PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : sanat düşmanlığı gericiliğin karekteridir


tayyare
12-12-2009, 21:05
İstanbul Opera ve Balesinin salonu kapatılmıştır; Üstelik kentimiz Avrupa kültür başkenti olurken (yerliler zaten köle, bari yabancılara ayıp olmasın denmiyor).
Akm yerine Fkm gelecekmiş.
Opera ve bale programı son anda belli oluyor. Sanatçılar bile habersiz. Bakanlık yetkilileri açıkça 'kalite değil kantite istiyoruz' diyor personeline.
Bir başka ................. sanata çoktan tükürmüşdü bildiğiniz üzere.
Konunun bakanı iş göremez olunca tuhaf açıklamalar sorumlusu oldu. Hatta 'meclis koltuklarını konser salonu koltuğu gibi ciddiyetsiz' diyerek tekrar tarihe geçti.
Gericiliğin sevdiği sanat en alt kültürün sanatıdır. Müziği minibüslerde çalar.Arabesk 12 marttan sonra çıktı sıkmabaşla birlikde.
Tarafdarlara hayırlı olsun.

AerA
12-12-2009, 21:23
Sevgili Dostum Tayyare ;

Sanatın her alanı yaratıcı olmayı ,eleştirel bakmayı gerektirir.
Yaratıcı olmak ,"Eski Köye Yeni Adet Getirme" olarak bilinir.
Eleştirel bakış , "Ya Sev Ya Terket ama eleştirme" çıkmazına sokar bazı kişileri.

Yine bu bazı kişiler değilmidir kitapları yakan.Ne yaratıcı olana ,ne eleştirel bakana saygısı yoktur bu bazı kişilerin.Sorsanda en ilericidir o bazı kişiler.Yine o kişiler Nazım'ın çok sevdiği ülkesinde değil ,başka yerde ölmesini sağlamadılar mı?Yazık ki her gün ülkemizde benzeri haberler görüyoruz.Gidiyoruz bir yere ama nereye doğru?

güneşinzaptıyakın
12-12-2009, 21:25
Tiyatro, opera ve bale'ye baskılar gittikçe artmıyor artık, resmen tasviye başladı amaç sanatı yavaş yavaş yasaklamak ve sonuçta ortadan kaldırmak...

vartor
12-12-2009, 21:32
halk olarak hep beraber sesimizi yukseltmeli boyle bir kiyima goz yummamaliyiz
Sanati devlet degil, sanatcilar yapar, Yakinda ilahiler okunacak opera binasinda desenize.

nogada
13-12-2009, 15:36
Sanat bir toplumun gelişmesi için olmassa olmazlardan biridir.Her şeyden önce sosyal bir birliktelik kurmakta ve çocuk yaşta başlayarak topluma sosyal olarak bir entegrelik getirerek çocukalrın gençlik ve yetişkinlik çağlarında daha yaratıcı ve modern bir gözle dünyaya bakmalarını sağlar.Bu bakımdan sanatı yaşatmalı ve korumalıyız.

Yaratıcı ve özverili bir toplum oluşturmak için bu gibi engellemelere hepberaber karşı çıkmalıyız.Fakat kötü bir gerçek olarakta şunu belirtmeliyim,gençlik şu an kültür bakımından çok yoz yetişmekte ve sanatsal değeri yüksek olgulardan uzak yaşamaktadır bu halde sanatı korumak için yapılacak olan korumada bu yüzden güçsüz bir mücadeleye dönüşecektir.Bu yüzden Sanata ilgi ve alakayı arttırmalı,yeni yetişen gençliğede bunun bilincini bir şekilde vermeliyiz.Kendi düşünceme göre ancak bu şekilde modern çağdaş bir yaşantı ve sanatla içiçe bir kültürü sağlam temellere oturtabiliriz.

Saygılarımla...

nihilist
13-12-2009, 16:22
sanat , sanatçı ve sanatsal ürünün ne olduğunu netleştirmek gerekir önce.
sanatsal ürün günümüz kapitalist toplumunda metaya dönüşmüştür ki bunu tartışmaya açmaktan bahsetmiyorum.
sanatçının ürününe kendinden bir ruh kattığı tezidir tartışmaya açmak istediğim.
bu bağlamda;
bilimin gerçeği nesnel olandan çıkarma gayesinin materyalizmi desteklemesi gibi, sanat da gerçeğin öznel olandan çıkarılması bağlamında idealizmin yeniden üretilmesini sağlarmı.
eğer sağlarsa sanata düşman olmak gericilik değil tam tersine ilericilik olurmu.
sanat bilimin tamamlayıcısı mı yoksa antitezimidir.

tayyare
13-12-2009, 17:23
sanat , sanatçı ve sanatsal ürünün ne olduğunu netleştirmek gerekir önce.


anarchistcim ,
işte tam da burda burada anarşi lazım. Yani sakın ama sakın haa sanatı netleştirmeye kalkmayın ampulden beter olursunuz.
[EnverHoca Arnavutluğu, sanatı netleştirmeye örnekdir]

nihilist
13-12-2009, 19:02
sayın tayyare
enver hoca arnavutlğu üzerine ne yazıkki birikimim yok.
dikkat çelmek istediğim kısaca şu.
bir makinanın ürettiği plastik tarak ile sanatsal ürünün arasındaki nitelik farkının ne olduğudur.
santçı ürününe ne katmaktadır.bu katkı nesnel olarak tespit edilebilir bir şeymidir.
yoksa mistik metafizik bir mesh sürecine mi işaret edilmektedir.
sanat bir kutsama ve kutsallaştırma sürecimidir.
metafor olarak sanat ve sanatsal ürün tanrı insan ve tanrının insana üflediği ruhu çağrıştıracak şekilde neden formüle edilmektedir.
sanata ve sanatçıya önem vermek nedir.
sanat ürünü neden değerlidir ve sanatçıya insan olmanın ötesinde fazladan hangi değeri katmaktadır.

matillda
13-12-2009, 20:50
Özellikle islam dinini baz alan ülkelerde sanata dair yaklaşımlarda genellikle tavır; iç etmeye, sindirmeye, bastırmaya, silikleştirmeye yönelik.

Yaşadığım ve bu güne kadar gördüğüm bir çok ülkede konservatif ve hristiyan hiç bir kurum, parti ya da kuruluş
dinle sanatı karşı karşıya getirme çabası içinde olmadıkları gibi tersinden sanat icrası konusunda
din kurumları son derece ciddi destek sağlamaktalar.

güneşinzaptıyakın
14-12-2009, 10:03
Hacıyla hocadan kork demişler :D

Sanat üzerinden siyaset yapmak yada sanatı siyasileştirmek her zaman olmuştur ve olacaktırda. Antik Yunan'dan ginümüze bu olmuştur, totaliter sistemlerde sanatı kamuoyunu manipüle etmek için kullanmak yaygın olarak görülen bir davranıştır.

Sanat tüm baskı ve kullanımlardan özgür olmalıdır, sanat bir metadır ve doğrudur, mevcut sistemlerde meta olmasıda kaçınılmazdır, birde kendini devlete dayadımı kullanılması külliyen kaçınılmazdır. Fakat burda yapılan sanatın zapturapt altına alınması değil bizzat tasviyesidir...

tayyare
14-12-2009, 20:29
Hacıyla hocadan kork demişler :D

Sanat üzerinden siyaset yapmak yada sanatı siyasileştirmek her zaman olmuştur ve olacaktırda. Antik Yunan'dan ginümüze bu olmuştur, totaliter sistemlerde sanatı kamuoyunu manipüle etmek için kullanmak yaygın olarak görülen bir davranıştır.

Sanat tüm baskı ve kullanımlardan özgür olmalıdır, sanat bir metadır ve doğrudur, mevcut sistemlerde meta olmasıda kaçınılmazdır, birde kendini devlete dayadımı kullanılması külliyen kaçınılmazdır. Fakat burda yapılan sanatın zapturapt altına alınması değil bizzat tasviyesidir...

Sanatın siyasileşmesine engel olmanın anlamı var mı ?
Bir kaç ay önce Gümüşsuyundan aşağı yürüyüş yaparak slogan atan öğrenci solcular geldi aklıma. Sloganlarında estetik yokdu. Sözcükleri değiştirin aynı berbat melodi doggycilerden yada benzeri sağcılardan da çıkıyor. Siyasette estetik yaratırsanız arkanızdan gelecekler artar.
AST oyunlarına 70lerde sağcılarda pek ilgi gösterirdi, buram buram sol propagandası olmasına rağmen. Ama estetikle , güzel olarak.

Sanat ve siyaset paraleldir. Sol yerlerde olduğu için sanatda global olarak yerlerde sürünüyor.

güneşinzaptıyakın
14-12-2009, 20:47
Tayyare siyasallaşmış sanata en güzel örnek Nazi Almanyasın da yapılan sanat örnek gösterilebilir. Siyasi propagandaya gene aynı örnek verilebilir.

Sanatın siyasete alet edilmesi ile sanatın siyasi bir söylem olarak kullanılması arasında fark vardır. Sanatın siyasete alet olarak kullanılmasına Nazi Almanyasından örnek verdim, birde sanatın siyasi bir söylem olarak kullanılması var ki en güzel örnek sanırım Picasso'nun Guernica'sı olabilir.

Ast'tan önce Brecht vardır benim sevdiğim, sanatın siyasi bir söylem olarak kullanılmasına evrensel ölçekte bir örnektir. Sanatçıların siyasi duruşları ile sanatlarınıda karıştırmamak lazımdır bu arada. Buna en güzel örnek sanırım Nazım olacaktır.

Slogonların gittikçe kötüleştiği doğrudur ama popüler kültürde çarşı grubu bu bayrağı oldukça yukarıya taşımıştır son dönemde unutmayalım.

Sanatla kapitalist sermaye paraleldir, siyaset ancak günümüzde popüler kültürde kullanmaktadır sanatı istediği gibi. Sanat tek bir disiplin değildir, bir çok bağımsız sanatçı vardır. Ressamlar ve fotografçılar çoğunluktadır bu kategoride. Genelleme bizleri yanlışa götürür unutmayalım. Sanatın yerlerde süründüğü yok, bazı sanatçıların yerlerde süründüğü var, bazı disiplinlerin kendini tekrarladığı bir dönemde var. Sanat oligarşinin apoleti değildirki istediğimiz gibi müdehale edebilelim. Her ideolojide en büyük direnişi sanat verir muhakkak muhalefet adına ama bu siyaseti sanat aracılığıyla yapmak değildir, sanatın siyasi bir söylem olarak kullanılmasıdır.

tayyare
14-12-2009, 20:51
sayın tayyare
enver hoca arnavutlğu üzerine ne yazıkki birikimim yok.
dikkat çelmek istediğim kısaca şu.
bir makinanın ürettiği plastik tarak ile sanatsal ürünün arasındaki nitelik farkının ne olduğudur.
santçı ürününe ne katmaktadır.bu katkı nesnel olarak tespit edilebilir bir şeymidir.
yoksa mistik metafizik bir mesh sürecine mi işaret edilmektedir.
sanat bir kutsama ve kutsallaştırma sürecimidir.
metafor olarak sanat ve sanatsal ürün tanrı insan ve tanrının insana üflediği ruhu çağrıştıracak şekilde neden formüle edilmektedir.
sanata ve sanatçıya önem vermek nedir.
sanat ürünü neden değerlidir ve sanatçıya insan olmanın ötesinde fazladan hangi değeri katmaktadır.

Sanat estetik olarak değerli olandır. Bu da izavidir.
Kaliteli sanat soylu olandır. O nedenle sovyetler işçi sınıfının sanat zevkini alt kaliteden soylu kaliteye yükseltmek çabasındaydı.
Benzer çabayı Atatürk politikalarındada görmekdeyiz. Estetik değeri yüksek insan kaliteli insandır.
Sağcımız, alt sınıfın kültürünü beğenir: böyle kalın-ne hoşsunuz, der.
Sol halkın estetik beğenisini sürekli yükseltme çabasındadır.

Kapitalizm sürekli seviye düşürür
Batıda:Operaya orta sınıf-minör burjuva da gelsin diye operet icat olmuştu.
gel zaman git time:90lardan beri dinlenecek doğru dürüst rock bile kalmadı.

Ülkemizde Tek parti dönemi MünirNurettini(eğitimli bürokrasi zevki), bol parti ZevkiSüren (yeni zenginleşen yarı-cahil burjuva için) izledi. Daha da düştü 70 lerdeBülentversoy ve Arabesk(tam cahil gecekondu estetiği) de boğulduk.

EnverHocanın Arnavutluğu bir yere kadar AKP ye benzer.
İşçi köylüyü iktidara getirmek onların kültürel seviyesini de getirmekse buyrun size AKP. AKP sermayeye çalışır (Enverhoca köylü-işçiye) amma en alt sınıfın kültürünü sanat zevkini paylaşanları yönetim kadrolarına getirir.

EnverHocanın estetiği ile 70lerde Ankarada özellikle Zafer çarşısı sanat galerisinde tanışmıştım.

tayyare
14-12-2009, 21:03
Sanatın siyasete alet edilmesi ile sanatın siyasi bir söylem olarak kullanılması arasında fark vardır. Sanatın siyasete alet olarak kullanılmasına Nazi Almanyasından örnek verdim, birde sanatın siyasi bir söylem olarak kullanılması var ki en güzel örnek sanırım Picasso'nun Guernica'sı olabilir.

.

yerinde bir düzeltme yapmışsınız

Daha önce belirtiğim şekilde sanatın özgür bırakılması gerekir.
Devletin başarısı sanat seviyesi ile ölçülebilir.
Bu durumda siyaset öyle yada böyle sanatın bir yerindedir. Sanat finansörsüz olmuyor, değilmi ?
Yani: kaliteli devlet, kaliteli insan, kaliteli sanat yan yana gidiyor.

güneşinzaptıyakın
14-12-2009, 21:05
Evet siyaset muhakkak sanatın bir yerlerinde asılı duracaktır her daim...

KızıL
15-12-2009, 08:03
sovyetlerde işçiler sanat yapıyorlardı işçi koroları vardı balerin kadın işçiler vardı senfonilerde maden işçileri vardı hatta kızılordu bile koroydu ve gayet iyi yapmaktaydılar sinema filmlerinde bile işçiler oynatılmaktaydı ve bu işi ne kadar güzel yaptıklarını göstermekteydiler..
zaten izleyici yada dinleyici olarak sanatsal çalışmalara sovyetler kadar önem veren bir ülke daha olmadı.
İşçileri baleye konsere giden kaç ülke vardı..
bugün sola bakınız aynı şeyleri görebilirsiniz sanatsal etkinliklere saçma diyen ve hayatındaki tek sanatsal icraatın arabesk dinlemek olduğunu bildiğimiz onca insan var maalesef...

Çellist
15-12-2009, 16:30
Müzikal olarak henüz daha zevk almaya başlamamış olsam da SSCB'den bildiğim destansı yapıtlar var. Şostakoviç'in Leningrad ve Babi Yar senfonileri bunlara örnektir. En destansısı ise Leningrad senfonisidir. Eser 2 milyona yakın Leningrad sakininin öldüğü kuşatma sırasında Leningrad'da yazılmış, radyodan yayınlanmış; mikro filmleri çekilip ABD'ye ulaştırılmış ve kuşatma sürerken ABD'de icra edilmiştir. Şostakoviç de Batı'da popüler kahraman bir figür haline gelmiştir. Hikayesi etkileyicidir...

Bu iki senfoni SSCB'deki sanat okyanusunun iki değerli damlasıdır. Savaş sırasında bile halk akın akın ileri düzeydeki en yeni eserleri dinlemek üzere konserlere giderdi.

Sovyetler zamanında büyük Rus operası doruğa çıkmıştır. Çarlık Rusyası'nın başyapıtları en iyi şekilde Sovyetler döneminde sahnelenmiştir.

Stalin Müzik Ödülleri'nin verildiği eserler incelendiğinde ve hatta kurulan mahkemelerde Şostakoviç dahil birçok bestecinin besteleri -sadece ilgili notalar üzerinden- nedeniyle yargılanmaları bile SSCB'deki sanat algılamasının ne kadar yüksek olduğunun binlerce kanıtından bir kısmıdır.

Not: Konu başlığındaki önerme bütünüyle doğrudur.

tayyare
17-12-2009, 00:03
Sovyetler zamanında büyük Rus operası doruğa çıkmıştır. Çarlık Rusyası'nın başyapıtları en iyi şekilde Sovyetler döneminde sahnelenmiştir.

.
işte buraya kadar dı... diyebilirmiyiz ?

Stalinin doktrinleşen kapitalizmle aynı dünyada yaşanabilir politikası sonucu:
SSCB'nin, 2. savaş sonrası batıya öykünme ve sonra da (özellikle Brejniev dönemiyle) yarışmaya kalkması [tüketim toplumu] hem sonunu getirmiş hemde sanatsal yapıtlarda batının gölgesinde kalmasına neden olmuştu.

Çellist
17-12-2009, 03:28
işte buraya kadar dı... diyebilirmiyiz ?


Diyebiliriz...

Bu durumda diyemeyebiliriz de...

Bu konu -değerlendirmeniz- hakkında fazla düşünmedim; ama Boris Godunof gibi başyapıtlar çarlık Rusyası'nın da sosyal gerçekçi diyebileceğimiz -en azından ben öyle olduğunu iddia ediyorum- eserleridir.

Sovyetlerin sanat faaliyetlerini lüks harcaması olarak değerlendirebilme algım / yeteneğim yok...

Anladığım kadarıyla sanata önem verme SSCB'nin başından beri var. Batı'ya öykünme ile ilgili bir durum söz konusu değil. İlgili topraklar her zaman sanata açık yerlerdi. Batı'ya öykünme varsa da bu SSCB'den önce vardı ve varsa bile kendi özgün başyapıtlarını oluşturabilmiş ve SSCB'de de oluşturmuş olan -en başta Ruslar olmak üzere- halklar söz konusuydu.

Her hal ve şartta bu durumu sorgulama yetim yok; zira ilgili konular hakkında pek bilgim yok...

güneşinzaptıyakın
17-12-2009, 18:18
..............................

Anladığım kadarıyla sanata önem verme SSCB'nin başından beri var. Batı'ya öykünme ile ilgili bir durum söz konusu değil. İlgili topraklar her zaman sanata açık yerlerdi. Batı'ya öykünme varsa da bu SSCB'den önce vardı ve varsa bile kendi özgün başyapıtlarını oluşturabilmiş ve SSCB'de de oluşturmuş olan -en başta Ruslar olmak üzere- halklar söz konusuydu.

....................... Doğru bir tespit. Klasik sanat dallarında kendine has bir dil ve yöntem geliştirdiğinide rahatlıkla söyleyebiliriz. Öykünme 50'li yıllarda popülist sanat adına ve büyük şehirlerinde yaşanmıştır, bu daha çok siyasi, görüşlede doğru orantılıdır biraz.