PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : YER-GOK AYRILMASI VE BIGBANG


Kemal_Salleyte
12-02-2006, 14:13
Mucize Iddiasi: Kuran "yer ve gokler birdi, Allah yaratilis gunu onlari birbirinden ayirdi" diyerek Bigbang'e isaret etmektedir.

Notlar:

1) Yer yani Dunya Bigbang'den 10 milyar sene varolmaya basladi.

2) Google'da "heavens and earth separated" diye bkz. Sumer, Hindu, Yunan vs butun eski mitolojilerde hepsinde ayni ifade gecmekte.

05-06-2006, 18:51
hepsinde aynı ifade geçmesi tesadüf değildir heralde.

Ya onlarada vahiy geldi yada birbirlerinden alıntı yapıldı...

K.C.
05-06-2006, 19:13
Yer ve gök'ün BİR olması ne demektir? bunu nasıl tahayyul edebiliyorsunuz. (tarifi zordur ama yazmayı deneyecek arkadaş varsa okumak isterim)

sorogren
05-06-2006, 19:17
ya pante bu enerjiyi nerden buluyon.bu kadar soruyu sormak yormuyormu.
yer gok birdi demek evvelde yer gok diye birsey olmadan once baska birsey olarak ikisinin anamaddesi beraber ve ayni bir seydi demektir.

K.C.
05-06-2006, 20:06
sor öğren,
doğuştan bir merak benimkisi, farkındayım çok soruyorum ama ne yapayım, öğrenme merakı var, elimde değil.

şimdi yer ve gök'ün bir olma durumunu hayal etmeye çalıştım, yer yüzüyle havanın birleştiği çizgi (ayağımın altındaki veya ufuk çizgisi) geldi aklıma. Tahayyul edemedim. Gökyüzü ile yer yüzünün bir olması durumunu düşünemedim.
Ben bigbang'i hep çok yoğun nohut büyüklüğünde bir maddenin patlaması olarak bilirdim ki patladıktan sonra oluşmuş bir boşluk, atmosfer gezegenler, radyasyon, esir maddesi v.s. durumu vardı benim tahayyülümde. yer ile gök birdiler deyince benim bu tahayyülüm yıkıldı çünkü somut olarak yazmaktan acizim ama soyut düşününce farklı şeyler düşündürdü bana bu ayet. Gök yüzüyle kastedilen nedir ayrıca? Sadece atmosferse... (bak 'sadece atmosferse' diyerek nasıl da kötü niyetli düşünüyorum, farkındasın değil mi?)
benim asıl merak ettiğim bigbang'ten hemen öncesi :)

verdiğin cevap da ilginç, düşüneceğim...

sorogren
05-06-2006, 20:14
nolur yavas yavas dusun benim takatim kalmadi.

sorogren
05-06-2006, 21:13
sen yari hocasin anlarsin burada yazanlari;



"Hem şunuda bilmiş olki: Şer’in nakliyatı, ( ) yani İslâm Şeriatı ilminde gelen rivayetler şöyle delalet ediyor, diyorlar ki: Cenab-ı Hak Teala kâinat ve mevcudatı halk ederken, evvela bir cevhereyi, yani maddeyi ve onun çekirdekiğini halk eylemiş... Sonra o cevhereye tecellî etmiş... Bu tecellî ile, o cevhere veya madde eriyerek yayılmış... Sonra ondan bir kısmını buhar, bir kısmınıda mayi’ kılmıştır. Sonra, yine bir tecelli-i İlahî ile o mayi’ olan kısım, kesafet peyda ederek köpük haline gelmiştir. Sonra o köpükten dünyayı, ya da yedi arz kürelerini halk eylemiştir... Ve sonra yine o köpükten, her bir küre için hava-i nesimîden birer sema meydana gelmiştir. Sonra, o eriyen cevhereden ayrılan buhar maddesinide basteleyip sermiş ve yaymıştır. Ondanda gökleri tesviye edip düzliyerek, yıldızlarıda o göklerin içinde zer’edip ekmiştir. Ve bundan sonra da, semavat, yıldızların tohumlarına müştemil bir tarla tarzında inikad edip yerine oturmuştur.
Yeni hikmet’in faraziye ve nazariyyeleri de şöyle:
(Manzûme-i Şemsiyye, (yani güneşin seyyaratiyle birlikte sistemi ve içinde yüzdüğü sema’) aslı itibariyle basit, sâde bir cevhere imiş... Sonra, o madde ve cevhere bir çeşit buhara inkılab eylemiş.. Ve sonra o buhardan ateşli bir mayi’ hasıl olmuş... Sonra o mai’in bır kısmı soğuyarak tasallub edip katılaşmış... Ve sonra, geri kalan o ateşli mayi, hareketlenerek kıvılcımlar ve ateş parçalarını fırlatmaya başlamış; o parçalar birbirinden infisal edip ayrılmış... İşte o fırlatılıp saçılan kıvılcımlar dahi, kesafet peyda ederek seyyareler haline gelmiş, dünyamızda o kıvılcımlardan birisi olarak gelmiş, yerine oturmuştur) diye hükmeylemiş.
İşte, sen eğer bunları böyle işittin ve dinledin ise, şu iki mesleğin (yani: Şeriat ilmi ile, Hikmetin görüşünü) arasında olan müşterek noktaları bulup birbirine tatbik etmen şöyle caiz olabilir ki: @«W*;@«X²T«B«S«4ö@®T²#«*ö@«B«9@«6 ayeti dünyanın Manzûme-i Şemsiyye ile beraber, ilk evvel yaradılışlarında, kudret eli basit bir maddeden, yani “esir” maddesinden yoğurmuş olduğu bir hamur vaziyetinde olmuş olmaları mümkün görünmektedir... Ve o cevherenin veya esirden olan o maddenin sair mevcudata göre, akıcı bir su gibi olup aralarında cereyan edip akarak içlerine nüfuz eylemiş ve etmektedir. Aynı zamanda ¬š@«W²7!ö]«V«2ö*y*-²h«2ö«–@«6ö«: (Hûd/7) ayeti de, şu su gibi olan maddeye işaret etmektedir. Esir maddesi ise, yaratıldıktan sonra, Sani-i Hakimin tecellisine ilk merkez olmuş maddedir. Yani: evvela Esiri halketmiş, sonra Cevahir-i Ferde veya atom haline getirmiş. Daha sonra, esir zerrelerinin bir kısmını kesifleştirmiş; sonra da o kesifleştirilmiş kümelerden “yedi meskûn küre”leri halk eylemiş; o yedi kürelerden birisi işte dünyamızdır... Ve sonra, kesafet ve katılığına nazaren dünyamızın, sair gök cisimlerinin hepsinden önce kabuk bağlayıp sertleştirilmiş olduğunu ve şu anda bir çok semavî cisimlerin ateşli mayi’ halinde bırakılmaları ile; acele ve öncelikle dünyamızın kabuk elbisesine büründürülmüş olduğu ve uzun zamandan beri hayata menşe’ olarak devam edip gelmiş olması; onun –bu nokta ve bu cihetlerinden dolayı – hilkat ve teşekkülü semavatın yaradışından evvel olmuş olduğunu gösteriyor. Amma onun, nev-i beşerin yaşamasına elverişli hale getirilmesi ve insan hayatına yararlı olacak işlerinin tekemmülü ve düzlenmesi ve düzenlenmesi, yani: bast edilip yayılma işi, semavatın tesviye ve tanziminden sonra olduğu için; bu cihetten semavat ondan önce halk edilmiştir denilebilir. İşte mezkûr üç ayet, bu üç noktalarada bakmaktadırlar."

sargon
05-06-2006, 22:26
Yerle gök'ün nasıl bir olduğunu anlamak için mitoloji okumak gerek. Sümer mitolojisinde var. Diğerlerini pek iyi bilmiyorum.

Başlangıçta ilksel deniz (su) vardı. Üzerinde An ve Ki oluştu. Biri yer biri göktür yani yer ve gök tanrıları. Hangisinin hangisi olduğunu hep karıştırıyorum. Gök yeri dölledi. Bunun üzerine tanrı Enlil oluştu. Enlil oluştu ama yerle gök arasında çok sıkışmış vaziyetteydi. Nefes alamıyordu zavallı. Baktı olmayacak, yerle gök'ü birbirinden ayırdı. Enlil çok güçlüydü, bu ayırmayı yaptıktan sonra göğün yerin üstüne çökmemesi için aralarına sütunlar yerleştirdi ki gök yukarda sılı kalsın. (bu sütunları daha sonradan meleklerin tutmaya devam ettiği rivayet oldu..)

İşte bu işlemden sonra gökle yer ayrıldı ve gök de yere düşmedi. Masal da burda bitmedi. İbrahimi dinlerde de bazı değişikliklerle devam etti. Hadi hepinize iyi uykular çocuklar.. :D

sorogren
05-06-2006, 23:49
sargon sana hayret ediyorum.
mantiginin kapasitesini dolduracak kadar mutevazi seye inanip,kapasite harici herseyi sanki gercekten yuzde yuz bilimsel ispatlanmis gibi kendinden cok emin reddediyorsun.arkadas mantik sende limit noktasini mi buldu.bizim mantigimiz seninkini hic gecemez mi.bizi birak baska kimsenin mantigi seninkine ulasamaz mi ki,senin mantiginin almadigini bizimki de almasin.nerden bildin mesela benim yazdiklarimiz hikaye oldugunu mantiksiz oldugunu.bir seyin bazilarinca mantiksiz olmasi o seyin olmamasina delalet etmez o kisinin mantik ve akil yurutmesinin o kadar oldugunua delalet eder.gunesin orda durup bize isi isik hayat vs vermesi mantikli mi.niye olsun oyle.ama oluyo.

taner
06-06-2006, 00:08
süphesizki Rabbiniz,gökleri ve yeri alti günde(asamada)yaratan,sonra ars`a istiva eden,geceyi,
durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten;günesi ayi ve yildizlari emrine boyun egmis durumda yaratan Allahtir.Bilesinizki yaratmakta emretmekte ona mahsustur Alemlerin rabbi Allah ne yücedir.(araf 54)

inkar edenler,göklerle yer bitisik bir halde ikenbizim,onlari birbirinden kopardigimizi ve her canli seyi sudan yarattigimizi görüp düsünmedilermi?yinede inanmazlarmi? (enbiya 30)

deki;gercekten siz yeri iki günde(asamada)yaratani inkar edip ona ortaklarmi kosuyorsunuz?
o alemlerin rabbidir
o yer yüzünde sabit daglar yerlestirdi.orada bereketler yaratti ve orada tam dört günde isteyenler icin fark gözetmeden gidalar takdir etti.
sonra duman(gaz) halinde olan göge yöneldi,ona ve yer küreye:isteyerek veya istemiyerek,gelin
dedi ikiside <isteyerek geldik>dediler.

sargon
06-06-2006, 00:29
sorogren, hayret bişeysin. Masal anlatmak yasak mı. Ben de hakkımı kullanıyorum işte. Haa, bu arada farkettim ki siz bu bedüuzzaman'ın yazılarını her dile çeviriyosunuz, bir tek türkçeye çevirmiyorsunuz. Bak almanca siteniz de varmış. Bizim türkçemizi iğdiş etmek için uğraştığınıza şimdi inandım.

http://www.designe-ligne.de/de/index.php

06-06-2006, 01:43
[quote="ya pante bu enerjiyi nerden buluyon.bu kadar soruyu sormak yormuyormu.


Sevgili Sorogren,

Bu arkadaşa Pante diyorsun.Bilmediğimiz bir şey mi var?Şu bizim Pante mi yoksa.
Şunu bir açıklığa kavuştur.Arkadaşı da töhmet altında bırakma.Enerjik insanlara
şahsen ben bayılırım.Farz etki Pante olsun.Kimlik önemli değil.Önemli olan
sorulan sorulara yanıt vermek değil mi Sorogren?Sevgilerimle...

sorogren
06-06-2006, 09:30
ezkamo hocam,
o ve diğer arkadaşlarımla iyi geçiniyorum.
panteyle de sorunum yok zaten anlamışsındır.
ben kendisinin bizim sevgili pantemiz olduğunu zannediyorum.
değilse bile hem panteyi yadediyorum çünki,bu arkadaşın kayıt gününden itibaren kayboldu hem de bu arkadaş fikren pantenin ruh ikizi bence.
öyle veya böyle sorun yok.kendisiyle zaten herhalukarda muhatap olacağımı deklare ettim.

yalnız hocam hadisleri teker teker değerlendirmeye çalışalım.
ve kendi anlayamama,
eksik bilgi,
evvelini ve sonucunu bilememe,
neyin kasdedildiğini bilememe,
uhrevi alemlerle ilgili bilgilerin bu dünyevi lisanımıza ancak mecaz ve temsiller ile indirgeneceği gerçeği,
ateizmin verdiği dinamik,
arkadaşların doldurması,
dini sevmeme vs
gibi faktörlerin etkilerini de iskonto edelim yorumlarımızdan.
belki daha rahat değerlendiririz.

bakın cehennemin yaz ve kış iki nefesi bana ,-pante bilir bunu;- cehennemde her sıcaklık derecesinin varolduğu yaşam alanları ifadelerimi hatırlattı.demek cehennemde sadece sıcak yok soğuğun da en en soğuğu var ve dolayısıyla ikisi arasındaki dereceler de mevcut.oda sıcaklığı mesela.

saygılar hocam

sorogren
06-06-2006, 09:51
sargon,
ben almanca bilmiyom ama.
sen bundan sonra benim alıntılarımı o almancadan bakarsın.bana da anlaşılmıyo demezsin.senin masal anlatma özgürlüğünün endeki tezahürüde olduğu gibi alıntılamak risaleleri mümkün oldukça.

seminer nasıl geçti.ağaç meselesi,hani şu almanca vereceğin sunum.biraz da oradan bilgi ver bize hiçdeğilse birşeyler de öğrenelim arasıra bu siteden.
nedir bu ağaçların durumu.
toprağa çam tohumu atıyon çam çıkıyo.
gül atıyon gül çıkıyo.
toprak mı tohumu dolayısıyla çam yapmayı biliyo.rengine boyuna kokusuna tadına vs göre yoksa tohum mu topraktan zorla alıyo lazım olanları.
gülün tohumu niye hiç yanılmıyo da yanındaki gibi muz ağacı olmuyo mesela.

tohumları ezip bakseak içlerinde birşey yok.aynı maddeler hemen hemen.
nolcak bu ağaçların hali.

K.C.
06-06-2006, 13:30
sildim...

kalın sağlıcakla...

sorogren
06-06-2006, 14:40
kulağımızı patlattın be birader tamam.anladık.
stres yapma.

sorogren
06-06-2006, 14:46
yalnız dikkat et ankaralı ve evlileri almıyorlar bu foruma.itirafını sil bence.

K.C.
06-06-2006, 14:53
sildim...

sorogren
06-06-2006, 15:01
şaka be canım.

sargon
06-06-2006, 16:06
sorogren,

ağaç meselesini burda haftalarca yazmıştım. Demek ki o zaman sen yoktun, yada görmedin. Şu anda 3. yada 4. sayfada kalmış olabilir. Ama şu linkten de okuyabilirsin.

http://www.blogcu.com/sargon/Yasasin_1_Mayis_yada_Kutsal_Agac

Sitede de aynı isimle açılmış bir topicti. Hatta meas adında değerli bir İslamcı arkadaşımız da katkılarda bulunmuştu. Bütün İslamcılar senin gibi dikine dikine gitmiyorlar adamın. Ağaç konusu güzel konudur, küçümsemeyelim. :D *

Not: Ay'ın gece bölünmesi olayının etkisini hala üzerimden atabilmiş değilim. :D

sorogren
06-06-2006, 16:18
neydi o mesele.sandalyeden düştüydün en son galiba.sandalye peynirdenmiydi neydi.fare kemirmiştir bacağını o sandalyenin.

sorogren
06-06-2006, 22:58
sargon agac linkine baktim ama aradigim sorunun cevabi yoktu.

agac mi cekirdekten cikar, cekirdek mi agactan cikar.
agac cekirdekten cikarsa ilk cekirdek nasil bir cekirdektir ki,bir agactan cikmamistir.dolayisiyla kendi agacinin programi da yoktur bir yerde.(belki sumerler yazmistir ama.)

cekirdek agactan ciktiysa ilk agac nasil bir agactir ki,cekirdeginden cikmamistir.ve fakat neticede cekirdekte kendini bir daha yazmistir.(sumerler olabilir.)

napalim simdi hic bu islere girmeyelim mi ne dersin.

Druid
06-01-2007, 22:42
http://www.geocities.com/freethoughtmecca/bigbang.html

Bu sitede 'and we are expanding it' kısmının hatalı çeviri olduğu söylenmiş. Bu konuda bilgisi olan var mı? Gerçekten bir çeviri hatası veya yorum katma var mı?

pante
07-01-2007, 00:58
DİYANET VAKFI
Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.

DİYANET İŞLERİ
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.

SUAT YILDIRIM
47 – Göğü Biz çok sağlam bir şekilde bina ettik, onu genişleten Biziz. Çünkü Biz geniş kudret ve hakimiyet sahibiyiz. *

ALİ BULAÇ
Göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.

Y. NURİ
47 Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz.

ELMALILI
Biz göğü kudretimizle bina ettik. Hiç şüphesiz biz, çok genişlik ve kudret sahibiyiz.

E.YÜKSEL
Göğü gücümüzle biz kurduk ve onu biz genişletmekteyiz. *

MUHAMMED ESED
EVRENİ 30 [yaratıcı] güc[ümüz] ile inşa eden Biziz: ve, şüphesiz, Biziz onu istikrarlı bir şekilde genişleten. 31

ÖMER NASUHİ
Artık bir kalkınmaya da güç yetiremediler ve yardım görücüler de olmadılar. Nûh kavmini de evvelce (helâk ettik). Şüphe yok ki, onlar fâsıklar olan bir kavim olmuşlardı. Ve göğü bir kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki, biz elbette kâdirleriz.

S.ATEŞ
Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz).

GÖLPINARLI
Ve biz, gökleri kurduk kudretle, onlardan daha üstününü, daha büyüğünü kurmaya da gücümüz yeter.

ŞABAN PİRİŞ
Göğü ellerimizle bina ettik. Çünkü biz, çok güçlüyüz.

G. ONAN
Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz biz, (onu genişleticiyiz.)

THE HOLY QURAN
47. We have built the Firmament with might: and We indeed have vast power.

Yorum katılıp katılmadığı hakkında yorum sizin!

Druid
07-01-2007, 01:34
Diyanet işleri başkanlığı 'Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter' ayeti hakkında şöyle bir açıklama yapıyor, 'Âyet “Göğü kudretimizle biz kurduk ve biz onu genişletmekteyiz” şeklinde de tercüme edilebilir. Bu bakış açısı, modern astrofizikte gündemde bulunan, evrenin sürekli genişlemekte olduğu görüşünü desteklemektedir.' Bu şekilde bir eş anlamlılık gerçekten var mıdır? Yoksa iki üstte verdiğim internet sitesindeki bilgi güvenilir mi?

Druid
07-01-2007, 01:43
Eğer bir yorum katma varsa bu ayetin bigbang teorisi ortaya atılmadan önceki çevirileri genişlemeden bahsetmiyor olmalı kanımca. Durum gerçekten öyle mi?

ozgur_beyin
07-01-2007, 01:50
sevgili ,sargon:
* *sana *saidi- kürdinin yazdıklarını *niye türkçeye çevirmediklerini söy-
leyeyim.
* * hazret diyorki,bunlar bana böyle yazdırıldı! benim bile düzeltmeme izin yok.
* * *yani benimkilerde vahiydir, yukardan yazdırılmıştır bir harfini bile değiştiremezsiniz
* *ondan türkiye'de hazretin yazdığı gibi yayınlanmaktadır.
* * yani uzun lafın kısası adam
* * *
* * *NEBİYYÜL-CEDİD.

Druid
17-01-2007, 03:02
Eş anlamlılık ve yukarıda yazdığım sitedeki konuyla ilgili kısmın doğruluğuna cevap verilmedi. Kuran okuyabilen birileri varsa ve o kısım hakkında bilgi verirlerse sevinirim.

onur
17-01-2007, 05:30
Fussilet 11 : Sonra duman(gaz) halinde olan göge yöneldi,ona ve yer küreye:isteyerek veya istemiyerek,gelin dedi ikiside <isteyerek geldik>dediler.

Ayette ''duhan'' tabiri geçmektedir.Bu sözcük duman anlamındadır.Kainatın ilk oluşum evresinde , Kuran nın kendisinden bahsetmiş olduğu duman ile bilimin ortaya çıkarmış olduğu kainatı başlangıçta teşkil eden nebulöz (bulutsu madde)aynı şeydir.Yer gök bitişikti dediği ayetler de ise kainatın yaratılışı başlangıçta bir parçalanma ile başladığını ifade etmektedir.BU ayette *ifadelerde iki kavram ilgi çekicidir.Bunlardan biri ''Ratk'' diğeri ise ''Fatk''dır.Ratk bitişik demektir.Fatk ise bitişik olanı ayırmak anlamındadır.Yani Kuran ın ifadesine göre kısaca *kainat duman gibi maddeden yaratılmıştır.Bu madde önce yaratılmış sonrada birbirinden ayrılmıştır.Çok ince ve küçük parçalardan oluşan söz konusu madde sabit olmayıp döndüğü için,çekim kuvvetinin etkisi ile parçalanmış ve dönen yeni küreler meydana gelmiştir.Bu dönen ve ateşe benzeyen kürelerde tekrar parçalanarak yeni birtakım yıldızları ve güneş sistemimizi oluşturmuşlardır.

Dünyamız güneşe biraz daha yakın veya uzak olsa ne olurdu bi de Ay da aynı şekilde olsa idi sonuçları ne olurdu?Cevaplarını aslında biliyorum ve buna tesadüfün böylesi görülmedi ismini koyuyorum.

liopleurodon
17-01-2007, 10:33
Kainatın ilk oluşum evresinde , Kuran nın kendisinden bahsetmiş olduğu duman ile bilimin ortaya çıkarmış olduğu kainatı başlangıçta teşkil eden nebulöz (bulutsu madde)aynı şeydir.

Nasıl yani? Nebulöz dediğin şeyle dumanın, bulutun filan zerre kadar alakası yoktur. Maddenin bu halini tarif eden bir kelime olmadığı için nebula kökenli bir terim kullanılır. Ve dahası, nebula "sis" latince kökeninden türetilmiş bir astronomik tabirdir. Kozmolojik olarak nebulöz denen şeyde, "cloud" yani bulutla filan alakası olmayan bir şeydir..

Dahası, bir türlü, şu apaçık hali görmek istemiyorsunuz: " Sonra duman(gaz) halinde olan göge yöneldi,ona ve yer küreye..." Bu anda, iddiaya göre gök ve yerküre her ikiside mevcuttur. Nasıl oluyorda, hem gök, hem yer mevcut ve bu zaman big bang anını anlatıyor?

Şöyle dense, üzerinde düşünülebilir olur: "Sonra duman halinde olan göğe yöneldi. Onu getirdi ve genişletti. Daha sonra göğün içinden yeri yarattı"..

Yapmaya çalıştığınız şeyin ne kadar ıkınma, ne kadar zorlma olduğunu neden görmüyorsunuz? Apaçık bir şekilde, önce yerin, en azından yer ile göğün birlikte aynı zamanda yaratıldığını görmüyor musunuz? Dahası, gök ile evren aynı şey midir?

liopleurodon
17-01-2007, 10:38
Dünyamız güneşe daha yakın, daha uzak olsaydı ne olurdu? Hiç bir şey olmazdı..

Dünyadaki mevcudun sebebi güneşle olan mesafesi vs. midir, yoksa, bu mesafenin vs. sebebi dünyadaki hal midir?

Bu soruya cevap vermek için, dünyadaki koşulların insan ve diğer canlılara olan ideal halini düşünmemiz gerekir. Eğer gerçekten ideal iseler, bu üzerinde düşünelebilir olur. Ama bakıyoruz, özellikle insan için ideal değiller. Öyleki, insan için ideal iklim dünyanın yalnızca %5'inde filan mevcut: Endonezya adaları, afrika'nın bazı kesimleri vs. vs.

Oysa, dünyanın aynı yüzü hep güneşe bakıyor olsaydı, dünyada az daha ötede olsaydı ne hoş olurdu, hiç düşündünüz mü? Kış geliyor derdi yok, yazın kavrulmak derdi yok. Kuraklık yok, seller yok...

Evrim kavgası vardır bir derin mevzu... Evrimin en önemli sebebi, dünyanın hayat için asla ideal koşullarda olmamasıdır.

ozgur_beyin
17-01-2007, 13:16
Sevgili Druid. eskilerde köyün birinde okuma yazma bildiği sanılan bir ihtiyar varmış.ama ihtiyarın okuma yazması yok ama köyden kimin oğlu askerde kimin oğlu gurbette olduğunu *bildiği için , gelen mektupları
uygun!bir şekilde okurmuş!
* *bir gün başka bir köylüye,hökümat'tan bir yazı gelir,soluğu ihtiyarın yanında alır.
* * -Şunu hele bi okuyuver
* * *ihtiyar *zarfı getirenin askerde torunu olduğunu bildiği için, başlar
* * - anama selam ederim babama selam edrim..... diye başlayınca
* * * zarfı getiren ihtiyar atılır.
* * *-Bu torunumdan değilki hökümattan, deyince
* * * ihtiyar derki
* * * - baştan söylesene ona göre okuyam.


şimdi bu kesimin iyi demagogları ki, bu iş Haluk Nurbaki ile başladı, köyün ihtiyarı gibi kuran'nın mektuplarını duruma göre okurlar.


zariyat'taki ayete sarılırlar ama,ama aşağıdaki kehf suresindeki ayeti
görmezler. bazıları derki.bir yerlerden bir şeyler bulup karalama yapıyorsunuz.tanrı bir yerde eksik veya yanlış yaparsaO tanrı olabilirmi?



86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz: Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin, dedik.(diyanet çevirisi)

onur
17-01-2007, 17:20
Nasıl yani? Nebulöz dediğin şeyle dumanın, bulutun filan zerre kadar alakası yoktur. Maddenin bu halini tarif eden bir kelime olmadığı için nebula kökenli bir terim kullanılır. Ve dahası, nebula "sis" latince kökeninden türetilmiş bir astronomik tabirdir. Kozmolojik olarak nebulöz denen şeyde, "cloud" yani bulutla filan alakası olmayan bir şeydir..

Dahası, bir türlü, şu apaçık hali görmek istemiyorsunuz: " Sonra duman(gaz) halinde olan göge yöneldi,ona ve yer küreye..." Bu anda, iddiaya göre gök ve yerküre her ikiside mevcuttur. Nasıl oluyorda, hem gök, hem yer mevcut ve bu zaman big bang anını anlatıyor?

Şöyle dense, üzerinde düşünülebilir olur: "Sonra duman halinde olan göğe yöneldi. Onu getirdi ve genişletti. Daha sonra göğün içinden yeri yarattı"..



Yapmaya çalıştığınız şeyin ne kadar ıkınma, ne kadar zorlma olduğunu neden görmüyorsunuz? Apaçık bir şekilde, önce yerin, en azından yer ile göğün birlikte aynı zamanda yaratıldığını görmüyor musunuz? Dahası, gök ile evren aynı şey midir?

Vikisözlük:Bulutsu
Sözlüksourtimes:Bulutsu
Ikınma sorununu yaşayan taraf açısından bazı şüphelerim var sayın liop.Şöyle tarif edilse düşünülebilir diyorsunuz ve sizin kendi tasarladığınız ayette bile duman kelimesini kullanıyorsunuz.Bu nasıl iştir!!!Ayrıca sizin dediğiniz gibi doğrultuda olmuş olsa dahi mutlaka başka bir açığını arardınız kanımca.


Dünyamız güneşe daha yakın, daha uzak olsaydı ne olurdu? Hiç bir şey olmazdı..

Dünyadaki mevcudun sebebi güneşle olan mesafesi vs. midir, yoksa, bu mesafenin vs. sebebi dünyadaki hal midir?

Bu soruya cevap vermek için, dünyadaki koşulların insan ve diğer canlılara olan ideal halini düşünmemiz gerekir. Eğer gerçekten ideal iseler, bu üzerinde düşünelebilir olur. Ama bakıyoruz, özellikle insan için ideal değiller. Öyleki, insan için ideal iklim dünyanın yalnızca %5'inde filan mevcut: Endonezya adaları, afrika'nın bazı kesimleri vs. vs.

Oysa, dünyanın aynı yüzü hep güneşe bakıyor olsaydı, dünyada az daha ötede olsaydı ne hoş olurdu, hiç düşündünüz mü? Kış geliyor derdi yok, yazın kavrulmak derdi yok. Kuraklık yok, seller yok...

Evrim kavgası vardır bir derin mevzu... Evrimin en önemli sebebi, dünyanın hayat için asla ideal koşullarda olmamasıdır.

Hiçbirşey olmazdı diye soruyu cevaplamışsınız fakat birşeyler olabileceğiniz cevabını da vermişsiniz.Ay ile ilgili olanına hiç dokunmamışsınız.Acaba dünyada ki medcezirler nasıl ortaya çıkıyor.Size sorabilirmiyim.Dünyanın aynı yüzü hep güneşe bakıyor olsaydı ve dünyada az daha ötede olsaydı...Bu ne sevgili liop.Siz ne dediğinizin farkındamısınız.Hem yukarda birşey olmazdı diyorsunuz hemde az ötede olsaydı diyorsunuz.Bence sizin bahsettiğiniz dünyada da bir zenginlik söz konusu olamazdı.İklimler ve doğanın şartları sayesinde milyonlarca farklı canlı türleri oluşuyor.Bunların farkındamısınız.Kış geliyor derdi yokmuş.Yazın kavrulmak derdi yokmuş.Acaba o zaman buzullardaki su rezervlerimiz ne olacaktı.Sadece bu bile bu açıklamanızın mantıksızlığının başladığı nokta olurdu.Ki daha aslında söylenecek çok şey var.Dengeleri alt üst ettiniz sayın liop.

Sayın özgür beyin bu ayette dikkatini çekmek istediğiniz nokta güneşi balçıkta batar buldu kısmı mı acaba?Çünki burda olay güneşin battığı yer tabiri mekan bölge tasfiri için kullanılmıştır.Kara balçık ise nedir biliyormusunuz...

frodo
17-01-2007, 17:45
Fussilet 11 : Sonra duman(gaz) halinde olan göge yöneldi,ona ve yer küreye:isteyerek veya istemiyerek,gelin dedi ikiside <isteyerek geldik>dediler.

Ayette ''duhan'' tabiri geçmektedir.Bu sözcük duman anlamındadır.Kainatın ilk oluşum evresinde , Kuran nın kendisinden bahsetmiş olduğu duman ile bilimin ortaya çıkarmış olduğu kainatı başlangıçta teşkil eden nebulöz (bulutsu madde)aynı şeydir.Yer gök bitişikti dediği ayetler de ise kainatın yaratılışı başlangıçta bir parçalanma ile başladığını ifade etmektedir.Bu ayette ifadelerde iki kavram ilgi çekicidir.Bunlardan biri ''Ratk'' diğeri ise ''Fatk''dır.Ratk bitişik demektir.Fatk ise bitişik olanı ayırmak anlamındadır.Yani Kuran ın ifadesine göre kısaca kainat duman gibi maddeden yaratılmıştır.Bu madde önce yaratılmış sonrada birbirinden ayrılmıştır.Çok ince ve küçük parçalardan oluşan söz konusu madde sabit olmayıp döndüğü için,çekim uvvetinin etkisi ile parçalanmış ve dönen yeni küreler meydana gelmiştir.Bu dönen ve ateşe benzeyen kürelerde tekrar parçalanarak yeni birtakım yıldızları ve güneş sistemimizi oluşturmuşlardır.

Dünyamız güneşe biraz daha yakın veya uzak olsa ne olurdu bi de Ay da aynı şekilde olsa idi sonuçları ne olurdu?Cevaplarını aslında biliyorum ve buna tesadüfün böylesi görülmedi ismini koyuyorum.

Bu başlık epeyce ilginç

Onur arkadaşımız da kainatın "ilk oluşum evresinde" yani popüler kozmolojide big bang ismiyle anılan anda "nebulözler" keşfetmiş. Sevgili onur "nebulöz" (nebula) küçük parçacıklardan oluşur doğru. Uzayda bulunan toz bulutsularıdır ve de sabit olmayıp dönerler, bu da doğru. Doğru olmayan kainatın oluşması ile bu "nebulöz"lerin ilgisinin olmasıdır. Astro fizikçiler bu bulutsuların kendi merkezlerine doğru çökerek "güneş"leri oluşturduğunu düşünüyorlar. Halen bu türden oluşumlar güçlü teleskoplarla izleniyor ve de oldukça güzel fotoğrafları var bu bulutsuların. Kuranda bilimsellik bulma macerasında olanlar bulutsu=duman benzerliğinden yola çıkarak ahanda mucize diye ortaya atılmadan, bilimin öngörülerini ve teorilerini kavramaya çalışsalar daha iyi olacak.

Fusillet suresinde kainatın oluşması hikaye edilmektedir. Bilimsel literatürde bunun karşılığı big bang anıdır. (konuyu dağıtmamak için bu teoriyi tartışmıyorum)Yıldız sistemlerinin ve ya yıldızların oluşması ile ilgili olan nebulaların, kainatın oluşması ile ilgili hiç bir suçu ve günahı yoktur.

Ne olur sizin tüm yaşamınızı belirleyecek inançlara sahip olurken az biraz kuşkucu olsanız, sorsanız ve cevaplar arasanız ?

liopleurodon
17-01-2007, 17:48
Onur efendi, iyice paniklemişsiniz..

Olaya iki taraftan bakarsın. Bir kelebek hapşurur, bu nedenle bir adayı haritadan silen bir fırtına kopar.. Bu kelebek hapşurmasaydı, ne olurdu? Hiç bir şey, nassı yani? Evet, o fırtına oluşmazdı. Evet o ada batmazdı.. ama bu sistematiği değiştirirmiydi?

Dünya biraz daha uzak olsaydı dediğinizde, nedir bu biraz, buna bakmanız gerekir. Dünyayı alıp Satürn'ün yörüngesine koyarsanız ne olur? Acaba canlılık ortaya çıkmaz mıydı? Büyük ihtimalle gene ortaya çıkardı, çünkü dünya tektonik hareketli canlı bir gezegendir ve yerlatında yeterli enerjiye sahiptir.. Ama bu canlılık ilkel bazı organizmalarla sınırlı kalırdı. Biraz daha yaklaşsaydı? Suda yaşayan bitkisel yapılar olurdu. Biraz daha.. Palnakton, palanarya gibi türler gelişirdi.. Biraz daha.. Biraz daha.. Dünyanın şu anki yörüngesine yaklaşıp, öyle bir noktaya gelmesi vs. vs. Yok böyle bir şey.. Dünyanın yörüngesinin pek çok olası pozisyonu için pek çok olası hayat formu ortaya çıkar. Ve bunların kimisi, kimi türler için çok avantajlı olur, kimi türler için dezavantajlı..

Ama, anlamak istemediğiniz şey şudur. Mevcut canlılar alemi, mevcut koşulların bir ürünüdür. Diyelim ki, permian'da düşen ve türlerin %95'inin yok eden göktaşı, 1 milyon yıl sonra düşseydi? Büyük ihtimalle bambaşka bir dünya olacaktı dünya..

Evet, hiçbir şey olmazdı.. Yani, her şey olması gerektiği gibi giderdi, o koşulların getirdiğine uygun olarak.. Tüm doğa farklı mı olurdu? Evet olurdu, ama bu, sadece yörüngeye bağlı değil ki?

Eee, biraz perhiz yapıp lahana turşusu yemek mi oldu? Hayır. Çünkü, dünyada hayat hiç bir zaman iki ele yağda ve balda olmadı. Hep yok olmamak için çetin bir sınav verdi. Bugün de veriyor. Bugünkü koşullar asla ve kata hayat için ideal koşullar filan değil.. İnsandan kaynaklanan etmenleri salla.. Dünya çok ani bir iklimsel değişim yaşadı 70 bin yıl önce. Ve tam yeni buzul çağına göre adpate olan hayvanlar ortaya çıkarken bu defa sıcak bir döneme giriyoruz. İnsanın da bunda payı var, ama insan olmasada olacaktı. Bu ytmezmiş gibi, pek yakında manyetik alanımız dönecek ve radyasyon kalkanımız kalkacak ortadan.. Sonuç, dünyada hayat her zaman diken üstünde oldu.. Dünyanın yörüngesinin biraz daha büyük olması veya küçük olmasının, bu kavgaya etkisi o kadar minör olacaktır ki, batı cephesindeki hayat kavgasında değişen bir şey olmayacaktır..

Evet, hayat kavgasını belirleyen yüzlerce parametreden biri dünyanın yörüngesidir. Ama bak sana defaten ideal bir gezegen portresi çizdim. Bir yüzü sürekli güneşe bakan, üzerindeki sıcaklığın sabit olduğu bir gezegen.. Bir - İki tane ay koyarsın etrafına. Ayların oluşturduğu gelgit hareketi su sirkülasyonu sağlar ve su döngüsünü tetikler, olur biter. Cennet gibi bir gezegen olur elinde.. Böyle bir gezegende, sibiryalar, sahra çölleri filan olmayacaktır. İşte bu kadar..

dünyanın yörüngesinin hayata yaptığı etki, hayata etki eden diğer parametreler yanında pek bir ehvendir.. Hiç öyle din dersi hocalarının 1 cm laflarına kanmayın.. Hesap makineniz vardır, oturup hesap edin. Ve görün. Bakın ocak ayındayız ve hava ne durumda? Eee, ne oldu, yörüngemiz mi saptı? Bir şey mi olduda ısınma başladı? Sera gazları mı? En büyük sera gazı su buharıdır.. Buz çağından çıktık, dünya eski haline dönüyor, şaşırmayın. Biz sadece hızlandırabiliyoruz. Normalde 100 yıl sürecek süreci, 30 yıla indirdik, sera gazlarıyla.. Sahra çölünde timsah iskeletleri çıkar.. Ne oldu, dünya o zaman daha mı uzaktı güneşe, birden canı sıkılıp iç yörüngeye mi zıpladı?

Duman kelimesini ben kullanırken ne yapmaya çalışıyorum? Ben allahmıyım? Hadi diyorum, şöyle dese, tamam, belki üzeirnde tartışırdık.. Siz ne çıkarıyorsunuz? Allahın icat ettiği ve muahmmede sen ne olduğunu bilmezsin, nerden bileceksindir dediği kelime nedir? Bir düşünü bakalım.. Allah için bir kelime uydurmak vs. pek mi zordur?

İşte hepsi meydanda.. Allah yeri yaratıyor, göğü yaratıyor.. Bu sıra big banga filan uymuyor..

ozgur_beyin
17-01-2007, 19:01
sevgili onur, bildiğim kadarıyla, saksağanın yumurtasının adı,BALÇIKTIR
bilmişmiyim? yoksa sallamışmıyım?

onur
18-01-2007, 02:26
Tarık sevgili liop...

pearline
18-01-2007, 08:08
"Evren, tek bir bigbangle olusmamistir, evren bassiz ve sonsuzdur!
"Bigbang" evren icindeki sayisiz bigbanglerden biridir."

spartacus
18-01-2007, 14:27
Şimdi anlatacaklarımda hem yazı kısa olsun ama hemde kolaylık olsun diye, Tevrat ile olan bağıntıları <*bağıntı***> ibaresi koyacağım...

"Yine günlerden bir gün, Tanrı Ülgen denize,
Bakarak duruyordu, şaşırdı birdenbire.
Bir toprak parçacığı, sularda yüzüyordu,
Toprağın üzerinde, bir kil görünüyordu
Toprak üzerinde, bir kil görünüyordu.
İnsanoğlu bu olsun, insana olsun baba".
Görünmeye başladı, insan gibi bir şekil,
Birden insan olmuştu, toprak üstündeki kil.<*bağıntı***>
İnsanoğlu bu olsun, insana olsun baba.
Bu iki insanın ise, adı olmuştu Erlik." (Destandan bir kesit. V. Radlov)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Yarat%C4%B1l%C4%B1%C5%9F_Destan%C4%B1

YARATILIŞ DESTANI ALTAY.
"Her şeyden önce su vardır. Yer , gök<*bağıntı***> , ay ve güneş yoktu. İlah Kara Han ( Kayra Han ) ile insan vardı. Her ikisi de birer kara kaz seklinde , suyun üstünde<*bağıntı***> uçuyorlardı."

YARATILIŞ DESTANI SÜMER
Adı yokken göğün daha
Yerin daha adı yokken<*BAĞINTI***>
Babaları okyanustan
Anaları Ki-ama-t kargaşasına
Sular karışıp bir oluyordu.
...
Gök, yerden ayrıldıktan sonra
Yer, gökten ayrıldıktan sonra<*bağıntı***>
İnsanın adı konduktan sonra
An, göğü alıp götürdükten sonra
Enlil, yeri alıp götürdükten sonra. . ' <*bağıntı, ayrıl gök, ayrıl yer***>

(Gılgamış Destanı - S.Noah Kramer, Tarih Sümerde Başlar S.Noah Kramer)

YARATILIŞ DESTANI YUNAN
Prometheus ilk insanı çamuru göz yaşlarıyla karıştırarak yarattı. İnsan savunmasızdı ve ateşe ihtiyaç vardı. Prometheus insana ateşi verdi, ama Zeus'dan izin almamıştı..
Kendi haberi olmaksızın insanlara ateşi hediye ettiği ve onları şımarttığı için Prometheus'a kızarak onu Kafkas dağlarının en yüksek tepesine gönderdi ve ateşin, sanayinin tanrısı Hephaistos'tan onu yalçın kayalara çakmasını istedi....

Zamanı geldikçe dahada uzatacağız, şimdilik bir bilgi vereyim. Aryan yani (İran) MÖ 4. YY lara kadar bir imparatorluk. İster Anadolu olsun isterse Avrupa olsun, buralardaki uygarlıklar, İran köprüsünden geçen ve genelde Hint-Avrupa ailesinden olarak sınıflanan uygarlıklardır. Mesala Hititçe su ile Latince su, ekmek vs köken olarak aynı kelimedirler...
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aryan_mitolojisi
Burada kısa bir bilgi var.
Bir çok isme sahip bir Tanrıya inanırlardı. Zerdüşt isminin MÖ 2000 lere kadar dayandığı savları vardır ve bu isimin çeşitli farklı dönemlerde, destanlarla işlediği gerçeği. Ayrıca Kutsal Kitapları vardır ve Ahura Mazda tek tanrıdır. MÖ 6. Yüzyıl Tevrat yazımına büyük etkisi vardır, olmak zorundadır çünkü bahsi geçen bir imparatorluktur... Bin yılı aşkın babil tutsaklığında kalmıştır İbraniler... Babil kültürü ile yoğurulmuşlardır, ancak görülen şu ki, MÖ 6. Yüzyıllar gerçekten İbraniler için çıkış yıllarıdır.
Yazılı alfabeyi ilk Kullananlar Fenikeliler olarak bilinir(çok tanrılı ve bir baş tanrılı(El-İlah-> Baal) inanç), şu anda ben böyle biliyorum-> UGARİT METİNLERİ MÖ 2200 lere kadar kaynaklandırılıyor. Tevrat yazını ise, MÖ 6. Yüzyılda yani, aslında Büyük İskender'in Pers(İran) İmparatorluğunu yıkışından 300 yıl *önce başlanıyor yazılmaya... Eski İbranicede sesli harfler yazın kaynağında kullanılmadığı için, Tevrat MÖ 4. Yüzyılda tamamlanınca Greekçe olarak bir kopya çıkartılıyor... Greekçe kopya alınması ise anormal değildir çünkü, Büyük iskender bu yolu açmıştır.. İlk Greek kopyalar okunmuştur ve bu günki ile O zamanki Greek metinleri arasındaki aynılığın %99 olduğu ifade edilmiştir.

Büyük İskender nerede öldü!? MÖ 300 lerde(323) Babil'de. Kime son verdi, Pers İmparatorluğu yada devamlarına, Pers Kültürüne... Ortadoğuda neyin yolu açıldı, bir yerde Roma kültürünün yolu açıldı. İsa döneminde İbraniler bu seferde kimin egemenliği altına girdi, Romalıların... Tevrat2ın yazım döneminde ise egemen kültür, Pers kültürüdür, teolojik etki ise Zerdüşt kültürüdür, yaının başında aldığın yaratılış(Altay) destanının ise İran bağı vardır.

Zerdüşt ve kutsal kitapları Avesta I Vendidad hakkında zazaki kaynaklardan çeviri. İran beşiğinden Persler öncesi Med'ler geçmiştir ve Zerdüştlük o dönemden vardır ve Kutsal kitaplarının yazımı MÖ 2000 lere kadar dayanıp, MÖ 600-700 lere kadar sürdüğü ifade edilmektedir.
http://www.bilgin.nu/books/avesta/giris.php
Linkde Zazaki kaynakardan çevrilerek oluşturulan Avesta'yı, sağ tarafta 1. Fargard...2..3 diye okuyabiliriz.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu (1) geldi ve büyücülük gücünü kullanarak karşı-yaratıklar olarak nehirde yılanı (5), (karada) kışları yarattı, Daevalar’ın (6) işi (olan kışları)."

Karşı-yaratıkları yaratmış ve karşı-yaratıklardan 1 tanesi YILANDIR?!

TEVRAT'TA YARATILIŞ VE <*bağıntı***> ifadelerim.
1 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
2 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.

Burada şunu gördük, Altay yaratılış destanındaki Okyanus ile, Sümer'deki, suyu..
Sümer'e göre önce su vardı. Tanrı An (Gök demek)'la tanrı Ki(Toprak-dünya, yer demek) bu sudan doğdular. Onların birleşmesinden Enlil(Hava) meydana geldi, gökle toprağın arasını doldurdu. Enlil, karanlık göğü aydınlatmak için Nanya (Ay)'yı yarattı. Nanna da Utu (Güneş)'yla İnanna (Aşk ve savaş)'yı yarattı. Samilerde bu tanrılar Sin (Nanna), Şamaş(Utu) ve İştar(İnanna) adlarıyla anılırlar.
Samuel Noah Kramer(Tarih Sumer'de Başlar, s.64 lardan sonrası-Kobalcı yayınevi)

http://forum.kanka.net/archive/index.php/t-108765.html
Burada Sümer Dini başlığı altında isim vermş kaynak vermemişde olsa okunabilir

Tevrat Yaratılış bölümünden devam
3 Tanrı, “Işık olsun” diye buyurdu ve ışık oldu.
4 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.
5 Işığa “Gündüz”, karanlığa “Gece” adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.

Burada gördüğümüz gibi, Gün ile kasıt, gündüzden gündüze yada geceden geceye, yada her ikisinin oluşumu 1 gün...

"9 Tanrı, “Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün” diye buyurdu ve öyle oldu."

Okyanuslar ve okyanusda çıkan çamur(kil) Altay Efsanesine bakılabilir. Ayrıca Sümer efsanesinde ki, önce su(Tanrıça Nammu) vardı ve o bir DAĞ doğurmuştu..... Bunuda es geçmeyeceğiz.

"31 Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu."
Tevrat Yaratılış(1. Baba:Bölüm) Tamamı aşağıdaki linkde.
http://www.kutsalkitap.com/kkitap/?b=1

Bab 2 de ise
"6 Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu."
Burası Aden bahçesi yani cennet, Sümer yaratılış MASALINDA ise Dilmun ülkesi olarak geçer ve Yer oluştuktan sonra Yerden fışkıran su ile suanır Dilmun, bir sürü meyve bitki çıkar topraktan ve Tanrıçalardan bu işi yapan kendisine bahçe kurar ve meyvelerini yasaklar..(Adem masalı burada başlar, sonrasında ise Tanrılar insanlara kızar ve Tufan yapar(Ziusudra her şeyin çiftini alıp bir gemiye doldurur))Tufan masalıda burada başlar.
Yüzüklerin efendisine benziyor...

Kur'an'ın 6 Günü de burasıdır. En son gün olan 7. gün Tanrı dinleniyor, en son insanı yarattığına göre demek ki buda 6. Gün oluyor.... Şimdi Tevrat yalanlanacak diyelim peki neye göre?! Hadi yalanlandı, Bu 6 GÜN NEDİR?


Birde DUMAN meselesi, insan ateşi ilkelken bile kullanıyordu, dumanıda görüyordu bulutuda. Ne diyecekti, onun için elle tutulamayan dumandır! Yakıcı olan ateştir. Gizemli Kurguları ateş ve duman üzerine kurmayacaksa neye göre kuracak! Sis, gizemdir, karanlık bir gizemdir, ateş yakandır, ışık yarıp aydınlatandır.. Yuh yani, 1400 yıl önceki sadece bir kelimeden ne anlamlar çıkartılıyor! O zaman zaten gizem egemen, ateş, su, sis, bulut, yılan, yıldız, karanlık, aydınlık, bunlar masallardaki, alem kahramanlarıdır zaten!!! Masalların maddi dünyasıdır bunlar!!


Big Bang'e gelince
Big Bang'deki kapalı evren teorisine göre; ilkokul mantığıyla anlatacağım çünkü kabaca benim anlamlamam bu şekilde oldu...

Evren genişleyebileceği son noktaya kadar genişler(kapalı evren çünkü), sonra ise artık içe döner hareket yani büzüşmeye başlar.... Büzüşme ise küçücük bir noktaya kadar devam eder. Hareket egemendir burada durağanlık yoktur... Sınırın son noktasında tekrar patlama olur, aynen şişen ve basınca artık direnci kalmayan balon gibi, sıkışmada büyük basınç ortaya çıkartır, patlama olur ve bu süreç rutin olarak, bir döngü halinde durmaksızın devam eder...

Big Bang teorisine göre, Evren 14 Milyar yıllık....
Güneş ise 5 milyar yıllık...

Eğer 6 gün 14-5= 9(-1,5=7,5 milyar -ilk günüde çıkabiliriz, bu seferde yeni mantık öneririz) yıla tekabül ediyor ise,
O halde 6 Gün 9 Milyar yıl demek oluyor..... 1 Gün ise:1,5 milyar yıl... O halde Allah Dünyayı 9 milyar yılda yaratıyor...
6 gün = 6 x 1,5 milyar = 9 milyar 14-9=5milyar(sağlamayı yapalım)
ilk gün yeri yaratıyor. O halde 9-1,5 = 7,5 Milyar yıl(Dünyanın yaşı! : ) ) Uymadı Big Bang...

Yeri yarattıktan sonra, 7,5 milyar yıl bekliyor ilk insan için!!! Dünyayı yaratmak için 9 milyar yıl beklediği gibi... O halde nasıl şunu söyleyebiliyor, hiç bir şey yoktu, yer ve göğü yarattı=1 gün... Eeeee, bu 1,5 Milyar yıl demektir, o halde Dünya(4,5 milyar yıl), Güneş, Gök Bu teoriye göre 13,5 Milyar yıllık olmalı değil mi? Ama bu teori öyle demiyor : ) patlama diyor bunlar tamam ama dünyanın yaşı 4,5 milyar diyor?!

İşi gücü bıraktık, bilimi masala uydurmaya çalışıyoruz, hadi Rastgele...
O yüzden diyorum ki, Bunun adı Big(büyük) Bang(güm) ve Bing(sallama-TESADÜF : ) ) Bang(güm) oluyor...

http://tr.wikipedia.org/wiki/Big_Bang
En alttaki yazı ilginç
"Pekçok bilim adamı tarafından kuşkuyla bakılan bu teori toplamda 6 defa "olanaksız" çıkmış ve en son bulgularla çelişmeyecek biçimde değiştirilmiştir. Günümüzde kocaman bir yapboz'a dönmüş olan bu teori din çevrelerinin sıkı savunması sonucu güncelliğini korumaktadır."

spartacus1789
04-02-2007, 14:58
BİG BANGIN TEMELLERİ SARSILMAKTA ZATEN GENİŞLEME İSE SAFEVET-Ü TEFASİR DE BEYDZAVİ TEFSİRİNDE YER GÖK ARASI GENİŞLEMEKTE SÖZEDİLİR BİG BANG DA ABD NİN İŞİ MİLYONLAR DOLAR HARCAMASINA RAĞMEN BU TEORİ İÇİN GENE MUVAFAK OLAMADI GENİŞLEME VE BENZERİ SÖYLEMLER MASAL KİTABINA GİYDİRİLEN BİLİMSEL LİBASTAN ÖTE BİR ŞEY DEĞİLDİR

Julietta
13-08-2007, 13:01
süphesizki Rabbiniz,gökleri ve yeri alti günde(asamada)yaratan,sonra ars`a istiva eden,geceyi,
durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten;günesi ayi ve yildizlari emrine boyun egmis durumda yaratan Allahtir.Bilesinizki yaratmakta emretmekte ona mahsustur Alemlerin rabbi Allah ne yücedir.(araf 54)

inkar edenler,göklerle yer bitisik bir halde ikenbizim,onlari birbirinden kopardigimizi ve her canli seyi sudan yarattigimizi görüp düsünmedilermi?yinede inanmazlarmi? (enbiya 30)

deki;gercekten siz yeri iki günde(asamada)yaratani inkar edip ona ortaklarmi kosuyorsunuz?
o alemlerin rabbidir
o yer yüzünde sabit daglar yerlestirdi.orada bereketler yaratti ve orada tam dört günde isteyenler icin fark gözetmeden gidalar takdir etti.
sonra duman(gaz) halinde olan göge yöneldi,ona ve yer küreye:isteyerek veya istemiyerek,gelin
dedi ikiside <isteyerek>dediler.


Niye kimse buna mantıklı bir açıklama getirmiyor?

K.C.
13-08-2007, 13:16
Niye kimse buna mantıklı bir açıklama getirmiyor?
Mantığı olmadığı için olabilir mi acaba? :roll:
Yer küre yaratılıyor, üstündeki bitkiler, canlılar yaratılıyor ve ondan sonra gökte güneş yaratılıyor.
Bir de siz mantık bulun bakalım!

belki
04-05-2009, 02:29
Enbiya suresi 30. ayet, Kuran'da Big Bang'in geçtiğinin delili olarak verilmektedir.

Böylelikle baktığımızda Sümer Mitolojisi'nde de Big Bang Teorisini görebiliyoruz. :)
.................................................. .......................

www.kuranvebilim.com (http://www.kuranvebilim.com) sitesindeki açıklama:

"GÖKLERLE YER"İN BİRBİRİNDEN AYRILMASI


Kuran'da göklerin yaratılışı hakkında bilgi verilen bir başka ayet ise şöyledir:

O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı? (Enbiya Suresi, 30)Ayetin "birbiriyle bitişik" olarak tercüme edilen "ratk" kelimesi, Arapça sözlüklerde "birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış" anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır. Ayette geçen "ayırdık" ifadesi ise Arapça "fatk" fiilidir ki, bu fiil bitişik durumdaki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması Arapçada bu fiille ifade edilir.

Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik, yani "ratk" durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi "fatk" fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor. Gerçekten de Big Bang'in ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir noktada toplandığını görürüz. Diğer bir deyişle herşey, hatta henüz yaratılmamış olan "gökler ve yer" bile bu noktanın içinde, birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar. Ardından bu nokta şiddetli bir patlamayla yarılıp ayrılmaktadır.
.................................................. ......................................

http://toplumvetarih.blogcu.com sitesindeki açıklama:


« Nimetlerin gerçek yaratıcısı,
Kararları değiştirilemeyen Efendi,
Topraktan ülkenin tohumunu filizlendiren Enlil,
Yer’den Gök’ü ayırmayı düşündü,
Gök’ten Yer’i ayırmayı düşündü.

Ortaya çıkan varlıkların büyümesi için,
“Gök ile Yer’in Kemiği”nde (Nippur) ... Yaydı.
Kazma’yı var etti, ‘Gün’ü yarattı,
Emeği gösterdi, yazgıyı belirledi,
….
Efendi Kazma’yı çağırdı, kaderini belirledi…»
.................................................. .....

[Yukarda Gök’lerin adı yoktu
Aşağıda Yer’in adı yoktu
Yükseklik ve derinlik yoktu,
Hiçbir isim yoktu daha.
Toprak altında Abzu vardı yalnız,
İlk yaratıcı olan Tatlı Su ile
Bir de Tuzlu Su, Tiamat vardı.
Bir de döl yatağında dönen Mummu.

Birbirine karışıyordu tatlı su ile tuzlu su,
Örgülü kamışlar belirmemişti henüz,
Suları bulandırmıyordu sazlar.
Tanrıların adı yoktu,
İşte o vakit,
Sürüklenip gelmiş çamurlarla dolu suda,
Apsu ve Tiamat’tan
Tanrılar yaratıldı.

Çamurdan doğan Lahmu ile Lahamu,
Daha genceciktiler, boyları uzamamıştı,
Göklerin ufku Anşar ile Yeryüzü ufku Kişar’ı
Gök’ün ve Yer’in çizgilerini
Ufuklarda bulutları çamur’lardan ayırdılar. ]
***
[Enki,anası Nammu’ya yanıt verdi:
“Ey annem,senin ismini vereceğin (ad koyacağın) yaratık meydana çıksın,
Onun üzerine tanrıların görüntüsünü koy,
Dipsiz suyun(bataklığın) çamurunun özünü karıştır,
İyi ve prens gibi şekilleri çamurla sık,
Kol ve bacaklarını meydana getir,
(Yeryüzü ana tanrıçası) Ninmah,onun üzerine tanrıların suretini (görüntüsünü) koyacak,
O bir insan…” ]
Voltaire’lerden Kramer’lere kadar düşün adamlarımızın kanılarının tersine,Akado-sammaru ilahilerinin ‘Yer’ ve ‘Gök’ kavram ve kavrayışları,ortaya çıktıkları dönem itibariyle, masallara,efsanelere veya tasarlanmış kozmonogia’lara ait değildi; çok somut olarak, ‘Sümer-Akkad’ topraklarını tanımlıyordu. Bunlar, "Aşağı ve Yukarı", "Yer ve Gök" olarak da tanımlanmış Mezopotamya'da yaşanmış somut tarihe ait bir aktarım tarzının kavram ve kavrayışlarıydı.


Böyle olduğu için, mesela,bu topraklardaki ("Yer ve Gök") tapınaklara, tapınılan tanrının özelliğine de bağlı olarak, ‘Gök Dağı (Tapınağı)’ veya ‘Yer Dağı (Tapınağı)’ da deniliyordu. Dolayısıyla bu tür temel kavramlar, bilinen şimdiki anlamıyla "Yer/Gök"ü değil; çok somut olarak ‘Sümer’ ve ‘Akkad’ denilen toplulukları, onların yerleşim alanlarını, onların tapınaklarını anlatıyordu.

Ryuk
05-05-2009, 08:16
nasıl zorlama bir benzetme bu ya?

1- big bang bir teoridir.
2- big bang'le oluşan dünya değil evrendir. dünyanın oluşmasına daha çok süre vardır.

ChoPin
19-06-2009, 19:41
Mucize Iddiasi: Kuran "yer ve gokler birdi, Allah yaratilis gunu onlari birbirinden ayirdi" diyerek Bigbang'e isaret etmektedir.

Notlar:
1) Yer yani Dunya Bigbang'den 10 milyar sene varolmaya basladi.
2) Google'da "heavens and earth separated" diye bkz. Sumer, Hindu, Yunan vs butun eski mitolojilerde hepsinde ayni ifade gecmekte.

bing-bang olayı önce gerçekleşmiştir.
daha sonra enerjinin artmaya devam etmesiyle yıldız sistemleri küçük gök adaları
oluşmaya başlamıştır
bütün bunlardan sonra sıra samanyoluna geldi
güneşimiz yıldızımız herşeyimiz
meydana geldi
sonra geriye kalan yıldız tozu parçaları
gezegenleri oluşturdu
yalnız bizim gezegenimiz
efsanelere göre başka bir gezegenin parçalanmasıyla oluşan parçadan
bugünlere kadar gelmiştir
astreodilerle elementler su bu toz yığınına taşınmıştır
ve zamanla da yoğunlaşıp genişlemeye başlamıştır
tek hücreli organizmalar da vardır ayrıca bu astreoidlerde
ve daha sonra su ile tanışan bu organizmalar
çeşitlenmeye başlamıştır
sonra oksijen salarak atmosferin oluşumunu sağlamışlardır
işin en ilginç tarafı
venüsün ters yönde dönmesi
ve marsın arkasında koskoca bir astreoid kuşağının olması
dünyanın kabataslak oluşumu böyle
yani diğer türlü anlatımlar mantıksız
hele ki din kitaplarında tanrı dinlendi diye yazıyor
oysa ben aynı fikirde değilim
dünya tesadüfen oluşmuştur

ulpian
10-01-2010, 15:24
Bu başlık kapanacak ve konuyla ilgili tartışma bundan sonra >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=279306#post279306)< ve de kısmen >şu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15903)< sürdürülecektir.

saygılarımla