Mentor
20-02-2010, 03:12
Pek renkli ve pek mükemmel bir aydınlanma, kendini bulma değil benimki, 2 ya da 3 yıl önce sanırım bir yerlerden yolum düşmüştü turandursun.com sitesine. Aslen çok dinli bir insanda değildim sanırım, ama elbette korkularım ve dogmalarım çok fazlaydı. (Hayatın sınav olduğuna inancım çoktu ve tanrının kullarına yardımcı olduğuna. Yakınlarımın ölümüne ahiret, cennet/cehennem ile avunurum diyordum, allahın her daim beni doğru yola ileteceğine inancım çoktu, gerçekten isteyerek dua edersem elde edemeyeceğim birşey yoktu, gibi şeyler... )
Turan Dursun, İlhan Arsel vs. kişilerinin yazılarıyla karşılaşana kadar bilime inancım tamdı fakat din ile bilimin çeliştiği noktalar mide bulandırıyordu. Kesin kafirlerin işiydi :) Bu arada aslında yüzlerce sorunun kafamda sürekli dolaştığını söylemek isterim. Fakat hayal dünyamında sayesinde onların şeytan tarafından beynime sokulduklarına iyice inandırmıştım kendimi?
Derken olay din mensubu olmayanların savlarını çürütme sevdasına dönüştü. Allaha peygambere söven ya da onlara inanmayanlara karşı içimde garip bir acıma da oluştu. Gerçeği nasıl göremez bunlar yarabbim diyordum kendi kendime ve bu arada beynim çalkalanmaya da başlamıştı ufaktan.(lan allahsızları dine mi sokacan yoksa kendin mi gidiyorsun alooo?)
Derken kendimi dinlendirmek üzere bir süre ilgilenmedim, uzunca bir süre. Dönüş yaptığımda amacım tüm allahsızların tezlerini teker teker çürütmekti sanki benimle çarpışmayı ve sonunda imana gelmeyi bekleyen bir allahsız grubu varmış gibi :)
Neyse sadede gelelim, dinlendirme esnasında travmatik birçok şey yaşayıp, hayat tarzımı bir iki kere değiştirmem gerekince çoğu şeyin anlamını yitirdim ve boşluğa sürüklendim bir süre (neden yaşıyorum modu).
O boşluğu kullanarak tanrıyı aramak yerine isteksizce tanrısızlığı aramaya koyuldum ve boşluğun yarattığı ön yargısız ortam gereğince tüm yol ve kavramlar garip şekilde berraklaştı. Gel zaman git zaman, beynin ilgili bölgeleri dogmatik tüm kavramları gözden geçirebilecek seviyeye geldi ve gerçekten uzun bir zaman tüm bildiğimi düşündüğüm dinsel, inançsal konuları ve ateistlerin savlarını gözden geçirdim.
Yavaş yavaş anlayamadığımı, sorgulayamadığımı, beynimin arkasına attığım dünyadan ayrılıyordum. Burası tamamen rasyonel ve kanıtlara dayalı bir dünyaydı (tüm kanıtlara ulaşmak hiçbir zaman mümkün olmayacak olsa da). Artık aklıma sığdıramadığım şeyleri kendime, çevreme yalan olarak söylemek zorunda değildim. Sorgusuz sualsiz yaşamak, bilimselliğe göre dini veya dine göre bilimselliği garip şekilde eğmeye çalışmak yoktu.
Ve birçok felsefe akımını inceledikten, bilimin dallarında okuyucu olarak gezdikten, gerçekçi insanların bakış açılarını dinledikten sonra kendi miladımı gerçekleştirdim.
saygılar.
Turan Dursun, İlhan Arsel vs. kişilerinin yazılarıyla karşılaşana kadar bilime inancım tamdı fakat din ile bilimin çeliştiği noktalar mide bulandırıyordu. Kesin kafirlerin işiydi :) Bu arada aslında yüzlerce sorunun kafamda sürekli dolaştığını söylemek isterim. Fakat hayal dünyamında sayesinde onların şeytan tarafından beynime sokulduklarına iyice inandırmıştım kendimi?
Derken olay din mensubu olmayanların savlarını çürütme sevdasına dönüştü. Allaha peygambere söven ya da onlara inanmayanlara karşı içimde garip bir acıma da oluştu. Gerçeği nasıl göremez bunlar yarabbim diyordum kendi kendime ve bu arada beynim çalkalanmaya da başlamıştı ufaktan.(lan allahsızları dine mi sokacan yoksa kendin mi gidiyorsun alooo?)
Derken kendimi dinlendirmek üzere bir süre ilgilenmedim, uzunca bir süre. Dönüş yaptığımda amacım tüm allahsızların tezlerini teker teker çürütmekti sanki benimle çarpışmayı ve sonunda imana gelmeyi bekleyen bir allahsız grubu varmış gibi :)
Neyse sadede gelelim, dinlendirme esnasında travmatik birçok şey yaşayıp, hayat tarzımı bir iki kere değiştirmem gerekince çoğu şeyin anlamını yitirdim ve boşluğa sürüklendim bir süre (neden yaşıyorum modu).
O boşluğu kullanarak tanrıyı aramak yerine isteksizce tanrısızlığı aramaya koyuldum ve boşluğun yarattığı ön yargısız ortam gereğince tüm yol ve kavramlar garip şekilde berraklaştı. Gel zaman git zaman, beynin ilgili bölgeleri dogmatik tüm kavramları gözden geçirebilecek seviyeye geldi ve gerçekten uzun bir zaman tüm bildiğimi düşündüğüm dinsel, inançsal konuları ve ateistlerin savlarını gözden geçirdim.
Yavaş yavaş anlayamadığımı, sorgulayamadığımı, beynimin arkasına attığım dünyadan ayrılıyordum. Burası tamamen rasyonel ve kanıtlara dayalı bir dünyaydı (tüm kanıtlara ulaşmak hiçbir zaman mümkün olmayacak olsa da). Artık aklıma sığdıramadığım şeyleri kendime, çevreme yalan olarak söylemek zorunda değildim. Sorgusuz sualsiz yaşamak, bilimselliğe göre dini veya dine göre bilimselliği garip şekilde eğmeye çalışmak yoktu.
Ve birçok felsefe akımını inceledikten, bilimin dallarında okuyucu olarak gezdikten, gerçekçi insanların bakış açılarını dinledikten sonra kendi miladımı gerçekleştirdim.
saygılar.