YAni bu deneyi yapmak ve gözlemlemek. Ayrıca suyun birbirine karışmadığını görmek için bir alet olduğunu sanmıyorum o zmanda


neden düşünemesinLer ? MısırLıLarın ne kadar zeki oLdukLarını ve şimdiki insandan çok daha yaratıcı oLdukLarını biLmeyen var mı? PiramitLerin hikayesini biLmeyen yoktur sanırım...

hydra
17-06-2008, 15:38
Sevgili Believer kardeşim "İnsanlar demiyecekmiydi ki 'Eee ne var bunda, bu zaten bulunmuştu' ". Diyorsun zaten insanlar da bunu diyor. Ayrıca Muhammed çölde oturan biri değil diyar diyar gezen bir tacirdi. Pek çok farklı insan tanırdı. Şunu da ekleyeyim (Kaynak: Suat Yalaz'ın "Hz Muhammedin Hayatı" kitabı adam da Müslüman) İlk karısı Hatice'nin bir akrabası Varaka isminde biri İncil ve Tevrat'ı ezbere biliyormuş. Zaten yaşadığı çağda da Kur'an için "Bunlar eski çağlardan kalma masallardır." diyenlerin olduğunu Kur'an yazıyor. Şu an yerini hatırlayamıyorum ama İnanmayan açıp okusun. Hangi sure olduğunu hatırlayan lütfen yazabilir mi?

pante
17-06-2008, 19:14
Sevgili Believer kardeşim "İnsanlar demiyecekmiydi ki 'Eee ne var bunda, bu zaten bulunmuştu' ". Diyorsun zaten insanlar da bunu diyor. Ayrıca Muhammed çölde oturan biri değil diyar diyar gezen bir tacirdi. Pek çok farklı insan tanırdı. Şunu da ekleyeyim (Kaynak: Suat Yalaz'ın "Hz Muhammedin Hayatı" kitabı adam da Müslüman) İlk karısı Hatice'nin bir akrabası Varaka isminde biri İncil ve Tevrat'ı ezbere biliyormuş. Zaten yaşadığı çağda da Kur'an için "Bunlar eski çağlardan kalma masallardır." diyenlerin olduğunu Kur'an yazıyor. Şu an yerini hatırlayamıyorum ama İnanmayan açıp okusun. Hangi sure olduğunu hatırlayan lütfen yazabilir mi?


Kalem-15. / Muttaffifin-13. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.

En'am-25. İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, "Bu (Kur'an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil" derler.

Enfal-31. Onlara karşı âyetlerimiz okunduğu zaman, "Duyduk, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.

Nahl-24. Onlara "Rabbiniz ne indirdi?" denildiği zaman, "Öncekilerin masalları" dediler.

Neml-68. "Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir."

Ahkaf-17. Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.

slmkull
08-12-2008, 12:13
sevgili dostum and ayetteki bahsi geçen konu yasin süresindede aynısı var sen heralde kur anı tam okumamışsın galile dünya yuvarlak dediğinde hatırlarmısın 300 sene önce deli dediler ozamanda insanlar takvimi biliyordu ama dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyorlardı ozaman kuran 1100 yaşındaydı ve yasin süresinde"güneş ve ayın belirli bir yörüngede hareket ederler" ibaresi geçer senin anlamadığın veya inanmadığın rahman ve yasin süresi galileden tam 1100 yıl önce haber veriyor yoksa muhammet peygamber galiledenmi öğrendi dünyanın yuvarlak olduğunu

pante
08-12-2008, 17:19
sevgili dostum and ayetteki bahsi geçen konu yasin süresindede aynısı var sen heralde kur anı tam okumamışsın galile dünya yuvarlak dediğinde hatırlarmısın 300 sene önce deli dediler ozamanda insanlar takvimi biliyordu ama dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyorlardı ozaman kuran 1100 yaşındaydı ve yasin süresinde"güneş ve ayın belirli bir yörüngede hareket ederler" ibaresi geçer senin anlamadığın veya inanmadığın rahman ve yasin süresi galileden tam 1100 yıl önce haber veriyor yoksa muhammet peygamber galiledenmi öğrendi dünyanın yuvarlak olduğunu

Galile, "Dünya dönüyor" diyordu.
Engizisyon susturuyor, İslam dünyasının da sesi çıkmıyordu.
Hatta Galile'den 300 sene sonra dahi İslam'ın Suudi fetva makamının başı;
"Dünya dönüyor diyenin katli vaciptir" diyordu.

Allah'ın ve Muhammed'in bilmedikleri ise Kur'an'dan asırlar önce biliniyordu.
Merak ediyorsan:

http://80.251.36.198/birol/ila319.pdf

ism@
21-12-2008, 15:44
adn izninle bunu ben açıklayayım.

Öncelikle şunu bilmek gerekir: kuranda cebeli tarık boğazından bahsedilmez. Sadece iki denizin suları karışmaz denmiştir.

Tatlı su ve tuzlu suyun karışmazlığı ilkesi ise muhammedden yaklaşık 550 yıl önce yaşamış Gaius Plinius Secundus tarafından keşfedilmiştir ve bu kişinin yazdığı "Naturalis Historia" adlı eserde durum izah edilmiştir.

Kısaca muhammedin yaşadığı yıllarda tatlı su ve tuzlu suyun karışmayacağı zaten bilinen bir gerçektir.

Nedense Muhammed Arabistan çöllerinde Gaius Pliniusla Karşılaşmış Tesadüf bu ya Bunu Ondan Öğrenmiş Kitabına Yazmış Yine bir tesadüf Ki 1400 Yıl sonra Doğru Çıkmış Yine tesadüf ki Muhammed Hep 1400 Yıl Sonra Doğruluğu tam olarak kanıtlanacak şeyleri Kitabına Yazmış www.mucizeler.com (http://www.mucizeler.com) Buradakiler Dahil olmak Üzere Yüzlerce Mucizeyi Kendisi Uydurmuş atmış tutmuş Olamayacağına göre EE Bu Tanrının Kitabıda olmaz Olursa Kurallar Namazlar İbadetler Yasaklar Boğuluruz Din denizinde O zaman Başkalarından Duymuş yazmış Nedense Hep Tesadüf yine Tesadüf Hepsi Doğru Çıkmış Bugün evrim Teorisini Tam olarak onaylayamayan bilim adamları Kurandaki Bu mucizelerin altına imzasını atmış Onaylamış kanıtlamış

O zaman Bu Muhammed Çok araştırmacı İleri AYDIN Bilgili bir insanmış ki Onun Peşinden Gittiğim İçin Gurur Duyuyorum 1400 yıl önce Aya dahi çıkılmış olsa böyle aydın insanlar yoktu En azından Bu kadar Bilgisi olan Bunların hepsini bir arada bilen Bu kadar araştırmacı AYDIN insan

yucemanitu
21-12-2008, 16:18
"İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur. (Furkan 53)"

Sevgili İsm@ bu suredeki kırmızıyla yazan yere bakarsak buna Atlantik ve Akdeniz diyemeyiz çünkü ikisi de tatlı değil ve içilmez. Bu kısım için ne düşünüyorsun?

ism@
22-12-2008, 15:10
"İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur. (Furkan 53)"

Sevgili İsm@ bu suredeki kırmızıyla yazan yere bakarsak buna Atlantik ve Akdeniz diyemeyiz çünkü ikisi de tatlı değil ve içilmez. Bu kısım için ne düşünüyorsun?

Sayın Atlas Konumuz O ayet Değildir Mucizeye Delil Gösterilen Ayet Rahman Suresi 19, 20 .ayetlerdir

Ve o ayetlerde Furkan 53 te anlatılan şey anlatılmaz Evet orada Cebeli Tarık boğazındanda bahsetmez ama Kuranın O ayetine göre Ve Furkan 53.ayetine göre Genel Olarak bazı denizlerin birleşmesine rağmen suların karışmaması, Kuran'da 14 asır önceden söylenmiştir.

Bunları Bir mucize olarak Değilde bilimsel bir Kitap Olarak sunsaydık elbette ki Muhammed a.s ın Bir Filozof, biyolog, Tarihçi, denizci, Fizikçi vs.... gibi Bir çok alanda Profesör veya çok iyi bir araştırmacı olduğunu söylerdiniz Yapmayın Lütfen Furakn suresinde anlatılanlar ve geçenler Farklı Bu surede geçenler daha geniş kapsamlı farklı Konumuz Rahman Suresi 19, 20 ayetleri Kurandan Mucize olarak Gösterilen Bu anlayış Gerçekten Kurandan çıkmakta anlaşılmaktadır

Eski müslümanlar Bunları manevi Yönde yorumlamışlardır veya Bu ayetler görmezden gelinmiştir Onların Bu ayeti bu şekilde anlamamaları normaldir Çünkü daha önceden Bu olay bilinmemektedir Böyle süregelmiştir ama Bugün Müslüman Bilim adamları dahil Dağ başındaki bu konuyla ilgili biraz bilgisi olan bir müslümana Sorsanız Kuranın Bu olaya İşaret ettiğini anlar Yine Bu ayette diğer ayetler/ Mucizeler gibi dikkat çekici ve ilginçtir

yucemanitu
22-12-2008, 15:37
Evet, zaten başlık da Rahman 19,20 ama aynı şey değilse burdaki ne olabilir? Bana göre bu bir tekrar çünkü burda da deniz diyor. Sen nasıl bakıyorsun? Sadece inanan bir insanın yorumunu merak ediyorum. Tabii eğer anlatmak istersen.

ism@
22-12-2008, 16:04
Evet dediğin Şekildedir Furkan suresi Tatlı Tuzlu Suya işaret etmiştir sayın kardeşim ama Rahman Suresindeki ise daha geniş ve Kapsamlıdır İkisindede Aynısı Anlatılmak istense tekrarlanmaz veya tamamen aynısı yazardı Kuranda bir çok yerde Aynen tekrarlanan veya farklı kelimelerle Diğer Ayetin tamamen Aynı anlamın Çıkabileceği ayetler vardır bu doğrudur

Ama Bu ayetlerden

Kurandan İki Anlayışta çıkmaktadır

Furkan Suresi ;Tatlı -Tuzlu Su

Rahman Suresi; Denizlerin Karışmaması

2. daha kapsamlıdır ve bu kapsama Cebeli Tarık boğazıda girmektedir

Ben Bu yorumu yaptım Furkan suresinde Tatlı tuzlu karışmaz anlayışı çıkar bu doğrudur ama Rahman Suresinde Sadece bu anlayışın Çıkması zorlama bir mantık olur

ism@
22-12-2008, 20:27
Evet, zaten başlık da Rahman 19,20 ama aynı şey değilse burdaki ne olabilir? Bana göre bu bir tekrar çünkü burda da deniz diyor. Sen nasıl bakıyorsun? Sadece inanan bir insanın yorumunu merak ediyorum. Tabii eğer anlatmak istersen.

Sayın Kardeşim Özellikle Koyu Kalın Yazmışsın
Furkan Suresi 53 tede Rahman Suresi 19,20 de de Deniz diye çevrilen Bahr Kelimesi geçmektedir
Bahr Geniş manalı olarak Su topluluğudur
Arapça "Bahr" Kelimesi Sadece Deniz Değil Küçük Su topluluklarından Başlayıp okyanuslara kadar giden bir kelimedir arapçada Akarsular, nehirler, göller vs........ hep "Bahr" dır
Burayı açıklamak istedim

pante
22-12-2008, 21:18
En'am-6. (...) ve cealnâl enhâre tecrî min tahtihim

Altlarından nehirler akıttık.


Tevbe-89. Eaddallâhu lehum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, zâlikel fevzul azîm

Allah onlara temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş budur.


Meryem-24. Fe nâdâhâ min tahtihâ ellâ tahzenî kad ceale rabbuki tahteki seriyyâ

Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”

Güçistenci
22-12-2008, 21:31
bakalım elmalı amca ne diyo bu konuda...

"İkisinden de inci ve mercan çıkar." (Rahmân, 55/22) âyeti de, bu ikinci mânâya daha yakın bir anlam ifade etmektedir. Zira tatlı sudan inci ve mercan çıkması, biraz te'vile dayalıdır. http://www.biriz.biz/kuran/rahman/55rahman.htm#19

yani elmalı demek istiyo ki: tatlı sudan inci mercan çıkmaz. onun için bu ayet hatalıdır. biraz kıvırmayla(teville) insanlara servis etmemiz lazım...

saygılar...

pante
22-12-2008, 21:48
Sayın Kardeşim Özellikle Koyu Kalın Yazmışsın
Furkan Suresi 53 tede Rahman Suresi 19,20 de de Deniz diye çevrilen Bahr Kelimesi geçmektedir
Bahr Geniş manalı olarak Su topluluğudur
Arapça "Bahr" Kelimesi Sadece Deniz Değil Küçük Su topluluklarından Başlayıp okyanuslara kadar giden bir kelimedir arapçada Akarsular, nehirler, göller vs........ hep "Bahr" dır
Burayı açıklamak istedim

Bir ilave yapalım:Türkçedeki nehir sözcüğü Arapça'dan gelir.
Enhar, neher'in çoğuludur.

Neher için de bir ayet örneği verelim:

Kamer-54. İnnel muttekîne fî cennâtin ve neher

Takva sahipleri cennetlerde ve nehirdedirler.

Kur'an'da nehirler sözcüğü 48 ayette geçer.

erdemik
23-12-2008, 03:17
Türkçe'den Arabça'ya deniz kelimesini çevirince bahr değilde yemm tercih edilir. denizin içinde olan birşeyde ise, bahr yeğlenir. bizde sıfat olarak kullanılan bahriye, denizci birazda denizcilik demektir. deniz'in kendisi bahr değildir, yemm'dir. rahman 19. ayet pasajında la yeltegıyan kelimesi için kavuşmazlar yorumu, ayete ve sözlüğe uygun olmasa gerek.

Rahman 19.

Meracel bahrayni yeltegıyan,e. (Mazlum,Gevrek,Yumuşak başlı)
Depreşir 2şer'Susayan özleyişle/nostaljiyle

Rahman 20.

Beynehüma berzehül la yebĞıyan,i.
ArasındaOnların 1Kıstak yok Kalitesizlik/Zorbalık

bayrayni okunan, deniz olmadığına göre ikilenen orada cepheden birbirini gören su topluluğu olamaz. zaten ebrar, berr'in çoğulu iken denizler anlamına gelmiyor. ayrıca bahrayNi biten cümlede, nun harfi neyi ikelemede'dir.. denizi'mi yoksa içindeki canlıları mı. fıkıhtan bakıp anlamak olanaksız'dır. zümer 23 ayet pasajında mesaNi, ikişer anlamına geliyorsa, buradaki bahrayNi de ikişer anlamına gelmelidir.

mep
23-12-2008, 13:25
kehf suresi..
85. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.
89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.


Şayet dünya Tepsi gibi düz olsaydı yukarıdaki ayetleri önümüze koyup..
"Ahanda işte dünya düz demek istiyo "derlerdi..
Ama dünya yuvarlak olduğu için bu ayetler onların pek ilgisini çekmiyo..

placebo
23-12-2008, 14:41
Türkçe'den Arabça'ya deniz kelimesini çevirince bahr değilde yemm tercih edilir. denizin içinde olan birşeyde ise, bahr yeğlenir. bizde sıfat olarak kullanılan bahriye, denizci birazda denizcilik demektir. deniz'in kendisi bahr değildir, yemm'dir. rahman 19. ayet pasajında la yeltegıyan kelimesi için kavuşmazlar yorumu, ayete ve sözlüğe uygun olmasa gerek.

Rahman 19.

Meracel bahrayni yeltegıyan,e. (Mazlum,Gevrek,Yumuşak başlı)
Depreşir 2şer'Susayan özleyişle/nostaljiyle

Rahman 20.

Beynehüma berzehül la yebĞıyan,i.
ArasındaOnların 1Kıstak yok Kalitesizlik/Zorbalık

bayrayni okunan, deniz olmadığına göre ikilenen orada cepheden birbirini gören su topluluğu olamaz. zaten ebrar, berr'in çoğulu iken denizler anlamına gelmiyor. ayrıca bahrayNi biten cümlede, nun harfi neyi ikelemede'dir.. denizi'mi yoksa içindeki canlıları mı. fıkıhtan bakıp anlamak olanaksız'dır. zümer 23 ayet pasajında mesaNi, ikişer anlamına geliyorsa, buradaki bahrayNi de ikişer anlamına gelmelidir.

Sn.Erdemik,ayetlere yaklaşımlarınız ilginç..Biraz daha açık çeviri yapar ve anlaşılabilir yazarsanız memnun olurum..Kısacası anlatmak istediğinizi biraz daha kapsamlı yazınız..

vartor
23-12-2008, 19:45
Ne kadar acik ve herkesin anlayacagi bir sekilde inmis bu kitap?
Hayret dogrusu.....
Cozebilene degil, cozmeye yeltenene alim deniyor.
Kitap yazarinin soyledigi sekilde, apacik bakana ise ATEIST deniyor.

cigi
25-12-2008, 02:57
Ne kadar acik ve herkesin anlayacagi bir sekilde inmis bu kitap?
Hayret dogrusu.....
Cozebilene degil, cozmeye yeltenene alim deniyor.
Kitap yazarinin soyledigi sekilde, apacik bakana ise ATEIST deniyor.

Ancak bu kadar olabilir; kisa, net ve öz....

Rotterdam' in Batisina dönüp, Toronto' ya sevgiler, saygilar yolluyorum. Yüregine saglik.

vartor
25-12-2008, 19:11
Ben de doguya el salladim, umarim gormussundur...

ism@
29-12-2008, 15:57
kehf suresi..
85. O da (Batı’ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.
86. Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik.
89. Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.
90. Güneşin doğduğu yere ulaşınca onu, kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.


Şayet dünya Tepsi gibi düz olsaydı yukarıdaki ayetleri önümüze koyup..
"Ahanda işte dünya düz demek istiyo "derlerdi..
Ama dünya yuvarlak olduğu için bu ayetler onların pek ilgisini çekmiyo..

Sayın Mep Bu ayetler Hakkındaki Yorumunuz Nedir Anlayamadım Ayette Açık olarak Dünyanın Düz Olduğu yazmamaktadır Sizin Yorumunuzu Merak Ettim Bu ayetin Neresinden Çıkardınız Düzlüğü Birde Ayetin arapçadan tam çevirisi Bu şekilde mi Saygılarımla....

helson
31-01-2009, 02:44
muhammet , ilk karısı sayesinde kervanlarla ticaret yapmıştır. Bu kervanlarda bulunduğu bölgelerde ticaret yapmıştır. Şam mesela. Şam Akdeniz e ve Anadoluya komşudur. Cebeli tarık boğazı da atlas okyanusuna açılan kapı gibidir. Dolayısı ile. Bilgi ve mal alışverişi için bir kapıdır. Dünya harıtasına bakıldığında aslında Akdeniz in diğer ucudur. yani dünya çapında çokta uzak bir mesafe değildir. Heleki suyun karışmadığı muhammetten çok daha önce bulunmuşsa. Kervanlar ve ticaret sayesinde , incil ve tevratı kopyaladığı gibi, bunuda kopyalaması olasıdır.

mep
31-01-2009, 10:19
Sayın Mep Bu ayetler Hakkındaki Yorumunuz Nedir Anlayamadım Ayette Açık olarak Dünyanın Düz Olduğu yazmamaktadır Sizin Yorumunuzu Merak Ettim Bu ayetin Neresinden Çıkardınız Düzlüğü Birde Ayetin arapçadan tam çevirisi Bu şekilde mi Saygılarımla....


Yav ismet abim kaçırmışım bu yazını..

Ayette Açık olarak Dünyanın Düz Olduğu yazmamaktadır

Abim zaten sıkıntı bu işte hiç bi şey açık olarak yazmamakta..
Bende diyorumki Şimdi dünya tepsi gibi düz olsaydı bu ayeti alır önümüze koyar ve şöyle derdiniz..

" Bak Sürekli doğuya giderek güneşin doğduğu yeri bulmuş.dünya yuvarlak olsaydı sürekli doğuya giderek ilk bulunduğu noktaya gelirdi.demekki Kuran
dünyanın düz ve tepsi gibi olduğunu biliyo bu bi mucize.." derdiniz.

ama şimdi ..
"yahu sürekli doğuya giderek güneşin doğduğu yer bulunurmu..
bu ne zırvalık koca yaratıcı dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyomu..?
diyemiyosunuz..

Muhammedin hadisi var ..
" Güneş akşamları namaz kılmak için dünyanın altına gider" diye..
merak bile etmezsiniz dünyanın altı neresi oluyo diye..
dünya tepsi gibi olsaydı,,bu hadis bile baş tacınız olurdu..
" Brehhh..!Nası biliyo ama dünyanın tepsi gibi olduğunu 1500 yıl öncesinden mucize.."der dururdunuz..

Bide abim ne yazılsa hemen refleks bi yanıtınız var..
"Ayetin arapçadan tam çevirisi böylemi" diye..
yav bu kitap arapçadan türkçeye çevrilemiyecekse..
yada herkes kafasına göre çevirecekse..
bu kitaptan bize ne o zaman yahu..?
bırakalım muhattabı araplar,iman etsin,onlar okusun
onlar hidayete ersin..
Demekki Allah özellikle bu kargacık burgacık lisanı seçmişki..
araplardan başka kimse anlamasın..
bi tek araplar gitsin bol bol ırmaklar,gölgelikler
yeni tomurcuklanmış göğüslü huriler olan cennetlere..
ben zaten sulak yerleri sevmiyom,
sabi sübyanlada işim olmaz..
Eee..! gitsin o zaman araplar yahu..bize ne..!

ism@
31-01-2009, 13:52
Yav ismet abim kaçırmışım bu yazını..

Ayette Açık olarak Dünyanın Düz Olduğu yazmamaktadır

Abim zaten sıkıntı bu işte hiç bi şey açık olarak yazmamakta..
Bende diyorumki Şimdi dünya tepsi gibi düz olsaydı bu ayeti alır önümüze koyar ve şöyle derdiniz..

" Bak Sürekli doğuya giderek güneşin doğduğu yeri bulmuş.dünya yuvarlak olsaydı sürekli doğuya giderek ilk bulunduğu noktaya gelirdi.demekki Kuran
dünyanın düz ve tepsi gibi olduğunu biliyo bu bi mucize.." derdiniz.

ama şimdi ..
"yahu sürekli doğuya giderek güneşin doğduğu yer bulunurmu..
bu ne zırvalık koca yaratıcı dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyomu..?
diyemiyosunuz..

Muhammedin hadisi var ..
" Güneş akşamları namaz kılmak için dünyanın altına gider" diye..
merak bile etmezsiniz dünyanın altı neresi oluyo diye..
dünya tepsi gibi olsaydı,,bu hadis bile baş tacınız olurdu..
" Brehhh..!Nası biliyo ama dünyanın tepsi gibi olduğunu 1500 yıl öncesinden mucize.."der dururdunuz..

Bide abim ne yazılsa hemen refleks bi yanıtınız var..
"Ayetin arapçadan tam çevirisi böylemi" diye..
yav bu kitap arapçadan türkçeye çevrilemiyecekse..
yada herkes kafasına göre çevirecekse..
bu kitaptan bize ne o zaman yahu..?
bırakalım muhattabı araplar,iman etsin,onlar okusun
onlar hidayete ersin..
Demekki Allah özellikle bu kargacık burgacık lisanı seçmişki..
araplardan başka kimse anlamasın..
bi tek araplar gitsin bol bol ırmaklar,gölgelikler
yeni tomurcuklanmış göğüslü huriler olan cennetlere..
ben zaten sulak yerleri sevmiyom,
sabi sübyanlada işim olmaz..
Eee..! gitsin o zaman araplar yahu..bize ne..!

Sayın Mep Size Gidin de Ansiklopedilere Kazılar Deliller Bulun Demiyorum Kuranı Bu şekilde Anlayanlar Bizim (Lise) Tarih Ders Kitaplarında Okutuluyor

Okuduğum Bi Tarih Ders Kitabında

"Orta çağda Müslümanlar HER ALANDA Avrupalılardan Daha Üstün ve ileri Konumdaydı.
Galile Nin Dünyanın Yuvarlaklığını Kanıtlayıp Cezalandırılmasından Öncede Müslümanlar DÜNYANIN YUVARLAK OLDUĞUNU BİLİYORLARDI. Hindistan ve Çin hakkındada geniş Bilgilere sahiptiler"

Okuduğum Satırlar Aynen Böyle

2005 Basımı OSMANLI TARİHİ Kitabı
14. ve 15.yüzyıllarda Avrupa
Bilim ve Teknik alandaki gelişmeler.

Lütfen yapmayın Daha önce Kuranı Böyle Yorumlayan Bedeviler vardı Ama Gördüğümüz üzere Orta çağda dahi Galile gibi bilgili Dinine bağlı Bilim adamının Cezalandırılmasına Karar verilmiş O Dönemin En bilginleri en Bilgili insanları Buna Karar verirse Arabın Cahilleri Alır ellerine Taş Recm eder insanı Türkiyede Düşünce özgürlüğü olmasa Bunları İnan Duyamazdınız Bizden

ism@
31-01-2009, 14:09
Sayın Mep Kusura Bakmayın Ama Yuvarlak Dünyanında Düz dünyanında Doğusu Batısı Vardır. Bunu size öğretecek değilim Tam Olarak Şöyle Tarif Edilir ZORLAMA YORUM
Ama DAHV ve TEKVİR Böyle değil İki ayet gösteriyorum İkisindede Yuvarlaklık var HADİSLERE İNANMADIĞIMI da daha önce Söyledim Hadisleri Alsak Daha Ne mucizeler Çıkar ama Hadisler güvenilir değildir ve değiştirilmiştir.

Hadi diyelim DAHV dümdüz demek ki DEĞİL

Ey cinler ve insanlar topluluğu! Göklerin ve yeryüzünün çaplarını aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa aşıp geçin. Ancak üstün bir güçle geçebilirsiniz.
55 Rahman Suresi 33

Neyin Çapı Kardeşim Tepsinin Çapı Olmaz Herhalde dimi ???

“Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor.” (Zümer Suresi: 5)

Bu ayette "sarıyor" diye çevirdiğimiz kelimenin Arapçası "yükevviru"dur. Bu kelime Türkçe'ye de geçen "küre" kelimesi ile aynı kökten gelmektedir.

Bu fiil Arapça'da yaygın olarak "başa sarık sarmayı" ifade etmek için kullanıldığı gibi “yuvarlak bir şeyin üzerine bir cisim sarmak” içinde bu ifade kullanılır.

ism@
31-01-2009, 14:10
Tabiki bunlarda Mep için Evrenin ve kendisinin yaratılışı gibi TESADÜF nedense biz 3 Tane Delille Zorluyoruz O da almış gelmiş bi ayet Zorlama Sapıtıyo Acıdım Şimdi

K.C.
31-01-2009, 14:47
içinde "çap" geçen ayetler.
http://www.kurandaara.com/index.php?act=ara&keyword=%C3%A7ap&meal=1&sure_no=

Rahman 33 Y.Nuri Öztürk
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz!

Diyanet meali:
33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

uç?? bucak?? köşe??

“Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor.” (Zümer Suresi: 5)
Gecenin gündüzü sarıp örtmesinde kullanılan kelime küre kelimesi diyorsunuz. Gece bir küre gibi gündüzü sarıyor, gündüz de bir küre gibi geceyi sarıyor, peki bu ifadelerle dünyanın küre şeklinin ilgisi nedir?

ayrıca ne gece ne gündüz birbirlerini küre gibi falan da sarmıyorlar. Dünyaya uzaydan baktığınızda sarıp sarmalama olayıyla ilgisi olmayan şeyler gördüğünüze eminim.

edit: Diyorsunuz ki "yükevviru kelimesi “yuvarlak bir şeyin üzerine bir cisim sarmak” " olarak kullanılır.
Gece ve gündüz birbirlerini sardıklarına göre, gece ve gündüz, yuvarlak cisimler mi oluyor bu durumda.
gece ve gündüzün dünyayı sarmasından bahsetmiyor farkındaysanız. Birbirlerini sarmasından bahsediyor. Sizin yorumunuz gece ve gündüzü birer cisim yapmış.

Ki-Adi
31-01-2009, 15:24
Rahman 33 Y.Nuri Öztürk
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin bucaklarından/köşelerinden geçip gitmeye gücünüz yeterse, hadi geçin gidin. Bilgi ve güç dışında bir şeyle geçip gidemezsiniz!

Diyanet meali:
33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

Burda ne anlatılmak isteniyor? Göklerin ve yerin bucakları,köşeleri yada uçları neresidir?

mep
31-01-2009, 15:28
Dünyayı evrenin merkezi sananlar..
Daha kötüsü Bütün evreni..
insanlar sınavdan geçirilirken
Onlara süs olsun diye yaratılmış sananlar..
Elbetteki güneş ve ayın birbirini kovaladığını..
gece ve gündüzün dünyayı sardığını düşünecek.
"min aktâris" yeri gelecek çap diye tanımlanacak..
bir şehir anlatılırken kullanılıyorsa,"her yandan"
diye tanımlanacak..kısaca kuran zamana ve şartlara uydurulacak ..
Yeni tefsirler artık büyük kolaylık,
yörüngeler,gezegenler,
Hani utanmasalar bişeyleride cep telefonu diye çevirecekler..
ama yaparlar..
ben inançlı insanlarda o potansiyeli görüyorum..


Yav ismet abim.
Valla zorlıya zorlıya sapıttım abi..
Allah acısın bana ..
nabalım kısmet böyleymiş..

--------------------------------------------------------------------------------

Sayın Mep Kusura Bakmayın Ama Yuvarlak Dünyanında Düz dünyanında Doğusu Batısı Vardır. Bunu size öğretecek değilim

yani ben şimdi sürekli batıya gidersem.güneşin battığı kara balçıklı gözeyi bulabilirmiyim. :)

ism@
31-01-2009, 15:29
"AKTAR"

Bunu ben açıklamayacağım Aranızda bilen Birileri varsa açıklasın Arapçası Kuwetli olan bir ateist Bana inanmazlar Ama Öyle güvenilir bir ateistte yoktur ki gerçeği bile bile örtenler Islah olmaz.

Dünya Yuvarlaktır Demek istiyorum

"Sarığımı Sarıyorum "

Burada Sarığın Yuvarlak Olduğunu Söylemiş oluyorsunuz Sarığın sarıldı Kafanın Değil Anlayışınız Bu
Ellerinizle gözlerinizi Kapatacağınıza vicdanınıza koyun

K.C.
31-01-2009, 15:38
sayın İsma,
Ayetlerde neyin neye sarıldığına bir daha bakın. Gece gündüze sarılıyormuş, gündüz de geceye sarılıyormuş.
Dünyadan bahsediliyor mu orada, dünyaya sarılmaktan bahsediyor mu? HAYIR.
Dünyaya sarılmaktan bahsetse savınızda ısrarlı olun, bu anlaşılır... ama yok böyle bir sarılma... gündüz ve gece birer cisim midir ki?

ism@
31-01-2009, 15:43
Dünyada Gece Gündüz Oluşmaktadır Bu Dünyaya Sarılmasına yeter.

Bilgisizlik Kullanmasını Ne kadarda seviyorsunuz

http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=zumer&ayet=5

Küllün İfadesi Arapça Kurallarına göre Küllün İfadesi En az 3 şeyi ifade etmektedir

Güneş , Ay eee üçüncüsü

O da Yükerrivunun hemen Üzrinde geçen El Arda yeryüzü DÜNYA

Sadece Güneş ve ay için geçerli olamaz Orada 3 Şeyden Bahsediyor
Ayetin tamamıyla ele alındığında Dünya Ay ve güneşin Ecellerine Yörüngelerine doğru akıp gittikleri ve Dünyada gece gündüzün Oluşup Dünya üzerine gece ile gündüzün Yükerrivu olduğunu istesenizde GÖREMEZSİNİZ.

K.C.
31-01-2009, 15:59
Verdiğiniz linkte bile gecenin üzerine gündüzün, gündüzün üzerine de gecenin örtülmesinden bahsediyor.
Yörünge diye bir şey ise yok.
Çıplak gözle bakan bir çocuk bile her gün güneşin bir yerden bir başka yere gittiğini görür, ay keza...
ama çıplak gözle güneşin belli bir yol kat ettiğini gören aslında dünyanın döndüğünü, güneşin orada öylece durduğunu (dünyaya göre) göremez. Nitekim ayetin yazarı da bunu görmemiş.

Çıplak gözle yapılan bir gözlem sonucu söylenebilecek şeylerden ötesi yok o ayette.
Hele ki sarık gibi dünyayı gece ve gündüzün sarması hiç yok...

Güneş ve ayın ecele doğru akıp gitmesinden YÖRÜNGE anlamı çıkarmak ise pes dedirtecek denli ıkınık bir yorum.

Ki-Adi
31-01-2009, 16:27
Birde;
“Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor.” (Zümer Suresi: 5)

Gecenin gündüzün üstünü örtmesi gündüzün tam olarak kaybolması ve tersi şekline gelmiyor mu? Yani sabit düz bir dünya Güneş dünyanın üstünde geldiğinde dünyanın aydınlık olması güneşin gidipte ayın ortaya çıkmasıyla dünyanın karanlık olması gibi bir anlam çıkıyor.

Kabaca bir benzetme olcak ama linkteki resimde güneş dünyanın üstündeyken dünyanın tamamı aydıklık gözüküyor yani gündüzün gecenin üstünü örtmüş veya şarmış nasıl derseniz.

http://gstene.files.wordpress.com/2008/08/flat_earth.jpg

yada daha güzel bir benzetme Zeitgeist belgeselindeki horusla seth'in savaşması benzetmesi gibi.

Ama gerçekte dünyada hiç bir zaman tamamen gece yada tamamen gündüz yaşamaz.

penguen
31-01-2009, 19:02
Konuyu açan arkadaşıma ;

Muazzez İlmiye Çığ-İncil Tevrat ve Kuranin Sümerdeki Kökeni

Bu kitabı okursan,Kuran inmeden önce o bilginin zaten bilindiğini anlayabilirsin.

helson
10-02-2009, 00:21
Ortada bir gerçek varki inanlar inanmaktan vazgeçmeyecek, bizim gibi ateistlerde imana gelmeyecek, ne yazikki somut olarak kuran ın yalanlarını ne kadar dile getirsekte insanların içindeki o cennet cehennem kavramı insanları özgürce düşünmekten alı koyuyor. ve ne yazıkki cehennem korkusunu muhammet çok güzel işlemiş beyinlere. Örneğin ben kendi eşime dahi tüm açıklığı ile kuranın bir yalan dan ibaret olduğunu anlatıyorum, mantığına yatıyor , evet böyle bir şey olamaz diyor, tamamen saçma diyor, ama bir süre sonra korkusundan yine başa dönüyor. Yani bu korku öyle birşeyki insanı mahkum ediyor. Biz ne kadar da din ve allah yok desekte boşa . O yüzden Atatürk ün o sözü geliyor aklıma, ( cumhuriyet aklı hür fikri hür nesiller ister) Evet diye bilirizki insanlık aklı ve fikri hür insanlarla gelişir. Gelecek ancak bu sayede savaşsız gelir. Din yüzünden tarih boyunca her zaman milyonlarca insan ölmüştür. Hırıstiyanlar tanrı bizimle olsun diyor, Müslümanlar Allah bizimle olsun diyor, Yahudilerde kendilerini seçilmiş ırk görüyor.

Şimdi sorum inanan lara ,

Peki kardeşim , siz hiçmi düşünmüyorsunuz, bu ayrı dinden olan insanlarda safça, içtenlikle allahına tanrısına dua eden insan yokmu, bu sizin tapındığınız tanrınız allahınız bir değilmi, hangi tarafa yardım edecek hangi kullarını koruyacak, Başınıza kötü bir olay gelince allah sınıyor diyor, iyi birşey gelince imanı güçlü olanın yanındadır, diyorsunuz.

Peki soru, neden yeni doğmuş bir bebek sakat doğuyor, nerede bu ilahi adalet, neden afrikanın bir köşesinde bebekler açlıktan ölüyor, (Müslüman olanlarda dahil) bu bebeklerin suçları nedir, Anne babalarımı,

Madem islam hiç değişmedi , müslümanlar çok dindar tam allah yolundalarda , neden şu anda en çok acıyı arap halkı çekiyor, allah onları neden sınıyor, Hadi sınıyor diyelim, yahudilere öldürterekmi , hırıstiyana sömürterekmi sınıyor,

Hani müslümanlıkta kölelik yok muhammetin köleleri neydi , biri bir cevap versin,

iş arkadaşıma şu ayeti söyledim. Kendisi 3 defa kuranı arapça okumakla kibirleniyordu, ( Kadınlar sizin tarlalarınızdır, dilediğiniz gibi girin) bana ne dedi biliyormusunuz, Sen ne diyorsun ya, islam kadını böyle aşağılamaz, böyle bir saçmalık olmaz dedi.

Ertesi gün diyanet çevirisini götürdüm, tenezzül bile edip okumadı, korktu, her tercüme okunmaz dedi.

Soru, o tercüme kötü bu kötü hangisi iyi kardeşim hangisi iyi, arapçada bir kelimenin 10 anlamı var diyip işin içinden çıkamazsınız. bir kelimenin 10 anlamı olabilir ama bir cümlenin bir anlamı vardır. Peki neden türkçesini okumaya karşısınız, benim iş arkadaşı ve onun gibilerin saçma bulmalarından mı ürküyorsunuz. O yüzdenmi kız çocuklarını okutmuyorsunuz.

Ve benim anlamadığım bizim türk milletinin mantığı, kendilerini araplardan daha iyi müslüman sanıyorlar.

Kardeşim siz poponuzu yırtsanızda , islamı arap dan daha iyi yorumlayamazsınız. Adamın ana dili ile yazılmış, Siz daha türkçesini bilmeden cami hocalarının toz pembe masalları ile dini öğreniyorsunuz.

Eğer islam sizin dediğiniz gibi olsa idi. Kendilerini havaya uçurmaz, kafa kesmez halen bile 10 yaşında kızları eş olarak almazlardı. Bunlar halen oluyor çünkü islamınız dinlerinizin hepsi şiddet içeriyor.

Hepiniz kör ve korkaksınız.

1400 yıl önce her şeyin yazıldığını, kuran ın her insanın anlayabileceğini söyleyip duruyorsunuz.

Peki madem öyle bu arap ve müslüman lar 1400 yıl hiçmi açıp bu kuran daki mucizelerei , bilimi görmemişler, Neden bir buluştan sonra kuran bunu yazıyor saçmalığına sarılıyorsunuz. O zaman şöyle bir soru peki siz KÖRMÜSÜNÜZ. madem yazıyor siz niye bulamadınız.

Avrupada bile hala 1400 yıl öncesinin arap kıyafeti ile geziyorsunuz. bir karış sakal kara çarşafla,

Hiçmi beyniniz almıyor, o zamanın ve mekanın şartlarına göre bu kıyafet normalmiş. Adam sıcak tan elbise yapışmasın havadar olsun diye çarşafa bürünmüş . beyniniz almıyormuda avrupanın soğuk havasında o çuvalın içine giriyorsunuz. Soruncada peygamber efendimizin kıyafeti bu idi diyorlar, Peki sevgili peygamberiniz deve biniyordu siz neden mercedes bmw ye biniyorsunuz. niye sıradan bir arabaya binmiyorsunuz. Şeyh ler de dahil.

altın yüzük haram mercedes bmw veya lüks olan herşey helal öylemi. Ne mantık bee . pes

Benim bildiğim koyu renk güneş ışığının ısısını çeker, Madem islam kadın hakları şampiyonu, madem kuran tüm bilimleri biliyor, bunu bilmiyormuda kadınlara kara çarşafı o çöl sıcağında giydiriyor.

Aslında bir gerçek var , her caminin altında arkasında yanında bir market bir alışveriş merkezi var , bana inanclarına sadakatlari hiç inandırıcı gelmiyor, Acaba siz kendiniz de bu saçmalığa gönüldenmi inanıyorsunuz, yoksa muhammet in ordusundaki çobanlar gibi kazanç peşindemisiniz.

ism@
10-02-2009, 09:06
Muhammet A.s Kölelerinini Hepsini Özgür Bırakmıştır Kölelerine Kuranda Denildiği gibi Davranmıştı

1-Onlara Yediğinizden yedirim içtiğinizden için
2-Onlara Farklı davranmayın
3-Onlar Çıplak gezmesinler Özgürler gibi Örtünsünler SER - BEST Olsunlar Başı Bağlansın
4-Onlarıda Kendileriniz gibi Nikahla Ev ile Güzel bir eş ile evlendirin

Yani onlarıda evin bir parçası olarak görün

Peygamberimizin Köleleri olduğu Hadisleri Alıyorsanız diğerlerinide alın Örtünün Batık olan Köşeni Kaldırıp Bak Altında Pislik var demeyin.

Peygamberimiz Kendinin yapabileceği hiç biri işi başkasına yaptırmazdı

Cariyelere Kölelere Büyk haklar taımış ve Araplardan farklı/iyi davranmıştır

Bunlarıda Alın ondan Sonra gelin

KızıL
10-02-2009, 13:41
muhammed hangi kölesine ev ve eş vermiştir??

helson
10-02-2009, 15:10
İSM ye cevap

Sayın ism size daha öncede o kadar soru sormuştum , sadece kölelik kavramına cevap verdiniz. umarım diğer soru niteliğindeki yazılara da cevap verirsiniz.

Cariyelere Kölelere Büyk haklar taımış ve Araplardan farklı/iyi davranmıştır

diyor ism

Yani kölelik ve cariyelik var ama ılımlaştırılmış öylemi . Yani yoktu demiyorsunuz.

cariye ne demek ( kadın köle) istediği kadar haklar versin. Cariye lerinden iki kız çocuğu varmı yokmu. Var , evli olmadığı kadınlardan kız çocukları olmuştur. Bu kısaca zina olayı değilmidir.

Hangi hakları vermiştir özgürmü bırakmış, peki kuranda geçen o ayet neyin nesi,


4/25- İçinizden özgür mü''min kadınları nikahlamaya güç yetiremeyenler, o zaman sağ ellerinizin malik olduğu inanmış cariyelerinizden evlensinler. Allah sizin imanınızı en iyi bilendir.


cariye lik var , kölelik yani

4/92- Bir mü''mine, -hata sonucu olması dışında- bir başka mü''mini öldürmesi yakışmaz. Kim bir mü’mini ''hata sonucu'' öldürürse, mü''min bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerekir.


bir mümin köle nasıl olabilir , mümin olduğuna göre kendi cemaatine sesleniyor, demekki içlerinde yaşayan kölelerden bahsediyor , acaba bu kölelere verilen haklar müslüman olmalarından mıdır.

bakara ayet 178

178.
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.41 (http://www.diyanet.gov.tr/KURAN/meal.asp?page_id=26#)

(Yanlışlıkla bir adam öldürenin, bir köle azat etmesi gerekir.) [Nisa 92]

(Yemin kefareti, on fakiri yedirmek, giydirmek veya bir köle azat etmektir.) [Maide 89]

(Bir mal karşılığı kölelikten kurtulmak isteyenlere yardım edin.) [Nur 33]

(Kölelere, iyilik edin.) [Nisa 36]


Bu ayetlerle kuranda kölelik kurumsallaşmıştır. Kaldıki bugün birçok islam ülkesinde kölelik mevcuttur.

Ve biliyormusunuz hitler in yahudilerden nefret etmesinin bir sebebide, yahudilerin alman kadınları gemilere doldurup islam ülkelerine satmaya götürmeleridir.


Kölelik yavaş yavaş kalkmıştır cevabını vermeyin lütfen,

1. O zaman kuran zamansız bir kitap değil, sadece geldiği zamana hitap eden bir kitaptır.

2 neden hala islam ülkelerinde hala kölelik vardır.


Bu bir gerçektir, elinizde internet var tarafsız sayfalarda arar iseniz bulabilirsiniz.

Madem kölelik yok veya islama göre yasak neden bu arap ülkelerinde hala kölelik var, Yoksa kendi dillerinde gelen bir kitabı yanlışmı yorumluyorlar, yoksa arapça bilmeyen türklermi islamı kuranı daha iyi yorumluyor,

mehmeterkanharman
11-02-2009, 17:00
kızılordu baskasına denecek bı sey bırakmamıs
agız payı demeyelımde umarım anlayabılmıssındır ısm@ , dusun bakalım..haklımıyız degılmıyız ?
bu ve buna benzer bı cok sey var
eee..ne demıs peygamber aman kolelere ıyı davranın..soyle boyle..
acaba kolelerıde zengın ınsanlarla eş tutmasının baska sebebı olamaz mı ? bunuda dusun derım..?bı yandan guyaa ıyılık emrederken obur yandan kıtaba baktıgın zaman komple celıskı..o zmaan aLLahLa muhammed arasında bı ıletısım kopuklugu olmus:D
ya yazan yanlıs yazmıs..yada okuyan anlamamıs ne dersin isoo?
yıne cok bılındık bı sozu muhammedın
cennet anaların ayakları altındadır der..ıslam ulkelerınde kadınlar sadece ewde bulunsun dıye alnıyo yanı modern kolelık dıyelım barı artık aklına ne gelırse..
bu sekılde bı suruu seyy neden halaa koru koruneee saplanıp kalıyosunuz boyle seylere?

mehmeterkanharman
11-02-2009, 17:20
Benim anlamadığım olay şu;

Diyorsunuz ki bu olay daha evvel bulunup ispatlanmış ve yayınlanmıştı. Peki Hz.Muhammed (SAV) koskoca arap yarımadasında sizin deyiminizle çöldeki muhammed bu eseri veya bilgiyi nerden bulupta yazacaktı?Haa diyelim ki duydu veya okudu, kendi yazmış olduğu kitaba (ki sizin iddianız) başkasından almış olduğu bilgiyi neden koysun?Sonuçta böbürleneceği bir şeyi bir başkası zaten keşfetmiş.Ya da ilerki zamanlarda insanlar " benim için "Bak ne kadarda bilgiliymiş" desinler" amacıyla yazmışsa bu kitabı, sonrasını hiç mi düşünememiş?İnsanlar demiyecekmiydi ki "Eee ne var bunda, bu zaten bulunmuştu". Yani Hz. Muhammed bunları göze alacaktı.Kısaca bir örnek verirsem, çok ünlü bir korku romanı yazarı, Stephen King in eserlerinden birindeki cinayet veya vahşet sahnesini kaynak göstermeden kendi kitabına kopyalıyor. Ama insanlar "Aaa biz bunu daha evvel S.King in kitabında okumuştuk" demeyecekler mi? Veya o çok ünlü yazar bu riski göze alabilecek kadar mı enayi?İnsanlar demeyecekler mi onun için "KOPYACI" diye.Ufacık bir paragraf için o zamana kadar yaptığı kariyerini yerle bir edecek kadar aptal mı?Değil tabii ki! Yapmayın allahaşkınıza yaa!!

kendınızı ne guzeL ıfade etmıssınız cok hosuma gıttı yahu EDİT:D...muhammed zaten dahii ınsanlar aptaL :D kes kopyala yapıstır bı kıtab yazmıs..ama bızım gıbı uyanıkları hesap edememıs EDİT fazlada uzun gıdemez dakıka bası kıtabınızda gecer akıl sahıplerı bılmem nee dıye.. nıye kullanmıyosunuz aklınız varda ..
muhammed cagını yasamıs en kral sekılde..çölde yasanabılecek en ıyı hayatı yasamıs..ama yeterınce basarılı olamamıs..akıl edememıs kıtabın bu kadar uzun yasayacagını..hatta onunla ılgılı bı ayet de vardı
onu bız ındırdık bı koruycaz gıbılerınden herhalde buda eşşegı saglam kazıga baglamak oluyo :D
madem oyle tanrı koruması altındaydı da neden bı dın daha gonderme ıhtıyacı duydu allah :D
oncekı gonderdıgını korusaydı yaaa..sonsuzda guc sahıbı madem
yoksa tanrının canımı sıkılıyo ? belkıde cok yalnız :D:D
neysee dusun bakaalımm

re-al
11-02-2009, 17:43
bu denizin dünya da bilinen adı nedir arastırmak istiyorumbu denizi

ism@
13-02-2009, 11:18
Köleleri ile evlendiğinin ve iki Çocuğu olduğunun TARİHSEL Kaynağını Alabilir miyim Hadislerden(Rics-ü şeytanlardan) değil lütfen Onları Çok okuduk

İkinci bir şeyde evlenmişse Nikahlı EVLENMİŞTİR adı üzerinde evlenmek Buda arap toplumunda yapılan bir devrim olsa gerek ki cariyeler ile Hürler Evlenemezler

Birde Bi şey söylemek istiyorum Kuranda Lut toplumunun Sapıklığı Olan Eşcinsellikten Bahseder Şimdi siz kalkıp Kuranda Bu var demek ki İslamda da var mı diyeceksiniz

Neymiş efendim Kuranda Kölelik geçiyormuş Demek ki Kölelik vardır Adamların Siyaseti Bu elbette değinecek ve düzeltecek
Ne kadar Saçma Bakın bakalım nasıl geçiyor Kuranda Kölelik

Evin Hizmetçisinden Ötesine Geçemezsiniz Buda Normal bir şey Kuran Tüm İnsanları Ademle Eşitler Ve kardeş Kabul eder İnsanlar Tek bir Ümmet Kabul edilir İslamda ama sonradan ayrılığa Çarptırmaya Sapıklığa düşmüş aklını kullanmaz Olmuştur Bundada Elbette Mutlak bir ayrım değil ama Bir ayrım yapılması Normaldir
Katil ile Mahsun
Namuslu ile Namuzsuz
Arsız ile Edepli

Kısacası Pislenmiş su ile Tertemiz Su bir olmaz

Ama Sonuçta ikiside SU'dur Aynı İnsan Gibi

mep
13-02-2009, 12:40
Nahl Sûresinin 75 . Ayetinde
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler

Rûm Sûresinin 28 . Ayetinde
Allah size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.


İsm@ abim Rısk verirken bile eşit davranmadığını,Allah kendisi söylüyo zaten..
Herkesin rızkını eşit veriyorum diyemiyor allah..
Kölelerin rızkta eşit haklara sahip olmadığını söylüyor..
bir yaratıcıya yaraşır bir davranışmıdır..
"Onlarında rızkını ben veriyorum..Onlarda Ademoğlu sizler gibi insan, azad edin onları"
diyemiyormu..

Ki-Adi
13-02-2009, 12:58
İsm@ ,Kuran

'Ey inananlar, öldürmede kısas size farz kılındı. Hüre (bir insan karşı) hür, köleye (köle bir insana karşı) köle, (bir) kadına (karşı da) kadın." (Bakara, 2/178)

derken insanlar arasında ayrım yapmış olmuyor mu? Hür insanla kadını ayırmasından Hür insanın erkek olduğunu anlıyoruz ve kadınların Hür insan olarak kabul edilmediğini de anlıyoruz. Bir hür erkekle bir köle erkek eşit sayılmıyor.

BAKARA 282 .... Eğer borçlu, aklı ermeyen biri yahut küçük veya kendisi söyleyip yazdıramayacak durumda ise, velisi dosdoğru söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahit gösterin. Eğer ikisi de erkek olamıyorsa o zaman doğruluğuna güvendiğiniz bir erkekle iki kadın şahit olsun ki, biri unutunca diğeri hatırlatsın. Şahitler de çağrıldıklarında kaçınmasınlar. .......
(…..Mesala Diyanet Meali : YANILIRSA diye cevirmis.
Elmali Hamdi “UNUTURSA” diye cevirmis
Suleyman ates “SASIRIRSA” diye cevirmis
Yasar Nuri “SASIRIRSA/UNUTURSA diye cevirmis
Edip Yuklel “YANILIRSA diye cevirmis …..)

Burda da 1 erkeğin şahitliği 2 kadının şahitliğine eş tutuluyor.Kimisi unutursa kimisi şaşırırsa diye Kılıfıda hazırlanmış.Desene şuna kadının tek başına söylediğine güvenmiyorum yalan söyler kadın diye.

Sonra Allah her insanı eşit yaratmış diyorsunuz. Nerde o eşitlik neden biz göremiyoruz? Doğru ya Allah bizim gözümüze perde indirdi.

ism@
13-02-2009, 13:02
“Hür mümin kadınlarla (muhsanât) bir yuva kurmaya güç yetirecek durumda olmayanlarınız, savaşta esir alarak sahip olduğunuz (ma meleket eymânukum) iman etmiş kadınları düşünebilir. Allah imanınız ile ilgili her şeyi biliyor. İman edenler artık birbirinin can yoldaşıdırlar. Şu halde onları namusuyla yaşamaları şartıyla, ailelerinden izin alarak ve mehirlerini vererek nikâhlayın.” (Nisa; 4/25)

hiçbir peygamber tutsaklar edinemez (Enfal 67)

1-Ma Kane : Olmadı
2-Li Nebiyyin : Bir nebi, Peygamber için
3-En Yekune : Olması
4-Lehu : O'na, Onun İçin
5-Esra : Esirler

Peygambere Olmayan esirler Dolayısı ile biz Müslümanlarada Yasaklanmıştır.Ancak Savaşta.

yüzünüzü şu ya da bu yöne çevirince değil bir köleyi özgürlüğüne kavuşturunca iyi Müslümansınız (2:177).

1-Ve Enkihu : Nikahlayın , Evlendirin
2-El Eyama : Eşi Olmayan Erkekleri
3-Min- Kum : Sizden
4-Ve Es salihine : Ve Salihler, Edepli ahlaklı Olan
5-Min İbadi-Kum : kölelerinizden
6-Ve imai-Kum : Ve eşi Olmayan Kadınlarınız -NUR 32-

Nûr 32 de . Köle ve cariyelerinizi baş göz edip özgür bireyler olarak topluma kazandıracaksınız.

Ettiğiniz yemini bile bile bozarsanız... ceza olarak bir köleyi özgür bırakacaksınız (5:89)

Peki neden Cariyeler Durup dururken evlendiriliyor Neden bir yeminini Bozan Cariye Özgür bırakıyor Neden Bir Köleyi Azad etmemizi isteyince Onları Kurtarınca iyi bir müslüman oluyoruz Neden ?

http://www.aliaksoy.net/2008/05/05/islam%E2%80%99da-cariye-var-mi/ (http://www.aliaksoy.net/2008/05/05/islam%E2%80%99da-cariye-var-mi/)

Ki-Adi
13-02-2009, 13:16
"Ey peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyelerini, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. bir de peygamber kendisiyle evlenmek istediği taktirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere helal kıldık... " (Ahzab suresi 51. ayet)

hiçbir peygamber tutsaklar edinemez (Enfal 67)

Sevgili ism@ bak ilk yazdığımdan ne diyor sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, Cariye nedemek kadın köle yani tutsak. Üstüne sadece peygambere helal kıldık diyor.

“Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır.” (Nisa Suresi, 3)

kadınlarla nikah kıyın ama cariyelere nikah gerek yok. Kurtulmak istediğin vakit özgür bırakıyorum seni diye kılıf uydurup kov gitsin bide sevap işle Ne güzel iş yaa .

mep
13-02-2009, 13:32
“Hür mümin kadınlarla (muhsanât) bir yuva kurmaya güç yetirecek durumda olmayanlarınız, savaşta esir alarak sahip olduğunuz (ma meleket eymânukum) iman etmiş kadınları düşünebilir. Allah imanınız ile ilgili her şeyi biliyor. İman edenler artık birbirinin can yoldaşıdırlar. Şu halde onları namusuyla yaşamaları şartıyla, ailelerinden izin alarak ve mehirlerini vererek nikâhlayın.” (Nisa; 4/25)

hiçbir peygamber tutsaklar edinemez (Enfal 67)

1-Ma Kane : Olmadı
2-Li Nebiyyin : Bir nebi, Peygamber için
3-En Yekune : Olması
4-Lehu : O'na, Onun İçin
5-Esra : Esirler

Peygambere Olmayan esirler Dolayısı ile biz Müslümanlarada Yasaklanmıştır.Ancak Savaşta.

yüzünüzü şu ya da bu yöne çevirince değil bir köleyi özgürlüğüne kavuşturunca iyi Müslümansınız (2:177).

1-Ve Enkihu : Nikahlayın , Evlendirin
2-El Eyama : Eşi Olmayan Erkekleri
3-Min- Kum : Sizden
4-Ve Es salihine : Ve Salihler, Edepli ahlaklı Olan
5-Min İbadi-Kum : kölelerinizden
6-Ve imai-Kum : Ve eşi Olmayan Kadınlarınız -NUR 32-

Nûr 32 de . Köle ve cariyelerinizi baş göz edip özgür bireyler olarak topluma kazandıracaksınız.

Ettiğiniz yemini bile bile bozarsanız... ceza olarak bir köleyi özgür bırakacaksınız (5:89)

Peki neden Cariyeler Durup dururken evlendiriliyor Neden bir yeminini Bozan Cariye Özgür bırakıyor Neden Bir Köleyi Azad etmemizi isteyince Onları Kurtarınca iyi bir müslüman oluyoruz Neden ?

http://www.aliaksoy.net/2008/05/05/islam%E2%80%99da-cariye-var-mi/ (http://www.aliaksoy.net/2008/05/05/islam%E2%80%99da-cariye-var-mi/)


ceza olarak bir köleyi özgür bırakacaksınız..derken sözü edilen kölenin mümin olması gerekliliğide var yanlız,bunu atlamıyalım..

Nisâ(*) Sûresinin 92 . Ayetinde
Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hem mümin hem köleysen bu tür durumlardan yararlanabilirsin..
Yani Müslüman olacak sahibinin bi hatasına karşılık hürriyet kazanacak.
Müslüman olmamışsa pek şansı yok ...!
Allahın köleliğe çözümü..

helson
13-02-2009, 22:11
ism ye cevap

sayın ism, sabırla size bir sürü bilgi yazıyoruz. Ama artık sabırlı bir insan olmama rağmen yazılanları anlayamamanız, bende dininiz hakkında sadece kulaktan dolma bir bilgi olduğu izlenimini verdi.

birincisi kimse muhammetin cariyeleriyle evlendiğini yazmadı .

ikincisi muhammet zina sonucu, cariye lerden kız çocukları olmuştur.

üçüncüsü , kölelik yoktur diyorsunuz, ardından kölelere iyi davranılması gerek tiğini buyurmuştur diyorsunuz ,

evin içindeki kölelerden dışarı çıkamayız tabiki , sokakta yatırıp işini bitirecek değil di heralde.

dördüncüsü , ne zaman eleştiri niteliğinde bir hadis yazılsa , hemen şeytan işi veya sahte oluyor.

Iki cariye: Marya ve Reyhane
Şem’un kızı Marya, Kıpti kökenli ve Hristiyandır. Muhammed’e Mısır Mukavkıs’I (piskopos) dört cariye armağan eder. Marya, bunlardan biri. Peygamber’in ona karşı özel bir düşkünlüğü olduğu anlaşılıyor. Aşağıdaki olay bunu göstermekte. Muhammed bir gün karılarından Hafsa’nın odasına girer. Odada Hafsa değil, Marya bulunmaktadır. O sırada Hafsa, babasının evine gitmiş. Muhammed ve Marya, Hafsa’nın yatağında birleşirler. Tam o sırada Hafsa içeri girer. Muhammed henüz işini bitirmemiştir. Hafsa’ya biraz beklemsini söyler; bazı açıklamalarda bulunacaktır ona. Sonunda Hafsa, kendisini tutamaz şöyle konuşur: “Nasıl iştir bu? Bir köle ile benim günümde ve benim yatağımda birleşiyorsun?” Peygamber kendisine bir müjdesi olduğunu söyler ve hemen ekler: Kendisinden sonra Ebu Bekir, daha sonra da babası Ömer halife olacaktır. Ne var ki Hafsa hiç de oralı olmayacak, tepkisini sürdürecektir. Peygamber bu kez yemin verir: “Vallahi billahi bir daha onunla beraber olmayacağım, ama sen de olayı kimseye söyleme.” Ne var ki, Muhammed Marya’yı bir türlü unutamamaktadır. Imdadına bir ayet; şu sözlerle başlayan bir ayet: “Ya Muhammed, karıların memnun olacak diye, helal şeyden niçin kendini yoksun bırakırsın; Allah çok bağışlayan ve acıyandır.”
Obür cariye Reyhane Yahudi’ydi. (Kaynak: Tahrim suresi, 1.ayet) Söz konusu ayetin gelişi konusunda bir de bal şerbeti öyküsü ileri sürülür; ama ayetin asıl dayanağı yukarıdaki öyküdür. (Kaynak: Tefsirler; örneğin Taberi tefsiri 28/100 öt; F.Razi, 29/41 öt; (Sabuni’de, bal şerbeti öyküsünün ayetin iniş nedeni gösterildiği ancak asıl nedenin Marya olayı olduğu vurgulanır, 3/406)


İsm size artık hiçbir şekilde yorum yapmama kararı almış durumdayım. Çünkü tek kelime kitap okumadan kendi dininizi bile araştırmadan, türkçe ne yazdığını bilmeden, ezbere yorumlar yapıyor, dininizi körü körüne savunuyorsunuz. İşte islam ve dinler sizleri bu hale getiriyor ne yazıkki . yaşayan ölüler.

isar86
02-03-2009, 00:14
hem sen gönderdiğin kitapta insnaın aklı herşeye eremez diyeceksin.sonra o aklı ertmez insandan garip garip aklın almayacağı mucizelre iannmasını bekleyeceksin hatta beklemeyecek direteceksin.varmı böyle zorbalık.ortalam ömrü türkiye şartlarında 60 en fazla olan bir insndan sen çıkıp ayın ikiye bölünmesine , iki denizin birbirine karışmamasına iannmasını iste .varmı böyel bir yağma.bu ne bilimsel olarak aklın alacağı birşey nede insnaın tüm ömrünü sırf bu mucize üzerinde çalışarak geçirmesi sonuca ulaştırmaz.tanrı varsa gerçekçi olur gerçek herkesin anlayabileceği şeyler söyler.tıpkı benim söylediğim gibi adım gibi eminim ki tüm iannalar benim yazdıklarımı gayet iyi anlıyordur.fakat iannaların en çok yaptığı yanlış sorgulamyı günah olarak algıladıkları için veya tanrıyı dini peygamberi en başından mükemmel birşey olarak kabul ettikleri için buna gerk duymuyorlarç.ben hepsinin şunu bilkmesini isterimki.eğer tanrı ve sizin diğer iamn ettğiniz herşey gerçekten mükemmlse sorgulayın.tanrı bundan dlayı size kızamz.eğer sizden gizli iş çevirmiyorsa tabi:))

yazılarında lütfen chat dili kullanma -dr humanist

KartKurt
19-04-2009, 09:23
merhaba arkadaslar, bu Kuran Mucizeleri dedikleri kendini isapat etmek icin bosuna cirpinisdan baska hic bir sey degildir, aslinda "Kuran Sacmaliklari" desek daha iyi olur. Bu sacamliklari izah etmek icin mantiginizi basitce kullanmaniz yeterlidir. Düsünün yani, ilim bilim icin onca yillar tonlarca emek harcaniyor, bir sey bulunuyor, bir kesif yapiliyor, ve bizim "Kuran Mucizeciler" bu bulusu "ha bu bizimdir" hemen hazira konuyor.

Yani senin bilimsel arastirmalarda nerdeyse sifir katkin olacak sonra ucak/gemi yapilinca, uzaya gidilince sen kalkip diyeceksinki: "amaniiiin abooo, bu gavurlarin yaptigi/buldugu sey bizim Kuran'da 1400 sene önce yaziliydi" !!! hoppalaa, bu bulustan önce senin o ayetlerin nerdeydi ? i$te cahil miletti kandirmak gütmek icin isine geldigi gibi hic kaynagi olmayan sözde mucizeler yaratmak akil mantik isi degildir, ancak anaokuldakilere benzer cocuk oyunudur
----------------

bendeki Kuran'da yazilan $öyledir (Kuran-I Kerim ve Türkce Meali, Hadimü'l-harameyni's-serifeyn Kral Fehd Mushaf_I serif Basim Kurumu,1992):

iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermistir
aralarında bir engel vardır, birbirlerine GECIP KARISMAZLAR
-----------------

simdi bu ayet neyi izah, neyi kimi kasdediyor ediyor hic belli degil;
Süveys Kanali arasinda Akdeniz'le Kizil Denizi mi ? Nil Nehri Ovasi'yla Akdenizi mi ? Aral Gölü ile Hazar Denizi mi veya Firat ile Dicle arasindaki göl bicimindeki büyük göl boyutundaki su birikimlerini mi vesaire vesaire........................

Bu ayette tatli su tuzlu su diye bir konu gecmiyor. Ben sahsen bircak "mucizecilerden duydugum" güya bilimsel kanit suymus: deniz suyu belirli bir derinlikden sonra, istediginiz kadar derine gidin isisi hep 4 derecede kalir, o 4 derecenin hemen bir santim üstü ister 20 isterse 1 derece olsun, o sinirdan sonra hep 4 derece kalir, bilimde $ok seviyesi mi öyle bise diyorlar, cünkü o sinirda dalan birisi bu ani isi farkliligina ulastiginda $ok gecirmnis gibi oluyor.

Sonucta bu ayetin binbir türlü yorumu var, bizim bu "bilim ispatlayan Kuran mucizecileri" bu bin tanenin icinden birisini ayikliyor ve isine geldigi gibi meydana sürüyor. Yani verilmek istenen mesaj sudur: "bakin görün, Muhammed bilimden uzak cahil analfebet oldugu halde Allah'in verdigi mucize güc ile bilimsel mucize ayetler yazdirmistir". Yani Muhammed ciddi anlamda bir arastirmaci/bilimci olsaydi o zaman mucize pek söz konusu olmayacakti, yani bunun mucize olus tarafi güya Muhammed'in okur-yazarliligi olmadigi halde Kuran'da sözde ancak "yeni cag teknojiyle ispatlanan olaganüstü bilimsel ayetler" olmasi

ben artik böyle mucize masallarini ancak fikra olarak algiliyorum

Kızıl Derili
25-04-2009, 22:41
Muhammedden öncede tatlı suyun , tuzluya karışmayacağı biliniyordu ...

Hatta tatlı suyun , tuzluya karışmayışını gören Kpt. Kusto'nun müslüman oluşu da büyük bir yalandır..

Kusto hep hıristiyan olmuş ve hıristiyan adetlerince de defnedilmiştir..
(Açıp araştırabilirsiniz dostlar)

-

Bu olayı şöyle açıklayabiliriz :)

İKİ DENİZİN KARIŞMAMASI MUCİZESİ
İddia sahipleri Kuran'daki Rahman suresinin 19 ve 20. ayetlerinde Kuran'ın Cebelitarık Boğazı'ndaki Atlas Okyanusu ve Akdeniz'in karışmadığına işaret ederek bir mucize gösterdiğini söylerler. Hatta Kaptan Kusto olayı araştırmış da Müslüman olmuşmuş. Bu yalan Kaptan Kusto Hıristiyan olarak öldü cenazesi de Hıristiyan usullerince kaldırıldı. Eğer Müslüman olsaydı Kaptan Kusto'nun İslamiyet'e geçtiği halk arasında bir dedikodu olmaktan çıkar gazetelerde de yazardı.

Bu arada Kuran'ın ilgili ayetlerini de yazalım:
(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. (Rahman-19)
(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. (Rahman-20)

Akdeniz ve Atlas Okyanusu'nun ikisinin de suları tuzludur. Ama farklı oranlarda tuzludur. Sonuçta biri tatlı biri tuzlu su değildir. Hatta yukarıda karışmasalarda aşağılarda birbirlerine karışırlar. Ama bütün bunları bir unutalım bir an için biri tatlı biri tuzlu su diyelim. Hatta Kuran'da ne Cebelitarık ne Akdeniz ne de Atlas Okyanusu geçmemesine rağmen o boğazdaki olan akıntı olayını söylediğini kabul edelim. Amma ve lakin bu Kuran'dan çok çok önce bilinen bir şeydi.

Gaius Plinius Secundus diye Romalı bir alim var yaşadığı dönem 23-79 yılları arası yani 1. yüzyıl. Bakınız Plinius Secundus yazdığı "Naturalis historiae" eserinde ne diyor: "...Denize bir borudan akar gibi karışan tatlı suyun özellikleri daha da ilginç ve harikadır. Çünkü suda hayret edilecek özellikler vardır. Kendisi daha ağır olan deniz suyu, kendisinden daha hafif olan Tatlı suyu üzerinde taşır. Dolayısıyla tatlı su, deniz suyundan hafif olduğu için deniz suyuna karışmaz ve denizin üzerinde yüzer. " Muhammed'den altı asır önce yaşamış bir adamın eserinde bu var. Ve adam bulan kişi değil de yazan ilk kişi olması da muhtemel. Muhammed'den asırlar önce bu bilgi vardı yani.


http://yucemanitu.blogspot.com'dan alıntıdır...

yücemanitu'dan izinsiz alıntı yaptım fakat alıntı yaptığıma kızacağını düşünmüyorum...
Saygılar.

Portakaloglu
25-08-2009, 17:20
Bence Muhammed Tevrat'tan arakladı;

6 (http://incil.info/kitap/gen/1/6) Tanrı, "Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın" diye buyurdu.

Deniz Tegin
27-08-2009, 14:53
Mezopotamya,Fenike ve Mısır kaynaklarının dibinde olan bir coğrafyada bunları bilmemesi imkansızdı zaten.

Deniz Tegin
27-08-2009, 14:56
Bence Muhammed Tevrat'tan arakladı;

6 (http://incil.info/kitap/gen/1/6) Tanrı, "Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın" diye buyurdu.

Zaten Kur'an Tevrat ve İncil'den, Tevrat ve İncil Mısırlılardan,Mısırlılar ise Sümerlerden bu bilgileri araklamıştır.

andora
04-09-2009, 10:48
Muhammedin efsane atı Pegasus

Eski Yunan mitolojisinde kanatlı at tır. Zeus un oğlu ve Herkül ün kardesidir. Doğar doğmaz yeryüzünden ayrılmış ve
tanrıların diyarına uçmuştur. Rengi tamamen beyaz ve uçmasına olanak veren iki büyük kanadı vardır. Uçarken havada kuş
gibi görünür. Zeus ün yıldırımları getirme görevini üstlenmiştir. Daha sonraları kendine eş olarak Euippe (ya da
Ocyrrhoe)'yi aldığı ve kanatlı atların soyunu başlattığı söylenir.

Kanatlı at Pegasus'un Türk mitolojisindeki adı Tulpar'dır.
BURAK : Hz.Muhammed'in Miraç gecesi bindiği efsanevi at

Kuran'da, Tanrının İbrahim'e Burak adında bir hava taşıtı tahsis ettiği yazar. Tanrı, Muhammed'in Burak'ını, o zamanlar
İbrahim'e de vermişti. İbrahim, Burak'a biner ve bulunduğu yerden 35 günlük mesafedeki mekke'ye bir gecede giderdi.

Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur.
Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:
“Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız
Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan yoksundur. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi
hakkıyla görendir.” (İsra Suresi, 1)

Muhammed Burak'tan şöyle bahseder:
"burak, güneş gibi bir ışıkla parlıyordu. iki yanında iki kanadı vardı. dileyince havada kanatları ile uçup gidiyordu;
bir rüzgar gibiydi." burak-berk-yildirimdan türetilmistir.
----------------------
Miraç nasıl oldu?
Miraç, Receb ayının 27. Gecesi Allah ın daveti üzerine Cebrail rehberliğinde Hz. Muhammed Mescid-i Haramdan Mescid-i
Aksâ'ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir.
Hz. Muhammed Mescid-i Haramdan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak
ile geldi. Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i
Aksâ'ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Hz. Muhammedin burada peygamberlere
iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu.
Bir rivayette Hz. İsa'nın doğduğu yere uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü's-Sahra'nın bulunduğu
yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi.
Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. Îsa, Hz. Yusuf,
Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin” dediler, tebrik
ettiler.
Bundan Sonra Hz. Cebrail ile birlikte imkân ile sınıra geldiler. Hz. Muhammed orada ikisi gizli, ikisi açıktan akan
(Nil, Fırat) dört nehir gördü. Sonra hergün yetmiş meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.
Hz. Cebrail'in buradan öteye gitmesi mümkün değildi. Hz. Muhammed bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve
mekândan uzakta olan Allah la görüştü..

arsenic
03-12-2009, 05:54
Öncelikle bu forumda tartışmaya katılacağım ilk mesaj olacak herkese tekrar merhaba diyorum.

Kuran’da Rahman 19,20. ayette denizlerin birbirine karışmadığını iddia ediyor bildiğimiz üzere:

19. İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
20. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
(Rahman 19,20 Diyanet)

Bu ayetlerden açık bir şekilde, denizlerin birbirine karışmadığını anlıyoruz.

21 sayfa iletilere göz gezdirdim. Ancak inanmayanlar arasında genel iki kanaat var: Birincisi Allah’ın başka bir yer özelinden bahsettiği ve diğeri de bu gerçeğin daha önceden bilindiği üzerinedir. DreiMalAli arkadaşımız farklı açıklamalar yapmış ama maalesef çok kısa ve bütün değil, mesajında bir linkteki içerikten bahsediyor ama olayın açıklandığı söylenen link açılmıyor. Bunun üzerine yukarıda bahsettiğim farklı yorumları da görünce tartışmaya dahil olmak istedim.

Evet, Kuran denizlerin karışmadığından bahsediyor ve Müslümanlarda bunu Kuran’ın gerçek olduğuna delil olarak gösteriyorlar sevinçle. Ancak bilimsel kaynaklar üzerinde yüzey gerilimi, denizler, tuz-su çözeltileri, denizlerin tuzluluk oranları ve denizler arası akıntılar arasında kısa bir araştırma yapsalar bu ayetlerin Kuranı çürüttüğünü görürlerdi. Burada mantığımın almadığı bir nokta vardı: Neden Kuranı apaçık ve kolay bir şekilde çürüten ayetleri mucize olarak öne sürüyorlar? Kendimce şöyle bir cevap buldum: Kuranı apaçık ve kolay bir şekilde çürüttüğü için, eğer mucize diye bunu piyasaya sürersek, dinin diğer iddialarını savundukları gibi bunu da dogmatik bir şekilde savunurlar. Eğer bunu ilk ateistler çıkarsaydı piyasaya, verdikleri cevap ısmarlama olacaktı. En azından araştırmayan insanları elinde tutabiliyorlar bu şekilde.

Ben, bu hususta iddialıyım, iddialı olmayı bırakın kesin bir şeyden bahsediyorum zaten. Çünkü denizler birbirine karışmasaydı, dünyada hayat olmazdı.

Konuya girmeden önce, Tübitak’ın bu konuda ki açıklamasını sizlerle paylaşacağım. İlk önce bunu veriyorum ki uzunca okumak istemeyenler hemen baksın. (Yazının sonuna koysaydım şimdi belki bana kızanlar olurdu. Madem Tübitak’dan link koyacaktın bizi niye bu kadar uğraştırdın diye :) )

Cebeli Tarık Boğazı Sorusu: http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=11&soru_id=1545


Tübitak’dan verdiğim kaynak biraz kısa olduğundan ben konuyu biraz açacağım.

Gelelim Konuya:

Arkadaşlar biraz uzun olacak ama tam manası ile her şeyi anlatmak istiyorum. Eğer bir eksiğim varsa, uyarırsanız elimden geldiğince eklerim.

Yüzey gerilimi su moleküllerinin birbirine çekim kuvveti uygulamasından oluşur. Üç boyutlu düşünürsek suyun ortalarındaki bir molekül her yönden çekim kuvvetine maruz kalır ve dengededir. Ancak su yüzeyindeki moleküller, iç kısımdan çekilirken, dıştan kuvvet etkimediğinden hatta hava basıncını da eklersek içeri doğru çekilir ve itilirler. Dolayısı ile tüm sıvılarda olan bu yüzey gerilimi, sıvılara toplu durma eğilimi kazandırır. Bir su damlasının boncuk gibi durmasının, birbirine çok yakın iki su damlacığının hemen birleşmesi, deniz yüzeyinin bir jelatin gibi durmasının, ince kaplarda suyun bombeli durmasının(kapilarite) nedeni budur.
Kaynak: http://w3.balikesir.edu.tr/~sedacan/yuzey.html

Eğer tuz su ile kimyasal reaksiyona girip bileşik oluştursaydı ve bu madde suda çözünmeseydi, suyun yüzey gerilimi ve oluşan maddenin(sıvı olduğunu varsayarak) yüzey gerilimi durgun suda(!) önem arzedecekti. Ancak denizler arası güçlü akıntılar ve dalgalar vardır yine bir sınır oluşmaz. Hadi diyelim denizleri dalgasız ve akıntısız düşünelim bu seferde oluşan sınır dünya yüzeyine dik değil, oluşan maddenin ve suyun yoğunluklarına göre biri alta diğeri üste geçerek, iki sıvının ayrı ayrı kendi yüzey gerilimlerinden oluşan hat iki sıvı arasında dünya yüzeyine yata bir sınır olacaktı. Yani denizlerin üstü tatlı su, altı ise tuzlu su olacaktı(bardaktaki su-yağ heterojen karışımı gibi). Ancak su ile tuz bileşik oluşturmaz! Tuz su içerisinde sadece iyonik olarak çözünür. Dolayısı ile H.Yahya vb. din uleması(?) yüzey gerilimini sadece iddiasını bilimsel ve karmaşık göstermek için işin içine katmaktadır. Kuran’ın iddiası burada çürümüştür.

Tuz suyun içerisinde iyonik olarak çözünür. Yani Harun Yahya’nın dolaylı yoldan söylediği gibi bileşik oluşturmaz ve tuz su çözeltisi normalde homojen olduğundan(tüm çözeltiler homojendir) deniz suyunun içerisindeki tuz sürekli difüzyon halindedir. Dolayısı ile denizlerin içerisinde tuz, homojen olmak için sürekli difüzyon eder. Bu difüzyonun en yoğun olduğu yerler, tuz oranı düşük ve yüksek olan suların buluştuğu yerlerdir. Ancak bunu keskin bir sınır ile ifade edemezsiniz. Difüzyon hızından dolayı bir ara bölge oluşsa da Kaptan Kusto olayında olduğu gibi el ile fark edilebildiğini iddia etmek çocukçadır. Zaten Akdeniz ile Atlas Okyanusu arasındaki tuz oranı farkı da fazla değildir(%0,05 hadi %0,1). Dünyanın en tuzlu denizi Kızıl deniz (%3,9) ile en tuzsuzu Kuzey Buz Denizi(%3,1) arasındaki fark kaçtır ki zaten. En fazla %0,8. Kaç kişi elini suya soktuğunda bunun oranı %3,9’a göre %0,08 daha düşük diyebilir :) . Ama iddia’ya göre Kaptan Kusto eliyle %0,05’lik farkı anlamış… Görüyorsunuz zamanında insanları nelerle kandırdılar.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/3e/Wiki_plot_04.png/250px-Wiki_plot_04.png
Haritada tuz oranları binde, World Ocean Atlas
Eğer denizlerin birbirine karışmadığını iddia ediyorsanız denizler arası akıntıları da inkar ediyorsunuz demektir. Ama denizler arası akıntılar bilinen bir gerçektir. Dağda deniz görmemiş bir çobana bile soranız büyük ihtimal size doğru bir şekilde cevap verecektir. Denizler arasındaki akıntıların(yani karışmalarının) başlıca nedenleri aşağıdadır.

1.Gelgitler
2.Denizler arasındaki yükseklik farkı (yağışlar ve akarsular nedeniyle)
3.Denizler arasındaki sıcaklık farkı
4.Denizler arasındaki tuzluluk farkı
5.Rüzgar

İşin garip tarafı, her İslamcıya sorsak denizlerin karışmamasını söylemesine rağmen, hepimizin bildiği İslamcı basından Sızıntı dergisi bakın neler söylemiş. (Bkz. Ekim 1982 Yıl:4 Sayı:45 İnternetten okuyabilirsiniz) Yahu bunlar kendi kendilerini yalanlıyor. Ama gidip ayrıca sorsanız hala denizlerin birbirine karışmadığını savunurlar. Böyle bir bilimsel ciddiyetle çalışıyorlar işte :) . Kuran’ın iddiası bu akıntı meselesinde de çürüdü.


Denizlerde, tuzun sürekli difüzyon halinde olması ve sürekli dalga ve akıntılarla karışmasına rağmen neden tuzluluk oranlarında ufak da olsa fark vardır? Çünkü, denizlere sürekli bir su girdisi ve su çıktısı vardır. Örneğin Karadeniz: Akarsuların bolluğu, yağışın fazla ve buharlaşmanın az olması nedeniyle tuzluluk düşüktür. Ancak Kızıl Denize baktığımızda: Akan akarsuların azlığı, yağışların çok düşük olması ve buharlaşmanın çok fazla olması nedeniyle tuzluluk diğer denizlere göre yüksektir. Eğer denizler karışmasaydı, Kızıldeniz’in kuruyup bitmesi gerekirdi :) Komşu denizlerde sağında ve solunda bir su duvarı gibi kalırdı herhalde.

Neyse biz yine yazıya şöyle bir göz gezdiren olursa diye tuzluluğu etkileyen etmenleri maddeler halinde sıralayım:

1. Akarsular
2. Buharlaşma
3. Yağışlar
4. Eriyen Buzullar
5. Denizler arası akıntılar

İşte denizlerin tuzluluğu, bu yukarıda saydığım etmenler ve tuzun difüzyonu etkisiyle belli bir tuzluluk oranında dengelenir. Bu o denizin ortalama tuzluluk oranıdır.

Şimdi H.Yahya ve Kuran’ın hala doğru olduğunu, doğruyu söylediğini iddia edenlere sorularımı sorabilirim herhalde:

1.Eğer denizlerin suları birbirine karışmıyor ise, buharlaşmanın az, yağış ve akarsu kaynaklarının çok olduğu deniz ile buharlaşmanın fazla, akarsu kaynaklarının kıt ve yağış almayan denizlerin arasındaki tuzluluk farkının az olmasını neye bağlıyorsunuz? Koca dünyadaki denizlerin tuzluluk oranları neden böyle birbirine yakın? Açıklayabilirmisiniz?

2.Bahsettiğiniz tuz su ilişkisinde, bir çözelti değil sanki bir bileşikmiş gibi konuşuyorsunuz. Tuzun su içerisinde iyonik olarak çözündüğü bilimsel bir gerçektir. Aksini iddia ederken, kimya bilimine alternatif olarak hangi kanunu öne sürüyorsunuz? Veya su bileşik yapıyor da insan oğlu şimdiye kadar yanlış mı yapmış? Eğer yanlış yapmışsa doğrusu nedir?

4.Bahsettiğiniz yüzey gerilimini o kadar abartıyorsunuz ki tonlarca suyu dikey olarak bir duvar gibi tutacak cinsten. Cebeli Tarık boğazına baraj yapacak olsanız, tonlarca çelik ve çimento kullanmanız gerekir. Bu kuvvet benim bildiğim ve gözlemlediğim ile sivri sineği üzerinde taşıyacak kadar kuvvetli ama karasineği taşımayacak kadar da güçsüzdür.(Deneye bilirsiniz :) ) Gözlemlerimiz de nasıl bir yanlış algılama olabilir? Dediğiniz kadar kuvvetli ise ben niye suyun üzerinde yürüyemiyorum? Suda boğulanların aslında boğulmaması mı gerekirdi?

5.Denizler birbirine karışmıyor ise, kurak bölgelerdeki denizlerin kurumamasının nedeni nedir? Eğer ileride kuruyacak diyorsanız, sağındaki ve solundaki denizler, yüzey gerilimi kuvveti ile iki su duvarı mı oluşturacaktır? Bunula birlikte buharlaşmanın çok az, yağış ve akarsularla çokca beslenen denizlerin milyonlarca yılın da etkisiyle göğe yükselmesi gerekmezmiydi?

6.Denizler birbirine karışmıyor ise, yükseltilerinde de ciddi farklar olacaktır. Ancak barometre(hava basıncını ölçen alet) ile yükseltileri arasında ciddi fark görmüyoruz. Hatta eşit bile kabul ediliyor. Kullandığımız baro metreler de mi yanlış? Yoksa hava basıncı ve yükseklik ilişkisini de şimdiye kadar yanlış mı değerlendirmişiz?

7. Bahsettiğiniz su, sıvı değil tıpkı bir katı niteliğinde, bizler şimdiye kadar katı, sıvı ve gaz olarak maddelerin hallerini belirledik. Ama bahsettiğiniz su çelikten bile sert ve sağlam iken, ayni zamanda akışkan. Su sizce hangi kategoriye giriyor? Yoksa başından beri katı, sıvı ve gaz halleri yanlış mı algılandı? Yanlış algılandıysa doğrusu nedir?

8. Sizin kabulünüze göre dünyadaki su döngüsü, sular birbirine karışmadığından gerçekleşmiyor. O zaman, yağmuru, akarsuların kaynağını nasıl açıklayacaksınız? Su döngüsü yok mu? Ama hayat olması için su döngüsü şart. Bilim adamlarından farklı olarak bulgularınız nelerdir, paylaşırmısınız? Bilim adamları şimdiye kadar su döngüsünden bahsederken nerede hata yapıyordu?

Bu kadar yeter. Daha onlarca, yüzlerce soru bulabilirim. Buna eminim, çünkü bilimde herşey birbirine bağlıdır. Şimdi burada birileri ile alay ettiğimi sanmayın…Son derece ciddiyim! Kurana göre bilim bu kadar yapılabiliyor, ister istemez bir noktadan sonra saçmalamak zorunda kalıyorsunuz ama saçmada olsa soracağım. Bu sorduğum sorular ciddidir ve ciddi bir şekilde de cevap bekliyorum.

arsenic
03-12-2009, 16:03
Forumda edit butonu yokmuş. Gördüğünüz üzere, denizlerin birbirine karışmaması, sorunsuz bir şekilde yuzyıllarca uyguladığımız, deney ve gözlemlerimizle elde ettiğimiz bilimsel kanunlara ters düştüğünden; denizlerin birbirine karışmamasına göre bilimsel soru sormak istediğinizde saçmalamak zorunda kalıyorsunuz. Deznilerin birbirine karışmaması iddiası komiktir. Bilimin katlidir. Bunu savunmak, fizik, kimya, coğrafya'nın tamamen çökmesi demektir. Bu bilimlerin yerine ne koyuyor acaba H.Yahya? Böyle olsaydı zaten dünyadaki hayat çökerdi.

gematria
05-12-2009, 20:54
denizlerin birbirine karışmama meselesi adlı başlık altında paylaştığım çalışmamı burayada ilettim ....


kendi araştırmam sonucu yeni gerçekler elde ettim ve paylaşmak istedim buyrun ...


rahman 19 : Mereclbahreyni yeltekıyani.

bahreyn : ikideniz arasında anlamına gelir arapçada ..
Merec El Bahreyn : İki denizin birleştiği yer.....
Yeltakiyanı : görüşmek karşılaşmak yanyana gelmek



ülkemizin adı bahreyn .... basra körfezinde yer alan bir ada ülkesi ... varsa bir harita açalım daha yararlı ve anlaşılır olacaktır ... basra körfezi sularını umman denizinden alır .. umman denizide hint okyanusuna bağlıdır ... yani kısacası bu güzel adamızın (bahreyn adası) doğu tarafında kalan kıyıları bu tuzlu su kaynağına bakar ... bu adanın batısında ise suudi arabistan bulunur ... güneydoğusunda ise katar bulunur ... işte bu üç ülke arasında kalan su kitlesi sanki bir iç deniz gibi havuzlanmıştır ... bahreynin doğusunda ve batısında su altı yükseltileri ,devasa mercan resifleri ve takım adaları vardır (bahreyn 36 adadan oluşur büyük olanları : Hawar takımadası, Muharraq, Umm Na'san, Sitra Adaları ) ... buda bir ucu katara bir ucuda arabistana bağlanan doğal bir set görevi görmektedir ...

1930 yılında petrol bulunana kadar ana geçim kaynağı bu resiflerden elde edilen inci olmuştur... bölgenin en geniş kaynaklarına sahiptir ve kalite bakımından dünyaca ünlüdür... ülkenin çok büyük bir bölümü çöldür ve doğal olarak içecek su sıkıntısı çekmeleri beklenirdi ... oysa bu iç deniz bir sırrı barındırıyordu tabanında... deniz tabanındaki çatlaklardan tatlı su kaynakları fışkırmakta ... bir nevi doğal artezyen kuyuları bulunmakta ... tatlı su ihtiyaçlarının çoğunu eski zamanlarda bu şekilde karşılamayı başaran halk her zaman bu olaya tanrının bir lufü olarak bakmıştır ... iç denizdeki yeraltı sularıyla bölgesel bir şekilde tatlı su odakları oluşturan bu denizi gören halk batıda bulunan tuzlu körfez sularının birbiriyle karışmadığına inanmışlardır...bahreyn adıda bu özelliğinden dolayı verilmiştir bu adaya ...bahreyn bu özelliğiyle sadece kendisinin değil aynı zaman da tüm o bölgenin tatlı su kaynağıydı ...

Bu olgu, denizde ve karada pekçok yerde görülmektedir, yani tatlı suyla acı su yanyana bulunmaktadır. Türk amirali Seydi Ali Reis, "Meratü'l-Memalik" adlı eserinde (16. yüzyıl) , bu bölgede, denizin acı sularının altında tatlı su kaynaklarının bulunduğunu ve donanması için bunlardan faydalandığını yazar. Amerikan Petrol Şirketi de içme suyu için Zahran yakınında kuyular kazmadan önce bu bölgedeki aynı kaynaklardan su almıştı. kısacası Bahreyn yakınında, deniz yatağında halkın son zamanlara kadar su aldığı tatlı su kaynakları vardı.


peki ayetin devamını okuyalım bakalım ne diyo ...

rahman
19-iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
20-aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
21-O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
22-O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
23-O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

pek açıktırki bu ayetler ozamanlarda bahreyn denen bölgedeki nimetlerden bahsedilmekte ... cebelitarık boğazına flan gidilmesine gerek yok ..

ilgili diğer ayetler :
fatr 12.
Birde iki deniz bir olmuyor; şu tatlı, hararet keser, içerken kayar; şu da tuzludur, yakar kavurur. Bununla beraber herbirinden bir taze et yersiniz ve bir zinet çıkarıp giyinirsiniz. Allah'ın lütfundan nasip arayasınız diye gemilerin de suyu yara yara orada gittiğini görürsün. Gerek ki ,şükredersiniz.
furkan 53
İki denizi birbirine salıveren O'dur. Şu tatlı, yürek tazeler, şu da tuzlu, çorak; aralarına da bir berzah (dil) ve bir hicri mehcür (kıstak) koymuştur.

rahman 19: ikidenizin birleştiği yerde karşılaşmışlardır (sular) : buda benim mealim bu yer neresi bahreyn ...

not1: 1997 yılında vefat eden Kaptan Cousteau, Paris'teki Notre Dame Katedrali'nde yapılan Hristiyan töreni ile defnedilmiştir. müslüman olduğu yalanı yine harun işidir


google earth programı olanlar yer altındaki yükseltileri ve resifleri daha net izleyebilrler ...

http://farm1.static.flickr.com/18/71...2c3b3f.jpg?v=0
http://farm1.static.flickr.com/20/71...4f25372fa5.jpg


not2: Tarihsel olarak dünyanın en iyi incileri Bahreyn den gelmektedir. Körfez incilerinin özel parlaklığının sırrı, ada çevresindeki tatlı ve tuzlu suyun benzeri olmayan karışımından elde edilmiştir.Tatlı su midyelerinin oluşturduğu inciler daha beyaz olmakla birlikte, deniz incilerinin parlaklığından yoksundur.bu yüzden bahreyn icileri eşsiz olmaktadır...İran Körfezi'nin doğal inci sanayii, büyük petrol birikimlerinin keşfedilmesi ile 1930'ların başında ne yazık ki birdenbire sona ermiştir.Sanayi atıkları her geçen birazdaha fazla zarar vermekte resiflere...

arsenic
05-12-2009, 23:50
Gematria, dikkat ederseniz, suyun davranışlarını incelerken, belli bir bölgeden değil, bilimin ışığında suyun davranışını sizlere aktarmaya çalıştım. O nedenle ilk önce sorduğum sorulara cevap vermeniz gerekirdi. Çünkü suların birbirine karışmaması demek, mevcut bilimsel gerçeklerin tamamen çökmesi demektir. Anlattıklarım, sizin bahsettiğiniz bölge içinde geçerlidir. Su, suyla her zaman karışır. Yoksa dünyada haya olmazdı. Tuzlu su ile suyun karışmaması için, tuz ile suyun bileşik yapması gerekir ki yapmıyor. O zaman Kuranın iddiası hangi bölge için olursa olsun, doğru değildir. Bu konuda su, çözelti olarak tuz su çözeltisi ön plana çıkıyor ancak, tüm çözeltilerinde su, başka bir su veya su çözeltisi ile karışır. Aksi taktirde adı çözelti olmaz zaten. Bileşik olur.

Forum Yöneticilerinden İstek:Yazmış olduğum ve kesin olarak bilinen gerçek, Kuran'ın iddiasını kesin olarak çürütmektedir. Ancak içerisine yazmış olduğum konu başlığı 21 sayfa ve sonradan mesajlar gönderildiğinde, gittikçe ortada kalacağı ve zor ulaşılacağı açık. Ayni konudan bir daha açmakta forum içerisinde yasak. Buna bir çözüm istiyorum.

Diğer bir mesele ise, yeterli mesaj sayım yok ancak, isteyen herkesle hodri meydana açığım. İster bir oşinografici ister Harun Yahya'yı getirin karşıma, hodri meydana açığım. Bunu da ayrıca belirtmek isterim. Herşey açık ve nettir.

arsenic
06-12-2009, 00:10
Bahsettiklerimin içerisinde, kendi yorumum yoktur. Hepsi bilimsel gerçeklerdir. Benim özel olarak çıkarttığım bir gerçekte yoktur. Sadece suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerini sizlerle paylaşıyorum. Bunlar bilinen şeyler zaten. Yüzey gerilimi hariç, lise düzeyinde ortalama bir fizik ve kimya bilgisine sahip olan biri bunları rahatlıkla görür.

gematria
06-12-2009, 00:24
Gematria, dikkat ederseniz, suyun davranışlarını incelerken, belli bir bölgeden değil, bilimin ışığında suyun davranışını sizlere aktarmaya çalıştım. O nedenle ilk önce sorduğum sorulara cevap vermeniz gerekirdi. Çünkü suların birbirine karışmaması demek, mevcut bilimsel gerçeklerin tamamen çökmesi demektir. Anlattıklarım, sizin bahsettiğiniz bölge içinde geçerlidir. Su, suyla her zaman karışır. Yoksa dünyada haya olmazdı. Tuzlu su ile suyun karışmaması için, tuz ile suyun bileşik yapması gerekir ki yapmıyor. O zaman Kuranın iddiası hangi bölge için olursa olsun, doğru değildir. Bu konuda su, çözelti olarak tuz su çözeltisi ön plana çıkıyor ancak, tüm çözeltilerinde su, başka bir su veya su çözeltisi ile karışır. Aksi taktirde adı çözelti olmaz zaten. Bileşik olur.

Forum Yöneticilerinden İstek:Yazmış olduğum ve kesin olarak bilinen gerçek, Kuran'ın iddiasını kesin olarak çürütmektedir. Ancak içerisine yazmış olduğum konu başlığı 21 sayfa ve sonradan mesajlar gönderildiğinde, gittikçe ortada kalacağı ve zor ulaşılacağı açık. Ayni konudan bir daha açmakta forum içerisinde yasak. Buna bir çözüm istiyorum.

Diğer bir mesele ise, yeterli mesaj sayım yok ancak, isteyen herkesle hodri meydana açığım. İster bir oşinografici ister Harun Yahya'yı getirin karşıma, hodri meydana açığım. Bunu da ayrıca belirtmek isterim. Herşey açık ve nettir.


:) arsenic ben araştırmanı zaten çok başarılı buluyorum aynı fikirdeyiz... tabikide dediklerin doğru yoğunlukları farklı iki suyun birbirine karışmadığı iddiası uydurmadır .. zaten yazınlada kanıtlamışsın ... ayrıca bu tartışmalar ilk başladığından beri ben bu gerçeği dile getirmişimdir bu bize lise fizik derslerinde öğretilmişti ...ama yahyacılar bilmiyo nedense... karışma illaki vardır ama tabi normale göre dirençten dolayı biraz daha yavaştır ...
denizlerin birbirine karışmama meselesi adlı başlık altında bu gerçeği 7 ay önce bende dile getirdim ... tabiki senin kadar kapsamlı bir araştırma şeklinde değil di ... senin çalışman bu konudaki eksiklikleri gidermiş olcak teşekkürler ellerine sağlık ..
fakat benim burda dikkat çekmek istediğim nokta şu bu ayetlerin iniş sebebi civardaki nimetleri övme ve tanrıya maletme çabasıdır ... yani benim fikrim zaten tuzlu su ile tatlı su arasındaki bir dirençten muhammed ve çevresindekilerin haberi yoktu onlar bahsettiğim yerdeki olayları tanrıya bağlama çabası içindeydiler ...
kısacası eğer kastettikleri dünya üzerindeki bir fizik kuralıysa senin çalışman yok eğer bahreyn diye bahsettikleri yerdeki nimetlerse de benim çalışmamla bunun bir mucize olmadığı kanıtlanmış oluyor ....

ayrıca senin çalışman şuanda gözönüne alınmakta ve bence olası bir cevap yayınlanacağı zaman mutlaka çalışmandan yararlanılacaktır ....

arsenic
06-12-2009, 00:32
Gematria, yanlış anlaşılma olmuş :). Haklısın.

gematria
06-12-2009, 00:43
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9578
bu başlığa giremiyosun sanırım ?
gerek ulpian gerek ben senin çalışmanın önemini iletiyoruz bu başlığa ... cem inde bir araştırması olmuş bu konuda hepsiyle güzel bir sentez yapılacaktır sonunda ;)

arsenic
06-12-2009, 00:53
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9578
bu başlığa giremiyosun sanırım ?
gerek ulpian gerek ben senin çalışmanın önemini iletiyoruz bu başlığa ... cem inde bir araştırması olmuş bu konuda hepsiyle güzel bir sentez yapılacaktır sonunda ;)

Bu başlığa girememekle birlikte(yetkim yok herhalde), forum içerisinde, başka forum konularına verilen linkleri tıkladığımda onlarda da sayfa bulunamadı hatası veriyor. Sanki sayfa silinmiş gibi. Ama bu verdiğiniz linke giriş yetkim yok herhalde.

ulpian
06-12-2009, 00:59
Bu başlığa girememekle birlikte(yetkim yok herhalde), forum içerisinde, başka forum konularına verilen linkleri tıkladığımda onlarda da sayfa bulunamadı hatası veriyor. Sanki sayfa silinmiş gibi. Ama bu verdiğiniz linke giriş yetkim yok herhalde.

Evet, söz konusu link Dinlerden Özgürlük Grubumuzun (D.Ö.G.) çalışma gruplarında açılmış olan bir başlığa yönlendirmekte. Orada gıyabınızdan kulaklarınızı çınlattık. :) Tüzüğümüzün (http://www.turandursun.com/tuzuk/p2012_articleid/1) öngördüğü şartlar yerine geldiğinde sizin de DÖG'e başvurunuzu bekleriz.

saygılarımla

arsenic
06-12-2009, 01:30
Evet, söz konusu link Dinlerden Özgürlük Grubumuzun (D.Ö.G.) çalışma gruplarında açılmış olan bir başlığa yönlendirmekte. Orada gıyabınızdan kulaklarınızı çınlattık. :) Tüzüğümüzün (http://www.turandursun.com/tuzuk/p2012_articleid/1) öngördüğü şartlar yerine geldiğinde sizin de DÖG'e başvurunuzu bekleriz.

saygılarımla

Teşekkür ederim :). Elimden geldiğince, sizlere yardımcı olmaktan onur duyarım.

arsenic
06-12-2009, 02:01
Not: Bu konuyu, İki deniz karışmaz mı? Rahman 19, 20. (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4522) konusunun 21. sayfasındaki paylaşımımın, arada kaynamaması için, yöneticilerin onayı üzerine açıyorum.
--------------------------------------------------------------------------

Kuran’da Rahman 19,20. ayette denizlerin birbirine karışmadığını iddia ediyor bildiğimiz üzere:

19. İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
20. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.
(Rahman 19,20 Diyanet)

Bu ayetlerden açık bir şekilde, denizlerin birbirine karışmadığını anlıyoruz.


Evet, Kuran denizlerin karışmadığından bahsediyor ve Müslümanlarda bunu Kuran’ın gerçek olduğuna delil olarak gösteriyorlar sevinçle. Ancak bilimsel kaynaklar üzerinde yüzey gerilimi, denizler, tuz-su çözeltileri, denizlerin tuzluluk oranları ve denizler arası akıntılar arasında kısa bir araştırma yapsalar bu ayetlerin Kuranı çürüttüğünü görürlerdi. Burada mantığımın almadığı bir nokta vardı: Neden Kuranı apaçık ve kolay bir şekilde çürüten ayetleri mucize olarak öne sürüyorlar? Kendimce şöyle bir cevap buldum: Kuranı apaçık ve kolay bir şekilde çürüttüğü için, eğer mucize diye bunu piyasaya sürersek, dinin diğer iddialarını savundukları gibi bunu da dogmatik bir şekilde savunurlar. Eğer bunu ilk ateistler çıkarsaydı piyasaya, verdikleri cevap ısmarlama olacaktı. En azından araştırmayan insanları elinde tutabiliyorlar bu şekilde.

Ben, bu hususta iddialıyım, iddialı olmayı bırakın kesin bir şeyden bahsediyorum zaten. Çünkü denizler birbirine karışmasaydı, dünyada hayat olmazdı.

Konuya girmeden önce, Tübitak’ın bu konuda ki açıklamasını sizlerle paylaşacağım. İlk önce bunu veriyorum ki uzunca okumak istemeyenler hemen baksın. (Yazının sonuna koysaydım şimdi belki bana kızanlar olurdu. Madem Tübitak’dan link koyacaktın bizi niye bu kadar uğraştırdın diye :) )

Cebeli Tarık Boğazı Sorusu:
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=11&soru_id=1545


Tübitak’dan verdiğim kaynak biraz kısa olduğundan ben konuyu biraz açacağım.

Gelelim Konuya:

Arkadaşlar biraz uzun olacak ama tam manası ile her şeyi anlatmak istiyorum. Eğer bir eksiğim varsa, uyarırsanız elimden geldiğince eklerim.

Yüzey gerilimi su moleküllerinin birbirine çekim kuvveti uygulamasından oluşur. Üç boyutlu düşünürsek suyun ortalarındaki bir molekül her yönden çekim kuvvetine maruz kalır ve dengededir. Ancak su yüzeyindeki moleküller, iç kısımdan çekilirken, dıştan kuvvet etkimediğinden hatta hava basıncını da eklersek içeri doğru çekilir ve itilirler. Dolayısı ile tüm sıvılarda olan bu yüzey gerilimi, sıvılara toplu durma eğilimi kazandırır. Bir su damlasının boncuk gibi durmasının, birbirine çok yakın iki su damlacığının hemen birleşmesi, deniz yüzeyinin bir jelatin gibi durmasının, ince kaplarda suyun bombeli durmasının(kapilarite) nedeni budur.
Kaynak: http://w3.balikesir.edu.tr/~sedacan/yuzey.html

Eğer tuz su ile kimyasal reaksiyona girip bileşik oluştursaydı ve bu madde suda çözünmeseydi, suyun yüzey gerilimi ve oluşan maddenin(sıvı olduğunu varsayarak) yüzey gerilimi durgun suda(!) önem arzedecekti. Ancak denizler arası güçlü akıntılar ve dalgalar vardır yine bir sınır oluşmaz. Hadi diyelim denizleri dalgasız ve akıntısız düşünelim bu seferde oluşan sınır dünya yüzeyine dik değil, oluşan maddenin ve suyun yoğunluklarına göre biri alta diğeri üste geçerek, iki sıvının ayrı ayrı kendi yüzey gerilimlerinden oluşan hat iki sıvı arasında dünya yüzeyine yata bir sınır olacaktı. Yani denizlerin üstü tatlı su, altı ise tuzlu su olacaktı(bardaktaki su-yağ heterojen karışımı gibi). Ancak su ile tuz bileşik oluşturmaz! Tuz su içerisinde sadece iyonik olarak çözünür. Dolayısı ile H.Yahya vb. din uleması(?) yüzey gerilimini sadece iddiasını bilimsel ve karmaşık göstermek için işin içine katmaktadır. Kuran’ın iddiası burada çürümüştür.

Tuz suyun içerisinde iyonik olarak çözünür. Yani Harun Yahya’nın dolaylı yoldan söylediği gibi bileşik oluşturmaz ve tuz su çözeltisi normalde homojen olduğundan(tüm çözeltiler homojendir) deniz suyunun içerisindeki tuz sürekli difüzyon halindedir. Dolayısı ile denizlerin içerisinde tuz, homojen olmak için sürekli difüzyon eder. Bu difüzyonun en yoğun olduğu yerler, tuz oranı düşük ve yüksek olan suların buluştuğu yerlerdir. Ancak bunu keskin bir sınır ile ifade edemezsiniz. Difüzyon hızından dolayı bir ara bölge oluşsa da Kaptan Kusto olayında olduğu gibi el ile fark edilebildiğini iddia etmek çocukçadır. Zaten Akdeniz ile Atlas Okyanusu arasındaki tuz oranı farkı da fazla değildir(%0,05 hadi %0,1). Dünyanın en tuzlu denizi Kızıl deniz (%3,9) ile en tuzsuzu Kuzey Buz Denizi(%3,1) arasındaki fark kaçtır ki zaten. En fazla %0,8. Kaç kişi elini suya soktuğunda bunun oranı %3,9’a göre %0,08 daha düşük diyebilir :) . Ama iddia’ya göre Kaptan Kusto eliyle %0,05’lik farkı anlamış… Görüyorsunuz zamanında insanları nelerle kandırdılar.

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/3e/Wiki_plot_04.png/250px-Wiki_plot_04.png
Haritada tuz oranları binde, World Ocean Atlas

Eğer denizlerin birbirine karışmadığını iddia ediyorsanız denizler arası akıntıları da inkar ediyorsunuz demektir. Ama denizler arası akıntılar bilinen bir gerçektir. Dağda deniz görmemiş bir çobana bile soranız büyük ihtimal size doğru bir şekilde cevap verecektir. Denizler arasındaki akıntıların(yani karışmalarının) başlıca nedenleri aşağıdadır.

1.Gelgitler
2.Denizler arasındaki yükseklik farkı (yağışlar, buharlaşma ve akarsular nedeniyle)
3.Denizler arasındaki sıcaklık farkı
4.Denizler arasındaki tuzluluk farkı
5.Rüzgar

İşin garip tarafı, her İslamcıya sorsak denizlerin karışmamasını söylemesine rağmen, hepimizin bildiği İslamcı basından Sızıntı dergisi bakın neler söylemiş. (Bkz. Ekim 1982 Yıl:4 Sayı:45 İnternetten okuyabilirsiniz) Yahu bunlar kendi kendilerini yalanlıyor. Ama gidip ayrıca sorsanız hala denizlerin birbirine karışmadığını savunurlar. Böyle bir bilimsel ciddiyetle çalışıyorlar işte :) . Kuran’ın iddiası bu akıntı meselesinde de çürüdü.


Denizlerde, tuzun sürekli difüzyon halinde olması ve sürekli dalga ve akıntılarla karışmasına rağmen neden tuzluluk oranlarında ufak da olsa fark vardır? Çünkü, denizlere sürekli bir su girdisi ve su çıktısı vardır. Örneğin Karadeniz: Akarsuların bolluğu, yağışın fazla ve buharlaşmanın az olması nedeniyle tuzluluk düşüktür. Ancak Kızıl Denize baktığımızda: Akan akarsuların azlığı, yağışların çok düşük olması ve buharlaşmanın çok fazla olması nedeniyle tuzluluk diğer denizlere göre yüksektir. Eğer denizler karışmasaydı, Kızıldeniz’in kuruyup bitmesi gerekirdi :) . Komşu denizlerde sağında ve solunda bir su duvarı gibi kalırdı herhalde.

Neyse biz yine yazıya şöyle bir göz gezdiren olursa diye tuzluluğu etkileyen etmenleri maddeler halinde sıralayım:

1. Akarsular
2. Buharlaşma
3. Yağışlar
4. Eriyen Buzullar
5. Denizler arası akıntılar

İşte denizlerin tuzluluğu, bu yukarıda saydığım etmenler ve tuzun difüzyonu etkisiyle belli bir tuzluluk oranında dengelenir. Bu o denizin ortalama tuzluluk oranıdır.

Şimdi Harun Yahya ve Kuran’ın hala doğru olduğunu, doğruyu söylediğini iddia edenlere sorularımı sorabilirim herhalde:

1.Eğer denizlerin suları birbirine karışmıyor ise, buharlaşmanın az, yağış ve akarsu kaynaklarının çok olduğu deniz ile buharlaşmanın fazla, akarsu kaynaklarının kıt ve yağış almayan denizlerin arasındaki tuzluluk farkının az olmasını neye bağlıyorsunuz? Koca dünyadaki denizlerin tuzluluk oranları neden böyle birbirine yakın? Açıklayabilirmisiniz?

2.Bahsettiğiniz tuz su ilişkisinde, bir çözelti değil sanki bir bileşikmiş gibi konuşuyorsunuz. Tuzun su içerisinde iyonik olarak çözündüğü bilimsel bir gerçektir. Aksini iddia ederken, kimya bilimine alternatif olarak hangi kanunu öne sürüyorsunuz? Veya su bileşik yapıyor da insan oğlu şimdiye kadar yanlış mı yapmış? Eğer yanlış yapmışsa doğrusu nedir?

4.Bahsettiğiniz yüzey gerilimini o kadar abartıyorsunuz ki tonlarca suyu dikey olarak bir duvar gibi tutacak cinsten. Cebeli Tarık boğazına baraj yapacak olsanız, tonlarca çelik ve çimento kullanmanız gerekir. Bu kuvvet benim bildiğim ve gözlemlediğim ile sivri sineği üzerinde taşıyacak kadar kuvvetli ama karasineği taşımayacak kadar da güçsüzdür.(Deneye bilirsiniz :) ) Gözlemlerimiz de nasıl bir yanlış algılama olabilir? Dediğiniz kadar kuvvetli ise ben niye suyun üzerinde yürüyemiyorum? Suda boğulanların aslında boğulmaması mı gerekirdi?

5.Denizler birbirine karışmıyor ise, kurak bölgelerdeki denizlerin kurumamasının nedeni nedir? Eğer ileride kuruyacak diyorsanız, sağındaki ve solundaki denizler, yüzey gerilimi kuvveti ile iki su duvarı mı oluşturacaktır? Bunula birlikte buharlaşmanın çok az, yağış ve akarsularla çokca beslenen denizlerin milyonlarca yılın da etkisiyle göğe yükselmesi gerekmezmiydi?

6.Denizler birbirine karışmıyor ise, yükseltilerinde de ciddi farklar olacaktır. Ancak barometre(hava basıncını ölçen alet) ile yükseltileri arasında ciddi fark görmüyoruz. Hatta eşit bile kabul ediliyor. Kullandığımız baro metreler de mi yanlış? Yoksa hava basıncı ve yükseklik ilişkisini de şimdiye kadar yanlış mı değerlendirmişiz?

7. Bahsettiğiniz su, sıvı değil tıpkı bir katı niteliğinde, bizler şimdiye kadar katı, sıvı ve gaz olarak maddelerin hallerini belirledik. Ama bahsettiğiniz su çelikten bile sert ve sağlam iken, ayni zamanda akışkan. Su sizce hangi kategoriye giriyor? Yoksa başından beri katı, sıvı ve gaz halleri yanlış mı algılandı? Yanlış algılandıysa doğrusu nedir?

8. Sizin kabulünüze göre dünyadaki su döngüsü, sular birbirine karışmadığından gerçekleşmiyor. O zaman, yağmuru, akarsuların kaynağını nasıl açıklayacaksınız? Su döngüsü yok mu? Ama hayat olması için su döngüsü şart. Bilim adamlarından farklı olarak bulgularınız nelerdir, paylaşırmısınız? Bilim adamları şimdiye kadar su döngüsünden bahsederken nerede hata yapıyordu?

Bu kadar yeter. Daha onlarca, yüzlerce soru bulabilirim. Buna eminim, çünkü bilimde herşey birbirine bağlıdır. Şimdi burada birileri ile alay ettiğimi sanmayın…Son derece ciddiyim! Kurana göre bilim bu kadar yapılabiliyor, ister istemez bir noktadan sonra saçmalamak zorunda kalıyorsunuz ama saçmada olsa soracağım. Bu sorduğum sorular ciddidir ve ciddi bir şekilde de cevap bekliyorum.

Sonuç Olarak: Gördüğünüz üzere, denizlerin birbirine karışmaması iddiası, sorunsuz bir şekilde yüzyıllarca uyguladığımız, deney ve gözlemlerimizle elde ettiğimiz bilimsel gerçeklere, hayatın gerçeklerine ters düşer. Denizlerin birbirine karışmadığını iddia etmek, fizik, kimya, coğrafya gibi bilimlerin tamamen çöktüğünü iddia etmektir. Bilimin katlidir. Acaba hala denizlerin karışmadığını savunanlar, bu bilimlerin yerine ne koyacaklardır?

LAİLAHEİLLALLAH
06-12-2009, 03:13
ArkadaŞim,sen denİzlerİn allah cc tarafindan deĞİl tuzluluĞundan, yoĞunluĞundan dolayi kariŞmadiĞini sÖylÜyorsun.zaten ne beklİyordun onu anlamadim.zaten allah cc kariŞmasinlar dİye o Şekİlde yaratmiŞtir.tuzunu allah cc ayarlamiŞtir,yoĞunluĞunuda.

arsenic
06-12-2009, 03:58
ArkadaŞim,sen denİzlerİn allah cc tarafindan deĞİl tuzluluĞundan, yoĞunluĞundan dolayi kariŞmadiĞini sÖylÜyorsun.zaten ne beklİyordun onu anlamadim.zaten allah cc kariŞmasinlar dİye o Şekİlde yaratmiŞtir.tuzunu allah cc ayarlamiŞtir,yoĞunluĞunuda.

Ben birşey beklemiyorum. Karışmadığını söyleyen ve bunun sebebinin tuzluluk farkı ve yüzey gerilimi olduğunu söyleyen sizlersiniz. Bende diyorum ki, karıştığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Kuran karışmıyor diyor, bak sizde diyorsunuz. Ama karışıyor. Ya Kuran yanlış, ya da gözlerimiz(yani bilim). Ben gözlerime ve aklıma daha çok güveniyorum. Zaten sizde aklı alıyor, çift gösteriyor diye alkola karşı değilmisiniz?

LAİLAHEİLLALLAH
06-12-2009, 20:50
Ama sİz dİyorsunuz kİ(haŞa)kuran'i hz muhammed (sav)yazdi.hz muhammed(sav)İslam'a kadar okuma yazma bİlmezdİ,okuma yazma bİlmeyen fİzİĞİ nerden bİlsİn.ayrica İkİ denİzİn bİrbİrİne kariŞmadiĞi yanliŞ hatirlamiyorsam İslam'dan sonrakİ ÇaliŞmalarla kanitlandi.bİlİnen bİr Şeydİ dİyorsun bİlİnen Şeyİ İslam herŞeyden Önce bİlİyordu.

arsenic
06-12-2009, 21:13
Ama sİz dİyorsunuz kİ(haŞa)kuran'i hz muhammed (sav)yazdi.hz muhammed(sav)İslam'a kadar okuma yazma bİlmezdİ,okuma yazma bİlmeyen fİzİĞİ nerden bİlsİn.ayrica İkİ denİzİn bİrbİrİne kariŞmadiĞi yanliŞ hatirlamiyorsam İslam'dan sonrakİ ÇaliŞmalarla kanitlandi.bİlİnen bİr Şeydİ dİyorsun bİlİnen Şeyİ İslam herŞeyden Önce bİlİyordu.

Bilemem nerden kopyalamış ama yanlış yerden kopyaladığı kesin :). Çünkü denizler karışıyor. Hala karışmıyormuş gibi cevap yazıyorsun. Bal gibide karışır. Denizlerin karışmadığının kanıtlanması gibi bir şey yok! Bu koskocaman bir yalan. Gör işte ancak yalanla savunabiliyorlar senin dinini. Bu arada bilimide katlediyorlar. Deznilerin karışmadığını hiçbir aklı selim kabul edemez. 10 dk.'lık bir araştırma, bunların yalanını ortaya çıkartır. Ama sizler araştırmıyorsunuz tabi, sizin yerinize düşünenler var nasıl olsa. Onlar ne söylerse aynisini söylemeye devam ;).

Evet arkadaşlar, fizik, coğrafya ve kimya ekseninde tartışacak ciddi biri varmı bunu. Herşey açık ama, hala ciddi olarak savunanlar varsa, buyrun buradayım. Diğer inanmayan arkadaşlar varsa, onların sorularına da açığım. İstediğiniz yerden daha ayrıntılı açıklama yapabilirim.

LAİLAHEİLLALLAH
07-12-2009, 02:49
bilemem nerden kopyalamış ama yanlış yerden kopyaladığı kesin :). Çünkü denizler karışıyor. Hala karışmıyormuş gibi cevap yazıyorsun. Bal gibide karışır. Denizlerin karışmadığının kanıtlanması gibi bir şey yok! Bu koskocaman bir yalan. Gör işte ancak yalanla savunabiliyorlar senin dinini. Bu arada bilimide katlediyorlar. Deznilerin karışmadığını hiçbir aklı selim kabul edemez. 10 dk.'lık bir araştırma, bunların yalanını ortaya çıkartır. Ama sizler araştırmıyorsunuz tabi, sizin yerinize düşünenler var nasıl olsa. Onlar ne söylerse aynisini söylemeye devam ;).

Evet arkadaşlar, fizik, coğrafya ve kimya ekseninde tartışacak ciddi biri varmı bunu. Herşey açık ama, hala ciddi olarak savunanlar varsa, buyrun buradayım. Diğer inanmayan arkadaşlar varsa, onların sorularına da açığım. İstediğiniz yerden daha ayrıntılı açıklama yapabilirim.



cahİl olduĞun bellİ;denİzler kariŞmiyormuŞ gÜya.denİzler kariŞmiyor sÖzÜnden kastin;ege denİzİ İle akdenİz yada bunun gİbİ Örnekler İse bunlar zaten tek bİr denİz.sen bİr de akdenİz le atlas okyanusunu,yada babÜl mendep boĞazini İncele.brezİlya cİvarini İncele ondan sonra anlat bana.sen kaptan custeau'yu tanir misin.bu adam dÜnyanin gelmİŞ geÇmİŞ en bÜyÜk su alti araŞtirmacisir.bak bakalim bu adam neden mÜslÜman olmuŞ.



Önemlİ not;hİÇ bİr zaman bİr yerden alinti yapmadim.

arsenic
07-12-2009, 05:26
cahİl olduĞun bellİ;denİzler kariŞmiyormuŞ gÜya.denİzler kariŞmiyor sÖzÜnden kastin;ege denİzİ İle akdenİz yada bunun gİbİ Örnekler İse bunlar zaten tek bİr denİz.sen bİr de akdenİz le atlas okyanusunu,yada babÜl mendep boĞazini İncele.brezİlya cİvarini İncele ondan sonra anlat bana.sen kaptan custeau'yu tanir misin.bu adam dÜnyanin gelmİŞ geÇmİŞ en bÜyÜk su alti araŞtirmacisir.bak bakalim bu adam neden mÜslÜman olmuŞ.



Önemlİ not;hİÇ bİr zaman bİr yerden alinti yapmadim.

Sen git biraz oku :)

LAİLAHEİLLALLAH
07-12-2009, 18:53
Sen git biraz oku :)

kimin okumasının gerektiği belli.ya benim anlamadığım sen din karşıtısın.denizleri karıştırmayan (HAŞA)ALLAH değil desen anlarımda denizler karışmıyor diyorsun.müslümanında,gavurunda bildiğini inkar ediyorsun.sen benim dediğim yerleri incele ondan sonra konuş.

arsenic
07-12-2009, 20:28
kimin okumasının gerektiği belli.ya benim anlamadığım sen din karşıtısın.denizleri karıştırmayan (HAŞA)ALLAH değil desen anlarımda denizler karışmıyor diyorsun.müslümanında,gavurunda bildiğini inkar ediyorsun.sen benim dediğim yerleri incele ondan sonra konuş.

Müslümanıda gavuruda, karışıyor diyor. Bende bunu anlatıyorum. Tubitaktan link verdim, Sızıntı dergisinin makalesini ekledim, suyun fiziksel ve kimyasal davranışlarını ekledim. Cahil cahil, hiçbirşeyden anlamadan yazıyorsun. Kaç yaşındasın. 8 mi, yoksa 9 mu. Ya da ilk okul 3'ten terk misin?

arsenic
07-12-2009, 20:41
Evet hala bekliyorum. Aranızda, fizikden, kimyadan anlayan hiç müslüman yok mu? Yoksa yalanınızın ortaya çıktığını kabul mu ediyorsunuz? Yokmu aranızda LAİLAHEİLLALLAH GİBİ anlamamazlığa vurmadan, ciddi bir şekilde tartışacak. Kaç gündür bekliyorum :)

LAİLAHEİLLALLAH
07-12-2009, 21:29
Evet hala bekliyorum. Aranızda, fizikden, kimyadan anlayan hiç müslüman yok mu? Yoksa yalanınızın ortaya çıktığını kabul mu ediyorsunuz? Yokmu aranızda LAİLAHEİLLALLAH GİBİ anlamamazlığa vurmadan, ciddi bir şekilde tartışacak. Kaç gündür bekliyorum :)


evet bunu müslümanıda gavuruda biliyor.yalnız arad bir fark var.

gavur bunu öğrendiğinde müslüman zaten biliyordu.çünkü kuran yıllar öncesinden anlatmıştı.olayın mantığı burda (çaktın)

hakgeldi
12-12-2009, 22:04
Evet hala bekliyorum. Aranızda, fizikden, kimyadan anlayan hiç müslüman yok mu? Yoksa yalanınızın ortaya çıktığını kabul mu ediyorsunuz? Yokmu aranızda LAİLAHEİLLALLAH GİBİ anlamamazlığa vurmadan, ciddi bir şekilde tartışacak. Kaç gündür bekliyorum :)

EL CEVAP:

19 - (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
20 - Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
21 - Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?( RAHMAN SURESİ )

KAYNAK: http://www.kuranikerim.com/melmalili/rahman.htm (http://www.kuranikerim.com/melmalili/rahman.htm)


http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/cebelitarik.jpg


Cebelitarık Boğazı'nın uydudan çekilmiş fotoğrafı...
http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/fototepki.jpg



Yukarıdaki grafikte fotosentez ve ışık miktarı arasındaki bağlantı görülmektedir.



Birbirine açılan fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin ayette bildirilen bu özelliği, okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.



KAYNAK: Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, ss. 92-93.


http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/denizler.jpg Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz'in suyu, Cebelitarık Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.

tensiz.denek
12-12-2009, 23:47
EL CEVAP:

19 - (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
20 - Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
21 - Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?( RAHMAN SURESİ )

KAYNAK: http://www.kuranikerim.com/melmalili/rahman.htm


http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/cebelitarik.jpg
Cebelitarık Boğazı'nın uydudan çekilmiş fotoğrafı...

http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/fototepki.jpg
Yukarıdaki grafikte fotosentez ve ışık miktarı arasındaki bağlantı görülmektedir.

Birbirine açılan fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin ayette bildirilen bu özelliği, okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.

KAYNAK: Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, ss. 92-93.

http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/denizler.jpg Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz'in suyu, Cebelitarık Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.
Akışkanlar mekaniqğinden biraz anlayan mantıklı bir insan bu yukarıdaki bilginin yanlış olduğunu tek bir bakışta söyleyebilir. Suların birbirine karışmaması demek, yukarıdaki şemada da gösterildiği gibi -mesela- akdenizin suyunun atlas okyanusuna doğru tek yönlü hareketi demek değildir. Eğer sular birbirine karışmasaydı ve bahsedilen yüzey gerilimi kuvvetleri (saçmalığı) o kadar önemli olsaydı akdenizin suyunun atlas okyanusuna doğru hareketinden sonra geri dönerek tekrar akdeniz suyuyla buluşarak bir devirdaim hareketi yapması gerekirdi. Kanıt olarak gösterdiğiniz şema bile söylediklerinizi yalanlıyor. Şemada tek tönlü bir hareket görünüyor, Hareket eden su herhalde yokolmuyor, birbirine karışıyor.
Bu iki denizin birbirine karışma olayı sıcak havanın soğuk havayla karışması gibidir, sıcak hava ve soğu hava nasıl "anında" birbiriyle karışmıyorsa tuzlu su ve daha az tuzlu suyun da "bir anda" birbirlerine karışmalarını bekleyemeyiz. Özağırlığı fazla olan su(çok tuzlu), diğer okyanustaki hareketi boyunca daha diplere çökecek, öz ağırlığı düşük olansa (az tuzlu) daha yukarıda bulunacaktır. Bundan daha doğal birşey yoktur, bütün okyanusların suları birbiriyle karışır, okyanus sularının arasında bir duvar fln yoktur. Böyle saçmalıklara inanacağınıza noel babanın varlığına inanın. Noel baba da mucizevi bir karakter ama en azından -ona inananlara- hayrına hediye dağıtıyor.

Doğada doğal olmayanı aramayı bırakın da artık biraz doğayı anlamaya çalışmayı deneyin.

Saygılar,
PS:Fotosentez kısmı da nasıl bir saçmalıktır anlamadım heralde copy paste ederken yanlış bölümü de eklemiş sayın hakgeldi.

ulpian
12-12-2009, 23:52
Ayrıca şu

Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, ss. 92-93.

kaynağına da bir şekilde ulaşıp, orada yazılanların HY'nin yansıttığı gibi olup olmadığını bir şekilde test eden, mesela ilgili sayfaları scanleyip foruma asan biri olursa çok sevap kazanır.

Bu arada sevgili tensiz, hazır konuya girmişken, >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=268268#post268268)< yazılanların da üstünden bir geçiversen. :)

saygılarımla

arsenic
13-12-2009, 04:50
EL CEVAP:

19 - (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
20 - Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
21 - Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?( RAHMAN SURESİ )

KAYNAK: http://www.kuranikerim.com/melmalili/rahman.htm (http://www.kuranikerim.com/melmalili/rahman.htm)


http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/cebelitarik.jpg


Cebelitarık Boğazı'nın uydudan çekilmiş fotoğrafı...
http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/fototepki.jpg



Yukarıdaki grafikte fotosentez ve ışık miktarı arasındaki bağlantı görülmektedir.



Birbirine açılan fakat suları kesinlikle birbiriyle karışmayan denizlerin ayette bildirilen bu özelliği, okyanus bilimciler tarafından çok yakın bir zaman önce keşfedilmiştir. "Yüzey gerilimi" adı verilen fiziksel bir kuvvet nedeniyle, komşu denizlerin sularının karışmadığı ortaya çıkmıştır. Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.



KAYNAK: Richard A. Davis, Principles of Oceanography, Addison-Wesley Publishing Company, Don Mills, Ontario, ss. 92-93.


http://www.harunyahya.org/imani/hy_kuran_mucizeleri/res/denizler.jpg Akdeniz'de ve Atlas Okyanusu'nda büyük dalgalar, güçlü akıntılar ve gel-gitler vardır. Akdeniz'in suyu, Cebelitarık Boğazı'nda Atlas Okyanusu ile karşılaşır. Ama bu karşılaşma sonucu kendi sıcaklık, tuzluluk ve yoğunluk özellikleri değişmez. Çünkü iki deniz arasında görülmeyen bir sınır vardır.

Benim yanlış olduğunu söylediğim ve bilimle ne kadar ters düştüğünü açıkladığım iddiaları aynen tekrarlamışsınız. Oysa ben beklerdim ki bilimsel kanunlarla karşıma çıkın. Neyse, her ne kadar "tensiz.denek" arkadaşımız açıklık getirmişse de bende birşeyler yazayım.

Cebeli Tarık boğazının uydudan fotoğrafını eklemişsiniz. Ne görüyorsun o fotoğrafda. %0,1-0,2'lik tuz farkını mı? :) Fotoğraf sadece işe bilimsel süs vermek için konulmuştur. (Adamlar araştırmış, ciddi çalışmış demek için ama bunu ancak bilimin "b" si ile alakası olmayan söyler)

Gelelim fotosentez olayına :). Bunu arada niye koydun anlayamadım. Konumuzla bir alakası yok.

Yüzey gerilimi'nin ne kadar güçsüz olduğunu ve ancak minik bir su damlasını bir arada tutacak güce sahip olduğunu, dolayısı ile, iki deniz birbirine karışmasa bile, dikey olarak suları ayrı tutamayacağını açıklayıp kaynaklarını vermiştim. Yüzey gerilimi ancak, yoğunlukları farklı ve birbiri içerisinde çözünmeyen sıvılar arasında, belirgin bir çizgi şeklinde yatay sınır oluşturur ancak o da durgun suda :). Özellikle verdiğim kaynağı okursanız, yüzey geriliminin hiç de bir öneminin olmadığını göreceksiniz. Burada ayni iddiayı sadece tekrarlamışsınız, ancak tekrarladığınız şey sadece bir yalandır, abartmadır. Sizin burada yapmanız gereken şey, yüzey gerilimini tonlarca suyu dikey olarak tutabilecek güçte olduğunu ispatlamak. Ama yüzey geriliminin güçsüz olduğu açık. Yoksa su üzerinde rahatlıkla yürürdük ;).

Ben kaynaklarımı herkesin anlayabileceği bir şekilde açıkca belirttim. Richard A. Davis böyle birşey söyleyip söylemediğini öğrenemiyoruz. Kitap 1977 yılında yazılmış ancak okuyabilme imkanımız yok. Richard A. Davis kitabının adını yazmadan da gelmiyor. Demekki fazla da dikkate alınan biri değil. Bu adam hakkında iki ihtimal var:
1. Gerçekten denizlerin karışmadığını söylemiştir. Ancak denizlerin karıştığı bilinen bir gerçektir.(Tubitak'tan da link koymuştum) Dolayısı ile Richard A. Davis komik bir yanılgıya düşmüş.
2. Dinciler her zaman olduğu gibi, kelimeleri eğip bükerek, islam adına yalan söylerek( din adına yalanı meşru görüyorlar ya) Richard A. Davis'in söylediklerini çarpıtıyorlar.

Gelelim şematik resme. En başta tuzluluk oranları yanlış. Tuz göllerinde ancak o kadar tuzluluk oranları oluyor. Neredeyse Akdeniz ile Atlas Okyanusu tuz tutacak. Hem gariptir, bu resim suların nasıl karıştığını gösteriyor :). Yoksa, 800-1200(derinlik) metre arasındaki Akdeniz suyu, yüzey gerilimi ile bir lastik gibi geri mi dönüyor?

Sonuç:Bahsettikleriniz sadece iddia tekrarından bir farkı yoktur. Denizlerin karışmaması bildiğimiz bilimsel gerçeklere terstir. Eğer, H.Yahya veya müslümanlar doğru insanlar, yalan söylemezler demeden 10 dk. bir araştırma yaparsanız, denizlerin nasıl devamlı surette birbirlerine karıştığını görürsünüz. İddia tekrarı yapmışsınız, olayı bilimsel alana, yani işin özüne çekmek için size iki soru sormak istiyorum:
1. Küresel ısınma ile birlikte, eriyen buzullar, dünyadaki denizleri yükseltmeye başladı. Eğer denizler karışmıyorsa, neden diğer denizlerde yükseliyor?
2.Tuzun su ile ilişkisini açıklayabilirmisiniz? Çözünme, difüzyon vs... ve tuzlu su ile tuzsuz su evde denerseniz rahatlıkla karışıyor. Yani ne yüzey gerilimi, ne de yoğunluk farkı. Karışmıyorda bizmi karışıyor gibi algılıyoruz. Örneğin çorbaya tuz atıyoruz, heryeri tuzlu oluyor. Sadece belli bir kısmının tuzlu olması gerekmezmiydi?

hakgeldi
13-12-2009, 16:28
EL CEVAP:

ARSENİC!!!

" Ben kaynaklarımı herkesin anlayabileceği bir şekilde açıkca belirttim. Richard A. Davis böyle birşey söyleyip söylemediğini öğrenemiyoruz. "

Demişsin...


işte söyledi mi söylemedi mi herkes içinde söylediğine dair kanıtını veriyorum artık gerisi senin zahmet edip açıp bakamana kalmış:

Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.

(Davis, Richard A., Jr. 1972, Principles of Oceanography, Don Mills, Ontario, Addison-Wesley Publishing, s. 92-93.)

(Kur’anı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: O halde Allah’tan gayri çağırabildiklerinizi [yardıma] çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin.) [Hud 13]

(Eğer o [peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47]

arsenic
14-12-2009, 03:31
EL CEVAP:

ARSENİC!!!

" Ben kaynaklarımı herkesin anlayabileceği bir şekilde açıkca belirttim. Richard A. Davis böyle birşey söyleyip söylemediğini öğrenemiyoruz. "

Demişsin...


işte söyledi mi söylemedi mi herkes içinde söylediğine dair kanıtını veriyorum artık gerisi senin zahmet edip açıp bakamana kalmış:

Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.

(Davis, Richard A., Jr. 1972, Principles of Oceanography, Don Mills, Ontario, Addison-Wesley Publishing, s. 92-93.)

(Kur’anı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: O halde Allah’tan gayri çağırabildiklerinizi [yardıma] çağırın da siz de onun gibi uydurulmuş on sure getirin.) [Hud 13]

(Eğer o [peygamber] bize atfen, [Kur’ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47]

En başta sorduğum sorulara cevap vermemişin. Halbuki denizlerin direkt karıştığına dair en güzel delil :). Yüzey geriliminin, suları dikey olarak ayrı tutacak kadar güçlü olduğunu ispatlamamışsın, ben örneklerini verdim; güçsüz olduğuna dair. Richard A. Davis böyle diyor. Bizde biat edelim demişsin. Kaynağın açık değildir. Richard A. Davis'den direkt okuyabilmemiz lazım. Başka biryerden doğruluyor olabilmemiz lazım. Deney ve gözlemlerle deneyebiliyor olmamız lazım. O zaman bende Tubitak'ı referans gösteriyorum, ne olacak şimdi? Oda bilimsel bir Kurum olarak tam tersini söylüyor. Hemde bunu Tübitak'ın sitesinden rahatlıkla görebiliyoruz. Richard A. Davis'in böyle söylediğini ise başka bir kaynaktan doğrulayamıyoruz. Büyük ihtimal dememiştir, dediysede çok komik bir hata yapmıştır, çünkü denizler karışır. Richard A. Davis bir oşinogrof olarak bunu söylediyse, bir bilim adamı olarak benim gözümde sıfırdır.

Öyle bilmem kim bunu dedi hadi biat edelim, düşünmemize, araştırmamıza gerek yok diyerek olmaz bu işler. O sözü aktarmışsın(ki söyleyip söylemediğini bilmiyoruz) o zaman nedenlerini de ispatlayacaksın. Kaynağı başka yerlerden doğrulayacaksın.

arsenic
14-12-2009, 03:35
Ayetler ise tamamen mantıksız. Değinmeye bile gerek yok :).

evrensel-insan
14-12-2009, 04:52
Saygideger arkadaslar;

Asagida alintisini verecegim aciklama, konuya isik tutar sanirim.

In the southeastern part of the North Atlantic, surface water flows through the Strait of Gibraltar into the Mediterranean, and high-salinity deep water of the Mediterranean flows out along the bottom of the strait and spreads over wide areas. The Canary Current branches south from the North Atlantic Current and then flows southwestward along the west coast of northwestern Africa; low temperatures prevail along the African coast, the result of upwellings caused by offshore winds from the continent. This water continues westward across the southern part of the North Atlantic as part of the warm North Equatorial Current, which turns northwestward as the Antilles Current upon reaching the West Indies and completes the North Atlantic circulation pattern.

Kuzey Atlantigin, guney dogu kismindaki, yuzey suyu, cebelitarik bogazindan, Akdenize akar ve Akdenizin yuksek tuz orani cebelitarigin altindan (dibinden) akarak genis bir alana yayilir.Kuzey Atlantik Akimindan gelen, Kanarya Akiminin guney dallari, guneybatiya dogru, kuzey bati Afrika'nin Bati kiyilari boyunca akar; dusuk sicaklik,, Afrika kiyilarinda ustun gelir, denizdeki alt suyun uste dogru yukselmesi Afrika kitasindan gelen kiyi ruzgarlari sebebiyledir. Bu su, batiya dogru, Kuzey Atlantigin guney kismina, Kuzey Ekvatorsal Akim ilik Akimin bir parcasi olarak devam eder. Bu akim, Antiller Akimi olarak, kuzeybatiya donerek Bati HINT Adalarina ulasir ve Kuzey Atlantik dolasim duzenini tamamlar.

Umarim, tercume anlasilirdir, cunku su an okuyarak yaptim. Bu tercumeden de anlasiliyorki, Atlantigin soguk suyu, Afrika kiyilarini sogutuyor ve Akdenizin ilik suyu da, okyanustaki Bati hint adalarini ilitiyor.

Demekki Akdeniz ile Atlantik karismasa, Afrika kiyilari sicak kalacak ve Atlantik kiyilari da soguk kalacak, degistiklerine gore, okyanus ve Akdeniz karismistir.

Verecegim linkte, Dunyadan baska orneklerde vardir.

http://www.britannica.com/EBchecked/topic/41191/Atlantic-Ocean/33290/The-North-Atlantic

Saygilarimla;
evrensel-insan

arsenic
14-12-2009, 07:12
Burada Richard A. Davis'in söyleyip söylemediği önemli değil. Söylemişse bile, bilimsel gerçeklerle çelişiyor. Söylediği geçersizdir. Richard A. Davis sorduğum sorulara cevap versin o zaman :). Bakalım cevap verebilecek mi?

andora
14-12-2009, 10:38
Kuran ı incelediğinizde

bilinmeyen hiçbirşeyin kuranda yer almadığını görürsünüz. o zamanın bilgisini, bilineni kuran a yazmışlardır.

denizlerin birbirine karışmadığını bilgisini, cebelitarık çevresindeki yerli halk biliyordu.

Amerika kıtasının keşfi kitaplara 1492 diye geçmiş olsada o tarihten önce orada bir kıta olduğu biliniyordu. 1492'den önce Avrupalı'ların Atlantik aşırı temaslarının belgeleri vardır. Müslüman kişinin Kolomb dan önce müslümanlar Amerikayı biliyordu demeside buradan geliyor zaten.


Kilise ve diğer din adamları istedi de biz mi keşfetmedik.

hakgeldi
14-12-2009, 18:10
En başta sorduğum sorulara cevap vermemişin. Halbuki denizlerin direkt karıştığına dair en güzel delil :). Yüzey geriliminin, suları dikey olarak ayrı tutacak kadar güçlü olduğunu ispatlamamışsın, ben örneklerini verdim; güçsüz olduğuna dair. Richard A. Davis böyle diyor. Bizde biat edelim demişsin. Kaynağın açık değildir. Richard A. Davis'den direkt okuyabilmemiz lazım. Başka biryerden doğruluyor olabilmemiz lazım. Deney ve gözlemlerle deneyebiliyor olmamız lazım. O zaman bende Tubitak'ı referans gösteriyorum, ne olacak şimdi? Oda bilimsel bir Kurum olarak tam tersini söylüyor. Hemde bunu Tübitak'ın sitesinden rahatlıkla görebiliyoruz. Richard A. Davis'in böyle söylediğini ise başka bir kaynaktan doğrulayamıyoruz. Büyük ihtimal dememiştir, dediysede çok komik bir hata yapmıştır, çünkü denizler karışır. Richard A. Davis bir oşinogrof olarak bunu söylediyse, bir bilim adamı olarak benim gözümde sıfırdır.
Öyle bilmem kim bunu dedi hadi biat edelim, düşünmemize, araştırmamıza gerek yok diyerek olmaz bu işler. O sözü aktarmışsın(ki söyleyip söylemediğini bilmiyoruz) o zaman nedenlerini de ispatlayacaksın. Kaynağı başka yerlerden doğrulayacaksın.


EL CEVAP:

bak bakayim arsenic!!!

öylemi demiş böyle mi demiş aç sayfayı gözlerinle kendin oku


Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.

(Davis, Richard A., Jr. 1972, Principles of Oceanography, Don Mills, Ontario, Addison-Wesley Publishing, s. 92-93.)

ulpian
14-12-2009, 18:16
sayın hakgeldi,

niçin anlayamıyorsunuz. Kaynak olarak gösterdiğiniz kitapta bu cümlenin geçtiğini tek söyleyen Harun Yahya. Onun haricinde rivayeti doğrulayabileceğimiz hiçbir ikinci kaynak/link yok. Tam aksine bütün bilimsel siteler, ansiklopediler, bilim kurumları vs. denizlerin elbette birbiriyle karışmakta olduğunu söylemekte. Üstelik neden karıştığının bilimsel açıklaması yapılmakta.

Siz ise sadece Harun Yahya'nın rivayet ettiği bir kaynağı göstermektesiniz. Bilimsel tartışmadan anladığınız bu mu?

Bu kaynağa da elbet bir şekilde ulaşıp, scanleyip, foruma asıp, hiç de Harun Yahya'nın yansıttığı şekilde birşey iddia edilmediğini ispatlayan olur. O zaman ne yapacaksınız? Tamam Kuran yanlış mı diyeceksiniz?

saygılarımla

hakgeldi
14-12-2009, 18:28
sayın hakgeldi,

niçin anlayamıyorsunuz. Kaynak olarak gösterdiğiniz kitapta bu cümlenin geçtiğini tek söyleyen Harun Yahya. Onun haricinde rivayeti doğrulayabileceğimiz hiçbir ikinci kaynak/link yok. Tam aksine bütün bilimsel siteler, ansiklopediler, bilim kurumları vs. denizlerin elbette birbiriyle karışmakta olduğunu söylemekte. Üstelik neden karıştığının bilimsel açıklaması yapılmakta.

Siz ise sadece Harun Yahya'nın rivayet ettiği bir kaynağı göstermektesiniz. Bilimsel tartışmadan anladığınız bu mu?

Bu kaynağa da elbet bir şekilde ulaşıp, scanleyip, foruma asıp, hiç de Harun Yahya'nın yansıttığı şekilde birşey iddia edilmediğini ispatlayan olur. O zaman ne yapacaksınız? Tamam Kuran yanlış mı diyeceksiniz?

saygılarımla

EL CEVAP:

Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.

(Davis, Richard A., Jr. 1972, Principles of Oceanography, Don Mills, Ontario, Addison-Wesley Publishing, s. 92-93.)

Ben bu kaynağı harun yahya dan almadım başka yerden aldım istersen nerden aldığımı da istersen yollarım sana!!!

ayrıca senin çelişkin, benim nereden alıp almadığımı görmeden söylemen oldu.

ayrıca bu gönderdiğim kaynağı açar bakarsan sayfası orada bak hep beraber görüyoruz. sen de benim gibi karışmadı dediğine şahid olacaksın.

ayrıca deniz karışmadı diye diye söylenip duruyorsun sen nerden biliyorsun gördün mü karışmadığını???ordamıydın???

sizler nasıl karışmadı diye ifade buyurur örnek gösteriseniz ben de gerçeğini sayfa syafa gösteriyorum niçin açıp okumuyorsunuz???

hayatınız kopyala yapıştır olmuş oysa ben kopyala yapıştırdan önce okudum çoktan bile!!!

ulpian
14-12-2009, 18:33
sayın hakgeldi

(1) O kaynağı nereden bulduğunuzu lütfen açıklayın.

(2) Bir sürü c/p'den ibaret mesajı olan bir üyemiz olarak kopyala/yapıştır ithamını sizin klavyenizden okumak çok düşündürücü.

saygılarımla

hakgeldi
14-12-2009, 18:46
sayın hakgeldi

(1) O kaynağı nereden bulduğunuzu lütfen açıklayın.

(2) Bir sürü c/p'den ibaret mesajı olan bir üyemiz olarak kopyala/yapıştır ithamını sizin klavyenizden okumak çok düşündürücü.

saygılarımla

EL CEVAP:

Okuduğum kitapdan açarsan sende okursun!!!

(Davis, Richard A., Jr. 1972, Principles of Oceanography, Don Mills, Ontario, Addison-Wesley Publishing, sayfa. 92-93.)

ev kütüphane gibi :)))

ulpian
14-12-2009, 18:48
sayın hakgeldi,

ipe un sermek yok. Madem iddia eden makamsınız ve madem bu kitap elinizde, ilgili sayfaları (ve kitabın kapağını) iki dakikada sclanleyip foruma asıverin. Bu şekilde inandırıcılığı olmadığını sizin de farketmiş olmanız lazım artık.


saygılarımla

hakgeldi
14-12-2009, 18:55
sayın hakgeldi,

ipe un sermek yok. Madem iddia eden makamsınız ve madem bu kitap elinizde, ilgili sayfaları (ve kitabın kapağını) iki dakikada sclanleyip foruma asıverin. Bu şekilde inandırıcılığı olmadığını sizin de farketmiş olmanız lazım artık.


saygılarımla

EL CEVAP;

bak ulpian!!!

bu kitabı kendim okudum sana atsam atmasam da sizler aynısınız sizler için birdir yine inanamazsınız işte size açık misal verdim açın kendiniz de biraz bilgi edinin!!!

biraz genel kültürünüzü çoğaltın size açıkça bilgiyi verdim

işte size misal:

Denizlerin farklı yoğunluklarından kaynaklanan yüzey gerilimi, adeta bir duvar gibi sularının birbirine karışmasını engeller.

(Davis, Richard A., Jr. 1972, Principles of Oceanography, Don Mills, Ontario, Addison-Wesley Publishing, s. 92-93.)

işte size misal, şimdi siz araştırıp okuyunuz!!!

ulpian
14-12-2009, 18:56
tamam sayın hakgeldi,

biz anlayacağımızı anladık. Daha fazla yorulmayınız. :)

yine de
saygılarımla

hakgeldi
14-12-2009, 18:58
tamam sayın hakgeldi,

biz anlayacağımızı anladık. Daha fazla yorulmayınız. :)

yine de
saygılarımla

EL CEVAP:

İŞTE SANA İKİNCİ ÖRNEK:

Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials of Anatomy & Physiology, 2. baskı, Mosby-Year Book Inc., St. Louis, 1996, syf:. 211

32 - Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur? ( KAMER SURESİ )

ulpian
14-12-2009, 19:02
peki sayın hakgeldi,

madem bu iki kitabın sizde olduğunu ve ikisinde de denizlerin birbirine karışmadığı yazdığını iddia ediyorsunuz, ve madem bizim, biz olmasa da, en azından bu foruma bakanların, bu iddianıza inanmasını istiyorsunuz, o halde ilgili sayfaları iki dakikada scanleyip foruma asıverseniz, sizin için daha iyi olmaz mı?

Bu şekilde belki şüpheye düşmüş olan müslüman kardeşlerinizi kurtarmış olursunuz hem. Ne var yani, iki kitap da varmış işte kendi kütüphanenizde. Scanleyip asıverin.

Onu da yapamıyorsunuz eğer, şöye bir 5-6 dakikanızı ayırıp, ilgili sayfalarda tam olarak ne yazdığını, İngilizce orijinali ile buraya asın.

Çok mu şey istiyoruz sizden. Kitaplar elinizde ne de olsa. Yapın işte bunlardan birini. :)


saygılarımla

hakgeldi
14-12-2009, 19:19
peki sayın hakgeldi,

madem bu iki kitabın sizde olduğunu ve ikisinde de denizlerin birbirine karışmadığı yazdığını iddia ediyorsunuz, ve madem bizim, biz olmasa da, en azından bu foruma bakanların, bu iddianıza inanmasını istiyorsunuz, o halde ilgili sayfaları iki dakikada scanleyip foruma asıverseniz, sizin için daha iyi olmaz mı?

Bu şekilde belki şüpheye düşmüş olan müslüman kardeşlerinizi kurtarmış olursunuz hem. Ne var yani, iki kitap da varmış işte kendi kütüphanenizde. Scanleyip asıverin.

Onu da yapamıyorsunuz eğer, şöye bir 5-6 dakikanızı ayırıp, ilgili sayfalarda tam olarak ne yazdığını, İngilizce orijinali ile buraya asın.

Çok mu şey istiyoruz sizden. Kitaplar elinizde ne de olsa. Yapın işte bunlardan birini. :)


saygılarımla

EL CEVAP:

edit

"Principles of Oceanography, " bende mevcut ben ikisi bende mevcut diye bir kelime kullanmadım.

sadece ikinci konum bu kitapda örneklerle açıklamaktadır. ayrıca

5-6 benim için çok önemlidir.

kuşlara, ağaçlara böceklere ayırırım ama size asla ayıramam çünkü ayet var:

18 - Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar. ( HACC SURESİ )

arsenic
15-12-2009, 05:37
EL CEVAP:

edit

"Principles of Oceanography, " bende mevcut ben ikisi bende mevcut diye bir kelime kullanmadım.

sadece ikinci konum bu kitapda örneklerle açıklamaktadır. ayrıca

5-6 benim için çok önemlidir.

kuşlara, ağaçlara böceklere ayırırım ama size asla ayıramam çünkü ayet var:

18 - Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneş, ay ve yıldızlar, dağlar, ağaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoğu hep Allah'a secde ediyor. Birçoğunun üzerine de azab hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediği şeyi yapar. ( HACC SURESİ )

Sayın hakgeldi;

Denizlerin karışmadığını kim iddia ederse etsin bilimsel gerçeklere terstir. Mademki kitabı okudunuz, buyrun bilimsel olarak nedenlerini de açıklayın o zaman. Ama bırakın bilimsel olarak açıklamayı, sorduğum sorulara da onca cevap yazmanıza rağmen değinmemişsiniz. Sorumu teke indirdim ve tekrar soruyorum:" Küresel ısınma ile birlikte, buzulların erimesiyle, dünyada denizlerin yükselmesi bekleniyor. Ancak buzullar sadece Kuzey ve Güney Kutbunda var. Eğer denizler karışmıyor ise, neden sadece Kuzey ve Güney Kutbundaki denizler yükselmiyor da, tüm dünyadaki denizler yükseliyor? " Kaç mesaj attınız hala cevaplamadınız. Okuduğunuz kitaplardan çıkışla bunu açıklayabilirsiniz.

Saygılarımla...

hakgeldi
15-12-2009, 19:31
Sayın hakgeldi;

Denizlerin karışmadığını kim iddia ederse etsin bilimsel gerçeklere terstir. Mademki kitabı okudunuz, buyrun bilimsel olarak nedenlerini de açıklayın o zaman. Ama bırakın bilimsel olarak açıklamayı, sorduğum sorulara da onca cevap yazmanıza rağmen değinmemişsiniz. Sorumu teke indirdim ve tekrar soruyorum:&quot; Küresel ısınma ile birlikte, buzulların erimesiyle, dünyada denizlerin yükselmesi bekleniyor. Ancak buzullar sadece Kuzey ve Güney Kutbunda var. Eğer denizler karışmıyor ise, neden sadece Kuzey ve Güney Kutbundaki denizler yükselmiyor da, tüm dünyadaki denizler yükseliyor? &quot; Kaç mesaj attınız hala cevaplamadınız. Okuduğunuz kitaplardan çıkışla bunu açıklayabilirsiniz.

Saygılarımla...

EL CEVAP:arsenic!!!Bu sorunun cevabını bulmadıysan senin matematik ve kimya ve fiziğine o zmaan ben hayranım.yeryüzündeki sular sadece sabit mi durur elbette hiçbiri sabit durmaz ve bir tane damla milyonlarcası denizi oluşturur ve yer çekimi hadisesi var olduğu için dünyamızda sular aşağı düşmez değilmi???bu da bir ilahi kavramdır yer çekimi!!!bu Ayet-i cleileyle de sabittir.25 - Yeryüzünü bir (toplanma yeri) yapmadık mı? ( MÜRSELAT SURESİ ) bu nedenle herkes yerinde durması gerekiyorken yükseldikçe ne olur hepsi yükselir.

güneşinzaptıyakın
15-12-2009, 20:01
Mürselat/25-26: E lem nec’alil arda kifâtâ(kifâten). Ahyâen ve emvâtâ(emvâten).

Diyanet işleri: (25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Ömer Nasuhi Bilmen: (25-26) Biz yeri bir toplantı mevzii yapmadık mı? Dirilere ve ölülere.

İbni Kesir: Biz; yeryüzünü toplantı mahalli kılmadık mı? Ölülere de, dirilere de.

Tefhim-ul Kuran: Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı? Dirilere ve ölülere.

Hamdi Yazır: Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı? Gerek diriler gerekse ölüler için.

Gelelim surenin adına: gönderilenler demektir. Yeryüzünün bir toplanma yeri oldunu anlatır, yaşayanlar için yaşam alanı, olüler için bekleme yeri. Tefsiri: Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

Elmalılı hamdi Yazır tefsirine göre: 25-26. "Toplanma yeri."
KİFÂT, eklemek ve toplamak mânâsına gelen kökünden türetilmiş olup kale gibi, birbirine katılıp sıkışarak toplanılacak yer, dernek yeri ve Ebu Ubeyde'nin sözüne göre "kap" demektir. Biz buna meâlde "tokat" dedik. Bu tokat, "sille" mânâsına tokat zannedilmesin. Sürüden sapıp da ekinlere, bağ ve bahçelere dalan kaçak hayvanların bekçiler tarafından tutulup hapsedildikleri yere de Anadolu Türkçesi'nde tokat denir. Nitekim Tokat ilinin ismi de bunu andırır. Buna Rumeli'nin bazı yörelerinde "kapı" denildiğini de duydum. "Tutuklama evi" mânâsına "kapı altı" tabiri de Anadolu'da yaygın idi.

Yer çekimi diye bir şey yoktur, kütle çekim kuvveti diye bir şey vardır. Kopyalamaya çalıştığın mücize sitesindeki tabirleri iyi almışsın ama o tabirler yanlıştır ilk önce. Toplanma yeri sözcüğünden nasıl da yer çekimi gibi olmayan bir şeyi çıkarabiliyorsun diye sor mucize sitesine bence, sonrada doğru sözcüğün kütle çekim kuvveti olduğunu öğret onlara. En son ve gerekli soruyu ise sona sakla ve şöyle sor onlara, Kur'an surelerini ve ayetlerini neden kendi düşüncelerinize göre değiştiriyorsunuz?

Sure genelinde kıyametin, hesap ve azabın gerçekleşeceği, Allah’ın kudreti ve günahkârların akıbeti konu edilmektedir, yer çekimi gibi ucubik bir anlam ifade edecek bir beyan yoktur. Söz konusu ayet ise sadece yeryüzünün kıyamet gelene kadar İnsanlar için ölü yada diri olarak bekleme alanı kılındığını anlatır, bundan başka anlamlar çıkarmak en basit tabirle inananlarla dalga geçmek olur.

Çellist
15-12-2009, 20:02
EL CEVAP:arsenic!!!Bu sorunun cevabını bulmadıysan senin matematik ve kimya ve fiziğine o zmaan ben hayranım.yeryüzündeki sular sadece sabit mi durur elbette hiçbiri sabit durmaz ve bir tane damla milyonlarcası denizi oluşturur ve yer çekimi hadisesi var olduğu için dünyamızda sular aşağı düşmez değilmi???bu da bir ilahi kavramdır yer çekimi!!!bu Ayet-i cleileyle de sabittir.25 - Yeryüzünü bir (toplanma yeri) yapmadık mı? ( MÜRSELAT SURESİ ) bu nedenle herkes yerinde durması gerekiyorken yükseldikçe ne olur hepsi yükselir.

Yani mecburen denizlerin suları karışıyor... Antartika ve Kuzey kutbundaki buzların erimesi Akdeniz'in seviyesini de yükseltiyorsa denizlerin sularının karıştığının delilidir.

Ayrıca Kur'an'daki karışmayan denizlerden kasdedilen Kızıldeniz ve Akdeniz'dir. Aralarında bağlantı yok sanılmaktadır ve bildikleri kadarı ile de o sıralar bağlantı yoktur. Artık o zamanki coğrafi bilgilere göre bile bağlantı da vardır: Süveyş Kanalı... Muhammed'in Akdeniz'i görmediği de bellidir; zira Kur'an'da bahsi geçen iki denizden birinin suyunun içilemediğini birinin de içimlik olduğu anlatılmaktadır. Cehaletin skandalın ayetleridir sizin mucize dediğiniz şeyler; hiçbir denizin suyu içimlik değildir.

hakgeldi
15-12-2009, 20:14
Mürselat/25-26: E lem nec’alil arda kifâtâ(kifâten). Ahyâen ve emvâtâ(emvâten).

Diyanet işleri: (25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Ömer Nasuhi Bilmen: (25-26) Biz yeri bir toplantı mevzii yapmadık mı? Dirilere ve ölülere.

İbni Kesir: Biz; yeryüzünü toplantı mahalli kılmadık mı? Ölülere de, dirilere de.

Tefhim-ul Kuran: Biz yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı? Dirilere ve ölülere.

Hamdi Yazır: Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı? Gerek diriler gerekse ölüler için.

Gelelim surenin adına: gönderilenler demektir. Yeryüzünün bir toplanma yeri oldunu anlatır, yaşayanlar için yaşam alanı, olüler için bekleme yeri. Tefsiri: Gerek diriler ve gerek ölüler için Biz dünyayı toplanma yeri kılmadık mı?

Elmalılı hamdi Yazır tefsirine göre: 25-26. &quot;Toplanma yeri.&quot;
KİFÂT, eklemek ve toplamak mânâsına gelen kökünden türetilmiş olup kale gibi, birbirine katılıp sıkışarak toplanılacak yer, dernek yeri ve Ebu Ubeyde'nin sözüne göre &quot;kap&quot; demektir. Biz buna meâlde &quot;tokat&quot; dedik. Bu tokat, &quot;sille&quot; mânâsına tokat zannedilmesin. Sürüden sapıp da ekinlere, bağ ve bahçelere dalan kaçak hayvanların bekçiler tarafından tutulup hapsedildikleri yere de Anadolu Türkçesi'nde tokat denir. Nitekim Tokat ilinin ismi de bunu andırır. Buna Rumeli'nin bazı yörelerinde &quot;kapı&quot; denildiğini de duydum. &quot;Tutuklama evi&quot; mânâsına &quot;kapı altı&quot; tabiri de Anadolu'da yaygın idi.

Yer çekimi diye bir şey yoktur, kütle çekim kuvveti diye bir şey vardır. Kopyalamaya çalıştığın mücize sitesindeki tabirleri iyi almışsın ama o tabirler yanlıştır ilk önce. Toplanma yeri sözcüğünden nasıl da yer çekimi gibi olmayan bir şeyi çıkarabiliyorsun diye sor mucize sitesine bence, sonrada doğru sözcüğün kütle çekim kuvveti olduğunu öğret onlara. En son ve gerekli soruyu ise sona sakla ve şöyle sor onlara, Kur'an surelerini ve ayetlerini neden kendi düşüncelerinize göre değiştiriyorsunuz?

Sure genelinde kıyametin, hesap ve azabın gerçekleşeceği, Allah’ın kudreti ve günahkârların akıbeti konu edilmektedir, yer çekimi gibi ucubik bir anlam ifade edecek bir beyan yoktur. Söz konusu ayet ise sadece yeryüzünün kıyamet gelene kadar İnsanlar için ölü yada diri olarak bekleme alanı kılındığını anlatır, bundan başka anlamlar çıkarmak en basit tabirle inananlarla dalga geçmek olur.

EL CEVAP:Yukarıdaki ayette "toplanma yeri" olarak çevrilen "kifaten" kelimesi, "canlıların, meskenlerinde toplanıp himaye edilmeleri, barınmaları; canlı ve cansızların toplandıkları yerler; üzerinde şeyler yığılan; toplanan yer" anlamlarını taşımaktadır. Yeryüzünün bir "toplanma yeri" olduğunu bildirmek için kullanılan bu kelime -kifaten- Arapça'da "kefete" kökünden türetilmiştir ve "toplamak, kendine çekmek, kucaklamak" anlamlarına gelmektedir. ayrıca bu yer çekimi olayı kendilinden elbette olmaz bu ialhi kudret hiç kendinden olur mu?