PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ölülerin Yakılması Yanlış mıdır?


hur-kus
05-06-2010, 09:02
Bazı insanlar ölüleri yakmanın ölünün bedenine ve anısına saygısızlık olduğunu düşünüyor.

Onlara göre bu, kökeni putperestliğe dayanan, dolayısıyla Tanrı’ya tapınanların kaçınması gereken bir uygulama. Başkaları ise ölüleri yakmanın cenaze için son derece uygun ve saygın bir uygulama olduğunu düşünüyor.

Peki ya siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

KUTSAL KİTABIN yazıldığı dönemlerde ölülerin gömülmesi âdetti. Örneğin İbrahim, karısı Sara’yı bir mağaraya gömmüştü.
İsa’nın bedeni de kayaya oyulmuş bir mezara konulmuştu (Başlangıç 23:9; Matta 27:60).
Peki Kutsal Kitap cenazenin ortadan kaldırılmasının tek uygun yolunun onu gömmek olduğunu mu gösterir?

Bu durum Tanrı’nın geçmişteki hizmetçilerinin ölüleri yakma uygulamasına karşı oldukları anlamına mı gelir?

Tanrı’nın Onayını Kaybetmenin Bir Göstergesi mi?

Kutsal Kitabın bazı kısımlarını üzerinde düşünmeden okuduğumuzda, ölüyü yakma uygulamasının Tanrı’nın onayını kaybeden kişiler için geçerli olduğu kanısına varabiliriz.
Örneğin Musa Kanununa göre Yehova’nın kâhinlerinden birinin kızı fahişelik yaptığında, öldürüldükten sonra bedeni mutlaka ‘yakılmalıydı’ (Levioğulları 20:10; 21:9). Benzer şekilde, Akan ve ailesinin yaptığı itaatsizlik İsrail’in Ay şehrinde yenik düşmesine neden olmuştu; bu yüzden halk onları taşa tutarak öldürdü ve “ardından hepsini ateşe verip yaktılar” (Yeşu 7:25).

Bazı bilginlerin iddiasına göre bu uygulama, utanç içinde ölen kişiler için geçerliydi ve kötülük yapan kişileri saygın şekilde gömülmekten mahrum bırakıyordu.

Kral Yoşiya da Yahuda’yı putperestlikten temizlemeye çalıştığında Baal’e kurban sunan kâhinlerin mezarlarını açıp onların kemiklerini kendi sunakları üzerinde yakmıştı (2.*Tarihler 34:4,*5).

Acaba bu örnekler cesedi yakılan kişilerin sonsuza dek Tanrı’nın onayını kaybettikleri anlamına mı gelir?

Kutsal Kitaptaki diğer bir kaydın gösterdiğine göre hayır.

Filistîler İsrail Kralı Saul’u savaşta yendiklerinde saygısızca davranıp Saul’un ve üç oğlunun cesedini Beyt-şan şehrinin surlarına astılar. Fakat İsrailli olan Yabeş-gilead halkı, bu saygısızca davranışı duyar duymaz cesetleri oradan alıp yaktılar ve sonra da kemikleri gömdüler (1.*Samuel 31:2, 8-13).

İlk bakıldığında bu kayıt ölüleri yakmanın uygunsuz olduğu fikrini doğruluyormuş gibi görülebilir. Ne de olsa Saul da kötü biriydi; Yehova’nın meshettiği Davut’a karşı savaşmış ve Tanrı’nın onayını kaybederek ölmüştü.

Fakat Saul’la birlikte kimlerin de öldüğüne dikkat edin. Onun oğullarından biri olan Yonatan’ın cesedi de aynı muameleyi görmüştü. O kötü biri değildi. Tersine Yonatan Davut’un yakın dostu ve müttefikiydi. Yonatan hakkında İsrail halkı “Tanrı’yla birlikte çalıştı” demişti (1.*Samuel 14:45).

Davut, Yabeş-gilead halkının yaptıklarını öğrendiğinde, onları davranışlarından dolayı şu sözlerle övdü ve teşekkür etti: “Efendiniz Saul’u gömerek ona vefanızı gösterdiğiniz için Yehova sizden razı olsun.”
Açıkça anlaşıldığı gibi Saul ve Yonatan’ın cesetlerinin yakılması Davut’u rahatsız etmemişti (2.*Samuel 2:4-6).

Dirilme İçin Bir Engel Değil

Kutsal Kitap net bir şekilde Yehova Tanrı’nın şu anda ölüm uykusunda olan birçok insanı hayata geri getireceğini öğretir (Vaiz 9:5,*10; Yuhanna 5:28,*29). Kutsal Yazıların Apokalips olarak da bilinen Vahiy kitabı, ölülerin gelecekte diriltileceği zamanı anlatarak şunları der:
“Deniz kendisinde bulunan ölüleri geri verdi. Ölüm ve ölüler diyarı da kendilerinde bulunan ölüleri geri verdiler” (Vahiy 20:13).

Bir insanın bedeninin gömülmüş, yanmış, denizde kaybolmuş, vahşi hayvanlar tarafından yenmiş ve hatta patlayan bir atom bombası nedeniyle buharlaşmış olması Mutlak Güce Sahip Tanrı’nın bu sözleri yerine getirmesini engellemez.

Kutsal Kitap ölen kişilerin bedenlerine ne yapılması gerektiğiyle ilgili kesin talimatlar vermez.
Ölüyü yakmak Yehova’nın mahkûm ettiği bir uygulama değildir. Fakat cenaze düzenlemeleri onurlu ve saygılı şekilde yapılmalıdır.

Cenaze düzenlemelerini yaparken kişinin kararını etkileyebilecek bir etken de toplumun cenaze âdetleriyle ilgili görüşüdür.

Kutsal Kitap ilkelerini izleyen kişiler, komşularını gereksiz yere rahatsız edecek bir davranışta bulunmayı kesinlikle istemezler.

Ayrıca canın ölümsüz olduğu gibi yanlış dinsel öğretilere inandığımız izlenimini yaratabilecek uygulamalar da uygun olmayacaktır.

Yine de bir kişi kendi ya da bir başkasının cenazesiyle ilgili hangi kararı verirse versin, bu sadece onu ya da ailesini ilgilendiren bir konudur.

Mentor
16-06-2010, 01:41
Ölülerin yakılması hava kirliliğine ve gereksiz enerji kaybına neden olur, bu nedenle yakılmadan doğaya iade edilseler çok daha yerinde olur diye düşünüyorum.

hur-kus bu garip sorularla anladığım kadarıyla sizde kendi inanç kilisenizi oluşturma gayretindesiniz. Yalnız cemaatinizi buradan adam akıllı yönetebilecek misiniz çok merak ediyorum.

Bu din denen şeyin kapsamı o kadar geniş ve yoruma açık ki, bir zaman sonra bu tür işlerle diğerlerinden fazla ilgilenen herkes kendini dini lider sanmaya başlıyor anlaşılan. Aslında Tanrıcılığa ilk adım desek daha doğru olur sanırım.

saygıyla.

insan_olmak
16-06-2010, 01:54
saygı değer hur-kus bu tip konular açacağınıza uzun zamandır cevaplamadığınız sorulara baksanız nede güzel olacak?
böyle konuların ben insanlara pek faydası olacağını düşünmüyorum yinede teşekkürler

saygılarımls

AerA
12-07-2010, 11:15
Sayın Hür Kuş ;

Charles T. Russel makaleleri haricinde kendi düşüncelerinizi söyleseniz. Yoksa kendinize ait bir düşünceniz yokmu?

Saygılar