PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nefret ve kökeni


nihilist
21-01-2010, 14:34
sevgili yoldaşlar ve kardeşler
insan doğası nefrete uygun değildir.bunu tüm diğer primatlarda da görebilirsiniz.
içinizde öfkelenerek bir dostuna arkadaşına çocuğuna eşine şiddet uygulayanlar olmuşsa şunu da bilir ki hissedecekleri tek duygu acı ve üzüntü olmuştur.
hiç tanımadığınız birinin ayağına kazayla bassanız da yine aynı üzüntüyü yaşarsanız.arabasıyla giderken kazayla bir kediyi ezip de bundan üzüntü duymayacak bir tek kişi olacağını sanmıyorum.
o halde insan böyle bir tür olmasına karşın nasıl olurda sistematik olarak şiddet uygulayabilecek bir varlığa dönüşür.
benim bulduğum teknik anlamda tek mekanizma ötekileştirme mekanizmasıdır.
ötekileştirme bilinçaltında uyguladığınız ve uygulayacağınız her şiddetin size acı verme etkisini ortadan kaldırıyor.nasılını bilmiyorum.sonucu gözlemlerimden çıkartabiliyorum sadece.
bana göre bir sosyalist her yönüyle mükemmel bir insan örneğidir.
akıl insanıdır.nesneldir.duyguları romantik sahtekarlıklara bulaşmamış saf ve güçlüdür.
nefretin değil kesinlikle sevginin yanındadır.hatta sevgiyi bizzat üreten adamdır.
o halde sosyalist; ötekileştirme gibi doğrudan nefret ve şiddete sonuç açan bir tarzdan uzak kalabilmelidir.
aramızda bir çok eski müslüman var.bu demekki şu an müslüman olanlardan gelecekte yan yana olacağımız yoldaşlarımız olacağını unutmamalıyız.
amacım pasifizmin ideolojisine katkı vermek değil.
elbetteki din bize göre hurafedir yalandır ve varolan iktidar ilişkilerinin sonucudur.
ancak dindar; bizim gibi insandır.
dini deşifre ederken dindarı ötekileştirmek ile ideolojik mücadele arasındaki ince çizgiyi korumamız gerektiğini yoldaşlarıma hatırlatmak istedim.
lütfen bunu kimse bireysel anlamda üzerine alınmasın.

gematria
21-01-2010, 16:03
sevgi gibi nefrette insan doğasına aittir ...nefret doğamızın gereği bizi bu günkü evrimsel basamağa getirdi ... öfke duyusu olmayan bir tür de rekabet sonucu eleme de olmaz ve dolayısyla o tür doğanın sürekli akan ırmağında boğulmaya mahkum olur ... bugün haala insan diye bir ırk varsa sevgi gibi bunun bir diğer sebebi de öfke duyabilmemizdir ...


''bana göre bir sosyalist her yönüyle mükemmel bir insan örneğidir.
akıl insanıdır.nesneldir.duyguları romantik sahtekarlıklara bulaşmamış saf ve güçlüdür''

söylediklerin ütopik geldi mükemmel bir insanın olamayacağını bilen biri olarak merak ediyorum da sevgiyi üreten bir sosyalist insan örneği verebilirmisin bana tarihten ???

Bir kişiye insan diyorsan onu her yönüyle ele almalısın ...

güneşinzaptıyakın
21-01-2010, 16:19
Sanırım bir çok kişi dindar kişi ile din kurumunu ve temsil ettiği değerleri ayırmakta zorlanıyor. Birey ile kurumlar arasında derin bir farklılık olduğunu unutarak yada atlıyarak bireysel hedefler doğrultusundan hareketle yorumlar ve çıkarsamalar yapılıyor. Bu durum din kavramı ile dinsel inanca sahip kişiyi karıştırma noktasından öteyede geçmeye başlıyor bazen...

Şahsen ben; bireylerin şahsına yönelik her türlü hakaret, ötekileştirme, bireysel özgürlüklerini kısıtlama, aşağılama, dışlama, red etme yada yok sayma vb. gibi basit İnsani değerlere haiz basit kavramları esas alarak tüm bu olumsuzlukların yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu bağlamda bir kişinin kılık/kıyafetine, dil/din/ırk'ına, inancına, ideolojisine vb. İnsani değerlere dayanarak herhangi bir yaptırıma uğramasına karşıyım, sınırları bireylerin özgürlük ve yaşamlarında biten bir sınırsız özgürlükten yanayım özetle.


Kişilere yönelik hakaret, aşağılama vb. tüm kötü şeyler zaten gerek TCK gerekse site tüzüğünde suç olarak tanımlanmakta ve cezalandırılmaktadır, bu yüzden anarchist'in tanımladığı şekilde bir kötü uygulama ile karşılaşan arkadaşımız hemen ''!'' butonuna basarak şikayette bulunabilir. En kötü şey bir kişinin diğerine karşı üstünlük taslaması ve aşağılamasıdır kanaatimce...

Dinler ve dinlerin temsil ettiği değerlerle mücadele edilirken unutulmaması gereken birinci şey asla ama asla kişilerle değilde esas olarak bir sistemle mücadele ettiğini unutmamaktır, bu şekilde bir ayetin içindeki çelişkiyi ortaya koyarken yada o ayete dayanarak oluşan bir dini değeri eleştirirkende aynı mesafeden ve saygı çerçevesinde yapmalıdır...

evrensel-insan
22-01-2010, 06:22
Saygideger arkadaslar;

Psikoloji ve tum psikolojik degerler; insanoglu urunudur ve soyuttur. Bu soyut kavramlar, yani nefret; bir somutla ozdeslesir, yani baska bir insanoglu. Sonucta, birisinin size olan bir dusunce ve davranisinin yansimasi, sizin alginiza nefret olarak yansidigindan, sizde bunu bu icerikte yansitirsiniz.

Bunlar, tamamen soyut, inancsal ve sezgi ya da duyumlardir. Duygu ile nefreti algilayamazsiniz.

Sonucta insanoglu tarihler boyu, bu hisleri kavramlastirmislar ve nesilden nesile aktarmislardir. Sonucta nefret te bir his ve duyum oldugundan, birinin aldigi nefret duyumunu, baskasi almayabilir. Sonucta bir hissi inanctir ve sadece algilayan icin, dogrulugu ve varligi gecerlidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

arsemeia
22-01-2010, 13:17
nefretin kökeni yoktur, sevginin kökeni olmadığı gibi, birbirini doğurur bunlar.

tyd13
22-01-2010, 15:09
Psikoloji ve tum psikolojik degerler; insanoglu urunudur ve soyuttur. Bu soyut kavramlar, yani nefret; bir somutla ozdeslesir, yani baska bir insanoglu. Sonucta, birisinin size olan bir dusunce ve davranisinin yansimasi, sizin alginiza nefret olarak yansidigindan, sizde bunu bu icerikte yansitirsiniz.
Azizim Üstad'ın değindiği bu noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor. Bir bireyin sizden nefret ettiğini düşündüğünüzde veya sezdiğinizde bu durumun nedenini kendinizde arayacaksınızdır. Kendinizde bu nedeni bulamadıysanız veya bulup kabullenmediyseniz, kendinizde bulamadığınız nedeni bulmak veya karşılık vermek için karşınızdaki bireyden nefret edeceksinizdir. Kendinizde bir neden aramamayı tercih ederseniz karşınızdakine sevgiyle karşılık vermeye veya karşılık vermemeye karar verirseniz nefretin karşılıklı bir olguya dönüşmesini önlemiş olursunuz. Bir diğer durum olarak bir olguya bağlı olarak yaratılan nefrettir. Bir olguda yer alan olumsuzluklara karşı oluşturulan nefret nedeniyle o olguyu savunanlara karşı da savunusundan kaynaklı olarak nefret uyanır.
Nonteist üyelerimizden bir kısmının İslam ve/veya İslam'a inanan bireylere/üyelere karşı nefret duyması da bu nedenlere bağlanabilir.

evrensel-insan
22-01-2010, 18:18
Saygideger arkadaslar;

Tum duyumlarda oldugu gibi, nefretin tarihi de insanoglunun tarihiyle esdegerdir. Insanoglu bulundugu cografya ve o cografyanin tarihi kulturel gelisimi temelinde dogumdan itibaren aldigi degerler, tabular ve veriler; genelde nefreti dogurabilir. Bu tabularin basinda; dini degerler, milli degerler ve ideolojik inancsal dogrular gelir. Irkcilik, milliyetcilik, bir dini degerin, diger dini degere bakisi, bir komunistin, fasizme bakisi veya tersi v.s. genelde kisilerde cok guclu yer ettiyse nefrete donusebilir.

Kisisel duzeyde de; nefret algisi mumkundur. Bunun en guzel ornegi 60 lara kadar turrkce filmlerde islenen konudur. Erkegin tek tarafli sevgisi ve sevdigini elde edememesi, erkegin sevdigine karsi dusunce ve davranisini nefrete donusturebilir. Bazi insandisi hareketlerden, iskence, katliam v.s. nefret dogabilir. Bunu uygulayan kisilere, mesela Hitler, nefret duyulabilir.

Sonucta, nefret; ya toplumsal bir ideolojik inanc, ya da bir deger, mesela kan davasindaki rakibe duyulan nefret, ya da; kisisel bir duyum olarak yansiyabilir.

Nefretin en tehlikeli yonu, intikama donusmesidir. Iste eger bir nefret intikama donusurse ve kisi bunun tamamen inancsal etkisine girerse, o zaman intikam kacinilmazdir. Sonucta, kisi nefretinden intikam ile kurtulacagini zanneder, halbuki intikam, hem kisiyi baska sorunlara surukledigi gibi, nefretin de panzehiri degildir.

Nefret guclu bir histir ve kisinin psikolojisini dusunce ve davranis olarak etkiler.

Nefreti veren neden, sorgulanir ve gereksizligi algilanirsa; ancak o zaman bu duyum dusunceden gider.

Sonucta duyum olarak zayif olanlar, bunu aliskanlik haline getirip, en yakinindan bile nefret edebilir ve intikam pesine duserler. Buradaki intikamin anlami, kisinin adaleti kendi eline alma istemidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

eylemsel
22-01-2010, 23:22
Sevgi ve nefret birbirinden bağımsız olarak düşünülemez.
Her ikiside duygulara yöneliktir.
Sevginin varlık sebebi nefrettir yada tam tersi durum söz konusudur.Nefret olmasa yaşadığımız duygu durumunun sevgi oldugunun farkında olamayız.
Nefret duygusunun temelinde kızgınlık vardır. Nefret kızgınlığa göre çok daha güçlü bir duygudur.
İnsanlıkla ilgili idealize edilmiş şekilde,belli bir kesimle ilgili genellemelerin dogruluğu mümkün değildir.
Bu tür söylemler iyi dilek ve temenniden öteye gitmeyecektir.

UlulElbab
03-03-2010, 04:31
Saygideger UlulElbab;

İyilik ve Kötülük Evrenseldir-U.E.

Iyilik ve kotuluk, kavramsal olarak evrenseldir. Cunku tum kavramlar evrenseldir. Ama; kavramin, algi ve ifadesi, kisinin ideolojik inancsal dogrusu temelinde gorecelidir. Kavramlar; dusuncenin secim olanagini veren sabitleridir. Sahiplenile de bu sabitin, karsitlardan birinin secimidir.

Yani kavramin ifadesi, kisaca neyin iyi neyin kotu oldugu algi ve aciklamasi; evrensel degil; kisinin kendi degerlerinin algisi ve ifadesi temelindedir. Oyuzden bir dusunce veya davranisa;iyi kavram sabit temelli iyi de kotu de denebilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Saygideger evrensel-insan,

İYİlik ve KÖTÜlük insanın Doğasında vardır.Kavramlar ise Evrensel değildir.
Kavram insanın Beyninde doğar..Anlamlandırılır ve karşı tarafa İletişim ile aktarılır.
Ortak Kavramlara insanlar,aralarındaki iletişim sayesinde sahib olurlar...
Yerel olarak bir Toplumun veya şahsın İYİ-KÖTÜ ayrımı ve Kavramlaştırması vardır ve inkar edilemez...Ancak bu Subjektif olan yerel kavramlardır...
Oysa benim bahsettiğim Evrensel olan insanla birlikte doğar.Ancak insanların ölmesi ile yok olmaz.
Mağarada yaşayan insan dahi Kavram olarak İyilik ve Kötülük hakkında bir fikir sahibi olur. Nasıl olur?
Örneğin Öldürmek...İnsan başka bir insanı öldürmenin KÖTÜ olduğunu bilir.
Bunu nasıl bilir?

evrensel-insan
03-03-2010, 05:52
Saygideger UlulElbab;

Konuyu buraya tasimakla, iyi etmissin.

İYİlik ve KÖTÜlük insanın Doğasında vardır.Kavramlar ise Evrensel değildir.

Iyilik ve kotuluk soyut kavramlardir. Insanoglu kavramla ve dusunceyle degil; dusunme yetisi ile dogar. Ustelik, insanoglunun kendi dogasinin da ne oldugunu ortaya koyan, yine insanogludur. Kavram ile ifade farkinin iyi algilanmasi gerekir. Cunku kavramlar evrenseldir ve sabittir. Ayni alfabe gibi.

Kavram insanın Beyninde doğar..Anlamlandırılır ve karşı tarafa İletişim ile aktarılır.

Kavram; insanoglunun yasamdaki seyleri algilamasini yansitmasi icin, yani monologu icin; beyninin fonksiyonu dusuncesinin bir yaratimidir. Soyut yani kavramla ozdeslestirme yetisi, bir tek tur olarak insanoglunda vardir. O da sadece kendi turu adina ve kendi turu icin, bu kavramsal monologu kurar. Insanoglu 0 dusunce ile dogar, yani tabulu rasa.


Ortak Kavramlara insanlar,aralarındaki iletişim sayesinde sahib olurlar...
Yerel olarak bir Toplumun veya şahsın İYİ-KÖTÜ ayrımı ve Kavramlaştırması vardır ve inkar edilemez...Ancak bu Subjektif olan yerel kavramlardır...

Bu kavramlastirma degil; algilanan ve sabitlenen kavramin ne oldugu ve neyin iyi kotu oldugunun ifadesidir ve degiskendir. Tum ifadeler subjektiftir.

Oysa benim bahsettiğim Evrensel olan insanla birlikte doğar.Ancak insanların ölmesi ile yok olmaz.

Insanogluyla birlikte, hic bir soyut dogmaz.

Mağarada yaşayan insan dahi Kavram olarak İyilik ve Kötülük hakkında bir fikir sahibi olur. Nasıl olur?

Insanoglu hayvanin bes duyusu yerine; tecrubesini deneme/yanilma yoluyla saglar ve soru/cevap temelli kavramlastirma ozelligine sahiptir.

Örneğin Öldürmek...İnsan başka bir insanı öldürmenin KÖTÜ olduğunu bilir.
Bunu nasıl bilir?

Insan oldurmenin kotu oldugunu bilse, ya da dusunseydi; biribirini savasarak, iskenceyle, katliamla, soykirimla, psikolojik olarak v.s. nedenlerle oldurmez; ustelik olumu hukuksal temelde "kanuni" kilmazdi.

Oyuzden birisini oldurmenin, altinda; insanoglunun kendini tatmin ettigi bir ideolojik inancsal dogru yatar. Savas, hak, ozgurluk, nefsi mudafa, veya kanuni bir gerekce gibi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

UlulElbab
03-03-2010, 16:28
Saygıdeğer evrensel-insan,

Öldürmek insanın karanlık yönünün eseridir.Yani EGOsu insana bu eylemi güzel gösterir.
İnsan Dini için,İnancı için öldürmez.Bunlar işin kılıfıdır.Görünürde öyledir.

Aslında insan sırf çıkarları ve Egosunu tatmin etmek için öldürür.

Doüaya baktığımızda Vahşi diye nitelendirdiğimiz Hayvanların bile kendini korumak ve karnını doyurmak dışında öldürmediğini görürüz.

Bir Aslan karnı doyduktan sonra asla avlanmaz...Enerjisini boşa harcamaz...

Daha önce başka bir yazımda belirttiğim gibi;Aslanın Buzdolabı yoktur:)

Yani Doyduktan sonra Depolamak için ayrıca öldürmez...Bazı hayvanlar kışlık ihtiyaçları için depolama faaliyetini yaparlar...
En meşhur hikaye Ağustos böceği ve Karınca hikayesidir...
Ancak insan Hırs ve Arzular ile doludur.
O ihtiyacı yoksa dahi Doğanın kaynaklarını kendi menfaati için kullanmak başkalarına Satmak ister...Böylece diğerleri üzerinde hakimiyet kurmak Hep daha çok sahib olmak ister...
İşte insanın bu FARKLI yönünün törpülenmesi ve kontrol edilebilmesi adına bazı öğretiler geliştirilmiştir.
Paylaşmak ve karşılık beklemeksizin vermek!!
Bu insanı özel yapan bir haslettir...
Sizce bu öğretileri hangi KAYNAKtan aldı insanoğlu?

Saygılarımla...
UlulElbab

evrensel-insan
04-03-2010, 00:56
Saygideger UlulElbab;

Sizce bu öğretileri hangi KAYNAKtan aldı insanoğlu?-U.E.

Insanoglu, dogal dusuncesinin yapilanisi ve sekillendirilisi ve islevi icin; ornek aldigi kesim; hayvanlardir. Insanoglu, hayvandan ogrendigi tecrubeyi, kendi algisiyla kavramlastirma ve soyut yetisinin soro/cevabi ve deneme/yanilma metoduyla, kendi turu icin SOSYALLESTIRMISTIR. Iste o yuzden, insanoglu ETIKSEL ve METAFIZIK (her turlu yaraticinin, inancsallarin var ve ol temelligi varlik ve varolusun her turlu izmleri ve etiksel, sistemlenisin; siyasi, sosyal dini, milli, ahlaki, geleneksel, toresel v.s. icerigi) SOSYALLESTIRILMIS HAYVANDIR.

Tum etiksel (sosyal, siyasal, toplumsal, ahlaki, kulturel, geleneksel, toresel v.s. temelli "Bir arada yasama" nin getirdigi, MONOLOG temelli kendi turu icindeki yaptirimlardir) degerler, tabular ve nesilden nesile tarih boyu aktarilan veriler, dogal dusuncenin, dogal algilanan temelidir. Yani; ayrimci, cikarci, bencil ve evrensel olmayan her turlu gruplasma (ailesel, cevresel, ulkesel v.s.), bunlarin islerligini saglamak icin; guc, otorite ve yonetim, yonlendirim temelli hukuk ve tum bu degerler ve tabulari koruma/kollama ve yasamin onune koyucu; her turlu yaratilissal, inancsal, ideolojik dogrusallar ugruna(dini, milli ideolojik v.s.) savas ve bilimselligin inancsalliga tasinimi olan; dunya oteligi, doga ustulugu, mistisizm, mitoloji ve spekulatif teoriler, bilim kurgu.

Bu degerlerin, hicbiri; evrensel, insansal, kavramsal, bilissel ve bilimsel degildir. O yuzden de dogal dusunce kokenden itibaren, dusunce ve davranista insani ve insanligi degil; insanoglunu ve insandisi ve insanlikdisiligi orgutler, sistemlestirir ve duzenler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

caglayan
14-04-2010, 15:01
sevgili gematria. anarchist`e verdiginiz cevapta nefretin insanin dogasinda var oldugunu yazmissiniz. izninizle ben buraya birseyler ilaveetmek istiyorum. eger gelisim psikolojisi ile ilgili kitaplar la ilgilenirseniz. nefretin insana nasil asilandigini dehset ile gorursunuz bu konuda yazilmis cok eser var buraya bir kac isim yazdigim icin beni bagislarsiniz sanirim . Jean Piaget. Daniel Stern. bu iki saygin bilim kilavuzu. bu gun gelismis butun universitelerde (psikologi, pedagogi alaninda) okutulan, gelisim psikolojisi konusunda sayili otoritelerden bazilari. ben 60 yasimdayim. dayagin bir terbiye yontemi olarak kullanildigi ve hatta atasozlerine alindigi toplumlarda ne yazikki nefret ve siddet bir yapisik kardes gibi gelisirler. ve yurdumuz da bundan 50 yil onceki egitim de dayak oldukca yaygindi. simdi nasil bilemiyorum. ama hala arada bir ogrencisini doven "ogretmeleri" duyuyor, okuyorum. ama tabii ki karilarini dovmeyi emreden bir dine sahip oldugumuzu gozonune getirdigimizde, nicin nefretle dolu bir topluluk oldugumuzu anlamakta gucluk cekmeyiz. Bu gun gezegenimize sekil veren insanlarin cok buyuk bir cogunlugu ozgur dusunerek buyumus veya sorgulamayi ogrenmis insanlar. eger cocuklarimizi, ceza korkusu olmadan ama sorumluluk bilinci ile yetistimeyi ogrenebildigimiz an, inanin nefret ve siddet en az sahit oldugumuz cirkinlik olacaktir. buraya yazmaktaki amacim kesinlikle bir yanlis bulmak degil, uygarca bir dialog ile bildiklerimizi aramizda degistirmek. Ve biliyorum ki siteyi kuran kimselerin amacida bu. katilan arkadaslara esenlikler dilerim.

gematria
14-04-2010, 19:36
sevgili çağlayan dediklerinizde haklısınız günümüz eğitim örf adet veya yetiştirilme tarzlarımızda bize şiddeti aşılayan faktörlerin olduğu açık bahsettiğiniz gibi .. fakat benim konuyu ele alış biçimim evrimsel süreçte henüz bu kadar çağdaş olmadığımız dönemlerde yani atalarımızın sadece güce çevikliğe dayanan hayatta kalma sisteminde geliştirdiği bazı içgüdülerdir... en basit örneği avlanırken şiddet ve nefret gerekli etmenlerdi ... türümüzün hayatta kalması için geliştirdiği bu doğal içgüdüler bizede genlerimiz aracılığıyla miras kalmaktadır .. ama günümüz gelişen toplumsal düzeninde daha az başvurmak zorunda kaldığımızdan bu içgüdümüzün yavaş yavaş körelmeye yüztuttuğunu düşünmekteyim ...sizin bilgilerinizi . tecrbülerenizi ve okuduğunuz kitaplardaki önemli bulduğunuz yerleri paylaşmanızı gönülden dilerim....feyzinizden yararanmak amacıyla mesajlarınızın takipçisi olacağım sevgilerle...

UlulElbab
14-04-2010, 21:08
benim konuyu ele alış biçimim evrimsel süreçte henüz bu kadar çağdaş olmadığımız dönemlerde yani atalarımızın sadece güce çevikliğe dayanan hayatta kalma sisteminde geliştirdiği bazı içgüdülerdir... en basit örneği avlanırken şiddet ve nefret gerekli etmenlerdi ... türümüzün hayatta kalması için geliştirdiği bu doğal içgüdüler bizede genlerimiz aracılığıyla miras kalmaktadır .. ama günümüz gelişen toplumsal düzeninde daha az başvurmak zorunda kaldığımızdan bu içgüdümüzün yavaş yavaş körelmeye yüztuttuğunu düşünmekteyim ...sizin bilgilerinizi . tecrbülerenizi ve okuduğunuz kitaplardaki önemli bulduğunuz yerleri paylaşmanızı gönülden dilerim....feyzinizden yararanmak amacıyla mesajlarınızın takipçisi olacağım sevgilerle...
Saygıdeğer gematria,
Daha önceleri UlulElbab nickimle sizinle verimli yazışmalarımız olmuştu...Bundan cesaret alarak araya girmiş bulundum:) kusura bakmayın...
Avlanırken Siddet ve Nefretin gerekli olduğuna dair Bilimsel bir dayanağınız var mı? Yoksa sürçü Lisan olarak mı algılamamlıyız?
Nefret ve Şiddete ihtiyai yoktur..ayrıca bunlar bir Duygu/Algı...
Avlanırken insan Beyni Endorfin, Dopamin ve Serotoninsalgılama emri verir...
Böylece Kaslara ekstra kan pompalanır ve hız/Güç temin edilir...
Aslında bu "Savaş veya Kaç" mekaniğinin bir gereğidir...
Bu özellikler milyonlarca yıl önce olduğu gibi bugünün Şehir hayatında da gerekli ve Evrimleştiğine/Köreldiğine dair bilimsel bir kanıt yok...
Köşe başında bir Soyguncu ile karşılaştığınızda veya Bir kamyon sessizce yaklaşıp kornaya bastğında bu hormonlar salgılanır.
Kollar kanat gibi iki yana açılır...Bu ana karnında Bebeğinde...Sina dağında Musanında yaptığı aynı harekettir.
dip not olarak...Tanrıyla? temasa geçen insanın beyin kimyasına hükmedip,
Endorfin, Dopamin ve Serotonin seviyesini düşürmesi Melanini artırması istenir...
Saygılarımla...

gematria
15-04-2010, 12:43
saygıdeğer ululebsar ...

beyinde her hissiyat için özelleşmiş bölgeler bulunmaktadır ...aşk mantık korku nefret sevgi vs yüzlerce duygu da dışarıdan uyaran sonrası beynin belli bölgelerinde ki elektriksel aktivite artışı sonucu oluşmaktadır ... bu elektriksel aktviteler sonucu oluşan nörohormonlar endorfin dopamin seratonin katekolaminler vs. bu hormonlar ise bu elektriksel aktivitenin sağlıklı işlemesini ve duyguunun oluşmasını sağlarlar ... bu hormonlar hemen her duyguda işlev almaktadır fakat bu duygularda katılım oranları farklıdır ...(mesela aşkta dopamin baskınlığı vardır) dolayısyla nefreti veya başka bir duyguyu tek bir nörohormona bağlayamayız ...

avcı toplayıcı atalarımızın çaplarına geri dönersek bir avı köşeye sıkıştırdık ve elimizde ki taşla onun başını ezmeliyiz osırada avda kendini savunmak için bize saldırmaya çalışıyor .. bu durumda bu eylemin başarıya ulaşmasında etkili beyinsel uyarılar otomatik olarak devreye girer (çünkü ihtiyacımız vardır) ve oluşan şiddete eğilim artışıyla daha çevik ve daha güçlü konsantre bir şekilde hareket edebiliriz .. işte bu tip durumlarda beynin nefret kaynağının etkinliği artmaktadır ...

veya ailemizden birisini öldürmeye çalışan bir şahsı düşünelim .. bu bir hayvanda olabilir insanda ... türün devamlılığı açısından o kişiden nefret etmemiz gereklidir .. bu şekilde bu faktörden kurtulma yollarını araştırır ona karşı mücadele eder ve neslimizin devamını sağlarız ... işte bu yüzden nefret gerekli bir içgüdüdür eğer nefret olmasaydı bugün dünya üzerinde insan soyundan bahsedemezdik ...

yapılan araştırmalarda deneklere daha önceden nefret ettiklerini belirttikleri kişilerin fotoğrafları gösterildi ve aynı anda beyin MR’ları çekilİyor... Karşılaştırma yapabilmek için, kişilerin herhangi bir his beslemedikleri insanların fotoğrafları da kullanılıyor... ve bu sayede nefret esnasında hangi beyin loblarının uyarıldığı aktifleştiği çok net olarak ortaya çıktı ...

beynimzdeki limbik sistem duyguların kontrol ve üretim merkezidir .. saldırganlık ve nefrette yine bu bölgelerde oluşan evrimsel bir mirastır bize... özellikle septal alan ve amigdala saldırganlığın ve nefretin oluştuğu bölgelerdir ... nefretin evrimsel yararı: kişinin daha mantıklı düşünmesini ve yakında olacak olayları daha iyi tahmin etmesini sağlıyor... Böylece beyin, nefret edilen kişiden en az şekilde zarar görmeyi, o kişinin hareketlerine zamanında karşılık verebilmeyi sağlamaya çalışıyor veya o kişiye zarar vermenin yollarını arıyor...beynin karar verebilme yetisini artırıyor... işte bu şekilde tarihten beri doğal seleksiyon karşısında ki en büyük kozlarımızdan biri olmuştur saldırganlık ve nefret ...


aynen sizinde bir kısmını açıkladığınız gibi amigdala refleks sonucu uyarıldığında dediğiniz kas gerginliği pupillerde midriyazis tüylerde dikenleşme hızlı soluk alıp verme ve kalp atışlarında artış vs. gibi etkiler oluşmakta aynı zamanda kişi nefret duymakta ve bu sayede karşıdakini nasıl alt edebileceğini düşünmekte ve bu olaylar sonucu insan saldırganlığa hazır duruma gelmektedir ... bunları kişi bilinçli olarak kendisi yapmaz dediğim gibi bu süreç evrimsel bir mirastır ve içgüdüsel olarak oluşur fakat oluştuktan sonra günümüzde gelişen mantık kısmı ve ön frontal lob sayesinde konrtol altına alınabiliyor (ama unutmayın oluştuktan sonra frenleyebiliyoruz.. henüz okadar beynimiz üzerinde söz sahibi olamadık süreç daha işlemekte ilkel güdülerimiz haala çok etkililer)

küçük yaştaki çocuklarda şiddet vb uygulamalara başvurdukları pek görülmez çünkü henüz fiziksel olarak rekabete girişecek durumda değillerdir .. bu yüzden beyindeki bu sistem nefret değilde korku üretecek şekilde işler ve rekabetten kaçmaya yarar zarar görmemek üzere evrimleşmiştir ... fakat zamanla fiziksel gelişim sonucu rekabette rol alabilecek kapasiteler geliştiğinde işte bu içgüdüye götüren yolaklar açılmış olur ... öğrenmenin isee şiddetin kendisi değil şidettin nasıl uygulanması konusunda bir yardımı olur ...

http://www.tubitak.gov.tr/sid/342/cid/11828/index.htm;jsessionid=47009EAA3C1F8F189D057844D8A46 B1F

http://www.istanbul.edu.tr/itf/fizyoloji/Ogretim_Uye_ve_Yardimcilari/Ziya_Ziylan/limbik_sistem.pdf

http://www.doktorumonline.net/mid/articles/id/139/p/1/Siddetin_Biyolojisi.htm

ayrıca bilim ve teknik dergisinin şubat 2001 tarihli sayısında ki şiddet adlı makaleyi ve
bilim ve teknik dergisinin 407. sayısında ki şiddetin kimyası adlı makaleyi okumanızı öneririm söylediklerimin temelini oluşturan çalışmalardır ...

son söz olarak sadece şiddeti nefreti değil aynı zamanda fedakarlık gibi bir çok güzel duygununda evrimsel olarak oluştuğunu göz ardı etmememiz gerekli .. bizler aslında atalarımızın mirasıyız .. ve hepimiz bu mirasa küçükte olsa birşeyler katarak diğer nesillere bırakmaktayzz....

caglayan
15-04-2010, 17:51
Sevgili gematriya .duyarliliginiz icin tesekkur ederim . amacim suphesiz sizi elestirmek degil tam ziddi olarak fikir alisverisin de bulunmak . modern bilim butun insan karakterlerinin sebebini yanilmaz bicimde acikliyor. bilimle dini ayiranda bu zaten. pedagogi okudugum donemde siddetle psikologi ye ilgi duydum . cunki bu iki bilim dali birbirlerinin yumurta ikizi gibi. ozellikle gelisim psikologi`si pedagogi egitiminin en onemli dersi. Bu ilgi sebepsiz degil. yogun islam kulturunun sopasi ile yetismis biri olarak, iki kultur arasindaki farki gorup etkilendim. ve bu egitimi tabularin en az yer tuttugu skandinavia (Danmark)da gordum . bu gun modern bilim, insan karakterlerinin kaynagini tartismaya firsat vermeyecek kadar net bir sekilde acikliyor. tabiiki bilimi kavramis, bilime saygiyi ogrenmis toplumlara. bu gun psikopat, pedofil, saldirgan, korkak, pisirik,vs. butun bu insan karakterleri, dogumdan itibaren baslayan aile, cevre ve egitim faktorlerinin yarattigi karakterlerdir. ve bu yuzden uygar toplumlarda cocuklarin ruhsal gelisimini kontrol etmek devletin gorevleri arasindadir! (bizde de deniz feneri kurmak). bilimsel dayanaktan yoksun hersey bizleri yanilgiya goturebilir. o yuzden bilimle olculendirilmemis hic birseyi yazmak istemem. aksi halde Turan Dursun. ogretmenime layik bir ogrenci olamam! (saniyorum benim PC de aksilik var bu ucuncu yazisim ve bir turlu gonderemedigim gibi her seferinde metni degistirmek zorunda kaldim istemiyerek) bazi kimselerin yazilarinda kufur ve hakaretler goruyorum. bu seviyyesizlik fikirsel aczin bir disavurumudur(ifadesi). tabii ki bu insan turleri ile dovusmek degil amacimiz. ve bu insan larin nasil bir aileden geldigini hemen tahmin edebilirsiniz iste bilim bize bunu ogretir. bundan boyle firsat buldukca. ki zamanim oldukca kisitli. cocuk egitimi ile ilgili kitaplardan ceviriler yaparak sunmak. bos vakitlerimi olabildigince bu sitede kullanmayi istiyorum. dilerim sikca yazismak mumkun olur. dinlerden arinmis bir gelecek umudu ile hosca kalin.

gematria
15-04-2010, 22:21
evet bu sadece beni değil tüm site severleri çok mutlu eder sevgili çağlayan ...
dediğiniz gibi doğumdan sonra başlayan aile çevre ve eğitim faktörleri kişilerin karakterlerinin gelişimini sağlayan yegane faktörlerdir .. bir insan eğer saldırgan olmayı öğrenebiliyorsa (beyninde bunu sağlayan yolaklar mevcutsa amigdala nın saldırganlık üreten kısmı gibi) bu onun doğasında zaten mevcuttur ve bu yeteneğini açığa çıkarmıştır demektir .. yani misal amigdalasını aldığınız bir bebeği en kötü ortamlarda yetiştirin saldırganlığa azmettirin hayatı boyunca şiddet aşılayın o yine saldırganlık sergileyemez belki sadece rol yapar ama gerçekten hissedemez ...atalarımızın genleri hangi kişilikte olacağımıza karar vermezz sadece hangi kişiliğee yatkın olduğumuzu belirler .. yani salgırgan bir neslin ürünününde saldırganlığa meyilli yatkın olması kaçınılmazdır... ama dediğiniz gibi eğitim ve yetiştirilme tarzı ile genlerinin aksine bir kişilik yaratmak olasıdır ... yani eğitim ve yetiştirilme tarzı genlerimizden daha etkilidir kişilik belirlemede ... yani benim söylemek istediğim insanoğlu zaten doğasında (genler ve beyinde ki bu duygular için özelleşmiş kısımlar) varolmayan bir duyguyu sonradan öğrenemez ...

gematria
16-04-2010, 12:33
bilim ve gelecek dergisinin bu ayki sayısında nobel ödüllü nörolog rita levi montalcini ile bir şöyleşi bulunmakta ... konumuzlada ilgili açıklamalarının bir kısmını paylaşmak isterim


beynimizde australopitekus tan bu yana hiçbir değişim göstermeyen,aynı kalan arkaik (primitif,ilkel) bir bölge vardır ...Bu şiddeti barındıran bir alandır...bu bölge insanı ağaçtan inmeyi başardığı zaman kurtardı...insanın kendini savunabilmesini ve mücadele etmesini sağladı...bugün ise yok oluşunun sebebi olabilir...diktatörler ,totaliter rejimler,köktendinciler,arkaik beyinden yararlanıyor ve onu kendi çıkarları için kullanıyorlar...oysa şimdi kumandayı modern korkteks ile dil ve bilginin beyni almalı ...

diyor ünlü nörolog bilimkadını ve amigdalayı + septal kısmı işaret ediyor...

nihilist
20-04-2010, 20:07
sevgi ve nefretin her ikisinin de insana ait olduğu tespitinde yanılsamalar var.
nefret sonuç.bir sebebe bağlı olarak tepkisel olarak ortaya çıkıyor.
normal koşullarda , bir insan pek çok şeye karşı sevgi hissedebilirken, aynı anda pek çok şeye de nefret hissetmiyor.
aslolan sevgi.nefret ise arizi ve insanın özünden kaynaklanmıyor.
nefret iktidar ilişkilerinin sonucunda doğuyor ve gelişiyor.
o yüzden de nefret için koşulların oluşması gerekiyor.ötekileştirme bu koşullardan sadece biri.
normal şartlar altında bir başka insandan nefret etmeye değil sevmeye eğilimli olduğumuzu ifade etmeye çalışıyorum.
elbette insanın nefret edebilme yeteneği ve potansiyeli de var.bunu reddetmiyorum.

gematria
21-04-2010, 09:43
sevgi ve nefretin her ikisinin de insana ait olduğu tespitinde yanılsamalar var.
nefret sonuç.bir sebebe bağlı olarak tepkisel olarak ortaya çıkıyor.
normal koşullarda , bir insan pek çok şeye karşı sevgi hissedebilirken, aynı anda pek çok şeye de nefret hissetmiyor.
aslolan sevgi.nefret ise arizi ve insanın özünden kaynaklanmıyor.
nefret iktidar ilişkilerinin sonucunda doğuyor ve gelişiyor.
o yüzden de nefret için koşulların oluşması gerekiyor.ötekileştirme bu koşullardan sadece biri.
normal şartlar altında bir başka insandan nefret etmeye değil sevmeye eğilimli olduğumuzu ifade etmeye çalışıyorum.
elbette insanın nefret edebilme yeteneği ve potansiyeli de var.bunu reddetmiyorum.

evet sayın anarchist günümüzün değişen rekabet sistemi ve gelişen teknoljsi sevgiyi nefretten daha önemli kılmıştır dolayısyla eğilim bu yönde artmıştır ... her duygu için bir uyaran gereklidir .. her duygu bir dış uyaran sayesinde bu ister rekabet olsun ister hayatta kalmaya çalışmak olsun ister öc olsun veya avlanmak amaçlı olsun ... sebepler zaten var olan cevheri açığa çıkarmakta hem nefreti hemde sevgyi ... ama dediğiniz gibi günümüzde artık diyaloğun kaba kuvvetten daha önemli olduğu bir çağda sevgi sevebilme gücü nefretten daha çok yararlıdır fonksiyoneldir...