PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 'Gaffar Okkan'ı asker öldürdü' yada at izi it izine karışmış


aspartam
07-03-2006, 12:08
Şemdinli iddianamesinde tek suçlanan asker değil. İddianamede Emniyet Müdürü Okkan'ın da askerler tarafından öldürüldüğü iddia edildi. Suçlamalar, ifadelere dayanıyor.
07 Mart 2006 09:40
Yazı boyutunu büyütmek için * * * * * *

Şemdinli'de 9 Kasım'da Umut Kitabevi'ne yönelik düzenlenen bombalı saldırı olayına ilişkin iddianamenin, Cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş içeriği nedeniyle yarattığı tartışma sürüyor.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı "örgüt kurmak, yargılamayı etkilemeye teşebbüs, sahte belge düzenlemek, görevi kötüye kullanmak"la suçlayan Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, aynı iddianamede, terör operasyonlarının görünmeyen yüzünün 'toplum mühendisliği' olduğu, devletle hükümet arasında gerilim bulunduğu, çevreden gelerek merkezi ele geçirmek isteyenlerin, askeri - sivil eliti rahatsız ettiği ve siyasi iktidara lokal operasyonlarla tavır geliştirilmesinin sürpriz olmaması gerektiği" gibi şaşırtıcı saptamalara yer verdi.
100 sayfalık iddianamede, tartışma yaratan suçlamaların kanıt yerine ifadelere dayandırılması dikkat çekti. İddianamede, müebbet hapis istenen tutuklu astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in, bombalanan kitabevinin sahibi, PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz'ı, hâlâ terör örgütüyle bağlantılı olduğu için hedef aldıkları belirtildi.

"Menfaat çetesi JİTEM"
JİTEM'in tarihçesinin de, kurucusu olarak gösterilen öldürülen Binbaşı Cem Ersever'in kitabındaki ifadelerle anlatıldığı iddianamede, JİTEM'e bağlı güvenlik görevlileriyle, itirafçıların, menfaat çeteleri kurarak ortak operasyonlar yaptıkları belirtilerek, itirafçı Abdülkadir Aygan'la yapılan röportajlara yer verildi.

Gizli bilgiler
İddianamede, Büyükanıt hakkındaki suçlamaların kaynağı Diyarbakırlı işadamı Mehmet Ali Altındağ'ın Astsubay Kaya hakkındaki, "Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ı kullanmaya çalıştılar, beceremediler. Okkan'ı bildiği gizli bilgiler nedeniyle öldürüp Hizbullah'a mal ettiler" iddiası da yer aldı. Astsubaylar tutuklandıktan sonra Hakkâri'de hiç patlama olmamasına dikkat çekilen iddianamede, Hakkâri İl Jandarma Komutanı Erhan Kubat da, "bölgeye geldikten sonra patlamalardaki artışın dikkat çektiği" iddiasıyla suçlandı. Bölgedeki emir komuta zincirine ilişkin düzenlemelere göre, operasyonların olumlu ve olumsuz sonuçlarının sorumluluğunun Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na kadar uzandığı da iddianamede yer buldu.

AB temsilcisinden alıntı
Fransız Liberation gazetesinin Şemdinli soruşturmasında sonuna kadar gidilmesinin Türkiye için dönüm noktası olacağına ilişkin haberi ile AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joos Lagendijk'in "TSK, süregelen terör, şiddet ve PKK ile çatışma ortamını seviyor" açıklamasına da yer verilen iddianamede, Savcı Sarıkaya'nın şu şaşırtıcı saptamaları yer aldı:
"Kandan ve gözyaşından şahsi çıkar temin etmek arayışında olanlar üst makamlara gelirse, devletin bekası için tehlike doğar. Sesi çok çıkan bu grup, medyanın da etkisi ile 'kahramanlar' olarak algılanırken, bunların tetikçileri devlete hizmet ettikleri düşüncesindedirler. Aşağı gruptan biri deşifre olsa dahi gerçek oyuncular ortaya çıkmaz. Denetim mekanizmalarından uzak odaklar, olağanüstü güvenlik tedbirleri sayesinde bürokratik mekanizmaları kullanarak devletin kılcal damarları içerisinde dolaşabilmektedir. Terör örgütlerine yönelik operasyonların görünmeyen yüzü, toplumsal dizayna yöneliktir. Operasyonun kendisi toplumsal mühendislik amacı taşımaktadır. Şemdinli'de de toplumsal patlamanın yaşanması için gerekli her şey yapılmıştır.

Askeri elitler
Bürokratik aygıt ile hükümetler arasındaki mevcut gerilim, zaman zaman gizli ve açık çatışmaya dönüşebilmektedir. Sızmalar olması halinde bürokrasinin bizzat kendisi devletin bekasını tehdit eder noktaya gelebilir. Çevreden gelerek merkezi ele geçirme çabası içinde olan unsurlar, modernlik projesinin sahibi olan sivil - askeri bürokratik eliti rahatsız etmektedir. Bundan sonraki operasyonların karşısına ancak siyasi olarak bilinçlenmiş bir toplumla çıkılabilir."

Milliyet

Bu haber 5148 defa okunmuştur.

pante
07-03-2006, 16:02
Emperyalizmin , geçmiş yıllarda uyum içinde olduğu Türk Ordusuyla *, son yıllarda bir soğuk savaş halinde olduğu su götürmez bir gerçektir.
Bu soğuk savaşın nedeni açıktır.Amerika'nın Ortadoğu planları , BOP ve Kürdistan planlarıdır.

Ulusal bir yapısı olan ordu , BOP içindeki Kürdistan planının , Türkiye'yi bölme sonucu doğuracağından dolayı bu projeye şiddetle karşıdır.
Bu projeye sıcak bakanlar , bağımsız bir Kürdistan düşleyenler ile Şeriat rejimi heveslileridir.Her iki kesiminde ulusalcı bir tarafı yoktur.Şeriatçiler ümmetçi , bölücüler ise Kürt şovencileridir.

Dolayısıyla ABD emperyalizmiyle işbirliği içinde olan ve Türkiye ile Ortadoğu üzerinde oynanan oyunlara destek verecek olanlar bu ulusal olmayan kesimler olacaktır.
Gaffar Okkan'ı asker değil , CİA yani emperyalizm katletmiştir.
Çünkü , bölünmesi amaçlanan bölgede huzurun olması , barışın olması , sevilen yöneticilerin olması istenmez.Gaffar Okkan , bölge halkına kendini sevdirmiş bir insandı.Bu durum , emperyalizm ve işbirlikçilerinin işine gelmemiştir.Onlar için uygun yönetici , halktan kopuk olan , şiddete , işkenceye göz yuman , katı , hoşgörüsüz kişilerdir.Aksi takdirde kurtarılmış bölge şartları olgunlaşamaz..

Diğer taraftan , iktidar çok önemli bir süreci yaşadığının farkındadır.Ağustos ayındaki askeri şura'da , genelkurmaylık ve kuvvet komutanlıklarına , ileride önlerini kesmeyecek yapıda pasif ve müdahaleci özelliği düşük komutanların atanması , erken seçim olmaksızın , cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılması ve ya Erdoğan'ın ya da Arınç'ın bu makama getirilmesiyle önlerinin açılması hedeflenmektedir.
Büyükanıt , Genelkurmay Başkanlığı için özellikleri itibarıyla istenmeyen bir komutandır.Onlara , Özkök yapısında bir komutan gerekmektedir.
Dolayısıyla Büyükanıt'ın yıpranması iktidarın işine gelmektedir.
Büyükanıt hakkında dava açılması iki amaca yöneliktir.Birincisi Büyükanıt'ı devre dışı bırakmak , ikincisi komutanlara gözdağı vermektir.
Emperyalizmin akıl hocalığı ve teşvikiyle bu adım atılmıştır.
Şeriatçıların gözünde bu adım , Kemalist rejimin yıkılması için önemli bir aşamadır.

Emperyalizmin gözünde ise , Türk Ordusunun sindirilmesi , ulusalcı hassasiyetinin kırılması ve BOP'a engel çıkarmayacak uzlaşmacı komutanların orduya hakimiyetinin sağlanmasıdır.
Emperyalizm için , Türkiye'de şeriat olsa dahi , başa çıkabileceği türde olacağından önem arz etmemektedir.Gerekirse BOP'tan sonra onun da hakkından gelebilecektir.. *

Diğer taraftan , düzeni oligarşi olarak nitelendiren , kapitalist düzenin değişmesinden yana olanlar , şah dönemi İran'da düşülen yanlış gibi , düzene karşı şeriatçilerle ve bölücülerle işbirliği halindedirler.

Ulusalcıların *iktidarı tamamen kaybettiği , mecliste büyük çoğunluğu iktidara verdiği , muhalefetten bir umudun kalmadığı , tüm kamu kurum ve kuruluşlarında kadroları kaptırdığı , medyanın sindirildiği bir ortamda , ayakta kalan tek kurum olan ordunun da göz göre göre elden gitme sürecinin başlatıldığı aşikardır.

Ancak , hesaba katılmayan bir faktör , ordunun sadece kuvvet komutanları kademesinin sindirilmesiyle bertaraf edilemiyeceğidir.Türk Ordusunun en büyük özelliği , astlardan başlayarak en üst kademelere kadar ulusalcı bir yapı içinde , yurtsever kadrolardan oluştuğudur.
Dolayısıyla , Misak-ı Milliye sınırlarını , Atatürk ilke ve devrimlerini değiştirecek yönde atılacak tehlikeli bir adıma asla sessiz kalınmayacağı gerçeğini görmekte zorlananlar ateşle oynamaktadırlar.

07-03-2006, 17:25
panteidar yazdıkların bana kalırsa sadece senin fikrin.

ordu bu ülkede yıllarca belkide pkk'ın bitmesini istemeyen tek kurum olarak her zaman bunu sıcak tutmayı başarmıştır.. *ordunun tamamı degildir muhakkak fakat bir çok subay ve astsubayın bence bu tip işlerde parmagı vardır. tabi kendi ülkemiz ve kendi gelecegimiz için bazı olayları dogru irdelemek ve dogru olanı konuşmak zorundayız bu kendimize olan saygıylada alakalıdır bence.

yazdıklarının sadece bir kısmı dogrudur diyebilirim!!

daha ayrıntılı yazarsan bende ayrıntılı cevap vermeye calışırım...

pante
07-03-2006, 18:26
Suclu kardeşim , kendi fikirlerim , doğrudur..
PKK'nın başlangıcında olsun , eyleme geçiş döneminde olsun , bitirilmesi istenseydi , kesinlikle bitirilebilirdi.Ama içtekilerin çıkar hesapları ve emperyalistlerin uzun vadeli hesapları , pkk'nın ömrünü uzattığı gibi , artık istense de bitirilemez duruma getirdi.Bu 78'li yıllardan 90'lı yıllara kadar olan süreçtir.Diğer taraftan Güneydoğudaki çatışma ortamı bir rant sektörü haline geldi.Muhakkak ki bundan astından üstüne faydalanan çok olmuştur.
Derin devlet ya da kontrgerilla denen hiyerarşik bir teşkilat değildir. İktidar içinden ve dışından , güvenlik kuvvetlerinden , MiT'den , devlet içindeki kurumlardan , müsteşar-müşavirler arasından ve siyasi partiler içinden *ahbap-çavuş ilişkileriyle ve vatan-millet aşkıyla(!) resmi yönetimin dışında , gayriresmi ve gizli faaliyetler içinde olunmasıdır. Bunların asıl gayeleri kendi çıkarlarının korunması ve çıkar sağlamada ortam sağlanması , başları zora girdiğinde ise bu feodal ilişkiler sayesinde paçayı sıyırmalarıdır.Bunların her türlü kaçakçılık olayında , büyük-küçük ihalelerde , kredi yolsuzluklarında , banka hortumlamalarında , kimi işadamlarından tehditle büyük paralar koparılmasında parmakları vardır.

Devlet içinde oluşan bu derin ilişkiler , devletin ciddi politikalar koymak yerine , mafiavari yönetimler sergilemesine sebep olmuştur. Çatlı'lardan ,Yeşil'lerden medet umulmuş , ancak ateş söneceği yerde daha da alevlenmiştir. Bölgeye tayin olanlar ise , mahrumiyetin acısını , menfaat *sağlayarak çıkarmışlar , bunu da bir hak olarak görmüşlerdir.

Terörün kesin olarak bitirilmeyişinde , o dönemde komuta kademelerinde olanların Amerika ile olan sıcak ilişkilerini de gözardı etmemek gerekir.
Amerika , başından itibaren koruyup kolladığı Apo'yu , Barzani ve Talabani ittifakına duyduğu güven neticesinde , gözden çıkarmıştır.
Bu arada Pkk'ya karşı kullanılan Hizbullah'ı da unutmamak lazım.
Derin ilişkilerle yetiştirilip kullanılanlar , daima sonrasında başa bela olmuştur.Nitekim Hizbullah'la çatışmalar hala sürmektedir.

Güneydoğudaki derin ilişkilerde , zamanında Büyükanıt'ında rolü olmuş ta olabilir.İsteyerek ya da istemiyerek kirli işlerin içinde yer almış ta olabilir.
Ancak , bir KKK' nını dava edip sorgulayacak kadar demokratik olmıyan Türkiye'de "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" diye sormak gerekir..
Ya bu savcı deli yürekli biri , ya da arkasında büyük destek var..
Bu desteğin de kimler olabileceği bellidir..

07-03-2006, 19:31
yazdıklarında haklılık payı tümdür pante...

ve emin ol artık tek istegim 1992 almanyada berlin duvarı yıkıldı ve dünyaya hükmetmeye başladılar aradan gecen sadece 13 senelik bir süreçte bizler 1923 kurulmuş bir devletin temsilcileri olarak artık yeter demeliyiz ayıptır cünki 1923 neresi 1992 neresi yıp gercekten!!

bu böyle devam edecekse şayet türk'lüğümüzden utanmalıyız artık.

acık yüreklilikle sana katılıyorum!