PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı Faizi ve Kapitalizmimi tavsiye eder?


UlulElbab
16-02-2010, 15:59
Merhaba,

Aşağıda ki anlatımda SEmbolik olarak" Köleler ve onları deneyen Efendileri" anlatılmakta...

Benzetme az sayıda Ekonomik konularda ki Ayetlerden biri...

Paranın TOPRAĞA gömülmemesi gerektiği yani Atıl kalmaması gerektiği islamda da vurgulanan bir mevzu..

Ancak FAİZ kesinlikle yasaklanmıştır.

" harman savurmadığın yerden devşirmek" ifadesi EMEK harcamadan kazanmayı anlatan bir tanımlama.

Bu ise Dinlerden bağımsız olarak Ahlaken hoş olmayan bir durum.

Buna rağmen Tavsiye edilir nitelikte sunulması şaşırtıcı...



Matta 25

14 "Göksel egemenlik, yolculuğa çıkan bir adamın kölelerini çağırıp malını onlara emanet etmesine benzer.

15 "Adam, her birinin yeteneğine göre, birine beş, birine iki, birine de bir talant vererek yola çıktı.

16 Beş talant alan, hemen gidip bu parayı işletti ve beş talant daha kazandı.

17 İki talant alan da iki talant daha kazandı.

18 Bir talant alan ise gidip toprağı kazdı ve efendisinin parasını sakladı.

19 "Uzun zaman sonra bu kölelerin efendisi döndü, onlarla hesaplaşmaya oturdu.

20 Beş talant alan gelip beş talant daha getirdi, 'Efendimiz' dedi, 'Bana beş talant emanet etmiştin; bak, beş talant daha kazandım.'

21 "Efendisi ona, 'Aferin, iyi ve güvenilir köle!' dedi. 'Sen küçük işlerde güvenilir olduğunu gösterdin, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. Gel, efendinin şenliğine katıl!'

22 "İki talant alan da geldi, 'Efendimiz' dedi, 'Bana iki talant emanet etmiştin; bak, iki talant daha kazandım.'

23 "Efendisi ona, 'Aferin, iyi ve güvenilir köle!' dedi. 'Sen küçük işlerde güvenilir olduğunu gösterdin, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. Gel, efendinin şenliğine katıl!'

24 "Sonra bir talant alan geldi, 'Efendimiz' dedi, 'Senin sert bir adam olduğunu biliyordum. Ekmediğin yerden biçer, harman savurmadığın yerden devşirirsin.

25 Bu nedenle korktum, gidip senin verdiğin talantı toprağa gömdüm. İşte, al paranı!'

26-27 "Efendisi ona şu karşılığı verdi: 'Kötü ve tembel köle! Ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi bildiğine göre paramı faize vermeliydin. Ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım...

28 Haydi, elindeki talantı alın, on talantı olana verin!

29 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak.

30 Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.'"

31 "İnsanoğlu kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak.

32 Ulusların hepsi O'nun önünde toplanacak, O da koyunları keçilerden ayıran bir çoban gibi, insanları birbirinden ayıracak.

33 Koyunları sağına, keçileri soluna alacak.

34 "O zaman Kral, sağındaki kişilere, 'Sizler, Babam'ın kutsadıkları, gelin!' diyecek. 'Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!

35 Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız.

36 Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.'

37 "O vakit doğru kişiler O'na şu karşılığı verecek: 'Ya Rab, seni ne zaman aç görüp doyurduk, susuz görüp su verdik?

38 Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik?

39 Seni ne zaman hasta ya da zindanda görüp yanına geldik?'

40 "Kral da onları şöyle yanıtlayacak: 'Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.'

41 "Sonra solundakilere şöyle diyecek: 'Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis'le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin!

42-43 Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.'

44 "O vakit onlar da şöyle karşılık verecekler: 'Ya Rab, seni ne zaman aç, susuz, yabancı, çıplak, hasta ya da zindanda gördük de yardım etmedik?'

45 "Kral da onlara şu yanıtı verecek: 'Size doğrusunu söyleyeyim, mademki bu en basit kardeşlerimden biri için bunu yapmadınız, benim için de yapmamış oldunuz.'

46 "Bunlar sonsuz azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler."

Burada bir çeliş ki yok mu sizce de?

Zayıfların,fakirlerin ve yardıma muhtacların desteklenmesi tavsiye edilirken,

FAİZcilik ve Tefeciliğin teşvik edilmesi ve Parası az olanın elinden alınıp parası çok olana verilmesi ne anlama geliyor?

Konu hakkında ki görüş ve düşünceleriniz için şimdiden teşekkürler...

Saygılarımla...

UlulElbab

UlulElbab
16-02-2010, 16:22
"Sonra bir talant alan geldi, 'Efendimiz' dedi, 'Senin sert bir adam olduğunu biliyordum. Ekmediğin yerden biçer, harman savurmadığın yerden devşirirsin.

25 Bu nedenle korktum, gidip senin verdiğin talantı toprağa gömdüm. İşte, al paranı!'

26-27 "Efendisi ona şu karşılığı verdi: 'Kötü ve tembel köle!
Ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi bildiğine göre paramı faize vermeliydin.
Ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım...

28 Haydi, elindeki talantı alın, on talantı olana verin!

29 Çünkü kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak.

30 Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.'"

Anlamakta zorlandığım kısmı kırmızı ile tekrar alıntılama gereği duydum...

Bugün Türkiyede Halkın "Toprağa gömdüğü" yani bir anlamda gömdüğü ama aslında TAKI

olarak karılarının koluna taktığı yaklaşık 150 Milyar Dolarlık Altın vardır.

Yurdum insanı yemez-içmez Altın biriktirir...

Evlatları işsizlikten kırılır ve sefalet çeker..."Gurbette işci" olarak çalışmaya gider...

Onlarsa nedenini bir türlü anlamazlar...

Oysa Yatırım yapılsa ve Paraları Atıl kalmaktan kurtulsa,her Aileden birkaç Genç iş bulacak

,çalışıp kazanacak..Harcayacak ve Ekonomi çarkı dönecek...

Elbette insanımızın "Ak akçe kara gün için" Prensibini uygulamalarının haklı yönleride vardır...

Sosyal Devlet ilkesinin gerçekten hayata geçirildiği Avrupa ülkelerinde insanlar Para biriktirme eylemine ihtiyaç duymazlar...ya küçük yatırımcı sıfatı ile yaparlar
yada ekonomi içinde sıcak paranın dönmesini sağlarlar...

işte yukarıda ki sebeplerden dolayı Türkiye halkı hiçbir zaman Refaha ulaşamaz.

mhmd
16-02-2010, 18:13
Bahsettikleriniz ile ekonomi bilimi örtüşmektedir.
Gömülen kazanımların karşılığı emisyon dur.
Emisyon; Piyasada o an bulunan kağıt para, tahvil, hisse sededinin ilk defa sürümü.

Ekonomide emisyon kendi başına hiçbir anlam ifade etmediği gibi emisyon'un pozitif yönde kontrolsüzlüğü işsizlikten enflasyona, boçtan içe dönük ekonomik yapıya kadar sonuçlar doğurabilir.

Oysa ki ülke ekonomisinin esaslı göstergelerinden birisi GSMH dır.
GSMH nın oluşumunu da paranın dolanım hızı belirler.
PDH=GSMH/Para Stoğu
Para Stoğunun sabitliğinde (Emisyon) GSMH tek ve en etkin yolu Paranın Dolanım Hızını artırmaktır.

Yani?

Piyasadaki para miktarınız ne olursa olsun, dolanım hızını artırmadıkça ülkede zenginlik olmaz.

Sn. UlulElbab,

Soru cümlenizi teolojik olarak cevap verecek yetkinliğimiz yoktur.
Ancak sermaye birikiminin faydasını hem sosyalist ekonomiler ve hem de kapitalist ekonomiler gayet iyi bilmekte.
İster üretim faktölerini halka verin ister devlete birikmiş sermaye ile başlamanın elzemliği ortada.
Miras yoksa zenginlik de yoktur.

Paolo
16-02-2010, 20:03
Bu benzetme dostum.Gerçek değil.Üçüncü kölenin hatası Rabbin verdiği fırsatı değerlendirmedi.Tembellik ve aptallık etti.Onun içinde Rab hakedene verir.Haketmeyenden alır hakedene verir!Benzetmelerdeki mesaja odaklan bence.Faizinin yasak olduğuna dair Yeni Ahitte net bir ayet yok!Eski Ahitte var!

UlulElbab
16-02-2010, 20:17
Sn. UlulElbab,

Soru cümlenizi teolojik olarak cevap verecek yetkinliğimiz yoktur.
Ancak sermaye birikiminin faydasını hem sosyalist ekonomiler ve hem de kapitalist ekonomiler gayet iyi bilmekte.
İster üretim faktölerini halka verin ister devlete birikmiş sermaye ile başlamanın elzemliği ortada.
Miras yoksa zenginlik de yoktur.

Katkılarınız için teşekkürler sayın mhmd,

Paranın dolaşımdan çıkması ,Emisyonun daralması anlamına geliyor..M1 ve M2 diye nitelenen tanımlardı yanlış hatırlamıyorsam...
İşte "Yastık Altı" diye tabir edilen şeyi Hiç bir Dini öğreti tavsiye etmez

Çünkü o dini tabirle "ATEŞ"dir..Yani Altın üzerinde oturmak Ateşdir...

Aynı zaman da TEKEL de toplanmasıda Ateşdir...

Dini öğretiler Sermayenin Tabana yayılmasını öğütlerler...

Medine de Muhammedin ilk yaptığı şey Pazar yeri kurulması ve Üreticilere kendi ürünlerini satmaları için yer ayrılması idi..
Üretimden Vergi alınması istenmiyordu...
Oysa günümüzde dahi yerel pazarlarda üreticinin kağıt üstünde YER hakkı vardır ama uygulamada yoktur...
Asıl konumuza geri dönecek olursak;

Faiz ve Köle ticareti çift başlı Ejderha olarak betimlenir...

Tarihte Kölelik ve Tefecilik Dini öğretinin baş Düşmanı olmuşlardır...

Ancak mücadele etmesi en zor "Canavardır"...

Matta 25 de geçen Efendi ve köle tabirleri tamamen Sembolik anlatıma dayanıyor...
Bir anlamda sıradan Halkın anlayacağı seviyeye inilmesi için kullanılmıştır...

Ancak FAİZ in Tanrı tarafından hoş görülmesi ayrıca Onu "Ekmediği Tarlayı BİÇEN" olarak tasvir edilmesi bana tuhaf geliyor...
Bir Tahrifat varmı ? Sorusunu akla getiriyor...

Bildiğiniz gibi Tarih boyunca Para piyasaları ve Faiz Yahudilerin tek elinde olmuştur...

Hatta Hitlerin gazabına uğramalarıda bununla ilişkilendirilir...

Elbette öyle dahi olsa hoş görülecek bir tutum değildir "soykırım" ancak 2.Dünya savaşı öncesi Almanyanın Ekonomisi kimin elindeydi diye baktığımızda...
%1000 Enflasyon ve Develuasyonların müsebbi olarak Yahudiler gösteriliyor...
İspanyollarda 14.Y.Y.da yağmaladıkları altınların Yahudiler tarafından Enflasyon
ve manuplasyonla hiç edilmesine kızmışlardı...

Özet olarak Mekkede bir Faizci ve Tefeci sistem insanları sömürüyordu...

Tüm Dinlerin mutlaka Ekonomi ile doğrudan veya dolaylı olarak bir ilgisi vardır...

YOLCULUKLAR
18-02-2010, 20:45
Bu benzetme dostum.Gerçek değil.Üçüncü kölenin hatası Rabbin verdiği fırsatı değerlendirmedi.Tembellik ve aptallık etti.Onun içinde Rab hakedene verir.Haketmeyenden alır hakedene verir!Benzetmelerdeki mesaja odaklan bence.Faizinin yasak olduğuna dair Yeni Ahitte net bir ayet yok!Eski Ahitte var!
Ben senin ağzından konuşayayım: "Kelimelere takılma, mesaja odaklan" :)

Eline büyüteç alıp, İncil'de faiz kelimesini ararsan "faiz yasaktır" diyenleri anlamayabilirsin.

Kutsal Kitap, çalışmadan kazanılmış olan paraların HEPSİNİ yasaklar.

Bu hepsinin içinde ne vardı? Kumar vardı, rüşfet vardır, hırsızlık vardır... ve evet faizde vardır.

Bu ayrı bir konu, bir de olayın öteki bir yanı var...

Şuana kadar girdiğim çıktığım bütün kiliselerin banka hesap numaraları vardır. Yani bir şekilde faizle iç içeler.

Önemli olan kazancın nereye gittiğidir, ne için kullanıldığıdır.

Ama olaya en genel hatlarıyla bakarsak, Kutsal Metinlere haksız kazanca (alınteri akıtmadan kazanılan paraya) karşıdır.

OBA
20-02-2010, 13:46
Peki şöyle bir soru sorulsa;

Bizi besleyen tanrımı ki faizi hoş görmeyip yasaklasın?

veya şu açıdan da düşünülebilir. Ev alıyorsun sonra bunu başka insanlar kullandığı için sana para veriyor. Adınada kira diyorsun. Peki paranı kiraya verince ne değişecek?

YOLCULUKLAR
20-02-2010, 18:25
Peki şöyle bir soru sorulsa;

Bizi besleyen tanrımı ki faizi hoş görmeyip yasaklasın?

veya şu açıdan da düşünülebilir. Ev alıyorsun sonra bunu başka insanlar kullandığı için sana para veriyor. Adınada kira diyorsun. Peki paranı kiraya verince ne değişecek?

İlk başta şunu söyliyeyim.

Bizi besleyen Tanrı mıdır? Evet Tanrıdır. İsa İncil'de uçan kuşları gösterir ve cematine şöyle der: "Görmüyor musunuz kuşların karnı nasıl doyuyor? Bu kuşların karnını doyuran Rab sizinde karnınızı doyurur". Ve bu tarz düşüncelerden sonra, İsa şöyle der: " Benimle birlikte gelmek isteyen tüm mal varlığını satsın, bunu fakirlere dağıtsın ve ardımdan gelsin."

Şimdi bu mantığa bakacak olursan, evet kira almakta bir günahtır. Çünkü olayın mantığında İsa takipçilerinin mal varlığına sahip olmasını dahi istemez.

Ama o günün şartları ile bu günün şartları arasında da dünyalar kadar fark vardır.

Mesela İstiklal Caddesinde St.Antuan Kilisesi vardır. Bu kiliseye girebilmek için ik başta bir bahçeye girersiniz. Bahçeye girdiğiniz zaman sağlı sollu apartman daireleri vardır. İlerlediğiniz zaman da ise Kiliseye ulaşırsınız. Bu apartman dairelerinin bazıları (hatta bir çoğu) sivil insanlara kiraya verilir. Buradan kazanılan kira ile kilisenin ihtiyaçları karşılanır.

Peki bu insanlar günah mı işliyorlar? Bence işlemiyorlar. Çünkü oradan kazaılan para ile yine kendi düşünceleri doğrultusunda hayırlı işler yapıyorlar.

Dediğim gibi bu konularda aslında ne yaptığının bir önemi yoktur. O işi niçin yaptığının hbir önemi vardır. Ben bu şekilde düşünüyorum. Kilise bu şekilde düşünüyor. Ve umarım Tanrı'da bu şekilde düşünüyordur.

Bu arada, bu vermiş olduğum bilgi gizli bir bilgi değildir. Ya da sadece Kilisenin iç işlerini ilgilendiren bir bilgi de değildir. St.Antuan Kilisesi kendi basmış olduğu kitapçıkta (ki bu kitapçık kilisede ücretsiz olarak halka dağıtılır) bu bilgiyi verir ve açık bir şekilde halk ile paylaşır (kira gelirlerini).

OBA
20-02-2010, 22:19
Aslında incil ile sonradan anlattıklarınız çelişiyor. :)

Gerçek hayatta bir yerde oturmak istiyorsanız ona para ödemek durumundasınız. Eğerki hiç bir geliriniz yoksa yandınız :))

Yemek yemek için para lazım. Oturmak için para elektrik için su için para, sağlık-ilaç için para... Parasız bir hayat mümkün gözükmüyor. Eğerki gerçekten herşeyini dağıtıp isanın peşinden giden varsa tabiki kendi seçimidir ama açıkçası sonunun pek iyi olacağını sanmam tabi bu hayat önemli değil diğeri daha önemlide diye bilir kişi...

YOLCULUKLAR
21-02-2010, 02:24
Aslında incil ile sonradan anlattıklarınız çelişiyor. :)

Gerçek hayatta bir yerde oturmak istiyorsanız ona para ödemek durumundasınız. Eğerki hiç bir geliriniz yoksa yandınız :))

Yemek yemek için para lazım. Oturmak için para elektrik için su için para, sağlık-ilaç için para... Parasız bir hayat mümkün gözükmüyor. Eğerki gerçekten herşeyini dağıtıp isanın peşinden giden varsa tabiki kendi seçimidir ama açıkçası sonunun pek iyi olacağını sanmam tabi bu hayat önemli değil diğeri daha önemlide diye bilir kişi...

Aslında bu tarz yaşan insanlar yok değil. Mesela manastır hayatı var. Ciddi ciddi adamlar dünyadan bi haberler ve beş kuruş parasız yaşıyorlar (hiç bir mal varlıkları yok). Ekmek bile satın almıyorlar dışarıdan. Kendileri ekip biçiyorlar, kendi fırınlarında ekmek pişiriyorlar.

Yani bu tarz bir hayat yaşayan Hristiyanlar yok değil. Var. Bu insanların azlığı aslında birazda bizim suçumuz. Paraya olan köleliğimiz. Yani onlar bu şekilde bir hayat yaşıyorlarsa, bizde yaşayabilirdik.

Şimdi bunlar bir gerçektir. Ama gelin görün ki o manastırdaki insanlar büyük çabalarına rağmen yinede tek başlarına ayakta kalamazlar. Kiliselerden maddi yardımlar alırlar. Manastırda yapmış oldukları el işlerini satarak para kazanırlar, manastır ihtiyaçlarını giderirler. Yani ne kadar çabalarsan çabala, elbet bir şekilde para ile içli dışlı oluyorsun ve kendini dünyevi şeyler densoyutlayamıyorsun.

Ama şuda bir gerçek ki, elimizde bir sihirli değnek olsaydı ve bu gün dünyadaki tüm insanları manastırda yaşayanlar gibi yapabilseydik hiç kimsenin paraya ihtiyacı olmayacaktı. Deminde demiş olduğum gibi, manastırdakilerin kendilerini dünyasallıktan bu denli uzaklaştırmak isterken ister istemez para ile temas etmeleri birazda bizim suçumuz :)

UlulElbab
23-02-2010, 14:48
İkinci bir Ev sahibi olup onu kiraya vermek sureti ile yaşamak ancak Türkiyede
mümkün...Diğer ülkelerde mortgage sistemi on yıllardır sağlıklı bir şekilde çalışıyordu..ve insanların kirada yaşamasına gerek kalmıyordu...
Çünkü kira öder gibi ev sahibi olmak aslında mümkün.
Ancak TR de bu özellikle hayata geçirilmiyor çünkü nüfusun büyük bir kısmı diğerlerini sömürüyor...
Elbette tek geliri aldığı kira olan insanlarda var..ama genel anlamda bu bir sömürü düzenidir...
İsa mesihin Kuşlar gibi,yarın kaygısı olmadan yaşamak diye nitelendirdiği hayat tarzı bireysel olarak mümkün görünmemektedir.
Mamoona tapanlar,buna izin vermezler...
İnsanların kaygı içinde yaşamaları ve sürekli para kazanmak zorunda olmaları ne acı bir durum.
İslamda da günlük ihtiyaçtan fazlası infak edilmelidir...ama orada da bu gözardı edilmiştir...
Aslan aç değilse avlanmaz.Karnı doyan Aslan etrafındaki canlılara saldırmaz...
Neden? Çünkü Aslanın Buzdolabı yoktur:) Yarın kaygısı yoktur...
İnsan ihtiyacı olmasada avlanır...Zevk için..Satmak için...Yarınları! için...
Maalesef "Şeytani sistem" insanları Yarış atları gibi sürekli koşturuyor...
Böylece insan bir ömrü kaygı ve geçim derdi ile bitiriyor...
Çok bulduğu an ise Tümden Sapıtıyor:)
Doğaya dönüş Şart.

Sevgi ile...

UlulElbab

YOLCULUKLAR
23-02-2010, 17:07
İkinci bir Ev sahibi olup onu kiraya vermek sureti ile yaşamak ancak Türkiyede
mümkün...Diğer ülkelerde mortgage sistemi on yıllardır sağlıklı bir şekilde çalışıyordu..ve insanların kirada yaşamasına gerek kalmıyordu...
Çünkü kira öder gibi ev sahibi olmak aslında mümkün.
Ancak TR de bu özellikle hayata geçirilmiyor çünkü nüfusun büyük bir kısmı diğerlerini sömürüyor...
Elbette tek geliri aldığı kira olan insanlarda var..ama genel anlamda bu bir sömürü düzenidir...
İsa mesihin Kuşlar gibi,yarın kaygısı olmadan yaşamak diye nitelendirdiği hayat tarzı bireysel olarak mümkün görünmemektedir.
Mamoona tapanlar,buna izin vermezler...
İnsanların kaygı içinde yaşamaları ve sürekli para kazanmak zorunda olmaları ne acı bir durum.
İslamda da günlük ihtiyaçtan fazlası infak edilmelidir...ama orada da bu gözardı edilmiştir...
Aslan aç değilse avlanmaz.Karnı doyan Aslan etrafındaki canlılara saldırmaz...
Neden? Çünkü Aslanın Buzdolabı yoktur:) Yarın kaygısı yoktur...
İnsan ihtiyacı olmasada avlanır...Zevk için..Satmak için...Yarınları! için...
Maalesef "Şeytani sistem" insanları Yarış atları gibi sürekli koşturuyor...
Böylece insan bir ömrü kaygı ve geçim derdi ile bitiriyor...
Çok bulduğu an ise Tümden Sapıtıyor:)
Doğaya dönüş Şart.

Sevgi ile...

UlulElbab

UlulElbab dost hoşgeldin :) Mesajını özlemle okudum. Bir daha özletme mesajlarını bu kadar.

O kadar doğru yazmışsın ki...

Son 1 aydır evimde minik bir kedicik besliyorum.

Bu güne kadar hiç kedi beslemediğimden dolayı, bu güzel melekleri daha yakından tanıyabilmek için bir çok hayvansever ile irtibata geçtim, dostlar edindim. Ve böyle bir ortamdaykende hayvanlarla çok içli dışlı oluyorsun. Onların doğasını çok iyi çözüyorsun. Gerçekten de bizlerden çok daha iyiler, çok daha şevkatliler, çok daha sadıklar, çok daha hak bilirler... Bu liste uzar gider.

Aslan aç değilse avlanmaz.Karnı doyan Aslan etrafındaki canlılara saldırmaz...
Neden? Çünkü Aslanın Buzdolabı yoktur

Hayran kaldım bu cümleye...

UlulElbab
23-02-2010, 20:22
UlulElbab dost hoşgeldin :) Mesajını özlemle okudum. Bir daha özletme mesajlarını bu kadar.

O kadar doğru yazmışsın ki...

Son 1 aydır evimde minik bir kedicik besliyorum.

Bu güne kadar hiç kedi beslemediğimden dolayı, bu güzel melekleri daha yakından tanıyabilmek için bir çok hayvansever ile irtibata geçtim, dostlar edindim. Ve böyle bir ortamdaykende hayvanlarla çok içli dışlı oluyorsun. Onların doğasını çok iyi çözüyorsun. Gerçekten de bizlerden çok daha iyiler, çok daha şevkatliler, çok daha sadıklar, çok daha hak bilirler... Bu liste uzar gider.



Hayran kaldım bu cümleye...

Sevgili Yolculuklar,

İnsanın içini ısıtan bu dostca mesajın için teşekkür ederim...

Lütfen kediciğinin adını ve özelliklerini bana özelden bildir.

Çok mutlu olurum:)

Bizlerde bugünlerde bir hayat mücadelesi içinde boğuşuyoruz...

Ancak yazışmalarım Değerli Paslıçivi ve E-insan ile Felsefe bölümünde devam ediyor...

Sevgi ile...