PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Şeriatçının Miras ve Kadın Çıkmazı


insan_olmak
13-06-2010, 12:07
Şeriatçının Miras ve Kadın Çıkmazı

İslam hakkında biraz araştırma yapmış biraz sorgulamış birinin(özelliklede kadınların) gözüne çarpacak durumdur kadının miras hakkı.Zamanında çok kere dile getirdiğimiz bu konu bazı İslam çevreleri tarafından cevaplanmaya çalışılmıştır.Bu başlık altında İslamcıların ‘’kadın ve miras hakkı’’ konusunda nasıl yalanlar ürettiğini göreceğiz.

Kuran’ın miras hakkında oluşturduğu eşitsizlik şöyledir:


Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder...(Nisa:11)

Bu eşitsizlik göze batmaya başladığında şeriatçılar hemen konuya el atmış ve farklı farklı yorumlarla durumu kurtarmaya çalışmıştır.

Müslümanların bu konudaki iddalarına bakalım;



1)Evi Geçindiren genelde erkek olduğu için mirastan daha fazla pay almalıdır
Şeriatçıların miras konusunda en çok kullandığı argüman budur.
‘’Evin geçimi erkeğin sorumluluğundadır’’ diye düşünen son derece ataerkil zihniyet geçmişten ve bugünden haberdar değildir.
Arap dünyasına İslam’ın yerleşmesiyle kadınlar birçok özgürlüğünü kaybetmiştir.Bunlardan biri de eşlerinden bağımsız kendi ekonomik özgürlüğünü elinde tutmasıdır.
İslam öncesi kadın’ın yerini İlhan Arsel’in şeriat ve kadın kitabından bir alıntı ile açıklamak istiyorum.

İslamiyet Öncesi Arap Kadını

Tarihi gerçek o'dur ki İslam öncesi dönemde Arap kadını, toplumun şerefle sayar olduğu, siyasal ve sosyal haklarla donattığı bir varlıktı; mal değil aksine hak süjesi durumundaydı. Erkeğini kendi seçer ve dilediği takdirde boş edebilirdi.
Giyim ve kuşamında olduğu gibi dilediği işleri görmede (örneğin ticaret) serbestti. Bunun böyle olduğunu Arap kaynaklardan öğrenmek mümkündür.
Sebe melikesi özelliği, 'cahilliyye' olarak küçümsenmek istenilen dönemlerde kadının devlet başkanlığına gelebildiğinin kanıtlı olmak üzere ortadadır.(1)

'Kitab al-Muhabbar' yazarı Muhammed İbn Habib (el-Bağdadi) , İslam'dan önce Arap kadınının sosyal ve ekonomik haklara sahip olduğunu, evleneceği erkeği seçmekte ya da dilediği işleri görmekte özgür bulunduğunu kanıtlayan nice örnekler verir.(2)



İslam öncesi dönemde Arap kadınının kendi başına ticaretle uğraşabilecek, ya da erkeğe evlenme teklif edebilecek kadar açık fikirli olduğunu kanıtlayan bu örneğe benzer daha nicelerini burada sıralamak mümkündür. Kitabu'l-Agani'de adı geçen Selma bint Amr, ki sadece şiirleriyle değil fakat güzelliğiyle de ün salmış bir kadındı, pek çok talipleri bulunmasına rağmen kendi kafasına ve gönlüne uygun birini bulana kadar evlenmeme kararında olduğundan sayısız taliplerini reddetmekle tanınmıştı. Evlenirken de, evlilik boyunca özgürlüğüne sahip kalacağına ve dilediği an kocasını boşayacağına dair şart koşmuştu.(Agani, XIII ve XVI. 124. İbn Hişam, age,s.83,Ayrıca bkz. W.Robertson Smith Kinship and marriage in Eary Arabia,London,1903,s-85)




Yine aynı şekilde, kadın şairlerden Bint Amru'l-Harise bin el-Şarid, ki üç kocaya varmış ve kocalarının hepsini de kendi seçmiş ve boşama şartı ile evlenmişti, zikredilebilecek bir başka örnektir.(R.Fernea-E.Fernea,Middle Eastern Müslim Women Speak,Austin University Texas 1977 s.3)


Muhammed'in dayısı Abdül-Muttalib b. Haşim'in annesi Selma binti Amr, bu konuda verilecek nice örneklerden bir diğeridir ki, Cahilliyye döneminde Arap kadının özgürlüğünü temsil eder. En sağlam Arap kaynaklarından öğrenmekteyiz ki Selma, öylesine şahsiyetine ve özgürlüğüne sahip bir kadındı ki, evleneceği zaman kendi işlerinin kontrolünü kendi elinde tutacağına ve dilediği zaman kocasını boşayacağına dair şartı, evlilik akdinin şartı kılardı. (Sahih-i... I. sh. 49; VIII, sh. 410; İbn-i İshak, age, sh.59)

1) İzzettin, age(1953) s.29

2)Bu hususlar Eyyamu’l-Arap’ta açıklanmıştır.Ayrıca bkz.Lise Liechtenstadter, Women in the Aiyyam al-Arab,London,1935,s.11-28



Ayrıntılı bir alıntı için bakınız (http://kadinislamadalet.blogcu.com/Islamiyet+Oncesi+Kadin)


İslamiyet ile birlikte kadın kendi ekonomik özgürlüğünü yitirmiştir.Bu İslam’ın ataerkil bir sistem olduğunun en büyük işaretidir.Yani ‘’evin geçimini genellikle erkek sağlar’’ durumu İslam’ın kadını kısıtlaması sonucunda doğan bir durumdur .Yine ‘’kadın psikolojik olarak, evlense de erkek kardeşine ve kız kardeşinin himayesine ihtiyaç duyar’’zihniyeti de ataerkil toplum oluşturulduğuna işarettir.

Bir başka husus ise bu durumun evrensel ve sonsuz bir kural olamayacağıdır.İslam’a göre Kuran’ın hükümleri ebediyete kadar geçerlidir.

Bu durum Kuran’da dile getirilmiştir.

Rabbinin kitabından sana vahye dileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın. (Kehf:27)


Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın.(Ahap:62)

Gibi ayetlerle Allah’ın kanunun değişmeyeceği ortaya konmuştur.Ancak İslam’ın tanrısı Dünya’nın değişebileceğini ataerkil sistemin etkisinin bazı yerlerde azalacağını düşünememiş olacaktır ki kadın’ın miras hakkını ‘’kanunlarım değişmez’’ hükmü ile ebediyete kadar sabitlemiştir.

Dünya’da ‘’genelde evi geçindiren erkektir’’ zihniyetinden uzak olan ülkelere bakatığımızda bu söylemin aksi ile karşılaşıyoruz.Avrupa’daki kadınların büyük bir çoğunluğu ekonomik özgürlüklerini kazanmış ve evin geçimini erkeğe bırakmamıştır.(1) (http://www.eurofound.europa.eu/ewco/surveyreports/EU0802019D/EU0802019D.pdf)
Hatta Japonya ve Peru’da iş kuran kadın sayısının erkeklerden fazla olması dikkat çekicidir(2) (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kad%C4%B1n_haklar%C4%B1#cite_note-IWD-1)

Bu gibi ülkelerde evi geçindiren erkek değildir, kadınlar kendi özgürlüklerini kazanmıştır.

İslam ülkelerinde ise durum içler acısıdır.Kadınların cahilliği okuma yazma bilmemeleri boşanma haklarının olmaması vb…gibi durumlar sıkça rastlanır (3) (http://www.hurriyet.com.tr/strateji/6507652.asp?gid=202)


Bu durum İslam’ın ilk yıllarında da böyleydi;
İslamın başlamasıyla ekonomik özgürlüğü olan kadınları göremeyiz Müslüman kadınların kocaları için çalışmaktan evde şehvet gidermekten başka görevi yoktur.(bkz. İhan Arsel Şeriat ve Kadın,647 17.basım)





Sonuç olarak şeriatçının’’ailenin geçimini erkek sağlar’’sözleri gerçeği yansıtmamaktadır.





2)Cahiliye döneminde kadınların hiçbir hakkı yoktu. O zamanını koşullarına göre büyük bir adımdır.
Bu konuda yukarıda ilhan Arsel’in ‘’şeriat ve kadın’’ adlı kitabından bir alıntı vermiştim.Verilen bilgiler kaynaklarıyla birlikte bu iddanın geçersizliğini ortaya koyar.Bir an için bunun doğru olduğunu düşünsek dahi yukarda bahsettiğim ‘’Allah’ın kanunu değişmez’’ diyen ayetlerin bu olayın sadece o döneme ait olmadığını kalıcı olduğunun göstermektedir.Buda İslam’ın çağın gerisinde kaldığının en açık göstergesidir.Çünkü şeriatçı ‘’o zamanın koşullarına göre..’’derse Kuran’ın da o zamanın koşullarına göre olduğunu kabul etmiş olacak ve Kuran’ın ‘’Allah’ın kanunu değişmez’’ ilkesine ters düşecektir.

(İslam öncesi Arap toplumunun gerçekleri için Cahiliye (İlhan Arsel) kitabına bakınız)




3)Kadın’ın evleneceği kocası da mirastan iki kat pay alacağı için haksızlık olmayacaktır.Bu bir gelenektir.
Şeriatçı İslam’ı savunmak için her türlü yola başvurur.Bunu yaparken de aklı ve mantığı hiçe sayar.Söylemeye bile gerek yoktur ki;her ailenin maddi durumu bir değildir.Bir aile’nin bir kız birde erkek çocuğu olduğunu düşünelim ve üç evleri olsun.Kız çocuğu İslami kurallara göre bir ev alırken erkek çocuğu iki ev alacaktır.Şeriatçı bu durumda inanılmaz akıl yürütme yollarına başvurarak kadın’ın evleneceği kocası da iki kadın payı alacağı için eşitlik olur diyecektir!

Oysa şeriatçı kadının evlenmeme durumunu yada kocasının fakir olabileceği gibi nice durumu düşünmemektedir!
Çünkü şeriatçı için akıl ve mantık değil iman önemlidir ne olursa olsun din savunulmalıdır.


Son olarak söylemek isterim ki;
Kadınlarımızın erkeklerin himayesine korumasına veya onların bakımına ihtiyaçları yoktur.Kadınlarımıza utanmadan ‘’İslam’a göre kadına erkek bakar’’..’’Evin geçimini erkek sağlar’’ vb..sözler söylemek kadını hem çalışma hayatından hem de sosyal hayattan soyutlar.İslamcılar kadına değer verirmiş gibi bu sadakayı çok yüce bir uygulama olarak göstermeği bırakmalıdırlar çünkü kadınların onların sadakalarına değil çalışmaya, kendi emeğinin karşılığını almaya ihtiyacı vardır.

Saygılarımla

İnsan_olmak

arkhetip
13-06-2010, 21:09
Yazı çok güzel kendi adıma teşekkür ederim. Erkeklerin müslüman olmasını bir nebze anlarım da kadınlar neden bu denli aşağılanmayı benimser anlayamıyorum. Bir de şu vardır karılarınızı hafifçe tokatlayabilirsiniz diyor bir ayette(diyanet çevirisinde) . "Hafif diyor ama bak" diyen aklı evveller çıkacaktır kesin. İşin kötüsü kadınlar bu durumu feci içselleştirmiş. Bir sitenin kadın grubuna üye olduğumda grubun açılış mesajında havva ademin kaburga kemiğinden değil kalbinden yaratılmıştır diye bir metafor kullanmışlardı ki çok korktum:) İlla ademin bir uzvundan yaratılmak istemek de ne ola ki. Trajikomik kanıksamalar bunlar. Ancak başka türlü de olması da imkansız gibi sürekli itin... girip çıkartıldığımız için kanıksıyoruz. Off off tüm müslüman kadın arkadaşlarımı arayıp isyan edesim geldi:)

onurmusa
14-06-2010, 04:28
Tebrik ederim sevgili insan_olmak

Ellerine sağlık. Kalemine yakışan bir yazı olmuş.

Sevgi ve saygıyla...

insan_olmak
14-06-2010, 11:34
rica ederim beğenmenize sevindim

saygılarımla

insan_olmak

Natan
15-06-2010, 17:57
Çalışmanız için teşekkür ederim Syn insan olmak

İslamcılar Nisa 11 için şu açıklamayı yapıyorlar ;


11. âyette tek kızın ve ikiden fazla kızın payları belirlenmiş, ancak iki kızın payı ifade edilmemiştir; müctehidler ve müfessirler iki kızın payının da -ikiden fazlası gibi- üçte iki olduğu sonucuna varmışlardır. Çünkü âyetin başında "Erkeğe iki kadınınki kadar pay vardır" buyurulmuştur, erkeğin bu payı (ölenin bir kızı ve bir oğlu olsa oğlunun alacağı pay) üçte iki olduğuna göre -erkek bulunmadığında da- iki kadının payının üçte iki olduğu buradan anlaşılmaktadır, öteden beri uygulama da böyle olmuştur.



Ne düşünüyorsunuz ?

Bu mantığa göre bir haksızlık yok . Öyle mi ? :)

teşekkürler

insan_olmak
15-06-2010, 18:22
hiç haksızlık olabilir mi :)

rica ederim

saygılarımla

faydasızım
27-08-2010, 18:27
çok güzel bir çaılşma....
paylaşım için teşekkürler..

saygılarımla......

Yılmaz34
27-08-2010, 19:09
Bahailikte kadın erkek eşit miras alır. Bu da Bahailiğin artılarında sadece biri bence :)))

insan_olmak
27-08-2010, 21:05
Bahailikte kadın erkek eşit miras alır. Bu da Bahailiğin artılarında sadece biri bence :)))
bir bahi ile sohbetim olmuştu,kutsal kitapların zamanına göre kurallar getirdiğini söylemişti

kuran'ın yasasının o döneme ait olduğunu söylüyorlar;buda kuran'a terstir

saygılarımla