Ali_Baris
11-02-2006, 19:47
Ve Fatalizme Karşı Mücadeleyi Seçin!
Hep felsefem tadında bir sevdaydı yaşamak istediğim...
Devrim kokan yüreği,yok olurcasına savaşçı,inadına barışçı,sisteme başkaldırıcı,düzene isyancı kimlikte varolan herkese aşığım ben,ırkı,dini,dili önemsiz...
Yani çok aşklılığı benimsedim sanırım...
Ve hep aradım düşlediğimi,bulamadım,yoktan varetmeye çalıştım,başaramadım,tanrıya dua edecektim,kişiliğime yakıştıramadım...
Beklemek geriye yürümektir,ve terstir bana,koşmam lazımdı düşlerime,koklamak,tadmak,bütünüyle hissetmek istiyordu yüreğim,öneriyordu beynim...
Günlerim lanetle,istekle,öfkeyle,inatla koyu renklerde geziniyordu,aydınlanması için gereken tek şeydi düşlerimin varolması...
Gerçekten koyu muydu o renkler,yoksa açık mı değildi?
Albert Einstein'den daha zeki olamayacağımı düşündüm,ve karanlık yoktur dedim,aydınlığın yokoluşuna inandım...
O zaman işlerim kolaylaşıyordu,aydınlığı varetmeye çalışmayacaktım,aydınlığın yokolmasına engel olacaktım o kadar...
Ve yanılmadım,fayda sağlayacağını düşündüğüm düşüncelerim düşlerimle bağdaşmasına ve düşlerimin düşlerde kalmayarak düşüncelerim sayesinde gerçekleşmesine engel olmamıştı,sebep yaratmıştı, dolayısıyla da kazanmıştım ilk rantı...
Ve artık sıra felsefem tadındaki sevdayı yaşamaya gelmişti.
O yüce varlığa zarar getiren herşeyi yokedecek,O'nu mutlu edecekler bazında tanrıcılık oynayacaktım,varedecektim kendimce...
Beynime kanıtlamam gerekiyordu O'nun düşüm olduğunu,kokluyordum yüreğini,farksızdı adından,tadıyordum benliğini,öpüyordum vücudunu,sevişiyordum tüm organlarıyla...Ve kanıtlamıştım,ben artık aşıktım...
Hiç bu kadar mutlu olmamıştım,beynim hiç uyuşmamıştı bu kadar,yüreğim heyecan içinde,vücudum hep ateşli,ellerim boş kalmamıştı günlerce...
Sokak çocuklarıyla serserilik,şarapçılarla alem yapardık.Tinerci gençlerle madde koklar,solcularla düzene kusardık...
Ve etkisinde kaldığım bazı aptallıklar yüzünden;zevk aldığım,mutlu olduğum,heyecan yaşadığım bu kadar şeyi nankörcesine terkederek,felsefemle bağdaşamayacak kadar zavallı bir varlığa aşık olduğumu sanmıştım.
Ona aşığım bile demiştim utanmazca,ağlamıştım bile...
O taptığım,yıllarca düşlediğim sevdamı,düşünü bile kurmaktan utanacağım bir varlığa satmıştım...
Fikirlerimiz bütünüyle zıt,değer olarak gördüklerimiz birleşemeyecek kadar uzak,o dinli ben dinsiz devam ediyorduk sonunu tahmin etmeden...
Ve kokladığımda farkettim,yüreği kin,öfke,şiddet dolu bir varlıktı bu,felsefesi insan olana ters feomenler ile bütünleşendi.Utandım kendimden,ne yapmıştım ben,düşlerimi sattığım bu kişiye tükürmeye bile tenezzül edememki ben,lanet olsun!..
Ve günlerce toparlamaya çalıştım kendimi,vazgeçtiğimi tekrar kazanmam gerekiyordu, yada yokolmak!
Yokolmaktansa varetmeyi seçtim bu defa,tanrıçama ulaşacak,tanrı olacaktım ben...
Ağlıyordum hiç durmadan,gözyaşlarımı kana mı çevirseydim acaba,kurtuluşa giden yol intihardır belki diye düşündüm sürekli...
Hayır hayır,bu ben değilim,ben güçlü olanım,ben bir tanrı adayıyım,tanrı intihar eder mi hiç,tekrar koyuldum yola,pes etmedim hiç...
O varlık uğruna verdiğim mücadelenin kutsallığına olan inancımla varoluşan gücüm sayesinde kazandım sonunda,buldum O'nu,kokladım tekrar,öptüm yüreğinden,değişmemişti hiç,beklemişti hep,aşk buydu işte.
Hiç durmadan öpüştük,yineledik zevkli anlarımızı,tüm tabuları lanetlercesine seviştik saatlerce...Aynı şişeden şarapla,tek bir ekmeği bölüşerek devam ettik sokak çocuklarıyla serseriliğe,tinercilerle koklamaya,yoldaşlarla başkaldırıya,ezilenle düzene tükürmeye...
Tanrıya yalvarmayın,tanrı siz olun,varedin.Ve fatalizme karşı,mücadeleyi seçin.
Varoluşlar varedilişe sebeptir,biz varolanız,varedeceğiz.
Yazar : Ali BARIŞ Kurt
Yazar İletişim : OrakCekic-SenveBen@hotmail.com _ AntiFatalist@hotmail.com
www.arkamahalle.net
Hep felsefem tadında bir sevdaydı yaşamak istediğim...
Devrim kokan yüreği,yok olurcasına savaşçı,inadına barışçı,sisteme başkaldırıcı,düzene isyancı kimlikte varolan herkese aşığım ben,ırkı,dini,dili önemsiz...
Yani çok aşklılığı benimsedim sanırım...
Ve hep aradım düşlediğimi,bulamadım,yoktan varetmeye çalıştım,başaramadım,tanrıya dua edecektim,kişiliğime yakıştıramadım...
Beklemek geriye yürümektir,ve terstir bana,koşmam lazımdı düşlerime,koklamak,tadmak,bütünüyle hissetmek istiyordu yüreğim,öneriyordu beynim...
Günlerim lanetle,istekle,öfkeyle,inatla koyu renklerde geziniyordu,aydınlanması için gereken tek şeydi düşlerimin varolması...
Gerçekten koyu muydu o renkler,yoksa açık mı değildi?
Albert Einstein'den daha zeki olamayacağımı düşündüm,ve karanlık yoktur dedim,aydınlığın yokoluşuna inandım...
O zaman işlerim kolaylaşıyordu,aydınlığı varetmeye çalışmayacaktım,aydınlığın yokolmasına engel olacaktım o kadar...
Ve yanılmadım,fayda sağlayacağını düşündüğüm düşüncelerim düşlerimle bağdaşmasına ve düşlerimin düşlerde kalmayarak düşüncelerim sayesinde gerçekleşmesine engel olmamıştı,sebep yaratmıştı, dolayısıyla da kazanmıştım ilk rantı...
Ve artık sıra felsefem tadındaki sevdayı yaşamaya gelmişti.
O yüce varlığa zarar getiren herşeyi yokedecek,O'nu mutlu edecekler bazında tanrıcılık oynayacaktım,varedecektim kendimce...
Beynime kanıtlamam gerekiyordu O'nun düşüm olduğunu,kokluyordum yüreğini,farksızdı adından,tadıyordum benliğini,öpüyordum vücudunu,sevişiyordum tüm organlarıyla...Ve kanıtlamıştım,ben artık aşıktım...
Hiç bu kadar mutlu olmamıştım,beynim hiç uyuşmamıştı bu kadar,yüreğim heyecan içinde,vücudum hep ateşli,ellerim boş kalmamıştı günlerce...
Sokak çocuklarıyla serserilik,şarapçılarla alem yapardık.Tinerci gençlerle madde koklar,solcularla düzene kusardık...
Ve etkisinde kaldığım bazı aptallıklar yüzünden;zevk aldığım,mutlu olduğum,heyecan yaşadığım bu kadar şeyi nankörcesine terkederek,felsefemle bağdaşamayacak kadar zavallı bir varlığa aşık olduğumu sanmıştım.
Ona aşığım bile demiştim utanmazca,ağlamıştım bile...
O taptığım,yıllarca düşlediğim sevdamı,düşünü bile kurmaktan utanacağım bir varlığa satmıştım...
Fikirlerimiz bütünüyle zıt,değer olarak gördüklerimiz birleşemeyecek kadar uzak,o dinli ben dinsiz devam ediyorduk sonunu tahmin etmeden...
Ve kokladığımda farkettim,yüreği kin,öfke,şiddet dolu bir varlıktı bu,felsefesi insan olana ters feomenler ile bütünleşendi.Utandım kendimden,ne yapmıştım ben,düşlerimi sattığım bu kişiye tükürmeye bile tenezzül edememki ben,lanet olsun!..
Ve günlerce toparlamaya çalıştım kendimi,vazgeçtiğimi tekrar kazanmam gerekiyordu, yada yokolmak!
Yokolmaktansa varetmeyi seçtim bu defa,tanrıçama ulaşacak,tanrı olacaktım ben...
Ağlıyordum hiç durmadan,gözyaşlarımı kana mı çevirseydim acaba,kurtuluşa giden yol intihardır belki diye düşündüm sürekli...
Hayır hayır,bu ben değilim,ben güçlü olanım,ben bir tanrı adayıyım,tanrı intihar eder mi hiç,tekrar koyuldum yola,pes etmedim hiç...
O varlık uğruna verdiğim mücadelenin kutsallığına olan inancımla varoluşan gücüm sayesinde kazandım sonunda,buldum O'nu,kokladım tekrar,öptüm yüreğinden,değişmemişti hiç,beklemişti hep,aşk buydu işte.
Hiç durmadan öpüştük,yineledik zevkli anlarımızı,tüm tabuları lanetlercesine seviştik saatlerce...Aynı şişeden şarapla,tek bir ekmeği bölüşerek devam ettik sokak çocuklarıyla serseriliğe,tinercilerle koklamaya,yoldaşlarla başkaldırıya,ezilenle düzene tükürmeye...
Tanrıya yalvarmayın,tanrı siz olun,varedin.Ve fatalizme karşı,mücadeleyi seçin.
Varoluşlar varedilişe sebeptir,biz varolanız,varedeceğiz.
Yazar : Ali BARIŞ Kurt
Yazar İletişim : OrakCekic-SenveBen@hotmail.com _ AntiFatalist@hotmail.com
www.arkamahalle.net