PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk Ve İslamiyet


Mutezile
24-01-2006, 22:07
Mustafa Kemal'in inanç açısından bir dönüşüm içine girdiğini, fikriyatının zamanla değiştiğini, geliştiğini, olgunlaştığını görebiliyoruz. 600 sene Osmanlı padişah ve Şeyhülislam istibdadında yaşayanbir Te'badan; bir millet yaratmak, ulus bilinci vermek; Fetvasız - Fermansız -Ulemasız bir hayata başlamalarını sağlamak akıl almaz bir müşküldür. Gazi; kendi okumaları, ''tekamülü'' ilerledikçe kuracağı devlette Hilafetin yer almaması gerekliliğine önce kendi inanır; sonra Meclis kürsüsünde ve gizli oturumlarda bu düşüncelerini şerh eder..

3 Mart 1924 ile Devrim doruğa ulaşmış; Hilafet kaldırılmış, içerideki İrtica'nın tasfiye süreci hızlanmıştı..Kurtuluş savaşı ile koloniyal güçlerle birlikte Osmanlı da aslında hükümsüz kılınmış oldu. Fakat Kurtuluş savaşın
ın bazı paşaları bu mücadeleyi t e k r a r Padişahı ve Hilafeti hükümran kılmak gayesiyle yapıyorlardı..Kuvvet komutanlarının dahi bu öngörü ile mücadele ettiği bir bağımsızlık mücadelesi veriliyordu..

Harp okulundan sınıf arkadaşı, Umum Kuvva-yı Milliye komutanı Ali Fuat Cebesoy Cumhuriyetin kuruluşunu acele verilmiş bir karar olarak görmektedir. Meclis İkinci başkanı sıfatı ile Mustafa Kemal'e şu suali sorar:
''Senin yeni apotreslerin*** kimler...?'' Mustafa kemal'in cevabı ile uzunyıllar süren bir dostluk ile ülke kaderinde rol oynayanların birlikteliği de ortadan kalkıyor: '' Benim apotreslerim yok. Ülkeye ve halka hizmet edenler kimse, halka sadık kalanlar onlardır.''

Jön Türkler, Yeni Osmanlılar ya da Kurtuluş Savaşı kadrolarında Cumhuri-
yet düşüncesi hemen hiç yok..Ülkenin kurtarılması düşüncesi hep var; ama kurtuluş sonrasına ilişkin planlar yine Saltanat, Hilafet ve Padişahlık safsatalarına gömülü.. Kurtarılmak istenen hep, halkal birlikte, Saltanat ve Hilafet. Mustafa Kemalin devrimci damarı, devrimci çizgisi diğer kadroların önemli bir çoğunluğunda mevcut değil. O aslında daha Erzurum Kongresinde bunun işaretlerini ''Başka bir hükümet biçimi bulmamız gerek'' sözleri ile vermiş idi.

İlginç olan Mustafa Kemalin kurmak istediği rejimi içeridekilerden ö n c e
dışarıdakiler farkediyor. Örneğin, Sivas kongresi sırasında The Times gazetesi kongreden Sivas'taki Anadolu Cumhuriyeti diye söz ediyor. Anadoluda cirit atan yabancı ajanların resmi raporları da sürekli bu yönde.
Ne zamanki içeride de yavaş yavaş Cumhuriyet fikrinin filizlendiği farkediliyor, TBMM içinde ve dışında Mustafa Kemale yönelen muhalefet şiddetini arttırıyor.

Siyasal örgütlenme olarak, Osmanlı'da Ittihat ve Terakki ile Hürriyet ve Itilaf iki ana akım.


Asil dramatik olan ise: Kurtuluş Savaşi'nın başlamasında Mustafa Kemal'e en kritik anda destek veren, tarihin yeniden yazilmasinda en büyük rolü başlatan Kazım Karabekir Cumhuriyet'e karşı.
Kurtulus Savaşı heyecanını anı anina yaşayan Onbaşı Halide (Edip Adıvar), TBMM Hükümeti Başbakanı Rauf Orbay, komutanlardan Refet Bele Paşa Ali Fuat Paşa Cumhuriyet'in kuruluşuna karşı çıkıyor. O kadar yakin çevrenin Cumhuriyet'e karşı çıkması, şeriatçıları harekete geçiriyor.
TBMM'de bir önerge hazirlaniyor. "Milletvekili olabilmek için, Türkiye sınırları içinde doğmak, seçim bölgesinde en az beş yıl otunmak" koşulu öngörülüyor. Mustafa Kemal Selanik doğumlu olduğuna göre, onu saf dışı bırakmak gayreti.
Aynı anda Cumhuriyet hazırlıkları yürüyor. Rauf Orbay Istanbul'da bir gazeteye verdigi demeçte, Cumhuriyet'in yanlış oldugunda israr ediyor.

Karşı çıkanlar ayni zamanda savaşın komutanları. Aynca, ordu içinde yine Cumhuriyet'e karşı çıkan başka komutanlar var. Mustafa Kemal, Cumhuriyet'e karşı çıkan ordu komutanlarının ordudaki görevine son verirken, TBMM'de yer alanlarin da, milletvekilliklerine son veriyor. Ordunun Atatürkçü inanç ve geleneğinin temeli, bu kararla atılıyor.
Cumhuriyet'in kuruluş aylan degil, haftaları ve günleri gerçekte bugünü belirleyen olaylarla dolu. Kadrolarin dönekliği, dini akiımların tükenmezli- ği, politik ayak oyunları...

Mustafa Kemal'in değişen, olgunlaşan düşünceleri, paradigmalarını yine en güzel onun sözlerinde okuyoruz. İnancın yerini tedricen İlime, Fenne ve muasır uygarlık düşüncesine bıraktığına tanık oluyoruz:



* ''En son olarak niyazım şudur ki, istekleri gerçekleştiren Allah Hz., sevgili bağışlayıcı saygıyla, bu kutsal vatanın sahibi ve savunucusu ve Ahmediye'nin yüce buyruğuyla kıyamet gününe kadar sadık bekçisi olan temiz milletimizi ve saltanat makamı ve yüce hilafeti korumak ve kutsalatımızı düşünmekle yükümlü olan heyetimizi başarılı kılsın.! Amin.''
23 Temmuz 1919
''Erzurum Kongresini Açarken'' Atatürkün söylev ve demeçleri C1. S.7

* '' Saltanat makamı aynı zamanda hilafet makamı olduğu için, padişahı-
mız, İslam topluluğunun da başkanıdır. Mücadelemizin birinci gayesi ise saltanat ve hilafet makamlarının ayrılmasını amaçlayan düşmanlarımıza; milli iradenin buna uygun olmadığını göstermek ve bu kutsal makamları, yabancıların esaretinden kurtararak, padişahın yetkisini, düşmanın tehdit ve zorundan serbest kılmaktır.''
24 Nisan 1920
ASD C1. S.62

* ...Ne acıdır ki şimdi Hilafet ve saltanat makamını işgal eden bu zat bu millet için hain bir adamdır. Yani biz kabul ediyor ve herkese de ispat ediyoruz ki hilafet ve saltanat makamını bizde hiç bir vakit başımızdan atamayız ve Yüce Meclisinizin 1. veya 2. oturumunda zaten resmen ve kesin olarak bir görüşme yapılacak''
25 Eylül 1920
Kazım Öztürk, Atatürkün TBMM Açık ve Gizli oturumundaki konuşmaları.
Kültür bakanlığı Yay., S.296-300

* Biz ve bütün islam alemi için yüce ve kutsal; manevi bir bağlantı noktası olan Hilafet makamı bile bütün islam alemiyle beraber bizim milletimiz tarafından belki daha kuvvetli, derin duygularla yüce ve kutsaldır. Ancak Efendiler! Bu yüksek makamın kutsallaığını saygıyla kutsamış olmakla berbaer bu makamda oturacak kişiyi, hiç bir zaman efendi yapmak söz konusu değildir; Muhammedin parlak şeriatıyla uzlaştırmak mümkün değildir.
(seydülkavmi hadimihüm) buyurmuşlardır. Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır.
1 Aralık 1921
ASD C1. S.201

* Hilafet makamı halkındır. Evet bağlıyız, çünkü hilafet ve saltanat makamı, herhangi bir kişinin değildir. Doğrudan doğruya, bütün islam aleminin görüşmeleriyle birlikte Türkiye halkındadır. O makam bizimdir.
Muhafaza ettik ve sonuna kadar muhafaza edeceğiz (Alkışlar)
6 Mart 1922
TBMM Gizli Celse Zabıtları CIII. S.40

* ''Tanrı birdir, büyüktür. ..... Hz. Muhammed son peygamber olmuştur ve kitabı eksiksiz kitaptır..... Bundan sonra hilafet makamının dahi Türkiye Devleti için ve bütün islam alemi için ne kadar verimli olacağını da gelecek bütün açıklığı ile gösterecektir (İnşallah sesleri)
1 Kasım 1922
ASD C.1 S.270 vd.

* Türk Milleti'nin teessüsünde müessir olduğu görülen tabiri ve tarihi vakıalar şunlardır.
A- Siyasi varlıkta birlik
B- Dil birliği
C- Yurt Birliği
D- Irk ve menşe birliği
E- Tarihi karabet
F- Ahlaki karabet
Yukarıda görüldüğü gibi Atatürk, 6 ayrı tarihi vakıa saymakta ve bunların arasında din birliği gibi milyonları etkileyen olguyu dahil etmemektedir.

Syf. 372 Bütün milletler tamamen aynı şartlar altında teşekkül etmemiş olduklarına göre, Türk Milletinde yaptığımız gibi, diğer her millet ayrı olarak mütalaa edilmedikçe, milliyet fikrini umumi ve fenni olarak tarif etmek güçtür.
Syf. 450 Hürriyet insanın düşündüğünü ve dilediğini mutlak olarak yapabilmesidir. Bu tarif Hürriyet kelimesinin en geniş manasıdır. İnsanlar bu manada hürriyete hiçbir zaman sahip olamamışlardır ve olamazlar. Çünkü malumdur ki insan, tabiatın mahlukudur.
Müslümanların,devamlı olarak söyledikleri, 'İnsan Allah'ın kuludur' deyimi de burada şekil değiştirmektedir.

(Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal'in el yazılar; TTKB 1998, Ankara)

* "Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır."


* "Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez."

* "Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz, bilakis hürmet eder."
( Yukardaki anlatımda dini inanışlar yerine vicdani inanışlar ifadesinin yer almasına dikkat kedilmelidir. )

* "Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir."

* Atatürkün; bilmek gerekir ki, bugüne kalmış yüzlerce fotografı vardır ancak içlerinde namaz kılarken çekilmiş tek bir fotograf karesi yoktur ve öldüğünde cenaze namazı kılınmamış, kardeşinin son anda isteği üzerine kısa bir dua okunarak, Dolmabahçe Sarayı bahçesinde bir tören yapılmıştır..Cenazesi herhangi bir camiden kalkmamıştır..

*Syf. 365 milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah'a kendi lisanında değil Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin
Syf. 366 manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.


* Atatürk'ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt, "Kur'an ve Vahiy": "Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....."
Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez."
M.Kemal Atatürk




*** Apotres: (Almanca Apostel) havari; kılavuz, yol gösterici anlamında

Mutezile
04-02-2006, 19:00
Cosmo man adlı üyemizin sorusuna binaen güncellemedir..

sodomo--
07-09-2006, 12:42
Atatürk'ün, biyografisini yazan ABD Büyükelçisi Charles H. Sherrill'e 1933'te açıkladığı "dinle ilgili" düşünceleri ilk kez yayımlandı. Söyleşide, Sherrill'in kitabına almayıp rapor olarak ABD Dışişleri'ne gönderdiği açıklamalar yer aldı.
1932-1933 yıllarında Ankara'da görev yapan Sherill'in hazırladığı rapor, ilk kez araştırmacı yazar Rıfat N.Bali'nin hazırladığı makalede yayımlandı. Radikal'de dün yayımlanan raporda,Atatürk'ün çocukluğuyla ilgili olarak şunlar kaydedildi:
"Galiba, 6 ve 7 yaşındayken annesi onu bir sıbyan mektebine göndermek istiyordu. Burada öğretmen Kuran dersleri de verecekti. Bu, uzun Arapça bölümleri ezberlemek demekti. Diğer yandan babası oğlanın din eğitiminin verilmediği laik bir mektebe gitmesini istiyordu.
Her ne kadar sonunda babanın sözü kabul edildiyse de annesi oğlanı Selanik'te geçerli olan geleneksel tören eşliğinde sıbyan okuluna gönderdi. Ertesi gün babası oğlanı okuldan aldı ve laik okula koydu. Buna çok üzülen annesi epey ağladı ve oğlanın teklif etmesi üzerine sıbyan okulundaki din hocası eve gelip ona Kuran eğitimini verdi. Bu sadece 1 ay sürmesine rağmen anneyi tatmin etti. Bu, ömrü boyunca alacağı tek din eğitimiydi."

Tek tanrı inancı

Raporun, "Beşeriyetin Tanrı ihtiyacı" başlıklı bölümünde de, Atatürk'ün Agnostik olduğuna dair genellikle kabul görmüş inancı kesinlikle reddettiği, ancak dininin sadece 'kâinatın mucidi ve hâkimi tek Tanrı'ya inanmak olduğunu söylediği kaydedildi. Raporda şöyle devam edildi:
"...Daha sonra, 10 yıl önce inşa ettiği yeni Cumhuriyet'in Reisicumhuru olarak iktidara geldiği zaman İslam dininin durumu hakkında bilgi vermeye başladı. Şeyh-ül İslam'ı, medreseleri, Mahkeme-i Şer'iyyeleri ve bu mahkemelere riyaset eden kadılar, hocalar ve muhtelif dervişler dahil olmak üzere bütün ruhban sınıfını lağvetmeyi gerekli bulduğunu söyledi."
Raporun "Bursa Hadisesi" başlıklı bölümünde de, Atatürk'ün Kuran'ın Arapçadan Türkçeye tercüme edilmesiyle ilgili görüşleri şöyle anlatıldı:

Arapça neden yasaklandı?

"Türk halkının uzun zamandan beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını anladığı zaman tiksineceğini söylüyor.
Kuran'dan alınan Arapça bir bölüm okudu. Bu surede Hz.Muhammed'in amcası ile amca kızının yaptıkları bir şeyden ötürü cehenneme gidecekleri yazıyor. (Tebbet Suresi) 'Düşünen bir Türkün böylesi bir duayı okumaktan elde edeceği dini ilhamı veya dine ilgi göstermesini tahayyül edebilir misin?' dedi. Daha sonra umumi ve şaşırtıcı bir beyanda bulunarak Türk halkının gerçekte hiçbir şekilde dindar olmadığını, aralarından camilere giden az sayıda kişinin alışkanlıktan veya yüksek sesle söylenen duaların cezbine kapılarak camiye gittiğini ileri sürdü."


http://www.milliyet.com.tr/2006/09/07/yasam/yas02.html

sodomo--
07-09-2006, 12:51
TEBBET SURESİ (111/6.sure)

1. Elleri kurusun Ebru Leheb'in; zaten kurudu ya!
2. Ne malı kurtardı onu ne de kazandığı
3. Alevli bir ateşe yaslanacaktır o;
4. Karısı da,
5. Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden...


Atatürk'ün de dediği gibi : Ebu Leheb'den bizlere ne ?

07-09-2006, 14:59
Atatürk İslam İçin Ne Düşünüyordu başlıklı bir yazı dikkatimi çekti. Okumanızda yarar var. Yorum sizlere ait.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=197950

Sevgili Sodomo,
Dün bu yazı benim de dikkatimi çekmişti. Ben link olarak cafede Atatürk'ün Anıtkabir *başlığına koymuştum. Buraya da aldım.

mhmd
07-09-2006, 15:00
Sn. Sodomo,
Yazınızı okurken birden aklıma şu meşhur Mavi Kitap geldi. BBC Turkish’ den bir alıntı;
“-Andrew Mango: Mavi Kitap, İngiliz hükümetinin birinci dünya savaşı sırasında yayınladığı bir kitaptır.
Aslında iki kitap yayınlanmıştı. Birincisi Almanların mezalimi hakkında idi. İkisi de harp sırasında hazırlanmış propaganda maksatlı kitaplardı.
Almanlarla ilgili olanın tamamen propaganda eseri olduğu sonradan resmen itiraf edildi.
Ermeni meselesiyle ilgili kitaba gelince; Bunu yazanların başında bir İngiliz diplomat vardı: Lord Bryce. Sonradan İngiltere'nin Washington elçisi tayin edilmişti.
Amerika o zaman daha savaşa girmemişti. Ve Alman propagandası o dönemde Amerika'da oldukça kuvvetliydi. Amerikan kamuoyunu müttefikler lehine çevirebilmek amacıyla böyle bir kitap hazırlandı.
Lord Bryce'ın dışında, ünlü tarihçi Arnold Tonynbee de bu çalışmaya katılmıştı, ama iyi bir tarihçi olduğu için daha sonra bir kitabında bunun propaganda olduğunu itiraf ediyor.
Aslında bugünlerde hiç bir ciddi tarihçi bu Mavi Kitap'a önemli bir belge gözüyle bakmıyor.”
Meramım şu;
Yazık ki, böyle ulu bir şahsiyetin, kendi vatandaşları tarafından, tamamen tarafsızca ve teferruatlı hazırlanmış birinci elden bir biyografisi yok ki; 1933 yılında ABD büyükelçisi C. H. Sherrill’ in kitabında dahi olmayan (olsa da fark etmezdi) raporlarına kalmışız. Bunların dahi (yukarıdaki örnek neticesi) güvenilirliği tartışılır.
Kaldı ki, bu insanın düşünce ve imanından da öte, yaptıklarıyla değerlendirmemiz lazım gelmiyor mu? (Tüm içtenliğimle; saygı ve hürmetle onu anıyorum.)
Gelelim ikinci faslınıza;
Hindistan’ lı filozof Ali b. Şah el-Farisi’ nin (Beydeba) Kelile ve Dinme’ sine bi bakmanızı tavsiye edeceğim. Benzetmeler ve örneklemelerdeki derinlik ve uyum bakımından.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

sodomo--
08-09-2006, 01:42
Sn. Sodomo,
Yazınızı okurken birden aklıma şu meşhur Mavi Kitap geldi. BBC Turkish’ den bir alıntı;
“-Andrew Mango: Mavi Kitap, İngiliz hükümetinin birinci dünya savaşı sırasında yayınladığı bir kitaptır.


Sn Muhammed, Mavi kitap ile bu yazı arasında nasıl bir ilişki kurdun anlamadım. Tamamıyla ilgisiz bağlantı.


Gelelim ikinci faslınıza;
Hindistan’ lı filozof Ali b. Şah el-Farisi’ nin (Beydeba) Kelile ve Dinme’ sine bi bakmanızı tavsiye edeceğim. Benzetmeler ve örneklemelerdeki derinlik ve uyum bakımından.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.


Siz galiba beni kütüphane müdürü zannettiniz.
Ne güzel, ver iki tane isim, ben de gidip araştırayım aynı stajiyer yüksek lisans öğrencisi gibi. Peki ne olacak sonra ? Bu iki isim ve yazdıkları ile Atatürk'ün bu yukarıdaki sözleri arasında nasıl bir ilişki kuracağız ?

"Benzetmeler ve örneklemelerdeki derinlik ve uyum bakımından....."

Olur olur görürsem söylerim...

sodomo--
08-09-2006, 02:11
Sevgili Ezkamo,

Okullarda zorunlu din derslerinde el kadar çocuklara namaz kılmak ve bilumum ibadetler uygulamalı olarak öğretiliyor. Arapça sureler ezberletilip papağan gibi okutturuluyor (üstelik Ebu Leheb'de var içinde)

Tabii bu da yetmiyor (12 yaş yasağı olmasına rağmen) ufacıcık çocuklar Kuran kurslarına gönderilip beyinleri iğdiş ediliyor. Bu da yetmiyor dini konular TRT ve bilumum dini TV kanallarında *çocuklar için dini amaçlı çizgi filimler ve yetişkinler için absürd ötesi dini hikayeler ve zırvalıklar "duygu yüklü / göz yaşı dolu" diziler kanalı ile *ve "Kuran mucizeleri" gibi ilmi yönü derin (!) olan ilkokul düzeyinde matematik bilgisine sahip Tıp fakültesi 3. sınıfını br türlü geçememesine rağmen kendisini bilim adamı zanneden zerzevatlar kullanılarak *beyinlere pompalanıyor.

Bu da yetmiyor ilkokullardaki çocuklara o okullardaki nurcu öğretmenler eliyle Sızıntı vb. dergilere abone yaptırılıp bir kaç sene sonra adım atacakları tarikat toplantılarına hazırlatılıyor ve bir taraftan yok Regaip kandili, yok Ramazan, yok Cuma vb. kutsal gün ve ayları ile memleket topyekün Mekke/Medine atmosferine sokuluyor ve biz Türklere "kutsal toprak" olarak bir başka ülkenin toprakları gösteriliyor ve yine kutsaldır diyerek Arapça lisanı senin kendi ülkende kendi dilin dururken sana günde 5 vakit zorla dinlettiriliyor ve insanlar kendi topraklarını da kendi dillerini de kutsal görmek yerine Arap diyarlarına atfedilyorlar kutsallığı

Daha da beteri kendisine "milliyetçi" diyen ve ülke sevgisini kimseye bırakmayan zerzevatlar da bu duruma tepki göstermek şöyle dursun tam tersi bu Arapların bi tarafını yalarcasına hizmet ediyorlar onlara ve Arap dini için pek de cansiperane mücadele ediyorlar bizlerle...

Atatürk'den ve onun sözlerinden bahsedince birden aklıma bunlar geldi yine tutamadım kendimi...

08-09-2006, 09:29
Sevgili sodomo..
Sözün bittigi yer budur işte.Elinize, yüreğinize *sağlık

mhmd
08-09-2006, 11:35
Sn. Sodomo,
Bahsettiğim konu dezenformasyon idi. Ve örneğim de dezenformasyon üzerine tarihsel bir gerçek. Sizin verdiğiniz örneğin dezenformasyon olmadığı bilinemez demek istemiştim.

Toplumsal öncülerin bir takım özelliklerini abartıp diğer özelliklerini görmezlikten gelirseniz bu tip sonuçlar verebilir. Konumuz Atatürk olduğu için onu örnek vereyim;
Atatürk için, komünist ideoloji sahiplerinin görüşü, onun komünist olduğu ve zamanın Rusya’ sı ile açık ve içten ilişkiler isteyip geliştirdiği ve hatta Türkiye cumhuriyetinin evrimini komünizme doğrulttuğudur!
Liberalistlerin görüşü; yine kendi eksenlerinde Atatürk’ ün 1. Türkiye İktisat Kongresi ve tutanakları ile ülkemizi liberal ekonomi ekseninde istediğidir!
Alın size birbirine zıt iki çıkarım! Peki o halde Atatürk ne istemiştir?
Verdiğim örnekler ile konu hakkında bir bağ kurmanızı kolaylaştıracağını umarım.

Verdiğim eser ise, Mevlana’nın Mesnevisini hazırlarken faydalandığı kaynakların başında gelen çok önemli, edebi ve felsefi değeri olan bir kitaptı. Bunu verirkenki kastım uzun uzun kitabi bilgileri aktarmaktan öte, kaynak vermekti. Yoksa ukalalık yapmak değildi. Kusura bakmayın.
Mesneviye daha kolay ulaşabilirsiniz diye düşünerek oradan bir örnek verebilirim.
Mesnevi 1330-1400 kadar olan kısmı sadece alıp okuyun. Kısmi yazıların yazarları hakkında neler düşünülebileceğini görebilirsiniz.

İkinci yazınıza aynen katılıyorum.

Sn. Daye,
İlim sonsuza uzar, tarih bile onu kesmez
Biz bilmeyiz belki, ama sözler asla bitmez…

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.

vacsmt
09-09-2006, 15:25
Atatürk'ün dinle ilgili ;İslamla ilgili;Allah kavramıyla ilgili ve Muhammed
peygamberle ilgili görüşlerini öğrenmek için başvurulacak 2 temel eser
Kaynak yayınlarından çıkma "Kemalist *Devrim 2 -Din ve Allah " isimli
kitapla "Din ve Laiklik Üzerine "isimli kitaplardır.Bu eselerde Atatürk'ün
kendi el yazısından bu konularla ilgili görüşlerine yer verilmiştir.Ancak
"Din ve Allah "isimli eserin yeni baskısı yoktur.Belki de hiç olmayacak.
Diğer kitap ise kitapçılarda halen satılmaktadır.İlgilenen arkadaşlara
duyurulur !!!

09-09-2006, 17:01
Sevgili Sodomo,

Eğitim camiasında olduğum için o dediklerini hep yaşayarak gördüm. Tespitlerin doğru. Ama şunu da bilmelisin ki bizler de onların bu çalışmalarına tepkisiz kalmadık. Şunu da bilmeni isterim ki tüm bu çalışmalarına rağmen ve iktidar olmanın avantajlarına rağmen yeterince destek alamadıklarını düşünüyorum. Biliyorsun bunlar takiyye yaparak bu kadar oy aldılar. Yürekleri varsa açıkça ortaya çıkıp biz şeriat istiyoruz desinler. Gör bakalım o zaman ne duruma düşeceklerini.

Eğer bu gün bunlar iktidardaysa oy kullanmayan büyük bir kesim var ülkemizde. Bunlar biraz da bu iktidarlarını oy kullanmayan o duyarsız kesime borçlular. Bir o, bir de ucube seçim sistemimiz sayesinde. Düşünebiliyor musun küçük bir azınlık büyük bir çoğunluğu yönetiyor bu ülkede. Ve büyük çoğunluğu hiçe sayarak kendi düşüncelerini dayatıyorlar bu ülkeye. Ülkenin kaderiyle oynamaya kalkışıyorlar bu büyük çoğunluğa rağmen. İşte onun için demokrasi diyorum. Başka amaçları olanlar da artık ülkemizin bu gerçeğini görmeleri gerekir.

Şimdi bir şeye daha açıklık getirmek istiyorum. Hükümet olmak ayrı. İktidar olmak ayrı. Bunlar bu ülkede iktidarda değiller. Bunu bilmekte yarar var. Zaten iktidar olsalardı çoktan amaçlarını gerçekleştirirlerdi. Yani bir devlet gerçeğini de görmekte yarar var. Zaten amaçları da bu devlet kurumlarına sızıp oraları ele geçirmek. Ama anayasasıyla, cumhurbaşkanlığıyla, ve diğer tum kurumlarıyla devlet bunların bu çabalarını engellemektedir. Yani bu çağ dışı zihniyetin bu ülkede bunu başaramıyacağı inancındayım. Her zaman diyorum. Burası Atatürk Türkiyesi. Bunu da unutma dostum. Onun için karamsar değilim.

Eğer dikkat ediyorsan bunların örgütlendiği kesimler genellikle yoksul kesimler. Olayın temelinde biraz da bu yoksulluk yatmaktadır. Çevrem de bunu net bir şekilde görüyorum. Sen İstanbuldasın. Senin de görmen lazım. Türkiye ekonomik olarak geliştikçe ve çağdaş, uygar ülke olma hedefi gerçekleştikçe güç yitirmeye devam edeceklerdir. Zaten bunların şimdiden güç kaybettiklerini düşünüyorum. Yani maskeleri açığa çıkmıştır. Bir de bunların iktidara gelmesi ülke için iyi olmuştur. Bir de bu açıdan düşünmelisin.

Milliyetçilere gelince. Milliyetçiler de uyandı. Bundan emin ol. Çünkü konuştuğum arkadaşlarım var. Hele *Atatürk, alevilik ve sağ sol çatışmalarında bilinçlendiler. Bunu aydın arkadaşlar açısından belirtiyorum. Diğer kesimleri bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir gerçek en az bizim kadar bu iktidara tepkililer. Tabi onların içinde de yalakalar da var. O ayrı bir konu.

Sonuç olarak ülke olarak kurtuluşumuz demokrasida yatmaktadır. Ne zaman bu ülkeye gerçek anlamda bir demokrasi gelirse bu ülke çağdaş, uygar ülkeler arasındaki yerini alacaktır. Demokrasi mücadelemize devam sevgili dostum. Sevgilerimle...

walla
12-09-2006, 15:14
Sonuç olarak söyle diyebilirmiyiz. Türkiyenin aydınlanmasının engellenmesi, Atatürkün yolundan çıkılmasının sağlanması Din taciri siyasetçiler tarafından olmuştur. Ezanı tekrar arapça okutan, her yere İmamhatip ve kuran kursu açan din tüccarları. Helal olsun bize Başbakan bile yaptık başımıza.

walla
12-09-2006, 15:47
Atatürkün İslamla ilgili düşünceleri burada. http://www.islamiyetgercekleri.org/ataturk.html

kuantumfizik
16-10-2006, 00:31
Yüce Atamız Atatürk'ün Türk Gençlerine Gerçekleri anlatan yaşamı ve kesitler

------------------------------------------------------------------------------------------------

Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)

-----------
Her ne kadar hakaret ve ağır ithamlarından dolayı siteden uzaklaştırılmış olsada;
Kopyala-Yapıştır, yukarıda ki yazının birebir aynısı aşağıda ki linkten alıntıdır. Bu tür kaynaksız ve aynen alınıp yapıştırılan yazılarda görüyoruz ki, kişi hem kendi düşüncesi ve fikirleri gibi sunmakta hemde kaynak belirtmeyerek bizleri yanıltmaktadır. Önemli olan kopyalamak ve yapıştırmak değil, sizin ne düşündüğünüzdür.(spartacus)
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=posting&mode=editpost&p=51028
-------------------------------------------------------

ATATÜRK’ÜN PEYGAMBER YORUMU

Müslüman olduğundan iftiharla bahseden Atatürk’ün, İslâm dininden olduğu gibi, Hz.
-----------
Yine kaynaksız Kopyala Yapıştır. Linki aşağıda.
http://www.diyanet.gov.tr/DIYANET/avrupa/2003avrupa/kasim/y08.html


-------------------------------
Muhafız erlerinden bir tanesi şöyle anlatıyordu:

Burada ki bölümde parçalar halinde aşağıda ki linkten kaynaksız olarak kopyala-yapıştır yapılmıştır.
http://www.kuvvaimilliye.net/news_detail.php?id=5403


------------------------------------------------------------

Atatürk Hiç bir vatandaşın dinine karışmamıştır, Dini duyguları ile siyaset yapmamıştır. Camileri yıktırmamış , Kur'an-ı Kerime karşı bir saygısızlık yapmamıştır. Bugün bile Güzel yurdumuzda İbadetlerimizi yerine getirebiliyorsak bunu büyük önder Mustafa Kemal ATatürk'e , onun büyük zekasına , teşkilatnadırma bilgisine , beceresine , Askeri Dehasına , Silah arkadaşlarına , kurtuluş savaşında ve bilimum düşmanla çarpışmış şehitlerimize , gazilerimize Aziz Türk Milletine borçluyuzdur.

Atatürk'e karşı her zaman dualarımızı ve saygımızı hiç bir zaman eksik etmemeli ve gelecek nesillere Atatürk'ü tüm gerçekleri ile anlatmalıyız.

Atatürk Kesinlikle ve kesinlikle dine karşı bir insan değil , Dini alet edip , masum halkı kandıran hurafecilere , cincilere , büyücülere karşı idi. Zamanın tekke , zaviye vb bir çok yerleri artık bu türden para için dini alet eden insanlar ile dolu olduğunu için kapattırmıştır. Atatürk Türk milletinin gelişmemesini isteyen ve yabancıların güdümüne girmiş ve bilim teknoloji islam dışıdır diyen günümüz arabistan anlayışı olan vehhabi düşüncesine karşı idi.

sodomo--
16-10-2006, 00:55
Bak yavrucuğum Cumhuriyetin ilanı ile birlikte bambaşka bir Atatürk vardı İslamiyet konusunda. Böyle anılar ile yürümez bu işler. Burada orjinal evraklar ve dökümanlar var Atatürk'ün bizzat kendi el yazısı ile yazdığı. Şemseddin Günaltay gibi bir İlahiyat Fakültesi dekanı Demokrat Parti milletvekiline inanmak zorunda mıyız ? Eğer illada birinin anılarından bahsedeceksen o zaman Kazım Karabekir'in anılarından bahsedersin olur biter. Koca Karabekirpaşa yalan mı söyleyecek ?

Bak ne demiş Atatürk :

"Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” Atatürk *( Paşaların Kavgası / Kazım Karabekir, Syf. 159)

Üstelik sana Atatürk'ü anlat demedik onu biz iyi biliriz sen merak etme...
Sen önce "Tövbe etmezseniz bu dünyada cezanızı veririz" sözünü neye göre söyledin onu söyle bakayım.

Bir şeriatçı ağzıyla mı Atatürk'ü savunacaksın ? Yoksa şeriatçı bir örgüt üyesi olarak mı ? Sen kimin ülkesinde cihat yapıyorsun "küffara" karşı söyle bakayım...

sodomo--
16-10-2006, 03:47
Kazım Karabekir--Paşaların Kavgası S. 157-158-159

Yeni yolun açılış merasimi ne zaman ve ne tarzda olacağını merakla bekliyordum. 18 Temmuz'da, İslam'lığın terakiye mani olduğunu haykıran Fethi Bey ve arkadaşları bu maniayı nasıl ve ne zaman kaldıracaklardı ? Hükümet programıyla mı ? Yoksa Gazi'nin herhangi bir hamlesiyle mi..? Bu bekleyişim uzun sürmedi. Hemen bu akşam *( 14 Ağustos ) heyet-i ilmiyye şerefine Türk Ocağında verilen çay ziyafetinde ilk tehlikeli hamle göründü.

Şöyle ki, Ziyafete Mustafa Kemal Paşa'da, bende davet edilmiştik. Vekillerden kimse yoktu. Hayli geç gelen Mustafa Kemal Paşa, heyet-i ilmiyyenin şimdiye kadar ki mesaisi ile ilgili görünmeyerek "Kuran'ı Türkçe'ye aynen tercüme ettirmek" arzusunu ortaya attı.

Bu arzusunu hatta mücbir olan sebebini, başka muhitlerde de söylemiş olacaklar ki, bugünlerde bana Şeriye Vekili Konya Mebusu Hoca Vehbi Efendi vesair sözüne inandığım bazı zatlar şu malumatı vermişlerdi :

"Gazi Kuran-ı Kerim'i bazı İslamlık aleyhtarı zübbelere tercüme ettirmek arzusundadır. Sonra da Kuran'ı Arapça okunmasını, namazda bile yasaklayarak bu tercümeyi okutacak..! Ve o zübbelerle işi alaya boğarak güya Kuran'ı da, İslam'lığı da kaldıracaktır. Etrafındaki böyle bir muhit kendisini *bu *tehlikeli yola sürüklüyor. Bazı yeni kişilerden söz ettikleri gibi, bu akşam da bu fikre ayak uyduran bazı kimseler görünce, bu tehlikeli yolu önlemek için Mustafa Kemal Paşa'ya şöyle cevap verdim :

"Devlet Reisi sıfatıyla din işlerini kurcalamaklığınızın içerde ve dışardaki tesirleri çok zararımıza olur. İşi alakadar makamlara bırakmalı. Fakat rastgele şunun bunun içinden çıkabileceği basit bir iş olmadığı gibi, kötü politika zihniyetinin de işi karıştırabileceği gözönünde tutularak, içlerinde Arapçaya ve dini bilgilere de hakkıyla vakıf değerli şahsiyetlerin de yüksek ilim adamlarımızdan mürekkep bir heyet toplanmalı ve bunların kararına göre tefsir mi, tercüme mi yapmak muvafıktır, ona göre bunları harekete geçirmelidir.

"Din adamlarına ne luzum var, dinlerin tarihi malumdur, doğrudan doğruya tercüme edivermeli..!" *gibi bazı hoşa gider gibi bir fikir ortaya atılınca buna karşı :

"Müstemlekeleri İslam halkıyla dolu olan büyük milletler kendi siyasi çıkarlarına göre Kuran'ı dillerine tercüme ettirmişlerdir. İslam dinine ve Arapça diline hakkıyla vakıf kimselerin bulunmayacağı herhangi bir heyet, tercümeyi mesela Fransızca'sından da yapabilir. ( Bir müddet sonra böyle bir tercüme de ortaya yayıldı. Bir müddet sonra da bazı camilerde bu Türkçe tercümeden mukabele okutuldu ise de, iş ancak ezanın Türkçe olması şeklinde kalabildi ). "Fakat bence, burada Maarif programımızı tespit için toplanmış bulunan bu yüksek heyetten, vicdani olan din bahsinden değil, müsbet ilim cephesinden istifade hayırlı olur. Kuran'ın yapılmış tefsirleri var, lazımsa yenisini de yaparlar. Devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa, Milli kalkınmaya hasretmek daha hayırlı olur," dedim.

Mustafa Kemal Paşa beyanatıma karşı hiddetle bütün içini ortaya döktü :

“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..”

İşin bir heyet-i *ilmiye huzurunda berbat bir şekle döndüğünü gören Hamdullah Suphi ve Ruşen Eşref beyler :

"Paşam çay hazır, herkes sofrada sizi bekliyor" diyerek bahsi kapatabildiler. Bizler de hususi masadan kalkarak *sofraya oturduk ve yedik içtik. Fakat heyet-i ilmiyenin bütün azası üzgün görünüyordu. Şüphe yok ki, yakın günlere kadar Kuran'ı ve Paygamber'i her yerde medh ve sena eden ve hatta hutbe okuyan bir insandan bu sözleri beklemek herkese eza veriyordu.

sodomo--
16-10-2006, 04:46
"Atatürk ve Din" konusu incelenirken her zaman tarihlere dikkat edilmelidir. Özellikle 23 Temmuz 1923 Lozan antlaşmasından sonra Atatürk'te önemli devrim niteliğinde fikirsel değişimler olmuş ve bu
29 Ekim 1923 Cumhuriyetin kuruluşundan sonra artık kendisini iyice beliginleştirmiştir.

Yukarıdaki metinde 14 Ağustos 1923 tarihinde Türk Ocağında verilen çay ziyafetinde Atatürk, Kazım Karabekir'in deyimiyle "tehlikeli" bir yola girmiştir. Unutmayalım ki Atatürk sadece bir komutan değil aynı zamanda devrimci bir kişilikti ve devrimsel dönüşümlerde de öyle kolay hazmedilir şeyler değildi. Bu anlamda Atatürk'ün çevresinde kendi silah arkadaşlarının bile kaygı içinde olması oldukça normaldir.

Ama görülecektir ki, ilerleyen zamanlarda devrimler peş peşe hız kesmeden gelecektir. Bunları sıralıyalım :


Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)
Eğitim ve öğretim devrimi (3 Mart 1924)
Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması (3 Mart 1924)
Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
Tarikatların kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik (1925 ve 1931)
Medeni Kanun'un kabulü (17 Şubat 1926)
Laikliğin kabulü (1928-1937)
Harf ya da yazı devrimi (1 Kasım 1928)
Kadın haklarının tanınması (1930-1933 ve 1934)
Türk Tarih Kurumu'nun kurulması (12 Nisan 1931)
Dil devrimi ve TDK'nın kurulması (12 Temmuz 1932)
Soyadı yasasının kabulü (21 Haziran 1934)

Evet görüleceği gibi Cumhuriyetin ilanından sonraki bütün devrimsel atılımlar "şeriat" ve "Araplaşma"dan kurtulma ve Türk milletinin kendi öz kimliğini bulması ve çağdaş dünya ile uyumlu olmak için girişilen atılımlardır.

Bugün hala kalbi Arap topraklarında atanlar ve bu ülkenin kendi öz evlatlarına Arabın dinini benimsemediği için şeriatçı ağızlarıyla tehditler savuranlar ve bu ülkeyi bir Arap diyarı yapmak isteyenler üstelik bütün bu çabalarını da Atatürkçülük maskesi altında icra edenler şunu bilmelidir ki: Atatürk'ün devrimleri bu topraklarda kök salmıştır ve bir daha asla o dönemlere geri dönülmeyecektir.

Durum, şartlar, koşullar, vaziyet, hal ne olursa olsun bu asla değişmeyecek bir gerçekliktir.

Türkiye asla şeriata teslim olmayacak ve Türk milleti asla Araplaşmayacaktır.

Evet gerekirse bu yolda kanımın son damlasına kadar mücadele etmeye hazırım. Bu milleti bu illetten kurtarmak için ne gerekiyorsa yaparım ve biliyorum ki bu ülkede milyonlarca insan da böyle düşünüyor.

16-10-2006, 05:29
Sevgili Sodomo,
Düşüncelerine katılıyorum. Atatürk bu ülkeye damgasını vurmuş tarihi bir kişiliktir. Elbette bazıları bunu bildikleri için takiyyecilik yapmaktadırlar. Atatürk'ün din hakkındaki görüşleri bellidir. İstersen bunları tekrar belirtelim:

''Aziz Millet Vekilleri,
Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.
Söylev ve Demeçler / Cilt 1 / Syf. 389

''Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. Bununla beraber, Allah'a kendi lisanında değil Allah'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allah'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler.''
(Dil Tarih Yüksek Kurumu-Atatürk'ün El yazmaları 1998/ Prof Afet İnan)

Atatürk ve Türban
''Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?
Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir."
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., C. II., s. 217.

-ATATÜRK VE DİN-
'Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır.. '' Atatürk-1926
Andrew Mango, Atatürk Syf.447

Sevgili Sodomo,
Din hakkında bu kadar görüşü net olan birini kalkıp da kendi çirkef emellerine alet edenler elbette zamanı geldiğinde derslerini alacaklardır. Bundan bir kuşkun olmasın. Tarihin akışını kimse geriye çeviremez. Buna zaten güçleri de yetmez. Sevgilerimle...

sodomo--
16-10-2006, 06:03
Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. (M.Kemal ATATÜRK)

Yalnızca bu bile o kadar önemli bir gerçeklik ki, bunu anlatamıyoruz hocam insanlara. Adamlar Türk tarihini Türklerin müslümanlaşmasından sonra başlatıyorlar. Üstelik o bile değil, sadece Osmanlı imparatorluğu.

Peki Osmanlı İmp. bir Türk imparatorluğu mu idi ? Kuyucu Murat paşanın nasıl Türkleri katledip kuyulara doldurduğunu biliyoruz...Osmanlıda "Ben Türküm" demek ne mümkün ? Tamamıyla devşirmelerin eline geçmiş bir imparatorluk ve Türkler Anadolu'nun fakir halkı. İşte bir kaç örnek verelim İslam hukukunun geçerli olduğu Osmanlıdan :

--Osmanlı Devletinde kamu ile ilgili belgelerde, Türkçe sözcüğe 1876 Anayasasına değin rastlanmadı

--Osmanlı hiç bir zaman Türkçe konuşmamıştır. Osmanlıca Arapça ve Farsça karışımı dildi

--Osmanlıda saray dili Persçeydi. Osmanlının kullandığı alfabede Pers alfabesiydi.


--Osmanlı şairlerinden Baki'nin, "Muhteşem Süleyman" olarak bilinen padişaha sunduğu bir şiirinin Türkçeleştirilmiş dizeleri şöyle:

"Her taç yoksulluk ve
yokluk ehline baş tacı olamaz.
Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır.
Türk, sultan olma yeteneğinden yoksundur."

---Osmanlı sarayının devşirme yazarlarından Hafız Ahmet Çelebi'nin 1499 yılında yazdığı şiirin bir kıtası şöyledir:

SAKIN TÜRK'Ü İNSAN SANMA
BİR AN BİLE OLSA TÜRKLE OLMA
TÜRK ELİNE ŞEKER OLSA,O ŞEKER ZEHİR OLUR
TÜRK'ÜN BAŞINI KESERKEN SAKIN GAM YEME
BABAN BİLE OLSA TÜRK'Ü ÖLDÜR.


--Anadolu'da öldürülen Türk sayısı, Yavuz Sultan Selim zamanında 50.000 kadardır. Bu gerçek Osmanlı İmparatorluğu'nun Türklükle alakası olmadığının açık bir kanıtıdır.

-- Osmanlı tarihçisi Naima aynı bilinç içinde şöyle yazmaktadır: "Türkmen çözülüp gitmesi yamandır, cem-ü iltiyamına derman yok."

Yani, Türk ulusu ve unsuru öylesine eriyip çözülecektir ki, bir daha birleşmesinin ve bütünleşmesinin ilacı ve dermanı olmayacaktır.

--Osmanlı düşüncesinde, "kavmi necip" olarak görülen Araplar karşısında Türk ulusu aşağılanmıştır

-- Osmanlı yönetimi, kendilerini Türk olarak görmedikleri için, Türk kökenliler "azınlık" konumunda kaldı. 1897 tarihinde, bir İngiliz gezgini şunları söylüyordu: "Türk adı nadiren kullanılır, onun iki yolda kullanıldığını işittim; ya bir ırkı ayırt eden deyim olarak, örneğin bir köyün 'Türk' veya Türkmen' olup olmadığını sorarsın, ya da bir hakaret
deyimi olarak, örneğin İngilizce söyleyeceğin 'eşek kafalı' anlamında,'Türk kafa' diye homurdanırsın.

--İlk 1481 yılından kurulan Galatasaray Lisesi 1868 yılında Abdülaziz tarafından Mekteb-i Sultani adında tekrar açıldı. Eğitim dili Fransızcaydı ve Türkçe yasaktı. Rumca, Ermenice, Latince, Fransızca, Almanca, Farsça, Arapça v.b. öğretilirdi. Kurulduğundan beri Türkmenler hiç bir zaman alınmamıştır bu mektebe

(Yukarıdakiler www.kemalist.org'dan "ozans" nickli bir arkadaşın derlemelerinden bir kaç örnek sadece)

--Osmanlıda 1908 yılına kadar cariyelik sistemi devam etmiştir. (Şeriat hukukunda yeri olduğu için Osmanlı çok sevmiştir cariye müessesesini)

İşte Atatürk'ün yaptığı bu devrimler ile yüzyıllar boyu her türlü acıya ve sefalete katlanan fakir Anadolu Türkleri sonunda T.C devletini kurmuşlardır ve ilk defa bu devlet Anadolu insanının devleti olmuştur.
Osmanlı Muhammed'in sünneti gereğince yönetilirdi ve cihat-ganimet-cariye-çok eşlilik-resmin yasak oluşu vb. ne ararsan vardı şeriat adına...

O asil ruhlu Türk millet, bedevi Arapların kabile dini şeriatın elinde heder edildi hocam müslümanlığı kabul etmesinden Cumhuriyete kadar.

Yeri geldiğinde ele alırız şeriat öncesi Türklerin gelenek, görenek, yaşam biçimi, kültür, kadına bakışları ve kadının statüsü, yardımseverlikleri ve daha nice güzel hasletlerini...Yazık yazık olmuş vallahi yazık...Koca bir millet kendini bedevi Arap kabilelerinin elinde oyuncak etmiş...

hiramusta
16-10-2006, 09:50
Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi.

Evet o kadar büyüktüler ki,Çinlilere dünyanın bilmem kaçıncı harikasını yaptırttılar,Avrupa'nın yarısını da kılıçtan geçirdiler.Kime yutturuyorsunuz siz?Atalarımız barbar,sağa sola saldıran,yerleşik hayata geçememiş,ilkel kabilelerden oluşan toplumlardı.

16-10-2006, 11:51
Sevgili hiramusta
Sizin milliyetiniz ne sorabilirmiyim?

1453
16-10-2006, 12:31
evet türkler her zaman şanlı bir millettti bu gerçek

*yalnız atamız haşa peygamber mi ki her dediği dogru oda bir insan olarak akıl yürütmüş fikirlerini açıklamış bunları kanıt olarak sunmak anlamsız

ömer hayyam
16-10-2006, 13:42
Arkadaslar benim aklıma takılan ciddi bir soru var bugünlerde
lütfen bi göz gezdirinn

http://www.harunyahya.org/kitap/dindar_ataturk/dindarataturk2.html

olmadığını biliyom ama Atamızın böyle lanse edilmesine tanıttırılmasına da üzülüyorum .çünkü o kuranı değil aklı ,ilmi bilimi mürşit olarak secmiş ve bizlerin de öyle olmasını istemişti
Şimdi bunların Atatürkü kullanarak hedeflerine varmak istemelerine hem üzülüyorum hemde ibret verici bir ikiyüzlülük olarak değerlendiriyorum

hiramusta
16-10-2006, 13:51
Türküm sevgili Daye.Ama Türk olmam atalarımın geçmişte yapmış olduğu barbarlıkları görmezlikten geleceğim veya hoşgöreceğim anlamına gelmez.

16-10-2006, 15:27
evet türkler her zaman şanlı bir millettti bu gerçek

yalnız atamız haşa peygamber mi ki her dediği dogru oda bir insan olarak akıl yürütmüş fikirlerini açıklamış bunları kanıt olarak sunmak anlamsız

Sevgili 1453,
Tek kelimeyle yazıklar olsun. Bir çöl bedevisini Atatürk'ten üstün gördüğün için. Haşaymış. Ne haşası. O da Atatürk gibi bir insan. Atatürk'e baktığın gibi bu çöl bedevisine niye bakmıyorsun. Atatürk'ü eleştirdiğin gibi dokuz yaşındaki bir çocukla gerdeğe giren, evlatlığının karısını ayetle elinden alan, gözünü kırpmadan ganimet için insan öldüren bu çöl bedevisini niye eleştirmiyorsunuz. Sen bu gün özgür bir şekilde ibadetini yapıyorsan sen bunu o çöl bedevisine mi Atatürk'e mi borçlusun. Biraz gözlerinizi açın artık. Kendi diliyle ibadetimizi yapamayan tek ülkeyiz.
Evet Atatürk bir insan. Elbette eleştirilecektir. Muhammed de bir insan. Onun da eleştirilmesi gerekir. Vay efendim peygambermiş. İşte sizin gibi saf kulları nasıl aldatacaklar. Ancak bu şekilde olur. Peygamberin dokunulmalığı mı var?

sodomo--
16-10-2006, 16:32
yalnız atamız haşa peygamber mi ki her dediği dogru.....

----
Ama Türk olmam atalarımın geçmişte yapmış olduğu barbarlıkları görmezlikten geleceğim veya hoşgöreceğim anlamına gelmez

----
"Evet o kadar büyüktüler ki,Çinlilere dünyanın bilmem kaçıncı harikasını yaptırttılar,Avrupa'nın yarısını da kılıçtan geçirdiler.Kime yutturuyorsunuz siz?"

-----

"Tövbe etmezseniz bu dünyada cezanızı veririz"

-----

Kendini Türk'üm, milliyetçiyim, bozkurtum, ülkücüyüm ve hatta Atatürkçüyüm diye yutturmaya kalkan zevattan inci gibi sözler.

Bu ülkenin aydın insanları sadece bunları görüp anlasa yeterlidir hocam.

Ciddi bir takiyye faaliyeti ile karşı karşıyayız.

Uyanık olalım uyanık..


Not : Atatürk'ün sözleri onun yaptığı devrimlerdir. İkide bir Balıkesir hutbesini ortaya sürenler önce aşağıdaki Atatürk devrimlerinin tarihlerine bir baksınlar.


Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923)
Eğitim ve öğretim devrimi (3 Mart 1924)
Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)
Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması (3 Mart 1924)
Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
Tarikatların kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik (1925 ve 1931)
Medeni Kanun'un kabulü (17 Şubat 1926)
Laikliğin kabulü (1928-1937)
Harf ya da yazı devrimi (1 Kasım 1928)
Kadın haklarının tanınması (1930-1933 ve 1934)
Türk Tarih Kurumu'nun kurulması (12 Nisan 1931)
Dil devrimi ve TDK'nın kurulması (12 Temmuz 1932)
Soyadı yasasının kabulü (21 Haziran 1934)

Atatürk'ün Cumhuriyetin ilanından sonra (hatta Lozan'dan sonra) İslam'a prim veren tek bir sözü bile yoktur. O halkın saf ve temiz dini duygularına karşı her zaman korumacı bir tutum takınmış ama şeriat ve Araplaşmaya karşı ise bir o kadar sert olmuştur.

İşte yukarıdaki devrimler Atatürk'ün sözleridir.

Peki bu devrimler devam ettirilmişmidir. DP gibi Arap hayranı ve Amerikan güdümlü bir parti ile karşı-devrim süreci başlamış ve bunun ilk meyvesi 18 yıl boyunca Türkçe okunan ezanı Arapça okunmasını sağlayarak (hemde iktidara geldikleri ilk sene) ilk darbeyi vurmuştur.
Kendi ana dilinden iğrenen ve kendi ana dilini küçümseyen insanlar asla ve asla kendi anavatanının ruhunu taşımıyorlardır. Eğer bu adamlarda zerre kadar Türklük şuuru olsaydı bu ihaneti yapmazlardı.

--------------------
Cumhurbaşkanı Bayar'ın başkanlığında toplanan hükümet Arapça ezan yasağının kaldırılmasını tartışmaktadır:
Bayar bir ara soruyor:

"Arkadaşlar, kararımızla Atatürk'ün ruhu muazzep olmaz mı?"

Buna Belger yanıt veriyor:

"Büyük zaferimiz üzerine Atatürk'ün ruhu o kadarcık kusuru bize bağışlar efendim!"

Bunun üzerine Bayar yatışıyor ve toplantı neşeli bir havada sürüyor.

http://www.kongar.org/aydinlanma/2004/440_Turkce_Ezanin_Oykusu.php

----------------

Fazla söze gerek yok. Dünyada kendi topraklarında günde 5 kere yabancı bir dilde anonsa yapılmasını isteyen tek millet olarak Türkler tarihe geçmiştir. Eğer Medine'de 1 günlük bile olsa ezan Türkçe okunsaydı bütün Araplar galyana gelirdi. Aynı şekilde Fransa'da, Almanya'da 1 günlük bir İngilizce anonsa bile veya tersi o milletlerin galeyanına neden olurdu.

İşte ulusual bilinci yok edilmeye çalışılan bir millettir Türkler. Bu Osmanlı'da da böyleydi günümüzde de böyle...

16-10-2006, 16:39
Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi.

Evet o kadar büyüktüler ki,Çinlilere dünyanın bilmem kaçıncı harikasını yaptırttılar,Avrupa'nın yarısını da kılıçtan geçirdiler.Kime yutturuyorsunuz siz?Atalarımız barbar,sağa sola saldıran,yerleşik hayata geçememiş,ilkel kabilelerden oluşan toplumlardı.

Sevgili Hiram,
Bunları çok rahat bir şekilde söylüyorsun da çöl bedevileri için niye söylemiyorsun. Onların yaptığı farklı mıydı sence? İşin içinde Muhammed var değil mi? Aynı şeyleri Muhammedin kendisi de yapmamış mıdır? Arada tek fark var. Muhammed allah adına bunları yapmıştır. Yapmayın arkadaşım. Farkında olmadan bu ülkeye bu millete ihanet etmektesiniz. Bir insan ülkesine ve milletine bu kadar yabancılaşamaz.
Atatürk kalkmış seni kulluktan, ümmetçilikten kurtarmış dünyaya Türk adını duyurmuş siz ise halen bunun farkında bile değilsiniz. Ben Türk'üm diyorsunuz. Bu nasıl Türklüktür inanın ki anlayamıyorum. Şu yazdıklarınızda elbette doğruluk payı var. Ama aynı şeyleri Muhammed için niye söyleyemiyip bin dereden su getiriyorsunuz. Yazık. Vartor doğru diyor. İman bu işte. İnsanı ne hale getiriyor. Sevgiyle kalın...

hiramusta
16-10-2006, 16:44
Ezan tüm dünyada Arapça okunur bundan tek gocunanlar namazla pek ilgisi olmayan Türkiyeli özellikle aşırı sol ve ateist eğilimli laikler olsa gerek.(her laik Arapça ezana karşı değildir.)Bırakında ezan Arapça mı okunacak,Türkçe mi okunacak bunu *namaz kılanlar tartışsın.Ezanın dili,namaz kılmayanı hiçbir zaman ilgilendirmez.

sodomo--
16-10-2006, 16:54
Ben Türk'üm diyorsunuz. Bu nasıl Türklüktür inanın ki anlayamıyorum. (Ezkamo)

Hocam, anlaşılmayacak bir şey yok hadise bir "takiyyecilik" hadisesidir. Her kılığa girerler. Hatta bunlar ne ki ? Öyle takiyye faliyetleri var ki, inanamazsın.

Bu bir illettir, bir hastalıktır, bir vebadır. Araplaşma bizim iliklerimize kadar işlemiştir. Halkımızda çok temiz kalplidir ve bu takiyyecilerin her sözüne kanar ve oluk oluk paralarını akıtırlar onlara.

Ama Türkiye ciddi bir yol ayırımına gelecektir. Bu böyle gitmeyecektir. Sivas Madımak, Aydınlara yönelik suikastler, Danıştay saldırısı vb. olaylar herkesin gözünü açmıştır ve bu adamların niyetlerinin ne olduğu daha da belirgin hale gelmiştir.

"Anayasal düzeni yıkacak güce ulaşıncaya kadar atılacak her adım erken sayılır" diyen mehdi bozuntularının elinde oyuncak olmayacatır bu ülke.

Bunu herkes böyle bilmelidir.

sodomo--
16-10-2006, 17:45
Adamların kaynaklarına bakın: Şemsettin Günaltay...

Kim peki Şemsettin Günaltay ? İlahiyat fakültesi dekanı ve DP milletvekili.

Eserleri:

Zulmetten Nura
Hurafattan Hakikata
İslam Dini Tarihi

Peki biz bu insanın mı anılarına güveneceğiz yoksa Kazım Karabekir paşanın anılarına mı ? Üstelik Kazım Karabekir paşa Atatürk'ün bu sözlerinden hoşnut kalmadığını özellikle belirtmiştir.

------------------
Kaynak olarak bu yayın gösterilmiş : (Prof. Dr. Hanif Faruk, Urduca Yayınlarında Atatürk, An. Ün. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları) 1979, s. 102"de mevcuttur

bakın ne demiş :

Uhud Savaşında Hazreti Resulullah düşmana yalnız gitti; neyine güveniyordu? Neye sığınıyordu? Hazreti Allâh"a değil mi? Ben de Allâh"a sığınıyorum, rahat bırak beni!...

--- -----
Bir bakın bakalım aşağıdaki sözlere nasıl bir şeriatçının ağzından çıkmış:

"Geçtiğimiz yıllarda yüz yaşını geçgin olarak İstanbul Merkez Efendi imam hatibi iken vefat eden, Cumhuriyetin ilânından önce İstanbul"da şeyhülmeşayıh ünvanı ile anılan Nurullah Efendi, özel doktoru Prof. Dr. Naci Bor Efendiye şu olayı bizat kendisi anlatıyor:

Atatürk, Nurullah Efendiye (Tarikat şeyhi) der ki:

---Efendi Hazretleri! Tekke, türbe ve zaviyeleri ben kapattım! Allâh bana ömür verecek mi? Bilmiyorum; ama şayet ömrüm olursa, günü gelince bunları yine ben açacağım!


Koskoca bir yalan değil de nedir bu sözler ? Atatürk gün gelince "tekke ve zaviyeleri" açacakmış... Atatürk Uhud savaşında (hem de yenilgiyle sonuçlanmış bir savaş) Muhammed'in gösterdiği gayreti övüyormuş...

Kendi peygamberlerine bile binlerce yalan hadis isnad eden bir şeriatçı güruhun sözlerine inanacak kadar aklımızı yitirmedik. Yalan, dolan şeriatın ve şeriatçının doğal davranış biçimidir.

Nurullah efendi isminde bir tarikat şeyhinin yalandan başka bir şey olmayan sözlerini kanıt diye bizie sunuyorlar...

Akıllı olun akıllı. Atatürk'ün İslamiyet konusundaki fikirleri kendi el yazısı belgeler ile sabittir. Açın okuyun bu linki:

http://www.geocities.com/islampencereleri/medeni_bilgiler.htm

Üstelik bunlara bile gerek yok, Atatürk'ün devrimleri onun en hakiki sözleridir zaten.

O yüzden bırakın Atatürk'ü istismar etmeyi de biraz adam olun adam...

16-10-2006, 18:18
(Sodomo)
Ama Türkiye ciddi bir yol ayırımına gelecektir. Bu böyle gitmeyecektir. Sivas Madımak, Aydınlara yönelik suikastler, Danıştay saldırısı vb. olaylar herkesin gözünü açmıştır ve bu adamların niyetlerinin ne olduğu daha da belirgin hale gelmiştir.

Sevgili Sodomo,
Türkiye bu yol ayırımına gelmiştir zaten. Bizler gerçekleri anlatmaya devam edelim arkadaşım. Eğer bu gün üniversitelerimizin kütüphanelerine kadar Turan Dursunun kitapları girmişse bu ülkenin geleceğinden korkmayalım. Böyle düşünenler bu ülkede azınlıktalar. Takiyye yoluyla kazaren bunlar iktidardalar. Geldikleri gibi de giderler. Yeter ki biz aydınlar insanlarımızı aydınlatmaya devam edelim. Sorumluluklarımızın bilincinde olalım.

Hiramusta arkadaşımız bırakın da demiş namazın nasıl okunacağına namaz kılanlar karar versin demiş. Şöyle bir zihniyete ne demeli. İşte onun için gerçek anlamda bir demokrasi mücadelesi yürütmek zorundayız. Devletin dinle bir işi olamaz. Ben günde beş kere avaz avaz bir bağırtıyı dinlemek zorunda mıyım? İşte arkadaşlarımızın demokrasi ve insan haklarına bakış olayı. Okul kadar cami sayısı vardır. Bakıyorsun camiler boş. Yazık değil mi bu milli bir servet değil mi? Bunun yerine ülke kalkınmasına bu paralar harcansa daha iyi olmaz mıydı. Her yıl araplara hac yoluyla milyonlarca dolarlar akıtılıyor. Bu ülkeye yazık değil mi? Ondan sonra elbette geri kalmaya mahkumsun.

Ya bir çöl bedevisine mahkum edilmişiz ya da bir emperyalist gücün güdümüne mahkum edilmişiz. Ya sen bir ırksın. Adın da Türk. Senin özgür iraden yok mu? Kendini niye aşağılamaya çalışıyorsun. Senin onlardan ne eksiğin var. Kendine niye bir türlü güvenemiyorsun. İşte sen böyle düşünürsen arabın oyununa da gelirsin. Emperyalist gücün de oyununa gelirsin. Biz bu gerçekleri anlatmaya devam edelim dostum. Bunları anlatırken de sakin olalım diyorum. Sakin bir şekilde anlatalım istiyorum. İnsanları incitmeden, değerlerine hakaret etmeden yapalım.

Bunların şimdi niye Atatürk'e sarıldıklarını daha iyi anlıyoruz. Baktılar ki bu ülkede bir Atatürk engeli var. Şimdi de onu aşmaya çalışıyorlar. Aşamayacaklar dostum. Aşmalarına da izin vermeyeceğiz. Bu ülke onun devrimleriyle sulanmıştır. Bu devrimler bu ülkede kök salmıştır. Sen bu kökü kolayca söküp atacaklarını mı zanediyorsun. Hadi söksünler de görelim. Kaç yıldır iktidardalar. Yapsınlar da görelim bakalım.

Her zaman söylüyorum ve söylemeye devam ediyorum. Karamsarlığa ve yılgınlığa gerek yok. Bu ülke Atatürk Türkiye'sidir. Bunu anımsatmakta yarar görüyorum. Sevgilerimle...

1453
16-10-2006, 18:20
siz namaz kılmayanlar hatta islamı hatta dini kabul etmeyenler sanki ezan türkçe okunsa namazkılacaksınızda BU KONUDA HHİRAMUSTAYA KATILIYORUM

haşa çöl bedevisi dediğin kişinin ahlaki özelliklerini bir araştır bi kere o 9 yasşinda degil 11 yasında nefarkeder diyeceksin çok şey farkeder biyolojik gelişim iklime göre değşir evlatlıgının karısını almadı evlatlıgı geçinemedi ondan ayrılan kadınla evlendi bu da gayet normal
*atamızın arkasındaki milleti birleştiren güç neydi ?o insanlar ne yolunda savaştı ve öldü(kurtuluş savaşında ölenlerin yerinde sen olsan ne yapardın savaşabilirmiydin ugruna savaşabilecegin bir şeyler varmı?
* o haşa çöl bedevisi dediğin adam olmasa benim edecek ibadetim olmazdı sen nbir araştır o insanı (t.d. nin kinden başka kitaplardan)ondan sonrada haşa çöl bedevisi dersen AMENNA


eleştirilmesine gelince ben hiç bir zaafını görmedim benim aklıma yatmayan yerlerini araştırıp öğreniyorum siz hatası olmayanı eleştirebilirmisiniz gerek var mıdır bu na?


ayrıca tamam inanmıyorsunuzda gidişat nereye onu bari bulun yolculugunuz nereye? bu sorunuzun cevabını ben gerçekten merak ediyorum?

sodomo--
17-10-2006, 00:31
Özellikle son günlerde yok Nurullah efendi (şeyh), yok bilmem kim hocanın veya bilmek kim milletvekili (-ki genellikle DP milletvekilleridir) hatıraları vb. isimlerle ortaya çıkan, mesnetsiz, yalana, dolana dayalı şeriatçı ağızları ile kaleme alınmış "Atatürk ve islamiyet" konulu yazılar çokca görülmeye başlandı. Geçmişte kimsenin takmadığı bazı adamlar "Atatürk'ün kendileri ile bizzat ilgilendiği ve mühim meselelerde fikir teatisinde bulunduğu" yolunda sağa sola hava atmak için bazı uydurma "anılar" kaleme almışlar ve bu anılardan da kendi gerici siyasi ve dini görüşlerini sözümona Atatürk'e teyit ettirme yoluna gitmişler ve bunlardan yola çıkarak karşı-devrim çabalarına ideolojik ve siyasi destek bulmaya çalışmışlardır.

Bütün bu hengame içinde Atatürk'ün genel anlamda din ve özel anlamda islamiyet hakkında bazı gerçek görüşlerini ortaya koymak bence her fırsatta her türlü "değerimizi" istismar etme konusunda uzmanlaşmış takiyyeci şeriatçılara iyi bir ders olacaktır.

-----
1930 tarihinde kaleme alınan ve 18 Eylül 1931 tarihinde Atatürk'ün İsmet Paşa'ya yazdığı bir mektup ile (http://www.geocities.com/islampencereleri/ata_mektup.htm )
verdiği talimat doğrultusunda okullarda okutulan Medeni Bilgiler
kitabından Atatürk'ün bizzat ilave ettiği satırlardan bir bölüm aşağıda.

Dikkatle okuyunuz lütfen.


ATATÜRK'ÜN EL YAZISIYLA

DİNİN ROLÜ-DİN VE MİLLET

Din birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların ve sairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanlarını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammed-in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu Arap fikri, Ümmet kelimesi ile ifade olundu.Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdular. Bununla beraber, allaha kendi milli lisanında değil, allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, allaha ne dediğini bilmeyecekti.Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar,ne yaptığını, ne yapacağını bilmeksizin,adeta, bir kelimesinin manasını bilmediği halde, kuranı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar,Türk milletince, karışık, cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan,dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar,bir taraftan Avrupa-da, Allah kelimesinin ilası(yüceltilmesi) parolası altında,Hıristiyan milletlerini idareleri altına geçirdiler,fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler.

Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek kuvvetli bir millet yaptılar. Mısır-da, belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palas pareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular. Gah şarka, gah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra Türk milletini, topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, allaha mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular.

Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahrette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı hakikati görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin, ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir an evvel ölüm niyaz ederek, ahiret hayatına kavuşmak telkin eden din hissi; dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. Türk vicdanı umumisi, derhal, yüzlerce asırlık kudret ve küşayişiyle (açıklıkla,ferahlıkla), büyük heyecanlarla çarpıyordu. Ne oldu? Türkün milli hissi, artık ocağında ateşlenmişti. Artık Türk, cenneti değil, eski, hakiki büyük Türk cedlerinin mukaddes miraslarının son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra.

Türk milleti, milli hissi;dini hisle değil fakat insani hisle yan yana düşünmekten zevk alır, vicdanında, milli hissin yanında, insani hissin şerefli yerini daima muhafaza etmekle müftehirdir(öğünür). Çünkü, Türk milleti bilir ki, bugün medeniyetin şahrahında(büyük yolunda) müstakil ve fakat, kendilerine muvazi yürüdüğü umum medeni milletlerle, keşifleri, mütekabil insani ve medeni münasebet, elbette inkişafımızda devam için lazımdır. Ve yine malumdur ki, Türk milleti, her medeni millet gibi, mazinin bütün devirlerinde keşifleriyle,ihtiralarıyla medeniyet alemine hizmet etmiş insanların, milletlerin kıymetini takdir ve hatıralarını hürmetle muhafaza eder. Türk milleti, insaniyet aleminin, samimi bir ailesidir.

Türk milleti en eski tarihlerde, meşhur kurultaylarıyla, bu kurultaylarında devlet reislerini intihap etmeleriyle demokrasi fikrine ne kadar merbut olduklarını göstermişlerdir. Son tarih devirlerinde,Türklerin teşkil ettikleri devletlerde,başlarına geçen padişahlar, bu usulden ayrılarak müstebit olmuşlardır.

Kralların ve padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar etraflarını alan papazlar, hocalar tarafından yapılmış teşviklerle, ilahi hukuka istinat etmişlerdir. Hakimiyet, bu hükümdarlara Allah tarafından verilmiş olduğu nazariyesi uydurulmuştur. Buna göre, hükümdar, ancak allaha karşı mesuldür. Kudret ve hakimiyetin hududu din kitaplarında aranabilir. İlahi hukuka mütenit bir mutlakıyet kaidesi önünde, demokrasi prensibinin, ilk aldığı vaziyet mütevazıdır. O, evvela hükümdarı devirmeğe değil, onun yalnız kuvvetlerini tahdide, mutlakıyeti kaldırmağa çalıştı. Bu çalışma 400-500 sene evvelinden başlar. Evvela, kuvvetin milletten geldiği ve kuvvet gayrı muktedir bir ele düşerse iştirak etmesiyledir.....

Medeni Bilgiler (sayfa: 364,365,366,367,368,369,370,402,403 )

http://ataturkvedin.tripod.com/b3.htm

vartor
17-10-2006, 07:42
Bunlarda gurur, haysiyet denen sey kalmamis, gozlerinin onunde, Ataturk kiyafetiyle, nutuk ve sozleriyle, harfleriyle, medeni kanunuyla,icraatlariyla, apacik dine ve muminlere meydan okumusken, nasil da kendilerine benzetebilirler anlayamadim. Tabi ki tamamen muhammed ve yardimcilari uydurmasi bir kitabi kutsal, allahin indirdigi gibi gorenlerin hayal guclerinin bir siniri olmayacaktir.
Bir Ataturk daha ister bu ulke, boklu papucla kafalarina vurabilecek.
*Bir de emperyalistlerden bahsediliyor,sozde ateistleri kullanan.
Ateistler islerine gelmez onlarin, biz korkmadan sorgulariz, safsataya kanmayiz, etrafina iyi bak kimleri kullandiklarini gorebilmen icin.
*Dis yardimlarla beraber, bu ulkede dinin hortlamasi o kadar da tesadufi degil.

skyandstars
22-10-2006, 18:48
Evet o kadar büyüktüler ki,Çinlilere dünyanın bilmem kaçıncı harikasını yaptırttılar,Avrupa'nın yarısını da kılıçtan geçirdiler.Kime yutturuyorsunuz siz?Atalarımız barbar,sağa sola saldıran,yerleşik hayata geçememiş,ilkel kabilelerden oluşan toplumlardı. *


kım yazdı bunu hiramusta mı?
hadi bıraktım dini islamiyeti..siz turk felanda degilsiniz.tarihini red etmis bir topluluksunuz..islamiyetide neden kabul etmedıgınız ortada.siz daha mılletınızı bılmıyorsunuz..

peki kardesım sız bır soru?
bugun emperyal amerıka sızce nasıl bır ulke?
dıger sorumda su;
pkk ya karsı neden savas acıyoruz?
dıger sorum;
osmanlı neden buyuk bir ımparatorluk olmus?


hadı bakalım bunların cevaplarını kısa kısa verın..


ALLAH ın dusuncesını ogrenmek ısterdim,gerisi ayrıntıdır.
//elbert eınsteın

skyandstars
22-10-2006, 18:53
ya okuyorumda yazılarınızı elle tutulur hic bir sey yok yaa..hepsi bos..ataturke bıle ıftıra atıyorsunuz.

//afet inan ataturkun islam dusuncesi c1 sdv //


alında okuyun.

skyandstars
22-10-2006, 18:57
vartor
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.


dıye yazmıssın.bu teorını bana ıspatla.kafandan uydurma hic bir seyi.her ne kadar demokrası ulkesınde yasasakda.ınsan hakları evrensel beyannamesı dıye bı kıtap var umarım okumussundur.

ıspatla bana teorını.


dusunmeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur

islamci-ankara

sodomo--
17-11-2006, 10:05
Denilebilir ki Atatürk, 1400 yıllık İslam tarihi içerisinde din adamına karşı en etkili bir şekilde savaşabilen ilk ve tek insandır. Eğer istemiş olsa din adamını kendisine destek kılıp, halkı onun aracılığıyle sömürebilecek ve rahat bir yaşam sürebilecek iken bunu yapmamıştır. Yapmış olsa muhtemelen kendisini tehlikelere sürüklemez ve bugün softa yığınlarca lanetlenmezdi.

Fakat o her seyi göze alarak din adamına karşı amansız bir savaşım açmıştır. Çünkü din adamını Türk toplumu için en büyük bir bela olarak görmüştür. Bundan dolayıdır ki din adamlarını sevmez ve sevmediğini açıkça söylemekten çekinmezdi.

Şubat 1923 tarihli bir konuşmasında şöyle der:

"Eğer onlara (din adamlarına) karşı benim şahsımdan bir şey anlamak isterseniz derim ki ben şahsen onların düşmanıyım. Onların menfi istikamette atacakları bir hatfe (adım), yalnız benim şahsi imanıma değil, yalnız benim gayeme degil, o adım benim milletimin hayatı ile... , o adım milletimin kalbine havale edilmis zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle hemfikir arkadaslarımın yapacağı sey, mutlaka o adımı atanı tepelemektir. Sizlere bunun da fevkinde bir söz söyleyeyim. Farz-i muhal bunu temin edecek kanunlar olmasa, bunu temin edecek Meclis olmasa, öyle menfi adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam, yine de tepelerim!"

(Bu alıntı için bkz. Enver Ziya Karal, Atatürk'ten Düşünceler (İş Bankası Yayınları) sh. 72)

Bu tarihten bir ay kadar sonra, 16 Mart 1923 tarihinde Adana'da şunları söyler: "Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... görürsünuz ki milleti mahveden, esir eden, harabeden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir. Onlar (din adamları) her türlü hareketi dinle karıştırırlar"

Atatürk'ün Sövlev ve Demeçleri (Ankara 1952, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları) , Cilt II, sh. 127


http://www.ilhan-arsel.org/Din_Adamlari/BOLUM20.HTML

servet
17-11-2006, 22:19
sen osmanlı gibi bir din ve gelenekçi toplumun düzenini değiştir, hilafeti ve saltanatı kaldırmayı başar... valla eli öpülecek adam Atatürk, kurtuluş savaşlarını hesaba katmıyorum bile.
halkın hatta pek çok yakın adamlarının bile bu cumhuriyet ve inkilaplara karşı olduğunu düşünürsek, Atatürk bir imkansızı başarmıştır. dünya üstünde böyle bir devrimi kim yapabilir, afgan kralı emarullah Türkiyeyi ziyaretinde devrimleri yakından görmüş, beğenmiş, ülkesine gidince böyle inkılaplar yapmayı isteyince adamı asmışlar. yani herkesin harcı değil.
onun için Atatürk için söylenen bin yılın adamı sözü boşuna değildir. şimdi devrimleri sekteye uğrasa bile yine ona sadakatle bağlı dev bir ordu var ve adı hala yaşıyor, lenin bile tarih oldu,silindi gitti.

habilis
25-01-2007, 13:34
bu konuda çok çeşitli şeyler yazılıp çiziliyoor .halbuki merak ettiniz mi acaba kendisi ne diyor bu konuda ! gelin dini ,islamı nasıl değerlendiğini kısaca ele alalım ...kendi el yazılarının bulunduğu medeni bilgiler kitabından ,

can dundar dan alıntı yapacağım ..

Atatürk DİYOR Kİ :

“Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra bu din Arapların (..) Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilakis Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. (..)


“Türk milleti birçok asırlar, (..) bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur’an’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndü. (..)
“Türk milletini Allah için, Peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak, Allah’la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. (..)
“… din hissi, dünyanın acısı duyulan tokadıyla derhal Türk milletinin vicdanındaki çadırını yıktı, davetlileri, Türk düşmanları olan Arap çöllerine gitti. (..) Artık Türk, cenneti değil, (..) son Türk ellerinin müdafaa ve muhafazasını düşünüyordu. İşte dinin, din hissinin Türk milletinde bıraktığı hatıra…”

Yeterince açık değil mi?
Nasıl oluyor da din konusundaki görüşleri bu kadar net olan bir lider hâlâ yanlış yorumlanıyor?
Yukarıdaki satırların çoğu, Türk Tarih Kurumu tarafından 1969 ve 1988′de basılan “Medeni Bilgiler ve Mustafa Kemal Atatürk’ün El Yazıları” kitabında yer almıyor da ondan…
İnanması zor; ama kendi kurduğu kurum, Atatürk’ün notlarını sansür ederek yayımladı.
“Medeni Bilgiler”i geçenlerde yeniden basan Örgün Yayınevi, Türk Tarih Kurumu’ndan bir özürle yeni baskı beklediklerini yazmış.
Atatürk’ün okullarda okutulsun diye kaleme aldığı kitabının bile sansür edildiği bir ülkede yaşıyoruz.

Düşünce özgürlüğü mü dediniz?

.....
.....
.....

Atatürk’ün, İslam dini ile ilgisi olmayan boş inanç ve bağnazlıklardan sıyrılmak; akla, bilime dayalı bir gelişmeye yönelmekle ilgili sözleri, toplum yaşanına dönük anlayışını açıklığa kavuŞturacak niteliktedir:

(Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen, çağdaş ve bunun anlam ve biçini ile uygar bir toplum haline ulaştırmaktır. Devrimimizin temel ilkesi budur. Bu gerçeği kabul edemeyen düşünürleri yoketme zorunludur. Şimdiye kadar ulusun beynini paslandıran, uyuşturan bu düşünüşte bulunanlar olmuştur. Herhalde düşüncelerde yeralan boş inaçlar tamamen atılacaktır. Onlar çıkarılmadıkça beyne gerçeğin ışıklarını yerleştirmek olanaksızdır.
.............................

Ölülerden medet ummak, uygar bir toplum için ayıptır.

Baylar ve ey Ulus, biliniz ki. Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensup (tarikata bağlı) lar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, uygarlık tarikatıdır.


Biz uygarlıktan bilim ve fenden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka birşey tanımıyoruz. Tekkelerin amacı halkın russal dengesini yitirmek ve aptal yapmaktır. Halbuki halk, russal dengesini yitirmemeye ve aptal olmamaya karar vermiştir- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, s.214-215)

Atatürk açık ve net bir şekilde bunu belirtiyor. ve hala karşı çıkanlar oluyoor. onlar daha Atatürk'ün yazdığı medeni bilgiler *-türk tarihinin ana hatları kitabını okumadan kalkıp tam tersini idda ediyorlar. halbuki Atatürk din - tabu değil ,UYGARLIK DEMİŞTİR. *

"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır."
Mustafa Kemal Atatürk

"Türkiye Cumhuriyetinde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Türkiye Cumhuriyetinin resmi dini yoktur.

Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilemez."
M.Kemal Atatürk

"Taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz, bilakis hürmet eder."
M. Kemal Atatürk
( Yukardaki anlatımda dini inanışlar yerine vicdani inanışlar ifadesinin yer almasına dikkat edilmelidir. )


"Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir."
M. Kemal Atatürk

ATATÜRK *iSLAM HAKKINDA İSE ŞUNLARI DÜŞÜNÜYOR


1-) Muhammed’in peygamberlik vazifesinin nasıl başladığını izah etmek en nazik ve en müşkül meseledir. Muhammed’in bir melek ve Allah ile hakikaten konuşmuş olduğu kanaatinde bulunanlar olduğu gibi, Muhammed’in isteyerek böyle söylediğini ileri sürenler de olmuştur. Bu faraziyeleri bir tarafa bırakmak ve meseleyi ilmi ve mantık çerçevesi içinde mutalaa etmek daha doğru olur.

2-) Din birliğinin’de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz.

3-) Türk’ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve nede Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu.

4-) Bu pek tabii idi çünkü Muhammed’in kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde şamil bir Arab milliyeti siyasetine muncer oluyordu. Bu Arab fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed’in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasretmeğe mecburdurlar. Bununla beraber, Allah’a kendi milli lisanında değil, Allah’ın Arab kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah’a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran’ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler..

5-) Başlarına geçebilmiş olan haris serdarlar, Türk milletince karışık **** hocalar ağzıyla ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan dini hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa’da Allah kelimesinin ilası parulası altında, ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar. Mısır’da belirsiz bir adamı halifedir diye yok ettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular, halife oldular.

*evet atatürk islamı benimsememiştir

kaynaklar bunu göstermektedir .aksini idda edenler bu kaynakları hiç etmiş olacaktır. aksini göstermeden ,tabii kanıtlarıyla , atatürkün müslüman olduğunu idda edemez.diğer kaynakları inceleyelim ;

1- Atatürk'ün emriyle liselerde okutulan Tarih Kitabı (1931) II. cilt, "Kur'an ve Vahiy": "Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....."

2- Atatürk'ün El Yazmaları ( Medeni Bilgiler Afet İnan):
"Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur; din dediği şey, bilinmeyen inanç dizgelerine ve gizle karışık emellere kör bağlılıktan başka birşey değildir.....
Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.
''Tüm dönemlerde toplumun kutsallaştırdığı boş düşüncelerden tehlikesizce sıyrılmak imkansızdır."

3- Kralların ve Padişahların istibdadına, dinler mesnet olmuştur.
Medeni Bilgiler Syf. 30

4- Kuvvetinin ve selahiyetinin Allah'tan geldiğini ve yalnız ona karşı, ahırette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikane kabul eyliyen bir hükümdar, hertürlü kayıttan kendini verasete görür.
Medeni Bilgiler



saygılarımla

sosyalist-R
25-01-2007, 14:18
Büyük önder M.Kemal Atatürk'ün *dinler konusunda bilinen en büyük sözü -elimde olsa tüm dinleri denizin dibine gömerdim-cümlesidir. Fakat habilis kardeşimin dediği gibi ulu önderin bu sözleri hala saklanmakta ve halkımıza atatürkün hiçte memnun olmayan ifadesiyle bir hocanın yanında dua eden fotoğrafı deglare edilmektedir. Fakat biz türkiyenin aydınlık insanları çok iyi bilmekteyiz ki bu cumhuriyetin kurucusu en büyük devrimci Mustafa Kemal in dini ilimdir fendir. Artık biz bireyler olarakta görevimiz bizi çağdaş medeniyetler seviyesine allahın değil aklın eriştireceğini halkımıza turan dursun lar aziz nesin ler gibi korkusuzca anlatabilmektir. Habilis kardeşime *paylaşımları için teşekkür ederim. Saygılarımla

lütfen küçük harf.
Var mi dünyada günah islemeyen söyle:
Yasanir mi hiç günah islemeden söyle;
Bana kötü deyip kötülük edeceksen,
Yüce Tanri, ne farkin kalir benden, söyle. hayyam

kragan
25-01-2007, 17:48
İlhan Arsel, Toplumsal Gerilememizin Sorumluları Din Adamları adlı kitabınının girişinde Atatürk'ün Konya'da bir din adamı ile arasında geçen konuşmayı iletmiştir. Aşağıdaki linkte bunun devamının bulabilirsiniz

http://www.ilhan-arsel.org/Din_Adamlari/GIRIS.HTML

hagalaz
25-01-2007, 18:26
Büyük önder M.Kemal Atatürk'ün *dinler konusunda bilinen en büyük sözü -elimde olsa tüm dinleri denizin dibine gömerdim-cümlesidir. Fakat habilis kardeşimin dediği gibi ulu önderin bu sözleri hala saklanmakta ve halkımıza atatürkün hiçte memnun olmayan ifadesiyle bir hocanın yanında dua eden fotoğrafı deglare edilmektedir.


Gerçekten de ne kadar memnuniyetsizce bakmaktadır Atatürk o fotoğrafta. Keşke Atatürk'ün pek bilinmeyen bu sözlerini herkes bilse...

habilis
25-01-2007, 19:26
sayın hagalaz , sevgili sosyalist-R nin yazısından alıntı yapmışsın ve



Gerçekten de ne kadar memnuniyetsizce bakmaktadır Atatürk o fotoğrafta. Keşke Atatürk'ün pek bilinmeyen bu sözlerini herkes bilse...




demişsin ..islamcıların yaptığı budur zaten ..hep *aynı şeyler üzerinde drurlar ... işine gelen şeyleri herazaman deklare ederler...

resimden bahsediyorsun ..haklısın öyledir fakat devrimlerin sırası vardır ..nasılki birden bir sürü parti oluşturulmadıysa , bu konuda böyledir .. herzaman atatürk bilimi ,ilimi savunmuştur ,,dini değil !

deli_cevat
25-01-2007, 20:24
sokaktaki vatandaşa ilk önce atatürkün islam karşıtlığı değil islamın yanlışlığı anlatılmalı yoksa sarı çizmeli mehmet ağa Atatürke karşı cephe alıyo aklınca

onur
26-01-2007, 03:08
Mustafa Kemalimin hayatını tümü ile ele aldığınızda göreceğiniz tek bir şey vardır.O da hiç bir zaman milletini kandırmamış rol yapmamıştır.Artık bugünlerde onu gözden düşürmek için elinden geleni ardına koymayan yabancı odaklı güçler Türk milletinin gönlünden o büyük devi koparmak için akla hayale gelmeyen oyunlar ve senaryolar *düzmektedirler.Şeriatçı sitelerde de aynı linkleri veriyorlar onlarda onu dinsiz ilan ediyorlar.Şimdi ben Atamın sizin idda ettiklerinizin aksini savunan sözlerini buraya sıralayıp da midik yarışına girme gafletine girmeyeceğim.Ama efendiler...

*Aklınızı başınıza devşirin Atatürk hiç bir zaman takiye yapmamıştır.O bu kadar ödlek bir şahsiyet değildir.Onlarca devrim yapıp hiçbirşeyi ardında bırakmayan bir cesur adam, bu ikiyüzlülüğü , çoğularının okuduğu ve okuttuğu ''durum öyle gerektiriyor du (daymış)...cumhuriyeti kurana kadar idare etmiş(mişmiş)''mavallarının bir milim bile yanından geçmez.O her zaman aptalca şuursuzca savunulan inanç sistematiğine muhalefet etmiş bu yönde açıklamalar yapmıştır.Ve idda edilen çoğu yorumu ise çarpıtılmıştır.

*Gerçekten de ne kadar memnuniyetsizce bakmaktadır Atatürk o fotoğrafta...
*
*Sana öyle *fotoğraflarını *gösteririm ki belki de sarıklı sakallı bir adama öyle baktığı için ondan nefret etmeye başlarda kendi açından farklı anlama stratejileri geliştirirsin...

habilis
26-01-2007, 03:26
hıımm ... *:roll: *

bende söyleyebilirimki ATATÜRK dine ,tabulara malzeme yapılamaz ..ve elbette milleti kandıracak kadar haysiyetsiz değil aksine doğru , dürüst,çalışkan, devrimci - yenilikçidir !

dersimmm
26-01-2007, 18:48
'Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz' 3

Büyük bir inkılap yapan Hazreti Muhammed (sav)'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.14

O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür.

Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi.

'O'nun hak peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar.

bu sözleri de mustafa kemal demekte,
teziniz hazır "günün şartlarına göre söyledi" asıl sizin gönderdiklerinizi günün şartlarına göre söylemiş olabilme ihtimali nedir. düşündünüz mü?

atatürk birbirinden çelişkili ifadelerle aklımızı karıştırmakta, bunun tıp biliminde ki tarfi nedir, ben bilmiyorum, bileniniz varsa bana açıklasın, sevinirim.

DİN, İNSANLIĞI UYUTMADA BİR AFYON NİTELİĞİNDEDİR
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *LENİN

walla
27-01-2007, 15:34
Gün gelecek dünya devletleri birer kemalist devlet olacak, sadece Türk ulusunun değil dünyanın kurtuluşu kemalizm'dir.
1950'lerden bu yana kuran kursu yerine Atatürkçülük kursu verilseydi Aya çıkan ilk millet biz olurduk.

walla
27-01-2007, 15:56
İşte dinci sahtekarların Atatürk ile din düşünceleri

“Türk milleti daha dindar olmalıdır... Dinime bizzat gerçeğe
nasıl inanıyorsam, öyle inanıyorum.”
Mustafa Kemal Atatürk

"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)

ATATÜRK DİYOR Kİ:

"DİNSİZ MİLLETLERİN DEVAMINA İMKAN YOKTUR"


www.bilimarastirmavakfi.org/html2/yayinlar/at...

Birde bilim araştırma vakfı diye isim koymuşlar, bilimmiş :twisted:

walla
27-01-2007, 16:08
İmam Hatip okulları 1929 - 30 öğretim yılında tarihe karıştı. 1948 yılında CHP, 10 ay süreli İmam Hatip kursları açılmasına karar verdi. DP iktidarı kursları okul yaptı.
Sayıları 1958'de 26'ya, 1969'da 71'e, 1997'de de 600'e çıktı. 1971'de İmam Hatip'lerin dört yıllık ortaokul bölümleri kapatılarak liseleri 4 yıla çıkarıldı. CHP - MSP koalisyonu orta bölümü yeniden açtı, mezunlara üniversite kapısını araladı.

* Bir canlı organizma düşününüz ki vücudunda kendi eliyle verem mikrobu besliyor, enerjisinin tükenmesi sonrada canının çıkması için...

dersimmm
27-01-2007, 17:34
bende diyorum ki valla

ata'nın bi dediği öbür dediğine tutmuyo
bunu nasıl açıklıcaksınız

walla
27-01-2007, 21:09
Sevgili dersimmmmmm,
eline Atatürkün Nutku kitabını alıp ilk sayfadan son sayfaya doğru karıştırmadan okursan Atanın alıştıra alıştıra BOŞ İNANÇLARI sorgulayıp yok etmeye çalıştığını görürsün.

dersimmm
27-01-2007, 22:51
ilk olarak övüyor, sonra eleştiriyor diyorsun

bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu anlamadım gitti!!!!!!!!!!!!!!

walla
27-01-2007, 23:10
Bana övdüğüne örnek gösterirmisin

agnostic_z
27-01-2007, 23:32
Benim düşüncem;atatürk herhangi bi dine inanmayan bi insan.Ama bunu anlayan anlar tarzında yaşamayı tercih etniş,çünkü daha hala halkımız eski osmanlı imparatorluğunun vatandaşları ve bazı şeylere hazır değiller.Ama bütün bunlara rağmen müslüman olduğunu farz etsek bile hiç değilse bu dinin arap legalleşmesi ve kültürüne saplanılması durumuna düşmediği,halkı da bu durumdan kurtarmaya çalıştığı kesin.Halk inanıyorsa bile hiç değilse inandığı dine türk damgası vurabilmeli,yaşadığı islamı bi arap gibi değil bi türk gibi yaşamalı düşüncesinden yola çıkarak birşeyler yapmıştır.Buna kuranın türkçeye çevrilmesi,türkçe ezan gibi örnekler verilebilir.Yani bi bakıma Atatürk,7.yy bedevi islamını hiç değilse biraz çağımıza uyarlamaya çalışmış,bi bakıma çoğu kişi farkına varmasa da dinde reform yapmıştır.Eğer zaten öyle olmasaydı öbür islam ülkelerinden bi farkımız olmayacaktı.

kalem
28-01-2007, 01:59
1932-1933 yıllarında Ankara'da görev yapan ABD Büyükelçisi Charles H. Sherrill'in hazırladığı ve Atatürk'ün kendi ağzından dinle ilgili görüşlerini içeren rapor ilk kez Toplumsal Tarih dergisinde araştırmacı yazar Rıfat N. Bali'nin hazırladığı yazıda yayımlanmıştı.
Radikal Gazetesi 6 *Eylül 2006 günü bu raporun tam metnini yayınlanmıştı. Size ilgili link adresini veriyorum:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=197950

Bu raporu her birinin okuduğunu sanmadığım kimi tarihçi ve aydınların Atatürk'ün dini inancı hakkında düşüncelerini de şu linkten okuyabilirsiniz.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=198103

onur
28-01-2007, 04:39
Ya putlaştır ya da söv walla...

simonuniti
28-01-2007, 14:11
dersimmmm

ilk olarak övüyor, sonra eleştiriyor diyorsun
bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu anlamadım gitti!

valla boyle birsey yapmissa bile anlayisla karsilamak lazim.kendinizi o donemde hissedin.Burda tabi eger Ataturk Pragmatik bir anlayis sergilemisse
(ki birazcik ta oyle Yasar Kemal bunu dile getirdi,Kurt Meselesi icin) pek fazla suclamamak lazim ama *gene de dersim kardesin bunu dile getirmesi cok guzel.Ben Ataturku cok seviyorum ama her zaman da elestirmeye ve varsa yaptigi yanlislari soylemeye de hazirim.Hic bir zaman da anti-kemalci olmadim fakat pan-kemal da olmadim.

saygilar.

28-01-2007, 15:09
Sitenizin varlığını bir süre önce bir arkadaşımla konuşmam sırasında öğrendim.Bir süredirde takip ediyorum.İnanç ve inançsızlığın tatışıldığı seviyeli bir forum olarak görünüyor.Üye olmayı düşünmemiştim okuyucu olmayı yeterli buluyordum.Açılan bu yeni konu başlığını görene kadar.

* * İnançlımıyım inançsızmıyım bence pek o kadar da önemli değil tıpkı sizlerinde inançlı veya inançsız olmasının benim için bir önemi olmadığı gibi,önemi olan saygı ortamının korunması burası için ve laik ortamın korunması ve yaşatılması Türkiye için.Ülkemizin eğitim ortalaması ve vatandaş Ahmetin zihinsel algı seviyesi için söylenecekler belli sanıyorum.Ahmetin sessizliğini ve çaresizliğini görüyoruz çıldırtıcı gerçekler karşısında.İnançlı insanlar inançlarını kendi çıkarları için sömüren bir yönetimi oy çokluğuyla seçebiliyor.Karınlar aç, evler soğuk,işsizlik bilinen bir gerçek karın tokluğu şükür vesilesi,himmetle iş bulabilmekde öyle.

* *Elinde kalan sadece manevi değerler bayrak kuran namus,bu manevi değerlerin ipinide sömürücüler tutuyor sonrada vatandaş Ahmete dayatıyor kurtarıcıs olarak bize sahip çık yoksa onlarda kalmıyacak diye !!

* * Başlar gittikçe daha sıkı kapandı çünkü açlıktan daralan zihinler manevi değerlerin hem altını boşalttı hemde savunmasına girişti savunulan şey anlamını yitirmişti ve zehirlenmişti üstelik olsun son kalan kaleydi onun için.Ramazanda açlar için iftar çadırları kışın erzak ve yakacak yardımıda vardı soğukta bekleyenlere sıra sıra.Oyunu verdikleri hem onu doyuruyordu hemde son kalesine bekçilik yapıyordu.Ben bakmaya utanıyorum bu sıraya girenlere.Hem kendi çaresizliğimden hemde onların insanlık adına çaresizliğinden hele gözlerindeki minneti gördüğümde şükürle beraber.Hem aç bırak sonrada manevi değerleri gıdıklayan yolsuz politikalarla *bir lokma ekmek verip kahraman ol harika düzen.Manevi değerlerin altını boşalt üstelik savunuculuğunu yaparak bir ülkeyi bir arada tutan tüm kültür birliğini yozlaştır yoket.Bunu kullanarakda yönet çıkarların doğrultusunda.

* *Gelelim Atatürke *bu büyük devlet adamına.Değerleri ve felsefesinin törensel ritüellere boğularak folklorik bir anlam kazandırdığımız,resim ve heykel müzesinde yaşattığımız 1881,1919,10 kasım gibi rakamlarla çocuklarımıza tanıtılmaya çalışılan dahi politikacıya.Kim tanıyor Atatürk ü günümüzde tam anlamıyla,Gittikçede daha uzaklaşıyor yeni nesilden tamda istenildiği gibi sömürücüler tarafından.Tartışılan ne !!! Atatürk inançlımıydı değilmiydi.İnananlara söylenen daha doğrusu korkudan söylenemeyen ama gizli ve sinsi bir söylemle hissettirilen gördünümüzmü inancı yoktu gerisini siz bulun o düşünmekten aciz açlıktan ve gelecek endişesinden daralan beyninizle,Nasıl tam istenen değilmi Emin olun oda düşünebildi ve buldu kendi çarpıtılmış doğrusunu diğerlerinin beklediği yönde son kale nede olsa din,iman,namus sahip çıkmak lazım karınlar aç nede olsa bari bu sağlam.Baş örtülerine sıkı bir düğüm daha.Öte yandan laikiz diyenler yada daha ilerisi inanmıyoruzcuların goygoyu o bizden sizden değil inananlardan değil.Öyle ya atamızın yaptığı ve verdiği savaş inanmak ve inanmamak adınaydı değilmi.Konunun özü ve temeli bu tamda istenildiği gibi ateşin altına bir kaç odunda inanmayanlardan ne kadar da ihtiyacımız bu ateşe şu sıra yansın ateş bir odun inanç abidelerinden bir odun özgürlük laiklik adına inançsızlardan.Birbirimize kinle bakarken ateş hepimizin altını ısıtıyor.Daha doğrusu gidecek bu ülkeden başka yeri olmayan bu ülkeyi sevenlerin.Atatürk inancını açıklamak cesaretinden yoksunmuydu acaba.Ne dersiniz bizemi kaldı bunu konuşmak ekmeklere yağ sürüp dahada uzaklaştırmak için gittikçe dahada silikleşen hayalini.

* * Türbanı sıkı düğümlü ama bunu bölmek adına değil kalanı kurtarmak adına yapan sade ahmeti ayşeyi düşünün,siz düşünün çünkü o düşünemiyor artık açlıktan o başka bir yerde uyuşturulmuş ve aç çok şükür diyor sabırla ve öğrendiği gibi bulduğu ekmeğe.Gidin söyleyin ona atamız inançsızdı diyin ne kazanıcaksınız.Ahmet bu durumu kendi dar algısıyla hangi çıkarımı yaparak değerlendirecek ki emin olun oda isteneni bulacaktır!!!.

* * İnancı ve inançsızlığı tartışalım ama bunu ülke bütünlüğüne zarar vericek çıkarımların oluşmasına katkıda bulunmadan yapalım derim.Atatürkün cenaze töreninin hangi ortamda yapıldığı Atamızın felsefesinin önüne çıkmasın,savunuculuğunu yapmak istediğimiz değerler adına Atatürk adını kullanmayalım.Atatürk yola çıktığında günümüz şartlarına uygun bir ortam vardı eğer kendi ülküsünü inanç ve inançsızlık söylemlerini kurcalayarak yapsaydı bu sonucu alırmıydı.Onun akıllıca görmezden gelerek bütünlüğü sağlayıcı felfefesine ihtiyacımız var.Onun adını kullanarak kendi doğrularımızı dayatmak,bu ülkemize zarar verir bütünlüğümüzü bölmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürer elbetde bizimde niyetimiz bu değilse.

ozgur_beyin
28-01-2007, 15:14
ikikere iki, hoşgeldin, söyleyecek sözü olan burda saygı görür.seninde söyleyecek sözün varsa dinleriz.insan gibi tartışırız.

28-01-2007, 15:39
Teşekkür ederim.

dersimmm
28-01-2007, 15:54
sözü olan burda saygı görür

demiş özgür beyin

aman 2kere2 burada yüksek itibar görmek istiyosan atatürk'e tapar gibi görün, o zaman onur üyesi de olursun, disiplin kurulu başkanıda

habilis
28-01-2007, 17:20
KEMAL ATATÜR DİYOR Kİ :" *insanlar sürsürfeler gibi sulardan çıktılarilk önce..ilk atamız balıktır.işler daha ilerledikçeo insanlar,primat zümresindentürediler.biz maymunlarız,düşüncelerimiz insandır"

atatürk bukadar net bir şekilde belirtiyor kendi görüşünü !!!!

ve tanrı hakkında ,,bizzat tektanrı inancı hakkında diyorki " masum ve cahil insanları,yüzlerce allahataptırmak veyaallahları muayyen gruplarda toplamakve en nihayetinde BİR allah kabul ettirmek ,SİYASETİN DOĞURDUĞU NETİCEDİR"

bu açıklamaları onun gerçek kişiliğini , cesur karakterini , bilim insanı olduğunu kanıtlamıyor mu !!

bu açıklamardan sonra yorum sizin ,

pante
28-01-2007, 20:00
"aman 2kere2 burada yüksek itibar görmek istiyosan atatürk'e tapar gibi görün, o zaman onur üyesi de olursun, disiplin kurulu başkanıda"

Dersimmm yukarıdaki sözlerinden dolayı seni kınıyor ve uyarıyorum. Özür dileyip tavrını düzeltmediğin takdirde sonucuna da katlanacaksın.

28-01-2007, 21:21
Dersimm özrünü banamı yönetime mi yönelticek?Eğer özür uyarınız beni ilgilendiriyorsa ozgur beyinin de bir özür borcu var gibi görünüyor insan gibi tartışmaya beni davet ederek büyük nezaket gösterdi daha ilk mesajımda üstelik.
*
* *
* Bunu geçelim.Gelelim konumuza Atatürk dahi bir siyaset bilimcisi,strateji uzmanı ve komutandı.Ama bu nitelemeler onun inançlı yada inançsız olmasından bağımsız kazanımlarıdır.Elbette onun inanç anlayışıyla ilgili benimde şahsi fikirlerim var ama bunların kimse için bir önemi olmaması gerektiği,dahası bu konunun irdelenmesinin *de Atatürk ülküsüne zarar getireceği inancındayım.( Benim gözümde değil elbette).İnanç kavramı bir bilim adamı olmanın niteleyicisi değildir.Bakınız Albert Einstein ''Tanrı zar atmaz'' söyleminin sahibi.Einstein in yada Atatürk ün bilimselliğini sorgulamak *değil amacım elbette, konuya bu şekilde başlamış olmam savunuculara yanlış ve cazip bir tutmaç yaratıyor farkındayım.Bilim adamlarının inançlı yada inançsız olmasıyla ilgilenmiyorum burada zedelenebilecek olan Atatürk.(tekrar belirtiyorum benim için değil)

* Atatürk ün öne çıkardığı söylemleri olduğu gibi geri planda tuttuklarıda vardır ulusal bütünlüğü düşünmesi sebebiyle.Ne özel hayatı nede kişisel görüşleri hiçbir zaman öncelikli olmamıştır.Öncelikli olan vatan ve milletin bütünlüğü olmuştur.Atamızın nutuk u bugün ne yazıkki Latife hanım yada Fifriye kadar çekici olamıyor.Magazinel olma hastalığına onu bile bulaştırdılar sonunda.

* Bu ülke ( inançlı veya inançsız) Atasıyla ve bazıları tarafından olumlu kabul görmesede pek çoğu inançlı olan askerleriyle bir kahramanlık destanı yazdı.Bedelini onlar canlarıyla ödediler biz sıcak odamızda klavyemizin başında Atamızın inancını sorguluyoruz.(Kendisi böyle bir tartışmaya hayatı boyunca girmekten kaçınmışken üstelik)Bu ülke için ölenler üç şey için can verdi.İnandıkları komutanları,vatanları ve (inanmayanların hoşuna gitsin gitmesin bu gerçeğin ta kendisi) yaratanları için.Onlar ölmeye gittiklerini biliyorlardı kabulde etmişlerdi yaratanın adıyla cesaret aldılar.Hangimiz bu ülke için ölüme soyunduk,onlar gibi biraz saygı lütfen demek geliyor içimden.

* Atatürk ülküsü altında birleşmeye ihtiyacımız olduğu açıkça görünüyor iken soysop ve inanç araştırmasıyla algılama seviyesi normalin altında gözüken bu halkın kafasını bulandırmamak daha doğru gibi geliyor ne dersiniz.

* *Zaman benzer zaman kurtuluş savaşıyla, dava benzer dava,tekrar kahramanlık destanı yazmak zorunda kalabiliriz ama ben etrafta Atatürk göremiyorum bu sefer.Umarım yazdıklarım niyetimi ifade edebilmiştir.

* saygılar

ozgur_beyin
28-01-2007, 23:09
dersim ben hiç bir insana, hiçbir ideoljiye ,hiçbir tanrıya hiçbir ırka, hiçbir tabuya tapmadım.sen farkındamısın bilmem ama tam bir kürt milliyetçisisin.
sana uyarı geldiyse (ki benim tarafımdan değildi) bu kürtçülük yapman-
dandır.sen bana atatürk'e TAPTIĞIMI ima yoluyla bile söyleyemezsin benim adıma böyle bir yargıda bulunamazsın. burası herhangi bir ideolo-jiyi savunan bir sitemi? bu yargı nerden ve neden argümanın ne.
atalar derki; büyük lokma ye büyük laf etme.söylediklerini tart ve söyle.
ben herhangi bir kimsenin dümen suyundan gidecek zavallılıkta bir insan değilim.
her kim olursa olsun bile bile yanlışını (sırf seviyorum diye) örtbas edip demagoji yapıp, savunmam bunu bil.
düşüncesi ne olursa olsun ,söylediklerinin bilimsel bir değeri varsa, ve söylemleri edep dairesinin dışına çıkmıyorsa benim tarafımdan saygı görür.
dersim burası sanal alem. burda herhangi bir RÜTBE, ne sosyal hayatta nede , sanal ortamda
KİŞİLİĞEbir faydası olmaz.senin için sanal alemin RÜTBE'sinin bir önemi varsa bunu kişiliğine sor .böyle bir şeye niye ihtiyaç duyuyorsun? diye.umarım anlamışındır.
burası bir fikirler arenasıdır. KİŞİ'lerle uğraşmak davulcu yellenmesi gibidir.dalga geçme ihtiya-
cını başka yerde gider.böylesi daha iyi olur.

dersimmm
28-01-2007, 23:20
sayın pante sen de arkadaşın gibi 3 gün uzaklaştırma mı vereceksin?

gözünü sevim verme, 15 tatil evdeyim canım sıkılıyo, tek eğlencem sizlersiniz ( *:lol: *). uzaklaştırma verirsen 3 gün sıkıntıdan infilak ederim

pante
28-01-2007, 23:58
Dersim, öyle 3-5 günle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. :)
İyisi mi hatanı düzelt ve bundan sonraki mesajlarında da ölçülü olmaya çalış.

dersimmm
29-01-2007, 00:12
ama tek eğlencem sensin pante, senden ayrı kalırsam benim halim nice olur

sargon
29-01-2007, 00:28
sözü olan burda saygı görür

demiş özgür beyin

aman 2kere2 burada yüksek itibar görmek istiyosan atatürk'e tapar gibi görün, o zaman onur üyesi de olursun, disiplin kurulu başkanıda

Dersimm,

Pante Atatürkçü olduğu yada senin ifadenle "göründüğü" için onur üyesi yada Disiplin Kurulu Başkanı değil. Yazılarıyla, tutumuyla hakettiği için ona bu görevler verildi.

Bu sitede Atatürkçü olmak yada Türkçü olmak bir "artı" değil. Fikirlerini saygılı ve mümkün olduğunca sistematik bir şekilde ifade edebilmek bir artıdır.

Diğer arkadaşlar gibi senin "Kürt milliyetçisi" mi falan olduğuna değinmeyeceğim. Çünkü şimdiye kadar ne düşündüğünü bile anlayabilmiş değilim. İkişer satırlık laf atmalarla yada şurdan burdan alıntılarla ne düşündüğünü şimdiye kadar anlatabilmiş değilsin. O yüzden bir değerlendirme yapabilecek durumda değilim.

Ama kendi açımdan bu site hakkında bir değerlendirme yapabilirim. Burda *Türkiye'de ne kadar görüş varsa hemen hepsi var. Hepsine de oluşturduğumuz tüzük ve program çerçevesinde görüşlerini ifade etme hakkı veriyoruz. Bu sitenin güzel yanı da bence budur. Ben burda benden farklı düşünenlerle tartışma olanağı buluyorum. Sitede farklı çizgilerde insanlar olabilir. *Bu site temel olarak demokrat bir çizgidedir ve dinlere yaklaşımızın özünü de aslında hümanizm oluşturuyor.

Pante sana tepkisini gayet saygılı bir şekilde ifade etmiş. Kaldı ki, seni eleştirileriyle kalbura da çevirebilirdi. Sen cevap olarak ne yazmışsın.

sayın pante sen de arkadaşın gibi 3 gün uzaklaştırma mı vereceksin?

gözünü sevim verme, 15 tatil evdeyim canım sıkılıyo, tek eğlencem sizlersiniz ( *Laughing *). uzaklaştırma verirsen 3 gün sıkıntıdan infilak ederim

Eğer sitede kalıcı biri olmak istiyorsan kendine çeki düzen ver, sitenin bir fikir tartışma yeri olduğunu dikkate alarak yazılar yaz, bilgini ortaya koy. Yok yukardaki gibi can sıkıntısını geçirmek için bir yer arıyorsan burası senin oyun bahçen değil.

dilaver
29-01-2007, 02:21
Son olarak dersimmm 'e ben de bir iki kelime etmek istiyorum.

* *Dersimmm, sen kendi ulusunun mücadelesine zarar veriyorsun. Bir ezilen ulusun mücadelesini seviyesizleştirip magazinleştiriyorsun Bu şekilde anlamsız polemikler yaratarak, mesnetsiz iddialar ortaya atarak gerçekten tartışılması gereken şeyleri engelliyorsun.

* *Bu ülkede ve de ülkemizin yansıması olan üç şeyin tartışılması tabu idi. Din, Kürt ve Atatürk. Bu site ve benzerleri en azından din tabusunun kırılmasında büyük katkıları oldu. Aramızda bulunan müslüman arkadaşlarımızla, bu meseleri konuşup en ince detayına kadar ele alabilmemiz, inanç özgürlügü bazında atılmış ciddi bir adımdır. Sitemizin olumlu ve seviyeli bir şekilde, nicel ve nitel olarak gelişimi de, site üyelerinin çevreleri ile bagları gözönüne alındıgında oldukça mesafe katettigimizin bir göstergesi olarak ele alınmalıdır.

* * Atatürk konusunda da daha henüz gerçekçi eleştiriler dile getirilmemiş olsa da belli bir hoşgörü saglandıgı görülüyor. İş hakaret ve dedikodu boyutuna girmedigi müddetçe.

* * *Ancak iş Kürt meselesine gelince sen ve senin gibilerin tavrı dogru söylem ve görüşleri engelliyor. 33 yıldır süregelen savaş ve devlet tarafınan bu savaşa karşı sürdürülen ideolojik ve kültürel yozlaştırma saldırısı, toplumuzda bir ön kabul ve şartlanma yarattı. Kürt lafını agzımıza almakla bu ülkenin bölünebilecegini sanıyoruz ve çözümün önünde etten bir barikat görevine sürüklendigimizin farkında olamıyoruz.

* * *Aslında istenmemekle birlikte, kendiliginden gelişen bir eylem bize çözüm yollarını da gösterdi. Hrant Dink'in cenazesinde yüzbinler kendiliginden Hepimiz Ermeniyiz sloganıyla egemenlere gözdagı verdiler. Başta hükümeti olmak üzere diyaneti ile, sermayesi ile gericiler ve milliyetçilerle birlikte egemenler neden bu kadar telaşa düştü acaba. Çünkü halk gerçek çözümü gösterdi. Hepimiz Ermeniyiz. Kim haksızlıga ugramışsa, kim namlunun ucundaysa biz de o yuz. Öldürmekle tüketemezsin bizi, ancak çogaltırsın.

* * * Burada da aynı yöntem izlenmeli, sana düşen ben Türk'üm diye haykırmak; bana düşen de ben Kürt'üm diye haykırmak.

* * * Bunu ben iddia etmiyorum; meydanlar bunu söylüyor. Şimdi sana düşen şey bu söylemin neresinde olduguna karar vermek olacaktır. Şayet sen haklıysan meydanlara inen yüzbinler haksız demektir. Yok meydanlar gerçegi haykırıyorsa, sana düşen düşünüp taşınıp özeleştiri yapmaktır.


* * * saygılarımla

dersimmm
29-01-2007, 14:22
Atatürk konusunda da daha henüz gerçekçi eleştiriler dile getirilmemiş olsa da belli bir hoşgörü saglandıgı görülüyor. İş hakaret ve dedikodu boyutuna girmedigi müddetçe.

sevgili dilaver

bu sitede atatürk'ten övgüyle söz etmeyince onu eleştirince mutlaka tepki görüyorsun. bu sadece benim başıma gelmiş bir olay değildir. kemalizme her atıfta bulunduğumda olağanüstü bir tepki görmem ve kürt milliyetçiliğiyle suçlanmamam (milliyetçilik bana göre bi insanlık suçudur, bu yüzden kemalizmi eleştiriyorum) neyin açıklamasıdır?

atatürk'ün islamı öven sözlerini buraya getirince bilgisiz, islamı eleştiren sözlerini getirince bilgili pozisyonuna gelmek neyin açıklamasıdır?

turan dursun sitesi iddia ettiğin gibi atatürk konusun da ki tabularını yıkamamıştır ve yıkamayacak gibi görünüyor

walla
29-01-2007, 16:54
Dersimmm,

Dedenin veya dedenin babasının , Atatürk tarafından tepelenmiş bir şıh ol-ma-dığını söyleyebilirmisin. *Benimki sadece bir tahmin.

Kuyruk acısı olanların verdiği tepki sende aynen varda ondan dedim.

dersimmm
29-01-2007, 19:02
valla dedelerimde şıh olduğunu zannetmiyorum

ama halkımı 1938 de bayağı bi katletmişler, şeyh said isyanı'nın da m. kemal'in adamlarının oynadıkları ali cengiz'i unutmamak lazım

walla
29-01-2007, 22:11
şeyh said isyanı' işte anahtar sözcük burada. sonunda bir sıhlık seyhlik var...

simonuniti
29-01-2007, 23:38
şeyh said isyanı'nın da m. kemal'in adamlarının oynadıkları ali cengiz'i unutmamak lazım

m.kemal Ali Cengiz oynamasaydi su an biz Veli Cengiz oynuyorduk dersim karindas.

dersimmm
30-01-2007, 18:54
seyh said'le bi akrabalığım yok. atatürk'ün islamı öven sözlerini göstermen seni neden bu kadar kastı anlamadım?

habilis
01-02-2007, 08:05
dersim neyden basediyorsun diye sormak istiyorum ama konu başka yerlere gidecek diye korkorum. burda asıl konumuz ATATÜRK veDİNSEL GÖRÜŞÜ !

bu başlık hakkında devam etmek istiyorum ;

Aziz Millet Vekilleri,
Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Söylev ve Demeçler / Cilt 1 / Syf. 389


....

Bin türlü beşeri ihtiraslarla, dini ayrılıklarla, bazı tarihi hadiselerin bıraktığı dargın izlerle, geçmiş zamanlarda, gevşetilmiş, hatta unutturulmuş olan hakiki bağların ihya olunması lüzumlu ve faydalı olduğu yeni insani devre girdik.

Asırlardan ve asırlardan beri, zavallı beşeriyeti mesut etmek için tutulan yolların, kullanılan vasıtaların verdikleri neticelerin ne derece emniyetbahş oldukları tetkike şayan değilmidir ?
Artık insanlık mefhumu, vicdanlarımızı tasfiyeye ve hislerimizi ulvileştirmeğe yardım edecek kadar yükselmiştir.
Vaziyetleri ve onların icaplarını medeni insan fikriyle ve yüksek vicdan aydınlığı ile müşahede ve mütalea edersek şu neticelere varırız :
İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak gayri insani ve son derece teessüfe şayan bir sistemdir.
İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir.
Cihan sulhü içinde beşeriyetin hakiki saadeti, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve muvaffak olmasıyla mümkün olacaktır.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Söylev ve Demeçler / Cilt 2 / Syf. 273

...

1- Atatürk, gökten indiği sanılan kitaplar ifadesiyle hangi kitapları işaret etmektedir ?
2- Atatürk, Biz ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, diyerek, biraz da istihza içeren ifadelerle neyin karşılaştırmasını yapmaktadır ?
3- Atatürk'ün son derece teessüfe şayan bir sistem, dediği sistem nedir ?
4- asırlardan beri, zavallı beşeriyeti mesut etmek için tutulan yollar ifadesinin karşılığı nedir ?
5-gökten indiği sanılan kitaplar ifadesinin, gene din'i hayatın vazgeçilemez bir temel ögesi olarak görenler tarafından 'tabi ki kitaplar gökten gelmemiştir, vahiy yolu ile yazılmışlardır' yaklaşımları ile çarpıtma cihetine gitmelerini, neden Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz ifadeleriyle önceden kesmek ihtiyacını hissetmiştir ?


http://img510.imageshack.us/img510/1373/lsetarhpg6.th.jpg (http://img510.imageshack.us/my.php?image=lsetarhpg6.jpg)

bu sayfa Lise II Tarih Kitabı Syf.91 den *alınmıştır .

anlatılanıda kısaca özetleyeyim;

1- Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Cinler güya, kahinlere gayıptan haber vermek kudretini *ilham ederlerdi. Bu nevi itikatlar Arabistan da herzaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır.

2-Araplar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed'in Musa, İsa, dinlerine dair öğrendikleri de, kendisinde bu itikadı kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberler de melekler vasıtası ile ilham aldıklarını söylemişlerdi.
Atatürk el yazılarında, ' Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur.' demektedir. İslam'da bütün dinler kapsamındadır ve aynı yaklaşım burada da geçerlidir.

3-Muhammet başlangıçta herhalde şedit bir heyecana maruz oldu.
Muhammed'in peygamberliğine kendisinin de inandığını ancak, bunun bir heyecana kapılarak oluştuğunu düşünmektedir.

4-Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kuran ayetlerinin ne olduğu kati surette malum değildir.
Burada da, ayetlerin Muhammed tarafından söylendiği belirtilmekte.

5-Muhammet uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri luzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.
Ayetlerin Muhammed'in düşüncelerinin bir mahsulü olduğunu belirten bir açık ifade daha.

6-Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammedi harekete getiren ilk amil bu samimi heyecanlar olmuştur. *
İfadelerden anlaşılacağı gibi, Muhammed'i harekete getiren, gerçekte Cebrail'i görmüş olması değil, *bir kuvvet tarafınan tahrik edildiğini sanarak, kendi peygamberliğine inanması ve harekete geçmesidir. *


http://img67.imageshack.us/img67/6281/lise5nb9.th.jpg (http://img67.imageshack.us/my.php?image=lise5nb9.jpg)

bu sayfa ise Lise II Tarih Kitabı Syf.93 den alınmadır.

oradada geçenleri özetliyorum ;

Caminin kıblesi Kudüs idi sonraları Mekke'ye döndürüldü. Burada, Allah'ın yanılmaz iradesine dikkat çekilmektedir. Kıble, madem ki Kabe olacaktı ki, önceleri öyledir. Sonradan Kudüs'e çevrilmiştir. Öyleyse neden daha sonra tekrar Mekke'ye çevrilerek ikide bir fikir değiştiren bir irade ortaya çıkmıştır.

SAYFA 94 :

Muhammet Medinede yerleştikten ve az çok teşkilat yaptıktan sonra Mekke ile Suriye arasında gelip giden tüccar kervanlarına tecavüzlere başlamıştı. Suriyeye ticaret içingitmiş bir kervan hepsi Kureyş kabilesine mensup 70 kadar suvari ile Mekke'ye dönüyordu. Bunların başında Ebu Süfyan vardı. Sahil yolu ile yürüyorlardı. Muhammet bunu haber aldı. Kervanın yanında nekadar servet olduğunu ve kuvvetlerinin azlığını da öğrenmişti. Muhammet Müslümanları topladı. Onlara vaziyeti anlattı ve bu kervanı vurmak üzere Medine'den hareket olundu.

Yukarıdaki ifadeler, açıkça bir soyguncu çetesinin yaptıklarını *alatmaktadır. Bu soygunlar İslam adına yapılan talanlardır. Soyguncu çetesinin başındaki de İslam peygamberi Muhammed'dir. Konu için bakınız Seriyye. Atatürk'ün bu gerçekleri Tarih kitabına koymasındaki en büyük amaç, Türk Gençliğine İslam'ı bütün yönüyle göstermek istemesiydi hiç kuşkusuz.

SAYFA 119

Medineye dönüldüğü zaman Müslümanlar arasında ganimetlerin taksimi yüzünden ihtilaf çıktı. Muhammet bu ihtilafı teskin için Ganaim denilen ayetleri tebliğ etti.

Dikkat edilecek olursa burada da, ayetleri tebliğ eden Allah değil, gene Muhammed'dir.

Lise II Tarih Kitabı BU ŞEKİLDE BELİRTİYOR

daha geniş incelenirse ;http://www.geocities.com/islampencereleri/lisetarih_kapak.htm

sen kalkmış neyden bahsediyosun

habilis
01-02-2007, 08:11
BUNLARIN YANISIRA ATATÜRK BELİRTİYOR ,DİYOR Kİ :


" *insanlar sürsürfeler gibi sulardan çıktılarilk önce..ilk atamız balıktır.işler daha ilerledikçeo insanlar,primat zümresindentürediler.biz maymunlarız,düşüncelerimiz insandır"

atatürk bukadar net bir şekilde belirtiyor kendi görüşünü !!!!

ve tanrı hakkında ,,bizzat tektanrı inancı hakkında diyorki " masum ve cahil insanları,yüzlerce allahataptırmak veyaallahları muayyen gruplarda toplamakve en nihayetinde BİR allah kabul ettirmek ,SİYASETİN DOĞURDUĞU NETİCEDİR"


DAH SÖZE GEREK VARMI BİLMİYORUM *:cool: *fakat yine tatmin olmadıysanız size Lise II Tarih Kitabı ,medeni bilgiler kitabını öneririm ..

tewderi
06-03-2007, 11:11
"Türk milleti dindar olmalıdır yani, bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor." (Maurice Perno ile yaptığı ropörtaj 11 Şubat 1924 (Atatürk'le Konuşmalar, Cumhuriyet Gazetesi eki, s. 111)

"Bizim dinimiz en tabi ve makul dindir ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dine tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur." *(Atatürk'ün S.D. II, 1923, s. 127)

Devamı (http://www.netcevap.org/ataturk.html)

ilginç bulduğum için bu başlıkta sizinle paylaşmak istedim

habilis
11-03-2007, 16:49
ah tewderi ahh nerden bulup buluşturuyorsunuz bu saçmalıkları ! nerden bağdaştırıyor nerden çıkarıyorsunuz kardeşim bunları ,, sen hiç ATATÜRK ün elyazılarıyla islamiyeti allahı dini imanı İNCELEDİN Mİ ?

Atatürk bizzat kendi eliyle yazıyor, açıklıyor. türk tarihinin ana hatları, tarih 1, medeni bilgiler kitaplarını hiçmi okumadın kardeşim ? *!!


Türk’ler *Arap'ların dinini * kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. * Arap dinini * kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını *uyuşturdu. * Bu pek tabii idi. Çünkü * Muhammed'in kurduğu dinin gayesi .

BİZLER MAYMUNLARIZ , DÜŞÜNCELERİMİZ İNSANDIR .

İNSANLAR İLK PİRİMAT ZÜMRESİNDEN TÜREDİLER,.. İLK ATAMIZ BALIKTIR ..

Aziz Millet Vekilleri,
Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, *[b]gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz.

Söylev ve Demeçler / Cilt 1 / Syf. 389

Atatürk, gökten indiği sanılan kitaplar ifadesiyle hangi kitapları işaret etmektedir ?

AL SANA ATATÜRK TEN CEVAP !!

habilis
11-03-2007, 16:50
"Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır."
Mustafa Kemal Atatürk



BU AÇIKLAMASINDA DA GAYET AÇIK !! BUNU YORUMLAMAYA BİLE GİRMİYORUM , OKADAR Kİ YORUM GÖTÜRMEZ

!!

habilis
11-03-2007, 16:54
"Kur'an ve Vahiy": " Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir *..... İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Tarihi nokta-ı nazardan da mütalaa edildiği zaman görülüyor ki; Muhammed birdenbire Allah'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek *senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur....."



Tarih Kitabı (1931) II. cilt

ŞİMDİ SENİN DAHA FAZLA ARAŞTIRMAN VE ATATÜRKÜN ELYAZILARIYLA YAZDIĞI VE YAZDIRDIĞI KİTAPLARI İNCELEMEN GEREKİR *tewderi ..

umarım ATATÜRK SANA GEREKEN CEVABI Bİ GÜZEL VERMİŞTİR. !

SİZ NEKADAR UĞRAŞIRSANIZ UĞRAŞIN ATATÜRK SİZE EN GÜZEL CEVABI BU ŞEKİLDE VERECEKTİR !!

sevgilerle

11-03-2007, 17:08
dostlar bu tartışmadan sitenizde bolca yapmışsınız. ancak bir sonuç alamamışsınız...

gayet doğaldır m. kemal'in bu konu hakkında farklı sözleri vardır. gerçeği anlamak için yaşamını incelemek gerek.

saygılar...

habilis
11-03-2007, 17:11
elbette enkidu , yaşamıda ayrı bir tanıklıktır.

fakat bir sonuç alamamışız sana göre *bence hayır anlamak isteyen kişi çok şey anlamıştır !!

sözleri açıkça her şeyi anlatıyor !!

anlamak istemeyen kişiler ancak ANLAYAMAZLAR

11-03-2007, 17:25
dostum habilis tewderi arkadaşda güzel kanıtlar sunmuş, ona görede sen anlamak istemiyosun. bu düğüm ancak yaşamının analiz edilmesiyle çözülür.

exclusive
11-03-2007, 19:41
Ortada düğüm falan yok. Herşey gayet açık...

Mustafa Kemal Bursa nutkunda islamı övmüştür, hem de bayaa övmüştür. Ancak bu nutuğu dinleyen tamamı müslüman kitlenin milli mücadeleye dahil edilmesinin vatan için hayati önem taşıdığını unutmamak gerekir. Mustafa Kemal orada "islam muhammedin uydurmasıdır" demiş olsaydı bencillik yapmış, kendi şahsi görüşlerini memleket çıkarlarının üstünde tutmuş olurdu. Böyle bir hataya düşmemiştir ve gerekini yapmıştır.

Öte yandan bir müslümanın islamı yalanlayan sözler söylemesi ne akla, ne mantığa, ne de dönemin şartlarına uygundur. Mustafa Kemal islamın yalan olduğunu beyan ettiği sözlerinde ancak kendi gerçek düşüncelerini cesurca açıklamış olabilir.

Ben bile şu koyu ateist halimle ve memleketi kurtarmak gibi ağır sorumlulukların milyonda birini bile taşımadığım halde zaman zaman islamı oynaylayan sözler sarfetmişimdir, şartlar öyle gerektirmiştir.

erenkutsuz
11-03-2007, 20:43
buraya direk kopyalamıyım ama bu Atatürk'ün sözlerine karşılık bizim şu konuştuklarımızdan faydalanabilirsiniz arkadaşlar...

http://bilimveateizm.forumup.com/about254-bilimveateizm.html


Saygılar...

maddeoz
11-03-2007, 21:23
anket kısmına daha önce yazmış olduğum şu yazıyı asabilirm buraya.
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Surveys&file=comments&op=Reply&pid=147&pollID=6&mode=&order=0&thold=0

erenkutsuz
11-03-2007, 23:04
güzel yazı maddeoz kardeşim tebrikler

herkes okusun faydalansın...

ellerine sağlık

engels
12-03-2007, 13:25
http://img150.imageshack.us/img150/7720/file0027ke6.jpg

http://img150.imageshack.us/img150/5950/file0028mb4.jpg

http://img95.imageshack.us/img95/7160/file0030zb4.jpg

http://img340.imageshack.us/img340/6653/file0031xg6.jpg


El yazılarından daha güvenilir bir kaynak olamaz....

sodomo--
12-03-2007, 15:47
Engels böylesine devasa büyüklükte bir resim konulur mu kardeşim ?
Bak bu linkte var zaten bunlar ve sadece link versen yeterliydi veyahut ufak boyutlarda bir foto.
http://www.geocities.com/islampencereleri/mb_364.htm

habilis
12-03-2007, 21:29
ama güzel olmuş soDomo :D

collin
25-03-2007, 18:10
walla isimli arkadaşın verdiği link harun yahyanın sitesidir onun için itimat etmeninde bir manası yok.atatürke inanmaya devam :arrow:

seyyah3441
25-03-2007, 18:54
DERSİM,

Sen ve senin gibilere en güzel cevabı üstad Neyzen Tevfik Kolaylı *veriyor...........

be hey dürzü

ne ararsin tanri ile aramda!...
sen kimsin ki orucumu sorarsin?
hakikaten gözün yoksa haramda
basi açiga niye türban sorarsin?
raki, sarap içiyorsam sana ne.
yoksa sana bir zararim, içerim.
ikimiz de gelsek kildan köprüye,
ben dürüstsem sarhosken de geçerim
esir iken mümkün müdür ibadet?
yatip kalkip atatürk'e dua et.
senin gibi dürzülerin yüzünden,
dininden de soguyacak bu millet
isgaldeki hali sakin unutma.
atatürk'e dil uzatma sebepsiz.
sen anandan yine çikardin amma
baban kimdi bilemezdin serefsiz.

TOPRAK06
25-03-2007, 22:33
bu ülke ALLAH ALLAH sesleri ile sömürgecileri denize gömmüş,batıl icaatlarına değer vererek tekrar sömürgecileri denizden çıkarrmıştır.

mep
25-03-2007, 22:59
Abim aczmendi galiba!

TOPRAK06
25-03-2007, 23:09
ben el emeğiyle para kazanan gerçek işçi

--
Sevgili kamil, bu mesajındaki büyük harfleri düzelttim, lütfen daha dikkatli olalım. Sonuçta biz de emek veriyoruz, boşu boşuna da enerji harcamayalım değil mi arkadaşım?

neutrino

mep
25-03-2007, 23:51
Kamil abim,Bizde miras yemiyoz,bizde emeğimizle
para kazanıyoz ama senin gibi'' Gerçek işçi'' sınıfından
olmuyoz sahte işçi oluyoz herhalde'' Özel'ime mesaj atıp
''sahte emekçileri Kapitalizmden kurtarıcam'' demiştin.
sana göre sadece inşaat işçilerimi emekçi,?

ozgur_beyin
26-03-2007, 04:34
bu KAMİL kim? mep , neutrino.

mhmd
26-03-2007, 09:37
Nedir?
Kamil; Yetkin, erişkin, eksiksiz, ağırbaşlı, mükemmel..

Kimdir?
Bilinmiyor.

Türkçe'de kullanımı?
Ne diyo lan bu salak salak!(Benim tabirim olmayıp netten aktarımımdır) Deyimi kullanılan kişidir.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

dilaver
26-03-2007, 09:50
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=5538

ozgur_beyin
26-03-2007, 13:19
Sevgili Kamil and toprak (benim zaten sadık dostum topraktır). Niye böyle sürekli plaka değiştiriyorsun,
sevgili arkadaşım. Veciz! sözler yazmayı bırak ,biraz uzun yazda ,fikrinin derununu anlayalım. Olur mu? kar-
deşim.Allah sana zihin açıklığı versin,narı- cehennemden azad etsin, fena-fillah mertebesine çıkarsın,
resulu -habibe komşu etsin, dünyada ve ahirette bed murad değil, ber murad etsin. Huriler gılmanlar yoldaşın olsun, peygamberler sırdaşın olsun, senden ve bütün ümmeti- Muhammed'den Allah razı olsun. aç koynunu
kuş konsun.

pante
26-03-2007, 13:30
Ağzı var dili yok Kamil'in. Kimse ile polemiğe girmez. Sorulara cevap vermez.
Tutturmuş bir yol gidiyor. Kepçeyi suya sokup da sürmeye benziyor. Olur ya! Belki takılan olabilir. Belki de daha önceki yöntemleri tutmadı, bunu deniyor. Ama eminim ki kendi yaşantısında elektriği de kullanıyordur, elk. aletlerini de. Teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanıyordur. "Hadi bırakalım, kullanmayalım" denilse en son bırakacak olan da o olur belki de.

26-03-2007, 15:21
Arkadaşlar ben bu Kamil arkadaşa başka bir topik te daha rastlamıştım.

Ordada böyle batılın icatlarından dem vuran çok eleştirel bir yazısı vardı. Ben kendisine gerekli açıklamaları yapmıştım orda. Ama bir de ne göreyim. Başka bir tartışma konusunda gene aynı şeyleri yazmış. Bence bu arkadaşta iflah olmayanlardan. Okumadan sadece yazanlardan. *

Pante elektrikten faydalanıyordur demişsin ya zaten bu foruma yazı yazması için bir hayli elektiriğe ve dahası bilgisayara ve dahası klavyeye, internet bağlantısına... vs ihtiyacı olacaktı. Buraya yazdığına göre bunları temin etmiş arkadaş.

Arkadaşıma son bir not daha yazıcam umarım okur.

Sevgili Toprak,

Söylediğin işçi hakları teknolojiyi kullanmayarak elde edilemez. Ancak ulusların ekonomik sistemleri *değiştirilerek elde edilebilir. Bilmem anlatabildim mi?

mep
26-03-2007, 15:32
Yaw uğraşmayın kamil abimle.
işiniz yokmu sizin? Adam kendi halinde yazıyo!
1400 yıl öncesinden kalma bi mumya o!
Elbette tepki verecek,Teknolojiye,gelişime

26-03-2007, 15:44
Dersimm,
"ama *halkımı *1938 *de *bayağı *bi *katletmişler, *şeyh *said *isyanı'nın *da *m. *kemal'in *adamlarının *oynadıkları *ali *cengiz'i *unutmamak *lazım"

Dersimm burda şunu demek istemiş yani. Cumhuriyeti kuranlar, Cumhuriyeti kuvvetlendirmek için böyle irticai ayaklanmaları kendileri organize ediyorlar, sonrada dinci sınıftan bazı hacı hoca takımlarının üstüne atıp bunları *katlediyorlardı. Aynı propagandayı Menemen olayının yıl dönümünde de yaptılar. Bir kısım medya :) menemen olayının güya iç yüzünü aydınlatan bilgileri çarşaf çarşaf yayınladı. Bir kısmı Kubilayın başı kesilmedi dedi. Bir kısmı bu ayaklanmayı kılık değiştirmiş askerler yaptı dedi. Örneğin aşağıda verdiğim linke tıklayarak Zaman gazetesinin haberini okuyabilirsiniz.

http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/dizi.do?dizino=18

Durum şunu gösteriyor.Zamanında şehlerin,hocaların, hacıların çıkardıkları olaylardan kendileride utanıyorlar.Kendileri de insanlık dışı olduğunun farkındalar. İslama mal edilmemesi için kılıflar uyduruyorlar ya da bu örnekte de olduğu gibi başkarının üstüne atıyorlar. *Oh iyi olmuş dinsizlere demelerinden iyidir değil mi :)

bosluk
26-03-2007, 20:20
Oncelikle herturlu gorusun tartişildigi bu forumda kafamda dogan sorular ve bulunan yanitlar icin herkese tesekkurler.Ataturk un dinsel görüsünün tartışıldıgı bu forumda herseyden once tartişilan kişinin bir lider oldugu ve bastan kurdugu seyler unutulmamalidir.Ataturk un dinlerle ilgili sozlerine kişisel olarak baktıgımda gercekten cok zeki ve acık goruslu bir insanın bu sekilde düşündügüne sasirmadigimi belirtmeliyim.cunku insanların gozunde bir din perdesi bulundukca gercekler haykirsada gozumuze,ışık gibi carpsada bunu goremeyiz.Ve kişisel görüşüm zaten bir insanın oncelikle kendini sonra cevresini sonrada dunyayı aydınlatabilmesi icin bu perdenin zaten olmadigidir.inanc insanların korktularinda zayif düştüklerinde savunacakları bir barınak olmuştur.Ataturk u herseyden once bir lider olarak degerlendirmenizi tavsiye ediyorum.Karalama politikası hersekilde yapılabildigi tarih hersekilde carpıtılabildigi icin bu konudaki bircok gercekte carpıtılmıştır.Ataturk u putlaştırmak yada ona gene bir inanc perdesi altinda bakmakda tabikide cok saçma bir davranıştır kişisel eleştiriler elbette olmalıdır ancak bu konu istenildigi yere cekilebilmektedir. herkese saygılar

frodo
26-03-2007, 20:23
Sevgili bosluk Dinlerden Özgürlük sitesine hoş geldiniz. Düşüncelerinizi bizimle paylaşmaya
devam edeceğinize inanıyorum.

bayraktaro
06-08-2007, 19:28
Yorumları Size Bırakıyorum;

"Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti Halkını bütünüyle modern, bütün anlam ve görüntüsüyle uygar bir toplum olarak kurumlaştırmaktır. Devrimizin temel ilkesi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri yerle bir etmek zorunludur. Bu güne dek ulusun düşünme yeteneğini paslaştıran, uyuşturan, bu zihniyette bulunanlar olmuştur. o tür zihniyette yuvalanan kara düşünceler, boş inanlar kökten yok edilecektir. Ölülerden medet ummak, umut dilemek uygar bir toplum için aşağılanmaktır. Bugün bilim ve tekniğin, bütün kapsamıyla uygarlığın olanakları bizi beklerken, filan ya da falan şeyhin öncülüğünde özdeksel ve tinsel (maddi - manevi) mutluluk arayacak denli ilkel insan varlığı, uygar Türkiye toplumu içinde asla kabul edilemez. " (Kaynak: Atatürk Söylev ve Demeçleri / cilt 2 / sf : 217)

" Aziz Millet Vekilleri
*Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız Cumhuriyet Halk Fırkası programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. *Fakat, bu prensipleri Gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. " (Kaynak: Atatürk Söylev ve Demeçleri / cilt 1 / sf : 389)

" Evet Karabekir. Arapoğlu'nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kur'an'ı Türkçe'ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, tabi ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler." (Kaynak : ATATÜRK - Kazım Karabekir - Paşaların Kavgası syf; 159)

" Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağ duyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır." (KAYNAK; *Andrew Mango, Atatürk syf: 447)

" Bu arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdurlar. Bununla beraber, Allah'a kendi milli lisanlarında değil, Allah'ın arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allah'ın ne dediğini bilemeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar, ne yaptığını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kur'anı ezeberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan halis serdarlar, Türk Milletine karışık, cahil hocalar ağızı ile ateş ve azap ile müthiş bir muhamma halinde kalan din, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler.

Bir taraftan Arapları zorla emirleri altına aldılar, bir taraftan Avrupa'da Allah kelimesinin ilahi parolası altında Hıristiyan milletlerini idare altına geçirdiler, fakat onların dinlerine ve milliyetlerine ilişmeyi düşünmediler. Ne onları ümmet yaptılar, ne de onlarla birleşerek bir kuvvetli millet yaptılar.

Mısır'da, belirsiz bir adamı halifedir diye yokettiler, hırkasıdır diye bir palaspareyi, hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandığa koydular, halife oldular. Kah şarka, cenuba, kah garba veya her tarafa birden saldıra saldıra, Türk Milletini Allah için Peygamber için topraklarını, menfaatlerini, benliğini unutturacak Allah'la mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet vermeyen, sefaletler, zaruretler, felaketler hissolunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete öldükten sonra ahirette kavuşacağını ve vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onu şu acı hakikati görmesine mani olamadı." (Kaynak : Medeni Bilgiler - Afet İnan - Nurer Uğrurlu'nun Önsözü)

"Kimi yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer birşeyler takarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir? Efendiler, uygar bir ulusun anası, ulusun kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusça çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir. " (Kaynak : Atatürk Söylev ve Demeçleri, Cilt 2, sf : 217)

ATAM SANA NE HACET, SEN SÖYLENMESİ GEREKENİ ZATEN YÜZ YIL ÖNCE SÖYLEMİŞSİN. AĞZINA SAĞLIK. İŞTE ARAMIZDAKİ FARK DA BU ZATEN. BEN ANLATAMIYORUM, AMA SEN HERŞEYİ NASIL DA DÖKMÜŞSÜN LİDERLİK BUDUR İŞTE

AH ATAM AH, KALK DA BAK TÜRK MİLLETİNE SENİN İZİNDEN Mİ GİTTİ, YOKSA BAŞKASININ MI? MİLLET HALA GAFLET DELAHET VE HATTA HIYANET İÇERİSİNDE NE DİYEYİM ATAM.

HADİ MÜSLÜMAN GEÇİNEN ARKADAŞLARIM SİZLERİ BEKLİYORUM. BAKALIM ATAMA DA YANIT YAZABİLECEKMİSİNİZ?

06-08-2007, 20:33
'"Milletimiz din gibi kuvvetli bir fazilete sahiptir. Bu fazileti hiçbir kuvvet, milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz'"

"Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir. Fakat nasıl ki her hususta yüksek mektep ve ihtisas sahipleri yetiştirmek lazımsa, dinimizin hakikatini tetkik, tetebbu ilmi ve fenni kudretine sahip olacak güzide ve hakiki ulema yetiştirecek yüksek müesseselere sahip olmalıyız"

"Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa halkın menfaatine uygundur; biliniz ki o bizim dinimize de uygundur. Bir şey akıl ve mantığa, milletin menfaatine, İslam'ın menfaatine uygunsa kimseye sormayın. O şey dinidir. Eğer bizim dinimiz aklın mantığın uyduğu bir din olmasaydı mükemmel olmazdı, son din olmazdı"


"Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır. Bu küçük harbte bile askerî dehâsı kadar siyasî görüşüyle de yükselen bir insanı, cezbeli bir derviş gibi tasvire yeltenen cahil serseriler, bizim tarih çalışmamıza katılamazlar. Hz. Muhammed (sav) bu harb sonunda çevresindekilerin direnmelerini yenerek ve kendisinin yaralı olmasına bakmayarak, galip düşmanı takibe kalkışmamış olsaydı, bugün yeryüzünde Müslümanlık diye bir varlık görülemezdi"



"O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. O'nun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonuca kadar O, ölümsüzdür."


"Hz. Muhammed (sav)'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir'de kazandığı zafer, fani insanların karı değildir; O'nun peygamber olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır"

'... Halbuki Elhamdülillah, hepimiz Müslümanız, hepimiz dindarız....'
(16 Mart 1923, Adana Türk Ocağı, esnaf ve sanatkarlarla toplantı)

"Ey Millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe, memur ve Resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kuran-ı Azimüşşan'daki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer İlahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Çünkü bütün İlahi kanunları yapan Cenab-ı Hak'tır."

"Türk Ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldırmadığı demir gibi temiz kalbinle düşmanı sonunda alt eden büyük gayretin için gönül borcumu ve teşekkürümü söylemeyi kendime aziz bir borç bilirim"

Bunlarıda unutmamak lazım :D

Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 2, s. 93
Ali Mithat İnan, Atatürk'ün Not Defterleri, Gündoğan Yayınları, Ankara, 1996, s. 122-127, Ek 10, 11, 12, 13
İsmet Görgülü, Sesli Belgelerden M. Kemal Atatürk; Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, sayı 11,
Atatürk'ten Seçme Sözler, Derleyen: Cihat İmer, Remzi Kitabevi, 1989, s. 136)
Atatürk'ten Seçme Sözler, Derleyen: Cihat İmer, Remzi Kitabevi, 1989, s. 138)
Sadi Borak, Atatürk ve Din, 1962 (A. Gürtaş, s. 34)
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 44
Atatürk'ün Hususiyetleri, s. 71
Atatürk'ün Hususiyetleri, s. 72
Atatürk'ün Hususiyetleri, s. 80
Atatürk'ün Hususiyetleri, s.100
Atatürk'ün İzinde Bir Ömür Böyle Geçti, Sabiha Gökçen, s. 55

bayraktaro
06-08-2007, 20:38
Sevgili Childintime;

ATATÜRK'ün sana bir şey söyleyeyim. ben yazılarımın altında daima bir kaynak var dikkatini çekerim. Lütfen kaynakla belirtirsen daha inandırıcı olur.

InVitatio
06-08-2007, 20:40
birak child... kendi calsin kendi oynasin....
atatürk dinli olmus bana ne dinsiz olmus bana ne ?
iyi bir devlet adami olmusmudur olmamismidir....
bugün kemalizim adina statükocu bir siyaset kültürü yürütülmektemidir yoksa yokmdur böyle birsey ?
yoksa bir müslüman olarak bana ne atatürkün müslüman olup olmadigi ?!
bana hak huzurunda refakatci mi olacak ?
atatürkün kendisinin müslüman olmadigini varsaysak *bile
müslümanlara hizmeti oldugundan hic süphem yok...
allah amellerine göre degilde
niyetine göre versin demek düser bana

06-08-2007, 20:46
birak child... kendi calsin kendi oynasin....
atatürk dinli olmus bana ne dinsiz olmus bana ne ?
iyi bir devlet adami olmusmudur olmamismidir....
bugün kemalizim adina statükocu bir siyaset kültürü yürütülmektemidir yoksa yokmdur böyle birsey ?
yoksa bir müslüman olarak bana ne atatürkün müslüman olup olmadigi ?!
bana hak huzurunda refakatci mi olacak ?
atatürkün kendisinin müslüman olmadigini varsaysak *bile
müslümanlara hizmeti oldugundan hic süphem yok...
allah amellerine göre degilde
niyetine göre versin demek düser bana

iyide abi Atatürk bu ülkede örnek alınan bir insan.Onun dine bakış açısı önemli.Tabi herkesin inancı kendisine ..
bu doğru.

Neyse,Atatürk bu ülkeye verdikleriyle büyük insandır.

InVitatio
06-08-2007, 20:58
ya beni cidden ne atatürkün nede said kurdi'nin dini inanci ilgilendiriyor...
ama atatürk müslümanlar icin ne gibi isler yapmistir ?
bu beni onun siyaseti hakkinda biraz yorum yazmama sebep olabilir .....
ama ne yani simdi atatürk bir tanri inanci olmadigi icin
benimde mi inancim olmamamsi gerek ?
yani kendisinin dini tercihleri beni baglamiyor....
ille de müslüman bir devlet adami ariyorsan , iranda yiginla dolu sec begen al...

06-08-2007, 21:11
"Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleviniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden yıpratan kötülükler hep din kılıfı altında küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı davranışı dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz müslümanız, hepimiz dindarız, artık bizim dinin gereklerini, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bizim dinimizin esaslarını anlatmaya kâfidir... Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, ulusun yararına, İslâmlığın yararına uygunsa, hiç kimseye sormayın, o şey dindir. Eğer bizim dinimiz akla, mantığa uygun bir din olmasaydı, kusursuz olmazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı "

Atatürk ün bu sözü,günümüz din istismarcılarının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmakta yeterli.
İşte,din istismarcılarının bu din diye ortaya koydukları şeyin din olmadığını ve dinin de en büyük düşmanlarının bunlar olduğunu bildiren güzel bir söz.

------

''İnanıp bağlanmakla, mutlu olduğumuz İslâm dinini, yüzyıllardanberi alışageldiği gibi bir siyaset aracı haline düşmekten kurtarp yüceltmenin pek gerekli olduğu gerçeğini görüyor ve biliyoruz. Kutsal ve tanrısal olan inançlarımızı ve vicdan işlerimizi karışık ve değişik olup her türlü çıkarlarla hırsların kıpırdanışlarından bir an önce ve kesinlikle kurtarmak ulusun bu dünyada olduğu gibi öteki dünyada, da mutluluğunun gerektirdiği bir sorumluluktur; ancak böylelikle İslâm dininin yüceliği belirmiş olur."

Ve Atatürk ün aslında dine değil,din istismarcılarına karşı olduğunun delili sözleri.

Kaynak : Doç. Dr. Neda ARMANER

ATATÜRKÇÜLÜK s:321-336
Genel Kurmay Başkanlığı, 1984

thunderpoint
06-08-2007, 21:23
Sevgili InVitatio,

Atatürk'ün senin değindiğin düzeyler ve eklenebilecek pek çokları yönünden de tartışılması daha *olumlu olur bence. Ama konu söylediğin şekilde yadsınarak kesip atılamaz da...

Bizler O'nun doğuştan 'Ateist' olduğunu da iddia etmiyoruz. Şahsen ben Atatürk'ün zamanı ve şartları göz önünde bulundurarak İslam'a yaklaşmış gibi göründüğü bu yönünü "gelenek kaynaklı dogmayı hücrelerine sentezlemiş bir ulusun 'Kurtuluş Ümidi'ni heba etmemek için bir tevazu" şeklinde görüyorum. Kimileri buna "ikiyüzlülük" ya da "takiyye" diyebilir. *

Sevgili ChildInTime(1 ???),

Sanırım Invı'nın Bayraktaro için söylediği "Bırak kendi çalsın; kendisi oynasın!" sözünü Atatürk için söylediğini zannettiğinden "İyi de abi; Atatürk bu ülkede örnek alınan bir insan!" şaşkınlığını yaşamışsın.

Sevgiler...

06-08-2007, 22:16
Burada InVitatio ve ChilInTime Atatürk'ü bir yerlere almaya çalışıyorlar ama hiç anlaşılır gibi değil.

Atatürk'ün dinle, hele islam'la hiç ilgisi yoktur. Belki thunderpoint'in söylediği gibi milli mücadele sırasında ve sonrasında ülkeyi kurtarmak için takiyye yapmıştır, o kadar!

Atatürk ibadetin tamamen türkçe olmasını istiyordu. Nedeni basit. Bu işin ne kadar mantıksız olduğunu halk görsün, anlasın diye. InVitatio bir yerde haklı. Onun müslüman olup olmaması, lehte olabilecek sözleri hiç önemli değil. Önemli olam İslamiyet için hiçbir şey yapmamasıdır. Elbette yapmayacaktı, yapmazdı. Statükoculuğa gelince, InVitatio'nun demode ve tarihselci komünist söylemlerinden sonra statükoculukla ilgiili sözleri boştur.

Atatürk'ün son meclis açış konuşması (1937) onun konu hakkında son anlayışının da ne olduğunu gösterir:
"... Bizim prensiplerimizi gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt ..."

InVitatio
06-08-2007, 22:42
Sevgili Buralp
benim Atatürkü bir yerlerden alip bir yerlere koydugum yok, hatta tam tersi
adam artik mezarinda rahat uyumali/birakilmali *diye düsünüyorum.
Atatürkü degerlendirirken bir devlet adami kimligi ile degerlendiriyorum,
onun dinsel tercihleri beni hic ilgilendirmiyor.
Onun din adina ne yapip yapmadigi ise tartisilir, ama Kurani Kerim tefsir calismalari
ve Diyanet gibi bir Kurumun kurulusu icin ön ayak olmasi , kendisinin de toplum icinde var olan bir din olgusuna *bir devlet adami olarak kayitsiz sartsiz kaldigi anlamina gelmez.....
Tam terisine bir sonuc cikartabilirz mesela...
demek bu milllet Atatürke ragmen Müslümanmis gibi bir sonuc cikarabilinir ki
bu gibi bir sonuc da var olan toplumsal *sorunlarin cözümüne yönelik hic bir faydasi olmayacagi kanisindayim.

Atatürk dedigim gibi ateist olsa'da , müslüman olsa da beni degil
benim iman ettigim Allah ile kendisi arasindaki bir sorun....


Statükoculuk konusuan gelince, bugün Atatürk adina Kemalizim adi altinda bir sürü anti demokratik yaptirimlar uygulanmakta, uygulanmak istenmekte, burada TSK mensuplerinin türk siyaseti icindeki konumundan tutunda, genc kizlarin egitim hakkinin ellerinden alinmasina kadar, "Atatürk"§ gerekce gösterilmesi bence son derece yanlistir...bunu ben genel demokrasi kültürü ile bagdastiramiyorum....

Türkiye'de bu statüko'dan kendin rahatsiz olmaya bilirsin, ama bu var oldugunu yok saymaz...

06-08-2007, 22:46
Burada InVitatio ve ChilInTime Atatürk'ü bir yerlere almaya çalışıyorlar ama hiç anlaşılır gibi değil.

Atatürk'ün dinle, hele islam'la hiç ilgisi yoktur. Belki thunderpoint'in söylediği gibi milli mücadele sırasında ve sonrasında ülkeyi kurtarmak için takiyye yapmıştır, o kadar!

Atatürk ibadetin tamamen türkçe olmasını istiyordu. Nedeni basit. Bu işin ne kadar mantıksız olduğunu halk görsün, anlasın diye. InVitatio bir yerde haklı. Onun müslüman olup olmaması, lehte olabilecek sözleri hiç önemli değil. Önemli olam İslamiyet için hiçbir şey yapmamasıdır. Elbette yapmayacaktı, yapmazdı. Statükoculuğa gelince, InVitatio'nun demode ve tarihselci komünist söylemlerinden sonra statükoculukla ilgiili sözleri boştur.

Atatürk'ün son meclis açış konuşması (1937) onun konu hakkında son anlayışının da ne olduğunu gösterir:
"... Bizim prensiplerimizi gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen içinde yaşadığımız yurt ..."

Atatürk ün dini bizi ilgilendirmiyor ama araştırmalarım sizin dediğinizden farklı çıkıyor.
http://www.merih.net/ata/wata/wnalaiklik.htm

Bu siteyi okuyabilirsiniz.

Birde şu sözünü araştırınız.

"Bizi yanlış yola sevkeden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleviniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden yıpratan kötülükler hep din kılışı altında küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı davranışı dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz müslümanız, hepimiz dindarız, artık bizim dinin gereklerini, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akıl hocalığına ihtiyacımız yoktur. Analarımızın babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bizim dinimizin esaslarını anlatmaya kâfidir... Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Hangi şey ki akla, mantığa, ulusun yararına, İslâmlığın yararına uygunsa, hiç kimseye sormayın, o şey dindir. Eğer bizim dinimiz akla, mantığa uygun bir din olmasaydı, kusursuz olmazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı "

<strong>SİLİNEN</strong>
07-08-2007, 01:18
Statükoculuk konusuan gelince, bugün Atatürk adina Kemalizim adi altinda bir sürü anti demokratik yaptirimlar uygulanmakta, uygulanmak istenmekte, burada TSK mensuplerinin türk siyaseti icindeki konumundan tutunda, genc kizlarin egitim hakkinin ellerinden alinmasina kadar, "Atatürk"§ gerekce gösterilmesi bence son derece yanlistir...bunu ben genel demokrasi kültürü ile bagdastiramiyorum (invitatio)

Genç kızların eğitim hakkını elinden alan kim? Yahu bir laf ediyorsunuz sankim dağlar yıkılacak.
Kız çocuklarının eğitim hakkı elinden alınıyor... Bu ne zorbalık değil mi?
Hep böyle yaptınız zaten. Gerçekleri halka "halk dalkavukluğu" yaparak anlattınız.
Aynı C.Başkanlığı seçimleri gibi. Halk C.Başkanı'nı seçmeli diye yeri göğü inletenlerden şimdi tık yok. Ne oldu? Yoksa havuç muydu halkın önüne atılan? Efendim 11. değil 12. C.Başkanı yani 2014 yılında seçilecek olan halka gidecek. İyi de 7 yıl sonrası için neden şimdiden kıyameti koparttınız?
Seçimlerden önce halk dalkavukluğu yapmak için mi?

Her zaman söylerim; "halkçılık" ile "halk dalkavukluğu" başka şeylerdir.

CHP halkçı bir partidir AKP ise halk dalkavuğu. İşte hadise bundan ibaret.

Gelelim genç kızların eğitim hakkına.
Efendim buradaki söylem de aynı tür bir "halk dalkavukluğu" söylemidir. Siyasi rakiplerini veya siyasi hedeflerine ulaşmayı engelleyen kurum, kişi *ve değerleri halkın gözünden düşürmek için onları "halk düşmanı" imiş gibi göstermek. Bu halk kimi zaman köylüler olur, kimi zaman genç kızlar kimi zaman analarımız bacılarımız söylemi, kimi zaman "müslüman Türk milleti" ve böyle gider.

Halbuki doğru cümle şöyle olmalıydı: Genç kızların "türbanlı olarak" okumasına izin verilmiyor.

Yani "türbanını" çıkartan her genç kız okuyabilir.

Peki neden bir üniversiteye gidememek pahasına da olsa o kızlar türbanlarını çıkartmak istemezler?

Efendim günah mış...

Bir de cehennemde yanma korkusu.

Siz gerçekten inanıyor musunuz bunlara?

Bir düşünün ki bu dinin mesubu olan erkekler her allahın günü her türlü günahın içinde yaşarlarken ve kurdukları cemaatler, tarikatlar, vakıflar vb.. yolu ile fakir halktan para toplayıp, bağış toplayıp bunları kendi şirketlerine aktarırken ve Amerikalarda krallar gibi villalarda yaşarlarken, mehdilik taslayarak milyonlarca cahil insanı peşlerinden sürüklerlerken ve daha bin türlü günahın içindelerken bütün bu yaptıkları "günah" olmaz ama *bu tarikatler tarafından yetiştirilen genç kızlar saçlarının bir telini bile gösterirlerse günaha girerler.

Kim yıkıyor bu genç kızların beyinlerini böyle?


Bunu soranınız var mı? Üniversitede okuyacak bir genç kız "saçının bir teli gözükünce cehennemde yanacağınız" düşünürse ve bu kafasıyla üniversite bitirirse bu nasıl bir toplumsal felaket olur hiç düşündünüz mü?

Yıllar önce türbanlı bir diş doktoru tarafından muayne edilmeyen birisi olduğum için ben bunu çok iyi bilirim.
Tabii onların testis muaynesi yapmayacakları da kesindir.
Zaten aileleri veya eşleri onları "çocuk doktoru" veya "jinekolog" vb. kadın hastalıklarına baksın diye tıp eğitimine gönderirler. Siz sorun bakalım o türbanlı doktorların eşlerine, ailelerine "testis" muaynesi yapmalarını isterler mi kızların? Yahu daha erkeklerin diş muaynesini bile yapmayan testis muaynesini mi yapacak?

Sağlıkta "cinsiyet ayırımcılığı" ne demek, sizin hiç bu konuda bir fikrnizi var mı?

Hasta açısından söylemiyorum bunu. Hasta erkek doktor istemez de kadın doktor ister, anlarım.

Ama doktorun karşı cinsi muayne etmemesi ne demek, bunu bileniniz var mı?

Peki nerede kaldı "çağdaş üniversite", "çağdaş birey", "çağdaş yaşam" o zaman? *Nerede kaldı aydınlanma?

Nerede kaldı Atatürk'ün "fikri hür, vicdanı hür" gençliği?

Aklını da fikrini de mehdi zannettiği tarikat imamına teslim eden bir genç kız üniversite okusa ne olacak?

Türbanlı kızların üniversiteye girmesi Atatürk'ün aydınlanma devrimine bir ihanettir.
Bu organize bir kalkışmadır. Organize bir Cumhuriyet düşmanlığıdır. İşin en rezil tarafı, bunu yapanların genç kızları ön saflara sürüp onlar üzerinden "mazlum edebiyatı" ile Cumhuriyeti halkın gözünden düşürme çabalarıdır. Cumhuriyeti zalim bir rejim gibi gösterme niyetleridir. Bu bir nevi psikolojik harekattır Cumhuriyete karşı.

Ayrıca "türbanlı" kızların üniversiteye alınmaması evrensel anlamda laiklik ilkeleri ile birebir örtüşen bir durumdur.

İşte AHİM'in Leyla Şahin davasında verdiği karar:

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004/06/29/482164.asp

Görüldüğü gibi, "dinsel kılık kıyafet ve hertürlü dinsel simgeler" ile üniversiteye girilmesi AB hukuk açısından da "laikliğe" aykırıdır.

Demek ki, Atatürkçülük değilmiş sizlerin şikayet ettiğiniz, evrensel anlamıyla laiklik miş.

O zaman sizlere soralım: Neden laiklikten şikayetçisiniz?

Hayallerinizdeki "İslam devleti" ile uyuşmadığı için mi?

Hadi çıkarın baklayı ağzınızdan, dökün eteklerinizdeki taşları.

Yoksa "Anayasal düzeni yıkıncaya kadar atılacak her adım erken sayılır" diyen F.G.nin tavsiyelerine uymak zorunda olduğunuz için midir bu ser verip sır vermeyişliğiniz?

Ben Türkiye'nin ikinci bir Atatürkçü devrime ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Birincisi yarım kaldı ve istenen amaca tam ulaşamadı. Bütün sıkıntılarımız bundandır.

InVitatio
07-08-2007, 01:51
Almanyada ve Dünyanin tüm demokratik ülkelerinde *bu kizlar egitim haklarindan faydalanabiliyorlar
demek onlar bilmiyorlar bu isi ...
bir gidi verde ögret onlara insan haklarini
insanlarin egitim hakkini
kolay gelsin...

<strong>SİLİNEN</strong>
07-08-2007, 02:33
"Burka” Afganistan’daki radikal İslâmcı Taliban’ın kadınlara giyinmek zorunda bıraktığı peçeli çarşaf giyerek okula giden on sekiz yaşlarındaki iki Türk kızı iki hafta süreyle okuldan uzaklaştırılıyor.

Almanya’nın Bonn kentindeki okulun müdürü, birisi Alman vatandaşı olan iki Türk öğrenciyi, giyimleriyle okulun huzurunu bozdukları gerekçesiyle iki hafta süreyle okuldan uzaklaştırdığı bildirildi. Bonn Şehir İdaresi tarafından yapılan açıklamada, okul müdürünün kararı kendilerine danışarak aldığı ve buna hakkı olduğu kaydedildi.
Öğrencilerin daha önce başlarının açık olduğu ve sürpriz bir şekilde çarşafa bürünerek okula geldiği açıklanırken, öğrencilerin, çarşaflarını çıkarmaları halinde okula tekrar kabul edileceği belirtildi"

http://www.mevsimsiz.com/dunyahali/detay.asp?id=72


Peki öğretmenler ve diğer kamu görevlileri türban giyebilir mi Almaya'da ona da bakalım:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=130649

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=36332

http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=91635


Almanya'da üniversite öğrencilerine de türban yasağı aynı Fransa ve Belçika'da olduğu gibi eli kulağındadır. Şimdilik her okul kendi kendine karar alıyor duruma bakarak. Oralarda okuyan buradan gitmiş olan Türkler Alman vatandaşı olmadığı için sorun çıkmıyor. Sonuçta Almanya'da kalmayacak ve oralarda kamu görevi yapmayacaklar. O yüzden şimdilik yabancı üniversite öğrencileri ile ilgili bir sıkıntı yok gibi gözükse de "eli kulağında"dır benden söylemesi.

Kaldı ki, işinize geldiği yerden işinize geldiği gibi örnek vermeyin. Aslolan türban yasağının "laiklik"ilkesi ile birebir örtüştüğüdür. Okullarda dinsel simgeler kullanmak öğrencilerin birbirlerine dinsel ve mezhepsel önyargılar ile bakmasına ve dinsel düşmanlıkları tahrik etmesine neden olur. Bu çok çeşitli etkiler ile kendisini gösterir. Sadece boynuna takacağın bir haç kolyesi ile bile olsa dinsel simge kullanılamaz. Kılık kıyafetin ile dışarıya dinsel bir mesaj veremezsin. Buna kimsenin hakkı yoktur. Bu ülke Madımak katliamını yaşadı, Malatya kaliamını yaşadı ve 80 öncesi Maraş, Çorum, Sivas katliamlarını yaşadı. Bu ülkede hâla Alevilere "düşman" gözü ile bakanlardan geçilmiyor ortalık. Hala Alevilere kız vermez bu sunniler. Türkiye bağnaz insanların cirit attığı bir ülke haline geldi, o yüzden bu yasak gerekli.

Üstelik bunu siyasi bir istismara dönüştürdünüz de ne oldu? *Gidin türban yasağını RTE'den sorun.
Nasıl olsa devlet kurumları ile kavga etmesini çok iyi biliyor. Bu konuda da kavga versin söyleyin.
Ama işine gelmez onların. Türban sorunu çözülse bir daha hangi "umut tüccarlığı" ile oy alabilecek ki?

AKP'nin umrunda bile değil türban.

Sonuçta bu sorunun muhattabı AKP'dir. Bunu böyle bilin.

InVitatio
07-08-2007, 02:40
Tüm egitimi almanyada gecirmis *birine karsi epeyce sallamissiz...
tebrik ederim sizi....
birde devlet tarafindan "hizmet" görme hakki ile
devlet adina "hizmet" veren insanlar hakkinda basit bir yorum yazmissiniz...
burada iki ayri konuyu bir birine karistirmissiniz.....

burada türbanli genc ögrenciler tüm diger vatandaslar gibi devlet tarafindan bu hizmeti almalari demokrasi geregidir, devlet adina hizmet verenlerin dinsel tercihi / kilik kiyafet konusu ise
mahkeme mahkeme dolasmaktadir.
ve almanyadaki demokrat kesim türbanli bir ögretmeni bir "antidemokratik" kirter dige degerlendirmiyor.

Universite egitimi devletin zorunlugu egitim alanina girmedigi icin, üniversitelrdeki türbanli ögrencilerin durumu devletin bir yasasi ile ilgili degil, o üniversitelerin kendi demokratik yapisi ile ilgili bir durumdur.
ben almanyda bir üniversitenin bir türbanli ögrenciyi kabul etmedigini bu güne kadar duyamdim
siz muhakak duymusunuzdur eminim....
Egitim sistemi eyaletler isi oldugu icin her eyalet de kendince bir tavir takinmakta özgürdür...
Giyim kusam bir suc teskil edermi ?
Türbanli bir genc kiz suc islese ne ile yargilancak ?
isledigi suc ile mi yoksa giyim kusami ile ilgili mi ?
bu ve benzeri sorunlari cözmek bir demokratik kültür ister ki bu , buradan bakinca sizde bunun oldugu söylenemez

<strong>SİLİNEN</strong>
07-08-2007, 03:06
Ben ortaya kanıtlar koyarak yazıyorum öyle işkembeden sallamıyorum. Verdiğim linklerde apaçık görülen "türban"a Almanya'da da hoşgörü ile bakılmadığıdır.

Kaldı ki, Almanya'da "türban" konusu kendileri ile ilgili toplumsal, siyasal, kültürel, dini bir sorun değil ağırlıklı olarak "yabancılar" ile ilgili bir konu olmasına rağmen bu böyle.

Bir de bu son günlerde moda olan "hizmet alan-veren" yaklaşımına sığınmanız da oldukça komik kaçıyor.

Siz bu ülkede türban yasağına karşı çıkan siyasi partilerin, tarikat çevrelerinin, Saman gazetesi vb. dinci gazete yazarlarının ve Amerikan demokratlarının hizmet verenlerin türban takmaması gerektiğini savunduklarını mı sanıyorsunuz?

Tıp öğrencisine serbest olsun ama o öğrenci tıbbiyeyi bitirince doktor olarak türban takamasın, öyle mi?
Veya öğretmenlik fakültelerinde okuyan öğrenciler türban takabilsin ama öğretmen olduklarında türbanlarını çıkartsınlar, öyle mi?

Birincisi o kızlar bunu yapmazlar.

İkincisi türban yasağına karşı çıkanlar hiçbir zaman bu yasağı "hizmet verenler" bağlamında savunmazlar.
Bu sadece ara aşama olarak öne çıkartılıyor.
Sonra da "Onca yıl okuttuğumuz doktor, öğretmen yaptığımız çocuklarımızın türbanlı görev yapması engelleniyor" diye basacaklar yaygarayı.

Geçiniz efendim geçiniz.

Artık bu dinci camianın karakteri konusunda uzman olduk. Fır fır döner durur onlar.

O AKP'nin gönüllü hizmetine soyunan türbanlı kızlara üzülüyorum. Nasıl aldatıldıklarını bilmiyorlar.

İşte bir kanıt da bunun için:

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=152921

Demek ki neymiş? Gidip bunun hesabını AKP'den soracaklarmış. Onca yıl hizmet ettiler bu partiye şimdi de biraz hesap sorsunlar.

InVitatio
07-08-2007, 03:11
Dedim ya biz burada bilmiyoruz
siz bu almanlardan daha iyi cözmüsünüz bu demokrasi ve türban meselesini
bravo size....

<strong>SİLİNEN</strong>
07-08-2007, 03:17
Bilin bakayım "Bu AHİM'in işi değil ulemanın işi" diyen Başbakan kim?

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=170201


İşte bizlere emanet ettiğin Cumhuriyetin geldiği nokta budur Atam. Kusura bakma emanetine sahip çıkamadık.

<strong>SİLİNEN</strong>
07-08-2007, 03:31
Bir hacının not defterinden:

Hacdan dönerken not defterime 3 şeyi kaydettim:
1. Büyük Atatürk... Senin büyüklüğünü bir kez daha gördüm.
2. Demokrasiden iyi bir rejim yok.
3. Laiklik o kadar önemli bir şey ki.

Yavuz Donat

http://arsiv.sabah.com.tr/2006/01/22/donat.html

bayraktaro
07-08-2007, 11:25
Sevgili Arkadaşlar;

Açtığım forumda benim ne demek istediğimi gayet iyi anlamışsınız. Niyet ile eylem bazı zamanlarda maalesef ihtiyaç gereği değişmek zorunda kalıyordu.

ATATÜRK, o dönemi düşünmedi. Kendinden sonra gelecek Türk Ulusunu düşündü. Biliyordu, o dönemdeki Türk miiletinin ne kadar yobaz olduğunu, fakat direk fikirlerini belli etse Ne Kurtuluş Savaşı olacaktı, ne de onun peşinden gideceklerdi. Türk Yobazlarını yavaş yavaş değiştirme umuduyla mecburen Özellikle Din konusunda yalanlar da söyledi. Ama gerçek fikirleri o değildi.

Hala bu kısmı anlamamışsınız, adamın asıl niyeti TÜRK MİLLETİN'DEN tamamıyla TABU'ları yok etmekti. BUNA DİNDE DAHİL... fakat bunu hemen yapsaydı DENİZ GEZMİŞ gibi olurdu.

Bizim için yaptı anlasanıza..................HİÇ 4000'in üzerinde kitap okuyan bir insan (ANIT KABİR'e giderseniz görürsünüz) DİN safsatalarına inanır mı?..

07-08-2007, 12:26
atatürk popülist bir politika izlemiştir. esasında dindar biri olduğunu söylemek zordur.

07-08-2007, 12:34
Atatürk'e dindar diyen oldumu ki? :lol:

pante
07-08-2007, 13:36
Atatürk'e dindar diyen oldumu ki?

Hayır ama popülist diyebilmek için sanki dindar olduğu söylenilmiş farzedildi.

Hiç popülist olan biri tüm dincileri karşısına alacak şekilde, hem de en yakın silah arkadaşları Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir'i, devrimlere kalkışır, hilafeti kaldırır, harf devrimi yapar, "devletin dini islamdır" maddesini anayasadan kaldırtır, laikliği getirtir, kılık kıyafeti zorla değiştirtir, tekkeleri kapatır, ana dilde ibadetin yolunu açar, tüm karşı çıkmalara rağmen Kur'an'ı Türkçeleştirir miydi?

Peki ama kendi dini inançlarını neden açıkça ortaya koymadı?
Bu popülistlik değildir. O bir devlet adamıdır. İnançları devlet yönetiminden izole ederken, kendi inançlarını ortaya koymakla bu ilkeye ters düşerdi. Örneğin cumhurbaşkanı Sezer'in inançlarını bilemezsiniz. Ancak bir tahminde bulunabilirsiniz. Sadece özeline girerseniz öğrenebilirsiniz. Doğrusu da budur. Atatürk'ün de inançları özeline girilerek ve kısıtlı olarak elde edilebilmiştir.

<strong>SİLİNEN</strong>
07-08-2007, 16:38
Atatürk popülist mi?
Bizim şu andaki yaşadığımız bütün çağdaş kazanımlar Atatürk'ün popülist olmaması sonucudur.
En basiti, ezanı Türkçe'ye çevittiren o değil miydi?
Hadi ezanı Türkçeye çevirtsin bir babayiğit şu dönemde de görelim.
Var mı halka rağmen bunu yapacak olan?
Kaldı ki diğer devrimlerini hiç saymaya bile gerek yok.
Atatürk popülizmi ayağının altında ezmiştir.

Nebenbuhler
07-08-2007, 23:31
Arkadaslar kapanma örtünme olayi Muhammedle alakalidir kiskancligiyla alakalidir,hür kadinlarin kapanmalarini emretmistir ötekilerden (köle ve hizmetci)ayirt edilmeleri icin.Bu Muhammedin karilari cogaldikca aldigi bir tür önlemdir.Evde ayaklarini bile yere hizli vurmamalari konusunda ayet indirtebiliyor.Muhammedin karilari(karisi)neden evde Misafir varken ayaklarindaki ziynet esyalarini yere sertce basarak belli etmislerdir acaba? Muhammedin dedigine göre Misafirin kalbinden bir kötülük gecmistir.En hayret edilecek tarafi ise tüm kainati onun yüzüsuyu hürmeti icin yarattigini söyleyen Allah Muhammedin üzülmesine göz yummustur.

26-02-2008, 11:26
ATATURK UN HAREM I SERIFLE ILGILI ACIKLAMASI

MUKADDES TOPRAKLARIN DAIMA ISLAM
HAKIMIYETINDE KALMASI ICIN HEMEN BUGUN KANIMIZI DOKMEYE
HAZIRIZ !

Araplarin
arasinda mevcut olan
karisikligi ve hosnutsuzlugu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakia birkac sene
Araplardan uzak kaldik.

Fakat
kendimize kafi derecede
guvenip ve kudretimizi bildigimiz icin Islamiyet in mukaddes yerlerini
Musevilerin ve Hiristiyanlarin nufuzunun altina girmesine mani
olacagiz.

Binaenaleyh
sunu soylemek istiyoruz
ki, buralarin Avrupa emperyalizminin oyun sahasi olmasina musaade
etmeyecegiz.
Biz simdiye kadar dinsiz ve Islamiyet e lakayt olmakla ittiham edildik.

Fakat bu
ittihamlara ragmen
Peygamber in son arzusunu yani Mukaddes Topraklarin daima Islam hakimiyetinde
kalmasini temin icin hemen bugun kanimizi dokmeye
haziriz.

Cetlerimizin, Selahaddin in idaresi
altinda, ugrunda Hristiyanlarla mucadele ettikleri topraklarda yabanci
hakimiyet
ve nufuzunun tahtinda bulunmasina musaade etmeyecegimizi beyan edecek kadar
bugun Allah in inayetiyle kuvvetliyiz.

Avrupa bu
mukaddes yerlere temelluk
etmek icin yapacagi ilk adimda butun Islam aleminin ayaklanip, icraata
gececegine suphemiz yoktur.

Mustafa Kemal Ataturk

BU
COGRAFYA ISLAM COGRAFYASI
MUSTAFA KEMAL DEN SORULUR !

------------ --------- --------- --------- ---------
Mustafa Kemal Ataturk un 27
Temmuz 1937 yilinda TBMM de yaptigi konusma. T.C. Dahiliye Vekaleti
Matbuat Umum
Mudurlugu Basbakanlik Cumhuriyet Arsivi, 27.7.1937 tr. Ve
438-A

Alıntıdır.

aydoe
26-02-2008, 13:13
Şeriatçıların, kızıl elmacıların, Enver paşacıların Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına çekmek isteyen ve sözümona “Arap kardeşliği-müslüman birliği” adlarıyla *aynı geçmişte olduğu gibi Anadolu’nun fakir *Türklerini canlarını feda ederek kendilerinin hizmetine sokmaya çalışan Arap şeyhlerinin ve onların yerli hizmetkarlarının ve de Türkiye’yi emperyalist bir ülke yapma arzusu içine girip Musul-Kerkük petrollerinin üstüne konarak ceplerini dolduracaklarını zanneden çıkar guruplarının ve onların teorisyenleri olan sözümona strateji uzmanlarının son dönemlerde ortaya sürdükleri şu meşhur belgeyi dikkatle okuyun lütfen:



“Bazı çevrelerin Atatürk’le ilgili iddialarına son verecek olan bu belge, İçişleri Bakanlığı Matbuat Umum Müdürlüğü antetini ve 20 Ağustos 1937 tarihini taşıyor. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Cumhurbaşkanlığı’na hitaben yazdığı ön sunuş yazısında ’Bombay Chronicle gazetesinin 27.8.1937 tarihli nushasında ’Filistin’e el sürülemez, Kemal Paşa Avrupa’ya ihtar ediyor’ başlığı altında bir yazı intişar etmiştir. Bu yazının Türkçe örneği ilişik olarak sunulmuştur. Bu vesile ile saygılarımı tekrarlarım’ diyor. Belgeden anlaşıldığına göre Mustafa Kemal Atatürk’ün, Meclis’te yaptığı bu konuşmayı, önce, Ankara’da Türkçe yayınlanan Hakimiyeti Milliye Gazetesi yayınlamış. Hindistan’da yayınlanan Bombay Chronicle Gazetesi de bu açıklamayı Hakimiyeti Milliye Gazetesi’nden almış. Aslı Ankara’da Milli Arşiv’de 030 10 266 793 25 numaları dosyada saklı tutulan belgeye göre, Mustafa Kemal Atatürk’ün Kutsal Topraklar’la ilgili olarak Meclis’te yaptığı bu konuşmanın tam metni şöyledir:



’Araplar’ın Avrupa siyasetine nüfuz edemeyip sözde istiklal kelimesine inandıkları ve bu uğurda Arap memleketlerini Avrupa emperyalizmine esir kıldıkları çok şayanı teessüftür. Araplar’ın arasında mevcud olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplar’dan uzak kaldık. Fakat şimdi kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyetin mukaddes yerlerinin Museviler’in ve Hristiyanlar’ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki; buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmiyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, mukaddes toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cedlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında,uğrunda Hristiyanlar’la mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında (altında) bulunmasına müsaade etmiyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, Allah’ın inayeti ile kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.



http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=175236

Oldukça ilginç. Bu belge bir dönem Saadet partisi milletvekilleri tarafından meclisin gündemine bile getirilmiş bir belgedir.



Şimdi şanslı olduğumuz bir şey var ki, o da bu sitede bu iki belgenin fotokopisinin sunulmuş olması. Her ne kadar gözlerden kaçırmak için fotokopiler oldukça mini boyutlarda verilmiş olsa da biraz gözlerimizi zorlayarak metinleri okuma imkanına sahip olacağız. Öncelikle lütfen bu iki belgeyi bilgisayarınıza kaydedin ve büyüterek bakmayı deneyin.



Bakıyoruz ilk metne ve orada gördüğümüz yazının tarihi 20.08.1937 olarak geçiyor.


İkinci metne bakıyoruz orada da Bombay Chronical 27.07.1937 tarihi geçiyor.



Bu iki durumu tespit ettikten sonra anlıyoruz ki, Hindistan’ın Bombay Chronical gazetesinde 27 Temmuz 1937 tarihinde çıkan bir haber Baş Vekalet Yüksek makamına Dahiliye Vekaleti Matbuat Umum Müdürlüğü tarafından 20.08.1937 tarihinde Türkçe’ye çevrilerek verilmiş. İmza da dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın imzası var ama kaşe mevcut değil. (Tabii amacımız bu belgenin sahte bir belge olduğunu ispatlamak değil çünkü bu biraz teknik bir konu olup beni aşmaktadır. Ben sadece resmi imzaların hepsinin kaşe üzerine atıldığını bilirim, bu biraz garip geldi ama neyse).


Daha da ilginç olan belgenin İçişleri Bakanlığı tarafından değil de *İçişleri Bakanlığı Matbuat Umum Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş olması. Yani belge İçişleri bakanlığına bağlı bir müdürlük tarafından düzenleniyor. Bunu da es geçiyorum. Belki de fazla şüpheciyim ondandır.



Neyse, kaldığımız yerden devam edelim.


İkinci (uzun olan) metne bakalım : Giriş paragrafında diyor ki : “Türkçe ’hâkimiyeti milliye’ gazetesi, Kemal Atatürk’ün Millet Meclisi’nde irâd etmiş olduğu nutuktan bahsediyor. Aşağıdaki satırlar, bu nutkun Filistin’e taâlluk eden kısmından alınmıştır…’’



Anlaşılan o ki, Bombay Chronical gazetesi sallama bir haber yapmıştır. Çünkü *Hakimiyet-i Milliye gazetesinin TBMM’de Atatürk’ün irad ettiği bir nutukdan bahsetmesi mümkün değildir çünkü böyle bir nutuk Atatürk tarafından TBMM de irad edilmemiştir. *Eğer Atatürk böyle bir nutuk irad etmiş olsaydı bu TBMM tutanaklarında yer alırdı ve burada bir Hindistan gazetesinin asparagas haberi değil Meclis görüşme tutanakları delil olarak kullanılırdı.



Daha da ötesi Atatürk’ün bu Meclis konuşmaları mutlaka ama mutlaka Cumhuriyet gazetesinde yer alırdı. Tabii Cumhuriyet gazetesi hala yayında olan bir gazete olduğu için böyle bir asparagası ona yamamak kolay olmayacaktı çünkü Cumhuriyet gazetesi kendi arşivinden bu haberin doğruluğunu teyid edebilirdi. Böyle olduğu için, şu anda yayında olmayan Hakimiyet-i Milliye gazetesi tercih edildi.



Peki madem Bombay Chronical gazetesi bu metni Hakimiyet-i milliyeden alarak yayınlamıştı o zaman Hakimiyet-i Milliye gazetesinin ilgili nüshası neredeydi ?



Şimdi şu linkte belge adıyla bir müsvedde kağıt parçası gösterilmiş. Lütfen bir bakın:

http://www.sinanoglu.net/fikir_meydani/printthread.php?t=7910



Ne yazıyor ? Atatürk’ün resminin altında; *”Atatürk’ün 27 Temmuz 1937 yılında TBMM de yaptığı konuşma” yazıyor.



Evet, sözümona 27 Temmuz 1937”de Atatürk mecliste bir konuşma yapmış ve yukarıda üçüncü paragrafta alıntıladığımız ifadeleri kullanmış.



Metne dikkat edin. Hani Hakimiyet-i Milliye gazetesinin anteti, hani sayısı, hani tarihi ?

Yani geçtik TBMM görüşme tutanaklarını, bu konuşmanın metninin yer aldığının söylenen Hakimiyet-i Milliye gazetesi bile ortada yoktur.



Şimdi o resimin altındaki kaynak kısmına dikkat edin:

Türkiye Cumhuriyeti Dahiliye Umum Vekaleti Matbuat Umum Müdürlüğü
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 27.7.1937 ve 438-a sayı



Yani bizim bu başlangıçta ele aldığımız iki adet evrak kaynak olarak gösterilmiş.
Halbuki orada gördük ki, 27.7.1937 tarihi Bombay Chronical gazetesinde bu asparagas haberin yayınlandığı tarihtir.



Yani ortaya resmi belge olarak sürülen belgeler bile 27.7.1937 tarihini Atatürk’ün Meclis konuşmalarının değil, bir Hint gazetesinindeki bu asparagas haberin yayınlandığı tarih olarak vermektedir.



Daha doğrusu bu arkadaşlar kendi elleri ile kazdıkları kuyuya düşmüşlerdir.



İlginç olan bu insanların Atatürk’ün TBMM’de yaptığı konuşmasını meclis tutanaklarından ve o günün gazete arşivlerinden değil de gidip taa Hindistan’daki Bombay Chronical gazetesinden öğrenmeye çalışmalarıdır. Durum tek kelime ile traji komik bir durumdur.



Üstelik dikkat edin bu linkte verilen bilgide *’Bombay Chronicle gazetesinin 27.8.1937 tarihli nushasında deniliyor ki bu tam bir komedi. Çünkü bu metin 20.08.1937′de tercüme edilmiş nasıl olur 8 gün sonra *Bombay gazetsinden çıkmış olabilir. Tabii 27.07.1937′i meclis konuşması tarihi olarak gösterince bu tarihi de 1 ay ileri almışlar ama bu seferde belgenin tarihi ile çelişkiye düşmüşler. Tabi bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için de 27.07 tarihindeki meclis konuşmasından bahsetmemişler.



Anlaşılan o ki, şeriatçılar her zaman ki gibi yine sahte *ya da gerçeği yansıtmayan bir belge ile karşımıza çıkmışlardır. Ben alıştım bunların sahteklarlıklarına da sizler de farkedin diye anlatıyorum bunları. Ne de olsa Dr. Rıza Nur’un talebeleri ve bu işi sanat haline getirmişler.



Peki hakiki kaynak nasıl gösterilir diyorsanız işte size 1 Kasım 1937 tarihli yani Atatürk’ün vefat etmeden 1 yıl önceki Meclis Açılış konuşmasından bir metin vereyim de görün:

“Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz. - M. Kemal Atatürk *Kaynak: Millet Meclisi Tutanak Dergisi D. V, C. 20, Sa. 3)



Yukarıdaki konuşma Atatürk’ün 1937 yılındaki meclisi açış konuşmasından bir alıntı. Dört ay önce Meclis’de Allah, din peygamber, cihad, mukaddes topraklar vb. ifadelerle konuşacak Atatürk dört ay sonra kendi kendisi ile çelişikiye düşecek böyle bir konuşma yapabilir miydi ? Bunuda mı görmediniz ?



Bu da Atatürk’ün 1937 kronolojisi. Bakın bakalım böyle bir Meclis açılış konuşması var mı?————-

1 Ocak 1937 Şark Demiryolları (Sirkeci - Edirne) satın alındı.
27 Ocak 1937 Cenevre’de Milletler Cemiyeti toplantısında, Hatay’ın bağımsızlığı kabul edildi. * * *
4 Şubat 1937 İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi açıldı.
5 Şubat 1937 Altı ok, Anayasa’ya girdi. (T.B.M.M’ de görüşülerek, kabul edilen “Teşkilat-ı Esasiye Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun” la altı ilke de Anayasa’ya alındı. Malatya milletvekili İsmet İNÖNÜ ve altı arkadaşının önerdiği değişiklik, ikinci maddeyi şu biçime soktu : “Türkiye Devleti Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılapçıdır.”)
8 Şubat 1937 T.B.M.M’ de “Orman Kanunu” kabul edildi.
13 Şubat 1937 ATATÜRK’ÜN Selanik’te doğduğu ev Selanik Belediyesi’nce satın alınarak Atatürk’ün buyruğuna verildi.
28 Şubat 1937 Meteoroloji Genel Müdürlüğü kuruldu.
3 Nisan 1937 Karabük Demir ve Çelik Fabrikasının temel atma töreni yapıldı.
7 Nisan 1937 Türkiye - Mısır dostluk, ikamet ve tabiiyet antlaşması yapıldı.
15 Nisan 1937 Selaların kaldırıldığı, diyanet işleri reisliğinin, yazısı ile valiliklere bildirildi.
23 Nisan 1937 İstanbul Yedek Subay Okulu’nda (Harbiye) ATATÜRK Anıtı açıldı.
4 Haziran 1937 T.B.M.M’ de “Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Kanunu” kabul edildi.
4 Haziran 1937 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu T.B.M.M. kabul edildi.
9 Haziran 1937 T.B.M.M’ de “Ankara’da Bir Tıp Fakültesi Tesisi Hakkındaki Kanun” kabul edildi.
11 Haziran 1937 ATATÜRK, Trabzon’dan, Hükümete “Bütün çiftliklerini ve mallarını millete bağışladığını” bildirmesi.
12 Haziran 1937 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi.
14 Haziran 1937 Hatay’ın Bağımsızlık Antlaşması Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandı.
15 Haziran 1937 İş Kanunu yürürlüğe girdi.
17 Haziran 1937 “Kadıköy Su Şirketi”nin satın alınmasına dair sözleşme imzalandı.
1 Temmuz 1937–Fevzi Paşa - Meydanıekbez, Toprakkale - İskenderun Demiryolu satın alındı.
8 Temmuz 1937– Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran’da Sâ’dâbat Paktı imzalandı. * *
20 Eylül 1937 –İkinci Türk Tarih Kurultayı Dolmabahçe Sarayı’nda toplandı.
20 Eylül 1937 ATATÜRK, Türkiye’nin ilk resim galerisini Dolmabahçe’ de açtı.
9 Ekim 1937 Nazilli Basma Fabrikası ATATÜRK tarafından açıldı.
25 Ekim 1937 İNÖNÜ Başbakanlıktan çekildi. Celal BAYAR Başbakanlık görevini devraldı.
28-30 Ekim 1937 ATATÜRK Ankara’da son defa Cumhuriyet Bayramı törenlerine katıldı.
27 Aralık 1937 T.B.M.M’ de “Deniz bank Kanunu” kabul edildi.