PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Toplumsal Mücadele ve Örgütlenme


Fevzi
16-02-2006, 12:11
TOPLUMSAL GELİŞME VE ÖRGÜTLÜ MÜCADELE


Bütün bir insanlık tarihine baktığımızda örgüt ve örgütlü mücadelenin ne kadar tayin edici olduğuna ilişkin sayısız örneklerle karşılaşırız. İlk insanın; doğa koşullarıyla
mücadele etme, barınma ve beslenme için ilk yan yana gelişinden itibaren toplumsal hayatta örgütler belirleyici roller üstlenmişlerdir.
Örgütü ve örgütlü gücün önemini vurgulayan ;
“Bir elin nesi var? İki elin sesi var.”
“Örgütlü güç yenilmez.” gibi, onlarca söz hemen aklımıza gelir.
Bunların ne kadar doğru olduğu için yakın tarihe bakmak yeterlidir. Kurtuluş savaşı sürecinde başlayan “Bağımsız Türkiye” ve bütün Cumhuriyet tarihi boyunca verilen “Eşitlik ve Özgürlük” mücadelelerinde örgüt ve örgütlülüğün önemini etimizde kemiğimizde hissettik.
Toplumsal örgütlenmenin bir kutbunu oluşturan “yönetilen” kitlelerin örgütlülüğü ve yönetime-paylaşıma müdahale gücü gelişmenin seviyesini de belirler. Hayat bir anlamda da örgütlü güçlerin mücadelesi sonucu gelişir-değişir.
Günümüz toplumlarında kabaca iki tür örgüt göze çarpar. Bunlardan birincisi belirli sınıf ve toplum tabakalarının öncülerinin oluşturduğu iktidar hedefli siyasi partiler, ikincisi ise toplumun belirli kesimlerinin çeşitli çıkarlarını savunmak veya belli amaçlarını gerçekleştirmek için çalışan (Meslek Odaları-Birlikleri, Sendikalar, Hemşeri Dernekleri , Çevre ve Kültür Dernekleri v.b.) demokratik kitle örgütleridir. İkinci tür örgütlenmelere emperyalist-kapitalist kesimlerin ideologları tarafından günümüzde “Sivil Toplum Örgütü” denerek bunların içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. STK denilen yapılar günümüzde ABD-AB emperyalistlerinden fonlanan ve bunların çıkarlarının gönüllü savunuculuğunu yapan şekilsiz yapılardır. Ne kitlesel nede demokratiktirler.
Toplumun her ferdi bulunduğu yerden başlayarak hayata müdahale
edip, yönetim ve bölüşüm ilişkilerinde söz sahibi olmalıdır. Örgütsüz insan kendisi ve çevresi-ülkesi üzerinde başkalarının söz ve karar sahibi olmasını peşinen kabullenmiş demektir. Ülkemizde de kitlelerin örgütlenmesine 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle çok
ağır darbeler indirilmiştir. Halen bunun acısını çekmekteyiz. Yurttaşlarımız yakınmayı
bırakıp örgütlenmeye başladığında ,kaderini de eline alacaktır.
ABD ve AB emperyalistlerince ;Ülke bağımsızlığımıza Kıbrıs’tan-Ege’den ve Kuzey Irak’tan yöneltilen tehditleri, Ermeni Soykırımı yalanlarını, IMF-Dünya Bankasının
uygulattığı ekonomik yıkım programını, halkımızı etnik ve dini temelde ayrıştırma çabaları ile AKP iktidarının Hükümet ve Belediyeleri aracılığıyla sürdürdüğü iş birlikçi talan düzenini
sonlandırabilmek için, bütün yurttaşlarımızı semt ve mahalle derneklerinden başlamak üzere kendi ilgi alanlarında örgütlenip, yönetim ve bölüşüm ilişkilerine müdahaleye çağırıyoruz.
Bağımsız Demokratik ve Halkçı Türkiye’nin onurlu ve özgür bireyleri
olarak , mutlu ve aydınlık günlerde hayatı dolu dolu yaşayabilmek için örgütlü olmak gerek.


Feyzullah ÖZTÜRK