PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü


matillda
07-03-2010, 18:16
Yarın Akşam Türkiye Saatiyle: 21: 00 da

Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Özel Programı' yla sizlerle olmayı umuyoruz.
Bekleriz.


İçerik: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Yapımda emeği geçenler: prozac, Ahbap, Matillda
Programı Sunan: Matillda
Tarih : 8 Mart Pazartesi
Saat (Türkiye) : 21: 00

matillda
07-03-2010, 18:17
http://www.youtube.com/watch?v=qpTuxVTGXfU&feature=related

matillda
07-03-2010, 18:18
http://www.youtube.com/watch?v=hcG4n7HvFGE&feature=related

matillda
07-03-2010, 18:20
http://www.youtube.com/watch?v=9HTLZiCYpMI&feature=related

matillda
07-03-2010, 18:23
1909’da ilk belgelenen kadın hareketi yaşanmış, New York’ta. New York’un göbeğinde yirmi bin kadın işçi, çalışma koşullarından ve az ödenen maaştan yakınarak greve girmişler. Şubat 1910’a kadar süregelen grev sırasında, her ülkede olduğu gibi bu ülkede de yamuk olan polis 700 kadını tutuklamış, binlerce kadını tartaklamış, dövmüş. Bu uluslararası günün gerçek manası Alman sosyalist Clara Zetkin… 1907’de Uluslararası Sosyalist Kadınlar gününü organize eden Clara Zetkin, tüm sosyalist partileri kadınların oy hakkı için savaşmaya davet edip konferanslar hazırladığında 1908 yılında New York Sosyal Demokrat Kadınlar birliği bu çağrıya uyarak büyük bir gösteri düzenlemiş. 1909’da Amerikan Sosyalist Partisi Şubat ayının son Pazar gününü Ulusal Kadınlar Günü ilan ediyor. 1910’da, Kopenhag’daki Sosyalist kadınlar 2.Enternasyonal Konferansında Clara Zetkin, uluslararası bir kadınlar günü olmasının gereğini vurgulayıp kabul ettiriyor. 1911 yılı 19 Mart’ında, Avrupalı sosyalistler, ilk kez bir uluslararası kadınlar gününü kutluyorlar. İsviçre, Avusturya, Danimarka ve Almanya’da bir milyondan fazla kadın coşkuyla eşit haklar istemlerini dile getiriyorlar.

Rus sosyalist kadınları, 1913’ten itibaren Amerikalılar gibi her Şubat ayının son pazarını bu kutlamaya ayırıyorlar. 23 Şubat 1917’de Petrograd’da yapılan bir kadın hakları protestosu savaş aleyhtarı bir ayaklanmaya dönüşüyor, kadınlar “ekmek ve barış” sloganlarıyla polisle çatışıyorlar. Eski Rus takvimindeki 23 Şubat günü, Sovyet Devrimi’nden sonra kabul edilen Bati takvimlerindeki 8 Mart’a rastladığından, 1918’den itibaren Kadınlar Günü, Rusya’da 8 Mart’ta kutlanmaya başlanıyor. 1922’de de Clara Zetkin’in yardımıyla Lenin, Uluslararası Kadınlar Günü’nü bir komünist bayramı olarak ilan ediyor.

2. Dünya Savaşı ve ardından başlayan Soğuk Savaş yıllarının büyük bir bölümünde ise ne yazık ki kadın hareketi ilgi çekmiyor.

Ama 1960’ların sonunda hareket tekrar ateşleniyor. 1975’in BM tarafından kadın yılı olarak ilanı, 1975-1985 arasının kadınların on yılı olarak açıklanması, ardından Mexico-City’ deki ilk global konferans bunun somut sonuçlarından birkaçı...

Ve 1977’de UNESCO 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak açıklanışı...1980 Kopenhag Konferansı, 1985, Nairobi konferansı ve son olarak da Beijing Platformu...

Clara Zetkin ve onun gibi emek veren tüm kadınların bıkmadan usanmadan kabul ettirdikleri bu gün, ilk belgelenen hareketin başladığı ülke, Amerika’da değil kutlanmak bilinmiyor bile artık. Amerika’da kadın, erkek, çoluk çocuk günün öneminden habersizler. Okul sonrası oğlumu götürdüğüm çocuk yuvasında, oğlum yuva ögretmeninin Dünya Kadınlar Gününü kutlayıp bir kırmızı karanfil verdiğinde, ögretmen gülümseyerek çikolata da olup olmadığını sordu.

Brooklyn, NY’ta genellikle Rusların yaşadığı bir semtte de görüntü içler acısı idi. Bir zamanların emekçi Rus kadınları, şimdi yaşadıkları Amerika’da bu gün için kuaförlerde yeniden yaratılıyorlar, Rus erkekleri de çiçekçilerin önünde sıraya girmiş, düzinelerle güller yaptırıyorlardı. Her yıl Dünya Kadınlar Gününde yaptığım gibi kırmızı karanfiller alıp tanıdığım emekçi kadınların yakalarına taktım. Emekçi kadınların…

Dünya Kadınlar Günü, artık Türkiye’de de kutlanan Sevgililer Günü gibi, kadınlara narin bir çiçek gibi, kırılmaması gereken bir biblo gibi davranılan,(zaten bu da sadece bir gün için ya!) çiçek çikolata hediye edilen bir gün değil

Dünya Kadınlar Günü, pembe patiklerle doğan her varlık için değil, emekçi, amaçlarına ulaşmak için çaba veren, çalışan kadınlar için bir gün.

Günümüzde , 8 Mart'ı tüm kadınlara mal etmek prensipte yanlış olmasa da bu bakış, 8 Mart'ın anlamını zedeleyen bir zihniyeti doğurmuş, varolma amacının önüne geçmiştir. Lakin; anne karnından dışarı dışı olarak fırlamışlığın meziyeti sayılmamıştır bu gün.

Bu gün, tüm dünyada sırf kadın olduğu için sömürülen, tarlalarda, fabrikalarda bir kadın işçi olmanın , emeğin ve alınterinin damla damla süzüldügü, annelerimizin, kardeşlerimizin günüdür.

Bu gün, dişiliğini şefkat ve emeğiyle yüceltmiş, yoz ve hoyrat ellerin, dillerin altında yaşama direnmiş ve direnmekte olan kadınlarımızın günüdür.

Bu gün, dişi doğmuş olmanın meziyet sayıldığı küflü bilinçlerden ve onların yaptıklarından apayrı, onların düşlerinde bile görülemeyecek bir yaşam sevincini simgeler. bu gün bahardır. mutfağında evlatlarına yemek pişiren annelerimizin, tarlasında orak sallayan, fabrikada tütün saran kadınlarımızın sevinçli günüdür...

matillda
07-03-2010, 18:27
KADINLARIMIZ

Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.
Nazım Hikmet RAN

saroz
08-03-2010, 15:08
Sevgili Matillda, yine muhteşem bir sunum yapmışsın. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe yakışır birikimli bir yazı hazırlamışsın teşekkürler.

Tüm kadınların değil, sadece emekçi kadınların günü olan 8 Mart, tüm emekçi anne, çocuk ve genç kızların gözlerinde, kurtuluşun bayrağı olması dileği ile...

Yergin
08-03-2010, 18:00
Tüm kadınların değil, sadece emekçi kadınların günü olan 8 Mart, tüm emekçi anne, çocuk ve genç kızların gözlerinde, kurtuluşun bayrağı olması dileği ile...

Sadece emekçi kadınların gününü kutlamak bence yanlış. Belki şunu söyler isek daha doğru olur sevgili saroz.

"Tüm kadınların bir gün emekçi kadın olabilmesi temennisi ile 8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun."

Saygılarımla

matillda
08-03-2010, 18:03
Bu Akşam Türkiye Saatiyle: 21: 00 da

Sekiz Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Özel Programı' yla
T.D.Sitesi Özgür Radyo' da sizlerle olacağız.



İçerik: "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü"

Yapımda emeği geçenler: prozac, Ahbap, Matillda
Programı Sunan: Matillda
Tarih : Mart Pazartesi (Bu Akşam)
Saat (Türkiye) : 21: 00

evrensel-insan
08-03-2010, 19:17
Saygideger matillda;

Guzel bir calisma, dusuncene saglik.

Saygilarimla;
evrensel-insan

matillda
08-03-2010, 23:09
Teşekkür ederim Sevgili Evrensel İnsan san ve şahsında tüm değerli arkadaşlarıma

Nice 8 Mart' larda buluşmak dileğiyle

matillda
12-03-2010, 15:26
http://fotogaleri.ntvmsnbc.com/galeri.aspx?galleryId=3350

vartor
12-03-2010, 18:42
Sevgili Matillda,
Cok guzel ve dusundurucu fotograflar. Baskiyla bir yere varilamiyacagini da goruyoiruz bu arada. Enteresan ama, Kanada'ya gocen bir tane bile basi kapali veya carsafli Iranli kadina rastlamadim. Daha iliman sayilan Turkiye laik cumhuriyeti vatandaslarinda ise turbanli sayisi gittikce artiyor. Belki de milletimiz buyumedi; cocuk gibi, ne dersen aksini yapiyor:) Turbana dur dedikce, aksini yapmak tatli geliyor olmali :).

dilaver
01-03-2011, 22:04
8 Mart Kadın Platformu tarafından 28 Şubat Pazartesi akşamı saat 19.00'da Taksim Tramvay durağında yapılan basın açıklamasının metni aşağıda ve ektedir.

Saygılarımızla.

YAŞASIN KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ! YAŞASIN 8 MART!
KADINLAR ALANA, EYLEME, DAYANIŞMAYA!



8 Mart, 1857’de New York’ta kırk bin dokuma işçisi kadının grevine polisin saldırdığı ve çıkan yangında 129 kadın işçinin öldürüldüğü gündür.
8 Mart 1910’da 2. Uluslararası Kadınlar kongresinde bugün Clara Zetkin’in önerisiyle bütün dünyada Kadınlar Günü olarak kabul edilir.

O günden bugüne BİZ KADINLAR 8 Mart’ta alanlardayız, sokaktayız, isyandayız…
8 Mart’ta tüm kadınları kadın dayanışmasını yükseltmeye çağırıyoruz.

Coğrafyamızda erkek şiddeti her gün en az beş kadını öldürüyor. Kadın katliamı sürüyor. Erkek egemen sistem; devleti, ordusu, polisi, karakolu, yargısı, zihniyeti ile katilleri koruyor ve kolluyor.

BİZ KADINLAR cinsel, fiziksel, ekonomik, psikolojik ve duygusal her türlü erkek egemen şiddete karşı maruz kaldığımız için; yaşam hakkımız elimizden alındığı ve devlet katilleri koruduğu için; kadın cinayetleri bizim açımızdan bir varlık yokluk meselesi halinde geldiği için, birbirimize sahip çıkıyoruz, İSYAN EDİYORUZ, SOKAĞA ÇIKIYORUZ!

Kadın yoksullaşıyor, yoksulluk kadınlaşıyor.

Ev içi emeğimiz yok sayıldığı için; yaşlı ve çocuklara bakmaya mahkûm edildiğimiz için; güvencesiz ve esnek çalıştırıldığımız için; ucuz iş gücü olarak görüldüğümüz ve en önce işten atıldığımız için, yoksulların en yoksulu olduğumuz için, Torba Yasaya Hayır dediğimiz için İSYAN EDİYORUZ, SOKAĞA ÇIKIYORUZ!

Paranın ve erkeğin iktidarı canlı ve cansız bütün varlıkları ve değerleriyle doğayı yok ediyor.

Vadilerimize, derelerimize, suyumuza, toprağımıza, ormanlarımıza, dağlarımıza, mahallemize, evimize kısacası yaşam alanlarımıza hoyratça müdahale edildiği için İSYAN EDİYORUZ, SOKAĞA ÇIKIYORUZ!

Bedenlerimiz, emeklerimiz, kimliklerimiz üzerindeki baskılar, cinayetler devam ediyor. Haksız tahrik indirimi erkeklerin şiddetini meşrulaştırıyor.

Tacize, tecavüze, dayağa boyun eğmediğimiz için; gözaltında, cezaevlerinde, okullarda, yurtlarda, iş yerlerinde tacize ve tecavüze maruz kaldığımız için; göçmen olmamız, cinsiyet kimliğimiz ve cinsel yönelimimiz nedeniyle ayrımcılığa uğradığımız ve nefret cinayetlerine kurban gittiğimiz için İSYAN EDİYORUZ, SOKAĞA ÇIKIYORUZ!

Tek dil, tek bayrak, tek millet, tek kimlik zihniyeti tüm toplumu cendereye sokuyor.

BİZ KADINLAR, dilsizleştirmeye, kimliksizleştirmeye karşı özgürlüklere, çok dilliliğe, anadilde eğitime, kültürlerimize sahip çıktığımız için susturulmaya, tutuklanmaya, gözaltına alınmaya İSYAN EDİYORUZ, SOKAĞA ÇIKIYORUZ!

Hükümet otuz yıldır süren savaşı bitirme ve Kürt sorununu siyasi, demokratik bir çözüme kavuşturma çabalarını reddediyor.

Konuşmayı değil savaşmayı, çözmeyi değil ezmeyi, anlaşmayı değil ortadan kaldırmayı seçmiş bir iktidarla karşı karşıya olduğumuz için; Kürt halkının mücadelesine yönelik siyasi ve askeri operasyonlara dur dediğimiz için; Kürt halkının iradesinin, kimliğinin, kolektif haklarının yok sayılmasına, ırkçılığa ve militarizme İSYAN EDİYORUZ, SOKAĞA ÇIKIYORUZ

8 Mart Kadınlar Gününde, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, erkek egemen iktidara, şiddete ve sömürü düzenine karşı; kadının özgürlüğü ve kurtuluşu için, eşitlik ve barış için tüm dünya kadınlarıyla birlikte sesimizi yükseltiyoruz.

Bütün kadınları 5 Mart’ta Kadıköy’de buluşmaya, dayanışmaya çağırıyoruz.

İstanbul 8 Mart Kadın Platformu

dilaver
05-03-2011, 22:12
Türkiye Yazarlar Sendikası'nın gelenekselleşmiş 8 mart Dünya emekçi Kadınlar Günü bildirisini her yıl bir kadın yazar yazmaktadır. Bu bildiriyi geçen 8 Martta bir Tekel İşçisi kadın yazmıştı TYS bu 8 Mart Bildirisini Cumartesi Anneleri yazdı.


BİZ, CUMARTESİ ANNELERİ....




Biz, Cumartesi Anneleri, evlatları, eşleri, babaları, kardeşleri tanıkların gözleri önünde devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınan, gözaltına alındığı inkâr edilen ve bir daha geri gelmeyenlerin yakınları... Yıllardır her Cumartesi saat 12.00’de, İstanbul’da, Galatasaray meydanında buluşup, sessizce oturup, kayıplarını soranlar ... Diyarbakır’dan, Balıkesir’den, diğer illerden sesimize ses verenler... “Biz almadık, bizde yok” denilip de, cesetleri dere yataklarından, yol kenarlarından, tugay çöplüklerinden çıkanların hesabını soranlar...

Bu kez de 8 Mart 2011’de, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde çağrımızı tekrarlıyoruz: Sesimize ses katın: Kayıplarımızı bulunsun! Sorumlular yargılansın! Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün mücadelemizde özel bir yeri var; çünkü Latin Amerika’dan İran’a kadar bütün dünyada olduğu gibi burada da gözaltında kayıplara karşı mücadele kadınlarla başladı ve önemli ölçüde kadınlar üzerinden yürüdü. Cumartesi Anneleri eylemini de kadınlar başlattı. Babalar, ağabeyler, erkek kardeşler her zaman yanımızda oldular, ancak eyleme geçmeyi, saatini, şeklini ilk öneren bir kadındı ve Galatasaray oturmalarının gelenekselleşmesi büyük ölçüde kadınların inisiyatifiyle gerçekleşti.

İlk kez, gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın işkence edilmiş ölü bedeninin kimsesizler mezarlığında bulunması üzerine, 27 Mayıs 1995'te Galatasaray’da buluştuk. 15 Ağustos 1998’e kadar yağmurda, karda, güneşin altında her Cumartesi aynı saatte Galatasaray’da oturmaya devam ettik.

Evlatlarımızı, eşlerimizi, anne-babalarımızı, kardeşlerimizi kireç çukurlarında yakanlara, asit kuyularına atanlara, toplu mezarlara gömenlere “peşinizdeyiz” dedik.

Gözaltında kaybedilen yakınlarımızı ararken “biz almadık, bizde yok” cevabı verenlere “yalan söylediğinizi kabullenmek zorunda kalacaksınız” dedik.

13 Mart 1999’da, 200. haftamızda oturma eylemimize ara vermek zorunda kaldık. Çünkü 170. haftadan itibaren, 30 hafta boyunca gözaltına alındık, yerlerde sürüklendik, hakarete uğradık. 10 yıl sonra, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplar Komisyonu’nun girişimiyle, yine her Cumartesi aat 12:00’de Galatasaray meydanında, aramıza yeni kayıp yakınları katarak buluşmaya ve sessiz oturmalarımıza yeniden başladık. Ergenekon davasının sadece “hükümete karşı darbe teşebbüsü”yle sınırlı kalmamasını, insanlığa karşı işlenmiş suçları da kapsamasını, insanları gözaltında kaybedenleri, faili meçhâl cinayetlerin sorumlularını da soruşturmasını talep ettik.

Biz, yakınlarının mezarları bile çok görülenler, kemiklerine bile hasret bırakılanlar, sadece kendi kayıplarımızın değil, devletin tüm hukuk dışı uygulamalarının hesabını soruyoruz.

Ve diyoruz ki:

- Türkiye’nin hâlâ imzalamadığı Birleşmiş Milletler’in "Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme"'si derhal imzalansın ve yürürlüğe konsun!
- İnsan hakları örgütleri, üniversiteler ve aydınların da katılımıyla gözaltında kayıplar ve “faili meçhûl”leri soruşturacak bağımsız bir komisyon kurulsun!
- TBMM İç Tüzüğü’nde ilgili maddeler yeniden düzenlenerek, etkin bir parlamento denetimi sağlanması için araştırma komisyonları işlevsel hale getirilsin!
- “Devlet sırrı” önündeki koruma kalkanı kaldırılarak devletin hukuk dışı uygulamalarına ait tüm gizli belgeler kamuoyuna açıklansın!
- “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı uygulanmaz" kuralı yürürlüğe konsun!
- Kayıp yakınlarının Ergenekon Davası’na müdahil olma talepleri yerine getirilsin!
- Kimlik tespiti amacıyla gözaltında kayıp ailelerinin genetik bilgilerinin depolandığı bir DNA bankası oluşturulsun!
- Adli Tıp ve Mezarlıklar Müdürlüğü kayıtlarında kimliği belirsiz olarak gösterilen cesetlerle ilgili bilgiler ilgili kurumlara gönderilsin ve kamuoyuna açıklansın!
- Toplu mezarlar ve ölüm kuyuları, deliller karartılmadan, bağımsız antropologlar, arkeologlar ve adli tıp uzmanları gözetiminde açılsın!

Bu taleplerimiz yerine getirilinceye kadar, suçlular cezalarını çekinceye kadar, bir daha devlet eliyle insanlık suçu işlenmemesi için bütün önlemler alınıncaya kadar her Cumartesi Galatasaray’da oturmaya, adaletten, demokrasiden ve insan haklarından yana olan herkesi yanıbaşımıza çağırmaya devam edeceğiz.


CUMARTESİ ANNELERİ
TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

zahit
08-03-2011, 01:15
‎8 mart bütün dünya emekden vede emekci

Kadınlarımızın gününü kutlar,degersiz bulan kadınlarımızıda

Emekden yana olmararını vede mücadele etmeleri dileklerimle.
kadınlar.





kadınlar kutsallıgın ilk adımıdır
gönüllerini ar ve aydınlıklara
ter temiz açık bırakırlar
...gönüllerine girenler ise
yıkıcı ve karanlıklardır
onlarda ararlar gönüllerine
tekrar aydınlık olacakları
parmakla sayılacak kadar
gönülleri hoş edilenler olur
ötesi var mı yok yine de yok
niye anlaşılmaz bu kadınlar
çünkü kutsallıklar dışlandı
insanlar kutsallıkları kendi
kendilerine içlerinden attılar
çünkü insanlıklarını bitirdiler
yakın çok yakın
bekleyin ey güzellikler
gerçekler dostluk dolu kadınlar
karanlıklar akınız gerçekler
yakınınız olacaklar
isterseniz Sizin Yerinize
Sizi Biraz Ben Anlatayım
Benim Size Bakışımı
Sizler Bana Bakarakdan
Kendi Anlatılışınızı Dinleyin
Kurtuluş şavaşında Karnı Burnunda
Cepeye Cepane Taşıyanlarınız
işgalcilere Karşı Tırnaklarınızla
Gücünüz Yetmedi Avazınızla Savaşanlarınızı
Viyetnamda Yankilere Azrail Oluşunuzu
Filistinde Lübnanda Siyonislere
italyada ispanyada Almanyada Faşizme
Rusyada Gorkinin Anası
Kübada Erneskonun Karısı
Korede Gelinlik Kızlar
Özgürlük Kürdistanda Gerilla
Kimi Deyişlerde Kimi Türkülerde
Hayat Kadınlıgına Atılışınızı
Kumar Masalarında Satılışınızı
Anamın iki Kocalı Oluşunu

Başlık parası için
Dedesi yaşındaki bunaklara satılışınızı
Cocukları için hiç oluşunuzu
Üstünüze başka isimlerlen anılışınızı
Karnında çocuklu kovuluşunuzu
Karanlıklardan arlı çıkısınızı
Sizin için can alınışları
Kaynana kayın baba dayagı yiyişinizi
Evde ekmek aş yemek yok diye
Komalara sokuluşunuzu
Vucudunuzun delik deşik
Edilişinize seyirle bakanları
Yine bir namussuzluk yapmıştır
Yapmasa böyle olmazdı deyib
Peşin hükümler verenleri
Engelli garip olubda evlendirilenler
Koca dayagından bıkıp
Zorda olsa baba ocagına dönüşünüz
Kara kollardan evinize gönderilişiniz
Ertesi günü cesedinizi
Magazin gazetelerinde
Manşet manşet yazılışınızı
Anadan babadan atadan
Gördügünüz zulumları korkuları
Aynısını içimizde uyguluyanlarımız
Sevdigine kaçtı diye
Peşlerinize kiralık katillerin takılması
işte böyle sizlerin kısa tarihleriniz
Benim alın yazısı kadınlarım
bu iletiyi hemi buraya-hemide matildaya bırakıyorum.