Orijinalini görmek için tıklayınız : Tevrat ve Yahudiliğin Tarihsel Gelişimi
al bundy
03-03-2010, 22:29
İlk belge ve Tevrat
İsrail adının ilk olarak geçtiği tarihi belge, “İsrael Stele(İsrail Anıtı)” olarak da bilinen Firavun Merneptah (hanedanı mö 1213-1203)’ın Zafer Anıtı’dır. Bu anıt, Merneptah’ın kazandığı zaferleri belirtmek amacıyla Thebes’de günümüzden yaklaşık üç bin yıl önce mö 1208 yılında dikilmiştir. Anıtta Kenan ülkesinde zaptedilen bazı şehir devletlerinin adı yazılıdır. İsrail burada tek bir satırda “ysrir” olarak ve bir yer olarak değil de göçebe bir insan grubunu tanımlamak için geçer. Anıttaki yazıyı “İsrail ıssızdır, tohumları artık yok” şeklinde tercüme edebiliriz. Bu belgenin en önemli özelliği, İsrail adının ilk defa geçmesinin yanında İsraillilerin (bugünkü İsrail ve Filistin’i kapsayan) Kenan ülkesinde olduklarını belirtmesidir, yani Tevrat’ta iddia edilen “Mısır’dan çıkış” tamamlanmıştır.
http://en.wikipedia.org/wiki/Merneptah_Stele
Eski Ahit (Tevrat’ı da kapsayan Yahudilerin kutsal kitabı), İsraillilerin kökeni ile ilgili birçok hikaye ile doludur. Bunlardan ilki İbrahim’in Mezopotamya’yı ailesiyle birlikte terk etmesi ve vaat edilmiş topraklara gitmesidir (Yaratilis 12:1 ve 2).
Eski Ahit’e göre bu, Tanrı ile İbrahim arasındaki gizli ve kutsal bir antlaşmaydı. Bu antlaşmanın bir simgesi olarak, İbrahim ve soyundan gelen erkekler sünnet edilmişti. İbrahim’in soyunu seçilmiş insanlar olacaktı ve Tanrı tarafından onlara Mısır ile Mezopotamya arasındaki Kenan ülkesi toprakları vaat edilmişti. Bunun karşılığında İbrahim ve soyu tek bir tanrıya inanacaktı. (Dönemindeki çok tanrılı inançlar düşünülürse, bu tek tanrı düşüncesi çok da normal karşılanmamalıdır.)
Bu düşüncenin de yer aldığı Eski Ahit’in ilk kitabı olan Yaratılış’ta bundan başka Adem ve Havva’nın yaratılış hikayesi, Habil ve Kabil, Nuh tufanı, Lot (Lut) kavmi gibi ardılı diğer iki dinde de (Hıristiyanlık ve İslam) yazılacak olan hikayeler vardır. Fakat günümüzde bu hikayeleri destekleyecek hiçbir arkeolojik veya başka bir yazılı metin yoktur (eski Mezopotamya uygarlıklarında başka isim ve şekillerde geçmektedir, Eski Ahit’in iddia ettiği şekilde değil).
Eski Ahit’te ne kadar eskiye gidilirse o kadar gerçeklikten uzaklaşılır. Buradaki hikaye ve mitlerde, bilimdışı birçok iddia yer alır. Bilimsel saçmalıkları ve tarihsel yanlışlıkları bir yana, İsrailliler bunları neden yazmışlardı? Bunları yazmışlardı, çünkü Eski Ahit’e göre Rab Musa ve İsraillilerle antlaşma yapmıştı ve yazılmasını istemişti (Misirdan Cikis 34:27).
Eski Ahit’e göre Tevrat olarak bildiğimiz ilk beş kitap Musa tarafından yazılmıştır, bunlar Yaratılış (Tekvin), Mısır’dan Çıkış, Levililer, Sayılar (Çölde Sayım)ve Tesniye (Yasa’nın Tekrarı) idi. Bu inanış 17. yüzyıla kadar devam etti.
Fakat ortada bazı çelişkiler vardır. Mesela Musa’nın yazdığı iddia edilen ilk beş kitapta (Tevrat’ta), Musa’nın ölümü ve gömülmesi anlatılır (Yasanin Tekrari 34;5–8). Yaratılış 7’nin bir satırında Nuh tufanı kırk gün kırk gece sürerken (12), birkaç satır sonra yüz elli gün sürer (24). Tufan sonrası Nuh tarafından gönderilen kuşun türü hakkında aynı sayfada bile farklılık vardır; aynı sayfada (Yaratilis 8) bir yerde bu kuş kuzgun iken (7), daha sonra güvercin olur (9-12).
Daha fazla çelişki için
http://nn-no.facebook.com/note.php?note_id=199489699994
http://www.kurandasevgi.gen.tr/kkitaplar/bolum21/baslik3.htm
Bunlar gibi hatalar, kitabın birden fazla kişi tarafından yazıldığını gösteriyor. Bilim adamları, Eski Ahit’in ilk beş kitabının (Tevrat) birden fazla kişi tarafından yüzyılları bulan bir süreçte yazıldığını saptadılar. Bu teoriye “Documentary hypothesis” adını verdiler.
http://en.wikipedia.org/wiki/Documentary_hypothesis
http://forum.alternatifim.com/index.php?topic=22323.0
al bundy
03-03-2010, 22:32
Tevrat ne zaman yazılmaya başlandı?
İsrail’in güney batısında, Kudüs’e yaklaşık otuz beş kilometre uzaklıkta bir yer olan Tel Zayit’te, 15 Temmuz 2005 günü Ron E. Tappy ve ekini tarafından bir taş bulundu. Bu taşta İbrani alfabesinin öncüsü olan alfabeyi içeren 38 simgeli yazıt vardı.
http://en.wikipedia.org/wiki/Zayit_Stone
http://www.zeitah.net/pdf/Brochure/Tel%20Zayit%20-%202010%20Brochure.pdf (http://www.zeitah.net/pdf/Brochure/Tel%20Zayit%20-%202010%20Brochure.pdf)
Bilim adamları tarafından mö 950 yılına tarihlenen bu alfabe, bulunan en eski İbrani alfabesidir. Bu da Tevrat’ın bu tarihlerde yazılmaya başlandığını gösteriyor.
Bilim adamları, Tevrat’ı incelediler ve en eski bölümlerini ikinci kitap olan “Mısır’dan Çıkış”ta buldular. Bu da Misirdan Cikis 15:4’te geçen Kızıldeniz’deki boğulma sahnesiydi (Eski Ahit’te, Mısır’dan Çıkış ve Musa’nın İsraillileri özgürlüğe kavuşturması kadar bahsedilen başka bir olay daha yoktur). Tappy’nin bulduğu alfabeye göre bu olay mö 1000 yıllarında olmalıdır. Fakat bu olay, yazıya geçirilmeden önce nesillerce ağızdan ağza bir şiir şeklinde söylenmiş olmalıdır.
Nesiller boyunca şiirsel bir şekilde anlatılan bu olay acaba tarihsel bir olaydan bahsediyor olabilir mi?
Mısır’ın Doğu Nil deltasında, arkeologlar kayıp bir şehri gün yüzüne çıkardılar. Anıtlardaki yazıtlara 2. Ramses’in adı kazınmıştı. 2. Ramses, genel olarak Mısır’dan Çıkış’taki firavun olarak bilinir. Antik Mısır, bu şehri Pi-Ramesses (Ramses’in evi) olarak adlandırıyordu. Bu şehir, Mısır’dan Çıkış’ta “Pitom ve Ramses” olarak geçer (Misirdan Cikis 1:11).
http://www.touregypt.net/featurestories/qantir.htm
Bu kanıt, Musa ve İsraillilerin Mısır’dan çıkışı hakkında bize çok önemli bir ipucu sunuyor. Tevrat’ta “Pitom ve Ramses” olarak adlandırılan Pi-Ramesses şehrinin yapılışı firavun 2. Ramses’in kral olduğu mö 1275 tarihinden önce olamaz. Yine Merneptah’ın mö 1208 tarihli zafer anıtında İsraillilerin Kenan ülkesine yerleştiği biliniyor. O halde, Mısır’dan çıkış mö 1275 – mö 1208 tarihleri arasında olmalıdır.
Tevrat, altı yüz bin İsraillinin Mısır’dan yola çıktığını söyler (Mısır'dan Çıkış 12:37). Fakat arkeologlar, Tevrat’ın iddia ettiği gibi Mısır’dan Kenan ülkesine olan göçe ait hiçbir delil bulamadılar. Bu da İsraillilerin Mısır’dan çıkışının bir efsane olduğunu gösterir.
http://neferkaminanu.wordpress.com/2009/12/17/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/
al bundy
03-03-2010, 22:33
İsrail’deki şehirlerin arkeolojisi
Tevrat’a göre Tanrı, İsraillileri vaat edilmiş topraklara yerleştirdiğini söyler.
Arkeoloji ve Tevrat dışı kaynaklar, Kenan ülkesinde Mısır firavununa hizmet eden ve savaş için kuvvetlendirilmiş şehir devletler olduğunu gösterir.
Eski Ahit, İsraillilerin Kenan ülkesine dışarıdan savaşarak girdiğini söyler (Yeşu 6: 20, 21). Yeşu’nun ilk aldığı şehir olan Eriha’da (Yesu 6), 1930’lardaki yapılan kazılarda yıkılmış surlar bulundu. Şehrin mö 1500’ler civarında yıkıldığı tahmin ediliyor.
http://www.christiananswers.net/q-abr/abr-a011.html (http://www.christiananswers.net/q-abr/abr-a011.html)
http://www.mnsu.edu/emuseum/archaeology/sites/middle_east/jericho.html (http://www.mnsu.edu/emuseum/archaeology/sites/middle_east/jericho.html)
Diğer Kenan şehirlerinde yapılan kazılarda da bunların yıkıldığı anlaşıldı. Ai mö 2200’de, Eriha mö 1500’de, Hazor mö 1250’de yıkılmıştı. Şehirlerin yıkılma tarihleri paralel değildi, aralarında bin seneye varan farklar vardı. Ayrıca bu alanlarla yapılan kazılarda Eski Ahit’in iddia ettiği türden bir savaş olmadığı (hiçbir savaş aletine rastlanmaması gibi) anlaşıldı. O halde bu şehirleri kim yıkmıştı?
Hazor’da yapılan kazılarda şehrin daha alçağında yukarıdaki şehre bağlı, sıradan halk, hizmetçi ve kölelerin yaşadığı bir şehir bulundu. Hazor’un yıkıldığı tarihlerde aşağıdaki bu şehrin terk edildiği ortaya çıktı. Aşağıdaki şehirde yaşayan köleler isyan etmişti ve yukarıdaki zenginlerin yaşadığı şehir, aşağıdakilerin isyanıyla düşmüştü.
Tıpkı Hazor gibi diğer şehirlerde bu uzun süre içinde (yaklaşık 1000 yıl) çökmüşlerdi.
Günümüzdeki Filistin toprakları olan bölgede Kenan zenginlerinin yaşadığı yer olan tepelerde yapılan kazılarda mö 1200 öncesinde 25 yerleşim yeri ve en fazla 5 bin kişilik bir nüfus varken sadece iki yüz yıl sonra ani bir artışla yaklaşık on katına çıkmış, 250 yerleşim yeri ve 45 bin kişilik bir nüfusa çıkmıştır. Böyle bir artışın doğal yollarla olması imkansızdır.
Daha sonra, Merneptah Anıtı ve Tevrat’ın her ikisinin de İsraillilerin yerleştiğini iddia ettiği yerde yeni bir kültür bulundu. Bu yeni kültürün şehirlerinde çok üstün uğraş ve zeka gerektirecek yapılar yoktu, basit ve küçük yerleşim birimleri vardı. Buradaki evler “israelite house” (İsrail tipi ev) olarak adlandırılan türdendi.
Bu kazılarda eski Kenan şehirlerindeki yerleşimden farklı olan tek şey yapılardı. Bunun dışında çömlekler başta olmak üzere gündelik eşyaların (sanatları farklı fakat) şekilleri aynıydı.
al bundy
03-03-2010, 22:35
İsraillilerin kökeni
Bütün bu kanıtlar bize antik İsraillilerin kökenini açıklıyor. İsraillilerin büyük çoğunluğu farklı bir ırk ya da dışarıdan gelen bir topluluk değil, Kenan’ın yerlisiydiler.
Kenan halkı, geçmişlerinden ve baskıdan kurtulmak için yeni bir kimlik ortaya çıkardı, İsrail kimliği.
Sıradan Kenan halkı, Mısır ve onların Kenanlı temsilcilerine başkaldırdı ve zenginlerin yaşadıkları şehirleri istila etti. Bununla kalmayıp tepelerdeki bu şehirlere yerleşti. Tarihi belgeler de bize Antık Mısır ve onların Kenanlı derebeylerinin Kenan halkına uyguladığı ağır vergilerden ve kölelikten bahseder, bu da isyanı doğrular.
Tevrat’ta İbrahim Mezopotamya’dan gelmişti, Musa köleleri Mısır’dan vaat edilmiş topraklara getirmişti, Yeşu Kenan’ı dışarıdan fethetmişti. Peki İsrailliler (ya da Kenan halkı) neden bu tarz gerçekdışı hikayeler uydurmuş ve kökenlerini dışarıya bağlamıştı? Cevap basit, yeni bir kimlik oluşturmak için. Bu yeni kimliği oluştururken geçmişlerinde kendilerine ait her şeyi değiştirdiler ve İsrailli kimliğini yarattılar. Artık onlar ağır şartlarda çalışan, ezilen Kenan halkı değil, Tanrı tarafından seçilmiş İsraillilerdi.
Oluşturulan bu yeni kimlikte sıradan Kenan halkı, zenginlerin kültürünün tam tersini uygulamaya geçirdi. Zengin Kenanlıların süslü, gösterişli binalarına, çömleklerine ve diğer eşyalarına karşın İsrailliler sadeliği seçti. Çünkü bu gösterişli hayat, onlara eski Kenan sistemini anımsatıyordu.
al bundy
03-03-2010, 22:37
YHVH, Mısır’dan Çıkış ve İsrail kimliği
İsrail tanrısının adı “YHVH” dir. Bu dört sessiz harften oluşan tanrının adının ne anlama geldiği, nasıl telaffuz edildiği (Yehova veya Yahve varsayımlardır) hakkında bilgimiz yoktur. Bu isim, Tevrat dışında hiçbir yerde geçmez (Kenan belgelerinde de yoktur). Bu dört sessiz harften oluşan ad, muhtemelen İsrail tanrısının özel adıydı.
Yhvh ile ilgili Türkçe bir makale http://www.usuldergisi.com/sayi_2/USL2004205-FAydin.pdf
Bu ad nereden geliyordu? Yhvh adının köken araştırmaları, bizi tekrar Antik Mısır’a götürüyor. Karnak, Antik Mısır’da firavunların zafer anıtlarının dikildiği yerdi.
http://www.uydukurdu.com/forum/showthread.php/karnak_tapinagi_misir-174703.html?amp
Karnak’ın kuzey duvarında firavun 1. Seti’nin (hanedanı mö 1290-1275) zaferlerine ait anıtlar var. Buradaki anıtlardan biri de “Shasu” lara karşı kazandığı zaferi anlatır. Shasu'lar burada Kenan'ın güneyinde, bugünkü Ürdün topraklarındaki göçebeler olarak gösterilir. Aynı zamanlarda İsrailliler ortaya çıkar. Anıtta Shasu'ların yaşadığı yerlerden biri olarak "YHV" adı verilir. Bu ad, İsrail tanrısı "YHVH"nin adına ilginç bir şekilde benzer.
http://en.wikipedia.org/wiki/Shasu
Tevrat'ta Shasu'ların yaşadığı yer "Midyan" olarak belirtilir. Rab, Musa'ya ilk defa burada yanan bir çalı şeklinde gözükür ve buranın kutsal topraklar olduğunu (Misirdan Cikis 3:3,4,5) ve adının Yhvh olduğunu söyler (Misirdan Cikis 3:15, Türkçede Rab diye geçiyor fakat orijinal dilinde Yhvh şeklinde). (Ayrıca daha geniş bilgi için bkz. Misirdan Cikis 2:15'ten Misirdan Cikis 3:17'ye kadar)
Mısır kayıtlarında Yhvh'ye benzer bir adın geçmesi, Tevrat'ta Yhvh adının geçmesi ve ilk defa Musa'ya burada göründüğünü yazması, bilim adamlarını Mısır'dan çıkış hikayesini tekrar araştırmaya yöneltti. Fakat Mısır'dan Kenan bölgesine büyük bir göçe dair hiçbir kanıt yok. Mısır'dan buraya gelip yerleşen küçük bir azınlık vardı (Musa da bunların içindeydi ve muhtemelen bu grubun önderiydi) fakat bu topluluk İsrailli veya Kenanlı değildi. Bunlar Mısır civarındaki merkezi otoritenin baskısına maruz kalmış, daha sonra da yağmacılık ve soygunluğa başlamış ilkel göçebelerdi. Tevrat’ta geçen şu bölümler de bunu gösterir (Misirdan Cikis 12: 35-36):
İsrailliler Musa'nın dediğini yapmış, Mısırlılar'dan altın, gümüş eşya ve giysi istemişlerdi.RAB İsrailliler'in Mısırlılar'ın gözünde lütuf bulmasını sağladı. Mısırlılar onlara istediklerini verdiler. Böylece İsrailliler onları soydular.
Bu soygunlarına karşılık Mısır ordusu da bu grubu kovaladı, yakalamak istedi ve başaramadı. Tevrat’taki firavunun Musa ve İsraillileri kovalaması ve Kızıldeniz’de (doğrusunun Kızıldeniz olmayıp Sazlık denizi olduğu anlaşıldı) boğulmaları efsanesi de büyük olasılıkla buradan kaynaklanmaktadır.
Mısır'dan yola çıkan bu grup, Shasu'ların ülkesi Midyan'dan geçip (bir süre de orada kalıp) tanrıları Yhv'den esinlendiler ve Kenan ülkesine vardılar. Mısır'dayken kötü şartlar altında yaşayan bu grup, geçtikleri Shasu'lardan aldıkları tanrıyı benimsediler ve bu ilhamla kendi kabile tanrıları olan Yhvh’yi yarattılar. Özgürlüklerini (muhtemelen Midyan’daki Shasu’ların tanrısı olan) Yhv’den esinlenerek yarattıkları tanrı Yhvh'ye bağladılar. Onlarla benzer bir kadere sahip Kenan halkı da, bu insanların anlattıklarını benimsediler. Onlara göre kölelikten kurtulup özgürlüklerini sağlayan ilahi güç Yhvh idi. Yhvh, bu insanlar için özgürlüğü, kölelikten kurtuluşu simgeliyordu, tıpkı İsrail kimliği gibi.
Bunlara ek olarak, Akhenaton dönemindeki (mö 14. yy’ın ikinci yarısı) Amarna mektuplarında göçebe olarak adlandırılan Habiru ile Hebrew (İbrani) benzerliği, 1. Seti’nin Zafer Anıtı’nda göçebe Shasu ve onlarla birlikte Yhv adının geçmesi ve Merneptah Steli’nde İsraillerden göçebe insanlar olarak bahsedilmesi, Musa ve beraberindeki az sayıdaki göçebenin Mısır’dan İsrail’e gittiğini ve İsrail tanrısı Yhvh’nin bu insanlar tarafından oluşturulduğunu gösterir.
İsrailli kimliği; (büyük çoğunluğu) zenginler hakları ellerinde alınmış Kenan halkı, Musa’nın da içinde bulunduğu Mısır'dan kaçan az sayıdaki ve civardaki diğer göçebelerden oluşuyordu.
Tevrat'ın seçilmiş insanlar dediği aslında özgürlüğü seçmiş olan insanlardı. Onların özgürlüğü seçme hikayeleri nesiller boyunca ağızdan ağza dolaştı. Daha sonra yazıya geçirildiğinde ise Tevrat'ın ana temasını oluşturdu, Mısır'dan çıkış, ilahi kurtuluş ve özgürlük. Tıpkı Tevrat'ın söylediği gibi. Bu tema, İsrailliler tarafından benimsendi ve kendilerinin kölelikten özgürlüğe kavuşmalarının sembolü oldu.
Acaba bu tek tanrılı inancın doğuşu muydu? İsrailliler, tek tanrılı dinleri için daha bekleyeceklerdi.
al bundy
03-03-2010, 22:41
Davut ve İsrail Krallığı gerçekten var mıydı?
Merneptah Anıtı'nın İsraillilerin Kenan'a yerleştirdiği belirten tarihten (mö 1208) yaklaşık iki asır sonra İsraillilerin nüfusu artar, aileler kabilelere dönüşür. mö 1000 yıllarında, Tevrat'ın en önemli figürlerinden biri olan Davut, İsrail'in on iki kabilesini düşmana karşı birleştirir. Bunun dışında Davut, Tevrat'ta olağanüstü biri olarak (seçilmiş, kral, müzisyen, şair vb.) tasvir edilir. Mısır'dan Mezopotamya'ya uzanan ve başkenti Kudüs olan İsrail Krallığı'nı kurar. Tanrı Yhvh, O ve soyunun sonsuza kadar hüküm süreceğine söz verir (1. Krallar 9:5).
Davut'un oğlu Süleyman, Kudüs Tapınağı'nı yaptırır. Böylece İsrail tanrısı Yhvh, sonsuza kadar yaşayacaktır. Tevrat’a göre Davut ve Süleyman'ın krallığı ve tek bir tanrı altında birleşen tek bir ulus olmuşlardı. İsrail krallığı hakkındaki bütün bu abartılar, Davut'un mitolojik bir karakter olabileceğini düşündürüyor.
Bu arada belirteyim; Kuran'da anlatıldığı (Sebe 10-14) ve bizim sandığımızın aksine Eski Ahit'te Süleyman'ın cinlerle, hayvanlarla konuştuğu, tapınağın inşaatını onlara yaptırdığına dair bir bahis geçmez. 1. Krallar 4:33’te Süleyman’ın (bilgeliğine vurgu yapılarak) kuşlardan, hayvanlardan bitkilerden söz etmesi (onlarla konuşması değil) yazılıdır. Muhammed de çarpıttığı çoğu hikaye gibi bunu da (muhtemelen yanlış anlayıp) yanlış yazmıştır.
Fakat 1993 yılında İsrail "Tel Dan"de Gila Cook tarafından çok önemli bir eser bulundu. Bu eser "Tel Dan Stele(anıtı)" olarak adlandırıldı. mö 840'a tarihlenen bu anıt, bir Arami kralı tarafından Arami dilinde yazılmıştı. Anıtta İsrail'in fethinden ve Davut'un Tapınağı'ndaki kralın öldürülmesinden bahsediyordu. Bu taşta yazılanlar (Arami kralı Hazael'in Kudüs'ü fethi), Eski Ahit'te yazılanlarla örtüşüyordu (2. Krallar 13:3). Bu taşın bulunması ile Davut, Tevrat'a ait olan şahıslar içerisinde arkeoloji tarafından kabul edilen ilk figürdür. Davut yaşamış olsun ya da olmasın, adına bir tapınak yapılmıştır. Davut'un yaşadığı dönem mö 1000 civarında tahmin ediliyor.
http://cojs.org/cojswiki/Tel_Dan_Stele%2C_c._840_BCE (http://cojs.org/cojswiki/Tel_Dan_Stele%2C_c._840_BCE)
http://en.wikipedia.org/wiki/Tel_Dan_Stele
18. yüzyılda Alman bilim adamları Tevrat'ı kimin yazdığı ile ilgili bir ipucu buldular. Tanrı için iki farklı isim vardı, Yhvh ve Elohim. Bilim adamları, Yhvh şeklinde yazılanları J (baş harf Y Almancada J olduğu için), Elohim şeklinde yazılanları da E şeklinde sınıflandırdılar. Her iki grup da İsrail'in uzak tarihi konusunda yazdılar (daha doğrusu uydurdular).
Tevrat'ta en eski yazım olan J, mö 10. yüzyıla, Davut ve Süleyman'ın zamanına gider.
http://en.wikipedia.org/wiki/Jahwist
Ron E. Tappy'nin bulduğu ve İbrani alfabesinin en eskisi olan taş, Davut ile aynı zamana denk geliyor. Acaba Eski Ahit'in herhangi bir bölümü onun zamanında yazılmış olabilir mi?
Yüz yıldan uzun bir süredir arkeologlar Davut'un Krallığı için Kudüs'ü kazmak istiyorlar. Fakat bu iş çok zor çünkü Kudüs, üç büyük tek tanrılı din için de kutsal bir yerdir (İsa'nın çarmıha gerilmesi; Muhammed'in miraca çıkması, Kubbetüs Sahra; Davut ve Süleyman'ın başkenti olması vb.).
Kudüs Tapınağı ile ilgili
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kud%C3%BCs_Tap%C4%B1na%C4%9F%C4%B1#Arkeolojik_kan. C4.B1tlar
Hiçbir arkeolojik delil bulunmayan Davut ve Süleyman'ın zamanı, Eski Ahit'te çok güçlü ve olağanüstü bir biçimde anlatılıyor. Buna Davut'un kendisinin de aynı şekilde anlatılmasını ekleyebiliriz.
İsrailliler diğer birçok konuda olduğu gibi Davut ve krallığı konusunda da abartmış ve uydurmuşlardı. İsrail Krallığı, Davut ve Süleyman döneminde iddia edildiği gibi güçlü ve etkili değildi. Küçük bir alana hükmediyordu. Acaba öyle miydi?
Neyse ki Tevrat, bize bu konuda bazı ipuçları sunuyor. Eski Ahit'e göre Davut fethedendi, oğlu Süleyman ise başta Kudüs Tapınağı olmak üzere diğer yapıları yapandı. Süleyman'ın döneminde yapıldığı iddia edilen bazı şehirlerde (Hazor, Megiddo, Gezer bkz. 1. Krallar 9: 15 ) kazılar yapıldı.
Bu üç şehirde yapılan kazılarda benzer şekildeki geçitlere rastlandı.
Hazor http://www.bibleplaces.com/images/Hazor_Solomonic_Gate_aerial_from_west_112-07tb.jpg
Gezer http://www.bibleplaces.com/images/Gezer_Solomonic_triple-chambered_gate_44-25tb.jpg
Megiddo http://www.bibleplaces.com/images/Megiddo_Solomonic_Gate_aerial,_120-32tb.jpg
Benzerlik http://www.generationword.com/images/israel_pictures/hazor/six_chamber_gates_diagram.jpg
Bu benzerlik bunların tek bir otorite altında yapıldığını gösteriyor ki bu da merkezi otoritenin yani krallığın bu şehirlere kadar etki ettiğini gösterir.
Peki bu krallığın Davut ve Süleyman'a ait olduğuna nasıl emin olabiliriz? Cevap, yine Antik Mısır'da. 22. Hanedanın kurucusu olan 1. Sheshonk (hanedanı mö 943-22) İsrail'i ele geçirir. Eski Ahit bunun Süleyman'ın ölümünden 5 yıl sonra, oğlu Rehavam döneminde olduğunu söyler (1. Krallar 14: 25,26). Mısır belgeleri de istilanın mö 925 yılında olduğunu yazar. Eski Ahit de ölümünden 5 yıl sonra dediğine göre Süleyman mö 930 yılında ölmüştür. Bu da Süleyman ve Davut'un mö 10. yüzyılda yaşadığına dair önemli bir delildir.
Daha da fazlası, Sheshonk'un zafer listesinde İsrail'de ele geçirdiği şehirler yazılıdır, bunlardan biri de Gezer'dir. Süleyman döneminde yapılan altı odalı İsrail geçidinde yapılan çalışmalarda çatlamış, yanmış, erimiş kayaların yani surların vardır. Sheshonk tarafından ele geçirildiğini bildiğimiz bu şehirde yıkım belirtilerine rastlanması da yine başka bir delildir.
Sheshonk'un şehir listesi için
http://www.specialtyinterests.net/dyn22.html ("Pharaoh Sheshonk I" adlı yerden itibaren)
Yapılan arkeolojik araştırmalar ile Mısır belgeleri ve Eski Ahit'i eşleştirdiğimizde Davut ve Süleyman'ın krallığının İsrail'in kuzey ve güneyini kapsayan büyük bir krallık olduğunu anlıyoruz.
al bundy
03-03-2010, 22:43
Kudüs Tapınağı ve antik İsraillilerin inancı
İsrail'de yapılan kazılarda binlerce Kenan tanrılarının (Baal, Aşera gibi) putlarına rastlanıldı. Kenanlılar, binlerce yıldır çok tanrılıydı ve bu tanrılarına putlar aracılığıyla tapıyorlardı.
Kenan tanrılarından bazıları için
http://en.wikipedia.org/wiki/Canaanite_religion#Pantheon
http://www.biblicalheritage.org/Bible%20Studies/canaan-gods.htm (http://www.biblicalheritage.org/Bible%20Studies/canaan-gods.htm)
Ancak Kudüs, siyasi bir başkent olmaktan öte bir yerdi, aynı zamanda tapınma merkeziydi. Bu tapınak Süleyman'ın zamanında yapılmıştı, ki aynı zamanda "Süleyman'ın Tapınağı" olarak da adlandırılır. Antik İsraillilerin nasıl tapındığını anlamak için bu tapınağın şeklini ve işleyişini bilmek gerekiyor. Bunu yapmak imkansız çünkü bu tapınak, Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri olan Kubbetus Sahra'nın da bulunduğu yerin altındadır. Bu yüzden şu ana kadar burada bir kazı çalışması yapılamadı.
Şu ana kadar kazılamadı fakat Eski Ahit bize bu tapınağın şeklini anlatıyor (1. Krallar 6). Eski Ahit'in tasviri bize bu tapınağın, çok tanrılı dine inanan insanların tapınaklarına benzediğini gösteriyor. Tasvir edilen tapınağa en çok benzeyen tapınak İsrail'in yüzlerce kilometre kuzeyinde (bugünkü Suriye'de) Ain Dara şehrindeki tapınaktı. Bu iki tapınak birbirine yakın boyutlarda ve aynı plan ile yapılmıştı. İkisini de Eski Ahit'in "cherub(keruv)" (1. Krallar 6: 23-28) olarak adlandırdığı sfenksler koruyordu.
Ain Dara Tapınağı fotoğrafları
http://images.google.com.tr/images?hl=tr&source=hp&q=Ain+Dara+temple&btnG=G%C3%B6rsellerde+Ara&gbv=2&aq=f&oq=
Ain Dara'daki baş tanrının ayak izi (1 metre uzunluğunda)
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/8/87/SYRIE_293.jpg (büyüklüğün nedeni güç göstergesi)
Ain Dara'daki sfenksler (keruv)
http://www.medinaportal.net/portal/multimedia/image/8qj3d6fxsrk0r.jpg
http://gmmacdonald.files.wordpress.com/2008/07/syriacanon4-3341.jpg (http://gmmacdonald.files.wordpress.com/2008/07/syriacanon4-3341.jpg)
Kudüs Tapınağı'nın planı http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/3/35/SolomonsTemple.png
Ain Dara Tapınağı'nın planı http://www.basarchive.org/bswb_graphics/bsba/35/04/bsba350408131.jpg
Antik İsraillilerin ibadeti civardaki diğer toplulukların ibadetinden farklı değildi. Adak olarak getirilen hayvanlar tanrı Yhvh'ye kurban ediliyordu. Bunu yapmalarındaki amaç maddi dünya ile manevi dünya arasında bağlantı kurmak. Çünkü kan, insanın feda edebileceği en önemli maddeydi. Eski insanlar insanın canının ve ruhunun kanda olduğunu düşünüyorlardı. Günümüzde hala varlıklarını sürdüren (Eski Ahit'te dışlanan) Samiriyeliler, yaklaşık 2500 yıldır Antik İsraillilerin uyguladıkları ibadet olan hayvan kurban etmeyi uyguluyorlar (bu yüzden de sürekli Tevrat’ta kötü bir şekilde anılır ve Yahudiler tarafından dışlanırlar). İbadetleri ile ilgili Eski Ahit’te bazı bilgiler vardır (özellikle Hoşea kısmında). Samiriyeliler Yahudilerin Fısıh Bayramı’nda kurban keserler.
Samiriyeliler hakkında
http://www.hafif.org/yazi/kokleri-bilinmeyen-caglara-kadar-uzanan
http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-3394699,00.html (http://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-3394699,00.html)
http://en.wikipedia.org/wiki/Samaritan
http://alpeykur.atspace.com/apk2_2.htm (5. sırada)
Kudüs Tapınağı'nın fiziksel yerleşimi (kurban odalarına dikkat edin) http://tr.wikipedia.org/wiki/Kud%C3%BCs_Tap%C4%B1na%C4%9F%C4%B1#Fiziksel_yerle. C5.9Fimi
Fakat İsraillilerin tamamı bu şekilde tapınaklarda ibadet edemezdi. Doğal olarak evlerinde ediyorlardı. İsrail evlerinde yapılan kazılarda binlerce sayıda put bulundu. Bu, bereket tanrıçasına aitti. Bu tanrıçanın kimliği ilk defa William G. Dever tarafından 1968 yılında güney İsrail'de bulunan bir taşla gün yüzüne çıkarıldı. mö 8. yüzyıla ait bu mezartaşının üzerinde "Yhvh ve onun Aşera'sı tarafından kutsuyorum" yazıyordu. Bu bereket tanrıçasının adı "Aşera (Asherah)" idi. Daha sonraki kazılarda İsrail'in birçok yerinde, hatta Sina yarımadasının kuzeyinde böyle taşlara rastlandı. Bu da tanrı Yhvh'nin bir eşi olduğunu gösteriyordu.
Aşera'nın heykeli http://www.womeninthebible.net/images/Asherah.JPG
Aşera ile ilgili
http://www.matrifocus.com/LAM04/spotlight.htm
http://en.wikipedia.org/wiki/Asherah
İsrailliler yüzlerce yıllık süreçte Kenan pagan inançlarından kurtulmaya çalışırken, hala tek tanrılı değillerdi. Eski Ahit İsraillilerin Aşera, (Kenanlıların da baş tanrısı olan) Baal gibi diğer tanrılara taptığını söyler (Hakimler 3:7). Sadece halk değil, İsrail kralları bile (Omri, Ahav gibi) Musa'nın tanrı Yhvh ile yaptığı anlaşmayı bozarak başka tanrılara tapıyorlardı(Hoşea 11:2; Omri ve Ahav için bkz. 1. Krallar 16).
al bundy
03-03-2010, 22:44
Asur işgali ve Yoşiya’nın reformu
Süleyman'ın ölümünden kısa bir süre sonra Davut'un torunu Rehavam’ı kendilerine kral olarak seçmek istemeyen kuzeydeki on kabile isyan eder ve Kuzey Krallığı'nı kurarlar (Rehavam geriye kalan güneydeki iki kabilenin kralı olarak Yehuda ya da Güney Krallığı kurar). Yaklaşık iki yüz yıl bu krallık devam eder.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0srail_Krall%C4%B1%C4%9F%C4%B1_%28Kuzey%29 (Daha fazlası için bkz. 1. Krallar)
Daha sonra İsrail'in kuzeydoğusunda çok güçlü bir düşman belirir, Asurlular. mö 722 yılında Kuzey Krallığı'nı zapteder. Ölüm ve sürgünden kurtulan Kuzey Krallığı'ndaki İsrailliler, güneydeki Yehuda Krallığı'na kaçarlar.
Davut'un soyundan gelenlerin hüküm sürdüğü bu krallıkta Yoşiya döneminde (mö 7. yy'ın sonları) dinde önemli reformlar yapılır. Tevrat'taki hikayeye göre onun dönemindeki Rab'in tapınaklarından birinde bir "Yasa Kitabı" bulunur. Bütün ileri gelenler toplanır ve burada yazanlar okunur; Rab, kendisinden başka tanrıları tapındıkları, yapılan antlaşmaya sadık kalmadıkları için onları cezalandırır (Asur işgali).
Yoşiya zamanında bulunduğu iddia edilen bu kitap, Tevrat'ın beşinci kitabı olan Tesniye (Yasa'nın Tekrarı)'dir. Bilim adamlarına göre bu kısım mö 7. yüzyılın sonlarında yazılmıştır ve yazan kişiler D (Deuteronomy, Türkçesi Tesniye) olarak adlandırılır. “Documentary hypothesis”e göre bu grup, J ve E'den sonra Tevrat'ın üçüncü yazarıydılar. Bu grubun yazdığı kısım olan D, Mısır'dan Çıkış hikayesini tekrar anlatır, Tanrı ile İsrailliler arasındaki antlaşmayı tasdik eder ve İsraillilere (diğer yazar gruplarından daha sık olarak) Rabbin tapınılacak tek tanrı olduğunu söyler.
http://en.wikipedia.org/wiki/Deuteronomy (http://en.wikipedia.org/wiki/Deuteronomy)
Tesniye, diğer tanrılara tapmanın en bariz biçimde yasaklandığı metin olan "On Emir"i içerir. On Emir'in ilk iki maddesi Tesniye'nin ana temasını oluşturur (Yasa'nın tekrarı 5: 7,8,9):
1. Benden başka tanrın olmayacak.
2. Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın.
Bundan sonra Yoşiya büyük bir temizlik başlatır, Rabbinkiler dışındaki bütün tapınakları ve (Aşera ve Baal başta olmak üzere) diğer tanrılara ait putları ortadan kaldırır, çocuklarını ilah Molek için Ben-Hinnom (Cehennem'in kökeni)'da yakanların (Ammonlular) ibadetini yasaklar (Daha fazlası için 2. Krallar 22 ve 23).
al bundy
03-03-2010, 22:45
Babil sürgünü ve sonuçları
Yoşiya'nın reformlarına rağmen İsrailliler diğer tanrılara tapmaya devam ediyorlardı. İsraillilerin tektanrılı inanca geçmesi Yhvh'nin (Kudüs) Tapınağı'nın yıkılmasıyla başlayan Babil İşgaliyle başlar (mö 586). Babilliler tapınakla birlikte şehri yakarlar. Kral Sidkiya'nın oğullarını (yani geleceğin krallarını) öldürürler (2. Krallar 25:7, Yeremya 39:6, Yeremya 52:10), kendisinin gözlerini oyarlar, zincire vurup Babil'e sürgüne götürürler (2. Krallar 25:7, Yeremya 39:7, Yeremya 52:11). Rabbin, Davut'un soyunun, krallığının Kudüs'te sonsuza kadar hüküm süreceği (1. Krallar 9:5) sözü bozulmuştu. Babilliler, İsrail'li vaiz, peygamber ve yazarları(dini ileri gelenleri) zincire vurup Babil'e götürdüler. Babil kayıtları, İsrail kralı da dahil olmak üzere bunların sürgüne gönderildiğini yazar ve Tevrat'ı doğrular.
Din adamları, Babil'e sürülürken kutsal kitaplarını da yanlarına almış ve Babil'e götürmüşlerdi. “Documentary hypothesis”e göre, bugün "Hebrew Bible" yani Tevrat olarak bilinen yazıların çoğu burada Babilde, evlerinden uzakta (mö 586 - 538) din adamları tarafından üretildi. Bilim adamları bu yazarları P ("Priestly source", Türkçesi "Din adamları metni" veya "Levililer") olarak adlandırıyorlar.
http://en.wikipedia.org/wiki/Priestly_source
P, diğer metinleri (J, E, D) derlediler ve modern Tevrat'ı yarattılar. Fakat bu derlemeyle birlikte; diğer uygarlıkların mitolojilerinden çaldıkları kişi ve hikayelerle iki önemli şey uydurdular (Tevrat'taki saçmalıklar, bilimdışı olaylar; tarih, yer ve kişi hatalarının çoğu bu çalıntılardan dolayı meydana geldi)
1. İsrail'in uzak geçmişinin tarihini yazdılar.
2. İsraillilerin sürgün sırasında kimliklerini kaybetmeyerek İsrailli olarak kalmalarını sağlamak ve imanlarını güçlendirmek için İbrahim'i (ve diğer kişileri) ve maceralarını yazdılar.
İbrahim'e ait iki hikaye, bu iki amacı doğrular niteliktedir:
İbrahim, Rab ile olan antlaşmalarının bir göstergesi olarak sünnet olmalıydı (Yaratilis 17: 10'dan 14'e kadar). Bu, Rab ile İbrahim arasında yapılmış basit bir antlaşma değildi. Sünnet uygulamasının amacı, sürgün sırasında İsraillilerin diğer insanlarla karışmasını önlemekti. Sünnet sayesinde İsrailliler diğer insanlardan ayrılıyordu. Çocukların doğduktan hemen sonra, sadece sekiz günlükken sünnet edilmesi emri (Yaratılış 17:12 ve Levililer 12:3) bu yüzdendir. Sünnet emirleri çok katıydı; sünnet olmayanlar dışlanacak (Yaratılış 17:14), kız alamayacak (Yaratılış 34:14-17), bayramlara katılamayacaktı (Mısır'dan Çıkış 12:48) vb. Hatta, bu emri doğrulamak için İbrahim'den başlayarak Musa, Davut gibi önemli kişilere ait sünnet hikayeleri uydurdular. Bu emir, İsraillileri diğer insanlardan fiziksel olarak ayırmakla beraber kimliklerini koruması için yazılmıştı. Yine şabat uygulamasında da çok katı bir uygulama vardır. Bunu belirtmek için Rab, Musa’ya şabat kuralına uymayanların öldürülmesini emrediyor (Misirdan Cikis 31:14). Bütün bu ibadetlerin çok katı olması ve yaptırımlarının aşırı olmasının nedeni -Tanrı’ya olan imanları göstermekle beraber- İsraillileri diğer insanlardan (özellikle işgalci Babillilerden) kesin bir biçimde ayırmaktı.
Bir diğeri de İbrahim'in oğlunu Rab için kurban etmek istemesidir. Bu arada belirteyim; Kuran'da İbrahim'in kısır olduğu, Allah'ın sayesinde çok geç yaşta çocuk sahibi olduğu ve bundan dolayı Allah'a şükretmek için kurban kesildiği yazılır (Saffat 100-107) fakat Eski Ahit'te bu şekilde bir bahis yoktur, İbrahim'in oğlunu kurban olarak sunması Tanrı'nın onu sınaması yüzündendir (Ibraniler 11:17). Burada Kuran'ın uydurmalarından biriyle daha karşılaşıyoruz. Tıpkı İbrahim gibi Habil de Yhvh’ye olan imanı sayesinde bir adak sundu ve kabul edildi, böylece ölmesine rağmen hala konuşulmaktadır (Ibraniler 11:4). Hanok da aynı şekilde imanından dolayı ölümü tatmadan yukarı alındı (Ibraniler 11:5), Nuh da aynı şekilde (Ibraniler 11:7) ... İsrailli din adamları (P), İsraillilerin Yhvh'ye olan imanını artırmak için diğer uygarlıklardan çaldıkları bu tarz mitolojik kişileri ve hikayeleri uydurdular ve Tevrat'a eklediler (Daha fazla örnek için bkz. Ibraniler 11).
Yine İbrahim başta olmak üzere kişilerin ve hikayelerin kökenlerinin Babil'in hemen güneyindeki "Ur" şehrinde olması tesadüf değildir (Nehemya 9:7).
Tevrat'taki en önemli temalardan biri de sürgün ve geri dönüştür; Musa'nın ve İsraillilerin Mısır'a sürgüne gitmeleri ve daha sonra vatanlarına geri dönmeleri gibi. Bunun gibi Babil sürgünü de, Rabbin İsraillilerin inancını sınamasıydı.
al bundy
03-03-2010, 22:46
Tevrat’a ait en eski belgeler
Tevrat’tan Babil sürgünü ve öncesine ait bir belge bulmak çok zor. En önemli belgeler 1947 yılında tesadüfen Ürdün'de bulunan Kumran "Ölüdeniz" parşömenleridir. Bu parşömenlerde, her ne kadar parçalar halinde de olsa Eski Ahit'teki 39 metnin hepsi vardı. mö 2. ve 3. yıllara tarihlenen bu metinler günümüze kadar gelmişlerdi, çünkü korunmak için mükemmel bir ortamda saklanmışlardı.
Ölüdeniz parşömenleri
http://images.google.com.tr/images?hl=tr&gbv=2&tbs=isch%3A1&sa=1&q=Dead+Sea+scrolls&btnG=Ara&aq=f&oq=&start=0 (http://images.google.com.tr/images?hl=tr&gbv=2&tbs=isch%3A1&sa=1&q=Dead+Sea+scrolls&btnG=Ara&aq=f&oq=&start=0)
İlgili yazılar
http://www.amaney.com/forum/ilginc-seyler-ve-sirlar/3054-oludeniz-yazitlari-hakkinda-ilginc-bilgiler.html (http://www.amaney.com/forum/ilginc-seyler-ve-sirlar/3054-oludeniz-yazitlari-hakkinda-ilginc-bilgiler.html)
http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-72771 (http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=-72771)
http://www.hristiyan.net/cevaplar/kumran.htm (http://www.hristiyan.net/cevaplar/kumran.htm)
http://blog.milliyet.com.tr/Esseniler_ve_olu_deniz_yazmalari/Blog/?BlogNo=101344 (http://blog.milliyet.com.tr/Esseniler_ve_olu_deniz_yazmalari/Blog/?BlogNo=101344)
Fakat bu metinler bile Babil sürgününden en az 300 yıl sonradır. Daha eskiye ait metinlerin bulunmaması, bazı bilim adamlarını Tevrat, İsrail ve İsraillilerin olmadığı, bütün bunların kurgu olduğu, kendini İsrailli olarak adlandıranların bunları ürettikleri konusunda şüpheye sevk ediyor.
1979 yılında Kudüs'ün batı tarafındaki Ketef Hinnom'da gömülü bir mağarada silindir şeklinde iki adet gümüş parşömen bulundu. Bu parşömenler mö 7. yüzyıla tarihlendi, yani Babil sürgünü öncesine. Metinler çok eski, küçük ve rulo şeklinde oldukları için açılmaları çok riskliydi. Arkeologlar riski aldılar ve bu iki parşömeni açtılar. Bulunuşlarından yedi yıl sonra 1986'da parşömenlerdeki yazıtlar okundu. Metinlerde "Yhvh" adı ve (Colde Sayim 6:24-26)'ya ait bölümler vardı. Ayrıca harflerin şekli de bu tarihi (mö 7. yy) doğruluyordu. Bu metinler, Tevrat'a ait en eski metinlerdir. Bu metinlerin varlığı bize Babil sürgünü öncesinde, Yehuda krallığı döneminde Tevrat'ın İsrailliler tarafından yazıldığını kanıtlıyor.
Parşömenler
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e8/Silver_scroll_1.jpg (http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/e/e8/Silver_scroll_1.jpg)
http://www.wwyd.org/Articles/images/YHWH_SILVER-SCROLLS.jpg (http://www.wwyd.org/Articles/images/YHWH_SILVER-SCROLLS.jpg)
İlgili yazılar
http://www.windmillministries.org/frames/RC-silver-scrollsA.htm (http://www.windmillministries.org/frames/RC-silver-scrollsA.htm)
http://www.crystalinks.com/scrollsilver.html (http://www.crystalinks.com/scrollsilver.html)
http://www.yahwehsnewkingdom.com/Yahweh-600BC.htm (http://www.yahwehsnewkingdom.com/Yahweh-600BC.htm)
al bundy
03-03-2010, 22:48
Evrensel tek tanrının ve modern Yahudiliğin oluşumu
Fakat ortada bir sorun vardı. Evlerinden uzakta, tapınak olmadan Yhvh'ye imanlarını nasıl göstereceklerdi? Daha önceden yaptıkları gibi Yhvh'nin tapınağında kurban kesmek yerine şabat uygulamasına; günümüzdeki sinagogların (ve doğal olarak kilise ve camilerin) ibadet şeklinin öncülü şeklinde bir araya gelerek Tevrat'ı okuyup dua etmeye başladılar. Böylece her yerde ve her şekilde Rabbe ibadet edip O'na olan imanlarını gösterebileceklerdi.
Babil sürgünü sayesinde (bana göre yüzünden) İsraillilerin antik pagan kültleri, geçmiş tecrübeleri (J, E, D) ve din adamlarının (uydurma) hikayeleri (Mısır'dan çıkış, kölelikten özgürlüğe, Musa ve On Emir, İbrahim'in vaat edilmiş topraklara yolculuğu gibi) birleşerek Tevrat ve günümüzdeki Yahudilik oluştu.
Tanrı Yhvh, İsraillileri neden terk etmişti? Antik dönemde bir uygarlık diğerini ele geçirdiği zaman yenilen taraf ele geçirenin tanrısının daha güçlü olduğunu düşünür ve ona tapmaya başlar. Fakat İsrailliler Yhvh'ye tapmaya devam ettiler. Felaketlerin nedeninin Yhvh'den başka tanrılara tapmaları dolayısıyla olduklarını düşündüler. Günümüzdeki tanrı konsepti de bu şekilde doğdu. Yhvh artık İsraillilerin ulusal tanrısı değil, evrendeki her olaya etki eden evrensel tek tanrıydı. İsraillilerin Babil sürgünü Yhvh'nin Babil tanrısından güçsüz olmasından dolayı değil, tam tersine Yhvh'nin isteğiyle olmuştu. Tanrı Yhvh kendisinden başka tanrılara taptıkları için onları cezalandırmıştı. Sürgün öncesi birçok tapınağın ve sırf Kudüs'te bile binlerce putun varken sonrasında hiçbirine rastlanmaması da bunu doğrular. Yhvh kendisi için tapınağa ihtiyaç duyan ve tapınağı yıkılınca yok olan bir tanrı değildi, çünkü o her yerde, görünmez ve göklerdeydi (2. Tarihler 36:23, Ezra 1:2).
mö 538'de Babilliler Persliler tarafından yıkıldı ve İsrailliler özgürlüklerine kavuştular. Çünkü iman testini (tıpkı Musa, İbrahim, Nuh vb. gibi) geçmişlerdi. Tanrı Yhvh de bunun karşılığında vaat edilmiş olan topraklarını onlara geri vermişti. Sonrasını Eski Ahit'ten dinleyelim (Nehemya 8: 1,2,3)
İsrailliler kentlerine yerleştikten sonra, yedinci ay tek vücut halinde Su Kapısı'nın karşısındaki alanda toplandılar. Bilgin Ezra'ya RAB'bin Musa aracılığıyla İsrail halkına verdiği buyrukları içeren Yasa Kitabı'nı getirmesini söylediler.
Yedinci ayın birinci günü Kâhin Ezra Yasa Kitabı'nı halkın toplandığı yere getirdi. Dinleyip anlayabilecek kadın erkek herkes oradaydı.
Ezra Su Kapısı'nın karşısındaki alanda kadınların, erkeklerin ve anlayabilecek yaştaki çocukların önünde, sabahtan öğlene kadar Yasa Kitabı'nı okudu. Herkes dikkatle dinledi.
Bu sözlerden kesin olmamakla beraber Tevrat'ın tamamlandığını ve peygamber Ezra'da bir kopyasının olup bunu halka okuduğunu söyleyebiliriz. Fakat din adamlarının derlemesiyle günümüzdeki şeklini alması biraz daha geç bir zamana (mö 400 civarı) gidebilir.
İsraillilerin tanrıları Yhvh ile olan tarihsel ilişkileri Tevrat adını aldı. Günümüzde üç milyardan fazla insan için kutsal olan bir kitaptır. Tevrat'ın yazı boyunca anlatmaya çalıştığım tarihi yazılış süreciyle antik İsrail kültü, günümüzdeki modern dine dönüştü ve İsraillilerin ulusal tanrısı Yhvh, günümüzdeki üç büyük tek tanrılı dinin evrensel tanrısı haline geldi.
al bundy
03-03-2010, 22:48
Kaynakça ve açıklamalar
Yazımı oluştururken büyük ölçüde 2008 yılında yapılan “The Bible’s Buried Secrets” adlı belgeselden ve orada adı geçen arkeolog ve bilim adamlarının yazılarından yararlandım. Bunun dışında netteki bazı makaleler ve yazılar da karşılaştırma açısından faydalı oldu. Yazıyı beğenen arkadaşların bu belgeseli izlemelerini şiddetle tavsiye ederim.
http://biblefilms.blogspot.com/2008/11/review-bibles-buried-secrets.html (http://biblefilms.blogspot.com/2008/11/review-bibles-buried-secrets.html)
http://en.wikipedia.org/wiki/The_Bible%27s_Buried_Secrets
Daha fazla araştırmak isteyen arkadaşlar Wikipedia’da “featured archaeologist and historians” adlı bölümdeki kişilerin çalışmalarına bakabilirler. (Benim baktıklarım arasında eserlerinin Türkçesine rastladığım yoktu.)
Belgeselin bazı bölümleri için http://www.youtube.com/results?search_query=The+Bible%27s+Buried+Secrets+&search_type=&aq=f
Türkçe kaynak yokluğu benim için büyük bir sorun olmadı fakat yazımda açıklamalar için daha fazla bağlantı vermemi engelledi. Mesela Biblical Archaeology (Kutsal Kitap Arkeolojisi) ile ilgili belki de en önemli keşiflerden biri olan “Tel Zayit Stone (taşı)” ile ilgili araştırmamda Türkçe bir makale veya yazıyı bırakın, tek bir cümleye bile rastlamadım (Google’da arama yapın, çıkan sonuçlardan ne demek istediğimi anlayacaksınız). Türkçe olan kaynakların çoğu da (özellikle tanımlar ve belgelerin resimleri ile ilgili) Wikipedia’da bulunuyordu. Ben de genelde bu siteyi kullandım.
Konuyla ilgili bazı bağlantılar
http://en.wikipedia.org/wiki/Biblical_archaeology
http://en.wikipedia.org/wiki/Biblical_archaeology_school
http://www.penn.museum/sites/Canaan/Bibliography.html
http://www.bible-history.com/maps/canaanite_nations.html
http://www.bib-arch.org/bar/article.asp?PubID=BSBA&Volume=34&Issue=6&ArticleID=9
http://biblicalarcheology.net/
Çok geniş kapsamlı bir çalışma bu.
elinize sağlık al bundy ,şöyle bir baktım da epey birşeyler var.
ancak yarın enine boyuna tekrar incelicem. Paylaştığın için teşekkürler