korelmis
20-03-2006, 14:23
Sevgili Peygamberimize çapulculuk iftirası atılıyor. Gerçekten merak ediyorum, acaba hiç mi vicdanları sızlamıyor? Peygamber'in Medine'ye hicretinden evvel kendisine emanet olarak bırakılmış eşyaları, Mekke'yi terk ettikten sonra sahiplerine iade etmesi için Hz.Ali'yi görevlendirdiğini bilmiyorlar mı? Yazıklar olsun, Allah'ın varlığını inkar ettikleri için değil, bir masumu bu kadar iftiraya uğrattıkları için yazıklar olsun!
Kervan baskınları niçin sadece Mekke'lilere karşı yapılmıştır? Daha zayıf oldukları için mi? Belki ateistler bunu da iddia edebilirler, nasılsa Allah korkusu yok, iftiranın, yalanın sınırı da yok. Ben Peygamberimizin imzaladığı barış antlaşmalarını okudum. Kesinlikle Efendimiz güçlü olduğu halde, daha zayıf kabilelerle saldırmazlık ve güvenlik antlaşmaları imzalamış. Mekkelilerin siyasi gücünün ne derece kuvvetli olduğu da şuradan anlaşılabilir. Efendimiz'i şehirlerine kabul eden Medinelilere ültimatom vermişler ve "Şayet ona (Hz.Muhammed'e) karşı bir çatışmaya kalkmazsanız veya onu ülkenizden çıkarıp atmazsanız, savaşçılarınızı öldürmek ve kadınlarınızı da kendilerimize almak üzere hepimiz kalkıp üzerinize yürüyeceğiz." demişlerdir. Buradan şu da anlaşılıyor ki, Mekkeliler ile arada bir düşmanlık ve gizli bir savaş hali mevcuttur. Onlar Peygamberimiz'i hem yurdundan çıkarmış, hem öldürmek istemişler hem de Medine'de barınmasına bile olanak vermemek için ellerinden geleni yapmışlardır. Buna mukabil Peygamberimiz de onların kervanlarının müslümanların nüfuz bölgesinden geçmelerine müsaade etmemek için tedbirler almıştır. İşte bunlardan birinde Suriye kervanı müslümanların Bedir kuyularını tutması üzerine yolunu değiştirmiştir. Kervanın emniyette olduğunu haber almalarına rağmen Mekkeliler Bedir'e yürümeye devam etmişler ve bu ilk ciddi savaşa kendileri girmişlerdir. Onlar, sayı olarak müslümanlardan en az üç kat daha kalabalık olmalarına güvenmiş olsalar gerek. Mekke'de başlayan, hicrete rağmen kesilmeyen düşmanlık Hudeybiye Barışı'na kadar sürmüştür.
Kervan baskınları niçin sadece Mekke'lilere karşı yapılmıştır? Daha zayıf oldukları için mi? Belki ateistler bunu da iddia edebilirler, nasılsa Allah korkusu yok, iftiranın, yalanın sınırı da yok. Ben Peygamberimizin imzaladığı barış antlaşmalarını okudum. Kesinlikle Efendimiz güçlü olduğu halde, daha zayıf kabilelerle saldırmazlık ve güvenlik antlaşmaları imzalamış. Mekkelilerin siyasi gücünün ne derece kuvvetli olduğu da şuradan anlaşılabilir. Efendimiz'i şehirlerine kabul eden Medinelilere ültimatom vermişler ve "Şayet ona (Hz.Muhammed'e) karşı bir çatışmaya kalkmazsanız veya onu ülkenizden çıkarıp atmazsanız, savaşçılarınızı öldürmek ve kadınlarınızı da kendilerimize almak üzere hepimiz kalkıp üzerinize yürüyeceğiz." demişlerdir. Buradan şu da anlaşılıyor ki, Mekkeliler ile arada bir düşmanlık ve gizli bir savaş hali mevcuttur. Onlar Peygamberimiz'i hem yurdundan çıkarmış, hem öldürmek istemişler hem de Medine'de barınmasına bile olanak vermemek için ellerinden geleni yapmışlardır. Buna mukabil Peygamberimiz de onların kervanlarının müslümanların nüfuz bölgesinden geçmelerine müsaade etmemek için tedbirler almıştır. İşte bunlardan birinde Suriye kervanı müslümanların Bedir kuyularını tutması üzerine yolunu değiştirmiştir. Kervanın emniyette olduğunu haber almalarına rağmen Mekkeliler Bedir'e yürümeye devam etmişler ve bu ilk ciddi savaşa kendileri girmişlerdir. Onlar, sayı olarak müslümanlardan en az üç kat daha kalabalık olmalarına güvenmiş olsalar gerek. Mekke'de başlayan, hicrete rağmen kesilmeyen düşmanlık Hudeybiye Barışı'na kadar sürmüştür.