theatre
17-03-2010, 04:52
Hayatını hep aynı sorunun yanıtını aramakla geçirmişti..
Oturduğu sandalyede hayatının bir muhasebesini yaparken..
Çocukluğundan artık ölüme hazırlık yapmaya başladığı şu ana kadar hep aynı sorunun yanıtını aramıştı..
Allah var mı?
Doğar doğmaz kulağına ezan okunmuştu..
Ama o Allah'la ilgili ilk arayışına izlediği komedi filmine,Allah'ın da bu komedi filmini izlerken gülüp gülmediği sorusunu kendi kendine sorarak başlamıştı..
Ve o arayış ömrü boyunca sürmüştü..
Çayını yudumlarken bütün hayatı bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden..
Aradığı yanıtı bulmak için yapmadığı şey kalmamıştı..
Evet!
Bütün bir insanlık birikimine sahipti artık..
Her şeyi yaşamıştı..
Öğrenmediği hiç bir şey kalmamıştı..
Yer yüzünde sorularına kendisinden başka yanıt verecek kimse kalmadığına emindi..
Yanıtını aradığı sorunun nihayet yanıtını bulmuştu.
Çayının son yudumunu içti..
Kalktı..
Kalkarken başı döndü..
Bu defa "tamam" diye düşündü..
Tekrar sandalyesine oturdu..
Kendini dinledi..
"Bitmişim" dedi..
Aradığı yanıtların hepsini bulmuş..
Ama bitmişti..
Bir müddet dinlendi..
Yeniden doğruldu..
Kapıya yönelirken..
Kendisine gençten biri yaklaştı..
Hiç duraksamadan..
"Allah var mı?" diye sordu..
Bilgece gülümseyip yoluna devam etmek istedi..
Genç yalvaran bakışlarla sorusunu yeniden tekrarladı..
Bir an nasıl yanıt vereceğini düşündü..
Biraz önce gözlerinin önünden bir su gibi geçen yıllarını anımsadı..
O yıllar karşılığında ulaştığı bilgiyi nasıl anlatabilir di ki o gence..
Bir den..
Sağ elini kaldırdı..
Sağ baş parmağını işaret ve orta parmakları arasına geçirip elini yumruk yapıp sıkarak soruyu suran gencin suratına uzun uzun efendice salladı..
Bir den orada olan arkadaşları hatırına geldi..
"Görüşmek üzere" dedi..
Ve..
Oradan ayrıldı.
Oturduğu sandalyede hayatının bir muhasebesini yaparken..
Çocukluğundan artık ölüme hazırlık yapmaya başladığı şu ana kadar hep aynı sorunun yanıtını aramıştı..
Allah var mı?
Doğar doğmaz kulağına ezan okunmuştu..
Ama o Allah'la ilgili ilk arayışına izlediği komedi filmine,Allah'ın da bu komedi filmini izlerken gülüp gülmediği sorusunu kendi kendine sorarak başlamıştı..
Ve o arayış ömrü boyunca sürmüştü..
Çayını yudumlarken bütün hayatı bir film şeridi gibi geçti gözlerinin önünden..
Aradığı yanıtı bulmak için yapmadığı şey kalmamıştı..
Evet!
Bütün bir insanlık birikimine sahipti artık..
Her şeyi yaşamıştı..
Öğrenmediği hiç bir şey kalmamıştı..
Yer yüzünde sorularına kendisinden başka yanıt verecek kimse kalmadığına emindi..
Yanıtını aradığı sorunun nihayet yanıtını bulmuştu.
Çayının son yudumunu içti..
Kalktı..
Kalkarken başı döndü..
Bu defa "tamam" diye düşündü..
Tekrar sandalyesine oturdu..
Kendini dinledi..
"Bitmişim" dedi..
Aradığı yanıtların hepsini bulmuş..
Ama bitmişti..
Bir müddet dinlendi..
Yeniden doğruldu..
Kapıya yönelirken..
Kendisine gençten biri yaklaştı..
Hiç duraksamadan..
"Allah var mı?" diye sordu..
Bilgece gülümseyip yoluna devam etmek istedi..
Genç yalvaran bakışlarla sorusunu yeniden tekrarladı..
Bir an nasıl yanıt vereceğini düşündü..
Biraz önce gözlerinin önünden bir su gibi geçen yıllarını anımsadı..
O yıllar karşılığında ulaştığı bilgiyi nasıl anlatabilir di ki o gence..
Bir den..
Sağ elini kaldırdı..
Sağ baş parmağını işaret ve orta parmakları arasına geçirip elini yumruk yapıp sıkarak soruyu suran gencin suratına uzun uzun efendice salladı..
Bir den orada olan arkadaşları hatırına geldi..
"Görüşmek üzere" dedi..
Ve..
Oradan ayrıldı.