Orijinalini görmek için tıklayınız : Hacerül Esved ve Hinduizm'deki fallik öğeler
firatb84
24-01-2010, 02:36
Şiva Linga ve Yoni:
http://img30.imageshack.us/img30/7301/linga.jpg
http://img30.imageshack.us/img30/5934/hindu.jpg
http://img30.imageshack.us/img30/4032/shiva20linga20stone20ab.jpg
Linga kelimesi hindu din lisanı olan Sanskritçede işaret ve penis olarak iki anlama gelir. İşlemesiz düz bir sütun veya oval bir taş ile temsil edilir. İşlemesiz olması Tanrı'nın cisimsiz ve gerçeğin yalın olduğunu bildirir. Sütun olarak ise Tanrı'nın en derini de en yüceyi de ihata ettiğini bildirir. Penis olarak ise Tanrı'nın yokedici, dönüştürücü, yaratıcı güçlerini , ayrıca her insanda uyandırılmadıkça atil durumda bulunan tanrısallığı simgeler.
Hinduizm derin sırları halka , halkın tanıdığı, bildiği objeleri araç olarak kullanarak sembollerle anlatır ve Hinduizm sembollere oldukça fazla yer veren bir dindir. Bu sembolizm anlaşılmadan Hinduizm de anlaşılamaz.
Şimdi Hinduizm'deki fallik sembolizmi inceleyelim.
Diyebiliriz ki penis bir vajinaya girdiğinde bir kızın cinsel cehaletini ve ataletini yokeder. Onu üretken bir kadına dönüştürür. Spermlerin vajinaya girip rahimdeki yumurtanın döllenmesiyle de o kadını bir anaya dönüştürür ve o anneden yeni bir hayat çıkmasına sebep olur. Yani yokeder, dönüştürür, yaratır. Bu sebeple penis Tanrı Şiva'nin simgelerinden biri olmuştur.
Penis her erkekte bulunmasına rağmen ve daima bedende durup ayrılmamasına rağmen normalde uykudadır. Harekete geçmesi ve işlev görebilmesi için uyarılması gerekir. Uyarıldığında ise tum duyguları etkisi altına alır ve kişiye hayatının içinden yeni bir hayat çıkarabilme gücü sağlar. Her insanın ruhu tanrısaldır yani iyi biri de olsa kötü biri de olsa her insanın içinde tanrısal bir öz vardır ve asla ondan ayrılmaz. Fakat normalde uykudadır. Bu tanrısal özun harekete geçebilmesi için uyarılması gerekir. Bu tanrısalliı irfan, hikmet ve ilahi aşk sayesinde bir kez uyandırılırsa bu tanrısal öz kişinin tüm duygularını etkisi altına alır ve ona cuzi varlığını Külli ve Mutlak Varlık ile birleştirme gücü sağlar. Bu sebeple penis Tanrı Şiva'nın simgelerinden biri olmuştur.
Bazı insanlarda ise bu tanrısal özün bu ömürde uyandırılması mümkün değildir. Tıpkı iktidarsız insanların penisleri olduğu halde uyarılmalarının mümkün olmaması gibi.
Tüm kadim (antik) dinlerde ilahi gücün ve bereketin simgesi sayılan penis , sembol olarak ortadoğu dinlerine de girmiştir. Bu sembolizmin en bariz göründüğü yer ise İslam mimarisindeki minarelerdir. Ayrıca pagan Ana tanrıça inancında başka bir bereket sembolü olan kadın memesi de once Bizans mimarisine oradan da İslam mimarisine kubbe olarak girmiştir. Bunun farkında olunmaması ve mukaddes olan "hayat"ın basladığı iki organın 2000 yıldır ayıp ve tabu sayılması ise ironiktir.
Yoni kelimesi ise sanskritçede vajina anlamına gelir. Vajina her şeyin başlangıcı olan karanlıktır. Hayat vajinayla başlar, tüm potansiyeli içinde bulunduran rahim ağzıyla. Yaratılış meydana gelmeden önce yaratılacak ve yaratılmayacak her şeyin potansiyel varlığını (ayan-ı sabitesini) içeren , dıştan sakin göründüğü halde içinde kaotik bir düzen olan ilksel okyanus gibidir. Vajina yani rahim, yumurtalarla yani potansiyel varoluştan fenomenal varoluşa geçmeyi bekleyen ayan-ı sabitelerle d oludur. Tek bir penis tek bir orgazmda vajinaya milyonlarca sperm bırakır. Bu spermlerden biri hariç hepsi ölür. O tek sperm ise seçtiği tek bir yumurtayı döller ve bir canlı oluşturur. Hayat vajinada başlar oysa milyonlarca sperm de vajinada ölür. Döllenmemiş yumurtalar ise adet kanı yoluyla atılır. Yaratılacak olan yaratılmış, yaratılmayacak olanın ise potansiyel varlığını fenomenal varlığa döndürebilme imkanı yok edilmiştir. Bu haliyle vajina yaratılışın ve yok edilişin belli olduğu ve vuku bulduğu yerdir. Diğer bir deyişle neyin dünyaya geleceğinin neyin ise hiçbir zaman dünyaya gelmemek uzere yok edileceğinin belli olduğu yerdir. Tıpkı kainat gibi. Bu sebeple vajina, hem kainat olan hem de kainatın Şahsı manevisi olan Tanrıça Kali'nin simgelerinden biri olmuştur.
Hinduizm'de "can" kutsaldır ve hayata zarar vermek kesinlikle yasaktır. Bu sebeple "hayatın ve canlanmanın" başladığı yer olan vajina ve penis de dinsel sembolizmde yerini alır. İnsani olan hiçbir duygu tabulaştırılmaz, derinlemesine içine dalmak ve tefekkür öğretilir.
(Ayan-ı sabiteler aslında Tanrı’nın isimlerinin ve sıfatlarının suretleridir. Bu bağlamda kainatı oluşturan her bir varlığın Tanrı'nın ilmindeki suretleridir, yaratılmadan önce de sonra da. Fiziksel boyutta varlık kazanmaları ancak Yaratıcı Brahma'nın tecellisi ile ve birbirinden farklı sayısız varoluş aşamalarından geçerek mümkün olmuştur. Fiziksel boyutta varlık kazanmamış olanları ise henüz yaratılmamış olan, ancak İlahi Zihin'de potansiyel olarak var olanlardır.)
Kısaca Hindu mitolojisinde vajina karanlığı ; penis ise ışığı simgeler.
Bir başka deyişle vajina uzayı, penis ise zamanı sembolize etmektedir.
Karanlık ile ışığın, uzay ile zamanın, madde ile ruhun veya sembolik olarak Tanrıça ile Tanrı'nın birleşmesinden ise 'hayat' doğar.
Linga sembolizmi eski Mısır'da da Tanrı Ausar(Osiris)' in sütunu ve obeliskler (dikilitaşlar) olarak kendini gösterir.
firatb84
24-01-2010, 02:38
http://img30.imageshack.us/img30/1508/stoness.jpg
Mısır ve Hindistan arasında bulunan ve her iki kültürden de etkilenen antik (eski) Arabistan'daki Kabe'de bulunan kara oval Hacer'ül Esved (Karataş) de yoni içinde bulunan bir Şiva linga'dır. Arap paganların bir idolü olan bu taşa tazim İslam'da da aynen devam etmiştir. Felsefi düşünme ve sembolizmi anlama kapasitesinden yoksun , ya ifrata ya tefrite kaçan karakterde ve kraldan daha kralcı oluşuyla meşhur Ömer ibni Hattab'ın Hacer'ül Esved'i sevmemesi de bu sebepledir . En sahih hadis kitapları sayılan Buhari ve Müslim'de Ömer'in "Hacerül Esved" için şöyle dediği rivâyet edilir:
"Allah'a yemin olsun ki sen ne zarar ne de kar verirsin, Şayet Allah'ın Resûlünü seni öperken görmeseydim, seni opmezdim."
Bu esnada ardında bulunan ve Ömer'den daha ince bir idrak kapasitesine sahip olduğu bilinen Ali'nin şöyle dediği rivayet edilir:
“Ya Ömer Onda saklı sırları bilseydin şimdi ona böyle seslenmezdin!'” Kısaca müslüman peygamberi kökeni Hinduizm'deki linga sembolizmi olann bu pagan fallik imgesini öperek tazimde bulunmuş , tavaf etmiş ve bu inancı aynen dinine almıştır. Tavafa bu taştan başlanır ve onda bitirilir, tıpkı hinduların Şiva linga'yı tavaf ettikleri gibi. Tanrıça inancına karşı savaşan Muhammed'in sadece fallik imge olan liingayi koruması ve dinine kabul etmesi ise patri arkal (erkek egemen) zihniyet ve Hacer'ül Esved'in popüleritesini yıkmanın zorluğu sebebiyledir.
firatb84
24-01-2010, 13:52
Hindu Şiva Linga:
http://img137.imageshack.us/img137/7108/lingam.jpghttp://img62.imageshack.us/img62/8615/shivalinga.jpg
HAcer'ül Esved:
http://img402.imageshack.us/img402/1536/karatas.jpg
http://img36.imageshack.us/img36/4432/image99yv.jpg
http://img442.imageshack.us/img442/2038/kabablackstone1.jpg
gematria
24-01-2010, 14:11
teşekkürler bu güzel çalışma için fırat
gematria
24-01-2010, 16:38
fakat merak ettiğim birşey var ... şu kadınlık organına benzeyen gümüş muhafazanın ilk olarak ne zaman koyulduğu konusu araştırılmalı .. yani en başından beri bu gümüş muhafaza yada benzeri şekildeki bir yapı bu taşı kaplıyo olsaydı ozaman güçlü bir bağlantı kurulabilirdi fallizm le ..
fakat gümüş muhafazanın tarihi :
bu taşın 756’da çıkan yangın esnasında bazı parçaları düşmüştür....Hazret-i Ebu Bekr’in torunu Abdullah bin Zübeyr, bu parçaları gümüş muhafazalık içine koyarak yerine yerleştirmiştir....fakat ilginçtir 1517 yılında yavuz sultan selim mısır fethi sonrası getirdiği birde altın muhafaza vardır .. peygamber döneminden kalma olduğu söylenen ....
http://img189.imageshack.us/img189/6374/hacerulesved.jpg (http://img189.imageshack.us/i/hacerulesved.jpg/)
dolayısyla hacerül esvet ve etrafındaki korumanın tarihini ortaya çıkarmadıkça bu konu sıradan bir iddia olarak değerlendirilmelidir ... şimdi insanın aklına peki neden vajina girişi şeklinde bu koruma diye bir soru gelir .. bende sordum ama dikkat edince hemen ortaya ççıkıyor çünkü bu taş kabenin köşesinde bulunmaktadır .. dolayısyla köşe kıvrımına denk gelen uzantılar bu şekle benzetiyor korumayı doğal olarak ... fotoğraflara dikkat edin ...
http://img204.imageshack.us/img204/2245/176kabe2da7.jpg (http://img204.imageshack.us/i/176kabe2da7.jpg/)
http://img20.imageshack.us/img20/7084/12yu7.jpg (http://img20.imageshack.us/i/12yu7.jpg/)
firatb84
24-01-2010, 18:05
Biliyoruz ki o "taş" hem Muhammed'den önceki "putperest" inanırlar tarafından kutsal kabul ediliyordu hem de onlardan sonra Muhammed tarafından kutsal kabul edilmeye devam etmişti, o gümüş muhafazanın içine koyulmadan önce de benzeri bir şeklinin var olup olmadığı kesin olarak kanıtlayamayız, o yapının daha sonra duvara yerleştirilmesine karar veriliyor. Olaya sadece "şekil" açısından bakarsak tabi yerleştirilirken de tesadüfen duvarların yapısı şekli itibariyle mi o şekilde yapılmış yoksa orijinaline(yukardaki orijinal lingaya) benzetebilmek için mi o şekilde tutturulmuş kesin olarak bilemeyiz.
Ancak şu var ki, "kutsal" denilen bu taş olgusunun, binlerce yıldır Hindular tarafından da "kutsal taş" ya da "kutsal Linga" olarak adlandırıldığını biliyoruz:
http://img188.imageshack.us/img188/7445/vishveshvarashivalinga.jpg
Bu şekilde siyah "linga" taşları yaparak, bunu Yoni muhafazısın içine koyduklarını hatta bazı şivacı tapınaklarda bunu başka maddelerle sembolik olarak ayin şeklinde yaptıklarını da biliyoruz. Hacer'ül Esved'te Linga siyah olan taştır, yoni ise o taşın durmasını sağlayan etrafındaki altın ya da gümüş çerçeve. "linga" nın aslı içindeki o siyah taş, yoni ise o taşı çevreleyen muhafaza gümüş ya da altın. Bazı Hindu tapınaklarında sembolik bir ayin olarak ilk önce Linga alınır ondan sonra ona muhafaza olacak yoni ye batırılır. ikinci mesajımdaki 2 benzer resimdeki Hacer'ül Esved'in kırılmadan önceki durmu Linga'nın çıkıntılı hali şeklinde de olabilir.
Ancak şekil olgusunu da bir kanara bırakalım, durum basitçe "şekil" ile de ilgili değil.
Kabe/Kabaa'nın Sanskritçe "tapınak" anlamlarına gelen Gabba/Gabbha/Garbha kelimelerinden türetildiğini söyleyen araştırmacılar olduğu gibi, konu bu kadarla kalmıyor yine Hindistan kökenli Dravid Tamil dilinde Kabaalişvaran tapınağı isminde Mekke'ye yapı itibariyle çok benzer Şİva tapınakları var. Çeşitli Hindu Şiva tapınaklarında Hinduların Garbha/Gabbha lara giderken saç ve sakalların traş edilmesi geleneği, dikiş olmayan bembeyaz ehram elbisesi, 7 kere tavaf olgusu hepsi de Kabe uygulamalarıyla tamamen aynı... Bütün Şiva tapınaklarında bu Linga, dışarda girişte doğuya bakar pozisyonda yerleştirilmiştir, Kabe'de de aynı bu şekilde yerleştirilmiş Hacerül Esved ve bu rastlantı sınırlarını zorlamakta.
Mekke'de bulunan Kral Vikrama yazıtı, islamdan önce Arabistan'ın çeşitli tarihi dönemlerinde, Hintli bilgeler ve din adamlarıyla çeşitli bilgi alışverişleri olduğunu ispatlar nitelikte...
Kabe ve HAcerül Esved'in Hindu tapınakları ve Linga ile çeşitli kuvvetli bağlantıları olduğu çok açık görünüyor.
gematria
24-01-2010, 18:55
kabenin ve dolayısyla hacerülesvet taşının tanrıça kaab a dayandığını prof doktor gönül tekin güzel özetlemişti zamanında .. ay tanrısının kızı kaab (al-lat) ın bir diğer sembolude siyah taştı .. yani hacerülesvet ...
kabenin ve dolayısyla hacerülesvet taşının tanrıça kaab a dayandığını prof doktor gönül tekin güzel özetlemişti zamanında .. ay tanrısının kızı kaab (al-lat) ın bir diğer sembolude siyah taştı .. yani hacerülesvet ...
Şuradaki (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=283974#post283974) yazımdan konuyla ilgili kısa bir bölüm:
4. YAKINDOĞU’DA TAMMUZ VE İNANNA ETKİLERİ
Yakındoğu’da da Tammuz ve İnanna farklı versiyonlarıyla her devirde karşımıza çıkar. Ürdün civarında M.Ö. 400 – M.S. 106 yıllarında kurulmuş olan Nebatiler’in, İran, Babil ve Roma etkileri taşıyan karışık bir din anlayışı vardı. Burada Bitki, Asma ve Şarap Tanrısı Dusares’i görüyoruz (Yunanistan’daki Dionysos). Dusares’in karşısında ise Tanrıça Al-Lat vardır ki Kuran’da kabedeki putlardan biri olarak adı geçer. Al-Lat, Tanrıça İnanna’nın, Ishtar’ın, Ester’in ve Astarte’nin bir versiyonudur ve diğer adı Kaab’tır (Kabe adının kökeni). Al-Lat’ın simgesi siyah taştır (Kabe’deki Hacer-ül Esvet, Müslümanlar hala bu taşı öperler) ve Al-Lat’a inananlar da bu siyah taşa tapınırlardı.
gematria
24-01-2010, 19:52
bu bilgileri içeren bir kitap hazırlığında olduğunu da söylemişti sanırım gönül hoca sabırsızlıkla bekliyorum .. onun gibiler bu dünya için birer hediye ...
Bu ne derin bir çalışmadır yarrabbim.. Öyle analojiler kullanılmış ki, minareler penis, kubbeler ...EDIT... olmuş!! Peki bu şekilde kullanıldığına dair her hangi bir kaynak var mı?? ...EDIT...
Bunlar spekülatif ve bilgi kirliliğine neden olan konular.. Muhammed'in yaşayıp yaşamadığı bile tartışma konusuyken, bu tür kanıtsız/kaynaksız iddialara değer atfedilmemelidir.
firatb84
24-01-2010, 20:04
bu bilgileri içeren bir kitap hazırlığında olduğunu da söylemişti sanırım gönül hoca sabırsızlıkla bekliyorum .. onun gibiler bu dünya için birer hediye ...
Evet, Gönül hoca'yı o programda ben de izleyebilmiştim, saatler süren uzun ve ilginç bir sohbet olmuştu o gün. Ancak şunu da belirtmek gerekir, Gönül hoca bir Edebiyat profesörüdür, din ve mitolojiyle sadece hobi olarak ilgilenmektedir bu konuda profesyonel anlamda herhangi bir uzmanlığı yoktur ki o gece, bazı birkaç konuda diğer uzmanlardan farklı şeyler dile getirmişti, "öyle olduğunu düşünüyorum" şeklinde de belirtmişti cümle aralarında. Kendisi daha çok Muazzez ilmiye Çığ'ın ayak izlerini takip ediyor sanırım. Yine de dedikleri ilginç ve araştırmaya değer tabi.
firatb84
24-01-2010, 20:10
Bu ne derin bir çalışmadır yarrabbim.. Öyle analojiler kullanılmış ki, minareler penis, kubbeler ...EDIT... olmuş!! Peki bu şekilde kullanıldığına dair her hangi bir kaynak var mı?? ...EDIT...
Bunlar spekülatif ve bilgi kirliliğine neden olan konular.. Muhammed'in yaşayıp yaşamadığı bile tartışma konusuyken, bu tür kanıtsız/kaynaksız iddialara değer atfedilmemelidir.
Üslubunuzdan sizin de ciddiyet(!) ve değerli(!) biri olduğunuz rahatlıkla anlaşılıyor :) O kadar yazdığımın arasında işinize gelen bir kısmı basit ve yüzeyselce değerlendirmekle başlığı değerlendirmiş olmuyorsunuz. Başlığı beğenmediyseniz, çirkinleşeceğinize dönüp bakmazsınız, okumazsınız ve hangi başlığı "bilgi hazinesi" görüyorsanız onu ciddiye alırsınız.
Başlığımın bilgi kirliğine neden olup olmadığına da siz karar veremezsiniz, gerçekten "bilgi kirliliği" ise foruma yakışmıyorsa moderatörler gereğini yapar merak etmeyin.
Üslubunuzdan sizin de ciddiyet(!) ve değerli(!) biri olduğunuz rahatlıkla anlaşılıyor :) O kadar yazdığımın arasında işinize gelen bir kısmı basit ve yüzeyselce değerlendirmekle başlığı değerlendirmiş olmuyorsunuz. Başlığı beğenmediyseniz, çirkinleşeceğinize dönüp bakmazsınız, okumazsınız ve hangi başlığı "bilgi hazinesi" görüyorsanız onu ciddiye alırsınız.
Başlığımın bilgi kirliğine neden olup olmadığına da siz karar veremezsiniz, gerçekten "bilgi kirliliği" ise foruma yakışmıyorsa moderatörler gereğini yapar merak etmeyin.
İnsan, yazının ciddiyetine! ve değerine! göre bir tavır takınır.. Eğer ciddi bir yazı olsaydı, nasıl davranmam gerektiğini de gayet iyi biliyorum.. Nasıl hareket ettiğimi anladıysanız, yazınızın ciddiyeti hakkında da bir fikir sahibi olmuşsunuz demektir.
Yazınızın bir kısımdan sonrasını okuma gereği duymadım.. Bazı iddialarınızdan sonra yazının kaynağına bakma ihtiyacı hissettim ama en sonunda, zaten yazıyı okumaya başlamamın bir hata olduğunu farkettim.. Çünkü, değerli bir kaynak olması bir yana, her hangi bir kaynağa bile sahip değildi.
...EDIT... Yazınız İslam'a karşı olsun da, ne bir kaynak gerekiyor, ne de bir kanıt..
Belli ki siz, penis ile minare arasında bir benzetme bulduğunuz için ana temanızı bu konu üzerine kurmuşsunuz.. Şimdi vücudunuzun çeşitli yerlerini inceleyerek, İslam'ın diğer kısımlarına dair bazı bilgiler vermenizi bekliyoruz.. Kolay gelsin.
gematria
24-01-2010, 20:52
sayın sangre eleştirilerinize katılmamakla beraber aynızamanda acımasız olarak ta bulduğumu belirtmek isterim ..benim kanımca çalışma gayet güzel ve özgün .. siz şahsen beğenmemiş olabilirsiniz ama bunu dile getirmenin daha güzel yolları vardır .. yapıcı eleştiride bulunmanız daha değerli olurdu
UlulElbab
25-01-2010, 04:21
.................................................. ................ Felsefi düşünme ve sembolizmi anlama kapasitesinden yoksun , ya ifrata ya tefrite kaçan karakterde ve kraldan daha kralcı oluşuyla meşhur Ömer ibni Hattab'ın Hacer'ül Esved'i sevmemesi de bu sebepledir . En sahih hadis kitapları sayılan Buhari ve Müslim'de Ömer'in "Hacerül Esved" için şöyle dediği rivâyet edilir:
"Allah'a yemin olsun ki sen ne zarar ne de kar verirsin, Şayet Allah'ın Resûlünü seni öperken görmeseydim, seni opmezdim."
Bu esnada ardında bulunan ve Ömer'den daha ince bir idrak kapasitesine sahip olduğu bilinen Ali'nin şöyle dediği rivayet edilir:
“Ya Ömer Onda saklı sırları bilseydin şimdi ona böyle seslenmezdin!'” Kısaca müslüman peygamberi kökeni Hinduizm'deki linga sembolizmi olann bu pagan fallik imgesini öperek tazimde bulunmuş , tavaf etmiş ve bu inancı aynen dinine almıştır. Tavafa bu taştan başlanır ve onda bitirilir, tıpkı hinduların Şiva linga'yı tavaf ettikleri gibi. Tanrıça inancına karşı savaşan Muhammed'in sadece fallik imge olan liingayi koruması ve dinine kabul etmesi ise patri arkal (erkek egemen) zihniyet ve Hacer'ül Esved'in popüleritesini yıkmanın zorluğu sebebiyledir.
Sevgili Fıratb84,
Öncelikle bu güzel derleme için Teşekkürler.
Hanif bir Müslüman olarak bu çalışmadan dolayı seni kutluyorum.
Aslında Kabenin Güneş kültünün bir eseri olduğunu ve Hintli Rahiblerce kurulduğunu bende daha önce dile getirmiştim.
Kureyş ve Umeyye oğullarının kökeni konusunda da bu ortaya çıkıyor.
7 kez Tavafın 3 ü yavaş 4 dü hızlı bir tempodadır...Bunların isimleride var ama
şimdi yazarken hatırlayamayacağım:) Gezegenlerin Güneş etrafında dönüşünü
Simgeliyorlar...
Aslında REZİL bir Pagan Karataşını Öpmek için -sebebini dahi bilmeden-
nasıl birbirlerini eziyorlar?
Birde Şeytan taşlama var ki içler acısı... Şeytan bunlara bir tarafı ile Gülüyordur...
Aynı şekilde Marwa ve Safa arası Say da sonradan Kurana sokulmuş olması kuvvetle muhtemel...
Saygılarımla...
Bu arada Ömerin sözü geöiyor Kutubi sittede ama Ali'nin ki ilk defa rastladım?
kaynak? Sizce neden böyle söylemiş olabilir?
Tşk.
Üslubunuzdan sizin de ciddiyet(!) ve değerli(!) biri olduğunuz rahatlıkla anlaşılıyor :) O kadar yazdığımın arasında işinize gelen bir kısmı basit ve yüzeyselce değerlendirmekle başlığı değerlendirmiş olmuyorsunuz. Başlığı beğenmediyseniz, çirkinleşeceğinize dönüp bakmazsınız, okumazsınız ve hangi başlığı "bilgi hazinesi" görüyorsanız onu ciddiye alırsınız.
Başlığımın bilgi kirliğine neden olup olmadığına da siz karar veremezsiniz, gerçekten "bilgi kirliliği" ise foruma yakışmıyorsa moderatörler gereğini yapar merak etmeyin.
Bir insanın fikri ne ise zikri de o dur diye boşuna söylememiş atalarımız.
Göz görmeyi istedikten sonra, karşısına koyacağınız bulutdan binlerce sembol çıkartabilir. Ama çıkarttıkları semboller bulutun bulut olmasını değiştirmez.
Çok yanlış çıkarımlar yapmışsınız.
Unutmadan, mesajımı beğenmezseniz eğer, bakmazsınız, okumazsınız.
Saygılar
firatb84
25-01-2010, 12:44
Bu arada Ömerin sözü geöiyor Kutubi sittede ama Ali'nin ki ilk defa rastladım?
kaynak? Sizce neden böyle söylemiş olabilir?
Sevgili ululelbab,
İslami sitelerde de çok geçer bu rivayet:
"Yâ Ömer! Onda saklı sırları bilseydin şimdi ona böyle seslenmezdin!" mukabelesinde bulunduğu rivayet edilir.[8]
[8] ez-Zeylaî, Nasbu'r-râye, 3/38; el-Kazvînî, et-Tedvin fî ahbari Kazvîn, 3/150.
http://www.maxicep.com/sorular-ve-terimler/hacerul-esad-esved-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-62753.html
http://www.mumsema.com/iman-ve-onemi/36646-asrin-getirdigi-tereddutler-16.html
Bu arada forumda dolaşırken tesadüfen şu başlığı gördüm:
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4538&highlight=diki%FEsiz+ehram
Bahsettiğim bazı kısımlar yukardaki başlıkta da geçmekte, adeta bu başlıktaki konunun tamamlayıcısı niteliğinde.
spartacus
25-01-2010, 12:58
içerikle ilgili olmasada sangre gibi tarihi kendi sözde ahlak anlayışına göre çarpık yorumlama çabasında olanlar için;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Priapos
İncelenebilir. Bereketin simgesi budur, üremedir ve ataerkil dönemin başlangıç döneminde böyle temsil edilir. Anaerkil dönem diyebileceğimiz evvel betimlemelerde ise yine betimlemeler(heykel, kabartma) bu şekildedir. Yalnız bereketin simgesi bir tarafdan erkek üreme organı iken diğer tarafdan kadın memeleridir.
fıratb84'ün verdiği resimler meme ve meme ucu olarak betimlemek ve taşın öpülmesi gıda almak, sürmek, devam edebilmek olarak da yorumlanabilir. Yani aslında benzeşim anaerkil toplumdan devranılmış bir miras, bereketin simgesi (meme ve süt) olabilir.
Belli ki siz, penis ile minare arasında bir benzetme bulduğunuz için ana temanızı bu konu üzerine kurmuşsunuz.. Şimdi vücudunuzun çeşitli yerlerini inceleyerek, İslam'ın diğer kısımlarına dair bazı bilgiler vermenizi bekliyoruz.. Kolay gelsin.
Araştırmadan suçlama yapmaktasınız.
anadoluda bazı eski camilere (hangileri olduğunu tam hatırlamıyorum)külah sonra eklenmiştir.
Azerbaycan da bazı camiler insanı hayrete düşürüyor ve
''Tövbe tövbe '' dedirtiyor.
Minare islama sonradan girmiştir, her müslüman coğrafyanın farklı minare mimarisi vardır.
Anadolunun minareleri de bereket ve hayatın simgesi olan erkeklik organı na benzer.
ne çok anormal nede ayıp.Neden alınıyorsunuz.
sevgili firatb84,
çok güzel ve ilginiç bir çalışmaya imza atmışsınız, teşekkür ederim.
Benzerlikler ve anlatılanlar gerçekten dikkat çekici.
Farklı izahlar, karşı görüşler de elbette mümkün olabilir. Ama ''ahlakçı'' motivasyonla tezlerinize karşı çıkılmasını çok garipsediğimi söylemeliyim.
saygılarımla
içerikle ilgili olmasada sangre gibi tarihi kendi sözde ahlak anlayışına göre çarpık yorumlama çabasında olanlar için;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Priapos
İncelenebilir. Bereketin simgesi budur, üremedir ve ataerkil dönemin başlangıç döneminde böyle temsil edilir. Anaerkil dönem diyebileceğimiz evvel betimlemelerde ise yine betimlemeler(heykel, kabartma) bu şekildedir. Yalnız bereketin simgesi bir tarafdan erkek üreme organı iken diğer tarafdan kadın memeleridir.
Ne ahlak anlayışından bahsediyorsun arkadaşım!?
Tarihi hiçbir şekilde ciddiye almadan, salt analojiyle çıkarım mı yapılırmış?
Hangi tarihçi şu ana kadar böyle bir çıkarımda bulunmuş? Bu çıkarımın kaynağı, kanıtı nedir?
Bu aşağıdaki bizim okuldaki itfaiye kulesi;
http://galeri.istanbul.gov.tr/Portals/_default/prGaleri_sMedia/reMediaPhoto/jrsRE_000500x000500StFile/Fk2olt3wtsyyyuihlzg5tav.jpg
Sence neden bu şekilde yapılmış? Onlarda mı bereket sembollerinden etkilenerek bu şekilde yapmışlar yapıyı? Sizin düşünce tarzınız ile bu sonuç çıkıyor maalesef.
Bu yapının neden bu şekilde inşa edildiğini anlarsan, minarelerin de neden buna benzer olduğunu rahatça anlayabilirsin? Ama İslam'ı ne şekilde olursa olsun yanlışlama/reddetme amacı taşırsan, üzgünüm ama anlayamazsın.
İtfaiye kuleleri 'gözetleme' kuleleridir.. Minareler ise bir anlamda, çağrıyı/ezanı 'duyurma' kuleleridir.. Bu şekilde inşa edilmelerinin tek sebebi de budur.
Biz tarihçi değiliz.. Her noktada olduğu gibi bu tür konuları da tarihçilerden öğrenmeliyiz.. Bu şekilde tarihi salt analojilerle açıklayanlardan değil.
gematria
25-01-2010, 16:15
sayın sangre minare benzetmesine takılmış durumdasınız oysa o kısım sadece yazarın bir tahminiydi akıl yürütmesiydi .. burda önemli olan mesaj üreme ve dolayısyla hayatı oluşturma yetilerinin bu organlara bahşedilmiş olması dolayısyla bu organların geçmiş bir çok kavim tarafından kutsal sayılmış olması dır ..geçmişteki tüm inançların olduğu gibi bunun da izlerini günümüzde haala taşıyo olabilmemiz (salt cami minaresi veya kubbesi meselesi değil) çok olası araştırılması gereken bir konu ...
sayın sangre minare benzetmesine takılmış durumdasınız oysa o kısım sadece yazarın bir tahminiydi akıl yürütmesiydi .. burda önemli olan mesaj üreme ve dolayısyla hayatı oluşturma yetilerinin bu organlara bahşedilmiş olması dolayısyla bu organların geçmiş bir çok kavim tarafından kutsal sayılmış olması dır ..geçmişteki tüm inançların olduğu gibi bunun da izlerini günümüzde haala taşıyo olabilmemiz (salt cami minaresi veya kubbesi meselesi değil) çok olası araştırılması gereken bir konu ...
Sayın gematria,
Konu sadece minare benzetmesi değildir.. Konu, bazı ezoterik öğretilere inanan kişilerin, birbiriyle alakasız benzetmeleri bize gerçekmiş gibi anlatmaya çalışmalarıdır.. Konu, bahsi geçen 'sembollerin/simgelerin' ezoterik öğetinin özünü oluşturması ve bu anlatıların en fazla bilgi kirliliğine neden olan konuların başında gelmesidir.
Bizim new age/reformist müslümanların son dönemde de yapmaya çalıştığı bir anlamda budur.. Bir arkadaş çıkıp, ''Melek kelimesi 'meleke'den gelir.. Bu kelimenin manası 'güç, yaptırım gücü' vs gibi anlamlardır.. Bu yüzden kuranda geçen melek kavramı, Tanrı'nın yaptırım gücüdür ve kanatlarının sayısı da gücün şiddetini belirtir'' derse, ona ne demeliyiz? .. Veya ''Cin kelimesinin kökeni 'bilinmeyen' kelimesinden gelmektedir.. Bu yüzden geleneksel anlamda cin yoktur, kuran bilinmeyen herşeye cin demektedir'' derse, ona ne demeliyiz?? Bu başlıkta olduğu gibi kabul mü etmeliyiz?
Şu örneğe bir bakalım;
Kısaca Hindu mitolojisinde vajina karanlığı ; penis ise ışığı simgeler.
Bir başka deyişle vajina uzayı, penis ise zamanı sembolize etmektedir.
Karanlık ile ışığın, uzay ile zamanın, madde ile ruhun veya sembolik olarak Tanrıça ile Tanrı'nın birleşmesinden ise 'hayat' doğar.
Hay bin kunduz!!
Ne kadar hikmetli sözler bunlar.. Bu nasıl bir farkındalığa, bir bilinç seviyesine ulaşmaktır.. Sanırım bu arkadaş bilgeliğin/kamilliğin sınırlarına ulaşmış.. Yakında 'Mokşa'ya ulaşarak, bir su damlasının okyanusla karışması gibi Tanrı'yla 'bir' olacaktır.. Ve maddi bedenden/maya enerjisinden kurtularak, salt tin/ruh halinde gökyüzüne süzülecektir.. Biz kulları ise artık diğer hayatımızı bir solucan olarak mı, yoksa bir kurtçuk olarka mı yaşarız bilemiyorum.. Ama umutluyum, çünkü reenkarne sürecimiz devam ediyor!?
Önce vajinanın karanlığı, penisin ise ışığı sembol edindiği söyleniyor.. Sonra diğer bir deyişle (bu nasıl bir diğer değiş ise), vajina/karanlık uzayı, penis/ışık zamanı simgelendiği aktarılıyor.. Sanki bunlar birbirlerine çok yakın kavramlar gibi, diğer deyişleriyle aktarılmış.. Arkadaş bununla da yetinmiyor, uzay/zamanı madde/ruh ile ilişkilendiriyor.. Pes artık!
Tamam, analoji de bir yöntemdir.. Ama birbiriyle hiç alakası bile olmayan kavramları, bu şekilde ilişkilendirmek söz konusu bile olamaz.. Hele ki bunu, kayda değer bir tarihçinin izinde yapmadan, kafana göre veya bazı ezoterik yazarların izinde yapmak bilgi kirliliklerinin başında geliyor..
Bu şekilde sembolleştirilmiş konuları, arkadaşın blogunu okuyunca daha iyi anlayabilirsiniz.. Ben de bir aralar merak salmıştım, ama yakın zamanda ne kadar yanlış yaptığımı anladım.. Güvenilir bilgi, bilimsel bilgidir.. Bu tür benzetmelerin ne kadar güvenilir olduğu, bu noktada oldukça açıktır.
firatb84
25-01-2010, 18:08
Eleştiri mi şimdi bunlar :) Çok komik, sizi ciddiye alınacak biri olarak bile görmediğim için yazdıklarınızı bundan sonra görmezden geleceğim ancak 1-2 cümle edeyim, daha sonra istediğiniz gibi kendiniz çalın kendiniz oynayın :):
birbiriyle alakasız benzetmeleri bize gerçekmiş gibi anlatmaya çalışmalarıdır.. Konu, bahsi geçen 'sembollerin/simgelerin' ezoterik öğetinin özünü oluşturması ve bu anlatıların en fazla bilgi kirliliğine neden olan konuların başında gelmesidir.
Benzetmeleri gerçekmiş gibi anlatan veya bu bağı kuran kişi ben değilim, ben bu tip konulara ilgili olduğum için bu ezoterik dinlerin (islam ezoterik bir din değildir) öğretilerini özetliyorum, benzetmeleri kuran veya yapan da ben değilim ilgili dinlerin kutsal kitapları, benim yaptığım şey onları okumak araştırmak ve özetlemekten ibaret.
Bizim new age/reformist müslümanların son dönemde de yapmaya çalıştığı bir anlamda budur.. Bir arkadaş çıkıp, ''Melek kelimesi 'meleke'den gelir.. Bu kelimenin manası 'güç, yaptırım gücü' vs gibi anlamlardır.. Bu yüzden kuranda geçen melek kavramı, Tanrı'nın yaptırım gücüdür ve kanatlarının sayısı da gücün şiddetini belirtir'' derse, ona ne demeliyiz? .. Veya ''Cin kelimesinin kökeni 'bilinmeyen' kelimesinden gelmektedir.. Bu yüzden geleneksel anlamda cin yoktur, kuran bilinmeyen herşeye cin demektedir'' derse, ona ne demeliyiz?? Bu başlıkta olduğu gibi kabul mü etmeliyiz?
New age dediğiniz reformist müslümanlar hiç de iddia ettiğiniz gibi "new age" değildir ezoterizm yapmazlar hatta "anti ruhçu" durlar, Kur'an'da ruh yoktur derler spiritüalizmin her türlüsüne karşı çıkarlar... Ayrıca yukarda dediğiniz şeyler Kur'an ile uyumlu şeyler değildir, Kur'an ezoterik sırlı..vs bir kitap değildir veya ruhsal bir kitap değildir çünkü, sığ bir hukuk kitabı gibidir, zaten kendisi de her şeyi "apaçık" yazdığını iddia eder. Madem bloguma bakmışsınız "Hindu kutsal kitaplarından bölümler" kısmına bir göz atıverin sonra bir de Kur'an'a bakın demek istediğimi anlayacaksınız. En azından yapı bakımından farkı anlayacaksınız.
Sonra diğer bir deyişle (bu nasıl bir diğer değiş ise), vajina/karanlık uzayı, penis/ışık zamanı simgelendiği aktarılıyor.. Sanki bunlar birbirlerine çok yakın kavramlar gibi, diğer deyişleriyle aktarılmış.. Arkadaş bununla da yetinmiyor, uzay/zamanı madde/ruh ile ilişkilendiriyor.. Pes artık!
Yazımda dediğim gibi... Ne demişim? "Hİndu mitolojisine göre" Hindu mitolojisine göre bu benzetme yapılıyor peki burada eleştirilecek olan şey nedir? laf olsun torba dolsun... :) Ezoterik dinler "bilim" yapmaz, sadece yüksek sembolizm ve mistisizm metoduyla sıradan halka kendi gerçeklerini anlatmaya çalışır.
Ben bilimsel bir kitap yazmıyorum, ilgili kutsal kitaplarda belirtilen olguları, anlaşılabilmesi açısından SOMUTLAYABİLMEK İÇİN çeşitli örnekler vermeye çalışıyorum, aradaki bağ yüzünden değil, konunun anlaşılabilmesi için o örnekleri veriyorum. Sanırım daha ne yapmaya çalıştığımdan haberiniz yok, kendi seviyenizi belli edercesine saçma sapan yazmış olmak için eleştirmiş olmak için eleştiri yapıyorsunuz daha doğrusu yapmaya çalışıyorsunuz.
Ama birbiriyle hiç alakası bile olmayan kavramları, bu şekilde ilişkilendirmek söz konusu bile olamaz.. Hele ki bunu, kayda değer bir tarihçinin izinde yapmadan, kafana göre veya bazı ezoterik yazarların izinde yapmak bilgi kirliliklerinin başında geliyor
Birbiriyle alakası olmayan kavramların size göre alakası yoktur ama binlerce yıl önce çeşitli kutsal kitaplarda mistikler alaka kurmuşlardır ve ben de bu tip konulara ilgili olduğumdan, ilgili olanlar da var olduğundan bunları blogumda paylaşıyorum ve şu ana kadar çok da olumlu tepkiler aldım, sizin bu saçma sapan eleştirileriniz umrumda bile değil açıkçası, kusura bakmayın. ;)
Ben de bir aralar merak salmıştım
Anlaşıldı şimdi bu nefretin, çirkinleşmenin nedeni :) Bir yanda bilimsellik ve ateism/agnostisizm maskesi altına gizli bir islam sempatizanlığı ve islama yüklenilmesinden duyulan bir öfke, bir yanda da Kur'an dışı öğretileri çekememezlik :)
Arkadaşım seni zorla bloguma sokan yok, blogumda benim gibi bu tip konulara meraklı olanlar olabileceğini düşünerek, paylaşım amaçlı açtım güle güle ama şunu bilin ki sizin gibi biri benim ilgi duyduğum bu konulara ilgi duysaydı sanırım ben bu konuları bırakıp materyalist olurdum soğurdum hepsinden, iyi ki de sizin gibi biriyle aynı tarafta değiliz aynı ilgi alanlarına sahip değiliz, çok şükür :)
Ben de senin (veya bahsi geçen dine mensup insanların) saçma sapan benzetmelerine zaman harcayacak değilim.. Yazdıklarıma ister 'Parodi' diyin, ister farklı bir şey, önemli değil.. Yazdıklarının bir anlamda ne kadar saçma sapan olduğunu anlatmaya çalışıyorum.. İster görmezden gel, ister farklı bir tavır takın pek umrumda da değil.
Kaç tane reformist müslüman tanıdın?? Hepsini anti-ruhçu mu sanıyorsun?? O zaman şu sitelere göz gezdir;
http://www.sufizmveinsan.com/
http://www.keremdoksat.com/
Kuran'ın ezoterik bir kitap olduğunu söylemiyorum, ezoterik bir kitabın var olduğunu bile söylemiyorum esasen.. Her neyse, neyi nasıl anladığın önemli değil.. Söylediğim şey, ezoterik öğretiye sahip insanların her sözde kutsaldan bu tip benzetmeler, semboller, simgeler vs. çıkararak dezenformasyona neden olmalıdır.. Yani burada özne kitaplar, metinler değil, insan kavramıdır.. Başkası değil.
Birbiriyle alakası olmayan kavramların size göre alakası yoktur ama binlerce yıl önce çeşitli kutsal kitaplarda mistikler alaka kurmuşlardır ve ben de bu tip konulara ilgili olduğumdan, ilgili olanlar da var olduğundan bunları blogumda paylaşıyorum
Biz de bu tip analojilerin basit, bilimsellikten uzak, saçma sapan olduğunu anlatıyoruz.. Bu yaptığın analojiyle, beyazıttaki itfaiye kulesinin de 'penis'i sembolleştirdiğini, ama bunun yanlış bir çıkarım olduğunu anlatıyoruz.. Tabii anlayana!!
Neyse, neyi ne kadar bildiğin belli.. Seni farkındalığın ve yüksek bilinç seviyenle baş başa bırakıyorum.
Anlaşıldı şimdi bu nefretin, çirkinleşmenin nedeni :) Bir yanda bilimsellik ve ateism/agnostisizm maskesi altına gizli bir islam sempatizanlığı ve islama yüklenilmesinden duyulan bir öfke, bir yanda da Kur'an dışı öğretileri çekememezlik :)
Ne güzel de değiştirmişsin yazını.. Evet İslam sempatizanıyım, gizli gizli İslam'ı aklamaya çalışıyorum.. Nasıl da ele verdin ama beni, tebrikler!?
firatb84
25-01-2010, 18:49
Sufizme mi "reformist islam" diyorsunuz yani :D Sanırım daha reformist düşüncenin ne olduğunu bilmiyorsunuz, Sufistler reformist değildir, kimler reformisttir? Edip Yükselciler reformisttir örneğin ve reformistlerin tamamı sufizm ve spiritüalizm düşmanıdır, neden? Çünkü Kur'an dışındaki her kaynağı, hadisleri dahil, reddederler dolayısıyla Kur'an'ın dışındaki (Sufizm'de var olan)her fikri de reddederler, ateist forumda da var bu reformistlerden ve nerdeyse her hafta link koyuyorlar "ruhçuluğn iç yüzü" "Sufizmin putperest kökeni" diye...
İşre reformist bir arkadaştan ruhçuluk spiritüalizm ve sufizm düşmanı bir video örneği:
http://www.teblig.net/index.php?topic=1727.0
Şimdi Sufizme/tasavvufa gelelim:
Sufizmin ve tasavvufun kaynağı Kur'an değil uzakdoğu dinleri ve HİNT'tir yani Hinduizm'dir Bunu yalnızca ben değil pek çok islam alimi söylemektedir, MEevlana felsefesi, Sufizm, tasavvuf..vs Kur'an'a tamamen aykırıdır, bunları söyleyen alimlerden biri olan Dr. Ümir Haktanır'ın "TASAVVUF HASTALIĞI VE MEVLANA" isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim. Bununla ilgili bir yazı hazırlamaktayım bitince siteme koyacağım.
Tasavvuf felsefesi, bu felsefenin hoşgörüye yaptığı vurgu, Tanrı'da özümlenme, Tanrı'nın doğası, ondan yok olma, fenafillah ve daha sayamayacağım pek çok kavram ve mistik düşünce biçimi doğrudan Hinduizm'den Hindu felsefesinden araklanmıştır, Kur'an'da bunlarla ilgili İPUCU dahi yoktur.
Yaw ister new age sufilere reformist derim, ister haniflere.. Sonuçta bu kelimeyi atfedenler bu grubun dışındaki insanlardır.. Her iki grupta dini revize ettiği için, her iki grupta reformisttir.. Hanifler dinin özüne döndüklerini iddia ettikleri için, dini revize ettiklerini değil, gerçeğe/hakk'a döndüklerini söylerler, reformist olduklarını değil.. İlhamlarını farklı yerlerden alıyor da olabilirler, orası farklı bir tartışmanın konusudur.. Tasavvufun ilhamını nerden aldığı da, bu tartışmanın konusu değil.. Ama senin tabirinle, kendin çalıp kendin oynamak istiyorsan, seni tutan yok tabii ki.
firatb84
25-01-2010, 19:37
ezoterik öğretiye sahip insanların her sözde kutsaldan bu tip benzetmeler, semboller, simgeler vs. çıkararak dezenformasyona neden olmalıdır.. Yani burada özne kitaplar, metinler değil, insan kavramıdır.. Başkası değil
Beni New age'ci, secret kitabını(nefret ederim) okuyup sürekli "pozitif negatif enerjilerden" bahseden biri sandınız sanırım, benim yaptığım şey bu tip, olmayan bir şeyden semboller benzetmeler çıkarmak değil, binlerce yıl önce yazılmış çeşitli kutsal kitapları özetleyip hakiki ezoterik/mistik öğretileri yine o kitapların yöntemiyle anlatabilmek... Madem bir ara bu konulara merak saldınız neden bahsettiğimi gayet iyi anlıyor olmanız gerekir ama sanmıyorum
Yani Kur'an'dan, Tevrat'tan veya başka ilgisiz kitaplardan semboller şifreler çıkaran New agecilerden değilim bu kitapların içinde böyle bir şey yok çünkü. Benim dile getirdiğim sembollerin benzetmelerin çoğunu ben çıkarmıyorum, çıkardığım birkaç örnek ise kitapların anlatım biçimiyle tamamen aynı. Bu semboller benzetmeler zaten benim bahsettiğim o kitapların söylediği şeyler, o kitapların İkinci anlamı, sırları veya batıni olarak dedikleri...vs değil, açıkça temel anlam olarak söyledikleri şeyler...
Dediğim gibi, size bilimsel olmadığı için alakasız görünen bu semboller ve benzetmeler laboratuvar ortamında test edilen bir şey değil, "bilim" değil, bilimin alanına da girmez zaten, bilim laboratuvar ortamında test edilebilen veya çoğunlukla 5 duyuyla gözlenebilen olgularla ilgileniyor, yazdıklarımın bilim olduğunu da hiçbir yerde iddia etmedim. Bilimin alanı ve evreni yorumlayış biçimi farklıdır, ne var ki salt materyalizm insanları tatmin etmiyor ki ortaya bu şekilde öğretiler çıkmış... En basitinden birine sırılsıklam aşık olduğunuzda yaşadığınız, tüm benliğinizle ve tüm hücrelerinizle hissettiğiniz tarifi imkansız duyguyu, veya bir annenin çocuğuna duyduğu sonsuz sevgiyi ve bağımlılığı sadece "beyindeki maddeler çeşitli açılardan kimyevi reaksiyon sonucu etkileşimlerle değişik atraksiyonlara sebep oluyor, bunlar olmasa banane ne aşkım ne de çocuğum umrumda bile olmaz ama ah işte o maddeler" tipinde veya benzeri açıklamalarla tanımlamak, tanımlar doğru olsa bile en azından o an için kimseyi tatmin etmeyecektir, robot veya makine değiliz çünkü insanız, robot ve makinelerden farkımız olduğunu düşünen insanlarız.
Yobaz "benden değilsen yanacaksın"cı bir din ise hiç değil ama mistisizm/ezoterizm. Bunlar meditasyon sonucu ulaşılan farkındalık ve konsantrasyon seviyesinde sezgi yoluyla hissedilen elde edilen, mistiklerin kendi gönüllerinin derinliklerinde araştırma yaparak sezgi yoluyla ortaya çıkardıkları, evreni sadece madde/bilim değil de yaşamın anlamı bakımından anlamlandırmaya çalışan mistiklerin sezgi yoluyla ulaştıkları çeşitli (kendilerine göre) hakikatleri halka, sıradan halka anlatmak için kullandıkları bir yoldur buna mistik bir dil de diyebilirsiniz nasıl ki Zen'in koan metodu varsa mistiklerin de sembolizm metodu vardır. Tabi ki sevmek zorunda değilsiniz, islamik materyalizm:) ağırlıklı hayat yolunuzda size başarılar ve iç huzurunuzla mutluluklar dilerim
Sevgili firatb84 ;
"Yaşam"ı simgelerle anlatma sanatının,
titiz incelemelerini bizlerle paylaştığınız için,
kendi adıma size teşekkürlerimi sunarım.
Bu simgelerin varlığının dayandığı ilk nokta (Köken)hinduizm midir ?
Yoksa,
Hinduizmden daha öncesi de var mı ?
Biliyorsunuz bir varsayım var.
"Kayıp kıta Mu"
Yani bu konuda neredeyse bir ömür harcayan James Churcward'ın insanlığa tanıttığı Mu kıtası.
Başka bir anlatımla "İnsanlığın kayıp halkası"
gematria
25-01-2010, 22:53
aslında sümer medeniyetinde de buna benzer semboller varmı onu da araştırmak lazım .. afrika yerlilerinden bir örnek te benden ...Afrika’nın yerli halklarından Valangeler’de genç kızların erginleme kuttörenlerinde davul kadın cinsel organını simgelerken tokmak ise erkek cinsel organını simgelemekte ...
Sevgili Fıratb84,
Öncelikle bu güzel derleme için Teşekkürler.
Hanif bir Müslüman olarak bu çalışmadan dolayı seni kutluyorum.
Aslında Kabenin Güneş kültünün bir eseri olduğunu ve Hintli Rahiblerce kurulduğunu bende daha önce dile getirmiştim.
Kureyş ve Umeyye oğullarının kökeni konusunda da bu ortaya çıkıyor.
7 kez Tavafın 3 ü yavaş 4 dü hızlı bir tempodadır...Bunların isimleride var ama
şimdi yazarken hatırlayamayacağım:) Gezegenlerin Güneş etrafında dönüşünü
Simgeliyorlar...
Aslında REZİL bir Pagan Karataşını Öpmek için -sebebini dahi bilmeden-
nasıl birbirlerini eziyorlar?
Birde Şeytan taşlama var ki içler acısı... Şeytan bunlara bir tarafı ile Gülüyordur...
Aynı şekilde Marwa ve Safa arası Say da sonradan Kurana sokulmuş olması kuvvetle muhtemel...
Saygılarımla...
Bu arada Ömerin sözü geöiyor Kutubi sittede ama Ali'nin ki ilk defa rastladım?
kaynak? Sizce neden böyle söylemiş olabilir?
Tşk.
Merhabalar,
Fikrimin hurafeden, gelenekçilikten ve ezbere kabullenişten nasıl arınması gerektiği ve Tanrı'nın emrettiği gerçek inancın aslında ne olduğu hakkındaki sorgulamalara meylettiğim çocukluk döneminden beri erteleyip, alacağım insan ürünü -genelde yasaklayan ve soruyu dine aykırı gören bir uslupla verilen- cevapların tatmin edici olamayacağını düşünerek boşlukları kendi aklımla açıklamaya çalıştım. Dil konusundaki bilgi ve uzmanlığımın aczinden dolayı da asıl cevabın etrafında dolaştığımı fakat ulaşamadığımı bilerek sonuçsuzluğa ve kendi kafamdakini kabullenmeye doğru yol almaktaydım. Ancak ne olduysa oldu ve geçen haftadan beri, kendimi aklımdaki akılcı İslam yorumunu öğrencilerde bilinçli bir farkındalık oluşturmak amacıyla -şoke olmasınlar diye- nazikçe sorgular buldum. Kur'an'ı dantelleyip duvara asmak, Arapçasını okumak, Arapça yazılı kağıda, kitaba saygı göstermek, Arapçanın bütün bir dil değil de sesletim olarak ezberletildiği kurslara gidip Kur'an'ı 15 - 20 kez hatmederken hiç yahut en fazla 1 kez Türkçe açıklamalarına bakma ihtiyacı duymak, cami ve imamın gerekliliği, ibadeti Arap dilinde yapmak, dinin, imanın şartları ve farzları, mezhepler, batıllar, mekruh, haram, günah ve sevapları konuşurken bazı konulardaki bilgi eksikliğimin önemli ölçüde mevcut olduğunu anladım. Tabi bu belki hayatım boyunca tanık olduğum, etrafımda yaşanagelmiş İslami mezhebe mensup olmamalarıyla da ilgiliydi. Sonuçta 2 gündür bilgisayarın başından kalkmama izin vermeyecek derecede bir okuma, bilgilenme, araştırma ihtiyacının varlığını hissettim. Naçizane bulgularım belki bilindiktir ama yukarıda bahsettiğiniz Bakara 158 ile ilgili sıradan bulmadığım bir meali paylaşmak istiyorum.
Diyanet İşleri (eski):Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, karşılığını görür. Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=bakara&ayet=158
"Bakara Suresi 158; Safa ile Merve Allah'ın belliklerindendir.beytullah'ı(İSLAM BIRLIĞİ,ÇATISI) hac veya umre ile ziyaret edenin onları tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim içinden gelerek bir hayır işlerse Allah Şakir'dir, teşekkür eder, Alim'dir, en iyi biçim de bilir.
SAFA (IHTIYAÇ GIDERME,RAHAT ETTIRME,MISAFIRPERVERLIK) İLE MERVE(CÖMERTLIK) IBRAHIMIN BU IKI KARAKTERISTIK NİŞANI NASIL IKI DIKILI TAŞ OLMUŞSA KABE KAVRAMIDA YOZLAŞMIŞTIR, EL LAT YANI KURANDA İLK SIRADA GEÇEN EN BUYUK PUTLARI ALLAH'IN DİŞİL YAZILIŞI ALLAT'A KABE DENMIŞTIR VE ALLAHIN EVİ OLMUŞTUR.
mürüvvet
is. Ar.
1. Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri gibi olaylardan duyulan mutluluk, sevinç
2. esk. Yiğitlik, mertlik
3. İyilikseverlik, cömertlik:
''MERVE'' İLE YAKIN ''MERDİYYE '' HOŞNUT ETMEK OLARAK MEALCILERCE ÇEVIRIMIŞ.
89:28 İrci'ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten
Muhammed Esed 89:28 "Rabbine O'ndan hoşnut kalmış ve (O'nu) hoşnut etmiş olarak dön
ALLAT, ALLAH'IN DİŞİL YAZILIŞIDIR, ALLAH'A DOĞURGANLIK İFTİRA EDEN PUTTUR, HACERUL ESVED ÜREME ORGANIDIR. UZZA, MENAT KIZLARIDIR.
http://www.yeniislam.biz/forum_posts.asp?TID=39
Yani belki de Merve ve Safa'nın kelime anlamından bahsedilmiş olabilir. Bunu Zeitgeist'teki Hristiyanlık ve Musevilik ile ilgili dinlerin kökeninin benzer kültlere ve efsanelere dayandırılması, hikayecilik, masalcılık ortak paydasında açıklanmasına benzetebiliriz.
UlulElbab
23-04-2010, 20:08
Merhabalar,
Fikrimin hurafeden, gelenekçilikten ve ezbere kabullenişten nasıl arınması gerektiği ve Tanrı'nın emrettiği gerçek inancın aslında ne olduğu hakkındaki sorgulamalara meylettiğim çocukluk döneminden beri erteleyip, alacağım insan ürünü -genelde yasaklayan ve soruyu dine aykırı gören bir uslupla verilen- cevapların tatmin edici olamayacağını düşünerek boşlukları kendi aklımla açıklamaya çalıştım. Dil konusundaki bilgi ve uzmanlığımın aczinden dolayı da asıl cevabın etrafında dolaştığımı fakat ulaşamadığımı bilerek sonuçsuzluğa ve kendi kafamdakini kabullenmeye doğru yol almaktaydım. Ancak ne olduysa oldu ve geçen haftadan beri, kendimi aklımdaki akılcı İslam yorumunu öğrencilerde bilinçli bir farkındalık oluşturmak amacıyla -şoke olmasınlar diye- nazikçe sorgular buldum. Kur'an'ı dantelleyip duvara asmak, Arapçasını okumak, Arapça yazılı kağıda, kitaba saygı göstermek, Arapçanın bütün bir dil değil de sesletim olarak ezberletildiği kurslara gidip Kur'an'ı 15 - 20 kez hatmederken hiç yahut en fazla 1 kez Türkçe açıklamalarına bakma ihtiyacı duymak, cami ve imamın gerekliliği, ibadeti Arap dilinde yapmak, dinin, imanın şartları ve farzları, mezhepler, batıllar, mekruh, haram, günah ve sevapları konuşurken bazı konulardaki bilgi eksikliğimin önemli ölçüde mevcut olduğunu anladım. Tabi bu belki hayatım boyunca tanık olduğum, etrafımda yaşanagelmiş İslami mezhebe mensup olmamalarıyla da ilgiliydi. Sonuçta 2 gündür bilgisayarın başından kalkmama izin vermeyecek derecede bir okuma, bilgilenme, araştırma ihtiyacının varlığını hissettim. Naçizane bulgularım belki bilindiktir ama yukarıda bahsettiğiniz Bakara 158 ile ilgili sıradan bulmadığım bir meali paylaşmak istiyorum.
Diyanet İşleri (eski):Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, karşılığını görür. Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=bakara&ayet=158
"Bakara Suresi 158; Safa ile Merve Allah'ın belliklerindendir.beytullah'ı(İSLAM BIRLIĞİ,ÇATISI) hac veya umre ile ziyaret edenin onları tavaf etmesinde kendisi için bir sakınca yoktur. Kim içinden gelerek bir hayır işlerse Allah Şakir'dir, teşekkür eder, Alim'dir, en iyi biçim de bilir.
SAFA (IHTIYAÇ GIDERME,RAHAT ETTIRME,MISAFIRPERVERLIK) İLE MERVE(CÖMERTLIK) IBRAHIMIN BU IKI KARAKTERISTIK NİŞANI NASIL IKI DIKILI TAŞ OLMUŞSA KABE KAVRAMIDA YOZLAŞMIŞTIR, EL LAT YANI KURANDA İLK SIRADA GEÇEN EN BUYUK PUTLARI ALLAH'IN DİŞİL YAZILIŞI ALLAT'A KABE DENMIŞTIR VE ALLAHIN EVİ OLMUŞTUR.
mürüvvet
is. Ar.
1. Bir ailede çocukların doğumu, sünneti, evliliği, iyi bir göreve geçmeleri gibi olaylardan duyulan mutluluk, sevinç
2. esk. Yiğitlik, mertlik
3. İyilikseverlik, cömertlik:
''MERVE'' İLE YAKIN ''MERDİYYE '' HOŞNUT ETMEK OLARAK MEALCILERCE ÇEVIRIMIŞ.
89:28 İrci'ıy ila rabbiki radıyeten merdıyyeten
Muhammed Esed 89:28 "Rabbine O'ndan hoşnut kalmış ve (O'nu) hoşnut etmiş olarak dön
ALLAT, ALLAH'IN DİŞİL YAZILIŞIDIR, ALLAH'A DOĞURGANLIK İFTİRA EDEN PUTTUR, HACERUL ESVED ÜREME ORGANIDIR. UZZA, MENAT KIZLARIDIR.
http://www.yeniislam.biz/forum_posts.asp?TID=39
Yani belki de Merve ve Safa'nın kelime anlamından bahsedilmiş olabilir. Bunu Zeitgeist'teki Hristiyanlık ve Musevilik ile ilgili dinlerin kökeninin benzer kültlere ve efsanelere dayandırılması, hikayecilik, masalcılık ortak paydasında açıklanmasına benzetebiliriz.
Merhaba Sayın iconia,
Öncelikle hoşgeldiniz. Linkini verdiğiniz yazıyı asan "Safbilgi"yi tanıyorum.
Ciddi iddialar ortaya atıyor kendisi.Şimdilik delillerle yalanlayan bir Mezhep mensubuna rastlayamadım. Hemen Kafir damgası vuruyor ve başlarını kuma gömüyorlar...
Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Keşke kendinizi biraz tanıtsaydınız...
Aslında bunun için Tanışalım adlı bir bölümde vardı...
Hanif Akım mensubumusunuz?
Saygılar...
Merhaba tekrar,
Öncelikle usule ters düşerek kendimi tanıtmadan konu yanıtlamaya geçtiğim için özür dilerim. İlk mesajımda dediğim gibi çocukluk döneminden beri aklıma uygun gelmeyen bağnaz gerekliliklere takılıp kuşkuya kapıldığım, asıl otoritenin kim veya ne olduğunu bilemediğim, biraz da günlük yaşama devam edip hayat gailesine düştüğüm için herkesin doğru bildiği namaz, oruç gibi ibadetleri kendimce yerine getirmeyi zorunlu görmeyerek (*) dinin lüzumlarını yerine getirmemeyi seçmiştim. Din olgusunun çoğu tek veya çok tanrılılarda olduğu gibi genel anlamda insana iyilik yapmayı, öğrenmeyi, şefkati, alçak gönüllülüğü, zayıf olana yardım etmeyi, hırstan arınmayı, güzel konuşmayı, yalan söylememeyi, üretmeyi, çalışmayı, tüm canlıları ve evreni sevmeyi, Tanrı'ya/Tanrılara yalvarmayı ve onun/onların yanında bulunan melek, peygamber, şeytan gibi varlıkların bulunduğunu kabul etmeyi, şükretmeyi, af dilemeyi, keyfen eziyet vermekten, sağlıksız koşullarda yaşayıp vücuduna zarar vermekten, ukalalıktan, kötülükten, haksızlıktan, adaletsiz davranmaktan kaçınmayı vb. tavsiye ettiğini, emrettiğini ve bu şekilde yüce güç/güçlerin bireysel ve toplumsal huzuru sağlamaya çalıştığını çıkarımlıyorum. Hanifi müslüman olmamız ailedendir. Bununla birlikte dinin birliğinin bozulmasının, inananların kollara ayrılıp, kişisel yorumlara ve bu kişilerin dini (şeklen ve naklen) nasıl yaşadıklarına göre din içinde birbirinden uzak disiplinler geliştirmelerinin ve her birinin diğerini küfre kadar gidecek şekilde yadsımasının nedenini insanın fıtratında olan hata eğilimine bağlıyorum. Fakat artık Kur'an'ın 25, 30 ayrı Türkçe mealine ulaşmak günümüzde mümkünken ayrıca bir kaynağa ihtiyaç duyacağımı sanmıyorum. Ki bunun da Kur'an'da açıkça belirtilmiş olduğunu gördüm. Bazıları,
EN'ÂM - 114 :Tanrı'dan başka hakem mi arayayım? Oysa O size kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz bunun gerçekten rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.NÛR - 18 :Tanrı size ayetleri açıklıyor; Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nur&ayet=18
Ayrıca Kabe'nin bir açıklamasında ise kutsal mabet, bina, yer olarak değil "kalp, gönül" anlamında kullanıldığına rastladım ve eklemek istiyorum.
TASAVVUFÎ TERİMLER (K)
KA'BE: Yer yüzünde Allah'a ibâdet edilmek üzere inşâ olunan ilk mâ'bed. Vuslat makamı. Kalbin Hakk'a, sevgiliye, bembeyaz ihram giyerek, yani güzel huylarla süslenmiş olarak yönelmesi. Tasavvuf erbabına göre, iki türlü Ka'be söz konusudur: Birisi Hz. İbrahim'in taştan topraktan yaptığı, çok defalar yıkıldığı halde, tekrar tekrar tamir edilen ve yeniden yapılan maddî Ka'be. İkincisi de, Allah tarafından bina edilen insan gönlü, kalbi. Bu yıkıldığı zaman yapılması mümkün değildir. O'nun için gönül yıkmamak gerek. Şunu belirtmekte yarar var: Mutasavvıflar, kalbe önem vererek Ka'be'ye gitmeyi, farz olan Hac görevini, şeriatın bir emrini ikinci plana atmış değillerdir. Eğer bu gerçek olsaydı, hiç bir sufînin, üzerine farz olan hac görevini yapmaması gerekirdi ki, tasavvuf tarihi ve velilerin biyografilerini dikkatle okuduğumuz zaman, istisnasız hemen hepsinin hac görevini yaptığını görürüz. Onların kalbe önem vermeleri, Ka'be'yi ikinci plana atar, gibi görünmeleri, gerçekte bu mânâda değildir; zira yaşadıkları hayat, bunun reel kriteridir, göstergesidir. İslâm'ın insan için olduğu göz önünde tutulur ve onun eşref-i mahlukât yönü dikkatle incelenirse, sûfilerin bu filantropik yaklaşımı, onların İslâm'ın özünü, özellikle Louis Massingnon'un da ifade ettiği gibi "islam'ın gerçek haniflik yönünü" anladıklarını ve bu espiriye ulaşabildiklerini gösterir. Tasavvuf erbabının bu tür görüşlerini tenkid edenlerin, önce kendi islâmî bilgi ve kültür birikimlerinin yeterli olup olmadığını kontrol etmeleri gerekir. Çoğu zaman bu bilgi birikiminin tam olması da yetmemekte, olaya, İslâm'ın derûnî tarzda, aşkla yaşanması boyutu da eklenmektedir. Öyle sanıyoruz ki sûfileri, bilgi ve aksiyonun birleştiği bir alanda, anlamak mümkün olacaktır. Bu ifadelerde biz, gerçek tasavvufu, yani İslam'a derinin etle bağlandığı gibi bağlanan tasavvufu ve İslâm'ı, Rasulullah (s) edasıyla yaşama çabasında olan, bilgi ile mücehhez sûfileri kastediyoruz. Psödo (uyduruk) sûfilerin sayıca az olmadığı bir ortamda, böyle bir ayırımı yapmanın, tasavvuf tarihi içinde de büyük önem arzettiği kanaatindeyiz. Zira, sahte ve hakikisi ayırılmadan, yapılan tenkitlerin bütün sufilere teşmil edilişi, tasavvuf alanının mütehassısı olmayan kişilerde, ilmî bir yanılgı olarak sürekli gözlenmektedir. Konu, hem ihtisas, hem de yaşama işidir.
http://www.tasavvufalemi.com/sayfa.php?yaziNo=133
Din olgusunun çoğu tek veya çok tanrılılarda olduğu gibi genel anlamda insana iyilik yapmayı, öğrenmeyi, şefkati, alçak gönüllülüğü, zayıf olana yardım etmeyi, hırstan arınmayı, güzel konuşmayı, yalan söylememeyi, üretmeyi, çalışmayı, tüm canlıları ve evreni sevmeyi, Tanrı'ya/Tanrılara yalvarmayı ve onun/onların yanında bulunan melek, peygamber, şeytan gibi varlıkların bulunduğunu kabul etmeyi, şükretmeyi, af dilemeyi, keyfen eziyet vermekten, sağlıksız koşullarda yaşayıp vücuduna zarar vermekten, ukalalıktan, kötülükten, haksızlıktan, adaletsiz davranmaktan kaçınmayı vb. tavsiye ettiğini, emrettiğini ve bu şekilde yüce güç/güçlerin bireysel ve toplumsal huzuru sağlamaya çalıştığını çıkarımlıyorum.
Güzel bir din tarifi, benim de eskiden kafamda ki din olgusu tamamen bunun gibiydi. Hem de şekilcilikten arınmış bir tarif. Bu arada hoşgeldin.
Güzel bir din tarifi, benim de eskiden kafamda ki din olgusu tamamen bunun gibiydi. Hem de şekilcilikten arınmış bir tarif. Bu arada hoşgeldin.
Merhaba Titan,
Dinin, kendine amaç, varlığına anlam arayışındaki huzursuz dimağları ferahlatma, korkutma yada hoşgörüyle toplumları uysallaştırma emelleri de var tanımlarımda. Kendimle çok savaş verdiğim halde içimde en ufak bir şüphe varken her hangi bir dine iman etmek, eğer gerçekten o tanrı aslında insanlara düşünmeyi, sormayı emrediyorsa çok talihsiz bir duruma neden olacaktır :) Yine de gerçeği aramaya koyulduğum şu günlerde inanılmaz bilgilere ulaştım. Forumunuzun buna/bana katkısı çoktur. Teşekkürler.
Sevgiler.
(Mesajınıza cevap vermek maksadıyla bu başlıktan devam ettim, umarım başlıktan uzaklaşmış olduğum düşünülmemiştir.)
Din olgusunun çoğu tek veya çok tanrılılarda olduğu gibi genel anlamda insana iyilik yapmayı, öğrenmeyi, şefkati, alçak gönüllülüğü, zayıf olana yardım etmeyi, hırstan arınmayı, güzel konuşmayı, yalan söylememeyi, üretmeyi, çalışmayı, tüm canlıları ve evreni sevmeyi...
iconia,
Şu yukarıda saydıklarını uygulaman için, inan ki bir dine ihtiyacın yok. Bunlar dinlerden önce de vardı, hala var ve dinlerden sonra da olacaklar. Çünkü bunlar, bizim aklımız ve tecrübelerimizle ulaştığımız şeyler. Bunlar için dine ihtiyacı yok.
Zira dinlerin amacı da, insanları iyi, güzel vs yapmak değil, onları güdüp sömürmektir.
EN'ÂM - 114 :Tanrı'dan başka hakem mi arayayım? Oysa O size kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz bunun gerçekten rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.NÛR - 18 :Tanrı size ayetleri açıklıyor; Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nur&ayet=18
Bakın, Diyanet İşleri BAşkanlığı kendi mealine bu ayet için bir dipnot koymuş. Deniliyor ki:
“Kureyş müşrikleri peygamberimize, “Aramızda Yahudi veya Hıristiyan âlimlerinden bir hakem seçelim. Senin getirdiğin din hakkında onların kitaplarında bulunanı bize haber versinler” demeleri üzerine bu ayetle onlara cevap verilmiştir”.
Kendini sürekli diğer dinlerin devamına oturtan ve adının o kitaplarda geçtiğini iddia eden Muhammed, "Madem öyle, gel bir karşılaştırma yapalım" teklifini nasıl da geri çeviriyor. Allah'ın şahitliği ona yetermiş.
Zaten öyle değil mi? Allah'ın şahidi Muhammed ve Muhammed'in şahidi Allah. Nasıl bir kısır döngü ama? Şıracının şahidi bozacı gibi, değil mi?
O gün bu gündür, müslümanlar bazı şeylerin ispatından uzak dururlar, karşılaştırmalardan ve ispatlamaktan hoşlanmazlar.
insan_olmak
23-04-2010, 23:22
çok doğru söylemişsiniz sayın AhbAp
ayrıca çoğu müslümanın dediği gibi diğer kitaplar değiştirilmemiştir kuran ve muhammed bunu savunmuştur
ayrıntılı bilgi için
(http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=17949)http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=17949
saygılar
(http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=17949)
nerdesinfiruze
22-08-2010, 03:16
Merhaba tekrar,
Öncelikle usule ters düşerek kendimi tanıtmadan konu yanıtlamaya geçtiğim için özür dilerim. İlk mesajımda dediğim gibi çocukluk döneminden beri aklıma uygun gelmeyen bağnaz gerekliliklere takılıp kuşkuya kapıldığım, asıl otoritenin kim veya ne olduğunu bilemediğim, biraz da günlük yaşama devam edip hayat gailesine düştüğüm için herkesin doğru bildiği namaz, oruç gibi ibadetleri kendimce yerine getirmeyi zorunlu görmeyerek (*) dinin lüzumlarını yerine getirmemeyi seçmiştim. Din olgusunun çoğu tek veya çok tanrılılarda olduğu gibi genel anlamda insana iyilik yapmayı, öğrenmeyi, şefkati, alçak gönüllülüğü, zayıf olana yardım etmeyi, hırstan arınmayı, güzel konuşmayı, yalan söylememeyi, üretmeyi, çalışmayı, tüm canlıları ve evreni sevmeyi, Tanrı'ya/Tanrılara yalvarmayı ve onun/onların yanında bulunan melek, peygamber, şeytan gibi varlıkların bulunduğunu kabul etmeyi, şükretmeyi, af dilemeyi, keyfen eziyet vermekten, sağlıksız koşullarda yaşayıp vücuduna zarar vermekten, ukalalıktan, kötülükten, haksızlıktan, adaletsiz davranmaktan kaçınmayı vb. tavsiye ettiğini, emrettiğini ve bu şekilde yüce güç/güçlerin bireysel ve toplumsal huzuru sağlamaya çalıştığını çıkarımlıyorum. Hanifi müslüman olmamız ailedendir. Bununla birlikte dinin birliğinin bozulmasının, inananların kollara ayrılıp, kişisel yorumlara ve bu kişilerin dini (şeklen ve naklen) nasıl yaşadıklarına göre din içinde birbirinden uzak disiplinler geliştirmelerinin ve her birinin diğerini küfre kadar gidecek şekilde yadsımasının nedenini insanın fıtratında olan hata eğilimine bağlıyorum. Fakat artık Kur'an'ın 25, 30 ayrı Türkçe mealine ulaşmak günümüzde mümkünken ayrıca bir kaynağa ihtiyaç duyacağımı sanmıyorum. Ki bunun da Kur'an'da açıkça belirtilmiş olduğunu gördüm. Bazıları,
EN'ÂM - 114 :Tanrı'dan başka hakem mi arayayım? Oysa O size kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine kitap verdiklerimiz bunun gerçekten rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma.NÛR - 18 :Tanrı size ayetleri açıklıyor; Tanrı bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx?suresi=nur&ayet=18
Kuran ı Kerim genel olarak konuları genelde ele alır. Eğer incelediyseniz bunu mutlaka farketmişsinizidir. Kuran ı Kerimi anlama noktasında, ki Kuran ı Kerim öyle edebi bir sanatla icra edilmiş muazzam bir kitaptır ki bir kelimeden çok fazla anlamlar bile çıkabilir, işte bu noktada gerçekten çok iyi bir bilgi ve birikime islami tarih ve siyer tarihine, arap diline mutlak manada çok iyi hakim olmamız gerektiğini düşünüyorum. Zira bu vasıflara sahip olmadan gerçek manada Kuranın ne demek istedigini anlamamız ve idrak etmemiz biraz zor olabilir. Zira ayetlerin neden ve ne zaman geldigi hangi amaçla indirildigi neye işaret ettigini açıkça ifade eden ayetlerle beraber üstü örtülü ayetlerde mevcuttur. Şimdi yetersiz bir alt yapı ile ve kafamıza göre bunları meal edersek belki büyük bir yanlısa sürüklenebiliriz. İşte bu noktada Kuran ı Kerimin bizzat kendisine indirilmiş ve ona gerçek manada hakim olan hz peygamber hz Muhammed s.a.v in hayatından ve sözlerinden yardım almamız gerekecektir. Hz Muhammed s.a.v. in sözlerine mutlaka önem vermeli ve onu sadece bir postacı olarak görmememiz gerekir.