insan_olmak
15-05-2010, 23:02
Şeriatçının Cennet ve Kadın Çıkmazı
Bir Şeriatçıya ‘’Cennete erkekler için huriler veriliyor peki kadınlar içinde erkekler verilecek midir?’’ diye bir soru sorduğumuzda bize hayır demek yerine cennete mümin erkeklerin yanına mümin kadınların da bulunduğunu söyleyen bir ayet gösterecektir.
"Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Cennetler, Adn Cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır. İşte büyük kurtuluş budur."(Tevbe:72)
Bu şeriat kurallarını kadın ile erkeği eşit görüyormuş gibi göstermekten başka bir şey değildir.
Bunu ortaya koymadan önce şeriatçı erkeğe verilecek kadınları bir hatırlayalım
Cennete Kadınlar
Vakıa 36-38
Vakıa:36-38’a göre Ahiret’te kocalarına düşkün bakireler verilecektir.Bazı Şeriatçılar Arapça üzerinde oynamalarla bakire sözcüğünün orda geçmediğini söylemektedirler.Oysa bu bir yalandır.İlk olarak önce birçok Türkçe meal’e bakalım
(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. (Vakıa:36-38 diyanet çevirisi)
(36-37) İşte onları bakireler kıldık. Kocalarına düşkün, hep bir yaşıt yaptık (Ö.N Bilmen)
(36-37-38) Onları hep bakire, meymenetli olan eşlerine karşı sevgi dolu ve hep bir yaşıt kıldık. (C.Yıldırım)
Böylece onları, hep bakir kızlar, (A.F.Yavuz)
(36-37) kız oğlan kızlar, zevcelerine sevgi ile düşkün, hep bir yaşıt yapdık,(H.B.Çantay)
Onları hep bakireler olarak kıldık, (A.Bulaç)
Hepsini bakireler yapmışızdır, (Y.N.Öztürk)
Onları bâkireler yapmışızdır. (S.Yıldırım)
onları bakire kılmışızdır, (Elmalı S1)
Onları hep bakireler olarak kıldık,(G.Onan)
(36-38) Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık.
(S.Yıldırım)
Gibi birçok çeviri(İngilizce olanları da dahil)bakire kızlar müjdelendiğini ortaya koymuştur.
Vakıa:36
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًا
Fece'alnahunne ebkara.
Ebkara sözcüğü= اَبْكَارًا
Kuran'ı kerim Lugatı’na (Mahmut Canga’nın) baktığımızda ebkara’nın bakireler anlamına geldiğini görüyoruz.
Elmalı Tesfiri (http://www.kuranikerim.com/telmalili/vakia.htm)
(http://www.kuranikerim.com/telmalili/vakia.htm)
35. Şüphesiz biz onları (hûrileri) yepyeni bir yaratılışla yaratmışızdır. İbnü Cerir, Tirmizi ve daha başkalarının Enes (r.a.)'den rivayetlerinde, Resulullah (s.a.v) buyurmuştur ki: "Bu yeniden yaratılan kadınlar, dünyada kocamış ve buruşmuş kadınlardır." Taberânî, İbnü Ebî Hâtim ve daha bazı âlimlerin rivayetlerine göre Selemetü'bnü Mirsed-i Cu'fi (r.a.) demiştir ki: "Resulullah'ı âyeti ile ilgili olarak işittim, şöyle diyordu: "Bunlar, ister dul, ister bekâr olsun dünyadaki kızlar ve kadınlardır." Tirmizî'nin "Şemâil"de rivayet ettiği üzere Resulullah (s.a.v)'a bir kocakarı geldi ve ona: "Ya Resulullah Allah'a dua et beni cennete koysun." dedi. Resulullah: "Ey falancanın annesi, cennete asla kocakarı girmez." buyurdu. Bunun üzerine kadın ağlayarak döndü. Resulullah buyurdu ki: "Ona haber verin kocakarı olarak girmez, çünkü Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Şüphesiz biz onları yeni bir yaratılışla yaratmışızdır."
36. *} Yaratıp da onları hep bekâr kızlar kılmışızdır.
37. Öyle ki hep güzel kadınlar olarak. Urub, arubun çoğuludur. Bu kelimenin üç farklı tefsiri vardır.
1) Kocalarını çok seven kadınlar.
2) Cilveli, nazlı edâlı kadınlar.
3) Güzel söz söyleyen kadınlar. Şüphesiz cilve ve anlatım güzelliği de, sevişmenin en latif sebeblerinden ve edâlı kadının şiarındandır. Hep aynı yaşıt, yani yaşları da eşit, hep birbirine denktir. Tirmizî'nin Muaz (r.a.)'dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle denilmiştir: "Cennet ehli cennete tüysüz, bıyıkları henüz terlemeye başlamış, gözleri sürmeli, otuz, otuz üç yaşlarında girerler."
Kur'an'ın Anlam ve Tefsiri Ebul'l Al'a Mevdudi /Vakia:36 (http://www.enfal.de/tefhim/index.htm)
Bu kimseler, salih amelleri dolayısıyla Cenneti haketmiş mümine kadınlardır. Bu kadınlar, dünyada iken ne kadar yaşlanmış olurlarsa olsunlar, Allah onları gençleştirecek, Cennete genç, güzel ve bakire olarak gireceklerdir. Şayet eşleri salih müminlerse, Cennette onlarla birlikte olacaklardır.
Şayet mümin değillerse, Allah bu mümine kadınları Cenneti hak etmiş başka müminlerle evlendirecektir. Nitekim bu ayetin izahı, Hz. Peygamber'in (s.a) çeşitli hadislerinde de aynı şekilde yapılmıştır. Tirmizi'nin "Şemail"inde şöyle bir hadis zikrediliyor: "Yaşlı bir kadın Rasûlullah'a gelerek "Ya Rasulullah! Bana Cenneti nasip etmesi için Allah'a dua et" diye ricada bulunmuştur. Rasulallah "Hiç bir ihtiyar Cennete giremez" şeklinde cevap verince, kadın ağlayarak geri döner. Bunun üzerine Rasulullah "Ona haber verin ki hiçbir kadın, ihtiyar olarak Cennete girmeyecektir. Allah, onları yeniden yaratacağını ve bakire olarak Cennete gireceklerini bildirmiştir." der. İbn Ebi Hatim, bu ayetin izahı sadedinde, Hz. Seleme bin Yezid'in bir rivayetini nakletmiştir. "Rasulullah, bu ayet ile evli veya bakire olarak ölmüş olan bu dünyanın kadınları kasdolunmaktadır. Onlar Cennete bakire olarak gireceklerdir" demiştir. (Tabarâni) Yine Tabarâni'nin Ümmü Seleme'den naklettiği uzun bir rivayette, Ümmü Seleme, Rasulullah'a Cennette kadınlar hakkında bir çok soru yöneltir. Bu hadiste Rasulullah söz konusu ayeti şöyle açıklar: "Bunlar, dünyada yaşlanmış, gözleri çökmüş, saçları ağarmış kadınlardır. Allah, onları genç ve bakire olarak yeniden yaratacaktır." Ümmü Seleme "Şayet o kadın dünyada iken bir kaç kez evlenmiş ise ve kocalarının hepsi de Cennetteyse, o kadın hangi kocaya verilecektir?" diye bir soru yöneltince Rasulullah şöyle cevap verir "Böyle bir durumda Allah kadına "Sen hangisini istersen onu seç" diyecek ve kadın da onların içinde en iyi, en ahlâklı olanını ve kendisine dünyada iken en güzel şekilde davrananı seçecektir." Rasulullah daha sonra "Güzel ahlâklı olan, bu dünyada da ahirette de tüm iyiliği elde eder" diye buyurmuştur
Seyyid Kutub Fizilal’il Kuran/Vakıa 36 (http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm)
Yüce Allah "Biz oradaki hurileri yeniden yarattık" buyuruyor. Bu ifade, ya "onları yoktan yarattık" demektir, çünkü onlar huri kökenlidirler. Ya da "varlıkların devamına yenilik getirdik" anlamındadır, çünkü bunlar cennetliklere gönderilmiş genç eşlerdir. "Onları bakire yaptık: ' Onlara hiç kimsenin eli değmemiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen Kuran Tefsiri Vakıa/36 (http://www.tahavi.com/tefsir/056.html)
36. İşte onları bakireler kıldık.
36. (İşte onları) O cennet kadınlarını (bakireler kıldık) kocaları onları dâima bakire bir hâlde bulacaklardır. Onlardan maksat, ya hürül'ayn denilen kadınlardır ki, onlar doğmaksızın yaratılmışlardır.
Gibi tefsirlerde gördüğümüz gibi Bakire eşlerin verileceği ortadadır.Bazı İslamcılar bakire eşler anlamına gelmediğini söyleseler de bu idda görüldüğü gibi doğru değildir.Hadisler de işin ne kadar vahim olduğunu göstermektedir ancak şimdilik hadisleri değil Kuran’ın bizzat kendini ele alacağım çünkü İslamcılar bazen hadisleri yalanlayabilirler ama Kuran’ı asla yalanlayamazlar.
Nebé /31- 34
اِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ مَفَازًا
İnne lilmuttekîne mefaza
حَدَائِقَ وَاَعْنَابًا
Hadaika ve a'naba
وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًا
Ve keva'ibe etraba
وَكَاْسًا دِهَاقًا
Ve ke'sen dihaka.
Diyanet (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Elmalılı Orj. Ve turunç sîneli yaşıtlar var
Ö.N. Bilmen Ve nar memeli, hep bir yaşta (cariyeler vardır).
C. Yıldırım (31-32-33-34) (Allah'tan derin bir saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlara kurtuluş, başarıya erişme, bahçeler, bağlar, göğüsleri yeni kabarmış yaşıtlar; dolu dolu kadehler vardır.
A.F. Yavuz Aynı yaşta tomurcuk sîneliler,
H.B. Çantay memeleri tomurcuklanmış bir yaşıt kızlar,
M. Esed müthiş uyumlu harika eşler,
A. Bulaç Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Y.N. Öztürk Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,
Diyanet Vakfı (31-34) Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır.
Elmalılı S1 : Turunç göğüslü yaşıt (kızlar) var.
Elmalılı S2: Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
Tefhimul Kuran: Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
F. Kuran: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve
A. Gölpınarlı : Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar.
S. Ateş: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
S. Yıldırım (32-34): Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
A. Uğur: Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
G. Onan: Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Ş. Piriş: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar..
A.Y. Ali :Companions of Equal Age;
M.M:. Pickthall And maidens for companions,
M.H.: Şakir And voluptuous women of equal age;
Bakara\25
İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedi kalıcılardır.
Ayet’teki eşler sözcüğünün Arapça metindeki karşılığı
Ezvacum=اَزْوَاجٌ
bazı İslamcılar burda eşler dediği için bunun hem erkekler için hem de kadınlar için olduğunu düşünebilir.Bu tamamiyle yanlıştır çünkü Arapça erkek ve kadını ayrı sözcüklerle belirtir göre ezvacum sözcüğü kadınlar için kullanılmaktadır.
Erkekler için kullanılanı Kuran’da da görebileceğimiz gibi şöyledir.
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara: 232)
Ayet’te eşleriyle dediği sözcük
اَزْوَاجَهُنَّ = ezvacehunne yani beyleri kocaları anlamındadır.
Kuran erkekli ve kadınlı eşler anlamını kullanmak istediğinde
Nebe:8’de şöyle demiştir.
وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًا
Ve halaknakum ezvaca.
Sizleri (erkekli dişili) eşler hâlinde yarattık.
Diyebilmektedir.Yani Bakara 25 kadın eşlerden(yani erkekler için olan)bahsetmektedir.
Saffat /48-49
Yanlarında, kocalarından başkasının yüzüne bakmayan, yumuşak bakışlı, güzel gözlü, gün yüzü görmemiş yumurtanın pembe beyaz renginde eşleri de olacaktır
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عٖينٌ
Ve indehum kasiratut tarfi în.
Kasiratut sözcüğü Kuran’da 2 yerde daha geçmektedir.Onlar da şöyledir
Sad 52:
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ
Ve indehum kasiratut tarfi etrâb.
Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.
Rahman 56:
فٖيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ
وَلَا جَانٌّ
Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cân.
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Rahman:56 mealleri
Okunuş :Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cân.
Diyanet Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Elmalılı Orj: O Cennetlerde öyle kasıratü't-tarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn.
Ö.N. Bilmen: (56-57) O cennetlerde nazarlarını (yalnız kendi kocalarına) hasretmiş kadınlar vardır ki, kendilerine onlardan önce ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır. Artık Rabbinizin hangi nîmetlerini tekzîp edersiniz?
C. Yıldırım: Cennetlerde gözlerini sadece kendi eşlerine çevirmiş, daha önce kendilerine ne insan, ne de cin dokunmamış zevceler vardır.
A.F. Yavuz:O cennetlerde, gözlerini kocalarından başkasına çevirmiyen hanımlar vardır ki, bu kocalarından önce, kendilerine ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin?!
H.B. Çantay :Oralarda gözünü yalınız zevcelerine hasretmiş (öyle dilber) ler vardır ki bunlardan evvel ne bir insan, ne bir cin asla kendilerine dokunmamışdır.
M. Esed: Bu (bahçe)lerde, ne insanın ne de görünmez bir varlığın daha önce hiç dokunmadığı yumuşak bakışlı eşler bulunacak.
A. Bulaç : Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Y.N. Öztürk: O cennetlerde, bakışlarını eşlerine dikmiş öyle dilberler vardır ki, daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.
Diyanet Vakfı :Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Elmalılı S1:O cennetlerde önlerine bakan öyle dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmamıştır;
Elmalılı S2 :Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Tefhimul Kuran :Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş (öyle) kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıştır.
F. Kuran:Bu konutlarda gözleri erkeklerinden başkasını görmeyen, daha önce ne insan ve ne de cin kökenli bir erkeğin, el değdirmediği eşler vardır.
A. Gölpınarlı :O cennetlerde, gözlerini, eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce ne bir insan tarafından dokunulmuş, ne bir cin tarafından dokunulmuş eşler var.
S. Ateş :Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
S. Yıldırım :O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve insanlardan hiç kimse kendilerine dokunmamıştır.
A. Uğur :Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
G. Onan :Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Ş. Piriş :O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiçbir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır
.
A.Y. Ali: In them will be (Maidens), chaste, restraining their glances, whom no man or Jinn before them has touched;
M.M. Pickthall:Therein are those of modest gaze, whom neither man nor jinni will have touched before them,
M.H. Şakir :In them shall be those who restrained their eyes; beforethem neither man nor jinni shall have touched them.
Sonuç olarak ayetlere bakıldığında Erkekler için kadınlar verileceği söylenmektedir ancak kadınlar için böyle bir uygulama yoktur Şeriatçının gösterdiği meşhur ayet bu durumu açıklayamamaktadır.
Tevbe:72
"Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Cennetler, Adn Cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır. İşte büyük kurtuluş budur."(Tevbe:72)
Bu cennete kadın erkek eşitliğini sağlamamaktadır.Bu durumda İslamcı hemen yeni bir kurgu yaparak hadislerden örnekler vererek Kadın’ı yüceltmeye çalışır.
En çok kullanılanlardan biri şudur
"Onların vücutlarının güzelliği ile letafetinden dolayı her birinin baldırındaki kemiğin iliği etinin üstünden görünür. Onların aralarında ne ihtilâf vardır, ne düşmanlık, ne de çekememezlik."
(Müslim, Cennet: 14-17)
Bu hadis genelde çarpıtılır.Hadis’in nerde geçtiğine bir bakalım;
Müslim, Cennet (http://www.darulkitap.com/oku/hadis/hadis-kitaplari/muslim/muhtelif/indexana.htm)
14- (2834) Bana Amru'n-Nâkid ile Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî hep birden İbnû Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız Ya'kub'undur. (Dediler ki) : Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Eyyub, Muham-med'dcn naklen haller verdi. (Şöyle demiş) : Ashab ya iftihar ettiler yahut müzâkere (de) : Cennette erkekler mi daha çok yoksa kadınlar mı (meselesini konuştular)Bunun üzerine Ebû Hüreyre: Ebû'l-Kaâsım (Sallallahü AIeyhi ve Sellem) :
«Gerçekten cennete ilk girecek zümre Bedir gecesindek'ı ay suretinde, ondan sonra girecek olanlar gökyüzündeki parlak yıldızların ziyası suretinde olacak. Mer bîrine iki zevce verilecek ki, bacaklarının ilikleri etin arkasından görünecek. Cennette bekâr olmayacak.» buyurmadi mı? dedi.
Hadis cennete bulunan kadınların sayısından bahsetmektedir ve bir erkeğe iki kadın olacağını söyleyerek kadınların fazlalığı vurgulanmış.Bu da aslında kadına verilen değeri değil kadına yapılan haksızlığın göstergesidir.Bir erkeğe iki kadın verilmesi uygun görülürken kadınlara cinsel arzuları için verilecek bir erkek bile yoktur.Çünkü önemli olan erkeğin şehvetidir.
Bir Şeriatçıya ‘’Cennete erkekler için huriler veriliyor peki kadınlar içinde erkekler verilecek midir?’’ diye bir soru sorduğumuzda bize hayır demek yerine cennete mümin erkeklerin yanına mümin kadınların da bulunduğunu söyleyen bir ayet gösterecektir.
"Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Cennetler, Adn Cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır. İşte büyük kurtuluş budur."(Tevbe:72)
Bu şeriat kurallarını kadın ile erkeği eşit görüyormuş gibi göstermekten başka bir şey değildir.
Bunu ortaya koymadan önce şeriatçı erkeğe verilecek kadınları bir hatırlayalım
Cennete Kadınlar
Vakıa 36-38
Vakıa:36-38’a göre Ahiret’te kocalarına düşkün bakireler verilecektir.Bazı Şeriatçılar Arapça üzerinde oynamalarla bakire sözcüğünün orda geçmediğini söylemektedirler.Oysa bu bir yalandır.İlk olarak önce birçok Türkçe meal’e bakalım
(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. (Vakıa:36-38 diyanet çevirisi)
(36-37) İşte onları bakireler kıldık. Kocalarına düşkün, hep bir yaşıt yaptık (Ö.N Bilmen)
(36-37-38) Onları hep bakire, meymenetli olan eşlerine karşı sevgi dolu ve hep bir yaşıt kıldık. (C.Yıldırım)
Böylece onları, hep bakir kızlar, (A.F.Yavuz)
(36-37) kız oğlan kızlar, zevcelerine sevgi ile düşkün, hep bir yaşıt yapdık,(H.B.Çantay)
Onları hep bakireler olarak kıldık, (A.Bulaç)
Hepsini bakireler yapmışızdır, (Y.N.Öztürk)
Onları bâkireler yapmışızdır. (S.Yıldırım)
onları bakire kılmışızdır, (Elmalı S1)
Onları hep bakireler olarak kıldık,(G.Onan)
(36-38) Böylece onları, ashab-ı yemin için bakire kızlar, kocalarına âşık yaşıtlar kıldık.
(S.Yıldırım)
Gibi birçok çeviri(İngilizce olanları da dahil)bakire kızlar müjdelendiğini ortaya koymuştur.
Vakıa:36
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًا
Fece'alnahunne ebkara.
Ebkara sözcüğü= اَبْكَارًا
Kuran'ı kerim Lugatı’na (Mahmut Canga’nın) baktığımızda ebkara’nın bakireler anlamına geldiğini görüyoruz.
Elmalı Tesfiri (http://www.kuranikerim.com/telmalili/vakia.htm)
(http://www.kuranikerim.com/telmalili/vakia.htm)
35. Şüphesiz biz onları (hûrileri) yepyeni bir yaratılışla yaratmışızdır. İbnü Cerir, Tirmizi ve daha başkalarının Enes (r.a.)'den rivayetlerinde, Resulullah (s.a.v) buyurmuştur ki: "Bu yeniden yaratılan kadınlar, dünyada kocamış ve buruşmuş kadınlardır." Taberânî, İbnü Ebî Hâtim ve daha bazı âlimlerin rivayetlerine göre Selemetü'bnü Mirsed-i Cu'fi (r.a.) demiştir ki: "Resulullah'ı âyeti ile ilgili olarak işittim, şöyle diyordu: "Bunlar, ister dul, ister bekâr olsun dünyadaki kızlar ve kadınlardır." Tirmizî'nin "Şemâil"de rivayet ettiği üzere Resulullah (s.a.v)'a bir kocakarı geldi ve ona: "Ya Resulullah Allah'a dua et beni cennete koysun." dedi. Resulullah: "Ey falancanın annesi, cennete asla kocakarı girmez." buyurdu. Bunun üzerine kadın ağlayarak döndü. Resulullah buyurdu ki: "Ona haber verin kocakarı olarak girmez, çünkü Allah Teâlâ buyurmuştur ki: "Şüphesiz biz onları yeni bir yaratılışla yaratmışızdır."
36. *} Yaratıp da onları hep bekâr kızlar kılmışızdır.
37. Öyle ki hep güzel kadınlar olarak. Urub, arubun çoğuludur. Bu kelimenin üç farklı tefsiri vardır.
1) Kocalarını çok seven kadınlar.
2) Cilveli, nazlı edâlı kadınlar.
3) Güzel söz söyleyen kadınlar. Şüphesiz cilve ve anlatım güzelliği de, sevişmenin en latif sebeblerinden ve edâlı kadının şiarındandır. Hep aynı yaşıt, yani yaşları da eşit, hep birbirine denktir. Tirmizî'nin Muaz (r.a.)'dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle denilmiştir: "Cennet ehli cennete tüysüz, bıyıkları henüz terlemeye başlamış, gözleri sürmeli, otuz, otuz üç yaşlarında girerler."
Kur'an'ın Anlam ve Tefsiri Ebul'l Al'a Mevdudi /Vakia:36 (http://www.enfal.de/tefhim/index.htm)
Bu kimseler, salih amelleri dolayısıyla Cenneti haketmiş mümine kadınlardır. Bu kadınlar, dünyada iken ne kadar yaşlanmış olurlarsa olsunlar, Allah onları gençleştirecek, Cennete genç, güzel ve bakire olarak gireceklerdir. Şayet eşleri salih müminlerse, Cennette onlarla birlikte olacaklardır.
Şayet mümin değillerse, Allah bu mümine kadınları Cenneti hak etmiş başka müminlerle evlendirecektir. Nitekim bu ayetin izahı, Hz. Peygamber'in (s.a) çeşitli hadislerinde de aynı şekilde yapılmıştır. Tirmizi'nin "Şemail"inde şöyle bir hadis zikrediliyor: "Yaşlı bir kadın Rasûlullah'a gelerek "Ya Rasulullah! Bana Cenneti nasip etmesi için Allah'a dua et" diye ricada bulunmuştur. Rasulallah "Hiç bir ihtiyar Cennete giremez" şeklinde cevap verince, kadın ağlayarak geri döner. Bunun üzerine Rasulullah "Ona haber verin ki hiçbir kadın, ihtiyar olarak Cennete girmeyecektir. Allah, onları yeniden yaratacağını ve bakire olarak Cennete gireceklerini bildirmiştir." der. İbn Ebi Hatim, bu ayetin izahı sadedinde, Hz. Seleme bin Yezid'in bir rivayetini nakletmiştir. "Rasulullah, bu ayet ile evli veya bakire olarak ölmüş olan bu dünyanın kadınları kasdolunmaktadır. Onlar Cennete bakire olarak gireceklerdir" demiştir. (Tabarâni) Yine Tabarâni'nin Ümmü Seleme'den naklettiği uzun bir rivayette, Ümmü Seleme, Rasulullah'a Cennette kadınlar hakkında bir çok soru yöneltir. Bu hadiste Rasulullah söz konusu ayeti şöyle açıklar: "Bunlar, dünyada yaşlanmış, gözleri çökmüş, saçları ağarmış kadınlardır. Allah, onları genç ve bakire olarak yeniden yaratacaktır." Ümmü Seleme "Şayet o kadın dünyada iken bir kaç kez evlenmiş ise ve kocalarının hepsi de Cennetteyse, o kadın hangi kocaya verilecektir?" diye bir soru yöneltince Rasulullah şöyle cevap verir "Böyle bir durumda Allah kadına "Sen hangisini istersen onu seç" diyecek ve kadın da onların içinde en iyi, en ahlâklı olanını ve kendisine dünyada iken en güzel şekilde davrananı seçecektir." Rasulullah daha sonra "Güzel ahlâklı olan, bu dünyada da ahirette de tüm iyiliği elde eder" diye buyurmuştur
Seyyid Kutub Fizilal’il Kuran/Vakıa 36 (http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm)
Yüce Allah "Biz oradaki hurileri yeniden yarattık" buyuruyor. Bu ifade, ya "onları yoktan yarattık" demektir, çünkü onlar huri kökenlidirler. Ya da "varlıkların devamına yenilik getirdik" anlamındadır, çünkü bunlar cennetliklere gönderilmiş genç eşlerdir. "Onları bakire yaptık: ' Onlara hiç kimsenin eli değmemiştir.
Ömer Nasuhi Bilmen Kuran Tefsiri Vakıa/36 (http://www.tahavi.com/tefsir/056.html)
36. İşte onları bakireler kıldık.
36. (İşte onları) O cennet kadınlarını (bakireler kıldık) kocaları onları dâima bakire bir hâlde bulacaklardır. Onlardan maksat, ya hürül'ayn denilen kadınlardır ki, onlar doğmaksızın yaratılmışlardır.
Gibi tefsirlerde gördüğümüz gibi Bakire eşlerin verileceği ortadadır.Bazı İslamcılar bakire eşler anlamına gelmediğini söyleseler de bu idda görüldüğü gibi doğru değildir.Hadisler de işin ne kadar vahim olduğunu göstermektedir ancak şimdilik hadisleri değil Kuran’ın bizzat kendini ele alacağım çünkü İslamcılar bazen hadisleri yalanlayabilirler ama Kuran’ı asla yalanlayamazlar.
Nebé /31- 34
اِنَّ لِلْمُتَّقٖينَ مَفَازًا
İnne lilmuttekîne mefaza
حَدَائِقَ وَاَعْنَابًا
Hadaika ve a'naba
وَكَوَاعِبَ اَتْرَابًا
Ve keva'ibe etraba
وَكَاْسًا دِهَاقًا
Ve ke'sen dihaka.
Diyanet (31-34) Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Elmalılı Orj. Ve turunç sîneli yaşıtlar var
Ö.N. Bilmen Ve nar memeli, hep bir yaşta (cariyeler vardır).
C. Yıldırım (31-32-33-34) (Allah'tan derin bir saygı ile) korkup (fenalıklardan) sakınanlara kurtuluş, başarıya erişme, bahçeler, bağlar, göğüsleri yeni kabarmış yaşıtlar; dolu dolu kadehler vardır.
A.F. Yavuz Aynı yaşta tomurcuk sîneliler,
H.B. Çantay memeleri tomurcuklanmış bir yaşıt kızlar,
M. Esed müthiş uyumlu harika eşler,
A. Bulaç Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Y.N. Öztürk Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,
Diyanet Vakfı (31-34) Şüphesiz takvâ sahipleri için umulanı buldukları yer, bahçeler, üzüm bağları, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, içki dolu kâseler vardır.
Elmalılı S1 : Turunç göğüslü yaşıt (kızlar) var.
Elmalılı S2: Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
Tefhimul Kuran: Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
F. Kuran: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve
A. Gölpınarlı : Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar.
S. Ateş: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
S. Yıldırım (32-34): Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var.
A. Uğur: Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
G. Onan: Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Ş. Piriş: Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar..
A.Y. Ali :Companions of Equal Age;
M.M:. Pickthall And maidens for companions,
M.H.: Şakir And voluptuous women of equal age;
Bakara\25
İman edip iyi davranışlarda bulunanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdeki bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildikçe: Bundan önce dünyada bize verilenlerdendir bu, derler. Bu rızıklar onlara (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedi kalıcılardır.
Ayet’teki eşler sözcüğünün Arapça metindeki karşılığı
Ezvacum=اَزْوَاجٌ
bazı İslamcılar burda eşler dediği için bunun hem erkekler için hem de kadınlar için olduğunu düşünebilir.Bu tamamiyle yanlıştır çünkü Arapça erkek ve kadını ayrı sözcüklerle belirtir göre ezvacum sözcüğü kadınlar için kullanılmaktadır.
Erkekler için kullanılanı Kuran’da da görebileceğimiz gibi şöyledir.
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle anlaştıkları takdirde, eşleriyle (yeniden) evlenmelerine engel olmayın. Bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilmektedir. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara: 232)
Ayet’te eşleriyle dediği sözcük
اَزْوَاجَهُنَّ = ezvacehunne yani beyleri kocaları anlamındadır.
Kuran erkekli ve kadınlı eşler anlamını kullanmak istediğinde
Nebe:8’de şöyle demiştir.
وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًا
Ve halaknakum ezvaca.
Sizleri (erkekli dişili) eşler hâlinde yarattık.
Diyebilmektedir.Yani Bakara 25 kadın eşlerden(yani erkekler için olan)bahsetmektedir.
Saffat /48-49
Yanlarında, kocalarından başkasının yüzüne bakmayan, yumuşak bakışlı, güzel gözlü, gün yüzü görmemiş yumurtanın pembe beyaz renginde eşleri de olacaktır
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ عٖينٌ
Ve indehum kasiratut tarfi în.
Kasiratut sözcüğü Kuran’da 2 yerde daha geçmektedir.Onlar da şöyledir
Sad 52:
وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ
Ve indehum kasiratut tarfi etrâb.
Yanlarında gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler vardır.
Rahman 56:
فٖيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ اِنْسٌ قَبْلَهُمْ
وَلَا جَانٌّ
Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cân.
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Rahman:56 mealleri
Okunuş :Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cân.
Diyanet Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Elmalılı Orj: O Cennetlerde öyle kasıratü't-tarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cânn.
Ö.N. Bilmen: (56-57) O cennetlerde nazarlarını (yalnız kendi kocalarına) hasretmiş kadınlar vardır ki, kendilerine onlardan önce ne bir insan ve ne de bir cin dokunmamıştır. Artık Rabbinizin hangi nîmetlerini tekzîp edersiniz?
C. Yıldırım: Cennetlerde gözlerini sadece kendi eşlerine çevirmiş, daha önce kendilerine ne insan, ne de cin dokunmamış zevceler vardır.
A.F. Yavuz:O cennetlerde, gözlerini kocalarından başkasına çevirmiyen hanımlar vardır ki, bu kocalarından önce, kendilerine ne bir insan dokunmuştur, ne de bir cin?!
H.B. Çantay :Oralarda gözünü yalınız zevcelerine hasretmiş (öyle dilber) ler vardır ki bunlardan evvel ne bir insan, ne bir cin asla kendilerine dokunmamışdır.
M. Esed: Bu (bahçe)lerde, ne insanın ne de görünmez bir varlığın daha önce hiç dokunmadığı yumuşak bakışlı eşler bulunacak.
A. Bulaç : Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Y.N. Öztürk: O cennetlerde, bakışlarını eşlerine dikmiş öyle dilberler vardır ki, daha önce onları ne cin kirletmiştir ne de insan.
Diyanet Vakfı :Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Elmalılı S1:O cennetlerde önlerine bakan öyle dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmamıştır;
Elmalılı S2 :Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
Tefhimul Kuran :Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş (öyle) kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne de bir cin dokunmamıştır.
F. Kuran:Bu konutlarda gözleri erkeklerinden başkasını görmeyen, daha önce ne insan ve ne de cin kökenli bir erkeğin, el değdirmediği eşler vardır.
A. Gölpınarlı :O cennetlerde, gözlerini, eşlerinden ayırmayan ve eşlerinden önce ne bir insan tarafından dokunulmuş, ne bir cin tarafından dokunulmuş eşler var.
S. Ateş :Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
S. Yıldırım :O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve insanlardan hiç kimse kendilerine dokunmamıştır.
A. Uğur :Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
G. Onan :Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
Ş. Piriş :O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiçbir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır
.
A.Y. Ali: In them will be (Maidens), chaste, restraining their glances, whom no man or Jinn before them has touched;
M.M. Pickthall:Therein are those of modest gaze, whom neither man nor jinni will have touched before them,
M.H. Şakir :In them shall be those who restrained their eyes; beforethem neither man nor jinni shall have touched them.
Sonuç olarak ayetlere bakıldığında Erkekler için kadınlar verileceği söylenmektedir ancak kadınlar için böyle bir uygulama yoktur Şeriatçının gösterdiği meşhur ayet bu durumu açıklayamamaktadır.
Tevbe:72
"Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara devamlı kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Cennetler, Adn Cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası için en büyük mükâfattır. İşte büyük kurtuluş budur."(Tevbe:72)
Bu cennete kadın erkek eşitliğini sağlamamaktadır.Bu durumda İslamcı hemen yeni bir kurgu yaparak hadislerden örnekler vererek Kadın’ı yüceltmeye çalışır.
En çok kullanılanlardan biri şudur
"Onların vücutlarının güzelliği ile letafetinden dolayı her birinin baldırındaki kemiğin iliği etinin üstünden görünür. Onların aralarında ne ihtilâf vardır, ne düşmanlık, ne de çekememezlik."
(Müslim, Cennet: 14-17)
Bu hadis genelde çarpıtılır.Hadis’in nerde geçtiğine bir bakalım;
Müslim, Cennet (http://www.darulkitap.com/oku/hadis/hadis-kitaplari/muslim/muhtelif/indexana.htm)
14- (2834) Bana Amru'n-Nâkid ile Ya'kub b. İbrahim Ed-Devrakî hep birden İbnû Uleyye'den rivayet ettiler. Lâfız Ya'kub'undur. (Dediler ki) : Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Eyyub, Muham-med'dcn naklen haller verdi. (Şöyle demiş) : Ashab ya iftihar ettiler yahut müzâkere (de) : Cennette erkekler mi daha çok yoksa kadınlar mı (meselesini konuştular)Bunun üzerine Ebû Hüreyre: Ebû'l-Kaâsım (Sallallahü AIeyhi ve Sellem) :
«Gerçekten cennete ilk girecek zümre Bedir gecesindek'ı ay suretinde, ondan sonra girecek olanlar gökyüzündeki parlak yıldızların ziyası suretinde olacak. Mer bîrine iki zevce verilecek ki, bacaklarının ilikleri etin arkasından görünecek. Cennette bekâr olmayacak.» buyurmadi mı? dedi.
Hadis cennete bulunan kadınların sayısından bahsetmektedir ve bir erkeğe iki kadın olacağını söyleyerek kadınların fazlalığı vurgulanmış.Bu da aslında kadına verilen değeri değil kadına yapılan haksızlığın göstergesidir.Bir erkeğe iki kadın verilmesi uygun görülürken kadınlara cinsel arzuları için verilecek bir erkek bile yoktur.Çünkü önemli olan erkeğin şehvetidir.