PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : SİYASAL İSLAMIN SEMBOLÜ


06-04-2006, 02:34
Yıllardır ülkemizde bir türban tartışmasıdır sürüp gidiyor.Bu tartışmada
gözümüzden kaçan husus türbanın siyasal islam tarafından sembol olarak
kullanılmasıdır.Evet *bunlar *emellerini gerçekleştirmek için türbanı bir sembol haline getirdiler.
*Siyasal islamın sembolu olan türbanı demokrasi yaftası altında insanlara
kabullendirmeye çalışıyorlar.Ne yazık ki kimi insanlarımız da demokrasinin
gereği olarak bunları haklı görmektedirler.Ben olayın bu boyutunu irdelemek
istiyorum.Demokrasiyle yönetilen ülkelerde inanç özgürlüğü vardır.Her kesin
düşünce ve inanç özgürlüğü vardır.Laik bir ülke olmanın gereği de budur.
Şimdi diyecekler ki mademki inanç özgürlüğü var türban niye yasaklanıyor.
Ama unuttuğumuz bir gerçek var.Bu özgürlüğün bir de sınırı vardır.Sen bu
özgürlüğünü kalkıpta beni yok etme aracı olarak kullanırsan o zaman birileri
sana dur diyecektir.Ülkemizin gerçeği de budur.Siz şimdiye kadar sokakta
türban takan birine müdahele edildiğini gördünüz mü?Kimsenin namazını kılma-
sına,orucuunu tutmasına yani ibadetlere inançlara müdahele edildiğini gör-
dünüz mü?O zaman sorun nedir?Sorun laik demokratik Türkiye Cumhuriyetini
yıkıp dine dayalı bir yönetim şeklini getirmektir.İşte bu noktada türbanı
kullanmaya çalışıyorlar.Ben bir devletim.Benim kurumlarım var.O kurumlarda
bir takım kurallar koyuyorum.Bunlardan biri de kıllık kıyafet yönetmeliğidir.
Sen okurumlara girerken bunu zaten kabullenerek giriyorsun.Okullar için de
aynı şey geçerli.Hiç kimsenin benim özgürlüğüm var diyerek bu kuralları
ortadan kaldırmaya hakkı yoktur.İşine gelmiyorsa başka bir şekilde başının
çaresine bakmak zorundasın.Devlet artık sokaklara da müdahele etmeye başladı
itirazlarınızı da duyar gibiyim.Sen eğer benim kurumumda idarecilik yapıyor
san iyi örnek olmak zorundasın.Benim hedefim çağdaş uygar bir ülke olmaksa
kılık kıyafetinle öğrencilerime örnek olmak zorundasın.Yok işine gelmiyorsa
çeker gidersin.Elinizi vicdanınıza koyun şu kılık kıyafet yönetmeliği olmazsa
kurumlardaki laçkallığı düşüne biliyormusunuz.Hele bizim gibi demokrasi
kültürü tam yerleşmemiş bir ülkeyse.Evet bu demokrasi havarisi geçinen bu
siyasal islamcılara şunu sormak istiyorum.Acaba şeriatla yönetilen ülkelerde
demokrasi adına bir şey var mı?Ondan sonra da gelip bana özgürlükten,demokra-
siden dem vurmasınlar.Bence demokrasiyi özgürlüğü ağızlarına almasınlar.
Buna hakları yoktur.
*Sonuç olarak bunların tuzağına düşmeyelim.Ben iddia ediyorum bu ülkede
türban yasak değildir.Bu ülkede her kes ibadetini inancını özgürce yerine
getiriyor.Onlar gibi düşünmeyen insanlar bunlar tarafından acımasızca katl
edildi.Laik demokratik cumhuriyetimize sahip cıkalım.Bunların amacı türbanı
kullanarak bu ülkeye şeriatı getirmektir.Ama onlar şunu bilsinler ki bu ülke
Atatürk Türkiye'sidir.Hiç bir zaman bu hain emellerine ulaşamıyacaklardır.
Her kesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum.Saygılarımla...

Mutezile
06-04-2006, 07:35
Arkadaş güzel bir konu açmışsın, teşekkür. İlk fırsatta katkı yapacağım..

Bu çok önemli konuyu daha önce sitemizde defalarca tartışmaya açmıştık. Ama elzemliği, hayatiyetliği açısından bakıldığında; ne kadar çok açılsa yeridir..

aspartam
06-04-2006, 10:25
Kardeş kendi içinde çelişkiye düşüyorsun.Hem diyorsun ki:Sokakta kimsenin kılık kıyafetine karışan var mı? Hem de kılık kıyafetinle öğrencilerine örnek olmalısın yani sokakta da başörtüsü takamazsın diyorsun.Bu durum ancak sizin gibi fosilleşmiş zihniyetlerin pardon ler takısını kullanmamam lazım çünkü bu tür laiklik anlayışı sadece Türkiye de var.laikliğin beşiği Fransa da bile böyle bir uygulama göremezsiniz.Orada sadece devlete ait ilk ve ortaöğretim kurumlarında dini kisve yasağı görebilirsiniz.Devlete ait üniversitelerde bile böyle bir yasak söz konusu değil.Kraldan fazla kralcı olmakta böyle birşey olsa gerek.Bu arada çok değerli kılık kıyafet yönetmelikleriniz *(bak kanun demiyorum çünkü böyle bir kanun yok) resmi kurumlarda (kamu tabirini de kullanmıyorum,kamu halk demektir.Tabi bizim çokkk kıymetli devletlülerimiz bunu bilmezler,aslında bilmemezlikten gelirler.Bide onlardan emekli olanlarının da bugün adı sanı hatırlanmıyor) adeta donuna kadar bacağı açık ,nerdeyse göğüsleri fırlayacak kadar bağrı açık dolaşan çok değerli hanımefendiler hakkında da birşeyler diyor mu acaba?Zira biz öğrencilik yıllarımızda bunlardan çok gördükte.Bizlere çok güzel örnek oluyorlardı.

aspartam
06-04-2006, 11:21
İlgili yönetmeliği ben yazayım;
Madde 4 - Kurum ve kuruluşlarda görevli memur, sözleşmeli personel, geçici personel ile hizmetliler ve işçilerin giyimlerinde sadelik, temizlik ve hizmete uygunluk esastır.

Madde 5 - 2 nci maddede sözü edilen personelin kılık ve kıyafette uyacakla*rı hususlar:

Kadınlar;

( Değişik 03.01.2002 *Tarih ve *24629 sayılı Resmi Gazete ) Elbise, pantolon, etek temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabılar ve/veya çizmeler sade ve normal topuklu, boyalı, görev mahallinde baş daima açık, saçlar düzgün taranmış veya toplanmış, tırnaklar normal kesilmiş olur. Ancak bazı hizmetler için özel iş kıyafeti varsa görev sırasında kurum amirinin izni ile bu kıyafet kullanılır.

Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.”

pante
06-04-2006, 13:00
Harika bir yönetmelik!
Çağdaş , modern bir giyimi şart koşuyor.
Sade , aşırılıktan uzak , ne teşhirci transparan ne de
takke , şalvar , cübbe , çarşaf , türban..

Böyle bir yönetmelik olmasaydı , molla giyimlilerden geçilmezdi devlet dairelerinde..
Aczmendi giyim tarzı , hırpani Fatih-Çarşamba giyimleri egemen olurdu..
Üniforma gibi türban ve pardesüleriyle ya da kara çarşaflarıyla kadın memurlar ,
Takke , şalvar , cübbeleri ve kara sakallarıyla , ayaklarında mestleriyle erkek memurlar
hiç te iç açıcı olmazdı Cumhuriyet Türkiye'sinde..

Herkes benim inancım , benim din anlayışım , yorumum böyle diyerek kendi kafasına düzen-disiplin oluşturamaz.
Hastanenin, üniversitenin , Ordunun , Polisin , belediye zabıtasının , itfaiyenin , hakimin-avukatın bir giyim disiplini/nizamı var.
Buna karşı olan o kurumda yer almaz.Kendi özel işinde , ticarette , sanatta uğraşır.

Tabi amaç bu düzeni disiplini değiştirmek bozmak olunca , bu huzursuzluklar kaçınılmaz olur.
Huzursuzluğun kaynağı bu yönetmelikler midir yoksa bunlara karşı koyanlar mı? İnsaf!!

AMD
06-04-2006, 13:31
Müslüman kadınların, örtünmesine karşı çıkıp, yarı çıplak gezenlere, ses çıkarmamak, açık bir çifte standarttır.

Victor Hugo, hatıralarında çok ilginç bir pasaj var.Bu pasajda, Türklerin, batıyı taklid uğruna onların giyimlerini taklid etmesinden sözeder.Batılılar gibi olmayı, çağdaşlık olarak Osmanlının algıladığını söyler.Dahası, batı medeniyetinin giyimini çirkin olarak tanımlar.
Velhasıl

*Batı Victor Hugo'yu büyük *bir romancı olarak tanıtır.Ama batı medeniyetini, yerden yere vurduğunu ve eleştirdiğini asla söylemez.
*Benzer şekilde, Dostyevski, büyük realist romancıdır.Ancak Hz.Muhammed'in hadislerini içeren bir kitap derlediği yıllarca gizlenmiştir.

Kısacası, batı kendisinden tiksinen düşünürlerinin, görüşlerini kamufle etmeyi bilmiş ve en güzel yollarla kültürünü bizlere empoze etmiştir.Türkler ise, kendi kültürlerine ihanet ederek, batı kültürünü örnek almayı çağdaşlık olarak saymıştır.

Bugünkü, aydınlarımız,atatürkçülerimiz,ateistlerimiz, kadının örtüsüne dil uzatırlar.Örtünmeyi, kara böceklere benzemekle eş tutar ve yobazlık olarak etiketlerler.Ancak unutulan bir husus vardır: ''Kurtuluş savaşında, cephede mermi taşıyan bacılarımız hepsi örtülüydüler.Yine kurtuluş savaşında çekilen resimlere bakılırsa, Mustafa Kemal'in yanında o yobaz dediğiniz, sakallı ayağı mestli insanları görürsünüz.''
Yine sizin, yobaz olarak, gerici olarak nitelediğiniz islamcılardan olan ve İstiklal Marşının yazarı olan Mehmet Akif, ''Bacımın örtüsü batmak cahilin gözüne, tükürsem yüzüne vallahi yazıktır'' demektedir.
Yine bugün, bu ülke uğrunda canlarını vermiş, Çanakkalede ölmüş olan şehitlerimiz, hepsi müslümandılar.Allah Allah demek veya kelime-i şehadet getirmek son cümleleri olmuştur.
Şimdi, sizler bu siteler üzerinden, bugün islama hücum edebiliyorsanız, bu insanlar sayesindedir.Ancak bu tavrınız, bu anlayışınız tek cümleyle:

Atalarımıza,şehitlerimize,kültürümüze, tarihimize, özümüze ihanettir.

pante
06-04-2006, 13:49
Bunu özellikle mi yapıyorsunuz bilemiyorum..
Ezkamo kardeşimiz yazısında gayet güzel açıklamış..
Hiç kimsenin toplumsal yaşamda giyimine , kuşamına , inancına , ibadetine karışılmıyor..
Ama devlet ve kamu kurumlarının bir nizamı bir disiplini var..
Kamu alanlarındaki kısıtlamayı , sanki her yerde böyle bir yasak varmış gibi sunmak da , bu siyasetin taktiklerinden olsa gerek..
Tabi ki devrimlerden önce , o bahsettiğiniz örnekler olacaktı..
Ama bir Kıbrıstaki müdahalede o örnekleri göremezsiniz.
Devrimlerden önce fes giyiliyordu diye , bugün de giyilmesini bekleyemezsiniz.
Sürekli yarı çıplak - mini etek *örnekleriyle konuyu çarpıtamazsınız.
Çünkü kamu alanlarında onlara da izin verilmiyor.
Gözünüz onları görüyor nedense ama , İran'a , Arabistan'a *turist ya da görev gereği giden kadına dahi zorla başının örttürülmesini görmüyor!!
Amaç türban takmak isteyenlere özgürlük değil , herkesin başını kapamak..
Türkiye'de sözde Üniversitedeki , devlet dairesindeki kadının başını kapama özgürlüğünü savunarak , kadın hakkı aradıklarını zannedenler , şeriat ülkelerindeki kadınlara uygulanan işkence ve eziyetleri asla ağızlarına almıyorlar..
Bu da ne tür bir amaç içinde olduklarının en açık göstergesi..

Jakoben
06-04-2006, 14:45
kılık kıyafet yönetmeliği gayet *yerinde ve akılcıldır, herkesi kapsar sadece müslümanları

değil, mesela adam REALYAN sa ve inançları doğrultusunda UZAYLI KIYAFETLERİ giymek

isterse ne olacak o kurumun hali veya şamansit adamda çıkabilir o ne giyecek inançları

doğrultusunda???


böyle akılcıl ve barışçıl bir yasayı deldirmek SİYASAL İSLAMCILARINDA hayrına olmaz yazık olur

sokaklarda kara çarşafalı türbanlı insnlar var, isteyen camiye gidip namaz kılabiliyor türkiyede

sunni islama herhangi bir baskı yoktur, alevilere ve diğer inançlara baskı vardır,

bırakında bir kılık kıyafet yönetmeliği olsun ve dostlar..


yok kafayı taktıysanız irana arabistana buyurun..

06-04-2006, 14:55
Bunu özellikle mi yapıyorsunuz bilemiyorum..
Ezkamo kardeşimiz yazısında gayet güzel açıklamış..
Hiç kimsenin toplumsal yaşamda giyimine , kuşamına , inancına , ibadetine karışılmıyor..
Ama devlet ve kamu kurumlarının bir nizamı bir disiplini var..
Kamu alanlarındaki kısıtlamayı , sanki her yerde böyle bir yasak varmış gibi sunmak da , bu siyasetin taktiklerinden olsa gerek..
Tabi ki devrimlerden önce , o bahsettiğiniz örnekler olacaktı..
Ama bir Kıbrıstaki müdahalede o örnekleri göremezsiniz.
Devrimlerden önce fes giyiliyordu diye , bugün de giyilmesini bekleyemezsiniz.
Sürekli yarı çıplak - mini etek örnekleriyle konuyu çarpıtamazsınız.
Çünkü kamu alanlarında onlara da izin verilmiyor.
Gözünüz onları görüyor nedense ama , İran'a , Arabistan'a turist ya da görev gereği giden kadına dahi zorla başının örttürülmesini görmüyor!!
Amaç türban takmak isteyenlere özgürlük değil , herkesin başını kapamak..
Türkiye'de sözde Üniversitedeki , devlet dairesindeki kadının başını kapama özgürlüğünü savunarak , kadın hakkı aradıklarını zannedenler , şeriat ülkelerindeki kadınlara uygulanan işkence ve eziyetleri asla ağızlarına almıyorlar..
Bu da ne tür bir amaç içinde olduklarının en açık göstergesi..
-------------------------------------------------------------------------
Panteidar kardeşim düşüncelerime tercüman olduğun için teşekkür ediyorum.
Birde şunu eklemek istiyorum.Bu yazımı eleştiren arkadaşlarımız laik demok-
ratik cumhuriyetten yanalar mı değiller mi?İlk önce eleştirilerinde bunu
belirtsinler.Veya açıkça meydana çıksınlar biz bu düzeni değiştirip şeriatı
getireceğiz desinler.Biz de ona göre onlara düşüncelerimizi belirtelim.
Sevgilerimle...

aspartam
06-04-2006, 15:16
Yaw ben diyorum ki adamlar kendi koydukları yönetmelikleri kendileri uygulamıyorlar.Yönetmeliğe göre kadınlar resmi yerlerde *kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyemez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyemez.Peki bu yönetmelik çiğneniyor mu?Çiğneniyor.Peki kamusal alan gerekçesiyle tesettürlüleri kampüslere,askeri alanlara,bazı kamu kurum ve kuruluşlarına,çankaya köşküne almayan zatı şahaneler mini etekli,strechli,kotlu,dekolteli giyinene bayanları bu kamusal alanlara alıyorlar mı?Alıyorlar.Peki bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?Ben buna kendi putunu acıkınca yemek derim.(hani helvadan put yapıp acıkında onu yiyorlarmış ya)Yasaları kendiniz yapıyorsunuz,yönetmelikleri kendiniz çıkarıyorsunuz sonra onları yine kendiniz çiğniyorsunuz.(kılık kıyafet kanununa göre erkeklerin şapka giymesi gerekir.Hani nerde?Bu yasayı uygulamayan ve çiğnenmesine göz yuman herkes suç işlemektedirler.

AMD
06-04-2006, 15:20
Amaç herkesin başını kapatmak deyip, başı örtülüleri toplumdan dışlamak, eğitim haklarını ellerinden almak, laiklik ve demokrasinin hangi ilkesi ile bağdaşmaktadır?
Kamusal alan deyip, bir devlet dairesine işi icabı giden kadını, ''başını açmadan giremezsin'' deyip içeri almamak, üniversitelerin kapısında ağlatmak hangi hukuk-adalet ilkesi ile bağdaşır?

İnancı gereği, başını örten bir kadını, potansiyel irticacı gözü ile görüp, yurtdışında eğitimine devam etmek ya da evinde oturup hayallerinin yıkılışına seyretmeye mahkum etmek hangi eşitlik ilkesine sığar?
Demokrasi diyorsanız, demokrasinin temel ilkelerinden biriside, eşitliktir.Bu ilekde toplum hiç bir inanç,ırk,din,dil ayrımına tabi tutulmaksızın, tüm vatandaşlar eşit hak ve özgürlüklere sahiptirler.Demokrasinin bu temel ilkesini es geçip, insanları irticacı diye yaftalamak ve ikinci sınıf ilan etmek, ancak ve ancak baskıcı rejimlerde olur.
Üniversite sınavlarında, ''türbanlılarrrrrrrrrrr'' *başınızı kapıda açıp içeri öyle girin diyen bağıran zihniyetlerin olduğu bir ülkede demokrasi ve laiklik ahkamı kesmek, basiretsizliğin ta kendisidir.

Bir müslümana şeriatçımısın diyie bir soru sorulması kadar, absürd birşey olamaz.Şeriat Allah'ın kanunudur.
''Biz sizden herbirinizi bir şeriat üzere kıldık'' ifadesi, şeriatın Allah c.c kanunları olduğunu ifade eder.
Evet şeriatçıyım bu bağlamda.
Son zamanlarda yapılan anket, toplumun %75 kesiminin başörtülü ve sakallı kimselerden rahatsız olmadığını ortaya koydu.Ancak şu anda, burda rahatsızlığını ilan eden kesim, %20'ye hapsolan kesim.Bu kesim, %75 hatta 80'lere varan kesimin, iradesini hiçe sayıp, demokrasinin, en temel unrusu olan çoğunluk ilkesini devre dışı bırakmaktadır.
Kıscacası, demokrasinin
1-Eşitlik
2-Çoğunluk ilkeleri kesilip atılmıştır.Bu ülkede.Adı demokrasi olan bir sistem vardır bu ülkede.
Bizim demokrasimiz, %20 hatta 10 lara varan kesimin isteklerine göre hareket etmektedir.Bizim demokrasimiz topaldır, sakattır.

Ancak ve ancak sizler gibi toplumsallaşamamış insanlar, bu gibi toplumun genelinin kabullerine karşı çıkarlar.Bir kimse, kendi değerleri ile toplumun değerli arasındaki dengeyi kurabildiği ölçüde toplumsallaşabilmiş, sağlıklı bir birey olabilir.Bu bağlamda sizleri, kendi kimliği ile, toplumsal kimliği çatışan, hastalıklı, kimlik bunalımındaki bireylersiniz.Bunu ben demiyorum.Sosyoloji bilimi söylüyor.

06-04-2006, 15:40
Müslüman kadınların, örtünmesine karşı çıkıp, yarı çıplak gezenlere, ses çıkarmamak, açık bir çifte standarttır.

Bugünkü, aydınlarımız,atatürkçülerimiz,ateistlerimiz, kadının örtüsüne dil uzatırlar.Örtünmeyi, kara böceklere benzemekle eş tutar ve yobazlık olarak etiketlerler.Ancak unutulan bir husus vardır: ''Kurtuluş savaşında, cephede mermi taşıyan bacılarımız hepsi örtülüydüler.Yine kurtuluş savaşında çekilen resimlere bakılırsa, Mustafa Kemal'in yanında o yobaz dediğiniz, sakallı ayağı mestli insanları görürsünüz.''
Yine sizin, yobaz olarak, gerici olarak nitelediğiniz islamcılardan olan ve İstiklal Marşının yazarı olan Mehmet Akif, ''Bacımın örtüsü batmak cahilin gözüne, tükürsem yüzüne vallahi yazıktır'' demektedir.
Yine bugün, bu ülke uğrunda canlarını vermiş, Çanakkalede ölmüş olan şehitlerimiz, hepsi müslümandılar.Allah Allah demek veya kelime-i şehadet getirmek son cümleleri olmuştur.
Şimdi, sizler bu siteler üzerinden, bugün islama hücum edebiliyorsanız, bu insanlar sayesindedir.Ancak bu tavrınız, bu anlayışınız tek cümleyle:

Atalarımıza,şehitlerimize,kültürümüze, tarihimize, özümüze ihanettir.
----------------------------------------------------------------------------
Sevgili Amd kamusal alan dışında kimse kimsenin giyim kuşamına karışmıyor.
İsteyen istediği şekide giyiniyor.Bu insanların özgürlüğüdür.Kimsenin buna
karışmaya hakkı yoktur.Ve kimsede karışmıyor.Neden bunu anlamaya çalışmıyor-
sunuz.İkincisi.Kurtuluş savaşından bahs ediyorsun.O insanlar sanki lidersiz
bu savaşı kazandılar anlatımına göre.Atatürk'ü niye ağzınıza almıyorsunuz.
O insanlar bu lider tarafından yönlendirilmemiş olsaydı o kuru kalabalıkların
bir anlamı olurmuydu.Tamam temelinde milletin gücü var.Ama liderliğin hakkını
da vermek gerekir.Türküyle,kürdüyle,lazıyla,çerkeziyle,alevi siyle,sunisiyle
bu savaş kazanılmış ve milli beraberlik ruhuyla bu cumhuriyet kurulmuştur.
Bu kültürlerin barış içerisinde bir arada yaşamasını sağlayan da laiklik
olmuştur.Atatürk bunu gerçekleştirdi.İŞte sizler siyasal islamcılar bu
huzur ve barış ortamını şeriat özleminizle baltalamaya çalışıyorsunuz.Sizin
gibi düşünmeyen insanlara şeriatı zorla dayatmaya çalışıyorsunuz.Bizim karşı
çıktığımız husus budur.Bırakın her kes inancında özgür olsun.Tebliği insan-
lara dayatmayın.Dini siyasete çıkarlarınıza alet etmeyin.
Batı kültüründen bahs ediyorsun ama arap kültüründen hiç bahs etmiyorsun.
Oysa biz Türküz.Biraz da yönümüzü Hacı Bektaşlara,Mevlanalara,Yunuslara vb.
çevirsek fena mı olur.İslamı ne güzel yorumlamışlar.Diyeceksin ki bizim
rehberimiz kutsal kitabımızdır.O zaman ben de derim ki o mezhepler neyin
nesi.Onlar da yorum değil mi?Sevgilerimle...

pante
06-04-2006, 15:43
"Bir müslümana şeriatçımısın diyie bir soru sorulması kadar, absürd birşey olamaz.Şeriat Allah'ın kanunudur.
''Biz sizden herbirinizi bir şeriat üzere kıldık'' ifadesi, şeriatın Allah c.c kanunları olduğunu ifade eder.
Evet şeriatçıyım bu bağlamda."

Müslüman , hristiyan , musevi ne olursan ol.
İnancına , ibadetine kimse karışmaz.
Ama bir hristiyan , bir müslüman , bir yahudi çıkıp da , "ben şeriatimin uygulanmasını istiyorum"
dediğinde ona "dur bakalım" denir..
Sen de AMD ""dur bakalım orada!
Müslüman olmak sana devlet düzenini , cumhuriyeti , demokrasiyi yıkma , onun yerine teokratik bir rejim kurma hakkını vermiyor.
Hiç kimse ister şeriat , ister faşizm , isterse komünizm gibi bir dikta rejimi getirip demokrasiyi , insan hak ve hürriyetlerini rafa kaldıramaz.
Türkiye cumhuriyetini Arabistan'a , İran'a , afganistan'a benzetemez.
Oraları beğenen gider orada yaşar..
O yüzdelerinin hiçbiri doğru değil.
Türkiye'de halkın %90'ına yakını demokrasiden ve Atatürk ilke ve devrimlerinden yanadır.
Şeriatçi oranı ise %10'u geçmez.
Şeriatçi+Bölücü *ortaklığında belki %15'i bulursunuz...

AMD
06-04-2006, 16:15
Çok ilginç.Yazımda, ne şeriat devleti kurmaktan bahsettim, ne de Demokrasiyi yıkmaktan.
Sadece:
*Demokrasi ilkelerinin uygulanmadığından
*Başörtülü kadınlara, haksızlık edildiğinden bahsettim.

Sırf bunları söyledim diye, ''şeriat devleti kurmak istemekle'' itham edildim.Mustafa Kemal'in eşi başörtülü değilmiydi.Mustafa Kemal bu ülkede ölçü ise, kimse Mustafa Kemal'in müslüman kadınların başörtüsüne iliştiğine dair delil gösteremez.
Mustafa Kemal, vatan haini ilan edildiğinde, Ankara müftüsü Rıfat Börekçidir ''öldürülmemesi için fetva veren''.Asıl sizler, Mustafa kemal'in yanındaki din adamlarını ağızınıza almıyorsunuz.Çünkü önceki yazınızda, belirtildiği üzere, şalvar-mest...vb sembolleri irtica ile özdeşleştiren siz değilmisiniz.Yazılarımda şeriat devleti kurulmasına ilişkin hiçbir ifade yoktur.Mustafa Kemal'i itham edici hiçbir ifadede yoktur.Konu bellidir.Başörtülü bayanlara ayrımcılık uygulamasının ne deomokrasi nede laiklikte yeri olduğudur.Beni şeriat devleti kurmak istemekle itham edip, konuyu farklı mecralara çekiyorsunuz.
Türk halkının, kürdü,türkü,çerkezi,lazı ile sakallı ve başörtülü kadınlardan rahatsız olmayışı yanında, şeriat devleti istemeyişi (tahminimiz) sizlerin, toplumun, kabulleri ve manevi değerleri ile çatışan, toplumsal kimlik bunalımı yaşayan insanlar olduğunuz gerçeğini gözardı etmez.
Temel Problem Şudur: ''Bu ülkenin, cumhurbaşkanı, ordu ve siz aydın olduğunu iddia edenler, halkınızla çatışıyorsunuz.''

aspartam
06-04-2006, 16:18
Sen eğer benim kurumumda idarecilik yapıyor
san iyi örnek olmak zorundasın.Benim hedefim çağdaş uygar bir ülke olmaksa
kılık kıyafetinle öğrencilerime örnek olmak zorundasın.Yok işine gelmiyorsa
çeker gidersin.Ezkamo bu ifadeyi sen kullanmadın mı az önce.Devletin halktan kopuk zatı şahaneleri artık haddini iyice aşarak dini inancı gereği örtünen kadınlara sokakta bile müdahele etmektedirler.Bide diyorsunuz ki sokakta kimseye karışılmıyor.Eğer siz öğretmeni kimseden saymıyorsanız haklısınız ne diyelim?Ha bir de laikliğe el atacak olursak.Laiklik Atatürkün gerçekleştirdiği bir devrim değildi.Laiklik İsmet İnönünün eseridir.Ve Türkiyeye laiklik geldiği zaman Atatürk hasta yatağındaydı.Onun ölümünden sonraki Türkiye için hesaplar yapılıyordu.

pante
06-04-2006, 16:42
Şeriatçi olduğunu söyleyip de şeriat düzeni isteğini belirtmemiş olmak sadece takiyyedir.
Sırası , zamanı gelince , şartlar olgunlaşınca tüm şeriatçiler "kafir düzeni" olarak nitelendirdikleri demokrasiye "kafir ordu" diye nitelendirdikleri ordumuza saldıracakları şüphe götürmez..

Tüm teokratik düzen yanlılarının ortak özelliği , demokratik ortamın nimetlerinden sonuna kadar yararlanmak , kendi rejimlerini kurduklarında ise , "demokrasi-özgürlük" diyenlerin başını ezmektir.

Özgürlüklerin de sınırı vardır.Başkalarının özgürlüklerinin başladığı yere kadar.
Türban bir siyasi simgedir.Mazisi 30 yıldır.30 yıl öncesi böyle bir sorun Türkiye'de yoktu.
Şeriatçi örgütlenmenin yükseldiği dönemde ortaya çıktı.
Destekledikleri siyasi parti muhalefetteyken , meydanları dolduranlar , hergün Türban eylemi yapanlar , partileri iktidar olunca eylemlerine son verdiler.Bu iktidar zamanında 3 yıl içinde yapılmış doğru dürüst bir eylem yoktur.Yarın iktidar değişince , sokaklar yine türban eylemleriyle dolacaktır.Bu türbanın siyasi olduğunun en bariz kanıtıdır.
Kadına değer vermeyen , üzerine 3 kuma getirmeyi , kadına kısıtlı mirası , yarım şahitliği , yarım aklı , eve kapanmayı , çalışmamayı layık gören zihniyet şeriat yolunda da kadının saçını kullanıyor.
Kadın saçının hiçbir mahremiyeti , cinsel özelliği olmadığı halde arap geleneğini , inancı bahane ederek tüm kadınlara , kızlara başlarını kapamalarını tembihliyor , ev toplantılarında , seminerlerde sürekli bu konuları işleyerek Türk kadınını Araplara benzetmeye çalışıyorlar.Kadını cehennem ateşiyle korkutarak aklını çelmeye çalışıyorlar.Komşularına bıktırırcasına her fırsatta türban ve çarşaf tebliğinde bulunuyorlar.Üstelik de bunu rencide edecek şekilde yapıyorlar."Gelin geçek müslüman olun! İslama katılın.Küfürden vazgeçin! Kapanın!" diye sürekli baskı içindeler.
Emelleri belli,Hedefleri belli.
Ülkede bir bölücü tehlike var iken bir de şeriatçi akım ve bunların işbirliği olunca bu hıyanetten başka birşey olmuyor.
Gelin..Bu güzel ülkeye yazık etmeyin..Demokrasiyi tehdit eden unsurlar tehlike olmaktan çıkınca elbette ki demokratik haklar da tam olarak sağlanacaktır.Ancak bu kritik dönemlerde , Misak-ı Milli mücadelesinin verildiği ortamda , asıl birleşilmesi gereken konuyu bırakıp ulusal bütünlüğü bozan , orduyu yıpratan , milletin içine nifak sokan konularla uğraşmayın.

07-04-2006, 00:04
[quote="AMD"Çok ilginç.Yazımda, ne şeriat devleti kurmaktan bahsettim, ne de Demokrasiyi yıkmaktan.
Sadece:
*Demokrasi ilkelerinin uygulanmadığından
*Başörtülü kadınlara, haksızlık edildiğinden bahsettim.
Temel Problem Şudur: ''Bu ülkenin, cumhurbaşkanı, ordu ve siz aydın olduğunu iddia edenler, halkınızla çatışıyorsunuz.
----------------------------------------------------------------------------
Bir müslümana şeriatçımısın diyie bir soru sorulması kadar, absürd birşey olamaz.Şeriat Allah'ın kanunudur.
''Biz sizden herbirinizi bir şeriat üzere kıldık'' ifadesi, şeriatın Allah c.c kanunları olduğunu ifade eder.
Evet şeriatçıyım bu bağlamda
-----------------------------------------------------------------------------
Sevgili Amd iki alıntıyı aldımki konu açıklığa kavuşsun.Kendin itiraf ediyor-
sun.Ben şeriatçıyım diyorsun.Sen bu allahın kanunlarını nasıl uygulayacaksın.
Tabi ki din devleti kurarak.Ama dürüstçe ortaya çıkıp evet biz şeriatı getire-
ceğiz demiyorsunuz.Laik demokratik cumhuriyetten yanamısın değilmisin.Bunu da
belirtmiyorsunuz.Yazdığım yazıyı da lütfen iyi anlamaya çalışınız.Konuyu
çarpıtmayınız.İkinci husus devletin aydınların halkla çatıştığını nerden
çıkarıyorsun.O bahs ettiğin kamuoyu yoklamalarının kaynağı nedir.Bu ülkede
şeriat özlemiyle tutuşanların oyu yüzde onu geçmez.Ben hayret ediyorum.
Ne kadar rahatça söylüyorsun bunları.Ama unuttuğun bir şey var. Bu ülkenin
Atatürk Türkiyesi olduğu.Bu ülkede şeriat halk oylaması yapılsın bakalım.
O zaman göreceğiz.İnsanlarımızın büyük çoğunluğu hem de ezici çoğunluğu
lakliğl benimsemiş durumda.Devletle halkın çatıştığı iddianız saçmalıktır.
Eğer hükümeti kast ediyorsan biz değiştik söylemiyle bu kadar oyu almıştır.
Başka türlü bu kadar oyu sence alabilmeleri mümkün mü?Devlet halkla catışmı-
yor.Siyasal islamcılarla çatışıyor.Büyükanıt Paşanın olayı halkın desteğinin
kimlerden yana olduğunu ortaya çıkarmadı mı?Bana hikaye anlatmayı bırak.
Demokrasiye sığınarak türban üzerinden prim toplamaya çalışıyorsunuz.Yaptı-
ğınız budur.İnsanlarımız aydınlandıkça merak etme bunu da anlayacaklar.
Bundan bir kuşkun olmasın.Sevgilerimle...

07-04-2006, 03:26
Sen eğer benim kurumumda idarecilik yapıyor
san iyi örnek olmak zorundasın.Benim hedefim çağdaş uygar bir ülke olmaksa
kılık kıyafetinle öğrencilerime örnek olmak zorundasın.Yok işine gelmiyorsa
çeker gidersin.Ezkamo bu ifadeyi sen kullanmadın mı az önce.Devletin halktan kopuk zatı şahaneleri artık haddini iyice aşarak dini inancı gereği örtünen kadınlara sokakta bile müdahele etmektedirler.Bide diyorsunuz ki sokakta kimseye karışılmıyorEğer siz öğretmeni kimseden saymıyorsanız haklısınız ne diyelim *Ha bir de laikliğe el atacak olursak.Laiklik Atatürkün gerçekleştirdiği bir devrim değildi.Laiklik İsmet İnönünün eseridir.Ve Türkiyeye laiklik geldiği zaman Atatürk hasta yatağındaydı.Onun ölümünden sonraki Türkiye için hesaplar yapılıyordu.

ATATÜRK' ün LAİKLİK ANLAYIŞI

Din bir vicdan meselesidir herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir.
Biz dine saygı gösteririz, düşünce ve tefekküre muhalif değiliz, biz sadece din işlerini millet ve devlet işleri ile karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. Mürtecilere asla fırsat vermiyeceğiz" Bu sözler Atatürk'ün Laiklik anlayışını açıkça ortaya koymaktadır.(Bunları Atatürk söylüyor Aspartam)

Atatürk'ün laikliği kesinlikle dine karşı değildir
Atatürk Din gerçeğini inkar etmez. Din lüzumlu bir müessesedir" demektedir.
Atatürke göre din "Allah ile kul arasındaki bağlılıktır" Atatürk çeşitli konuşmalarında islam dinini "Akla en uygun, en mükemmel din" olarak tanımlamıştır. İslamlık "Tanrı ile kul arasındaki ilişki demektir.Laiklik bu ilişkiyi koruyup geliştirmeye çalışır.Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir.Hiç bir kimse hiç bir kimseyi zorlayamaz."

Atatürk ve Türban

''Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?
Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir."
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., C. II., s. 217


Bu ülkede türban yasak değildir.Sen devlet görevlisi olmayan sokaktaki türbanlı insanlara müdahele edildiğini gördün mü?Laiklik konusuna gelince alıntıları oku..Doğrusu da bu değil mi Aspartam?

AMD
07-04-2006, 10:37
Ben *din ve vicdan özgürlüğünü savunuyorum.Şeriat devleti, toplum böyle bir sisteme geçmeye kendini hazır hissettiğinde gerçekleşir.Cumhuriyette böyle kurulmuştur.Mustafa Kemal her defasında, ilk TBMM meclisinde, halifeye bağlılığını belirtmiştir.Yani bana isnat ettiğiniz şekilde Takiyye yapmıştır.Hemde en alasını.Yeri zamanı geldiğinde de, açığa vuramadığı düşünceleri Mustafa Kemal paşa, rahatlıkla haykırabilir duruma gelmiştir.Eğer ki samimi müslümanlar, Allah'ın kanunu olan şeriatı bir devlet sistemi olarak istiyorlarsa ve bunu açıkca haykıramıyorlarsa, bu elbette, anormal birşey değildir.Zira Mustafa Kemal'de aynı şeyi yapmıştır.Yapmamıştır diyen yalan söylemiş kendini aldatmış olur.
Biz müslümanlar, mevcut siyasi sisteme, uyarız.Zaten, bunun örneğinide Saidi Nursi'dede görebilirsiniz.Kendisi, Mustafa Kemal'e isyana davet edildiğinde, ''Ahmet Mehmet'e mi kırdıracaksınız.Hepsi müslümandır.'' demiştir.
Sizler İslamdan çekiniyorsunuz.Çünkü islamın nasıl bir medeniyet vücuda verdiğini, insanların gönüllerine girdimi, ne şekilde tesirler yarattığını biliyorsunuz.Eğer türk milleti, kaybettiği öze, imana, islama dönerse, diye korkuyorsunuz.Çünkü bunun sonunun şeriat olduğunu sizlerde bizlerde biliyoruz.Zaten toplumun, büyük kısmının başörtülerden ve şalvarlı sakallı din adamlarından rahatsız olmayışı, bu eski islami kültürün izleridir.Bunun hortlamasından korkuyorsunuz.Velhasıl, bu millet, imansız, kitapsız olsun istiyorsunuz.Görüldüğü üzere, takiyye sadece, islamcılara mahsus bir olgu değildir, zira atamızda zamanında yapmıştır.Kafir orduya saldırma meselesine gelince, bende askerlik yaptım.
Zorla komutanlar askerlere, Tanrı dedirtiyorlardı yemek dualarında.Askerler ''Allah'ımıza hamd olsun deyince, yemekhaneden çıkartıp soğukta bekletiyorlardı.Tanrı dedirtinceye kadar.Askerde Allah demek bile yasak!Namazlı olanlar zaten fişli.Rütbeliler, mescidlerin içlerine bile girimiyorlar.Fişlenecekler diye.Türk askeri müslümandır.Zaten müslüman olmasa, o kadar askeri, kolayca ''haydi aslanlarım gazanız mübarek olsun, ölseniz bile şehit olursunuz'' diye salamazlardı.
Allah'ı askerlerin ağızlarına bile aldırmaya komutanlar, ne hikmetse, Amerika-Irak savaşı başladığında, -türk birlikleri, silopiye kadar gitmek durumunda kaldı.Bizide götüreceklerdi.-
kurban kestirdiler.Askere moral motivasyonu olsun diye el açıp Allah'a dua ettiler.Unutulan ismi yasaklanan Allah bir anda hatırlanmıştı.Biz bunları yaşadık!Biz bunları gördük!
Türk askeri müslümandır.
İslam devleti kurulsa, demokrasi özgürlük diyenlerin başı kesilir, diyorsunuz.Ne yani, Türkiye cumhuriyeti kurulduğunda, İstiklal Mahkemelerinde bir sürü istiklal savaşına katılmış hatta ilk mecliste bulunmuş insanlar, sırf sistemi korumak için idam edilmedimi.Arkadaşım, mevcut sistemler, sırf kendilerini korumak için tedbir alırlar ve aykırı bulunanlar ortadan kaldırılır.Bu normaldir.Zaten bugün, sistemi korumak bahanesi ile, toplumda başörtülü ötrüsüz ayrımınıda siz yapmıyormusunuz.Nereden tutsanız elinizde kalıyor.
İslam kültürü, her zaman insancıl olmuştur.Bunun izleri tarihte vardır.Havra-kilise-cami yanyana durabilmiştir.Yahudiler islam topraklarıda zengin olmuşlardır.Osmanlı, Avrupada bir zamanlar kendilerine yaşama hakkı vermeyen, çingene ve yahudilere kucak açmıştır....ancak kendisini tehdit eden, dinine din uzatan kafirlerinde kellesini almıştır.
türbanlı bayan, demekki, sizin özgürlük alanınıza müdahale ediyor.Allah Allah.
Şöyle diyeyim,Sosyolojide, içli dışlı mesafe vardır.Bu mesafe 35 cm'dir.Bu mesafeden yakın olursa insan rahatsız olur denir.Siz otobüste bir bayanın içine gömülürken, bu o kişinin kişisel özgürlük alanına tecavüz etmiyorsunuz, ama türban taktımı, sizin özgürlüğünüzü engelliyor.Allah Allah.
o siyasi partiyi desteklemek gericilikse, o zaman bu milleti iradesine hakaret ediyor sayılırsınız.Çünkü o partiyi milli irade seçmiştir.Bu ifadeniz, bile objektif olursanız, bu milletle çatıştığınızı gösterir.
Ayrıca Mazlum-Der tarafından başörüsü eylemleri düzenli olarak hala gerçekleştirilmektedir.Zaman zaman o siyuasi partide eleştiri oklarına hedef olmaktadır.

Kadına 3 Kuma Getirmek diye birşey yoktur.İstediği geneleve gidip, sayısız kadınla para karşılığı birlikte olabilen zihniyet, kadının hertürlü hukuki ve sosyal sorumluluğunu üzerine almaya korkmaktadır herhalde.zira islam geldiği toplumun örfüne söz tanımıştır.Sözkonusu nisa suresi 3.ayet, Hz.Muhammed'in vefatından iki yıl önce nazil olmuştur.Böylece sınırsız sayıda kadınla evlilik, 4'e çekilmiştir.Ayetlerin devamında, kadınlar arasında adalet sağlamak açısından aslolanın, tek eşli evlilik olduğu belirtilmiştir.Madem ki Rasul, kadın dükünüydü neden, sınırsız sayıda kadınla evliliği önce 4'e sonra, 1'e çekti??

Kadına Yarım miras:
Kuranda kadına yarım miras yanlış bir ifadedir.Erkeğe iki, kadına bir pay ölen kişinin çocukları olması durumunda sözkonusudur.Bunun haricinde, ana-baba; kız ve erkek kardeşlere eşit paylar verilmiştir.Bunları görmezden gelmek ne büyük basiretsizliktir.
Kadınların Yarım aklı:
Böyle bir beyan Kuranda yoktur.Zira, iki kadın şahitliği tek erkek şahitliğine denk geldiği söylenir.Burda amaç kadınların, daha duygusal, heyecanlı olmaları nedeni ile, bir unutma durumunda birinin diğerine yardımcı olması içindir.Buda islamın kadına rahmet belgesidir.

Kadının Saçının Cinsel Mahremiyeti Olmaması:
Madem saçın bir cinsel açıdan önemi yok, neden kadınlar saç bakımına bu kadar önem veriyorlar.Neden reklamlarda daha doolgun daha seksi saçlar için gibi ifadeler yer alıyor.
Başörtüsünün arap örfü olduğu bir gerçek olabilirsede, aynı şekilde kadınları güzel saç bakımı ile daha seksi kışkırtıcı olabildikleride bir gerçektir.Başı örtmek bir edep tarzıdır.Said Bin cübeyre görede saçın açık olması mekruhtur.Haram değildir.
Örtünmek Allah'ın bir emridir.Bu illa çarşafla olacak diye bir şart koymamıştır.Kuran cilbab der.Artık bu kritere uyacak giysiyi seçmek kişinin kendi seçimidir.İster manto, pardesü, istersede, uygun bir mont.Ancak bir kesim illa çarşaf diye diretirse, işte o zaman gercilik *yobazlık olur.
Arkadaşım, hangi islamcı ülkenin bir köşesine bomba koymuş söylermisin?amerikanın koynunda besleyip büyüttüğü örgütleri bize söyleme.Pkk ile işbirliğinde olan ancak sol örgütlerdir.Geröek bir müslüman müslüman kanını akıtmaz!
Bu ülkeye, milleti dinini imanını unutturarak, asıl nifakı sizler sokuyor, özünü unutmuş soysuz bir toplum yaratma yönünde dev adımlar atıyorsunuz.

AMD
07-04-2006, 11:43
Öncelikle şunu diyeyim:
Burda ateisler, insanların kutsallarına: Allah, kitap,peygamber,sahabeler gibi değerelere imalı veya doğruda hakaret ediyorlar.Bazen dalga geçiyorlar.normal eleştri yapılsa eyvallah;ama öyle değil.Buna dayanamayan müslümanlarda film kopuyor tabi.Adamlarda hiçbir değer yok ki, ne Allah ne kitap, hiçbir kutsal yok.tahrik olan müslümanda başlıyor bu adamlara sövmeye.(pante övgüler sövgüye dönmesin demişti onun için bunları yazdım)


İrandaki rejime islam demek doğru değildir.baskı zorlama rejimidir.

Bu memlekette müslüman var mı?
Bu yapacağınız müslüman tanımına bağlıdır.Bu mesele çok uzun.(tartışmanın özünden uzaklaşmasınıda istemiyorum)Ben size tanımımı kısaca vereyim:

*İslamın 5 şartını yerine getiren müslümandır.
*Müslümanım deyipte, 5 şartı yerine getirmeyenlerin durumunu Allah'a irca ediyorum.
*Mümin ise 5 şartı yerine getiren ve iman kalbine girmiş kimsedir.
*Günahı kebair (büyük günah) işleyenler, zina-hırsızlık-namazın terki iman dairesinden kişiyi çıkartır diye düşünüyorum.(En doğrusunu Allah bilir)
Buna göre, bu ülkedeki müslüman sayısı %99 değildir.Sözde müslüman sayısı %99 dur diyebiliriz.

Bu zamanda üç grup insan görebiliyorum:
1-Müslüman
2-Mümin
3-Takva *sahibi(muttaki)
4-Kafir
5-Sözde müslüman.bunların ekserisi, büyük günahları işlerler.Fasıktırlar.

CUMHURUN *haberi yokmu?
Mezhep imamlarından ve Ulemanın cumhurundan Allah razı olsun.Onlar kendi fetvalarını vermişlerdir.Birbirlerinden çok farklı fetvaları vardır.Bu bilgileden elbette haberleri vardır.Kitaplarında müslüman-mümin-kafir tarifleri mevcuttur.Reddettikleri tarifleride açıklamışlardır.
Ancak bu benim yorumumdur.Ben kendi yorumumu din olarak dayatmıyorum.Zaten öyle olduğuna dair yazımda bir beyanda yoktur.Bunlar benim yorumlarım ancak, delilsiz mesnedsiz değildir.Kuran hadis kaynaklıdır.


Sen askerliğini yaparken burada başkaları bu görevi yapmamış mıdır ??? yapmışsa sana denk gelen o uygulamalara neden rastlamamıştır????
Yaptı elbette.Zaten asker olan herkes ordunun dine tavrını bilir.Yaşadıklarımı anlatmama rağmen sanki yalan söylüyormuşum gibi, neden başkaları duymadı gibisinden sormak çok acayiptir.


Madem çok istiyorsun ve Allahtan korkuyorken neden devletten daha çok korkuyorsun????
Ya kardeşim, ben genel konuşuyorum.Sen kalkmışsın beni hedef alıyorsun.Allah Allah.Ne yani devlete karşı terörist mi olmalı?Haklarını uygun şekillerde aramalısın.Zaten islamın devlete karşı terörist eylemleri desteklemediğini önceden belirtmiştim.

Menemendekiler gibi al bıçağı eline çık dışarı dinine ve inancına saldıranları katlet seni alıkoyan nedir?"
Cevapladığım, soruları neden soruyorsun.Önceki yazımda Saidi nursiyi örnek vererek, bu soruya yanıt vermiştim.

Kim Saptayacak?
Bakara suresinden ayet yazmışsın.bilki o ayet yahudiler hakkındadır.Cennetin kendilerine ait olduğunu diyen yahudiler.Benimle alakası yoktur.
Gelelim sorunun cevabına:

Önce dediğimiz gibi, toplumun gelişim sürecinden geçmesi gereklidir.Önceki yazımda cevap vermiştim.ama anlamak istediğin gibi anlıyorsun.Toplum hazır olunca bu geçiş gerçekleşir.Toplum bu gelişim sürecinde bu kişileri ve kurumları tayin eder.Kendi içinden çıkartır.

Sana kısa ve öz olarak: Rad 11.ayeti diyorum: Bir toplum kendi öz nefislerinde olanı değiştirmedikçe, Allah onları değiştirmez. der.Önce toplumsal değişim.Sonrası gelir kendiliğinden.Sen çok acelecisin.

pante
07-04-2006, 12:21
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=2684

AMD
07-04-2006, 15:31
elbette öğrenecek çok şey vardır.Ancak aslolan, ahiret mutluluğuna erişecek bilgiye ve salih amele dönüşecek bilgiye sahip olmaktır.Kaldı ki herşeyi öğrenmeye hayat yetmez.

İslam adına tarihte vahşet uygulanmamıştır diyemeyiz.Elbette olmuştur.İnsan nefsinin, faktörünün olduğu her yerde, ilahi prensibler, insanları sömürmek için kullanılabilir.Zulüm aracına dönüşebilir.
Ancak önemle belirtmek isterim ki, çok zengin bir islam medeniyetininde oluştuğunu, ilim-kültür-sanatta Avrupa'nın dahi o dönemlerde erişemeyeceği, kadar ileri gittiği gözardı edilemez.Yine İslam'ın etkisi ile, Türklerin müthiş bir türk-İslam medeniyeti kurduğu ve temizliği insan olmayı öğrendiği, tıpkı Rasulullah döneminde olduğu gibi, kendisinden kat kat üstün ordulara karşı tekbirlerle karşı durduğu ayrı bir gerçektir.Hatta türklük ve islam özdeşleşmiştir artık Osmanlıda.Bardağa sadece boş tarafından bakanlaradır bu sözlerimiz.Tarihin sadece karanlık sayfalarını önümüze koyup, İslamı despot bir anlayış olarak önümüze koymak elbette iyi niyetli bir tavır değildir.

Osmanlı halifeliği aldı.Zaten halifelik, siyasi anlamda büyük bir güçtü.Osmanlı bu gücü kullanmak istedi.Kullandıda...

Rasulullah'ın hadislerine bakıldığında, zamanla Kuran'ın okunduğu halde , onunla amel edilmeyeceği belirtilmiştir.Hadid 16'da, ''İman edenler için hala vakti gelmedimi ki, kalpleri Allah'ın zikri ile ürpersinde...'' diye devam eden ayet, müslümanım diyenlere bir tokattır.tabi farkında olana.Ben acizane, inandığım şekilde yaşamaya çalışıyorum.Bir kere olsun tefekkür edebildin mi dediğin şeyleri, yıllarca düşündük.Hala hergün düşünüyorum.
Ben bu soruna şöyle cevap veriyorum:
Bunun sebebi kalp katılığıdır.Hadid 16 da belirtilen şey, bu ümmetin başına gelmiştir.Kuranın mucize bir beyanıdır.Yüzyıllar sonrasına adeta hitap ediyor ayet.Sanki şimdi nazil olmuşta, ''ey müslümanlar kendinize gelin der gibi.''
Kalbi katılaşmış toplum, Kurandan uzaklaşmış, iman kalbine inmemiş(Hucurat 14'te belirtildiği gibi) iman dilinde kalmıştır.Dilde kalmış bir imanında, toplumsal hayatta aktif olması beklenemez.Bu zamanda imanın aktif olabilmesi için tebliğ şarttır.Ancak bu tebliğ canlı diri bir tebliğ olmalıdır.Yozlaşmış bir tebliğ olmamalıdır.
Elbette İran'a gitsem, İrana benim islamım garip gelir.Arkadaşım, müslüman kardeşim, sayısız mezhep var.İslam tarihinde sayısız yorum var.Birbirine ters düşen, birinin evet dediğine ötekinin hayır dediği sabittir.
Mesela İmamı Azam, büyük günah tartışmalarında Mürcie diye anılmıştır.Mesela hariciler, recmi kabul etmezler.Kendimden örnek vereyim.
Haricilerin delillerini kabul ederim:Recm islamda yoktur derim.
Büyük günah işleyeni biraz daha mutezileye yakın bir çizgide iman dairesinden çıkmış görürüm.
...böyle gider bu liste.
Ancak temel prensibler aynıdır.Kuran'ın muhkemi bellidir.
Mesela Şatıbi bir sınıflandırma yapar.Tahsiniyyat, hacciyat, zaruriyyat.Bu kavramları incelersin.Denir ki aslolan toplumun maslahatıdır.Yani aslolan toplumsal çıkarlardır.İslam alimleri, Kuran'ın muhkematına dayanarak, sünnete bakarak ve gerektiğinde içtihat ederek, toplumsal çıkarlar doğrultusunda kuralları koyarlar.Bu alimler kimdir dersen, daha önce dediğim gibi, bu kişileri toplum kendi bağrından çıkartır.Zaman gösterir bunu.

AMD
07-04-2006, 17:36
sanki herşeyi sen biliyormuşsunda, beni sorularla doğruya götürmeye çalışıyorsun...Benle değil, ateistlerle uğraş:)

07-04-2006, 23:56
sanki herşeyi sen biliyormuşsunda, beni sorularla doğruya götürmeye çalışıyorsun...Benle değil, ateistlerle uğraş:)

Amd.Şu cümlelerinde senin çaresizliğini görüyorum.Bilgi sahibi olunmadan
fikir sahibi olunmaz.Bu bizim toplumsal yapımız.Toplumumuz maşallah her
konuda bilgili.Ağzını açtı mı susmayı bilmez.Kulaktan duyma bilgilerle
alim kesilirler.Okuma adına en ufak bir şey bulamazsın.Ben bunları senin
için yazmıyorum.Yanlış anlama.Genel konuşuyorum.Hepimiz bilgi deryasında
birer damlayız.Öğrenecek daha çok şeyler var.Cemale yazdıklarını okudum.
Şimdi de bu yazını görünce sanki senin sonun da Hanzalaya benzeyecek gibi.
Bakalım sen ne kadar dayana bileceksin.Merak ediyorum.Biraz alçak gönüllü
olmakta yarar var.Ne demek ateistlerle uğraş.Bak hep tartışıyoruz.Ama mede-
nice tartışalım.Hakaret aşağılama olmasın.Tartışmalar seviyeli olsun.Ateistler
de sonuç olarak insan.Farklı düşünceler çarpışacak ki doğrular ortaya çıksın.
Her şeyin temelinde sevgi ve saygı olmalı bence.Farklı düşünsek bile...

19-05-2006, 03:00
Yıllardır ülkemizde bir türban tartışmasıdır sürüp gidiyor.Bu tartışmada
gözümüzden kaçan husus türbanın siyasal islam tarafından sembol olarak
kullanılmasıdır.Evet *bunlar *emellerini gerçekleştirmek için türbanı bir sembol haline getirdiler.
Siyasal islamın sembolu olan türbanı demokrasi yaftası altında insanlara
kabullendirmeye çalışıyorlar.Ne yazık ki kimi insanlarımız da demokrasinin
gereği olarak bunları haklı görmektedirler.Ben olayın bu boyutunu irdelemek
istiyorum.Demokrasiyle yönetilen ülkelerde inanç özgürlüğü vardır.Her kesin
düşünce ve inanç özgürlüğü vardır.Laik bir ülke olmanın gereği de budur.
Şimdi diyecekler ki mademki inanç özgürlüğü var türban niye yasaklanıyor.
Ama unuttuğumuz bir gerçek var.Bu özgürlüğün bir de sınırı vardır.Sen bu
özgürlüğünü kalkıpta beni yok etme aracı olarak kullanırsan o zaman birileri
sana dur diyecektir.Ülkemizin gerçeği de budur.Siz şimdiye kadar sokakta
türban takan birine müdahele edildiğini gördünüz mü?.....
-----------------------------------------------------------------------------

Bir kaç ay önce türbanla ilgili bu yazıyı yazmıştım.Geldiğimiz nokta ortada.
Danıştaya bir avukat insan bozuntusunun saldırısı nedeniyle güncelledim.
Saldırı laik demokratik cumhuriyeti hedef alan bir saldırıdır.Yazımda demişim
ki:''Ama unuttuğumuz bir gerçek var.Bu özgürlüğün bir de sınırı vardır.Sen bu
özgürlüğünü kalkıpta beni yok etme aracı olarak kullanırsan o zaman birileri
sana dur diyecektir.Ülkemizin gerçeği de budur.Siz şimdiye kadar sokakta
türban takan birine müdahele edildiğini gördünüz mü?''.Evet arkadaşlar
bu özgürlüklerini şimdi bunlar beni yok etme aracı olarak kullanmış olmuyor-
lar mı?Türbanı yasakladılar diye bu psikopat allahın askeri kalkıp Danıştayı
kan gölüne çeviriyor.Bunların felsefelerinde dinlerinden kaynaklanan şiddet
vardır.Çünkü düşüncenin bittiği yerde şiddet vardır.Güçsüz oldukları için
mazlum rolu oynuyorlar.Bunlar takkiyecidirler.Bukalemun gibi her renk ve
kılığa girerler.Ta ki amaçlarına ulaşana kadar.Tebliğ adına bunu da mübah
gören bir zihniyete sahiptirler.Peygamberleri de aynı zihniyeti taşımıştır.
Güçsüz olduğu dönemde dinde zorlama yoktur demiştir.Güçlendikten sonra kafir
leri gördüğünüz yerde öldürün demiştir.Bir nevi şark kurnazlığı.İslamiyet
sevgi ve hoş görüdür yalanlarına inanmayın.İslamiyet sevgisizlik dinidir.
Onları eleştiren oldu mu derhal ölüm fetvaları verilir.Bu dinin tarihine
bakın kan ve göz yaşından başka bir şey göremezsiniz.İlkel ve çağ dışı bir
dindir islamiyet.Kendisi gibi düşünmeyen insanlara kesinlikle yaşam hakkı
tanımazlar.Danıştay olayı da bu zihniyetin açıkça ortaya çıktığı bir olaydır.
Turan Dursun olayı,Taner Kışlalı,sivas olayları,karikatür olaylarında bu
zihniyet açıkça kendisini göstermedi mi?Bunlar sadece bir kaç örnek.Vahşet-
lerini sıralamaya kalkarsam sayfalar sığmaz.Ondan sonra da gözümüzün içine
baka baka islam sevgi ve hoş görüdür yalanını söylüyorlar.Bunlar bu yalanı
söylerken yüzleri de kızarmıyor.Demokrasi ve özgürlükten bahs eden arkadaşlar
artık düşüncelerini gözden geçirmelidirler.Demokrasi ve özgürlük havarisi
kesilen bu şeriatçılar gitsinler arap ülkelerine baksınlar.Demokrasi ve
özgürlük sadece kendileri içindir.Kendileri gibi düşünmeyen insanlara
kesinlikle özgürlük söz konusu değildir.Sonuç olarak diyorum ki lütfen bu
yazımı dikkatli bir şekilde okumanızda yarar görüyorum.Türban siyasi islamın
bir sembolüdür.Bunların asıl amacı laik demokratik cumhuriyetimizi yıkmaktır.
Şeriat düzenini getirmektir.Bunu hiç bir zaman unutmayalım....

18-07-2006, 01:26
(Turok)
inancini yillar once yitiren bir kisi olarak inanan kisilerinde bu ulkede kendi inanclarini yasama ozgurlukleri oldugu inancindayim.

Sevgili Turok,
İstersen bu başlığı bir incele. Ondan sonra devam edelim.Daha önce bu konuyu burda tartıştık. Evet ben de sana katılıyorum. İnsanlar inançlarını özgürce yaşamalılar. Ama bu inanç siyasal islamın sembolü haline gelmişse orada biraz düşünmek gerekiyor. Bu ülkede her kes özgürce ibadetini yerine getiriyor. Bunu engelleyen yok. Kamu kurumlarında durum değişiyor. Birtakım kurallar vardır. Kusura bakmasınlar o kurallara da uymak zorundalar. Sokakta türbanlıya kimse müdahele etmiyor. Bunu da göz önüne almak gerekiyor. İkincisi bunların takiyyeciliğini siz de biliyorsunuz. Şeriatle yönetilen ülkelere lütfen bakın. Demokrasi adına bir şey görüyor musunuz?

hazretikömürcü
15-08-2006, 10:14
Sayın ezkamo'yu eleştirenler;
eskamo'nun anlattıkları o kadar açık ki; bunu görmemek için kör, anlamamak için aptal olmak gerekir.
Elbette giyim kuşam örgürlüğü vardır. Ancak herhangi bir giyim, herhangi bir siyasi sembol olmamalıdır.
hazretikömürcü'nün "BAŞÖRTÜSÜ" yazısını da okuyabilirsiniz.
Saygılar

hazretimuhabbet
15-08-2006, 10:50
karşıyım!sadece kamusal alanda değil her alanda karşıyım!

Çünkü türban siyasi bir simge olarak Şule Hanım tarafından piyasaya sürülmüştür. burada önemli olan, türban ile baş örtüsünün karıştırılmamasıdır.
Baş örtüsü dinen zorunlu bir olgu değil, tamamen aksesuar amaçlı bir giyim eşyasıdır. Çünkü kuranda bahsedilen, değerli eşyanın kaybolmaması adına takıların örtülmesidir, saçın örtülmesi değil.

Türban ise siyasi sembolün ta kendisidir. Eğer siyasi sembol değil ise (dinen de konuyla bir ilgisi bulunmadığına göre) neden ısrarla bazı çevreler tarafından kullanılmak istenmektedir?

Niçin kimse "kamusal alanda yelek giymek istiyoruz" ya da "kamusal alanda renkli çorap giymek istiyoruz!" gibi yaygara koparmamaktadır? Türban da bir giyim eşyasıdır, diğerleri de..

Peki neden ısrar türbanda? Çünkü türban SİYASİ BİR SEMBOLdür.

bu konuda türbanın seçilmesi, insanların çok hassas oldukları din konusunu doğrudan istismar etmesi ve yandaşlarına oy rantını, insanların inançlarını yanlış yorumlatmak ve arkasından da sömürmek gibi iğrenç bir yolla kazandırmasından kaynaklanmaktadır.

saygılarımla...