PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : YILDÖNÜMÜ


aspartam
12-03-2006, 09:47
Bugün İstiklal Marşımızın kabulünün yıldönümü.Milletimizin bağımsızlığının bir sembolü olan İstiklal Marşımızın kabul edilişinin 85. yılını kutlarken,bir Kur'an şairi olan Mehmet Akif Ersoy'u da rahmetle anıyoruz.

iSTiKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden ilahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne na-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır *rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

pante
12-03-2006, 15:04
Mehmet Akif'i anarken , bu forumla ilgili olabilecek en önemli konunun yazdığı "Kur'an meali'nin akibeti" olduğu reddedilmez sanırım.

Hürriyet Gazetesi'nde 22.06.2004 günü yayınlanan haber:
*
İKÖ Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, ünlü şair Mehmet Akif Ersoy’un Kuran-ı Kerim mealini vasiyeti üzerine yaktıklarını söyledi.

İstiklal Marşı’nın şairi Mehmet Akif Ersoy’un hazırladığı Kuran mealinin, vasiyetinde olduğu gibi Mısır’da yakıldığı ortaya çıktı. 1961’de Kahire’de Akif’in vasiyetini yerine getiren Türk öğrenciler arasında, bugünün (Haziran 2004) İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu da bulunuyordu.

İKÖ (İslam Konferansı Örgütü) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, ünlü şair Mehmet Akif Ersoy’un Kuran-ı Kerim mealini yıllar önce 17 yaşında bir gençken yaktığı ortaya çıktı. Prof. İhsanoğlu, 1961’de yaşanan bu olayla Mehmet Akif Ersoy’un bu yöndeki vasiyetinin yerine getirildiğini bir yıl önce TEMPO Dergisi’ne açıkladı. İhsanoğlu, Tempo Dergisi muhabiri Nilüfer Kas’a aynen şöyle dedi:

‘Mehmet Akif’in bir vasiyeti vardı. Akif yaptığı bu tercümeden memnun değildi. Vasiyet yerine getirilmiştir. Benim diyeceğim budur. Bu konu tarihe mal olmuştur. Bu insanlara saygılı olmamız lazım.’

Tempo Dergisi’nde, Akif’in mealini yakılmasında bulunan diğer dört kişinin adları da yeraldı. Bunlar Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası Mehmet İhsan Efendi’nin din adamı olan arkadaşı İbrahim Sabri Bey, o sırada Kahire’de bulunan Türk öğrencilerden İsmail Hakkı Şengüler, Tokat eski AP milletvekili Osman Saraç ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi eski öğretim üyesi Ali İhsan Okur’du. Meali yakanlar veya yakınları, olayı Tempo’ya şöyle anlattılar:

İSTEMEYEREK YAPTIK

Prof. Ali İhsan Okur (Ankara İlahiyat’tan emekli): ‘O değerli eser yanarken çok müteessir oldum. Ama bir şey diyemedim (...) Geriye dönüp baktığımda kocaman bir ah çekiyorum.’

İsmail Hakki Şengüler (Anılarında anlatıyor) ‘Defterler hemen yakılacaktı. Karar kesindi. Mısır evlerinde ne soba ne de ocak var. Böyle bir evrak da sokakta yakılamazdı. Aklıma benim ev geldi. Abbasiye semtinde Şari’ül-Ceyş’te 12 numaralı köşkün müştemilatıydı. Defterleri tomar halinde tekrar bağladık. Beş kişi taksiye binip Abbasiye’ye gittik. Balkona çıkardığımız büyük alüminyum çamaşır leğeninin içinde defterleri birer birer parçalayarak yaktık (...) O ciltli ikinci nüsha dahil, elde en küçük bir parça káğıt kalmamacasına hepsini yakıp kül ettik.’

Alaattin Şengüler (İsmail Hakki Şengüler’in oğlu): ‘...Yakılmasına tepki gösteren tek kişi babamdı. Babam özellikle hocası Yozgatlı İhsan Efendi’nin yazdığı kopyanın yakılmasından büyük üzüntü duydu. Dindarlık adına, vasiyetin yerine getirilmesi adına böyle bir şey yapılmasını hazmedemedi.’

Türkçe ezan korkutmuş

Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Tempo Dergisi’ne yaptığı açıklamada, Mehmet Ákif’in Kuran meálinin yakılmasını istemesinin sebebi şu sözlerle anlatılıyor:

‘O dönem Türkiye’de Kuran’ın Türkçe okunacağı meselesi tartışmaya başlanmıştı. Ezan Türkçe okunuyordu. Bu durum Ákif ve kendisi gibi düşünenler için kabul edilebilir bir husus değildi. Kendi yaptığı tercümenin bu yolda kullanılabileceği endişesiyle istemedi.
*
(Kaynak: Hürriyet, 22.06.2004)

aspartam
12-03-2006, 15:13
Aynı zamanda M.Akif'in damadı da olan Ömer Rıza Doğrul'un mealinin M.Akif Ersoy'un meali olduğu söyleniyor.Ben birazına bakabildim ,çok harika bir meal.Piyasada bulmanız imkansız,belki sahaflarda bulabilirsiniz.Bulabilirseniz ilk baskısını bulun (sanırım 1967 olacak),son baskısı (1980) yayına hazırlayan tarafından biraz tahrif edilmiş.(ne saygısızlık)

pante
12-03-2006, 19:25
İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy`un yazdığı Kur`an meali yakıldı mı basıldı mı? Yakıldığı söylenen mealin aslında damadının imzasıyla basıldığı ve halen Milli Kütüphane`de bulunduğu ileri sürüldü.

Kuran meali damadının imzasıyla mı basıldı?

Mehmet Akif Ersoy`un kızı Cemile Hanım: "Kocamı asla affetmem babamın mealini kendi adıyla yayınlattı."

İddiaya göre yakıldığı söylenen Mehmet Akif`e ait Kuran meali , damadı Ömer Rıza Doğrul adıyla 1934 yılında basıldı! Bu iddiayı gündeme getiren kişi ise ; bugün 80 yaşında olan emekli bir hukukçu Güner Tarba. Tarba iddiasını şu sözlere dayandırıyor : "Annem Muhsine Tahsin , Türkiye Cumhuriyeti`nin üniversite mezunu ilk öğretmeniydi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi`nden mezun olmuştu.

Öğrencileri arasında Bülent Ecevit`in annesi Nazlı Ecevit ve Mehmet Akif Ersoy`un kızı Cemile Hanım da vardı. Annem zaman zaman çok sevdiği bu öğrencileriyle bir araya gelir, sohbet ederdi. Bir gün Cemile Hanım anneme dert yanmış ve `Eşimin yaptığı bir şeyi affedemiyorum. Babamın Kahire`deyken yazdığı ve bitmesine birkaç sayfa kalan Kuran meali vardı. Bitiremeden vefat etmişti. Eşim Rıza bu eksik sayfaları çevirerek kendi adıyla meal bastırdı` demiş. Sanırım bu meal Ankara`da milli kütüphanede duruyor, kitap Ömer Bey hayattayken iki baskı yapmıştı. Bildiğim ve doğruluğuna inandığım bu. Annem yalan söylemezdi ve bu konuda yalan söylemesini gerektirecek de bir şey yoktu."

Cüneyt Dosdoğru, dedesi Ersoy`un arkadaşı :

"Damadı yazdı , çünkü Atatürk Türkçeleştirilmesini istemişti"
General Elektrik-Türkiye`nin bir dönem genel müdürlüğünü yapan, dedesi Mehmet Akif`in yakın arkadaşlarından Halil Efendi olan , Cüneyt Dosdoğru`nun anlattıkları puzzle`ın parçalarını bir bir yerine koyuyordu. 79 yaşındaki Dosdoğru "Dedem Halil Efendi, Tahir Mevlevi ve Mehmet Akif çok yakın dosttular. Mehmet Akif Kahire dönüşü Cerrahpaşa`da yatıyordu ve dedemle onu ziyarete gitmiştik. Elini öpmek nasip olmuştu; saçları bembeyazdı, gözleri çökmüştü" diye söze başladı, sonra da devam etti: "Atatürk Türk dilinin sadeleştirilmesi için emir verdiği dönemlerde Kuran`ın Türkçeleştirilmesini de istemişti.
Bunun için de Mehmet Akif`in damadı Ömer Rıza Doğrul`u görevlendirmişti. Çünkü onu kayınbiraderi Mehmet Akif`in yönlendireceğini biliyordu. Doğrul çok kısa sürede bu meali bitirdi. 1934 yılında da `Tanrı Buyruğu Kuran`ı Kerim Tercüme ve Tefsiri` adıyla bastırdı. Ancak o günlerde Mehmet Akif`in çok sevdiği damadına yardım ettiği, hatta kendi yaptığı çeviriyi ona gönderdiği söylenmişti. Bence bu çok da mantıksız değildi. Çünkü Mehmet Akif Tanrı Buyruğu diye başlayan bir çeviriye adını yazdırmazdı. Hazır elinde büyük kısmını bitirdiği bir de meal vardı. Bunu damadına gönderdi, o da bastırdı. Yani bir bakıma meali yazan Mehmet Akif, editörlüğünü yapan ise damadı Rıza Doğru Bey`di. Çünkü Akif`in yazdığı kimi kelimeleri sadeleştirmesi gerekiyordu. Meal 1934`te çıktı, Akif ise 2 yıl sonra vefat etti."

Selma Argon (Ersoy`un torunu):Eniştem öyle şey yapmaz :

Eniştem Ömer Rıza Doğrul`un böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Dedemi çok severdi, dedem de onu. Teyzem Cemile`ye, Mehmet Akif Ersoy`un emaneti diye bakar, onu kırmazmış. Bizim annemizden duyduğumuz dedemizin vasiyetinin yerine getirildiği ve tamamlayamadığı Kuran mealinin yakıldığı. Dedem yaptığı bir işi `yarım bıraktı` dedirtmek istemezmiş. O yüzden eniştemin yazdığı Kuran mealinin dedeme ait olduğunu sanmıyorum. O meali eniştem yazmıştır.

Süleyman Ateş (Diyanet İşleri Eski Başkanı):O meal Akif`e ait olabilir :

Ömer Rıza Doğrul`un Kuran meali 1960 hatta 70`lere kadar Türkiye`deki en doğru, en sade Kuran mealiydi. Bence bu Doğrul`un yapabileceği bir şey değildi. Doğrul Mısır doğumluydu, Arapçası iyiydi. Ancak Türkçesi`nin Mehmet Akif kadar iyi olduğunu kimse söyleyemez. Ayrıca Kuran meali ve tefsiri yapmak için sadece iyi Arapça bilmek yetmez. İslam bilgisi gerekir. Doğrul, İslam bilgini de değildi. Mehmet Akif Ersoy`un kaleme aldığı mealden istifade etmiş olabilir. Tabii bunun bir ispatı da olamaz!

aspartam
15-03-2006, 09:50
Ö.Rıza Doğrulun meal-tefsirinin ilk baskısı 1943 müş.Düzeltir,özür dilerim.Ayrıca Ö.Rıza Doğrul ve meal-tefsiri hakkında geniş bilgi için;


http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademik/fak_ilahiyat/der61/002.htm

Sabırla okursanız,çok istifade edersiniz.