PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : MÜSLÜMANLAR NEDEN GERİ??


08-01-2005, 05:15
1-Batı devletlerinin ilerlemelerinin temelinde sömürü,kan,vahşet vardır:Afrika''yı sömürüp,yeraltı ve yer üstü zenginliklerini yağmalayan batılı emperyalistler, afrikalı zencileri amerika''da köle diye satarlar.Amerika''yı işgal eden ingiltere,fransa,ispanya ...gibi emperyalist devletler oradaki " aztek-maya-inka" medeniyetlerini yok edip, katliamlar yaparak altınlarını ele geçirip ,yer üstü zenginliklerini de batıya taşırlar ...!Şu an kovboy deyince cesur ve atılgan insanlar , kızılderili denince kafaderisi soyan yabani insanlar akla gelir ...Halbuki o kızılderililer ülkelerini savunan vatansever insanlar topluluğu idi ama medya-sinema insanların beynini yıkayarak olayları tam tersine bizlere belletmişlerdir .İngiltere Hindistanı işgal edip yaklaşık iki yüz yıl sömürürken ,İngiltere''deki halı fabrikaları halı satabilsin diye hindistan''da el emeği halı yapan tam 50.000 hintlinin ellerinin kesilmesine izin verirler ingiliz hükümeti...Hindistanlılar bisiklete binen bir ingiliz kıza gülüp alay ettikleri için ingiliz silahlı kuvvetleri tarafından silahlı yaylıma ateşine tutulurlar ve onlarca kişi sadece bir alay gülüşünün sonunda canlarından olurar...Batılılar Çin''i yönetim altında tutabilmek için yüzbinler-milyonların esrarkeş-eroinman olmalarına göz yumar hatta desteklerler...Evet batı ileri ama temeli kan-vahşet ve gözyaşı ile örülü!

2-Batılılar Rönesans''ın temellerini İslam ülkelerinden aldıkları bilgi , ilim sayesinde atmışlar ve bu sayede hamle yapabilmişlerdir...Orta çağ denen dönemde batı karanlık ve zulüm içinde yüzerken İslam ülkeleri ilim-fen-matematikte batıya liderlik yapıyor , batılı öğrenciler Arap ülkelerine ve Endülüs''e ilim tahsiline geliyorlardı...Evet bir zamanlar İslam ülkeleri ileri batı ülkeleri geri idi çünkü Müslümanlar ;İslam ile iç içe idi ve İslam hayata aktarılmış idi , Kısaca ;

3-İlk emri " OKU " olan,8 yıllık eğitimi değil ; " Beşikten mezara dek ilim öğrenmeyi " tavsiye eden, O zamanın uzak ülkelerinden olan Çin hedef gösterilip , " İlim Çin''de bile olsa onu alın " buyurulan, "ilim Öğrenmek kadın -erkeğe farzdır" diye emredilen , Kutsal Kitabında (Kur''an-ı Kerim''de) "Hiç düşünmez misiniz ?" , "Akılınızı hiç kullanmaz mısınız ?" , " Ne de az düşünürsünüz !" gibi yönlendirici ayetleri bünyesinde bulunduran MÜSLÜMANLAR GÜNÜMÜZDE NE YAZIK KI İSLAM''DAN UZAKLAŞIP ,ADLARI İLE MÜSLÜMAN , YAŞAYIŞLARI İLE HIRİSTİYAN OLDUKLARI İÇİN İLİM-TEKNOLOJİ-KÜLTÜRDEKİ ÖNDERLİKLERİNİ KAYBETMİŞLER VE ÇAĞIN İLERİSİNDE BULUNAN KUR''AN''IN GERİSİNDE BULUNAN BATILI ÜLKELERİNDE GERİSİNDE KALMIŞLARDIR ! OKU EMRİ BİZDE OKUYAN BATILILAR , İÇKİ ONLARIN KİTABINDA SERBEST BİZİM DİNİMİZDE YASAK,İÇKİ TÜKETİMİNDE DÜNYA 3.SÜ ÜLKEYİZ !

slycako
08-01-2005, 13:38
Ahmet, neden aklınıza gelen en ufak şey için başlık açtığınızı gerçekten anlayamıyorum? Bir tür, slogan atıp kendi kendini tatmine dönüşüyor bu iş artık.

Dünya tarihi kan ve gözyaşı üzerine kuruludur gerçekten. Temelde varolan kaynakların sömürüsüne dayanır. Dünya ekonomisi değişik vechelere bürünse de artı değere el koyma üzerinde yürüyor geçmişten beri. Yani batının mevcut durumunu sağlayabilmesi dünyanın geriye kalanını sömürmesine bağlıydı, bugün de öyledir. Bu bir sistem meselesidir, bunu tasvip edecek değiliz ama nesnel olarak olan bu. Artı değer sömürüsü üzerinde yükselecek başka bir uygarlık (doğulu, batılı, yahudi, müslüman vs.) aynı sömürüyü farklı görünümlerde de olsa sürdürür. İslam''ın bir dönem bilimsel, felsefi alanda liderlik ettiği doğrudur. Bir dönem Mısırlılar liderlik etmiştir, bir dönem Sümer- Babil, şimdi "batı". Bunun tek kaynağını o toplumların dinleriyle iç içe yaşaması olarak gösterirsek bu doğru olacak mı? Bu yeterli bir sosyolojik çözümleme midir? Gerçekten çok merak ediyorum, kutsal kitabında ya da başka bir kaynakta, oku, düşün, aklını kullan vb. ifadeler yazmasının o dinin mensuplarını bilimle daha çok meşgul olmaya, bilimsel düşünmeye yönlendirmek için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? İlk emri "oku" da, neyi oku? O bambaşka bir olaydır. Ayet gelmiştir de onu oku diyor. Bunu bile bile niye yazıyorsunuz? Aklını kullan, düşün diyor da ne için diyor bunu? Bilimle uğraşmak için mi, Allah''ın varlığına dair kanıtları görmek için mi? İslam''ın bir dönem bahsedilen alanlarda ileri olması bu gibi şeylerden mi kaynaklanıyor, her şey bu kadar basit mi? Madem bu kadar basit müslümanlar bunu bırakıp niye İslam''dan uzaklaşmışlar. O ayetlerden, söylemlerden kuşku duydukları için mi?

İslamcılar çoğu zaman aynı vurguyu yapar, biz bir zamanlar ileriydik onlar bizden öğrendiler diye. İyi de bunun tersini iddia eden yok, yaygara koparmanın ve mızmızlanmanın bir anlamı da yok. Yalnız şu var, İslam doğası gereği toplumsal alana çok daha fazla müdahale alanına sahiptir. Dolayısıyla İslam ülkelerinin geri kalmasında bunun ağırlığı daha fazla omuştur denebilir. Ama tek etken bu değildir. Hezarfen kuleden uçtuğunda, mollalar tarafından uyarılan padişahın emriyle Allah''ın düzenine, yarattıklarına karşı bir eylemde bulunuyor diye sürülmüştür. Batı, dediğiniz gibi büyük bir karanlıktan şimdiki duruma gelmiştir. Kilise de toplumsal hayata müdahale eden bir kurum. Ama batı bununla hesaplaşmaya giriyor, yıllar süren uzun bir hesaplaşma. Fransız Devrimi, Almanya''da 1848 devrimleri hep bununla ilintilidir. Toplumsal alana müdahale yetkisini kiliseden alıp, insanın eline veriyor. Bunu yapabilmiştir sonuç olarak. Saplanıp kalmamıştır. Bunun yanında, İslam felsefesi, bilimi, kültürü o gelişmeyi sürdürürken kendinden başka kültürlerden, o kültürlerin biliminden vs. bağışık ve saltık mıdır? Hiçbir şeyden etkilenmemiş midir? Bunu iddia edebilir misiniz? O uygarlıklar da vay efendim biz bir zamalar daha ileriydik İslam alemi bizden aldı herşeyi demeli midirler?

Velhasıl, bir uygarlığın bir dönem bir konuda "ileri" olması sonra "gerilemesi" ciltlerce kitabı dolduracak, pek çok etkenin dahil olduğu bir araştırma konusudur. Dürüst, bağımsız ve bilimsel bir bakış müslümanlar hıristiyanlaştı da o yüzden böyle oldu diyemez. Şu anki duruma bakarsak Hıristiyanlaşmak epey olumlu bir etki bilimsel ilerilik için. Yazılarınızı bir anlık galeyana gelerek, slogan atarak değil de biraz düşünerek yazarsanız daha iyi olacak. Çok bağıran haklı olacak diye bir kural yok. Olayları futbol takımı tutar gibi analiz etmeyin. Hayatta hiçbir olguyu basit nedenselliklerle açıklayamazsınız. Saygılar...

haci
08-01-2005, 19:07
İslam’dan uzaklaşmak Müslüman ülkelerinin geri kalmasının nedeni değildir. Tam tersine.. Geri kalmanın nedeni İslam’a olan düşkünlüktür.. İslam Müslüman’lardan mütevazi, mütevekkil ve müteşekkir olmalarını ister ve bekler.. Bu yanlıştır. Bu İslamsal akideler, diğerleri ile birlikte Müslüman ülkelerin geri kalmasından kısmen sorumludur. Tabii başka sayısız nedenler de vardır. Bu sorun sanıldığından çok daha kapsamlıdır..

Bu arada Müslüman’ların kendi sorunları için Batı’yı suçlamaları kabul edilemez. Bu yanlış bir teşhisdir.

Slycako’nun yazısına aynen katılıyorum..

HACI

Ebu Süfyan
08-01-2005, 21:32
İslam, okumak istemeyen bir insanın okumasını sağlamaz. Bilimle uğraşmak istemeyen insanı bilimle uğraşmasını sağlamaz. Düşünmeyen insanın düşünmesini sağlamaz. Ama bunların insan için çok önemli olduğunu ve yapmaları gerekli olduğunu söyler. Yani teşvik eder.

Eğer İslam bilimi yasaklasaydı, "Bilim ateizme götürür. Bilimle uğraşmayın deseydi" O zaman eleştirilerde haklı olurdunuz. Bunu engellemediğine ve teşvik ettiğine göre bilimdeki geri kalmışlığı İslam''a yüklemekle haksızsınız.

Ahmet''in saydığı gerekçeler de haklı gerekçelerdir. Ancak müslümanları bunlarınarkasına sığınmadan,her alanda ilerlemek için uğraşmalıdırlar. İslam bunu emreder.

Acaba Müslümanlar sömürgecilikle zengin olsalardı ve bu yolla bilimde ilerleselerdi, İslam''ı ilerlemeyi engellemekle suçlayanlar, suçlamalardan vaz mı geçecekler di?

Saygılar

haci
09-01-2005, 00:19
Temel sorunu iyi anlamamız gerekiyor...

İslam bilime açık bir din midir? Öyle olduğuna inanılıyor. Bu durumda Müslüman ülkelerin bilinde geri kalmasını nasıl açıklayacaksınız?
Daha da ötesi, Batı gavurunun bilimde İslam ülkelerini neden geçtiğini nasıl açıklayabilirsiniz?

Bence boş laflarla havanda su dövmekten vazgeçmeliyiz.
İslam bilimi destekleyebilir ama, bilimin ne olduğunu tanımlamaz. Yüzyıllarca İslam’ın desteklediği bilimin Kur’an’ın içeriğinde olduğuna inanılmış ve başka bir bilimle ilgilenilmemiştir.
Bugün bile aynı hatalar tekrarlanmaktadır.

İslam’ın bilime açık olduğu iddiası boş bir slogandır. Kimseyi motive etmemektedir..
İslam’ın neden geri kaldığını açıklamada yararlı değildir.

HACI

slycako
09-01-2005, 00:39
(Ebu Süfyan''a)

En azından ben, ileri gitmenin ya da geri kalmanın tek bir nedene bağlı olmayacağına dair bir yazı yazdım. Hiçbir toplum sırf dinleriyle içiçe yaşıyor diye bilimsel alanda ileri gitmemiştir. Bunu iddia etmek bilimsel düşünüşten (eğer böyle bir kaygımız varsa) uzak kalıyor demek istedim. O yüzden, sondaki kalın harflerle yazdığınız sorunuzu öyle iddia eden arkadaşlar varsa onlara yöneltirsiniz. Bir de şunu söyleyeceğim, sizce geniş kitlelere hitap etme derdinde olan herhangi bir fikrin bilimi yasaklayan ifadeler kullanması, bilimi doğrudan cephe alması mümkün olabilir mi? Hangi fikir, bu kadar çarpıcı ve hatalı bir söylemde bulunarak kitleler karşısına çıkabilir?

Önceki yazıda vurguladığım birşeyi tekrar söylemek gereği duyuyorum. Başta Kur''an olmak üzere, hadislerde ve diğer başka kaynaklarda bu anlamda rastladığımız ifadelerde oku, düşün, aklını kullan vb. uyarılar bizim anladığımız anlamda bilimsel düşünüşe ya da bilim yapmaya teşvik değildir. Bu ve benzeri ifadeler, aslında, o dönemde daha yeni ortaya çıkmış olan ve çok temel bir iddiasını insanlara yaymaya çalışan bir fikrin çağrılarıdır. O da Allah''ın varlığını ve birliğini kabul etmeye ilişkindir. Yani düşün, aklını kullan, ibret al vs. derken hep Allah''ın varlığı, tekliği ve gücünün farkedilmesinin istenmesi sözkonusudur. İlim, düşünmek diye teşvik edilen şey budur işte.

Bir iki örnek vereyim;

Yoksa kendisine dua ettiği zaman, sıkıntı içinde kalana icabet eden ve kötülüğü açıp gideren ve sizi yerde hükümdarlar kılan mı (hayırlıdır?) Allah ile beraber bir ilâh mı vardır? Siz pek az düşünüyorsunuz. (Neml 62)

"Artık azabımı ve tehditlerimi tadın!" (dedik). Yemin olsun ki, Biz Kur''an''ı düşünülmek için kolaylaştırdık. Fakat düşünen var mı? (Kamer 39-40)

Yoksa o kimse ki, gece saatlerinde (ibadete) müdavimdir, secde edici ve kıyamda bulunucu olarak ahiret azabından hazer eder ve Rabbinin rahmetini rica eyler. (Bununla böyle olmayan müsavî olur mu?) De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler müsavî olabilirler mi?" Ancak, saf akıl sahipleri düşünüverir. (Bundan ibret alırlar). (Zümer 9)

. Ve gece ile gündüzün ihtilâfında ve Allah''ın gökten bir rızık indirip onunla yeri ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları bir taraftan diğer tarafa döndürmesinde de âkilâne düşünenler olan bir kavim için ibretler
vardır (Casiye 5)

Konuştuğumuz kavramlar başka yerlerde de genelde bu anlamlarda kullanılıyor. Allah''a ve İslam''a davet. Buna rağmen diyorum ki tek başına islam bir toplumu ne bilimde ileri götürür ne geri bırakır. Etkenlerden biri olabilir yalnızca...

Saygılar

haci
09-01-2005, 01:30
MÜSLÜMAN ÜLKELERİN GERİ KALIŞ NEDENİ ÜZERİNE POLEMİKLER….

Bu konu üzerinde epeyi ileti yazmışımdır. İlginç olarak ne kesin nedenini bulabilmişimdir, ne de konu üerinde kafa yormaktan usanmışımdır. Zenginin malının züğürdün çenesini yorması misali, arada bir cazip bulduğum bu konuya dönmekten kendimi alamıyorum... Bu keresinde geçenlerde okuduğum Bernard Lewis’in “What Went Wrong?” başlıklı kitabından da yararlanmak ve konuyu ayrıntılı bir şekilde irdelemek istiyorum.

Birkaç ülke dışında İslam, artık bir rejim olarak uygulanmadığı halde Müslüman ülkelerindeki geriliği İslam’la nasıl bağdaştırılabiliriz? İslam neden ülkelerin kalkınması için bir engel oluşturmaktadır? Müslüman’lar Kur’an’daki emirleri uygulamaya çalıştıkları için mi ilerleyememekte ve Batı uygarlığına yetişmede zorluk çekmektedirler? Yoksa o emirleri tam olarak yerine getiremedikleri için mi geri kalmışlardır?

Neden?.......

Geçmişte bu sorulara çeşitli yanıtlar vermiş, soruna ışık tutmaya çalışmıştım. Onların doğruluğundan eminim ama, yeterliliklerinden emin değilim. Onlar Müslüman ülkelerin geri kalış nedenini ancak kısmen açıklayabiliyor. İslam’la geri kalma arasında direkt bir ilişki olmayabilir. Çünkü Hristiyan ülkelerinin de çoğu geri. Bundan İslam’la değil ama, dinlerle ilgili bir neden mi sorumludur? Bu nedeni veya nedenleri mutkala dinlerde arama zorunluğu var mıdır? İnsan bir soruya yanıt aradığı zaman onları, ilgili ilgisiz hemen her şeyde bulabiliyor. Genel olarak dinlerin, özel olarak İslam’ın ülkelerin geri kalmasındaki rolü ne olabilir? İslam ülkelerinin geri kalış nedeni Hristiyan ülkelerin geri kalış nedeninden farklı mıdır? Yoksa o neden İslam’ın dışında yer alan bir gerçek midir?

Bernard Lewis “What Went Wrong” başlıklı kitabında daha çok Osmanlı Türk’lerini konu ediniyor. Diğer Müslüman ülkelerine de atıflarda bulunuyor. Sonunda kesin bir karara varamıyor. İslam’ı bu gerilikten sorumlu tutmuyor. Geri kalmayı tek bir nedene değil, çeşitli nedenlere bağlıyor. Bizim öteden beri sorumlu tuttuğumuz nedenlerin birçoğunu reddediyor. Bazılarına bizden daha çok önem veriyor. Örneğin İslam ülkelerinin kadınların gücünden yeterince yararlanmadığına değiniyor ve bunun geri kalmada bir rolü olabileceğini düşünüyor. Müslüman ülkelerin kalkınma konusunda izledikleri stratejilerin hiç birinin uygun ve yeterli olmadığına inanıyor ve bu gidişle Batı ile İslam ülkeleri arasındaki sosyal, ekonomik, politik ve teknolojik farkların giderek açılacağını vurguluyor.

Aslında soru bir bütünün öğeleri şeklinde iki parçadan oluşmuştur.

1. Müslüman ülkelerin Batı ülkelerinden geri kalmasının nedeni nedir?
2. Müslüman ülkeleri Batı ülkelerine nasıl yetişebilirler?

Her iki sorunun da alternatif yanıtları olmalıdır. Ne geri kalmanın tek bir nedeni vardır, ne de uygarlığa giden tek yol Avrupa ülkelerinin izlediği patikadır!

HACI

haci
09-01-2005, 17:05
İSLAM DİNİNİN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN GERİ KALMASINDA OYNADIĞI PARADOKSİK DUEL ROL…..

BİR HİPOTEZ……

1798 yılında Mısır’ın Napolyon tarafından fethi, İslam’ın hızla çökmeye başladığı bir zamana rastgelmekte ve bu çöküşün başlangıcını simgelemektedir. 18nci yüzyıla kadar gidrerek yozlaşan ve çürüyen İslam, sonunda aniden kendi üzerine çökmeye başlamış ve hızla parçalanarak yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. O zaman mevcut üç İslam İmparatorluğu bu acıları birlikte paylaşmışlardır.

Peki ama Avrupa neden ve nasıl aniden bu kadar hızla kalkınıp, öne gecebilmiştir? Müslüman ülkelerin geri kalmasında İslam’ın herhangi bir rolü olmuş mudur?

İlginç olarak İslam, yalnız Müslüman ülkelerin geri kalmasından değil, aynı zamanda Avrupa ülkelerinin hızla kalkınmasından da sorumludur! Bu hipotezin çekirdeğini İslam’ın Avrupa ülkelerini gelişmeye ve kalkınmaya zorlaması oluşturmaktadır.

18nci yüzyılda Avrupa’da İslam ülkelerinin taklit edemeyeceği, izleyemeyeceği, ayak uyduramayacağı neler olmuştur?

Avrupa ülkeleri nasıl bir süreçten başarı ile geçerek, metamorfoza uğramışlardır?

Bunun için İslam’a neden şükran borçludurlar?

Bu konuyu tartışmaya başlamadan önce “oikoumene” denen bir kavrama kısaca değinmek istiyorum. Bu kelime Yunanca’dır ve “temeli ziraat olan medeni dünya” anlamına gelir. Bu o zamana kadar önemli bir kavramdır. O zamandan sonra eski önemini yitirmiştir.

5000 yıllık temeli zıraat olan ekonomi, kısıtlı bir ekonomidir. Toprağın genişliğine ve verimliliğine bağlı bir ekonomidir. İslam ülkeleri verimsiz ve tarıma uygun olmayan topraklar üzerine yayılmışlardır. Avrupa ülkeleri ise verimli ve özkaynaklardan zengin alanlara dağılmışlardır. Ancak Avrupa’da arazi kıtlığı sorunu vardır. Bu nedenden tarımın Avrupa''da bir limiti var demektir. Avrupa’da “oikoumene” satüre olmuştur. Yani doymuştur. Yine de geçerliliğini sürdürmektedir. Avrupa ülkeleri bu satüre olmuş oikoumen’den ekonomilerini kurtarmasını bilmişlerdir…. Başka bir deyişle Avrupa ülkeleri toprağın kendilerine verdiği ürünlerin sınırlı olmasına rağmen, başka yollarla ekonomilerini düzeltmiş ve kendilerini nerdeyse bir anda ileriye doğru katapult etmişlerdir. İslam ülkeleri bu ilerlemeyi izleyememişler, hatta onun farkına bile varamamışlardır.

Avrupa ülkelerinin bu ani ve beklenmedik ilelemesi ve zengin olmaya başlaması, İslam dünyasının dikkatinden kaçmıştır. Kücük ve hakir gördükleri, aşağıladıkları Avrupalıların ilerlemesine ayak uydurmada zorluk çekmeye başlamışlardır. Bu arada Avrupa’da yalnız tarım değil, onunla birlikte toplumların din ve ibadet anlayışı da değişmiştir. İslam aniden daha önce sanki hiç tanımadığı, varlığından haberdar olmadığı dehşetli bir düşmanla karşı karşıya kalmıştır. Avrupa ülkeleri, İslam ülkeleri tarafından Güneye inmelerini önlendiğinden, başka yollar ve o yolları kat edecek araçlar keşfetmek zorunda bırakılmışlar, uzak doğuya ulaşabilecek gemiler inşa etmeye başlamışlar ve bu arada bütün zenginlikleri ile birlikte, Amerika’ları keşfetmişlerdir. Müslüman’ların denizcilik teknolojisi geçilmiş, yeni deniz yolları bulunmuştur.

Bu arada İslam dünyasında tüccarların durumu aşırı vergi yükünden dolayı giderek kötüleşmektedir. Daha da kötüsü, yabancılara verilen haklar ve kapitülasyonlar, İslam tüccarlarının canına okumuştur. Avrupa’da zamana ayak uyduran mali ve sosyal kaynaklar da, İslam ülkelerinden büyük ölçüde farklılaşmaya başlamıştır. Faiz sistemi ve bankacılık Avrupa ülkelerinin hızla kalkınması için gerekli finansmanları sağlamakta güçlük çekmemiştir. İslam ülkelerinin elinde çoktan kaybettikleri eski zenginliklerinin özleminden başka bir şey kalmamıştır.

İslam için 5000 yıllık oikoumene’i yenmek ve kısa zamanda bu teknolojiyi adapte etmek mümkün olamamıştır. Müslüman toplumlar kendilerini soyutladıkları ve Avrupa’yı küçük gördükleri için onlarla birlikte gelişme fırsatını kaçırmışlardır. Onlara uyabilselerdi sorun kalmayacaktı ve İslam şimdi müthiş bir uygarlık olarak ışıldayacaktı.. Ama ne yazık ki İslam, bu fırsatları, kendini beğenmişliği ve kötü ellerde olması yüzünden kaçırmıştır. Daha da kötüsü, Avrupa ülkelerine yaptığı baskılarla onları kalkınmaya zorlamıştır. Avrupa ülkeleri başka çareleri olmadığı için bu yaptıklarını yapmışler ve ilerlemişlerdir Başka bir deyişle Avrupa’nın ilerlemesinden İslam ülkeleri ve İslam sorumludur………

Peki İslam’ın İslam ülkelerinın geri kalmasındaki rolü ne olabilir?
Ona da gelecek iletimde değinmek istiyorum…

Hacı…..

slycako
09-01-2005, 19:16
(Hacı''ya)

İslam ülkelerini de içine alan, daha genel tabirle doğu toplumlarının batıya göre az gelişmişliğinin nedenini Marx ve Engels toprakta özel mülkiyet olgusunun olmayışına bağlıyorlar. Böylece daha kapalı, kendine yeten ve sadece kendini devindiren bir ekonomik yapı çıkıyor ortaya. Bu, tarımda ve sanayide kapitalistleşmeyi ve böylece feodal üretim ilişkilerini aşmayı engelleyen bir süreç. "Hindistan''da İngiliz Egemenliğinin Sonuçları" adlı makalesinde Marx sömürgeleştirmenin oradaki üretim ilişkilerini nasıl etkilediğini inceliyor. İslam bu kabuğun kırılmasını ne derece önlemiştir, tartışmaya değer bir konu. Genel olarak, İslam''ın, dönüşümde etkili olabilecek üst yapı kurumlarını etkisi alması dolayısıyla bu süreci etkileyebileceğini düşünüyorum. Yine de dine başat rol vermek sakıncalıdır bence. Marx ve Engels''in bu konuda yazdıklarını okumanızı tavsiye edebilirim. Saygılar..

SERMED-I_MAHDUT
09-01-2005, 19:24
O İMANDAN PEK AZ NASİP OLSAYDI MİLLETTE
ŞU 350 MİLYONU GÖRMEZDİN BU ZİLLETTE....
Ne güzel demiş şair-i şehrimiz.Kurban olayım O''nun hissiyatına..
Eğer biz Kuran''a sımsıkı sarılırsak manevi özlerimize ve köklerimize sahip çıkar bunu gaye-i hayal haline getirirsek yeryüzünü ferahfeza cennetler hükmüne getiririz...tarih bunun şahididir.

slycako
09-01-2005, 20:57
(Sermed-i Mahdut''a)

Son yazdığınızdan o kadar duygulandım ki, daha önceki yazımda saçmaladığımı anlayıverdim bir anda. Ne kadar konunun özüne inivermişsiniz. Tam da böyle bir slogana ihtiyacım varmış gerçekleri görmek için. Böyle slogan atarak neyi amaçlıyorsunuz? Böyle yazıların ne gibi bir işlevi var sizin için? Vicdanınızı mı tatmin ediyorsunuz? Bir futbol maçına gidin, tezahürat sırasında bunları bağırın arada. Hem siz rahatlayın, bir iki ateist de varsa etkilersiniz belki, kim bilir?

SERMED-I_MAHDUT
09-01-2005, 21:07
slycako,
CEVAB''ÜL ECHEL-İS SÜKUT

SERMED-I_MAHDUT
09-01-2005, 21:08
slycako,
CEVAB''ÜL ECHEL-İS SÜKUT

haci
09-01-2005, 21:34
Slycako kardeşim.. Marx’ın bu gözlemi elbette doğru.. Ben de o konuya değinecektim ama, biraz farklı şekilde.. Batı ile Doğu arasında ekonomik sistem farkı İslam’ın geri kalmasında büyük rol oynamıştır. O farkları yakından incelemenin zamanı geldi.. Bu önemli konuyu bir kaç kelime ile geçiştirmek istemiyorum. Biraz uzun olacak ama, sorunu başka türlü açıklamam mümkün değil...

Müslüman ülkelerin geri kalmasına katkıda bulunan ekonomiM sorunlar:
Avrupa coğrafi olarak farklı iklim ve topoğrafiye sahip olduğundan, toprak ürünlerinin çeşitliliği bu niteliğin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı yörelerde kerestecilik temel sanayiyi oluştururken, diğerlerinde buğday ve arpa gibi hububatgiller, şarap, yün ve herring (balık) gibi ürünler yerel ekonomilerin temelini oluşturmuşlardır. Bu ürünlerin karşılıklı değiş tokuşu ve ticaretin nisbeten kolay gerçekleşmesi toplumların gelişip, zenginleşmesine ve daha refah bir yaşam sürdürmelerine katkıda bulunmuştur. Avrupa halkları kendilerine kervanlarla ulaşan İslam ve Doğu kaynaklı lüks mallara artık gereksinim duymamaya başlamışlardır. Avrupa’da çok sayıda mevcut düzenli ve kullanılabilir nehirlerin olması karşılıklı ticareti kolaylaştırmıştır. Avrupa’nın denizlerle kuşatılması gemi endüstrisinin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Baltik ve Kuzey denizleri, Akdeniz ve Karadeniz arasında deniz ticareti yapmak kolaylaşmıştır. Arada bir harpler ve salgınlar gibi nedenlerle bu ticaret yolu tıkanıyor ise de, bu coğrafi özellikler genel olarak Avrupa halklarının iyi beslenmesinde ve zenginleşmesinde olumlu bir rol oynamıştır. Uzun mesafeler arası yapılan bu ticaret zamanla kredi sisteminin, bankacılığın ülkeler arası boyutlara ulaşmasını sağlamıştır. Daha sonraları sigorta sisteminin yerleşmesi ve ekonomik stabilite özel teşebbüsün gelişmesi ve yerleşmesine alet olmuştur. Kuzey denizinin kaba ve dalgalı olması sağlam ve dalgalara dirençli gemilerin inşa edilmesini gerektirmiş ve deniz ürünleri de Avrupalıların iyi beslenmelerine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu arada gemi sanayisi okyanuslara dirençli gemileri inşa edebilecek boyutlara ulaşmıştır. Giderek büyümekte olan gemilerle bo miktarda mal taşımak mümkün olmuştur. İslam dünyası ve Doğu ülkeleri, Çin ve Hindistan örneğin, hafif tonajlı, manevrası kolay küçük gemilerle yetinmişlerdir. İlerde bunun da zararını çekeceklerdir, Müslüman’lar.

Batı’da politik sistem parçalı olduğundan yerel ekonomiyi tam anlamı ile denetlemek mümkün olamamıştır. Yerel ekonomi politik sistemlerden ve denetimlerden bağımsız olarak gelişebilmiştir.

Doğuda, İslam ülkelerinde ve Çinde faiz karşılığı borç para verenler tefeci olarak aşağılanmışlar, mal alış verişinde arabuluculuk yapan tüccarlar küçük görülmüşlerdir. Bu yüzden İslam dünyasında ticaret yeterince gelişememiş, toplumlar Avrupa’nın ekonomik zenginliği ile rekabet edemez hale gelmişlerdir. İslam ülkelerinde mevcut merkezi otoriteler ticarete direkt olarak müdahale edebilmişlerdir. Avrupa’da böyle bir santral otorite yoktur. Çünkü Avrupa ülkeleri farklı hükümetler ve otoriteler tarafından yönetilmektedirler. Bu otoriteler arasında rekabet mevcuttur. Birçoğu ülkelerinde ticaretin rahat bir şekilde yapılabilmesi için yasalar çıkartmışlar ve ticaret yapmayı kolaylaştırmışlardır. Bunun için ticaret vergileri azaltılmış ve ticaret yapmak cesaretlendirilmiştir. İslam ülkelerinde ve daha da bariz olmak üzere Hindistan Moğol imparatorluğunda vergiler tüccarların belini kıracak kadar yüksek tutulmuştur. Avrupada prenslikler, kraliyetler, monarkiler ve benzerleri arasında ortaya çıkan rekabet bir yandan vergilerin düşmesine, öte yandan ticaretin artmasına neden olarak, Avrupa’lıların zenginliğinin temelini oluşturmuştur.

Evet.. İslam ülkeleri ekonomi konusunda birçok yanlışlıklar yapmışlardır. Bu yanlışlıkların fiyatını acı bir şekilde ödemişlerdir. Ekonominin santralizasyon bu yanlışların en büyüğüdür. Bugün bile Türkiye’de ekonomi tam olarak bağımsız değildir. Devlet ekonomiye yerli yersiz, gerekli gereksiz müdahale etmekte ve en büyük tüccar ve işveren olmayı sürdürmektedir. Eski, köhne ve kötü huylardan kurtulmak zordur. İslam dini bu merkezileştirme sürecinin en büyük nedenidir. İslam’ın ekonomik politakası ölü doğan bir çocuk gibidir.. Müslüman ülkelerin ekonomisine geçici olarak katkıda bulunmuş, defolu olduğundan bu sistem yalnız sultan ve padişahlara ve rejimin üst kademesini oluşturan büroktratlara hizmet etmiş, onların altına inememiştir. Müslüman halk cehalet ve fakirlikten kurtulamamıştır. Bu ekonomik sistemde sermaye birikimi mümkün değildir. Marx ve Engels’in değildiği gibi, özel mülkiyet cesaretlendirilmemiştir. Ülke, üzerinde yaşayan insanlar dahil, padişahların malıdır. Vezirler arasında bile zamanla çeşitli yöntemlerle zengin olanların para, mal ve mülkleri, onlar itibardan düşer düşmez, padişah tarafından gasbedilmiştir.

Müslüman kardeşlerimiz umarım artık Müslüman ülkelerin neden geri kaldıklarını anlamaya başlamışlardır..

HACI

haci
09-01-2005, 21:37
SERMED-İ_MAHDUT

Bu son cevabini cok sevdim.. keh keh kehhhhhhh

HACI

10-01-2005, 03:33
http://kitap.hakikatkitabevi.com/cgi-bin/cgi.exe/ilmihal/query=%5Bjump!3A!27!28iki29!29!27%5D/doc/%7B@3798%7D?

http://kitap.hakikatkitabevi.com/cgi-bin/cgi.exe/ilmihal/query=%5Bjump!3A!27!28iki30!29!27%5D/doc/%7B@3852%7D?

İslamiyetin, hangi ekonomik sistemi benimsediği ve nedenleri ile ilgil bir yazı yazacağım.