Orijinalini görmek için tıklayınız : beyin ve işlevleri üzerine yardım
gameover
15-02-2006, 00:06
arkadaşlar beynimiz ve nasıl işlediği üzerine bilimsel şekilde tatmin edici bilgi sahibi olanlar bizi biraz aydınlatabilir mi acaba ? neden Tanrı yı düşündüğümüzde bedenimizde bir mutluluk akımı oluyor.bu olay sadece beynimizin vücudumuza verdiği çeşitli sinyallerden mi ibaret.sadece çeşitli hormon dalgalanmaları mı Tanrı yla kurduğumuz iletişim.beyni yönlendiren nedir? Tanrı yı hissetmek algısal bir yanılsama mı sadece ? aura nedir ? ruh konusunda bilim ne diyor ? bu ve buna benzer konularda bilimsel yönden bizi aydınlatabilecek biri ya da birileri var mı ? teşekkürler.
saygılar.
gameover, bu konuda yakında ayrıntılı bilgiler vereceğim herkese, özellikle düşüncelerin beyinde oluşmadığı dışarıdan geldiği yönünde bazı şüpheler var bilim çevrelerinde yani uydu dalgalarının televizyona ulaşıp televizyonda görüntü oluşturması gibi birşey tabii bu tek taraflı değil beyinden dışarıyada bilgiler gidiyor, çok ilginç herkesin şaşıracağı bir konu kemerleri bağlayın...
korelmis
15-02-2006, 01:19
Gameover, eğer gerçekten bu konuya meraklı isen kitapçılardan bir fizyoloji kitabı alıp, beyin ile ilgili kısımlarını okuyabilirsin. Beynin işleyişi elektrokimyasal olayların sonucudur. Bir sinirdeki iletim tümüyle elektriksel bir olaydır. Ama iki sinir arasındaki sinyal iletimi kimyasal maddelerce gerçekleştirilir. Beyindeki sinirler arasında çok karmaşık bağlantılar vardır ve bu bağlantılar sayesinde tüm beyin bir bütünlük arz eder. Bununla birlikte beynin farklı alanları farklı fonksiyonlar için özelleşmiştir. Artık fonksiyonel MR cihazları sayesinde özel işlevler için beynin hangi alanlarının aktif duruma geçtiğini görüntüleyebiliyoruz. Ancak şu nokta hala karanlıktadır. Beyinde ilk tetiği çeken nedir? Çünkü madde fizik kanunlarına bağlıdır. Eğer tüm hareketlerimiz fiziksel süreçlerin bir neticesi olsaydı, özgür bir iradeden bahsedemezdik. Yani kişi, beyninin elektrokimyasal yapısının gereği olarak çeşitli davranışlar sergilerdi. Oysa burada şahıs davranışlarını beyninin elektrokimyasal yapısını değiştirerek bizzat etkileyebilmektedir. Kişi parmağını oynatmak istediğinde beynin ilgili alanlarındaki yapı değişiyor ve ortaya çıkan elektriksel uyarı sinirler boyunca iletilerek parmağı hareket ettiren kaslar uyarılıyor. Oysa kişi istese parmağını devamlı sabit halde de tutabilirdi. Demek ki, parmağını oynatması fiziksel bir gereklilik değildir, yani hareket fizik kanunlarına göre doğmuyor. Evet, belki burada tüm süreç fizik kanunları çerçevesinde işliyor ama sürecin tetiğini çeken şey, fiziksel değil metafiziksel bir fenomen! Buna ister ruh de ister başka birşey de ama beynin fizyolojisinde fizik dışı bir boyutun varlığı anlaşılıyor...
Sodomo'nun daha önce de bahsettiği bu araştırmanın sonucunu merakla bekiyoruz..Kemerlerimiz bağlı.. :)
Auro , bildiğim kadarıyla vücudun sinir ağı üzerindeki algılanamayan elektromanyetik enerji alanı..
Mıknatısın algılanamayan manyetik alanı gibi birşey..
Beyin'i Körelmis güzel anlatmış..
Körelmis'e sorum hayvan beyinleri üzerine..
Bilim bu konuda , son durumda ne diyor?
Sadece içgüdü mü? Yoksa beyin fonksiyonları da etkin mi?
Ruh konusunda , daha önce de yazmıştım..
Yanılıyor olabilirim ama şöyle düşünüyorum;
beyin bir bilgisayar gibi , kumanda merkezi gibi..
Komutu alınca , hücre hareketleriyle , elektrokimyasal değişimlerle , komutu uygulatmak üzere ilgili sinirleri uyarıyor..
Örneğin ;
beyinin iradesi yok , karakteri yok , egosu yok..
Bunlar ruha ait özellikler..
Örneğin yüreklilik-cesaret diyoruz..Bu ruhun özelliği ve bir olayda ruh tepkisini vermek üzere beyne iletiyor bunu ya da komut veriyor..
exclusive
15-02-2006, 06:34
Serotonin mutluluk hormonu diye bilinir. Beyin bu hormonu kendisi üretir ve sürekli serotonin salgılar. Ancak bu hormonun salgılanma miktarı değişkendir ve kişinin mutlu olması ya da depresif olması bu hormonun miktarına bağlıdır.
Örneğin ilk defa ecstasy kullanan birisi bir anda aşırı mutlu olur çünkü bu hapda bulunan kimyasallar beyini serotonin hormonu salgılaması yönünde uyarır ve beyin yaklaşık 2-3 haftada salgıladığı serotonin miktarını birkaç saat içinde salgılar. Kişi bu süre boyunca mutluluktan havaya uçar, hoplar-zıplar gülücükler dağıtır. Tabi bunun etkisi geçince beyinde bulunan serotonin miktarı bir anda düştüğü için depresyon durumu başlar. Kişi birkaç gün boyunca kendisini çok mutsuz hisseder. Yeniden mutlu olabilmek için bu hapı tekrar kullanmak ister vs.
Yani insanın duyguları tamamen kimyasaldır. Antidepresanlar vs. hep bu hormonların miktarlarını düzenlemeye yönelik kimyasal maddeler içerir.
pantaidar, şimdi ateizmin kalelerini çökertmek kolay mı zannediyorsun iyi hazırlanmak lazım ve onların en iyi anladığı "bilim" diliyle gitmek gerekiyor, bu yüzden işim yalnızca çeviri yapmak olsa neyse çok iyi bir derleme yapmam lazım hedefi tam vurmalıyım, merak etme yakında hepsi secdeye kapanır üstüne hacca bilem giderler :)
Arkadaşlar sanırım hepiniz gameover' in asıl merak ettiği kısmı kaçırıp başka konulara girdiniz. Ben gameoverin sorusunun kritik noktasını şurası olarak algıladım:
neden Tanrı yı düşündüğümüzde bedenimizde bir mutluluk akımı oluyor.
Öncelikle tanrıyı düşünmenin değil, o tanrının bize öteki dünya vaadettiğine inandığımızda mutluluk hissettiğimize düşünüyorum. Düşünün ki bir tanrıya inanıyorsunuz ama o tanrı size öteki dünya vaad etmiyor hiç bir şekilde. Yani diyelim ki tanrı var ama öldüğünüzde ne cennete ne de cehenneme gideceksiniz. Tamamen yok olacaksınız diyor bu tanrı kitabında. Böyle bir tanrıyı düşündüğünüzde gene mutluluk hissine kapılır mısınız? Sanırım hayır. Sonumuz aynı ateistlerin düşündüğü gibi yokluk olacak ise bir tanrının olmuş olması bizi hiç bir şekilde mutlu etmez. Neden etsin ki?
O halde bizi tanrının varlığı değil o tanrının bize koşullu da olsa öteki dünyanın varlığını ilan etmesi mutlu eder. Bu nedenledir ki hemen tüm dinler öteki dünya vaad eder. Etmezlerse kimse bu inançların peşinden gitmez. Bu nedenle tüm dinler insanoğlunun bencilliği temelinde yükselir. Bu bencilliği belli ölçülerde doyurması gerekir.
cem kardeşim, mutluluk ve bencillik apayrı şeylerdir, bencillik "tatmin" üzerine inşaa edilir mutluluk ise aşka çok yakın durmaktır bu yüzden gameover'ın kastettiğinin bu olduğunu zannetmiyorum.
gameover
15-02-2006, 17:55
ben ne demek istediğimi açıklayayım.bana göre bir Tanrı var ama tarifi imkansız.kelimelere sığmayan bir Tanrı.ben Tanrıyı hiçbir dinle sınıflandırmıyorum ve bir topluluğun tarafını tuttuğunu düşünmüyorum.cennet ve cehennem vaadiyle de bağlı değilim ona.aklımın akılsız kaldığı varlıktır O.
soruysa şu. şimdi bu tanımı kim yaptı ? beynimin salgıladığı kimyasallar mı yoksa ruhum mu ? gerçeği bulmak için kaldırdım tüm önyargılarımı.benliğimi çaldım taşa özgür bıraktım beynimi.şimdi bunları söyleyen kim ? bir ben vardır bende benden içeri sözünü söyleyen Yunus ne demek istemişti ? beyin bize içimizde yaşayan başka bir varlık varmış gibi hissettirebilir mi ? temel soru bu.
saygılar.
gameover hadise bir "self-awareness" olayı, yani kendinin farkındalığı, kendini algılama, "bir ben var benden içeri" gibi bir durum. Yani ben niye başka bir bedende değilde bu bedende varım, bu farkındalık çok önemli bir konu ve ben bunu ""BEN" olgusu olarak tanımlıyorum. Tabii eminim ki bu beyinin içinde nero kimsayal süreçler veya hormonal faaliyetler ile ilgisi yok hatta beyin ile de ilgisi yok lakin bütün bio- kimyasal süreçler ile iç içe entegre bir durum bir bakıma beyinin quantumu da diyebiliriz ve kaynak dışarısı.
Şöyle diyelim ; "Ne biyolijimizden ibaretiz ne de biyolojimizin dışındayız" yani madde alanına giren iradenin kendini maddesel olarak ifade etmesi,
ve bu maddesel yön ise bilgisel yön ile bağlantılı daha doğrusu önce bilgisi hazırlamış sonrada işleme konmuş veya her ikisi aynı anda ne farkeder, ama ciddi bir bilgisel çalışma yapılmış,
Ne demiş Mevlana; "Allah ilmini ucuza satmaz, erenler sır avcılarıdır"
çok büyük bir olayın içindeyiz vesselam.....
gameover
15-02-2006, 19:04
haklısın sodomo gerçekten beyin patlatmak lazım.tek bildiğimiz ise hiçbirşey bilmediğimiz.çünkü her bilinen şey bizi ayrı bir bilinmeyene ve başka sorulara sürüklüyor.ben gerçeği buldum diyenlere değil gerçek nedir diyerek hafakanlar içinde yaşayanlara kulak vermek lazım.
saygılar.
exclusive
15-02-2006, 19:18
mutluluk ise aşka çok yakın durmaktır.
Bu tanımın patentini al bence. Bakarsın bi işine yarar :)
Günümüz psikoloji biliminde "Gözlemleyen Ben" diye bir kavram var. Örneğin Doğan Cüceloğlu'nun kitaplarında rastlayabilirsiniz bu kavrama. Yunus'un kastettiği bu olmalı. Sodomo'nun yazısının giriş kısmına ben de katılıyorum. Ancak şurasına katılmıyorum:
Tabii eminim ki bu beyinin içinde nero kimsayal süreçler veya hormonal faaliyetler ile ilgisi yok hatta beyin ile de ilgisi yok
Bilim henüz bunu bilecek düzeyde değil. Bu iddianı, hele emin olmanı sağlayan hangi bilimsel kaynaklar var sodomo?
gameover doğru bir tespit bak ne demiş Andre Gide;
"hakikati arayanlara inanın, bulduğunu söyleyenlerden uzak durun"
eee tabi surette farklı ama özde hepimiz bir olduğumuz için sende aynı gerçeği yakalamışsın kutlarım.
Cem, Doğan Cüceloğlunu zikretmişsin iyi ki hatırlattın onun "mış gibi yapanlar" diye bir kitabı çıktı ne zamandır alacam alacam bi türlü kısmet olmadı umuyorum kitabın içeriğide ismi gibi ilgi çekicidir.
yazım ile ilgili yorumuna gelince, ben "eminim" sözcüğünü düşünerek kullandım çünkü gerçekten eminim ve bu emin olma durumu kendi dışındaki herşeyi araştırmayı şiar edinmiş ama kendisini bi türlü göremeyen bilim adamı yaklaşımına biraz ters olacak çünkü bu bilgi
"self-awareness" olayı ile elde edilen bir bilgi ve bizzat araştırmanın nesnesi ve öznesi kendin olduğun zaman kavranacak bir bilgi türü,
bak ne demiş Hayyam;
Yıkılsın bilgisizlik yuvası medrese,
oradan kendini bilipte çıkan hiç yoktur
tabii o kadar ümitsizliğe kapılma, "akıl akla uygun olan herşeyi mucizeye ihtiyaç duymadan kabul eder" demiş Mevlana, o yüzden önümüzdeki günlerde medrese taifesinden çok müthiş bilimsel tezler ile olayı bi tamam açıklayacağım bu da benden herkese bir kıyak olsun icabında...
evet beyin ile ilgili ilk bilimsel bilgimizi söyleyelim: hafıza beyinde tek bir bölgede toplanmıyor beynin her yerine dağılmış olarak mevcut yani "nerve impulse" denilen hücrelerin herbiri hafızanızın bütününe sahip hologram kuramı gereğince. (bkz. benim "HOLOGRAM EVRENİ" topicime)
yakında beynin quantumuna gireceğim haberiniz olsun.
gameover
24-02-2006, 00:22
bekliyorum sodomocum.evrende garip şeyler olduğu kesin :)