Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuran Mucizeleri İddialarındaki Temel Sorunlar
Aşağıdaki makale Turan Dursun Sitesi'ne ait MucizeYalanlari.com (http://www.mucizeyalanlari.com/) Sitemizden alıntıdır
ve Mucize Yalanları Sitesi Çalışma Grubumuzun ortak ürünüdür.
Sitemizdeki metin, bu başlıktaki öneri, açılım ve eleştirilere binaen veya çalışma grubunun kendi araştırmalarıyla değişebilir.
Kuran Mucizeleri
İddialarındaki Temel Sorunlar
1. Mucize Kavramı
2. İnançsal Sorun (http://www.mucizeyalanlari.com/kuran-mucizelerine-baslarken/#2)
3. Metodolojik Sorun (http://www.mucizeyalanlari.com/kuran-mucizelerine-baslarken/#3)
http://www.mucizeyalanlari.com/kuran-mucizelerine-baslarken/width=%22265%22
1. Mucize Kavramı (http://www.mucizeyalanlari.com/kuran-mucizelerine-baslarken/#)
“Mucize” geniş anlamıyla insanı hayrete düşüren her türlü sıradışı olay için kullanılabilirken dar anlamıyla “doğa kanunlarına aykırı, doğaüstü olgu” manâsına da gelir.
İslami literatürde ‘mucize’ terimi peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah’ın iznine bağlı olarak sunduğu olağanüstü olaylar anlamı taşır. Musa Peygamber’in denizi ikiye ayırması, İsa Peygamber’in ölüleri diriltmesi veya Muhammed Peygamber’in Ay’ı ikiye bölmesi rivayetleri bu kategoridedir.
Bu tür mucizelerin gerçekliğini araştırma imkânımız yoktur. Çünkü bunlar -güya- geçmişte olmuş-bitmiş tekil olaylardır. Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz; inansın ya da inanmasın…
Bu sitenin konusu olan “Kuran Mucizesi” iddialarını ayrı bir kategoride değerlendirmek gerekir. Bu iddialara göre bir takım Kuran ayetleri o dönemdeki insanların bilmesinin mümkün olmadığı ancak günümüzdeki modern bilimin bulabildiği bazı gerçeklere açık-seçik işaret etmektedir. Dolayısıyla Kuran’daki bu sözlerin sahibi Allah olmalıdır. İddiaya göre bu bir inanç meselesi de değildir. Her dürüst-akıllı insanın ve sözkonusu alanlar hakkında bilgi sahibi kişilerin kabul etmesini zorunlu kılan açıklıktadır bu mucizeler. Kabul etmeyen (bu iddialara göre) ya yeterli bilgi ve anlayışa sahip değildir ya da kasıtlı bir şekilde Kuran’ın Allah kelamı olduğunu bilmesine rağmen Şeytan'a hizmet etmekte ve insanların bu gerçekleri görememesi için mücadale vermektedir.
2. İnançsal Sorun (http://www.mucizeyalanlari.com/kuran-mucizelerine-baslarken/#)
Bu iddiaların içerdiği temel çıkmaz şu şekilde ifade edilebilir: Eğer gerçekten söz konusu mucizeler -iddia edildiği gibi- her akıl ve bilgi sahibi insanın kabul etmesini zorunlu kılacak açıklıktaysa o halde Allah insanlığa şüphe kalmayacak, tartışma götürmeyecek şekilde Kuran’ın kendi sözü olduğunu bildirmek istemiş olmalı. Fakat görünen o ki insanlığın önemli bir kısmı, bilim dünyasının neredeyse tamamı bu iddiaların gerçekliğini görememekte. Oysa herşeye gücü yeten ve kullarına şüphe bırakmayacak bir şekilde ispatlar sunmak isteyen Allah, çok daha basit yöntemlerle varlığını ve Kuran’ın kendi sözü olduğunu insanlara gösterebilir. Bunu -mesela- peygamber kıssalarında rivayet edilen mucizelere benzer olaylarla gerçekleştirebilirdi.
Örneğin hiç kimsenin tereddüt edemeyeceği bir şekilde her ülkenin gökyüzüne o ülkenin diliyle ve altından kayalarla “Kuran benim sözümdür; ona uyun!” cümlesini yazabilir, en azından dürüst ve akıllı insanları küfürden kurtarabilirdi (asi olanlar yine asi kalırdı belki ama hiç olmazsa samimi olanlar kurtulurdu).
O kadar ileriye gitmeye de gerek yok; en azından mucize isnad edilen ayetleri çok daha açık-seçik, yoruma yer bırakmayacak şekilde buyurabilirdi. Öyle net, kesin ve açık bir ifade kullanırdı ki her akıllı ve dürüst insan o ayeti okuduğunda “Evet bu cümlede açık-seçik şekilde şu somut gerçeğe işaret ediliyor. Ayetin tek makûl yorumu budur. Bunun başka hiçbir izahı düşünülemez. Ve söz konusu gerçeği modern bilim henüz son yıllarda ortaya çıkardı. O dönemdeki insanların bu gerçekten haberi yoktu, olamazdı. Dolayısıyla Kuran insanüstü bir varlığın eseri olmalı” demek zorunda kalırdı.
Fakat böyle bir durumun olmadığı ortada… Çünkü sadece Gayri Müslimler değil samimi Müslüman Yazar ve Alimler içerisinde de mucize iddiacılarına açıkça karşı çıkan, Kuran ayetlerinin böylesi keyfi/değişken bir şekilde tefsir edilemeyeceğini söyleyen insanların sayısı az değildir.
3. Metodolojik Sorun (http://www.mucizeyalanlari.com/kuran-mucizelerine-baslarken/#)
Bu konuda sözü günümüzde Kuran Tefsiri Usulü hakkındaki çalışmalarıyla bilinen ve Müslüman kesimlerce genel kabûl ve saygı gören Müslüman Yazar Dücane Cündioğlu’na bırakmak daha uygun olabilir (Kuran’ı Anlamanın Anlamı, Kaknüs Yayınları, 5. baskı 2005)“İşte bu, anlatılanı öznel kılan (anlaşılan ve/veya yorumlanan haline getiren) bir durumdur ve anlama faaliyetinin daha henüz başında iken öznelliği itiraf edilmiş bir ‘anlam’ın doğru anlam olduğunu savunmak ise mümkün değildir.
O halde yapılcak iş –zorunlu olarak– anlamın doğruluğunu bir kenara iterek onun öznelliğini savunmaya kalmaktadır ki Kur’an ayetlerinin her harfinde binlerce anlam olduğunu iddia eden bu türden yaklaşımlar anlamın doğruluğundan ümidini kesmiş kimselerin sofistik bir biçimde anlamın öznelliğine hatta yorumun özgürlüğüne meşruiyet arama girişimlerinden başka bir değere sahip değillerdir.” (S. 27)
“Bu yaklaşım o denli ilginç neticeler vermiştir ki zaman zaman Kuran’ın ne söylediği hiç ama hiç önemli olmamıştır; zira anlam, artık onun ne söylediği olmaktan çıkmıştır. Öyle ki Kur’an herşeyden söz edebilirdi ve fakat muhataplarının istediği herşeyden…
Hatta bunun tersi de olmuştur; yani Kuran –bu zihniyete göre– ancak muhataplarının istediklerini söyleyebilirdi; istemediklerini değil!
(…)
İnsanoğlunun Ay’a gidebilme imkânı ve hatta gitmesi kelam-ı ilahi’nin mevzu edineceği bir husus olmamıştır; zira bu (a) muhataplarını Sırat-ı müstakim’e hidayet etmeyi hedeflemiş bir hitabın maksadı açısından önemli değildi; (b) Kur’an’ın nazil olduğu dönemdeki muhatapları için ise anlamlı değildi.
Olsun!.. Bugün insanoğlu Ay’a gitmişse ve bu olay artık bizim için önemli ve anlamlı bir keyfiyet taşıyorsa Kuran gibi ilahi bir kelam bu olay hakkında da konuşsa bunun kime ne zararı olur? Bilakis Münkirin’in kol gezdiği şu ortamda Kelam-ı ilahi onun hakikatlerine susamış olan halka daha cazip hale gelmez mi?
Bu ve benzeri düşünceler esas alındığında geriye yapılacak bir tek iş kalıyordu o da Kur’an’ı bu konuda konuşturmak! Nitekim bu da yapıldı ve Kur’anın bu konuda da konuştuğu meraklılarına gösterildi.” (S. 27-28)
“Samimi olmak kaydıyla anlamı her değiştirme teşebbüsü bu teşebbüsün sahibinin söyleneni anlamadığını, anlayamadığını gösterir; samimiyetsizlik halindeyse iftira ettiğini…” (S. 29)
“Kuran’ın nazil olduğu zamanı dikkate almadan yapılan yorumlar anlama faaliyetinin henüz daha başında iken ‘doğru anlam’ı elde etmede başarısızlığa mahkum olmuş yorumlardır. Nitekim anlamı belirlemede ‘anlatılan’ı değil ‘anlaşılan’ı esas alan, dolayısıyla anlamı öznelleştirmek isteyen her yorumlama teşebbüsü özgürlük ve bağımsızlığını zamanın dışına çıkmakta bulur ve zamanın doğrulama şansı olmadığı her anlam zaman-sız ortamlara çekilerek istenildiği gibi yoğrulur. ‘Bağımsızlığını’ diyoruz çünkü zaman anlamın en kuvvetli bağıdır. Anlam bir kere bu bağından kurtulmaya görsün.. İşte o zaman özgürdür ve isteyenin istediği gibi kendisini yoğurmasını beklemeye başlamıştır; zaten öyle de olur.” (S. 92-93)
Gerçekten de sadece Kuran’ı değil her türlü metni anlama/yorumlama faaliyetinde eğer amacımız ‘doğru anlam’ı saptamak ise başvuracağımız yöntem öznel ve keyfi olmamalı. Doğru anlam her zaman yazarın/konuşanın anlatmak istediğidir. Bir metne “Yazar ne anlatmak istemiş?” sorusuyla değil de “Ben bu metinden hangi anlamları çıkarabilirim?” sorusuyla yaklaşmak belki sanatsal açıdan veya salt zihin jimnastiği olarak verimli ve güzel bir yöntem olabilir; fakat bu durumda amaç artık ‘doğru anlam’ı bulmaktan çıkmış olur.
Bu açıdan baktığımızda görülecektir ki eğer niyetimiz ‘mucize’ bulmak ise bunu belli bir hacme sahip her türlü edebi eser üzerinde gerçekleştirebiliriz. Eski çağlarda yazılmış herhangi bir edebi eser alalım elimize ve yazıldığı dönemdeki ‘anlam bağlamı'ından, yazarın iradesinden kopararak sadece mucize bulmaya yönelik şekilde tarayalım. İçinden cımbızla buna uygun olabilecek cümleleri çekelim ve gerektiğinde cümlenin içindeki sözcüklere de alışılagelmiş anlamından farklı anlamlar yükleyelim. Hiç de uzun süre uğraşmak zorunda kalmadan söz konusu antik eserde çok sayıda “mucize” (yani yazıldığı dönemde insanlar tarafından bilinmeyen, fakat günümüz biliminin ortaya çıkarttığı bir takım gerçeklere işaretler, göndermeler) inşa edebiliriz.
Ayrıca mucize iddiacıları Kuran’ın evrene dair bilimsel bilgi ve bulgularla dolu olduğuna gerçekten inanmakta iseler o hâlde sadece bir kere olsun henüz bulunmamış bir bilimsel gerçeği herhangi bir Kuran ayetinden yola çıkarak bulmak, en azından bulunmasına yardımcı olmakla yükümlü görmelidirler kendilerini; bilim insanlarının herhangi bir gerçeği bulmalarını beklemek ve bulunduktan sonra Kuran’dan cımbızla bir ayet çekip ayetteki sözcüklere yepyeni anlam ve yorumlar yükleyerek “Bakın! O gerçek zaten asırlar öncesinden Kuran’da bildirilmiş” demek gülünçlüğünden sıyrılmalıdırlar.
Çünkü bu tavır insanlık adına hiçbir yarar sağlamamaktadır.
Sayın ulpian görüyorumki ekip çalışmalarını hızlandırmış,akın akın sel gibi başlıklar açıyorsunuz.Hadi hayırlısı bakalım ne olacak.Benim yorumlarada bir cevap bekliyorum.
Bu arada gerçekten bu hızlanmanın sebebi nedir :D
Ne bu şiddet bu celal...
Saygılarımla...
evrensel-insan
10-01-2010, 20:08
Saygideger arkadaslar;
“Evet bu cümlede açık-seçik şekilde şu somut gerçeğe işaret ediliyor. Ayetin tek makûl yorumu budur. Bunun başka hiçbir izahı düşünülemez. Ve söz konusu gerçeği modern bilim henüz son yıllarda ortaya çıkardı. O dönemdeki insanların bu gerçekten haberi yoktu, olamazdı. Dolayısıyla Kuran insanüstü bir varlığın eseri olmalı” -alinti-
Inancsal sorun bence cok iyi algilanmali; birincisi inancsal adindan da anlasilacagi uzre, bilimsel degildir be bilim ile mukayesi hem abes, hem de mantiksal degildir. Cunku bilim sadece soyut teori, hipotez, tez, antitez v.s. den olusmaz; bilimin asil kaynagi pratikteki somut deney, gozlem, bulus v.s. ile evrensel ortaya koyumu ve YANLISLANABILIR olmasidir.
Eger bir yerde birsey belirtiliyorsa ve bu gelecekte bir zamana yonelikse,m bunun sabitligi soz konusudur.
Ikinci konuda; tarih bizlere notredamus v.s. gibi, bir suru "kahin" tanistirmistir. Dolayisiyle, insanoglu olan bu tarihi karakterler, adina Kuranda da bir sey olabilecegi dusunulebilir.
Bugun Kuran ya da herhangibir dini rehberin, insanoglu disinda bir guc tarafindan yazildigini savunmak, bence bir inanc degil; sadece gercegi gorememek ve bilimin, bilisselligin ne oldugunu algilayamamaktir.
Sonucta en onemli nokta; buradaki dialog konusudur. Insanoglu bir tur olarak gelistirdigi dialogu sadece kendi turu icin gelistirmis ve kendi disindaki turleri de bu dialogla algilamistir. Dolayisiyla, dunyada insanoglunun algilayacagi, insanoglu yetili tek bir dialog vardir, bu da INSANOGLU'NUN DIALOGUDUR.
Bunun bu sekilde algilanmasi; sadece insan ustunu bir degil; iki cesit yapmaktadir. Sonucta peygamber eger bir insanogluysa; neden sadece o tanri ile dialog kurabilecek yetenege sahiptir de, baska bir kisi sahip degildir.
Yani burada, sadece Allah degil; Allah ile insanoglu arasinda dialog bagini gerceklestiren peygamberde insanustu olmaktadir.
En azindan, Kuran'in insanoglu tarafindan yazilmadigina inananlar, bu tip bir mistizmin, efsanenin, mitolojinin nerelere varabilecegini de sorgulamalidirlar.
Buradaki inancsal sorun, aslinda inancin somut bir veriye dayanmadigini da kanitlamaktadir. Cunku Kuran'in insanoglu yazimi oldugunu algilamak; bu inancin somut destegini de ortadan kaldirir.
Tarihte bile, yazilan tum mitolojik, efsanevi, mistik anlatimlar, insanoglu urunudur.
Bunun uzerine iyi dusunmek gerekir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
evrensel-insan
10-01-2010, 20:38
Saygideger arkadaslar;
Inancin iki boyutu vardir. Allah kavramiyla bu boyutlara bakalim.
Birinci boyut Allah'i herhangibirseyle ozdeslestirme boyutudur. Bu dinler acisindan somut degerlerdir, kuran, incil, tevrat, cami, kilise, havra v.s. Ya da dindisi somut degerlerdir, deity, madde, evren v.s. ki bu da genelde; deizm, ve panteizm ile panenteizmdir. Buradaki inanc, kendine gore somut bir taban bulur.
Ikinci inanc ise, Allah'a bir canli/insan gibi bir icerik verip, ona bir sey yaptirtma, ondan bir sey bekleme; kisaca onunla inananin kurdugu bag ve iliski boyutudur. Teslimiyet, kulluk, korku v.s.
Iste inancin asil sorunu bu boyuttadir. Cunku bu boyut Allah'a bilhassa insanoglunun fiziksel ve dusunsel ozelliklerini yukler. El, ayak, beyin, dusunce v.s. ayrica, kizma, cezalandirma, yazma, korkutma, uyarma, imtihan, v.s.
Iste inancsalligin bu sorunu cozmesi demek; YERYUZUNDE, INSANOGLUNDAN BASKA KENDI TURU ICIN DIALOG KURAN VE KENDI DISINDAKI TURLERI DE KENDI YETI VE YAPISIYLA ALGILAYAN BASKA BIR VARLIK, YA DA GUC OLMADIGIDIR.
Yeryuzundeki bil kokeninin tek yaraticisi insanogludur ve bu bil kokeniyle, bilimsel olmaktadir. Yani RAKIBI, ALTERNATIFI KENDI TURU BUNYESINDEDIR VE KENDI TURU DISINDA BOYLE BIR GORUNUR RAKIP ALTERNATIF YOKTUR.
Iste inancsal yanasimdaki, bu Allah'a bilhassa insanoglu fizigini ve dusuncesini eklemenin ve bu eklentilere kul olmanin, inancsal soyut disinda somut bir dayanagini HIC BIR INANCLI GOSTEREMEZ.
O zaman bunun adi inanc degil; tamamen teslimiyet, kendini dusuncesini yok sayma ve yasam ve iliskilerine hic bir anlam yuklememe demektir. Iste kader ve alin yazisi, takdir-i ilahi, sans, tesaduf, kisaca Allah'a yuklenen her turlu olgu ve becerinin inancsal olarak ta bir somut tutanagi yoktur.
O yuzden inancsal yanasan arkadaslar, bu ikinci inanc katagorisini en azindan dusunmelidirler. Cunku buradaki, kisinin kendini yok saymasi demek; insanoglunun tum degerlerini Allah'ina bahsetmesi demektir. Iste dine inanan inanclilarla, dine inanmayan inanclilari bu katagori ayirir.
Allahin varligini bir seyle ozdeslestirip, inanmak baskadir. Allah'a bir vucut, beyin, dusunce ve bunlarin yeti ve becerisini vermek baskadir. Ustelik bunlari veren de insanoglunun ta kendisidir, ayni ozdeslestirenin de kendisi oldugu gibi.
Saygilarimla;
evrensel-insan
ulpian kardeşe ...
Öncelikle bukadar emek sarfedip zamanını bu yönde harcaman ileriki dönemlerde sana ne fayda getirecek kendin göreceksin ..
Mucize konusunda yazdığın şu cümleye açıklama ile başlayıp bitiriyorum ..
Bu tür mucizelerin gerçekliğini araştırma imkânımız yoktur. Çünkü bunlar güya geçmişte olmuş-bitmiş tekil olaylardır. Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz; inansın ya da inanmasın . ( ulpian ) .
Yani bu cümlenden anlaşılacağı gibi inanan da inanmayanda kesin bir sonuca varamadığına göre sen çıkmışssın kesin olmamış gibi o yönde bir yazı yazmışssın ..
Mucizelerin günümüzde bile devam ettiği şu dönemde , dikkatli ve gerçek gözü ile bu incelikden faydalanamayan ateizm kendilerinin bu mucizenin içinde olduğunu göremiyecek kadar acizane bir durum içinde olduklarının farkında bile değiller ..
Bir mucizede şu , Ateizmin Allaha inanmamasına rağmen Yeryüzünde internet sayesinde çeşitli ortamlarda siteler açıp Olmayan bir allah için kendilerinin hayatlarının ve ömrünün her dakikası saati Allah kelamı ile uğraşması mucizeden başka ne dir ??
Ateizme göre amaç insanları aydınlığa ve doğmatik inançlara diye adlandırdıkları görüşden uzaklaşrırıp kendi materyalist düşünceye ve yaratıcının olmadığına kanaat getirmek çabasıdır ..
Ateizm insanlığı aydınlığa götürecek ve feraha götürecek düşüncesi ile inasanlığa yaptığı bu kötülüğün farkında bile değil ..
İslamiyet olsun diğer Allah tarafından indirilen peygamberler olsun tek düşünceleri vardı ..
Tek bir yaratıcı ve bu dünyanın ebedi olmayışı ..
Ancak materyalist düşünce İnsanları sonsuzluğa dek yok edicek kadar şaşkın bir düşünceye bürün müş ve 60-70 YILA SIĞDIRDĞI Bir hayatın ötesine geçmemiş bir düşünce ..
Ne yaparsan yap dünya içinde yaparsın sonra biter ..
İster hırsız ol ister yetimin hakkını ye ister insanları kandırıp varını yoğunu almış gitmiş ol bu insan bir an gelicek ölücek ve yaptığını kendi bile bilmeyecek ve diğer insanlarda unutup gidecek düşünceye sahipdirler ..
Bir bakmış musalla taşında tabuta konmuş kimisine cenaze namazı kılınır kimisine ayinler yapılır kimisininde külleri havaya veya denize dökülür ..
Ateizm ve materyalist düşüncede acaba hangi tören yapılır ???
Öyle bir inançları olmadığı gibi öldü bitti ye getiren bir ateizm ..
Haksızlık yapmış başka insanların maneviyatına dil uzatmış hayatı boyunca kötülük yapmış bir insanı hayatı boyunca iyilik yapmış ve her ikiside dünyada 60-70 yıl yaşamış sonra ölmüş olanı aynı kefeye koyan bir ateizm düşünce ..
Kuranı kerim mucizeside işde burada Açık seçik bildirmiş Allah ,Ama öyle bir mucizeki Okuyan materyalist düşünce ancak Allahın ona nasip ettiği kadar bilgiye ulaşıyor ..
Ve çok açık seçik müteşabih ayetlerde takılan ateizm bu gerçeği göremiyor ..
Ama söze gelince , kuranı bülbüler gibi yorumluyorlar ve inanmadıkları halde karşı düşüncedekilere ayetler ile cevap veriyorlar .. bu hadisler içinde geçerli vs...
Hayatını islamı araştırarak geçirdiğini sanan ve allahaın ona zerre kadar feyiz vermemiş olması bu insanları sadece bu dünya hayatına saklayıp bitiren bir düşünceye sabitliyor ..
Cennet neymiş cehennem neymiş vs...
Gitmedik görmedik .. Ama ateizme göre bunlar söz konusu olmıyacağana göre kalsın bu dünyalık gelip geçici hayat ...
Anlaşılacağı gibi Tek bir hayata bağlı kalan ateizm için dünyalık herşeyden önemli çünki kısıtlı bir yaşam süresi ve sonra yok oluş ve yaşadığınıda hatırlıyamıyacak ve yaptıkları ile belli bir süre dünyada anılacak veya silinip gidecek .. kimin umrunda ..
Veya belli bir süre diyecekler ki işde bak insanlar için şu hizmeti yapmış ama pisi pisine öldürülmüş ...
MESELA TURAN DURSUN ,aziz nesin vs.. Bunlar insanlığı aydınlığa götürecek düşüncesi ile harekete geçtiler ve sonrası malum !!!
Şimdik nerde bu insan ateizme göre ??
Ateizm düşüncesine göre bu insan yok oldu gitti ..
Peki bu insanı öldüren ?? öldürten veya o düşünceye girişmiş bir insan ???
Bunlar silinip gidecek diyorsanız ve hesabı yarın ahirettde verilmiyecek diyorsanız ...
Ateizm uyumaya devam etsin .. uyanığım diyenler uyandıkları zaman bunu ancak öğrenebilecekler ..
Şayet ki tek bir dünya hayatı mevcut ise , ozaman kimse kimseye hesap vermiyecek ve dünya böylece nereye kadar gidecek insan nesli nezamana kadar devam edicek kimse bilmiyecek ... ancak varsayımlar ile hareket ediceğiz ve şöyle diyeceğiz .. marsda yaşıyacak gelicek nesil ..ve sonrası .. ve sonrası ...
Ateizm uyan artık ...
Bu tür mucizelerin gerçekliğini araştırma imkânımız yoktur. Çünkü bunlar güya geçmişte olmuş-bitmiş tekil olaylardır. Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz; inansın ya da inanmasın . ( ulpian ) .
Yani bu cümlenden anlaşılacağı gibi inanan da inanmayanda kesin bir sonuca varamadığına göre sen çıkmışssın kesin olmamış gibi o yönde bir yazı yazmışssın ..
Bu sitenin konusu olan “Kuran Mucizesi” iddialarını ayrı bir kategoride değerlendirmek gerekir. Bu iddialara göre bir takım Kuran ayetleri, o dönemdeki insanların bilmesinin mümkün olmadığı, ancak günümüzdeki modern bilimin bulabildiği bazı gerçeklere açık-seçik işaret etmektedir.
Bir mucizede şu , Ateizmin Allaha inanmamasına rağmen Yeryüzünde internet sayesinde çeşitli ortamlarda siteler açıp Olmayan bir allah için kendilerinin hayatlarının ve ömrünün her dakikası saati Allah kelamı ile uğraşması mucizeden başka ne dir ??
İnanmamak kayıtsız kalmak değildir.Kayıtsız kalmama olgusuna mucize diyebilicek kadar küçük düşürmeyiniz kendinizi.
Ateizme göre amaç insanları aydınlığa ve doğmatik inançlara diye adlandırdıkları görüşden uzaklaşrırıp kendi materyalist düşünceye ve yaratıcının olmadığına kanaat getirmek çabasıdır ..
Ateizm insanlığı aydınlığa götürecek ve feraha götürecek düşüncesi ile inasanlığa yaptığı bu kötülüğün farkında bile değil ..
Ne dinler ne siyasi idolojiler - ki aslında dinlerde siyasi ideolojidir - insanlığa bir fayda sağlamamış aksine sürekli bir harp halindelik getirmiştir.İnsanlığa tek fayda gerçeklerin gün ışığına çıkması ve empati yapabilme yeteneğidir.Maalesef dinler kendini empatiden muaf sayar.
İslamiyet olsun diğer Allah tarafından indirilen peygamberler olsun tek düşünceleri vardı ..
Tek bir yaratıcı ve bu dünyanın ebedi olmayışı ..
Ancak materyalist düşünce İnsanları sonsuzluğa dek yok edicek kadar şaşkın bir düşünceye bürün müş ve 60-70 YILA SIĞDIRDĞI Bir hayatın ötesine geçmemiş bir düşünce ..
Bu öğretiye şaşkın düşünce demek için, cinlerin üst üste binerek gökyüzüne yükselmeleri ve Ulu Meclisten vahiy çalarken ateş atanlarca engellenmeye çalışıldıkları halde bilgiyi edindikleri ve büyücü kadınlara sattıkları yönündeki ifadelerin şaşkınlık yaratmayacak nitelikte olması gerekir ki asıl şaşkınlığı bu cin hikayesi yaratır.
Ne yaparsan yap dünya içinde yaparsın sonra biter ..
İster hırsız ol ister yetimin hakkını ye ister insanları kandırıp varını yoğunu almış gitmiş ol bu insan bir an gelicek ölücek ve yaptığını kendi bile bilmeyecek ve diğer insanlarda unutup gidecek düşünceye sahipdirler ..
Bir bakmış musalla taşında tabuta konmuş kimisine cenaze namazı kılınır kimisine ayinler yapılır kimisininde külleri havaya veya denize dökülür ..
Ateizm ve materyalist düşüncede acaba hangi tören yapılır ???
Öyle bir inançları olmadığı gibi öldü bitti ye getiren bir ateizm ..
Tören yapılan yanlışlığı düzeltiyor mu, zamanı geri alıp haklı-haksızı ortayamı koyuyor?Cevap hayır ise ne gereksiz şeydir o tören..
Haksızlık yapmış başka insanların maneviyatına dil uzatmış hayatı boyunca kötülük yapmış bir insanı hayatı boyunca iyilik yapmış ve her ikiside dünyada 60-70 yıl yaşamış sonra ölmüş olanı aynı kefeye koyan bir ateizm düşünce ..
İkiside insan, konulan kefe bu.Dünya üzerinde adalet mekanizmaları bu yüzden var.Allahınızın adaleti yer yüzünde kendini bir kere bile göstermedi diye var.Ben adaletimi diğer tarafta dağıtacağım dedi diye bu hayat pisliğe bulanmasın diye var.
Kuranı kerim mucizeside işde burada Açık seçik bildirmiş Allah ,Ama öyle bir mucizeki Okuyan materyalist düşünce ancak Allahın ona nasip ettiği kadar bilgiye ulaşıyor ..
Ve çok açık seçik müteşabih ayetlerde takılan ateizm bu gerçeği göremiyor ..
Herşeye gücü yeten Tanrı becerip bizlerede gösterse idi doğru yolu.
Dinin kendi bilginleri birbirini yalancılıkla, tahrifatla suçlarken Allah kime neyi açık-açık göstermiş olabilir ki?
Ama söze gelince , kuranı bülbüler gibi yorumluyorlar ve inanmadıkları halde karşı düşüncedekilere ayetler ile cevap veriyorlar .. bu hadisler içinde geçerli vs...
İnanmamak ; tavır almamak ve fikir yürütmemek değildir.Bu cümle Kur-an ayetlerinden daha anlaşılır olmuştur umarım şahsınız için.
Anlaşılacağı gibi Tek bir hayata bağlı kalan ateizm için dünyalık herşeyden önemli çünki kısıtlı bir yaşam süresi ve sonra yok oluş ve yaşadığınıda hatırlıyamıyacak ve yaptıkları ile belli bir süre dünyada anılacak veya silinip gidecek .. kimin umrunda ..
Veya belli bir süre diyecekler ki işde bak insanlar için şu hizmeti yapmış ama pisi pisine öldürülmüş ...
MESELA TURAN DURSUN ,aziz nesin vs.. Bunlar insanlığı aydınlığa götürecek düşüncesi ile harekete geçtiler ve sonrası malum !!!
Şimdik nerde bu insan ateizme göre ??
Ateizm düşüncesine göre bu insan yok oldu gitti ..
Peki bu insanı öldüren ?? öldürten veya o düşünceye girişmiş bir insan ???
Bunlar silinip gidecek diyorsanız ve hesabı yarın ahirettde verilmiyecek diyorsanız ...
Ateizm uyumaya devam etsin .. uyanığım diyenler uyandıkları zaman bunu ancak öğrenebilecekler ..
Şayet ki tek bir dünya hayatı mevcut ise , ozaman kimse kimseye hesap vermiyecek ve dünya böylece nereye kadar gidecek insan nesli nezamana kadar devam edicek kimse bilmiyecek ... ancak varsayımlar ile hareket ediceğiz ve şöyle diyeceğiz .. marsda yaşıyacak gelicek nesil ..ve sonrası .. ve sonrası ...
Ateizm uyan artık ...
Bu ve benzeri terbiyesizliklerin, insani ayıpların cezasını bu Dünyada veren Adalet mekanizmaları vardır.Suç cezasız kalmasın diye vardır.Allahınız bir kere olsun kendi adaletini Dünya üzerinde sergilemiyor diye vardır bu mekanizmalar.Evet doğrudur ölen hiçliğe karışmıştır ama yapanın yanına bu Dünya'da kar kalmaması için vardır adalet mekanizması.
Sevgili Ulpian, sen dahil emeği geçen tüm dostlara teşekkürü bir borç bilirim.
Bu adalet mekanizması neden düzgün çalışmıyor acaba ???
Sorunu neden Allahda arıyorsunda insanlarda aramıyorsun ??
Sana adalet mekanizmasını en doğru şekilde sunmuş yaratıcı sen ise kendi adalet mekanizmanı kullanmaya kalkarsan kendi çıkarlarını ve duygularını ön plana koyarsın bu da seni adaletden sapıtır ...
Madem allah yok ozaman yeryüzündeki adaletin suçlusu kimler ???
Çok net ve açık bizleriz insanlar ..
Ama eğer allah bu kainatı yaratdı ise ozaman bizlerin dünyadaki yaşamasının adaletinide öğretmişdir peygamberleri sayesinde .. bu zor değil dir ..
Koskoca kainatı bütün evreni yaratan insanları yönlendiremiyecek kadar aciz olsaydı allah kelamı ve yaratıcı olmaz idi .
yüce allah bizlere doğru yolu gösteriyor ancak bizler almak istediğimizi alıyoruz ...
kuranı kerimin bir mucizeside her insan allahın verdiği ilmi kadar kuranı anlar ve yorumlar ..
Ateizminde kuranı kerimi anlamasını ve doğru yorumlamasını zaten beklemiyoruz ..
Bu sitelerde yazılanlar çizilenlerden kuranı ne kadar yorumluyor ve anlıyor olmanız gerçekler önünde ..
Bu yüzden aydın insan dinden uzaklaşıp sadece yeryüzünde belli bir vakdi yaşayıp ölmekden ibarettir ... ötesi onun için yokdur .. ve bu yüzen de yaptıkları dünya ile yok olup gider ahirete saklıyacağı tek şeyi ameli olucak ...
Dilersen inanırsın dilersen sonucunu hep beraber bekleriz ..
Sizlerde bu dünyadasınız bizlerde ..
Birde ateizmi insanlara neden sevdiremiyorsunuz neden antipati gözüküyor nedenlerini bir araştırın ..
Neden bende aydın insan olmıyayım ki değilmi ..
Ama ateizm aydınlık değil dostum tam karanlığa sürükleyen bir karadelik gibi ..
Halen o evrim teorilerin peşinden giden ve darwinin sadece teori diye adlandırdığı ve gerçekliği ispatlanmamış bilim dalının peşine sürklenmiş bir materyalist düşünce ..
Tek bir tane ara fosili göster desem gösteremiyecek olan bir ateizm var karşımızda ..
Gelir şimdik dinazorlardan bahseder biri arafosil olarak ...
neyse konu dağılmasın ...
Her nefis ölümü tadacak dostum .. karanlıkdan aydınlığa ancak Allahın yaratmış olduğu kainatında zerre parçası kadar küçük olan bizleri yokdan var eden öldükden sonrada diriltmeye kadirdir ...
Ben buna inanıyorum .. sen de inandığında serbestsin dostum ...
sevgili burkay, siteye tekrar hosgeldin. Bütün argümanlari bir arada tartismak yerine bir argümani cürütmeye calissan daha basarili olur diye düsünüyorum. O kadar cok bilindik argümani arka arkaya yiginca pek ikna edici olmamis. Hangisini tartismak istedigini secsen.
Sanki bana kendini ikna etmeye calisiyorsun gibi geldi.
Sorunu neden Allahda arıyorsunda insanlarda aramıyorsun ??
neden dindar arkadaşlar bir sorun olursa bunu din dışı seçeneklere veriyorlar da en normal hadiseleri hemen kurana allaha bağlıyorlar acaba??
neden sizin allahınız hiç sorunlarla ilgilenmiyor?? bir kötülük olunca kayboluyor ?? suçlu hep insan?? neden hani iyilik de kötülükte oradan değil miydi??
hiç "neden" demiyorsunuz
Sevgili uyar Tanrı insanı sınava tabi tutmuş.Madem sınava müdahale edecekti,neden sınav yapmak istedi?
Bu kadarmı zor bunu düşünmek.
Yine bile sınavdan başarılı olmamız için püf noktalarını vermiş,eh artık geriside bira size kalıyor...
Öyle yada böyle sınav sonucunuzu öğreneceksiniz,sizde,bende herkezde...
Saygılarımla...
Sayın burkay'ın da değindiği gibi,
Bu tür mucizelerin gerçekliğini araştırma imkânımız yoktur. Çünkü bunlar güya geçmişte olmuş-bitmiş tekil olaylardır. Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz; inansın ya da inanmasın…
Bu mesaj bence herşeyi özetliyor.
Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz diyorsanız niye mucize yalanları diye bir site kurup yayına geçirdiniz? Yanlışlığını ispatlayamadığınız birşeye nasıl yalan diyebiliyorsunuz? Kurduğunuz site ismine mucize yalanları demeniz sizin konuya baştan önyargılı baktığınız anlamını çıkartmıyor mu? Bunu çıkartıyorsa nasıl özgürlüğü savunabiliyorsunuz.
Saygılarımla
Cennetin Krallığı filminden bir replik vermek istiyorum.
Kudüs Kralı:
16 yaşındayken,büyük bir zafer kazanmıştım.
O anda, 100 sene yaşayacağımı|düşünmüştüm.
Şimdiyse 30'umu bile göremeyeceğimi biliyorum.
Gerçekte,hiçbirimiz sonumuzu kestiremiyoruz...
...ya da o sona kimin elinden gideceğimizi bilemiyoruz.
Bir Kral,bir adamı harekete geçirebilir.
Bir baba,oğlundan talepde bulunabilir.
O adam, kendi kendine de harekete geçebilir.
Ve o adam, işte o zaman gerçekten kendi oyununa başlamış olur.
Unutma, nasıl oynamış ya da oynatılmış olursan ol...
...seni piyon gibi kullananlar,Kral veya güçlü adamlar da olsa...
...ruhun sadece sana aitttir.
Tanrı huzuruna çıktığında diyemezsin ki...
..."ama bana öyle emretmişlerdi"...
...ya da "ama şartlar o dönemde müsait değildi."
Bu yeterli olmaz.
Bunu unutma!
Sayın burkay'ın da değindiği gibi,
Bu mesaj bence herşeyi özetliyor.
Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz diyorsanız niye mucize yalanları diye bir site kurup yayına geçirdiniz? Yanlışlığını ispatlayamadığınız birşeye nasıl yalan diyebiliyorsunuz? Kurduğunuz site ismine mucize yalanları demeniz sizin konuya baştan önyargılı baktığınız anlamını çıkartmıyor mu? Bunu çıkartıyorsa nasıl özgürlüğü savunabiliyorsunuz.
Saygılarımla
Sevgil envyme sanırım siz ulpian'ın aktardığı yazıyı değil burkay'ın alıntıladığı
kısmı okudunuz ve can alıcı soruları soruyorsunuz.
Okumanız umudu ile yazının ilgili bölümünü tekrar alalım :
“Mucize” geniş anlamıyla insanı hayrete düşüren her türlü sıradışı olay için kullanılabilirken dar anlamıyla “tabiat kanunlarına aykırı, doğaüstü olgu” manâsına gelir.
İslami literatürde ise ‘mucize’ terimi Peygamberlerin, kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah’ın iznine bağlı olarak sundukları olağanüstü olaylar anlamına gelir. Musa Peygamber’in denizi ikiye ayırması, İsa Peygamber’in ölüleri diriltmesi veya Muhammed Peygamber’in Ay’ı ikiye bölmesi rivayetleri bu kategoridedir.
Bu tür mucizelerin gerçekliğini araştırma imkânımız yoktur. Çünkü bunlar güya geçmişte olmuş-bitmiş tekil olaylardır. Kimse doğruluğunu veya yanlışlığını kesin olarak ispatlayamaz; inansın ya da inanmasın…
Bu sitenin (http://www.mucizeyalanlari.com/) konusu olan “Kuran Mucizesi” iddialarını ayrı bir kategoride değerlendirmek gerekir. Bu iddialara göre bir takım Kuran ayetleri, o dönemdeki insanların bilmesinin mümkün olmadığı, ancak günümüzdeki modern bilimin bulabildiği bazı gerçeklere açık-seçik işaret etmektedir. Dolayısıyla Kuran’daki bu sözlerin sahibi Allah olmalıdır. İddiaya göre bu bir inanç meselesi de değildir. Her dürüst, akıllı ve ilgili bilim alanı hakkında bilgi sahibi insanın kesinlikle kabul etmesini zorunlu kılan bir açıklıktadır bu mucizeler. Kabul etmeyen (bu iddialara göre) ya yeterli bilgi ve anlayışa sahip değildir ya da kasıtlı bir şekilde Kuran’ın Allah kelamı olduğunu bilmesine rağmen şeytana hizmet etmekte ve insanların bu gerçekleri görememesi için mücadale vermektedir.
Sevgili frodo,
Evet dediğiniz gibi yapıp sayın ulpian'ın aktardığı yazıyı tam okumamışım. Ama yaptığım çıkarımın hala doğru olduğunu düşünmekteyim.
Sayın ulpian nasıl ki, bu tür mucizelerin kesinliği veya yanlışlığı ispatlanamaz çünkü geçmişte yaşandığı söylenen şeylerdir demiş ise ve bunun sebebi bu geçmişte yaşandığı söylenen şeylere şahit olanların bugün olmaması ise, yani muhataplarının olmaması ise, bu mucizeler içinde aynısını söyleyebiliriz.
Ayrıca, uyardığınız için teşekkür ederim.
Saygılar
Sayın ulpian nasıl ki, bu tür mucizelerin kesinliği veya yanlışlığı ispatlanamaz çünkü geçmişte yaşandığı söylenen şeylerdir demiş ise ve bunun sebebi bu geçmişte yaşandığı söylenen şeylere şahit olanların bugün olmaması ise, yani muhataplarının olmaması ise, bu mucizeler içinde aynısını söyleyebiliriz.
Hayır sevgili EnvyMe
bu iki mucize kategorisi arasında herhangi bir benzerlik yok. Burada ele alınan mucizeler, geçmişte olmuş bitmiş tekil olaylar değil, mucize iddiası sahiplerinin kendi iddialarına göre, önümüzde metin olarak duran ve her akıl sahibi insanın okuyarak teyid edebileceği türden. Dolayısı ile çıkarımınız doğru değil.
saygılarımla
Sevgili ulpian,
Ben orada şöyle düşünmüştüm. Şimdi bu yeni kurulan sitede, mucize denilenlere sizler cevap vermişsiniz ama verdiğiniz cevaplar mucize diyenlere olduğu için ben bu yüzden çıkarımım yine de doğru dedim. Eğer, mucize diye öne sürülen ayetlerde, Allah bunlar için mucizedir dese idi o zaman inandığınız doğrultuda yaptığınız size göre doğru olurdu.
Bizler için mesela Kur'an ın kendisi mucizedir ve hiç kimse bunun aksini bize bilimsel olarak ispatlayamaz. Çünkü bu inanç. Bizde size ispatlayamıyoruz, çünkü dediğimiz gibi bu inanç.
Ben, her zaman olduğu gibi tam düşüncelerimi aktaramadım, sanırım bu eksikliğimi gidermeliyim.
Saygılar
Abi gerçekten çok güzel bir çalışma.Hayranlıkla okudum.Çok elit ve tartışmaya kapalı olmuş.Şurası özellikle çok sevdiğim bir kısım.
"bilim insanlarının herhangi bir gerçeği bulmalarını beklemek ve bulunduktan sonra Kuran’dan cımbızla bir ayet çekip ayetteki sözcüklere yepyeni anlam ve yorumlar yükleyerek “Bakın! O gerçek zaten asırlar öncesinden Kuran’da bildirilmiş” demek gülünçlüğünden sıyrılmalıdırlar. Çünkü bu tavır insanlık adına hiçbir yarar sağlamamaktadır."
Bizlere yapılan en büyük eleştri ayet cımbızlamadır.Hani Bektaşinin hikayesi anlatılır ya "Neden namaz kılmıyosun?" Çünkü kuranda "Namaz kılmayın yazıyo" demiş. Aslında ayetin orjinali " Abdestsiz namaz kılmayın"mış!!! Bizde güya böyle yorumluyomuşuz kuranı. Bunun aslında kuranı zorlayarak, anlam kaybına yol açtığını ve esasında islamcıların yaptığını çok güzel betimlemişsin.Teşekkür ediyorum,ellerinize sağlık.
sadebiri
15-01-2010, 02:56
sayın ulpian
bu kadar çok şey son 150 sene içersinde araştırılıp öğrenilirken 1400 sene evvelinde indirilmiş bir kitab ın içinden seçilen birkaç bilim değeri varmışcasına (harun yahya) yayınlanan bildirilere karşı sizde(turan dursun) aksini ispatlama çabası içine girebiliyor olmanız garipsenecek bir tutum kanaatimce. eğer Kuran bir bilim kitabı olsaydı içinde beşeriyete hitap değil ,ilim leteretürleri olurdu.kuranda bahsi geçen demir, parmak izi ,kulakların kesilmesi ,dağların yeryüzünün sarsılmaması için yaratıldığı anlatımı vs vs tefekküriyet içindir.
bunu anlamanızı temenni eder,bu ve bunun gibi araştırmalarınızı sadece bilime katkı için(yani biyerlere kapak olsun diye değil) yapmanızı daha objektif bulabileceğimi belirmek isterim
saygılar.
sayın sadebiri,
siz müslüman olarak bu mucize furyasına kapılmamış olabilirsiniz... Ne var ki, bu furyaya kapılan, hatta bu mucize iddialarını kendi inancının ana dayanak noktalarından biri haline getiren azımsanmayacak sayıda müslüman var...
Siz de bu iddiaları saçma buluyorsanız, üstünüze alınmayın. Bu başlıklarda İslam'dan ziyade, bu iddialar eleştirilmekte sadece. Bu iddialardan bağımsız olarak da yeterince din ve İslam eleştirisi işleyen başlık var forumda, onlara yönelmeniz daha uygun olacaktır.
saygılarımla
sadebiri
15-01-2010, 03:09
sayın ulpian
Siz de bu iddiaları saçma buluyorsanız, üstünüze alınmayın. Bu başlıklarda İslam'dan ziyade, bu iddialar eleştirilmekte sadece. Bu iddialardan bağımsız olarak da yeterince din ve İslam eleştirisi işleyen başlık var forumda, onlara yönelmeniz daha uygun olacaktır. ulpian
sadece din eleştirilerini okumak için burda olmadığımı hatırlatır bilim öğretilerindende faydalanabilmek içinde olduğumu söylemek isterim.ama bunu öğrenirken dini inancımı bi kenarda tutarak öğretilerden faydalanmak isterim.bu bakımdan kendimce düşüncemi anlattım.ama eğer ( hy ) sitesi gibi ilim öğretilerini dini çıkarlarla anlatan bir düşüncenin aynen zıttı bir durum varsa o zaman diyeceğim başka birşey yoktur.
bu arada acemi olduğum için birkaç uyarı aldım k bakmayın kurallara bakmamışım.)
ama eğer ( hy ) sitesi gibi ilim öğretilerini dini çıkarlarla anlatan bir düşüncenin aynen zıttı bir durum varsa o zaman diyeceğim başka birşey yoktur.
Bu cümleyi tam anlayamadım. Daha doğrusu emin olamadım. :)
''Eğer 'dini çıkar' adına bilimsel gerçekleri eğip bükerek mucize üretenlerin iddiası çürütülüyorsa, o halde bu konuda sizi desteklerim'' demek istediniz, öyle değil mi?
saygılarımla
evrensel-insan
15-01-2010, 03:17
Saygideger arkadaslar;
Ben bir seyi merak ediyorum. Bu mucize iddialari HY ile mi basladi?, daha once varmiydi?, sadece Turkiye'deki muslumanlara mi, ait?, yoksa bu mucize iddialari, islam ulkeleri ve musluman ulkeler arasinda, ortak kabul gormus bir olgu mu?
Nedir bu mucize olayinin tarihi ve icyuzu?
Saygilarimla;
evrensel-insan
sadebiri
15-01-2010, 03:26
Bu cümleyi tam anlayamadım. Daha doğrusu emin olamadım. :)
''Eğer 'dini çıkar' adına bilimsel gerçekleri eğip bükerek mucize üretenlerin iddiası çürütülüyorsa, o halde bu konuda sizi desteklerim'' demek istediniz, öyle değil mi?
saygılarımla
sayın ulpian
bakın beni hy nın bilimsel gerçekleri eğip bükmesi ilgilendirmiyor.ve aynı zamanda sizinde buna karşılık vermenizde ilgilendirmiyor.beni ilgilendiren şeyi söyledim size.sade ve objektif ilim öğretisi var ise hayhay.yok biz kuru kuru ilim öğretisi asmıyoruz burda diyorsanız o zaman hy dan bi farkı kalmaz buranında...
saygılar.
sayın ulpian
bakın beni hy nın bilimsel gerçekleri eğip bükmesi ilgilendirmiyor.ve aynı zamanda sizinde buna karşılık vermenizde ilgilendirmiyor.beni ilgilendiren şeyi söyledim size.sade ve objektif ilim öğretisi var ise hayhay.yok biz kuru kuru ilim öğretisi asmıyoruz burda diyorsanız o zaman hy dan bi farkı kalmaz buranında...
saygılar.
sayın sadebiri,
sanırım içinde bulunduğumuz sitenin ana amacı konusunda bir yanılgı içerisindesiniz. Ana sayfada da, tüzüğünde de gayet açık yazmakta oysa... Sitenin ana amaçlarından biri de dine ve her türlü dini hurafelere karşı bilime ve akla uygun argüman üretmek... Sitemiz sadece ve sadece bir bilim forumu değil. Bunu forumun giriş sayfasına kısa bir bakışla da görebilirsiniz zaten.
saygılarımla
sadebiri
15-01-2010, 03:44
sayın sadebiri,
sanırım içinde bulunduğumuz sitenin ana amacı konusunda bir yanılgı içerisindesiniz. Ana sayfada da, tüzüğünde de gayet açık yazmakta oysa... Sitenin ana amaçlarından biri de dine ve her türlü dini hurafelere karşı bilime ve akla uygun argüman üretmek... Sitemiz sadece ve sadece bir bilim forumu değil. Bunu forumun giriş sayfasına kısa bir bakışla da görebilirsiniz zaten.
saygılarımla
sayın ulpian
bunu zaten biliyorum ve diyorumki bu böyle ise hy dan bir farkı yoktur.hatta belkide hy nın varolma sebebi bu ve buna benzer sitelerdir.
neyse sanırım beni anlayamayacaksınız..
saygılar.
neyse sanırım beni anlayamayacaksınız..
saygılar.
Yo hayır... Anlaşmaya çalışalım biz yine de... Yani birbirimize katılmasak da en azından anlamaya çalışalım. :)
saygılarımla
evrensel-insan
15-01-2010, 03:52
Saygideger sadebiri;
neyse sanırım beni anlayamayacaksınız..-sadebiri-
Ben sizin ne demek istediginizi gayet iyi algiliyorum.
Ama galiba sorun; bizim toplumumuzun, bilhassa dusunceye ve bilgiye onem vermeyen kesiminin, verilen bilgilerden direk etkilenmesi ve verilen bilgileri kontrol etme gibi bir dusunceye ve bilince vakif olamamasi.
Bu nedenden dolayi, en azindan bir konu hakkinda bir seyi okuyanlar ve ogrenenler bilsinlerki, o konudaki tek bilgi ve ogreti o degildir ve mukayese yapma olanagi bulsunlar.
Aslinda sorunun temeli, kimin neyi okudugu degil; yazanin kim ve ne oldugu kendi inancina paralel olup olmadigidir.
Bu temelde de, maalesef; her grup kendi inanci icindekinin yazdigini onemser ve savunur.
Mukayese yetisi, birey olmayan toplumlarda pek gelismemistir ve bilinci de yerlesmemistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sadebiri
15-01-2010, 03:54
sayın ulpian
bir öneri sundum sadece kastım buydu.gerçi bakmadım öneri bölümünüz varmı oda benim hatam olabilir.
anlatmak istediğim zaten dinlere eğer mücizelerle inanacak olsaydık dünyada dinsiz kalmazdı.mucize kelime anlamıyla insan aklının almayacağı olay dır.insan aklının alamayacağı tek şeyde yaratılıştır.bundan gayrisi teferruattır.
ben şahsen kendi mucizemi buldum ve onla yaşıyorum.kişi eğer bir dini argümana inanıyorsa mucizeleri bir kenara bırakmalıdır.
saygılar
sadebiri
15-01-2010, 03:58
Saygideger sadebiri;
neyse sanırım beni anlayamayacaksınız..-sadebiri-
Ben sizin ne demek istediginizi gayet iyi algiliyorum.
Ama galiba sorun; bizim toplumumuzun, bilhassa dusunceye ve bilgiye onem vermeyen kesiminin, verilen bilgilerden direk etkilenmesi ve verilen bilgileri kontrol etme gibi bir dusunceye ve bilince vakif olamamasi.
Bu nedenden dolayi, en azindan bir konu hakkinda bir seyi okuyanlar ve ogrenenler bilsinlerki, o konudaki tek bilgi ve ogreti o degildir ve mukayese yapma olanagi bulsunlar.
Aslinda sorunun temeli, kimin neyi okudugu degil; yazanin kim ve ne oldugu kendi inancina paralel olup olmadigidir.
Bu temelde de, maalesef; her grup kendi inanci icindekinin yazdigini onemser ve savunur.
Mukayese yetisi, birey olmayan toplumlarda pek gelismemistir ve bilinci de yerlesmemistir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın evrensel insan
zaten sorumda burdan kaynaklanıyor.eğer ben kendi inancıma yakın gördüklerimden istifade edersem sadece,bunun mukayesesini nasıl yaparım?bu yüzden burdayım ve ilim öğretilerini araştırıyorum.bu ister gayrimüslimin öğretisi olsun ister budist öğretisi farketmez benim için.''
ilim çindede olsa gidin alın''
bu değerli düşüncenizle söylemek istediğimi aydınlattığınız için teşekkür ederim sayın e i
saygılar.
evrensel-insan
15-01-2010, 04:10
Saygideger sadebiri;
Bakin size birsey soyleyeyim. Maalesef bugun dunyamizda, her dali birbirinden ayirabildigi kadar ayirmayi becerebilmis, ama;insanoglunun en cok ilgilendiren ve yasam ve de iliskisinin toplumsal ve bireysel yon ve yontemini cizecek olan bilimi ve bilimselligi, inanc ve inancsalliktan ayiramamistir.
Bugun dunyada daha cogu insan idealizmdeki dusunce savunusunun nedenini algilasmadan, madde karsiti olarak onu reddeder.
Halbuki soyutun iki ana farkli icerigi vardir, biri inanc digeri dusunce; iste bilim ve bilimselligi veren dali dusunce; bir turlu hurafe dalini veren inanctan pek ayirt edilemez.
Bu bilimin bugun icinde bulundugu en buyuk cikmazdir. Eger bunun bilim farkina varsa; en azindan egitime bilimsel bir hukuk getirip, taze beyinlerin bilim disi bir dusunce ile buyumesini onler ve hatta bu ogretiye egitim olarak yonelenleri kanun onunde cezalandirir.
Ama, maalesef gunumuzde de emperyalisdt zihniyetten dolayi, bilim her turlu yonuyle inanca mahkum edilmekte ve bilimsellik epistemolojinin disina suruklenmektedir. Emperyalist zihniyetinde zaten istedigi budur ve bundan nemalanir.
Bilimin bu tip bir yonlendirisi, yeri gelir bilim adamini spekulasyonlara ve epistemoloji disina yonlendirir.
Aslinda dogal dusuncenin en buyuk sorunlarindan biridir, inancsallik ile bilimsellik arasindaki farki ortaya koyabilmek.
Bakin benim bilimsellik nedir diye bir mesajim var. Onu okursaniz, konuyu daha detayli algilarsiniz.
Halbuki, bilimin ve bilimselligin normalde bu tip safsatalarla ugrasmamasi gerekir. Cunku ne dini degerler ne de tanrisal yanasim zaten bilim ve bilimselligin konusu degildir.
Bilimsel bir yanasimla verilen cevap; inancsalliga "deger verildigi" anlamini cikarir.
Ama dedigim gibi, maalesef insanoglu henuz dusunce ile inanci ve bilimsellik ile inancsalligi biribirinden farkini gorebilecek ve ortaya koyabilecek bilincte degildir ve emperyalist zihniyet bu bilincin olusmamasi ve yerlesmemesi icin elinden geleni yapmaktadir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sadebiri
15-01-2010, 04:38
Saygideger sadebiri;
Bakin size birsey soyleyeyim. Maalesef bugun dunyamizda, her dali birbirinden ayirabildigi kadar ayirmayi becerebilmis, ama;insanoglunun en cok ilgilendiren ve yasam ve de iliskisinin toplumsal ve bireysel yon ve yontemini cizecek olan bilimi ve bilimselligi, inanc ve inancsalliktan ayiramamistir.
Bugun dunyada daha cogu insan idealizmdeki dusunce savunusunun nedenini algilasmadan, madde karsiti olarak onu reddeder.
Halbuki soyutun iki ana farkli icerigi vardir, biri inanc digeri dusunce; iste bilim ve bilimselligi veren dali dusunce; bir turlu hurafe dalini veren inanctan pek ayirt edilemez.
Bu bilimin bugun icinde bulundugu en buyuk cikmazdir. Eger bunun bilim farkina varsa; en azindan egitime bilimsel bir hukuk getirip, taze beyinlerin bilim disi bir dusunce ile buyumesini onler ve hatta bu ogretiye egitim olarak yonelenleri kanun onunde cezalandirir.
Ama, maalesef gunumuzde de emperyalisdt zihniyetten dolayi, bilim her turlu yonuyle inanca mahkum edilmekte ve bilimsellik epistemolojinin disina suruklenmektedir. Emperyalist zihniyetinde zaten istedigi budur ve bundan nemalanir.
Bilimin bu tip bir yonlendirisi, yeri gelir bilim adamini spekulasyonlara ve epistemoloji disina yonlendirir.
Aslinda dogal dusuncenin en buyuk sorunlarindan biridir, inancsallik ile bilimsellik arasindaki farki ortaya koyabilmek.
Bakin benim bilimsellik nedir diye bir mesajim var. Onu okursaniz, konuyu daha detayli algilarsiniz.
Halbuki, bilimin ve bilimselligin normalde bu tip safsatalarla ugrasmamasi gerekir. Cunku ne dini degerler ne de tanrisal yanasim zaten bilim ve bilimselligin konusu degildir.
Bilimsel bir yanasimla verilen cevap; inancsalliga "deger verildigi" anlamini cikarir.
Ama dedigim gibi, maalesef insanoglu henuz dusunce ile inanci ve bilimsellik ile inancsalligi biribirinden farkini gorebilecek ve ortaya koyabilecek bilincte degildir ve emperyalist zihniyet bu bilincin olusmamasi ve yerlesmemesi icin elinden geleni yapmaktadir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
sayın evrensel insan
kırmızı ile belirttiğim iletinizi destekler nitelikte yazılarım mevcut zaten yukarıda.söylemek istediğimde budur zaten.bilim ve bilimle uğraşan kişi nedendir bilinmez ,kendisini hedef alan yapıya(hy)karşı cevap verecek ise eğer,bu söylediğinizle çelişir.
halbuki bilimsellik hiçbir dinsel yada tanrısal olguyu hedef alamaz.aynı orantıda tanrısal ve dinsel olguda bilimi hedef alamaz.
saygılar
güneşinzaptıyakın
15-01-2010, 14:47
....................
kırmızı ile belirttiğim iletinizi destekler nitelikte yazılarım mevcut zaten yukarıda.söylemek istediğimde budur zaten.bilim ve bilimle uğraşan kişi nedendir bilinmez ,kendisini hedef alan yapıya(hy)karşı cevap verecek ise eğer,bu söylediğinizle çelişir.
halbuki bilimsellik hiçbir dinsel yada tanrısal olguyu hedef alamaz.aynı orantıda tanrısal ve dinsel olguda bilimi hedef alamaz.
saygılar Bu doğru bir tanımlamadır katılmamak mümkün değildir, fakat işin birde toplum içinde yaşayan boyutu vardır ki bu yönüyle değerlendirince bu tip vakaları ele alıp gerek yönünü ortaya çıkarmamak olmaz ve olamaz.
Sitemizde de görüleceği gibi bu tip hem İslama hakaret eden hemde bilimsellikten uzak olan hurafelere inanan bir çok kişi varken bu toplum nezdinde ciddi bir orana çıkmaktadır, sitemizde mehdi müritlerinin inanması ve savunmasını taraf oldukları için normal karşılayabiliriz ama toplum içinde zaten hayatında Kur'an okumamış ama kendini müslüman olarak tanımlayan ılımlı İslam kitlenin bu hurafeleri gerçek sanması ve inanması ayrıca problem yaratmaktadır ki bu yalanları ortaya çıkarmak ve toplum geneline doğruları anlatmak İslam'ın görevi olması gerekirken malesef bunları bizim gibi dinsizler yapmak zorunda kalmaktadır. İslam takıyyeci mantıkla bu hurafelerin yayılmasına ve inanılmasına göz yummakta ve bunda bir fayda görmektedir malesef ve malesef ki İslamı anlatmak biz dinsizlere düşmektedir.
Bu mucize yalancıları sektörü sadece mehdi ile sınırlı değildir artık, elinde Kur'an olan ve lise seviyesinde biraz bilimsel bilgiye sahip olan herkez bu tip abuk sabuk hurafeleri ortaya atmaktadır, bu rakamlar binlerle ölçülmektedir, elbet bu işin önderliğini yapan ve kaymağını yiyen mehdidir sonrasında ardılı bir kç isimde vardır. Bu yaptıkları ile kendi inançlarına hakaret ettiklerini ve küçük dşürdüklerini bizler söylüyoruz dinsizler olarak ve aypmayın sizin inancınız bu kadar ucuz olamaz diyoruz ama dinleyenmi var? malesef toplum dinsel açıdan cahil olduğu için her türlü dinsel yalana açık durumdadır ve bu mucize yalancıları bu açıktan yararlanarak hem maddi hemde manevi olarak toplumu sömürmektedir.
İşte bu yüzden bu yalancıların maskelerini çıkarmak ve gerçek İslamı anlatmak biz dinsizlerin görevidir, amaç toplumu bu tip yalanlardan ve hurafelerden kurtarmaktır...
Abi gerçekten çok güzel bir çalışma.Hayranlıkla okudum.Çok elit ve tartışmaya kapalı olmuş.Şurası özellikle çok sevdiğim bir kısım.
"bilim insanlarının herhangi bir gerçeği bulmalarını beklemek ve bulunduktan sonra Kuran’dan cımbızla bir ayet çekip ayetteki sözcüklere yepyeni anlam ve yorumlar yükleyerek “Bakın! O gerçek zaten asırlar öncesinden Kuran’da bildirilmiş” demek gülünçlüğünden sıyrılmalıdırlar. Çünkü bu tavır insanlık adına hiçbir yarar sağlamamaktadır."
Bizlere yapılan en büyük eleştri ayet cımbızlamadır.Hani Bektaşinin hikayesi anlatılır ya "Neden namaz kılmıyosun?" Çünkü kuranda "Namaz kılmayın yazıyo" demiş. Aslında ayetin orjinali " Abdestsiz namaz kılmayın"mış!!! Bizde güya böyle yorumluyomuşuz kuranı. Bunun aslında kuranı zorlayarak, anlam kaybına yol açtığını ve esasında islamcıların yaptığını çok güzel betimlemişsin.Teşekkür ediyorum,ellerinize sağlık.
Güzel kardeşim neden bu ilim veya bilim ile bir keşif bulunduğunda ayeti gösterdiğimizde kabul etmiyorsunuz ?
Neden incilden veya tevratdan veya zeburdan veya başka dini kitabdan değil de hep kurandan örnekler ile sunuyoruz hiç düşündün mü ?
Kuranın mucisesi burada işde .. sana ap açık bir kitap diyor .. mesela 2 nehrin birbirine karışmaması .. bir hadise cereyan edicek ki ve sonunda diyeceksin bak kuran bunu yazmışdı ..
Ama zamanı gelmeden sen bunu anlıyamazssın ki ..
Zayten insanlara belli başlı kuran ilmi verilmiş insanın yaratılışı o şekil ..
nasıl ki cin melek tayfasını insan gözü görmüyor ateistler içinde allah onların gözlerinde perde var görmezler diyor ..
Bu ap açık bir bildirgeyi sen görmüyorsan ..sorun kimde sizce ???
İşte bu gerçeklerin su üstüne çıkması zaten önyargı ile ve kafasında kalıplaşmış ve allahın olmadığına kesin inanmış biri için gerçekden kabulenememe gerçeği önünde yatıyor ..
Bunu ister kabul et ister etme .. kendi kapasitenin üstüne çıkamazssın kuranın ilminden de ancak allahaın sana lütfettiği kadar alırsın ...
Kuranın mucisesi burada işde .. sana ap açık bir kitap diyor .. mesela 2 nehrin birbirine karışmaması ..
sayın burkay,
inanacaksanız bir dine yine inanın... saygımız sonsuz... Ne var ki, bu inancınızı lütfen böyle mesnetsiz ve akla/bilime aykırı iddialarla desteklemeyin. Kendi inancınızın saygınlığını yok ediyorsunuz.
İki nehrin/denizin/okyanusun vs. karışmaması gibi birşey Dünya gezegeninde mevcut değil!
bkz: Denizlerin Birbirine Karışmaması (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15913)
saygılarımla
''Sevgili uyar Tanrı insanı sınava tabi tutmuş.Madem sınava müdahale edecekti,neden sınav yapmak istedi?
Bu kadarmı zor bunu düşünmek.
Yine bile sınavdan başarılı olmamız için püf noktalarını vermiş,eh artık geriside bira size kalıyor...
Öyle yada böyle sınav sonucunuzu öğreneceksiniz,sizde,bende herkezde...
Saygılarımla...''
Iste kendı tezını curuttugunuz nokta burasıdır.Cunku sınav dedıgımız eylem bır seyı sınamak, denmek yanı sonucunu ogrenmektır ama o herseyı bılen sınırsız bılgelıge ulasmıs ''Allah'' dedıgınız varlık her seyı bılıyorsa sızı bır sınava tabı tutmaya ıhtıyac duymayacaktır cunku sonucu bılıyordur.Yanı bu demek oluyor kı sevgılı nogada ''Allah'' dıye bır sey yoktur.Cunku herseyı bılen bır varlık bır seyı sınava tabı tutuyorsa herseyı bılmıyor demektir.Bu da kuranın ınsan yazması oldugunun kanıtıdır.Cunku kuranda da bu sınav meselesı soz konusudur.
Herkesi Sev
24-06-2010, 12:13
öncelikle merhaba
sn.shadows
Bu kağıt üzerinde yapılan bi sınav değil yaşanılarak tecrübe kazanılan bi sınav.Dolayısı ile anlık bi takım olaylar karşımıza çıkarılmalı ki tecrübe edinelim.Amaç gelişmektir genel anlamda.zaten bu bütün dinlerde ve felsefelerde hep aynı şeydir sadece müsmanlık anlamında değil yani.Eğer başımıza gelen olaylardan ders çıkartma yoluna girip kendimizi bir üst bilinç seviyesine geçirebiliyorsak bu olaylar sonrasında tamam fakat geçiremiyorsak sorun bizdedir ve yeni olaylar karşımıza çıkar.Bu külli irade cüzi irade dir.Cüzi irade şahsın iradesir.Külli iradede ilahi iradedir.Bu konu kaderdir.
Sizinde dediğiniz üzere sınavdan başarılı olmamız için birsürü püf noktaları verilmiştir.Dini kitaplar peygamberler,felsefik öğretmenler indirilmiş ve olaylar karşımıza hergeçengün çıkarılmaktadır.
Herşeyi Bilen Allaha biz birşeyler öğretmiyoruz O bize öğretiyor sizinde dediğiniz gibi o zaten herşeyi biliyor.Öğretmenin işi öğretmektir.Sınav sonucunu elbette biliyor:yukarıda belirttiğim gibi külli irade ve cüzi irade şeklinde.Bu arada insan yazması Kur an demişsiniz:dünyaya inmiş bütün peygamberler bütün dinler hepsi uydurma ve el yazmasımıdır? Şimdiye kadar yazılmış tarih kitaplarının tamamı ve bunların yazarlarının tamamı yalancımıdır?Peki böyle olma ihtimali % kaçtır?
Bunların hepsini yok sayarak biraz fazla önyargılı olmuyormusunuz?Madem gerçeği arıyoruz o halde önyargılarımızdan ve egomuzdan kurtulmamız gerekmiyor mu?
Buarada forumda yeniyim arkadaşlar herkese merhabalar.
..... herseyı bılen sınırsız bılgelıge ulasmıs ''Allah'' dedıgınız varlık her seyı bılıyorsa sızı bır sınava tabı tutmaya ıhtıyac duymayacaktır cunku sonucu bılıyordur......
Hoş geldiniz sn. Djhorny, tanışalım başlığından merhaba mesajı atabilirsiniz.
Yukarıda alıntılanan yeri gözden kaçırdığınızı tahmin ederek tekrar masaya aytırmak istedim, anlaşılmayan birşey olursa, anlamadığınız yeri tekrar yazınız.
Açık açık allahın herşeye kadir olduğunu söyleyip, sonrada sınavdan bahsetmek; insanın sadece kendini bu masala biraz daha inandırması için, kendine ihanetidir. Bunu kabullenmek zaman alır, insanın içine bunu düşünürken dahi korku dolar, yanlış birşeymi yapıyorum diye....din böyle bir mekanizmadır, insanın temel prensiplerini hedef alır ve oradan beslenir. İnsan ne zaman gözü kapalı teslim olmayı değilde sorgulamayı seçer, o zaman gerçeği elde eder.
Bu kolay olmaz bazılarımızın yıllarını alır, bunu içindir ki çabucak bu savı devirmeye yönelik girişimlerde bulunurlar, peygamber de bunu olmaması için "asın-kesin" demiş.
Herkesi Sev
24-06-2010, 15:00
shadows´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=314565#post314565)
..... herseyı bılen sınırsız bılgelıge ulasmıs ''Allah'' dedıgınız varlık her seyı bılıyorsa sızı bır sınava tabı tutmaya ıhtıyac duymayacaktır cunku sonucu bılıyordur......
Tabiiki ilk bakışta saçma gibi durabiliyor benim yazdıklarım.Fakat sonucu bildiğini zaten belirttim.(külli irade).Bu felsenin açığı var çünkü Allahın bilgi deposunda neler olduğuna dair bi bilgimiz elbette yok.Sadece O herşeyi bilir diye geçer.O yüzden saçma gibi duruyor dedim.Kişisel seçimler ise cüzi iradedir.Yukarıdaki yazıda bu iki şey felsefe farklılığı nediyle birbirine karıştırılmıştır.Eğer Allahın sonucunu bildiği bi sınavdaysakda ulaşmamız gereken noktalar var cevabı çıkıyor.zaten ulaşabiliceğimiz en üst noktada o bizi bekliyor olucak..
Aşağıdakilere henüz cevap alabilmiş değilim
Bu arada insan yazması Kur an demişsiniz:dünyaya inmiş bütün peygamberler bütün dinler hepsi uydurma ve el yazmasımıdır? Şimdiye kadar yazılmış tarih kitaplarının tamamı ve bunların yazarlarının tamamı yalancımıdır?Peki böyle olma ihtimali % kaçtır?
Bunların hepsini yok sayarak biraz fazla önyargılı olmuyormusunuz?Madem gerçeği arıyoruz o halde önyargılarımızdan ve egomuzdan kurtulmamız gerekmiyor mu?
Hoş geldiniz sn. Djhorny, tanışalım başlığından merhaba mesajı atabilirsiniz.
Teşekkürler nova şimdi bakıyorum