matillda
25-03-2010, 15:56
............
masanın üstünde iki rakı bardağı; 1. kader zaman
2. keder hayattır...
şart olmuş ıslak bir öpücük, şart olmuştur kanayan dudak...
madalyon gibi taşınır yara izleri
bakıp bakıp eski kavgalar yoklamaya alınır
hiç bir felsefe hayat kurtarmaz artık
yaşmayı ve güzel ölmeyi öğretir sadece...
olası depremlerde dayanıksız evin ağır bunalımı
koridorunda volta atma tribidir
bir başına banyo yapmak korkutur insanı...,eşikte bir kaç cenin, ölüme takla atmış...
bir dumanın ardından
'yaşasın bütün beyin hücreleri' diye bağırılır...
'bütün bu sarhoş olma çabaları niye... neden ayıkken her şey korkunç ve dayanılmaz...ve neden bu s....min dünyası yalnızca sarhoşken güzel...'
yeni yeni ağrıların gurmesi olunmuştur artık... her acı
beğenilmez
her sızıya olumlu yaklaşılmaz eskisi gibi...
hacimli mezarlar kazılır ara mevsimlere
çiçek açmasa da olur
çok fiyakalı olur sonlar; biri gider dönmez geri...
yüzü çukurlu adamlar vardır; tek teselli budur zaten...
'özgürlük istersin ha! güzel bir dünya istersin ha! aşk istersin ha! al sana özgürlük, aşk, sevgi al sana...'
oysa bilmezler hala yaşıyor olmaktır gerçek işkence...
dişlerin arasına tıkılmış bir parça gibidir aşk
çok uğraşılır çıkarmak için, vakit alır, can sıkar
...............
Ben hep dünyanın parmak uçlarını sardım, etimi kazıyıp
yara bandı yaptım.... çok yakınından geçtim cehennemin...
kulaklarım duyduklarımdı...
flaş haberler tanık oldu gözlerim... dert edindim dertsizliği
adım Gamsız oldu... evet, yaptım sonunda! çaktım
gözbebeklerimin içine paslı çivileri...
eşit sayılacak halarım yoktur... anayasaya aykırı sevişirim...
düşünürüm, pirelerime fil yutmayı değil zıplamayı öğretirim
annelerin öcü masallarının karaborsa oluşudur bu
insan artık en çok kendisinden korkar, çünkü tehlikeli yollarda
hızlı adımlar atılır... çok kararlı düşülür cezbedici yerlere
en çok virajlarda sevilir sürat, uçurumlardan
parende atlanır... bir kaç ölü yeşilçam yıldızı hatırlanır...
bir kaç ölü savaşçı, anneler
hep yalan söylemiştir artık saçlar okşanmasa da olur...
zihinlerin alacalı kaslarında bir sinema karesi durur
alabildiğine boktandır film, alabildiğine yalancı...
K. Gedikli 'pireler yüksek uçar' dan.
masanın üstünde iki rakı bardağı; 1. kader zaman
2. keder hayattır...
şart olmuş ıslak bir öpücük, şart olmuştur kanayan dudak...
madalyon gibi taşınır yara izleri
bakıp bakıp eski kavgalar yoklamaya alınır
hiç bir felsefe hayat kurtarmaz artık
yaşmayı ve güzel ölmeyi öğretir sadece...
olası depremlerde dayanıksız evin ağır bunalımı
koridorunda volta atma tribidir
bir başına banyo yapmak korkutur insanı...,eşikte bir kaç cenin, ölüme takla atmış...
bir dumanın ardından
'yaşasın bütün beyin hücreleri' diye bağırılır...
'bütün bu sarhoş olma çabaları niye... neden ayıkken her şey korkunç ve dayanılmaz...ve neden bu s....min dünyası yalnızca sarhoşken güzel...'
yeni yeni ağrıların gurmesi olunmuştur artık... her acı
beğenilmez
her sızıya olumlu yaklaşılmaz eskisi gibi...
hacimli mezarlar kazılır ara mevsimlere
çiçek açmasa da olur
çok fiyakalı olur sonlar; biri gider dönmez geri...
yüzü çukurlu adamlar vardır; tek teselli budur zaten...
'özgürlük istersin ha! güzel bir dünya istersin ha! aşk istersin ha! al sana özgürlük, aşk, sevgi al sana...'
oysa bilmezler hala yaşıyor olmaktır gerçek işkence...
dişlerin arasına tıkılmış bir parça gibidir aşk
çok uğraşılır çıkarmak için, vakit alır, can sıkar
...............
Ben hep dünyanın parmak uçlarını sardım, etimi kazıyıp
yara bandı yaptım.... çok yakınından geçtim cehennemin...
kulaklarım duyduklarımdı...
flaş haberler tanık oldu gözlerim... dert edindim dertsizliği
adım Gamsız oldu... evet, yaptım sonunda! çaktım
gözbebeklerimin içine paslı çivileri...
eşit sayılacak halarım yoktur... anayasaya aykırı sevişirim...
düşünürüm, pirelerime fil yutmayı değil zıplamayı öğretirim
annelerin öcü masallarının karaborsa oluşudur bu
insan artık en çok kendisinden korkar, çünkü tehlikeli yollarda
hızlı adımlar atılır... çok kararlı düşülür cezbedici yerlere
en çok virajlarda sevilir sürat, uçurumlardan
parende atlanır... bir kaç ölü yeşilçam yıldızı hatırlanır...
bir kaç ölü savaşçı, anneler
hep yalan söylemiştir artık saçlar okşanmasa da olur...
zihinlerin alacalı kaslarında bir sinema karesi durur
alabildiğine boktandır film, alabildiğine yalancı...
K. Gedikli 'pireler yüksek uçar' dan.